Giriş
(6)

hayattan nasıl zevk alıyorsunuz

hiç gün yüzü göremeyeceğim gibi artık hayatımın kalanında. buna rağmen hayatı çekilebilir kılma imkanım yok mu? ufak şeylerle tatmin olabilen biri olduğumu düşünüyorum. küçük de bir dünyam var ama nasıl küçük mutluluklar yakalayabileceğimi bilmiyorum. siz ne önerebilirsiniz?
hiç gün yüzü göremeyeceğim gibi artık hayatımın kalanında. buna rağmen hayatı çekilebilir kılma imkanım yok mu? ufak şeylerle tatmin olabilen biri olduğumu düşünüyorum. küçük de bir dünyam var ama nasıl küçük mutluluklar yakalayabileceğimi bilmiyorum. siz ne önerebilirsiniz?
İlk cümledeki yaklaşımla sizi hiçbir şey mutlu edemez.


levent bilgen
(10 saat)
Neden gun yuzu gormeyeceksin ?


tunaktunaktun
(6 saat)
almıyorum


skyhan
(5 saat)
peşin fikirli olmayarak.


Birkaç tane gerçekleştirmek istediğim hayalim var.bunlar beni motive ediyor..belki gerçekleşmesi güç hayaller ama insanı hayata bağlayan,mutlu eden şeyler bunlar..ayrıca yanında bunları senle paylaşan bi sevdiğin varsa çoğu şeye katlanmak daha kolay.ama siz en başta şu karamsarlığı bırakmalısınız bence.sonrası gelir.


astrid
(3 saat)
hayvan hakları koruma derneğine üye ol. yada darülaceze vakfına üye ol ve her hafta ziyarete git. ya da löseve gönüllü üye ol ve çocuklara umut ol. her şey kendinden vermekle başlıyor. ben öyle yapıyorum.


(7)

neden evlendiniz?

hepiniz mi çok sevdiğiniz için o insanla ömrünüzü geçirme kararı aldınız? herkese mi o çok sevebileceğiniz insan denk geldi?
hepiniz mi çok sevdiğiniz için o insanla ömrünüzü geçirme kararı aldınız? herkese mi o çok sevebileceğiniz insan denk geldi?
Daha evlenmedim ama sanki bu sefer buldum hayatı paylaşabileceğim birini, o yüzden evleniyor insanlar


tangoalfa
(16 saat)
bir de evliliklerde bir daha böylesini bulamam, fırsatı kaçırmayayım düşüncesi de hakim oluyor


yemrem
(16 saat)
çok sevip çok sevileceğim birini bulsam yarın evlenirim.


scudman1
(14 saat)
valla bana tam olarak bu dediğiniz oldu, bir ay sonra kavuşuyoruz ^^


amelie poulain
(14 saat)
ben dahil cevap verenlerden hiçbiri henüz evlenmemiş belli ki fakat ben de fikrimi beyan edeyim aman eksik kalmayayım :)

evlilik müessesesi ulvi bir kurum değil benim için, dolayısıyla evlenmek için illa o özel insanı beklemek gibi bir tavrım yok, hatta biraz daha marjinalleşeyim bana kalırsa “o insan” diye işaret edilen biri de yok, bunlar aklımızın bize oynadığı oyunlar, kendi kendimizi manipüle ediyoruz sadece

biraz akıntıya bırakmak lazım bu işleri bence, bir ilişkim var ve mutluysam daha ötesini neden düşüneyim? zamanı gelince zaten olacak olan şey olur veya olmaz


Bu sene içinde evlenecek bir insan daha olarak aynen dediğiniz gibi evet. Tam olarak her sabah ve her akşam onu görmek istiyorum ve ne tesadüf, o da bunu istiyor diye evleniyoruz.

Herkese mi denk geldi? Bence hayır, bana piyango çıktı. Bu hayatımda görüp görebileceğim en büyük şansım oldu.
Yoksa ne hikayeler duyuyoruz. Mesela okurken yanında staj yaptığım psikiyatr, evlilik sorunuyla gelenlere hep şeyi sorardı "evlenince tanıdığınız insan devam etti mi? yoksa kimle evlendiğinizi sorguladınız mı?" falan.


mor bembombom
(14 saat)
10 yildir evliyim. Hic sorgulamadan akisina biraktim, bugun burdayim.


tunaktunaktun
(6 saat)
(5)

internet günlük yaşamda bizleri yormuyor mu

sürekli insanlar arasında tartışma, birbirini küçük düşürmeye çalışan yazılar yazma (bizim ülkemizi baz almıyorum sadece), reklam olmasa dahi devamlı bir yerlerden fışkıran resimler, videolar...hem kullanıyoruz ama hem de şikayet ediyoruz. instagram'da hoşumuza gitmese de insanları takip etmek istiy
sürekli insanlar arasında tartışma, birbirini küçük düşürmeye çalışan yazılar yazma (bizim ülkemizi baz almıyorum sadece), reklam olmasa dahi devamlı bir yerlerden fışkıran resimler, videolar...

hem kullanıyoruz ama hem de şikayet ediyoruz. instagram'da hoşumuza gitmese de insanları takip etmek istiyoruz. twitter'da bu yine ne saçmalamış da yazmış diyoruz. facebookta ya haz etmediğimiz insanların yorumları ya da üye olduğumuz gruplarda insanların gereksiz yorumları, youtube' da beğendiklerimizin yanısıra beğenmeyip de izlediğimiz ve aslında ona nasıl tıkladığımızı da hatırlamadığımız videolar / kanallar, haber sitelerinde clickbait haberler ve tuhaf tuhaf haber yorumları vs vs.

ben böyle yapmıyorum / takip etmiyorum / okumuyorum / sosyal medyayı çok güzel kullanıyorum, instagramda üç tane gezi hesabı takip ediyorum diyenler elbette olacaktır ama genelleyerek konuşuyorum.

sitelerin renklerinden tutun da, gerçek hayatta tanısak zerre bir kelimesini umursamayacağımız insanların fikirlerine sinir olup cevap yazmak gibi işlemlerin tamamı bizi çok yormuyor mu artık?

günlük / haftalık boş vaktimizin aslında hiç de azımsanmayacak bir kısmını verimsiz harcadığımızı o esnada fark etmiyoruz. fark ettiğimizde de dönüp aynısını yapmaya devam ediyoruz. hep böyle mi gidecek bu durum? nasıl bir noktaya evriliyor internet?
Aynı soru daha önceleri cep telefonları için söylenebilirdi artık aşıldı ya da kabullenildi, hukuki tabirle mütemmim cüz yani bütünleyici parçası gibi oldu insanların. Aynı durum internet için de üstten bir kaç kuşak silinince gerçekleşmiş olacak ve senin sorun da muhtemelen yapay zeka ile ilgili bir başka soruya dönüşecek.


candanag
(15.06.19)
Katılıyorum. Esasında burası bile beni yormaya başladı son zamanlarda. Gerçek hayatta asla hayatımda olamayacak, belki bir merhabayı bile çok göreceğim insanların sığ ve saygıdan uzak fikirlerini okumak zorunda kalıyorum ister istemez. İlgimizin olmadığı birçok şey beynimizi işgal ediyor.

Çok yakında burası da dahil internetin pek çok uzantısını bırakma düşüncesindeyim.


whyamy
(15.06.19)
benim için en olumsuz tarafı merak duygumu köreltmesi. insanı yaşatan meraktır. örnek mesela hiç görmediğim bir ülkeye gezmeye gidiyorum, yürüyorum caddelerinde sanarsın evden çıkıp üsküdara inmişim gibi bir his. niye çünkü mahalle aralarına kadar daha önce gördüm internette.


heidi'nin dedesi
(15.06.19)
Yoruyor ve nereye gittigini de kimse bilmiyor. Bir nevi devrimi yasiyoruz; cep telefonunun, internetin ve sosyal medyanin hayatlarimiza girmesi gorece cok kisa bir sure icerisinde oldu. Insanlar gunde onlarca, bazen yuzlerce defa telefonlarina bakip saatlerini sosyal medyada geciriyorlar. Zaten bu servisler de bunun icin tasarlaniyor: Facebook ya da instagram feedinin bir sonu olmamasinin, Youtube'un surekli yeni ve senin ilgini cekebilecek videolar onermesinin arkasinda senin ilginden ve zamanindan maksimum payi alma arzusu var... Benzer seyleri insanlik farkli donemlerde yasadi aslinda; bol enerjili gidalara ve sekere erisimi kisitli olan insan bir anda bol kalorili gidalara erisim saglayinca obezite diye bir seyle tanistik, kendimizi yemekten alikoyamadik cunku sekere yapisan sineklerden pek farkimiz yoktu. Endustriyel devrimde de aynisi oldu; petrol, plastik, komur, sera gazlari kullandik; verimlilik yuksekti, issizlik azaldi, mal ve hizmetler ucuzladi; herkes memnundu ama sonra bir baktik ki ozon tabakasi delinmis, denizler kirlenmis, buzullar erimis...


salihdt
(16.06.19)
ben böyle yapmıyorum / takip etmiyorum / okumuyorum / sosyal medyayı çok güzel kullanıyorum


dafuq
(16.06.19)
(14)

kac yasindan sonra yurt disina yerlesmek daha zor

bunun bir sınırını koyabilir misiniz?20li yaslardan sonra zor gibi veya evli-cocuklu degilsen 50de de gitsen hicbir farki olmaz gibi... kendi tecrubelerinizle ilgili ne soyleyebilirsiniz? su yasta gittin ama 10 yil once olsaydi daha iyi / kotu olurdu gibi cikarimlarda bulunabilir misiniz?ya da gitti
bunun bir sınırını koyabilir misiniz?

20li yaslardan sonra zor gibi veya evli-cocuklu degilsen 50de de gitsen hicbir farki olmaz gibi... kendi tecrubelerinizle ilgili ne soyleyebilirsiniz? su yasta gittin ama 10 yil once olsaydi daha iyi / kotu olurdu gibi cikarimlarda bulunabilir misiniz?

ya da gittigimin yerin dilini bilip gitseydim daha iyi olurdu, okumaya degil calismaya gidilse daha iyi / kotu olur gibi yas disinda diger kriterlere de deginebilirsiniz.
Oncelikle karakter meselesi bu bence, sonra da uyum yetenegi. Diger demografik ozelliklerin (evlilik, yas vs) bir etkisi olmadigini dusunuyorum. Almanya'da dogmus buyumus ve cesitli ulkelerde yasamis, sonunda Turkiye'de olmeye karar vermis bir insan olarak sahsi fikrim ve gozlemlerim bu yonde.

Kamuoyu arastirma sirketi sahibi olarak gozlem isini uzun sure meslek olarak yaptigimi da belirteyim.


istek heves varsa ve en önemlisi imkan varsa hiç bir yaş sorun değil.


natallica
(14.06.19)
www.hurriyet.com.tr

point +1
tamamen karakter, istek ve motivasyona bagli bence.


kassiopeia
(14.06.19)
istek motivasyona bağlı ancak 30dan sonra kurulu bir düzenin varsa bence daha zor.


mikahakkinen
(14.06.19)
Elindekiler ne kadar azsa yer değiştirmen o kadar kolaylaşır. O yüzden ne kadar gençsen kesinlikle o kadar kolay oluyor, öyle bir niyetin varsa mümkün olduğu kadar erken yapmakta fayda var.


roket adam
(14.06.19)
22 yasindan sonra gidilmez. 31'de zor olur. 46'da imkansiz. 53 cok gec. 64'den sonra gereksiz. Bunlarin hepsi bullshit.

Bizim toplum kadar kendi onune bu kadar uydurma engel cikaran, bu engellerin gercek olduguna kendini inandirip, kendi moralini bozup, kendini bu engellerle hapseden bir toplum daha bilmiyorum . Afrika'da colde susuz yasayan kabile, Irak'taki multeci bile daha optimistik.

Biraz kendinize guvenin. Zor degil. Gerekli altyapiyi olusturmak icin neler gerektigini arastirin. Ozel bir sey yapmaya gerek yok. Herkes ayni yoldan geciyor.

Maddi imkan kisitli ise,en onemli konu is.

20li yaslarda gitmek istediginiz sehirdeki bir okuldan egitim alabilirseniz cok iyi olur. Olmadi eleman acigi olan bir zanaat ogrenin. Gecerli sertifika edinin.


38 yasindan bildiriyorum. Universite mezuniyetinden sonrasi 5 yillik tecrubeyi de eklersek 27-38 yas araligindaki halime bakarak bu aralikta herhangi bir fark yok diyorum.Tabi bu kendinizle ilgili olan kismi.Evlenip coluk cocuga karistiktan sonra her sekil zor oluyor.Bu engele dikkat etmek lazim


turkuaz
(14.06.19)
24 yaşında bavulumu aldım geldim, 8 ay oldu. Keşke üniversite için gelseymişim diyorum, Türkiye'deki diploma da eğitim de çöp bi skime yaramıyor yurtdışında.
Ve keşke amaan ne konuşcam yaa onlar türkçe öğrensin demeyip dil öğrenseymişim, imanım gevriyor geldiğimden beri ingilizce konuşcam diye.


Bence 20lerin ortasindan sonra zor. Cogu seye sifirdan baslamak, cogu insana kendini yeniden anlatmak, kanitlamak yorucu seyler. Daha genc iken daha az beklenti ya da daha az konfor icinde yasamak yorucu bir deneyim olmazken, 40larda zorlasiyor.

Cok guclu itici bir gucunuz vardir ve yeniden hayat kurmak konusunda psikolojik olarak cok zorlanmazsiniz. 40 yasinda avukatlik stajerligi yapan bir tanidigim var ve halinden cok memnun ornegin. 40 yasindan sonra birakin yeni bir dil ve kulturu ogrenmeyi ona uyum saglayabilmeyi, yasadigi semtten ya da siteden zor cikan insanlar var. Bunlardan biriyseniz, isiniz cok zor. Hayat enerjiniz ve motivasyonunuz en onemli kriterler.

Bence ilk adimda universiteye gidilmesi tanisilacak insanlarin cesitliligi, daha rahat bir sosyal ortam icinde ilk adimlarin atilmasi nedeniyle cok daha cekici.

Sahsen 30lu yaslarda direkt is bulup gelmek istemezdim yerlestigim yere, cunku sosyal bir ortam kurmam, guvende ve evimde hissetmem zaman alabilirdi. Benim icin onemli bir kriterdi bu. Ogrenciligimin sonuna geldigimde buranin dogru ulke oldugundan emindim; is aramak icin cok rahat bir durumdaydim, ne bileyim Istanbul´da kurulu bir duzen kurmus, ev almis ya da orada aile kurmus degildim. Uzerimde cok az yuk vardi, cunku ogrenciydim. Bunlari arti olarak goruyorum.


buf-e kür
(14.06.19)
bekarsaniz sadece kendiniz varsiniz. daha basit br ev, toparlayana kadar az uyku cok calismak/cok sosyallesmeye calismak vs.
evli ve de cocuklu iseniz, daha farkli olacaktir diye dusunuyorum. cocugun okulu, cocugun odasi, arkadas edinmesi, esin isi, ailesi, iviri ziviri...
yasa gelince bence farketmiyor. bu biraz da comfort zone'dan ne derece cikabileceginiz ile alakali.
ben 9-5 is severim, stresse gelemem, hep ayni mekanlara giderim (degisime pek acik degil) insaniysaniz zorlanirsaniz zaten. ogrenciyken ya da 20li yaslardayken bu nedenle daha kolay. daha aciksiniz, daha heyecanli ataksiniz. ama kisiliginiz boyleyse isterseniz 60 yasinda gidin.


65 derece
(14.06.19)
40 yaşında, evli 2 çocuklu olarak yerleşen arkadaşım var. Yaşla ya da aileyle ilgisi yok, tamamen motivasyon meselesi.


crown
(14.06.19)
Herkes kendi acisindan yorumlar yapmis ama, bazen bekar icin evliden daha zordur cunku motivasyon olmaz. Bazen cocuklu olmak ekstra avantajdir, cocugun arkadar cevresinden siz alir yurursunuz, baska ulkelerdeki networke dahil olursunuz.

Elindekilerin az olmasi gorece kolaydir, bir yandan da tek atimliksindir, Baska memleketteki evi yanan ve umrunda dahi olmayip birasini icmeye devam eden insan taniyorum. Bazen de cok olmasi kolaydir.

Her seyin kendince artisi ve eksisi vardir, Ben herhangi bir ulkede tutugunu koparan bir insanin baska bir ulkede surundugune sahit olmadim. Genelde zaten sonuk olup, kendi memleketinde veya X memlekette tutunamayanlar hep ayni kisiler. Bu tipler icin Sosyal imkanlari gelismis devletler, Misal Almanya, cennet gibi geliyor anlatinca ama ayni vatandas devlet dairesinde ne diyecegim diye bana soruyor yine, altima sictim ne yapayimdan biraz oteye gecebilmis adamlarin dunyanin hicbir yerinde sansi yok.

Genellersek herhangi bir Avrupa ulkesine veya Amerika gibi uzak kitalara yerlesmek acisindan, Turkiye'de buyumus insanlar biraz daha sanssiz bence, Avrupa'da gozunu acmis kimselere nazaran. Bu kulturel bir mefhum, kotu oldugunu da dusunmuyorum ustelik, sadece diger kuralli duzenler icin dezavantaj, rahat milletiz.

O nedenle Turkiye'nin hemen her tur insan icin Optimum bir yer oldugunu, Turkler icinse bicilmis kaftan oldugunu dusunuyorum ben, e zaten Turkiye iste.


10 ay once istanbuldaki tum is guc duzeni birakarak esimle amerikaya tasindik. Ben 37 esim 32 yasinda.

Keske daha erken gelseymisim diyorum sadece


oscar
(14.06.19)
motivasyonla alakali ama cok cok kalifiye ve tecrubeli degilseniz kendi isinizi yapmaniz ve bazi seyleri yerine oturtmak zaman aliyor. ben 22'de abd'ye tasindim ama keske daha da once gelseymisim diyorum. 3.5-4 sene oluyor hala daha istedigim noktaya gelemedim. 3 sene sonra falan anca olacak.


xenophobe
(23 saat)
(7)

yurt dışına çıkarken memurların aldığı iznin sebebi

dün bir soru vardı burada. devlet memuru olan birisi yurt dışına seyahate gidecekken amirinden imza alıyormuş sorudan öğrendiğime göre. ilk önce bunun devlet görevlisi olarak gidilirken alındığını düşünmüştüm ama turistik amaçlı giderken bile konsolosluk böyle bir belge istiyor cevaplardan anladığım
dün bir soru vardı burada. devlet memuru olan birisi yurt dışına seyahate gidecekken amirinden imza alıyormuş sorudan öğrendiğime göre. ilk önce bunun devlet görevlisi olarak gidilirken alındığını düşünmüştüm ama turistik amaçlı giderken bile konsolosluk böyle bir belge istiyor cevaplardan anladığım kadarıyla.

bu nasıl olur? benim müdürüm, amirim kim oluyor ki seyahate gideceğim zaman evet, gidebilir diye bana izin verecek. çok saçma değil mi? ne münasebet, ben neden gideceğim yeri müdürüme söylemek zorundayım ve onun iznine muhtacım?

bunun istenme sebebi nedir? olası bir ilticayı önlemek mi?
Çok eskiden atamaya yetkili amir'den izin belgesi alınıyordu sonra o izin kaldırıldı. Ohal döneminde yurtdışına çıkmasında engel yoktur yazısı verirdi. Şuan öyle bir şey duymadım arkadaşlarımdan giden gidiyor.


Fritz-X
(14.06.19)
657'nin yüklediği görev bir bakıma askerliğe benzer bir durum. senin izin almandan daha çok nerde olduğunun bilgisi önem arz ediyor. tabiki dediğin yerde çakılı kalacaksın diye de bir şey yok. daha önceleri şehir dışı için bile böyle bir bilgilendirme yapılması gerektiğini biliyorum. özellikle başına bir şey gelmesi durumunda özlük haklarını kaybetmemen için dikkat etmen gerekir. 15 temmuz sonrası tatilini yarıda kesip göreve dönmek zorunda olan arkadaşlarım oldu. bu yine katlanılabilir bir şey. vize alırken bordro ve çalıştığın kurumun onay yazısını göstermne kolaylık oluşturuyor vizeyi almanda.


makinist
(14.06.19)
yanlis bilmiyorsam kanunen sadece yurtdisina cikarken degil, haftasonu sehir disina cikarken bile memurlarin amirinden belge almasi gerekiyor diye biliyorum. pratikte uygulanan bir sey degil ama kanuna gore boyle. sonradan kaldirildi mi bu kanun bilmiyorum


crucio
(14.06.19)
bir ara memurlar izinde şehir dışına çıkarken dahi izin alır, kalacakları adresi bildirirlerdi. şimdi durum nedir bilmiyorum.


babilbaligi
(14.06.19)
iltica ile alakası yok. daha eskilerde 657'li memur il/ilçe dışına çıkarken bile amirinden izin almalıydı. şu an yasal olarak durum ne bilmiyorum ama memur ve görev yeri arasında ilişki var ve mesai saatleri dışında da zorunlu haller dışında amire bilgi vermeden ilgili coğrafyanın terkedilmemesi lazım. bu nedenle senelik izinde falan da hala iznin geçirileceği adres, izin formunda dolduruluyor. daha eskilerde acil durumlar için nöbetçi memur uygulaması da vardı. devlet dairelerinden bir oda yataklı telefonlu vs hazır beklerdi içerde bir memur. sanıyorum kalktı o.


rosencruz
(14.06.19)
bir süre sonra yeşil pasaport alındığı zaman bir nevi devlet sana kefil oluyor. bu bence onun bir bedeli.


giovanne
(14.06.19)
Sadece yıllık izin alırken gittiğin yeri belirtiyorsun o kadar. Hafta sonu ya da resmi tatillerde izin almaya gerek yok.


(2)

bazı ülkelerde neden asgari ücret yok

ve neden bazı ülkeler yaşı daha küçük olanlara daha düşük asgari ücret ayarlıyor?
ve neden bazı ülkeler yaşı daha küçük olanlara daha düşük asgari ücret ayarlıyor?
bu ülkelerde genelde sendikalarşma oranı yüksek, maaş toplu sözleşme ile belirleniyor. bazı ülkelerde sendika üyeliği zorunlu. doğal olarak asgari ücrete gerek yok sendika hakkını söke söke alıyor.

asgari ücretin amacı ev geçindirmek değil gençlerin ufak tefek işlerde para biriktirmesine olanak sağlamak. türkiye bu konuda çok istisna, yani asgari ücretin "ev geçindirmek" ile kullanılmasında. yüzde 50miz asgari ücretli. millet %6-7 gibi çıkınca bu rakam alarm çalıyor.

yaşı büyük olup da asgari ücretten kaçamamış adam zaten pek ilerleyemez, yazık deyip biraz destek oluyor.


inekadam
(13.06.19)
Yasi kucuklere daha dusuk olmasinin bir sebebi de calismaya tesvik olmamasi adina.


brkylmz
(14.06.19)
(14)

cem seymen, serdar kuzuloglu, emin capa, özgür demirtas

bu kişiler hakkında ne düşünüyorsunuz? biraz hayal mi satıyorlar? sırça köşklerinde oturup "yapabilirsiniz, çalışırsanız her şey olur" diye diye orada burada konuşmacı olup, tv programları yapıp veya bu programlara katılıp ceplerine dolduruyorlar gibi geliyor sadece. kendilerinin de ülkeye, dünyaya
bu kişiler hakkında ne düşünüyorsunuz? biraz hayal mi satıyorlar? sırça köşklerinde oturup "yapabilirsiniz, çalışırsanız her şey olur" diye diye orada burada konuşmacı olup, tv programları yapıp veya bu programlara katılıp ceplerine dolduruyorlar gibi geliyor sadece. kendilerinin de ülkeye, dünyaya çok bir katkıları olduklarını düşünmüyorum. sizin fikirleriniz neler bu kişiler hakkında?
cem seymen'in bugünkü tweeti tam ağzına tuvalet terliğiyle vurmalık. IQ seviyesi iki haneli biri atmaz o tweeti aşırı uyuz oldum. Normalde tarıma önem vermesini falan seviyodum ama bugün sırf bi tweetten aşırı soğudum.

