Giriş
(10)

çalışmamak çok rahatsız ediyor ama ne yapacağımı bilmiyorum

haziran ayında 25'i dolduracağım. 18-22 yaş arası faciaydı. sonradan silkindim, hayata adeta yeniden başladım. 1,5 sene oldu. hazırlık + lisans dönemi bitirdim. ayda 500-1000 lira arası kazandıran dengesiz bir işim var, bazen 300'de kalıyor bazen 1500'ü buluyor vs. fena bi' şey değil ama cv'ye yazıl
haziran ayında 25'i dolduracağım. 18-22 yaş arası faciaydı. sonradan silkindim, hayata adeta yeniden başladım. 1,5 sene oldu. hazırlık + lisans dönemi bitirdim. ayda 500-1000 lira arası kazandıran dengesiz bir işim var, bazen 300'de kalıyor bazen 1500'ü buluyor vs. fena bi' şey değil ama cv'ye yazılacak, "yetişkin ve tam zamanlı çalışan" bir insana uygun bir iş değil asla. yasal torbacı gibi bir şey düşünebilirsiniz yani, ne akademik ne de iş hayatı açısından anlam taşıyan bir iş. maksat aç karnı doyurmak, okurken geberip gitmemek.

bu konu ne zaman açılsa çevremdekiler "olum daha birinci sınıfı bitirmedin. iyi kötü para kazanıyorsun. okuluna bak, düşük standartlarda yaşamaya devam et, işin gücün derdine üçüncü sınıfta düşersin. tamam bi bok yemişsin, dangalaksın ama bunu değiştiremezsin, şu an yapabileceğin bir şey yok" diyorlar. hak vermiyor değilim... öte yandan 25 ya da 26 yaşında olup hiçbir unvanımın, "elimden gelir" diyebileceğim bir işin olmaması canımı sıkıyor.

ingilizcem oldukça iyi. bölümüm de rus dili ve edebiyatı, şu an b2'ye yakın. iki sene içinde aslında rusça çeviri, özel ders vs. yapacak konuma gelirim ama takdir edersiniz ki bunlar da "3 bin mayış + sikorta + yemek" tarzı işler değil. yani aç kalmam aslında, bir yere yamarım kendimi ama diyorum ya 27 yaşında olacağım ve yazın garsonluk, barmenlik dışında aklıma yapacak iş gelmeyecek. tecrübe yok bir şey yok. olayın ne? rusça konuşuyom. o kadar.

böyle olunca üzülüyorum. sizin bu konuda "boş durma oğul" tadında tavsiyeniz, öneriniz olur mu?

bir yandan, 3 sene öncesine kıyasla çok fazla şey yapıyorum. asli sorumluluklarımı yerine getiriyorum. az da olsa kendime yetecek ve eğitimimi finanse edebilecek kadar kazanıyorum. derslerimde başarılıyım. "ee daha ne amk mis gibi işte" diyeceğim ama yaş 25 ve mezuniyete çok var. böyle olmasını istemiyorum. öte yandan "bir şey yapmalıyım" dediğimde aklıma hiçbir şey gelmiyor açıkçası.

siz ne dersiniz? durum kötü mü yoksa bu kadar zorlamanın manası yok mu, kolonya falan sürünüp sakinleşeyim mi ne yapayım?

***

not: benimkisi "mezun olunca ne olacağım?" kaygısı değil. bölümümü çok seviyorum ve kah akademisyen, kah çevirmen, kah başka bir şey olarak bu alanda devam etmek istiyorum. harika bir hayatım olmayabilir, yurtdışına çıkamayabilirim ama "x olarak çalışıyorum" deyip ayda 500 liradan fazla para kazanırım yani ondan neredeyse eminim. o halledilir.

ben 27 yaşında hala okuyan, diploması ve unvanı olmayan, "harçlık" çıkaran bir adam olma konusunda üzülüyorum.

bir yandan şanslı sayıyorum kendimi. negzel düşünsene 27 yaşındasın ama istersen okula gitmiyorsun, osura osura uyuyorsun vs...

öte yandan benim yapmak istediğim şeyler var. ben eisbrecher konserine gidebilmek istiyorum. tallinn'den helsinki'ye feribotla geçebilmek, neblim "3 sene isveç'te, 9 ay almanya'da yaşadım. ankara en iyisi" diyebilmek istiyorum.

mezuniyet ve askerlik desen yaş zaten 30'a dayandık. o saatten sonra pijamalarımı giyip portakal yerim ben, ne avrupası ne konseri? yanlış anlaşılmasın, "30 yaşındakiler yaşlıdır" falan demiyorum. ne 50-60'lık insanlar var benim gibi ölü salihleri cebinden çıkarır. kendi adıma konuşuyorum ben. zaten sağlıksız bir adamım, benim şunun şurasında "oooh yaşıyoz şu hayatı" diyebileceğim 15 sene kaldı yau. üzülüyorum. inşallah ölmem seneye falan.
der meister
(8 saat)
bir bedeli var maalesef kankicim. ben de pilatesten ciktim, biraz kosu yaptim eve geldim. sabah yine pilatese gidicem ordan baska bi kursa gidicem aksam alakasiz bir merakim icin bi yere gidicem filan. ssk'lilarin boyle bi hayati yok hep isteler. ama desen ki uc gunlugune ankara'ya gel gezelim, gelemem param yok. aileden zengin degilsen o dedigin hayat zor. beyaz yakalilar filan da boyle bir hayat yasamiyor. hepsi iyi okullardan mezun hepsi kariyerli bi suru arkadasim var, o evropa fotolarinin arkasindaki borclari, millete caktirmadan x mekanda yedik sikmalarinin ic yuzunu goruyorum. gercekten rahat olanlar sadece babadan zenginler.


mula
(8 saat)
@mula, biliyorum rahat olmadıklarını ama en azından sığır gibi yaşamıyorlar ya :/ neblim bu adamlar hiç değilse mesela akşam stres atmak için euro truck simulator 2 oynamak istiyorsa taksitle sağlam bir bilgisayar ve direksiyon seti satın alabiliyordur herhalde. maç izlemeyi seviyordur, güzel bir televizyonu ve spor paketi vardır. spor yapmak istiyordur, kaliteli bir salonda üyeliği vardır. bunun gibi şeyler. standart yaşam. fazlası olmasa da olur.

bir de ben evropa'da yaşadığımı varsayıyorum genelde bu hayalleri kurarken, türkiye'de yaşarken 10 bin lira maaş alsam bile kafama göre çıkıp avrupa'da konsere veya tatile gidemem maalesef, onun farkındayım. ama almanya'da yaşıyor olsam basar giderim kime ne. hele ki OYROyla kazanıp macaristan, polonya, estonya gibi ucuz ülkelere gitmek çok daha uygun olur. ne olacak.

bundan 5 sene önce iyi kazanan bir türk için bile aslında mümkündü bu ama şimdi o da gitti... ayda 10 bin lira kenara koysan (eheh) 2000 euro bile etmiyor haha


der meister
(8 saat)
neden bir staj; artık çeviri bürosu olur, dış ticaret firması olur yok bambaşka bir şey olur
ya da öğrenci asistanlığı
veya dil kursunda yardımcı hocalık
...
gibi bir şeyler araştırmıyorsun?
sana ücret vermezler ama bu sene bir yer bulursan 1-2 yıl sürünürsün mezun olana kadar hem ücret alabileceğin bir işin ucundan tutmayı öğrenmiş olursun hem CV'ye yazarsın.

diyeceksin ki okula gidiyom her gün..
e ağa o zaman bu kadar tatava yapmayacaksın..yani okulla birlikte bir şeyleri götüremeyeceksen, evet 27 yaşında mezun ve 0 CV olacaksın, o zaman bir yol çizeceksin.
yani bunun başka bir yolu yok ki!


niye ama
(8 saat)
valla iş ilanlarına bakıyorum, rusça ve ingilizceyi iyi seviyede biliyorsan yarı gel başla ilanları yok değil baya baya var. o yüzden canını sıkma.


Eğer yapacak işin azsa kilo ver, spor yap, kendini başka alanlarda geliştir. Video oyunu oynamanın, yan gelip yatmanin kimseye faydası yok.


JohnOakley
(7 saat)
Ben de geç mezun oldum. Hala da farklı bir alanda ikinci lisansımı okuyorum.(bir yandan da çalışıyorum) Yaşadığın şu gelgitleri ben de zamanında epeyce yaşadım, herkesten geride kaldığımı düşünüp düşünüp kendimi paraladım.
Tavsiyem;
1. Mezun olduğunda ne yapmak istediğini, hangi alanda çalışmak istediğini belirle, zaten bu konuda netsen işin en zor kısmını halletmiş, yolu yarılamış olursun.
2. Okulda işine yarayacak bir bölüme çap yap, çapla uğraşamam diyorsan aöf den dış ticaret, uluslararası ilişkiler vs oku, bölümün bu alanlara çok uygun. Okulun Mevlana ve Erasmus programlarına başvur. Okuldaki sosyal sorumluluk projelerine katıl, haftada 1-2 saatini ayıracağın projelerdir çoğu.(Öğrenciyken bolca gönüllük yaptım, kişisel gelişimine katkısı çok olacaktır eminim.)
3.Amacın özel sektörse, bolca staj yap (stajların farklı alanlarda olsun, mesela satış, ardından insan kaynakları, bir sivil toplum kuruluşu vs) ya da maaşla çalışabileceğin yerler var. Dış ticaret firmalarında asistanlık yapabilirsin part time. (Öğrenciyken yapmıştım) Firmaların, özellikle enerji firmalarının satış, pazarlama bölümlerinde staj yap, gerekiyorsa bu firmaları bul, çalışmak istediğini belirten bir mail at. (İstanbuldaysan yardımcı olabilirim bu konuda)
4. Ara ara okuduğun bölümle ilgili iş ilanlarına, okulun kariyer merkezi ilanlarına vs bak, yapabileceklerin hakkında fikir sahibi olursun.
5.Amacın akademisyenlikse, yapman gereken zaten belli başlı sınavlar, not ortalaması ve bir- iki hocayla sağlam ilişkiler.
Aklıma gelenleri yazdım ama kısaca; ne yap ne et, sadece okula gidip gelme, geç mezun olman önemli değil, vaktini boşa harcama.


Rh Negatif
(7 saat)
fikir amaçlı örnek vereyim. yurt dışında, rusya yani, inşaat işi yapan firmalarda çevirmen olarak rahatça iş bulabilirsiniz. şantiyelerinde pek rastlamadım ama merkez ofislerde çevirmenler çalışıyor. ve şanslısınız ki merkez ofisler, moskova veya peterburgda.

şantiye kısmında ise personel işlerinde çalışan insanların çoğu rus dili ve edebiyatı mezunu. minimum 2000 dolar alırsınız. yeni başlayan biri için söylüyorum. kendinizi rus iş yasaları üzerine geliştirirseniz personel müdürlüğüne kadar gidebilirsiniz. 5-6bin dolar.

mesleğimiz farklı ama şantiyelerde geziyorum ben de. yanlış hatırlamıyorsam omsk'u görmek istiyordunuz, 6 ay yaşadım tavsiye etmem :) bunun dışında o feribot benim de hayalimdi. helsinki'den tallin'e geçtim.

okulu 7 yılda bitirmiş biri olarak 26 yaşında işe başladım. o zamanlar bu hayallerin gerçekleşebileceğini düşünmüyordum. ama oldu. sizin de olacak.


tom creo
(7 saat)
Yukardaki tum onerileri degerlendir der meistercigim ama ben allah askina rahat birak kendini demeye geldim. Daha 25 yasindasin, 25 hicbir sey degil! Ister inan ister inanma! Tamam is bulursan calis da bulamazsan da kendini parcalama artik. Olan olmus, ki olan da oyle atla deve degil, biraz kendine sefkat goster hocam hatta bence bu anxiety uzerine calis, mezun olunca ac kalmayacaksin, aslinda neden neyi bu kadar dert ediyorsun onu tespit et, toparlan artik. :)


kassiopeia
(7 saat)
dostum hepimiz hikayeni biliyoruz sen niye her seferinde yoruyosun kendini uzuuun uzuun de ki dostlar beni biliyonuz ben yine bi sıkıntılandım ama kafam da rahat gibi. biz de diyelim ki meister boşver yav sakinleş tabi ki. bi sonraki sıkıntılanmana kadar deriz bunu yani kasma yav. ayrıca bence akademi kovala. diceklerim bu kadar.


keskulpesent
(7 saat)
Olm ben sana üzülüyorum ya. Kafası çalışan tipler hep böyle oluyor ama doğru yere çalıştırmadıkları için. Uzun süredir takip ediyorum seni buradaki bir çok duyurucu gibi.

Rh negatif yazmak istediğim şeylerin çoğunu yazmış.

Artık bu kadar sert davranma kendine, çok acımasız davranıyorsun kendine.

Yaşı hiç ama hiç dert etme, bir çok şeyi deneyip deneyip vazgeçmiş biri olarak mesleğimi elime aldığımda 35 yaşında olacağım. Hiç sorun değil, çünkü yapmak istediğim şeyi buldum ve yapmaya değer buluyorum. Ne yapmak istediğini bul ve oradan yürü. Geçen zaman önemli değil. İdare edecek kadar para kazanıyorsun, öğrencilik böyle ben de saçma sapan işlerde çalışıp geçinecek paramı çıkartıyorum ama genciz olum daha, nolcak

Zehir gibi çalışıyor kafan, güzel şeyler yapacağından kimsenin kuşkusu yok, ama gözünü seveyim düşünüp düşünüp sıyırma kafayı. Salla herkesi, sen neyi sevip neyi sevmediğini zamanla keşfediyorsun. Hislerini dinle, çok iyi dinle.


(4)

istanbul depreminin "küçük" olma ihtimali yok mu

konu hakkında ekşi ya da başka yerlerde yazılmış, "düzgüne benzeyen" her şeyi okudum fakat bu detayı hatırlamıyorum. kendi adıma, okuduklarımdan sonra deprem kuşağının nasıl çalıştığını ve istanbul civarında kesinlikle bir deprem olacağını anladım fakat aklıma şu soru takıldı: çanakkale'deki gibi de
konu hakkında ekşi ya da başka yerlerde yazılmış, "düzgüne benzeyen" her şeyi okudum fakat bu detayı hatırlamıyorum. kendi adıma, okuduklarımdan sonra deprem kuşağının nasıl çalıştığını ve istanbul civarında kesinlikle bir deprem olacağını anladım fakat aklıma şu soru takıldı: çanakkale'deki gibi depremler, adalar'daki enerjinin kademeli olarak boşalmasını sağlayıp, beklenen büyük depremin 5.5 gibi daha düşük bir şiddetle gerçekleşmesini mümkün kılamaz mı? sanırım her hâlükarda 6.9 - 7.9 arası bir şey bekleniyor. deprem olacak denmesini anlıyorum ama artçısı, öncüsü derken şöyle 3.7, 4.2, 5.4, 5.2, 3.9 diye sallana sallana boşaltsa enerjisini olmaz mı? imkân yok mu? vasat dimağların anlayabileceği şekilde açıklayabilir misiniz?
der meister
(21.02.19)
Ben de uzman değilim de bununla ilgili bir şey okumuştum, o fayın enerjisini atması için 5 şiddetinde (rakamı sallıyorum) yüz bin tane falan deprem olması gerekiyormuş. 5'le 7 arasında eksponansiyel bir fark var yani.


Buyuk bir deprem olacagini ongoroebilecek bir teknoloji yok. Dedigin sey de gayey mumkun. Bunu net ongorecek ya da yalanlayacak bir teknoloji de yok.
İstatistiki veriler var elde sadece, daha otesi yok. Hava durumu tahmino gibi degil bu. Onumuzdeki 80 yil boyunca buyuk deprem olmayadabilir ya da Adana yerlebir olabilir. Yeterincr okuduysan boyle bir teknoloji olmadiginj da gorursun zaten. Biraz medya etkisi var.


stavro
(21.02.19)
Anladığım bir mevzu değil fakat bildiğim şey şu. Bizim 5.0 dediğimiz deprem ile 7.00 dediğimiz deprem arasında 100 kat enerji farkı var. 2 tane 5.5 şiddetinde deprem 7.5 şiddetinde depreme eşit değil yani.

O nedenle 3-5 şiddetinde sallasın 5-10 kere kurtulalım mantığı yanlış olabilir.


Ustte aciklanmaya calisan sey desibel kavrami. Logaritmik bir olcu birimi oldugu icin 2 kademe arasinda hayvan gibi fark var(ses olcerken de ayni mantik var).
Bu yuzden 7 cok buyuk bir sayi.

Diger sorularini bilmiyorum.


acemi
(21.02.19)
(8)

wikipedia'ya siz de girebiliyor musunuz?

"wikipedia'ya erişimin açılması" diye başlık açıp milleti galeyana getirmek istemedim fakat ben wikipedia'ya girebiliyorum sabahtan beri. normalde girilemeyen siteler için vpn kullanırım. dns ayarı falan yok. vpn kapalıysa zinhar giriş yapamazdım. şu an bakıyorum açık mı kalmış diye, yok. gayet de k
"wikipedia'ya erişimin açılması" diye başlık açıp milleti galeyana getirmek istemedim fakat ben wikipedia'ya girebiliyorum sabahtan beri. normalde girilemeyen siteler için vpn kullanırım. dns ayarı falan yok. vpn kapalıysa zinhar giriş yapamazdım. şu an bakıyorum açık mı kalmış diye, yok. gayet de kapalı. pornhub'a girmedi mesela hehe. wiki'yi açıyor ama takır takır. sizde nasıl durum?
der meister
(20.02.19)
2-3 saat once ancak wikizeroya girebildim.


malwethiel
(20.02.19)
mobil ya da wifi açılmıyor bende de.


tabirimekruh
(20.02.19)
giremiyorum. superonline fiber.


kaptankedi
(20.02.19)
yok abi ukrayna'da olmayasın bi bak istersen?


@palve, akfsjsj yok abi memleketteyim. T Ü R K Ü Y E <3


der meister
(20.02.19)
Ben ne mobilde ne ttnet'te üzerinden giremiyorum ama kardeşim kampüste girdiğini söylüyor.


pembe mezarlık
(20.02.19)
ben yasaklandığından beri hep girebiliyorum, giremediğim bir dönem hiç olmadı. cloudflare dns kullanıyorum. vpn'e filan gerek kalmadan sadece dns değişikliğiyle girilebiliyor, dns'yi de zaten wikipedia için değiştirmiş değilim, normal kullandığım dns.

bu sırada 2 servis sağlayıcı değiştirdim yani toplamda 3 servis sağlayıcıda da giremediğim bir dönem hiç olmadı.


rotten head
(20.02.19)
dün girdim, bugün giremiyorum. hatta ekşide başlığını aradım, heralde açıldı dedim.


(8)

instagram'dan anlayanlara bir soru (mesaj beğenilmesi)

bugün uyandığımda telefonda tek bir bildirim vardı: "xXx gönderdiğin bir mesajı beğendi" şeklinde. bildirime tıklamayıp instagram uygulamasına gittim, herhangi bir bildirim yoktu sanırım (uyanır uyanmaz yaptığım için pek hatırlamıyorum ama yoktu sanki). başka bir şeyin bildirimi vardı galiba, fotoğr
bugün uyandığımda telefonda tek bir bildirim vardı: "xXx gönderdiğin bir mesajı beğendi" şeklinde.

bildirime tıklamayıp instagram uygulamasına gittim, herhangi bir bildirim yoktu sanırım (uyanır uyanmaz yaptığım için pek hatırlamıyorum ama yoktu sanki). başka bir şeyin bildirimi vardı galiba, fotoğraf beğenisiydi sanırım.

sorun şu ki bu xXx zamanında sizin de gazınıza gelerek (eheh) açıldığım, medeni cesaretli nefis bir erqeq olarak hislerimi paylaştığım, karşılığında ise çok tuhaf bir tavır yediğim, "yanlış anlamışsın" diyerek beni her yerden engelleyip silen, gördüğünde de selam vermeyen bir kız.

mesajlara bakıyorum, bende sadece bir tane mesaj görünüyor. onun da beğenildiğine dair bir şey yok.

merak ettiğim şu: bir hata olmuş olabilir mi yoksa bu hanımefendi yanlışlıkla beğenip geri mi çekmiş hemen? bana bildirim geldi fakat neyin beğenildiğini anlamadım gerçekten. en son mesajı 5-6 ay önce atmışımdır.

yanlış anlaşılmasın ümidim olduğundan falan sormuyorum, o tavırlarından sonra zaten en azından duygusal anlamda aşırı soğudum kendisinden ama yanlışlıkla kalkıp 5 ay öncesindeki mesajı beğendiyse kahkaha atacağım eheh.

"yok olum insta saçmalıyor bazen, mesaj falan beğenmemiştir" derseniz susayım.
der meister
(19.02.19)
yanlışlıkla beğenmiş sonra geri almıştır. salla gitsin.


nrmnm
(19.02.19)
İlgi çekmek için özellikle beğenip geri almıştır. Tuzağa düşme.


lcha
(19.02.19)
yok ben gerçekten beğenmiş mi onu merak etmiştim, tuzak ya da değil, kendisiyle iletişim kurmayı düşünmüyorum. "arkadaş kalalım" dedi, "tamam" dedim, yüzüme bile bakmadı. insanlık ettim, "ya ben farkında olmadan bir hayvanlık mı yaptım? düne kadar arkadaş kalalım diyordun, yüzüme bakmıyorsun şimdi. tamam hiçbir şey dünkü gibi değil, benimle eskisi gibi samimi olmayı istemiyor olabilirsin, anlıyorum ama en azından gördüğünde bok görmüş gibi kafanı çevirmesen? çok mu şey istiyorum?" diye sordum. "yeaaa sen yanlış anlamışsın kendi kafanda kurmuşsun ben nasıl isterse öyle davranan bir kızım" diye başlayan bir "özgür kız" tiradı attı, dedim pü allah senin belanı versin, iyi ki samimiyetimize güvenip "hoşuma gidiyorsun, sana karşı boş değilim" dedik, piii.

ben kendisinin gerçekten bana hiç ilgi duymadığına inanıyorum, zaten tuzaklayacak olsa aradan geçen 5-6 ayda yapardı sanırım. hatta bana kalırsa başka bir şey arıyordu da farkında olmadan bizim sohbeti açtı, yanlışlıkla beğendi. bilerek yaptığını sanmıyorum ya da kendisi çok güzel numara çekiyor.

teşekkür ederim cevaplarınız için. demek ki kendisi beğenmiş. hmm. aferin. utansın biraz, "ay ne bok yedim ben" desin. ben de gidip bütün arkadaşlarına xXx bana aşık yea diyeyim. kamon biç savaşmak istiyorsan savaşalım.


der meister
(19.02.19)
Madem savas basladi, duvarinda paylas : "yalandan like atip geri cekenleri cok gorduk, sen o firsati kacirdin artik".

Daha sonra da hic bi mesajina falan geri donme ahahaha evini basar soyliyim


brkylmz
(19.02.19)
Ne ilgi cekmesi yanlislikla basip geri cekmis iste buradakilerin gazina gelip hayalkiriklina ugrama.


stavro
(19.02.19)
@stavro, hayır benim zaten bir hamlem olmayacak da en son 5 ay önce yazdığım kızın "yanlışlıkla" mesaj beğenmesi ilginç geldi. ya bir hatalar silsilesi sonucunda başka bir şey ararken yanlışlıkla benim mesajlarıma girdi, üstüne benim mesajımı beğendi ya da bir halt karıştırıyor. neyse, önemli değil zaten. benim merak ettiğim şey esasen kendisinin beğenip beğenmediğiydi. "hassktr ne bk yedim" gerginliği ona yeter. vesselam......


der meister
(19.02.19)
aradan o kadar süre geçmiş mesajı "yanlışlıkla" açmış olamaz, yakın tarihte sürekli mesajlaştığı arkadaşları ya da başka bir şeyleri olmuştur. bence bilerek beğendi ve beğeniyi geri çekti, kendini hatırlatmak dersiniz, tuzak dersiniz, ne dersiniz bilmem ama kasıtlı olduğu bariz.


QweAsdZxc
(19.02.19)
(3)

sosis bagajda bozulur mu ya?

yiyemeyeceğim kadar fazla almış olabilirim. türkiye'ye dönerken bavula atsam bunları dayanmazlar mı? onlardan değil ama daha meşhur olduğu için söylüyorum: bratwurst gibi şeyler. güzelce poşetlesem, havasını alsam vs. 30 saat kadar bavulun içinde dayanmaz mı bunlar iki buzdolabı arasında?gerçi elimd
yiyemeyeceğim kadar fazla almış olabilirim. türkiye'ye dönerken bavula atsam bunları dayanmazlar mı? onlardan değil ama daha meşhur olduğu için söylüyorum: bratwurst gibi şeyler. güzelce poşetlesem, havasını alsam vs. 30 saat kadar bavulun içinde dayanmaz mı bunlar iki buzdolabı arasında?

gerçi elimdekileri yemek sorun değil onları her türlü gömerim de türkiye'ye götürebilsem fena olmazdı ://
der meister
(15.02.19)
Dayanir ya. Ucakta zaten asagiya veriyorsan soguk.
Disarida da hava cok sicak degil.


kuehles blondes
(15.02.19)
benimkisi eve gidene kadar cok daha uzun zaman gecirecek valizde maalesef. 30 dk metro, 11 saat tren, 7 saat bekleme, 2 saat ucak, 1 saat bekleme, 3 saat otobus. asagi yukari boyle. bu surecte "soguk" kalabilecegi tek yer ucak sanirim. risk almayacagim galiba ya, oyle voink diye iki saatte evde olacak olsam neyse ama ucaga gidene kadar cok yerden gecmem gerekecek.


der meister
(16.02.19)
Bisey olmaz bence. Ama sen bilirsin.


kuehles blondes
(16.02.19)
(2)

müzik-turne-grup işlerinden anlayanlar... konser setlist tahmini

setlist.fm'i biliyorum, onu belirteyim öncelikle.şimdi bu oomph dostlarımız ocak ayı sonunda yeni albüm çıkarmıştı. "yeni turne vöy vöy vöy" dediler ama bunun başlangıç tarihi olarak hep 1 mart'ı gösteriyorlar, biraz bozuluyorum. albüm sonrasındaki ilk konser kiev'de (benim gideceğim) olacak. sonra
setlist.fm'i biliyorum, onu belirteyim öncelikle.

şimdi bu oomph dostlarımız ocak ayı sonunda yeni albüm çıkarmıştı. "yeni turne vöy vöy vöy" dediler ama bunun başlangıç tarihi olarak hep 1 mart'ı gösteriyorlar, biraz bozuluyorum. albüm sonrasındaki ilk konser kiev'de (benim gideceğim) olacak. sonra da mart'ta turne başlıyor. yani yeni albümden sonra ama asıl turneden önce, arada derede kalmış tuhaf bir konser oluyor bir nevi.

bakıyorum orkestrayla çıkacakları son konser de kiev gibi, tur için orkestra yok. o yüzden önceki konserlerle benzer setlist olur gibime geliyor. öte yandan, böyle olursa eğer, yeni albümdeki hiçbir şarkıyı çalmazlar.

"derdini skeyim" diyebilirsiniz ama ben oomph'u aşırı çok seviyorum maşallah ve yeni albümden hiçbir şey çalmazlarsa biraz üzülürüm. canlı gördüğüm için her türlü deliririm. alles aus liebe ve unter diesem mond yeter (ki %999 çalacaklar) ama yeni albümden hiç çalmazlarsa ayıp olur. olmaz mı?

bu işleri bilenlere soruyorum: grupların böyle "albüm çıkardık ama ilk konserimizde yeni şarkıları çalmayacağız hahaha" türü hareketleri oluyor mu? "o konser turla alâkalı değil, o yüzden eski playlist'lerden devam ederler, yeni şarkıları asıl turneye saklarlar" mı dersiniz yoksa "albümden sonraki ilk konserde yeni şarkılar çalınmaz mı olm salak mısın sen, çalarlar" mı dersiniz?
der meister
(14.02.19)
İşin iç tarafında bin türlü ihtimal var. Her şeye hazırlıklı ol. Provaları bitmemiştir çalmazlar. Gaza gelmişlerdir çalarlar. Çalmayacak şekilde çıkıp biste çalarlar. Belki o işe zoraki gidiyorlardır gönder gitsin yaparlar.


alperz
(14.02.19)
yeni albümden çalmadılar :/


der meister
(16.02.19)
(2)

bir spotify sorusu

"belki ben beceriksizim" diye düşündüğüm için şu an sövmüyorum ama...yahu ben çalma listeme şarkı eklemek istiyorum. albüm daha doğrusu. albümü aratıyorum. şarkılar çıkıyor. sağda + var. bir tanesini ekliyorum. otomatik olarak çalma listesine geri gidiyor. niye gidiyorsun? tak tak hepsini seçmenin y
"belki ben beceriksizim" diye düşündüğüm için şu an sövmüyorum ama...

yahu ben çalma listeme şarkı eklemek istiyorum. albüm daha doğrusu. albümü aratıyorum. şarkılar çıkıyor. sağda + var. bir tanesini ekliyorum. otomatik olarak çalma listesine geri gidiyor. niye gidiyorsun? tak tak hepsini seçmenin yolu yok mu? her şarkı için albüm ismini yeniden mi aratacağım? "geri" deyince de gelmiyor, başka yere gidiyor.

ayrıca bu kafasına göre "benziyor" diye çalma listeme şarkı ekliyor. bastığımda da kısacık oynatıyor, şarkıyı dinletmiyor da. allah aşkına şu programda böyle düz winamp gibi şarkı seçip de liste yapma imkânı yok mu?
der meister
(09.02.19)
Albümün yanında kaydet tuşu var. Kaydet dersen albümün tamanını şarkılarım kısmına ekler. Diğer sorunu ilk defa duydum :/


kardeşime gösterdim, o kullanıyor spotify'ı. o da anlamadı. inanılmaz saçma bir durum. premium değilim eyvallah da para vermeyince hiçbir şey yaptırmayacaksa yazsınlar o zaman para vermeyen kullanamaz diye, biz de zırlamayalım. şarkıları çalma listeme ekliyorum mesela. çalma listemi açıyorum. ne denir artık trailer mı preview mı ne haltsa, 10-12 saniye dinletiyor şarkıyı sjfsjfjs. "oynatma" diye bir olay yok, hiçbir şarkıyı açıp da baştan sonra dinleyemiyorum. neyse ya sildim gitti, amele gibi tek tek indireceğim artık.


der meister
(09.02.19)
(11)

istanbul'dakiler deprem konusunda nasıl bu kadar rahat olabiliyor?

gölcüklü olmamın da payı var bu korkuda elbette ama daha ziyade şahsi manyaklığım diyelim. ben istanbul'a olabilecekleri düşündükçe fena oluyorum. geçtiğimiz bir yıl içerisinde bu şehre sadece iki kez gittim yanılmıyorsam, onlarda da ex-waifumla buluşmak için. gece uyurken "umarım deprem olmaz" diye
gölcüklü olmamın da payı var bu korkuda elbette ama daha ziyade şahsi manyaklığım diyelim. ben istanbul'a olabilecekleri düşündükçe fena oluyorum. geçtiğimiz bir yıl içerisinde bu şehre sadece iki kez gittim yanılmıyorsam, onlarda da ex-waifumla buluşmak için. gece uyurken "umarım deprem olmaz" diye düşünüyordum. ayrıldığımızda içimi en çok rahatlatan şeylerden biri "istanbul'da aklımın kalacağı biri yok artık" düşüncesi oldu - başına bir şey gelse şimdi de kahrolurum tabii ama yıllarımı birlikte geçirdiğim, hayatımın en önemli parçalarından birini kaybetmiş olmam en azından. neyse.

demem o ki, ben orada yaşayan insanlar ve ülkenin geneli için çok korkuyorum. maltepe'de çöken binayla birlikte bu korkum yine hortladı. ben istanbul'u zaten sevmem ama şu deprem korkusu yüzünden bir günlüğüne dahi olsa gitmek istemiyorum, kardeşime hep üniversite için ankara'yı hedeflemesini söylüyor hatta çok gaza gelince "istanbul'a gidersen kardeşlikten reddederim" diyorum ajsfjafjs.

