Giriş
(2)

Doktor işlem ücreti ingilizcesi nedir?

kadının yaptığı işlemlerin fiyat listesini çıkarttım.en şık ve profesyonelce ne isim verebilirim ve ücret kısmına ne yazzabilirim?en basit haliyle price list ve price... ama olmadı sanki. fee ve fee list mi olsa?Bir de işlemme operation dedim doğru mu sizce?
kadının yaptığı işlemlerin fiyat listesini çıkarttım.
en şık ve profesyonelce ne isim verebilirim ve ücret kısmına ne yazzabilirim?

en basit haliyle price list ve price... ama olmadı sanki. fee ve fee list mi olsa?

Bir de işlemme operation dedim doğru mu sizce?
gadlemler
(3 saat)
tıp ortamında operation ameliyat olarak algılanır. treatment olabilir belki onun yerine


appointment cost veya visiting cost muayene ücreti için kullanılıyor. costs of care de diyebilirsiniz genel olarak.


(1)

ing-ing sözlük uygulaması önerisi

rica ediyorum. cambridge'in sitesi güzel ama uygulaması paralıymış maalesef.
rica ediyorum. cambridge'in sitesi güzel ama uygulaması paralıymış maalesef.
ahm1
(20 saat)
Wordreference


prole
(19 saat)
(2)

Şu Almanca ifadeyi nasıl çevirebilirim?

Arkadaşlar merhaba,Çevirdiğim bir belgede kirletici emisyon kaynaklarının belirtildiği bir yüzde grafiği var ve burada "private Haushalte und Kleinverbraucher" diye bir ifade var. Yani bu ifade de kirletici emisyon kaynağının yüzde bilmem kaçlık dilimini oluşturuyor. Bu kaynağı oluşturan diğer yüzde
Arkadaşlar merhaba,

Çevirdiğim bir belgede kirletici emisyon kaynaklarının belirtildiği bir yüzde grafiği var ve burada "private Haushalte und Kleinverbraucher" diye bir ifade var. Yani bu ifade de kirletici emisyon kaynağının yüzde bilmem kaçlık dilimini oluşturuyor. Bu kaynağı oluşturan diğer yüzdelik dilimler de işte trafik, endüstriyel faaliyetler falan.

"Haushalte" kelimesini hanehalkı olarak çeviriyorum ama "Kleinverbraucher" kelimesini nasıl çevirsem bilemedim. Ne demek istediğini anladım, az tüketim yapan, alt sınıf tüketiciden bahsediyor ama buna tam karşılık gelen iktisat terimi gibi bir tüketici grubu var mı acaba? Ne kadar aradıysam bulamadım karşılık. Çünkü benim aklıma gelen "küçük çaplı tüketici" çeviri kokuyor gibi sanki. Bu "private Haushalte und Kleinverbraucher" ifadesi özellikle elektrik dağıtım piyasasında çok geçiyor. Çok teşekkür ederim.
www.betriebswirtschaft-lernen.net
Buradan ben "private haushalte"nin genel olarak özel işletmeleri kastettigini düşünüyorum spesifik olarak da küçük ve orta boy işletmeleri. "Kleinverbraucher" ise de.thefreedictionary.com linkinden çıkardığım kadariyla gaz elektrik gibi işlerde uygulanan sanayi-ev fiyat farklilastirmasindan dolayı kısaca aile ya da şahıs gibi küçük tüketici ya da hane tüketimi olarak adlandirilabilir. Tek kelime yazmak zorunda isen yildiz koyup açıklama falan yaparsın altına.


candanag
(15 saat)
Öncelikle çok teşekkür ederim. Ama zaten özel işletmelere "Betriebe" diye değinilmiş.
Burada da "Privathaushalte" 'yi daha detaylı anlatmış. Ev halkından bahsediyor.
de.wikipedia.org

Belki bireysel tüketici olarak da çevrilebilir. Tekrar çok teşekkür ederim.


(1)

türkçe konuşulmayan almanca kursu

İzmir'de türkçe konuşulmadan TPR ve Comprehensible Input ile eğitim veren almanca kursu var mıdır ?
İzmir'de türkçe konuşulmadan TPR ve Comprehensible Input ile eğitim veren almanca kursu var mıdır ?
aligan
(08.12.19)
İstanbulda Goethe institute gidiyorum,en baştan beri Türkçe konuşulmuyor derslerde.İzmirdeki de aynıdır muhtemelen


arenas
(23 saat)
(6)

platonik aşkın ingilizcesi

birkaç sözlükte platonic diye çevirmişler ama bu ingilizce'de bizdeki anlamını vermiyor, platoniğin tam karşılığı nedir?
birkaç sözlükte platonic diye çevirmişler ama bu ingilizce'de bizdeki anlamını vermiyor, platoniğin tam karşılığı nedir?
antheros
(07.12.19)
Crush olmalı bu durumun İngilizcesi, böyle kalmış aklımda. Doğru değilse, kafa karıştırmamak maksadıyla sileceğim cevabı gerçi.


crush


aydonno
(07.12.19)
unrequited love denebilir.


Konudan bağımsız ama bu tarz kelimeler dile geçerken nasıl yanlış anlaşılıp tamamen farklı bir anlama bürünebiliyor şaşırıyorum. İngilizce'de platonic kelimesi, içerisinde cinsellik ögeleri olmayan derin sevgi anlamına gelirken, bizde karşılıksız aşk gibi bir anlamı var. Gerçekten çok garip.


@ synthetic : Almancada da “platonische liebe” deniyor anlamı da idealleştirilmiş, içinde cinsellik olmayan sevgi demek.
Düşünecek olursan karşılıksız aşkta da seks yok. Yani türkçedeki anlamı da çok farklı değil. Ben de bu farkı fark ettiğimde aynen senin dediğini düşünmüştüm ancak vardığım sonuç bizim seks kısmını fazla konuşmadığımız olmuştu. Yani cinsellik tabu değil mi bu toplumda biraz?


maq
(08.12.19)
Ben de merak ettim sorunuzu görünce ve Kanada'lı arkadaşıma sordum. Dediğiniz gibi onlar platonic love'ı farklı kullanıyor. Tamamen ruhsal olan fiziksel ve seksüel arzu olmayan ilişki için kullanılıyor. Bizdeki platonik aşkin tam karşılığı yokmuş ingilizcede öyle söyledi. En yakın olarak unrequited love (turkcesi karşılıksız aşk) varmış. Karşılıksiz aşk bizde karşı taraf bilip de aynı duyguları paylasmiyorsa denir dedim. Onlarda o şekilde değilmiş haberi olmayınca da karşı tarafın (bizdeki platonik gibi yani) unrequited love denilebiliyormus.

Crush diyen arkadaşlar olmuş crush aşk değil bildiğim kadarıyla daha çok hoslanti/fiziksel olarak çekici bulmak anlamında.


nick dedigin
(2 saat)
(1)

Lay - Lie

Karıştırmayan var mı bunları ya? LAY diğer halleri (LAID, LAID) 1. koymak 2. yumurtamak 3. cinsel ilişkiLIE diğer halleri (LAY, LAIN) 1. yatmak, uzanmak 2. durmak, bulunmakLIE LIED LIED yalan söylemekHadi yalan söylemek kolay onda sıkıntı yok. Her seferinde oturttum bu sefer diyorum, 2 gün sonra kaf
Karıştırmayan var mı bunları ya?
LAY diğer halleri (LAID, LAID) 1. koymak 2. yumurtamak 3. cinsel ilişki
LIE diğer halleri (LAY, LAIN) 1. yatmak, uzanmak 2. durmak, bulunmak
LIE LIED LIED yalan söylemek

Hadi yalan söylemek kolay onda sıkıntı yok. Her seferinde oturttum bu sefer diyorum, 2 gün sonra kafam çorba olmuş her şey birbirine karışmış oluyor. Lie'nın pastının lay olması bozuyor galiba her şeyi. Var mı kolay yolu?
speedy
(06.12.19)
bir mantigi yok valla, baka baka kullana kullana ogreneceksin. amerikalilar da karistiyor zaman zaman.


hot potato
(06.12.19)
(1)

almanca

hallo,almanca yazma denemeleri yapmaktayim. yazdigim kisa metinleri kontrol ettirebilecegim ucretsiz stackoverflow ya da stackexchange sayfasi vb. bilenler varsa yesillendirebilirse sevinirim.
hallo,

almanca yazma denemeleri yapmaktayim. yazdigim kisa metinleri kontrol ettirebilecegim ucretsiz stackoverflow ya da stackexchange sayfasi vb. bilenler varsa yesillendirebilirse sevinirim.
phanax
(05.12.19)
redditte www.reddit.com
buraya atarsan değerlendiriyolar, discord serverları da var.


nahtoderfahrung
(06.12.19)
(5)

çeviri sorusu

Business Partner represents, warrants and covers that ..... (yapacağı şeyler)çok fazla seçenek olunca karar veremiyorum hangisi daha güzel olur diye. nasıl denmeli sizce?
Business Partner represents, warrants and covers that ..... (yapacağı şeyler)

çok fazla seçenek olunca karar veremiyorum hangisi daha güzel olur diye. nasıl denmeli sizce?
aydonno
(03.12.19)
undertake diyebilirsin. sözleşmelerde sık geçer.


sir gawain
(03.12.19)
yok anlatamadım. bu üç kelime birden geçiyor ing metinde, türkçeye nasıl çevireyim diyorum. ifade ve taahhüt eder diyesim geliyor ama illa üç ayrı şey demek mi lazım acaba bilemedim. warrant cover farkı yok gibi geliyor çünkü bana.


aydonno
(03.12.19)
"beyan ve taahhüt eder" yeterli o zaman. illa 3 fiil belirtmene gerek yok.


sir gawain
(03.12.19)
bu bir hukuk kalibi/terimi. "beyan ve taahhüt eder" dogru mu yanlis mi bilmiyorum ama cok fazla secenek olamaz, tek bir dogru karsiligi vardir bunun.


hot potato
(03.12.19)
beyan, garanti ve taahhüt eder olarak çevirdim.


aydonno
(22 saat)
(2)

ingilizce dil kursu tavsiyesi

selamlar. ingilizcem fena değil ama geliştirmek istiyorum.istanbul şişli-beşiktaş civarlarında daha önce bir kursa giden ve memnun kalan var mıdır?
selamlar. ingilizcem fena değil ama geliştirmek istiyorum.
istanbul şişli-beşiktaş civarlarında daha önce bir kursa giden ve memnun kalan var mıdır?
patronaj
(03.12.19)
Dil kursu mu kaldi, yil olmus neredeyse 2020. App ler bir suru. Duolingo var mesela. Agac yapa yapa dil ogreniyorsunuz mis gibi. Hem para vermeyin cok hem rahat rahat agacla ogrenin.

Universiteler online egitime geciyor kurs mu kaldi su devirde. App ler ile ogrenin yani.

Ben 7 dil ogrendim applerden. Bir de gelip suraya git filan diyenler cikar, appten dil ogrenilmez adamlari var l, onlar hep kibirli kibirli konusuyorlar. Moralimizi bozup dil ogrenmemizi istemiyolar. Appten bal gibi ogrenilir. Ben 7 dil ogrendim diyorum.


duygusuzromantik
(03.12.19)
Valla kendi kendine appten öğrenme işini beceremedim ben. Disipline edemiyor insan kendini öyle. Kursta en azından belli bir zamanını ayırıyorsun, app olayına girince günlük bir işin giriyor araya, başka bir şey oluyor. Salıyorsun kendini. Kursta "parasını verdik, boşa gitmesin" kafasıyla kendini belli gün veya saatte orada olmaya zorlayabiliyorsun da app olunca "sonra yaparım ya" deyip bırakıyorsun. Hem appler genelde okuma parçası, konuşma gibi durumlarda zayıf kalıyor.

