Giriş
(14)

yerleştiği ülkede yaşlanan, orada emekli olan tanıyor musunuz hiç?

yalnız gittiği yere 20-30 yaş arasında, yalnız başına (iş ya da okul gibi sebeplerle) giden ve mümkünse anası, kardeşi, abisi, ablası vs. yanında olmayan biri. hiç böyle biriyle tanıştınız mı? ben belli bir yaştan sonra yurtdışına yerleşip orada yaşamayı seven, geri dönüşü asla düşünmeyen çok insan
yalnız gittiği yere 20-30 yaş arasında, yalnız başına (iş ya da okul gibi sebeplerle) giden ve mümkünse anası, kardeşi, abisi, ablası vs. yanında olmayan biri. hiç böyle biriyle tanıştınız mı?

ben belli bir yaştan sonra yurtdışına yerleşip orada yaşamayı seven, geri dönüşü asla düşünmeyen çok insan gördüm ama yurtdışında yaşadığını bildiğim 50-60 yaş üstü herkes buraya geri gelmiş durumda.

olası geri dönüş sebeplerini tahmin etmek zor değil aslında ama farklı hikayeler var mı onu merak ediyorum. neblim 26 yaşında iş için avusturya'ya yerleşip de orada düzen kurduktan sonra "ne döncem lan" deyip 83 yaşında hala orada yaşayan bir tanıdığınız, bildiğiniz oldu mu?

yeterince derdim olmadığı için bazen bu insanları düşünüp üzülüyorum. bambaşka bi yere gidiyosun. yaşam standardın seviye atlıyo. süper olay. sen de alışıp memleketin belliyosun orayı, "dönmem" diyosun, belki 30 sene yaşıyosun... sonra yine geliyosun. o yaştan sonra vatanın olsa bile yeniden adapte olman gerekiyo falan. tuhaf.

açıkçası "yok lan bizim tanıdıkların hepsi gittiği yerde ölüyo, yazdan yaza geliyolar anca" derseniz sevincem biraz. bana ne oluyosa.
der meister
(23 saat)
Halam 45+ yıldır, amcam yaklaşık 35 yıldır ABD'de yaşıyorlar. Gerçi orada, çoğunluğu yine buradan göçen insanlardan oluşan büyük bir komüniteleri var (azınlık kültürü çünkü) ama olsun. İkisinin de geri döneceklerini hiç sanmıyorum, çocukları, torunları falan var adamların. Birinin Latin damadı, ötekinin bir İrlandalı bir Asyalı gelini falan var, BM gibi yaşıyorlar.

Yaşlanıp emekli olup ABD'de, Almanya'da ölen çok tanıdığım var, bazılarının cenazesini buraya getiriyor akrabaları, ne gerek varsa.

Belçika'da yaşayan akrabam var, yirmi yaşımdan sonra bir kere gördüm, bir daha da denk gelip görüşmeyiz herhalde. Onlar da orada ölecek.

Ha babannem, yirmi sene önce "memleketimde öleyim" diye döndü geldi, daha ölmedi o da.

Özetle, sülalemin yarısı başka başka ülkelerde yaşıyor, hepsinin keyfi yerinde, dönmeyecekler. Sevindin mi? :)


kobuzchu kiz
(22 saat)
var, eski karşı komşum çift.
adam alman lisesi bitirmiş, kadın uzaktan akraba (ilk tanıştıklarından abi dermiş, gülerek anlatırdı) adam Almanya'ya eğitime gitmiş, evlenmişler, kadın da gidip çalışmış.
ikisi de oradan emekli.
2 çocukları var biri başka bir ülkede biri Almanya'da. mis gibi türkçe Alman gibi Almanca konuşurlar. zaten trakyalılar, Alman sanırsın, sarışın filan insanlar.

böyle çok insan var ki. hele çocuğu çok sayıda olup çocuk-torun Türkiye'de olmayanlar öyle kolay dönmüyor artık.

"sen de alışıp memleketin belliyosun orayı, "dönmem" diyosun, belki 30 sene yaşıyosun... sonra yine geliyosun. o yaştan sonra vatanın olsa bile yeniden adapte olman gerekiyo falan. tuhaf."

o da pek öyle olmuyor. "illa dönerim bir yaştan sonra" kafasında olanlar zaten fazlaca adapte olmuyorlar. dili yarım yamalak biliyorlar. tr'de bir ev hep oluyor. sürekli geliyorlar. daha emekli olmadan ne yapsak da kaçsak yollarına bakıyorlar. çocuklarına buradan eş alıyorlar vs.

"dönmem" diyerek gidip 30 yıl kalmış olan ve çaaat diye geri gelmiş olan da fazla yoktur. 30 40 sene önce gitmiş olanlar hep dönmek üzere gitmişler (istisna çok az). hatta iltica, kaçak vs gidenler siyasiler, yasaklılar bile ahhh keşke dönebilsek diye gitmişler. ben orada mis gibi işi olup buraya ilk gelebildiği gün ağlayan kürtler, solcular vs. biliyorum sürüyle. ki onlar da hep oradalar, asla dönmezler.


niye ama
(22 saat)
Ben yaşlanıyorum ama emeklilik işi zor görünüyor, ölene kadar çalıştırıyorlar meister.

Böyle çok insan ''biliyorum''. Uzaktan akrabalarım; isim ve cisimlerini biliyorum ama yakından tanımıyorum. Emekli oldular, torun sahibi oldular; iki taraflı hayata az çok devam ediyorlar. En azından iki taraftandan da mal mülk ediniyorlar; bir taraf hep Türkiye'de kalmış gibi... Yaşları 70 olmuş hala ''bir gün döneriz.'' diye yazlık alıyorlar Türkiye'den. Nerede ölürler bilmiyorum; ama giderken zaten tüm köyü toplayıp Almanya'ya gelmişler; döndüklerinde çok sosyal çevreleri kalmaz.


buf-e kür
(22 saat)
Bizim akrabalar var, ama sozde orada yaslaniyorlar bakiyorsun bi tatile geliyor 3 ay gitmiyor.
Bazen 6 ay gitmiyor.

Hile yapiyorlar


acemi
(22 saat)
ay evet ya
sırf çalışmamak için sakat raporu alıp- nasıl becerdiyse.
orada toplum içinde sakat numarası yapan adamlar var
bak yine geldi aklıma türk mahallesi günlerim.

bi de 20 yaşında gidip 30 yılda emekli olmak öyle nerdeeee 45 sene lazım.
kırsal kesimden sülalesini toplayıp giden zaten orada mahallesinde yaşıyor gelip burada döviz bozdurup yiyor, orada gösteriş yapıyor. ooh mis...toptan gelmez kimse artık kolay kolay, gelse oradaki imkanlar yok.


niye ama
(22 saat)
Avustralya gurbetçisi bir akrabam var. 20'li yaşlarında gidip yerleşmiş oraya. İnşaatlarda falan çalışmış, öyle kariyerli falan biri değil yani. Zaman zaman emeklilik sonrası gitti geldi ama Avustralya'dan kesin kez hiç dönmedi. En son 98 yaşında çok ağır hastaydı, ailesi getirdi, Türkiye'de vefat etti adam. Velhasıl gitti ve orada yaşadı emekli olsa da dönmedi.


Bayagi bir insan var tanidigim.gurbetcilerden var bir kac tanidik,komsumuzun kocasi var adam bakkala diye cikti amerikaya gitmis gelmedi bir daha.yengelerden birinin babasida ayni sekilde 60 yasinda falan kalkip amerikaya gitmisti esi olunce,gelmedi orada oldu.

Birde en komigi bir arkadasimin babasi var,haci amca,bunlar eski bir varosta nalburluk,insaat isleri yaparlar.bir boya firmasi bangkok a gezi duzenliyor.bu tip gezilere hep adamin cocuklari gidiyor normalde,adam kalkip diyor bu sefer ben gidicem.cocuklar ya ne isin var falan yapsada dayi kalkip gidiyor bir haftaligina,gidis o gidis.gelmedi adam geriye.aramis ordan ben burayi sevdim gelmiyorum ananiza iyi bakin demis.adamin kartina para yatiriyorlar,o da sefa halinde tayland ta.


duptıs
(21 saat)
Yurt dışında emekli olan yabancılar bile emekli olunca Türkiye'ye geliyorlar. Türklerin gelmesi çok normal.

Geçen bir İrlandalı kadınla konuştum, İngiliz arkadaşı varmış Ege'de bi yerde yaşayan. Kadının İngiltere'den 1000 Sterlin kira geliri var. Bir o kadar da emekli maaşı var. 2000 Sterlin bugünkü kurdan yaklaşık 15000 TL yapıyor. Yattığı yerden krallar gibi yaşıyor o parayla Türkiye'de. Yemeği güzel, havası güzel, alım gücü sıkıntısı yok. Niye bulutlu, kasvetli İngiltere'de yaşasın.


crown
(21 saat)
Evet kendisi babam :D

Dönmez hayatta, kasırga olmuş geçenlerde her yer darma duman adam en son kütüphaneden internete giriyordu hala toz kondurmuyor.


perfectum
(21 saat)
Burda, yasadigim yerde bir Turk daha var. 40 sene once gelmis, emekli olmus. Bilgisayar Muhendisi. Baska Turk yok zaten. Arada ugrar. Konusuruz. Burda olmek istedigini soylemisti. Krematoryumda yakilmak istiyor. Turkiye ile bagini koparmis bir adam...

Ben de ayni yolun yolcusuyum. Emekli degilim fakat yolunda giden bir duzenim var. Yasam standardim hep iyiydi ama burada seviye atladi. Cennet gibi bir adada yasiyorum. Arabalarim, ufak bir teknem yazlik-kislik evlerim, isyerim hep burada. Kirlilik yok. trafik yok. Suc yok. Korkmadan istedigimi ozgurce soyleyebiliyorum. Zihnen ozgur hissediyorum. Vatanim da topragim da burasi. Mezarim burada olacak.


Oradan emekli olup dönenlerin bir kısmı, yukarda yazıldığı gibi alım gücü için dönüyor. orada normal şartlarda yaşayacağına, aldığı 2000 pound ya da 2000 euro ile Türkiye'de paşa gibi yaşıyor.


fever
(14 saat)
1960larda turkiye'den almanya'ya yogun isci alimi yapilmis. bu isci basvurusuyla gidip orada emekli olan uzaktan bir akrabam var. kari koca gitmisler.

tezek yaptiklari ve tek odada kaldiklari koyden cikip almanyaya gitmisler. birkac yilda bir geldiklerinde istanbul ankara'yi bile igrenc bulur ve etrafindakilere bataklikta yasayan sinek muamelesi yaparlar.


tabudeviren
(12 saat)
Ben varım. 28 yaşından beri avusturyadayım. Kimseler yok eş dost akraba falan. Evden işe işten eve ölene kadar devam.


Bir aile dostumuz var. Bir amerikalıyla evlenip, buradaki çocuğunu da alıp gitti. Adamcağız birkaç sene önce vefat etti, ama oğlu orada okudu, ikisi de ABD vatandaşı. Oğlunun yapacağı işi Türkiye'de yapması pek mümkün değil. Çocuk yine bir Türk'le evlendi ama kız vasıfsız, TR'de hiç iş bulamaz, orada tezgahtar olarak filan çalışıyor. Yazın yazlığa geliyor ama dönemeye hiç niyeti yok.
Eşimin amcası 70'li yıllarda sağ-sol çatışmasından kaçıp yerleşmiş Almanya'ya. TR'ye gelebilirdi, yasaklı filan değildi ama gelmedi orada öldü adamcağız. Tanıdığı, arkadaşı, çevresi hep oradaydı.


(5)

pdf dosyasını "okunabilir" word dosyasına çevirmenin yolu?

elimde yazı dolu bir pdf var ve ben bunu word'e çevirmek istiyorum. kusursuz olmasına gerek yok, yazılar farklı karakterlere bürünmediği sürece problem değil. yani pdf'te AHMET olan yer word'e geçince $$#½]£ olmasın, AHMET kalsın. o işimi görür. nasıl yapabilirim bunu?pdf to doc converter deyu aratı
elimde yazı dolu bir pdf var ve ben bunu word'e çevirmek istiyorum. kusursuz olmasına gerek yok, yazılar farklı karakterlere bürünmediği sürece problem değil. yani pdf'te AHMET olan yer word'e geçince $$#½]£ olmasın, AHMET kalsın. o işimi görür. nasıl yapabilirim bunu?

pdf to doc converter deyu aratıp birkaç siteye yükledim pdf'i ama .doc uzantılı olarak verdikleri dosyalarda aynı sorun mevcut, yazılar uçuyor. istediğim bu olsa pdf'den direkt metni kopyalarım ne uğraşıcam.

nasıl halledebiliriz bunu?
der meister
(21.10.18)
.pdf'e sağ tık > birlikte aç > microsoft word yaparak açtığımda türkçe karakter sorunu ya da başka bir sorun yaşamıyorum. word'de açıp doc ya da docx şeklinde kaydedebiliyorum. büyük boyutlu dosyaları açamadığı oluyor ama.

not: office 2016.


eh onu ben de düşündüm ama yemiyor işte :/


der meister
(21.10.18)
pdf to doc için pdf metninin word'e aktarılabilir formatta pdf yapılmış olması lazım (bir adı vardı bunun da unuttum)

pdf to ocr deneyin.


kosteklisaat
(24 saat)
ben bu siteyi kullanıyorum genelde, türkçe dil desteği var (mükkemmel bişi :)

www.onlineocr.net

karkacık burgacık yazıları bile okudu fotoğrafı çekilmiş belgelerde. (bişi tanıyor, sözlükten benzerini koyuyor, yani "gelirlr" yazmıyor okuyamazsa, "geliyorlar" yazıyor gibi...)


raydingoz
(24 saat)
Nitro pdf dene. Full versiyon olması lazım ama. www.gonitro.com. Torrent siteleri de var tabii swh.


(8)

bir yüzyıl sorusu

karşı taraf ısrarla yanlış olduğunu iddia ettiği için emin olamıyorum, anlamadım. milattan önce 640-630 yılları arası, milattan önce 7'nci yüzyıla denk gelmiyor mu? gelmiyorsa eğer kaçıncı yüzyıl oluyor? benim gözden kaçırdığım bir detay mı var?
karşı taraf ısrarla yanlış olduğunu iddia ettiği için emin olamıyorum, anlamadım.

milattan önce 640-630 yılları arası, milattan önce 7'nci yüzyıla denk gelmiyor mu? gelmiyorsa eğer kaçıncı yüzyıl oluyor? benim gözden kaçırdığım bir detay mı var?
der meister
(21.10.18)
Yillar sifirdan yuzyillar birden basliyor, 600'lu yillarsa 7.yuzyil oluyor.