ölüm her yerde ve her zaman bulabilir, bu konuda takıntılı birisi değilim ama GÖZ GÖRE GÖRE bu riske rağmen istanbul'da yaşanmasını falan anlayamıyorum.

evet 35 yıldır orada yaşayan, evi barkı orada olan insanlar "hmmm 50 sene içinde deprem olabilir" diye düşünüp de gidemeyebilirler ama diğerleri? yeni yerleşenler, imkânı olduğu halde ayrılmayı istemeyenler, denize yakın 50-60 yıllık binalarda oturanlar?

abi nasıl bu kadar cesur ve rahat olabiliyorsunuz? ben mi manyağım?
der meister
(09.02.19)
Sen manyaksin der meistercigim.


kuehles blondes
(09.02.19)
Olamiyoruz, bence depremden beri bu sehirde herkesin kafasi yanik.

Bizim bina yeni yapildi, ama tasindigimiz 1970 yapimiydi. Ev sahibine beton bina omru 50 yilmis dedim. Ya bu ev cok dayanikli falan dedi. Iyi dedim oturun siz.
Daireler de 1 milyon falan. Fakir de degiller yani


acemi
(09.02.19)
Değilsin. Beykozda ve yeni bir bibada olmak bir nebze rahatlatıyor beni ama yine de umarım deprem olmaz diye yatıyorum her gece. Kaldı ki 99 depreminde millet camlardan atlarken "bu saatte dondurmacıya mı gidilir" demiş biriyim. O derece hissetmedim yani o depremi. Hissedenlerin diken 0zerinde olması lazım


lesmiserables
(09.02.19)
@kuehles, ya tamam ben manyağım ama istanbul'da yaşayanlar fazla rahat değil mi? dediğim gibi 15 milyonluk şehrin boşaltılmasını, herkesin tasını tarağını toplayıp gitmesini beklemiyorum ki eminim en az 5 milyon kişi "ölürsek ölürüz nabalım" diyecektir. ama ben burada "ölürüz mölürüz neme lazım" deyip evden çıkmamak tarzı uç bir takıntıdan söz etmiyorum - bilimsel bir gerçek bu, istanbul çok yüksek ihtimalle, hiç uzak olmayan bir zamanda ciddi bir deprem görecek. komplo teorisi değil, bilimsel temeli olmayan bir iddia değil. yellowstone'un patlaması veya dünyaya göktaşı çarpması gibi uzak ya da ekstrem bir ihtimal de değil. niye hala gidiyorlar, niye hala yaşıyorlar?

diyorum ya gece uyurken "yarın otobüs çarpmaz umarım" diye düşünsem tamam diyeceğim ben cidden kafayı yemişim ama deprem bu. olması beklenen bir deprem üstelik. bilmiyorum. çıkın bence oralardan çok rica ediyorum :/


der meister
(09.02.19)
Oturdugum bina 3 katli ve dedemle babam kendi yapmis. 99 depreminde adapazarindaydim o bina 4 katliydi dedemin abisinindi beraber yapmislar. Saginda solundaki evler yikilmis, o yikamazsiniz dercesine ayakta duruyordu. Sansliyim.

Istanbul depremi olur ve bu 3 katli ev cokerse oleyim zaten aq. Eve guveniyorum, yasadigim yerin zemin saglamligi haritasinda 3. Sirada olmasina guveniyorum, depremde ev yikilmazsa istanbul karismisken ordu’ya gidip yasama ihtimalime guveniyorum.

99 depremi benim psikolojimi bozmustu o donem, kamyon seslerinden bile korkardim. Cocuk aklimla aylarca uykusuzluk cektim. Istanbul’a gidene kadar epey kaldik oralarda ceset kokuyordu ortalik. Cok kotu zamanlardi. Umarim olmaz, su hayatta en korktugum seydir deprem. bazen sagda solda karsima cikinca insallah olmaz diye dua ediyorum. Ama dedigim gibi burasi yikilmaz. Yolun karsisindaki korkutuyor beni, yan duser tepemize inerse yapacak bisi yok.


eazy
(09.02.19)
manyak değilsin bence ya da ben de manyağım bilmiyorum. İstanbul'dan başka bir şehre yerleştim tabii bunda pek çok şeyin etkisi var ama deprem korkusunun da etkisi büyük. her gece yatmadan önce ya bu gece olursa korkusu içimi sarıyordu. tabii bu işler kaçmakla olmuyor. bir sebeple giderim yine denk gelecekse gelir ama en azından her gece aklıma gelmiyor ve içim rahat.


akan dame
(09.02.19)
ben istanbul'u terk edenlerdenim ve terk etme nedenlerimden biri de deprem ihtimaliydi ama bu nedenler arasında çok çok büyük bir ağırlığı olduğunu söyleyemem. insan doğası gereği hayatını sürdürebilmek için bu tür riskleri aklına getirmemeye çalışıyor yoksa herkes kafayı yer. çöken binalar veya ufak çaplı depremler bu korkuları tekrar gün yüzüne çıkarıyor, insanlar gitsek mi diye bir süre düşünüyor ama 4-5 gün içerisinde tekrar sönümleniyor bu korkular, hayatın akışı böyle işte. benim de ailem olayın yaşandığı bölgede oturuyor, olaydan sonra aklım hep onlarda kaldı ama o endişeler de zamanla azaldı ve rutinime döndüm. inşallah onlar da beklenen depremden önce gidebilirler istanbul'dan.


hrskrs
(09.02.19)
ourworldindata.org

natural disasters derken sadece deprem de değil sonuçta. ona rağmen en alt sırada. hadi istanbul için orayı 20 katına çıkar. yine önemsiz. 100 katına çıkarsan yine umrumda olmaz. sigara içmemek, spor yapmak, sağlıklı beslenmek yaşam süresini istanbul'dan taşınmaktan çok daha fazla etkiler.


ghilleinthemist
(09.02.19)
Haklisiniz. Ben de gitmek istiyorum bu sehirden. Cunku depreme dayanikli yepyeni evlerde oturma sansim da yok.

Ama isim burada baska bir sehirde isimi yapmam imkansiza yakin. Gidemiyorum.


Waifu kelimesinin manasını çok yanlış biliyorsun. Sanal ve gerçek olmayan animasyon manitaya waifu diyorlar.

Onun dışında yıkımın maltepe'de değil kartalda gerçekleştiğini bilmediğine göre o kadar da ilgini çekmiyor bu konular. Ben de 17 ağustosu ve sonrasını Yalova'da yaşadım. İstanbul değil mesele. İstanbullulara yazık napacaklar derken Yalova'da Sakaryada çatısından kiremit düşmeyen binaların toprağa gömülmesiyle öldü insanlar.

İstanbul'un bu konuda avantajı da var. Daha geçen aylarda Yozgat'ta aynı kartaldaki gibi bina çöktü. Kimsenin haberi yok. İstanbul olunca en azından ilgileniyorlar.


windows95
(09.02.19)
Herkes depremin gece yarisi olacagi ve o anda da kendi evinde olacagi konusunda hemfikir sanirim :)

Bakmaya erindim ama Konya'da bi apartman vardi meltem apartmani mi ne. Bi anda coktu gitti. Cok da seyapmamak lazim yani.

Ek not: marmara depremi'nde karamursel'deydim (golcuk'un yani)


brkylmz
(09.02.19)
(3)

göz durumu - sizce ne yapayım?

haziran başında 25 doluyor, haliyle babamın sigortasından faydalanamıyorum o saatten sonra. gözlerim ciddi ölçüde bozuk (üç sene önce doktor söylemişti ama çok rahatsız olmadığım için üzerinde durmamıştım, şu an daha kötü) ve artık tedavi olmak zorundayım. çizdirmem maddi sebepler dolayısıyla imkâns
haziran başında 25 doluyor, haliyle babamın sigortasından faydalanamıyorum o saatten sonra. gözlerim ciddi ölçüde bozuk (üç sene önce doktor söylemişti ama çok rahatsız olmadığım için üzerinde durmamıştım, şu an daha kötü) ve artık tedavi olmak zorundayım. çizdirmem maddi sebepler dolayısıyla imkânsız. lensten korkuyorum (sorumsuz ve ahlaksız bir insanım, gözüme hassas bir şey sokma fikrini sevmiyorum, yanlışlıkla maydonoz falan kaçırırım). gözlük kullanma fikrinden de yine benzer sebeplerle (ekstra sorumluluk jfsjfks) nefret ediyorum ama artık başka çarem kalmadı sanırım, ayran her türlü dökülecek.

ben 25'i doldurana kadar gözlük almak istersem sigorta bunun ne kadarını karşılar? çok para vermeden düzgün bir şey alabilir miyim? "şekilli" bir gözlük aramam ama sonuçta sabah akşam kullanacağım bu naneyi, kendime yakıştırdığım ve hoşuma giden bir şey olsun da isterim. aşağı yukarı ne kadara patlar bu bana?

bunun dışında "ne korkuyosun olm bi şey olmaz, lens teknolojisi çok gelişti agepe döneminde" diyerek yüreklendirebilirsiniz de... en uygunu lens olacak sanırım ama gerçekten korkuyorum. gözümde unuturum, solüsyon diye sirkeye yatırırım vs. %60-70 performansla görmek, lensle %100 görmekten daha cazip geliyor şu an, pü.

bonus soru: lazer istesem ne kadara mal olur? piyasası nedir?
der meister
(08.02.19)
Lazeri bilmiyorum.

Eğer dediğin gibiysen lensten en azından şimdilik daha iyi. Ben de sorumsuzum, bu kesinlikle tavsiye değildir ama bir yere kadar lens sorumsuzluk kaldırıyor. Yine de risk almaya değmez. Gözlük için de güncel miktarları bilmesem de devlet çerçeve ve camın az bir kısmını karşılıyor. Numarana göre değişir, benim gibi 5.5 cam alacaksan onun inceltmesi falan baya tutarlı. Ama düşük numara daha ucuz. Çerçeve de bin çeşit, sonradan ugraşmaktansa önce muayene olup numaranı öğren, sonra kendine gözlük seçmeye çalışırken hayata bin türlü söversin. Kolay gelsin.


malwethiel
(08.02.19)
Camla birlikte sadece 42 tl gibi bir meblağı karşılıyordu hatırladığım kadarıyla. Sigortanın tamamen karşılayıpta alabileceğin gözlük anca dede gözlüğü ve kalitesiz olur sanırım. Cam en basitinden alırsan sıkıntı değilde dede gözlüğü olmayan bir model bakıp üzerini tamamlayın derim. Dolar bu fiyatlardayken biraz ödeme yapmanız gerekecektir. Bence opmara bi bakın, modelleri bi keşfedin.

Lens işi çok titiz olmak değil ama bokunu çıkartmamak önemli. Bir de takmadan ve çıkartmadan önce ellerinizi sabunla yıkarsanız, solüsyon değişimine önem vermeseniz dahi gözünüz mikrop kapmaz. Ha bir de gözünüzü kirli ellerinizle ovalamayın lens varken.

Lazer kornea yapınıza göre şekillendiğinden, uygun ameliyatınızın ücreti de doğal olarak korneanıza bağlı. Amrliyat olacağınız hastaneye bağlı. 1500 ile 3500 arası değişir.


filipis
(08.02.19)
Gözlük cam-çerçeve hususu e-devlet üzerinden sorgulanıyordu değişmediyse.


(2)

booking sorusu

günaydın,booking'de "rezervasyonu yazdır" dediğimizde çıkan güzel bir sayfa var ya... tüm bilgiler yer alıyor. tam olarak pasaport kontrolünde sunmalık türden. onu pdf olarak kaydetme şansımız yok mu? ben oraya sadece "print confirmation"a tıkladığım zaman erişebiliyorum ve orada farklı kaydetme seç
günaydın,

booking'de "rezervasyonu yazdır" dediğimizde çıkan güzel bir sayfa var ya... tüm bilgiler yer alıyor. tam olarak pasaport kontrolünde sunmalık türden. onu pdf olarak kaydetme şansımız yok mu? ben oraya sadece "print confirmation"a tıkladığım zaman erişebiliyorum ve orada farklı kaydetme seçeneği yok. o ekranı dosya olarak kaydetsek, mail yoluyla gönderebilsek dünya daha güzel bir yer olmaz mıydı?

yazdırmak istiyorum, app'ten falan göstermek olmaz. pdf dosyası olarak almam, onu da yazdırmam lazım. rezervasyonun herhangi bir yerinde öyle seçenek var mı benim göremediğim? varsa nerededir?

geçen sefer saatlerce aramıştım sanki, sonunda bulmuştum. şimdi bulamıyorum.
der meister
(07.02.19)
print confirmation dediginde cikan printer pop-up'inda "save as pdf" secenegi olur. onu secersen masaustune pdf olarak kaydeder.


crucio
(07.02.19)
aaa. eskiden bu seçenek direkt çıkıyordu. şimdi başka yere koymuşlar. ayrı bir seçenek olarak varmış. şansa yaşıyoruz yemin ederim. teşekkürler.


der meister
(07.02.19)
(3)

ukrayna'ya çipli kimlikle gitmiş olanınız var mı?

arkadaşım ilk kez yurtdışına çıkacak. çipli kimliği var diye hiç de üzerinde durmadık, "ulan prosedürü var mıdır?" diye düşünmedik. ben zaten pasaportla girip çıktığım için onun herhangi bir zorluk yaşayacağını akıl edemedim açıkçası. seyahate de çok az kaldı, bu saatten sonra ekstra bir şey zaten y
arkadaşım ilk kez yurtdışına çıkacak. çipli kimliği var diye hiç de üzerinde durmadık, "ulan prosedürü var mıdır?" diye düşünmedik. ben zaten pasaportla girip çıktığım için onun herhangi bir zorluk yaşayacağını akıl edemedim açıkçası. seyahate de çok az kaldı, bu saatten sonra ekstra bir şey zaten yapamayız.

form doldurtulduğunu biliyorum. geliş, gidiş, kalacak yer vs... rusçası ve ingilizcesi var, formu doldurur, elimizde uçak-tren-kalacak yer yiyeceğimiz her haltın belgesi, sigorta vesaire mevcut.

buna ek olarak "kesinlikle gerken" başka bir şey var mı? çocuk "sen biliyorsun bu işleri" diye bana güvendi, oraya kadar götürüp adamı aprondan geri uğurlamayayım sonra.
der meister
(07.02.19)
Cipli ile gitmen lazim olm zaten. Pasaport yok ve kimlikle gireceksen yeni kimlik olmasi gerekli.


stavro
(07.02.19)
"kimlikle gitmiş olanınız var mı" yazsaydım "kimliğin çipli olması lazım ona dikkat et" diyecek birisi çıkardı. o yüzden kendim çipli diye ekledim.


der meister
(07.02.19)
çipli yeni kimlik ile girebilir. sadece belirttiğin gibi form dolduracak o kadar. ben pasaport ile girerken yanımdaki çipli kartı olanlar form dolduruyordu ve sonra rahat şekilde giriyorlardı.


(4)

havalimanına dış hatlar uçuşundan 2 saat önce gelsek?

atatürk için çok mu geç olur? normalde zaten öyle diye biliyorum ama atlas mesaj atmıştı, yurtiçini hatırlamıyorum ama yurtdışı için 3 saat önceden gelmeniz gerekiyor diye. havalimanının yakın zamanda kapanacak olmasıyla ilgili bir düzenlemeden kaynaklanan, atatürk'e has bir durum mu bu? 2 saat önce
atatürk için çok mu geç olur? normalde zaten öyle diye biliyorum ama atlas mesaj atmıştı, yurtiçini hatırlamıyorum ama yurtdışı için 3 saat önceden gelmeniz gerekiyor diye. havalimanının yakın zamanda kapanacak olmasıyla ilgili bir düzenlemeden kaynaklanan, atatürk'e has bir durum mu bu? 2 saat önce varsak sorun olur mu mesela?

ben bu zamana kadar zaten hep en az 2 saat önceden gittim ama hiçbirinde de "iyi ki böyle yapmışım" demedim açıkçası, yani pekala 90 dakika kala gidilse bile yetişilebilirdi hepsinde.

otobüs biletimi ona göre alacağım. 15:15'teki dış hatlar uçuşu için 13'te havalimanına giriş yapmış olmak (x-ray'den falan geçilmiş, havalimanına girilmiş) yetmez mi? 2 saat 15 dakika var allah aşkına bu da yetmeyecekse kapatsınlar zaten havalimanını, bu ne?
der meister
(05.02.19)
2 saat rahatlikla yeter her sey icin.


2 saat yeterli


sys coyg
(05.02.19)
İki hafta önce atlasjet bir tane kontuar açıp bütün uçuşları tek bir kişiyle almaya çalışıyordu. Biz erken gitmiştik de sorun olmamıştı ama uçuşu yaklaşanlar öndekilere sora sora bagaj verme derdindeydi. Mesaj attılarsa önemli, yine böyle bir manyaklık yapıyor olabilirler. Sonra da üç saat önce yoktunuz, bana ne bagajı veremediyseniz derler mi der bu manyaklar.


kablelorelia3
(05.02.19)
Dis hatlar geliş in x-ray sırası gidiş den daha az oluyor asagidan girip yürüyen merdivenle yukarı çıkarsanız 10-15 dk kazanabilirsiniz. 2 saat yeterli bence de.


monkey
(05.02.19)
(4)

booking ödeme sorusu

merhaba,9-13 şubat arası için rezervasyonumuz vardı; normal şartlarda kalacağımızdan emin olduğum için "ücretli iptal" olmasına rağmen önemsemedim, kiraladım yeri. şu an iptal edersem ücretin tamamını ödemem gerekiyor.sonra havayolunun b*k yemesi nedeniyle bu tarihler 11-14 şubat olarak değişmek zor
merhaba,

9-13 şubat arası için rezervasyonumuz vardı; normal şartlarda kalacağımızdan emin olduğum için "ücretli iptal" olmasına rağmen önemsemedim, kiraladım yeri. şu an iptal edersem ücretin tamamını ödemem gerekiyor.

sonra havayolunun b*k yemesi nedeniyle bu tarihler 11-14 şubat olarak değişmek zorunda kaldı. mekan 14'üne uzatamam, başkası gelecek diyor. o tamam. dedim bari ücreti düşürün, iki gün için dört gün parası alıyorsunuz. iki değil üçe bile razıyım, sonuçta onca gün biz 9-10 şubatı kendimize almıştık, adam satamadı o tarihleri. 2-3 gün kala böyle yaparak zarara sokuyoruz. onu da anlıyorum. masrafı direkt yarıya indirsin bile demiyorum ama %20-30 azaltsa yine razıydım.

sadece booking.com üzerinden değişiklik yapabilirsin diyor, e booking de değişiklik için para ödememi istiyor. parayı ödersem değişiklik yapmamın ne anlamı olacak ki.

sistemde kart kayıtlı. şu an zaten limit olmadığı için para çekemez ama olduğunda şraks diye alıp götürebilir hepsini. bunu istemiyorum.

ben para vermeden kurtulamaz mıyım bu mekandan şimdi? bazıları "kartın cvc'sini değiştiriyorum" demişler ama ya booking önceki halini saklıyorsa sisteminde? rezervasyon yaparken verdiğim bilgi farklıydı sonuçta.

vallahi böyle şeyleri hiç sevmiyorum, onlar da zor durumda kalsın istemiyorum ama kabul etmiyor adam ben napiyim, 2 gün için ne iki katı para vericem allah aşkına.
der meister
(04.02.19)
kartı iptal et bankadan. booking'den yeni kullanıcı aç. geçmiş olsun.


ebabil curnatasi
(04.02.19)
sanal kartta limit yokken hicbir sey yapmasan da para cekemezler, sonrasinda cekemedigi islem iptal oldugundan sanal karta para koydugunda da o islem gerceklesmez. sans eseri sen karta para attiginda o anda onlarin da cekim yapmasi lazim yani. ama icim rahatlasin dersen cvcyi veya kart numarasini salla da yaz. eski halini kaydetmek ve/veya paylasmak gibi bi hakki yok bookingin. yasal da degil zaten.


in vino veritas
(04.02.19)
peki basima bir is gelmez mi bu durumda? adamlar salaga yatiyor. durumu izah ettigim halde "rezervasyonu sadece booking uzerinden iptal edebilirsiniz" deyip duruyor. uzgunum ama tamamen elimde olmayan sebeplerle planim degisti, iki gun icin uc gun ucreti odemeye dahi razi olmustum ama hicbir sekilde esnetmiyorlar. daha ucuza mis gibi yer buldum bile.

umarim tatilin ortasinda polis falan enseleyip goturmez, kalacagim diger yerleri de booking uzerinden ayarlamistim ahaha.


der meister
(05.02.19)
bana da hollanda'da aynisi olmustu. basima henuz bir sey gelmedi 1 yili gecti :) he onu da soyliyim sonrasinda da ayni sanal kartimi defalarca kullandim.


in vino veritas
(05.02.19)
(2)

2010'un 150 lirası bugün kaç liraya denk gelir?

enflasyon hesaplama aracı varsa (ki vardı sanırım) kuruşu kuruşuna da söyleyebilirsiniz tabii ama genel bir tahmin işimi görür, borç-harç meselesi değil. şeyi düşünüyordum, 2010'da rammstein konserine saha içi biletini 150 liraya almıştım. iyi hatırlıyorum, maddi durumumuz pek iyi olmamasına rağmen
enflasyon hesaplama aracı varsa (ki vardı sanırım) kuruşu kuruşuna da söyleyebilirsiniz tabii ama genel bir tahmin işimi görür, borç-harç meselesi değil. şeyi düşünüyordum, 2010'da rammstein konserine saha içi biletini 150 liraya almıştım. iyi hatırlıyorum, maddi durumumuz pek iyi olmamasına rağmen annemle babam hiç sorun çıkarmamıştı. gerçi, bilet almadıkları takdirde yaşayacağım yıkım nedeniyle bali ve tiner çekmeye başlayacağımı bildikleri için de "paraları varmış gibi" davranıp almış olabilirler, bilmiyorum.

bugün bakıyorum da moskova-petersburg konser biletleri bile (ki rusya alım gücü olarak bizden iyi bir yer değil) inanılmaz pahalıya gidiyor. türkiye'ye gelseler şu an kaçtan satılır, aşağı yukarı onu tahmin etmeye çalışıyorum. o yüzden.

bunun için ayrıca tahmin verebilirsiniz. yani "o zamanın 150 lirası şu an 350 liradır ama rammstein çok uzun zamandır turneye çıkmıyordu, muhtemelen son turneleri olacak, o yüzden bugünkü değeri de ikiye katla" şeklinde 150 liranın bugünkü değerinden ziyade konser bileti fiyatı tahmininde de bulunabilirsiniz hehe.

umarım 2020'de değil ama 2021'de gelirler. bence 2020 çok zor geçecek. para yok. 2021'de BELKİ bir nebze etkisini atlatmış oluruz. neyse, taksim'in delisi cenk gibi konuşmaya başladım. yakşamlar.

EDIT: 2011 değil, 2010. düzelttim.
der meister
(04.02.19)
2011 haziran-2019 ocak

150 tl=317.47 tl

Toplam Değişim (%) 111.65
İlk yılın TÜFE'si 188.08
Son Yılın TÜFE'si 398.07

www3.tcmb.gov.tr


efreet sultan
(04.02.19)
2010 yilindaki 343 tl yapiyormus: www3.tcmb.gov.tr


evrim halkasi
(04.02.19)
(3)

amarigan futbolu kurallarını aptala anlatır gibi

anlatan bir kaynak biliyor musunuz? detayları çok önemli değil. ne olduğunu dönecek kadar anlasam yeter.beni tanıyanlar bilir, kendim çok hırslı biri değilim ama nerede rekabetçi bir etkinlik var onu takip etmeye bayılırım. yani "abi gel horoz dövüşü var" deseler benim aklıma horoz dövüşü ligi kurma
anlatan bir kaynak biliyor musunuz? detayları çok önemli değil. ne olduğunu dönecek kadar anlasam yeter.

beni tanıyanlar bilir, kendim çok hırslı biri değilim ama nerede rekabetçi bir etkinlik var onu takip etmeye bayılırım. yani "abi gel horoz dövüşü var" deseler benim aklıma horoz dövüşü ligi kurmak, playoff serisi yapmak, sadece en iyi horozların dövüşebileceği horoz şampiyonlar ligi oluşturmak vs. gelir. çok seviyorum böyle "hype"ın tavan yaptığı etkinlikleri.

amerikan futbolunda da işte topu taşımak için şu kadar hakkın var, bilmem kaç yard taşıyamazsan top karşıya geçiyor onu biliyorum. touchdown'ı da biliyorum, yani olduğunda ya da olmak üzereyken anlıyorum aha td diye. ama işte genel olarak ne olup bittiğini çok şeyapamıyorum.

"ben anlatırım" ya da "al bu linkte anlatmışlar" diyenleriniz varsa göreve davet ediyorum lütfen.
der meister
(03.02.19)
Kesin bakmişsindir ama youtubeda özellikle super bowl öncesi avrupalilar için temel bilinmesi gereken kurallari anlatan baya video oluyo ya. Bi de animasyonli falan guzel anlatiyolar. Ufak bi aramayla bulursun tonla


nundu
(03.02.19)
Burada var: enesgul3.blogspot.com

Kafana takılan her şeyi sorabilirsin. Bir yıl cornerback oynadım.