Diğerleri de klasik ted konuşmacısı tarzda insanlar ya. Özgür Demirtaş yine profesör yani öğrenci falan yetiştiriyor, araştırma da yapıyodur da diğerleri arada iki laf edip yerine oturan tipler. Özgür Demirtaş da öyle biri oldu ama CNN'deki meşhur konuşmasından sonra twitterda verilen gaz sağolsun.


nundu
(10.06.19)
Bence hayal satıyolar. Anlat anlat dur. Karşında zaten beceremeyeceğini bildiğin binlerce insan var. Kendini o malları görünce daha iyi hissediyodur insan.

Ha, bu nadide insanlar oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Yine severim kendilerini. Yapan her türlü yapar. Ama tecrübelerden yararlanmak, dinlemek de iyidir. Belki başka bi yerde işine yarar.


(s)AINT
(10.06.19)
Çevremde biraz politik, yaşadığı ülkenin farkında olan kim varsa bu dörtlüyü hep bir arada değerlendiriyor. Bu da aslında kapladıkları yeri anlamak için yeterli. Bu kişilerin o bahsettiğiniz ''hayal satma'' durumu, içinde bulundukları ekonomik durumun rahatlığından kaynaklanıyor. Kimsenin ne yaşadığının farkında değiller. Ülkede eğitimin, bilimin iktidar tarafından getirildiği hale bakmadan ''politikayla salaklar uğraşır biz bırakalım politikayı, üretelim, okuyalım'' diye fikir mi olur allah aşkına ya ? Açıp bir müfredata göre hazırlanmış biyoloji, tarih, fizik, edebiyat vs. kitaplarına baksalar hayatlarının şokunu yaşarlar herhalde. Yani mesele ''onlar başarmış herkesin başaracağını sanıyorlar'' değil. Ben bu yüzden sevmiyorum, saygı da duymuyorum, değerli de bulmuyorum. Tek işlevleri ülkenin başına gelen akp belasını olduğundan daha tehlikesiz ve önemsiz göstermek. Adamlar kendi politik güdüleriyle ülkede, eğitim, bilim, kadın hakları vs. ne varsa saldıracak ama biz onlar tarafından çizilmiş alanlar içinde kalarak ''siyasetle ilgilenmeyip okuyarak'' ülkeyi düzlüğe çıkartacağız.Komikler son derece. Akademik unvanları ya da bilgi birikimleri (ki en komikleri serdar kuzuloğlu, onda zaten bunlar da yok) içinde yaşadıkları ülkenin, hatta dünyanın farkında olmadıkları gerçeğini değiştirmiyor.


evandro roncatto
(10.06.19)
hayal satıyorlar tamamen doğru, haklısın.

özgür hoca hakkında laf diyebilecek kapasiteye sahip değilim ekonomi konusunda.

cem bey'den pek haz etmem. ama karakterime durgunluk getiren bir insan oldu bir şekilde. bkz: aşağıda

serdar bey'i sadece twitter'da takip ediyorum, eskiden beri takip ederim amirimi.

emin bey'in de sesini pek sevmiyorum açıkçası, katlanamıyorum.

fakat boş zamanlarımda öyle puzzle, maket takılan ben cem seymen'in programlarını izleye izleye gaza geldim gittim arsa aldım. çok büyük değil 8 dönüm; ekiyorum türlü türlü çilek, domates, biber olsun. toprak bildiğin adamı sakinleştiriyor.

bu sürekli yolda, trafikte ve sıralarda kavga eden tiplerin topraklarını bırakıp büyükşehirlere göç eden tiplerin olduklarını gördüm köyde takıldıkça. yazları köye gelince kuzu oluyorlar o tipler.


bisorumvargaliba
(10.06.19)
serdar kuzuloğlu'nu hiç sevmem, değerli bulmam, oturup dinlemem, hiçbir söylediğini de dikkate almam. dünyanın en fos insanlarından biri bence ve neden bu kadar sevildiğini de anlamıyorum.

diğerleri hakkında pek bilgim yok. özgür demirtaş da itici geliyor uzaktan. çok gaza gelen bi tip gibi.


rotten head
(10.06.19)
cem seymen, cok konustugunu dusunuyorum, programlarinda adeta nefes almadan konusuyor, bu durum bana gore cok can sikici,

serdar kuzuloglu, anlatimini ve tarzini seviyorum,

emin capa, tarzini seviyorum, anlatimi da son derece basit ve anlasilir

ozgur demirtas, onun da tarzini seviyorum, sikayetim yok


iclerinde sadece cem seymen cok konustugu icin bazen tahammul edemeden kapattigim oluyor, digerlerini tv programinda denk geldikce izlerim


exlibris
(11.06.19)
Serdar kuzuloğlu nu biraz ayrı yere koyarım ama Emin Cem ve Özgür tamamen sosyal medya nimetlerinden faydalanan popülizmin dibine dibine vuran hayalperester. Özgür Demirtaş gençlerin kitap okuması lazim diye tweet atar onbinlerce like alıp yorumlarda hocam ne güzel konuştun derleR


hayal satıyorlar.yaşadıkları toplumun eksikliklerini doğru tahlil edebiliyorlar ancak anlamakta bence sıkıntı yaşıyorlar. büyük metropollerde yaşayıp ahkam kesmek kolay anadolu onların anlattığı gibi değil bence.

cem seymen tvde şöyle tutumlu olun böyle tutumlu olun diyor tvlerde ancak kendisi nişantasında çatır çatır para harcıyor. serdar beyi dinliyorum güzel falan diyorum daha sonra bakıyorum garip garip instagram paylaşımlşarı yapmakta.

boş adam değiller iyi tahlilciler ancak elitizmi seven kişiler gibi.


mikahakkinen
(11.06.19)
Birincisini tanimiyorum, ikincisi bos ve sevimsiz, ucuncusu guzel konusmalari var ama teknik olarak zayif, dorduncusunun bazi gariplikleri var ama genel olarak rahatsiz olmam. Sadece dorduncusunu konusurken gorsem kulak kabartabililirim. Diger ikisini dogrudan kapatirim.


dunal
(11.06.19)
Emin Çapa'yı seviyorum ben, ekonomi konusunda anlaşılır ve açıklayıcı konuşuyor.


anthemis nobilis
(11.06.19)
evandro roncatto FM'de koca sezonu 8.27 ortalamayla bitirmiş gibi yorum yazmış, katılıyorum.

Bir gece yarısı kararıyla eğitim sisteminin değiştiği ülkede "siz bunları boşverin işinize bakın" demek için ya yaşadığın ülkenin durumunun farkında olmamak lazım ya da kötü niyetli.


bruce mclaren
(11.06.19)
toplumda bu profillerde insanlara ihtiyac var. tespitler yapip bunlari soyleyen ve bazen de oneri sunup kenara cekilen profildeki insanlar.

insanimiza gore herkes eline kazma kurek alip temel kazsin. ama herkeste kurek tutabilme becerisi yok. bazilari kurek tutar ve temel kazar, bazilari temeli kazilan evin projesini cizer, bazilari bu evin nereye kurulacagini mantikli aciklamalarla soyler, bazilari bu evde kimlerin olmasi gerektigi uzerinde arastirma yapar, bazilari bu evin amacini soyler, bazilari bu evin neden buraya kuruldugunu soyler, bazilari bu evin neden onemli oldugundan bahseder, bazilari bu evin geleceginden bahseder nasil daha iyi olabilir uzerinde kafa patlatir...

dalai lama twitter'da tum dunya'ya mesajlarini iletiyor. kalkip bu adamin hayal sattigini soyleyebilirsiniz. hicbir sey yaptigi yok. oturuyor, ilham geliyor ve onu twitter'dan yazip gonderiyor.
ama bundan etkilenen binlerce insan var. bunlara gore hayatini iyilestirenler var.
dalai lama ornegini verdim cunku milletimiz asiri egoist. hafife aliyorlar her seyi. twitter'i da. her seyin en iyisini siz biliyorsunuz.


gülse birsel'i unutmuşsunuz.


Moks
(12.06.19)
(13)

duyuruda kadinlara sorulan sorulara

neden erkekler cevap veriyor? bazen kadınlar cevaplasin diye not dusuluyor veya oyle bir yerden soru geliyor ki kadinlarin disinda kimsenin yanitlayamayacagi turden oluyor soru. ama cevaplarda cogunluk erkek kullanici oluyor.erkeklere sorulan basliklarin altinda ise bir tane kadin kullanici ya oluyo
neden erkekler cevap veriyor? bazen kadınlar cevaplasin diye not dusuluyor veya oyle bir yerden soru geliyor ki kadinlarin disinda kimsenin yanitlayamayacagi turden oluyor soru. ama cevaplarda cogunluk erkek kullanici oluyor.

erkeklere sorulan basliklarin altinda ise bir tane kadin kullanici ya oluyor ya olmuyor. bunun sebebi nedir?
Çünkü erkekler olarak hepimiz tiksinç varlıklarız. Keşke bir veba gelip hepimizi yeryüzünden silse. Erkek olduğum için adeta utanç duyuyorum.

İstediğin cevap buydu sanırım skfd.


@bugunku antremanda goz dolduran futbolcu

Tam ''Bayramın kutlu olsun meriç kardeşim'' diyecektim ama cevabının sonunu okuyunca vazgeçtim asdsdsd... Bayramın kutlu olsun yine de tabi.

Başlığa cevap olarak ise hepimiz birer Alfa erkeği olduğumuz için kokumuzu her yere bırakmak istiyoruz.


bitchesaintshit
(05.06.19)
@bitchesaintshit senin de, ama bu başlığın altında bu tarz bir cevap verip üstüne alfa erk*klikten bahsederek iğrenç bir toksik maskülenite örneği sergilemişsin. Seni esefle kınıyorum.


Pipileri oldugu icin her boku bildiklerini dusunuyorlar.


cilekesgargi
(05.06.19)
Çünkü her erkeğin kadınlar hakkında birer bilge kişi olması, kadınlığı bizden iyi anlamış ve kavramış olmaları. Ben kendimle ilgili hiç bilmediğim şeyleri erkeklerin yazdıklarından okuyorum mesela "alla alla yav, öyle miymiş" deyip aydınlanıyorum. Süper ^^

Neden kadınlı başlıklara kadınlar yazmıyor sorusuna cevabım yazılacak duyuru var yazılmayacak duyuru var. Geçen biri sütyenlerinizi ne kadar sürede değiştiriyorsunuz merak ettim demiş mesela. Sa na ne. Ya da çok saçma başka şeylere de denk geldim ve onlardan da bana neydi.

O şekilde şeyler. Ciddi ciddi cevap verdim valla evet :D


Mossy
(05.06.19)
bir şeylerin dışında tutulmayı sevmiyoruz, doğamıza aykırı. özellikle kadınlar cevaplasın ibaresi eklenmese bu durumla karşılaşılma oranı çok düşer.

sütyenini ne kadar sürede değiştirdiğini bile bir kullanıcı adı arkasında olmasına rağmen mahremiyetten sayıp sanane diye cevap verecek insan da bu platformda ne yapıyor, ben de onu anlayamıyorum mesela.

edit: kaçın kaçın. kullanıcı kafayı yemiş bir feminist ya da meriç olsa gerek. cilekeskargi'nin cevabı tikleyip beni es geçmen lolwut :)


Her duyuruya cevap vermezse olecek hastaligina yakalanmis bir suru eleman var burada maalesef..30 yas ustu cevap verebilir mi dersin; 20 yasindayim ama diye atlar, ne bileyim spesifik bir meslek grubuna sordugunu belirtirsin, o meslekten degilim ama bence hede hodo diye cevap yazar.. Ha hep boyle degildi burasi da, 2013 sonrasi bu hale geldi . Sozluk hizla donanimhabere, kizlarsoruyora donusurken burasinin da eskisi gibi kalmasi beklenemzdi elbet. Troll eklentisi kullaniyorum boyleleri icin, pek etkili sayilmaz ama idare ediyor az bucuk. Sorunun cevabi da Turk insaninin(ozellikle erkeklerin tabi) cogunun haddini bilmeyen tipler olmasi. Hele sosyal medya hayatimiza girdikten sonra herkesin her seyi biliyor gibi davranmasi mide bulandiriyor.


twq
(05.06.19)
Çünkü internette kadın yoktur


üğpoıuy
(05.06.19)
Çünkü burada kimse sadece karşı taraf için cevap veriyor değil, aynı zamanda kendini ifade etme ihtiyacını da karşılıyor. Bu yüzden banane olm ben yine yazarım diye yazıyoruz kadın olmamamıza rağmen. Yanlışsa yanlış nabalım

Ayrıca boş şeyler de yazmıyor yazanlar genelde.


ssiradanbirigibi
(05.06.19)
Yukarıda yazılanların hepsine katılmakla birlikte ek olarak şunu belirteyim. Bazen ben de cevap vermek istedim fakat vermedim sebebi şu ki, kişinin en yakını sevgilisi olunca onun her şeyini biliyorsun haliyle cevabı da içimde barındırmış oluyorsun. Belki bu yüzden cevap veriliyordur. Ama hiç vermemek daha iyi


olaylar olaylar
(05.06.19)
hepsi değil, bir kısmı cidden bilgi veriyor ama %80'i "Mansplaining".


Phoebe
(05.06.19)
tersi de oluyor, yazılan her sorun karşılıklı.

internette kadın olmaması hariç. internette gerçekten kadın yok. ama internette erkek var.


inekadam
(06.06.19)
erkeklere sorduysan yanıtlayayım, sonra bize de sövme.

inekadam +1


sttc
(06.06.19)
(10)

kadinlarin kendinden kucuk erkek istememe sebebi

1.soru: bunun sebebi nedir? kendinden kucukten kastim, 7-10 yas daha genc erkek. tabii ki 23 yasindaki bir kiza gore sormuyorum bu soruyu. kadin tarafini en az 30 yasinda dusunebilirsiniz.2. soru: kadinin yasi ilerledikce, bu durumda bir esneme meydana geliyor mu? yani 35 veya 45 olmus bir kadin, da
1.soru: bunun sebebi nedir? kendinden kucukten kastim, 7-10 yas daha genc erkek. tabii ki 23 yasindaki bir kiza gore sormuyorum bu soruyu. kadin tarafini en az 30 yasinda dusunebilirsiniz.

2. soru: kadinin yasi ilerledikce, bu durumda bir esneme meydana geliyor mu? yani 35 veya 45 olmus bir kadin, daha onceki yillarina gore daha farkli dusunmeye basliyor mu bu konuda?

3. soru: kadin,kendisine duygularini belli eden genc bir erkege temkinli yaklasir mi? yani, akranlarindan kimse bakmiyor herhalde. bu sebeple benle olmak istiyor gibi dusuneblir mi? burada da tabi erkek tarafi 2-3 degil, en az 6-7 yas olarak baz alinabilir. hatta 10-20 yas daha genc dusunebilirsiniz erkegi.
1. 7-10 yaş küçük ne ya :/ ne işim var çoluk çocukla. gitsin yaşıtlarıyla takılsın, ben de kendi yaşıtlarımla takılayım. benzer şekilde kendimden 7-10 yaş büyükle de olmaz, 40 yaşında adam, çok yaşlı. ilişkide yaşların yakın olması benim için önemli. tecrübe, hayata bakış, istekler, beklentiler vs vs benzer düzlemde olsun.

2. hayır. 45 olunca editlerim.

3. ciddiye almam ki, git yaşıtlarınla oyna ablacım der geçerim. çoluk çocuk işte olur bu yaşlarda böyle şeyler derim.


pati
(04.06.19)
Taze et


vazife
(04.06.19)
Ben seviyorum küçük erkek. 7-8 yaş öyle gözünüzde büyüttüğünüz kadar çok değil. Okuyan eden aklı başında bir erkekse aradaki yaş pek hissedilmiyor. Tabii kadının da unumu eledim eleğimi astım ben oldum artık çok büyüdüm modunda biri olmaması, yeni şeylere açık, içi geçmemiş biri olması gerekir.

Küçük erkekle takılmanın en büyük eksisi onunla herhangi bir gelecek düşünemeyecek olmanızdır çünkü erkeklerin çok büyük bir çoğunluğu eninde sonunda hayatını kendinden yaşça küçük bir kadınla birleştirmek istiyor. Kendini kaptırmazsan, anı yaşamaya bakarsan güzel ilişkidir.


Erkeğin değeri yaş aldıkça arttığından normal. Kadın 27-28’den sonra düşüyo. Ondan sonra zaten pek bi şey seçebildiklerini sanmıyorum. İlk denk gelenle evlenir %90’ı. Yoksa bu kadar güzel kadının bu kadar götlü göbekli vasat herifle evlenmesi mümkün olmazdı.

Kadınlar denk getirebilirse getirir. Getiremezse inan hiçbir şeye bakmaz, bakamaz. Hayat ona müsait değil çünkü. Kullanıp mendil gibi atacak adamlar dolu dünya. İş gücü olan birini bulur, çoğu zaman başka bi şeye bakmaz. Kendini güvende hissetsin yeter.

Sen bakma artistlik yapanlara. Daha yaşlı adamı sadece sosyal statüsü daha yüksek diye tercih ederler. Ortak zevkler sonra gelir.


(s)AINT
(04.06.19)
2. Yaşım ilerledikçe makul bulduğum yaş aralığı artıyor bende. 35 olmuş bir kadın olarak 30 yaş üstü makul ama 10 yaş da çok küçük, "okulu bitirdin mi sen?" diye sorasım gelir.

3. "okulu bitirdin mi sen?" diye sorasım gelir.

1. Yani şimdi düşünüyorum, benden on yaş küçük adam mezun olalı 2-3 sene olmuş, adını duymadığım müzisyenleri dinliyor, kullandığı jargon farklı, benden çok başka bir kültürle yetişmiş, hayatın çok başka bir yerinde. Resmen kuşak çatışması. Aynı şeyi kadının on yaş küçük olduğu ilişkiler için de düşünüyorum.


kobuzchu kiz
(04.06.19)
Kim demis kadinlar kendinden kucuk erkek istemiyor diye? 27 yasima iki gun once girdim. Bir haftadir 54 yasinda brezilyali bir kadinla beraberim. Bence bu is erkekte bitiyor. Dogru noktalara dokunduktan sonra yas onemsizdir.


Çünkü kadınlar gücü sever.

Erkeğin, onların önünde olmasını ister.

Boy olarak,
Penis boyu olarak,
Kilo olarak,
Kalıp olarak,
Maaş olarak

Hep büyük ve daha fazlasını isterler


MaNOfTheYear
(04.06.19)
yaşça küçük erkeklerin çoğu kapris yapıyor.
son yediğim ayar whatsapp mesajlarına hızlıca cevap vermemem, vermeyeceğim zamanlarda ise açıklama yapmam gerekliliği üzerineydi, ki sevgili değiliz. yorucu buluyorum genel olarak.


benyazarsamolur
(05.06.19)
Tamamen toplumca dikte edilmiş yaş normları.


d max
(05.06.19)
Çoluk çocukla mı uğraşayım, daha şunu okumamıştır, bu grubu bilmiyordur vs gibi bir önyargım vardı, ciddiye almıyordum. Bir de nedense daha kıskanç oluyorlardı ya da bana öyleleri denk geliyordu. Bir noktadan sonra, yaşın tek başına bir kriter olamayacağını fark ettim. Yine de kafamda 25 yaş gibi bir alt sınır var sanırım, ondan önce hepimiz ergen gibi oluyoruz. 3. sorudaki durum ise hiç aklıma bile gelmedi.


asteriks
(05.06.19)
(8)

beğenilmeyen ülkelerin bizden iyi olması

insanların avrupa'da "orada yaşanmaz" dediği ülkelere bakıyorum, bu ülkelerin göstergelerinin ya tamamı ya da tamamına yakını türkiye'den daha iyi. slovenya, cek cumhuriyeti, polonyo, slovakya, macaristan vs.ve daha da ilginç olan şu ki; bu ülkeler işsizlik oranları kıyaslandığında avrupa'nın en düş
insanların avrupa'da "orada yaşanmaz" dediği ülkelere bakıyorum, bu ülkelerin göstergelerinin ya tamamı ya da tamamına yakını türkiye'den daha iyi. slovenya, cek cumhuriyeti, polonyo, slovakya, macaristan vs.

ve daha da ilginç olan şu ki; bu ülkeler işsizlik oranları kıyaslandığında avrupa'nın en düşük ülkeleri konumundalar. avrupa birliği ortalamasının altında işsizlik oranlarına sahipler ve kimi noktalarda oecd' nin kriterlerine göre de birinci dünya ülkelerinden iyi performans gösteriyorlar. pasaportlarıyla çok fazla ülkeye rahatlıkla girip çıkabiliyorlar.

turistik olarak gidenlerin anlattığına göre ise; insanların diğer medeni ülkelerde olduğu gibi buralarda da birbirine pek karışmadığı (sadece polonya'da bazı milletlere karşı sert davranıldığı söyleniyor), kurallara uyulduğu, halkının eğitim sahibi olduğu, , gezip dinlenecek parkının-bahçesinin olduğu, kadınların sokakta yürürken tedirginlik duymadığı, sanatın bir şekilde hayata temas edebildiği, kendi vatandaşlarına bir şekilde sosyal devlet olmuş ülkeler olarak nitelendiriyorlar.

peki bu ülkeler hangi sebeplerden ötürü diğer yaşamın pek güzel olmadığı yerler olarak adlandırılıyorlar? kıyas yapıldığı zaman daha iyi yerler elbette olabilir ama bu ülkeler de güzel bir yaşam için gerekli şartları sağlamamış mı? aydınlatırsanız sevinirim. teşekkürler.
abi kayseri'nin küçük ilçesinde yaşayıp asgari ücret alan adam türkiye'ye aşıkken eskişehir'de, antalya'da yaşayıp ayda 14 bin lira geliri olan adam "ben yurtdışında yaşamak istiyorum" diye ağlayabiliyor. somut göstergeler elbette ki önemlidir ama en başta senin kendi yaşam tarzın, hayat görüşün vs. etkili bunda.

istanbul'da yaşamaya alışmış birini bratislava'da mutlu edemezsin, üç ay sonra tarlabaşı'nı ve tinercileri özler adam. kafayı yer sessizlikten, yalnızlıktan. kimisi için doğup büyüdüğü yer ve kültür çok çok kıymetlidir. kimisi başka bir kültüre düşkündür, onun parçası olmayı çok sever.

temelde kriter ve perspektif meselesi bu. abd, ingiltere, fransa, almanya gibi ülkelerde mutsuz olup "kaçmak" isteyen insan yok mu sanıyorsun?

bence üzerinde konuşulacak bir konu değil açıkçası, bir adam vardır çekya'da yaşamak için ömründen 20 yıl kaybetmeye razıdır; bir adam vardır üzerine para versen yaşamak istemez, "ne yapcam yav çekçe konuşuyolar yabancı memleket" der jsfjsj


der meister
(03.06.19)
Bence bu ülkeler halen komünist dönemdeki şekilleriyle zihinlerde yer alıyorlar. Öyle olunca da bu sonuç ortaya çıkıyor.


ovungec zeus
(03.06.19)
bu biraz da eski bi söylem aslında. yaklaşık olarak 1990-2010 arasını baz alırsak o zamanlar türkiye'nin en kötü durumda olduğu ekonomisi bile şimdikinden çok daha iyi. döviz bu kadar yüksek değil genel olarak çok daha düşük. demokrasi süper olmasa da şimdikinden çok daha düzgün işliyor, devlet kurumları çok daha bağımsız vs. ülke böyleyken istanbul da güzel bir şehirken (güzellikten kastım düzenlenen konserler, kültürel etkinlikler vs. dünya standartlarında) yobaz halkla da çok bi muhattaplığın olmuyorsa niye atıyorum romanya'ya gidip döviz bazında daha düşük maaşla çalışıp daha sıradan bi şehirde yaşayasın?

ama şimdi demokrasi ayaklar altında, döviz rekor üstüne rekor kırıyor, beğenilmeyen doğu avrupa ülkelerinin asgari ücretleri bizden üste çıkıyor, işsizlik rekor seviyede, ilkokulda çocuklara zorunlu olarak 8 saat din dersleri veriliyor, yobaz kesim her geçen gün daha çok cesaretlendiriliyor bu durumda imkanın varsa niye gitmeyesin oralara? ha ülkenin durumu seni çok vurmuyodur, iyi şehirlerden birinde keyfince takılıyosundur o zaman yine fazla sakin, hareketsiz gelebilir budapeşte gibi yerler ama artık herkesi etkileyecek seviyeye geldi ülkenin problemleri.


polonya cekya macaristan falan kendi vatandasi icin iyi ama sen turk olarak gittiginde oyle degil. mevzu o. turkiye'ye benzer dindar, yobaz, irkci vs ulkeler olduklari icin turk halinle kolay kolay is bulamazsin ve sosyal cevre yapamazsin. tek tuk istisnalar kaideyi bozmaz.

avrupa'nin daha egitimli gelismis ulkelerine gecmek icin kullaniyorsan ayri da uzun vadede standartlari yuksek biri icin tatmin edici bir hayat olmaz ki dedigim gibi macaristanda falan is bulamazsin. bizim genclik yasamayi erasmusa gidip gezip tozmak gibi anliyor ama day-to-day/pratik dusunmuyor. iyilik kotuluk goreceli bir sey.


hot potato
(03.06.19)
"bir de tabi türklerin şöyle bir huyu var. "burada yapacak hiçbir şey yok" diyorlar çünkü akıllarına gelen yapacak tek şey avm gezmek, çarşı gezmek, diskoya gitmek. berlin'e giden milyonlarca türk var. sanssouci sarayını gezen 10 tane yoktur desen inanırım. almanya'da 100bin nüfuslu yerde on tane müze oluyor, türkler "çarşı" ya da "anacadde"de dükkan gezmek dışında hiçbir şey yapmıyor."