Ha, tabi başka birisinin app tecrübesi daha iyi olabilir, kimine bu kolay ve rahat gelir, kimine başkası. Herkesin bir popisi vardır, herkesin hayatına kimse ka....eee konuya dönelim. Aslında zaten İngilizcen fena değilse o kadar kurs kovalamasan da olur. Filmdi, diziydi, İngilizce romandı falan. Sahaflarda, internette ikinci el İngilizce kitaplar bulunabiliyor baya. İngilizce e-kitap da indirebilirsin. Konuşma pratiği için-o kadar app gömdükten sonra tavsiyesini vermek biraz abes olsa da-HelloTalk diye konuşma partneri bulabildiğin bir app var. Lokasyon araması da yapıyor. Oradan birilerini bulup konuşabilirsin de. Kolay gelsin.


d max
(04.12.19)
(2)

İngilizce özel ders verirken neler yapabilirim

Özel okulda okuyan 7. sınıf öğrencisine ders veriyorum. Son yazılısında sınıfta en düşük notu almış. Workbook’tan etkinlik çözme, karşılıklı konuşma, İngilizce bir kitabı birlikte okuyup çevirme gibi şeyler yaptırıyorum. Konuşurken tutuk değil ama grammar konusunda biraz sıkıntısı var, mesela kelime
Özel okulda okuyan 7. sınıf öğrencisine ders veriyorum. Son yazılısında sınıfta en düşük notu almış. Workbook’tan etkinlik çözme, karşılıklı konuşma, İngilizce bir kitabı birlikte okuyup çevirme gibi şeyler yaptırıyorum. Konuşurken tutuk değil ama grammar konusunda biraz sıkıntısı var, mesela kelime bilgisi çok zayıf değil bully ve meatball gibi şeyleri bilebiliyor ama “I’m go” gibi basit grammar hataları yapabiliyor. Sizce ne tür şeyler yaparsam faydalı olur? Ders dışında ona mektup yazma, kelime ezberleme ve ses kaydı atma gibi şeyler yaptıracağım, önerilerinize açığım. Teşekkürler.
sys coyg
(02.12.19)
amaç not yükseltmekse, müfredata göre çalışın.


ayaklibalik
(02.12.19)
7.sınıf ingilizce sınav soruları diye aratın, ordan çıkan soruların bir kısmını öğrenciyle birlikte çalışın, iyi gelecektir.


(2)

daha ileri seviye ingilizce (biliyorum çok soruldu)

merhaba sevgili tolkien'ler,ingilizcemi biraz daha ilerletmek istiyorum, ama istanbul'da buna değer bir kurs var mı bilmiyorum. bazı sınavlara girdim ve aşağıdaki puanları almıştım.yds: 87,5berlitz (online test): B1.3amerikan kültür (online test): C2özellikle yabancı hocaların olması tercih sebebidi
merhaba sevgili tolkien'ler,

ingilizcemi biraz daha ilerletmek istiyorum, ama istanbul'da buna değer bir kurs var mı bilmiyorum. bazı sınavlara girdim ve aşağıdaki puanları almıştım.

yds: 87,5
berlitz (online test): B1.3
amerikan kültür (online test): C2

özellikle yabancı hocaların olması tercih sebebidir. nereye başvursam?
zawisza
(02.12.19)
kursa gitme, tandem partner bul


windows95
(02.12.19)
kurslara verilen paraların boşa gittiğini düşünüyorum. en verimlisi çok az türkçe bilen bir yabancıdan bire bir ders almaktır. ozelders.com sitesi hoca dolu.


bir garip melek
(02.12.19)
(3)

Hayalli tarifli kelime arayışı

Merhabalar,Hani böyle kolları kavusturup "hımf, oynamıyorum" tavrı vardır ya, ona ne denir ingilizce,nasi denir?Bı de kolları kavuşturma nasi denir ki ya?Teşekkürler
Merhabalar,
Hani böyle kolları kavusturup "hımf, oynamıyorum" tavrı vardır ya, ona ne denir ingilizce,nasi denir?

Bı de kolları kavuşturma nasi denir ki ya?

Teşekkürler
neynep
(02.12.19)
Stubborn denilebilir.

Google gorsellerde aratinca da destekliyor gibi.


crown
(02.12.19)
Arm crossing, crossing the arms anahtar kelimeler ikinci sorunuz için.


inawen
(02.12.19)
Defensive (=savunma) diyesim var.


SiyamkedisiZorro
(02.12.19)

Sur Dibi ve Atık Tabakası (ARKEOLOJI)

Van Ayanis Kalesi ile ilgili bir çeviri yapıyorum.Sur dibi terimi geçiyor. Şimdi buna wall foundation mı demek lazım yoksa wall base falan mı? https://www.urartians.com/alticerik/84/ayanis-rusahinili-eidurukai.htmlBu sitede wall base şeklinde kullanımı var ama belki arkeoloji ile ilgilenen arkadaşla
Van Ayanis Kalesi ile ilgili bir çeviri yapıyorum.

Sur dibi terimi geçiyor. Şimdi buna wall foundation mı demek lazım yoksa wall base falan mı?

www.urartians.com

Bu sitede wall base şeklinde kullanımı var ama belki arkeoloji ile ilgilenen arkadaşlar vardır 100% emin olmak istiyorum.

Bir de atık tabakasına Debitage demek istiyorum. Waste Layer'dan ziyade uygun olacak mıdır?

Teşekkürler
ThomasJefferson
(01.12.19)
(11)

for whom the bell tolls

bu neden "for whom does the bell toll?" değil?
bu neden "for whom does the bell toll?" değil?
black mamba
(29.11.19)
Toll'un sonundaki "-s" zaten does görevi görüyor. Ayrıca "the bell tolls" orada deyim.


-s neden does görevi görüyor? ingilizcenin başlarındayım. daha sonra karşıma çıkacak bir şey mi?


black mamba
(29.11.19)
for whom the bell tolls
An expression from a sermon by John Donne. Donne says that because we are all part of mankind, any person's death is a loss to all of us: “Any man's death diminishes me, because I am involved in mankind; and therefore never send to know for whom the bell tolls; it tolls for thee.” The line also suggests that we all will die: the bell will toll for each one of us.

Bu deyiş, dilbilgisi aranmaz "long time no see" mesela


speedy
(29.11.19)
Cevabı almak için taa 1961'e geri dönmek lazım. O bir Ernest Hemingway romanının adı ve Hemingway 61de intihar etti.


kesköse
(29.11.19)
black mamba Özne 3. tekil ise "do" fiili "does" şeklini alır.

"does" ı kullanmadığımız durumlarda da fiil "s" takısı alır.

Örnek:

"it doesn't take an hour"

"he takes a shower"

gibi..


"For whom the bell tolls" bir soru cümlesi değil. Hemingway bu cümleyi John Donne'un "never send to know for whom the bells tolls; it tolls for thee." ile biten cümlesinden alıntılamış; yani, bir noun clause. Eğer bir soru cümlesi olsaydı dediğiniz gibi "For whom does the bell toll?" olmalıydı. Benzer bir örnek "How I met your mother" cümlesi.


nerobianco
(29.11.19)
Böyle gramer ogrenmeye calisarak cok zorlanirsin ingilizcede.


stavro
(29.11.19)
@avoid yok onu biliyorum tabii ki ben soru cümlesi olarak düşündüm. türkçe'ye çanlar kimin için çalıyor diye çevrilmiş çünkü.

@nero teşekkürler bunu öğrenmek aydınlattı.

@stavro böyle grammer öğrenmiyorum ki. sadece bu kafamı karıştırdı ve sordum.


black mamba
(29.11.19)
bu arada, çeviri doğru. tavuk çevirme olsa "çanların uğruna çaldığı kişi" olacaktı ki türkçede biraz kulak tırmalıyor


inekadam
(29.11.19)
"How I met your mother" ornegi mantikli. bir de edebi eserler, sarki sozleri falan dogal olarak (bilincli bir sekilde) kelime oyunu gramer oyunu yapi oyunu mecaz cart curt icerebilir sekil olsun diye.


hot potato
(29.11.19)
Mamba demek sen "two cans short of a six pack" kalıbını görseymişsin kafayı yermişsin :)


(1)

PTE sınavı hakkında

bu sınav ülkemizde hangi periyotlarla yapılıyor ? Ve İELTS:6 ya eşit olması için PTE'den kaç puan almam gerekiyor? sınav harcı 880 tl imiş. 15 Ocak son başvuru tarihi olan bir yüksek lisans başvurusu yapıcam da. hem ucuz hem daha kolay hem de sık yapılan bi sınav olduğunu duydum. Siz neler biliyorsu
bu sınav ülkemizde hangi periyotlarla yapılıyor ? Ve İELTS:6 ya eşit olması için PTE'den kaç puan almam gerekiyor? sınav harcı 880 tl imiş. 15 Ocak son başvuru tarihi olan bir yüksek lisans başvurusu yapıcam da. hem ucuz hem daha kolay hem de sık yapılan bi sınav olduğunu duydum. Siz neler biliyorsunuz ?
dakota
(28.11.19)
Hızlıca sonuç belgesi almam gerektiği için geçen sene ben de girmiştim. Yanılmıyorsam 3 gün sonra falan sonuç belgemi alabilmiştim. Sistemden bir konum belirliyosun ve oraya imzalı kaşeli olarak geliyor. Periyot ve puan denkliği sorularının cevabını internette kolayca bulursun. Ben Beşiktaşta girmiştim sınava sanırım 3 saat falandı ve hiç kalem kullanmıyorsun tamamen bilgisayardan hallediyorsun sınavı. Ama sınava 20-25 kişiyle birlikte bir odada giriyosun ve kulaklık takıyor olsan da speaking kısmında odada baya baya ses kaosu oluyor. Çok ilginç soruları vardı hatta bir kısmına anlam verememiştim. Sonuç olarak İngilizcem çok da iyi olmamasına rağmen yeterli puanı almıştım.


Nature Works
(29.11.19)
(4)

Trust and Confidence ifadesi

Güven ve ... ne diye çevrilmeliTeşekkür ederim. İnanç diye düşündüm ama önerileriniz değerli
Güven ve ... ne diye çevrilmeli
Teşekkür ederim. İnanç diye düşündüm ama önerileriniz değerli
theconqueror
(27.11.19)
contexti bilmeden ne dense boş


freedonia
(27.11.19)
inanç veya itimat kullanılabilir.

What is the difference between trust and confidence?

Confidence refers to the assurance that we have on someone. Trust refers to the firm belief that one has on another individual. Confidence is built on experiences, but trust is not. A person can have a rationale basis for trusting another.


Güven ve iman.


lisw
(27.11.19)
itimat +1


nick dedigin
(27.11.19)
(6)

İngilizce-kibarca reddetme

Merhaba,Bir tedarikçiye artık ürünleri ile ilgilenmediğimizi ve beraber çalışmayacağımızı söylemem gerekiyor. Kibarca reddedeceğim. İngilizce nasıl bir mail atmak uygun olur?
Merhaba,

Bir tedarikçiye artık ürünleri ile ilgilenmediğimizi ve beraber çalışmayacağımızı söylemem gerekiyor. Kibarca reddedeceğim.
İngilizce nasıl bir mail atmak uygun olur?
Dear X,

I would like to inform you that our company is not planning to buy your products after this period. Please consider our feedback to you for your future sales.

If there will be any changes i will get in touch with you.

Best Regards.


Dear x,
I hope my email finds you well,

We regret to inform you that we as y company, decided to move forward in a different direction and to finalize our partnership with your company.