(s)AINT
(03.02.19)
En kritiği şu kural bence;

Oyun kurucu (QB) uzun pas attığında defans oyuncusu, topu yakalayacak olan oyuncu topu eline almadan ona müdahalede bulunamaz.

operations.nfl.com


hepsi:
operations.nfl.com


heritage
(03.02.19)
(4)

katarlılar başakşehir'i neden alsın?

bunların çok parası ve hükümetle yakın ilişkileri var, onu anlıyorum da başakşehir'e yatırım yapmak katarlılar açısından ne gibi bir fayda sağlayacak, o kısmını anlamıyorum. "şampiyon yapıp katarlılara satacaklar" diyorlar ya, niye? avrupa kulüpleriyle çok geniş kitlelere hitap etme şansları var ve
bunların çok parası ve hükümetle yakın ilişkileri var, onu anlıyorum da başakşehir'e yatırım yapmak katarlılar açısından ne gibi bir fayda sağlayacak, o kısmını anlamıyorum. "şampiyon yapıp katarlılara satacaklar" diyorlar ya, niye? avrupa kulüpleriyle çok geniş kitlelere hitap etme şansları var ve satın aldıkları kulüpler city, psg gibi büyük şehirlerin büyük takımları. psg'nin katarlılardan önce de taraftarı vardı. keza city, united gibi olmasa bile yine sadık taraftarları olan bir takımdı. sadece göz önünde değildi.

başakşehir'e milyonlar akıtmak katarlılara ne katacak? pr desen kim ipler başakşehir'i? maddi gelir desen, bu takımdan nasıl bir gelir elde etmeyi amaçlıyorlar uzun vadede? taraftar yok bi şey yok. mesele şampiyonlar ligi'ne gitmekse, oradan gelecek 50 milyon euro takımı satın alacak şirket için sakız parası bile değildir, niye uğraşsınlar?

cidden makul bir argüman ya da açıklama duymayı çok istiyorum, katarlılar başakşehir'i alıp ne yapacak? alan grubun hangi amacına hizmet edecek ki bu takım?
der meister
(03.02.19)
çok yönlü düşünmek lazım. üç büyüklerden birini satın alamazlar. başakşehir parlatılıp onlara verilebilir. bu sayede adamlar türk futbolunun içine girmiş olur. bu çemberin içine bir kere girdiği zaman sektörde söz hakları olacak ve yayın haklarından tut pek çok şeyde köşebaşlarını tutma imkanları olacak. özellikle siyasi destekle bu çok daha elverişli olabilir. ama böyle bir satın alma yaparlarsa tabii ki uzun vadeli bir yatırım olur. kısa vadede saçma geliyor bana da.


kurabiye kirpisi
(03.02.19)
uzun vadede başakşehir gibi kimsenin iplemediği bir takımla ne tür bir kazanç elde edebilirler ki? ben bunu anlamıyorum. evet siyasi destek, işin içine girme vs. iyi hoş ama bunun için başakşehir'i almak zorunda değiller. alabilecekleri bir sürü şirket var ki zaten ülkede satılmayan bir şey kalmadı. üç büyükleri alamasalar da eminim taraftarı olan çok sayıda şehir takımı vardır alabilecekleri. statülerini bilmesem de ankaragücü olsun, sakarya olsun, kocaeli olsun vs. ciddi taraftar ve başarı potansiyeli olan çok sayıda takım var. kaldı ki bu tip takımlar genelde ülke çapında sempatik bulunur. bugün mesela erzurum şampiyonluğa oynasa nefret edenden çok sempatik bulan ve destekleyen olur.

başakşehir cidden her anlamda bomboş bir proje. ilginç geliyor o yüzden bana bu "katarlılar alır" düşüncesi. bence almazlar eheh.


der meister
(03.02.19)
Açıkçası PSG'yi ne amaçla aldılarsa Başakşehir'i de aynı nedenle alıyorlardır. Neticede PSG'in de alacağı herhangi bir kupa ya da getireceği yayın geliri bilet satışı vs kendilerinin normalde sahip oldukları sermayenin yanında lafı bile olmayacak bir meblağdır, kaldı ki Real Madrid'i bile alsalar yine aynı şey, ben açıkçası bu kulüplerin getireceği gelir nedeniyle satın aldıklarını çok düşünmüyorum ama futbola yatırdıkları paralar güzel bir para aklama sistemi olabilir kanaatindeyim.


angelus
(03.02.19)
Bu soruyu ben de sözlükte sormuştum, sanıyorum orada da hala cevaplanmadı. Açıkçası para aklama konusu da çok makul değil zira para aklamak için yüksek profilli, hakkındaki her şey televizyonlarda, gazetelerde reklam olan bir futbol takımı satın almak "Kardeşler tefecilik, çek senet tahsilat, adam kaçırma a.ş" diye şirket kurmaya benziyor. Katarlılar muhabbeti nereden çıktı bilmiyorum ama der meister'in argümanları mantıklı. PSG'yi ya da Manchester City'i satın alan adam bir yandan başka şekilde elde edemeyeceği bir prestij elde ederken diğer taraftan çocukluk hayalini gerçekleştiriyor, egosunu tatmin ediyor falan olabilir ama Başakşehir böyle bir imkan sunmuyor. Eh işin içinde "para kazanayım" hırsı da olamaz, zira dünyanın en büyük kulüpleri bile başarılarına rağmen çoğu zaman zarar yazarken Başakşehir'in yatırım amaçlı alınmasının hiçbir mantığı yok. Bizim bilmediğimiz gizli bir amaca hizmet ediyor falan diyeceğim ama yine de böyle bir komplo teorisi için bile futbol çok göz önünde. Bir devlet kurumu özelleştirilince kısıtlı bir yerlerden ses yükseliyor ama BJK, FB, GS gibi takımların yekünü 40-50 milyon yapan taraftarını kim nasıl bir gizli amaç uğruna karşısına alsın...


salihdt
(03.02.19)
(6)

uçuş mağduriyeti - ne yapmalı

aylar önce 8-18 şubat olarak aldığımız gidiş-dönüş biletinin "iptal" olduğu ve işlemlerimizi hede adresinde yapabileceğimize dair bir mesaj aldık. rezervasyonu kontrol ettiğimde ise gidiş uçuşunun ayın 10'una alındığını görüyorum, yani rezervasyon 10-18 şubat olarak değişmiş görünüyor ve iptal seçen
aylar önce 8-18 şubat olarak aldığımız gidiş-dönüş biletinin "iptal" olduğu ve işlemlerimizi hede adresinde yapabileceğimize dair bir mesaj aldık. rezervasyonu kontrol ettiğimde ise gidiş uçuşunun ayın 10'una alındığını görüyorum, yani rezervasyon 10-18 şubat olarak değişmiş görünüyor ve iptal seçeneği yok. satın alımı gerçekleştirdiğim kart yanımda değil şu an, anamın gelmesini bekliyorum, o gelince arayacağım ama içime kurt düştü, acayip canım sıkıldı.

biz tüm planı buna göre yaptık ve tren biletlerinin parasını çoktan verdik. atlasjet'le daha önce 5-6 kez uçtum, ilk kez karşılaşıyorum bu durumla. tamam uçuş tarihi değişir de bunu bir hafta kala mı akıl ediyorsunuz?

verdikleri linkten de bilet iptali ya da değişikliği yapılamıyor. merak ettiklerim,

1) ben arayıp bu tarih değişikliğinden dolayı bileti iptal etmek istediğimde ücret iadesini tamamen yapacaklar mı?

2) gidiş biletini kullanmayıp dönüşü kullanma şansımız var mı yoksa gidiş kullanılmadığında dönüş yanıyor mu? normalde öyle diye biliyorum ama belki farklıdır.

3) "müdürünüzle konuşmak istiyorum annesi" değilim ama bu konuda yapabileceğim ekstra bir şey var mı? zaten üç kuruş paramız vardı, tüm planı buna göre yaptık, adamlar bir hafta kala her şeyi değiştirdi. benim zaten kuş kadar bütçem var, onun da yarısıyla bilet almam lazım. bilet almasam bir sürü para çöp olacak. zamanında 460'a aldım bu bileti, şu an aynı tarihlerde 750'den ucuza bilet yok. böyle saçmalık mı olur?
der meister
(01.02.19)
Donlarina kadar al. Tazminat hakkin olmali. Surada Atlas'in yolcu haklari bildirgesi var, orada yapabilecegin her sey var. old.atlasglb.com

Gecen THY tazminat odememek icin her tur cirkefligi yapti, 6 ay sonra da olsa alabildim 100 euro tazminatimi. Eger yurtdisi ucus ise 600 euro'ya kadar tazminat alma hakkin olmali. Vermeyecek gibi olurlarsa Sivil Havacilik belki yardimci olur.


evrim halkasi
(01.02.19)
2) kendileri ile konuşarak gidişi iptal edersen dönüş iptal olmaz.


elorelia
(01.02.19)
O gün uçuşları yoksa eğer, başka bir firmadan aynı gün ve yakın bir saatte bilet almalarını isteyin. Muhtemelen alırlar.


talasas
(01.02.19)
Yurtiçinde işe yarar mı hiçbir fikrim yok ama en azindan Avrupa içeren uçuşlardaki tazminat hakkınızı söke söke almak için aşağıdaki gibi servisleri kullanabilirsiniz. Gerekirse yolcu adına dava açıp, tazminatı kazanıp kendi komisyonlarını kesip(4'te 1) hesaba para getirmişlikleri var.


www.airhelp.com

Avrupa için sadece dönüş uçuşunda yanımızdalarmış, yerli havayoluna Avrupa'ya gidişte dişleri geçmiyormuş. Avrupa bazlı havayolu olurlarsa söke söke almaya devam.


jnlbnnn
(01.02.19)
valla atlasjet "acentadan almışsınız bileti, biz hiçbir şey yapamayız, onlarla görüşmeniz lazım" diyor. acenta da mail adresi bile olmayan ingiliz firması, skype'a kredi düldülü yükleyip arayacağım, umarım iletişim sorunu yaşamayız da iadesiz falan çat diye iptal etmezler. çünkü onlara kalsa uçuşta hiçbir sorun yok, aynı duruyor öyle tarihi. bildirimde de bulunmadılar hiç. "tazminat alır mıyız"dan "biletin parasını kurtarır mıyım"a düştüm yarım saatte. eee fakir gibi gidip antin kuntin yerden bilet alırsan böyle olur. atlas'a da kafam girsin, acentadan almışsınız deyip çıkıyorlar işin içinden adiler. eee acentanın sırtında mı seyahat ediyorum ben, acenta sattıysa senin biletini sattı. uçuş tarihini değiştirip biletimi iptal eden sensin. niye acentayla görüşüyorum aq bu saatten sonra, acenta ne yapsın bana.


der meister
(01.02.19)
Acente şirketin temsilcisidir senin değil yani şirketi bağlar eylemleri. Elinde düzenlenmiş bilet var mıydı? Eğer varsa, tazminat hakkın var. Vermezlerse shgm mecbur bırakıyor ödemeye.


mabesa
(02.02.19)
(4)

tezli lisansta son sene ders yükü ne kadar oluyor?

şu yüzden soruyorum: diyelim ki anamın eviyle okuduğum şehir arası 400km falan, haftada bir ya da iki kez okula gitmek o şehirde yaşamaktan daha ucuza gelecek, ben de böylelikle masraftan kurtulmuş olup üstüne para biriktirebileceğim belki YL için. aklıma geldi de öyle bi şey. mümkün mü bu? yoksa yi
şu yüzden soruyorum: diyelim ki anamın eviyle okuduğum şehir arası 400km falan, haftada bir ya da iki kez okula gitmek o şehirde yaşamaktan daha ucuza gelecek, ben de böylelikle masraftan kurtulmuş olup üstüne para biriktirebileceğim belki YL için. aklıma geldi de öyle bi şey. mümkün mü bu? yoksa yine haftada 3-4 gün ders oluyor mu, "lisans tezi alt tarafı, sallayın işte bi şeyler" durumu mu oluyor?

çünkü duyuyorum yüksek lisansta ders döneminde bile bazı yerler rahat oluyor bayağı. gerçi, ders olmazsa dönemlik 30 krediyi nereden çıkaracağız. kesin 2-3 ders oluyodur yine.
der meister
(31.01.19)
bölümden bölüme değişiyordur ama genelde 8 ders + semineri vermen lazım. normalde 4+4 alıp bir yılda verebiliyorsun ama dersleri vermek için 2 yıl hakkın var. yani teknik olarak her dönem 2 ders verip 2 yılda 8 dersi tamamlayabilirsin. gene okuldan okula değişir ama insanların çalıştığını göz önüne alıp özellikle zorunlu dersleri aynı güne koymaya çalışırlar. yani şanslıysan 4 ders alsan bile 2 günde halledebilirsin.


Tamam da adam lisansi soruyor, yukarida anlatilan yuksek lisans olmus. Lisansta ders yuku yine ayni olur. 1 ders az olur iste. Yani tek gun giderek halledemezsiniz buyuk ihtimal. Ust donemlerin ders programina bakarsaniz cozersiniz zaten durumu.


red g
(31.01.19)
ha doğru, ne biliyim tezli lisans garip bir soru olmuş. diğer yıllardan bir farkı yok, aynı yük.


daha önceki dönemlerde seçmeli alma durumuna göre 2 ya da 3 der kalıyor genelde. tabi senin bölümünü okulunu ezberledik soruların sayesinde küçük bir arama ile şunu buldum: www.dtcf.ankara.edu.tr

buradan benim anladığım sen de 2-3 ders alacaksın.


(2)

marmaray tüpünden havalimanı metrosuna aktarma

yenikapı'da aktarma olduğunu biliyorum ama arası ne kadardı hatırlamıyorum. marmaray'dan yenikapı'da inen biri, M1 havalimanı hattı metrosuna binmek istese çok dolaşır mı? bavul var, ondan soruyorum. yoksa aynı yerde miydi hepsi? sanki öyleydi ama emin olamıyorum. yusufpaşa aktarması gibi olmasın ya
yenikapı'da aktarma olduğunu biliyorum ama arası ne kadardı hatırlamıyorum. marmaray'dan yenikapı'da inen biri, M1 havalimanı hattı metrosuna binmek istese çok dolaşır mı? bavul var, ondan soruyorum. yoksa aynı yerde miydi hepsi? sanki öyleydi ama emin olamıyorum. yusufpaşa aktarması gibi olmasın yani, 50 tane tabela ve yol geçiyorsun vs.
der meister
(30.01.19)
Aynı yerde hepsi, doğru hatırlıyorsun.


apdulera
(30.01.19)
ayni yerde, ayni cati altinda, ayni tunelde, sadece bir iki yuruyen merdiven cikiyon, bi onu iyi yapmislar simdi, dogruya dogru..


alttaraf
(30.01.19)
(10)

sigarayi birakanlara bi soru

allah askina bu "huzunlenme" durumu geciyor mu? bir ay oldu. artik oyle agri, sizi, sigara istegi vs. yok. sadece "negzel iciyodum he, olsaydi simdi fena mi olurdu balkonda icerdim" dusuncesi. su an uzatsalar icmem, biliyorum. cok ugrastim birakmak icin. ne oldugunu biliyorum. icmezsem rahat oldugum
allah askina bu "huzunlenme" durumu geciyor mu? bir ay oldu. artik oyle agri, sizi, sigara istegi vs. yok. sadece "negzel iciyodum he, olsaydi simdi fena mi olurdu balkonda icerdim" dusuncesi. su an uzatsalar icmem, biliyorum. cok ugrastim birakmak icin. ne oldugunu biliyorum. icmezsem rahat oldugumun, icersem bir omur stresli & bagimli olup pis kokacagimin ve 2065 nba-nhl-khl sampiyonlarini goremeden olecegimin farkindayim. artik karsi koymakta, irade gostermekte zorlanmiyorum cunku o esigi astim.

ama yine de uzuluyorum. "simdi sigara olsa iyi giderdi" hissi sizin icin nasildi? bazilari bunun omur boyu mucadele edilmesi gereken bir his oldugunu soylerken kimisi "belli bir sure sonra o da geciyor" diyor. ev arkadasim 6 sene ictikten sonra 6 yil once birakmis mesela, hala bazen caninin cektigini ve icmemek icin kendisiyle mucadele etmesi gerekebildigini soyluyor. babamsa 15 yil falan icmis, bir 15 yildir da icmiyor. anam da sahit, "napiyorum lan ben" deyip tek denemede birakmis. yaninda sigara icilmesine bile pek ses etmez cunku en ufak korkusu yok, nefret ettigini ve asla baslamayacagini bildigini, hicbir sekilde irade gostermek ya da mucadele etmek zorunda kalmadigini, sigarayi zaten hic istemedigini ve ozlemedigini soyluyor.

"demek ki kisiden kisiye degisiyo" kismini akil edebildim tabii ama kisisel tecrubelerinizi merak ediyorum. 2,5 sene kadar ictim ben, 3 sene sonra bu hisler tamamen kaybolur mu? neblim durakta beklerken ya da aksamustu kar altinda yururken "sigara olsa guzel olmaz miydi giz" diye dusunmez miyim zaten coook eskide kaldigi icin? siz ne yaptiniz, nasilsiniz?

(tikler gecikebilir ama gelecek)
der meister
(29.01.19)
Valla benim 24. gün. Benim de özlediğim zamanlar oluyor. Zamanla biteceğini düşünüyorum.


datnet
(29.01.19)
13 senelik içiciyim.
bir buçuk ay önce ben de ikinci kez bıraktım. bugün ilk defa canım hiç içmek istememesine rağmen keşke bir sigara olsaydı da içseydim dedim (tadını değil ama rutini özledim sanırım).
ilk bırakışta (geçen sene) 6 ay falan bırakmıştım. 6 ay sonrasında o rutin için bir sabah arabadan indiğimde yaktım ve devamı gelmişti.


oz suser
(29.01.19)
10+ yıl içtikten sonra sigarayı bırakalı 3 seneyi geçti. Fiziksel bağımlılık kaybolalı çok oldu, canım istemiyor, bi sigara yakmamak için irademi zorlamıyorum falan filan ama bazen böyle çok sıcak havada biranın ilk yudumunda, sabah kahve yapınca ya da bir arkadaşım sigara yakıp deriiince bir nefes çektiğinde bir an "ya bi sigara ne iyi giderdi şimdi" hissi geliyor. Geldiği hızla da kayboluyor.


kobuzchu kiz
(29.01.19)
O his geçmiyor, sadece minimuma iniyor. Bir kere o nikotin girdi vücuda. Ve bağımlılık bittikten sonra o his hızlıca kayboluyor sabret.
Filmlerde sigara sahnelerine bakmamaya çalış. Yanında birisi içince de etkileneceksin buna göre hareket et.


neysene
(29.01.19)
Kişiden kişiye değişebilir olmakla beraber, yahu ne gerek var düşüncesi galip geliyo bende..2 dakkalik zevk için butun gun sürecek göğüs ağrısı ne bileyim agizda kötü tat..2.ayın sonunda cebellesmiyorsun kendinle..istemiyorum demek bile yetiyo..ben 6 sene içtim..1.5 sene bıraktığım olmuştu..yenide başlayıp 1 sene daha içtim..şimdi bırakalı 7 ay oldu..hiç kriz yaşamadım..size tavsiyem hiç sürmeyin ağzınıza..


Nxa
(29.01.19)
Ben de bir 10 sene içtim. 1,5 sene oldu bırakalı. Bana olmuyor bunlar. Aklıma gelmiyor. Ah olsaydı falan da demiyorum. Arayan, o hali arıyordur belki. İşte yok yağmurda, yok kahveyle sigara falan. Tarifi zor bir durum ya o. Dertliyim, yaktım bir sigara gibi. Ama ben sigarayı hiç o haller içinde içmediğim için aklıma gelmiyor sanırım. Pis bir madde bağımlısı olarak içmişim sadece. Başka bir sosyal bağımlılık yüklememişim.

Ben sadece kendime kızıyorum, nasıl içmişim yahu o kadar zaman diye. İnsanları rahatsız etmekten çok korkardım içerken. Yürürken içmezdim, açık havada bile insanların yanında içmezdim. Biraz ayrı dururdum, çok rahatsız edeceğini düşündüğüm için. Şimdi az bile düşündüğümü anlıyorum.

Kısaca sosyal bir bağımlılık oluşmadıysa geçecek, diyorum.


Hekim arkadaşım sigara bağımlılığında bu psikolojik etkinin kırılması için sigarali hayatınızdaki rutinleri kırmamız gerektiğini söyledi. Mesela sabah kahvesi yaninda iciyorduysan ya kahve saatini değiştir ya fincanini ya içtiğin mekanı gibi. Eski rutini kırdığın gibi sigarayla iliskilendirdigin durumlar için yeni rutinler kurmak gerekiyor. Bira yanında icerdim diyorsan artik bira yanında daha önce yemedigin bir kuruyemisi yeme adeti geliştirmek gibi.

Kendi cevabımı vereyim, o his geçmedi. Şimdi bi sigara ne iyi giderdi diyorum hala


kullanıcı adı
(29.01.19)
Selamlar,

Benim babam da seninkiyle aynı (yoksa biz kardeş miyiz Meister?) ama bana sorarsan insan asla hiç sigara içmemiş gibi olmuyor. 1 yıldan sonra canın kesinlikle sigara istemiyor, aklına gelmiyor, hatta sigara içenleri bile fark etmemeye başlıyorsun (ki bence bağımlılıktan kurtulduğun nokta da tam burası) ama muhakkak ara sıra özlüyorsun. Hüzünlü bir şarkı dinleyip sigara yakmak gibisi var mı hayatta?

Ben meseleyi kendi adıma yılın 1-2 ayında içerek çözdüm. Şu an içiyorum mesela, gelecek ay tekrar bırakacağım. İşin kaşarı olduğum için zor da gelmiyor artık. İnsanların sırtıma şiş sokuyormuşum ya da ateş yutuyormuşum gibi şaşırmaları da cabası.


sigarayı bırakalı 2 seneyi geçti. sigara içen insanları gördükçe tiksiniyorum. aklıma sigara içmek gelmiyor, hatta 10 sene sigara içtiğimi bile hatırlamıyorum. o derece hayatımdan yok oldu gitti.


zbrs
(29.01.19)
ben yaklaşık on sene içtim ve bırakalı üç sene oluyor. daha önce denediğimde iki yıl bırakmıştım ama bir taneden sorun olmaz deyip tekrar başlamıştım. o ara dediğinizi çok yaşamıştım. hatta sigara içenlerin özgür ve sağlıklı; benimse kurtulamadığım bir hastalığım varmış da o özgürlükten yoksunmuşum gibi hissediyordum.ikinci seferde ise aniden bıraktım ve en sonunda şunu kabul ettim: ben ağır bir bağımlıyım ve evet bir taneden çok şey olur. artık emeğime saygı duyuyorum ve kesinlikle her daim o gelen hisleri kovalıyorum. arada çok nadir belki bir film sahnesinde falan geliyor sonra o kokuyu hatırlayınca hemen tiksiniyorum=) özetle; sigaraya karşı zaafım olduğunu ve bağımlı olduğumu kabul etmemle ondan kurtuldum ve algım değişince o hisler de değişti.


windymimas
(29.01.19)
(5)

film izleyememe/bulamama sorusu - nasıl yapacağız bu işi?

yav ben böyle bi şey görmedim. sırf bu yüzden film izlemek istemiyorum artık, hevesim kaçıyor, google'a adını yazmaya bile üşeniyorum.hatırlarsanız geçen erasmus mevzuuyla ilgili bir duyuru açmıştım. klass filmine aşık bir baltıksever olarak "LETONYA'YI TANIYALIM" diyerek bir letonya filmi izlemeye
yav ben böyle bi şey görmedim. sırf bu yüzden film izlemek istemiyorum artık, hevesim kaçıyor, google'a adını yazmaya bile üşeniyorum.

hatırlarsanız geçen erasmus mevzuuyla ilgili bir duyuru açmıştım. klass filmine aşık bir baltıksever olarak "LETONYA'YI TANIYALIM" diyerek bir letonya filmi izlemeye heves ettim. "mammu, es tevi milu"yu seçtim kendime. bizim MANYAKFİLMİZLE.CLUB1 tarzı sitelerde var, yok değil...

ancak türkçe altyazı, ispanyolca altyazının üstüne koyulmuş ve ben hiç odaklanamıyorum. haliyle film rezil olmasın diye de izlemiyorum. farklı sitelerdeki tüm yayınlar tek bir kaynaktan çekilmiş, haliyle alternatif versiyon bulamıyorum.

torrentte de aradım, bulamadım orijinalini. hiçbir yerde şu filmin. "altyazı gömülebilir boş" ya da ingilizce-türkçe altyazılısını bulamıyorum.

öyle ortamlarda hava atmalık "deneysel" film falan değil bu, berlin'de ödül almış bir film. kimsenin adını sanını duymadığı bir iş değil yani. türkiye'de sanırım vizyona girmedi bu film.

e allah aşkına ben nerde izlicem bunu o zaman? netflix veya zamunda hesabı olanlar, orada var mı bu film bakabilir mi?

kaçıncı kez başıma geliyor aynı durum. cidden yapımcısından başka kimsenin bilmediği bir uganda filmi olsa "niye bulamıyorum" diye mızmızlanmayacağım ama öyle de değil ki arkadaş. bıktım, isyan ettim yau.
der meister
(28.01.19)
(bkz: popcorn time)
(bkz: stremio)

bizim turk filmlerinin bile art house olanlarini zor buluoz internette, 6 sene onceki dusuk butceli avrupa sanat filmini bulamamak normal, double subtitle olmasina ben sukrederdim. klass'ta bu sorun yok mesela stremio'da bisuru kaynaktan izleyebiliyorum. filmin populerligiyle alakali yani gardasim :/


hjarteblod
(28.01.19)
ooo hayarteblud nabıyorsun hayırsız ganyana devam mı?????

bende popcorn time vardı eskiden hatırlıyorum, niyeyse sildiydim. bunda sorun şuydu galiba: torrentten çektiği için interneti öldürüyodu. şu an problem olmaz ama ev arkadaşlarım varken üzücü. yine de savol indiriyorum şimdi, vardır umarım benim film. selam ve dua ile.

edit: pt'de de yok. ayıp ulan ayıp, çekmeyin kardeşim o zaman.


der meister
(28.01.19)
ganyana devam sincan'a selam

stremio popcorn time'la ayni neredeyse ama iste daha gelismisi gibi. eklentiler falan da kurdugunda koca bi torrent library'sini tarayabiliyor. daha sekil sukul ayarlari var. yazdigin filmi aradim orda da yoktu ama. filmin komple hic torrenti yok muhtemelen..


hjarteblod
(28.01.19)
Daha basit düşünün. Filmin adının yanına torrent ekleyip google'da arayın. Şahsen ben buldum ve indirmeye başladım bile. Linki özelden gönderiyorum.


shangrilla
(28.01.19)
en başta yapmıştım onu zaten ama hiçbir şey çıkmadı :/

edit: çok teşekkür ederim ama bu rus dublajlı, üstelik herkesi tek kişinin seslendirdiği türden. oy anam nerelere gidem, ispanyolca altyazılısı rusça dublajlısı var düz versiyonu yok filmin ahaha.


der meister
(28.01.19)
(4)

booking'de yaşadığım olay - keriz silkeleme operasyonu mu bu?

daha önce booking'i defalarca kullandım. bu durumla ilk kez karşılaşıyorum.9 şubat'tan başlayan bir rezervasyonum var. mekân ön ödeme istemiyor, ödemeyi kapıda alacağını söylüyor ama kredi kartı numaramı girdim booking'de onay için (mekanı çok beğendim, gideceğimden de emin olduğum ve kredi kartımda
daha önce booking'i defalarca kullandım. bu durumla ilk kez karşılaşıyorum.

9 şubat'tan başlayan bir rezervasyonum var. mekân ön ödeme istemiyor, ödemeyi kapıda alacağını söylüyor ama kredi kartı numaramı girdim booking'de onay için (mekanı çok beğendim, gideceğimden de emin olduğum ve kredi kartımda zaten limit olmadığı için "kartsız rezervasyon" seçeneğiyle uğraşmak istemedim).

bana her gün "26 ocak'a kadar ödeme yapın yoksa rezervasyonunuz iptal olacak ve tüm ücreti ödemek zorunda kalacaksınız" diye mail gelmeye başladı. mekanla zaten konuşmuştum ama bu mail'le ilgili olarak yine iletişim kurdum, dedim böyle böyle, aslı astarı var mı? ödemeyi önceden istiyorsanız söyleyin, kartta para yok, yatırayım, küt diye iptal etmeyin kafanıza göre. "otomatik o mesaj dikkate almayın, geldiğinizde elden verirsiniz, rezervasyonunuz aktif, bi problem yok" dediler.

şu an booking'de bu rezervasyonum hala "upcoming bookings" kısmında görünüyor ama "iptal ederseniz ücret ödeyeceksiniz" ünlemi var.

benim merak ettiğim şu: ben gittiğimizde mekâna parayı elden verdim diyelim. sonra türkiye'ye döndüm. kart borcumu yatırdım. bu adamlar beni sistemlerine "gelmedi" diye girip, şrak diye elden verdiğim kadar parayı kartımdan da çekerler mi?

"dikkate almayın, otomatik mesaj" diyorlar ama tuhaf geliyor bana. kendileri bunu iptal edemeyecekler mi isteseler? ben mi saçmalıyorum? her ihtimale karşı kartı kapattırsam mı?

not: kalacağım yer daire. resmi bir şey olduğunu zannetmiyorum, genelde 60-70 yaşında bir teyze anahtarı verip gidiyor. mekândan gece çıkış yapacaksak anahtarları paspasın altına falan bırakıyoruz yani otel ya da hostel değil katya babuşkanın dairesi, isteseler böbreği bile çalarlar, kime şikayet edeceksin. o yüzden olabildiğince çirkef düşünmeye çalışıyorum eheh.
der meister
(27.01.19)
Ödemeyi elden yaptığında fatura almayı ihmal etmezsen sıkıntı yaşamazsın.

Booking bu tür konularda, hem iptal hem geri ödeme tarafında oldukça kullanıcı yanlısı ve çözüm odaklı oluyor.


lordoz
(27.01.19)
babuşkaların olduğu yerde fatura işi biraz zor:)

eğer dediğiniz gibi bir niyetleri olsa 9 şubat günü ''müşteri gelmedi'' diye bildirmek zorundalar. sonradan bildirim yapılmasına booking izin vermiyor. bir sıkıntı olacağını sanmıyorum ama tedbiren ben böyle durumlarda sıkıntı yaşamamak için cvv kodunu yanlış yazıyorum ve şimdiye kadar da sıkıntı yaşamadım.


ada meltemi
(27.01.19)
bu uygulama standartir booking'te, bir sikinti cikmaz. ola ki otel cakallik yapmaya kalkisti fatura, odeme fisi, odadan fotograf vs herhangi bir sekilde otele gittiginizi gosterir bir belgeyi booking'e yollarsaniz booking paranizi iade eder ve muhtemelen o oteli de sistemden atarlar.


crucio
(27.01.19)
iptal ederseniz ücret ödeyeceksiniz" ünlemi var.

no-show yani rezervasyon yaptırıp gelmeyenleri önlemek için alınmış bir önlem gibi duruyor.otomatik mesaj olması kuvvetle muhtemel.biraz göz korkutmak için yapılmış ve sende de işe yaramış duruyor :D

oteli arayıp geleceğini söylediğin ve durumu sorduğun için otel sana garanti müşteri gözüyle bakıyor şu an ve geleceğini düşünüyorlar.gelmemen gibi bir durum sözkonusu değil bu yüzden bunu uygulamazlar.ancak otele c-in yapmazsan ellerinde böyle bir koz olduğunu ve kullanabileceklerini hissettiriyorlar fake rezervasyonları engellemek için.kredi kartı yani mail order bilgilerini bookingten en fazla 3 kere görüntüleyebilirler.

otel işinde tecrübeli bir dost

edit:nerelerdesin len sen


(17)

erasmus soruları (hem tavsiye hem de prosedür sorusu)

lisansta ilk dönemi bitirdim. otomasyonda ilanı gördüm, yabancı dil sınavı (erasmus başvurusu değil ama onun için gerek duyulan sınav) şubat sonundaymış.1) ikinci sınıftan itibaren erasmus'a hak kazanabilmek için benim bu sınava girmem gerekiyor di mi? güz 2019 veya bahar 2020'de gidebilmek için baş
lisansta ilk dönemi bitirdim. otomasyonda ilanı gördüm, yabancı dil sınavı (erasmus başvurusu değil ama onun için gerek duyulan sınav) şubat sonundaymış.

1) ikinci sınıftan itibaren erasmus'a hak kazanabilmek için benim bu sınava girmem gerekiyor di mi? güz 2019 veya bahar 2020'de gidebilmek için başka sınav şansım olmayacak yani?

2) bazı öğrencilerin hibesiz de gidebildiğini biliyorum. öyle bir imkânım yok ama kaç kişi hibe alıyor, bilmiyorum. okulun erasmus sayfasında kendi bölümümü aratıyorum. okullar ve kontenjanlar görünüyor. atıyorum bulgaristan 2, polonya 4, letonya 4, macaristan 2 yazıyor. bu durumda başvuran en iyi 12 öğrenci de hibeye hak kazanır mı? yoksa "bölüm olarak 12 kontenjanınız var ama 3 kişiye hibe verebiliriz" durumu söz konusu mu? hibe alıp almayacağımı gitmeden önce öğrenebiliyorumdur umarım?

