Giriş
(1)

active vocabulary

pasif kelime dağarcığındaki kelimeleri aktife geçirmenin en iyi yolu konuşma pratiği mi? sistematik olarak yapılabilecek başka bir uygulama var mıdır?
pasif kelime dağarcığındaki kelimeleri aktife geçirmenin en iyi yolu konuşma pratiği mi? sistematik olarak yapılabilecek başka bir uygulama var mıdır?
toua tokuchi
(2 saat)
o kelimeleri not al ve onlarla bir şey yazmaya çalış.


tabudeviren
(45 dk)
(6)

Ankara'da almanca kursu

Ankara'da goethe haricinde gidip memnun kaldığınız almanca kursu var mıdır?Mümkünse fiyat bilgisi de verebilirseniz çok iyi olur.
Ankara'da goethe haricinde gidip memnun kaldığınız almanca kursu var mıdır?
Mümkünse fiyat bilgisi de verebilirseniz çok iyi olur.
tomer falan var malum da kursun kalitesi kurumdan ziyade hocaya gore degisir. hepsinde benzer kaynaklar var da seni motive edip gunde bir saatini ayirip (baska turlu ogrenilmez) calismani saglayacak unsur hocadir.


hot potato
(7 saat)
tömerdeki iyi hocaların çoğu kurum politikaları sebebiyle tömerden kaçtı geçen sene, yakınen bildiğim için tömeri tavsiye etmiyorum ben. Almanca için en ciddi eğitimi Göethe enstitüsü verir. Active English’in de almancası var ama sağlam bir şekilde öğrenmek isteyene tavsiyem paraya kıyıp goetheye gitmesi olur.

Edit: tavsiye veren insanlara kızmak da değişik bir kafa


goethe gibi kurumsal bir yer çok zor, active english’e geçen olmuştu ben goethe’deyken ama cok duzensiz oldugundan bahsetmislerdi.
paraya kiyip goethe +1


cedex
(5 saat)
halk eğitim merkezlerine de bakabilirsiniz. hangisinde hatırlamıyorum ama almanca kursu varmış, yakın zamanda talep olmadığı için kaldırmışlardı. neredeyse ücretsiz, yıllık 100 liraya falan denk geliyordu yanlış hatırlamıyorsam. çankaya'da olabilir, ben de araştırıyorum.

ayrıca ısrarla goethe diyenler yahu el insaf. goethe'de başlangıç seviyesinden B1'e geçene kadar cebinizden 4400 lira çıkıyor sadece kurs masrafı olarak, o da eğer zam yapmadıysalar. kursa şu kadar para yatırabilecek adamın da zaten duyuruda fiyat bilgisi soracağını, kurs araştıracağını zannetmiyorum. çok iyilerdir belki ona bir şey diyemem de A1-B1 geçişi için 4400 lira isteyen kurum da yani öh.


der meister
(4 saat)
Dim var Kızılay’da. Arkadaşlarım oldukça memnundu. Arayıp istediklerinizi sorun isterseniz.


kojonotsuki
(2 saat)
@der meister halk egitimden ogrenecegin almancanin 5 katini youtube'dan telefon uygulamalarindan kitaplardan falan da ogrenirsin. o mantikla para vermeye gerek 0.

4400 lira 8 ay kurs icin abarti bir para degil. Ki calisan kur da atlar da dedigim gibi zaten gunde bir saatini veya daha fazlasini ayirmayan bosa kurek ceker.


hot potato
(2 saat)
(6)

Adamcağız

1900'lerin başından kalma bir metinde, ''acıma, küçümseme'' amacıyla değil de, sevgiyle söylenmiş bir adet ''adamcağız'' var elimizde. Çeviride on cümle dip not yazacağıma, belki, bir ihtimal birileri denk gelmiştir diye sormak istiyorum: Nasıl çevirdiniz/çevrilir? Önce İngilizce'ye çevrilse de yete
1900'lerin başından kalma bir metinde, ''acıma, küçümseme'' amacıyla değil de, sevgiyle söylenmiş bir adet ''adamcağız'' var elimizde.

Çeviride on cümle dip not yazacağıma, belki, bir ihtimal birileri denk gelmiştir diye sormak istiyorum: Nasıl çevirdiniz/çevrilir? Önce İngilizce'ye çevrilse de yeter.
buf-e kür
(19.08.18)
cümleyi görmek lazım, ona göre bir uyarlama yapılabilir.


Poor guy.


Poor guy, sevgiyle de söylenebilir mi diyorsunuz @bos gezenin bos ustası

@jason bourne seksapeli, ben çok uyarlayamadım:

Adamcağızın (....) Her arzunuzu idareye emreylediğiniz anda icapları icra edilir, diye verdiği izahat doğrusu ya pek hoşuma gitti.


buf-e kür
(19.08.18)
neden bilmiyorum hikayenin içindeki gidişatı bana sweet old man diye düşündürdü. adamcağız belki 20 yaşındadır bilemem de sanki oralarda yaşlı tatlı bir adam varmış da böyle birşey demiş gibi geldi.


Hocam o söylediğin cümlenin türkçesini de -noktalama işareti eksikliğinden/fazlalığından- pek anlamlandıramadım ya neyse...

Poor man geldi aklıma ama poor man deyince acıma, sempati, empati... Böyle şeyler anlaşılır. Ki kelimenin türkçesi de acıma belirtir. Sonuna -cağız ekleyip zavallılık belirtmeyen isim, ben bilmiyorum. Sen biliyosan bizi aydınlat.

Sevimliliği contextte verebilirsin, okuyan kişi ne hissetmesi gerektiğini bilir zaten.


olutaklidi
(19.08.18)
@olutaklidi, metnin orijinali böyle hocam. Noktası, virgülü tamam. Dilinden dolayı olabilir anlaşılamazlığı. Cümle bu ''Adamcağızın (...) diye verdiği izahat doğrusu ya pek hoşuma gitti.''

Üç noktalı bölümde o adamcağızın yaptığı bir paragraf dolusu açıklama konuşma çizgisi ile verilmiş. Kısacası yazarın cümlesi ya da benim ilgilendiğim cümle ile gramatik bir bağı yok.

''Küçültme eki'' olarak lise kitaplarında yer alan ekler, birçok anlama karşılık geliyor tabii ki. Modern Kıbrıs Türkçesi'ndeki fantastik kullanımı bir yana, salt boyutu ''küçültmek'' için de kullanılabiliyor. ''(...) Küçültme, azaltma, acıma ya da sevme anlamı kazandırır.'' ifadesi birçok makalede, ve TDK sözlüğünde de var.


buf-e kür
(11 saat)
(3)

Ingilizce

"he started a newspaper which would from then on lead the attack on the existing political institutions "Cumlesini aciklayarak cevirebilir misiniz? "Which would from then on lead the attack" kisminin gramatik yapisi cozemedim
"he started a newspaper which would from then on lead the attack on the existing political institutions "

Cumlesini aciklayarak cevirebilir misiniz? "Which would from then on lead the attack" kisminin gramatik yapisi cozemedim
ordinov
(19.08.18)
çıkardığı gazete daha sonra mevcut politik kurumlara saldırıyı yöneten bir noktaya geldi.

ya da; (o) bir gazete çıkarmaya başladı ve o zamandan beri çıkardığı gazete mevcut politik kurumlara saldırıda bayrak taşıyıcı.

Sınırlı bilgimle, 'which would, from then on, lead the attack' şeklinde görüyorum. yani 'from then on'u ayrı düşünüp 'would lead' gibi görülebilir.

edit: attack'ı saldırı yazmışım ama burada eleştri şeklinde düşünülebilir belki.


puc
(19.08.18)
From then on kullanimina asina degildim, simdi oldu, tesekkurler


ordinov
(19.08.18)
(o) bir gazete çıkarmaya başladı ve o zamandan beri çıkardığı gazete mevcut politik kurumlara saldırıda bayrak taşıyıcı. doğrusu bu. from then on; o zamandan itibaren demek


boomboom
(19.08.18)
(1)

Fiilin gerund mu infinitive mi olduğunu nasıl anlarız?

Ezber dışında yöntem var mı?
Ezber dışında yöntem var mı?
Cruyff
(19.08.18)
Ikinci fiil zaman bakimindan ilk fiilden sonra geliyorsa (ornegin amac olabilir) to infinitive gelir.

I want to buy a car.

I like to have a hamburger. (Garson hamburger getirecek).

Ikinci fiil zaman olarak ilk fiilden once geliyorsa ya da ayni zamanda gerceklesiyorsa gerun gelir.

I engoy skiing. (ayni zamanda)

I like eating hamburger. (Kimse ona hamburger getirmeyecek).

I remember locking the door. (ikinci fiil zaman bakimindan once)


Traveller
(19.08.18)
(4)

İngilizce özel ders

Eğitimin her basamağında ingilizce görsem de ve küçük bi yurtdışı deneyimim olsa da gittiğim yurt dışında tarzanca ingilizceyi siyahi kankalarımla kullansam da benim bu ingilizceyi ana dilim gibi konuşmam gerekli.Diyorum ki bir dil öğrencisi olur bilen eden olur bana özel ders verir cüzi bir miktar
Eğitimin her basamağında ingilizce görsem de ve küçük bi yurtdışı deneyimim olsa da gittiğim yurt dışında tarzanca ingilizceyi siyahi kankalarımla kullansam da benim bu ingilizceyi ana dilim gibi konuşmam gerekli.

Diyorum ki bir dil öğrencisi olur bilen eden olur bana özel ders verir cüzi bir miktar karşılığında ve uzun uzun. Sürekli öğrencisi olurum hem o kazanır hem ben.

Dilden beklentim yurtdışında yaşamak için öğreneceğim. Münkün olur mu böyle bir şey? 1 yıl içerisinde iyi bir seviyeye gelebilir miyim?

Lokasyon ist, kitap taşımayı sevmem belki not defteri ideal olur hocam.
Merhaba, 1 yıl içinde gerçekten de iyi seviyeye gelinir ama Türkiye'de kim iyi seviyede Ingilizce ogrendiyse ders çalışmıştır. Diğer şekilde etrafının İngilizce konuşan insanlarla dolu olması lazım. Antalya'da bozuk bir İngilizce öğrenenler oluyor ama onları düzeltecek kimse olmadığından tarzanca İngilizce konusabiliyorlar. Bu nedenle kitap taşımam, cebime sığmayan defteri almam düşüncesi sizi en baştan yanlış yöne götürür. Yeterince motivasyon yoksa iki hafta sonra vazgecersiniz.