We appreciate your collaboration up until now, and wish you all the best

Best regards


Dear mr. xxxx

I am sorry to say that we are no longer interested in your products. It is not about your product quality but about our administrative decisions regarding our suppliers. I am grateful for the time we have worked together, we hope you the best for the rest of your business life.

Best,
xxxxx


mg3929
(25.11.19)
Dear Mr. X,

This e-mail is being written to confirm that as of tomorrow xy/zt/klmn, we will no longer need to use Company Name. We have been pleased with our prior relationship and it is our wish that we part on good terms, We have decided to use another X service due to X Y Z.

Please use this notification e-mail as our notice not to renew our partnership. Please feel free to contact me with any additional issues you may have regarding this topic.


Best Wishes,


X Y


speedy
(25.11.19)
Dear X,

We dont give a shit about your stupid, shitty, useless, shit color product anymore. I would rather die to see any other bad packaged waste from your company. You are in really another level to design a product from a shit. Shit needs to remain as shit and your products needs to die. You should give painkillers and antidepressants as bundle with your products so at least i dont need waste time for doctors pharmacies etc to erase the pain and memories that your product gave me. Also a hand gun will be good so i can shoot myself. After using your product shooting myself becomes logical.

Anyway i think you got the point. If you did not read these words 'f.ck you f.ck your product and f.ck off from my place'

Best Regards.


@dedim dedim de kime dedim

Hahaha çok iyi ya :)


mr.green
(25.11.19)
(3)

sonu man'li biten ingilizce sözcük telaffuzları

Ben hep klasik mən diye okuyordum hepsini barman ˈbɑː.mən/, policeman pəˈliːs.mən/ falan. anchorman ˈæŋ.kə.mæn, superman /ˈsuː.pə.mæn miş meğer, (kaynağım Cambridge dictionary british telaffuzları bu arada) Bu adamlar kafasına göre bazen mən bazen mæn mi okuyor yoksa kelimeye göre değişiyor mu?
Ben hep klasik mən diye okuyordum hepsini barman ˈbɑː.mən/, policeman pəˈliːs.mən/ falan. anchorman ˈæŋ.kə.mæn, superman /ˈsuː.pə.mæn miş meğer, (kaynağım Cambridge dictionary british telaffuzları bu arada) Bu adamlar kafasına göre bazen mən bazen mæn mi okuyor yoksa kelimeye göre değişiyor mu?
freedonia
(25.11.19)
biri biritiş, biri amarigan.


kibritsuyu
(25.11.19)
cambridge dict. telaffuzu britiş. britonların nasıl konuştuğunu çözebilen yok sanırım. pronounce diye bişey yok kafalarına göre gibi gibi. senin bildiğin doğru olanı asllında. britonlara bakma.


Tears of Devil
(25.11.19)
@kibritsuyu barman, policeman ın hem amerikan hem british mən ile bitiriyor,
anchorman, Superman aynı şekilde iki aksanda mæn okuyor.
Gördüğüm kadarıyla Bu kelimelerde British amerikan ayrımı sadece -r'yi okumada var, -man okuşu tutarlı. Kaynak: Cambridge Dictionary


freedonia
(25.11.19)
(2)

Podcast’i okuyarak dinlemek mi okumadan dinlemek mi?

Listeningi ilerletmek adına boş vakitlerde İngilizce eğitim amaçlı spotify gibi yerlerde yayınlanan podcast’ları transcriptlerini bularak dinlerken okumak mı yoksa okumadan dinleyerek anlamaya çalışmak mi uzun vadede daha doğru olur dil öğrenimi açısından?
Listeningi ilerletmek adına boş vakitlerde İngilizce eğitim amaçlı spotify gibi yerlerde yayınlanan podcast’ları transcriptlerini bularak dinlerken okumak mı yoksa okumadan dinleyerek anlamaya çalışmak mi uzun vadede daha doğru olur dil öğrenimi açısından?
siyah giyen adam
(24.11.19)
ben olsam ikisini de biraz biraz yapardim. seviyene gore okuyarak ilerlemen daha faydali olabilir. ben harry potterin bilmemkacinci kitabinda oyle yapmistim zamaninda.


hot potato
(24.11.19)
okumadan dinleyerek çok faydasını gördüm
anlamasanız da dinleyin derim
hatta bir süre sonra dönüp tekrar dinleyin


superb
(25.11.19)
(1)

Üniversite diplomasını onaylatmak anlamındaki terim

Genellikle yurtdışına yüksek lisansa giden öğrencilerin diplomalarını yeminli tercümana tercüme ettirdikten sonra belli bir devlet dairesinden onaylatmaları gerekiyordu ve bu işlemin özel bir adı vardı fakat hatırlayamadım. Yardımcı olabilir misiniz? Türkçesi de işimi görür.
Genellikle yurtdışına yüksek lisansa giden öğrencilerin diplomalarını yeminli tercümana tercüme ettirdikten sonra belli bir devlet dairesinden onaylatmaları gerekiyordu ve bu işlemin özel bir adı vardı fakat hatırlayamadım. Yardımcı olabilir misiniz? Türkçesi de işimi görür.
nerobianco
(24.11.19)
apostil


nahtoderfahrung
(24.11.19)
(2)

unless

Most children have a very high ideal of their parents that can hardly stand up to realistic evaluation unless the parents themselves have been unsatisfactory. unless'ten sonrasını nasıl anlamak gerekiyor? "Ebeveynlerin kendisi yeterli olmadıkça" şeklinde mi?
Most children have a very high ideal of their parents that can hardly stand up to realistic evaluation unless the parents themselves have been unsatisfactory.

unless'ten sonrasını nasıl anlamak gerekiyor? "Ebeveynlerin kendisi yeterli olmadıkça" şeklinde mi?
osuran imam
(22.11.19)
yeterliden ziyade memnuniyetsizlik sanki..


tabudeviren
(22.11.19)
Mantığınız doğru "Ebeveynlerin kendisi yeterli olmadıkça". Çocukların çoğu anne babalarının yüksek ideallerine sahip olabilir diyor. Ama bu ideallerin çok azı gerçekçi bir değerlendirmenin karşısında durabilir. Yani bu ideallerin hayata geçirilmesi çok zor. Ebeveynin kendisi yeterli değilse, iyi, başarılı değilse (unsatisfactory ise) iş değişir ideali daha düşük, erişebilir olur diyor kısaca


neck_and_neck
(22.11.19)
(6)

Şu cümlenin ingilizcesi?

"ilanı ağustos ayında yayınlamışsınız. ürün hala duruyor mu?""gönderdiniz" değil de "göndermişsiniz" ifadesi için hangi zaman kipi kullanılıyor?
"ilanı ağustos ayında yayınlamışsınız. ürün hala duruyor mu?"

"gönderdiniz" değil de "göndermişsiniz" ifadesi için hangi zaman kipi kullanılıyor?
You posted in Aug but I was wondering if it's still available?

Şekilli de yazabilirsin tabi "İlanı Ağustos ayında yazmanıza karşın, bahsi geçen ürünün hala mevcut olup olmadığını teyit etmek istedim.

Ben sizin işinize en hızlı yarayacak versiyonu yazdım yukarıda. O Türkçedeki -miş'li yapı tense bazında yok İngilizcede.


fxinturevi
(21.11.19)
Past perfect tense ile kurman gerekiyor. Internetten bi tekrar kontrol edebilirsin tense'i.
You had posted the notice in august but I was wondering if the production is still available? olarak duzeltebiliriz yukardaki cevabı


Olric
(21.11.19)
olric +1 ama production degil product olacak.


crucio
(21.11.19)
"you had posted the advertisement in august"

-miştim için past perfect tense kullanıldığını biliyorum, ama burada merak ettiğim "göndermiştiniz" değil de "göndermişsiniz" şeklinde bir kullanım var mı? biz böyle konuşuyoruz, bunun ingilizcedeki karşılığını merak ediyorum.


ing.de bizdeki gibi rivayet zaman olmadığı için bunu ancak 'it seems that you've posted the sale in August. is it still available?' gibi bi şeyle yapabilirsin. hatta mis li geçmiş zaman bizden başka kimde var bilmiyorum. ote yanda neden sadece is it still available demiyorsun ki???


mehmed resad
(22.11.19)
Onlarda öyle bir kullanım yok. Birebir çeviri mantığından çıkıp İngilizce düşünün lütfen.

It seems veya as far as i see falan deseniz de garip olur, görüyorsunuz öyle yapmış çünkü.


nhk ni youkosu
(22.11.19)
(3)

İngilizce kursu önerisi

arkadaşlar bu kurs olayı öyle bir olay ki hepsi tek tek dolandırıcı farkındayım ama aralarından en gidilebilir İngilizce kursu hangisidir? çok temelim yok, iyi anlamda İngilizce öğrenmek istiyorum. Fiyat Türkiye içerisinde olduğu sürece önemli değil yeter ki iyi bir şekilde öğretebilsinler.
arkadaşlar bu kurs olayı öyle bir olay ki hepsi tek tek dolandırıcı farkındayım ama aralarından en gidilebilir İngilizce kursu hangisidir? çok temelim yok, iyi anlamda İngilizce öğrenmek istiyorum. Fiyat Türkiye içerisinde olduğu sürece önemli değil yeter ki iyi bir şekilde öğretebilsinler.
rizeligodard
(19.11.19)
Türkiye'deki kurslar hakkında bilgim yok ama eğitim sistemi hakkında var.

Başlangıç seviyesindeyseniz kursun ne kadar iyi olduğu önemli değil bence. Her kurs "subject + verb + object" kalıbını öğretecek zaten, başka bir yolu yok bunun. O bahsettiğimiz farklar intermediate seviyelerinde ortaya çıkıyor. Bana sorarsanız, ulaşım, banka gibi temel düzeyde İngilizceyi Türkiye'de öğrenip yurtdışında gerçek ortamda bulunmanız. Almanca için yaklaşık 6 ay Goethe'ye gittim İstanbul'da, ardından Almanya'ya gittim ve eğitimimin sonunda o farkı çok net gördüm.

İlk gittiğim zamanlarda hayatta kalacak kadar Almancam vardı. A2 ile gittim Almanya'ya. Penny'de kasiyer kadın fiş ister misiniz, poşet ister misiniz diye soruyor çat pat anlıyorum ama o özgüvensizliğin verdiği his ile anladıklarımı bile idrak edemiyorum. Aylar geçti. Tabelalar, tramvaylar, MediaMarkt, Acun abi wir sind aus Deutschland beatbox yapmaya geldik falan derken Almancam gelişti. Tamam da ben bunun farkında değilim. Bir gün o ilk geldiğimde fiş, poşet muhabbeti yapan kadınla bir konuda Almanca tartıştığımı fark ettim. O nokta, dil öğrenimi konusunda benim için dönüm noktası oldu. İçindeyken fark etmezsen bile üçüncü bir göz ile dışarıdan bakınca o minik minik biriktirdiğin bilgiler günün sonunda kocaman bir dil yapıyor.

Çok konuştum yine, uzun lafın kısası biliyorum döviz çok yükseldi ama Türkiye'deki dil eğitimini minimum seviyede tutup üzerine bir şeyler koymak için yurt dışına gerçek bir ortama girin. Dil okuluna gelmek isteyen yakın arkadaşlarıma yardımcı oluyorum bazen. Alıp kendi okuluma götürüyorum ki gerçek öğrenme ortamını görsünler. Neyle karşılaşacaklarını, "İngilizce nedir" kendi gözleriyle görsünler. Yoksa kursta mıy mıy anlatmak değil mevzu.