3) ben gittim ve çok sevdim diyelim, derslerde de pek sorun yok gibi, ikinci döneme hibeli olarak uzatma şansım ne kadar? şöyle söyleyeyim bizim bölümde 10-12 küsür kontenjan var ve geçen sene sadece 2 KİŞİ başvurmuş. korkunç düşük puanlarla gitmişler. sebebi şu: rusça okuyorum, bizimkiler genelde o yüzden rusya'ya gitmeye çalışıyor. rusya'yla anlaşmalarımız da çoğunlukla senin paran olmasına bakıyor, ben gidemiyorum. o yüzden erasmus şeridi bomboş, yardıran yardırıyo.

4) wroclaw istemiyorum. siz olsanız riga ve szeged arasında hangisini seçerdiniz? soruşturuyorum ama macarlar "€300 hibeyle szeged'de ölürsün, yabancı öğrencilere yurt yok. ev kiralasan sana maksimum €100 kalır, bi hafta market alışverişini anca yaparsın" diyorlar. rigalı dostlar ise "yurtta kalırsan gayet güzel yaşarsın, net asgari ücret zaten o kadar, hem biz rusça da konuşuyoz gel sen mübarek adam" diyorlar. çok ilginç.

***

ben birinci sınıfı bitirdiğimde 25'imi doldurmuş olacağım. avrupa'da yaşamak, avrupa görmek çocukluk hayalimdi. bu nedenle erasmus yapabilmeyi çok ama çok istiyorum. yalnız hangi sene gitmek daha iyi olur bilmiyorum. son sene zaten tez yazacağım.

ikinci sınıfta gidersem, döndüğümde çok üzülüp türkiye'de okuma motivasyonumu kaybetmekten ve saçmalamaktan korkuyorum. üstelik ikinci sınıf rusçamı ciddi anlamda geliştirmem açısından önemli bir şans sunabilir - erasmus'ta doğru dürüst ders olacak mı, olsa hocalar bizi takacak da insan yerine koyacak mı vs. bilmiyorum. sene kaybedeceksem de üçüncü yıldayken kaybetsem daha iyi olur sanki...

öte yandan türkiye ekonomisi bence 2021-22'ye kadar istikrarlı bir şekilde kötü gitmeye devam edecek, şahsi görüşüm bu. şu an en azından 500-600 lira belki destek alma şansım olur. 2020'de bu şans olmayabilir. bu şans olsa bile o para €30 ediyor olabilir... o yüzden çok uzatmayıp, imkân varken ilk fırsatta denemek de istiyorum.

siz ne önerirsiniz? iki mi üç mü? resmi olarak engel yok gibi duruyor. ingilizcem çok iyi, not ortalamam da bölüm ortalamasının üstünde. kaldı ki sınava bile giren olmuyor. 2-3 polonyacı var isteyen ama ben polonya istemiyorum zaten. riga mı szeged mi? iki mi üç mü? ben nerden para bulcam? macaristan'da öğrenci vizesiyle haftada 24 saat çalışabiliyomuşum gerçi, bulurum herhalde. SOK SIKERT MAGYARORSZAG <3
der meister
(26.01.19)
Normalde okurum biliyorsun ama durumum yoktu bu sefer.

Tek diyeceğim şey, ikinci senenin en rahat yıl olduğudur.

Prosedür ile ilgili çok soruların varsa okuldaki international office diye geçen yerde sana yardımcı olmaları lazım.


skooma
(26.01.19)
Ulusal Ajans, üniversite başına bir hibe bütçesi belirliyor ve üniversite de ona göre bir kişi sayısı çıkarıyor. Her bölüm için tanınan kontenjanlar mevcut. Seçeneklerin arasında Prag olsaydı hiç kaçırma derdim ama o ikisi arasında tabii ki Szeged. 2. sınıfta gitmen senin için daha avantajlı olur.


shangrilla
(26.01.19)
@shangrilla, bu durumda erasmus için görünen öğrenci kontenjanıyla hibe kontenjanı aynı şey mi oluyor? merak ettiğim bu. yani bu adamlar "2 bulgaristan, 4 polonya, 4 letonya, 2 macaristan" yazmışlarsa (anlaşmalı okullar ve kontenjan listesi) bu "sizin bölüme 12 hibe düşüyor" demek midir?

ikinci döneme uzatma konusunda bana "gitmeyen varsa, boşta hibe varsa uzatabilirsin" diyorlardı. eğer durum böyleyse ben uzatabilirim valla ya, 12 hibe var her sene 6-7 tanesi boş kalıyor eheh.


der meister
(26.01.19)
Aynen öyle. Kontenjanlar hibe karşılıklarıdır. Benim zamanımda, dil sınavından ve mülakattan başarısız olup bu kontenjanlara yerleşemeyen fakat kendi imkanlarıyla gidenler olmuştu. Üniversiteden üniversiteye değişir tabii ama bazı üni.ler için Erasmus'a çok öğrenci göndermek olumlu etiket sebebi.

İkinci döneme uzatma yapmaya çalışacağına direkt 1 yıllık git derim ancak ders saydırma/eşleştirme olayında kıllık yapmamaları gerekiyor. Bunun için de öncesinde Erasmus'a gitmiş öğrencilerle ve Erasmus ofisiyle konuşmanı tavsiye ederim. Zaten gitmeden önce halledeceksin o ders eşleştirme işlemlerini (misafir okulun course list'ini ve içeriğini alıyorsun, sana verecekleri bir formda kendi okulunun gideceğin dönemki dersleriyle eşleştiriyorsun falan). Bu olay çok önemli, bununla bu eşleşmez tarzı işi yokuşa sürme olaylarının olmaması gerekiyor. Mesela ben mecburiyetten alakasız biçimde Regionalism ile American literature mı ne eşleştirmiştim, sorun yaratmamışlardı.

Ekleme: Bu arada, hibenin %80'lik kısmını alıyordun, sonra buraya dönünce kalanı yatıyordu hesaba. Prosedür değişmişse bilemem.


shangrilla
(26.01.19)
okulumun sitesinde 8 şubat 2018 tarihli bir duyuru gördüm. ikinci döneme uzatmak isteyen öğrencilerimizin hibeli olarak bunu yapma şansı mevcuttur, isteyen varsa koordinatörlüğe başvursun diye. aklımı çıldıracağım, umarım bu sefer de aynısı olabilir.

cahilliğimi mazur görün, direkt olarak iki dönemlik başvurusu nasıl yapılıyor, böyle bir ayrım var mı? ben hep tek dönemlik diye biliyorum. bir de şunu anlamadım: bu sene ingilizce sınavı bile şubat sonunda yapılacak. koordinatörlük "bir dönem için seçilen öğrenciler, ikinci döneme uzatabilir" duyurusunu ise geçen sene şubat başında yapmış... alala. tarih ilginç. manidar. dış mihrakların parmağı olabilir.

bir de şunu sorabilir miyim, neden "tabii ki szeged" dediniz acaba? merkezi konumu ve macaristan'da olması (severim) güzel tabii ama ben açıkçası gezecek param olacağını zannetmiyorum zaten, macaristan'dayken gideceğim en uzak yer budapeşte olur gibi. anladığım kadarıyla erasmus hibesiyle tek başına hiçbir halt yapamayacağım. öte yandan riga'da koşullar daha uygun oluyor. baltık aşığı olarak litvanya-estonya-finlandiya üçlüsünü de görme şansım olabilir, hatta vize alabilirsem rusya'ya (asıl gitmem gereken yer) gitme şansım da olabilir.

yıllarca hayal kurup durdum ama hep "daha dur ya ne erasmus'u allasen üniversiteye başlamadın" diyordum. şimdiyse sadece bir dönem kaldı. şaka gibi. oley.


der meister
(26.01.19)
1 mi yoksa 2 dönem mi gitmek istediğinizi Erasmus ofisinize başvurunuzu yaparken belirtiyorsunuz, zaten size verilen formda da işaretliyorsunuz. Başvurular gitmeden önceki dönemin başında alınır, işlemler (epey prosedür var) 1 dönem sürüyor zaten.

Konumsal, eğitimsel, sosyal ve kültürel açıdan Szeged daha önde. Daha ne olsun yani. Maddiyat konusuna bir şey diyemem, sizin bileceğiniz iş.

Gördüğüm kadarıyla aklınızda epey bir soru mevcut, en doğru ve detaylı bilgiyi yine size okulunuzun Erasmus ofisi verecektir. Bir uğrayın derim.


shangrilla
(26.01.19)
çok teşekkür ederim cevaplarınız için. benim bu kadar coşmam da manasızmış gerçi, ben hibe verilince her şey güllük gülistanlık zannediyordum ama gördüğüm kadarıyla bazı ülkeler hibe yetmediği için üstüne yine gelir gösterir belge ibraz etmek zorunda kalıyormuş vs... benim hibe dışında beş kuruşum yok açıkçası, üstüne para lazım olursa da orada çalışırım. riga için bunun kolay olduğunu söylüyorlar, sorduğum birkaç kişi "çalışma iznin olmasa bile (emin olamadılar olup olmadığından) bi' restoranda gece 2-3 saat bulaşık yıkasan yine yürür gidersin. yakalansan da kimse sana bir şey demez, yaygın burada" dediler. rusçam da olduğu için letonya'da basit iş bulmam çok zor olmaz diye düşünüyorum. biraz o yüzden istiyorum orayı, orada hem maddi hem de kültürel açıdan daha rahat edebilirmişim gibi geliyor. yanılmıyorsam €300 letonya için yetiyor da zaten, ek gelir istemeyebilirler orası için.

yazın üç ay çalışıp para biriktireyim diyorum, ağzımla kuş tutsam ve tek kuruşunu harcamasam kazanacağım para 5000 lira falan, 1000eur bile etmiyor jsfjsjfj kafayı yicem aptal gibi 5 sene okumadım ya, 2013-14'te yapsaydım şunu €300 hibenin üstüne €300 de anamdan babamdan alırdım.


der meister
(26.01.19)
macaristan ukrayna falan turkiye'den daha kalitesiz ve "avrupa'da yaşamak, avrupa görmek çocukluk hayalimdi" diyorsan macaristan'da yasamak avrupra gormus olmak sayilmaz. Bence birinci siniftaysan (yani vaktin var) almanyadir hollandadir iskandinavya ulkeleridir ingilteredir bu ulkelerde senin bransinda egitim veren bir okulla anlasma ayarla da gittigine degsin. Halihazirdaki tum anlasmalar da zamaninda o sekilde girisimlerle yapilmis zaten.


hot potato
(26.01.19)
@hot potato, 24 yaşındayım ve açıkçası mümkünse okulu dört yılda bitirebilmek istiyorum, o açıdan çok rahat sayılmam. dört yılda bitmiyorsa bile en azından erasmus yapmış olayım. üçüncü sınıfa geldiğimde türkiye'de dahi okumakta ciddi anlamda zorlanabilirim. o yüzden bir an önce aradan çıkarmak istiyorum. anlaşma yaptırtma fikrini ben de hep düşünüyorum ama birinci sınıf avrupa ülkelerinde ben zaten aç kalırım. €300 riga için fena değil, zor olsa da geçinilebileceğini biliyorum. ya orada çalışırım ya da artık anamı babamı kemerle dövüp bi' şeyler almaya çalışırım. almanya'da €600'dan aşağı çıkabileceğimi zannetmiyorum.

zaten yaş 25'i geçeceği için sigorta mevzuu falan da sıkıntı oluyor almanya için. alman ve rus aşığıyım, imkânım olsa düşünmeden almanya derim ama zorlamanın manası yok yani benim açımdan, olmuyor almanya. sugar mommy falan bulursam yüksek lisansa giderim.


der meister
(26.01.19)
Yazdigindan hicbir sey anlamadim. Anlasma ayarlayip 2'nin 2'sinde veya 3'un 1'inde Almanya'ya git diyorum mesela, ki hem ufkun acilir hem daha iyi egitim al hem de yuksek lisans yapmak istiyorsan ilerisi icin iyi referans olur. Bunun bolumu uzatmakla ne alakasi var?

Sigorta mevzuunu falan ilk defa duydum. Oyle bir sey yok bence. Yuksek lisansa falan gidenler 25'inden sonra herhangi bir sorun yasamadi.

600 avro tutmaz gecinmek. Hele arada parttime calisirim diyorsan. Ufak seylere takilma.


hot potato
(26.01.19)
2'nin 2'sinde veya 3'ün 1'inde gitme şansım olmayabilir diyorum. ben türkiye'de zor geçiniyorum zaten, euro 8 falan olursa o iş hiç olmaz. gittiğim yerde çalışmayı zaten planlıyorum ama en başta en azından bir ay için bana yetecek bir paranın olması lazım, almanya'ya indiğim gün iş bulup da para kazanmaya başlayabileceğimin garantisi yok.

okul uzar diye demiyorum, şu an risk alıp "seneye de düşünebilirim" diyecek durumda değilim, kastım o. 19 yaşında olsam yerine göre erasmus'u almanya'da yapabilmek için belki okulu bile uzatırdım, anlaşma beklerdim vs. ama şu an imkânım varken bunu kullanmayıp "3'te almanya'ya giderim" durumunu yaşamak istemiyorum.

bir de bildiğim kadarıyla almanya ve hollanda gibi ülkeler zaten hibe yetmediği için gelir belgesi istiyorlar yine. ben öyle bir şey sunamam. "oraya gidince çalışcam" deyince de vize vermiyorlar maalesef.


der meister
(26.01.19)
Macaristan dedigin bildigin koy. Avrupa gorecegim gibi dusunme.


stavro
(26.01.19)
tüm yorumların ardından zaten ciddi anlamda riga'yı düşünmeye başladım. birincisi ben orada öğrenci olarak düzgün yaşayabilsem bile öyle avrupa gezip göreyim durumu pek olmayacak, o kadar açılamam. viyana'yı, berlin'i, prag'ı görmedikten sonra szeged'de olmanın da bir esprisi yok açıkçası, budapeşte olsa neyse.

öte yandan riga hem bölümümle doğrudan alâkalı bir yer hem de baltıkları da çok severim çocukluğumdan beri. litvanya, estonya, isveç, finlandiya, rusya... abooov. her yer kar buz, her yer körfez, her yer buz hokeyi. litvanya'da basket de var. çok tatlı. bir de açıkçası adamların "paran yoksa girer çalışırsın aq kim takar çalışma iznini" demesi çok hoşuma gitti jsfjsjfsj avrupa işte ama kafalar rahat, güzel.

ben az önce öğrendim ki bizim bölüm için koordinatörümüz benim çok sevdiğim bir hocammış. dönem başlayınca onunla konuşacağım, müsaadesiyle bir humboldt rica edeceğim. almanya olursa ne ala, denemek isterim. olmayacaksa da riga'da bulaşık yıkarım bana ne.


der meister
(26.01.19)
"almanya ve hollanda gibi ülkeler zaten hibe yetmediği için gelir belgesi istiyorlar "

Aileni gostermek yeter. Yoksa gidenler nasil gidiyor. O kadar buyutme gozunde.

Anlasma yaptirmak zor bir sey degil. Once ilgilendigin okulun erasmusla alakali ofisine mail atiyorsun. Sonra ya kendi okulunla ya da koordinator hocanla konusuyorsun veya direk avrupadaki okul senin okulunla yazisiyor falan.

Misal su okullarin senin alaninla ilgili master programlari var. Ilerisi icin iyi olur, ozellikle bunlardan birinde master yapmak istersen:

www.daad.de
www.daad.de
www.daad.de

Bu okullarla anlasma ikinci sinifta gitmen icin yetismezse ucte git. Not ortalamani cok yukseklerde tuttuktan sonra (ki tutmuyor olman icin bir neden yok) ortada bir "risk" yok, ucuncu sinifta gitmek icin de rahat secilirsin. Oyle uyduruk maceristana bulgaristana falan gidecegine buyuk dusun ve girisken ol.


hot potato
(26.01.19)
ben türkiye'de zaten kendi kazandığım parayla okuyorum, ortalamam kötü değil ama bu yüzden çok yüksek de değil açıkçası, ikisini bir arada götürüyorum evet ama tam verimli olmuyor. annem babam ayrı, iki kardeşim var, hem annemin hem de babamın maaşında haciz var, bir dikili ağacımız bile yok yani annemle babamın neyini göstereyim, adamlar benden aylık €200 civarı garanti isteyecekler. ben almanya'ya gittikten sonra iş bulabilirsem seve seve çalışırım (ki sosyal bir adam olmadığım için çalışmayı zaten kendim isterim, hem dil hem de sosyallik açısından güzel fırsat olur) ama vize için bu garantiyi sunmak zorunda kalacağım maalesef. daha bugün açtım anneme konuyu, "bir şey yapabilir misiniz, destek olabilir misiniz?" dedim, direkt bağırmaya başladı "ankara'yı sevmiyor muydun sen ne işin var riga'da, ne faydası olacak sana" diye. böyle bir ortamda ailemden en azından resmiyette destek almam imkânsız. riga için buna gerek kalmayabilir. €300 hibe vize almak için yeterli, üstüne ihtiyaç olursa da kendim çalışırım.

inanın bahane olsun diye söylemiyorum bunları, yapabileceğim bir şey varsa gerçekten yapabilmek istiyorum. almanya'ya gitmeyi ben çok istiyorum zaten, böyle bir durumda yan çizmek ve şartlarımı zorlamamak yapacağım son şey olur. nitekim elimden geleni yapacağım zaten, araştıracağım ve bölümdeki hocamla da konuşacağım. almanya olursa en büyük hayallerimden biri gerçekleşmiş olur, onun yanında riga veya szeged hiçbir şey değil... ama "almanya olmuyorsa olmasın" da diyemem, benim için riga da çok büyük olay. sonuçta ben köyde şalvarla gezen adamın torunuyum, tamam istanbul-ankara gördüm ama dandik bile olsa farklı bir kültür, başka bir ortam. üstelik rusça okuyorum, baltık-iskandinavya coğrafyası heyecanlandırınca küçük düşünüyor mu oldum şimdi anlamadım ://

yanlış anlamayın lütfen, bunları da karşı çıkmak için değil durumu ifade etmek için anlatıyorum. şu şartlara rağmen "bi şey olmaz sen anlaşmayı bağlayabilirsen yine gidersin, hallolur onlar" diyebiliyorsanız ne mutlu bana. ben zaten deneyeceğim. sadece almanya konusunda pek ümidim yok ve halihazırda güzel bir imkân varken onu bekleyerek her şeyi riske etmek istemiyorum.

bugün 1eur 6 lira ediyor. bundan tam bir sene önce 4,66 lira idi. geçen sene evden 500 lira alsaydım elime 107eur geçecekti, şimdi alsam 83eur geçecek. bu fark birkaç yılda daha da kötü hale gelecek diye düşünüyorum. yani bütün sülaleyi, aileyi zor duruma sokup 1000 lira göndertsem elime bir haftalık para geçecek. bilmiyorum nasıl olur, altından nasıl kalkılır.

ben bir hocamla ve koordinatörlükle konuşayım bunu, belki almanya'dan davetiye mektubuyla birlikte dönercide part-time iş davetiyesi falan da gönderirler neblim :/


der meister
(26.01.19)
"ikinci sınıfta gidersem, döndüğümde çok üzülüp türkiye'de okuma motivasyonumu kaybetmekten ve saçmalamaktan korkuyorum"
valla koca adamsin artik dermeister, 25 yasinda ne yapmasi gerektigini bilen biri icin bu bahane kabul edilemez, bir zahmet motivasyonunu kaybetme demek icin yaziyorum.

ikinci olarak dolar euro artacaksa marttan sonra artacak zaten, dolayisiyla her halukarda paran pul olacaksa olur.

riga'yi tercih edeceksen, ki bence daha mantikli, rusca konusan insan bulmakta zorlanmayacagin gibi gitmeden meetup, coachsurfing, erasmus, internations gibi farkli organizasyonlarin facebook ve event sayfalarina gir bak genellikle genclerin bir araya gelip pratik yaptiklari etkinlikler oluyor, 'russian speaking night' falan tarzi bir sekilde olabilir, ki riga'da rusca olmamasi cok zordur bence, bu sekilde pratik yaparsin bolumune de katkisi olur, daha kisa surede daha cok ilerlersin. ama basin her sikistiginda ingilizceye degil ruscaya basvur ki gelistirebil.


kassiopeia
(26.01.19)
@kassiopeia, ahaha yok ya onu çok üzülürüm ve moralim bozulur diye diyorum. "letonya çok güzeldi burası değil" deyip de yarısından fazlasını okumuşken (hazırlığı da eklersek 3/5 ediyor erasmus dönüşü) bırakacak halim yok :) bıraksam ne yapacağım ki. mental olarak çok fazla üzülüp rahatsız hissetmek istemiyorum ama bence o açıdan ikinci yılda gitmek daha iyi gibi. çünkü son sene zaten büyük oranda eve kapanıp tezim üzerinde çalışacağım. üçüncü sınıfta riga'da yaşadıktan sonra buraya gelip depresyonlu depresyonlu eve kapanmak kötü. ikiyi orada okursam, üçte buraya gelirsem bir sene içinde zaten fabrika ayarlarıma dönmüş olurum, dörtte de kafam nispeten rahat olur. hatta belki yüksek lisans ihtimali dolayısıyla yine heyecanlanıyor olurum, öyle bir ihtimal doğar vs :)


der meister
(26.01.19)
(3)

bu şarkı sözlerinden (almanca - ingilizce) siz ne anlam çıkarırsınız?

sevgilim oomph'un son albümündeki europa şarkısından söz ediyorum. orijinal almanca, ingilizce çevirisi var, sözlerin linki şurada: https://lyricstranslate.com/en/comment/526777şarkıyı dinlemek isterseniz (yine videoda da alm-ing sözler var) o da şurada: https://www.youtube.com/watch?v=drA1xr4Yy_w&i
sevgilim oomph'un son albümündeki europa şarkısından söz ediyorum. orijinal almanca, ingilizce çevirisi var, sözlerin linki şurada: lyricstranslate.com

şarkıyı dinlemek isterseniz (yine videoda da alm-ing sözler var) o da şurada: www.youtube.com

avrupa'yı eleştiriyor mu yoksa "garagafalılar kıtamızı bastı, sonumuzu getirdi, allah topumuzun belasını versin" tarzı bir isyan mı bu sizce? oomph'u çok severim ama AB, göçmenler vb. konulardaki fikirlerini pek bilmiyorum açıkçası. o yüzden kendimce anlam arayışına girdim ama çok üstü kapalı geldi bana.

siz dinleyince/okuyunca mesela ne anlıyorsunuz? avrupa'nın yitip gittiğini düşünen ve buna üzülen, sitem eden bir evropalı mı görüyorsunuz yoksa "kendin ettin kendin buldun" diyen birini mi? yoksa başka bir şey mi?

bana ikisini de yapmışlar, her kesime oynamışlar gibi geldi eheh. ben mi saftiriğim?
der meister
(23.01.19)
çok kısa bir kısım sözden evet shitskin'ler goatfucker'lar kıtamızı bastı vs. diyor gibi, başka yerlerde ise avrupa'nın yitikliğine değiniyor gibi falan ama bence asıl olay ırkçılık gibi burada. yani öyle güzelim avrupaydık ne hale geldik gibi bir hayıflanmadan ziyade.


Avrupa'nın kötüye gittiğini söylüyor bariz ama bunda suçu biraz da onda buluyor (açgözlüsün, merhametin yok vs.).


shangrilla
(23.01.19)
Iki yüzyıl önce damdan mıçan evropalı kendi çöküşüne denizde yüzen cesetleri sebep göstermek istemiş ama kahrolsun mülteciler diye çok açık yazmaya da yememiş, goygoy yapmış. Bu damdan pisleme olayını ben de efsane sanardım ta ki alaman hocalar kendi ağzıylarıyla anlatana dek. Baya böle kovaylan aşağı sallarlarmış.

Avrupa şöyle güzeldin böyle güçlüydün çok iyi günler görecektin gibi saçmalamış da, halk nezdinde Avrupa tarihinde huzurlu bir on yıl bile yok ki. Ne ara güzel ve güçlü oldular, olsa olsa saraylarda pasta yiyenlerden falan bahsediyor herhalde. O da ayrı mevzu. Bırakın kandırsınlar kendilerini. Merkel hanım daha geçenlerde Türkiye yeterince mülteci almadı diyordu bi de.


windows95
(23.01.19)
(9)

mail'de profesöre hitap

prof. dr. ad soyad'a mail atacağım, avrupalı, daha önce muhatap olmuşluğum yok. yani genel olarak resmi mail nasıl yazılır bilirim ama şimdi nasıl hitap edeceğimi şaşırdım. mr/mrs kullanılmaz diye biliyorum, dear prof dr ad soyad desem biraz tuhaf oluyor sanki, dear madame falan desem e yine garip g
prof. dr. ad soyad'a mail atacağım, avrupalı, daha önce muhatap olmuşluğum yok. yani genel olarak resmi mail nasıl yazılır bilirim ama şimdi nasıl hitap edeceğimi şaşırdım. mr/mrs kullanılmaz diye biliyorum, dear prof dr ad soyad desem biraz tuhaf oluyor sanki, dear madame falan desem e yine garip geliyor kulağa. ne denir, en uygunu nasıldır? avrupalılar bizimkiler gibi "bana niye profesör demedin" egosuna sahip değildir herhalde ama yine de usulen yazmak lazımdır herhalde sayın profesör doktor beyefendi/hanımefendi diye.

dear prof. dr. ad soyad uygun mu? siz nasıl yapıyosunuz?
der meister
(17.01.19)
Dear ismi

Şeklinde yaz, kendini genç hissetsin. Yağcılık da yapmış olursun.

Yaşlıysa tabii


Delay Fuze
(17.01.19)
dear prof yaz ad soyada gerek yok.


tabirimekruh
(17.01.19)
Sir ya da ma’am denir.


helena
(17.01.19)
"prof dr" diye hitap olarak kullanım bizde var, batı kültüründe bu anca üniversitede title sayfasında kullanılır günlük hayatta öyle bir kullanım yok.
orada ya "prof" dersin
ya "dr" dersin genelde yar doç doç olanlara direkt doktor diyorlar, full profesörse prof demek daha doğru olabilir. ki bunun da bi sürü ayrıntısı var, üniversite dışında prof demeyen var filan da sen diyebilirsin öğrencisin.
"Dear Prof Smith" diyebilirsin


niye ama
(17.01.19)
ha bu arada almanyaya mahsus olarak
onlar herr/frau professor diye kullanıyor , evet. adamın kapı zilinde bile öyle yazıyor, internette form doldururken bile bu seçenekler var onlar seviyor ve saygı duyuyor (yani onlar için bu şekliyle kültürde yeri var, yanlış bilgi olmasın) fakat mailde gerek yok.


niye ama
(17.01.19)
prof dr turkiye'ye ozgu uydurma bir unvan. Sadece Dr. Bilmemne de.


hot potato
(17.01.19)
Avrupa Akademiden bildiriyorum, Dear Prof. Ad Soyad veya Dear Prof. Soyad yazılır. Akademiden insanlara unvanlarını belirtmeden yazarsan kabalık sayılır.


JohnOakley
(17.01.19)
yoyoyo whats up ma nigga


Dear professor Soyisim. Gibi.


velvetmorning
(17.01.19)
(13)

tercümanlık/çevirmenlikte ışık/iş var mı?

hiçbir zaman özellikle isteyip hayal ettiğim bir iş olmadı ama "sevmiyorum, yapmam" diyeceğim bir iş de değil - hatta açıkçası sanırım bana bayağı uygun çünkü hem dil-edebiyat okuyorum, hem yazıyla uğraşmayı çok seviyorum (okuma, yazma vs) hem de biraz uyuz bi' herifim; kimsenin olmadığı bir ortamda
hiçbir zaman özellikle isteyip hayal ettiğim bir iş olmadı ama "sevmiyorum, yapmam" diyeceğim bir iş de değil - hatta açıkçası sanırım bana bayağı uygun çünkü hem dil-edebiyat okuyorum, hem yazıyla uğraşmayı çok seviyorum (okuma, yazma vs) hem de biraz uyuz bi' herifim; kimsenin olmadığı bir ortamda odama kapanıp çalışabilme fikri hoşuma gidiyor.

gelgelelim ben türkiye'de çevirmen olup da mutlu olan çok az insan gördüm. benim alanım rusça. şu an için resmi bir belgem olmasa da ingilizcem oldukça iyi; prospektüs çeviremeyebilirim ama dizi-film altyazısı, halı-kilim satışı vb. kusursuza yakın gramerle yaparım yani, sadece çeviri tecrübem yok. aktif olarak kullanıyorum zaten. bunun yanı sıra mezun olana kadar almancayı da c1-c2 yapmak gibi bir isteğim var, olur mu bilmem, uğraşıyorum.

***

sektörü bilenler için soruyorum, benim 5 sene sonra ne olacağımı bilmek tabii ki imkânsız ama türkiye'de üç dili akıcı konuşabilen (ing, alm, rus - türkçeyi de eklersek dört, quick maffs) adam (birinden filolog unvanıyla lisans diplomamız da var) bugün için düşünürsek ayda 4-5 bin lira mayış + yol + yemek + sikorta imkanıyla çalışabilir mi kafasındaki saç dökülmeden, ağaç gibi hür yaşayarak?

daha çok merak ettiğim, yurtdışına fırlama şansı olur mu bu işi yaparak? neblim novosibirsk'in internet erişimi olan bir köyüne yerleşip freelance çeviri yapsam hükümet "sen nabıyon amk" der mi, bu tarz adamların oturma-çalışma izni alması çok mu zor olur? freelance olmasa da olur şirkete bağlı olmak sanırım daha bile iyi.