Fırsattan istifade yine bir Türk aşağılayıcısı gelmiş ve Türklerin bu ülkeleri sevmemelerini Müze vs. sevmemesine bağlamış. Varsayalım ki müze gezmeyi seviyor bu insanlar, şehirlerinde 100 tane bile müze olsa her hafta iki tanesine gitse bir sene sonunda gitmediği müze kalmamış olacak. Ben müze gezmeyi severim mesela, ama ülkenin geneli evde oturmak yerine ormanda piknik yapmayı, "çarşı"ya alışverişe çıkmayı, eş-dosta ziyarete gitmeyi, vapurda martılara simit atmayı veya sinemaya gitmeyi tercih ettiği için bu tarz nispeten "soğuk" ülkeler insanlara cezbedici gelmiyor. Her ne kadar ülkenin her şeyine laf edilse de her yerinden orman, göl, deniz, nehir, bağ, bahçe, yayla vs. kaynıyor ve iklimi çok güzel. Avrupa'da bunların eksik olanlarını görünce afallayabilir bir Türk.

Zaten yurt dışına yerleşecek insanın en az aşağı yukarı 25 yaşında olduğunu varsayarsak o yaşa kadar belirli bir arkadaş çevresi oluşmuş, evlilik durumunda yol kat etmiş olabilir. Bu insanların tek başına -veya çekirdek ailesiyle de olsa- tamamen yabancı olduğu ve tanıdık kimsesinin olmadığı bir ülkeye maddi olanakları bir tık iyileşsin diye göçmesi kolay değil o yüzden. Pasaport ve parasal konularda katılıyorum ama o çok medeni insanların sırf geldiğiniz ülkeden dolayı size önyargılı davrandığını görüp ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmek istemez kimse.


sys coyg
(04.06.19)
avrupa’da orman göl yok evet. sahra çölü orası. sinema da yok. avrupalılar bütün gün evde oturup özcan deniz dizisi izliyor.


inekadam
(04.06.19)
Türkiye'de doğal güzellik 1'se Avrupa'da 10. Orman, göl, nehir, yayla hepsinin korunmuş ve buradaki gibi içine edilmemiş hali var orada. Türk düşmanları gelmiş diyerek gayet haklı bir cevabı küçümsemeye çalışmışsınız ama yaptığınız savunma çok daha komik


nundu
(04.06.19)
böyle güzel cevaplar gelmesini beklemezdim güzel bir soru başlığı ve cevaplar harika o nedenle ekleyecek çok az şey var. Benim için gayet aydınlatıcı oldu şimdi " der meister"a katılmakla beraber kendi söyleyeceklerime geçiyorum.

İnsanlara Polonya macaristanda yaşanır mı sorusunu sorduğunuz anda. Karşı tarafın aklına diğer tüm ülkelerde geliyor madem gidiyorum neden aralarında daha vasat şartlarda olanı seçeyim diyerek kafasından amerikayı ingiltereyi almanyayı geçiyor(bunlar mükemmel demiyorum) eee adamda seçenek bol olunca dogal olarak macaristan falan çöp kalıyor. Slovenyada yasanır mı dıye birine sorunca karar vermesi kac sanıye suruyor ki. Ne kadar detayına iniyor. 2 sanıye suzgecten gecırıp, yooook be abi orada yasanır mı diyor ve konu kapanıyor. İş ciddiye binse imkan olsa senden benden once giderler.


Aşk Adamı
(04.06.19)
(8)

işini iyi yapanlara hayranlık duymak

işini iyi yaptığını düşündüğünüz tanıdık / tanımadık herhangi birine tam doğru olmasa da hayranlığa benzer bir duygu beslemek abes bir şey mi? onların nasıl yaşadığını merak ediyor olmak vs. de bu durumun içinde.yaş, cinsiyet fark etmeksizin; deri ustasından müzisyene, profesörden aşçıya kadar düşün
işini iyi yaptığını düşündüğünüz tanıdık / tanımadık herhangi birine tam doğru olmasa da hayranlığa benzer bir duygu beslemek abes bir şey mi? onların nasıl yaşadığını merak ediyor olmak vs. de bu durumun içinde.

yaş, cinsiyet fark etmeksizin; deri ustasından müzisyene, profesörden aşçıya kadar düşünebilirsiniz bunu.
Ben isimi iyi yapiyorum :) lakin kendime hayran filan degilim./


thesomberlain
(02.06.19)
ben de hayran oluyorum


wishmaythşngs
(02.06.19)
Duyuruyu görünce Martin Luther King’in şu sözlerini anımsadım:

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.”

www.salom.com.tr


bagcivan
(02.06.19)
hayranlik degil de, asgari sart kabul ediyorum galiba, isini degil herhangi bir seyi dahi yarimyamalak yapan kisilerle istemsizce mesafe koyuyorum zamanla.


arada gittiğimiz kahvede bir adet garson var.levent abi.bugüne kadar tanıştığım en kibar insan.o kadar takdir ediyorum ki anlatamam.bence gayet normal bir durum.


ultimate örnekler ile karşılaştım hem mesleğimde hem de hobim olan müzikte.

müzikte genco arı benim için öyledir, ara sıra konuşuyoruz acayip keyifli sohbeti var.

mesleğim de mekanik, 60-65 yaşlarında 2 tane çarkçıbaşı ile çalışmıştım. adamlar dehşet geliştirmiş kendini, bi bakıyorsun tornada, bi bakıyorsun hidrolik valf sökmüş incik cincik 100 tane parça var, bir bakıyosun almış eline gümüş tel ile kaynak yapıyor, bunları benim yapmam normal ama bu adamların nereden baksan çarkçıbaşılıkta 20 - 25 sene mazisi var, kendini geliştirmese bilmez, yapmasa da unutur, kaldı ki filozof gibi adamlar, genel kültür, edebiyat, felsefe ne istersen iste dehşet bilgililer bir de gitmişler o kadar yabancı dil öğrenmişler. ülkemizdeki eğitim seviyesinin 30 40 sene önceki halini düşündüğünde bu adamların da o zamanın şartlarına göre maksimum lise mezunu olup üni okumadan hizmet süresi ile yükseldiğini düşündüğünde bu çok acayip bişey. bir de hayatlarının çoğunu deniz üzerinde gemide geçirmişler yani.

iki çarkçıbaşı da oceangoing yani uzakyol çarkçıbaşıydı ki uzakyol olmak süvari ve çarkçıbaşı için oldukça zor.


Fodera
(02.06.19)
Evet çünkü bence işini iyi yapan ve bunun farkında olan insanlar güven veriyorlar bize.
Ben lisede hiçbir kitapla derse gelmeyip her soruyu yanıtlayan coğrafya hocasına hayrandım. Adamdan bilgi akıyordu resmen. İster istemez o derse daha güzel hazırlanmak istiyordum mesela. "hah dünyanın neresine gitsek hocacığım bizi kurtarır" diyordum.
Sonra o 20-30 senelik psikoterapist hocalara olan hayranlığa evrildi. "travma yaşasam hoca beni ihya eder" diye düşünüyordum.


mor bembombom
(03.06.19)
bende çok fazla var bu. profesyonel olan herkese büyük saygım var.


(10)

sosyal bilimler bilim değil mi?

celal sengör bir videosunda böyle diyordu. sosyal bilimler bilimden sayılmıyor mu?
celal sengör bir videosunda böyle diyordu. sosyal bilimler bilimden sayılmıyor mu?
Bence de bilim değil. Bir sosyal bilimler mezunu olarak bilim olmadığını düşünüyorum. Deneysiz, hesapsız, kesin sonucu olmayan şey bilim olamaz.


ovungec zeus
(02.06.19)
sosyal bilimler bilim değil demek, tüm bilim tarihini hiçe saymak demektir. doğa bilimleri daha önce bilim olarak kabul edildiği için, üstteki arkadaş gibi hesaplanabilir olmayanın bilim olmadığı yönünde garip çıkarımşar hala var elbette. fakat böyle bir kabulden yola çıkarsanız, sosyoloji gibi dallarda bugüne dek hiçbir bilgi üretilmediğini iddia etmiş olursunuz. sosyal bilimler tabii ki bilimdir, kendi metodolojileriyle çalışır ve bilgi üretirler.


gmzo
(02.06.19)
bence değildir.
(bkz: scientific method)


iamnotarobot
(02.06.19)
diğerleri niye bilim ki sosyal bilimler bilim olmasın?

genelde standart fizikle, matematikle (binlerce yıllık disiplinler) sosyoloji, psikoloji, ekonomi (son 200 yılda kendine gelebilmiş disiplinler) karşılaştırıldığı için böyle bir düşünce oluyor.

biri daha dün alan olarak ortaya çıkmış, elindeki malzeme aşağı yukarı 10-15 yılda bir değişiyor. diğeri binlerce yıldır alan olarak var, malzemesi aşağı yukarı sabit, binlerce yıl öncesinden bile bir biçimde ifade edilmiş. örneğin string theory-democritus gibi.

sosyal bilimler gibi sürekli değişen bir zeminde hareket eden "stem" bilim disiplinleri (nükleer enerji, gdo, hormon sistemleri, beslenme, sinirbilim) sosyal bilimlerin suçlandığı her şey ile rahatlıkla suçlanabilir.

bu arada türkiye'de bir de şöyle bir sorun var. sosyal bilimler eğitimi genelde sosyal "bilgiler" eğitimi oluyor. yani işte bir bilgi var, onu öğreniyor öğrenciler. yoksa bunun araştırması, deneyi, hesabı, bilimi, hepsi için alası yapılır. ama bizim öğrencilerimiz araştırma metodları dersinde hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar çünkü hepsi matematik deyince öcü görmüş gibi, hocalar zaten 10 yıl önce spss nedir duymuş o kadar R desen bön bön bakıyor, hukuk sözcükler içerdiği için sözelci bölümü sanılıyor, vb. vb....

anlayacağın ülkemizde her şeyi çok yanlış yapıp sonra "bu ne ya" diye şikayet ediyoruz.

bu arada "sayısalcılar" kendilerini çok iyi sanmasın, onların da yeri gelince ipliğini pazara çıkarırız...


inekadam
(02.06.19)
bilim, sanat, edebiyat, kültür etc. farklı disiplinlerdir ve pratikleri de doğal olarak farklıdır. tarih bilim değildir mesela, yada heykel, resim sanat türüdür. bunu lise seviyesinde sayılsacı/sözelci gibi işlemek yanlış olur. bilim > sanat > edebiyat diye bir şey yok.

bilim yaparken edebiyat kullanabilirsiniz yada sanat yaparken bilim kullanabilirsiniz. sorun bence türkçe'nin bu kavramları net açıklamamasından kaynaklanıyor.

@inekadam sözelciler akıllı olsun!


iamnotarobot
(02.06.19)
Değil hocam romantizme gerek yok.


şimdi bu işler (bkz: scientific method) demekle olmuyor. bu yalnızca bir metod. bundan önce de bilim yapılıyordu, sonra da yapılacak. değişse de değişmese de yapılacak.

doğayı anlama işine bilim diyorsak, tarih de doğanın içinde bir canlı olan insanı anlamaksa, bitti.

bizde genelde tarih deyince, hikaye anlatmak, yani geçmişte olanları sırasıyla yukardan aşağı yazmak geliyor. böyle bir şey yok. tarih insanın neyi neden yaptığını, neden yapmadığını, nasıl yaptığını anlamaktır. en büyük fetihten, en küçük günlük yaşamdaki işe kadar. bazen burada görüyoruz işte "atatürk neden x yapmadı?" ya da "osmanlı neden y yaptı?". işte bunların yanıtlarını aramak tarihtir.

sözelci-sayısalcı ayrımına gelince. bunun yalnız lisede görülen dersler ile ilgili olduğunu, matematik ile dilin çok yakından bağlantılı iki yetenek olduğunu, vb.vb. uzun uzun anlatmaya gerek yok. matematik de türkçe, almanca gibi bir dil.


inekadam
(02.06.19)
bu işler (bkz: scientific method) demekle oluyor tam olarak. bilim methodla yapılır, deney ve gözleme dayanır.

cambridge der ki; "the careful study of the structure and behaviour of the physical world, especially by watching, measuring, and doing experiments, and the development of theories to describe the results of these activities"

yine tdk da der ki; "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim"


iamnotarobot
(02.06.19)
bunu tane tane anlatmaktan hicap duyuyorum. gerçekten, buna gerek olması beni utandırıyor.

şimdi burada, tarih örneğini vereceğim, madem onun üzerinden konuşuldu "tarihte deney mi olur" diyeceklere, tarihte deney zaten, tarihin hem konusu hem oyuncusu olan "insan"ların, "devlet"lerin, "ordu"ların, "vatandaş"ların, hepimizin yaptıklarıdır.

insanlar bir şey yapmaya çalışırlar, örneğin insanlar mahkemeye gider, mahkemede olanları birisi kaydeder, mahkeme kayıtlarını 1000 yıl sonra okuyan biz, "1080yılında ingiltere'de bir köylü x davranışı yaptığında mahkeme y cezası veriyordu, demek ki ingiltere'de kanun x işine y cezası vermek idi" deriz. sonra birisi gelir "bakınız 1080 yılında başka bir ingiltere köyünde bu ceza verilmemiş" der, biz de bu cezanın verilme nedenini başka yerde ararız, ingiltere mahkemeleri taraflı mıydı, o köylü başka bir şey mi yapmıştı, vb. vb.

ya da örneğin istanbul'un osmanlı tarafından fethi neden 1453 yılında oldu? daha önce olmaz mıydı? dediğinizde bunun deneyini zaten birkaç padişah sizin için yapmıştır. bu deneylere bakarak o padişahların neden başarısız olduğunu bulabilirsiniz, tabi başkaları sizinle aynı düşünmeyecektir, tıpkı diğer "sayısal" bilimlerdeki gibi farklı görüşler olacaktır.


hatta size şöyle söyleyeyim "war gaming" diye bir olay var, ve evet, sanal ya da fiziksel olarak geçmiş ya da gelecek bir savaşın nasıl ilerleyeceğini ölçüyorsunuz, fiziksel olanı büyük masalarda 3 takımla yapılıyor, bir hakemler takımı iki taraf olarak, her şey yani en ufak demiryoluna kadar detaylı olarak haritalarda her birliğin detayları ile.

örneğin "alman ordusu 1941 yılında sovyetler'i işgal ettiğinde moskova ile leningrad'ı ele geçiremedi. nasıl ele geçirebilirdi?" dediğinizde alıyorsunuz bir barbarossa army group north 1941 wargaming seti, oturtuyorsunuz arkadaşlarınızı, diziyorsunuz masalara haritaları, hop. neymiş ne değilmiş öğreniyorsunuz. ki halen, en üst düzeyde kurmayların yaptıkları planlamalar, tabi günümüzde sanal sistemlerde, böyle yapılıyor.


inekadam
(02.06.19)
kendi adıma utandım, çok özür dilerim benim hatam. önce scientific experiment nedir, reproducibility neden gereklidir gibi konulardan bahsetmem gerekiyordu. barbarossa operasyonunu aynı şartlar altında, hedefinize göre bazı elementleri değiştirerek tekrar tekrar gerçekleştirip "almanlar ikmal yetersizliği ve hava şartları nedeniyle kaybetti" hipotezini ispat edebilir veya çürütebilirseniz tarih tabiki bilimdir.
war gaming reliable değildir... deney değildir... bilimsel bir geçerliliği yoktur... predictiondır sadece. en fazla hipotez üretebilirsiniz, ama asla ispat edemezsiniz yada çürütemezsiniz.


iamnotarobot
(02.06.19)
(5)

tek yapmanın keyif verdigi/vermediği aktiviteler

- tek yapildiginda daha fazla keyif veren aktiviteler- tek yapildiginda pek de tadı cikmayan aktivitelerneler sizler icin?
- tek yapildiginda daha fazla keyif veren aktiviteler
- tek yapildiginda pek de tadı cikmayan aktiviteler

neler sizler icin?
keyif veren - Dag Bisikleti
pek de tadi olmayan - Yol Bisikleti


Henry McClean
(28.05.19)
keyif veren - dizi-film-youtube videoları izlemek
pek de tadı olmayan - gezmek/gezinmek, dolaşmak.


ravenclaw
(28.05.19)
Keyif veren: Koşu, bisiklet, sinema
Keyif vermeyen: Kamp, tatil, yemek, sinema


chicha
(29.05.19)
snowboard yaparken ıssız biyer olacak. takıcaksın kulağına kulaklığını. açacaksın müziğini, doğa bembeyaz atmosfer, adrenalin.. bu işte hiç birşeyde yok


biber
(29.05.19)
keyif veren: her şey (kitap okumak, yemek pişirmek, gezmek dolaşmak, vs)
keyif vermeyen: içki içmek


sopiro
(29.05.19)
(5)

fransa yaşamak için nasıl bir yer

yaşayanlar veya önceden yaşamış olanlar biraz bahsedebilir mi? iyi yönleri, kötü yönleri nelerdir? sadece meraktan sorulmuştur. iş, maaş vs gibi kriterler yok. kendi tecrübelerinizi aktarabilirsiniz.
yaşayanlar veya önceden yaşamış olanlar biraz bahsedebilir mi? iyi yönleri, kötü yönleri nelerdir? sadece meraktan sorulmuştur. iş, maaş vs gibi kriterler yok. kendi tecrübelerinizi aktarabilirsiniz.
kendi içlerinde gruplanmış aşırı sayıdaki arabı ve ırkçılıkla harmanlanmış fransız egosunu saymazsan tipik bir avrupa şehri için gayet hoş.


hangi şehirde yaşadığına bağlı. Ben şuan Toulouse da yaşıyorum burada sosyla olarak yapılabilecek aktiviteler sınırlı. Ayrıca fransızların knedini beğenmişlikleri , yukarıdaki arkadaşın bahsettiği gibi arapların çok olması dezavantaj. Fakat şehre bağlı olmak şartıyla yaşanılabilecek bir ülke Fransa .


retarder
(28.05.19)
Herkesin dedigi gibi sehre cok bagli. Irkcilik kismini yasamasam da araplara ve siyahilere karşı bir durum var evet.
Onun disinda paris'de yasamak bana gore guzel degil, lyon, bordeaux, nantes, Toulouse,grenoble,lyon vs hepsi guzel yerler.
Ben cok mutluyum.


logisticsmanager
(28.05.19)
Toulouse'da yaşadım bir yıl, bir yıldır da Paris'te yaşıyorum. Toulouse küçük, tatlı, ucuz ve yaşaması kolay bir şehirdi. Yani gidilecek mekanları biliyorsun, nispeten kolayca arkadaş edinebiliyorsun falan. Şehrin fiziki şartları orayı kolaylıkla tanımanı ve yerli gibi hissetmeni sağlayabiliyor. Öte yandan Paris mesela büyük ve gerçekten yapılacak o kadar çok şey, gidilecek o kadar çok yer var ki insan bazen kendini kaybolmuş gibi hissedebiliyor. Daha fazla yabancı insan var, o yüzden garip bir şekilde insan kendini daha az yabancı hissediyor aslında. Overall Fransa güzel, keyifli bir ülke, ama bürokrasisi, samimiyetsiz nezaket zorunlulukları, çok bilmişlikleri falan bazen yorabiliyor.


lolita
(28.05.19)
bir türk olarak fransızlar seni içine almaz. fransızlar ve diğerleri kafasındaki bir millet genelde müslüman veya türk olmayanlarla sosyalleşebilirsiniz.


mikahakkinen
(29.05.19)
(3)

eski sovyet ülkeleri neden geri kaldı

eski sovyet ülkeleri neden bu kadar fakir kaldı, otuz yıldır toparlanamadı?zamamında sovyetler birliği' ne bağlı olan baltık ülkeleri, neden diğer sovyet devletlerine nazaran daha gelişmiş? sovyetler zamanında da diğerlerinden önde miydi bu ülkeler?
eski sovyet ülkeleri neden bu kadar fakir kaldı, otuz yıldır toparlanamadı?

zamamında sovyetler birliği' ne bağlı olan baltık ülkeleri, neden diğer sovyet devletlerine nazaran daha gelişmiş? sovyetler zamanında da diğerlerinden önde miydi bu ülkeler?
estonya, letonya, litvanya mı gelişmiş ülkeler?