Traveller
(21.10.18)
7. yy, 3. çeyrek


bitse de gitsek
(21.10.18)
hah onu diyom işte ben de, 640-630 yılları arasında gerçekleşen bi' şeyin M.Ö 7'nci yüzyılda olmasının nesi çelişkiliymiş ellaam çok tuhaf. iyi bari ben yanlış hesaplamamışım, sağolun.


der meister
(21.10.18)
Kendisi kaçıncı yüzyıl olduğunu söylüyor acaba, merak ettim


mö 700'le 601 arası mö 7. yy oluyor. sen haklısın yani.


sir gawain
(21.10.18)
m.ö.600-699 arası 7.yy


adivar
(21.10.18)
Mö 700-mö 601 arası, sir gawain haklı, adivar haksız


nundu
(21.10.18)
Sıfıra olan uzaklıklar eşit olduğu için ms kaçıncı yüzyıla denk geliyorsa mö de aynı sayıya denk geliyor.
Mutlak değer sorusu.


rakicandir
(14 saat)
(2)

tapu ve burs başvurusu sorusu

burs başvurusunda anam ve babamın üzerine tapu yoksa, adlarına tapu olmadığını gösterir e-devlet belgesi isteniyor. babamın sorgusunda çıkan şu,Sayın ÄLTER MEISTER,Bu hizmet yalnızca TAKBİS'te T.C. Kimlik Numarası kayıtlı olan kişiler kapsamında sunulmaktadır.Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sist
burs başvurusunda anam ve babamın üzerine tapu yoksa, adlarına tapu olmadığını gösterir e-devlet belgesi isteniyor. babamın sorgusunda çıkan şu,

Sayın ÄLTER MEISTER,
Bu hizmet yalnızca TAKBİS'te T.C. Kimlik Numarası kayıtlı olan kişiler kapsamında sunulmaktadır.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sistemine geçmiş Tapu Sicil Müdürlüklerine ait kayıtlarda; T.C. Kimlik numaranız ile eşleşen herhangi bir kayıt bulunamamıştır.

***

bunu yazdırsam şimdi belge olarak kabul görür mü? kayıt yoktur diyor sonuçta, yani e-devlet'teki bildiğimiz "belge" formatında bir şey değil bu. öte yandan "e devletin kendi sitesinde kayıt olmadığı yazıyo işte daha ne belgesi olcak mk" diye düşünüyorum. haksız mıyım?

belgenin e-devletten temin edilebileceği yazılmış bu arada, oradan belge kabul etmeme durumu yok yani.

***

ikinci sorum,

"adıma tescilli araç sorgulama" ekranında "adınıza tescilli araç yoktur" diyor fakat isim yazmıyor. başvuru belgesi "isim görünecek şekilde" olmalı. e adımıza araç yok ama ismimiz de yazmıyor sistemde. bu tarz bir belgeyi nasıl temin edebiliriz? e-devlet üzerinden imkânı yok mu, emniyet müdürlüğü'ne mi gitmek lazım?
der meister
(11.10.18)
Belgelerin kenarında köşesinde numara oluyor oradan sorgulanabiliyor sanırım


fasulyek
(11.10.18)
e-devlet'in bug ı bu işte. Yıllar önce yurtdışı giriş çıkış belgesi almak istiyordum. Ama yurtdışı çıkışım olmadığı için belge alamadım. Mecbur emniyete gittim.


infernalcadre
(12.10.18)
(9)

pendik yht garından esenler'e ulaşım

otobüs ve dolmuş sevmiyorum, mümkünse "mekanik" tarzda böyle metro, metrobüs gibi nerede duracağını bildiğim bir şey olsun. var mı? yok derseniz en rahat ulaşım şeysi nasıldır? gardan çıktım, esenler'e gitmem lazım. avrupa tarafını iyi bilirim de anadolu'da metro ve metrobüsün gitmediği yere ben de
otobüs ve dolmuş sevmiyorum, mümkünse "mekanik" tarzda böyle metro, metrobüs gibi nerede duracağını bildiğim bir şey olsun. var mı? yok derseniz en rahat ulaşım şeysi nasıldır? gardan çıktım, esenler'e gitmem lazım. avrupa tarafını iyi bilirim de anadolu'da metro ve metrobüsün gitmediği yere ben de gitmedim, o yüzden pendik tarafını falan bilmiyorum hiç. gerçi orada da metro vardı sanki.
der meister
(10.10.18)
gardan çıkıp biraz yürüdükten sonra metroya ulaşacaksınız pendik metro var. sorun söylerler zaten. metrodan sonra metrobüs falan kolay zaten.


total paranoia
(10.10.18)
yht den çıkıp ya yürüyerek ya dolmuş ya da taksi ile tavşantepe-kadıköy metro hattına varın sonra ayrılık çeşme durağında inip marmaraya aktarma yapın ve yeni kapıda inin oradan havaalanı ya da kirazlı bağcılar metroya bin ikisi de o duraktan geçiyor. yaklaşık 2 saat gün ışığı görmeden yol alacaksın :D


dialecticchaos
(10.10.18)
trene bedava falan binmiyorsan esenlere gitmek için yht kullanmazdım ben senin yerinde olsam. atla bi otobüse direkt esenlere geç.


nrmnm
(10.10.18)
@nrmnm, ya öyle de ankara'dan geliyorum ve ne çok erken ne de geç varmam lazım. ideali 11-12 gibi. cumartesi günü tüm gün ayakta olacağım. cuma gecesi ankara'dan gece 2 otobüsüne binsem bile sabahın köründe istanbul'a inmiş oluyorum yorgun argın. otobüste uyuyamıyorum. e cumartesi sabahı binsem en erken otobüs 8'de, istanbul'a varmam 14'ü bulacak.

öğlen 11-12 gibi falan orada olabilmemin tek yolu yht yani.


der meister
(10.10.18)
O güzergahı defalarca kullandım, yukarıda yazanlardan sadece @nrmnm'ye katılıyorum.


Pendikten otobüsle veya yürüyerek Metroya gidin; Ayrılıkçeşmesi'nde inip Marmaray'a geçin, Yenikapı'da inip M1B(yenikapı - Bağcılar,Kirazlı ) metro hattına geçip Esenler'de inin.


apdulera
(10.10.18)
otobüs kaçta başlıyor bitiyor bilmiyorum ama trenden 12'de insen bile esenlere varman yine 14'ü bulur zaten. keyfin bilir, ağır yükün yoksa çekilmeyecek bir yol değil m4+marmaray+m1 rotası.


nrmnm
(10.10.18)
yok trenden en geç 10'da inmiş olacağım. gardan metroya yürüsem peki kaç dakika sürer tahminen? ortalama hızda yürüyen genç adam diyek. ağır yüküm yok ayrıca sırt çantam olacak, hava çok sıcak olmadığı sürece (ki sanmıyorum) koymaz. bütün gün yürüyeceğim zaten.


der meister
(10.10.18)
15 dakika falan, biraz yokuşludur, tavsiye etmem yürüyerek çıkmayı


apdulera
(10.10.18)
goo.gl
1.1km ve 13 dk ama dendiği gibi biraz yokuştur, çok da değil:
goo.gl


ensar
(10.10.18)
(2)

airbnb'de (istanbul) kapıda ödeme seçeneği var mı?

yer bakıyorum da hepsinde ödeme istiyor doğrudan. filtreleme seçeneği de göremedim. ben mi bulamadım yoksa böyle mi airbnb, illa önceden kart bilgisi ve parası veriyor muyuz?
yer bakıyorum da hepsinde ödeme istiyor doğrudan. filtreleme seçeneği de göremedim. ben mi bulamadım yoksa böyle mi airbnb, illa önceden kart bilgisi ve parası veriyor muyuz?
der meister
(09.10.18)
Elden odeme yok, odemeler airbnb araciligiyla.

Gittigidiyor gibi dusun


heleley
(09.10.18)
Ev sahibine mesaj atarsan yardımcı olur belki.
Komisyon vermek istemiyorum, elden ödemem mümkün mü diye sorabilirsin.

Ben daha önce böyle yapmıştım, dönüş olumlu olmuştu.
Gerçi kalmaktan vazgeçtim ama sonuçta gidip kalsam elden ödeyebilecektim.


esse classic
(09.10.18)
(1)

yazın turizm sektöründe iş

bu yaz pek istemedim yapmayı çünkü seviyeme güvenemiyordum ama 2019 yazı için bunu istiyorum. şu an rus dili ve edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim, C1-C2 ingilizcem var; bir sene hazırlık okuduğum için yazın 2+ yıl rusça görmüş olacağım, C1 olmasa bile B2 olur en az. hatta temel düzeyde de olsa al
bu yaz pek istemedim yapmayı çünkü seviyeme güvenemiyordum ama 2019 yazı için bunu istiyorum. şu an rus dili ve edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim, C1-C2 ingilizcem var; bir sene hazırlık okuduğum için yazın 2+ yıl rusça görmüş olacağım, C1 olmasa bile B2 olur en az. hatta temel düzeyde de olsa almanca dahi yardırabilirim.

ama anladığım kadarıyla bu işleri çok önceden bulmak gerekiyormuş. ben öğrenciyim, çalışsam üç ay çalışacağım zaten maksimum. kime, nereye yazmam/sormam lazım? ayrıca belki şimdi artist görünecek ama ben jonglörlük, animatörlük falan yapmak istemiyorum. garsonluk olur, bellboyluk olur, neblim işte rusçayı kullanabileceğim herhangi bir yer olur ama palyaçoluk yapmak istemiyom. yanlış anlaşılmasın yapanlara bi şey dediğimden değil, herkes ekmeğinin peşinde tabii ama ben mecburiyetten değil dilimi geliştirmek ve accuk da olsa alanımda iş tecrübesi kazanmak için istiyorum bunu.

benim nereye başvurmam, ne yapmam lazım şimdi? ankara'da yaşıyorum, haliyle gittiğim yerde kalacak yerimin de olması gerekecek. nasıldır bunun yolu yordamı ben hiç bilmem. iş aramak için antalya'ya falan mı gitmem lazım direkt? bir maaş zaten yola gider, ben en fazla üç ay çalışacağım.

açıkçası yazın 2 ay boyunca günde 10-12 saat çalıştırsalar da çok umrumda değil, yeter ki rusça konuştursunlar ve cebime accuk para koysunlar. bana dil açısından bi' şey katsın yani. benim artık ukrayna'ya gidecek param yok bari gelenlerle konuşayım edeyim.

ben hiç anlamıyorum bu işleri. okuldakilere sorsam "çok kolay abi yea ne var yazın rusça bilen adam arıyo her yer" diyor. arayanlara soruyorum e yok bize daha uzun süre çalışacak adam lazım, yok zaten var bizim elemanımız bilmem ne... e ne yapayım okulu mu bırakayım 5 ay çalışmak için?
der meister
(06.10.18)
şimdiden bu tarz işler bulman biraz zor 2019 yazı için. ocak sonu şubat gibi arayışa başlamanı öneririm. bu bir.

ikinci olarak da direkt garson olarak başlaman otellerde biraz zor. komi olur barboy olabilir ama çok da tavsiye etmem bu iki. animasyon olmaz demişsin ama otelde misafirlerle en rahat iletişime gireceğin departman burası olur. bu üç.

bellboy olabilir dil konuşmak için ideal. ordan da ön büro / satış pazarlama vs falan akar gidersin. bir iki yaz çalışsan sonra okul süresince, okul bitince de baya öğrenmiş olursun zaten. bu dörttü

beş de dediğim tarihlerde bana bi cv atarsan otel çevremiz var ulaştırırız bir yerlere. şimdi de göndeririz ama seneye gelcek falan çok havada kalır dostum.

dm'den mail falan paylaşırım ^^


jugador
(06.10.18)
(11)

aşure verme-alma adabı

medeniyetin ve ilerlemenin başkenti ankara'da karşı komşu sağolsun aşure getirdi bize bugün. arkadaş açtı kapıyı, teşekkür etti, tepsiyle birlikte üç kaseyi aldık direkt jsfjskfsfs. daha sonra benim waifum "niye öyle yaptınız ya aşure öyle yapılmaz ki, kendi kabınıza koyup geri vermeniz lazımdı heps
medeniyetin ve ilerlemenin başkenti ankara'da karşı komşu sağolsun aşure getirdi bize bugün. arkadaş açtı kapıyı, teşekkür etti, tepsiyle birlikte üç kaseyi aldık direkt jsfjskfsfs. daha sonra benim waifum "niye öyle yaptınız ya aşure öyle yapılmaz ki, kendi kabınıza koyup geri vermeniz lazımdı hepsini" dedi. bunu arkadaşa söyledim. "ulan aslında kadın ben tepsiyi alınca 'neyse sonra verirsiniz artık' dedi ha, gerçekten öyle herhalde" dedi. güldük ettik.

boş vermeyelim diye muzlu puding yaptık, üstüne çikolata sosu döküp hindistan cevizi ve rulokatla falan da süsleyerek OVERKILL yaptık. bence bu odun ve öğrenci halimizle yine az zamanda çok işler başardık ama genel olarak bunun usulü, yolu yordamı nedir merak ediyorum.

komşu diyelim ki size üç kase getirdi tepside, aşure var. siz nasıl yaparsınız? yani ben de arkadaşım gibi yapardım açıkçası, en fazla tepsiyi geri verirdim belki (o an heyecanlanıp akıl edememiş). tabakları da aşureleri yedikten sonra başka bi' şeyle doldurup geri verirdim.

kapıda aşureleri kendi kabımıza boşaltıp kirli kirli kaseleri geri mi vermemiz gerekiyordu yani anlamadım ben, öyle gelenek mi olur aq çok garip değil mi?

normalde nasıl oluyo bu iş, siz nasıl yapıyorsunuz? aşure ikram etseniz ne beklersiniz karşılığında?
der meister
(06.10.18)
bu aşure hayır işi olduğu için denilenler doğru malı al kaseyi yıkayıp ver hemen verirkende polis yok demiştim falan diye ekle en doğrusu bu ama illa gönlünüzden koptuysa verin pudingi teşekkür edin.


basond
(06.10.18)
aşureyi kendi kabına aktarıp, komşunun kabını yıkamadan geri verirler bereketi kaçmasın diye. öyle diyolla.
dün komşu aşure getirdi, kabı yıkayıp içine çikolata,şeker vs konabilecek ne varsa koyup geri verdim. tabak boş gitmez diye.