çok fazla şeyde gözüm yok inanın. bildiğin düz "orta sınıf" adam olsam yetecek. eli yüzü düzgün bi dairede oturayım (kira olabilir np), vasat üstü bi arabam olsun, neblim çok sevdiğim grubun avusturya konserine schengen vizesi alarak (veya almanya'da yaşayıp direkt kimseye sormadan fitu fitu giderek) gidecek maddi durumum olsun, senede 1-2 kez 8-10 günlüğüne bi' yerlere gidip çok açılmadan da olsa tatil yapabileyim. oğlanlar plazmayı taksın mesela, puf koltukta bira içip hd kalitesinde maç izleyebileyim kendi televizyonumdan. euro truck simulator oynamak istediğimde 8-10 bin liralık sağlam bi sistemi taksitle dizebileyim.

eskişehir'de doların ve euro'nun 2 küsür olduğu dönemlerde 3-4 bin lira maaş almak gibi düşünün işte, öyle bi hayat, çok daha fazlası değil.

çevirmen adam yaşar mı öyle yoksa pek heveslenmeyeyim mi? kız arkadaşım ingilizce mütercim-tercümanlık bölümünden mezun olmak üzere ve hep mutsuz, hep ümitsiz. ben kendi adıma korktuğumda da "sen rusça öğreniyosun sizde farklı olur, elini sallasan ingilizce bilene çarpıyo zaten sizinki farklı" diye çemkiriyo, sektörü hiç bilmediğim için gönül rahatlığıyla karşılık da veremiyorum.

bilhassa tercümanlar-çevirmenler, sektörü iyi bilenler vs. cevaplarsa çok mutlu olurum, teşekkürler.
der meister
(14.01.19)
Bu işten anlayan biri degilim ama cevreden duydugum kadariyla ekmek çıkarabilmek icin belirlo bir alanda uzmanlasip o alanda ceviri yapmak gerekiyor sanirim.
Tibbi ceviri yapmak gibi.


stavro
(14.01.19)
@stavro, doğrudur abi, hem şahsi ilgi alanım hem de çok sevdiğim bir hocamın doğrudan kendi alanı olduğu için ben aslında askeri mevzulara yönelmeyi düşündüm ama sorun şu ki kendim asker değilim - hocam askerlikten gelme birisi ve hala zaten bu alanda çeviri yapıyor. ben asker olmadığım gibi aynı zamanda yurtdışında yaşamak istiyorum önce eğer mümkün olursa. rusya-türkiye arası askeri çeviri işi yapacak olursam vaktimin %95'ini türkiye'de geçirmem, burada bir yere bağlı olmam gerekir.

uzmanlaşma işi önemli, onu biliyorum. sonuçta dil bilmekle çeviri yapmak aynı şey değil. gelgelelim "ben askeri çeviri yapcam" deyince de oluyo mu öyle, bilmiyorum. yani onun için tsk bünyesinde olmak gerekir sanki. başvurayım desem ne diye başvurcam ki tüfek olarak mı yazdırcam kendimi. acayip acayip işler.


der meister
(14.01.19)
Eşim İngilizce ve Fransızca müt/ter. Fransa’da okudu. İki dile de inanılmaz hakim. Gel gelelim şu ana bir fabrikada kilit müşteri temsilcisi olarak çalışıyor. Ha, mesleğinde ilerlemek için inanılmaz bir çaba gösterdi mi? Hayır. Ama bunun da sebebi mesleğinde ülkede çok ışık görmemesiydi. Bir müt/ter’in ülkemizde kayda değer para kazanabilmesi için yegane yol, temsilcisi çok olmayan teknik bir alanda uzmanlaşması/tekelleşmesi ve tabiri caizse bütün çevirileri toplaması. Bunun dışında bu ülkede pek bir para yok bu meslekte.


1 - tercümanlıkta/çevirmenlikte iş var mı?

neredeyse bütün sektörlerde olduğu gibi bu aslında sizin kimlerle ne tür işler yaptığınızla ilgili. dünya genelinde bu işten çok güzel paralar kazanan da mevcut, sürünen de, bunu yan iş olarak yapan da. biraz da neleri çevireceğiniz de önemli. yazın çevirisi mi yapacaksınız mesela? doğru yayıneviyle çalışırsanız iki-üç kitapta ev alırsınız, yoksa karın tokluğuna bile diyemeyeceğimiz paralara çalışırsınız. simultane çevirmen mi olmak istiyorsunuz? o bambaşka bir dünya, bambaşka bir network, bambaşka bir efor ve kazanç.

2 - türkiye'de tercümanlıkta/çevirmenlikte iş var mı?

yukarıda söylediklerimi kendi adına 1 birim kötümser yorumlayarak cevap verebilirsin bu soruya. doların durumu, kağıt fiyatları, kitap fiyatları, kitap harcaması, yayınevlerinin tercihleri vs. anladın sen.

3 - ayda 4-5 bin lira mayış + yol + yemek + sikorta?

rusçacı olduğun için gayet mümkün bu durum. CAT (computer-assisted translation) programlarını öğren ve yapacağın Rusça çevirilere USD olarak ödeme alabileceğin online çalışan şirketlere yönel.

4 - yurtdışına fırlama olayı?

almanya ve diğer avrupa ülkelerinde bu işleri internet üzerinden yaptırmayı daha çok tercih ediyorlar. altı üstü bir çevirmen için çalışma izni derdine girmeyi tercih etmiyorlar. across diye bir program var, onu kullanmayan iş alamıyo gibi bir şey almanya'dan. novosibir'de bu plan daha uygulanabilir gibi. polis falan demişsin de, bitcoin çıkaran teyzelere bir şey demiyorlarsa sana da bir şey olacağını sanmıyorum :D
www.youtube.com

5 - "sen rusça öğreniyosun sizde farklı olur, elini sallasan ingilizce bilene çarpıyo zaten sizinki farklı"

kız arkadaşın haklı.


katil usak
(14.01.19)
www.youtube.com
6:53'te çevirmenlikten bahsediyor. belki faydalı olur.


elini sallasan ingilizce bilene çarpıyor diye bi şey yok yalnız, kız arkadaşınız yanılıyor bence. elini sallasan ingilizce biliyor sanana çarpıyor ülkemizde.

türkçe-ingilizce dil çiftinde kabul edilebilir çeviri yapabilenler ya belli üniversitelerin mütercim tercümanlık bölümlerinden olur, ya da farklı bölümlerde okuyan/mezun ancak ingilizcesini geliştirmiş, okuduğu/çalıştığı alanın terminolojisine hâkim olduğu için de bu alandaki çevirileri rahatlıkla yapabilenler olur.


aydonno
(14.01.19)
şöyle bir şey vardı
www.eksiduyuru.com

1)rusça için, çok rus gelin var 5 senede mi ne de vatandaş alıyorlar, yemin ediyorlar.
ben tam zamanlı, aktif, serbest rusça çevirmen erkek 1 kişi biliyorum kadın belki 10 kişi biliyorumdur ki alfabesini bile bilmediğim için pek çalışmadığım bir dil (şimdi zaten çalışmıyorum da, proje yönetirken demek istedim). yani freelance rusça çalışacaksan kadınların fazla çalışmadığı (askeri alan bu bakımdan iyi olabilir) niş bir alan mantıklı.

2) ingilizce bambaşka, herkes biliyorum sanıyor kimse uzmanlık şeklinde bilmiyor. müt ter mezunları da herkesin bildiği kadar bilirse hiçbir faydası yok, zaten firmadaki mühendis de işletmeci de o kadarını biliyor. inglizce müt ter olanın ultra iyi bilmesi lazım. yoksa kimsein okumayacağı, mecburi yapılan çevirilerde bin kr 6-8 lira çalışır durur. (geçen sene 10-12 liraydı, bu sene fiyat düştü!) genelde diğer dillerde ise insanlar firma tercümanı oluyor. firmacı olursan genelde seyahatli, ürün/müşteri takipli, fuarlı, sözlü kısmı da bol işler yaparsın.

3- sokakta 100 kişi çevirsek ve sorsak "tercüman" diye herkes kitap der onu demeyen dizi der. ama kitap çevirisi tercüme sektörünün %2'si filan...edebiyat/dil bölümlerinde okuyanlar için kitap çevirmek çok saygın ve hedeflenen bir iş biliyorum da sektör kitap dışında dönüyor.


niye ama
(14.01.19)
Çevirmenlikte para yok gelecek de yok. Rusça çevirmen ilanlarını çok görüyorum. İlanların altına atlayanlar genelde uzun süreden beri Türkiye'de yaşayan Ruslar oluyor.

Serbest çevirmen olacaksan tum işin şansa bağlı oluyor. İyi bir müşterin olursa çok kısa sürede çok para kazanırsın olmazsa da sürünürsün. Yıllardır İngilizce çeviri ücreti 8 Tl gibi rakamlara yapılıyor.

Kitap çevirmenliğinde para yok. Yabancı bir yayıneviyle anlaşırsan doviz üstünden para kazanırsın.

Kamudaki alımlara bakabilirsin. Sabri Gurses adında iyi bir çevirmen var. Yanlış hatırlamıyorsam Rusça-tr dil çiftinde çalışıyor. İnternette yazılarını okuyabilirsin.
Piyasanın gerçek halini kendi gözlerimle görmek istiyorsan Çeviriblog, çevirmendayanışma'da bu soruları sorabilirsin.

EDit: Kitap çevirmenleri atölyesinde bile en kalabalık grup Rusça grubuydu. Zannedersem sadece modaratörleri Türk'tü.


ben bunun şansla alakalı olduğunu düşünmüyorum
nasıl 2bin liraya çalışan da mühendis 25 bin liraya çalışan da, tercüman da öyle. herkes yaptığı iş kadar kazanır, daha iyisini hak ettiğini düşünüyorsa da bunu gösterecek. aksine bu kadar global az pazar vardır.
serbest çalışan tercüman kendi kendinin pazarlamacısı, muhasebecisi, eğitmeni, sekreteri, iş geliştirmecisi, tahsildarı, mentörü her şeyidir. oturup kapanıp çeviri yapmak bu işin göbeği olsa da, pazarlığını, reklamını tahsilatını yapamıyorsan, yapacak karakteri o yoksa da beceriyi edinemiyorsan bir anlamı yok.
türkiyede serbest çalışan tercümanın muhasebesini tutacak mali müşavir bile yok. aslında "serbest tercüman" diye bir yasal kavram bile yok. meslek yasası yok, odası yok, esnaf değilsin, tüccar değilsin, kurarsan şirketsin tek başına, kurmazsan ne olduğu belirsiz bir şeysin. hiçbir sınıfa girmiyorsun. vergi dairesi bile bilmiyor necisin herkes kafasına göre takılıyor.


niye ama
(14.01.19)
Bir arkadaşım boğaziçi'ne dereceyle girip bitirdi yillar once.. dizilere altyazıydı sonra buyuk firma projeleriydi falan derken küçükken de abd'de yaşamış olmasının avantajıyla aldı yürüdü... projeleri, tezleri, haber bültenlerini önüne ne gelirse kusursuz, çatır çatır çeviriyor.. öyle olacaksan ol, sektörde iş var.


dikensiztel
(14.01.19)
Çeviri apayrı bir dünya. Yabancı dile hakim olduğunu düşünen birinin iyi çeviri yapamadığı da oluyor fakat tam tersi, formal eğitim almamış alaylı biri çok iyi çeviriler de çıkarabiliyor. Ben çevirinin her şeyden önce bir yetenek işi olduğuna inanıyorum.

Film dublaj ve altyazı çevirmenliği eğitimi de almış, dil-edebiyat çıkışlı bir İngilizce öğretmeniyim. Böyle maaşlı, tam zamanlı çalışmadım ama teknik, roman, altyazı, dublaj gibi çok çeşitli alanlarda çeviriler yaptım. Genel olarak diyebilirim ki eğer sabit bir kaynağın yoksa ve yaptığın çeviriler çok para eden çeviriler değilse, karın tokluğuna çalışırsın. Bu freelance için geçerli. Bir yerde sabit çalışacak olduğunda da maaşın seni tatmin etmeyecektir. İlla çeviri yapacağım diyorsan en hoşuna giden alanı seç bence. Her halükarda seni öne çıkaracak bir şeyler olması lazım. Ya teknik terminolojiye hakim olacaksın, ya cümlelerin bir yazar/şair kadar sağlam olacak ya da çok iyi yerelleştirme yapacaksın.

Bana kalırsa Rusçanı tercümeden farklı bir alanda değerlendir derim.


shangrilla
(14.01.19)
rusça-ingilizce çapraz çeviri yapabiliyorsan para kazanırsın. rusça tek başına çevirmenlik için yeterli değil. bizimle yakın ilişki içinde bir ülke olduğu için rusça bilen alaylı çok insan var. rekabet fazla.

yandex türkiye'ye başvur, bir ara deli gibi personel arıyorlardı. editör olarak mülakata gittim, oradan biliyorum. rusça bilmen şansını yükseltir.

sözlü tercümeni geliştir. sözlü her zaman yazılıdan iki üç kat fazla kazanır.

başka bir meslek seçeneğin varsa ona yönel, riske atmaya değmez.

not: 12 yıldır kesintisiz çeviri ve yerelleştirme sektöründeyim. başka sorun varsa mesaj atabilirsin, elimden geldiğince yanıtlarım.


sir gawain
(14.01.19)
Facebook'ta ceviride kaybolanlar ve çeviri blog grupları var. Bu gruarda sorularınla ilgili verimli sohbetler, fikir paylaşımları oluyor.


Phoebe
(14.01.19)
(7)

yaban mersini şarabı?

yav affedersiniz yurtdışına çıkıcam da arkadaşıma sordum dedim burdan bi şey istiyo musun, "istiklal'de yaban mersini şarabı almıştım güzeldi, varsa ondan bi şişe gap getir" dedi. kendisinin söylediği şey tam olarak 'blueberry wine', ayrı ve özel bi anlamı yoksa yaban mersini şarabı.gelgelelim ben d
yav affedersiniz yurtdışına çıkıcam da arkadaşıma sordum dedim burdan bi şey istiyo musun, "istiklal'de yaban mersini şarabı almıştım güzeldi, varsa ondan bi şişe gap getir" dedi. kendisinin söylediği şey tam olarak 'blueberry wine', ayrı ve özel bi anlamı yoksa yaban mersini şarabı.

gelgelelim ben dikkatli bakmamakla birlikte herhangi bir mağazada falan böyle bi şey gördüğümü hatırlamıyorum. migros'ta, carrefour'da var mıdır? marka vs. hiç hatırlamıyor, özel bi şey de istemedi "blueberry wine olsun yeter" diyor.

bulabilir miyim ben bunu tekelde, migros'ta? satılıyo mu böyle şeyler türkiye'de? hayır türkiye'den niye şarap istediğini de anlamadım zaten senin ülkende envai çeşidi yarı fiyatına var aq deli midir nedir.
der meister
(14.01.19)
büyük migros ve carrefour'larda meyve şarapları satılıyor, bir ihtimal olabilir. yolunuzun üstündeyse bir bakarsınız.


Migros'ta vardı, bulamazsanız Metro marketlerde olacaktır. Markası Vincent.


shangrilla
(14.01.19)
Vincent +1
Eskiden tekellerde de rahat bulunurdu, yakındaki tekellere bir bak.


kobuzchu kiz
(14.01.19)
vişne şarabı da güzel, yerin varsa bir şişe de ondan götür. onu da sever belki.


the end of time
(14.01.19)
Metro markette var. Yılbaşı için almıştım ben. Şirince asmalıbağ markası.


Murtazaaylak
(14.01.19)
Ben Carrefour'dan alıyorum marka Vincent +1


mutekebbir
(14.01.19)
Köpek olduren cinsinden sarap talep eden arkadasimla irtibati keserdim.

Kesmeyeceksen, büyük tekellerde var genelde. Bunun dışında Ankara'da, Tunalı'da bir sarap shop var envai çeşit şarap satan, orada da bulunur: Bülten Sok. Dubonnet


buf-e kür
(14.01.19)
(6)

üniversite cahiline geçme/kalma durumunu açıklar mısınız?

benim beynim yetmiyor ya, çok rica etsem bu not ortalaması/sene kaybı gibi konuları açıklayabilir misiniz? şu anlık bi' sorun yok bu arada, "yıllarca bi halt yapmadın, en sonunda istediğin şeyi okumaya başladın, senin için sevindik 'nihayet hayatını yoluna soktu' dedik sen hala itlik serserilik peşi
benim beynim yetmiyor ya, çok rica etsem bu not ortalaması/sene kaybı gibi konuları açıklayabilir misiniz? şu anlık bi' sorun yok bu arada, "yıllarca bi halt yapmadın, en sonunda istediğin şeyi okumaya başladın, senin için sevindik 'nihayet hayatını yoluna soktu' dedik sen hala itlik serserilik peşindesin aptal adam" demeyin, üzülmeyin. sadece bilmek istiyorum, hangi durumda ne oluyor vs. diye.

okul yönetmeliği diyor ki gano 1.99 ve altındaysa AKTS yükün max. 30 olabilir. benim şu an 4 bölüm dersim var (seçmelileri verdiğimi varsayalım). ben bunların ikisinden kaldığımda, önümüzdeki yıl bu ikisini alttan alacağım için kendi dönemimin derslerinin tamamını alamayacağım. haliyle dönem kaybı olacak. uzun vadede ise ortalamayı yükseltebilirsem, AKTS yükünü arttırabileceğim için, normalden daha fazla ders alarak normal zamanda bitirme şansım doğacak.

doğru mu anlıyorum? bi' de merak ettiğim bir şey var: ben bir dersi verdim ama genel olarak çok başarısızım. o dersi tekrar vermek gibi bir yükümlülüğüm var mı yoksa o artık tamamen devre dışı mı kalıyor? yani "dört dersin ikisini veremedin ve gano 1.86 geldi, seneye aynı dört dersi tekrar vermek zorundasın" durumu var mı yoksa vermediğim ikisini vermem yetiyor mu?

***

yönetmelikte yazan şu,

a) GABNO’su 1,99 ve daha az olan öğrencinin bir yarıyılda ders yükü en fazla 30 AKTS
kredisi olabilir.
b) (Değişik: RG-09/04/2018-30386) GABNO’su 2,00-2,99 arasında olan öğrenci bir
yarıyılda ders yüküne ilave olarak toplam 40 AKTS kredisinden çok olmamak üzere istediği
kadar ders alabilir.
c) GABNO’su 3,00 ve üzerinde olan öğrenci bir yarıyılda ders yüküne ilave olarak
toplam 45 AKTS kredisinden çok olmamak üzere istediği kadar ders alabilir

***

buna göre gano 1.99 altında kalıyorsa doğal olarak dönem kaybediyorum ancak ilerleyen yıllarda bunu yükseltip ekstra kredi almaya hak kazandığımda daha fazla ders alarak yine geri çevirme şansım oluyor, di mi?

daha ilk dönemdeyim ama "4 yılda bitirmem lazım" baskısı iliğimi kemiğimi sömürdü şimdiden, gafayı yemeden bitirebilirsem iyi. niye daha önce okumamışsam pff.
der meister
(10.01.19)
Geçtiğin dersleri geçmiş oluyorsun. Yani cc üstüyse o dersi bir daha hayatına sokmuyorsun. Geçemediklerinle seneye tekrar görüşüyorsun. Hatta bizde 2.00 ortalaman dönemlik varsa dd dc olan dersleri geçmiş sayılıyorsun.
Ben ikinci dönem 14 ders alarak rekora kafa atacağım belki 15 ders bile olabilir bir sıkıntı çıkmazsa.


bahoho
(10.01.19)
Şimdi bu okuldan okula değişen bir şey, kısaltmalar da farklı olduğu için yanlışım olabilir ama bizde şöyleydi olay;
Normalde alınan ortalama kredi 15-22 arası diyelim. Genel ortalaman 1.8in altındaysa en fazla 15 kredi alınabiliyordu dönemde. Ama 2.5un üstündeyse 30 krediye kadar yolu vardı. Eğer önşart gibi seni kısıtlayan şeyler yoksa önümüzdeki dönem 2 ders eksik alırsın, sonra ortalamanı 2nin üstüne çıkarır fazla kredi alma hakkınla hem normal dönem derslerini, hem de bi önceki dönemden kalanları alırsın.

Ayrıca bizde mezun olmak için en az 2 genel ortalama gerekiyordu. Bütün dersleri DDyle geçen biri mezun olamıyor yani. Ama genel ortalaman 2nin üstündeyse bazı dersleri DDyle geçmenin bi önemi yok, tekrar alman gerekmiyordu. Okuldan okula değişebilir bu durum. Bazı yerlerde dönem ortalamasına bağlı oluyor bu. O zaman Almanya yenilince biz de yenilmiş sayılıyoruz.

Dönem kaybetmek lafından kasıt alman gereken kadar ders alamamak sanırım. Ama ortalamanı yükselterek sonraki dönemlerde alman gerekenden fazla ders alıp durumu kurtarman mümkün yani.

Daha fazla kafa karıştırmamışımdır umarım djdhdk


zetsuboushita
(10.01.19)
"bi' de merak ettiğim bir şey var: ben bir dersi verdim ama genel olarak çok başarısızım. o dersi tekrar vermek gibi bir yükümlülüğüm var mı yoksa o artık tamamen devre dışı mı kalıyor? yani "dört dersin ikisini veremedin ve gano 1.86 geldi, seneye aynı dört dersi tekrar vermek zorundasın" durumu var mı yoksa vermediğim ikisini vermem yetiyor mu?"

Yönetmelikte bu özellikle belirtilmediyse geçtiysen geçmişsindir. Sistem bizimkine benzer olduğu için hepsinden kalmış sayılmazsın diye düşünüyorum. Yoksa hem kredi yükünü azaltıp hem de bütün dersleri tekrar aldırmak gibi bir saçmalık yapılmaz. Dönem değil sene kaybedilir öyle.


zetsuboushita
(10.01.19)
Daha ilk dönemdeyim demişsin. İlk iki dönem için ganoya bakılmaz o yarıyıl müfredatındaki derslerini alırsın. Ganonun ders almana mani olmaya başlayacağı dönem 3. Dönem. Yani ikinci dönemde derslerini iyi tutarsan, 3. dönemde alttan kalan 2 dersin ile beraber 3. dönem derslerini de alırsın.


diyanet takvimi
(10.01.19)
Hepsinden kalma durumu genelde tıp fakültelerinde, komite sistemlerinde olur. Genel bir ortalamayı tutturamazsan yıl tekrarı yapar, ve o komitedeki derslerin hepsini tekrar almak zorunda kalırsın.

Bir diğer konu da, ön şartlı dersler. Ortalaman 2 buçuk da olsa, x dersini verememişsen, ve y dersini alma şartı x dersini vermiş olmayı gerektiriyorsa, bu iki dersi aynı dönemde kredin yetse dahi alamazsın.


diyanet takvimi
(10.01.19)
''dört dersin ikisini veremedin ve gano 1.86 geldi, seneye aynı dört dersi tekrar vermek zorundasın'' böyle bir şey yok ama mezun olacağın zaman yani tüm derslerini verdiğinde dahi notun gno 2 nin altındaysa o şartlı geçtiğin derslerden ( okuluna göre değişir cd dd- falan onların 1-2 yada 3 tanesinin ( bu da okula göre değişir) sınavına girip 2.00 üzerine çıkarman gerekir. Dönem uzatmaya gelirsek okul sana her dönem alman gereken yani zorunlu olan derslerinin dışında 1-2-3.. tane daha ders (okula göre değişir) alabilmen için ekstra kredi hakkı tanır bu sayede kaldığın ders olursa telafi edersin veya hiç kalmazsan fazladan ders alarak erken bitirebilirsin ( Ön koşul yoksa). Yönetmeliği at istersen


bohemianrhapsody
(10.01.19)
(7)

yürüyüşün faydalı olması için terlemek veya yorulmak şart mı?

spesifik bir amaç yok - hareketsiz yaşama yırmıh atmak amacıyla yapılan küçük bir değişiklik gibi düşünelim. yani normalde hiç yürümüyorum diyelim, çıktım 20-25 dakika düşük tempoda mıyır mıyır yürüdüm; ne terledim ne de yoruldum (gerçi hiç yürümeyen biri 20 dakika yürürse yorulur ama neyse yorulmad
spesifik bir amaç yok - hareketsiz yaşama yırmıh atmak amacıyla yapılan küçük bir değişiklik gibi düşünelim. yani normalde hiç yürümüyorum diyelim, çıktım 20-25 dakika düşük tempoda mıyır mıyır yürüdüm; ne terledim ne de yoruldum (gerçi hiç yürümeyen biri 20 dakika yürürse yorulur ama neyse yorulmadığımı varsayalım). bu durumda kardiyovasküler olarak, efendime söyleyeyim kemik-kas sağlığı açısından vs. "iyi" bir şey yapmış oluyor muyum yoksa vücut bunu fark etmeyip "nabıyo bu mal amk" demeye, yatıyormuşum gibi davranmaya devam eder mi?

bileğim sakat olduğu için kendimi çok zorlamak istemiyorum, haftanın 5 günü 6-7 bin adım zaten mecburen atıyorum. bazen işte ekstra olarak akşamları da en azından 2-3 bin atayım, 10 bine tamamlayayım istiyorum ama sanki hiçbi işe yaramıyomuş gibi geliyo jsfjsjk. ondan sordum. gerçi işe yararsa bunu 50 sene sonra anlıcam zaten, ne bekliyorum onu da anlamadım ki, kalbimde yeşil uyarı ışığı yancak sanki "teşekkürler kankito iyi yürüyon bu ara ben daha iyiyim" yazcak.
der meister
(09.01.19)
kardiyo egzersizi olmasını istiyorsan kalp ritmini yükseltmen şart.
bunu yapabilmek için de ya hızlı yürüyeceksin ya yokuş çıkacaksın, ya merdiven çıkacaksın ya da sırtına ağırlık alıp yürüyeceksin.


rentts
(09.01.19)
Eğer amaç zayıflamaksa nefes nefese kalacağın egzersizleri yapma demişti bana dr diyetisyenim. Dolayısıyla yorulmadan yürümek kendine yapacağın iyi bir şey - devam.


SiyamkedisiZorro
(09.01.19)
oturmaktan iyidir der çekilirim.


argent dawn
(09.01.19)
Kardiyovasküler kapasitene pek bir getirisi olmaz ama yürüyüş iyidir tabii ki hareket ediyorsun, kaslarını çalıştırıyorsun, kalori yakıyorsun vs vs mental olarak da iyi gelecektir.
Yatmaktan tabii ki farkı var, bir an önce başla.


peggy
(09.01.19)
Nabzini oyle yuksek tutmana gerek yok. 5-10 km boyunca durman gerekmeyecek bir tempoda yurusen en iyisi.


3 gün yürüyüp, 4. gün bırakıyor musunuz?
Dağda çayırda asfaltta yürümek mi istiyorsunuz?

Düzenli yürümek için StepBet


yurumek kosmak fln bok gibi moruk evde sinav cek daha ii, sonra keyfine bi turlar gelirsin tonic.vice.com


hjarteblod
(10.01.19)
(4)

nba'i yakından takip edenlere sorularım olacak

merhaba,çocukken nba aşığıydım, affedersiniz it gibi de basket oynardım. sonra futbol, hokey, amarigan düşmanlığı vs. derken uzaklaştım. tabii sevdiğim oyuncuların (paul pierce, kevin garnett, ray allen, kobe bryant, şakil reyiz, dwight howard, vince carter vb.) bırakması veya yaşlanması, aşkım sevg
merhaba,

çocukken nba aşığıydım, affedersiniz it gibi de basket oynardım. sonra futbol, hokey, amarigan düşmanlığı vs. derken uzaklaştım. tabii sevdiğim oyuncuların (paul pierce, kevin garnett, ray allen, kobe bryant, şakil reyiz, dwight howard, vince carter vb.) bırakması veya yaşlanması, aşkım sevgilim chicago bulls'un saçmasapan bi takıma dönüşmesi, golden state-cleveland rekabetinden gına gelmesi gibi sebepler bunda etkili oldu.

ben sürekli izleyenlere şunları sormak isterim,

1) oyun bi' 8-10 sene öncekinden ne kadar farklı sizin için? daha mı iyi, daha mı kötü mesela?

2) benim çocukluğumda takımların 80-90-100 bandında kalması normaldi (normal sezon için konuşuyorum). son yıllarda ise bakıyorum tüm maçlar 153-125 falan bitiyor... golden state'le birlikte oyun yapısı değiştiği için mi böyle oldu? ne zaman normale döner? ben 2.18'lik pivot görmek istiyorum, hook shot görmek istiyorum artık yok mu bunlar hiç? :/

3) bugünün yıldızları çok "kof" değil mi? hepsi boş beleş serseri gibi geliyo bana ya. karakterli, delikanlı, ayarında "renkli karakter" sahibi birisi yok gibi hiç. ulan ron artest bile bunların yanında filozof gibiydi. yakından takip etmediğim için mi öyle geliyor, sizin çok sevdiğiniz oyuncular var mı oyuna renk kattığını düşündüğünüz?

4) bu sezon şampiyonluk/final adaylarınız kimler? ne olur diyosunuz, durumlar nasıl görünüyor?

5) önümüzdeki 3-5 sezon için iyi yapılanacağını, lige damga vuracağını düşündüğünüz takımlar var mı? çekirdeği sağlam, salary cap'i rahat olan vs?

6) tüm takımların tek tek ayrıntılı olarak değerlendirildiği bi' site falan önerebilir misiniz? hatta bunlar sürekli güncellense, power ranking gibi olsa çok hoş olur. ingilizce olabilir hatta öyle olsa daha iyi.

***

eklemek istediğiniz, sorulardan bağımsız, nba'e ilişkin her türlü yorum ve değerlendirmenizi de memnuniyetle okurum. sağolun.
der meister
(08.01.19)
5- milwaukee bucks


xxxo
(08.01.19)
1. Daha kötü bence. Ama seyirci bunu istiyor diyorlar. Savunmalar yumuşadı günümüzde, daha kolay faul çalınıyor. İtiş kakış kalmadı geçmişteki gibi pota altında. Zaten herkes inanılmaz şut atıyor mesafeye bakmaksızın. Bir diğer kötü yanı da fitness condition stamina işlerinin matematiğe dönmesi. Normal sezonda bir yıldızın oynayacağı dakika sayısı yapacağı işler falan hep belli artık. Hiçbir superstar götünü yırtmıyor artık normal sezonda. İzlenmiyor benim açımdan artık normal sezon.

2. Hem oyun yapısı ve taktik anlayış değişti hem kurallarda daha kolay faul çalınması vs değiştirdi evet. Artık curry gibi herifler turnike atar gibi üçlük attığı için iki sayılık garanti baskete gitmek yerine üçlük denemek daha mantıklı geliyor. Böyle daha çok şut kullanılan daha çok sayı atılan daha yumuşak bir yapısı var şu an.