Bir sorunuz olursa, elimden geldiğince yardımcı olurum. Şimdiden bol şans.


fxinturevi
(19.11.19)
Sen şimdi bunu araştırırken her baktığın sayfada yurt dışına git orda öğren diyen birileri çıkacak. Zaman ve imkan olsa herkes bunu yapar zaten. Geçenlerde bir duyuru denk geldi. 2000 TL param var Cambly'den eğitim alayım mı demiş biri. Öteki de parayı yurt dışında eğitim için kullan diye cevap yazmış:/ 2000TL! yurt dışı eğitimi!? O yüzden böyle bir şansın yoksa bu tarz yorumlara bakıp kursa gitmenin faydası olmayacağını düşünüp vazgeçme.

Her neyse, British Side'a giden birkaç arkadaşım vardı zamanında ve memnundular. Bir bak istersen. Kötünün iyisidir muhtemelen.


şu zamana kadar gittiğim en iyi kurs berlitz di. Hocaların hepsi yabancı asla türk hoca yok. Başlarda zorlanırsın ama sonradan kulağın alışır. İngilizcenin temelide bu değil mi? Grammer her zaman öğrenirsin ama duyuş ve anlama bu tarz yerlerdeçok daha iyi.

amerikan kültür ve onun türevi olan yerlerden uzak durun. Özellikle amerikan kültür! :)


spackinq
(20.11.19)
(2)

İngilizcede cümlenin öğeleri, mecaz anlam, fiilimsi var mı?

vardır da... bir sorup öğreneyim istedim.ne diye geçiyor tam olarak?
vardır da... bir sorup öğreneyim istedim.

ne diye geçiyor tam olarak?
ya ben lan neyse
(19.11.19)
Mecaz - methaphorical / figurative (x literal)
fiilden isim - gerundial
fiilden sıfat - gerundive

gibi.


fxinturevi
(19.11.19)
en.wikipedia.org

cumlenin ogeleri parts of speech diye dusunulebilir ama kesinlikle turkce'deki her dilbilgisi konseptinin ingilizce'deki eslenigini bulmaya calismak gibi bir hataya dusme.


hot potato
(19.11.19)
(7)

Nature makalesinde grameri yanlış cümle olur mu? Olmazsa bu nedir?

Gerçekten merak ettim. Şu cümle nature makalesinden alıntı:"Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy is a major goal in cancer research."Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi tesirini artıran additional hedefleri belirle
Gerçekten merak ettim. Şu cümle nature makalesinden alıntı:

"Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy is a major goal in cancer research."

Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi tesirini artıran additional hedefleri belirlemek, kanser araştırmalarının ana hedefidir" mi diyor? eğer öyle diyorsa neden "is" kullanmış? "are" kullanması gerekmiyor mu?
Yoksa şunu mu demek istemiş: "response'u tahmin etmek ve additional targetleri belirlemek kemoterapinin tesirini artırır ve bu kanser araştırmalarında ana hedeftir"
Böyle dediğini zannetmiyorum ama dediği buysa da bu sefer "that" kullanımı biraz garip değil mi?
Her açıdan bu cümleyi gerçekten çok kötü buldum ve nasıl bir makale özetinin giriş cümlesi olmuş anlayamadım. Beni aydınlatacak iyi ingilizceli arkadaşları bekliyorum.
lab cat
(19.11.19)
bir hata göremedim. kemoterapinin etkisini artıracak ek hedefleri tespit etmek ana amaçtır diyor.


kelepir
(19.11.19)
@kelepir, ... and ... IS A major goal diyor. Yani swimming and running is a sports demek gibi değil mi? ... and ... are major goals olması gerekmiyor mu? neden is kullanmış ben anlamadım.


lab cat
(19.11.19)
şöyle düşün... what is a major goal in cancer research?

predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy. "what" sorusuna cevap olarak tek bir şey söyleyebilirsin, haliyle "is" kullanmasında sıkıntı yok.

"that" kullanımı garip değil, identifying ile başlayan kısmı bağlıyor o. "kemoterapinin etkinliğini arttıracak ek hedefleri tespit etmek" = identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy, bu kısmı bağlayan "that" o.

üzgünüm ama bir şey yok cümlede.


der meister
(19.11.19)
predicting (...)- tahmin etmek
and- ve
identifying (...) - belirlemek
is a major goal in cancer research - kanser araştırmalarında temel bir hedeftir.

are da olabilir ama o zaman bunlar ayrı ayrı, "are major goals" olurlar. demek ki ayrı ayrı değiller, "predicting and identifying" tek bir şey. "evi silmek süpürmek zor bir iş" der gibi türkçe.

ikinci söylediğinizi demek istememiş ve bu cümle her açıdan son derece düzgün.


inekadam
(19.11.19)
"Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi verimliliğini artıran additional hedefleri belirlemek, kanser araştırmalarının ana hedefidir" mi diyor? eğer öyle diyorsa neden "is" kullanmış? "are" kullanması gerekmiyor mu?"

cevap: "Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy are two major goals in cancer research." diyebilirdi ve o zaman are olurdu ancak mevcut kurguda is olur.

"Yoksa şunu mu demek istemiş: "response'u tahmin etmek ve additional targetleri belirlemek kemoterapinin verimliliğini artırır ve bu kanser araştırmalarında ana hedeftir"
Böyle dediğini zannetmiyorum ama dediği buysa da bu sefer "that" kullanımı biraz garip değil mi?"

cevap: "response'u tahmin etmek ve kemoterapinin verimliligini arttiracak ek hedefleri belirlemek" buradaki ozne. that'in neresinin garip oldugunu anlamadim da cumlede herhangi bir kotuluk yok, bence oldugu gibi benimse.


hot potato
(19.11.19)
bence is kullanmadan önce multiple eylemi that ile tek bir clause haline getiriyor o yüzden is.

_________________________

ama senin dediğin plural kullanımını that'den hemen sonra gelen will'de görebiliriz aslında, will yerine geniş zaman kullanmış olsaydı mesela, improves değil improve diyecekti.


aziz dostum jack
(19.11.19)
(Predicting the response) AND (identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy) (is) (a major goal) (in cancer research).

öğelerine ayırdım, gayet doğru.


babilbaligi
(20.11.19)
(13)

iyi ingilizce bilmek diyince siz ne anliyorsunuz

biz mesela bir görusmeye gidiyoruz. cocugun egitimi de fena degil. iyi okumus etmis aslinda. sirkette yabanci yoneticiler var, onlara da böyle anlatirsin diyoruz. toplanti vakti geliyor veya makineyi tanitacak diyelim; konusamiyor. biz tercune etmek durumunda kaliyoruz o kisi takilinca.oncesinde ise
biz mesela bir görusmeye gidiyoruz. cocugun egitimi de fena degil. iyi okumus etmis aslinda. sirkette yabanci yoneticiler var, onlara da böyle anlatirsin diyoruz. toplanti vakti geliyor veya makineyi tanitacak diyelim; konusamiyor. biz tercune etmek durumunda kaliyoruz o kisi takilinca.

oncesinde ise bu konusamayan kisi "ingilizcem iyi/gayet iyi. italyanca/fransizca/almanca ogrenecegim" vs diyor. burada da bazen goruyorum. ingilizcem iyi seviyede, x dilini nasil ogreneyim deniliyor. bu kisiler telefon acip dunyanin herhangi bir yerinde ana dili ingilizce olmayan bir kisiyle konusup herhangi bir problemi cozebiliyorlar mi? bana cok tirt gibi geliyor artik.

senin ne isine yarayacak bu bilgi derseniz, bi isime yaramayacak. yalnizcs merak ettim nedir bu ikinci ucuncu dil sevdasi diye. iyi ingilizce bilmek sizce nedir?
Üçüncü dil bilen biri olarak kesinlikle söylediğine katılıyorum. "Rahat olarak" akıcı Ingilizce konuşabilen, diyalog kurabilen, karşısındaki ile iş veya arkadaşlık açısından bağ kurabilen, kelimeyi bilmiyorsa bile tarif edebilen kimse Ingilizceyi iyi biliyor demektir. Çok iyi derecede Ingilizce bilmeden de üçüncü dili öğrenmenin bence hiç bir manası yok. İdare eder Ingilizce + almanca bileceğine sadece çok iyi Ingilizce bilsin yeter.

Rahatlık kısmını da özellikle vurguluyorum, öyle durup dururken Ingilizce konuşurken heyecanlanıyorsan kendine güvenmiyorsun demektir, bu da kabak gibi belli oluyor, bence iyi Ingilizce konuşmanı engelliyor.


roket adam
(19.11.19)
Onu bilemem ama iyi ingilizce konuşan, yabancılarla toplantı ve sunu yapan arkadaşlarımın hepsinin türkçesi çok iyi ben onu gözlemledim.


bahoho
(19.11.19)
Günlük dilin yanı sıra olası bir durumda ana dili ingilizce olan birisiyle tartışabiliyorsa ve/veya sıradan bir insana ders anlatabiliyorsa ingilizcesi iyidir derim.

Türkiye'de herkesin ingilizcesi native ama konuşabilen çok az. Bu artık eziklik psikolojisinden mi yoksa kendi reklamını yapmaya çalışmak mı bilmiyorum ama sonrasında ortaya çıkınca hem güven kaybettiriyor hem de insanın kalitesini sıfırlıyor bir anda.

Ben bulunduğum ülke nedeniyle dünyanın her yerinden gelen öğrencilere ingilizce ders veriyorum, sunum yapıyorum, bana sorsan İngilizcem eh yani fena değil, idare eder derim.

Bu arada aksana çok takılıyor Türk insanı. Çok havalı British aksanı ile sadece "What is your name" demektense, Türk aksanı ile patır patır konuşun. Ben yıllardır eğitimlerimi Almanca, İngilizce, Fransızca alıyorum dolayısıyla aksanım da ona göre şekillendi ama doğal olarak bazen Türk aksanı oluyor. Pre-intermediate arkadaşlar dalha geçmeye çalışıyorlar benimle. Öyle yapmayın siz. Moral bozmadan devam edin.


fxinturevi
(19.11.19)
"Iyi ingilizce biliyorum" lafini her zaman cok iddali bulmusumdur. Hicbir zaman cikip bunu soyleyecegimi sanmiyorum. Kalkip cok iyi Turkce biliyorum bile diyemem kalki ki ingilizcem "cok iyi" diyeyim.

Bana sorarsan "iyi ingilizce biliyor" diyecegim kisiler siyesetcilere, cesitli konusmacilara simultane ceviri yapanlardir. Bu insanlar hakkaten o dili iyi biliyor diyebilirim ben. Es zamanli ceviri yapmak bambaska bir olay. Tukcesi de cok cok iyi olmasi lazim bunu yapanin ayrica.
Bir dili iyi biliyorum diyebilmek icin o dilde olan yazili sesli hicbir seyde hicbir sekilde bir sorun yasamiyor olman lazim. O dili konusan kisilerle her turlu derin sohbete girebiliyor ve bunda en ufak bir sikinti yasamiyor olman lazim. "Gayet iyi ingilizcem var" cok iddaali.


stavro
(19.11.19)
Benim İngilizcem B2 seviyesinde (speakingim belki A1 bile olabilir) ama cvlerinde İngilizce seviyesine "iyi" yazan tiplerin çoğunun beginner bile olmadığını gördükten sonra ben de çok iyi yazmaya başladım.


jeanvaljean21
(19.11.19)
@bahoho +1.

Kendi anadilini iyi konuşamayan, sonradan öğrendiği yabancı dili de iyi konuşamıyor.