Traveller
(19.08.18)
1 senede öğrenmen için rehber olur, doğru yerlere yönlendiririm. Yeşillendir konuşalım.


@abi bi dizi buldum on numara ankara için bildiğin birşeyler varsa bana da anlatsana dostum


opitseri
(19.08.18)
ankara'da olaydın ben yardımcı olurdum. yine de en azından yapabileceklerine dair bir kaç şey açıklayayım.

öncelikle dilin yaşayan bir şey olduğunu fark etmek şart. çalışmak iyidir, çalışın bol bol ancak bir dili iyi öğrenebilmek için o dili ana dili seviyesinde konuşan (native olur/yeterince yetkin olur vs.) birisi ile sürekli iletişim ve pratik halinde olmak gerekir.

kitaplar size kurallar öğretir, kurallar dilin teknik yapısına hakim olmanızı sağlar ama işte pragmatics diye bir olgu var ki kural mural hak getire. bugün bilgisayarlı sistemlerin hala doğru şekilde çeviri yapamamasının sebebi bağlam kavramını ve pragmatics'in içsel kurallarını matematiksel olarak yazamıyor oluşumuz. o zaman ne yapmalı? gözlem! evet sürekli gözlemlemek bu işin çözümü.

hepimiz sürekli yabancı dilde yapımlar izliyoruz. yapılan en büyük hatalardan birisi diziyi orijinal dilinde ve türkçe alt yazıyla izlemek. zevk için izlendiğinde ingilizce bir yapımı türkçe alt yazıyla izlemek makul bir çözüm olabilir ancak farkında olarak/dili geliştirmek için de izliyorsanız ingilizce alt yazıyla izlemeniz lazım.

bunu biraz açayım: öncelikle, alt yazılar insan yapımıdır bunu biliyoruz. o alt yazıları da bazı çevirmen arkadaşlar hazırlıyorlar ki bir kısmı cidden kötü oluyor. bazen farkında olmadan bir şeyleri yanlış öğrenmemize ya da yanlış bildiğimiz bir şeylerin pekişmesine sebep olabiliyorlar.

ikincisi, ingilizce bir yapımı türkçe alt yazı ile izlerseniz beyniniz sürekli olarak iki dil arasında bir çeviri süreci işletmeye çalışır. bunun şöyle kötü bir tarafı var. "I love you" gibi basit ve herkesin anlamını bildiği bir cümle için bile bu çeviri süreci çalışır geri planda ve ingilizce'yi içselleştiremezsiniz. konuşmaya çalıştığınızda da beyin alışık olduğu sürece döner. hani hep derler ya türkçe düşünme diye, işte böyle koşullanan bir beynin türkçe düşünmeme şansı yok. bu da şu anlama geliyor, normalde fark etmeyeceğimiz kadar küçük gecikmeler yaşıyoruz konuşmaya çalışırken ve bu küçücük, mini minnacık gecikmeler bir araya geldiğinde uhm, err, ııh'lar çoğalmaya başlıyor ve o sular seller gibi konuşma hikayesi yalan oluyor.

ingilizce bir diziyi ingilizce alt yazıyla izlemenin şöyle bir getirisi de var ayrıca: bilinmesi gereken ilk şeylerden birisi aksan dediğimiz olgunun salt olarak taklitten ibaret olmasıdır. bir iskoçyalı ile bir ingilizin farklı aksanlarda konuşmalarının sebebi dil edinim süreçlerinde kopyalayacakları/taklit edecekleri seslerin farklı olmasıdır. ingilizce bir diziyi ingilizce alt yazıyla izlerseniz beyniniz görsel olarak algıladığı dağarcıktaki kelimeleri (hatta anlamını bilmediklerinizi de) duyduğunuz sesle eşleştirir. bu da konuşmaya başladınızda o kelimeleri o şekilde sesletmenize sebep olur. al sana bedavadan aksan dersi :)

gerekirse daha detaylı da bilgi verebilirim, şimdilik bu kadar yeter sanırım :)


Çanakkale'de ingilizce kursu

Merhaba arkadaşlar,Çanakkalede geçici bir süre için yaşamaya başladım ve buradaki süre içinde akşamları yalnız geçireceğim saatler için tamamlayamadığım ingilizce eğitimimi tamamlamamak için ingilizce kursuna gitmek istiyorum.Bildiğiniz iyi olduğundan emin olduğunuz bir kurs var mı acaba?
Merhaba arkadaşlar,
Çanakkalede geçici bir süre için yaşamaya başladım ve buradaki süre içinde akşamları yalnız geçireceğim saatler için tamamlayamadığım ingilizce eğitimimi tamamlamamak için ingilizce kursuna gitmek istiyorum.
Bildiğiniz iyi olduğundan emin olduğunuz bir kurs var mı acaba?
hoot
(18.08.18)
(1)

1 cümlecik paraphrase

Selamlar. Şunu paraphrase etmeme yardım eder misiniz?Eisner's perception of outcomes as being what the student achieves as opposed to what the teacher intends to teach.cümlenin tamamı şu şekildeOtter's definition of learning outcomes as, 'what a learner knows or can do as a result of learning' (1992
Selamlar. Şunu paraphrase etmeme yardım eder misiniz?

Eisner's perception of outcomes as being what the student achieves as opposed to what the teacher intends to teach.

cümlenin tamamı şu şekilde

Otter's definition of learning outcomes as, 'what a learner knows or can do as a result of learning' (1992, p. i) affirms Eisner's perception of outcomes as being what the student achieves as opposed to what the teacher intends to teach.

ama bana sadece yazdığım kısım gerekiyor.
... affirms Eisner's understanding of outcomes, which is the success of student, instead of the information taught by teacher.


karabasun
(18.08.18)
(4)

online uygun fiyata interaktif ders

Merhaba arkadaşlar,Online olarak uygun fiyata İNGİLİZCE interaktif ders veriyorum. 8 yıllık eğitim tecrübem mevcuttur.İLK DERS ÜCRETSİZ.Şuana kadar ÜCRETSİZ DERSİMDEN faydalanıp da fiyat-kalite endeksine dersi almayan kimse olmadı. İLK DERSTE seviyeniz ölçülüyor ardından da readingler ve speakingler
Merhaba arkadaşlar,

Online olarak uygun fiyata İNGİLİZCE interaktif ders veriyorum. 8 yıllık eğitim tecrübem mevcuttur.İLK DERS ÜCRETSİZ.Şuana kadar ÜCRETSİZ DERSİMDEN faydalanıp da fiyat-kalite endeksine dersi almayan kimse olmadı. İLK DERSTE seviyeniz ölçülüyor ardından da readingler ve speakingler ile seviyenizde gelişim kat ediliyor. Siz inanmayın 4 aylık kursların vaadlerine.Herşey öğrenen kişinin azmine ve birebir eğitimde yatıyor.Birebir eğitim olmayan yerlerde öğrenen kişi 10 kat daha fazla efor sarfetmek zorundadır.Profesyonel bir müfredat ile seviyenize göre başlanacaktır.
boomboom
(17.08.18)
hocam keltçe mi ibranice mi?


Tears of Devil
(17.08.18)
Hizmetini satmaya o kadar kasip metin hazirlayip araya ne dersi verdigini yazmayi unutmussun. O yuzden o belirttigin profesyonelligin biraz supheli oluveriyor birden.


robokot
(17.08.18)
sadede gel kaç para?


omembo
(18.08.18)
Türkçe ders almayı düşünürseniz özel ders veren arkadaşlarım mevcut. Evet, mevcuttur değil, mevcut. Pragmatics...

Ayrıca, noktadan sonra boşluk bırakılır ve yine ayrıca, efor değil çaba. Ana dilinde bu kadar başarısız bir insandan ders almayı düşünen olur mu bilmiyorum ama başarılar dileyeyim yine de.


(4)

almanca’yi b1->b2 yapmak mi fransizca’yi a1->b1 yapmak mi

almancam b1 (goethe institute cikisli)fransizcam a1 (frankofon hoca cikisli)simdi onumde biraz zaman var, almanca’yi b2 yapmaya mi calisayim yoksa fransizca’yi b1 yapmaya mi? kursa gidemem, tutor arti kendi calisma seklinde olacak. is icin ikisine de ihtiyacim yok, fransizca belki kanada gocmenligi
almancam b1 (goethe institute cikisli)
fransizcam a1 (frankofon hoca cikisli)

simdi onumde biraz zaman var, almanca’yi b2 yapmaya mi calisayim yoksa fransizca’yi b1 yapmaya mi?

kursa gidemem, tutor arti kendi calisma seklinde olacak.

is icin ikisine de ihtiyacim yok, fransizca belki kanada gocmenligi icin iyi olabilir.
cedex
(17.08.18)
Almanca'yi B2 yap.


chitosan
(17.08.18)
chitosan +1


greenshadow
(17.08.18)
almanca b1
fransızca a1

fransızcayı b1 yaparsan iki dili yarım bilmiş olursun.
almanca'yı b2 yap gitsin. bir dili daha iyi bilmiş olursun.


tabudeviren
(17.08.18)
tabudeviren +1


microfiction
(17.08.18)
(3)

İngilizce

Bu elbise x marka mı? / bu elbise x firmadı tarafında n mı üretildi? Bunu ingilizceye çevirebilir miyiz
Bu elbise x marka mı? / bu elbise x firmadı tarafında n mı üretildi? Bunu ingilizceye çevirebilir miyiz
buenas
(17.08.18)
Is this dress made by the brand x?


hz emreyiz
(17.08.18)
ben direkt "Is this x?" derim. "Is this H&M?" veya "Is this from H&M?"


Is this dress by H&M


hot potato
(17.08.18)
(2)

ingilizce cümle

Everyone on 2chan bashed the hell out of it.ne anlama geliyor bu cümle?
Everyone on 2chan bashed the hell out of it.

ne anlama geliyor bu cümle?
toua tokuchi
(16.08.18)
2chan deki herkes onu çok kötüledi diyor. artık it derken neyden bahsediyorsa. 2chan dediği de 9gag e benzer ama ondan önce varolan bir site.