3. Kof evet. Nerde kavgalar dövüşler Shaq'a danaya girer gibi girenler nerde bugünküler. Nerde Jordan'ın Kobe'nin seri katil tavırları nerde curry'nin dansları. Yeni nesil böle yapacak bişe yok. Reyiz kalmadı alemde. Alem göt oldu:)

4. GS veya rockets şampiyon olur bence. Doğuya hiç bakmıyorum zaten doğu bitik.

5-6 bilmiyorum ben de pek öyle derinlemesine izlemiyorum artık.


playoff'ta yine izlemeye deger hale geliyor mu peki, orada yine konusuyor mu savunmalar? benim acimdan zirve yanilmiyorsam 2010'daki celtics-lakers final serisiydi. oradaki savunma, mucadele, kavga-dovus bambaskaydi. vallahi cok ozledim o atmosferi. yani playoff'ta oyun degisiyordur ona hic suphe yok ama orada bile daha yumusak kaliyorlarsa yine normal sezondan cok farki kalmiyordur herhalde.


der meister
(08.01.19)
1: çok ama çok daha hızlı. İyi mi kötü mü. Bana göre kötü.

2: evet hiç yok.

3: değil ama daha soft. Sertliğe izin azaldı, bunun sonuçları oldu.

4: gsw olur. Bu kadro olmaz. Doğru değil. Saçmalık. Gsw ile en güçlü 2.takım arasında lig tarihinin görmediği bi fark var.

5: reddit. Espn. Türkçe sokrates yutup kanalı. Yazıhane podcast.


(21)

bana sağlıklı yemek önerir misiniz?

google'a "sağlıklı yemek tarifleri" yazmayı ben de biliyorum ama antin kuntin tuhaf tuhaf bir sürü tarif çıkıyor. isteğim, sizin yaptığınız veya bildiğiniz tarifler. ister kendiniz yazın ister "al knk şurda yazıyo buraya bak" diyerek link verin.kriterlerim şöyle (hepsini karşılamasına gerek yok tabi
google'a "sağlıklı yemek tarifleri" yazmayı ben de biliyorum ama antin kuntin tuhaf tuhaf bir sürü tarif çıkıyor. isteğim, sizin yaptığınız veya bildiğiniz tarifler. ister kendiniz yazın ister "al knk şurda yazıyo buraya bak" diyerek link verin.

kriterlerim şöyle (hepsini karşılamasına gerek yok tabii ki, istediklerimi sayıyorum sadece),

* sağlıklı (en azından düşük kalorili) olmak zorunda. mümkünse bolca sebze içersin. şöyle söyleyeyim oturup 4 tabak yediğimde pişmanlık duymayacağım tarzda bi' şey olsun eheh. o kadar olmasa da olur.

* ucuz olsun lütfen. yani mesela el kadar kinoalı bulgur 7 lira mı ne... öğrenciyim ben, repertuarımı genişletmek istiyorum; haliyle sürdürülebilir planlara ihtiyacım var. o yüzden böyle kinoadır, chiadır, affedersiniz puşt gibi şeylere pek sıcak bakmıyorum.

* fırın var, fırına atmalı şeyler olabilir.

* hazırlaması çok vakit almasın ya da ön hazırlık yaparak kısa zamanda hazırlanabilecek tarzda bir şey olsun.

...

mutfağa daha sık giriyorum artık, bi' şeyler yapıyorum ama fark ettim ki hiç sağlıklı falan değiller. hayvan evladı gibi pizza yiyip kola içmeyi hatta sigarayı dahi bıraktım ama hâlâ sağlıklı yemiyorum. günde 2 saati mutfakta geçiriyorum mesela, o süreçte 5000 kalorilik yemek çıkıyo ortaya, yıldım.

valla 5 tane yemek çıkarsam şöyle ömür boyu yerim ama aklıma hiçbi şey gelmiyo. taze fasulyeye girişcem ondan da tırsıyorum beceremem diye. ne yapayım şöyle vitamini, minerali bol gafası sağlam olan? :(
der meister
(06.01.19)
Şu an karnabahar brokoli ıspanak lahana pırasa kereviz enginar mevsimi. Bunların yemeklerini yapabilirsin. İlgini çekerse yaz tarif vereyim zaten pek bir olayı yok.


pastörizesüt
(06.01.19)
-cacık. (yoğurdunuzu kendiniz mayalarsanız daha bir sağlıklı olur)
-yoğurtlu ıspanak. (ıspanağı yıkayıp, doğrayıp, haşlayıp, suyunu sıkıp yoğurtluyorsunuz az tuz ile (arzuya göre üzerine az tereyağı dökebilirsiniz) pul biber ve sarımsak ile zenginleştirebilirsiniz.
-yeşil soğanlı omlet (yapışmaz tavada yaparsanız çok az zeytinyağı yeter de artar. eğer dörtten fazla yumurta kıracaksanız, yumurta akıyla yapabilirsiniz) yeşil soğanı dilimleyip çırpılmış yumurta ile karıştırıyorsunuz. arzuya göre kaşar da rendeleyebilirsiniz. tavadan tabağa alınca üzerine biraz maydanoz doğrayıp öyle yiyin, lezzetli oluyor.
-yumurta dedik, yoğurt dedik madem. (bkz: çılbır)
-sote soğan (bu benim özel tarifim ve inanılmaz lezzetli bir şey)
bildiğimiz kuru soğanı julyen doğruyorsunuz. biraz sarımsak (ezilmiş yahut doğranmış), pul biber, tuz ve az zeytin yağı ile karıştırıyorsunuz. tavayı yüksek ateşte iyice kızdırıyorsunuz kuru kuru. yukarıdaki karışımı tavaya atıp birkaç dakika karıştırıyorsunuz yüksek ateşte. soğanlar azıcık karamelize olmaya başladığı gibi tavadan alıp yiyiyorsunuz. lezzeti şaşırtaca.
(misafir geldi kesiyorum burada)


@pastörizesüt, açıkçası bu ırz düşmanlarının hiçbiri ilgimi çekmiyor ve heyecanlandırmıyor ama sonuç olarak sağlıklı ve tüketilmesi gereken şeyler. o yüzden herhangi birisi için tarif verirsen not ederim ve denerim. aslında ihtiyacım olan tam olarak bu tarz yemekler. yoksa tavuk sotedir şudur budur onu herkes yapıyor. ben böyle anne pişirdiğinde çemkirilecek tatsız tuzsuz yemekler istiyorum. içlerinden en sempatik geleni lahana. içine patates falan da atabiliyosam şahane olur mesela. haşlayıp yoğurtla falan gömerim. ilginiz için tşk ederim.

@dilemma, yoğurdumu kendim mayalayamam maalesef. ev yoğurdunu sevmem zaten. bana ana öğün lazım. canım sıkıldıkça leğende cacık yapıyorum, çok da severim ama yemek alternatifi değil benim için :/

edit: yoğurtlu serseriyi görmemiştim teşekkür ederim, bu güzel işte.


der meister
(06.01.19)
@meyal, olmaz. kendim yapcam.


der meister
(06.01.19)
sebzeleri haşlamak yerine fırında ızgara gibi kararında da sevdiğin baharatlarla pişirip (genelde kekik/nane en güzeli oluyor) yogurtla tüketebilirsin. sebze sevdigim halde sek haşlama tadını ben bile kaldıramıyorum.

türlü çok basit yemek mesela. patlıcanı kabagı biberi ve dilersen patatesi kesip tencereye atıp üstüne domates dograyıp tuz ve yag ekle ekstra su ekleme ve orta-kısık ateşte pişir. bu da gayet lezzetli.

baklagillere yönelebilirsin. sebzeye göre tokluk hissini daha cok sağlıyor ( ve bence daha da lezzetliler) önceden suda bekletme ve haşlama kısmı hariç hazırlamasında hiçbi meşakeat yok. barbunya/nohut/kuru börülceyi ysoğan yağ ve salça ile kavur ve üstüne su ekle suyunu bir miktar çekene kadar pişir ve bu kadar.


blacksky
(06.01.19)
Ben de öyle tahmin etmiştim :D ben hepsine bayılırım ama gözlemlerime göre insanlar en çok ıspanak ve karnabaharı tolere edebiliyor, bu sebeple sana iki çok basit tarif vereyim.
Ispanakları güzelce yıkayıp doğruyoruz. Bir tavaya biraz zeytinyağı koyuyoruz bir adet soğanı doğrayıp içine atıyoruz pembeleşene kadar kavuruyoruz. Sonra ıspanakları da içine atıyoruz. Pişince ocaktan alıyoruz, üzerine sarımsaklı süzme yoğurt döküp yiyoruz. Bunu seveceğine emin gibiyim.
Bir de karnabahar graten, patates falan koymak istediğin için diyorum, bunda kolaya kaçıcam al sana link www.google.com.tr içine patates de ekleyebilirsin bu tarife.
Bir de taze fasulye bulursan o da aşırı kolay. Bir tencereye zeytinyağı bir adet doğranmış soğan üzerine 2-3 adet doğranmış domates üzerine kılçıkları ayıklanmış fasulyeleri koyuyoruz. En üste tuz ve toz kırmızı biber ekliyoruz. Kapağını kapatıp altını yüksek ateşte açıyoruz. 5-10 dakika sonra bakıyoruz şöyle bir karıştırıyoruz altını biraz kısıyoruz. Sonra bu elemanlar suyunu salıyo suyunu çekince içine sıcak su ilave ediyoruz üzerini geçmeyecek kadar. Pişene kadar bu şekilde pişiriyoruz.


pastörizesüt
(06.01.19)
tam senlik bi tarif veriyorum.

patlıcan, patates, kabak ve kırmızı biberi çok büyük olmayacak şekilde kafana göre doğra, genişçe bi kaba at. üzerine zeytinyağı gezdir. tuz, karabiber ve pul biber koyup karıştır. sevdiğin başka baharatları da ekleyebilirsin. yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dök ve fırınla.

dünyanın en basit ve lezzetli yemeği. yoğurtla birlikte afiyetle göm.


bxgx
(06.01.19)
ben pastörizenin ıspanak tarifine bir anne gibi araya girebilir miyim kdfljgldf
ıspanak yıkamayı çok geç öğrenmiş biri olarak söylemiş olayım. yıkadıgın kaptan alıp kabı da durulayıp tekrar ıspanagı kaba koyarak bu işlemi 3-4 kez yapmazsan temiz olmuyor. ıspanak temiz gözükse bile çok kumlu bi sebze. tek zahmeti de yıkama kısmı ne yazıkki.. sebzelerin şahı bana sorarsan.


blacksky
(06.01.19)
amac ne? kilo vermek mi? kilo almak mi? yoksa saglikli beslenme mi?
temelde yiyecekleri soyle gruplandirabilirsin
saglikli yiyecekler: butun sebzeler + baklagiller + etler + yumurta
sagliksiz yiyecekler: karbonhidrat ve seker depolari= pirinc, patates, makarna, meyveler vs.

sagliksiz yazdiklarim aslinda cok da sagliksiz degil ama cok 4 tabak yediginde pismanlik duyarsin.

bana gore yapmasi en kolayi yiyecek aslinda. kasaptan tavuk kanat, pirzola, vs dolduruyorum aciktikca mangalda yada tavada steak olarak yapiyorum. tr sartlarinda cok ucuz degil ama hem doyurucu hem lezzetli.

baklagilleri(nohut, barbunya vs) yapmak icin duduklu tenceren olsa iyi olur. yoksa sabahtan suya yatirip daha sonra saatlerce kaynatman gerekir. duduklu tencere olunca 20-30dk'da pisiyor hemen.

favori sebze yemeklerim:
- haslama/buharda brokoli (zeytinyagli, limon ve sarimsak soslu )
- zeytinyagli pirasa/karnabahar/taze fasulye
- kusbasi etli patlican yemegi
- kiymali ispanak (ustune yogurt)
- mantar kavurma
bunlari yapmasi kolay

zahmetli yiyeceklerden
- karniyarik
- kusbasi etli enginar yemegi
- kiymali enginar dolmasi
- lahana sarmasi


yemekleri tam olarak nasil yapacaginla ilgili yada farkli tarifler icin www.nefisyemektarifleri.com'a bakabilirsin. gayet guzel tarifler oluyor.


crucio
(06.01.19)
Cevizi soy, buzdolabı poşetine koy. Bardak dibiyle ez.
Kerevizi soy. Rendele veya blendırla.
Yoğurdu alıp üçünü karıştır.
Pulbiber, kekik, tuz. Afiyetle.

Patlıcanı del. At fırına 50 dakika.
Soy. Ez. Zeytinyağı, pulbiber, kekik. Oh. Mis.

Brokoliyi buharda pişir. Zeytinyağı, pul biber kekik.


oguz altun
(06.01.19)
@crucio, en başta amaç beslenme anlayışını ve bu konudaki zihinsel yapıyı değiştirmek; her gün ya da iki günde bir yemek yapma fikrine alışmak ve bunu norm bellemek. uzun vadede ise sağlıklı beslenmek. kilo fazlam var ama zaten sağlıklı beslenip ipin ucunu kaçırmazsam kilo da veririm rahatça. kaldı ki niye kilo aldığımı, niye veremediğimi de biliyorum: inanılmaz miktarda şeker tüketiyorum, kâh katı kâh sıvı formda.

"sağlıklı" dönemlerimde şunu fark ettim: düzgün yemek yediğimde şeker ihtiyacım azalıyor zaten. sigarayı da bıraktığım için bu ara gayet güçlü ve iyi hissediyorum, "onu yaptın yemek mi yapamıcan aq" diyorum.

o yüzden sağlıklı olsun istiyorum. kilo veririm ya da vermem bilmiyorum ama en azından boğazımdan sağlıklı, gerçek besin geçiyor olsun. benim için uzun vadeli bir plan bu. hayatımın geri kalanında böyle olsun istiyorum.


der meister
(06.01.19)
çorba. benim hep yaptığım tarif: suyun içine kırmızı mercimek, kabak, havuç, soğan vs. ne istersen at haşla sonra el blender'ından geçir(el blenderı şart ne yazık ki yoksa sebzeleri çok ince ve güzel doğraman gerekir((rendelemen)) o da süreci uzatır yemeği zorlaştırır) ve al sana mis gibi vitaminli çorba.

bi tavaya kapya biber soğan havuç kabak mantar vs. ne istersen ne varsa doldur kavur üzerine tavukları da at pişir. burada yemeğin kolaylığının en belirleyici unsuru doğrama skill'lerin. yani kendim de cok ugrasmayı sevmediğim için karnım açken kolay tarifler söylüyorum.

mini fırın ve tepsi veya borcam varsa mücver tavsiye ederim kesinlikle ve şiddetle. bi kere yap 2-3 gün ye. mücver çok basit bi şey tek ihtiyacın olan şey rende ve kabak da rendelemesi acayip kolay bi şey. harcını yap borcama veya fırın tepsisine yağlı kağıt serip dök ve pişir.

yoğurt çorbası da favorimdir ama sever misin bilmem ben bi yapıyorum 6-7 tabak çıkacak kadar günde 2 tabak içerek 2-3 gün içiyorum hastasıyım. hem doyurucu hem lezzetli. sağlıklı mı pek değil ama sağlıksız da değil.

ondan sonra şimdi en efsane şeyi söylüyorum. bi tane düdüklü tencere buluyorsun yoksa normal tencere de olur ama uzun sürer, sonra bir gün nohutları alıp haşlıyorsun topluca sonra bunları 1-2 porsiyon kadar keyfine göre buzdolabı poşetlerine ayırıp buzluğa atıyorsun. nohut yemeği yapmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!!! tavada soğan ve salçayı kavur üzerine nohutları ve sıcak suyu at 5 dk içinde nohut yemeğin hazır. yanına pilav makarna tavuk ne istersen yap.

ve son olarak, köfte. torku doğrudan markette kıyma bayağı ucuz. oradan toplu kıyma alıyorum genelde 1 kilo. 36-40 arasında değişiyor orta veya az yağlı olmasına göre. toptan köfte yapıyorum şekillendiriyorum devasa devasa yapıyorum(çok uzun sürer ve yer kaplar minik yaparsan) ve 40'a yakın köfte çıkıyor. sonra bunları bi kaba koymadan buzlukta bi tepsiye veya tabağa dizip donduruyorum. kabaca donduktan sonra da bi kaba doldurup topluca buzluğa atıyorum(böyle yapınca köfteler birbirine yapışmıyor, öbür türlü yapışıyorlar ve ayırmak imkansız oluyor) bu şekilde hem hızlı hem de lezzetli bir şekilde et yiyebiliyorsun. dışarıda 150 gram köftenin porsiyonu 20 lira en az, benim söylediğim şekilde 5-6 liraya falan geliyor. aklıma başka gelirse yazarım allağım var iyi yemek yapıyorum.


amac saglikli beslenmekse, ilk adim olarak hamur islerini ve sekeri azaltmak yeterli olacaktir. ekmek, patates, makarna, pirinc ve sekeri olabildigince azalttigin takdirde geri kalan yiyecekleri istedigin gibi yiyebilirsin aslinda. yag konusunda cok cekinmene gerek yok.


crucio
(06.01.19)
@crucio, hocam tamam da yemek yapmayı bilmeyince onlardan uzaklaşamıyorum ki. sebze yemeği yapmayı bilmeyen öğrenci şu saydıklarınızı da tüketmese ölür gider. bim'e giriyorum hazır börek alıyorum. kendi çapımda fettuccine yapayım diyorum e haliyle tavuklu ve kremalı kalori bombası makarna oluyor. öyle yapmazsam ton balıklı yoğurtlu yapıyorum. öyle yapmazsam salçalı (bol tereyağlı) yapıyorum vs. yani normal kilosunda ve düzgün beslenen bi adam için arada ton balıklı ya da salçalı makarna yemek koymayabilir ama benim bütün düzenim böyle saçmasapan besinler üzerine kurulu.

yemekleri kendim yapmak zorundayım, o yüzden tarif sordum. teorik olarak bilgiliyim zaten beslenme konusunda. uygulama sıfır.

@palve, olm evde olmayan iki şey blender ve rende, verdiğin bütün tarifler bunların etrafında dönüyor :((


der meister
(06.01.19)
yok yav 2 tarif için sıkıntı. hadi blender'ı boşver de rende al ya 15-20 lira lazım olur çok işe yarıyor. ben rende aldığımdan beri sürekli bi şeyler rendeliyorum evde kaşar mı var normalde yemem ama her şeyin üzerine kaşar rendeliyorum falan güzel oluyor.


sebze yemeklerini yapmak cok kolaydir aslinda.

1- domates, biber, sogan ve sebzeyi(taze fasulye, ispanak, patlican, karnabahar) kucuk kucuk dogra ayri tabaklara al.
2- hafifce derin tencereye cok fazla olmayacak sekilde zeytinyagi dok ve yagi guzelce kizdir
3- eger yemek soganli ise once soganlari, 2-3 dakika sonrada biberleri tencere at ve biraz bunlari biraz kavur.
4- eger yemek etli yada kiymali ise bunlari da tencereye koy ve guzelce kavur.
5- domatesleri ekle ve 2-3dakika karistir
6- sebzeleri de tencereye at ve sebzelerin en ust hizasina gelinceye kadar sicak su koy.
7- tuz ve keyfine gore diger baharatlari eklemeyi unutma ;)
8- agzini kapat ve 15-20dk orta-yuksek ateste pisir.
9- arada suyunun bitmedigini kontrol et. suyu bittiyse biraz daha ekle. ama fazla ekleme yoksa corba gibi olur.
10- sebzeler yumusayinca altini kapat ve 5dk kadar dinlendir

brokoli:
1-brokolileri kucuk kucuk parcalayip, yikayip yine derin bir tencereye koy.
2- borokolilerin hepsi suyun icinde kalincaya kadar su ekle
3- altini sonuna kadar ac ve brokolileri hasla.
4- keyfine gore ister az hasla brokoliler diri diri kalsin. ister cok hasla brokoliler iyice yumusasin
5- suyunu suz ve brokolileri yayvan bir tabaga al
6- ayri bir kapta limon, sarimsak, zeytinyagi ve tuzu karistir ve brokolilerin uzerinde gezdir.

afiyet olsun


crucio
(06.01.19)
www.seviminaskanasi.com saglikli mi bilmiyorum ama guzel bir tarif. Firinin varsa yapabilirsin.


nax
(06.01.19)
ben de aynı dertten muzdarip olduğum için, kendime böyle bi koleksiyon hazırladım trello’da.

ne yesem(sağlıklı) diye düşününce hemen oraya bakıp, istediğim kategoriden bir şey seçiyorum

Şimdi de seninle bu özel listemi paylaşıyorum :)
Umarım çok faydası olur

trello.com


etli, kırmızı biber. fırına at çözlensin dışarı çıkar kabuğunu soyabildiğin olursa al. olmazsa kalsın. biraz zeytinyağı ve tuz. çok güzel meze oluyor. ama dikkat et aşırı yediriyor.


for day to break
(07.01.19)
kirmizi et mi? *cries in spanish*


der meister
(07.01.19)
(14)

behzat ç. güzel mi izliyim mi?

polisiye falan pek merakım yoktur ama ankara'ya yerleşeli 1.5 sene oldu ve bazılarınızın bildiği üzere sapık gibi seviyorum bu şehri. "insan ankara'yı neden sever"i sorgulamayayım şimdi ama cidden çok seviyorum. öyle ki hayatının 23 yılını yurtdışı hayal ederek geçiren ben şimdi "lisans yüksek lisan
polisiye falan pek merakım yoktur ama ankara'ya yerleşeli 1.5 sene oldu ve bazılarınızın bildiği üzere sapık gibi seviyorum bu şehri. "insan ankara'yı neden sever"i sorgulamayayım şimdi ama cidden çok seviyorum. öyle ki hayatının 23 yılını yurtdışı hayal ederek geçiren ben şimdi "lisans yüksek lisans doktora falan burda yapabilsem de çok güzel olur, para olduktan sonra ne ki..." diyorum, basbayağı mutluyum aq çok tuhaf.

behzat ç.'yi de işte sırf bu ankaralı şeyinden merak ediyorum. doğal diyolar, angaralı diyolar ama izlediğim bi videoda (sen cıvık yapıyorsun videosu, menemen bişirdikleri) bazı sahneler çok yapay geldi bana. "la"yı olur olmadık her yerde kullanıyolar. amirim iki cümlede arka arkaya "bebe" diyor (ne olcak la bu bebe, kalkmıcak mı bu bebe) vs...

etrafımdaki insanların çoğu ankara'nın yerlisi değil, o yüzden bi şey diyemicem ama ben herhangi bi yöre insanının yöreyle özdeşleşmiş ifadeleri bu kadar sık kullandığına rastlamadım açıkçası. trakya'da büyüdüm mesela, biz de kızan yahut kapçık derdik ama her cümlede kullanılmazdı yani.

açıkçası biraz abartılıyo gibime geldi ve üzüldüm. lütfen "yoo abartılmıyo, antin kuntin bildiğin gerçek diyalogları var" deyin, izleyesim gelsin.

"izle" derseniz, sansürsüz olarak nette falan bulabilir miyim bi de?

(tikler gecikebilir ama vericem)
der meister
(04.01.19)
Diziyi izlemedim. Şunu belirtmeliyim gerçek bir Ankaralı "la, bebe" gibi kelimeleri kullanmaz. Bu kelimeler göçlerle gelenlerin kendi kültürsüzlüklerini devam ettirmelerinin sonucudur.


değil. ekşicilerin abarttığı hangi türk dizisine şans verdiysem pişman oldum. diğer türk dizileri gibi değil diyorlar, farklı diyorlar, süper über yabancı diziler gibi diyorlar izliyosun yine aynı bok çıkıyor.


İzle. Ben de çok önyargıyla yaklaşıp senelerce izlemedim. Sonra geçen sene bir oturuşta hepsini izledim.


sta
(04.01.19)
Gayet güzel dizi. Tavsiye ederim


Delay Fuze
(04.01.19)
Kitaplarını daha çok tavsiye ederim ama. Bence diziden kat kat daha güzeller


Delay Fuze
(04.01.19)
kötü. ilk sezonu bile bitirmeye tahammül edemedim ben.


rotten head
(04.01.19)
İzle. Ama çok iyi dizi diye beklentiye girmeden izle. Diyaloglar doğal, karakterler doğal. Verdiği mesajlar yerinnde. İlk sezonu sansürsüz yoktu sanırım, bulabildiklerini sansürsüz izle. Ne çok izle dedim, ne olursan ol yine izle.

Bu arada duyuruyu okuyunca der meister mi bu dedim. Aslında tam senlik dizi.


curukturpkokusu
(04.01.19)
izle la.
polisiye dediğin dizide ağırlıklı olarak çatışma, kavga gürültü patırtı, aksiyon macera yer alır. amirimin olayı öyle değil la. o dizi bambaşka bir kulvarda. hiç beklenmedik noktalara değiniyor.
güzel dizi, izle. sarmadığı yerde bırakırsın.


AWD
(04.01.19)
Türk dizisi izlemem normalde ama Behzat Ç başkadır. Aç youtube'da sekanslarına bak zaten anlarsın. Müzikleri de efsanedir.


Bir süre Ankara'da yaşamış olman diziye başlaman için güzel bir şey bence. Ankara'daki yaşanmışlıklarınla doğru orantılı olarak (en azından temel düzeyde) diziden zevk alma ihtimalin de artıyor. Şehri iyi gezdim, ortama alıştım diyorsan tabii ki başla. İlk 8-9 bölüm yer yer sıkıyor ve yer yer o "yapay" diyen insanları anlamama sebep olacak şekilde oturmamış şeyler oluyor. Özellikle karakterlerin oturması ve oyuncuların da tam anlamıyla özümsemeye başlamaları 10. bölümden sonra oluyor bence. Ondan sonrası tamamen seyir keyfi bence. Hatta, ilerleyen bölümlerde o kadar oturmuş oluyor ki bazı noktalarda adamların "script" dışına çıkıp gayet kendi doğal (veya artık "kapmış" oldukları) şiveleriyle aralara ekstra yorumlar yaptıklarını düşündürüyor. Verdiği "bizdenlik" hissi biraz bundan, biraz da Ankara'da yapacak şeyler kısıtlı olmasından ötürü, bazı sahnelerde, "aa bunu biz de yapmıştık" veya "aynı bizim arkadaşlarla takıldığımız gibi" diye düşündüren anları biraz daha fazla olabiliyor haliyle.

Özet: İlk birkaç bölümden sonra güzelleşiyor. Bence izle.

Edit: Netflix falan hayvan gibi sansürlü. Puhutv'de de sonlara doğru sansürsüz ama şu yeni rtük yasası falan vardı, dönüp tekrar sansürleyebilirler yani. Öyle bir şey olmadan önce izle hemen. Tabii çoktan yapmadılarsa.


skooma
(04.01.19)
Şöyle bi sahneyi ancak bu dizide bulabilir insan youtu.be

Bu dizinin ilk sezonunda fazilet piknik henüz kapanmamıştı. Strazburg caddesiyle Atatürk bulvarının kesişimindeki dönerci. Şimdi simitçi var yerinde. Sıhhiye köprüsünün hemen dibi. Bi bölümde insanlık namına döner bıçağıyla dalma muhabbeti bu dönercinin önünde geçiyodu. Liseye giderken orada döner yerdim. Aradan 13-14 yıl geçmiş.

Bunun gibi birçok mekan, o mekanlarda yaşanan anılar, tiplemeler falan insanın hoşuna gidiyo. İzlediğim en iyi yerli dizi değil ama yeri bambaşka. Bi de şu ilk sezondaki hikaye, ses, kamera düzenini çok sevdiğimden 2 ve 3’e alışamayıp bırakmıştım. 2’de ve 3’te kameraları, ses aldıkları cihazları falan değiştirdiler sanırım. Daha kaliteli oldu ama samimiyetini kaybetmiş gibi geldi bana. O yüzden 2’yi yarım yamalak izledim, 3’ü hiç izlemedim.


Delay Fuze
(04.01.19)
İlk bölümü kendiliğinden sürükleyici, kitap içeriği zaten. Solculuk, polis teşkilatı içindeki çekişmeler, karakterlerin tanıtılması vs. ile başlıyor ve tabi ki cinayet etrafında öbeklenip veriliyor. Onu izler ve saracak galiba dersen devamı gelir. Karakterlerin/atmosferin iyice oturması, bi de izleyicinin alışması derken bi 5-6 bölüm sonunda uyumunuz net bir şekilde anlaşılır. Beğenir beğenmezsin ayrı ama birazcık politik bir derdi de varmış çekenlerin diye de anlarsın bu arada zaten. Buradan sonra kopmayıp devam edenlar işte o sana diziyi övenler ve sevenler. Ek olarak da, hikaye Ank'da geçiyor :) ve yine bu övenler halihazırda sokakları, mekanları, müzikleri, olayları, karakterleri Ank'daki yaşamında tecrübe etmiş olanlar. Onlar kadar sahiplenir misin bilmiyorum ama Ank'da yaşamayı seviyorsan, Behzo'yu da seversin. Hatta yaşanmışlık biriktirip sonra izlemek daha makul bile olabilir :)


Anahtar kelimeler de şunlar (belki spoiler olabilir):

sakarya, erdal beşikçioğlu, alkol, sansür, memduhbaşgan, vega, ulus, emrah serbes, kara-kızıl, neşet, pilli bebek, pavyon, karrrdeşim, pisküvit, ercü, çaygetir, biipp, selimiti ..........

artık karar sende. İlk sezondan sonrası için puanı düşüyor ama herkesin, onu da bil.


jnlbnnn
(04.01.19)
Guzel dizi olabilirmis ama cok uzun suruyor bolumleri.