MtKrt
(06.10.18)
normalde aşureyi kendi tabağına boşaltıp komşunun kasesini geri veriyorsun, evet aşureli aşureli. yani adabı böyle. ama iki senedir bana aşure getiren komşular kendi tabaklarını geri vermemi beklemeden gidiyor, ben de sonrasında tabaklarına bir şey koyup geri vermek durumunda kalıyorum.
edit: evet komple tepsiyi almak hayvanlık olmuş biraz :)


pati
(06.10.18)
Hemen kaseyi geri vermen gerekir çünkü her evde onlarca kase yok aldığın an geri vermelisin ki yıkayıp tekrar kullanabilsinler.
Ayrıca üç tane alınmaz hayvanşar iki neyse de üç ne :)))
Artık puding yapmışsınız verin.


fasulyek
(06.10.18)
hahahh iyiymiş bu :D
benim bildiğim usul, tepsinin içinden tek bir kaseyi alıp kendi kasene boşaltıp iade-i kase etmektir. bağzen kaseyi alıp yaptığınız gibi başka bir şey ile doldurup verenler de oluyor. ama üç kaseyi tepsiyle almak.. :D bilemiyorum altan :D


Evet, kabaca sudan geçirilip geri verilir kapıdan. Bu işlemin can sıkıcılığından artık profesyonel anneler kağıt ya da aluminyum kaplarda dağıtıyorlar, demek ki o teknoloji daha size gelmemiş.

Eğer sizde kaldıysa kaseler, bir tanesinin içine bir şey koyup, diğerlerini temiz vermek de bir seçenek. Aşure veren karşılığında bir şey beklemez de, eli boş kapıya gitmemek adına bir kaseye kurabiye, kek ya da zaten evde hazır yapılmış puding de koyulur.


buf-e kür
(06.10.18)
eheh ya az önce verdik, acayip mutlu oldu kadın. "ne yapmışsınız siz yaaa hiç gerek yoktu" falan dedi eheh. mutlu olduk. hayvan da olsak insanız............

@fasulyek, tepside sadece üç tane vardı ama ya öyle daire daire geziyormuş gibi durmuyordu pek. hatta "iki gündür bakıyorum size yoksunuz" gibisinden bir şey dedi, sadece bize getirdiğini düşündük o yüzden - en azından elindekileri. ayrıca üç kişi kalıyoruz ve bunu bildiklerini düşünüyorum çünkü çok karşılaştık kapıda. o nedenle üçümüz için birer kase diye düşünüp aldık.

tepsiyi almamız cidden komik oldu ama neblim arkadaşın yerinde ben olsam ben de aynısını yapardım :/


der meister
(06.10.18)
Ayular :)
Bence pudinge de gülerler siz ayıplamazlar
Genç erkek öğrenci evi çok bşr şey beklemek lazım diye düşünebilirler.
Bir daha ki sefer aynı şekilde yapmazsınız. Böyle böyle öğrenirsiniz.


fasulyek
(06.10.18)
bizimle konuşurken gülüyordu da kapıyı kapattıktan sonra direkt kahkaha attı zaten ahaha. neyse yau "şerefsiz ayılar" demesin de gerisi sıkıntı değil, bizimkisi de en fazla cahillik yani sonuçta serserilik yapmadık şerefsizlik yapmadık iki saat içinde geri verdik tepsiyi de kaseleri de olsun o kadar...


der meister
(06.10.18)
pudinginizi allah kabul etsin :))


sutlu nescafe
(06.10.18)
Tepsidekilerin bir tanesini alip mutfaga gidip onu bir kaba bosaltip kaseyi hizlica sudan gecirip/yikayip kurulayip geri vermeniz gerekirdi. Gerekirdi degil de genelde oyle yapilir


nax
(06.10.18)
(2)

basketbolseverlere sorularım var TBL hakkında

uzun süredir euroleague ve TBL'yi yakından takip etmiyorum fazla tahmin edilebilir hale geldiği için. TBL'de fener şampiyon, EL'de hep aynı takımlar son 4-6'ya kalıyor vs... gelgelelim basketbolu çok özlediğim için bu sezon yine vakit buldukça ucundan kıyısından bakayım istiyorum. sorularım,1) bu se
uzun süredir euroleague ve TBL'yi yakından takip etmiyorum fazla tahmin edilebilir hale geldiği için. TBL'de fener şampiyon, EL'de hep aynı takımlar son 4-6'ya kalıyor vs... gelgelelim basketbolu çok özlediğim için bu sezon yine vakit buldukça ucundan kıyısından bakayım istiyorum. sorularım,

1) bu sezon için TBL'de beklentiler nasıl? her takım için kısa ön inceleme tarzı bi' şeyler okuyabileceğim bir blog var mı? transferler nasıl, beklentiler nasıl? örneğin yine fener'in şampiyon olmasına kesin gözüyle mi bakılıyor? kim zayıfladı, kim güçlendi, durumlar nasıl?

2) ankara'ya taşındığım için yerinde izleyebileceğim en iyi takım sanırım türk telekom. ankara arena'da atmosfer nasıl oluyor? şehir takımı seviyor mu yoksa üvey evlat gibi öyle 300-500 kişiye mi oynuyorlar? kadro gördüğüm kadarıyla birinci lig için hiç fena değil, evropa'dan da davet almışlar bu sene adını unuttuğum turnuva için. gidilir mi arada, güzel olur mu, güzel maçlar izletirler mi?

onun dışında genel olarak eklemek istediğiniz bi şey varsa ekleyin plz. savolun.
der meister
(05.10.18)
büyük olaylar yahut süprizler olmazsa fener şampiyon olur.
büyük olay dediğim; fenerin 3 uzunu aynı anda uzun sakatlanır ya da obra görevi bırakır ya da nba de lokavt olur efes paraya kıyıp 3 nba li getirir filan.

fenere efes bi süre kafa tutacak gibi görünür. ergin, takımdan bi kaç oyuncu ile kavga eder, 1-2 yabancı gönderirler 1-2 tane getirirler. efesten birinin yasaklı maddeden (doping demiyorum) ceza alması da olası..


barankovan
(05.10.18)
1-) fener yine sampiyon olur cok buyuk bir sikinti yasamazlarsa.
2-) valla ben yillar once giderdim telekom maclarina' ankaraguclu bir ekip olurdu her macta. ama eski salondaydi. simdi nasildir bilemiyorum. ama yeni salonun atmosferi guzel oluyor taraftardan bagimsiz. iyi takim geldiginde gidilebilir bence.
ayrica telekom Avrupa‘da da oyunuyor. hafta ici de gidebilirsiniz maclara.


dirk_41
(06.10.18)
(8)

yarım bırakılan kitaplara dönmek

suç ve ceza'yı sanırım 14 yaşımdayken okuyup bitirmiştim. okurken müthiş keyif aldığımı hatırlıyorum. bazı kısımları da hala aklımda ama genel olarak olay örgüsü olsun, "ulan ne yazmış herif be" hissiyatı olsun... bunlar yok. hatta hiç olmadı sanırım, tamam hoşuma gidiyordu ama o yaşta muhtemelen ta
suç ve ceza'yı sanırım 14 yaşımdayken okuyup bitirmiştim. okurken müthiş keyif aldığımı hatırlıyorum. bazı kısımları da hala aklımda ama genel olarak olay örgüsü olsun, "ulan ne yazmış herif be" hissiyatı olsun... bunlar yok. hatta hiç olmadı sanırım, tamam hoşuma gidiyordu ama o yaşta muhtemelen tam olarak anlamadım bile ne olduğunu.

bunun dışında %70-80'ini okuyup çeşitli sebeplerle devam etmediğim birkaç kallavi roman daha var. bir yanım, "tekrar oku bunları. özümseyerek, anlayarak, bir yetişkin olarak tekrar değerlendir. hatta 10 sene sonra yine oku. her seferinde farklı anlarsın" diyor. diğer yanımsa "ulan aynı kitapları dönüp dönüp okuyacağına yeni şeyler oku, böyle iş mi olur?" diyor.

rus klasiklerini zaten baştan sona tekrar okuyacağım, buna muhtemelen suç ve ceza'yı da dahil ederim ama genel olarak "eskiden okunmuş kitabı yeniden okuma" hakkında ne düşünüyorsunuz?

bir yandan zaten kısıtlı olan ömrümde aynı şeyleri okuma fikrini sevmiyorum (başka şeyler okumak varken). öte yandan "daha ne okuyacaksın it, bundan iyisi mi var" diyorum. aynı zamanda tabii geçen sürecin bakış açısında yarattığı farklılıklar, eseri farklı zamanlarda değerlendirme şansı vs. hoş geliyor kulağa. yani suç ve ceza'yı sadece 14 yaşında okumakla 24, 34, 44 ve 54 yaşlarında okumak arasında büyük fark olacağını düşünüyorum.

siz böyle uzun yıllar önce bitirdiğiniz veya okuyup yarım bıraktığınız (sevmediğiniz için değil) kitaplara geri dönüyor musunuz, tekrar okuyor musunuz? yoksa direkt geçip başka kitaplar mı okuyorsunuz roman özelinde konuşacak olursak?
der meister
(02.10.18)
Valla tekrar tekrar okuduğum kitap sayısı az değil. Her okuyuşunda farklı bişeyler bulabiliyorsun bazı kitaplarda.


roman özeline konuşmak isterdim fakat klasiklere herkesin baktığı gibi 'olmazsa olmaz' diye bakamıyorum. okumalarımdan sonra kendimi aslında bu kurgusal dünyaya o kadar da kaptırmadığımı farkettim. fakat şu var ki, yıllar önce bitirdiğim ama hikaye bütününü hafızamdan kaybettiğim birkaç kitabı tekrar ele aldım ve tabi okurken hatırladım ama birşey farklıydı. yorumum. ben okumalara ara verip sesli düşünen biriyim, çıkarım yapmak için değil içten gelen birşey bu ve zaman zaman da yazarım birşeyler. karşılaştırma fırsatım oldu, ki bu benim için deney niteliğinde oldu. öyle ki insanın sabahı ve akşamı bambaşka olabiliyorken yıllar bunu yapmaz mı? mesela en büyük fark aforizmalarda var. okuduğumu o zamanın getirileri ile baya farklı yorumlamışım şimdi ise sadeleşmiş. fazla kelimeler ortadan kalkmış genelde. tekrarı sevmesem de, hemen sıkılan biri olsam da, 3-5 eser var asla satıp ya da atmayacağım. muhtemelen tekrar okuma düşüncesi hala bir yerlerde.


Şu ana kadar okumakta iken bilinçli olarak bıraktığımı hatırladığım tek kitap "Başkan Babamızın Sonbaharı". Yazım tekniği zorladı. Çünkü noktalama işareti olarak yalnızca virgül kullanılmıştı. Onun dışında, kafam rahat değilken okuduğumdan bir şey anlamıyorum yemek tarifi bile olsa. Böyle kitapları da en başta yarım bıraksam da baştan bir daha okuyup bitiriyorum rahat bir dönemimde. Mesela şimdi "Zorba"nın 1/3'ini bitirdim ama kafam rahat değil diye bıraktım ve yeniden başlayacağım.

Tekrar tekrar okuyup bitirdiğim kitaplardan örnek vereceksem "Küçük Prens" ve "Yeraltından Notlar" derdim. İkisi de enfes, her okuyuşta tekrar tekrar kendimden parçalar bulduğum eserler. Hele "Yeraltından Notlar"a o kadar hayranım ki ben öyle bir kitap yazamayacağım ve o kadar vurucu şekilde kendimi ifade edemeyeceğim için üzülme sebebimdir de.

Daha da kafa şişirirdim de telefondan zor oluyor diye fazla yorum yapamıyor ve kitap örneklerine giremiyorum maalesef :)


m e b
(02.10.18)
ivan ilyiç'in ölümü'nü hayatımın belli dönemlerinde tekrar okumayı düşünüyorum. savaş ve barış'ı tekrar okumayı çok isterdim ama muhtemelen kafam almaz. araya serpiştirilmiş fransızca cümlelerde boğulurum. zamanında nasıl okumuşum hiç bilmiyorum, üç ayda mı ne bitmişti. o kadar kalın hiçbi kitabı okuyamam, bırak klasiği mlasiği. öykülerden gidiyorum şu sıra.

odaklanma sorunu yaşadığım için okuduğum çoğu kitabı yarım bıraktım. sevmediğimden veya okumak istemediğimden değil. bi an geliyor, hangi kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. yıllar sonra kitabın sayfalarını açtığımda ayraç mayraç çıkıyor 50. sayfadan.


nice tnetennba
(02.10.18)
ayni kitabi tekrar okumayi zaman kaybi olarak goruyorum.

ama kitabi farkli yaslarda farkli tecrubelerle okumanin ayni kitabi okumak oldugunu dusunmuyorum. mesela genc wertherin acilarini asik oldugum bir donemde, on iki sene once okumustum. simdi zihnimdeki yansimalari cok daha farkli olacaktir.

ama.. yeniden okumayi cok istesem de okuma hizim dusuk oldugu icin ayni kitabi simdilik okumuyor, yenilerle devam ediyorum.

bitirmedigim kitaba tekrar donersem sifirdan okumaya baslarim.


tabudeviren
(02.10.18)
Eskiden kitabı yarım bırakamazdım. Kendimde, yazar o kadar emek verip yazmışsa sen de okumalısın Amaranta, diye saçma bir düşünce geliştirmiştim farkında olmadan. Ama sonra niye kendime işkence ediyorum deyip ilkin Milena' ya mektupları yarım bıraktım sonra çok fazla kitabi yarım bırakmaya başladım. Allahim affet:/


Sevilen kitabı tekrar okuma olayı ise sanırım çok beğendiğim hicbir kitabi yillar sonra oturup başan sona okumadım. Kitaplığımdan canım sıkılınca alıp 50-100 sayfa okumuşumdur tamamen bitirmemişimdir. Ben ayni eylemi tekrar etme konusunda biraz farklı düşünüyorum galiba. Bu konuda daha başka nitelikli eserler okumak varken ayni kitabi okumak ya da ayni filmi izlemek sıkıyor beni. Evet insan aynı nehirde iki defa yıkanmıyor ama ben tekrara düşmekten sıkılıyorum.