9gag'in orijinali 4chan değil mi? 2chan'i ilk kez duydum.


co2s2
(16.08.18)
(17)

ingilizce'yi kendi çabanızla nasıl öğrendiniz?

deneyimlerinizi alırım.
deneyimlerinizi alırım.
novotni
(16.08.18)
msn'de kızlara cam açtırmaya çalışarak.


Oturup binlerce kelime calisarak ki hala calisirim. Yabanci forumlara uye oldum, oradan insanlarla tanistim ama onun etkisi sinirli oldu. En cok etkiyi benim masaya oturup calismam sagladi.

Ikinci sirada da yabanci arkadaslar edinmem etkili oldu. Yurtdisina sadece bir kez Turk arkadaslarimla ciktim.


Traveller
(16.08.18)
webte karı soymaya çalışarak +1


japon askeri
(16.08.18)
klişe ama
sözlerine bakarak müzik dinlemek
altyazı ile yabancı dizi film
sürekli ingilizce sayfalar okumak

ama asıl bombayı yabancı biriyle tanışmak ve neredeyse hergün konuşmak patlattı. ilk başta zar zor anlamaya daha sonra konuşmaya ve muhabbet edebilme yeteneğine sahip oldum.

bunlar 5 sene içinde olan şeyler hemen olmadı tabii ki.


klakie
(16.08.18)
- oyunlar
- online sohbet
- küçükken mektup arkadaşları
- kitaplar
- şarkılar

sürekli iletişim çok önemli


Xnxx te kategorileri öğrenerek başladım


brad pitt
(16.08.18)
bulunduğunuz çevrede ingilizce bilen, konuşan biri varsa onunla ingilizce konuşun. pratiğe dökmediğiniz sürece biriyle konuşmanız gerektiğinde afallayabilirsiniz.
bol bol kelime ezberleyin, dizilerdeki-filmlerdeki bilmediğiniz kelimeleri öğrenin, kelime defteri tutabilirsiniz. bbc izleyip podcast dinleyebilirsiniz.
toefl gibi sınavların örnek writing sorularına ulaşabiliyorsanız onlar üzerinde tıpkı sınavdaymış gibi yazın.


Müzik ve bilgisayar oyunları.


farabi
(16.08.18)
"hadi ben kendi çabamla ingilizce öğreneyim eğitimini falan almadan" olarak değil tabii de, ben de kendi çabamla öğrendim yıllar alsa da. ortaokul ve düz lisede gösterilen dışında eğitimini almadım. diziler, filmler, dergiler ve internet aracılığıyla (kurs falan değil, gezinti-okuma sürekli) ile öğrendim. anlamını bilmediğim sözcükleri sözlükten araştırdım hemen, yanımda yoksa not aldım sonra baktım. telefonumda her zaman bir sözlük yüklü olmuştur.
çocukluğumdan beri ilgim vardı zaten, yabancı diller hep merakımı cezbetmiştir ama belki de en yaygını ve pratik yapılabileni ingilizce olduğu için öğrenmesi kolay oldu.
iki yıldır bir amerikan şirketine çalışıyorum tamamen ingilizce olarak, e-mail'ler skype'lar çağrılar havalarda uçuşuyor.


gkhncnzdgn
(16.08.18)
xportant -1
düz lise okumuş, bir kere bile dil kursuna gitmemiş, yurt dışına çıkmamış bir arkadaşımın ielts ortalaması 7.

bu adam da oyun, şarkı, dizi, filmlerle öğrendi ama asıl etkisi hobileriyle ilgili yabancı forum ve çeşitli paylaşım sitelerinde gezinmek oldu. ayrıca amerikan aksanıyla da konuşabiliyor.

yani kendi çabanla öğrenmek diye bir şey var.


Bruce
(16.08.18)
kelime ezberlemeye kasmak ya da özel olarak kelime çalışmak bence çok efektif değil. Ben kelime haznemin çoğunu bilgisayar oyunlarına borçluyum. Bilmediğim hemen her sözcüğe sözlükten bakıyordum, biraz da yetenek varsa bi iki kere bakınca akılda kalıyor zaten. Bi de o an bi contexte bağladığın için kafanda unutmuyorsun. Yani kelime listesinden kelime ezberleyince altında örnek cümle olsa bile insan unutuyor ama oyunda bi dialogda geçen kelimeyi o anla beraber hatırlıyorsun.

Ayrıca ingilizceme en çok fayda sağlayan bir diğer şey de internetten araştırma yapmayı çok seviyor olmamdı. Araştıracağım her şeyi ingilizce araştırırım ve hobi olarak ingilizce wikipedia okuyan bir insanım. Böyle olunca durmadan okumak insanın kelime dağarcığı, kalıp bilgisi gibi konularını geliştiriyor. Grammer oturup öğrenilebilecek bir şey ve ingilizce grammer olarak çok kolay bir dil bence. Atıyorum almanca gibi değişik çekimler falan yok, o açıdan temel grammer bilgisinin üzerine bol kelime haznesiyle kolay öğrenilebilir ingilizce.

ayrıca bir xportant -1 de benden.


nundu
(16.08.18)
xportant +1. dizi, oyun vs bunlar yardımcı olur ama tek başına ingilizce öğretmez. ingilizce bir bütün. konuşma, yazma, okuma, dinleme. bunların tepsini sadece oyunla ya da diziyle öğrenemezsiniz. bence bir insan toefl'dan 4 bölümün her birinden min. 20 alamıyorsa ingilizce eğitimi devam etmeli.

bir kelime öğrenmek bile emek istiyor. mesela "enthusiastic" kelimesi. bunu cümle içinde kullanabiliyorum yer gelince. doğru bir şekilde telafuz edebiliyorum, anlamını biliyorum ama yazılışını bilmiyorum. az önce google'dan baktım. sadece bu kelimenin yazılışını öğrenmek için bile zaman ayırmam gerek. hepsine böyle eğilerek öğrenmediyseniz bence de hakkıyla öğrenememişsinizdir.


black mamba
(16.08.18)
@travaller kelime nasıl kelime çalışıyorsun? bahsedebilir misin? benim en çok zorlandığım yerlerden biri. işin temeli olduğu için konuşma, yazmayı, okumayı da etkiliyor. oturup tek tek ezberliyor musun?


black mamba
(16.08.18)
@blackmamba

www.victoria.ac.nz

yukaridaki kitapta anlatildigi gibi kelime defterim var, yukaridaki kitabi da okumanizi tavsiye ederim.


Traveller
(16.08.18)
teşekkürler faydalı oldu. benim de benzer bir yöntemim var ancak biraz uzun bi yol değil mi? kelime defterine her gün 10 yeni kelime ekliyorum bunu ilk 3 gün boyunca tekrar ediyorum. yazma ve konuşma olarak kullanmaya çalışıyorum. faydalı oluyor ama günde 10 kelime az sanki. yılda 3650 kelime yapıyor. liste alıp tek tek ezberleyim diyorum bu sefer de anlamını biliyorum ama cümle içinde rahat kullanamıyorum.


black mamba
(19.08.18)
Aslinda kitaba gore ana dili Ingilizce olan bir kisi universite okursa 20 yasina kadar yilda 1000 kelime ogreniyormus. Yani bir lise mezunu kadar Ingilizce bilmek bizi ucurur. Kaynaklara gore 17 bin kelime bilmiyormusum, ancak sozcugun kokunu bildigimde ondan tureyen kelimelerle birlikte 21 bini geciyormus toplam kelime duzeyim.


Traveller
(19.08.18)
benim amacım kısa vadede toefl'a hazırlanmak aslında. 80 almak isteyen biri için ne kadar kelime gerekir? ilk hedef olarak oxford 3000 listesindeki öğrenmeye çalışıyorum. bunlar sanırım günlük hayatta fazlasıyla ihtiyacımı görür. ama yeterli olmaz değil mi? forumlarda görüyorum 10 bin kelime gerekir falan diyorlar. o yüzden az gibi geldi.

sen günde kaç kelime öğreniyordun?


black mamba
(19.08.18)
(2)

bir şeyi bir engelden dolayı bir daha yapamayacağımızı belirttiğimizde

"this is the last time i'll apply for this job. (Because there is age limit.)"this is the last time i can apply for this job. ""this is the last time i've applied for this job""this is the last time i've been able to apply for this job""this is the last time i could apply for this job)""this is the
"this is the last time i'll apply for this job. (Because there is age limit.)
"this is the last time i can apply for this job. "
"this is the last time i've applied for this job"
"this is the last time i've been able to apply for this job"
"this is the last time i could apply for this job)"
"this is the last time i'll be able to apply for this job"
"this is the last time i am be able to apply for this job"
"this is the last time i'm going to be able to apply for this job"

internette bütün kalıplar için sonuçlar var. hangisi doğru?
semitika
(16.08.18)
Yaş limiti sebebi var ise eğer yazılan gibi "this is the last time i can apply for this job." kullanırdım ben.


ben de öyle düşünüyorum ama google "this is the last time i can" diye arattığımda hiç sonuç çıkmayınca şüphelendim.

www.google.com.tr


semitika
(16.08.18)

english ninjas

selamlar,seviyesi intermediate olan bir arkadaşım english ninjas'a kaydolmayı düşünüyor. şu an haftada 3 gün 30 dk paketi yıllık 295USD. daha önce kullanan varsa fiyat / performans olarak nasıldır sizce? tavsiye eder misiniz?teşekkürler.
selamlar,

seviyesi intermediate olan bir arkadaşım english ninjas'a kaydolmayı düşünüyor. şu an haftada 3 gün 30 dk paketi yıllık 295USD.

daha önce kullanan varsa fiyat / performans olarak nasıldır sizce? tavsiye eder misiniz?

teşekkürler.
dracox
(16.08.18)
(7)

Pronunciation sorusu

Sorumu şöyle özetleyeyim. Bildiğiniz gibi İngilizce sözlüklerde kelimelerin telaffuzları US ve UK olmak üzere iki farklı şekilde paylaşılıyor. Ben bazen öğrendiğim bir kelimenin US telaffuzunu gayet iyi yapabiliyorken UK telaffuzunu hiç yapamıyorum. Bazen de tam tersi oluyor. UK telaffuzunu çok iyi
Sorumu şöyle özetleyeyim. Bildiğiniz gibi İngilizce sözlüklerde kelimelerin telaffuzları US ve UK olmak üzere iki farklı şekilde paylaşılıyor. Ben bazen öğrendiğim bir kelimenin US telaffuzunu gayet iyi yapabiliyorken UK telaffuzunu hiç yapamıyorum. Bazen de tam tersi oluyor. UK telaffuzunu çok iyi yapabiliyorken US telaffuzunu hiç yapamıyorum. Bir örnek paylaşayım.