hangi kritere göre hangi diğer sscb ülkelerinden daha gelişmiş?

kendi fikrimi söylemek gerekirse sadece demokrasi anlamında gelişmiş olabilir.
bunun da en büyük etkisi avrupa birliği olsa gerek.

diğer taraftan eski sscb ülkelerinin çoğunda tek adam rejimi var neredeyse.
ama doğalgaz ve petrol sayesinde zengin ülkeler (ne kadar tabana yayılmamış olsa da)


2 tostos turan
(27.05.19)
öncelikle turan +1. Diğer devletlerin ise her anlamda geri kalma sebepleri valıklarını sscb'ye borçlu olmaları. bütün doğal zenginliklerini ancak rusya vasıtası ile hayata geçirebilen devletçiklerin sscb dağıldıktan sonra da birbirlerine galip gelme çabaları hepsini topyekün geride bırakmıştır.


giovanne
(27.05.19)
bu ülkelerden en az ikisini yakınen tanıyorum. oralarda çalıştım ve yaşadım.

kaynak diyorum. sscb adamların kaynaklarını sömürdüğünden dolayı kendi paralarının kontrolünü ele geçirmeleri çok uzun zaman aldı. bu kaynaklar da genelde petrol ve türevleri olduğu için bu gelen para genelde ülkenin imarına ve başkanlarının zenginleşmesine harcandı. 10 sene içerisinde 50 milyar dolarlık inşaat bütçelerinden bahsettiğimiz bir coğrafyada bazı şehirler sıfırdan şekillendi.

ama inşaatla saadet olmadığını yakın zamanda gördüğümüz gibi bu ülkeler henüz bir sıçrama gerçekleştiremediler. yapmaları gereken keskin bir sanayi hamlesi olmasına karşın çin varken kimse bu zorlu coğrafyaya henüz giriş yapmadı. onlar da kendi sanayilerini sıfırdan yaratmaya koyuldular.

bir ülke düşünün beton sanayii bile yok ve deli gibi inşaat yapıyor. dolayısıyla ne yapıldı bu ülkelere çimento fabrikalarından başlayarak aynı zamanda bir sanayi hamlesi yapıldı. limanlar, elektrik santralleri, ülkenin fiber ve elektrik altyapısı, doğalgaz santralleri vb. aklınızın almadığı bir sürü sanayi tesisinin aynı anda yapıldığını düşünün.

bu ülkelerin bazılarında bu hamlelerden dolayı para suyunu çekti. gelecek ne olur bilemiyoruz ama o coğrafyadaki ülkelerde para olursa önümüzdeki 20-30 sene içinde büyük atılımlar yapabileceklerini düşünüyorum. tabi büyük ağabey izin verirse. merak ediyorsanız bu zamana kadar izin verilmedi.


ozdek
(27.05.19)
(6)

doktora yapmak ezikce mi

burada bi duyuruya verilen cevabi gormustum de, yeni acabiliyorum sorusunu. bir kullanici yurt disinda doktoraya gidecekmis (emin degilim ama almanya olabilir), bir kullanici da bu durumla ilgili "para almiyorsan looser bir hareket" tarzinda bir sey yazmisti. ben bu seviyelerin cok altinda oldugum i
burada bi duyuruya verilen cevabi gormustum de, yeni acabiliyorum sorusunu. bir kullanici yurt disinda doktoraya gidecekmis (emin degilim ama almanya olabilir), bir kullanici da bu durumla ilgili "para almiyorsan looser bir hareket" tarzinda bir sey yazmisti. ben bu seviyelerin cok altinda oldugum icin tam olarak bir bilgim yok, para almadan doktora yapmak neden ezikce? doktora yapanlar okuldan hep ucret mi aliyor? oyle ise iyiymis. bir de, bildigim kadariyla almanyada okullara para da odenmiyor okurken. bu da iyi bir sey herhalde.
normalde doktora yaparken zaten okula para ödemiyorsun, üzerine onlar sana veriyor. muhtemelen demeye çalıştığı parayı basıp doktora yapmak. nadir de olsa böyle şeyler var. 5 yılda boyunca yılda 30 bin dolar verdiğini düşün. onu kastetmiş.


bilim ve sanat için yapıyorsan niye ezikçi olsun ya?


dismainpula
(27.05.19)
Doktora akademik hayattaki en önemli aşama. Birilerinin sizi “artık” bir daha sinayamayacaklari, başka bir deyişle bir daha herhangi bir sınava tabi tutulmayacağınız bir bilgi seviyesine geçtiğinizin kabul edildiği bir unvan. Neden eziklik olsun? Hele ki bunu ücret almadan, akademiden başka bir işte çalışıyorken bu cefaya yıllarca katlanmak...

Ama @hayley’in dediği gibi “bas parayı al diplomayı” şeklindeyse bir anlamı yok tabi, bunu kastetmiş olabilirler...


Yani eziklik değil de Türkiye'de biraz enayilik. Şu açıdan az paraya gecenizi gunduzunuzu heba edip bi de üstüne azar isitiyorsunuz. Şimdi böyle bakınca pek akıl karı değil. Bu kadar emeğin, yeteneğin ve ozverinin harcadığı bi mertebe için şunu söyleyebilirim ki hak ettiği değeri görmüyor. Belki bu sebeple eziklik diye görünüyor da olabilir dışardan.


superfluid
(27.05.19)
Almanya'da doktora en son ucretsizdi yani okul harci yoktu. Soyle bir durum var, doktoralar cesit cesit yurtdisi icin konusursak. Okul Sana burs verir ya da asistan olarak calistirir, senden bir beklenti olur ve danismanlarindan destek gotursun, calismani takip ederler. Guzel bir doktora cikabilir. Ikincisi, Sana odenen paranin kaynagi bir sirkettir ki bu en sakat ve en zor olani. Cok calisip, hem sirketteki patronlarini hem de danismanini memnun edecek is cikarmak zorundadin. Calismani denetleyen cok olur. Sonuncusu da kendi paranla yaparsin, buna meb bursiyerlerini de katiyorum; cunki devlete borclaniyorlar. Bu tip doktorara genelde danismanlar, pek seninle ilgilenmez. Cok caba gosterirsin, guzel yayinlarin cikacagi ongorulur, o zaman belki danismanlar sana danismanlik yapar ve yaptigin gercekten doktoradir. Bu doktorayi yapanlarin cogu coptur, ama cok iyi bir hocanin yaninda iyi bir okulda yaparsan isine yarayabilir. Dedigim gibi cesit cesit. Master tezi kalitesinde doktora tezi de gordum icinden iki tez cikacak doktora da..


enayilik. Akademisyen değilsen, gelir kaynağın kısıtlı veya yoksa, sonrasında doktara sayesinde bir işe girme durumun kesin değilse düşük ihtimalse sırf hobi diye doktora yapmak enayiliktir. Ki doktoraların çoğu da eften püften, 4-5 kişinin belki ya okuyacağı ya da okumayacağı bir tez konusu üzerine 4-5 yılı gömmek olarak sonuçlanıyor.

Akademi aşkıyla yanma veyahut gerçekten idealist olanları, iyihocalarla yapanları bir kenara ayırarak söylüyorum, sosyal bilimlerde doktora artık genel olarak işe yaramıyor, okunmuyor, kişiye de çok fazla bir şey katmıyor. En fazla 5-6k maaşla işe giriyorsunuz o durumda da 6 yıl çalışma sonucu gerçekten düşük bir maaş.

Neyse durum budur


KaraSakall
(27.05.19)
(6)

sizce duyuru okuduğunu anlıyor mu

sorularınıza verilen cevaplar sorduğunuz soruya cevap oluyor mu veya cevabınıza karşı yazılmış bir cevap sizin dediğiniz konuyla ilgili oluyor mu, yoksa o lafı bambaşka mı anlıyorlar? sizce okuduğunu anlama düzeyi iyi mi bu platformun?
sorularınıza verilen cevaplar sorduğunuz soruya cevap oluyor mu veya cevabınıza karşı yazılmış bir cevap sizin dediğiniz konuyla ilgili oluyor mu, yoksa o lafı bambaşka mı anlıyorlar? sizce okuduğunu anlama düzeyi iyi mi bu platformun?
Ben bir hamile forumunu takip ediyorum ara ara. Kafama takılan konuları irdeliyorum vs.
Oradakileri gördükten sonra duyuru kullanıcısına tapıyorum :)
sorularım genellikle uygun cevap alır burada, diğer sorularda da çok alakasız cevaplar görmüyorum.


Çok ince görenler oluyor bazen hoşuma gidiyor.
Dalgaya almadıkları zamanlarda baya iyi bence.


nadiren; sormadığım soruya yanıt yazanlar, söylediğimi okumadan yazanlar oluyor. şurada beni dellendiren bir örneği var altta: www.eksiduyuru.com

çoğunlukla sorun burada soru-yanıt kalitesi. ne sorduğu belirsiz ya da çok genel yanıtları olan sorular sorulduğunu çok görüyorum. sonra buna pat diye geçerli 100000 yanıttan birini tek doğru oymuş gibi yazıyor karşıdaki de...

"iş görüşmesine ne giyeyim?" yazmış. nerede görüşme? sen kimsin? iş ne? yok. gelen yanıt "takım elbise giy" yahu bi sor birader iş nedir? şirket nedir?

çok sinirim bozuluyor böyle şeylere.

edit:link düzeltmesi


inekadam
(25.05.19)
@inekadam guzel bi pencereden gormus.

bende gun icinde 70 bin tele yatirim tavsiye si actim.
neler yaptigimi kalibremin ne oldugunu ifade ettim.
degerli ve bu islerden anlayan kaliteli bir insan, beni kaale alarak cok cok ust duzey bir cevap vermis.
ama gel gor ki benim ne egitimim ne de tecrubem onun yazdiklarini anlamaya ve fiiliyata gecirmeye yetmiyor.

hepimiz farkli sorular ile buradayiz.
cevap olur ya da olmaz, yarar ya da yaramaz ama buradaki herkes elden geldigince, fikri yettigince yazar, bizler alabilecegimiz kadarini aliriz.

burasi guzel bir yer.

saglicakla.


Değil. Kendimden biliyorum. Bazen uzun olunca yarısını okuyup cevap veriyorum ama saçma sapan bir cevap oluyor.


Galiba artık değil.

Çünkü bakıyorum da sadece başlığa göre cevap veriliyor. Örneğin adam "X TL bandında hangi telefonu alayım? Ama Xiaomi ve Huawei hariç" diye detay vermiş. Kullanıcılar "Xiaomi A5 al" diyor. "Şu karikatür neydi? Umut Sarıkaya'nın şu karikatürü değil." diye not düşülmüş bir sorunun altına Umut Sarıkaya'nın o karikatürünü koyuyor vs.


m e b
(25.05.19)
(8)

kuzey amerika'da yapılan türk etkinlikleri neden avrupa'da olmuyor

abd'de ve kanada' da 29 ekim, 19 mayıs, 23 nisan gibi günler kutlanıyor. en azından ülkenin büyükşehirlerinde türkler yürüyüşler yapıyor, müzik organizasyonu yapılıyor.sanırım eskiden avrupa' da yapılırmış ama bir süredir olmuyor herhalde. elçiliklerin veya üniversitelerde okul kulüplerinin dışında;
abd'de ve kanada' da 29 ekim, 19 mayıs, 23 nisan gibi günler kutlanıyor. en azından ülkenin büyükşehirlerinde türkler yürüyüşler yapıyor, müzik organizasyonu yapılıyor.

sanırım eskiden avrupa' da yapılırmış ama bir süredir olmuyor herhalde. elçiliklerin veya üniversitelerde okul kulüplerinin dışında; caddelerde kısa bir kutlama yapılan avrupa ülkesi/şehri var mı? eğer yoksa, bunun sebebi ne olabilir?

türklerin çoğu avrupa'da ve yakın zamanlarda da birçok türkün avrupaya göç ettiği söyleniyor. bu kadar türk sayısına rağmen neden bir abd veya kanada gibi etkinlik göremiyoruz oralarda?
bir teori var. göç edilen ülkeden ne kadar uzaklaşırsan (bu ülke hnagisi olursa olsun) eğtim seviyesi artıyor göçmenlerin. bu varsayıma göre şunu diyebiliriz. türkiyede ulusal bayramı kutlayan kitlede 90 yıldır devlet tarafından fonlanan eğitilen kitle. bunlar ve çocukları da eğitimli oluyor. bu eğtimli insanların rejime bağlı insanlar oldukları ve gün görmüş oldukları için organize olma becerileri daha yüksekl
avrupaya gidenler yine aynı teoriye göre konuşacak olursak daha az eğitimli veya eğitimsiz kitle. bunlar devlet tedrisatından geçmedikleri içinde rejimle aralarında doğrudan bir bağ yok. bu bağın olmaması da onların bu şekilde bir kutlama yapmamasını sağlyor. ayrıca çalıştıkları işler daha çok emek yoğun işler olduğu için zaman bulamama sorunları da var. yine eğitimsizlikle bağlantılı olarak organizelik meselesi de düşük. onlar daha çok memleket derneklerinde organize oluyorlar.
en son olarak avrupaya göç eden insanlar 80li yıllardan beri rejime muhalif olduğu için ilticaya başvurmuş kişiler. 90 yıllarla birlikte kürtler ve onlara yeni eklenen laik muhalifler. bunların en son kısmı senin belirttiğin işleri yapabilecek durumdalar onlar da çok az sayıdalar. yeni gittiler. daha toparlanamadılar bir diaspora oluşturamadılar.
umarım cevap verebilmişimdir.


un
(24.05.19)
Berlin'de 19 Mayis'ta Atatürkcü Düsünce Dernegi'nin etkinlikleri vardi tüm gün.


chitosan
(24.05.19)
londra'da bu bahsettigin gunlerin tumunde etkinlik oldu, oluyor. londra ozelinde detay merak ediyorsan facebook'da london turkish meetup grubuna bakabilirsin


peki bu etkinlikler bahsettigim gibi kuzey amerikada yapilanlar capinda oluyor mu. mesela biliyorsunuz new yorkta caddede yuruyusler yapiyorlar, unlu turk sarkicilar falan konser veriyor. abdliler, kanadalilar da katiliyor bu etkinliklere ve katilim sayisi sanirim yuksek oluyor. birkac bin kisi oluyor yani. avrupadakiler boyle mi yoksa kucuk capli mi? illa ki etkinlik oluyordur yoksa. kucukse sebebi nedir?


Türklerin yogun olarak yasadigi Avrupa ulkeleri icin soyluyorum: Büyük bir kismi zaten kafa olarak Türkiye´de, hatta 60-70li yillarin Türkiye´sinde yasiyor. Bundan dolayi "cok uzak diyarlardayim, ah canim ulkemi ve onun bayramlarini cok ozledim, hasret icinde yanip tutusuyorum" halleri yok. Türkler zaten sosyal hayatlarinda da bol bol Türklerle gorusebiliyor, Türkiye´deki sosyal hayatina cok yakin bir hayat kurduklarindan rituelleri yerine getirme ihtiyaci icine de girmiyorlar. Nasil Türkiye´de buyuk cogunluk gidip 19 Mayis icin sokaklara dokulmuyorsa; buradakiler de dokulmuyor.


buf-e kür
(24.05.19)
1 - turklerin egitim seviyesi kuzey amerika'da daha yuksek. isci takimi boyle organizasyonlara pek katilmiyor. onlarin kurduklari orgutler daha cok haci hoca pesinde.

2 - mesafeden dolayi gurbet olayini iliklerine kadar hissediyorsun ve bu tarz gunler daha onemli bir hal almaya basliyor, avrupa'da pek boyle bir problem oldugunu zannetmiyorum. ucakla 2-3 saatte tr'ye ulasabiliyorsun, avrupa'da olsaydim ayda bir haftasonu kacardim herhalde. ucak biletleri de ucuz, mis.


cooperr
(24.05.19)
Turklerin egitim seviyesi kuzey amerikada gercekten yuksek olsaydi hala diyaspora hayati ah 23 nisan olsa da gitsek kafasi falan yasamaz direkt entegre olurlardi diye dusunuyorum.


hot potato
(24.05.19)
@hot potato

Elinizde Turklerin entegre olmasi ile ilgili veri mi var?

Ayrica Kanada ve Amerika'nin entgrasyon yaklasimlari birbirine tamamen zit. Kanada'da Amerika gibi "melting pot" denilen, kulturleri, gecmiste kim olduklarindan bagimsiz olarak tek kimlik altinda eritmeye calisma gibi anlayis yok. Bunun yerine Mozaik anlayisi var. Bir mozaigin parcalari gibi kulturel cesitliligin guc olduguna, gocmenlerin yanlarinda tum kanadalilarin bir seyler ogrenebilecekleri kulturlerini de getirdiklerine inaniyorlar.

Usenmiyorsan google'da Kanada savunma bakanini arat... Ilk foto'dan mozaik ne demek farketmeye baslarsin.

Ote yandan biz (Kanadalilar) sirf insan oldugu icin herkese saygi duyuyor, kabul ediyoruz, kulturlerini de kabul ediyoruz. Turk, Cinli. Hindistanli kimsenin gecmisini, kim oldugunu, ozel gunlerini unutmasina gerek yok burda.


(7)

bazı milletlere atfedilen caliskanlik

gercekten de japonlar, almanlar cok mu caliskan, yoksa biraz basmakalip sozler mi bunlar? cok caliskandan kastim uzun saatler calismak degil de, mesai saatleri icerisinde yaptigi ise tama yakin bir konsantrasyon ile egilmek. sizin birlikte calistiginiz milletler icerisinde "bu ulkenin insanlari cali
gercekten de japonlar, almanlar cok mu caliskan, yoksa biraz basmakalip sozler mi bunlar? cok caliskandan kastim uzun saatler calismak degil de, mesai saatleri icerisinde yaptigi ise tama yakin bir konsantrasyon ile egilmek. sizin birlikte calistiginiz milletler icerisinde "bu ulkenin insanlari caliskandi" diyebileceginiz bir ornek var mi?
sadece genellemeden ibaret. bana göre triniad tobagolular çok çalışkan.


dismainpula
(23.05.19)
Çalışkanlıkla verimli çalışmak ayrı şeyler. Mesela japonlar çok çalışkanlar, çok uzun saatler çalışıyorlar ama aynı oranda verimli değiller.


prizmatik
(23.05.19)
Staj yaptığım fabrikada Suriyeli Elektrik ve mekanik yüksek mühendisi hayatımda gördüğüm, ne çalışkan insan dediğim kişilerin başlarında yer alır. Elbette almanın ya da japonun da tembeli vardır ama bu ülkelerde bir tertip, düzen var. Doğru şartlar altında çalışıyorlar bu sebeple daha verimliler. Buna ithafen çalışkan sıfatı yapıştırılıyor.


mekaniker
(23.05.19)
Belki de aramamız gereken sıfat ''üretkenlik''tir.
Ürün verme, sanat-bilim-proje-geliştirmek-araştırmak-bestelemek gibi şeyler oralarda daha bol.
Çocuklar ilkokuldan çıktığı vakit birçok ülkeye kıyasla daha donanımlı çıkıyor Japonya'da.


Etanglement
(23.05.19)
Almanlarda genel olarak gordugum bir iki nesil oncesin takintili sekilde calismayi yuceltmesi. Genclerde yok boyle bir durum.

Caliskanliktan ziyade, disipline edilmis bir calisma hayati diyeyim. "12 ile 16 arasinda X isi yapacagim." diyor mesela. O vakit icerisinde kalp krizi gecirsem kalkip bakmak istemez, cünkü o kafasinda sabitledigi zamanda o isi yapmali. Cok tembel, cok keyifci arkadaslarimda bile durum boyle.


buf-e kür
(23.05.19)
Daha önce korelilerle çalıştım ve hepsi çok disiplinli, çalışkan insanlardı..ama genelleme yapamam tabi..tembel dersen hiç düşünmeden amerikalılar ve ruslar derim.


astrid
(23.05.19)
benim gördüğüm almanlar mesai saatlerinde kütür kütür çalışıyorlar. adamlar mesai saatlerinin bir tek dakikasını boş geçirmek istemiyorlar.


babilbaligi
(24.05.19)
(6)

neden çocuk sahibi olmak istediniz

sorum doğal olarak çocuk sahibi veya çocuk bekleyen duyuruculara. bile isteye çocuk sahibi olduysanız eğer, ne düşündünüz de çocuğum olsun dediniz.biraz çocuk sevelim, yaşlanınca bakar, evliliğimizi kurtarır belki diye, yaşım geçtikten sonra olmayacağı için böyle bir şeyin nasıl olduğunu merak ettim
sorum doğal olarak çocuk sahibi veya çocuk bekleyen duyuruculara. bile isteye çocuk sahibi olduysanız eğer, ne düşündünüz de çocuğum olsun dediniz.

biraz çocuk sevelim, yaşlanınca bakar, evliliğimizi kurtarır belki diye, yaşım geçtikten sonra olmayacağı için böyle bir şeyin nasıl olduğunu merak ettim ve kaçırmak istemedim, sevdiğim insan ile ortak bir noktamız daha olsun istedim vs vs. ne diyebilirsiniz bu durumla ilgili?
Çocuk sahibi değilim ve beklemiyorum ancak baya çocuk istiyorum. Zira hayat bu haliyle çok bencil ve boş geliyor.


roket adam
(23.05.19)
Çünkü hepimiz doğanın bir parcasiyiz ve sebebini aciklayamasak da içgüdüsel olarak üremek istiyoruz.


kaptan maydanoz
(23.05.19)
Istemedim. Olursa da bir hata zinciri gibi dusunduruyor. Taciz Savas vs nasil dusunmeden getirebiliyorlar anlamiyorum. Ilkokula gidecek olmasi bile yoruyor beni.


baldan kaymak
(23.05.19)
Bekar ve cocuksuz insanlar sisteme daha fazla bulasmis vaziyetteler, daha fazla sistemin icinde ve bu donguden cikamiyorlar diye dusunuyorum, ebeveyn olmak bunu biraz kiriyor. Bekarlar ve cocuksuzlar calis ve kendin icin tuket mantigindalar. Anne baba olmak hayata dairdaha uretici olmak anlamina geliyor benim icin. Ve tabiki kendimi gerceklestirmek icin, bildiklerimi ogretmek iyisiyle kotusuyle genis bir yelpze sunabilmek icin cocugum olsun isterdim. Kendim gobi bisey gozlerime bakiyo dusunsene cok tatli degil mi


love and trust
(23.05.19)
Valla iç güdüsel bir şey herhalde, küçük çocuk görünce baba olma isteği uyanıyor zaman zaman.
Ama sorumluluğu da acayip büyük bir olay. Maddiyat bunlardan sadece biri.


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.

Onlar Hayat’ın kendine duyduğu özlemin oğulları ve kızlarıdır.


oz suser
(24.05.19)
(9)

günün son kahvesini ne zaman iciyorsunuz?

aksam yemeginden sonra icer misiniz mesela? ne zaman iciyorsunuz son kez?
aksam yemeginden sonra icer misiniz mesela? ne zaman iciyorsunuz son kez?
Genelde öğle yemeğinden sonra gelen ikindi uykusunu bastirmak için. Ertesi gün işim ya da erken kalkmam gerekmiyorsa akşam yemeğinden sonra kahve içtiğim çok nadirdir. Çünkü zaten geç uykuya daliyorum kahve icince sabahlar olmuyor:/


Amaranta ursula
(22.05.19)
gece ilerleyen saatte içerim mutlaka


natallica
(22.05.19)
14:00’den sonra içmem uyutmuyor insanı.


dismainpula
(22.05.19)
Akşam yemeğinden sonra bile 2-3 fincan kahve içen birisiydim.ama amerika’ya geldikten sonra geç saatte kahve içtiğimi gören insanların bunu garipsemesiyle beraber yemekten sonra sadece 1 fincana düşürdüm ve artık genelde en son kahvemi öğleden sonra 4-5 gibi içiyorum.


astrid
(22.05.19)
yemekten sonra keyif kahvesi kesinlikle içerim. ortalama 3 ana ogunum var 3 kez. Yemegı gec saatte yemem diye bir kaide yok bu sebepten yatmadan yarım saat önce dahi kahve içmişliğim vardır herhangi bir uyku problemi yaşamadım.