Amaranta ursula
(02.10.18)
Suç ve Ceza'yı ilk kez 7.sınıfta okumuştum yani aşağı yukarı 13 yaşlarında ve okuduğum ilk klasik sayılacağı için yeri hemde ayrıdır. O zamanlar okuduğumda gerçekçiliğine çok şaşırmıştım, sanki yaşanmış şeyleri gözlemleyip yazan biri gibi gelmişti kitabın dili. Üstelik okuduktan sonra dönem dönem rüyalarıma bile girmişti cinayet işleyip bundan kurtulma telaşına düştüğüm psikolojik türden olanlardan. Velhasıl en sevdiğim iki romandan biri oldu. Her neyse, yaklaşık 8 sene sonra yani 21'in başlarında bu sefer düzgün çeviri iş bankası yayınlarından bir kez daha okumaya başladım, hayatımda ikinci kez okuduğum ilk kitap oldu. %70'ini unutmuşum detayların haliyle ancak buna rağmen o ilk kez okuduğumdaki heyecanı ve tadı tam alamadım. Yine çok güzel geldi kitap aynı kitap ama okunan zamanlar değiştiği için hisler de ilk zamanki gibi çoşkulu olmadı.

Buna rağmen kaliteli bir kitap iki kez okunmadan, kaliteli bir film üç kez izlenmeden ne tam okunmuş ne tam izlenmiş sayılacağını düşünüyorum. Birinci bitiriş duygulara ikinci bitiriş akla hitap ediyor sanki. 10 tane kalitesiz kitap okunacağına kaliteli bir kitabı farklı dönemlerde birkaç kez okumak insan ömrü zamanı açısından daha tasarrufludur bence.

Çok sevdiğim ya da etkisi uzun süre devam etmiş kitapları bir şekilde ömrüm boyunca saklayıp 5-10 sene aralıklarla tekrar tekrar okumayı hedefliyorum ben de. Kitabın en arka boş sayfalarına her okuyuşta okumaya başlama ve bitiş zamanlarını yazacağım. 1.okuyuş Şubat 2018, 2.okuyuş Nisan 2027, 3.okuyuş Mart 2033.. gibi. Kitabın da benimle birlikte yaşlandığını, sayfaların sarardığını görmek eminim değişik bir his verecektir eğer uzun yaşayacak kadar şanslı olursak.


siyah giyen adam
(02.10.18)
Benim birkaç sayfasını bile okumuş olsam başladığım kitabı bitirme huyum var. Biraz zorlama duruyor olabilir ama çocukluğumdan beri bir kitaba başladıysam o kitabın bitmeme ihtimali beni huzursuz ediyor.

Yarım bıraktığım kitap olmuyor bu yüzden pek ama birkaç kitap olmuştu bitiremediğim. Daha sonra okuyup çok zevk aldıklarım oldu içlerinde. Bir de ben orta okulda klasiklerin çoğunu okumuştum ama çoğu iyi çeviriler ya da tam metin değildi. Bu yüzden o zamanlar okuduğum kitapların hepsini yıllar sonra tekrar iyi yayınevlerinden okumaya çalışıyorum.

Son olarak da çok zevk alıp da tekrar tekrar okumak istediğim kitaplar var. Ölü Ozanlar Derneği'ni 3 kere okudum mesela ama bu çok yaptığım bir şey değil çünkü hiç okunmamış ve okunması gereken çok fazla kitap var.


ms brownstone
(02.10.18)
(4)

hastane ve sigorta sorusu - kafalar karıştı

24 yaşındayım. bundan dört sene kadar önce babamın sigortasından faydalanmak üzere sgk'ya gittiğimi çok net hatırlıyorum - öncesinde her tedavide masraf çıkıyordu. nitekim işlem sonrasında ücretsiz bir şekilde tüm hastanelerin altını üstüne getirmiştim, hala getiriyorum. sorularım,1) babam şu an res
24 yaşındayım. bundan dört sene kadar önce babamın sigortasından faydalanmak üzere sgk'ya gittiğimi çok net hatırlıyorum - öncesinde her tedavide masraf çıkıyordu. nitekim işlem sonrasında ücretsiz bir şekilde tüm hastanelerin altını üstüne getirmiştim, hala getiriyorum. sorularım,

1) babam şu an resmi kayıtlara göre "işsiz" olduğunu ve dolayısıyla sigortası olmadığını söylüyor. bense hala ücretsiz olarak faydalanıyorum sağlık hizmetlerinden, adıma borç da yok. babamın sigortası bittiğinde benimkisi de biter normalde. nasıl oluyor bu? babamın dünyadan haberi yok desem tam tersine bu konuların kurdudur, zaten sağlık sektöründe yıllarca çalışmış birisi, bilir bu konuları. ben niye hala para vermiyorum?

2) 9 ay sonra 25'i dolduruyorum (*intensity intensifies*). hastanelerden yine fakir gibi faydalanabilmek için ne yapacağım ben? 25 itibariyle başkasının sigortasından faydalanamıyorum çünkü bildiğim kadarıyla. gelir testi falan yapılıyormuş sanırım. resmi bilgiler mi kontrol ediliyor yoksa eve gelip "hmmm bakalım ne kadar fakirsin" diyorlar mı?

öyleyse eğer ben öğrenci evinde kalıyorum, üç arkadaşız. odamda koltuk-çekyat ve bez dolaptan başka bir şey yok - alırsam bi' çalışma masası alırım, başka şeye yer yok zaten. "yazık la kimin çocuğuysa" dedirtecek kadar fakir mi bu ortam, aynı şekilde devam edebilir miyim?
der meister
(02.10.18)
gelir testinde ailenizin (babanız ve anneninizin) tüm gelirini ailede yaşayan birey sayısına bölüyorlar üstüne ailenize ait taşınmazlar var ise ev araba gibi onlarıda bir şekilde ekliyorlar ve ailede ki kişi sayısına bölüyorlar. bunun da asgari ücretin 3 te birinden küçük olması lazım sizin bedava sigortalı olabilmeniz için. eğer fazla gelir ise ayda 60 tl karşılığında genel sağlık sigortası yapılıyor.

edit: yani eve gelip bakmak gibi bir durum yok herşey kağıt veya online işlemler üzerinde.


belkider
(02.10.18)
oo öyleyse çok güzel, biz ailecek illegal olduğumuz için kağıt üstünde paramparçayız, belki üzülüp ücretsiz şırınga falan bile verirler.


der meister
(02.10.18)
baban ne zamandır işsiz?
eğer son bir yıl içerisinde 90 gün prim ödemesi varsa, çıkış tarihinden itibaren 100 gün daha sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorsun. sonra kesiliyor.


elorelia
(02.10.18)
söylediğine göre uzun süredir bu durumda. kağıt üstünde işsiz bu arada, yoksa piii senden benden çok parası var.


der meister
(02.10.18)
(3)

garip türlü bir baş ağrısı

nasıl ifade edilir bilmiyorum ama son 8-10 gündür falan beynime "sancı" girdiğini hissediyorum. kısa süreli, 3-4 saniye. çok ani veya keskin olmuyor ama hissediliyor. şöyle tarif etmeye çalışayım... beynin içinde giden bir damar var diyelim. o damar boyunca ağrıyor mesela. öyle bir his. tek bi' yerd
nasıl ifade edilir bilmiyorum ama son 8-10 gündür falan beynime "sancı" girdiğini hissediyorum. kısa süreli, 3-4 saniye. çok ani veya keskin olmuyor ama hissediliyor. şöyle tarif etmeye çalışayım... beynin içinde giden bir damar var diyelim. o damar boyunca ağrıyor mesela. öyle bir his. tek bi' yerde, bir hat boyunca kendini gösteriyor. 3-5 saniye sonra gidiyor ve kaşıntı yapıyor bazen.

normalde nadiren olurdu, üzerinde durmazdım. son günlerde ise (belki hasta olmamın etkisiyle bilmiyorum) sıklaşmaya başladı. şu ara pek alışık olmadığım yüksek tempolu, stresli bir süreçteyim. genel olarak yorgun hissediyorum. üstüne bi de hasta oldum. o yüzden yine çok şeyapmıyorum ama korkmuyor da değilim. kilo var, sigara var, her türlü pislik var. geberip gitmeyek?

son bir yıl içinde hem kalbe baktırdım hem de beyin mr'ı çekildim, ikisine de temiz demişti doktorlar. yarı ölü yaşadığım için sık sık gidiyom doktora, farklı bahanelerle baktırıyom sağıma soluma. şimdilik ters görünen bi şey yok ama kafama sancı giriyor sürekli. irkildim.

asıl soracağım şu: tarif ettiğim tarzdaki sancı/ağrı herhangi bir şeyin semptomu mu? yoksa "olur öyle ya strestendir" denebilecek, neblim gergin ya da yorgun olunca her insanın başına gelebilen tarzda bi şey mi? 24 yaşındayım, bana bu yıldan önce olmuyodu mesela.
der meister
(01.10.18)
Geçen sene ona benzer bir ağrıyı ben de yaşadım. Hep aynı yer ve aynı senin tarif ettiğin şekilde. Benimki sol şakağımla kulak üstü hizasındaydı. Biraz tıp bilgim var, bu tip bir ağrının önemli hiçbir hastalıkla ilişkili olmayacağını düşündüm. Sonra kendi kendine geçti. Ama neydi, nasıl geçti bilmiyorum.


curukturpkokusu
(01.10.18)
@dunal, kilo verme ve sigarayı bırakma konusunda çok uğraşıyorum (hatta kilo zaten veriyorum ama bi' 7 ton kadar fazlam olduğu için vücudun nefes alması için sanırım 2-3 ay daha geçmesi lazım en başta) ama stresi ne yaparım bilmiyorum. yapı olarak fazla gergin ve stresli biriyim maalesef. bu tedavi görmüş halim. ki tedavi sonrasında, "önceden nasıl yaşıyormuşum ben?" dedirtecek kadar ciddi aşamalar kaydetmiştim ve onları korudum. ona rağmen ortalama bir insana göre fazla stresliyim. niye, bilmiyorum. sebep olmasa bile gerilecek ya da sinirlenecek, kafamı kurcalayacak bir şey buluyorum her zaman.


der meister
(02.10.18)
bende de benzer bir ağrı vardı. beyin mr ını detaylı incelettim beyindeki bazı damarların tıkandığını ve o damarların gittiği bölgenin kemikleştiğini (öldüğünü) öğrendim.


yemrem
(02.10.18)
(6)

kamp işleri çok hoşuma gidiyor ama şehir bebesiyim. olmaz mı?

hımbıl, tembel bir insanım ama 5 yıl öncesinde durum farklıydı. yine şehir bebesi olsam da sporla uğraşırdım en azından.şu ara yine aklımda hep var. keşke diyorum şöyle dağa bayıra çıkabilsem, çadırımı kurup kitabımı okusam, ateş yakıp sucuk neyin pişirsem. hatta bana eşlik edebilecek 1-2 arkadaşım
hımbıl, tembel bir insanım ama 5 yıl öncesinde durum farklıydı. yine şehir bebesi olsam da sporla uğraşırdım en azından.

şu ara yine aklımda hep var. keşke diyorum şöyle dağa bayıra çıkabilsem, çadırımı kurup kitabımı okusam, ateş yakıp sucuk neyin pişirsem. hatta bana eşlik edebilecek 1-2 arkadaşım da var ama sorun şu ki ankara'da yaşıyoruz ve arabamız yok. en fazla bozkıra dağılıp BAKIN ŞİMDİ DORU ATMIŞIZ BİZ TAAM MI diye sağa sola koşarak roleplay yapabiliriz herhalde.

bu işleri çok seviyorum, cidden şöyle cuma akşamı uzaklaşabilsem şehirden, kendimle ve doğayla vakit geçirsem çok mutlu olurdum ve bu işi çok severdim.

gelgelelim hem çok çok tecrübesizim hem de ilk aşamadaki masraflardan çekiniyorum - şu an öyle çadır alacak, çantamı dolduracak param yok. neyse hadi o kısmını geçelim paramız var diyelim...

ankara'da yaşayan, parası olmayan öğrencinin öldürülüp bir kenara atılmadan dağda bayırda 2-3 günlüğüne takılması mümkün mü? bu işleri yapanlar nasıl beceriyor?

en baştan başlayacak olsam mesela neyi, nereyi tavsiye edersiniz? neblim önce evsiz gibi parkta mı çadır kurayım, komşunun tavuğunu çalıp onu mu boğazlayayım adapte olabilmek için, nedir olay?

***

bir nevi meymun atalarıma selam çakmak, "ben de sizin gibiyim le sabah 4'te çıblak koşuyom dağda bayırda" diyebilmek, çiğ et falan yemek istiyorum yahu. şu durumda çok mu lüks olur bizim için bunlar?

elin oğlu avrupa'da ne güzel yapıyor bu işleri. "o kadarına cesaret edemem" diyenlerin toplaşabilecekleri kamp alanları var, "insan istemem" diyenin de istemediği kadar göl, dere, bayır var...

ben mesela ne isterim biliyo musunuz. sivas'a gideyim. dağı taşı inceleyeyim. bakiyim romalı lejyonerlerden bi şeyler kalmış mı. kazma kürek kalıntı falan arayayım, hem kendimle hem tarihle baş başa kalayım. ama işte tarihe de sahip çıkmıyoz ki, müthiş potansiyel var ama sivas'a gitsem şimdi bizans'a, pontus'a dair ne bulabilcem? muhtemelen hiçbi şey.

neyse uzatmayayım. hüzünlendim.
der meister
(29.09.18)
Uzun uzun yazdığında için kısa yazıyorum. Bkz: Şahinler tabiat parkı.


mezarkabul
(29.09.18)
Cadiri Ankara Freestuff´a sor, biri odunc verir kesin. Bu mevsimde Ankara-Bolu arasi yaylalarda ormanlarda soguktan titrersin, seneye. Yazin bile soguk oluyorlar.

Beypazari´na ulasim kolay, oradan yuruyus yolu var yaylaya, daga-bayira. Ciddi ciddi "wild word".

Güzel yerler Ankara merkeze 70 km. uzak, Sorgun vs. 110 km. Ulasim rezalet. Kizilcahamama gidip otostop cekilebilir. Yazin giden cok oluyor, otostop cekmek kolay olacaktir. Gitmeden yine, facebooktaki gruplara yazabilirsin, otostop yapmak istemiyorsan, gencler araba paylasimi yapiyor.


buf-e kür
(29.09.18)
Kamp isleri maliyetlidir yalniz knk. Ucuz bie hobi degil bu. Ekipmanlar saglam para tutuyor. Gidip gelmeler de oyle. Bu islerle ugrasitigim icin biliyorum. Ekonomik olarak darda isen zor yani. Bir de bir noktadan sonra sikiliyoesun ama bu kişiye bagli biraz da.


stavro
(29.09.18)
Karabük yenice ormanlarını deneyebilirsiniz. Ama kış geliyor malum kışlık ekipman ateş pahası, pastırma yazını kaçırmamanız lazım.


lüzumsuz adam
(29.09.18)
şehir bebesine gelmez kamp işleri
dağ evin olsa olur da kamp ı ıh


basond
(29.09.18)
Kamp zaten biz şehir bebeleri için var, yoksa kırsaldaki adamın dağda ormanda yaylada yatma/kalma hevesi neden olsun ki?