Bir de, anlattığınız durum için asıl problem dil değil, kendine güven ve rahatlık bence.


franz kafka
(19.11.19)
ingilizcenin iyi olması çatır çatır konuşmaktır. ondan altı kem küm abartıdır. sen istediğin kuralı bil. anlıyorum ama konuşamıyorum diyorsan yoktur o dil.


mikahakkinen
(19.11.19)
Akıcı , rahat bir konuşma, istenilen/ üzerine çalışılacak konuda yeterli konuşma + yazma becerisi ve en az B1 gibi bir seviye aklıma geliyor.

yukarıda da yazılmış İngilizcesi kötü/ düşük seviyedeki insanlar bile iyi bildiğini iddia ettiği için iyi biliyorum diye yazmak alışılagelmiş. belki de ; lazım olunca kotarırım veya teknolojik imkanlardan faydalanırım gibi düşünüyordur.

hatta duyuruda böyle bi eleman vardı. yabancı bir dili bildiğini iddia etmişti de yakın zamanda görüşmeye gidecekti.. ne oldu acaba ona :D

Bilen adam mutevazılığından "orta/ eh işte" derken bilmeyen adam uyanıklığından ve cesaretinden sebep "iyi"yi tercih ediyor. iki ayrı uca savruluyoruz genelde.


mustang
(19.11.19)
Stavro+1
Devlet kademesindeki insanlara Simültane tercüme edenler, her türlü derin sohbete girenler ve bir dergiyi kitabı gazeteyi rahatça okuyabilenler.

Bahoho+1
Kendi dilini çok iyi bilmeyen/akıcı konuşamayan biri yabancı dili de bilemez/konuşamaz. Biraz çalışkanlık, azim, yetenek, sosyallik de işin içine giriyor. abd de doğup büyüyen 35 yaşında birisi, robert kolej mezunu olup üniversite için türkiyeden abd ye giden bir türk ten daha kötü konuşabilir çünkü bahsettiğim kriterler de önemli. Robert kolejde ingilizce gazete çıkarmıştır hep okumuş sunum yapmıştır ama diğer arkadaş abd de doğup büyümesine rağmen kendini ifade edemeyen biridir konuşamaz.

Fxinturevi+1

Türkiyede çok uzun yıllardır saçma sapan bir akım/furya başlamış ve hala aptalca bu fikri savunanlar var. Amerikan gibi ingilizce konuşmak ya da İngiliz gibi ingilizce konuşmak. Aksana/şekile önem veren bu insanların çoğu inanın bir İngiliz yazarın kitabını ingilizce okumaya çalışmamıştır. Türk gibi ingilizce konuştuğunuzda dünyanın hiçbir yerinde aşağılanmıyorsunuz ki zaten sizin amerikan gibi ingilizce konuşmanızın onların gözünde bir getirisi yok.

İngiltere nin kuzeyindeki insanlar güneylileirn dili, güneyindeki insanlar kuzeyin dilini tuhafsıyor. Komple İngiltere birleşip bu sefer iskoçların İngilizcesi ne bok atıyor. Dünyada aksan hiçbir zaman homojen olmadı. İngiltere nin içinde bile kuzey güney aksan farklılığı var. Abd zaten bambaşka.

Ayrıca izlediğim filmi tam anlıyorum diyen insanların çoğu anlatılmak isteneni anlıyor. Bir Türk olarak Türkçe film izlediğinizde bile karakterlerin kısık sesli konuştuğu biçok yeri kaçırırsınız. Ama eğer İngiltere ya da abd de 3-5 yıl yaşarsanız onların içinde kendi deyimlerini şakalarını kültürünü tam anlarsınız hatta bölgesel aksan farklılıklarını da öğrenmiş olursunuz


santiago
(19.11.19)
iyi ingilizcem var diyorum soranlara. arkadaşlarımla ingilizce konuşuabilirim rahatça, yalnız günlük konular değil teknik bilimsel düşünsel konularda da, ingilizce spesifik bir konuda ingilizce kaynaklardan araştırma yaparak 10000 sözcük yazı yazabilirim, sunum hazırlayabilir ve sunabilirim, ingilizce espri yapabilir yapılan espriyi anlayabilirim. şiir okuyup anlayabilirim. benzeri olmalı bence.


inekadam
(19.11.19)
Gündelik sohbette konuşulanı ya da yazilani yüzde doksanbes falan anlayan derdini tum zamanları değil de basit olanları kullanarak anlatabilen kişiye (bi arkadaşım ekolü) anadili ingilizce olanlar ingilizcen gayet iyi diyor. Gerçeği söylediklerini kibarlık etmediklerini iddia ediyorlar ama yalan mı söylüyorlar bilemem. :)


nick dedigin
(19.11.19)
yazı ve konuşmam akıcı, iki dil arasında geçiş yaparken duraksamıyorum, ya da mesela bilmediğim bir konuda elime metin geçtiğinde korkmuyorum - galiba bu bence iyi ingilizce. native level tabii ki, değilim. diğer yandan ben de ingilizce konuşması gerektiğinde sürekli duraksayan ama takımın geri kalanından daha akıllı olan iş arkadaşıma için için kızıyorum.


e haliyle
(19.11.19)
ingilizce romani okuyup anliyorsan biliyorsundur.
ama ingilizce ogretmek amacli olan 50 sayfalik romanlari kastetmiyorum, harry potter'in ingilizcesi mesela.


baldur2
(19.11.19)
(2)

ingilizce e-book

bir çok kaynaktan e-book bulabiliyorum ancak B1 seviyesine uygun olanları elemek çok zor oluyor. şimdi mistborn serisini okuyorum biraz zorlansam da bu seviyede neler önerirsiniz?-english e-reader.net-penguin books bildiklerim.
bir çok kaynaktan e-book bulabiliyorum ancak B1 seviyesine uygun olanları elemek çok zor oluyor.
şimdi mistborn serisini okuyorum biraz zorlansam da bu seviyede neler önerirsiniz?
-english e-reader.net
-penguin books bildiklerim.
windymimas
(19.11.19)
torrente graded books yaz 25 gb'lık bir arşv var. bütün yayınlar seviye seviye var. 6 seviye var. hangisi b1 ise ona bakabilirsin.


black mamba
(19.11.19)
(4)

Otomatik çeviri araçları

Tercüme bürolarında kullanılan otomatik çeviri tool'ları hakkında önerisi olan var mıdır? İnternetten google translate muadili olan Qtranslate, lingoes gibi uygulamalara ulaştım. 1000 sayfalık bir çeviri için uygun olanlar var mıdır?
Tercüme bürolarında kullanılan otomatik çeviri tool'ları hakkında önerisi olan var mıdır? İnternetten google translate muadili olan Qtranslate, lingoes gibi uygulamalara ulaştım. 1000 sayfalık bir çeviri için uygun olanlar var mıdır?
ashleybon
(19.11.19)
ücretsiz olarak wordfast anywhere kullanıyorum. cümle cümle bölüp google translate çevirisini karşısına koyarak işimi kolaylaştırıyor. www.freetm.com işinizi garantiye almak için parçalar halinde yükleyip yapmanızı tavsiye ederim.


9kuyruklukedi
(19.11.19)
teşekkürler, blok blok çevirmeden hepsini çevirme opsiyonu var mı uygulamanın? Tek tek next'e basarak mı çeviri yapılıyor.


ashleybon
(19.11.19)
tek tek next yapmak gerekiyor, basit çevirilerde hızlı düzeltme imkanı sunduğu için beğeniyorum ben ama size bir anda hepsini çeviren bir şey lazım sanırım...


9kuyruklukedi
(19.11.19)
deepl.com belki


JohnOakley
(19.11.19)
(2)

Küçük Bir İngilizce Çeviri Ricası...

Furthermore, the repeated application to the brain of small forces that lead to the gradual destruction of periventricular white matter axons via hypoxic, ischemic, and mechanical stress mechanisms can lead to ventricular enlargement.Burada benim asıl merak ettiğim, "Furthermore, the repeated applic
Furthermore, the repeated application to the brain of small forces that lead to the gradual destruction of periventricular white matter axons via hypoxic, ischemic, and mechanical stress mechanisms can lead to ventricular enlargement.

Burada benim asıl merak ettiğim, "Furthermore, the repeated application to the brain of small forces" bölümü. Burada, beyne tekrarlayan küçük darbeler/güç uygulamak, mı bu hasara sebep oluyormuş? Yoksa yanlış mı anladım?
bilgebaykuş
(18.11.19)
small forces'ın beyne tekrar tekrar uygulanması bu hasara neden oluyor.

şöyle düşünün

the repeated application of small forces to the brain


halanne
(18.11.19)
Ben "kucuk güçlerin beynine tekrarlanan uygulama (belirtilen) tahribata neden olur" diye anladım.


nick dedigin
(19.11.19)
(1)

Pkk’yı protesto eden fransız kadın ne diyor?

https://mobile.twitter.com/baharunlsy/status/1196050366678405121Kadın burada ne diyor? Siyasete vs girmeden... sadece ne dediğini yazarsanız çok sevinirim.
mobile.twitter.com

Kadın burada ne diyor? Siyasete vs girmeden... sadece ne dediğini yazarsanız çok sevinirim.
zunkatsar
(18.11.19)
teroristsiniz, pkk terorist bir organizasyondur, ulkemi kirletiyorsunuz, ulkemi kirletmeyin.


ezeriko
(18.11.19)
(4)

Sıfırdan Almanca Öğrenmek

MerhabaAlmanca öğrenmek istiyorum hiçbir bilgim yok. İngilizcem var fakat sıfırdan kendi imkanlarımla almanca öğrenmek istiyorum.Nasıl bir yol ve kaynak önerirsiniz ?
Merhaba

Almanca öğrenmek istiyorum hiçbir bilgim yok. İngilizcem var fakat sıfırdan kendi imkanlarımla almanca öğrenmek istiyorum.

Nasıl bir yol ve kaynak önerirsiniz ?
MustafaCan
(18.11.19)
bir almanca kursuna başlamanı öneririm. özellikle grammerde belli konular öğretmensiz zor oluyor. kurs seçerken de asıl işi almanca kursu olan bir yer öneririm. her dili öğretiyoruz kurslarında belli bir seviyeden sonra sınıf bulman zor olabilir.


helenart
(18.11.19)
Öncelikle İngilizceye ne kadar hakimsiniz onu kendinize sorun.

Bir dili öğrenecek kadar yabancı dile hakimseniz, kendiniz Almanca öğrenebilirsiniz.
Değilseniz, biraz evde özne (özellikle çoğullar), yardımcı fiil (bin, ist, sind, hat) vb. temel öğelere bakın evde. dative and accusative ya da ayrılabilen fiillere (türkçesini bilmiyorum "trennbare verben" diyorlar almanca) girmeye gerek yok kesinlikle.

yavaş yavaş cümlecikler kurmaya başladıktan sonra (geliyorum, gidiyorum, istiyorum) sonra iki fiilli cümleler kurun. "Bu yaz almanya'ya gitmek istiyorum" gibi. "Akşam annemi aramam gerekiyor" ve "akşam annemi arayacağım". birisinde anrufen, diğerine rufe (...) an gibi komplike cümlelere başlayın.

Şimdi okuyunca zor ve/veya karmaşık gelebilir ama yapmaya başlayınca zevkli oluyor. Özellikle çoğu insanın çok zor dediği bir dilde böyle bağlaçlarla falan cümleler kurmaya başlayınca daha da hevesleniyor insan.

Ben almanya'dayken Münih havalimanına gidiyordum. uçağa ucu ucuna yetişeceğim, neyse ki sadece sırt çantam vardı. trene bindiğimde ters yöne gittiğimi fark ettim. bir sonraki durakta indim ve oradaki çalışana almanca "İngilizce biliyor musunuz" diye sordum. almanca bildiğim halde güvenemedim kendime. 5 saniye sonra baya ben adama sonraki tren saat kaçta gelecek, kaç numara, burada havalimanına kaç dakikada giderim, yetişebilir miyim falan diyordum o da anlatıyordu. tren geldi. trene binince fark ettim, o can havli ile almancayı söktüm 2 dakikada.