Volatile kelimesi için UK telaffuzunu daha iyi yapabiliyorum. US telaffuzunu yapmak bana daha zor geliyor.

tureng.com

Sonuç olarak, öğrendiğim kelimelerin bazılarını US, bazılarını ise UK olarak telaffuz ediyorum. Benim kelimeleri bu şekilde zaman zaman US, zaman zaman UK telaffuzu ile söylemem konuşma kalitesi açısından bir sorun yaratır mı? Bu durum, arkamdan bu adam nereli diyecekleri kadar belirgin bir konuşma farkı oluşturur mu?
dissendium
(15.08.18)
yok yahu kafana göre takılabilirsin bu konuda.


Hayir yaratmaz. Konusmak demek akicilik demektir, kelimeleri yerinde kullanmak demektir. Tek tuk telaffuz onemsiz gorece.


hot potato
(15.08.18)
Aksan her zaman ele verecektir native olmadığınızı.


@shape of shapelessness, native olmak gibi bir amacım yok aslında, sadece bu durum çok kötü konuşuyormuş algısı yaratır mı diye merak ettim.


dissendium
(15.08.18)
bence kafaya takılacak bir durum yok. bir norveçli sizinle türkiye iç siyasetini türkçe akıcı ve derinlemesine tartışabiliyorsa aradaki yanlış telaffuzlar umurunuzda bile olmaz. vay be adam türkçeyi çok iyi öğrenmiş dersiniz.


Yaratmaz. Zaten bu dil senin ana dilin değil kimse senden doğru telaffuz bile beklemiyor. Tek beklenen anlaşılabilir olman ve anlayabiliyor olman. O komik hintli aksanıyla adamlar ne firmalara CEO oluyor.

Wannabe olma da ne olursan ol benim sana tavsiyem.


Ben de öyle konuşuyorum. İngilizce öğretmenlerim İngiltere, İrlanda ve Amerikalıydı şimdiye kadar, onlardan ortaya karışık aldım sanırım.
Bir sıkıntı olmaz, kötü bir izlenim bıraktığını sanmıyorum.


peggy
(16.08.18)
(4)

İngilizce de

'Paranın dik gelmesi' nasıl denir?
'Paranın dik gelmesi' nasıl denir?
ordinov
(15.08.18)
Para dik geldi anlaminda "The coin landed on its side" ya da "The coin landed on the edge" diyorlar.


aychovsky
(15.08.18)
landed on its side diyorlar


Kim Milyoner Olmak İster'deki soru ile ilgili araştırma yapıyorsanız, linki buraya atarasnız sevinirim.


apdulera
(15.08.18)
journals.aps.org

Buyur hocam


ordinov
(16.08.18)
(2)

İngilizce bir cümle çeviri

"Elbette size elimizden geldiğince destek oluruz" demek istiyorum"Of course we will support you if we can" demek istemiyorum. Şu "if"ten sonrasını nasıl yazsam? "within our knowlege" gibi bir şey anlatmak istediğim. Nasıl diyeyim?
"Elbette size elimizden geldiğince destek oluruz" demek istiyorum

"Of course we will support you if we can" demek istemiyorum. Şu "if"ten sonrasını nasıl yazsam? "within our knowlege" gibi bir şey anlatmak istediğim. Nasıl diyeyim?
SiyamkedisiZorro
(15.08.18)
Of course we will support you as much as we can ?


tabudeviren
(15.08.18)
Of course we'll do our best to support you


stavro
(15.08.18)
(6)

Practice creates masters

bunu nasıl çevirirdiniz : Pratik ustalaştırır diye çeviriyorum sadece emin olmak istiyorum.
bunu nasıl çevirirdiniz :

Pratik ustalaştırır diye çeviriyorum
sadece emin olmak istiyorum.
kahramanikarus
(14.08.18)
Sadece fikir olsun diye yazıyorum.

Pratik, ustalar yaratır.


dissendium
(14.08.18)
modamod çevirisi yukarıdaki gibi. ama sizinki çok güzel.


retiredcolonel
(14.08.18)
Bunun Almancasını (Übung macht den Meister) "Yapa yapa usta olursun" diye çevirirdik biz
"Meşk kemale erdirir" diye bir çeviri de gördüm. Yeni nesle yabancı ama bence güzel çeviri.


SiyamkedisiZorro
(14.08.18)
@retired dogru kullanimi motamot. Sahsi algilama :)


leben
(14.08.18)
"Yapa yapa usta olursun"a katiliyorum. "Pratik, ustalar yaratır" veya "Pratik ustalaştırır" chicken translation. bir metin icinde gorsem iy bu ne ya derim.


hot potato
(14.08.18)
Motamot (bunu çeviri alanına kelimesi kelimesine diye kim soktuysa ona da selam ederim) çevirisi doğru çeviri değil sevgili kahramanikarus. burada bahsedilen şey literal translation ki kendisi translation meme'lerin en ünlüsü olan literal vs semantic translation meme'inin ana aktörlerindendir.

bu literal vs semantic olayını sevgili dilbilimci Nida ortaya dynamic translation kavramını atarak aşalı sanırım bi 15 20 yıl oldu. dilbilimciler kelimelerin karşılıkları mı korunmalı yoksa söylenen ifade anlam olarak mı korunmalı diye birbirlerini yiyedursunlar, Nida çıkıp dedi ki "bu işin aslı yaratılan etkiyi tam anlamıyla korumaktır."

yani çeviriniz ister literal ister semantic olsun, hedef dilin kullanıcısının söylediğiniz karşısında hissedeceği etki kaynak dilin kullanıcısınınkiyle aynı olmalı der. bunun en güzel örnekleri de atasözleri üzerinden döner.

örneğin türkçe (bardaktan boşanırcasına yağıyor) ile ingilizce (it's raining cats & dogs) ya da türkçe (aklımı başımdan aldı) ile ingiilizce (s/he got me head over hills) birbirlerinin tam çevirisiyken, ne literal ne de semantic olarak birbirleriyle alakalı bile değildirler.

dolaysıyıa, @hot potato'nun da dediği gibi, doğru çeviri yapmak adına strictly literal ya da strictly semantic çeviri yapılırsa hedef dil kullanıcısı okur okumaz metnin çeviri olduğunu anlar ki bu çeviribilimde (burası benim tabirim) tam bir fiyasko anlamına gelir.

bu açıdan bakarsak, güzide dilimizdeki (bkz: işleyen demir ışıldar) sözü bile pratik, ustalar yaratır çevirisinden güzel duruyor.


(1)

Devlete ait resmi araç - makam aracı ne demek? -türkçe-ingilizce-

teşekkürler.
teşekkürler.
ya ben lan neyse
(13.08.18)
official car ya da official state car


iddaaci
(13.08.18)
(2)

Ielts'e hazırlanma tavsiyeleri

Merhaba dostlar,1.5 Hafta sonra IELTS'e gireceğim. Özel ders şeklinde kurs aldım ve şu an yeterli puanı alırım gibi görünüyor ancak özellikle listening ve speaking'te durum biraz ucu ucuna, dolayısıyla içim pek rahat değil ve bu sorun büyük ölçüde yetersiz vocabulary seviyesinden kaynaklanıyor. Çalı
Merhaba dostlar,

1.5 Hafta sonra IELTS'e gireceğim. Özel ders şeklinde kurs aldım ve şu an yeterli puanı alırım gibi görünüyor ancak özellikle listening ve speaking'te durum biraz ucu ucuna, dolayısıyla içim pek rahat değil ve bu sorun büyük ölçüde yetersiz vocabulary seviyesinden kaynaklanıyor. Çalışan bir insanım ve hafta içi akşamları en fazla 2 saatim falan oluyor sınava hazırlanmak için, bayram tatiline kadar da bu durum değişmeyecek.

Şimdi size sorum şu, özellikle vocabulary'den ötürü gibi duran speaking ve listening becerilerimi geliştirmek amacıyla şu kısa süreyi etkili kullanmak için neler yapabilirim? Kullandığınız yöntemler, notlar falan ne varsa önerilerinize ihtiyacım var.
dream machine
(13.08.18)
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
ielts-simon.com
cambridge ielts serisi/örnek sınavlar.. ses kayıtları da mevcut
özel ders


jimjim
(13.08.18)
speaking zor. ingilizceyi iyi bilenn biriyle konuşman lazım.

listening daha basit. üstteki adresin yanı sıra ingilizce diziler (tercihen ingiliz dizileri) ve 6 minutes english (bbc) işe yarayabilir.


tururo
(13.08.18)
(1)

Almanca ögrenme kocu

Sevgili arkadaslar,Goethe'nin B2 kursunu basariyla tamamlamis ancak sertifika sinavini gecememis bir kardesimiz var 22 yasinda. Sinava tekrar Ekim'de girecek. Ama destek lazim. Takildigi konularda yardimci olabilecek ama bu cocugun zamanini planlama ve calismasini takip etme olacak birini ariyorum.
Sevgili arkadaslar,
Goethe'nin B2 kursunu basariyla tamamlamis ancak sertifika sinavini gecememis bir kardesimiz var 22 yasinda. Sinava tekrar Ekim'de girecek. Ama destek lazim. Takildigi konularda yardimci olabilecek ama bu cocugun zamanini planlama ve calismasini takip etme olacak birini ariyorum. Eylül ayinda haftada 2 gün bulusmaya vakti olan Istanbul'da müsaitlik gerekiyor. Güzel bir ücret karsiligi. Almanca üni okuyan bir arkadas olsa daha iyi olur, bir ögrenci de para kazanmis olur.
Kendiniz ya da böyle bir tanidiginiz / öneriniz varsa bildirirseniz sevinirim.
kimse
(13.08.18)
Bu öğrenci kardeşimiz şuradaki Facebook grubuna üye olursa ve bu duyurusunu orada paylaşırsa, kısa sürede doğru kişileri bulabilir:
"Almanca B1 B2 C1 C2 - Fortgeschrittene Lernende der deutschen Sprache"
www.facebook.com


aynadakileke
(14.08.18)
(4)

doğu avrupa aksanıyla ingilizce konuşmak?

amerikalı ya da ingiliz biriyle konuşurken doğu avrupalı sanıyorlar aksanım yüzünden. böyle biraz rus aksanına kayan şekilde konuşuyormuşum. bunu nasıl çözebilirim? yani aksan yapmadan konuşmaya çalışıyorum ama sırp mısın, rumen misin falan diyorlar hep. sıkıldım.
amerikalı ya da ingiliz biriyle konuşurken doğu avrupalı sanıyorlar aksanım yüzünden. böyle biraz rus aksanına kayan şekilde konuşuyormuşum. bunu nasıl çözebilirim?
yani aksan yapmadan konuşmaya çalışıyorum ama sırp mısın, rumen misin falan diyorlar hep. sıkıldım.
Dudak v’si (w), peltek s ve z’ler (th) önemli. Bunlarla beraber dilin melodisini yansıtmak önemli.