1-2 bolum izle, sararsa devam et


acemi
(04.01.19)
cok severek izlemistim behzat c. yi hatta istanbulda behzat c zirveleri bile yaptik. bana ankarayi sevdiren dizidir. tavsiye ederim.


tahtakafa
(05.01.19)
(2)

beinsports'un internet servisi yok mu?

hatırlayanlar olacaktır, digiturkplay zamanlarında aylık 13 liraya mı ne paket olurdu. euroleague, premier lig, tenis turnuvaları vs. içeren şirin mi şirin nefis bir paketti. en gariban adam dahi vasat interneti varsa oturur cayır cayır mis gibi izlerdi maçını. türkiye ligini izleyeceğim diyorsan 40
hatırlayanlar olacaktır, digiturkplay zamanlarında aylık 13 liraya mı ne paket olurdu. euroleague, premier lig, tenis turnuvaları vs. içeren şirin mi şirin nefis bir paketti. en gariban adam dahi vasat interneti varsa oturur cayır cayır mis gibi izlerdi maçını. türkiye ligini izleyeceğim diyorsan 40-50 lira fazla verir malatyasından rizesine onları da izlerdin.

bein denen garabet geldi, ptt 1. lig dahil olmak üzere tüm spor yayınlarında tekel oldu resmen. bunların digiturkplay gibi bir hizmeti yok mu? ben hesap açıp, aylık üyelik alıp internetten bunların yayınladığı organizasyonları takip edemez miyim şimdi?

ssport önermeyin lütfen, 12 yıldır internet kullanırım bu kadar aptal ve işe yaramaz bi sistem görmedim. nerde 1kbps bağlantıyla hd oynatan digiturkplay, nerde 10mbps'de oynatamayan ssport.
der meister
(28.12.18)
hayır. yani var da normal abonelerine veriyor ancak.


giovanne
(28.12.18)
Var. Digiturkplay aynen devam ediyor.

Arkadaşın dediği bein connect olmalı.


038576
(28.12.18)
(4)

ölüm gibi kokan haysiyetsiz botları nasıl temizleyebilirim?

slm,bahsettiğim, bildiğiniz "ayakkabı/ayak kokusu" değil. ayağını kuru tutarsın, karbonat dökersin, ayakkabıyı havalandırırsın vs. bir şekilde geçer o. bu bambaşka. bot, tüm hücreleriyle kokuyor; öyle içinin kokması falan değil, bağcığından tutun da her bir köşesine kadar iğrenç kokuyor.niye diyecek
slm,

bahsettiğim, bildiğiniz "ayakkabı/ayak kokusu" değil. ayağını kuru tutarsın, karbonat dökersin, ayakkabıyı havalandırırsın vs. bir şekilde geçer o. bu bambaşka. bot, tüm hücreleriyle kokuyor; öyle içinin kokması falan değil, bağcığından tutun da her bir köşesine kadar iğrenç kokuyor.

niye diyecek olursanız, ben kar yağdığında en az 2 saat dolaşırım, geçen karı fazla kaçırmışım su oldu ayakkabı. kaloriferin önüne koydum ama 3-4 gündür hala kurumadı sjfjsskf.

***

daha önce annem bayağı elinde sabunla falan yıkamıştı ve sobanın önünde kurutmuştu. cillop gibi olmuştu o zaman ayakkabı... şimdi ben elde yine yıkarım ama soba tarzı canavar gibi ısıtacak bi' şey yok evde, kalorifer önüne koysam yine nemlenip bakteriler için cennet olacak.

velhasıl ben bu botu nasıl temizleyebilirim? sorun nemli ve ıslak kalması olsa gerek ama "kokmadan kuruması" için de sağlam ısı kaynağına ihtiyaç var gördüğüm kadarıyla.

"at gitsin" geçerli bir cevap değil - bir tane botum var ve ankara'da yaşıyorum, kamon. yeni ayakkabıya 200-300 lira para vermem de teklif dahi edilemez şu an.

ne yapayım?

not: markası quechua mı ne skimse o decathlon'daki zımbırtı. klasik akademisyen dağcı ayakkabısı tipinde bi' şey.
der meister
(28.12.18)
kaloriferin önüne değil, üstüne koy.


kibritsuyu
(28.12.18)
kokutuyor onlar evet. deterjanlı suda falan bi gece bekletirsen kirleri akacaktır. sonra at makineye.


hasmetizm 2046
(28.12.18)
Sac kurutma makinesi


red g
(28.12.18)
Evet yigido, bravo tum levelleri geçiyorsun ankarada. Tesisat işinde zorlanırsın diye düşünmüştüm ama buraya yazabildiğine göre o chapteri da gecmişsin. Tebrikler.. Şimdi hemen cebecideki Roosmana gidiyorsun, oradan üzerinde 1 damla yeter yazan koku giderici spreyden alıyorsun ve o botlara bir iki fıs sıkıyorsun, sonra yine kalorifere devam. Fiyatı mı ? 11 küsür lira bişey. Ha almışken diğer ayakkabılığa falan da fıslat biraz...


primetime
(28.12.18)
(4)

türk telekom basket - ankara'da seviliyo mu bunlar?

onlarca takımın gelip geçtiği basketbol liginde benim hatırladığım kadarıyla türk telekom çooook uzun yıllardır (en son düşüp geri çıktıkları sezonu göz ardı edersek) birinci ligde. genel olarak başarılı da sayılır, öyle dandik ne idüğü belirsiz bir takım değil.merak ettiğim şu: ankara'da bu takımın
onlarca takımın gelip geçtiği basketbol liginde benim hatırladığım kadarıyla türk telekom çooook uzun yıllardır (en son düşüp geri çıktıkları sezonu göz ardı edersek) birinci ligde. genel olarak başarılı da sayılır, öyle dandik ne idüğü belirsiz bir takım değil.

merak ettiğim şu: ankara'da bu takımın taraftar kitlesi, seveni, takip edeni bol mu? neblim "ankara'nın basketbol takımı" dendiğinde telekom ya da başka bir takım geliyor mu akla, öyle bir durum var mı yoksa çoğunlukla boş salona karşı mı oynuyorlar?

henüz maçlarına gidebilmiş değilim ama uzaktan da olsa takip ediyorum kerataları. partizan'dan eşek gibi fark yemeseler avrupa'da üst tura çıkacaklardı. ligde 8 galibiyet 3 mağlubiyetle gidiyorlar şu an. mis gibi takım yau. seviyo musunuz siz telekom'u, canımıss kıymetlimiss diyo musunuz?
der meister
(23.12.18)
Çoğunlukla boş salonlara oynuyorlar. genellikle Türk Telekom'un getirdiği seyirciler hariç pek kimse olmaz.

Ankara'da Ted vardı, ama düştü maalesef.


babilbaligi
(23.12.18)
117. Bloktan kombine kartlarım var. Maçlara pek gidemedim. Fenerbahçe ve bjk maçlarına gidebildim. İki maçta da salon doluydu. Gidemedğim maçlarda da tribünleri boş görmedim fotolardan. Sadece bizim tribünün yan tarafındaki ankaragücü tribünü kulüp desteklidir muhtemelen. Diğerleri senin benim gibi sıradan insanlar. Aileleriyle gelip maç izleyenler


Delay Fuze
(23.12.18)
Hacettepe'de okuyan bi arkadaşim arada etkinlik olsun diye gidiyodu maçlarina. Ki Ankaralı degil yani il dışından gelen biri.

Voleybolda Vakıfbank'ın Eczacıbaşı'nın bile kemik seyirci kitlesi var, Eczacıbaşı'nın bi maçinda koca koca adamların kaplanlar tribünü pankarti altında davul çalarak tezahürat ettiğini görmüşlüğüm var yani. Muhtemelen Türk Telekom'un da vardır seyircisi.


nundu
(23.12.18)
ben bir ara türk telekom maçlarına gidiyordum. ankaragücü taraftarını bağırsın da moral bozsun diye, karşı takımın pota arkasına yerleştiriyorlardı. onun dışında da öyle çok bir seyirci gelmiyordu. boş oluyordu salonlar. yabancı takımlarla oynadığında da telekom personeline falan bedava bilet dağıtıyorlar veya aynen mitinglerde yaptıkları gibi seyirci taşıyorlardı.

şimdi nasıldır bilemiyorum. 6-7 sene önce aynen böyleydi.


malheiros
(23.12.18)
(6)

hamam fiyatları ne kadar aşağı yukarı?

altındağ'daki şu tarihi karacabey hamamı bizim evin dibi sayılır. normalde zaten merak ettiğim bir deneyim ama şu an suyumuz olmadığı için sanırım biraz da mecbur kaldık arkadaşla. hamamda temizlenek yarın okulumuza temiz temiz gidek diye düşündük. gelgelelim ben şu an "hamam qeyfi" yapacak durumda
altındağ'daki şu tarihi karacabey hamamı bizim evin dibi sayılır. normalde zaten merak ettiğim bir deneyim ama şu an suyumuz olmadığı için sanırım biraz da mecbur kaldık arkadaşla. hamamda temizlenek yarın okulumuza temiz temiz gidek diye düşündük.

gelgelelim ben şu an "hamam qeyfi" yapacak durumda değilim, öyle 45-50 liraysa veremem. daha önce hamama gitmişliğim de yok, kapıdan girip sefil gibi "OOO ÇOKMUŞ YA" diye geri dönmek istemiyorum.

bu konuda bilgisi/kültürü olanlar aşağı yukarı bi' fiyat verebilir mi? arkadaşım ısrarla "en kral yerde 20 lira olum yaa" deyip duruyor ama neblim düşük geldi bana, bence daha pahalıdır eheh.
der meister
(23.12.18)
Arayıp sorsana bro.


Delay Fuze
(23.12.18)
hamamda temizlenmek?


Benim tahminim 25-30 arası.


mezarkabul
(23.12.18)
Giris 20-30 lira bi seydi.

Bi o kadar da keseciye(opsiyon, yaptirmak zorunda degilsin ama yaptir.) veriyosun cikista.

3-5 lirada iceride ictigin su, maden suyu tutuyo.


bir3iki7
(23.12.18)
sengul hamami 36 lira idi galiba, kese yaptirirsan 15 daha veriyordun.


otopark, masaj, kese, soda-ayran falan her şey dahil 50 lira civarı veriyorum ben genelde.


babilbaligi
(23.12.18)
(1)

cod 2 multiplayer ve botlara karşı oynama

slm,KAL OF DATİ steam'de 24.5 liraya düşmüş... ev arkadaşımla alalım diyorduk birlikte oynayalım diye. ben multiplayer oynayıp bayrak kapma falan gibi dövüşürüz diye düşünmüştüm, o meğer görevleri "tek kişi değil de iki kişi" yapmaktan söz ediyormuş. yani bilgisayara karşı tek değil de iki kişi birl
slm,

KAL OF DATİ steam'de 24.5 liraya düşmüş... ev arkadaşımla alalım diyorduk birlikte oynayalım diye. ben multiplayer oynayıp bayrak kapma falan gibi dövüşürüz diye düşünmüştüm, o meğer görevleri "tek kişi değil de iki kişi" yapmaktan söz ediyormuş. yani bilgisayara karşı tek değil de iki kişi birlikte oynayacakmışız, cephe arkadaşı olacakmışız.

1) şu an multiplayer ortamı aktif mi cod 2 için? malum oyun eski, hâlâ oynayanı var mı multi'de? varsa ne tür maçlar var, düz elimination var mı mesela öyle counter gibi 5'e 5 falan? gerçi cs'de var mıydı o hatırlamıyorum, crossfire'da vardı.

2) arkadaşımın dediği şekilde oynayabilir miyiz? aynı oyuna bağlanacağız, sadece ikimiz gerçek kişiyiz bilgisayara karşı aynı oyunu oynuyoruz. var mı öyle bir seçenek?
der meister
(22.12.18)
(6)

ev sahibi mi ödemeli?

evde boru patladı. tesisatçı hâlâ gelmedi, ne kadar masraf çıkacağını bilmiyoruz ama az buz bir şey olmayacak gibi. gösterdiğimiz bir abi fayansın kırılması gerekebileceğini söyledi.bu işin raconu nedir şimdi, biz tesisat için ödemeyi yaparız ama kiradan düşeriz diye düşündük. çünkü biz bi' şey yapm
evde boru patladı. tesisatçı hâlâ gelmedi, ne kadar masraf çıkacağını bilmiyoruz ama az buz bir şey olmayacak gibi. gösterdiğimiz bir abi fayansın kırılması gerekebileceğini söyledi.

bu işin raconu nedir şimdi, biz tesisat için ödemeyi yaparız ama kiradan düşeriz diye düşündük. çünkü biz bi' şey yapmadık, evde olmasak bütün mahalleyi su basıp götürecekti. kullanmıyoruz bile tuvaletin musluğunu.

acayip canımız sıkıldı yav 3 saat temizlik yaptık, su da kesik kalakaldık öyle. tesisatçı yetiştirebilirse akşam gelecekti güya ama ondan da ses yok, yarın hiç gelmez.

şeyi sorayım bi' de kombi çalışır mı su kesikken? kaloriferlere su gidiyor sonuçta ama o su başka yerden falan geliyordur belki ondan merak ettim. su kesikken kaloriferi de mi yakamayız şimdi? açtığımız anda musluğun arkasından ve bulduğu her boşluktan şarıl şarıl akmaya başlıyor çünkü. vay aq 24 yıllık fantastik ömrümde beşinci kez mi ne yaşıyorum bu durumu, yıldım gayrı.
der meister
(22.12.18)
ev sahibi olarak cevap veriyorum..
evdeki elektrik ve su bazlı arızaları direkt üstleniyorum ve sorunu hemen çözüyorum..
ha pencere kırılır kilit bozulur kapak düşer onlar beni ilgilendirmez :)


strobist
(22.12.18)
ev sahibi ödemeli. arayın söyleyin, kiradan düşüyorum, diyin.
kombi çalışır ama su basıncını takip edin göstergeden. kombideki su azalırsa sorun olur.


scudman1
(22.12.18)
sıkıntı sizden kaynaklı değil ise evin ana tesisatı ile ilgili her şey ev sahibine aittir.


basond
(22.12.18)
Ev sahibine aittir ama onayını almadan tesisatçı getirirseniz problem çıkarabilir. Çıkarırsa da haklıdır. Belki anlaşmalı tesisatçısı var, belki pazarlık yapacak. Bilemezsin ki.

Ekleme: Hatta fayans kırım işi olacağını da açıkça belirtin. Kabul etmeyip sıva üstü tesisat döşenmesini isteyebilir.


oguz altun
(22.12.18)
Emlakcin veya ev sahibin tesisatci yonlendirnezse sen birini bul yaptir kiradan dus yuzde yiz ev sahibi oder


Ev sahibi plus

Ev sigortalı mı bu arada?


Delay Fuze
(22.12.18)
(6)

fettuccine niye hiçbir markette yok ya?

soru başlıkta.ben istanbul'dayken birkaç kez "fettuccine alfredo" siparişi vermiş ve özünde gayet basit olan bu şapşik yemeğe bayılmıştım. sonraları kendim de yapmayı istedim, açıkçası çok market dolaşmadım ama yine de girdiğim yerlerde (ki bunlara kocaeli'deki bir migros da dahil) fettuccine bulama
soru başlıkta.

ben istanbul'dayken birkaç kez "fettuccine alfredo" siparişi vermiş ve özünde gayet basit olan bu şapşik yemeğe bayılmıştım. sonraları kendim de yapmayı istedim, açıkçası çok market dolaşmadım ama yine de girdiğim yerlerde (ki bunlara kocaeli'deki bir migros da dahil) fettuccine bulamadım. barilla'nın her çeşit antin kuntin makarnası, eriştesi vs. vardı ama bu yoktu. parmesana hiç girmiyorum bile.

fakirliğimden kaynaklı market ağımın zayıf olması mı bunun sebebi? allasen siz şimdi parmesan ve fettuccine isteseniz bunları gidip alabileceğiniz market var mı mesela?

dün en sonunda kafayı yedim, gittim bim makarnası (şu mermi gibi olanlardan, rigoni galiba, pastavilla'nın jsfjs) aldım. kremaya da parmesan yerine dost tam yağlı inek peyniri yabıştırdım. vallahi çok güzel oldu, ben beğendim ama işte orijinal tarifi yapabilsem ne güzel olurdu...

vicdanlara sesleniyorum: her nerede yaşıyorsanız, yaşadığınız yerde marketlerde parmesan peyniri ve fettuccine var mı? hadi migros, carrefour gibi marketlerde parmesan vardır eyvallah da bu affedersiniz aq fettuccinesi yok gibi hiç?
der meister
(20.12.18)
Migrosta satılıyor diye biliyorum. Belki büyük migroslarda vardır, ufaklarında yoktur falan.


Olm var. Macrocenter'da var. Ankamall'deki migrosta var. Var. Lütfen.


kablelvuku
(20.12.18)
istanbuldaysan zorlu center eataly içerisinde var.


tunalı cagdas ve arjantin macro'ya bak


mula
(20.12.18)
migrosta ve carrefourda satılıyor, daha büyük marketleri deneyin. parmesan şok'ta bile var bu arada.


Var ya, hatta pakette değil de karton kutu gibi satılıyor. Migrostan alıyorum ben.


sopiro
(20.12.18)
(5)

icralık olsam e-devlet'te görür müyüm?

işyerinden alacağımı üç aydır bekliyorum ve normal şartlarda insanlığı geçtim benim için bile küçük sayılabilecek kart borcum olduğu gibi duruyor. artık her gün 838 tane numaradan arıyorlar, korkumdan açmıyorum. e-devlet'te hem dava hem de icra şeysilerine (ayrıymış onlar) baktım, adınıza açılmış da
işyerinden alacağımı üç aydır bekliyorum ve normal şartlarda insanlığı geçtim benim için bile küçük sayılabilecek kart borcum olduğu gibi duruyor. artık her gün 838 tane numaradan arıyorlar, korkumdan açmıyorum. e-devlet'te hem dava hem de icra şeysilerine (ayrıymış onlar) baktım, adınıza açılmış dava yoktur diyor. açılsa anında düşer mi oraya? iki dönem üst üste ödememişim, öyle mesaj geldi en son.

diyelim ki icralık oldum, bu durumda başım çok ağrır mı? sanırım ekstra tüm masrafları da bana kilitliyorlar. neblim duruşmadır şudur budur öyle şeyler olur mu yoksa atıyorum "borcun ve masrafların bunlar, bunu öde, iş bitsin" derler mi? sicilimde görünür mü mesela "bu herif icralık olmuş buna ananızı bacınızı emanet etmeyin" diye?
der meister
(19.12.18)
"bu herif icralık olmuş buna ananızı bacınızı emanet etmeyin"

evet, kalan hayatında bankanın önünden geçerken bile alarm çalacak artık


odyofil
(19.12.18)
Cezai bir sıkıntısı yok. Ödersen duruşma falan da olmaz.

Kredi puanın düşer sadece bayağı bir.

Ödeme emrini tebliğ almadığın sürece yükümlü değilsin icra takibi başlatılmış olsa bile. E devletten peşine düşme yani gerek yok


Merhaba,

Evet, eğer hakkınızda icra takibi başlatılırsa e-devlette tarafı olduğunuz icra dosyalarını görürsünüz. Masraflar kabaca şu şekilde:
- Takip başlatılırken devlete ödenen harç,
- Avukatlık (vekalet) ücreti,
- Gönderilen tebligatların ücreti,
- Hacze gelindi ise memur yolluğu ve otomobil masrafı,
- Borç tahsil edilirse yine devlete ödenen cezaevi harcı ve tahsil harcı,
- İcra takibinde duruşma olmaz; icra takibine itiraz ederseniz yahut başka bir sebepten ötürü takiple ilgili dava açılacak olursa (muvazaa davası, itirazın iptali davası, menfi tespit, taahüdü ihlal vb.) o zaman dava açılırken yapılan masraflar (harç ve gider avansı, bilirkişi ücreti, karşı vekalet ücreti vb.) davayı kaybetmeniz halinde borcunuza eklenir. Üstüne bir de bazı hallerde alacaklının talebiyle borcu inkar tazminatı ödemek durumunda kalabilirsiniz.

İcra dosyasında borçlu olursanız ve takip kesinleşirse alacaklının talebiyle birlikte üzerinize kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallara haciz konulur, çalıştığınız yere yazı yazılarak maaşınızın 1/4'ü haczedilir, banka hesaplarındaki paralarınıza bloke konulabilir, alacaklarınıza bloke konulabilir vb.

Eğer icra takibi varsa ve bankalara kredi başvurusunda bulunursanız olumlu yanıt almanız zorlaşır, zira dediğiniz gibi sicilinizde görünür. Fakat halihazırda mevcut olan borcunuzu ödeyip icra takibini kapatırsanız bir sorun yaşamazsınız.


siflan
(19.12.18)
1. o aramalardan bir numara çıkmaz dertleri korkutmak.
2. iki dönem demişsin. 90 günün sonunda icralik olabilirsin. onun öncesinde olamazsin. hatta bazı bankalar bu konu da daha toleranslı.
3. iki yöntem önerebilirim. birinci yöntem: kartın en son gelen asgarisini ödeyip bu süresi bir 90 gün daha uzatabilirsin. ikinci yöntem: kartı borcunu tümden kredi çekmiş gibi yapılandırabilirsin. örn. 36 ay.
4. icradan önce bu ikisinden birini denemeni öneririm. tabi imkanın varsa. icra olursa diğer arkadaşlar olacakları yazmış zaten.


helenart
(19.12.18)
Kolay kolay icralık olmazsınız hele bankada bu süre çok daha uzun, önce idari takip aşamasına düşeceksiniz bu bir süre gidecek. Banka ödemeyeceğinize ikna olunca borcunuzu varlık şirketine devredecek bu bir süre alacak. Varlık şirketi sizi taciz edecek hatta yakınlarınıza sms falan gönderecekler sırf sizi ödemeye mecbur bırakmak için. Yine de icra aşamasına geçmeleri zor çünkü ellerinde çok fazla dosya var ve geri dönüşü olmayan dosyalar için boşuna masraf yapıp icraya vermek istemiyorlar sıkıştırarak zorla ödetmeye çalışıyorlar


goodman
(19.12.18)
(12)

cuvarayı bırakırken aklını yitirmek

daha önce nasıl becerdiysem 22 gün bırakmıştım, hiç gerek olmadığı halde mal gibi bir anlık gafletle geri başladım. o ara hiç sorun yaşamamıştım... babamla konuştum, sen nasıl bıraktın diye. "istedim bıraktım, ne başım ağrıdı ne sinirlendim; geçti gitti" dedi. kendim de aynısını yaşamamış olsam inan
daha önce nasıl becerdiysem 22 gün bırakmıştım, hiç gerek olmadığı halde mal gibi bir anlık gafletle geri başladım. o ara hiç sorun yaşamamıştım... babamla konuştum, sen nasıl bıraktın diye. "istedim bıraktım, ne başım ağrıdı ne sinirlendim; geçti gitti" dedi. kendim de aynısını yaşamamış olsam inanmazdım.

dün yeniden bırakma kararı aldım. sağolsun bir duyurucu nikotin sakızı da göndermişti, onun da gazıyla bıraktım. gün saymak doğru değil biliyorum ama ilk gün nispeten kolay geçmiş olmasına rağmen şu an (25 saat oluyor) çok kötüyüm. enerjim sıfır, moralim bozuk, inanılmaz üşüyorum (geçen sene ankara'da kombiyi aralık sonunda yakmış bir ayı yavrusu olarak söylüyorum bunu) ve yattığım yerde ağlamak dışında hiçbir şey gelmiyor aklıma jsfsj.

geri dönmek istemiyorum. aslında bu konuda güveniyorum kendime. kabullendim. artık içmeyeceğim. şu an bile "bi sigara yakma" fikri rahatlatmıyor mesela, canım istemiyor; sadece içinde bulunduğum acınası durumdan sağlam bir şekilde çıkmanın derdindeyim.

"soru nerde?" diyecek olursanız, 25. saat civarında normal mi bu tip hisler? ben mi whiny bitch'lik yapıyorum?

sigara içme isteği 2-3 dakika sonra kayboluyor da o huzursuzluk, anksiyete, aptallık hali sabahtan beri var. hiçbir şey yapmak istemiyorum, direkt 3-4 gün sonrasına atlamayı falan tercih ederim.

biraz da kafamı dağıtmak için yazdım aslında. motivasyon, sövgü, öneri, tavsiye vs. herhangi bir şeyiniz varsa memnuniyetle alırım. neblim "en ağır geçen dönem zaten 24-72 saat aralığıdır, stay strong kardo" deseniz çok mutlu olcam.

"geçmeyecek" değil, geçeceğini biliyorum. hep böyle devam edecek olsa bir kişi bile bırakamazdı sigarayı. ama ne zaman geçecek işte. çok bunaldım, yoruldum şimdiden. piii.
der meister
(19.12.18)
Nikotinin fizyolojik bağımlılığı 72 saat kadar, dediğin gibi en zor kısmı 24 saatten sonra bu zamana kadar olan kısım. Atlatirsan artık fizyolojik bir bağın kalmıycak öyle düşün


nundu
(19.12.18)
8 aydır içmiyorum hala yokluyor arada. Hep yoklayacak knk. Ama şu hissettiğin kadar yoğun olmayacak. Ilk haftaki kadar yoğun olsa zaten şu an sıyırmıştım. Ya da o kadar yoğundur ama insan alışıyodur bilemedim


farabi
(19.12.18)
normal tabii ki. benim için ilk bir hafta berbattı mesela ama bu berbat hislerin tümü de yapay, nikotinin vücutta yarattığı yoksunluk hissi işte. yoksa sigaraya ihtiyacın yok tabii ki. bağımlılığı ağır olan bir uyuşturucuyu bırakıyorsun sonuçta, kolay olmasını beklememek lazım. ha bazı kişiler daha kolay atlatabilir ama herkeste de aynı olacak diye bir kaide yok.

ben o ilk bir hafta boyunca hayret etmekle hırs yapma arasında gidip gelmiştim. biliyordum ki bir sigara yaksam tüm o eziyet geçecek, kendimi mis gibi hissedeceğim ama öyle kötü hissettiriyordu ki hayret de ediyordum "lan nasıl bir bağımlılıkmış bu" diyerek. sonra hırs yapıyordum "ulan cücük gibi bi sigarayı içmedim diye nedir bu hissettiklerim, daha da içilmez bu şey" şeklindeki bi mantıkla.

bak bir gündür içmiyorsun ve bunun devamını getir. en zor dönemi atlatmak üzeresin sonuçta, gerisi gayet rahat. ha arada canının çektiği anlar oluyor. mesela bende sabahları olurdu o his, bir de alkol alırken ama bir an geliyor ve sen sigara yakmadığında geçip gidiyor.

özetle; aynen devam. bağımlılıktan kurtulmak kolay iş değil, elbette ki zorluk çekeceksin. ama geçiyor hepsi. ha bir de aklında hep bu sigarayı bırakma konusu olmasın tabii ki, kafanı meşgul et.


soso
(19.12.18)
şu videoyu izlemeden geçme derim.
www.youtube.com


kvlknctk
(19.12.18)
@soso, ilk 24 saat gerçekten iyiydi. hatta mesela her gün okul yolunda mola verdiğim bi' yer vardı, orada oturup sigara içer ve yola sonra devam ederdim. dün aynısını yaptım (molayı sakat reyiz olduğum ve uzun süre yürüyemediğim için veriyorum, vermeme gibi bi' lüksüm çoğunlukla olmuyor) ama canım sigara istemedi. bu sabah uyanınca da sigara aklıma gelmedi mesela. nikotin sakızı özellikle de psikolojik olarak bayağı rahatlattı beni, "çok canım çekerse bi' tane yutarım sakinleşirim" diye düşünüyordum.

gelgelelim öğleden sonra delirmeye başladım. normalde aklıma gelmeyen, gelse de 3-5 dakika sonra giden şey iki saattir canıma okuyor. dediğim gibi şu an sigara istiyor bile değilim, sadece çok kötü hissediyorum ve bundan ciddi rahatsızlık duyuyorum.

az önce halter (halter değil de bar diyim, ağırlık takılı) kaldırdım nefessiz kalana kadar, su falan içtim çok iyi geldi. "tamam şimdi sakinim" durumu söz konusu jsfsk.

çok teşekkür ederim hepinize cevaplar için, ne güzel motive etmişsiniz eksik olmayın. ben kesin birisi çıkıp "kasma knk o kadar genç adamsın iç gitsin" deyip aklımı çeler diye korkuyordum :/


der meister
(19.12.18)
Ya ahshdhd yemin ederim “amann icen ölüyor, icmeyen cok mu yasiyor. ic gitsin kanka” diyecektim.

Ama neyse, hayirlisi olsun bakalim:D


eazy
(19.12.18)
Ben bi işle aşırı meşgul olunca kapalı ortamda sigara içmeyi unutuyorum bazan, bazı günler akşam 10 oluyo saat içmediğimi fark ediyorum ama kafam meşgul olcak. Sonra bi de mentos filan gibi şekerler de unutturuyo. Bi de spordan çıktıktan sonra içemiyorum uzun süre sporu da deneyebilirsin. Sigara içme rutinletini boz yani kısaca, mesela öğlen yemeğinden sonra bi tane yakıyosan al telefunu eline kafa dağıt, ya da yürürken filan yine şeker at ağzına.


lorne malvo
(19.12.18)
En önemli şeyi yazmadım, sigarayı neden bırakıyorsun? Sağlam bi sebebin olduğunda işin daha kolay olur.


lorne malvo
(19.12.18)
ben her sene 6-8 ay bırakırım sonra başlarım bir türlü istikrarım olmadı. çevremde ise herkes sen isteyince ne güzel birakıyorsun diyor ama kazın ayağı öyle değil aslında. her seferinde çok daha zor oluyor. başarana dek belki bir ay boyunca cebelleşiyorum. genelde akşam 5-6 gibi son sigarayı atarım sonra erkenden yatarım. ertesi günü içmeden atlatırsam devamı geliyor ama senin durumunu çok sık yaşıyorum. sağlıklı düşünemiyorum, acayip sinirli ve patlamaya hazır bomba gibi oluyorum. şu anda 6 gün oldu yine bırakalı ama bir şekilde ertesi gün çok rahat geçti. fizyolojik mi yoksa kesin kararı vermek mi etklili oluyor bilmiyorum. bugüne dek kesinlikle hiçbir fiziksel destek almadım. ilaç vs bana ters. şu an üç şey düşünüyorum eğer arada kriz vurursa
- beynin saçma salak fikirler üretecek, kanma.
- kriz illa ki geçiyor, sabret.
- sigara bırakmanın olumlu taraflarına bakarak mutlu ol. bebekler gibi uyku, hırıltdan kurtuluş, nefes nefese kalmama, temiz nefes vs. vs.


lazpalle
(19.12.18)
valla beni bu kadar etkilememişti hiç. biraz meşgul tutsan kendini daha az gelebilir aklına. biraz psikolojik bağımlılığının kurbanı oluyorsun gibi.

bende şey çok etkili ya, motivasyon aracı. geçen mesela bi vidyo izliyodum çok sevdiğim birinin, adam vidyonun sonunda birkaç şey söyledi, durumunu görünce üzüldüm ulan dedim sigara içilecek şey değil gerçekten. www.youtube.com 9.40.

yani işte böyle saygı duyduğun bir insanı bile bitirdiğini görünce insanın sigaraya karşı mesafesi daha da artıyor.


bence bırakman saçma
freud yeğenine ne demiş

My boy! Smoking is one of the greatest and cheapest enjoyments in life, and if you decide in advance not to smoke, i can only feel sorry for you.