Aşk Adamı
(22.05.19)
Gece 12'de olsa içerim. Yeter ki o anda canım istesin.


brnbrs
(22.05.19)
kahve içmiyorum.
bir kupa açık çay sabah kahvaltıda,
bir tane de öğleden sonra veya akşam yemeğinden sonra içiyorum.
çok içmeyin, iyi bir şey değil


dafuq
(22.05.19)
Türk kahvesini ya öğle yemeğinden hemen sonra ya da 3-4 gibi içerim en son. Akşam içmem. Akşam içeceksem filtre kahve içerim o da en geç 9-10a kadar. 10dan sonra içersem uyuyamıyorum.


aquarium
(22.05.19)
genelde 17:00-18:00'den sonra içmem. haftada 1-2 defa bu saati geçtiğim olur tabi.


sanal uyku
(22.05.19)
(9)

kadınlar neden daha erken evlenir

kendiyle aynı eğitim seviyesindeki, aynı sosyoekonomik durumdaki erkekleri baz alınca kadınlar karşı cinse kıyasla daha erken evleniyor. bunun sebebi nedir?
kendiyle aynı eğitim seviyesindeki, aynı sosyoekonomik durumdaki erkekleri baz alınca kadınlar karşı cinse kıyasla daha erken evleniyor. bunun sebebi nedir?
Sexual market value diye dusunmusumdur hep.


Deathrow
(20.05.19)
kadının gençken daha çekici ve güzel, erkeğinse 30dan sonra daha olgun ve statülü olmasından.


KaraSakall
(20.05.19)
biyolojik saatleri erkeklerden çok daha hızlı işlediği için.


'
(20.05.19)
Aile? Bir an once kendine ait alan yaratmanin tek yolu bircok kadin icin maalesef evlilik. 90 kusagi icin dahi gecerli bu.

Ayni okullari okumus, disaridan "yakin" siniflara ait gorunen insanlarin cok farkli aileleri olabiliyor. Cok modern gorunen iyi egitimli kadinlarin ne yedigine, nereye gittigine ya da nasil gorundugune karisiyor anne baba. "Ev"den cikinca, onlarin sorumluluk alanindan cikmis olunuyor.


buf-e kür
(20.05.19)
Evde kalmamak.


Bu cinsiyette peak zamanın 18-25 arasıdır. Sonra düşersin. Bu yaşlarda voleyi vurdun vurdun. Yoksa gitgide şansın azalır.

Erkekte sıkıntı yok. Biz yaş aldıkça değerleniyoruz. Niye evlenelim ki hemen? Gelecek bizim.


(s)AINT
(20.05.19)
Doğurganlık yaşı geçmeden malesef çocuk istiyorsak evlenmek gerekiyor
Erkek 45 yaşında da baba olur ama kadın için risk büyük


photo85
(20.05.19)
çünkü kadınlar daha erken yaşta güzelliğini ve doğurganlığını kaybeder.
erkekler için ise tam tersi, yaş ilerledikçe parası ve olgunluğu artar.

bu basit soruyu sordugunuza göre yaşınız epey genç olmalı


dafuq
(22.05.19)
(5)

bir seyleri ertelemeden hayati duzene sokarak yasamak

bunu nasil basardiniz? rutinleri geciktirmeden bitirmek, birdenbire ortaya cikan sorunlari halletmek, hayatin olagan akisinda sahip oldugunuz sorumluluklarla, gorevlerle basa cikmak vs.
bunu nasil basardiniz? rutinleri geciktirmeden bitirmek, birdenbire ortaya cikan sorunlari halletmek, hayatin olagan akisinda sahip oldugunuz sorumluluklarla, gorevlerle basa cikmak vs.
Valla vurdumduymaz ve gamsız birinin bunları yapabileceğini hiç sanmıyorum. Daha çok disiplinli birinin yapabileceği şeyler bunlar. Ben başaramadım ancak disiplinli ya da disiplinli olabilecek biriysen sen bir program dahilinde belli süre sonra oturursun düzeni.


Valla ben önümdeki isleri vaktinde hatta vaktinden once halledince yaşayacağim rahatlığı düsünerek motive oluyorum. Yapilmasi gereken seyler varsa ve ben keyfi olarak yapmayip erteliyorsam ugruna ertelediğim eylemlere tam adapte olamıyorum. Aklim hep orda olduğu için o andan da tat alamıyorum. Haliyle bir şeyleri hemen halletmeyi tercih ediyorum hep.


Amaranta ursula
(19.05.19)
Disiplin sart. Isin basini kesme meselesini aninda yapacaksin. Ve en onemlisi arti guc. Fazla kapasite bulunmasi.


baldan kaymak
(19.05.19)
Disiplin diyen arkadaşlara katılıyorum ben de henüz başaramadım ama bebek sahibi olduktan sonra şaftım kaydı şimdi ciddi ciddi delirmeden yapmam gereken zibilyon tane şeyi programa oturtmaya çalışıyorum ama etrafın söylediğine göre ruh halim iyi değil ben aslında cevapları okumaya gelmiştim bilenler söylese


iwillsee
(20.05.19)
süreçten keyif almayı deneyerek. hayat yeni gelin evi gibi dayalı döşeli olsaydı; aynı oranda zevksiz olurdu.

*hem gamsız hem disiplinliyim. hem tembel hem çalışkanım. hepsinin yeri ve zamanı var.


hasmetizm
(20.05.19)
(4)

izlanda ve eurovision olayi

bu bayrak acma olayini eurovision'a katilip turkler yapsaydi comar ilan edilirdi demisler sozlukte. sizce de oyle mi olurdu? izlanda oldugu icin mi alkis tutuldu bu duruma?
bu bayrak acma olayini eurovision'a katilip turkler yapsaydi comar ilan edilirdi demisler sozlukte. sizce de oyle mi olurdu? izlanda oldugu icin mi alkis tutuldu bu duruma?
Turkiyenin katilip yapmasiyla konuyla alakasi dis kapinin dis mandali seviyesinde olan Izlandanin acmasi bir degil. O yuzden boyle oldu ama kaldi ki cok abartildi.

Turkiye yapsa comar bunlar diyen tipler illa ki olurdu. Alkislayan da olur du. Sahi neden bu kadar buyudu ki bu olay..


AlsterWasser
(19.05.19)
Çomar ilan edilmezlerdi herkes tarafından. Eden olurdu ancak çoğu da desteklerdi. Zaten sözlükte her olayda karşıya karşıya olan iki grup oluyor muhakkak.


ne yapıldığı kadar kimin yaptığı da önemli.usül,tavır,davranış v.s.yabancı yaptığı zaman bir albenisi oluyor,bir farkındalık,duyarlılık halleri.bana soracak olursan yersiz,mesnetsiz hareketler bunlar.


natallica
(19.05.19)
12 Eylül öncesinde Filistin, Türk solunun sahiplendiği bir dava idi. Google'a örneğin Deniz Gezmiş Filistin yazarsan bugün bilinenlerden farklı bir dünyayla karşılaşırsın.

Bugünün Türkiye'Sinde Filistin davası içi boşaltılmış bir oy devşirme söylemidir. Sadece söylemdir. Tribünlere poz vermektir.

Ondandır.


Mirket
(19.05.19)
(3)

teknoloji diyeti

sosyal medyaya, sık kullandiginiz diger sitelere girmeyi biraktiginiz; whatsapp'i yalnizca gunde iki kere acip kullandiginiz veya buna benzer bir donem oldu mu hayatinizda? olduysa sizce avantajlari ve dezavantajlari nelerdi? iyi bir fikir miydi yoksa kotu mu?
sosyal medyaya, sık kullandiginiz diger sitelere girmeyi biraktiginiz; whatsapp'i yalnizca gunde iki kere acip kullandiginiz veya buna benzer bir donem oldu mu hayatinizda? olduysa sizce avantajlari ve dezavantajlari nelerdi? iyi bir fikir miydi yoksa kotu mu?
oldu, son 1 bucuk aydir öyle yasiyorum. 10 yasindaki bilgisayarim sizlere ömür de. bu yüzden elimde sadece telefon var ama o da asiri yavas oldugu icin elime almiyorum pek. ha facebook kullanan biri de degildim normalde ama genel itibariyle bilgisayar olmayinca internetten de uzaklasmis oldum. peki ne oldu? daha fazla kitap okumaya, disarida vakit gecirmeye, film izlemeye basladim. ama hafiften sikmaya basladi, bu bilgisayar sorununu cözmem lazim. yine de bi bir ay dene gitsin, alisiyor insan.


soso
(18.05.19)
Facebook, Twitter, Instagram vs. hiç bir sosyal medya platformunu kullanmıyorum, yaklaşık 7 yıl oldu kafam öylesine rahat ki herhangi bir dezavantajını da görmedim şahsen. Ki amacına uygun olarak kullanılmadığını düşündüğüm yerler bunlar, herif dibinde selam sabah etmiyor ama Facebook'ta maşallah öpülmedik yerimizi bırakmıyordu. Samimiyetsiz insanları ayıklamak için kullanıp kapatabilirsin işte, böyle de güzelliği var. :)


Beherit
(18.05.19)
uzun süredir öyle.

ekşi duyuru ve whatsapp kullanıyorum. whatsappta da görüştüğüm insanlar sınırlı.

ben halimden memnunum.


Fodera
(18.05.19)
(4)

şehirlerin nüfusunun hesaplanması

mesela paris'in nüfusuna bakınca hem 2 milyon hem de 12 milyon olarak bulunabiliyor nüfusu. neye göre değişiyor bu durum?
mesela paris'in nüfusuna bakınca hem 2 milyon hem de 12 milyon olarak bulunabiliyor nüfusu. neye göre değişiyor bu durum?
paris merkez ve köyleri olarak heralde ? :)


mutantking
(16.05.19)
Şehir merkezi 2 milyon, banliyöler de dahil olmak üzere 12 milyon.


rakidabalikolsa
(16.05.19)
Paris kenti, City of Paris, yani Paris'in 20 arondissement'inin toplamı 2 milyon.

Paris kentini çevreleyen, iş için günlük gidiş-geliş sınırları diye çok basit tarif edebileceğimiz kentsel bölge (urban area, unite urbaine) 12 milyon.

Bizde büyükşehir, il, ilçe meselesi olayı çok karıştırıyor. Şöyle anlatayım. Bizim "merkez" dediğimiz yer aslında İstanbul kenti. İstanbul özelinde bu eski bazı haritalarda (www.adiyamanli.org ) renkli gösterilen sarıyer-fatih-küçükçekmece, kadıköy-pendik-beykoz aksı olarak gösterilir. Örneğin Şile, İstanbul İL sınırları içinde ama İstanbul KENT sınırları içinde değil. Biz Büyükşehir olayı ile Merkez kavramını kaldırdığımız için, bir de bu "kent" olayı bizde çok geç oturduğu için, İstanbul neresi belli olmuyor.

Bugün mesela Kocaeli'nin Gebze-Çayırova dolaylarından başlayıp Çorlu'ya kadar neredeyse kesintisiz kentsel bölgedir. Avcılar civarında oturup günlük Çorlu'ya işe gidenler var. Ya da Mecidiyeköy'den Çayırova'ya.

Paris ile benzetirsek İstanbul kenti, City of İstanbul Büyükçekmece'den başlayıp Tuzla'ya kadar devam eder, İstanbul urban area'sı ise Çorlu'dan Gebze'ye kadar. İstanbul İl Sınırı ise Tuzla Şifa Mahallesi'nden Fevzipaşa'ya kadardır.


inekadam
(16.05.19)
2 milyon olan Paris kenti nüfusudur. Diğeri ise metropolitan alanın nüfusu inekadamın anlattığı o commuterları kapsayan bölge yani.


(4)

iskandinav ülkelerinde kapitalizm mi sosyalizm mi hakim

kimisi kapitalist kimisi sosyalist diyor. hangisi hakim bu ülkelerde?bir de, sosyalist ülkelerde de aslında bir bakıma kapitalizm uygulanmıyor mu zaten?
kimisi kapitalist kimisi sosyalist diyor. hangisi hakim bu ülkelerde?

bir de, sosyalist ülkelerde de aslında bir bakıma kapitalizm uygulanmıyor mu zaten?
ikisinden de birazcık var diyollar.


zgrydn
(15.05.19)
ikisi de var kapitalizm daha ağır basar ama köle olmak için yaşamazlar.


dismainpula
(15.05.19)
Sosyalizmle alakası yok. Orada mevcut olan şey sosyal devlet. İki terimde de sosyal kelimesi geçiyor diye aynı şey zannediyor insanlar. Bildiğiniz vahşi kapitalizm orada da geçerli düzen. Sadece sosyal adaleti ve toplumsal kalkınmayı sağlamak için de çaba gösteriyor devlet. Amerika'daki gibi her koyun kendi bacağından asılır diyerek vatandaşı ortada bırakmıyor.


zeke
(15.05.19)
isveçte durumlar şöyle, tamamen sosyal devlet, her türlü olanağı sunuyor vatandaşa, çocuk yardımı, okul hastane.. yaşamak isteyeni yaşatıyor. ama ben illa homeless olacam diyorsan yapacak bişi yok. buradaki gibi aç kalmassın yani. ama tabi evler arabalar alayım dersen onlar zor. kapitalizm burada devreye giriyor. 3+1 ev aşırı lüks. minimal yaşamaya itiyor insanı. yani cevap ikisi birden


biber
(15.05.19)
(5)

yaşadığı ülkenin dilini bilmeyenler

veya az bilenler: yaşadığınız zorluklar neler oluyor?
veya az bilenler: yaşadığınız zorluklar neler oluyor?
babam 2 sene makedonyada yaşadı ki gittiğinde hiç makedoncası yoktu ve de orada restoran işletiyordu. buna rağmen zamanla derdini anlatabilecek düzeye gelebildi. fakat sosyal hayata katılımı sınırlı oluyor her halükarda


karsiyakaliyiz
(14.05.19)
ben yaşadığım ülkenin dilini bilmiyorum. öğreniyorum ama daha epey yol var önümde. ingilizce konuşma oranı çok yüksek bir ülke, gündelik hayatta pek sorun yaşamıyorsunuz. ama bir keresinde başıma şöyle bir olay gelmişti:

kalabalık bir sokakta bisikletimi sürerken, sola döndüğüm esnada yaşlı bir kadının bisikletine çarptım. kazada kusur kimindi o an anlayamadım. kadın yere düştü kafasını betona vurdu. ben kadını yan yatırıp kafasını kaldırdım, elimle destek oluyorum. konuşmaya çalışıyorum kadınla ama cevap da vermiyor.

sonra şans eseri sokaktaki bir paramedic olaya müdahil oldu. onlar kendi aralarında anadillerinde konuştular. bana da kimse bir şey anlatmadı. ambulans gelince de git senlik bir şey yok dediler sadece. kadının kafası kanıyordu, sarsıntı/beyin kanaması falan geçirmesine sebep olup katil olacağımı düşünmüştüm bir süre.

o an bu dili iyi konuşamadığım için çok kötü hissetmiştim. neyse ki kadın akşam mesaj atıp iyi olduğunu söyledi.

bunlar dışında resmi evraklarla uğraşmak harici bir zorluk yaşamıyorum.

ama mesela 6 ay ispanya'da yaşadım ispanyolca bilmeden. 6. ayın sonunda ispanyolcayı akıcı konuşabilir hale gelmiştim. eğer ortak diliniz yoksa şehirdeki insanlarla, seve seve ( :) ) öğretiyorlar size. ha köln'de ömür boyu almanca duymadan yaşamak da mümkün tabii. konuma bağlı diyelim :)


reavelyn
(14.05.19)
Yunanya'da yasiyorum. devlet daireleri zorluyor sadece. onun disinda zaten her seyi iletisim kurabildigin insanlarla ya da tek basina yapiyorsun. haberlerini takip edemiyorsun (gerci hep Turkiye var ama...)

Yukaridaki ornege istinaden Ispanyolca konusulan bir yerde olsaydim muhtemelen simdiye sakir sakir konusuyor olurdum kimseyle iletisimim olmasa bile. (hic ispanyolca bilmedigimi farzederek soyluyorum) O kadardir buradayim yani. Yunanca biraz zor.


supergirl
(14.05.19)
Bir süre Almanya'da yaşadım, c1 sertifikam olmasına rağmen sokak diline alışkın olmadığım için baya zorlandım. Bu konuyu da baya araştırdım. Özetle yabancı dil becerisi, karşındaki insanın senin zeka seviyeni anlamasını etkiliyormuş, yani çat pat konuşan ya da konuşmaya çalışan birini, dakika 1'den itibaren kendinden daha aşağıda ve zor durumda görüyorsun, o insanların ciddiye alınmasın engelliyor bu durum. önemli anlarda söyleyeceğin şeylere dilin dönmeyince çok zorlanıyorsun ve psikolojik problemlere de yol açabiliyor bu.


roket adam
(15.05.19)
Diyelim Kanada'dasin Ingilizce veya Fransizca bilmiyorsun. Muhtemelen duzgun is ve arkadas bulamazsin. (Is bulsan muhtemelen araba yikamak, tarim isciligi vs. turu bir seyler belki olabilir.) Posta kutundakileri anlayamazsin, Doktora derdini anlatamazsin, Vergigini belgelerini kendin hazirlayamazsin, bunlarin takibini yapamazsin., Ehliyet alamazsin... Kendini istedigin gibi ifade edememen, psikolojini kotu etkiler.


(3)

seçim tekrarına tepki gösteren iş insanları ile ilgili

iki gündür bloomberg'te farklı farklı kişiler seçimin tekrarına tepki gösteren açıklamalar yapılıyor. bu videolar da internette dolaşıyor.bu kişiler yalnızca seçim atmosferi sebebiyle para kaybettikleri için, döviz arttığı için bu tepkiyi veriyorlar değil mi? yani amaçları aslında demokrasi vs. deği
iki gündür bloomberg'te farklı farklı kişiler seçimin tekrarına tepki gösteren açıklamalar yapılıyor. bu videolar da internette dolaşıyor.

bu kişiler yalnızca seçim atmosferi sebebiyle para kaybettikleri için, döviz arttığı için bu tepkiyi veriyorlar değil mi? yani amaçları aslında demokrasi vs. değil. türkiye'de uzun zamandır hukukun ve demokrasinin yeteri kadar iyi olmadığını hem hükümet hem muhalefet dile getiriyordu ama para babalarının hiçbirinden bu konuyla ilgili yorum duymuyorduk.

şimdi bir sihirli değnek dokunsa ve ekonomi az biraz düzelse ama demokrasi ve insan hakları yerinde saymaya devam etse, bu sermaye sahipleri hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeyecek mi (tıpkı eskiden olduğu gibi) ? sizin düşünceniz nedir?
tabii kimseye samimiyet testi yapamayız ama büyük sermayenin demokrasi, hukuk gibi bir derdi olmadığı ortada.

erdoğan'ın damadı açıkladıkları pakette yarattıkları krizin faturasını işçi kesiminin sırtına yıkarak sermayenin ağzına bir parmak bal çalmak istediklerini gösterdi.

para babaları sosyal alanda siyasal islamcılığın etkilerinden en izole kesim. çocuklarını ya yurt dışında ya kolejlerde okutuyorlar fil dişi rezidanslarında yalılarında yaşıyorlar. ancak fettoşçu kalkışma sonrası bir çok sermayedarın malına mülküne el konulması korkularını arttırmış olabilir.

ekonomik kriz görmezden gelinip sürekli kaos ortamı yaratan seçim sürecinin ve kutuplaşmanın sürdürülmesi elbette hepimizle birlikte iş adamlarına da zarar veriyordur. doların son iki günde 25 kuruş arttığı daha da vahiminin olabileceği bir süreçteyiz.

son olarak da erdoğan'ın bitiş sürecinde olması korku duvarının yıkılmasına etki etmiş olabilir. rte'nin eski dostu olan "kokmaz bulaşmaz" isimler bile açıktan beyanlarda bulunmaya başladı, partileşecekleri gibi iddialar da var. yerel seçimden konjonktürün değişebileceği umutları artmış olabilir.


Ufuk
(09.05.19)
Ben bundan bir adım fazlası olduğunu sanıyorum.
Globalleşen ekonomide yabancı para demokratik olmayan ülkelere çok kısıtlı akıyor. TR demokratik değil bir de üstüne ona buna kafa tutan bir lideri var. Dolayısıyla yabancı sermaye elini ayağını çekmeye başladı. Yani iş insanları da demokrasi istiyor ama o da sermaye ile ilgili...


SiyamkedisiZorro
(10.05.19)
kesinlikle dertleri para ülke de istikrar olsun ama diktatörlük olsun onların umurunda olmaz bence.


mikahakkinen
(10.05.19)
(7)

rus halkinin ve rusya devletinin durumu

ruslar eskiden ve günümüzde birçok önemli insan çıkartıp yine birçök alanda ileri medeniyetler arasinda yer almamış mıdır? spordan edebiyata, nükleer güçten yazılıma önemli isimleri ve kurumları var denir hep. peki rusya neden gelişmiş, refah seviyesi yüksek ülkeler arasında yer almıyor? madem ileri
ruslar eskiden ve günümüzde birçok önemli insan çıkartıp yine birçök alanda ileri medeniyetler arasinda yer almamış mıdır? spordan edebiyata, nükleer güçten yazılıma önemli isimleri ve kurumları var denir hep. peki rusya neden gelişmiş, refah seviyesi yüksek ülkeler arasında yer almıyor? madem ileri bir medeniyet seviyesinde değiller, nasil oldu da önemli isimler çıkardı ve çıkarmaya devam ediyor?
isimler kısmına katılmakla birlikte kurumlar kısmına katılmak pek mümkün değil?

bana 5 tane rus şirket sayabilir misin dünya çapında?
5’i boşver 3 tane sayabilir misin?

peki sanatçı, sporcu, müzisyen, bilim insanı?

bir çırpıda 10’larca sayabilirsin

aynı şey türkler için de geçerli. anadolu’ya geldiğimizden beri bir çok dünya çapında kendi alanında isim yapmış insanlar çıkmış topraklarımızdan ki hala da çıkıyor.
sonuç?

kısacası önemli isimlere sahip olmak yetmiyor. önemli kurumlar lazım.
güney kore sanırım en iyi örnek.
ben 1 tane bile güney koreli kendi alanında ünlü isim tanımıyorum (kim ki-duk hariç)
ama güney koreli dünya çapında 5 firmayı bir çırpıda sayarsın..

ayrıca bu tarz isimlerin çıkması (sporcu, sanatçı, bilim insanı, müzisyen, yazar) eğitim politikası ve ülkenin yaşan şartları ve yaşanmışlıkları ile de doğrudan ilişkili.

rusya dediğin ülke kaç asırlık bir imparatorluk ve alaska’dan avrupaya 11 saat dilimi olan acayip bir coğrafya ve kültür zenginliği.