Çok uzun yazdım, bi de hikaye ekledim kusura bakmayın ama A2 seviyesine gelince B civarı gibi bi' Almanya'ya gidin derim. Hoş, euro artık çok yüksek ama şansınız varsa 3-6 ay güzel tecrübe olur.


fxinturevi
(18.11.19)
fono türkçe biraz ezber mantıkla yol aldırabilir


seyyar satıcı
(18.11.19)
ingilizceniz varmis, youtube'daki learn german with jenny kanalindan yardirin derim. mis.


der meister
(18.11.19)
(9)

Dizileri İngilizce altyazıyla izliyorum ama cümle kuramıyorum

South Park'ı, ne bileyim belgeselleri falan İngilizce altyazıyla izliyorum (%80 falan da anlıyorum) ama "Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" gibi görece basit bir cümleyi kuramıyorum. Kelime eksikliği desen değil, cümledeki bütün kelimelerin
South Park'ı, ne bileyim belgeselleri falan İngilizce altyazıyla izliyorum (%80 falan da anlıyorum) ama "Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" gibi görece basit bir cümleyi kuramıyorum. Kelime eksikliği desen değil, cümledeki bütün kelimelerin karşılığını biliyorum ama cümle kuramıyorum kilitleniyorum. Sebep ne olabilir? Gramerim epey kötü ondan mı acaba?
jeanvaljean21
(17.11.19)
türkçe olarak düşünüyorsanız ondan olabilir.


bagcivan
(17.11.19)
Etkili Pratik İngilizce, Burak Öztürk youtube kanalına bskın @bagcivan in dediği konuyu anlatıyor. Dil öğrenmek tek yönlü bir eylem değil, gramer çalışmanız, yazmanız vs de lazım aynı zamanda.


kaset
(17.11.19)
Yeterince okumuyorsun.


hot potato
(17.11.19)
kelimeleri değil phrase'leri ezberlemelisin.

örn: "impossible to find" phrase'i senin kurmaya çalıştığın cümlenin temeli.


sinek kral
(17.11.19)
bilirkişi değilim ama bence de pratik. konuşamıyorsan konuşma pratiği, yazamıyorsan yazma pratiği yapmalısın.


black mamba
(17.11.19)
dilbilgisi sikintisi gibi..


cooperr
(18.11.19)
Yeterince okumuyorsun bence de olumlu bir eleştiri.

Bunun haricinde cümleyi parça parça kurmaya çalış ilk başlarda. Şöyle ki;

"Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" cümlesini ele alalım ve parçalayalım. Mot-a-mot çevirmeyeceğim ama fikir verir diye düşünüyorum .

"impossible/difficult/hard to find" - bulmak zor.
in Japan - Japonya'da.
What I have understood from this video is ... - Bu videodan anladığım şu ki...
sign/label in English language. = İngilizce dilinde tabela/etiket/açıklama/duyuru vs.


Cümlenin 1'inci bölümü: "what I have understood from this video" (videodan anladığım) - is (şu ki)...
2'nci bölümü: in Japan, it is really hard to find (come across) a traffic sign/signboard/label in English language/announcement/explanation etc.

Türkçedeki öğelerine ayırma işini yapıp küçük cümlelerden başlarsanız, bence bir yerden sonra daha akıcı şekilde çevirebilirsiniz. Biraz zaman alır, kafaya takmayın. İşin sonunda dönüp baktığınızda o fark yaratmadığını düşündüğünüz şeyler, üst level için büyük bir sıçrama oluyor.


fxinturevi
(18.11.19)
gramer eksigi +1, @fxinturevi zaten cok guzel aciklamis. cumleyi parcalara ayirabilmen, minik minik parcalari birlestirebilmen gerekiyor. sonucta kimse cumleyi tek seferde cikarmiyor agzindan, parca parca geliyor. muhtemelen gramer altyapin zayif oldugundan, 3-4 farkli kelime grubunu dogru sirayla bir araya getiremediginden oturu zorlaniyorsun. "cumle kurarken neyi bilmem gerekecek?" sorusunun cevabi icin bol bol okuyup olabildigince farkli cumle cesitleri gormeni, "bildigim seyleri dogru sirayla nasil kullanacagim?" sorusunun cevabi icin de gramer calismani tavsiye ederim. basbayagi kitap basina oturup cumlenin ogeleri nedir, hangisi nereye gelir, baglaclar nasil kullanilir vs. gibi konulara bakmak gerek.


der meister
(18.11.19)
anadilini nasil ogrendiysen o sekilde yabanci dil ogrenmeyi dene.
Dinleyerek.
Dizileri ingilizce dinle, makale, kitap vs oku.
Subject + verb + object ve turkce dusunme.


(1)

Exorcistte kafa dönmesi

Meşhur kafa dönme sahnesini bilirsiniz.https://www.youtube.com/watch?v=_JUS23RCOfcAşağıdaki videoda Exorcist romanının yazarı yönetmenle kafa dönme konusunda tartıştığını kafanın 360 derece dönemeyeceğini söylüyor.https://youtu.be/6L9cBPJMmVs?t=158Romanda için burası için şu ifade geçiyor."“Then she
Meşhur kafa dönme sahnesini bilirsiniz.

www.youtube.com


Aşağıdaki videoda Exorcist romanının yazarı yönetmenle kafa dönme konusunda tartıştığını kafanın 360 derece dönemeyeceğini söylüyor.

youtu.be

Romanda için burası için şu ifade geçiyor.

"“Then she cringed; shrinking bade in incredulous terror as she thought she saw hazily, in a swimming fog, her daughter's head turning slowly around on a motionless torso, rotating monstrously, inexorably, until at last it seemed facing backward.

 

"Do you know what she did, your cunting daughter?" giggled an elfin familiar voice.

”"

Yani romanda kafa 180 derece dönüyor filmde 360? Doğru mu anladım.
sorucu
(17.11.19)
filmde 180 dönüyor. romanda da 180 olabilir. tam tur attı demiyor çünkü. yazarın kafasındaki sahne de filmde olduğu gibi kızın sırtı dönükken annesi peder vs tam arkasında olabilir. dolayısıyla 180 olur.


winston
(17.11.19)
(2)

tekstil alanında "trok" veya "troklu"

"Troklu ceket". Troklu'yu karşılayan İngilizce kelime ne olabilir acaba? Hiçbir yerde bulamadım.Aşağıdaki linkteki ürün mesela:https://www.trendyol.com/trendyolmilla/siyah-troklu-ceket-twoaw20ce0278-p-31294950
"Troklu ceket". Troklu'yu karşılayan İngilizce kelime ne olabilir acaba? Hiçbir yerde bulamadım.

Aşağıdaki linkteki ürün mesela:

www.trendyol.com
trok şu zımbalardı sanırım, studs diye geçiyor. shoes with studs, bags with studs, studded bags, vs. gibi kullanımları var.


opucuk baligi
(17.11.19)
15 senelik tekstil gecmisim var, rivet veya zimba kullanirdik. trok? hayatimda ilk defa duydum gordum. stud +1


ezeriko
(17.11.19)
(1)

ingilizce sorusu

pazarlama böyle güçlü olsaydi hersey çok farklı olurdu o isten ne haber?bu iki cümle nasıl söylenir?
pazarlama böyle güçlü olsaydi hersey çok farklı olurdu
o isten ne haber?

bu iki cümle nasıl söylenir?
mayeskuel
(17.11.19)
Pazarlamadan kastiniz pazarlama departmani falan mi? Duruma gore cumleyi modifiye edebilirsiniz.

-Everything would have been different if the marketing were successful enough.

ya da informal olarak "...if the marketing were their strong suit." (bir departman ya da takimi referans gostererek)

O is ne alemde demek icin: what about that job we talked about, ya da ...I mentioned earlier.


fxinturevi
(17.11.19)
(3)

moved by

You do your research! Wow! I am impressed and really moved by your interest.burdaki moved by acaba olumlu manadamı .hatun kişi hakkında netten araştırma yaptım meğersem baya bilindik bir artist çıktı kendi coğrafyasında bende bulduklarımı onla paylaşmıştım.böyle bişey yazdı
You do your research! Wow! I am impressed and really moved by your interest.


burdaki moved by acaba olumlu manadamı .hatun kişi hakkında netten araştırma yaptım meğersem baya bilindik bir artist çıktı kendi coğrafyasında bende bulduklarımı onla paylaşmıştım.böyle bişey yazdı
othervoices
(17.11.19)
duygulandirma anlaminda.


mayeskuel
(17.11.19)
etkilendim, duygulandım, gururlandım cümlenin içeriğine göre olumlu bi etkilenme anlamı var


nahtoderfahrung
(17.11.19)
"uu beybi... güzel bi' hareketlenme oldu bende"


ezeriko
(17.11.19)
(9)

Biz de buranın yabancisiyiz.

Adres soran turiste Nasıl deriz İngilizce
Adres soran turiste Nasıl deriz İngilizce
gameofannen
(16.11.19)
We are foreign too.


insomniac
(16.11.19)
I'm tourist too :)


strobist
(16.11.19)
We are outsiders, too.


Bana "we are not from here" demişlerdi.


also veya either da kullanabilirsiniz.

we also dont know this area. i dont know this area either falan.

this area either dan öncemi sonra mı şimdi emin olamadım bak.


NightBringer
(16.11.19)
Biz var buranın yabancısı olmak. Bağırarak söyleyin ama


el conquerador
(16.11.19)
Neither nor a girersek işini içinden çıkamayız


gameofannen
(16.11.19)
Yurtdışında adres sorduğumda bana I am foreign too demişlerdi.


sacrilegious
(16.11.19)
Onlarda pek ayrinticilik yok. Adresi bilmiyorsak "I am sorry I don't know" fazlasiyla yeterli olacaktir.


erectrode
(5 saat)
(6)

evde ingilizce çalışmak için nereden başlamam gerek?

Arkadaşlar selamlar.Evde kendi çabamla sıfırdan ingilizceye başlamak istiyorum.Gerçekten çaba gösterip bir şeyler yapmak istiyorum bunun için gerekli kaynaklar,videolar,pratikler vs. ne gerekirse yaparım.Normalde pek iyi bir ingilizcem olmasada a2-b1 seviyesine yakın bir ingilizcem vardı tabi uzun
Arkadaşlar selamlar.Evde kendi çabamla sıfırdan ingilizceye başlamak istiyorum.Gerçekten çaba gösterip bir şeyler yapmak istiyorum bunun için gerekli kaynaklar,videolar,pratikler vs. ne gerekirse yaparım.

Normalde pek iyi bir ingilizcem olmasada a2-b1 seviyesine yakın bir ingilizcem vardı tabi uzun yıllardır kullanmadığım için şuan sıfır sayılırım.

Evet nereden başlamam gerek? tavsiyelerinizi bekliyorum.
soru icin geldim
(16.11.19)
abi grameri sular seller gibi ezberlersin evde ama o iş öyle olmuyor. speaking yapmak lazım birileriyle. yurt dışına çıkmadan veya sürekli konuşacağın bir ortama girmeden olmaz. he gramer çalışacaksan els ingilizce kitabını tavsiye ederim. tüm detayları bulabilirsin.


xrated
(16.11.19)
English grammar in use - murphy appi indieiyorsunuz. Full paketini alin asirivfaydasi olur. Haftada bir de ingilizce film dizi izleyin. Bir de blog tutmak asiri faydali. Ibgilizce bir blog tutun sevdiginiz bir konuda.