Yanlız başlangıcı pahalıdır, özellikle kış kampları için. Bu mevsimlerde seni kurtaracak çadır/tulum/mat/vs en az 500'e çıkar.


John Bloor
(01.10.18)
(7)

türkiye'de turist içim sim kart

yurtdışındaki bazı sempatik ülkelerdeki gibi turistin "kart ver tırrek" diyerek kolaylıkla alabileceği, uygun fiyatlı sim kartlar var mı? buraya gelen yabancılar nasıl hallediyor bu işi 3-4 gün kalacakları zaman? ben arkadaşıma "roaming kökle keke daha ucuza gelir" dedim ama böyle 10-15 liraya alıp
yurtdışındaki bazı sempatik ülkelerdeki gibi turistin "kart ver tırrek" diyerek kolaylıkla alabileceği, uygun fiyatlı sim kartlar var mı? buraya gelen yabancılar nasıl hallediyor bu işi 3-4 gün kalacakları zaman? ben arkadaşıma "roaming kökle keke daha ucuza gelir" dedim ama böyle 10-15 liraya alıp hemen kullanabileceği sim kart varsa onu önereyim.

var mı öyle bir şey yoksa kimlikle pasaportla falan turkcell bayiine mi gitmesi lazım illaki?
der meister
(28.09.18)
roaming daha ucuza gelir bence de. hadi ucuzluğunu bilemem belki gelmez ama daha rahat olacağı kesin. 3-4 gün içinse zaten uğraşılmaz hat almakla.


Roaming daha ucuza gelmez tabi. Mesela benim avrupa hattim tr icin MB basina 5EUR aliyo sjsksj

Trde turk telekomdan 50 liraya 8gblik dakikali smsli paket alabiliyosun ama sim kart pahali. 70 tl filan.
120tl = 17€
Yani hicbisey degil aslinda.


kuehles blondes
(28.09.18)
@kuehles blondes, nasıl alınıyor bu peki? türk telekom ofisine gitmesi gerekmiyor mu? geldiği gün yanında ben olmayacağım. yani becerilmeyecek bir şey olduğunun farkındayım ama telekom ofisinde yanlış ya da pahalı bir şey kilitlemesinler istiyorum. telekom ofisine gitsin, "numaranı ver, arkadaşım seni arayacak" desin (olmadı kağıda yazarım not alsın), ben arkadaşla konuşup "gardaşıma tl yüklemesi yapalım lütfen" diyeyim olmaz mı öyle? sunumsuz yakalanmayalım.


der meister
(28.09.18)
telefonu unlocked mı locked mı o da önemli. daha bunun üzerine o hattın açılış süresi zaten 3 gün. 3 gün için geldiği gibi başvursa dönüşte hattını alabilir.


uçakla gelecekse havalimanında tüm operatörlerin bayisi var zaten oradan direkt alıp kullanabilir. havalimanında dil sorunu da yaşamayacaktır.


nrmnm
(28.09.18)
Havalimaninda alabilir. Hattin acilmasi da 3 gun degil zaten.

Paketleri arastirip soyle, onlar da oyle yuklesin iste.


kuehles blondes
(28.09.18)
Kendi adına al bir kontörlü hat, gelmeden gönder gitsin. Gelince alırsın.


babilbaligi
(28.09.18)
(12)

bu sefer erkek puanlayalım (videolu)

şahsen hetero erkeğim amma yine de merak ettim bu emmi hakkında ne düşünüleceğini. ben otomatik olarak onun çıktığı yerin linkini attım ama video baştan başlarsa siz doğrudan 25. saniyeye gidebilirsiniz,https://youtu.be/H0WKRSkXFY4?t=25ben hem lyube hayranı olduğumdan hem de adam basbayağı BABAANNEM
şahsen hetero erkeğim amma yine de merak ettim bu emmi hakkında ne düşünüleceğini. ben otomatik olarak onun çıktığı yerin linkini attım ama video baştan başlarsa siz doğrudan 25. saniyeye gidebilirsiniz,

youtu.be

ben hem lyube hayranı olduğumdan hem de adam basbayağı BABAANNEME benzediğinden, ayrıca dişlerimiz ayrık olduğundan objektif değerlendiremiyorum.

bakınca aslında tipsiz bi' herif ama müziği ve bizdenmiş gibi durması nedeniyle çok karizmatik geliyor bana jsfjsk.

siz (kadın erkek fark etmez ama cevapta belirtirseniz sevinirim) ne dediniz görünce, kaç puan verirsiniz? sadece fiziksel olarak demiyorum, yani "bence de tipsiz ama dediğin gibi karizması var, takım elbise yakışmış" falan deyip yüksek verebilirsiniz. oturup tavla oynamayacağız sonuçta videoda ne görüyorsanız o haliyle değerlendirin.
der meister
(25.09.18)
Amca olm bu resmen. Ver elini opeyim amca derim buna ben. Yakisiklik karizma falan yok adam dede olmus.


stavro
(25.09.18)
yok abi zaten amca da işte nasıl amca onu diyorum. george clooney deyince bayılıyonuz ama...


der meister
(25.09.18)
bana benziyor baya o yüzden 3


2 veririm. Amca olmuş falan o ayrı ama adamın karizması yok. Yoksa Till Lindemann amcamıza bak adam hala karizmatik. Clooney amcamız zaten ayrı bir düzeyde.

Kimileri var 18 yaşında da karizmatik, kimisi var 100 yaşına gelse bile karizmatik yakışıklı falan olabiliyor. Ama bence bu amca onlardan biri değil. Normal düz adam.


eazy
(25.09.18)
Ayrık dişleri sevmem, karizması da arkasındaki üniformalılardan geliyor bence. Aynı adamı alıp coğrafya dersine koysan aynı giysiyle? Oldu mu? Olmadı.


inawen
(25.09.18)
10 uzerinden 1,62 puan veriyorum. normal bildigin amca.


Bildiğin emmi


curukturpkokusu
(25.09.18)
Alaaddin dayıma benziyor hahaha :D tam bir Almancı tipi var. Yorumum bu kadar :D

Not: Alaaddin dayım 70 e merdiven dayamis bir insan. Bizim uzaktan bir akraba :D


perfectum
(25.09.18)
George Clooney ile bu bir mi olm. Adam yasi gectikce eli yuzu duzeliyor.


stavro
(25.09.18)
Alec Baldwin'in rus anneden 18. kardeşi gibi.


lalu
(25.09.18)
Tam alex baldwin demeye gelmistim. Cirkin ama hafiften de bi karizmasi var. Got cenesi olmasa belki gideri olabilirdi bu haliyle i ih


Yazi ile sifir :( O agiz ne, disler... Karizma da sıfır. Zaten karizma ne arar bunlarda diyip 150 milyon insani izninle genelliyorum.


buf-e kür
(25.09.18)
(6)

adımsayar ve yürüyüş soruları

merhaba nasılsınız? "çok uzun yazmışsın" diyenler 1 ve 2 diye numaralandırdığım soruları okuyup onlara cevap verebilir sadece.okula yürüyerek gidiyorum, o yüzden bir adımsayar indirdim telefonuma ne kadar yürüdüğüme bakmak için. kişisel gözlemime göre oldukça isabetli çalışıyor, hem cebimdeyken hem
merhaba nasılsınız? "çok uzun yazmışsın" diyenler 1 ve 2 diye numaralandırdığım soruları okuyup onlara cevap verebilir sadece.

okula yürüyerek gidiyorum, o yüzden bir adımsayar indirdim telefonuma ne kadar yürüdüğüme bakmak için. kişisel gözlemime göre oldukça isabetli çalışıyor, hem cebimdeyken hem de elimdeyken (sokakta yürüdüğüm sırada) cidden her adımı sayıyor şaşmadan.

1) bugün 7700 adım gösteriyor ve güya 480 kalori yakmışım. olabilir mi böyle bi şey? benim bildiğim 1.5 saat yürüyüş bu kadar yaktırmaz. şüşkoyum diye mi böyle oluyor?

2) hımbıl bir adam günde ortalama 7 bin adım atmaya başlarsa uzun vadede sağlık açısından güzel sonuçlar alır mı? uyuşturucu kullanmadığını, insan gibi beslendiğini varsaysak günde 500 adımdan 7 bine çıkmak güzel olur mu? açıkçası okul nedeniyle zaten istemesem de yapacağım bu yolu ama çok güzel bi şey yaptığımı düşünürsem daha mutlu yürürüm sjfsj.

***

duyuruda farklı zamanlarda yazdım bunu. ben 19 yaşıma kadar tartıya bile çıkmamıştım. daima ideal kilosunda sexy boi adamdım. kötü beslenirdim. her gün en az 1 litre ice tea içer, okulda tost yer, akşam da evde ne bulursam onu gömerdim. o dönemde karnım çok guruldadğı için bunu takıntı haline getirmiştim, midem boş kalmasın diye sabahları 4 poğaça yediğim olurdu... ona rağmen at gibiydim.

fark şuydu: günde 3-4 gün masa tenisi, basket, futbol oynardık. ayrıca sabahları ve akşamları toplamda 6-7 km yürüyordum okul-ev arası.

üniversiteye başlayınca fiziksel hareket kesildi. allahın belası istanbul'da hiçbir yer yürüyerek gidecek kadar yakın olmuyordu. haliyle öküz gibi kilo aldım (beslenme de daha çok bozuldu elbette, normalde günde bir öğün de olsa insan yemeği yiyordum, sonraları o da gitti)

***

o açıdan açıkçası haftada beş gün dersim olmasına sevindim bile diyebilirim. gerçekten günde 500 kalori yakabileceksem (günde iki saat normal ve hatta normalden azıcık hızlı tempoda yürüdüğümü varsayalım) senede koskoca 24 kiloya değer bir kalori kaybı olur bu. tığ gibi olurum yine.

mutlu oldum he. önümüz de kış. takarım uşankamı çekerim kulaklıkları ooh tertemiz. lokomotif gibi choo choo motherfuckers deyu delerim yolları. heheyt.
der meister
(25.09.18)
Vücutta kalori yakabileceğin pek çok kaynak var; şeker yağ ve duruma göre protein, ekstra olarak fosfojenik sistem de var ama oraya girmiyorum, önemli olan kaloriyi nereden yaktığın, yani kilo verme amacıyla yaptığın patlamalı bir egzersiz 1000 kalori de yaktırabilir ama bu çoğunlukla şeker olur, glikojen depolarını boşaltmış olursun, yağ da gider ama düşük miktarda olur ama yürüyüş gibi düşük yoğunluklu egzersizlerde daha düşük miktarda kalori yakarsın, ki 1,5 saat yürüyüş için 480 kalori gerçekçi bir miktar değil, bu seviyede ortalama 300+- kalori yakarsın ama büyük miktarda yağdan enerji karşılanır, o nedenle amaç yağ yakmaksa iyi bir seçenek olabilir bu.


angelus
(25.09.18)
Sporun hatta özellikle yürüyüşün kilo kaybına etkisi var. Bir de kas dediğin şey löpür et halinden daha fazla enerji harcıyor. Bunu daha bilimsel anlatacak birileri olacaktır ama sadece sporu yaptığın zaman değil ona bağlı olarak daha sonra da enerji harcamaya devam ediyormuşsuz. Go Meister!!!


SiyamkedisiZorro
(25.09.18)
abi şu anki durumumu sen zaten biliyorsun başka egzersizler de var, bal porsuğu gibi "protein mi lan o?" diye gördüğüm her protein kaynağına da saldırıyorum, artık çok rica edeceğim günde 2 saat yürüyünce yağdan yakayım ya, yoksa kendimi bıçaklayacağım.

gerçi benim sorunum hiçbir zaman "yağdan yakamamak" olmadı, direkt olarak "yakmamak" oldu. şu yaşıma kadar dikkatli beslenip spor yaptığım hiçbir dönemde kilo vermediğim, "allah allah bir şeyler ters gidiyor" dediğim olmadı.

o yüzden 300 kalori yakıyorsam yine iyi, eşek değilsem yağdan veririm herhalde.

***

@siyamkedisizorro, evet ben zaten şu an aynı zamanda ağırlık da çalışıyorum haftada üç gün, bazen 4-5. programım var, sağolsun onu da angelus abi yazmıştı (bu bilgiyi kendisine hakkını teslim etmek için yazdım, umarım 35 tane mesaj gitmez şimdi adama "bize de program yaz" diye). normal şartlarda böyle devam edersem kas kütlemi kaybetmeden (veya çok az kaybederek) 3-4 aya güzel kilo veririm gibi. benim kas kütlem zaten şu an bile fena değil ama üstüne 30 kilo tereyağı ekleyince bi' şeye benzemiyor tabii.


der meister
(25.09.18)
Şeker de gider ama %10-20 civarında şekerden gider, kalanı yağdan gider. Özellikle kanda insülin yoksa birimzamanda yağdan gitme oranı daha yüksek olur.


angelus
(25.09.18)
ya abicim (oha kahve ağzıyla aşırı samimi giriş yaptım tutmayın beni).

eğer kilo fazlan çok varsa, glikojen deposundan mı yakıyorum, kok kömürü mü yakıyorum diye düşünmeyeceksin. yürüyeceksin. ama tempolu yürüyeceksin. hevesini kırmak istemem ama 7700 adım hiç bir şey değil. hele ki tek seferde yapılmış bir yürüyüş de değil bu. o yüzden hiç bir şey değil.

eğer kilo fazlan çoksa (ideal kilona çok yakın değilsen) minicik minicik detaylarda boğulma. 1.80 75 kilo falansan o detaylara o zaman in.