All ears english podcastlerini dinleyip melodiyi kaparak taklit etmeye çalışın.


le jeune turc
(12.08.18)
w'yu v gibi söyleme. r yi bastırma


glamdr1ng
(12.08.18)
Aslında onlar fazla ülke bilmiyor bir neden de o. Turkler zaten doğrudan Arap olduğu için onlar için Türk diye bir şey yok.

Salaklar beni de hep Alman sanıyorlardı. Bakıyorlar ne Meksikalı ne Çinli görünüyorum. Geriye dünyada bildikleri tek ülke kalıyor o da Almanya! O nedenle takma kafaya. Esmer olsan örneğin Doğu Avrupalı gibi konuşuyorsun falan demezlerdi. Azıcık bilgileriyle aksan tahlili yapamazlar.


Traveller
(12.08.18)
Hic kasma. Gramerin duzgunse, kelimeri anlasilir bicimde soyluyorsan hic gerek yok aksan kasmaya. Aksanli konusan bir suru profesor var universitelerde, hatta Indian gibi konusan rektor gordum. 30 senedir yurt disindayim. illa ogrenmek istiyorsan bu isin koclari var. online hizmet veriyorlar. Cok pahali saat ucretleri. Onlardan destek alabilirsin.


(2)

cümle iyileştirme

Yakşanlar. bu cümleyi nasıl daha güzel, daha karışık ve süslü yapabiliriz acaba? Böyle bir cümle verilmiş ama sanki yanlış gibi.it also deals with health issues that people have.
Yakşanlar. bu cümleyi nasıl daha güzel, daha karışık ve süslü yapabiliriz acaba? Böyle bir cümle verilmiş ama sanki yanlış gibi.

it also deals with health issues that people have.
issues yerine problems desek olur mu, deal with yerine de discuss kullanılabilir belki


theconqueror
(11.08.18)
it also discusses the health problems that people deals with. eğer bir yazıdan vs söz ediyorsak deal yerine discuss daha doğru.


neverlose
(11.08.18)
(4)

If cümleleriyle ilgili iki soru

1) if'ten sonra bir şey gelmez diye bir kural vardı, neydi o kural?2) iş görüşmesinde bu iş için seçilirsen şirkete ne katcaksın muhabbetinia) "if i were selected for this position"b) "if i am selected for this position"c) "if i will be selected for this position"nasıl yapıyoruz?ve selected yerine c
1) if'ten sonra bir şey gelmez diye bir kural vardı, neydi o kural?

2) iş görüşmesinde bu iş için seçilirsen şirkete ne katcaksın muhabbetini
a) "if i were selected for this position"
b) "if i am selected for this position"
c) "if i will be selected for this position"
nasıl yapıyoruz?
ve selected yerine choosen kullanılır mı?
semitika
(11.08.18)
google de "if you were selected for...." ile ilgili bir sürü iş görüşmesi cümlesi çıkıyor. hangi zamanla yapmak gerektiğini çözemedim


semitika
(11.08.18)
if clause cümlesinin içinde will,would,could... kullanılamaz

unreal situation yani hayali durumlar için type 2 kullanılıyor. yani if + simple past, would kalıbı diye düşünüyorum. yaani if in içinde geçmiş zaman kullanılır. burda passiv yapı olduğu için karıştırdınız sanırım


möldersgotinnue
(11.08.18)
If I were... Doğrusu

If I were rich man şarkısından gelsin akıllara

Bu arada mülakatta sözlü olacak bu herhalde bu ama choosen değil chosen. Telaffuzu da daha kısadır.

Chosen denir mi, niye denmesin diye düşünüyorum da aklıma bir sebep gelmiyor


senolll
(11.08.18)
gercekle celisen bir durumdan bahsediyorsan, senin yerinde olsam gibi (if I were you..), if I were, kalibini kullanirsin. Muhtemel bir durum icin (sana sorulan soru gibi), if I was selected, daha dogru geliyor. her zaman if I were kullanimi kesinlik uygun degil.


(3)

to - for kullanımı

to için anlamında kullanıoabilir mi? for gibi yani.
to için anlamında kullanıoabilir mi? for gibi yani.
Cruyff
(10.08.18)
Neden olmasin?

-Why are you going to the store?
-to buy some milk.

I am going to the store to buy some milk.


robokot
(10.08.18)
Kullanılır.

to + infinitive verb şeklinde. to do (something)


for + noun

for + gerund (Ving)

En basit haliyle böyle.


cymbelina
(10.08.18)
sorunuzun cevabı geniş açıklamaları ile ingilizcebankasi.com


ahtingir
(12.08.18)
(1)

Minik bir çeviri (İngilizce)

Bu iki cümlede ne demek istenmiş, anlayamadım:-We can offer you 60% off our web prices all year round with a minimum spend before discount of £100. (That’s only £40 after discount!)Çok teşekkürler şimdiden.
Bu iki cümlede ne demek istenmiş, anlayamadım:

-We can offer you 60% off our web prices all year round with a minimum spend before discount of £100. (That’s only £40 after discount!)


Çok teşekkürler şimdiden.
Bu ne ya?
(10.08.18)
indirim uygulanmadan önce minimum £100 (indirimden sonra sadece £40) harcamanız durumunda size web fiyatlarımız üzerinden, bütün yıl geçerli olacak şekilde %60 indirim sağlayabiliriz.


Thredith
(10.08.18)
(1)

Rusça online ders verecek birini tanıyor musunuz?

Ana dili Rusça olan Türkçe de konuşabilen birinden online olarak temel düzeyde Rusça dersi almak istiyorum. Yönlendirebileceğiniz herhangi bir kurs veya kişi varsa irtibat kurabilmem için yardımcı olur musunuz?
Ana dili Rusça olan Türkçe de konuşabilen birinden online olarak temel düzeyde Rusça dersi almak istiyorum. Yönlendirebileceğiniz herhangi bir kurs veya kişi varsa irtibat kurabilmem için yardımcı olur musunuz?
lafıolmaz
(09.08.18)
2 kişi var. iletişim bilgilerini özel mesajla atıyorum.


teknikekip
(09.08.18)
(6)

Bir cümleden şu kısmın çevirisi nedir acaba?

"the complete stripping away of all the guarantees that the people had once been given against any unwarranted undertakings on the part of those who govern them"cümlenin tamamı: "The sight of universal discouragement, of – if I can go so far as to say this – absolute muzzling all around; then the si
"the complete stripping away of all the guarantees that the people had once been given against any unwarranted undertakings on the part of those who govern them"

cümlenin tamamı: "The sight of universal discouragement, of – if I can go so far as to say this – absolute muzzling all around; then the sight of disarmament , the complete stripping away of all the guarantees that the people had once been given against any unwarranted undertakings on the part of those who govern them; the recent imprint of irons that almost all energetic men bore on their flesh; and what seemed to me the almost complete conviction of many people who were not able to offer very good reasons for their attitude, that the Republic might really, after all, be something other than a blessing; these various causes had very nearly brought all spirits to a state of total resignation, and everyone seemed ready to bend under the yoke."

İlginize teşekkürler.

Not: Amatör olarak çevirmeye çalıştığım bir metinden kesit.
farabi
(09.08.18)
google translate türkçe çevirisini çok geliştirdi, oradan yardım alabilirsin.

"İnsanların bir zamanlar onları yönetenlerin herhangi bir yersiz teşebbüsüne karşı verdikleri bütün güvencelerin tamamen ortadan kalkması"

dedi mesela, gayet düzgün bir çeviri. "yersiz" yerine "haksız" veya "kanuni dayanağı olmayan"; "teşebbüs" yerine "taahhüt", "üstlenme" gibi kelimelerle düzenleyebilirsin.


Bruce
(09.08.18)
denedim google translate'i ancak pek tatmin olamadım bu çeviriden açıkçası. isabetli olmayabileceğini düşünüyorum


farabi
(09.08.18)
ne açıdan tatmin olmadın peki? anlamı mı karşılamıyor yoksa yapısal olarak mı özensiz görünüyor?


Bruce
(09.08.18)
Metnin tamamına baktığımda translate'in sunduğu anlamın metnin içerebileceği bir anlam olmadığını düşündüm. Metnin tamamı şurda arzu ederseniz: www.marxists.org Fransız İhtilali sonrası idam edilen bir devrimcinin mahkemeye karşı savunması.


farabi
(09.08.18)
devletin kanunsuz uygulamalarına karşı halkın kendini savunacak mekanizmaların etkisizleştirilmesinden bahsediyor, tutarlı geldi bana.

"had once been given" kısmını yöneten için çevirmiş ama garanti için olması lazım, bu da yapısal bir hata ama anlamda sorun göremedim ben.


Bruce
(09.08.18)
Evrensel cesaret cesaretini, eğer bunu söyleyecek kadar ileri gidebiliyorsan, her yerde mutlak susturuyor; sonra silahsızlanma görüşü, insanların bir zamanlar herhangi bir haksız komisyon karşı verilen tüm garanti tamamen striptiz Onları yöneten kişilerin parçası; neredeyse tüm enerjik erkeklerin etini sıkıcı ırons son izi; ve bana, davranışları için çok iyi sebepler pek çok kişinin neredeyse tam olarak hüküm verdiği gibi, Cumhuriyet gerçekten, her şeye rağmen, bir nimet dışında bir şey olsun; bu çeşitli sebepler neredeyse tüm ruhları tam bir istifa durumuna getirdi, ve herkes boyunduruğu altında eğilmek için hazır görünüyordu."


bu da başka bi çeviri ben çevirmedim amaa buradan toparla daha yakın


buiret
(09.08.18)
(3)

do you know english?