Coyote
(19.12.18)
allen carr'ın videosu hep önerilir ama şu zamana kadar oturup izlememiştim. şimdi izledim. aslında bilmediğim hiçbir şey anlatmıyor ama dışarıdan birinin aptala anlatır gibi anlatması daha farklı bir etki uyandırdı, allah sizi inandırsın şu an elime sigara verip "bağımlılık yapmayacak, hiç içmemiş gibi olacaksın" deseler bile "e yapmasın mk niye içeyim ki şimdi bunu" diyecek noktaya geldim, umarım koruyabilirim bu düşünceyi :) şimdilik tek sıkıntı fiziksel bağımlılık. hâlâ biraz rahatsız ve uyuz hissediyorum, o da umarım 2-3 güne yok olur.

***

ben sigarayı neden bırakmak istiyordum? aslında içmekten büyük keyif alıyordum, yalan değil. çocukluğumdan beri özenirdim, hoşuma giderdi. dumanı, kokusu, şekli şemali vs... freud emminin bu oral fiksasyon mevzuu var ya, benimki onunla alâkalı herhal... yemek yemek, ayı gibi içmek, orallı cinsel seksler, öbmek yalamak vs. onları da severim mesela, işin içinde ağız varsa ben seviyorum.

gelgelelim zaten çürük bir adamım ve yaşamayı genel olarak seviyorum. sevmesem dahi dünya ilgimi çekiyor. ben belki bir köşede yapayalnız kalırım ama olsun, atıyorum 2076 senesinde nasıl bir yerde olacağımı merak ediyorum. şu an yaşadığım sokak nasıl değişecek? görebilmek istiyorum, sağlıklı olmak ve yaşayabilmek istiyorum.

e bi' de leş gibi kokutuyor, ben zaten özgüvenli bi' adam değilim. üstüne ağız kokusu konusunda korkunç bir takıntım var. sigara içerken yaşamak eziyete dönüşmüştü, sürekli hem ağzım hem vücudumun leş gibi koktuğunu düşünüyor/hissediyor/biliyordum. param normal sigaraya yetmiyor, tütünde de sarması dert, hazır paketlerden alsan istikrar yok, bi' sigara 4 dakikada bitiyor diğerini 18 dakika boyunca çekmek zorunda kalıyorsun vs... ayrıca evde sigara içebileceğim tek yer kendi odam. benim gibi bir pislik için bile yaşam alanının sürekli dumanlı olması korkunç bir fikir. ciddi anlamda rahatsız etmeye başlamıştı.

sözün özü ben aslında sigara içmeyi seviyordum, şu an için "kaygı" ötesinde gerçek anlamda bir problemim de yoktu ama uzun vadede sürekli gerilecek, üzülecek ve nihayetinde sağlığımı kaybedecektim. arkama yaslanıp sevdiğim bir şarkıyı tüttüre tüttüre dinlemek çok güzel geliyordu. yorulup mola verdiğimde bi' cuvara tellendirmek büyük keyifti.

vallahi ne yalan söyleyeyim şu an belki de 30 saat barajını aşmanın, videoyu izlemiş olmanın verdiği gazla gayet iyi hissediyorum. cidden yoksunluk hissi büyük ölçüde psikolojik gibi; çünkü canım sigaranın kendisini, dumanını vs. istemiyor.

umarım geri dönmem yav. çok takdir ve tebrik edeceğim kendimi eğer başlamazsam. 24 yaşındayım, daha birinci sınıftayım... lisansı 28'de bitireceğim. işim, düzenim, cebimde param olacaksa eğer bi' gün, en az 30'u bulmuş olacağım... ben o gün geldiğinde ayakta duramayan, hayatının %60-70'ini yaşamış, son senelerinde olan bir adam olmak istemiyorum. hayat zaten geç başlayacak benim için, bari tank gibi olayım da 45 yaşındayken akranım olacak kerkenezler sağlı sollu hastalanırken ben çıkarıp sallayayım "bakın lan ben turp gibiyim, kan dolaşımım falan da nefis, ereksiyonlar muhteşem" diye, tatsızlık çıkarayım.

böyle yazınca da iyi oldu he, aferin bana. ne demişler, bozuk gerizekalı bile günde 2 kere sigarayı bırakır.


der meister
(19.12.18)
(13)

ankaralılara soru - gördüğünüz en düşük sıcaklık

hissedilen değil, bu şehirde şahit olduğunuz en düşük gerçek sıcaklık kaç santigrat dereceydi? ne zaman ve neredeydi (hangi ilçe/mevki)? hani sabah evden çıkacaksınız diyelim, hava durumuna baktınız ve -12 yazdığını gördünüz gibi.
hissedilen değil, bu şehirde şahit olduğunuz en düşük gerçek sıcaklık kaç santigrat dereceydi? ne zaman ve neredeydi (hangi ilçe/mevki)? hani sabah evden çıkacaksınız diyelim, hava durumuna baktınız ve -12 yazdığını gördünüz gibi.
der meister
(13.12.18)
-21 derece, çinçin


donald trump
(13.12.18)
2015 şubatında -20 gördüğümü hatırlıyorum. burnumun içindeki sümükler çıtır çıtır olmuşdu. yer çankaya.


theseachange
(13.12.18)
-21 yil 2010-2011 olmasi lazim, tum ankara'da ayni sicaklikti. zorunda kalmadikca disariya cikmadigimi hatirliyorum.


2015 Şubat'ında -20 yi görmüştüm ben de. Stajdan çıkmış tunalı'dan Kızılay a geçiyorduk arkadaşlarla. Saçlarımın çubuk çubuk olduğunu soğuktan ağladığımı hatırlıyorum. Arkadaslarımın her biri kollarima girip soğuğu kesmeye calisiyorlardı ama nafileydi.


Amaranta ursula
(13.12.18)
2015 Şubat'ında -20 ye +1..


lata
(13.12.18)
2011-2012 o donem ankara civari -20leri gordu. Hatta ben nerdeyse -30 gordum termometre tamamen donup bozulmustu.


acemi
(13.12.18)
2015'te -27 gördüm beytepe'de. o ara 15 gün boyunc sıcaklık hiç 0ın üstüne çıkmamıştı.


hayaletimsi
(13.12.18)
-30 gölbaşı


ben de 2015 şubat'ta ankaradaydım ama hiç hatırlamıyorum -20 falan. -10 görmüşümdür en fazla.


tinky winky
(13.12.18)
ben de 2015 subatta Gölbaşında - 20yi görmüştüm. iki kişiydik ve ikimizin de aracında mazot donmustu.


aslil
(13.12.18)
tinky winky +1

Son 5 senedir öyle sağlam kış olduğunu falan hatırlamıyorum. Ya da oldu da unuttum


Delay Fuze
(14.12.18)
bi on sene önce falan -20 civarları olduğunu hatırlıyorum elim demire yapışmıştı


mirty
(14.12.18)
-27 gördüm. sabaha karşıydı.


babilbaligi
(14.12.18)
(4)

şekerli süt içme isteği neyin belirtisi olabilir?

ya hani toprak yemek istemek misal x eksikliğine falan işaret ya mesela, demir diyelim örneğin.bende de son günlerde çok tuhaf bi' şekilde şöyle bildiğin sıcak şekerli süt içme isteği var. "bi şey eksikliği olmasına gerek yok, insanın canı sadece şekerli süt isteyebilir??" diyeceksiniz belki ama ben
ya hani toprak yemek istemek misal x eksikliğine falan işaret ya mesela, demir diyelim örneğin.

bende de son günlerde çok tuhaf bi' şekilde şöyle bildiğin sıcak şekerli süt içme isteği var. "bi şey eksikliği olmasına gerek yok, insanın canı sadece şekerli süt isteyebilir??" diyeceksiniz belki ama ben çocukken bile pek süt içmezdim, içersem de sade içmeyi daha çok seviyordum.

"yeterince şeker almıyorum" desem maalesef alıyorum, kaldı ki bu bkun zaten gerekli bi şey olduğunu hiç zannetmiyorum. fiziksel açıdan bu bi vitamin, mineral vs. eksikliğine işaret ediyor olabilir mi?

çünkü fazla spesifik ve normalde tükettiğim bi şey değil. yoksa yani "canım iskender çekti, kesin A vitamini eksik aq" diyecek halim yok. ama şekerli sıcak süt ne alaka?
der meister
(13.12.18)
"Canınızın süt çekmesi kalsiyum eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Stresli dönemlerinizde süt içmek istiyorsanız sakinleştirici etkisi olan triptofanı arzuluyor olabilirsiniz."

kaynak: g*tüm
şaka şaka, daha kötüsü: onedio.com


veritaslibertas
(13.12.18)
Cocukluk ozlemi diyip cekiliyorum =D


superfluid
(13.12.18)
Ayılığın


loki boi
(13.12.18)
Ukrayna istegi


acemi
(13.12.18)
(7)

şu siteye girebiliyor musunuz?

flashscore.comisup.me "açık site bi şey yok, sen giremiyosun" diyor ama ben ne ev internetinden ne de mobilden girebiliyorum. açılmıyor. siz deneyip sonucu yazar mısınız rica etsem?
flashscore.com

isup.me "açık site bi şey yok, sen giremiyosun" diyor ama ben ne ev internetinden ne de mobilden girebiliyorum. açılmıyor. siz deneyip sonucu yazar mısınız rica etsem?
der meister
(12.12.18)
site engellenmiştir yazısı çıktı. vpn ile girebildim.


inheritance
(12.12.18)
bugün yeni bir engel falan mı çaktılar acaba, ben bilgisayardan da telefondan da vpn'siz giriyordum. hadi bilgisayarda belki zamanında dns ayarı yapmışımdır hatırlamıyorum ama telefonda hiçbir şey yoktu, düz turkcell interneti. alala.


der meister
(12.12.18)
Direkt girebildim. VPN yok DNS yok bir şey yok. Turknet kullanıyorum. Türk Telekom falan engellemiş olabilir, Turknet zaten çoğu Türk Telekom engelini uygulamıyor.


eksi was here
(12.12.18)
şaka gibi ya, gerizekalılar bu siteden ne istemişler acaba?

peki ben internet hızımı söküp atmadan bu siteye erişemez miyim şimdi? vpn olarak windscribe kullanıyorum ama 10gb limiti var, hızı falan da çok iyi değil zaten, o yüzden sadece gerektiğinde açıyorum. flashscore ben bilgisayardayken hep açık olur bir kenarda, o yüzden mevcut performansı/hızı düşürmeyecek bir çözüm üretmem lazım.

dns mi değiştireyim ne yapayım mesela?


der meister
(12.12.18)
Hurricane Electric DNS kullanırım ara sıra. Pek bilinmeyen bir DNS'tir ama engelleri aştığı için kullanırım. Bu ülkede imgur olsun, wikipedia olsun, her türlü siteye erişim sağlayan DNS anında engellendiği için (mesela en son Cloudflare servisi kendi DNS'ini duyurdu ve 20 dakika sonra Türkiye'de engellendi, adamlar o kadar şaşırmıştı ki Twitter'dan "daha yeni açıldık, niye Türkiye bizi engelledi ki" diye yazmışlardı), bu tip bilinmeyen duyulmayan DNS'ler iş görüyor. Hurricane Electric DNS'ini bir deneyin derim. Tabii kendisinde 1 tane DNS olduğu için, ikinci kısma farklı bir DNS yazın ya da aynısını yapıştırın gitsin.


eksi was here
(12.12.18)
Bu internet sitesi (flashscore.com) hakkında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen 12/12/2018 tarih ve 490.05.01.2018.-389157 sayılı karara istinaden, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından koruma tedbiri uygulanmaktadır.

The protection measure has been taken for this website (flashscore.com) according to decision nr. 490.05.01.2018.-389157 dated 12/12/2018 of "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu" has been
implemented by the Information and Communication Technologies Authority.


tabudeviren
(12.12.18)
Bu sabahtan beri app açılmıyor.

S**icem ama ya en sevdiğim skor uygulamalarındandı.

İnşallah çözümü bulurlar kısa sürede


038576
(13.12.18)
(2)

ttnet fatura sorusu

fatura son odeme tarihi ayin 20'si. su an odenmemis (gecikmis) kasim ayi faturasi + kesilmis aralik faturasi (bunun son odemesi gelmedi henuz) var. iki gun icinde odemezsem kesilecek. bu durumda gecikmis faturayi odesem yeterli mi yoksa gecikmemis olsa dahi tum fatura borcunu odemek mi lazim bilen v
fatura son odeme tarihi ayin 20'si. su an odenmemis (gecikmis) kasim ayi faturasi + kesilmis aralik faturasi (bunun son odemesi gelmedi henuz) var. iki gun icinde odemezsem kesilecek. bu durumda gecikmis faturayi odesem yeterli mi yoksa gecikmemis olsa dahi tum fatura borcunu odemek mi lazim bilen var mi?
der meister
(10.12.18)
aralık faturasının son ödeme günü gelmediyse kasımı ödemek yeterlidir bence.


elorelia
(10.12.18)
Hattı keserlerse tamamımını ödemeden açılmıyor. Hat henüz kesilmemişse sonuncu dışındaki faturaları ödemeniz yeterli.


auroraaurora
(10.12.18)
(7)

asti'de saat 12'den sonra ulasim ve hayat var mi

4 saatte istanbul'dan bolu'ya anca gelebildik, son metroya yetisebilecegimi sanmiyorum. normalde asti-dikimevi yapiyorum, indikten sonrasini yuruyorum. simdi son metroya yetisemezsem dolmusla ya da otobusle vs. bir sekilde kendimi cebeci ya da kizilay'a atma sansim var mi? ayrica bu metrolar falan 1
4 saatte istanbul'dan bolu'ya anca gelebildik, son metroya yetisebilecegimi sanmiyorum. normalde asti-dikimevi yapiyorum, indikten sonrasini yuruyorum. simdi son metroya yetisemezsem dolmusla ya da otobusle vs. bir sekilde kendimi cebeci ya da kizilay'a atma sansim var mi?

ayrica bu metrolar falan 1'e kadar calismiyor muydu artik, ankaray midir ne halttir niye son metro 23:50 gorunuyor? o kadar askim dedik medeniyet dedik sevdik ve ovduk, karsiligi beni 6 saat asti'de mahsur birakmak miydi ankara?
der meister
(09.12.18)
Seçenekler
1. Söğütözü metroya yürümek 1'e kadar açık
2. En yakın otobüse yürümek sabaha kadar var otobüs
3. Hep yürümek. Valiz yoksa sabaha kadar aştide beklemekten mantıklı dikimevi olmasa da kızılaya yürünür hani
4. Taksi öğrenciysek bu ihtimal zor gibi


Arka tarafta servis otobüsleri var?


adwokat
(09.12.18)
107-6 senin çaren bu otobüs


kablelvuku
(09.12.18)
asti'deki metro (ya da ismi neyse bunun) 1'e kadar acik degil mi peki? onu net olarak bilen var mi?


der meister
(09.12.18)
153’ü de ben ariim anasını satiim. Aradım, hilal diye bi kız çıktı. Aştiden kalkan son metro 12:50. Dikimievinden 12:55 dedi.

Bu arada aştiden kızılaya bu saatte, hem de bu soğukta yürünür mü ya. Düşmanıma bile önermem.


Delay Fuze
(09.12.18)
Meister sen golbasinda degil miydin? Kaç gibi ineceksin bilmiyorum ama yukarıdaki yanıtları adwokat hariç boşver.

Adwokat +1
Kızılay, Sıhhiye yönüne giden Asti gelen yolculari icin Beyaz otobüsler var ücretsiz. Onunla gidebilirsin.


grobet
(09.12.18)
gecen sene golbasi'ndaydim, cebeci'deyim artik. tesekkur ederim cevaplar icin, bugun de yolda kalmadik sukur


der meister
(09.12.18)
(3)

bolu tuneli civarinda kar var mi su an?

3-4 saat icinde o taraftan gececegim de yasamayi cok sevdigim icin heyecanlandim djdkdk belki orada kar vardir diye. bozuyuk'te falan vardi cunku cuma gunu. mgm'ye bakiyorum yok kanka 9 derece diyor ama bilemedim. yakin zamanda gecen ya da havanin nasil oldugunu bilen var mi? iki kar goreydik kiz...
3-4 saat icinde o taraftan gececegim de yasamayi cok sevdigim icin heyecanlandim djdkdk belki orada kar vardir diye. bozuyuk'te falan vardi cunku cuma gunu. mgm'ye bakiyorum yok kanka 9 derece diyor ama bilemedim. yakin zamanda gecen ya da havanin nasil oldugunu bilen var mi? iki kar goreydik kiz...
der meister
(09.12.18)
Tunelin bir yonu kapaliydi ama?


fever
(09.12.18)
o zaman soyle sorayim, ankara yonune giden otobuslerin bolu'da gectigi herhangi bir yerde kar var midir? :)


der meister
(09.12.18)
kendi sorumu cevaplamis olayim: gerede tarafinda var azicik ama amatoru eglendirir. baska da bir sey yok.


der meister
(09.12.18)
(2)

schengen vizesi sorusu

"vize işlemleri sizi" duyusunu gördüğümde aklıma geldi. zaten yapacağımdan değil ama merak ediyorum.diyelim ki benim sürekli olarak para girip çıkan bir banka hesabım var. içerisinde de o anda (ve en azından 3-4 aydır) 200€ var. miktar kâh artmış, kâh azalmış ama 200€'nun altına düşmemiş. üniversite
"vize işlemleri sizi" duyusunu gördüğümde aklıma geldi. zaten yapacağımdan değil ama merak ediyorum.

diyelim ki benim sürekli olarak para girip çıkan bir banka hesabım var. içerisinde de o anda (ve en azından 3-4 aydır) 200€ var. miktar kâh artmış, kâh azalmış ama 200€'nun altına düşmemiş. üniversite öğrencisiyim.

hiç sponsor falan karıştırmadan, uçak bileti ve kalacak yer rezervasyonuyla birlikte maddi kaynak olarak bu hesabımı göstersem ve örneğin macaristan'da 4 günlük bir seyahat planlasam verirler mi? çünkü macaristan için günlük gereken paranın 50€'dan fazla olacağını sanmıyorum.

iş bu kadar kolay mı özünde yoksa dedemin traktörünü göstermem ya da bi' yerde çalıştığımı ispatlamam şart mı?

dediğim gibi ben zaten öngörülebilir bir süre içerisinde schengen'e ayak basamam (basabilecek olsam da o parayla karadağ, sırbistan, belarus falan gezerim zaten vizeyle uğraşacağıma) ama prosedürü merak ediyorum. atıyorum almanya "günlük 30€ olmalı" diyorsa, diğer belgeleri tamamladıktan sonra, 4 gün için ben hesabımda sadece 130-140€ göstersem "tamam bunun parası var, öğrenciymiş de geri döner ülkesine" deyip veriyorlar mı? yoksa en azından 1000€ görmek istiyorlar mı her koşulda?
der meister
(05.12.18)
aslına bakarsan ana tema ülkene geri döneceğinin garantisi yoksa hesabında 100 dolar 1000 dolar ana etken değil. Seni türkiyeye bağlayan ne var ülkeye girince kaçak şekilde orada kalmayacağının sözü iknasını istiyorlar. Tabi paran olmadan da sokmuyor adam seni orada aç kalıp hırsızlık da yapabilirsin diye.

edit:öğrenci işsiz orada akrabası olanlar potansiyel kaçak göçmen olarak görülür eğer herhangi bir sponsoru işi evliliği buraya bağlayan malı mülkü yoksa.


basond
(05.12.18)
Bence vermezler, yaş itibariyle direkt kaçak işçi gibi. Sponsorsuzluk aile bağı yok gibi de görünebilir. Onun dışında hesabında 500.000 lirası olanın da ret aldığını gördü bu gözler.


whoosie
(05.12.18)
(8)

ankara yht garına gidiş

cebeci'deyim. ilk kez binmem gerektiğinde sabah 6'da gitmem lazımdı, o yüzden taksiye bindim. indiğim yerde metro ya da toplu taşımaya dair hiçbir emare göremedim açıkçası.bu sefer daha uygun bir saatte gideceğim. yht garına dikimevi yahut sıhhiye metrosundan geçme şansım falan var mı? veya başka bi
cebeci'deyim. ilk kez binmem gerektiğinde sabah 6'da gitmem lazımdı, o yüzden taksiye bindim. indiğim yerde metro ya da toplu taşımaya dair hiçbir emare göremedim açıkçası.

bu sefer daha uygun bir saatte gideceğim. yht garına dikimevi yahut sıhhiye metrosundan geçme şansım falan var mı? veya başka bir toplu taşıma şeysi?

belki saat 6 olduğundan öyle geldi bilmiyorum ama taksici bildiğin hız yaptı, sonra da ıssız yerde attı beni resmen, gar binası var başka da bi şey yok alala. ben mi görmedim metroyu falan? sanki metro gidiyodu gara?
der meister
(03.12.18)
maltepe metro durağı varmış 10 dakika yürüme mesafesi. (dikimevi-kurtuluş-kolej-kızılay-demirtepe-maltepe) (sıhhıye'den geliyorsan kızılay'da aktarma yapacaksın)


Ankaray Maltepe durağında inip alt geçitten geçerek gidebilirsin ama ben 339'a (paralı olan) binmeni tavsiye ederim, direkt önünde indiriyor.


signore
(03.12.18)
Sıhhıye'den köprünün üzerinden Esk. Yolu istikametine giden dolmuşlar hemen önünden geçiyor. Başka hatlar da geçiyordu ama şimdi hatırlayamadım. Dolmuş kahyaları var, onlara sor ilk gelene bindirirler.


battal gemalmaz
(03.12.18)
Metro maltepede in. Gazi unisi oklarini takip et.


nax
(03.12.18)
Sıhhiyeden banliyo treni 2 dk’ya gider


Delay Fuze
(03.12.18)
direkt cebeciden bin banliyöye veya kurtuluştan (neresi yakınsa sana, bilemedim) neden sıhhiyeye geliyorsun ki? garın içinde inersin.

metro var ama yok: metro haritalarında durak var ama henüz inşaatı bitirilip açılmadı, o yüzden yok.


niye ama
(03.12.18)
cebeci ve ya kurtulus'dan banliyo trenine bin. ankara'da in ta da gardasin.


1917
(03.12.18)
cebeciden direkt banliyö +1

uğraşmaya gerek yok


nrmnm
(04.12.18)
(15)

uyanamıyorum. bu konuda sigarayı suçlayabilir miyim?

aslında 2 yılı aşkın süredir içiyorum bu boku ama genelde "ferah" alanlarda içerdim, şu an evdeki durum dolayısıyla sadece odamda içebiliyorum ve takdir edersiniz ki ne kadar havalandırsam da oksijen falan piii gitmiş hep. genel olarak zaten zıpkınlıktan çok uzağım ama hiç alışık olmadığım ölçüde zo
aslında 2 yılı aşkın süredir içiyorum bu boku ama genelde "ferah" alanlarda içerdim, şu an evdeki durum dolayısıyla sadece odamda içebiliyorum ve takdir edersiniz ki ne kadar havalandırsam da oksijen falan piii gitmiş hep. genel olarak zaten zıpkınlıktan çok uzağım ama hiç alışık olmadığım ölçüde zorlanıyorum uyanırken. o kadar ki artık genellikle geceleri uyumayıp okuldan dönünce uyuyorum, yoksa zinhar kalkamıyorum.

ben en hareketsiz, en şüşko, en sağlıksız dönemimde dahi en fazla alarmı 10 dakika erteleyen bir adamdım ki "alarm duymama" gibi bir ihtimal yoktu. şimdiyse gece 12'de yatağa girsem ve alarmımı 9'a kursam, saat 14-15 gibi kalkıyorum - o da zorla yine, "hmm uykumu aldım camış gibi uyudum nefis" diyerek değil.

hayatımda pek bi' şey değişmedi geçmişe kıyasla - aksine, şu an daha iyi beslenip daha aktif yaşıyorum ve kendi çapımda da olsa spor yapıyorum ama bunun spor/yürüyüş yorgunluğu olması imkânsız, yeni başlamadım çünkü buna.

yav ben şimdi sigarayı bıraksam (çok istediğim ve planladığım bi şey, hafta sonunu çok sigara içilen bi ortamda geçireceğim için o zamana bıraktım ama cidden üzerine düşüyorum bu sefer, eskisinden farklı olarak canım sigara içmek istemiyor) toparlar mıyım acaba? kafam hep dumanlı, hep uykum var... diyorum ya ben b12'sizlikten dengemi kaybedip yere düştüğüm, günde 6 iskender + 3 tepsi baklava yediğim zamanlarda bile bu kadar uykucu değildim ya.

"sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin" deyin de kapatalım bu konuyu he hadi :(
der meister
(02.12.18)
yıl oldu 2019 hala sigara içen insanlar var çok ilginç.

sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin.


AlsterWasser
(02.12.18)
sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin

7 ay oldu bırakalı. Hayat çogzel. 11 sene ağır m4llık etmişim.


farabi
(02.12.18)
ben sigara kullanıyorum istediğim zaman saat kurmadan kalkıyorum. hiç de zorlandığımı hatırlamam.


killerbee
(02.12.18)
sigaradan, kop gel günahlarından


basond
(02.12.18)
Zeki müren’i bile suçlayabilirsin. Ama bu onun suçlu olduğunu tabii ki göstermez.

Ben sigara içince bağırsaklarım çalışıyo, uykum geliyo. Günde maksimum 3 tane içerim ama. Öğlen yemeğinden sonra, işten bunalırsam akşam 6’dan önce bi tane daha, tam yatmadan önce 1 tane.

Öğrenciyken ben de öküz gibi sigara içerdim. Hem de odamda. Cidden o etkiler. Aynı böyle akşama kadar uyurdum. Sigarayı odanda içme. Odanda içmezsen daha az içersin hem. Özel çaba sarf etmen gereksin. İnsanları rahatsız ettiğini düşün, bil. Dışarıda falan da içme. Ferah alanın sadece evinin balkonu, binanın önü olsun.


Delay Fuze
(02.12.18)
yau sigara içmek bence de çok saçma ve lüzumsuz bir hareket ama nabalım, ben çocukluğumdan beri dumanını mumanını çok severim. 22 yaşına kadar direndim, mal gibi gittim o saatten sonra başladım... bırakacağım İNŞ. çünkü normalde "çok zararlı, çok kötü ama gencim lan bana ne, içmek hoşuma gidiyo" derdim. artık o noktayı da geçti. yarım saatte bir ziftlenmek zorunda olmak, leş gibi kokmak, "ağzım kokuyo mudur" korkusuyla yaşamak, hiçbir şeyden tat almamak vs. hoşuma gitmiyor. artık iş "hiç sevmiyorum ama içmezsem gafayı yiyorum, mecbur içecem, bağımlılık işte nabarsın" raddesine geldi.

o yüzden şu hafta sonu etkinliğini de arkamda bırakıp sağolsun bir duyurucunun gönderdiği nikotin sakızlarıyla birlikte taarruza geçeceğim. hepsini geçtim ben düzelmeyeceksem de odam düzelsin, duman içinde yaşıyorum resmen böyle bi şey olabilir mi yav. her yere sindi pis pis.

daha önce 22 gün içmediydim geçen sene. bu sefer 222222 olsun allahım inş tşk.


der meister
(02.12.18)
evet, çünkü işini yapmaya çalışan adamların önüne ket koyuyosun, onlar da senin her gün kaybettiğin enerciyi yerine koyamıyolar. giderek zorlaşıyor ve bazal güç bile yetmiyor işte, güç düşüşünün kümülatif artması da olası.


neynep
(02.12.18)
tesadüf mü bilemiyorum ama sigarayı bıraktıktan sonra hiç zorlanmadan saat 7'de kalkar oldum mesela ben.


soso
(02.12.18)
tesadüf değil, gerçekten öyle @soso'nun dediği. istisnalar tabii ki olacaktır, işte "beynini aldıar adam 90 yıl yaşadı"" filan, her şey olur dünyada, ama sorunun cevabı bence -ve ısrar edilirse ve benim için kazançlı olacağına ikna olursam- bilimsel verilerle ispatlarım bile. ama öyle.


neynep
(02.12.18)
doğru düzgün oksijen alamadığın için uykun yeterli gelmiyor olabilir. yani, sigarayı suçlayabilirsin.


nice tnetennba
(02.12.18)
yeterli oksijen alamadığımı ben de düşünüyorum çünkü çok tuhaf bir şekilde özellikle son birkaç aydır çoğu gece "uyumak"tan ziyade "göz dinlendirme" yaptığımı hissediyorum. uykuya geçmem 3 saati buluyor, uyurken "uykuyla uyanıklık arası" durumunu çok sık yaşıyorum, yani 13-14 saat yataktaysam 4-5'inde tam anlamıyla uykuda oluyorum sanırım. daha önce hiçbir sağlık sorununda ya da durumda yaşamamıştım bunu.


der meister
(02.12.18)
ben de doğru düzgün nefes alamadığım için uyku kalitemin düştüğünü breathe right kullandığım zaman anlamıştım. burun delikleri açıldığından, hangar kapısına dönüyosun, sonra mis gibi uyku geliyo.


nice tnetennba
(02.12.18)
Sigaradan ziyade sabah 8 de bile hava karanlık oluyor, bundandır bence.


gölgede aynı
(02.12.18)
sabah 8'de uyandığımı kim söyledi...


der meister
(02.12.18)
Ben söyledim.


soyut park
(03.12.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.