şeker, un, mısır, patates, pirinç, alkol'ü bırak. günde tek seferde yüksek tempolu yapacağın yürüyüşü min 45 dakikaya çıkar.

yok şu kadar kalori aldım, bu kadar kalori yaktım hesabına gerek bile kalmayacak. hiç bir şeyin hesabına gerek kalmayacak.

bu kilo verme işini çift katlı integrallerle, diferansiyel denklemlerle anlata anlata insanları bu işin mucizevi olduğuna indandırdılar.

lan olay çok basit. kalori malori saymak diye bir şey de yok. soba mısınız? ne kalorisi?


godsparticle
(25.09.18)
@godsparticle, abi iyi de 16-18 yaş arasıyla farklı olarak yaptığım (daha doğrusu yapmadığım) tek şey spor. o zaman da aynı besleniyordum aşağı yukarı şimdi de. tamam daha gençtim, metabolizmam daha hızlıdır falan ama 40 kilo fark yaratacak bir şey değil bu, kaldı ki hala bir ay dişimi sıksam 5-6 kilo veriyorum aç falan da kalmadan, demek ki hala çalışıyor bünye o kadar bitmemiş.

günde 10 bin adım atılması öneriliyor zaten, 7700'ün çok olmadığının farkındayım ama benim için büyük sayılır şu an. ayrıca dediğim gibi lisedeyken bundan daha fazla yürümüyordum ama cipten çok yakıyordum resmen. şimdi niye yanmasın? :/


der meister
(25.09.18)
(4)

2-3 gün götürecek enerji bombası (kısa süreli enerji lazım)

önümüzdeki üç gün fiziksel değil ama zihinsel olarak çok fazla yorulmamı gerektiren, oldukça yoğun bir süreçte olacağım. şöyle söyleyeyim günde 4-5 saat uyuyup 10-12 saat çalışabilecek duruma gelmem lazım, 10 değilse 8. normalde red bull çakar geçerdim ama o bir gün vezir ediyor ertesi gün 35 saat u
önümüzdeki üç gün fiziksel değil ama zihinsel olarak çok fazla yorulmamı gerektiren, oldukça yoğun bir süreçte olacağım. şöyle söyleyeyim günde 4-5 saat uyuyup 10-12 saat çalışabilecek duruma gelmem lazım, 10 değilse 8.

normalde red bull çakar geçerdim ama o bir gün vezir ediyor ertesi gün 35 saat uyuyorum, 2-3 güne yayabileceğim bir şey lazım.

eczaneden reçetesiz olarak alabileceğim bir ilaç ya da bu işi görebilecek başka bir zımbırtı var mı?

zihinsel kapasitemin artması gerekiyor yani, atıyorum bir saat kitap okuduğumda mızmızlanmaya başlıyorsam aynı zihinsel performansı 2-3 saat daha sürdürebilmem gerek.

çinçin'deki torbacı dostlarımıza sordum ama abi biz metamfetamin getirmiyoruz dediler.

ne önerebilirsiniz? robot olmama, insanlıktan çıkmama gerek yok - mevcut kapasitemi kısa süreliğine %30-40 arttırsam yeter.
der meister
(23.09.18)
Soguk suyla yuzumu ve kulagimin arkasini yikayinca 2-3 saatlik enerji veriyor o.

Ayni zamanda cold brew icince de sonraki 4-5 saat baya iyi oluyorum.

Bu u tekrarlayrak 2-3 gun devam edilir mi bilmiyorum :/


fakyoras
(23.09.18)
Cok kahve icme. Kahve icince sanki cok iyi calisacakmisim gibi hissediyorum, sonra abartip anksiyete yasiyorum. Günde 3-4 bardaktan fazla icme. Onun yerine bol bol su ic.

Arada, beynin artik gercekten algilamamaya basladiginda bir yarim saatlik uyku iyi geliyor, sonrasi cok verimli geciyor.

Bir de su 25 dakika calisip, 5 dakika ara verdirten app ise yariyor.

Ben de 30una yeni bir deadline aldim, bunlari uyguluyorum su an.

Oneri degildir: Ilaclar hep receteli. Hiperaktivite ve odaklanma sorunu olan arkadas bulman lazim.


buf-e kür
(23.09.18)
@buf-e kür, son power nap denememde 10 saat uyuduğumdan beri ondan çekiniyorum ya jsjfs sanırım ilaç ya da red bull neyin deneyeceğim yine. fakyoras'ın dediği de işliyor ama yine onun da söylediği gibi 2-3 gün uygulanabilirliği yok pek, 1-2 saat götürüyor sonra yine yere çalıyor.


der meister
(23.09.18)
Kaşık kaşık fıstık ezmesi. Dene, gör ;)


msb
(23.09.18)
(5)

dandik seçmeli dersten kalırsam ne olur?

birinci sınıfım. müzik, heykel, güreş, hentbol tarzı antin kuntin dersleri görünce büyük bölümünün işlenmediğini bildiğim için fitness seçtim ama sanırım senede 1-2 kere de olsa hoca görüşmek istiyor, dönem başına bir ödev veriyormuş. ben bundan kalsam ortalamaya falan etkisi nasıl olur? programım ş
birinci sınıfım. müzik, heykel, güreş, hentbol tarzı antin kuntin dersleri görünce büyük bölümünün işlenmediğini bildiğim için fitness seçtim ama sanırım senede 1-2 kere de olsa hoca görüşmek istiyor, dönem başına bir ödev veriyormuş. ben bundan kalsam ortalamaya falan etkisi nasıl olur? programım şöyle olacak, AKTS parantez içerisinde,

zorunlu bölüm dersim 1 (7)
zorunlu bölüm dersim 2 (6)
zorunlu bölüm dersim 3 (6)
zorunlu bölüm dersim 4 (4)
temel yabancı dil (2)
bilgi ve iletişim teknolojileri (2)
türk dili (1)
atatürk ilke ve inkılapları (1)
uğraşmak istemediğim seçmeli (1)

***

diğer tüm derslerde başarılı olduğumu varsayarsak, ben bu seçmeliyi vermediğimde ne olur? 4 üzerinden ortalamam kaç puan oynar, yani normalde AA'yla geçtiğimde 3.8 olacak ortalama bu dersten kaldığımda kaça geriler?

ikinci olarak, ben bu dersi önümüzdeki dört sene içinde vermek zorunda kalır mıyım yoksa seneye aynı kategorideki başka bir dersi seçip oradan yürüyebilir miyim?

***

"e madem böyle yapacaktın neden bunu seçtin" derseniz fakülteye yeni başlıyorum ve kimse doğru dürüst hangisi işleniyor, hangisinde ne yapılıyor vs. bilmiyor. ben hem konuya ilgi duyduğum hem de ders işlenirse evimin yakınındaki salonda işleneceği için bunu seçmiştim.

yani ders var gel deseler giderim de ortada hiçbir şey yokken hoca görmek, antin kuntin "vücut geliştirme nedir" temalı sksok ödevler yapmak için uğraşmak istemiyorum. adı üstünde vücut geliştirme, pratiği ilginç bunun teorisini ne yapayım. ödev hazırlayacaksam sanatlı sepetli bi' ders seçerim en azından kültürlenmiş olurum.
der meister
(23.09.18)
1 akts çarpı başarı notu(ff için 0 aa için 4.0) bölü tüm derslerin (akts*başarı notu) kadar etkiler tam olarak anlatabildim mi bilmiyorum ama bunu hesaplayan internet siteleri var kısayoldan.

2 ****kendi okuluma göre konusuyorum****, her okulda yönetmelik farklı olabilir. ZORUNLU dersten dönemin 2. haftasına kadar çekilebilirsin ancak seçmeli dersten çekilemezsin ancak başarısız olduğun seçmeli dersi tekrar almak zorunda değilsin, yerine başka bir seçmeli ders seçebilirsin.

3 kaynaklardan copy pasta yapıp şansını dene bence iyi bir danışmana denk gelirsen kopya ödevden bırakmayabiliyor. ben tde'de kendim yazıp 50 almıstım danısmanlarımız farklı diye arkadasıma verdim aynı ödevi 100 almıstı cocuk. hoca görmek istemiyorsan niye okuyorsun meselesi ise ilgi alaka alanım değil. ^^


kimsenin hiçbir işine yaramayan, işlenmeyen saçmasapan bir dersle uğraşmak istemiyorum diyorum ben sadece. hoca görmek istemesem okumazdım zaten. kaldı ki ben bu dersi işleneceğini ümit ederek, gitmeyi isteyebileceğimi düşünerek seçmiştim. işleseler sorun çıkarmam ama sene boyu dersine girmediğim, hakkında hiçbir şey öğrenmediğim konu için hoca peşinde koşmak istemiyorum. alan dersim olsa veya gerçekten işlenen, öğrenciye bir şeyler katan ders olsa hoca istesin adam da vururum ama bu ne yani.


der meister
(23.09.18)
İlk hafta dilekçe verip ders değiştirebiliyorsun.


fasulyek
(23.09.18)
Soruya cevap, devamsizliiktan ya da sinavdan/odevden kalirsan eger, baska bir donemde baska bir secmeli almak durumundasin, dilekce verip sildirtebiliyorsun da bu kaldigin dersi transkripten.


buf-e kür
(23.09.18)
keşke sorsaydın önceden. fitness derslerinde genelde önceki kilona bakıyorlar, sonra ders sonundaki kilona bakıyorlar. ona göre filan not alıyorsun.

yönetmelikler değişebilir ama kalırsan f gelir, sonra seçmeli havuzundan başka bir ders alabilirsin. aynı dersi almana gerek yok.

add-drop dönemi geçmediyse dersi bırakabilir, yerine başka bir şey alabilirsin. bunu yaparsan fitness'ı aldığın transkriptte bile gözükmez.

diyelim bırakmadın f geldi. ortalamanı bu ders 0.13 azaltır. yani mesela 3.5 geleceğine 3.37 gelir. sonra tekrar aldığında olması gereken seviyeye çıkar.


(6)

bir sitenin ne kadar trafik aldığını görmek

alexa'nın adı geçer hep ama sitelerine girince öyle bir alan bulamadım ben. sadece okur olarak takip ettiğim bir siteye ne zaman kaç kişi girdiğini, genel olarak kaç kişinin düzenli olarak takip ettiğini vs. merak ediyorum. detaylı istatistiğe gerek yok, ne bileyim "ağustos ayı içerisinde 1284 kez s
alexa'nın adı geçer hep ama sitelerine girince öyle bir alan bulamadım ben. sadece okur olarak takip ettiğim bir siteye ne zaman kaç kişi girdiğini, genel olarak kaç kişinin düzenli olarak takip ettiğini vs. merak ediyorum. detaylı istatistiğe gerek yok, ne bileyim "ağustos ayı içerisinde 1284 kez siteye girilmiş" tarzı genel bilgiler bile fazlasıyla yeterli olur.

bunu kendi kendime öğrenmem mümkün mü?

şöyle söyleyeyim bu blogu, yazarı "ben artık yazmıyorum" dese gidip sopayla dövecek ve zorla yazdıracak kadar seviyorum. hatta bağış alsa cebimde para olmamasına dahi bakmaksızın her ay 3-5 sallarım, resmen borçlu hissediyorum.

düzenli olarak yazdığı için sanırım ya ziyaretçi sayısından memnun ya da bunu zaten iplemiyor ama ben verileri mümkünse kendim de görebilmek, takip edebilmek isterim. olur mu öyle bir şey? gerçi sorsam adam kendisi de söyler ama müfettiş gibi herife "sitene kaç kişi giriyor bakalım" diye sormam garip olur diye düşünüyorum.
der meister
(22.09.18)
Kim olduğunu çok merak eden sadece ben değilimdir sanırım.


zxcd
(22.09.18)
buz hokeyi blogu yahu. yazarına özel ilgim yok da bu içeriğin üreticisi olduğu için çok seviyorum. öyle gizemli biri falan değil yani daha önce muhabbet etmişliğim var zaten ama adama sormak istemiyorum, "kaç paran var bakayım" diyen, harçlık vermeye hazırlanan baba gibi.


der meister
(22.09.18)
Alexa fikir verebilir kabaca.


reactionic
(22.09.18)
alexa rank not available
not enough data

:(((

:((

:(((


der meister
(22.09.18)
extremetracking vardi eskiden, simdi yolu yok ne yazık.


goodz
(22.09.18)
www.similarweb.com

bu site var ama belirli bir ziyaretçi yogunluğu olanlarda ekstra bilgi gösteriyor.
benim iki sitemde de detaylar yok. az ziyaretcili cunku.


tabudeviren
(22.09.18)
(6)

ankara'da elektrik ve su faturası internetten ödenebiliyor mu?

hatlar bizim üzerimize değil, hatta ev sahibinin üzerine de değil ama bizim faturamız olduğundan eminiz. abone ya da fatura numarasıyla (öyle bir şey varsa), üçüncü şahıs olarak internet üzerinden voink diye ödeyebiliyor muyuz bunları?a) ödenir b) internetten ödenir de hat sahibinin bilgilerine ulaş
hatlar bizim üzerimize değil, hatta ev sahibinin üzerine de değil ama bizim faturamız olduğundan eminiz. abone ya da fatura numarasıyla (öyle bir şey varsa), üçüncü şahıs olarak internet üzerinden voink diye ödeyebiliyor muyuz bunları?

a) ödenir
b) internetten ödenir de hat sahibinin bilgilerine ulaşman gerekir
c) ödenmez

nedir nedir? yok eğer buralardan ödenmiyorsa ptt'den falan ödenebilir mi mesela? şu zamana kadar hep ya internetten ödüyordum ben ya da ev sahibi kendisi ödüyordu. kendi ödediğimiz bir dönemde de yakınlarda fatura ödeme merkezi tarzı bir şey vardı. burada işler nasıl yürür hiç bilmiyorum.
der meister
(22.09.18)
fatura elindeyse ödersin. ankara için net bilmiyorum, kurumların kendi sitesinden de ödeniyordur muhtemelen. fakat internet bankacılığından ve mobil şubeden kesin ödersin. otomatik ödeme talimatı bile verebilirsin hatta.

tesisat no, sayaç no gibi bilgiler gerekecektir ödeme yapabilmek için. onlar da fatura da yazıyordur.


nrmnm
(22.09.18)
Benim kendi üstüme olan faturaları ben internetten ödüyordum. Yıllar oldu hangi bilgiler isteniyor bilmiyorum fakat düzgün bir şekilde üstünüze alın elektriği suyu falan. Üstünüze olmayan hiçbir faturayı da ödemeyin.