I don't know english.böyle bir kullanım var mı? know yerine speak değil mi doğrusu?
I don't know english.

böyle bir kullanım var mı? know yerine speak değil mi doğrusu?
Do you know English'e I don't know English degil No I don't diye cevap verilir.
Onun disinda speak daha uygun ama informal olarak I don't know English denebilir


hot potato
(08.08.18)
Var.
Do you understand English? de var mesela.


baldur2
(08.08.18)
böyle bir kullanım yok arkadaşlar, doğru değil, çok da kulak tırmalıyor. "do you know english" sorusu "İngilizceye aşina mısın", "İngilizce diye bir dilin varlığından haberdar mısın" gibi bir anlama geliyor. bizim "şu dili biliyor musun" diye sorduğumuz şey İngilizcede "do you speak x" diye soruluyor.


mezzosprite
(09.08.18)
(4)

'köpek öldüren' ingilizce karşılığı?

köpek öldüren diye tabir ettiğimiz ucuz şarabı ingilizce ifade etmeye kalksak?
köpek öldüren diye tabir ettiğimiz ucuz şarabı ingilizce ifade etmeye kalksak?
kaybeden adam
(08.08.18)
plonk


amortisman
(08.08.18)
Rotgut misal filmlerde hani böyle tetrapaktan içerler, onlar işte....


mavicorap
(08.08.18)
shitty de gitsin


bahcemaruf
(08.08.18)
Ben direkt çeviriyorum biz böyle diyoruz diye daha komik oluyor :D Dog killer diyorum yani.


dougsampson
(08.08.18)
(6)

Saadetin zıt anlamlısı ve saadet ile uyaklı bir sözcük?

Saadetin zıt anlamlısı ve saadet ile uyaklı(-et ile biten) bir sözcük arıyorum.
Saadetin zıt anlamlısı ve saadet ile uyaklı(-et ile biten) bir sözcük arıyorum.
sorucu
(08.08.18)
sefalet belki.


onemoremile
(08.08.18)
kasavet


sir gawain
(08.08.18)
saadet’in zıttı mutsuz / mutsuzluk


2 tostos turan
(08.08.18)
kasvet


gaflet, dalalet ve hatta hiyanet


jimicik
(08.08.18)
felaket.


g7mor
(08.08.18)
(1)

Dışışleri bakanlığı yazılı sınavına nasıl hazırlanırım

Bildiğiniz gibi ingilizce essay yazdırıyor buna nasil çalışabilirim online. Yani bana konu versin sınavlarda çıkana benzer ben yazıp yollayim o degerlendirsin feedback versin
Bildiğiniz gibi ingilizce essay yazdırıyor buna nasil çalışabilirim online. Yani bana konu versin sınavlarda çıkana benzer ben yazıp yollayim o degerlendirsin feedback versin
her gece aç
(06.08.18)
Şöyle bir site var yazdiklarinizi kontrol ediyorlar para karşılığı sanirim. İşinize yarayabilir belki :
essaykontrol.com


Amaranta ursula
(06.08.18)
(1)

Ingilizce dergiler ve Hot English magazine

Ingilizce öğrenme sürecine uygun orta seviyeye yakın dergiler okumak istiyorum, Hot English magazine'i tavsiye eder misiniz? Fiyatı biraz pahalı ancak eski sayılarını taksitle alabilirim eğer faydası dokunacaksa. Bu dergi dışında bu tür başka dergi var mı Türkiyede satılabilen basılı?
Ingilizce öğrenme sürecine uygun orta seviyeye yakın dergiler okumak istiyorum, Hot English magazine'i tavsiye eder misiniz? Fiyatı biraz pahalı ancak eski sayılarını taksitle alabilirim eğer faydası dokunacaksa. Bu dergi dışında bu tür başka dergi var mı Türkiyede satılabilen basılı?
siyah giyen adam
(06.08.18)
Newsweek deneyebilirsin.


kaset
(07.08.18)
(1)

İngilizcesi düzgün filmler?

Merhaba, Ingilizce altyazılı izlemeye uygun, çok hızlı ve terimsel diyalogları olmadığı filmlerden aklınıza gelenler var mı? Social Network, Hunger Games, King's Speech ve Esaretin Bedeli öneriliyor genelde. Marvel filmlerinin dili nasıldı?
Merhaba, Ingilizce altyazılı izlemeye uygun, çok hızlı ve terimsel diyalogları olmadığı filmlerden aklınıza gelenler var mı? Social Network, Hunger Games, King's Speech ve Esaretin Bedeli öneriliyor genelde. Marvel filmlerinin dili nasıldı?
siyah giyen adam
(06.08.18)
Bütün süper kahraman / blockbuster filmlerin İngilizcesi 9 yaşındaki native speaker'a göredir genelde... amaç gişe olduğu için.


507
(06.08.18)
(2)

ispanyolca

favori oyuncularımdan bahsetmek istiyorum diyelim, ''mis actores / actrices favoritos son x, y, z.'' bu kalıp doğru mu?teşekkürler
favori oyuncularımdan bahsetmek istiyorum diyelim, ''mis actores / actrices favoritos son x, y, z.'' bu kalıp doğru mu?

teşekkürler
mrenton
(04.08.18)
Mis actores favoritos son ....( içlerinde bir tane kadın bile olsa bunu kullanabilirsin, daha genel)

Sadece kadınlar varsa grupta mis actrices favoritas son ....


ilk cevaba +1
listeyi y ile bitirmek daha guzel olabilir:
“Mis actores favoritos son x, y y z.”


cedex
(04.08.18)
(3)

bertrand russell hangi dilde okunmali

bati felsefesi tarihi, 900 sayfaturkce anadilim, ingilizcem c1 (toefl 108/120)turkce daha hizli okurum ama ceviride bir seyler kaybolabilir, ayrica yazarin uslubu ingilizcede daha iyi anlasilabilir.ingilzcesini mi okuyayim turkcesini mi? (Fiyatlari ayni: 12 dolar vs 60 lira)genel olarak boyle duruml
bati felsefesi tarihi, 900 sayfa

turkce anadilim, ingilizcem c1 (toefl 108/120)

turkce daha hizli okurum ama ceviride bir seyler kaybolabilir, ayrica yazarin uslubu ingilizcede daha iyi anlasilabilir.

ingilzcesini mi okuyayim turkcesini mi? (Fiyatlari ayni: 12 dolar vs 60 lira)

genel olarak boyle durumlarda ne yapiyorsunuz? orjinal mi ceviri mi tercihiniz?
cedex
(04.08.18)
Türkçe. Zaten öyle çeviride kaybolacak kadar satır arası bişeylerin olduğu bir kitap değil. kaybolduğunu düşündüğün yerde ingilizce pdfsine bakarsın.


idonthaveatvset
(04.08.18)
İngilizcen tam çok iyi diyecektim de "orjinal" değil dostum origin kelimesinden gelen original olacak.


Traveller
(04.08.18)
Kesinlikle ingilizce. Hatta libgen.io'da bedava bulabilirsin pdflerini


bahcemaruf
(04.08.18)
(15)

ingilizcedeki ilk 60,000 kelime

böyle bir veri dosyası buldum (excel formatında)http://dosya.co/9fd6usrcv1w1/word_frequency_list_60000_English.xlsx.htmlyukarıdaki site çok reklam çıkarıyor şu da torrent linki https://thepiratebay.org/torrent/7912055/1. liste hakkında düşünceleriniz nedir2. ilk 10.000 kelime 'ben çok iyi ingilizce
böyle bir veri dosyası buldum (excel formatında)


dosya.co

yukarıdaki site çok reklam çıkarıyor

şu da torrent linki thepiratebay.org


1. liste hakkında düşünceleriniz nedir

2. ilk 10.000 kelime 'ben çok iyi ingilizce biliyorum' diyebilmek için yeterli midir
paylaştığın için teşekkürler. ben de ingilizce'de en çok kullanılan kelimenin 'the' olduğunu duymuştum. kesinlikle kelime bilgisi ingilizce'yi anlayabilmenin temelini oluşturuyor. sonra cümle yapısı geliyor.


1. dosyayi indirmek istemedim

2. Ilk 10 bin sozcuk sizi uluslararasi standartlarda B1 - B2 yapar diye dusunuyorum. Ancak ABD'de 10 yasindaki bir cocuk ilk 10 bin sozcugu biliyor. Aslinda bu da filmleriz, dizileri, kitaplari cogunlukla anlayabileceginiz anlamina geliyor.

Bonuc duyuru: eksiduyu.ru

Bonus duyuru 2: eksiduyu.ru


Traveller
(03.08.18)
şurada da 60.000 kelimelik liste var aynısı olabilir. lingualeo.com indirmesiz


kamile necaset
(03.08.18)
on bin kelime artik C2 anlamina gelir, olayi asmissiniz demektir... ama sadece kelime bilmek dil bilmek anlamina gelmez tabi, dilin mantigini iyice oturtup bir de bu kadar kelime biliyorsaniz bitti...


hewit
(03.08.18)
ilk 10 bin kelimeyi biliyorsan bence git amerikan başkanlığına aday ol.

ben 3100 civarına kadar leblebi gibi geldim, 7000 civarında bunlar ne moduna girdim.


10 bin kelime ne yazık ki C2 seviyesine getirmez. C2 demek üniversitede anadilin gibi Hukuka Giriş 101 dersini anlayabilmeniz demektir. Bunun için yaklaşık 15 bin kadar kelime gerekir. Subpuena, plantiff, gavel gibi sözcükleri biliyorum ve testler yabancı dil seviyemi genelde 14 binlerde buluyor. Ancak hala bir mahkeme dizisini tam anlayarak izleyemiyorum. Bunun için 20 bine çıkmam gerekli.