Evet konusma cok onemli ama elde imkan yoksa pes etmeyin telefonun ses kaydi ozelligi var degil mi konusun ona gunun nasil grctigini falan anlatin kaydedin. Ya da konusma kulupleri var onlara gidin.

Her seyin caresi var yeter ki arastirin:)


anten
(16.11.19)
xrated kusura bakma ama beklediğim olumsuz, karamsar cevap. o bahsettiğin durum kurslar için de geçerli, hatta hazırlık için bile geçerli. o mantıkla ingilizce öğrenmek için yurtdışına çıkmak gerek. arkadaş onu sormuyor ki.


black mamba
(16.11.19)
Başka önerisi olan?


soru icin geldim
(16.11.19)
Anten +1


rakicandir
(16.11.19)
(sadece) evde olmaz.

kilit konu: birincisi; süreklilik. ikincisi; yogun calisma dönemleri(hayatini ingilizceyle kusatma olarak da adlandirabiliriz bu dönemleri: dönem dönem vites yükseltmek yani, kampa girer gibi) haftada 1 gün olabilir, ayin son 5 günü olabilir. "her 3. ay" da olabilir. ama sürekliligi unutmadan. ingilizcesiz gün olmamali.

bu kisim olayin tasvir, genel cerceve, "degistirilemez maddeler" kismiydi. tekniklere bir iki bisey onerebilirim ama uzar gider. teknikleri cogumuz biliyoruz. ilerlemen yukardaki tasvir etmeye calistigim sartlarla olacak. yine de önemle tavsiye edecegim teknikler;

konuscak biri yoksa bile, -oo bi dakka- ekliyorum(!) varsa bile; evde yüksek sesli okuma. bunu ben sürekli yapamadim. ama zaten ben bulmadim bunu, bisürü uzman öneriyor onlardan ögrendim. epey faydali. kendin ingilizce konusurken beyninin bunu duymaya, agiz kaslarinin bu kelimelere alismaya ihtiyaci var.

haftada mümkünse 2 kez ingilizce pratik, canli ya da skype. yabanciyla olmali kesinlikle. ingilizcesi iyi olsa harika olur da artik ne bulabiliyosan. ama bulmak zorundasin. facebookta istanbul icin tandem sayfalari var. senin sehrinde var mi bilmiyorum tabi. tandem; yani dil partneri. sen ona türkce, o sana ingilizce yardimcisi. bu gruplarda bildirimlerini ac. kim ne yazarsa bildirim gelsin. tetikte ol, ilk sen yaz bir yabanci post attiginda. aynen böyle cok buldum ben.

dizi film olayi cerezi bu isin. cerezi derken cok önemli tabiki, zaten haftada 3-4 saat izleyecegini varsayiyorum.

yolda belde podcast dinlemek. luke's english podcast, spotify'da. adam oldukca keyifli. benim ingilizcem de aaayni senin ingilizceni tasvir ettigin gibiyken baslamistim, basta zor geldi ama sonra alisiyorsun adamin sesine güzel oluyor. bir de ayrica zor seviye biseyler dinlemek lazim sanki, bence. orda da önerim : art of manliness podcastleri yine spotifyda. kime göre zor? bana zordu basa sara sara dinliyordum. bu basa sarma olayindan emin degilim, iyi mi kötü mü. cunku bezdiriyor. e ama anlaman da lazim. zorlayip anlayinca da bi hosuna gitmiyor degil. zincirlikuyu'dan besiktas'a kadar 45 dakkalik yolda, podcastte 15 dakka anca ilerleyebiliyordum :( ama anliyordum sonunda. varsa öyle kisa mesafe otobüs yolculuklarin, iyi giyinip podcast esliginde iki ileri bir geri yürümek de bir önerim olabilir.

teknikler uzar gider dedim öyle de oldu. ben de 2 senede bir "ingiliycemi gelistirmem lazim" temali burada sorular sorardim. her soruda da bir oncekine pismanlikla atifta bulunurdum. ingilizcem hala iyi degil itiraf edeyim, ama bi kipirdanma oldu. dil olayina baslarkenki ilk hocama (ki kendisi aslinda sadece bir degisim programi ogrencisiydi ve rustu) "seviyeler umrumda degil ben sadece kendimi ifade etmek istiyorum" gibi bi cevap vermistim. aslinda simdi bakinca, istedigimi emek verdigim olcude almisim. is gorusmesi yapabildim. bu bana yeterdi. en bastaki sürekliligi de 2 sene sonra burada yine "ACILLLL ÜZERIME INGILIZCE ATIN" temali bir soru sormak zorunda kalma diye belirttim. bire bir yabanci hocadan ders bulmani da tavsiye ederim. 100 liraya -zorlarsan- birini bulacagindan süphem yok. (memnun kalmadim ama cospeak diye bir internet girisimi var. yabanci hocalarla grup dersi yapiyorlar. ay bu hoca suraliymis amaaa diyeceksen hic girme. neredeyse bedava pratik imkani.) ama dedigim gibi hoca da bulursun. yalniz bulunca da "sunun dugunu var bu haftayi pas gecelim, bugun hastayim bu haftayi pas gecelim..." böyle yapma. her hafta 1 saat ayrilir bu ise birbirimizi kandirmayalim. annemin "e bi kere de iptal ediver" dedigini 1 sene icinde 10 kere falan duymusumdur. kendim de arada gevseklik yapmaya bi alissam nerden baksan 20 hafta dersleri iptal edecekmisim bir sene icinde. bazi haftalar oluyor zaten hic alakan olmamis ingilizceyle, orda iste o dersi bari yapacaksin iyice kopmamak icin.

süreklilik icin bir ekleme yapayim. bunu basaramayisimizin sebebi nedir bunu biraz incelemek lazim. ilk hata: bu is yani senin ingilizceni 'artik' gelistirmek zornuda oldugun gercegi ciddi bir proje ve sen bunu yine yalnizca kendine, kendi keyfine emanet edemezsin. ya bigun canin istemezse calismayi?? degil mi? o yuzden aslinda bu; yabanci hocadir, tandem partnerdir cok kritik roldeler bu projede. bu adamlar sayesinde bu proje senin kafandaki herhangi soyut bir plandan ibaret kalmayacak. canin istemediginde bile o adami araman gerektigini dusuneceksin. vesellam projenin dis destekcileri cok ama cok kritik süreklilik ve motivasyon icin.

epey uzattim faydali olmasi ümidiyle, kusuruma bakma.


klar
(16.11.19)
(3)

yds

bu sınav bir kişinin ingilizce'ye yetkinliğini ne derecede ölçer sizce? çünkü konuşma, yazma, akıcı olma durumunu ölçmüyor.
bu sınav bir kişinin ingilizce'ye yetkinliğini ne derecede ölçer sizce? çünkü konuşma, yazma, akıcı olma durumunu ölçmüyor.
black mamba
(15.11.19)
Taktik falan kasmadan girip iyi puan alabiliyorsa bir nebze ölçer bence. Okuduğunu anladığını, grammer kelime vs bildiğini gösterir.


glamdr1ng
(15.11.19)
Ingilizcesi iyi olan biri kesinlikle iyi bir puan alir. Ama iyi puan alan herkesin ingilizcesi iyidir diyemeyiz.


cek
(15.11.19)
eskisi kadar taktik yok ama denilenlere katılıyorum ingilizcesi iyi olan birisi iyi puan alabilir ama iyi puan alan birisi ingilizceye hakim denemez malum konuşma dinleme yazma konuları dilin olmazsa olmazları.


basond
(15.11.19)
(9)

İngilizce'ye Çeviri

"Kaldığım odayı 1 Ocak'a kadar rezerve etmiştim." gibi bir cümleyi nasıl yazıyoruz?"I’d reserved the room at which I am currently staying until 1st of January." Böyle yazınca 1 Ocak'a kadar kaldığım odayı rezerve etmiştim gibi saçma bir şey oluyor. Nasıl diyeceğiz?
"Kaldığım odayı 1 Ocak'a kadar rezerve etmiştim." gibi bir cümleyi nasıl yazıyoruz?

"I’d reserved the room at which I am currently staying until 1st of January." Böyle yazınca 1 Ocak'a kadar kaldığım odayı rezerve etmiştim gibi saçma bir şey oluyor. Nasıl diyeceğiz?
odada kaldın mı, şu anda mı kalıyorsun?

şu anda kalıyorsan:

I'd reserved the room I'm staying in until January 1.


sir gawain
(15.11.19)
I'd reserved the room i'm staying at, until january the 1st of january


Olay şimdiki zamanda geçiyor. Üstte yazdığıma benzer olmadı mı bu?

I'd reserved the room I'm staying in until January 1. (1 Ocak'a kadar kaldığım odayı rezerve ettim gibi bir anlamı var bunun. biraz garip geldi.)


ı booked the room ı stay until january 1st.


t joe
(15.11.19)
geçmişte olmuş ve şimdi halen süren bir olay olduğu için have been kullanılmalı. öbür türlü ingilizce bilmiyorum diye bağırıyor.


mehmed resad
(15.11.19)
-ing ve until birlikte kullanılmaz. dolayısıyla öyle bir anlam çıkmıyor, merak etme.

için rahat etsin istiyorsan "I'm staying in"in başına ve sonuna virgül koyabilirsin.


sir gawain
(15.11.19)
"I'd reserved the room I'm staying in until January 1."

bu cümleniz doğru, dediğiniz anlam çıkıyormuş gibi düşünmeniz anlaşılır olmakla beraber çıkmıyor. illa çıkmasın isterseniz fazla edebi durmakla beraber alternatifler var:

The room I'm currently staying in, I had booked it until January 1st.
My check-out date for the room I'm staying in is January 1st, 2020. I have the room reserved until this date. (I have a confirmed booking until this date.)

aslında binbir türlü çeşitlendirilebilir.


bir garip melek
(15.11.19)
neden herkes past perfect kullanmış, i’d reserved şeklinde, onu anlamadım. past perfect kullanmak için biri diğerinden daha eski 2 geçmiş zaman olması lazım. halbuki şu andan bahsettiğimize göre simple past gayet yeterli olurdu.


del piero10
(15.11.19)
ben de yukaridaki yorumu yazamaya geldim. "yapmistim" ifadesini I had done diye cevirmeyi birakin. Ingilizce'de Turkce'deki "misli gecmis zaman"in birebir bir karsiligi yok. Turkce dusunmeye devam ettiginiz surece kronik hata yapmaya devam edeceksiniz.


hot potato
(15.11.19)
(4)

Work On/Work For Farkı

Merhaba sevgili ingiliççeciler.Linkedin'de çalıştığım projelere dair açıklama ekliyorum. "I mainly worked on tv commercials" mı demeliyim, "worked for" mu?"Working for the project XXX" mi demeliyim şimdiki zamanda, "working on the" mı?Bir de öğrenmem için aradaki nüansı da açıklarsanız sevinirim. Tu
Merhaba sevgili ingiliççeciler.

Linkedin'de çalıştığım projelere dair açıklama ekliyorum. "I mainly worked on tv commercials" mı demeliyim, "worked for" mu?

"Working for the project XXX" mi demeliyim şimdiki zamanda, "working on the" mı?

Bir de öğrenmem için aradaki nüansı da açıklarsanız sevinirim. Tureng çok da açıklayıcı olmuyor anlamak için.

Teşekkür ederim şimdiden.
rakunzelll
(11.11.19)
Bildiğim kadarıyla bir iş üzerinde çalışmaktaysanız work on demelisiniz. Sizin durumunuzda da bir projede çalıştığınız içim eotrk on oluyor. Work for ise biri adına çalıştığınız anlamına gelir.