2 tostos turan
(09.05.19)
rusya abartılmış balon bir ülkedir.


un
(09.05.19)
komunizmden cikmis bir ulke kolay kolay toparlanmaz. insan haklari, ozgurlukler, demokrasi ve hukukta hasarlar birakir.
kaldi ki su an putin diktasi altinda yonetiliyor. bol bol milliyetcilik pompalaniyor. ulke ici ve uluslararasinda putin icin pr calismalari inanilmaz basarili. eger siz de putin'e ufak bir sempati duyuyorsaniz bilin ki pr calismasi sizde basarili olmus.

bilim ve teknolojide neden basarili dersen, bence bunun sebebi amerika ile olan rekabettir. abd ile rusya gecmisten(20 yuzyildan otesini bilmiyorum) beri birbirini her konuda gecmeye calismislardir, ve birbirlerinin agzina sicmak icin kiclarini yirtarlar. (kaba sozler icin ozur)

bunun haricinde cok edebiyatta cok iyiler. bunun abd ile alakasi yok.


rusya hiç bir zaman refah dolu bir ülke olmadı, ama askeri anlamda adından hep söz ettirmiş. napolyon'u paris'e kadar kovalayıp paris'e giren bir ordu (1815), yine nazileri kovalayıp berlin'e giren bir kızıl ordu (1945) var. o zamanlarda da fakirlerdi, şimdi de fakirler. sovyetler döneminde stalinist propaganda rusya'nın çok iyi endüstrileşmiş, yakında batılı kapitalist ülkeleri geçecek bir ülke olduğu yalanını yayıyordu ama sovyetler çökünce anlaşıldı ki silah sanayii haricinde batı ile rekabet edebilecekleri herhangi bir sektör yok. 19. yy'da sibirya'ya ve orta asya'ya yaptıkları keşif seferleri olmasa bugün polonya-ukrayna ayarında orta karar bir doğu avrupa devleti olurlardı, sibirya-ural civarındaki petrol ve doğal gaz sayesinde ciddi bir ülke olarak görünebiliyorlar hala.


slhmlr
(09.05.19)
Rusya batı ülkesi değildir, hiç bir zaman olmamıştır. hristiyan bir doğu ülkesi diyebiliriz.
tostos turan yukarıda yazdığı gibi, gelişmiş ülkelerde kurumlar, gelişmemiş ülkelerde insanlar öne çıkar.
rusyanın ordusu, silah sanayi, enerji şirketleri dışında kurumsal başarılı bir yapısı yok.
sporda, sanatta, edebiyatta güçlü oldukları doğru, diğer tüm doğu ülkeleri gibi :)


dafuq
(10.05.19)
önemli isimleri var, önemli şirketleri var, önemli işler de yapıyorlar. ama bunlar dev gibi bir ülkeyi kalkındırmak için yeterli değil. yani son 10 yılda İsveç kadar iş yapmışlıkları yok, ama nüfus Isveç'in bilmemkaç katı. kişi başı istatistiklere baktığın zaman o kadar da iyi değiller.

ama mesela iyi mühendislerini yan yana dizince baya insan ediyor. ama hayvan gibi ülke olduğu için kendi ihtiyaçlarını ancak karşılıyor aslında, dolayısıyla durumları o kadar da iyi değil.

en önemlisi, 90lı yıllarda kaybettikleri insan sermayesini hala yerine koyamadılar. o yüzden de -örneğin- rus biliminsanları listesi 'buralar hep dutluktu' kıvamında.

@2 tostos: Gazprom, Lada, Lukoil, Sberbank, Yandex.

istersen bir 5 daha da sayarım, oha artık.

biliminsanı kategorisi daha hareketli, Landau ile başlayıp gelen bir bilim ekolü var. 50 sene patent başvurularında dünya lideri olmuş bir ülkeden söz ediyoruz.


babilbaligi
(10.05.19)
Ben 11 yildir Rusya'da yazsiyorum. Yazilanlarin bazisini gulerek okudum. Ne Rus devleti ne de halki fakir degil. Halkin hayat standartlari ornegin Turkiye'dekinden cok daha yuksek. Issizlik orani, enflasyon daha dusuk, egitim orani ve kalitesi cok daha yuksek. Rusya demokratik bir ulke degil. Demokrasi Rusya'da oturmus olsa, yolsuzluk ve adma kayirma son bulsa hizli bicimde batiya karsi yukselebilecek teknik donanim, bilgi birikimi ve ekonomik imkanlara sahip bir ulke. Dunya capinda is yapan firmalari da yok denemez. Turkiye'deki pazarda fazla pay sahibi olmamasi bunun aksini gostermez. Bolca yeralti kaynagina sahip olmasi her ne kadar ulkeye atalet veriyor olsa da adamlarin sadece silah sanayisiyle yaptigi ihracat gayet tatminkar. Bunun yaninda Kamaz, Yandex, Lada, Sberbank, Gazprom, Sibur gibi pek cok buyuk firmalari var. Petrokimya endustrisinde gayet ilerideler. Yazilim sektorune inanilmaz tesvikler var ve bu tesvikler de fiili sonuclar veriyor.

Sorun, burokrasi, demokrasi eksikligi ve gelir dagiliminda adaletsizlik. Gelir dagilimi konusunda hizli bir iyilesme icindeler, her yil daha iyi duruma geldigini gozlemleyebiliyorum. Demokrasi konusunda ise hala cok cok uzun bir yol katetemeleri lazim. Burokrasi hala burada cok cok agir ve yorucu ancak yavas yavas da olsa gelismeler var.


kartonpiyer
(10.05.19)
(3)

sözlükteki abd başlığı

bu başlığa son zamanlarda neden bu kadar fazla entry giriliyor ve başlıkta niye sürekli kavga ediliyor? bileniniz, anlayanınız var mı bu durumun sebebini?
bu başlığa son zamanlarda neden bu kadar fazla entry giriliyor ve başlıkta niye sürekli kavga ediliyor? bileniniz, anlayanınız var mı bu durumun sebebini?
Fanboylar ve haterlar :))

ronaldo, messi, iphone, samsung(android), barcelona, madrid başlıklarında olandan farklı bir olay zuhur etmiyor.


bakmadım nedir olay diye ama dün green card çekilişi vardı, çekiliş günü yaklaştıkça tartışma, fikir beyan etme ihtiyacı artmış olabilir.


issiz karga
(08.05.19)
greencard başvurularının sonucu bugünlerde açıklanacak. ondandır.


ground
(09.05.19)
(4)

yurt dışında yaşayan türkler ve suriye tartışmaları

ne kadar doğru emin olmam mümkün değil ama türkiye'den taşınmış türklerin, suriyeli sığınmacılar konusunda konuşması size saçma gelmiyor mu?kendileri belki hala türkiye vatandaşıdır ve istediği görüşü de pek tabii ki dile getirmekte serbestler fakat günlük hayatta maruz kalmadıkları problemler hakkı
ne kadar doğru emin olmam mümkün değil ama türkiye'den taşınmış türklerin, suriyeli sığınmacılar konusunda konuşması size saçma gelmiyor mu?

kendileri belki hala türkiye vatandaşıdır ve istediği görüşü de pek tabii ki dile getirmekte serbestler fakat günlük hayatta maruz kalmadıkları problemler hakkında sürekli olarak suriyelileri savunur düşünceleri dile getirmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? ne kendi bulundukları yer gibi düzen tertip var, ne türkiye kadar fakir bir ülkedeler. suriyeden gelen kişilere karşıt görüş bildireni devamlı olarak ırkçılık ile itham ediyorlar. bunların içinde yıllar önce anası babası türkiye'den ayrılmış olan ve kendisi yurt dışında büyüyen de var, en az 3-5 yıldır türkiyeye tatil harici adım atmamış olanlar da. sizin düşüncelerinizi merak ettim.

not: tartışma başlatmak için açmadım bu konuyu. bu sebepten ötürü yurt dışında yaşayan arkadaşların düşüncelerini merak etmiyorum. yalnızca türkiye'de yaşayanların bu durum hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum.
Yurtdışında yaşayıp suriyelileri savunuyorsa, ağır akp'lidir. Tarafgirlik yapıyordur.


prizmatik
(08.05.19)
Yurtdışına giden var giden var.
Şimdi malum partiden, gittiği ülkeye ayak uyduramamış, eğitimini tamamlayamamış, yobaz, ne ailesine ne insanlığa bir katkısı olmamış saçma sapan insanlar tabii ki suriyelileri savunacaklar.
Kendi ne ki savunduğu insanlar ne olsun.


sndy
(08.05.19)
uzun süre ülkeden ayrı kalanlarda unutkanlıkta oluyor bence. herkes güzel insan herkes aslında iyi diye düşünmeye başlıyorlar. salt olarak iyilikle yaklaşıkca öyle düşünüyorlar işte. 1 ay komşu olarak yaşama imkanları olsa değişir fikirleri muhtemelen


HasanK
(08.05.19)
olayın detayına inemeye gerek yok, kendi ülkemde bir guruba benden çok hak ve imtiyaz tanınıyorsa ben o gruptan da , bu durumu oluşturandan da nefret ederim.
sorry not sorry.


prizmatik
(08.05.19)
(13)

yatılı okumuş olanlar

kendi çocuklarınızı ileride yatılı olarak okutma konusunda ne düşünürsünüz? iyi bulduğunuz bir okulda, 18 yaşından küçük bir çocuğunuzu yatılı okumaya yollar mısınız?
kendi çocuklarınızı ileride yatılı olarak okutma konusunda ne düşünürsünüz? iyi bulduğunuz bir okulda, 18 yaşından küçük bir çocuğunuzu yatılı okumaya yollar mısınız?
Yollamam. 18 yaşına kadar çocuğun ailenin yanında olması, sevgiyi hissetmesi gerekir.


japon askeri
(07.05.19)
orta okul ve liseyi yatılı okumuş biri olarak en geç lisede gönderme taraftarıyım. eşim şu anda karşı çıkıyor ama bakalım kimin dediği olur.


re noreno
(07.05.19)
lisede yatılı okudum ve hayatımın en güzel zamanlarıydı. çocuğumun da yaşamasını isterim.


karsiyakaliyiz
(07.05.19)
lisede yollarım valla. herkes için en güzeli.


denek hayatım
(07.05.19)
Benim yatılı maceram çok uzun sürmedi ama o kısa zamanda bana çok şey kattı. Mücadele etmeyi, dostluğu pekiştirdi. Kişiliğin oturması anlamında çok mesafe katettim.


mekaniker
(07.05.19)
Orta okulda yatili okudum, sonrasinda yine merkezde, aileden ayri, kardesimle kaldik. Aileyle biraz mesafeliyim hala ve buna bagliyorum.
Kendi kendimi yetistirdim diye sanki, sevgi konusunda degil de yasam tercihleri olarak farkliyiz.

Cocugumu universiteye kadar yamacimdan ayirmam diyorum simdilik.


Liseyi cemaatçilerin baskın olduğu bir okulda yatılı okudum, üstelik gitmeyi hiç istememiştim, ama iyi ki gitmişim, o yıllara geri dönebilsem yine giderim. Çocuğumun da liseyi yatılı okumasını, üniversitede de yurtta kalmasını isterim. Sadece dincilerden uzak tutarım, ona göre bir okul seçerim.


opucuk baligi
(07.05.19)
Valla benim eşim ve pek çok erkek arkadaşım yatılı okudular. Hem de öyle böyle değil ortaokul + lise şeklinde. Ve hayatlarının en güzel günleri şeklinde anlatırlar. Tabii arada eziyet anıları da yok değil. Ortaokulda değil ama lisede 1-2 sene gönderirim gibi geliyor.


SiyamkedisiZorro
(07.05.19)
Tatili okudum. Haftasonlari eve geldim.şimdiki aklım.olsa haftasonu da gelmezdim. Çok güzel.anılar. Çocuğunu gönderirim yatılıya. Kesinlikle okumali


seyyar satıcı
(07.05.19)
Okuturum. Yatılı okuyanlar daha mücadeleci, zorluklara göğüs geren, kendi başının çaresine bakan insanlar oluyor.


7 yil yatili okudum. devlet okuluydu. ailem mecburen gonderdi. okul egitim konusunda ust seviyedeydi. cok disiplin vardi.

cocugumu yatili okula gondermem, iyi buldugum bir okul olsa dahi.


3 yıl bursa ali osman sönmez fen lisesinde (şimdi tofaş fen listesi oldu) yatılı okudum.

Çocuğumun kesinlikle yatılı okumasını isterim. Neden mi?

Kişiliğimi olumlu yönde etkiledi.
Sorumluluk sahiplenmesini daha da arttırdı.
Sabah akşam birlikte olabileceğim dostlar kazanmamı sağladı.
Derslerime daha iyi odaklanmamı sağladı.
Herkesi anne ve babasından uzakta olduğu için, hayatın gerçeklerini daha erken öğrenmemi sağladı.
Babamın bana verdiği harçlığı daha bilinçli olarak harcamamı sağladı.

vb. onlarca nedenden bahsedebilirim.


winston insani
(07.05.19)
eskisi gibi bir yatılı okul mantığı olsaydı yollardım ama şu an öyle bir yatılı okul yok ki. yani müthiş eğitim alabileceği eğer yatılıya gitmezse daha kötü eğitim alabileceği bir durum yok. bütün okullar berbat çünkü


cilekli krep
(07.05.19)
(2)

türkiye' nin ekonomik bakımdan daha ileride olduğu ab ülkesi

var mı? mesela iş bulma konusundan portekiz'den falan daha ileride miyiz?eskiden ispanya çok kötü durumda deniyordu, onlara kıyasla iyi durumda mıyız? eskiden iyi durumda mıydık? baltık ülkelerinin hayat standardı bizden yukarıda mı? gerçek işsizlik oranlarına baktığımızda yunanistan'dan, romanya' d
var mı? mesela iş bulma konusundan portekiz'den falan daha ileride miyiz?

eskiden ispanya çok kötü durumda deniyordu, onlara kıyasla iyi durumda mıyız? eskiden iyi durumda mıydık? baltık ülkelerinin hayat standardı bizden yukarıda mı? gerçek işsizlik oranlarına baktığımızda yunanistan'dan, romanya' dan falan daha mı iyiyiz?

para değeri euro karşısında bizden daha düşük ab ülkesi var mı? değer yanlış bir tanım oldu aslında. çünkü bildiğim kadarıyla kron da euro karşısında düşük ama o halkların satın alma gücü yüksek. kast ettiğim hem çalışan maaşlarının düşük olduğu hem de parası değersiz olan ülkeler.
Bulgaristan var herhalde en düşük. Şu an bile bize pazar alışverişine geliyor sanırım


westblack
(03.05.19)
en.wikipedia.org(PPP)_per_capita

en.wikipedia.org(nominal)_per_capita

Yalnizca Bulgaristan sanirim. Iki yerde de Hirvatistan geride gorunuyor.

Yunanistan, eski haline gore kotu, kotu halinde bizden iyiler.


Traveler
(03.05.19)
(17)

arkadaşlarınızı seçerken eğitimlerine önem veriyor musunuz

-ben a üniversitesi' nde okuyorum, o ise y üniversitesi öğrencisi-benim bölümüm x, onun puanı ancak y'ye yetti-ben ingilizce biliyorum, o bilmiyor-ben iki yabancı dili iyi biliyorum, o ingilizce' yi çat pat konuşuyor-benim yüksek lisans derecem var, o ise liseden sonra okumadıgibi düşünceleriniz olu
-ben a üniversitesi' nde okuyorum, o ise y üniversitesi öğrencisi
-benim bölümüm x, onun puanı ancak y'ye yetti
-ben ingilizce biliyorum, o bilmiyor
-ben iki yabancı dili iyi biliyorum, o ingilizce' yi çat pat konuşuyor
-benim yüksek lisans derecem var, o ise liseden sonra okumadı

gibi düşünceleriniz oluyor mu arkadaşlarınızı belirlerken veya yeni tanıştığınız kişilerle bu durumlara göre muhabbeti ilerletip ilerletmemeye karar veriyor musunuz?
hayır


freebird5406_2
(03.05.19)
Vermiyorum.


asla.


candide
(03.05.19)
hayır


aquarium
(03.05.19)
ben memleketine göre seçiyorum. çorumluysa direkt elenme sebebi.


elorelia
(03.05.19)
Ciddi mi bu soru ya? Böyle düşünen ciddi derecede insan var mı?
Mümkün değil insanı eğitimine göre ayırmam. Yeter ki insan olsun adam olsun.


Boris
(03.05.19)
kisilik karakter cok onemli. gerisi fasa fiso. egitim sans isi, bir gosterge degil.


JohnOakley
(03.05.19)
Zırcahil değilse sorun yok.


Topalordek
(03.05.19)
Tanıdığım ve değer verdiğim eğitimi düşük seviyeli insanlar var ama hiç biriyle dost-sevgili olmadım. Bunun kibirle vs. ilgisi olduğunu da sanmıyorum çünkü ortak alan olmuyor benim için genelde bu durumda.


neverlose
(03.05.19)
@Boris ve @apripista'ya katılıyorum.

Eğer böyle düşünen insanlar varsa asıl onları arkadaş olarak seçmem. Kusura bakmayın şu sorular o kadar küstahça ki 'kırinç' oldum.


bitchesaintshit
(03.05.19)
oha bunu ciddi ciddi düşünen var mı?

asla yapmam, aksine benden olabildiğince farklı olan insanlara ekstra hayranlık beslerim.


taurina
(03.05.19)
ağzından çıkan şeylere dikkat ediyorum. aynı kafadaysak, vizyonlu biriyse arkadaş oluyorum. ama bundan kasıt okul vs değil. ne okullarda okumuş, fanusta yaşayan boş tiplere denk geldim. benden uzak dursunlar.


hknty
(03.05.19)
evet


hot potato
(03.05.19)
yav arkadaş dediğin şey iyi anlaşabileceğin, paylaşabileceğin şeylerinin olduğu, aşağı yukarı benzer özelliklere sahip olduğun kişi değil mi? ister istemez bu değerler benzer oluyor zaten. olmuyorsa da iyi anlaşıyorsak umrumda olmaz. bu adam/kadın benimle ilgi duyduğum alanlarda konuşabiliyorsa, birlikte güzel vakit geçirebiliyorsak, benzer ilgi alanlarımız ya da konuşabileceğimiz şeyler varsa falan bana ne eğitiminden, sanki ben çok eğitimliyim ://


der meister
(03.05.19)
Hiç aklıma gelmemişti şimdiye kadar.


[GODDARD]
(03.05.19)
Çok farklı olursak ilişkiler belli bi yerden sonra ilerlemiyor ne yazık ki. Bu benim kişiliğimle ilgili. Ben karşımdaki insan bi şey dediğimde beni hiç anlayamazsa çok soğuyorum ve tekrar anlatmakla uğraşmak istemiyorum. Eğitiminde geride kalmış arkadaşlarda bu durumu daha sık yaşıyorum.

Ha benden daha iyi eğitimliyle de nadiren bu durum oluyor. Eğitimsiz olup da zeki olan da var vb demeyin, genel ortalamadan bahsediyorum, tek tek istisnai değerler genel ortalamanın nasıl yaşandığını pek değiştirmiyor.


inekadam
(04.05.19)
Evet.


Elduinnnn
(05.05.19)
(6)

çocukluk fotoğraflarınıza bakınca ne hissediyorsunuz

hüzün, özlem, mutluluk, sevinç vs. hangi duygu ağır basıyor veya o an ne düşünüyorsunuz?
hüzün, özlem, mutluluk, sevinç vs. hangi duygu ağır basıyor veya o an ne düşünüyorsunuz?
“Tipimi sikeyim”


Vaybe bu kadar masum muymuşum


Bok gibi geçen bir omur


@bugunku +1


candide
(03.05.19)
ben gülüyorum genelde. komik ve saçma olmayan çocukluk fotoğrafım yok gibi bi şey.


aquarium
(03.05.19)
Burda olsa da sarılsam, oynasam, yanaklarımdan öpsem diyorum. Ayrıca fotograf cekilirken ayaktaysam sağ elimle küçük bir hareket yapmışım. Tedirgin gibi. O hareketi hala yapıyorum. Bu halimdeki büyüklük fotolarımda. Onu fark edince bi tuhaf olmuştum. Bir de deli deli baktığım fotolar var. Spor ve disiplin hayatımı kurtardı diye düşünuyorum. Yoksa kimbilir nasıl bir sey olacaktım o enerjiyle.


velvetmorning
(03.05.19)
(5)

en iyi beyinler neden hep abd'ye gidiyor

gidilecek onca ülke varken neden en iyiler abd'de toplanıyor. abd'deki herkes iyi demiyorum ama alanında en iyilerin çoğu orada oluyor denir. reklamcılıktan finansa, yazılımdan spora kadar genişletebilirsiniz bu durumu. bunun sebebi nedir?
gidilecek onca ülke varken neden en iyiler abd'de toplanıyor. abd'deki herkes iyi demiyorum ama alanında en iyilerin çoğu orada oluyor denir. reklamcılıktan finansa, yazılımdan spora kadar genişletebilirsiniz bu durumu. bunun sebebi nedir?
Maas ve kendini gelistirma olanagi sunuyor. Yilda 100 bin dolar kazanabiliyorsun alaninda doktora da yaptiysan. 10 yilda dolar milyoneri oluyorsun. Bir de dunyanin en iyi sirketlerinde calisiyorsun. Ben de calistigim icin biliyorum. Islerin sorunsuz ilerlemesi, sistemin oturmus olmasi inanilmaz rahat. Elbette Avrupa'da da bu firsatlari veren kurumlar vardir ama ABD'de daha fazla sirket var. Sonucta dunyanin en zengin ulkesi. Nicel olarak da dusun yani.


Traveler
(27.04.19)
cunku orada daha ozgur hissediyorlar. abd'de diger ulkelere nazaran gocmen insanlara daha iyi ve daha kucaklayici davraniliyor. turkiye gibi degil mesela. suriye'den bir adam burada sirket acsa vatan elden gidiyor naralari atiyor her telden insanlar... avrupa da insanlarin gecmisini cok kurcaliyor bildigim kadariyla. ama amerika'da boyle seyler kimsenin umurunda olmaz. yaptigin is onemli orada kim oldugun degil. oradaki insanlar farkli. baska ulkelerden gelin, burada is kursun ya da meslegini icra etsin gibi bir guzel bakis acisi var. zaten amerika gocmenlerin ulkesi. turlu turlu milletten insan var. cesitlilik var. bu da verimliligi kacinilmaz kiliyor zaten.
ozetlersem, cesitlilik, farkliliklari kucaklama ve firsat tanima, hukuk adalet ozgurluk ustunlugu ve birey mutlulugunun on planda olmasi gibi seyler sayabilirim.


gocmen ulkesi oldugu icin ayrimcilik cok az +1


cedex
(27.04.19)
bi de çok saçma projelere inanılmaz funding veriyolar. yani araştırmaya teşvik var. akademik olarak güzel bi ortam.


sttc
(27.04.19)
Sadece tek sektörden ve kendi çevremden yola çıkacak olursam, bence ibre son birkaç yıldır Avrupa'ya kayıyor. Beş sene önce çoğunluk ABD'ye giderken bu aralar ezici çoğunluk Avrupa'ya gidiyor.