Traveller
(03.08.18)
10 bin cogu degerlendirme icin c1 ustu c2 altidir, b1 b2 gibi basit seviyeler icin birkacbin kelime yeterlidir, ben demiyorum arastiran dilbilimciler diyor, gerci bunun konuyla alakasi yok...


hewit
(03.08.18)
traveller'la münakaşa etmenin anlamı yok, bu arkadaşa göre üstün amerikan ırkı haricinde kimse çok iyi ingilizce konuşamaz. bizim gibi filthy peasant'lar 90 bin kelime de bilse c2 falan olamazlar. koskoca 300 milyonluk ülkede hukuka giriş dersi alan, ingilizceyi sonradan öğrenmiş adam yok sanki. bunların alayı 20-30 bin kelime biliyor di mi? sanki hukuka giriş 101 dersi alanlar her kelimeyi biliyor. bırakın traveller kendi dünyasında yaşamaya devam etsin.


der meister
(03.08.18)
konu amacindan sapiyor gerci, isin ozu, kac kelime bildiginizin ingilizce seviyenizle alakasi cok sinirlidir, oturup 40 bin kelime ezberleyip kendinizi ancak B1 seviyesinde ifade edebilirsiniz, yahut 6 7 bin kelime bilip kendinizi bir "native" seviyesine yakin ifade edebilirsiniz, bunun hicbir zaman net bir sayisi olmayacak, 10 bin, ulasmak isteyebileceklerinizin %95i icin yeterli bir rakam, geri kalan yuzde besi de nerede uzmanlasacaksaniz ona ayrin bitti gitti, hukuk vs bunlar uc ornekler, hukuk terimi bilmenin dil bilmekle bir alakasi yok, ugandali da olsan kendi dilinde o terimleri sifirdan ogreniyorsun zaten... neyse selametle...


hewit
(03.08.18)
Listeye bakma geregi bile duymadim, 10 bin kelime ne yahu 700-800 kelimeyle b1i gecersin, sadece vocab’i goz onune aliyorum bunu soylerken.

Yarin otur say tek tek turkceyi kac farkli kelimeyle konustugunu, 1000den fazla farkli kelime kullanmissan bana haber ver.

Kelime ogrenecegine latince yunanca kokleri ve ekleru ogren cok daha fazla faydasini gorursun. Anadilim turkce, ingilizce ve ispanyolcayi akademik duzeyde kullaniyorum uc dilde toplam 60 bin kelime bilmiyorum. Gerek yok.


reavelyn
(03.08.18)
Kinayeli mecazlı bir edebi eser yazılmayacaksa 10bin kelime yeter bence.


curukturpkokusu
(03.08.18)
Abi ne diyeyim. Öğrenmeyin çalışmayın. Sonra Türkler neden İngilizce konuşamıyor? Işte kendimizi bu kadar önemli görüyoruz ve gözlerinizi kapatıp gerçeklerden uzaklaşıyoruz. Grameri dayıyoruz, present perfect'ler future continuous'lar. Sonra bir Amerikalı ile konuşacağın zaman I have been ummm neydi o kelime... I will have ummm neydi o kelime ya... sonra Yes diye konuşmayı bitiyoruz.


Traveller
(04.08.18)
@traveller, bu kanıya nereden vardın benim amerikan tutkunu kardeşim? ben ingilizce kitap da okuyorum, amerikanlarla da teklemeden konuşuyorum. değil 10 bin kelime, muhtemelen 5 bin kelime bile bilmiyorum. kendimizi önemsememiz neden kötü ayrıca? üstün görmek demek istedin sen sanırım... üstün gördüğüm falan yok. 10-12 yıldır ingilizceyle içli dışlıyım, hiçbir zaman "öğrendim bitti" demedim ve hayatımın sonuna kadar da bu dilde yeni şeyler öğrenmeye, kendimi geliştirmeye çalışmaya devam edeceğim. emin ol ingilizceyi aktif olarak kullanan herkes aynı düşünceye sahiptir zaten.

ayrıca ben tam olarak gramer "dayaması"yla öğrendim ingilizceyi. grameri seviyorum çünkü. grameri anladığım zaman çok daha rahat benimsiyorum dili. herkesin öğrenme tarzı farklı. past continuous tense'in nesi var ki kızdın şimdi?

burada kimse ingilizceyi küçümsemiyor. ayrıca küçümserse de kendisi öğrenemez zaten, kime ne zararı var? benim kızdığım nokta senin amerikanlara ve ingilizceye verdiğin erişilmez, eşsiz değer. konu yabancı hayranlığı olunca her şeyi abartıyorsun, amerikan olmayanı itin gtüne sokuyorsun. sana göre bizim gibi "köylü" türklerin c2 düzeyinde ingilizce konuşabilmesi, hukuka giriş 101 dersi alabilmesi imkânsız çünkü bizde nerede o kafa... ben de diyorum ki bu saydığın şeyler için 10 bin kelime bilmeye gerek yok, bunun çok daha azıyla da çok çok iyi ingilizce konuşulabilir. ayrıca her dilde, direkt karşılığı olmayan yüzlerce hatta binlerce kelime var. kelime bilgisi "go, gitmek demek!" şeklinde ölçülmez. cümle içinde kullanırsın, doğru kullanabiliyorsan biliyorsundur. 10 bin kelime kullanan adam da zaten edgar allan poe falandır c1'le c2'yle veya hukuka giriş'le işi olmaz.

"ondan sonra biz niye öğrenemiyoruz" diye canını sıkma sen yani, öğrenilince öğreniliyor. yabancı dil öğrenme işini çok ciddiye aldığını bilsem bu tavrına saygı duyardım ama senin tek derdin türkleri (daha doğrusu amerikan olmayanları) "küçültmek" olduğu için kusura bakma ama bu tavrı fazlasıyla nahoş buluyorum.

allah aşkına texas'taki kekolardan daha kötü ingilizce konuştuğumuzu söyleme bana. biz belki 10 bin kelime bilmeden c2 olamayız ama c1 oluruz. amerika'da yaşayanların %60-70'i falan kendi dillerini b1 konuşuyor. bu türkiye için de geçerli. o yüzden çok şeyapma yani, zaten herkes hukuka giriş 101 dersi almayacak üstelik.


der meister
(04.08.18)
9 bin kelime bilen bir kitabı akıcı bir şekilde okuyabilir diyordu bir dilbilimci.


gölgede aynı
(04.08.18)
@der meister

Abi 5 bin kelime biliyorum, kitap okuyorum deyip...

Iki tane duyurum var, iki tane farkli kaynaktan test cozup birinde 14 bin 400 kelime bildigin digerinde 21 bin kusur kelime bildigin cikmis!

www.eksiduyuru.com

www.eksiduyuru.com

Hic de 5000 kelime falan bilmiyorsun.


Traveller
(04.08.18)
(3)

Yds taktik

Paragraf sorularında aşırı bunalıyorum. Diğer paragrafı okuyasım gelmiyor. Çok zaman alıyor haliyle.Sizin paragraf taktiğiniz nedir?
Paragraf sorularında aşırı bunalıyorum. Diğer paragrafı okuyasım gelmiyor.
Çok zaman alıyor haliyle.
Sizin paragraf taktiğiniz nedir?
hz emreyiz
(03.08.18)
Eskidendi ydsde taktik işi. Şimdi çalışmıyor.


kablelvuku
(03.08.18)
taktik yok okuyup anlayıp yorumlayacaksın +1
önce soruyu ve şıkları oku soruda ve şıklarda geçen yeri çiz

sınava paragraf soruları ile başla


basond
(03.08.18)
youtu.be

Ben buradan çalışmıştım, akın dilin taktikli bir test kitabıyla beraber.


filmlovepenguin
(03.08.18)
(2)

Almanca B2 - C1 Türkçe Açıklamalı Online Kurs

Almanca B2 - C1 ileri seviye gramer konularını Türkçe açıklamalı olarak anlattığım online kursum, Udemy eğitim sitesinde yayımlandı: (Dikkat: Udemy sitesindeki eğitimler ücretli. Ama birkaç dersi ücretsiz önizleme olarak seyretmek mümkün):https://www.udemy.com/almanca-b2-c1-ileri-seviye-gramer/learn
Almanca B2 - C1 ileri seviye gramer konularını Türkçe açıklamalı olarak anlattığım online kursum, Udemy eğitim sitesinde yayımlandı:

(Dikkat: Udemy sitesindeki eğitimler ücretli. Ama birkaç dersi ücretsiz önizleme olarak seyretmek mümkün):

www.udemy.com

İnceleyip görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
aynadakileke
(03.08.18)
Ellerinize sağlık.


babilbaligi
(03.08.18)
elinize sağlık. ben henüz a1'im. ancak ilerisi için kaybetmemek adına buraya kendime not olarak bırakıyorum. teşekkürler.

ayrıca duyuruyu soru olarak açmamışsınız, editlerseniz modlar silmez. yoksa bizim cevaplarımız uçar.

eğer editte, beklenti soracak olursanız a1 ve a2 kursu yapmayı düşünüyor musunuz? münihte önerebileceğiniz kurslar var mı? goethe çok pahalı :/


111111
(03.08.18)
(2)

1 cümle çeviri

bir zamanlar ben de bisiklet sürmekle ilgilenirdim.
bir zamanlar ben de bisiklet sürmekle ilgilenirdim.
güneyli çocuk
(02.08.18)
i was interested in cycling some time ago.


I used to be into cycling too.


hot potato
(02.08.18)
(2)

bira yapanlara soru

fotoğrafta görünen "dresser" kısmı ne olabilir, türkçeye nasıl çevrilir?
fotoğrafta görünen "dresser" kısmı ne olabilir, türkçeye nasıl çevrilir?
aydonno
(02.08.18)
demlik?


for the record
(02.08.18)
süzgeç?


kahoan
(02.08.18)
(10)

İngilizce keşke

Keşke yerine ne kullanıyorsunuz. Yani böyle çok i would like to ya da prefer gibi değil de “ayy oraya bugun mu giittin keşke yarın gitseydin de beraber gitseydik” cümlesindeli keşke. ?
Keşke yerine ne kullanıyorsunuz. Yani böyle çok i would like to ya da prefer gibi değil de “ayy oraya bugun mu giittin keşke yarın gitseydin de beraber gitseydik” cümlesindeli keşke. ?
fosforlu cevriye
(01.08.18)
wish i?

damn nigga, couldn't you wait a little bit more? damn.


michonne
(01.08.18)
Wish bana biraz büyük tibi geliyor ya. Böyle olmasını dilerdim...... gibi. Daha böyle türkçedeki gibi çok da şey değil ama böyle olsa daha iyiydi fibi ama laf sokuyor gibi olmadan çünkü it would better falan laf sokuyor gibi ya da bana mı öyle geliyor?


fosforlu cevriye
(01.08.18)
Ya da ben türkçede de keşke yi yanlış mı kullanıyorum acaba ya akflalöga


fosforlu cevriye
(01.08.18)
Gece gece soruyu ve cevapları okuyunca biraz beynim yandı ama I wish tir o.