@bos gezenin bos ustasi,

abi niye böyle dediğini anlıyorum ama tüm hatları üzerimize geçirmek bize yaklaşık 1000 liraya mal olur. gördüğüm kadarıyla ankara'da çoğu yerde böyle işliyor - hat sabit kalıyor, giren kiracı kendisi ne kullanmışsa fatura gelince onu ödüyor. normal şartlarda ben de böyle bir şeye sıcak bakmam ama içinde bulunduğumuz durumda riskli bir şey göremiyorum açıkçası. kaldı ki herhangi bir sorun olursa hiçbir fatura bizim adımıza olmadığından ötürü zaten bize karşı herhangi bir yaptırım güçleri olmayacak. hatta düşündüm de faturaların adımıza olmaması daha iyi değil mi ya.


der meister
(22.09.18)
Elinizde fatura olmasına bile gerek yok, tesisat veya sözleşme numaralarını bilmeniz bile yeter.

a)ödenir.


John Bloor
(22.09.18)
Der meister
Anladım. Ben biraz da biri Wireless tırtıklar, geçmişten borcu kalmıştır vs diyerekten öyle dedim. Benim elektriği üstüme almam 120 tl, suyu da almam 70 tl tutmuştu. İnterneti de sıfırdan bağlatmıştım. Gaz da kartlıydı. Ev hayırlı olsun şimdiden:)


Ben enparadan ödüyorum elektrik faturasını


Delay Fuze
(22.09.18)
(3)

size çok sevdiğim bir şarkıyı armağan etmek isterim

bu güzel cumartesi gününüz daha da enerjik geçsin, yanaklarınız al al olsun, hayat tüm benliğinizi ahtapot gibi sarsın inş. umarım kurallara aykırı değildir, ara sıra bu tarz duyurular gördüğüm için şey edeyim dedim. bence bunu silecek moderatörün kalbi yoktur zaten. https://www.youtube.com/watch?v=
bu güzel cumartesi gününüz daha da enerjik geçsin, yanaklarınız al al olsun, hayat tüm benliğinizi ahtapot gibi sarsın inş. umarım kurallara aykırı değildir, ara sıra bu tarz duyurular gördüğüm için şey edeyim dedim. bence bunu silecek moderatörün kalbi yoktur zaten.

www.youtube.com
der meister
(22.09.18)
teşekkürler.. avusturya işçi marşının müziği buradan geliyor demek ki..


tabudeviren
(22.09.18)
İki adım ileri MARRRŞŞŞ!!

Seviyorum boyle. Red army choir gibisinden.


dont eat me
(22.09.18)
(1)

duyurudan del piero10'u tanıyan var mı?

yau kendisiyle bir şey konuşmam lazım, daha doğrusu mesaj kutusuna bakması lazım ama en son ne zaman girmiş ne yapmış vs. onu da göremiyorum. kendisini tanıyan eden varsa buralardan, bi' haber verebilir mi kendisine? benim herhangi bir şekilde ulaşma şansım yok. ad soyad, cep telefonu, mail vs. hiçb
yau kendisiyle bir şey konuşmam lazım, daha doğrusu mesaj kutusuna bakması lazım ama en son ne zaman girmiş ne yapmış vs. onu da göremiyorum. kendisini tanıyan eden varsa buralardan, bi' haber verebilir mi kendisine? benim herhangi bir şekilde ulaşma şansım yok. ad soyad, cep telefonu, mail vs. hiçbir şey bilmiyorum.
der meister
(20.09.18)
ben tanıyorum galiba :)


del piero10
(20.09.18)
(7)

gece 15-20 dk aralıklarla düdük sesi (ankara)

dünyanın en güzel şehri ankaramızın altındağ ilçesinde ikamet ediyorum. hamamönü-cebeci tarafı.bazı geceler (her zaman değil) gece sabaha kadar belirsiz aralıklarla 3-4 saniye düdük öttürüyor biri. sesi rahatsız edici değil ama siz de takdir edersiniz ki gece saat 4'te düdük sesi duymak insanın sini
dünyanın en güzel şehri ankaramızın altındağ ilçesinde ikamet ediyorum. hamamönü-cebeci tarafı.

bazı geceler (her zaman değil) gece sabaha kadar belirsiz aralıklarla 3-4 saniye düdük öttürüyor biri.

sesi rahatsız edici değil ama siz de takdir edersiniz ki gece saat 4'te düdük sesi duymak insanın sinirini bozuyor, psikolojik olarak yıpratıcı. dızoların savaş çağrısı mıdır nedir anlamadım, 10-15 dakikada bir 4-5 saniyeliğine FİTUUUU diye düdük öttürüyorlar.

daha önce herhangi bir yerde böyle bir şeye şahit olmuş olan var mı? sebebi ne olabilir, düşünüyorum düşünüyorum hiçbir şey bulamıyorum. her gece de olmuyor. ne alaka yani gece 12 sabah 6 arasında sürekli birinin düdük öttürmesi? ve her seferinde 3-4 saniyelik, birbirinin aynısı olacak şekilde?

gafayı yedim yau valla rahatsız oluyorum, korku filmi seti gibi resmen. düdük ne abi.

bu arada sadece ben duymuyorum sesi, ev arkadaşlarım da duyuyor eheh. onu sordum.
der meister
(19.09.18)
bekçiler tekrar göreve başladı. onlar olabilir.


Neill
(19.09.18)
Bekciler asayis berkemal diyor o duduk ile. Duduk calmazsa sikinti


ne bekçisi abi? gece 4'te kime neyin düdüğünü çalıyorlar ki şehrin ortasında? gerçi şehrin ortası dedim de yan taraf çinçin. jon snow gibi gece nöbeti mi tutuyolar altındağ sınırında?


der meister
(19.09.18)
bekçiler olabilir istanbulda da varlar
edit: evet aynen dediğin gibi gece mahallede geziyor nöbet tutuyor bekçiler


basond
(19.09.18)
ben de gece gece düdük sesi halisaha maçindan geliyor saniyordum. sonra bi gece balkonda otururken gördüm. bekçi kesin bilgi.


kabloescobar
(19.09.18)
Ya bekçi
Ya asker

başka açıklaması yok.


xdenizx
(20.09.18)
Gece bekçileri, kesin bilgi.

youtu.be


John Bloor
(20.09.18)
(1)

ekşi'deki bir başlığı arıyorum - hukuk hocasıydı sanırım, utanmıyo musun

diyordu not için itiraz eden öğrencilerine. işte kız bi şey diyodu, o da cevaben "x sorusuna y diye cevap vermişsin. utanmıyor musun?" yazıyordu jsfjs. bi ara bayağı popülerdi de bakınız olarak ama tutunamadı sonra. neydi o başlık?
diyordu not için itiraz eden öğrencilerine. işte kız bi şey diyodu, o da cevaben "x sorusuna y diye cevap vermişsin. utanmıyor musun?" yazıyordu jsfjs. bi ara bayağı popülerdi de bakınız olarak ama tutunamadı sonra. neydi o başlık?
der meister
(18.09.18)
(10)

şu videoyu izleyince (28 saniyecik) ne hissettiniz?

abi ben bir gülüyorum bir ağlıyorum jsafjs kafayı yedim, bağımlısı oldum resmen. çok komik. öte yandan çok üzücü eğer rol kesmemişlerse. size ne hissettirdi? :((https://www.youtube.com/watch?v=TM0HTU9dRvk***"güzel ama ingiliççe" diyenler için şöyle gelişiyor olay,- daha fazla memik istiyoruz, daha f
abi ben bir gülüyorum bir ağlıyorum jsafjs kafayı yedim, bağımlısı oldum resmen. çok komik. öte yandan çok üzücü eğer rol kesmemişlerse. size ne hissettirdi? :((

www.youtube.com

***

"güzel ama ingiliççe" diyenler için şöyle gelişiyor olay,

- daha fazla memik istiyoruz, daha fazla... (devamını getirmiyor)
+ kadında en önemli şey nedir?
- ruh
+ peki ya meme?
- o da iyi ama ruh en önemlisi
der meister
(13.09.18)
bu video beni derin düşüncelere ve eski anılara sürükledi...
hmmm.

gidip bi içki alayım kendime.


lata
(13.09.18)
dsajdısaıdsadsako çok iyi lan. 10. saniyedeki bakışlara bak acı, hüzün her şey var. O bakışların rol yaptığını zannetmiyorum ben.

''Babushka raised him right''


eazy
(13.09.18)
önce hüzünlendim sonra güldüm.

"kız da o.ospuymuş." diye düşündüm.


ya ben lan neyse
(13.09.18)
beni en sonda arkadaşının elini boynuna atması çok üzdü, belli ki çocuğun bi acısı var ve arkadaşı da bunu biliyor, teselli ediyor hemen :/


der meister
(13.09.18)
Yok, o eli bırak şimdi dushayı mushayı, gel a.q siskilere bak demek için atıyor. Gerçek arkadaş öyle yapar çünkü.


eazy
(13.09.18)
Elemanin kafa iyi, o yuzden boyle tutarsiz konusuyor diye dusundum.


stavro
(13.09.18)
hiçbir şey hissetmedim


Coyote
(13.09.18)
hsdhsdhd güldüm bakışlara. Kızdaki sevimli hınzır modu hoşuma gitmekle beraber çocuğun mahzunuğu hüzünlendirirken güldürdü


nundu
(13.09.18)
Bayiliyorum bu videoya. Tam olarak kendimi goruyorum cunku


imana getiren tokat videosundan beri bu kadar gülümsememiştim


(6)

yemeksepeti'nde restoranı olan duyurucu var mı? bi şey sorucam

sipariş verince hani bu siparişiniz hazırlanıyor, yolda kısmı var ya... onu cidden oturup da güncelleyen bir adamınız var mı yoksa tamamen kolpa mı bu?kargo değil ki abi bu dürümün üzerinde okuttuğunuz bi barkod falan da yok yani. çalışmadım ama eski evin yakınındaki dürümcüde çokça vakit geçirirdim
sipariş verince hani bu siparişiniz hazırlanıyor, yolda kısmı var ya... onu cidden oturup da güncelleyen bir adamınız var mı yoksa tamamen kolpa mı bu?

kargo değil ki abi bu dürümün üzerinde okuttuğunuz bi barkod falan da yok yani. çalışmadım ama eski evin yakınındaki dürümcüde çokça vakit geçirirdim çalışanlarını tanırdım, kalabalık saatte iptal oluyor adamlar, sisteme bilgi girmelerine imkân yok. herkes siparişi yetiştirmenin derdinde.

e öyleyse bu "hazırlanıyor" veya "yolda" bilgisi ne? biz kendimizi iyi hissedelim diye böyle kafasına göre bilgi yazan bir şey mi kodlamış yemeksepeti? yok eğer gerçekse, hangi ara uğraşıyosunuz bunu takip etmekle?
der meister
(11.09.18)
her restoran, her bir ürün için/genel olarak ortalama bir "hazırlama" bir de "teslim" süresi belirlemiş ve bunlar otomatikman gösteriliyor olabilir.

Kimsenin siparişlerin konumuyla ilgilenip anlık güncellemeler yapacağını sanmıyorum.


idonthaveatvset
(11.09.18)
her restoran icin default sureler vardir +1 bagcilardaki kici kirik cigkofteci bile yemeksepetinden siparis aliyor. oyle bir sistem yoktur.


stavro
(11.09.18)
tahmini gönderim sitesi zaten yazıyor restoran sayfasında ama. bir de kronometre tutmuş değilim ama gördüğüm kadarıyla bu dakikalar farklılık gösteriyor. yani her gün kesintisiz bir şekilde 15 dakika "hazırlanıyor" görünmüyor, bazen 8 dakika bazen 88 dakika falan sürüyor öyle.


der meister
(11.09.18)
bence otomatiktir o sistem. hazırlanıyor yazarken siparişimi teslim eden bi restaurant var, ofise yakın.


spirit crusher
(11.09.18)
otomatik olmadığına eminim çünkü ona hiç basmayanlar da oluyor zaman zaman. yani hala hazırlanıyor yazarken bir bakıyosun kapıya gelmiş bile.
ayrıca dediğin gibi her siparişte farklı oluyor onun süresi, belli ki biri basıyor oturup.


rotten head
(11.09.18)
Otomatik değil. Bazen yolda gösterdikleri halde restoranda bekleyen siparişler oluyor. İlk önce tıklayıp siparişi kabul ediyorsun, fişi bastırmak için mecbursun. Sonra bir ara yola çıkartıyorsun kafana göre.


Lim5
(11.09.18)
(14)

suriyeliler hakkında ne düşünüyorsunuz? işin sonu yaş gibi

idlib'den 2-3 milyon suriyeli daha gelirse basbayağı 70-80 milyonluk ülkenin %10 gibi hiç azımsanamayacak bir bölümünü suriyeliler oluşturuyor olacak. ekonomik durum ortada. yarın işsiz ve aç kalan çomarın öfkesini kime yönelteceği de ortada.bu denli bir demografik değişim zaten yeterince korkutucu
idlib'den 2-3 milyon suriyeli daha gelirse basbayağı 70-80 milyonluk ülkenin %10 gibi hiç azımsanamayacak bir bölümünü suriyeliler oluşturuyor olacak. ekonomik durum ortada. yarın işsiz ve aç kalan çomarın öfkesini kime yönelteceği de ortada.

bu denli bir demografik değişim zaten yeterince korkutucu ancak nüfuslarının %10'a dayanması, ekonomik durum vs. derken ben iyice çekinmeye başladım. radikalize olmaya yatkın çok çok ciddi bir nüfus söz konusu. yani 15-40 yaş arasındaki erkeklerin %15-20'sini hariç tutabiliyorum kendimce sadece, geri kalan %80'i olası bir "kristallnacht" senaryosunda solcu-sağcı dinlemeden sokağa inebilir gibime geliyor.

ben mi abartıyorum? bu işin sonunun "normal" ya da "iyi" bitme ihtimali yok gibi geliyor bana.
der meister
(07.09.18)
Tam olarak böyle; www.eksisozluk.com


datnet
(07.09.18)
Öncelikle, savaştan kaçmışlar gelmiş burada keyif yapıyorlar klişesinin bir kenara bırakılması gerekildiği kanaatindeyim.
Ben bunu şuna benzetiyorum, türkiye’de siyasi iktidarla fetö arasında silahlı savaş çıksa ben buna taraf olmak istemem. Oradaki durum bundan çok daha farklı biliyorum. Ama tanıştığım bir suriyeli bana karşılıklı çatışan kişilerin kendi akrabası olduğunu söylemişti. O yüzden kaçıp gelmeleri problem değil. Asıl sıkıntı devletin bu kişilere fazla imtiyaz göstermesi. Eczacı tanıdığı olan bilir. Adamlar senin 50 lira verdiğin ilacı beleş alıyor. Sağlık hizmeti üniversite eğitimi sunuluyor. Bugün aynı muamele avrupa’da bana gösterilirse oraya kazık çakarım. Ama nerdee.
İşte biz gösteriyoruz onlar da kazıklarını çakmaya başladı. Gittiğim spor salonunun ana dili arapça :) adamların işi gücü yok ki. Anca gelip ağırlık kaldırıyorlar. Sokaklarda kasıla kasıla yürüyorlar.
Arada müthiş bir kültür farkı var. Topluma entegre olmaları belki 50 yıl sürecek. Ama o 50 yıl ülkeden ve geleceğimizden çok şey götürecek. Maddi ve manevi.