Kazanılan para (ay sonunda elde kalandan bahsetmiyorum, brüt maaştan bahsediyorum) açısından ABD fersah fersah önde tabii. SF'de çalışan arkadaşlarım son dönemde maaşların iyice saçmalaştığını, tecrübeli bir yazılımcı için 500-600k gibi paraların havada uçuştuğunu söylüyordu. Tabii bu durumun kiraların iyice artması gibi yan etkileri var.


bruce mclaren
(27.04.19)
(3)

youtube'da çok izlenilen içerikler size saçma gelmiyor mu

televizyondakilerden çok daha kötü içerikleri tüketmiyor mu sizce insanlar?birisi kendini herhangi bir şarkıyı dinlerken veya konser görüntüsü izlerken kayda almış, reaksiyon diyerek bunu koyuyor kanalına.bir diğeri yüzünün tamamını göstermeden yemek yiyor ve çıkan sesleri kayda alıp yayınlıyor.başk
televizyondakilerden çok daha kötü içerikleri tüketmiyor mu sizce insanlar?

birisi kendini herhangi bir şarkıyı dinlerken veya konser görüntüsü izlerken kayda almış, reaksiyon diyerek bunu koyuyor kanalına.

bir diğeri yüzünün tamamını göstermeden yemek yiyor ve çıkan sesleri kayda alıp yayınlıyor.

başka bir tanesi oyun oynuyor, arkadaşları geyik yaparak oynadığı oyunu kayda alıp daha sonra yayınlıyor.

ve bunların hepsi yüzbinlerce kez izleniyor. herkesin gidip gördüğü yeri 500. defa kayda alan ve dişe dokunur hiçbir şey anlatmayan (veya anlatamayan) bir kişinin koyduğu bir içerik bile bu saydıklarım kadar anlamsız değil herhalde.

neden böyle?

sizin de saçma bulduğunuz içerikler var mı? varsa nelerdir?
Türkiye YouTube nin en çok takipçili hesabı Enes Batur.
Başka bir şey denilir mi bunun üzerine?
O yüzden millet kültür sanat değil de saçma sapan manyakca içerikler paylaşıyor.


Asla anlayamayacağım bir olay bu. Neden? Kim? Nasıl? Ne anlıyorlar?
Hiçbir cevap da yeterli gelmeyecek sanırım.


Raction videoları ilgi çekici olabiliyor işin uzmanı biri yapıyorsa. Aslında işin uzmanı değil sadece muhabbeti iyi biriyse de gideri olabilir bilemiyorum.

Yemek yerken ses videosu asmr. Onun baya izleyicisi var. Ben yemek sesi sevmesem de asmr farkli çeşitlerde izliyorum arada, ilginç bir çekiciliği var bilmiyorum

Oyun videosu izlemek/yayınlamak koca bi sektör artık, millet milyon dolarlar kazanıyor. Sonuçta sen de evinde oturup futbol oynayanları izleyebiliyorsun, onun gibi millet kendi oymayamayacaği kadar iyi oyun oynayanları ya da hikayesini merak edip 150 lira vermek istemedikleri oyunları izliyor. Ya da sadece sunan kişinin muhabbetini seviyor.

Gerçi ben bu tarz videoları pek izlemiyorum sadece izleyen kişilerin motivasyonlarını yazdım.


nundu
(27.04.19)
(7)

optimist misiniz pesimist mi

hayatta karsiniza cikan durumlara karsi nasil bir tavir takiniyorsunuz? basinuza gelen iyi bir durumda cikabilecek aksakliklari mi dusunuyorsunuz veya kotu bir durumda kaldiginizda daha da mi karamsar bir hal aliyorsunuz? yoksa kotu bir zamaninizda bile etrafinizdaki pozitif durumlara odaklaniyor ve
hayatta karsiniza cikan durumlara karsi nasil bir tavir takiniyorsunuz? basinuza gelen iyi bir durumda cikabilecek aksakliklari mi dusunuyorsunuz veya kotu bir durumda kaldiginizda daha da mi karamsar bir hal aliyorsunuz? yoksa kotu bir zamaninizda bile etrafinizdaki pozitif durumlara odaklaniyor ve ilerisi icin de bir cikis yolu bulunur elbet mi diyorsunuz?
Nötrum. Her türlü olasılığı düşünürüm. Kötü bir şey olunca da elimden geleni yaptiysam elbette üzülüyor sonra akışına bırakiyorum. Polyana olmaya da gerek yok bence.


Amaranta ursula
(26.04.19)
pesimistim. en azından şu an içinde bulunduğum olayda öyleyim.

baya istediğim bir iş yeri var ve şu anki işimden memnun değilim. bu iş yeri beni geçen hafta içinde aradı referanslarımı almak için. ilettim, referanslarım aranmış 3-5 gün önce ancak hala dönüş olmadı. referanslarımın pozisyonları ve benim hakkımdaki yorumlarından endişem yok.

hala olumlu olarak dönmedikleri için de "aha olumsuz oldu, aha bak kesin çok övdüler bu da şüphe uyandırdı" vb. gibi düşüncelere kapılıyorum.

referans aramasından sonra işe alınmayan ender kişilerden biri olacağım inancına girdim şu aralar.

eheheh.


zök
(26.04.19)
optimist. iş konusunda bu olmazsa hayırlısıymış, daha iyisini bulacağım diyorum.


ben pesimistim. şöyle oluyor bende, herhangi bir şeyin olabilecek en kötü sonucuna odaklanıyorum, iyi çıkarsa seviniyorum, kötü çıkarsa zaten kendimi hazırlamış oluyorum.


matilda
(26.04.19)
realist diyerek 3. yolu açmak istiyorum müsadenizle.


re noreno
(26.04.19)
zaman zaman sinir bozabilecek derecede optimistim. kolay kolay bir durumun olumsuz ihtimalini aklıma getirmem. çünkü faydasız. Kötü durumlarda üzülürüm tabi ama çabuk toparlarım. Genelde "sağlık olsun, gerisini hallederiz, mutlaka bir yolunu buluruz" insanıyımdır. Sürekli bende şans yok diye sızlanan, hep kötüye odaklanan negatif insanlara da pek tahammülüm yok o yüzden.


aquarium
(26.04.19)
re noreno & matilda +1

arkadaş ortalaması 5 yıl yaşam ömrü olan hastalığımız var diyoz, ne karamsarsın diyolar xD Realistiz ne karamsarlığı. sözüm meclisten dışarı ama optimist olmak kendini kandırmaktan başka bir şey değil diye düşünüyorum.

Rapçi bi kardeşimizde şöyle demiş =)
"Karamsarlık zannettiğin lanet farkındalık neyse"


0zzy
(26.04.19)
(19)

çalışkan mısınız?

çalışkan bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz? 10 üstünden kendizi puanlasanız, kaç puan verirdiniz?
çalışkan bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz? 10 üstünden kendizi puanlasanız, kaç puan verirdiniz?
Değilim. 3 verirdim.


10 üzerinden 4


candide
(25.04.19)
Çalışınca iyi çalışıyorum da genelde çalışmıyorum pof
2 anca


senolll
(25.04.19)
Eskiden çalışkandım ama şimdi değilim. 10 üzerinden kendime vereceğim not max 4.


bokmuhendisi
(25.04.19)
8 veriyorum kendime.


neymis
(26.04.19)
6


blacksky
(26.04.19)
9,8


Jesus Christ
(26.04.19)
8


SiyamkedisiZorro
(26.04.19)
2 veriyorum o da kiyakli puan.


prizmatik
(26.04.19)
5 sene önce 5/10
İş hayatı iyileşme sağladı 7/10


çok çalışkanım. boş duramıyorum. 10/8 en az diyorum. bu özelliği hep takdir gördü.


hemsta
(26.04.19)
8 veririm.çalışkanım ve çalışmayı seviyorum ancak devlet kurumunda çalıştığım için 4 e çıkamıyorum.


mikahakkinen
(26.04.19)
normalde evet, 7-8 derim ama bir süredir max 2


aquarium
(26.04.19)
9,99


synax
(26.04.19)
8. baya çalışkanım kendimi öveyim birazcık.


motive olursam 10 üzerinden 11 performansla o iş bitene kadar devam ederim yoksa 10 üzerinden 8 diyorum.


basond
(26.04.19)
bu ülkede çok çalışkan insan bulmak iğneyle kuyu kazmaya benzer
çok çalışkanım insan çok çalışkanım demez


tamamhosdiyonda
(26.04.19)
4


elorelia
(26.04.19)
(12)

bir günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?

sb.tam zamanlı çalışan insanlara: öğün sayınız 2'yi geçmiyorsa buna rahatlıkla dayanabiliyor musunuz?
sb.

tam zamanlı çalışan insanlara: öğün sayınız 2'yi geçmiyorsa buna rahatlıkla dayanabiliyor musunuz?
2 öğün. 43 kiloyum :)


tabirimekruh
(25.04.19)
2 öğün


2.

alışınca çok rahat dayanılıyor. öğlen ve akşam yiyorum.


2 ana, 1 ara öğün.

intermittent’a tekrar başladım. Şu anda 1 ana, 1 ara öğün yiyorum.

Dayanmak kolay. Enerji düşüklüğünü kahveyle gidermeye çalışıyorum.


(s)AINT
(25.04.19)
3 hatta 5 oluyor bazen atistirmaliklarla ama 1'e dusurmeye calisiyorum ana yemegi. Arada domates, salatalik, elma, galeta yiyorum.


Traveler
(25.04.19)
2. Öğle yemeğini yiyene kadar zerre acıkma olmuyor ama akşam yemeğinden önce acıkıyorum çünkü öğle yemeği porsiyonları çok küçük. O yüzden bir şeyler atıştırmak gerekiyor saat 4 gibi.


signore
(25.04.19)
1- kahvaltı (standart 9:00)
2- öğle yemeği (standart 12:30-13)
3- akşam yemeği (standart 18:30)
4- gece (saati belirli değil) püsket, soda, meyve suyu vs

- 181 boy 63 kilo erkek. kilo almamamın tek sebebi günde 3 defa müzik eşliğinde 30'ar dk yürümek
- 3 küsür litre su içmek


avatar is back
(25.04.19)
4-5
bazen 2


blacksky
(26.04.19)
2 öğün. Şeker hastasıyım , 117'den 100 kg'ye düştüm. Endokrinoloji bölümünü icat edenin , devam ettirenin ellerinden öperim. Kullandığım ilaç sayesinde saatlerce tok durabiliyorum :)


synax
(26.04.19)
2 öğün. kahvaltıyı atlıyorum Intermittent fasting yaptığım için.
dayanabiliyorum hiç sorun olmuyor.


1 - oglen


jimicik
(26.04.19)
3 ana, 2 ara.


blue serenity
(26.04.19)
(12)

işsiz üniversite mezunları

bu kişiler adı üniversite olan, hiçbir eğitimin verilmediği, sadece işsizlik oranını düşürmek için açılmış bölümlerden mezun kişiler değil mi? bu kişiler işsiz kalmasın ama meslekleri ile ilgili oturup bir işi yapacak seviyedeler mi gerçekten, bunu merak ediyorum. üniversite mezunuyum ama x işini y
bu kişiler adı üniversite olan, hiçbir eğitimin verilmediği, sadece işsizlik oranını düşürmek için açılmış bölümlerden mezun kişiler değil mi? bu kişiler işsiz kalmasın ama meslekleri ile ilgili oturup bir işi yapacak seviyedeler mi gerçekten, bunu merak ediyorum. üniversite mezunuyum ama x işini yapıyorum diyorlar. böyle olacağını okurken öngöremedi mi bu insanlar?

örn: itü bilgisayar mezunu olup kendi isteği dışında işsiz arkadaşlar var mı?
veya erciyes üni.de bir mühendislik okumuş birisi gerçekten mühendislik yapabilecek düzeyde mi?
itü mezunu işsiz kalmaz, ama erciyes ünideki adayı mülakata çağırınca staj+6 ay bi yerde bi tecrübesi oluyor 3500-4000 net beklentim var diyor. böyle olunca işsiz kalıyor tabi :) o parayı itü mezunu alıyor çünkü, ama erciyes mezunu ben de mühendisim o parayı almalıyım diyor.

bi de bu işler, yani ilk iş tecrübeleri çokça şans faktörü gözetiyor, aldığın eğitimle ilgili değil sana mülakatta sorulanlar kendini ne kadar ifade edebiliyorsun, ayakların yere basıyor mu, ne olduğunun farkında mısın vs.. bunlara bakılıyor, ve bunlarda üniversite ile çok alakalı olmuyor ne yazık ki..


benaslinda
(24.04.19)
Genel sıkıntılar :

1) Mahalle arası bakkallarından çok üniversite var
2) Mevcut üniversilerde kontenjanlar 3-4 katına çıktı

sonuç olarak eğitim kalitesi düştü, ortalama veya ortalama üstü üniversitelerde de kalite düştü. S*çar gibi mezun veriyorlar, o kadar adamı istihdam edecek bir piyasamız da yok, tam tersine çoğu yer küçülmeye gidiyor.

Piyasada bu kadar mezun varken de işveren eğer çok spesifik bir iş değilse gel 5000tl ye başla demiyor. Asgari ücretle ve 200-300 üstünde işe başlatmak istiyor, mevcut mezunlar bir mağazada satış görevlisi olarak işe girse daha fazla kazanır. hatta primdi sodexoydu derken aldıkları para tırt üniversite mezunu mühendisi katlar.

Katü, pamukkale gibi yerlerden mezun adamlarla çalıştım, yeni mezunlardı. patronun sabrına hayranım, ben olsam böyle işbilmez, analitik düşünme yeteneği sıfıra yakınsayan, devamlı aynı hataları yapan, kendini anlatmaktan aciz adamları 3 gün tutmam şirkette.


kimlanbu
(24.04.19)
iü mezunuyuz ama işsiziz, aynen tüm suç bizde.


candide
(24.04.19)
Adam erciyeste okumuşsa ne yapsın yani mühendislik dışı işlerde mi çalışsın
18 Yaşındasın diyelim erciyeste mühendislik tutuyor.Babanın bir dükkanı,mal varlığı vs.yok.
Zenginsen neyse belki ilişkilerin vardır.Çevre mevre derken bir sektöre girersin,şansın da yardım ederse tuttursun bir yol.Ama fakirsen zaten eziksin,bir de üstüne okumassan hepten bittin.
O çocukta gidiyor,kahrını çekiyor,iyi kötü emek veriyor ve biraz da karşılığını almak istiyor.Yeter ki mesleğimi yapayım da ücretim az olsa da olur diyen insan çok


Tihulu
(24.04.19)
Sağlık konusunda aslında okuduğun üniversitenin bir önemi yok.Eskiden şöyle bir algı vardı :"Sağlık sektöründe işsiz kalmak diye bir şey yok,işin hazır."işin aslının böyle olmadığını mezun olunca anlıyorsun.Her yer deneyimli çalışan istiyor bizim sektörde.Ekonomik krizden dolayı az kişiyle çok iş yaptırmanın derdindeler.


uçağımızı amerikadan alıyoduk artik onuda alamıyoruz füzemizi rusyadan köprümüzü japon yapıyor yolları italyan firma telefonları çinliler koreliler laptop televizyonu koreliler çinliler

sen hangi itüden hangi boğaziçinden hangi mühendisten bahsediyorsun
türkiyede mühendis mi var ? eğitimmi var ? ar-ge mi var ? istihdammı var ?
sen 3 ncü dünya ülkesisin profesöründe 3 ncü dünya profu ülkendeki üniversite 3 ncü dünya üniversitesidir ? itü boğaziçi odtü 3ncü dünya üniversitesidir egoları bir kenara bırakin illa ben mühendis görmek istiyorum dersen berlin teknik üniversitesine gidebilirsin mesela dolayısıyla her 10 senede bir öyle yada böyle krizin olduğu darbenin olduğu tarikatlara şehlere paraların aktarıldığı yandaşı siyasetçilerin akrabalarının nemalandığı sebepsiz zenginleştiği bir ülkede hangi işten bahsediyorsun hangi istihdamdan bahsediyorsun


baknedicem
(24.04.19)
Universite tercihlerini yaptiklarinda 17 yasindalardi. Senin etrafinda var mi bilmiyorum ama bircok kisinin ailesinde universite okuyan ilk kisi kendileri. Issiz kalma olasiligi yuksek olan bolum nedir, alan nedir farkinda degiller ki. Yani tumuyle onlarin sucu degil. Yonledirme eksik.


Traveler
(24.04.19)
iki konunun bileşimi aslında.

birincisi agresif üniversite açma ve kontenjan artırma politikası tamamen çöktü. ortalık üniversite mezunları ile dolu, bunlar bir istihdam kapasitesini zorluyor. bu noktada orantısız bir artış yaşandı; bölüm kapasiteleri 10 yılda neredeyse ikiye katlandı. diğer yandan da aşırı dandik üniversiteler diploma basmaya başladılar.

ikincisi talepteki daralma. ekonomik çöküntü iyice hissedilmeye başlayınca üretim yavaşladı. dolayısıyla işe alım hızları çok düştü. bir yandan da uygulamada istihdam destekleri çekilmeye başlandı.

bir yandan da eğitimin kalitesi hızla düşüyor. ülkemiz, nitelikli eleman bulmanın en zor olduğu 5 ülkeden biri haline geldi. nitelik zor elde ediliyor çünkü. iyi teknik insan yetiştiren grup hem beyin göçü ile, hem de ihraçlar ile büyük darbe aldı.

diğer yandan da şişirilen bir özgüven ve önemlilik duygusu genç arkadaşları işe başlamaktan alı koyuyor. 20li yaşlara kadar el üstünde tutulan insanlar gidip iş öğrenmek için sürünmeyi kendine biraz zor yediriyor. bu yaşına kadar önemli olduğunu, ne isterse yapabileceğini, dünyayı değiştirebileceğini düşünen bir genç haklı olarak cam silmek toz almak fotokopi çekmek istemiyor. çünkü iş öğrenmenin yollarının buralardan geçtiğinden habersiz oluyor genellikle.

bunları toplayınca diplomalı işsizler ordusu ortaya çıkıyor elbette. tabi okuyup işsiz kalan arkadaşların bir suçu yok.18-19 yaşında üniversite öğrencileri böyle bir durumu nasıl öngörsün? onlar çalışıp kazandıkları okulun hakkını vermeye çalıştılar sadece...

edit: son soruna cevap vermeyi unutmuşum. ingilizce eğitim yapmayan bir kurumdan mezun birinin dünya çapında iş yapması mümkün değil. fakat mühendislerin de kendi içlerinde bir hiyerarşisi var ve bu arkadaşlara da bir takım işler düşüyor. bu az çok bütün dünyada da böyle. yani her mühendis mühendislik yeteneklerini teknolojinin sınırlarında kullanmıyor elbette, sanayide bir çok iş mühendisleri bekliyor. sorun bu işleri de bulamamalarından kaynaklı...


babilbaligi
(24.04.19)
@babilbaligi fotokopi bölümüne katılmıyorum. iş öğrenme yolları da oradan geçmiyor. yurtdışını bilmiyorum ama bu saçmalık. bu türkiye'deki köle anlayışının bir getirisi. ayrıca kimse sürünmek zorunda değil. yeni neslin gözü açık. gereksiz bir özgüvenleri olabilir ama 24 yaşında yeni mezun birinin eller tutulur bir iş yapmak istemesi ve ortalama bir kazanç istemesi yanlış değil. yukarda biri demiş 6 ay tecrübesi var 4000 lira bekliyor demiş. yahu 4000 lira çok para mı? lisans mezunu bile 4.000 lira alamayacaksa yeni mezunken insanlar niye çalışsın? istanbul'da zaten ev kiraları almış yürümüş 2500 e mi çalışsın bu insanlar? asgari ücret zaten 2 bin lira. türkiye'de akıl almaz bir sömürü var. kurumsal bir yerde çalışılmışyorsa ya da devlet memuru değilse insanlar hakkını alamıyor maalesef.


black mamba
(24.04.19)
@black mamba: her iş için öyle olmayabilir, ama benim yaptığım işlerde gayet durum bu. ben bir işin tüm kademelerinde olmadan o işin öğrenilmeyeceğini düşünenlerdenim. belki böyle olmadığı durumlar da vardır.

maaş konusu sadece okumakla ilgili bir konu değil, donanımla ilgili bir konu. 4.000 lira kazanmak isteyen birinin çalıştığı yerde en az 10.000 liralık değer oluşturması lazım ki kafa kafaya gelsin. şimdi soru şu; yeni mezun mühendis bu değeri oluşturacak donanımda mı, değil mi?

bir de piyasa koşulları var, onları da bildiğim kadarıyla yazmaya çalıştım.

bana soruyorsan, 4.000 lira para değil. ama piyasa böyle olunca, olmuyor maalesef...


babilbaligi
(25.04.19)
itü mezunu olup okuduğu şeyi yapmayan - yapamayan mühendis sayısı tahmininizden fazla. ha işsiz değiller tabi.


zgrydn
(25.04.19)
itü öğrenci sayısı:sayilarla.itu.edu.tr düz hesap 4 yıllık lisans programından hazırlıksız uzatmadan falan herkes mezun olsa her yıl 5832 mezun eder.
boun istatiskleri: arastirma.boun.edu.tr 1780 mezun son yıl
odtü kgpo.metu.edu.tr 2578 mezun
10192 mezun eder.
10 bin hadi sizin güzel hatrınıza bu sayıya bir 10bin kadar da diğer üniversitelerden gelecek "kendini geliştirmiş" mezunları ekleyelim. 80 milyonluk ülke her yıl 20 bin kişilik nitelikli - bu da tartışılır ama böyle kabul edelim yine de - iş gücü üretiyor ve anca bu kadar kişiye iş yaratabiliyorsa ya da diğer mezunların o kadar da iş yapabilecek kapasitede olmadığını düşünüyorsa olay her yere üniversite açtılar, bu çocuklar da iş beğenmiyor, hiç kendisini geliştirmiyordan çok daha ötede bir şeydir.

ülkenin nüfusu 1990dan bugüne 26 milyon artmış. 26 milyon.bu nüfusu bugün alıp ayrı ülke kursan avrupanın en büyük 10. ülkesi oluyor. bu artış fransanın, almanyanın, ingilterenin, italyanın aynı dönemdeki nüfus artışının toplamından daha fazladır. ekonomik olarak yerinde saymana rağmen dünyanın en büyük 4. 5. 6. ve 8. ekonomisinden daha fazla nüfusunu arttırmışsın. bunu bir kriz yaşamadan atlatabilecek adama bütün iktisat ödüllerini verirler. hatta yaşadığı sürece başka kimsenin ödül alması bile komik durur öyle bir durum bu.


Wasking
(26.04.19)
(3)

iskoçya'nın refah seviyesi

iskandivan ülkeleri gibi mi? değilse, hangi ülkelerin üzerinde/altında diyebilirsiniz? ingiltere' den daha mı iyi mesela?
iskandivan ülkeleri gibi mi? değilse, hangi ülkelerin üzerinde/altında diyebilirsiniz? ingiltere' den daha mı iyi mesela?
Iskandinavlarin altinda, Ingiltere'nin de altinda. Milli gelire bak.


Traveler
(23.04.19)
www.independent.co.uk

İskoçya ve Kuzey İrlanda'da yaşam kalitesi genelde İngiltere'den daha yüksek çıkıyor bu tarz listelerde. Ama arada çok fark olduğunu sanmıyorum.