Soruda keşke yarın gitseydin diyerek biraz kafa karışıklığo olmuş. Keşke sonuçta geçmiş zamanda olmuş ve pişmanlık/üzüntü duyulan şeyler için kullanılır.

İngilizce de, mesela siz bir partiye katılamadınız ve arkadaşlarınız o partiden bahsediyor somraki günlerde, I wish I was there. Keşke orada olsaydım. I wish normalde gelecek içinken, sonrasında gelen past tense li cümleler keşke anlamı veriyor.

I couldn't come to your party
I wish you could.

Keşke gelebilseydin.

Bu kafa yanıklığıyla yanlış şeyler söylemiyorumdur umarım. Sabah bakıcam tekrar :D


senolll
(01.08.18)
Bir de ek, yanlışım varsa biri düzeltsin.

Som örnekte, I wished you could denirse, parti gerçekleşirken senin gelmiş olmanı diledim gibi bir anlamı olabilir.


senolll
(01.08.18)
Genellikle wish kullanılır fakat çok içerlediğin güçlü durumlar için if only kalıbı da kullandıkları olur. Bunca yıldır her gün İngilizce konuşuyorum ama ben hiç kullanmadım şahsen.

If only you joined me.


I wish kullanıyorum. sandığınız gibi büyük dilek anlamına gelmiyor. kalıp gibi düşünebilirsiniz.


I wish ve if only


stavro
(02.08.18)
Floor plan creator


Yanlış başlık mobildeyim pardon


(1)

Ukraynaca bilenler/cumle cevirisi

"лучше вылить, чем не хватит" tam olarak ne anlama gelmekte internet ceviri programlari sacma sapan ceviriyor da asil ne anlama geldigini merak ediyorum
"лучше вылить, чем не хватит" tam olarak ne anlama gelmekte internet ceviri programlari sacma sapan ceviriyor da asil ne anlama geldigini merak ediyorum
"az olmasindansa cok olmasi daha iyi" gibi. tam olarak "dokulmesi yetmemesinden iyidir". alkol muhabbetinde denir genelde, iki sise yeter mi dersen mesela yapistirirlar bunu, uc sise alalim yetmemesindense artmasi daha iyi gibi.

ukraynaca degil bu arada rusca bu, ukraynacada ы yok.


der meister
(01.08.18)
(3)

Co-Founder mı Founding Partner mi?

Kurucu Ortak unvanını hangisi karşılıyor? İkisi aynı mı tamamen?
Kurucu Ortak unvanını hangisi karşılıyor? İkisi aynı mı tamamen?
cowboy
(31.07.18)
Co-founder


archery
(31.07.18)
Founding Partner bence. Co-Founder eşitlik belirtiyor. Eşbaşkanı gibi.


redskull
(31.07.18)
co-founder daha butik ve samimi, founding partner daha resmi, büyük kurumsal. bi de founding partner yıllar önce şirket kurulduğunda varmış ama sonradan yeni ortaklar da girmiş mevzuya gibi oluyor biraz.


yuto
(31.07.18)
(15)

İngilizce "salaş bir mekan"

Nasıl denir?
Nasıl denir?
peggy
(26.07.18)
valla salaş derken kastırmaması/rahatlık vs. içinse "cozy place" yeterli.


lcha
(26.07.18)
Shabby place kullanabilirsin, eski bakimsiz anlamini karsilar


leben
(26.07.18)
Bence shabby olumsuz bir hava katar ifadeye.
Causal olmaz mı? Günlük, gayriresmi anlamında

 A casual dining restaurant is a restaurant that serves moderately-priced food in a casual atmosphere (wikipedia)


karabasun
(26.07.18)
dive denir.


hot potato
(26.07.18)
Cozy place +1


mecik balit
(26.07.18)
Bence de en uygunu cozy


unionall
(26.07.18)
www.urbandictionary.com

Doğru olan dive


Traveller
(26.07.18)
"It's a laid-back place." de denir.


robokot
(26.07.18)
Cozy uygun degil.


stavro
(26.07.18)
dive sadece barlar icin kullanilir bildigim kadariyla.

casual falan denir herhalde.

Dive bar bir de yani salastan cok boktan manasinda. Ne bileyim, bizdeki birahaneler gibi falan.


Cozy, şirin böyle insanın içini ısıtan şeylere denir, salaşa denmez. Salaş denince bizde adamı soymayan, ucuza mal edilmiş, ucuza servis yapan ama yoklukta gideri olan yer anlamı çıkar.


Kelime uyduramadım ama not fancy dersen olur mesela.


Gebelde casual diyorlar. Very casual deyince artık taburelerle oturduğun, elinle haldır haldır yemek yediğin bir yeri bekliyorsun.

Cozy’nin salaşlıkla doğrudan ilişkisi yok. Loş ışıklı, içini ısıtan her yer cozy olabilir.


aychovsky
(26.07.18)
Simple olmaz mi mesela ya da ordinary


imnotsureabout
(26.07.18)
A hole in the wall


renegade
(26.07.18)
(1)

L2 students lise öğrencisi mi demek?

sb, teşekkürler.
sb, teşekkürler.
mezarkabul
(25.07.18)
Hayır, Second language student demek.


noluyo yaa
(25.07.18)
(5)

çeviri yardımı

The reading process that students underwent in response to the tests was examined through debriefing between an evaluator and a student, when the latter defended the choices selected for the questions.testlere yanıt olarak gerçekleştirilen öğrencilerin okuma süreci ve bir öğrenci arasındaki etkileşi
The reading process that students underwent in response to the tests was examined through debriefing between an evaluator and a student, when the latter defended the choices selected for the questions.


testlere yanıt olarak gerçekleştirilen öğrencilerin okuma süreci ve bir öğrenci arasındaki etkileşimle gerçekleştirilmiştir, diğer bir öğrenci sorulara cevap verdiğinde.

gibi kötü bir şekilde çevirebildim. yardım ederseniz sevinirim.
mezarkabul
(25.07.18)
öğrencilerin testlere karşılık katıldıkları okuma süreci, bir değerlendirici ve bir öğrenci arasında, öğrencinin sorular için seçilen sonuçları savunduğu sorgulama aracılığıyla değerlendirildi.


arkadaşım yapamayacağınız çevirileri almayın. sonra sektör çok düşük yea, üç kuruşa çeviri yaptırıyorlar diye ağlıyorsunuz orda burda.


katil usak
(25.07.18)
@katil uşak, arkadaşım hakaret amaçlı değil sadece soruyorum, problemli misin? sıkıntılı mısın?


mezarkabul
(25.07.18)
bir de üste çıkıyor utanmadan. sen soru sorabilirsin, hakaret edip etmeyeceğime ben karar veririm. kaldı ki hakaret ettiğim de yok.

içinize alamayacağınız penislerin altına yatıp, "ya penisin şu kadarını sana versem içine alır mısın", "ya penisin şu kısmını da alamayacağım sanırım, alabilecek olan var mı" diye crowdsourcing peşine düşüyorsunuz. yardım istediğiniz kişilerin bu konuda yetkinliği var mı yok mu, işi size veren kişi böyle bir şeye onay verir miydi falan gibi iş etiği kapsamına giren kaygılarınız yok. iş kalitesini ve dolayısıyla işin parasal değerini düşürüyorsunuz. bir de gelmiş "hakaret etme arkadaşım".

küfür etmediğime dua et sen.


katil usak
(03.08.18)
"sen soru sorabilirsin, hakaret edip etmeyeceğime ben karar veririm."

vay arkadaş ne çeşit deliler var duyuruda, şaşırmamayı öğrenmeliyim artık. hakaret edip etmeyeceğine o karar verirmiş bi de ba hale rahatsıza bak. sjdkfkf sen kimsin? :) adam hepi topu bir çeviri sormuş, cevap vereceksen ver, vermeyeceksen.... işte devamını biliyorsun.


nice tnetennba
(03.08.18)
(3)

muzik zevki uyan iki insan

icin kullanilan bir terim kelime bi sey var mi ingilizcede?
icin kullanilan bir terim kelime bi sey var mi ingilizcede?
pgup
(25.07.18)
urban dictionary'de musical soulmate terimi var dediğini anlatan. tek örnek bu.


isvicre rakisi
(25.07.18)
have the same musical taste


taste buddy var genelde yiyecekler için kullanılır ama müzik, film vs. taste'leri için kullanıldığı da olur.


(1)

Toefl

Eylül’de toefl’a gireceğim, en az 72 almam lazım. Zorluk seviyesi nasıl oluyor yani odtü profla karşılaştırırsak mesela, daha mı zor olur? Ayrıca hangi kaynaklardan çalışmam benim için daha faydalı olur, dolar aldı başını gitti şöyle ekonomik önerileriniz olursa çok makbule geçer. Şimdiden teşekkürl
Eylül’de toefl’a gireceğim, en az 72 almam lazım. Zorluk seviyesi nasıl oluyor yani odtü profla karşılaştırırsak mesela, daha mı zor olur? Ayrıca hangi kaynaklardan çalışmam benim için daha faydalı olur, dolar aldı başını gitti şöyle ekonomik önerileriniz olursa çok makbule geçer. Şimdiden teşekkürler.
Oncelikle kelime ezberlemenizi tavsiye ediyorum. TOEFL, dil bilgisini dogrudan olcmeyen bir sinav bu nedenle okudugunu ve dinledigini anlamak daha onemli.

Barrons, Cambridge, Kaplan, ETS'in kaynaklari var. Ayrica YouTube'da Notefull kanali var. Bunlarla baslayabilirsin.


myfavouritedays
(24.07.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.