Cézanne
(11.11.19)
Ben yazışmalarımda bir şahıs ya da stüdyo vs. için çalıştığımı belirteceksem:

"Work for"

O esnada üzerinde çalıştığım şeyi ya da temayı belirtmek istiyorsam da

"Work on"

derim.


Work for company/işveren için kullanılıyor, hatta geçen introducing yourself konulu 200k takipçili bir native İngilizce öğretmenin kanalında gördüydüm.

I work for Eczacıbaşı, Ziraat Bankası.
Hangi sektörde çalıştığını belirtirken de work in: I work in fashion/advertising/education.

Work on kullanımından bahsetmedi, kusura bakma:)


freedonia
(11.11.19)
work on - tv commercials
work for- tv producers.


babilbaligi
(12.11.19)
(2)

İngilizce 6 seviyesi nedir nasıl belgelendirilir ?

Yüksek lisans başvurusunda bulunacağım ülke ingilizce 6 diye bi seviye istiyor. Bu seviye neye karşılık gelmekte ve bu seviyede isem bunu nasıl belgelendirebilirim?
Yüksek lisans başvurusunda bulunacağım ülke ingilizce 6 diye bi seviye istiyor. Bu seviye neye karşılık gelmekte ve bu seviyede isem bunu nasıl belgelendirebilirim?
dakota
(11.11.19)
ielts sınavına giriyorsunuz en az 6 almanız gerekiyor. 0 ile 9 arası bir puan sistemi var ieltsin.


isvicre rakisi
(11.11.19)
(8)

Instagram tv nasıl okunur: IGTV

patronum sürekli aysi tc diyor, ayci tivi diye okunması gerekmiyor mu?ortamlarda, sosyal medya ajanslarında bundan ne diye bahsediliyor?
patronum sürekli aysi tc diyor, ayci tivi diye okunması gerekmiyor mu?
ortamlarda, sosyal medya ajanslarında bundan ne diye bahsediliyor?
gadlemler
(11.11.19)
youtu.be


kitik
(11.11.19)
Yanlış okuyorum diye ifşa etmene gerek yoktu.


Aysi tc ile igtv'nin ne alakası var? Başka bir şey demeye çalışıyor olabilir mi ictc'ye benzeyen?


yalnız ülkede çoğunluk uzun halini de yanlış telafuz ediyoruz

inste-gram: yanlış
insta-grem: doğru
istakram: en güzeli :)

IGTV - ayci tivi


freebird5406_2
(11.11.19)
i-ge-te-ve


d max
(11.11.19)
o ayci tivi diyor, yanlış yazmışım duyuruda


gadlemler
(11.11.19)
E adam doğru okuyormuş


Eyçesbisi değil mi abi?


Tears of Devil
(11.11.19)
(2)

"of"un sadece schwa'lı weak formu var mı?

"Of"un weak formlarını /əv/ ve /v/ diye göstermiş güvendiğim kaynaklar. "a piece of cake" "a cup of tea" derken of'u sadece schwa ile okuyorlar. https://youtu.be/KwDJnXt3ZVQ?list=PLcetZ6gSk96-ayXj5thbTpbh2vHWpP08o&t=81 of'un weak formu için of=schwa diyebilir miyiz? Yoksa cup of tea ler piece of cak
"Of"un weak formlarını /əv/ ve /v/ diye göstermiş güvendiğim kaynaklar. "a piece of cake" "a cup of tea" derken of'u sadece schwa ile okuyorlar. youtu.be of'un weak formu için of=schwa diyebilir miyiz? Yoksa cup of tea ler piece of cake ler istisna mı?
freedonia
(11.11.19)
onlar istisna degil bence. istisna olsaydi videoda sadece bu ikisi istisna diye belirtirdi.


hot potato
(11.11.19)
Aksandan aksana değişiklik gösterir o. İngilizce aksanları gayet çeşitli üstelik. Kimi schwa ile okur, kimi başka. Haso Türk aksanlı İngilizce ile "E piys of keyk" denir, baya Trabzon'un Of ilçesi gibi. Anlamayanı görmedim sipariş verdiğim zaman.


d max
(11.11.19)
(6)

Almanca kısa soru

Bu ürünü banyo sonrası yüzü nemlendirmek için kullanabilir miyim?https://i.hizliresim.com/nbd1aV.jpg
Bu ürünü banyo sonrası yüzü nemlendirmek için kullanabilir miyim?

i.hizliresim.com
asaf
(10.11.19)
Yüz veya banyoyla ilgili spesifik bir şey yazmıyor. Gerektiğinde veya günlük kullanın demiş.


reactionic
(10.11.19)
spesifik bi kullanım şekli yazmamışlar, hergün veya gerekirse bütün vücudunuza sürerek kullanın yazıyo.


nahtoderfahrung
(10.11.19)
Almanca'dan bağımsız olarak, "body lotion" yazmış. Ben olsam yüzüme sürmem. Onun haricinde, 24 saat nem verir, hızlı emilir, yağsızdır, cildi pürüzsüzleştirir, normal ciltler içindir, içinde e-vitamini ve avokado var vs yazmış Almanca olarak.


agluna
(10.11.19)
Body lotion yüze sürülmez.


jacque
(10.11.19)
body lotion yuze surulmez diye genel bir kural yok da, bazi losyonlarda sivilce yapabilecek/gozenek tikayacak yaglar olabilir, ki herkeste tikayacak diye bir sey yok. ayni sekilde yuz icin diye satilan kremler de bazi insanlarda sivilce yapiyor - cilt tipine gore degisir yani sonuc olarak.


hot potato
(11.11.19)
Für Gesicht und... gibi bir şey yazsaydı yüze de sürün derdim. Ama bu yüze sürmelik değil pek. Acil durumda yüzüm kupkuru olsa sürerim de uzun vadeli kullanmam.


SiyamkedisiZorro
(11.11.19)
(10)

Şu cümle ne anlama geliyor? Yaygın bir kalıp mı?

There was no understanding it.
There was no understanding it.
wmeh
(10.11.19)
Gramer olarak yanlış. Understanding sonrası bir preposition lazım en azından of, in, about vs. Anlayış, kavrayış yok ya da anlaşma, uyuşma yok gibisinden informal düzeyde bir konuşma cümlesinde kullanılmış olabilir


speedy
(10.11.19)
bir anlama yok.


Ünlü bir romanda geçiyor. @speedy


wmeh
(10.11.19)
"anlamanın yolu yoktu", "anlamak imkansızdı" gibi. kalıp değil ki bu yaygın olsun, normal cümle işte.


der meister
(10.11.19)
i tried. really tried. i have met and talked all the people in the town. try to explain what will happen if we not take some precautions. they have listen with empty eyes. i can clearly see their empty brains just for a couple of seconds look. clearly they even not try to understand. they just listen like they was doing some kind of hearing exercise. every person i have talked forgot everything i said in couple of seconds. there was no understanding it. so i leave the town and move where people at least try to understand what they hear.


Sanıyorum bu bi çeşit omition. tam kalibin adini hatirlamiyorum ama. anlayan kimse yok gibi kullaniliyor.

there was no who is understanding who+be+Ving omit ediyor. veya there was no who understands de dese ayni manaya gelirdi. who'yu atip Ving ile kullaniyor


bana da hatalı gibi geldi. daha doğrusu daha önce hiç böyle kullanıldığını görmedim. @onkiloversemtamamım'ın cevabını okuyunca eksiltme mantıklı geldi "there was no understanding (of) it" kimse tarafından anlaşılamıyor, da olabilir mesela. hangi roman bu acaba?


curious mind
(10.11.19)
"there was no way of understanding it." olsaydı anlamanın yolu yoktu diye çevirilebilirdi.


sinek kral
(10.11.19)
Fahrenheit 451 @curious


wmeh
(10.11.19)
gayet normal bir cumle +1.

arkadaslar her seyi anadolu lisesi ingilizcesi kaliplarina sokarak dusunmeyin. "Understanding sonrası bir preposition lazım" - hayir ne munasabet.


hot potato
(10.11.19)
(4)

İngilizce Sorusu

Ielts 8 almış İngilizcesi anadiline yakın biri olarakNüfus Kayıt Örneği Çevirirken DÜŞÜNCELER kısmını ne diye çevireceğimi bilemedim çünkü bu kelimenin Türkçe'deki hukuk kavramları veya terminolojideki yan anlamını bilmiyorum.Bilen arkadaşlar varsa bunun doğrusunun ne olduğunu söyleyebilirler mi?Not
Ielts 8 almış İngilizcesi anadiline yakın biri olarak

Nüfus Kayıt Örneği Çevirirken DÜŞÜNCELER kısmını ne diye çevireceğimi bilemedim çünkü bu kelimenin Türkçe'deki hukuk kavramları veya terminolojideki yan anlamını bilmiyorum.

Bilen arkadaşlar varsa bunun doğrusunun ne olduğunu söyleyebilirler mi?

Notions ya da Facts yazmak istiyorum THOUGHTS olacak gibi değil.
ThomasJefferson
(10.11.19)
Considerations de kanka. Dikkate alinmasi noktalar gibisinden.


baldur2
(10.11.19)
Hukuk terimi olarak bi anlamı var mı bilmiyorum ama, Notes olarak çeviririm ben.


senolll
(10.11.19)
comments/additional notes


comments +1


erectrode
(5 saat)
(1)

Yds tipi okuma parçaları nereden bulabilirim?

Aynı tipte paragrafları içeren herhangi bir yazı olabilir.
Aynı tipte paragrafları içeren herhangi bir yazı olabilir.
Cruyff
(08.11.19)
belki bilmiyorsunuzdur

www.quora.com

başka konu başlıkları da seçilebilir tabi..


halanne
(08.11.19)

Türkçe’den Latince’ye bir çeviri -bir cümle- yapabilir misin?

Elimizde Türkçe bir cümle var. Bunu Latince’ye düzgünce çevirecek birini arıyoruz. Biraz edebi bir cümle, o yüzden iyi bilen birisi olması lazım.
Elimizde Türkçe bir cümle var. Bunu Latince’ye düzgünce çevirecek birini arıyoruz.

Biraz edebi bir cümle, o yüzden iyi bilen birisi olması lazım.
(1)

Ses Kaydı

Merhaba;Ana dili Arapça olan biri, bana bir ses kaydı göndermiş de... 1 dk'lık bir kayıt. Sadece şu iki bölümü anlamadım.https://files.fm/u/srh83qn5Bir şey olunca, sana merhaba nasılsın diye mesaj atacağım...Siparişin nesini bekliyorlarmış bir şonrakine başlamak için?Bir de blade hazır değilmiş ama
Merhaba;
Ana dili Arapça olan biri, bana bir ses kaydı göndermiş de... 1 dk'lık bir kayıt. Sadece şu iki bölümü anlamadım.

files.fm

Bir şey olunca, sana merhaba nasılsın diye mesaj atacağım...

Siparişin nesini bekliyorlarmış bir şonrakine başlamak için?

Bir de blade hazır değilmiş ama ne blade'i?

Şimdiden çok teşekkürler.
PhoenixRising
(07.11.19)
merhaba bay G. nasılsınız
40 dakikadır aklımdasınız sizi aramayı düşünüyordum şimdi araç kullanıyorum. eve ulaşıır ulaşmaz size merhaba diye mesaj gönderecektim.
her şey yolunda sadece yeni siparişe başlayabilmek için yazılı talimat bekliyoruz (worded letter diye anladım)
önceki konuya gelirsek (burayı salladım regarding to previous bus??) bıçağı henüz bitiremedik suudi kılıcını (jambiya)
ama sorun değil, işler sorunsuzca ilerliyore.
eyyorlamam bu kadar umarım mantıklı sallamışımdır


r evolution
(07.11.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.