İskandinavya ise direkt top 5 oluyor aralarına İsviçre'yi de alıp. Yine arada dağlar kadar fark yoktur ama kıyas da yapılmaz sanırım.


nundu
(23.04.19)
refah seviyesi ingiltere ile aynı hiç farkları yok iç içe geçmişler. ancak iskandinavların altında. ama huzur anlamında ingiliz şehirlerine göre daha refahı yüksek gibi.


mikahakkinen
(24.04.19)
(6)

avrupa'ya giden suriyeliler neden hep almanya'ya gidiyor

fransa, hollanda, belçika, ingiltere, avusturya, finlandiya gibi birçok ülke varken neden almanya' ya gidiyor hepsi? kuzey afrikalılar en çok hala italya' ya ve ispanya' ya gidiyormuş herhalde. bir kısmı isveç' e giden suriyeliler hariç çoğunluğu neden tek bir ülkeyi hedef alıyor?ikinci sorum ise: m
fransa, hollanda, belçika, ingiltere, avusturya, finlandiya gibi birçok ülke varken neden almanya' ya gidiyor hepsi? kuzey afrikalılar en çok hala italya' ya ve ispanya' ya gidiyormuş herhalde. bir kısmı isveç' e giden suriyeliler hariç çoğunluğu neden tek bir ülkeyi hedef alıyor?

ikinci sorum ise: macaristan' da çok fazla suriyeli var. bazı suriyeliler yunanistan' a da gidiyor. neden böyle küçük ülkelere başvuru yapan suriyeli sayısı fransa gibi gelişmiş bir ülkeye başvuru yapanlardan daha fazla?
hepsinin almanyaya gitmis akrabasi var. iyi kötü bir düzenleri oluyor, ekonomisi cok güclü, iyi kötü is bulabiliyorlar.


duygusuzromantik
(23.04.19)
almanya'da sosyal devlet gelişmiş+hala vasıfsız işçi ihtiyacı var+maaşlar ve satın alma gücü iyi ve nüfusu çok olduğu için 1 milyon mülteciyi kaldırabiliyor.

finlandiya'ya birden 1 milyon göçmen gitse kaldırmaz.


kamile necaset
(23.04.19)
Hollanda'ya da gidiyorlar


nax
(23.04.19)
yunanistan ve macaristan'da çok suriyeli olması avrupa birliği sınırında olmaları ile ilgili, ayrıca ilk oralardan diğer ülkelere geçtikleri için yakalanınca ilk girdikleri ülkeye gönderiliyorlar.

almanya sorusu ise muhtemelen iş ile ilgilidir, avrupa'da en yüksek istihdam almanya'da olması lazım.


almanya’nın nüfus artış hızı çok düşük ve şimdiden meslek elemanı açığı var, bu yüzden... fransa’ya gidenler zorlanıyor, bunu hikayelerinden biliyorum, almanya’yla kıyaslayabilecek okumuşluğum yok ama... almanya mülteci meselesini iyi çalışmış olduğu için de daha az zorlanıyor olabilirler.


e haliyle
(23.04.19)
almanya (2016'da sanirim) bi suru gocmen alacagini aciklamisti. bunun uzerine zaten multecilerin gozunde bilindik, buyuk ve ekonomik olarak avantajli bi ulke olan almanya daha populer hale geldi.

bbc'nin bi belgeselinde luxembourg basbakani (galiba) yunanistan'a suriyeli multecilerle konusmaya, onlari uklesine davet etmeye gidiyodu. millet "ora ne la, istemezyuk, biz almanya'ya gidecuk" diye adamin teklifini geri ceviriyolardi. gonulsuz olarak 20 kisi filan teklifi kabul etmisti.


lamartin
(24.04.19)
(5)

hayatta atik ve sosyal olmak

herhangi bir işte başarılı olmak için olmazsa olmazlardan mıdır?
herhangi bir işte başarılı olmak için olmazsa olmazlardan mıdır?
Olmazsa olmaz değil ama olsa iyi olur.


Amaranta ursula
(22.04.19)
gerçekten ihtiyaçsa olur, sorunların çözümünün tek yolu yok.


neynep
(22.04.19)
değişir.. nörd denilenler de atik ve sosyal değiller ama işlerinin ehli oluyorlar. sadece bu durumu benimsetmek için daha uzum zamana ve meşakate ihtiyaçları olur sanırım. atik olmak ya da sosyal olmak değil de kendinin ve yapabileceklerinin farkında olup hafife alınmamayı sağlamak önemli bence.


blacksky
(23.04.19)
Herhangi bir işte değil ama bazı işlerde evet. Bir bulaşıkçı atik ve sosyal olsa ne olur, bulaşıkları iyi yıkar, harika yıkar. Bazen de network olayı çok önemli bazı işlerde yükselebilmek için.


senolll
(23.04.19)
bence atik ve sosyal olmak, başarılı olmaktan ziyade başarıyı yansıtmakla alakalı. bir okulda öğretmenin en sevdiği öğrenci en başarılı olan değil, öğretmeni en iyi yağlayabilenler oluyor genelde. veya bir iş yerinde 3x iş yapıp bunu milletin gözüne gözüne sokan kişi, 5x iş yapıp (yapması gereken standartlar içerisinde olduğu için) bunun reklamını yapmayı beceremiyorsa, 3x iş yapan daha başarılı gözükecektir. hayat evrim kurallarına göre işliyor ne yazık ki. agresif, dominant olan bu hayatta 1-0 önde oluyor.


(15)

karşı cinsten bir insanı beğenince moral bozulması

böyle bir şey yaşıyor musunuz? karşı cinsten fiziki özelliklerinin hoşunuza gittiği, beğendiğiniz, sizi gayet çeken birini görünce o kişiyle veya ona benzer özelliklerde biriyle olmadığınız için canınızın sıkıldığı oldu mu/oluyor mu?
böyle bir şey yaşıyor musunuz? karşı cinsten fiziki özelliklerinin hoşunuza gittiği, beğendiğiniz, sizi gayet çeken birini görünce o kişiyle veya ona benzer özelliklerde biriyle olmadığınız için canınızın sıkıldığı oldu mu/oluyor mu?
Olmadi. Olmuyor.


Amaranta ursula
(17.04.19)
Yoo, aksine mutlu oluyorum. Ne güzel kızlar var diye.


adwokat
(17.04.19)
bastırılmış duygular hep vardır içimizde kalır bak yukarıda yazan arkadaşlar buna örnek.


mikahakkinen
(17.04.19)
Yaşamıyorum.


olmuyor ve olmamasını bastırılmış duygulara bağlamak bence çok saçma. fiziki özelliklerini güzel bulmam o insanı benim için tamamen çekici ya da birlikte olmaya değer kılmıyor ki


Mossy
(17.04.19)
Genelde kendi cinsimden fiziği çok iyi olan tipleri görünce moral bozukluğu, aşağılık kompleksi oluşuyor. Karşı cinsten ise en fazla karamsarlık ama moral bozukluğu değil sonuçta göze hoş gelen bir şey.


siyah giyen adam
(17.04.19)
Karşı cinsten fiziki ozelliklerini begendiğim biri sporcudur. Genelde kendime donüp benden daha iyi baldiri mi var falan diye soruyorum. Böyle bir inceliyorum. Ona benzer ozelliklerde biriyle olamiyorum diye canım sikilmıyor. Sevgilim var.


velvetmorning
(18.04.19)
çok yakışıklı birini gördüğüm zaman gözlerimi kapatıyorum yakışıklı erkekler omuzlarda yüktür


füt
(18.04.19)
Yok. Tas gibi kizi kacirdim diye uzulurum uzulursem de.


stavro
(18.04.19)
eskiden olduğunu hatırlıyorum. o kızla sevişen bir eleman olduğunu düşünmek moral bozardı. uzun süredir bu düşünceyi yaşamadım, değişti. en güzel dediğin kız bile makyaj ve kıyafetlerini çıkarsan bir diğerinin aynısı. heyecan uyandırmıyor.


Jesus Christ
(18.04.19)
yakışıklı olsam anında kapardım kızı diye düşünürüm bazen ama bakar geçerim sadece, üzüldüğümü hatırlamıyorum. yalnız olduğum dönemler çiftler rahatsız eder ama hep, halime üzülürüm. eldeki verileri kabullenmek lazım, kendi ligimde mutluyum ben. güzel kız, güzel araba, güzel ev. her şeyin daha iyisi, güzeli var ama çoğu ücretli xd. ben bedava olanları da seviyorum, güzel deniz, güzel agaç, güzel çiçek. hayattan beklentini reklamlara göre kurarsan hiç bir şey mutlu etmez seni. koca bir gezegende yaşıyoruz ve kısıtlı ömrümüz var. hepsini elde edemeyiz.


hasmetizm 2046
(18.04.19)
Hayır.


beğendiğim bir sevgilim olduğundandır belki, olmuyor. ekstrem derecede güzel insanları günlük hayatta karşılaştığım nesneler (ağaç, çiçek, kuş, tablo) gibi algılarım. hayatıma devam ederim, niye moralimi bozayım.


zgrydn
(18.04.19)
moralim bozuluyor evet. sorun onun gibi olmamak degil. "muthis kizmis" diyorsun ama belki iki kelime konusamayacak kadar aptal birisi ya da "gel seviselim" dese yapacaginiz sey tam anlamiyla tatmin etmeyecek. fazla guzel ve cekici bulmayi sevmiyorum insanlari, hicbir sekilde giderilemeyecek bir acligi ortaya cikariyorlar sanki. o acidan ben cok guzel birini gorunce uzuluyorum gercekten. anca halihazirda sevgilim olacak, ona it gibi asik olacagim. o zaman oyle hissetmiyorum ama o da cok nadiren olan bir sey zaten. o cok guzel kisi "sen de cok guzelsin, birlikte olalim" dese bile mutsuz ve rahatsiz hissederim ben. bunu bilmek cok rahatsiz ediyor.


der meister
(18.04.19)
bazen 'ihtimallerin heyecanına üzlüyorum'.


kronik
(18.04.19)
(5)

özgüvensizliğiniz yüzünden hayatınızda kaçırdığınız fırsatlar

neler oldu?
neler oldu?
Kaçırmak değil ama geciktim. Çok samimi olmadığım biri kendi mesleğini bana öğretmek istiyordu ama ben işini kucumsuyordum. Nasıl yapacağımı da bilmiyordum zaten. Yazık ki öğrenmeye de calismiyordum. Tam iki sene sonra arkadaşın yine aynı konuyu açtığı gün bir haftasonu tatiline harcanacak kadar parayla o ise yatırım yaptım ve 10 yıldan fazladır o işten hem ekmek yiyorum hem çok keyif alıyorum hem de o arkadaşın bana yaptığı şeyi ben bazı dostlarıma yaparak onlara da bir kapı acabildim. Özgüvensizlikten çok onyargidan oldu bu sanırım.gerci benim bu işi ogrettigim arkadaşlarımdan biri de 6 ay düşünmüştü:)


gurur
(16.04.19)
Çok iyi futbol oynardım.Yıl 2006 falan o zamanlar messi daha yeni yeni piyasaya giriyor.Oyun tarzım bildiğin 2012 model messi.Çevremdekiler hep sen bi kulube yazıl falan derdi.Bir arkadaşımla beraber yazıldım.Bana sen 10 numara formayı alırsın diyorlardı(diğer çocukları bilmiyoruz ama bize göre bir insanın benden iyi top oynaması mümkün değil:)) mahallenin takımı oldugu için seçme falan yok,ilk gün direkt forma numaraları alıcaz.10 numara olamayacağım korkusu bastığı için yarı yoldan geri döndüm.2009 sonrası da ayağıma top değmedi.Hep düşünürüm futbolculuğu kovalasaydım nolurdu diye


Tihulu
(16.04.19)
Öyle çok da büyük şeyler kaçırmadım ama bir hocam zamanında yazdığım deneme/öykü tarzı yazılarımı epey beğenmiş ve bir tanıdığının dergisinde yayınlayabileceğini söylemişti. Kendisine yeni içerikler göndermemi istemişti ama ben kendime o kadar güvenemedim. Üniversitede de bir hocam derste kısa metinler yazdırıyordu ve yazdıklarımı da beğeniyordu. Daha nitelikli şeyler yazmak istersem kendisine danışabileceğimı söylemişti hatta küçük küçük bir şeyler yazmaya başlamam için teşvik de etmişti. Senaristlik yapıyordu, biraz teknik tüyolar da vermişti ama ona da cesaret edemedim. Zihnimi çok kısır buluyordum. Belki de kendimi biraz geliştirmeye çalışsam güzel şeyler çıkardı ortaya. Bilemem.


Mossy
(16.04.19)
üniversitedeki 2 büyük aşk fırsatını kaçırdım.


lcha
(16.04.19)
Uzun yıllar isimden nefret ettim ve etrafımda kendi işini kuran insanlara imrenerek yaşadım ama babamın kazandırdığı alışkanlıklardan ve korkulardan dolayı biturlu cesaret edemedim. Şirketteki çaycı bile işini kuruyup yürüdü gitti bize de geyigini yapmak kaldı.oysa etrafımda bu işin kompedanlari vardı her türlü yol gösterirlerdi ama huy işte.


fatih in fedaisi
(16.04.19)
(26)

artık yaşlanmaya başladım

dediğiniz bir yaş oldu mu? tabii ki, belki bundan otuz yıl sonrasından bakınca bu düşüncenizi yanlış da bulabilirsiniz ama şu an icin diyebiliyor musunuz "x yaşımdan itibaren yaşlanmaya başladığımı hissediyorum" diye? lütfen 23 yaşında olup da 20 yaşımdan beri hissediyorum falan denmesin ama :)
dediğiniz bir yaş oldu mu? tabii ki, belki bundan otuz yıl sonrasından bakınca bu düşüncenizi yanlış da bulabilirsiniz ama şu an icin diyebiliyor musunuz "x yaşımdan itibaren yaşlanmaya başladığımı hissediyorum" diye? lütfen 23 yaşında olup da 20 yaşımdan beri hissediyorum falan denmesin ama :)
30 yaşımdan sonra başladım sanki


emfuzi
(03.04.19)
Tatmin etmeyecek muhtemelen yaştan dolayı ama başladım artık yazmaya.

25 yaşındayım. içkiyle büyüdüm. Son 2-3 senede akşamdan kalma hallerim çekilmez dereceye ulaştı. O dönemden beri yaşlanmaya başladığımı hissediyorum.


new day new life
(03.04.19)
yaslilik degil ama 25 sonrasi ben artik buyudum olgunlastim dedigim yastir, oncesi biraz cocuk gibi


exlibris
(03.04.19)
31im. Hala 19 gibi hissediyorum.


valentinov
(03.04.19)
14


(s)AINT
(03.04.19)
27-28'den sonra istediğim sıklıkta ve miktarda içki içememeye başladım
en net burada hissetmiştim
şimdi 32'yim, uykusuzluğa tahammülüm sıfır


superb
(03.04.19)
1-2 yıldır diyorum.


datnet
(03.04.19)
27 yaşındayım. Son 1-2 senedir midem eskisi gibi sağlam değil sanki. Bir de kelleşmeye başladım. Evet yaşlanıyorum.


denizgonen
(03.04.19)
35’im hala öyle hissetmediim.


reyals
(03.04.19)
25 yaşımda hissettim ama sonra geçti


lcha
(03.04.19)
Zihin ve beden olarak hala 18-19 hissediyorum. Hatta şu an genç yaşlarımdan çok çok daha aktifim.
Ama yüzümde oluşan kırışıklıkları gördükçe artık yaşlanıyorum diyorum, bu gerçekle yüzleşmeye başladım son 1 senedir. 31 yaşındayım.


peggy
(03.04.19)
Henüz öyle bir bilgi gelmedi, 32.


elikası
(03.04.19)
38
henuz oyle bir his gelmedi.
ama stress ve yogunluktan dolayi bazen yasadigim saglik sorunlarindan dolayi ara ara bedenime daha iyi bakmam gerektigini farkediyorum.
eger yaslanmaksa;
-gece hayati benim icin uzun bir suredir raki sofralarindan veya sarap gecelerinden olusuyor.
-nadiren de olsa gece gec saatte dondugumde ertesi gun ayilmam daha zor oluyor artik.
-televizyonla konusmaya basladim :) ozellikle haberlerde :D


65 derece
(03.04.19)
26. gündelik yaptığım şeylerde bedenen yorulduğumu farkettim.


mizantrop
(03.04.19)
son 1 senedir. 35


Jesus Christ
(03.04.19)
annemler 60 yaşndan sonra yaşlandık artık demeye başladı.


taurina
(03.04.19)
30 yaşındayım, henüz demedim.


battal gemalmaz
(03.04.19)
35 yaşındayım. hala 20lerde hissediyorum kendimi.


dafuq
(03.04.19)
31 yasima kadar gece 5-6'ya kadar takilabiliyordum disarida.O yastan sonra 2-3 gibi uykum gelmeye basladi


turkuaz
(03.04.19)
yaş: 30. 2-3 senedir falan geliyor bu his.

hafta içi hangover'larını kaldıramıyor bünyem.
eskiden kaldırmasının sebebi gençlik miydi yoksa hafta içi erken kalkmak zorunda olmamak mıydı tam bilemiyorum ama bünyemin eskisi gibi olmadığı kesin.

bir de konserlere gittiğimde farkediyorum. taze gençlerin hareketleri bazen aşırı ve saygısız geliyor bana, konseri sabote edecek kadar. o zamanlarda da yaşlandığımı düşünüyorum.


nıç
(03.04.19)
30da basladi.
Otuzum.


stavro
(03.04.19)
27
ilk çizgilerim, saçımda beyazlarım çıkmaya başladı.


35 yaşındayım hayat daha yeni yeni başlamış gibi hissediyorum.
yani henüz öyle bir his yaşamadım


basond
(03.04.19)
bıkkınlık ve ara ara yorgunluk hissediyorum ve eskisi gibi heyecanlı değilim birçok şeye karşı yine de "yaşlandım" demedim. yaşımı söyleyince "küçük değilim artık" diyorum. (28)


deartheodosia
(04.04.19)
35 yaşındayım, son bir iki yıldır yüzümün genel ifadesindeki değişiklikten fark ediyorum yaşlandığımı. Kırışıklıklar, beyazlamaya başlayan saçlar etkilememişti, ama o ifade...


auroraaurora
(04.04.19)
10 senedir 27,5 yasındaydım. ben gencim diyordum, taki gecen gun çarpıntı yuzunden kalp ekg'sı çektirinceye kadar. sadece kendimizi kandırıyoruz hepimiz bir gün yaşlanıp ölücez.


(3)

Türklerin diğer insanların yabancı dildeki yanlışlarını düzeltmesi

aslında doğru bir hareket mi? diğer milletler de böyle şeyler yapıyor mu? o kelime yerine şunu kullansan daha iyi olur, cümle gramer bakımından tamamen doğru değil gibi yapılan ufak tefek uyarılar insanın yabancı dilde ilerlemesini mi sağlar, yoksa onu daha çekingen bir hale mi getirir? yabancı dild
aslında doğru bir hareket mi? diğer milletler de böyle şeyler yapıyor mu? o kelime yerine şunu kullansan daha iyi olur, cümle gramer bakımından tamamen doğru değil gibi yapılan ufak tefek uyarılar insanın yabancı dilde ilerlemesini mi sağlar, yoksa onu daha çekingen bir hale mi getirir? yabancı dilde konuşurken akıcılığımızı kesse dahi çok düzgün konuşmaya (veya yazmaya) her şartta çok dikkat etmeli miyiz? tabii ki insan hep daha iyisini yapmaya çalışmalı ama bu durumun üzerine düşmenin bir sınırı olmalı mı?
doğru iletişim adına düzeltmek önemli tabi ki.
önemli olan nasıl bir tavırla yapıldığı.


ben düzgün bir dille de olsa düzelttiğimde hep tepki alıyorum. türkçe hatası yapanlar da aynı, hep rahatsız oluyorlar.

keşke yabancı dillerde konuşurken beni sürekli düzelten biri olsa. her ufak hatamdan sonra düzeltilsem çok daha hızlı öğrenirdim.


bohr atom modeli
(02.04.19)
dil kursunda yada ozellikle dili gelistirmek icin yapilan konusmalarda duzeltmek onemli ama gunluk kullanimda bunlara takilmanin geregi yok. bu gramer'e bizim kadar takilan baskasi da yok zaten. dil dedigin sey iletisim icin bir aractir. eger kisiler karsilikli olarak birbirlerini anlayabiliyorlarsa " you was ..." demissin he yerine she demissin, I had coming now demissin onemli degil. eger anlami bozan yanlisliklar varsa onlari duzeltmek iyi olur tabi


crucio
(02.04.19)
(4)

akademisyenlerin dil öğrenmesi

YÖK akademisyenlerini dil öğrenme maksadıyla belli sürelerle yurt dışına gönderecekmiş. Bu uygulama size tuhaf gelmiyor mu? Yabancı dili yeterli seviyede olmayan birisi neden akademisyen yapılıyor?İngilizce öğrenmek için de yollanıyorlar bu arada. Hani İngilizce' den sonra ikinci bir yabancı dil içi
YÖK akademisyenlerini dil öğrenme maksadıyla belli sürelerle yurt dışına gönderecekmiş. Bu uygulama size tuhaf gelmiyor mu? Yabancı dili yeterli seviyede olmayan birisi neden akademisyen yapılıyor?

İngilizce öğrenmek için de yollanıyorlar bu arada. Hani İngilizce' den sonra ikinci bir yabancı dil için gönderilme gibi bir şart da yok. Bu ülke parasının çarçur edilmesi demek olmuyor mu? Kendi alanıyla ilgili İngilizce kaynakları iyi bir şekilde okuyamıyorsa veya bir konferansta İngilizce sunum yapamıyorsa ne diye akademiye alınıyor bu insanlar?
kalifiye insan azlığı ve tabi ki torpil mevzusu önce işe alıp sonra eğitiriz kafası


basond
(01.04.19)
cok genelleme gibi olacak ama akademide olup da dil bilenler genellikle sehirli laik ce egitimli anne babaların cocukları. bu kitle zaten dil bildigi icin uluslararasi baglantilara sahip ve kendilerini gelistirebiliyor disa acilabiliyorlar. sıkıntı yasayan daha cok anadolu comarlari, yök bunlara dil ögretip onlari da uluslararasi piyasaya sokmak istiyor ama nafile.


proteus
(01.04.19)
"İngilizce kaynakları iyi bir şekilde okuyamıyorsa veya bir konferansta İngilizce sunum yapamıyorsa ne diye akademiye alınıyor bu insanlar?"

bunu hepimiz biliyoruz bence.

bir de şey var
mesela hemşirelik, ilahiyat, tarih hatta hatta meslek yüksekokulu bölümleri (estetisyenlik vs.) gibi bölümler var ki çok popüler (tarih hariç) her okulda var, akademisyeni çok yetersiz, olanı dil bilmiyor. bir de ben daha hemşirelikte, kozmetikte akademisyen olup uluslararası konferans yayın vs takip eden görmedim. öyle bir ufuk yok onlarda. yani bir genel olarak torpil yandaş vs.. konusu var bir de böyle bazı özellikle akademisyen kalitesi yerlerde olan bölümler var.(not: bu alanlara yakın başka bir alanda çalışıyorum, her Allah'ın günü dil sebebiyle taciz ediliyorum)


niye ama
(01.04.19)
Abd ya da İngiltere'de master+doktora yapmış ancak yine de akıcı ingilizce konuşamayan hocalar var. Tamamen boşa kaynak harcaması bence.


influx
(01.04.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.