hz emreyiz
(07.09.18)
@hz emreyiz, paragrafın başı hakkında sonuna kadar katılıyorum sana. ülkenin içinde bulunduğu durumdan, bu kadar suriyelinin gelmesinden kesinlikle memnun değilim ama "kendi ülkesini korumayan insanlar" diyen adamların sabah akşam "türkiye'den siktir olup gitmek" başlığında ağlaması da ironik oluyor. sorun bu işin tamamen siyasi kaygılarla, türk milletine zarar vermek üzere, suriyeliler de dahil herkesi mağdur edecek ve kaosa yol açacak şekilde plansızca yapılması.

yoksa 80 milyonluk ülke uygun bir entegrasyon programıyla topluma kazandırılacak, türkçe konuşacak, toplumun parçası olacak 300-500 bin suriyeli aldı diye batmaz.


der meister
(07.09.18)
Allah belâlarını versin. Bu namussuzlar gelmeden önce hümanist derdim kendime, şimdi ailece faşizme kayıyoruz. Hoşuma gitmiyor bu değişim ama elimde değil ne yazık ki. Er ya da geç kötü olaylar olacak ve büyük kısmı geri dönmek zorunda kalacak. Ekonomik krizde insanlar ilk önce yabancıları hedef alacaktır.


kuzuri
(07.09.18)
Ureme oranlari cok yuksek. Ayricalikli sosyal haklari var ve bu vergilerden karsilanan buyuk bir yuk. Genel itibariyle modern sehir hayatina Turklerden dahi beter bir yaklasimlari var. Avrupaya gidemeyenleri Turkiyede kaliyor. Ozellikle is bulamazlarsa suca karismalari olasi. Ayrica bu buyuklukte yeni bir goc dalgasi gelirse seneye birkac donem ekonomik buyume rakamlari siser, herkes bunu krizden ciktik diye yanlis yorumlar.


dunal
(07.09.18)
Ben hic umutlu degilim buyuk bir cokus, ic savas gibi biseyle Akpartinin bunlarla birlikte gidecegini dusunuyorum. Olan yine bize olacak.


wishmaythşngs
(07.09.18)
Nefretinizi Suriyelilere yönelteceğinize onların bu duruma düşmesine neden olanlara hesap sorun. Hiç kimse keyfine başkasının ülkesinde perişan koşullarda yaşamak için gelmez.

Suriyelilerin aldığı yardımları BM, Avrupa Birliği ve uluslararası sivil toplum kuruluşları sağlıyor ama bunlar yine de yetersiz kalıyor.
Ben gideceklerini düşünmüyorum, Suriye'nin normalleşmesi de en az 10 yıl sürer. 2012'de burada doğmuş çocuk o zamana neredeyse üniversiteye başlayacak yaşta olacak ve Suriye ile hiçbir bağı olmamış olacak. Bu yüzden devletin ve STK'ların yapacağı en iyi şey hızlı entegrasyonu sağlayacak uygulanabilir ve sürdürülebilir politikalar üretmek. Çocukların çoğu okula bile gitmiyor, bunlar eğitilmeli.


abooo. kimler ampulcü görmüş olduk bu soru sayesinde. hiç bir ülke vatandaşının başka bir ülkede kendi ekosistemini kurması kabul edilemez. aynısını bizim yıkık alamancılar için de düşünüyorum. ama onlar en azından vergiye tabi ticarethaneler işletiyor. suriyeliler tamamen vergiden muaflar. adam suriye ürünleri satan bakkalı açıyor, bakkalın sahibi suriyeli dolayısıyla vergiden muaf, içerideki ürünler suriyeden kaçak geliyor burada da herhangi bir vergi dönmüyor, malları satın alanlar devletten (bir yandan da bm teşviğiyle) yardım alanlar, dolayısıyla yine vergi muafiyeti mevcut, kazanan tamamen suriye vatandaşları, kaybeden bizleriz. bu örneği her alana dayandırabiliriz. suriçini özellikle aksaray-fatih-haseki-çapa-fındıkzade bölgelerini görmeden acımayın bu ibnelere. yıllardır telefoncu dükkanı işleten işletmeci arkadaşıma her gün silah zoruyla dükkanı boşaltması için tehdit ediyorlar, o boşaltsa hemen suriye bakkalı açıp vergi muafiyetiyle köşe olacaklar. aynı şekilde bahsettiğim bölgede 18 yaşında kat be kat küçük çingene kızları bu suriyeli yaşlı adamlara satılıyor günübirlik. bir diğer yandan bölgedeki avm'lerin hiç biri türk vatandaşlarına hizmet verecek kapasitede değil, hepsi suriyelilere hizmet vermek için açılmış görece lüks markalarla dolu, aynı şey osmanbey şişli vb için de geçerli. hepsi suriyeli, hepsi zara'dan poşet poşet alışveriş yapıyorlar :) sen ben de 3 ocak'taki büyük zara indirimini bekleyelim 30 liradan tshirt alabilmek için. işin sonu kötü. en basitinden benim telefoncu arkadaş artık bıktı, dükkanını boşaltmayı planlıyor. bu ne demek? bir mükellefin daha eksilmesi, verginin azalması (zaten vergi kaçırıyordur demeyin, ne kadar kaçırırsan kaçır kdv nin en azından damgasını verirsin, suriler onu da vermiyor) demek. böyle böyle hepimiz batıyoruz.

@der meister işsiz kalma ihtimalleri yok, olaya çok iyimser bakmışsın :) keşke işsiz kalsalar isyan çıkarırlar mevzu döner kazanan kalır. böyle içten içten ekonomiyi ele geçiriyorlar kimse fark etmeden.


Tears of Devil
(07.09.18)
@ters of devil, türklerin işsiz kalmasından bahsediyorum abi suriyelilerin değil.


der meister
(07.09.18)
Pakistan'a gelen Afganlar ve olduysa, Avrupa'ya giden Türkler ne olduysa, Türkiye'ye gelen Suriyeliler de aynısı olacak.


babilbaligi
(07.09.18)
ciddi ciddi almanya'ya giden türklerle bunları mı karşılaştırıyorsunuz?


der meister
(07.09.18)
İsi gucu, devlet imkanlarindan faydalanmalarini gectim hepsi hayvan gibi yasiyor. Daha dun 2 yasinda suriyeli cocuk 3 metre yuksekteki yol kenarindan bahceye dusecek anasi babasinin sikinde degil cocugu ben cektim aldim. Cocuk dusse olse nolacak sanki?? Yenisi yolda kadin hamile amk. Bu amk araplarina aciyan salaklar var hala ona uzuluyorum


eksimeksi
(07.09.18)
Biraz oz elestiri yapalim, Turklerin dahi kendi aralarinda fikir ayriliklarinin oldugu, birbirleri tolere edemedigi bir zamanda Suriyelilerin bu denkleme plansiz bir sekilde katilmasi isleri oldukca karistirdi.

Dusunsenize; birbirine gunaydin, merhaba demeyen, tanimadigi insanla iletisim kurmaktan cekinen, birbirini orali-burali, o partili-bu partili, O mezhepli-bu mezhepli diye otekilestiren bir toplumun ortasina plansiz, programsiz birakilan 3 milyon Suriyeli multeci.

Bu krizin beni rahatsiz eden kismi kimse cozum odakli olmamasi. Kimse ne yapilabilir?, bu durum icin nasil bir cozum uretilebilir? diye dusunmuyor.

Tamam. kolay cozumu olmayan bir sorun oldugu ortada. Surekli olumsuz ve kotu ornekler paylasiliyor. Suriyeliler ev sahibini oldurdu, Suriyeliler tecavuz etti, Suriyeliler kacak is yapiyor vs vs. Bunlari goruyoruz yalniz kabul edelim bu sekilde olmayan durust, saygili, egitimli Suriyeliler de var. Yani problem sadece Suriyeli problemi degil, insan problemi. insan. Tecavuz haberlerine bakin, cinayet haberlerine bakin, yolsuzluk haberlerine bakin, kavga haberlerine bakin, maganda haberlerine bakin... Yerel insanlarin isledikleri suclar icin Suriyelilere verdigi tepkiyi vermez kimse. Multecinin hamile karisina tecavuz edip olduren yerel insan da okuduk gazetelerde...

Yanlis anlamayin Suriyelileri savunmak amaci ile yazmiyorum, yerel insanlarin benlik algisini duzeltmek amaci ile yaziyorum. Bakin Turklerin demiyorum ozellikler yereller diyorum cunku mesele in-san. Aynaya bakmak gerekli once...

Yeni gelenlere gelince... Bu insanlarin suca karisanlari icin kesinlikle sert onlemler alinmali. Geri gonderilmeliler... Gerci duvardan atlayip geciyorlar. O da apayri bir konu. Ozellikle radikalize olmus olanlar, kadinlara rahatsizlik verenler kesinlikle gonderilmeliler.

Hayatlari tehlikedeydi ulkeye aldik. Burasi olmasi gerektigi gibi. Yalniz bayramlasmak icin Suriye'ye gidebiliryorlarsa... Demek ki ortam guvenli... Geri almayacaksiniz bu insanlari. Bunlar multeci degil ekonomik gocmenler.

Bu insanlara vatandaslik verilmesinin yapilan en buyuk yanlis oldugunu dusunuyorum. Kimsenin buna tepki gostermemesi ise anlasilir gibi degil. Dunyada baska bir ulke var midir acaba geldikleri ilk yilda 300.000 multeciye vatandaslik verip oy kullandiran... Buna tepki gostermeyen halk sokaga iner mi?


üç ay önce piyasadan haberim olsun diye iş arıyordum. bir yere gittim, yapacağım işe göre az geldi teklif ettikleri ücret, dedim "az bu", dediler "suriyeli bulduk asgari ücrete yapıyor aynı işi".

üç ay önce piyasadan haberim olsun diye iş arıyordum, önümüzdeki pazartesinden itibaren mecburen iş arayacağım. yaklaşık 100 işçiyi bu ay çıkaracak çalıştığım yer ki zaten 600 çalışandan 300'e düşmüştü son bir senede. büyük ihtimalle ben de yolcuyum.

cevap: düşünmüyorum, ülke hakkında hiçbir şey düşünmüyorum son iki senedir, akışına bıraktım. kendimi ve ailemi koruyabilirsem gerisi için elimden bir şey gelmez.

donanımhaber'den çaldım: mobile.donanimhaber.com


g7mor
(07.09.18)
(4)

dertler köpük olmuş - çamaşır makinası sorunu. ne yapak

merhaba dostlar,bir uncultured swine, efendime söyleyeyim bir filthy peasant olarak yine aklınıza ihtiyacım var.eşyalı ev kiralamıştık ama çamaşır makinasını ilk kez bugün çalıştırdık. çalıştırmamızla altından su fışkırması bir oldu. deterjanı almış hemen, köpüklü köpüklü maviş su fışkırtıyor. biz ş
merhaba dostlar,

bir uncultured swine, efendime söyleyeyim bir filthy peasant olarak yine aklınıza ihtiyacım var.

eşyalı ev kiralamıştık ama çamaşır makinasını ilk kez bugün çalıştırdık. çalıştırmamızla altından su fışkırması bir oldu. deterjanı almış hemen, köpüklü köpüklü maviş su fışkırtıyor. biz şimdi bunun için ev sahibini mi arayalım ne yapalım en başta? biz hiç kullanmadık çünkü makinayı daha önce. servisi arayacağım zaten ama ücretini ev sahibinden talep edebilir miyiz yani, uygunu bu mudur? biz verelim, kiradan düşelim falan?

ayrıca bu aletlerden anlayanlara sorayım: bu semptomlar neye işaret ediyor? makina su almaya başladığı anda aşağıdan fışkırtıyor böyle mavi mavi, köpüklü köpüklü. deterjan gözünde ne var ne yok çekmiş anında.

arkasına baktım biraz anlar mıyım diye ama FORTUMlar falan takılı, görünen yerlerinde sorun da yok.

ulan çok canım sıkıldı ya, nerden çıktı şimdi bu. hayır makinayı çalıştırıp hemen banyoyu terk etmiş olsam evi su basacak aq zaten 600 yıllık apartman kumdan kale gibi devrilecek. pff.
der meister
(06.09.18)
kardo sakin ol. belli ki alet aldığı suyu tahliye edemiyor. deterjanlı akması demek deterjanı aldığı şeyin kopmuş/çatlamış olması demek. iyi bir usta için kek bir iş.

eşyalı ev sözleşmesini bilmediğimden bir şey diyemeğeceğim.


giovanne
(06.09.18)
mutlaka ev sahibini arayip bilgi verin. belki tanidigi/surekli yonlendirdigi bi ustasi vardir. gonderip yaptirir.

eger yoksa da "siz bulun kiradan dusun" der. ustaya yaptirmadan once yine ev sahibini arayip rakami soyleyin ki daha sonra anlasmazlik cikmasin. (odediginiz rakami sms olarak gonderin ki elinizde yazili bi belge bulunsun. insandir unutur.)


brkylmz
(06.09.18)
Ev sahibine hemen haber veriyorsunuz ve dua ediyorsunuz ki ilk kullanımda bu başınıza geldi, yoksa "sen yanlış kullandın" diyebilirdi.


SiyamkedisiZorro
(06.09.18)
jsjsjf ismi nedir bilmiyorum ama makinanın ön-alt tarafında, iç kısımda bir tane siyah kapak var. o gevşemiş. sıktım, düzeldi. gerçi denemeyi deterjansız yaptım kankitolar uyuyor diye çok çalıştıramadım ama deterjanla da aynı sonucu verir muhtemelen. o kısım açıkmış çünkü bariz biçimde.

yine de çok tırstım yau. şimdi her çamaşır yıkamada banyonun önüne sandalye çekip nöbet tutacağım. önceki kiracı sapık değil, bilerek orayı gevşetip gitmemiştir herhalde. demek ki çok sağlam bir kapak değil bu, gevşiyor. tüh.


der meister
(07.09.18)
(9)

92-93 yıllarında siirt (eruh) terör açısından nasıl bir yerdi?

yaşça büyük abilerim ablalarım yahut bölgeyi ve geçmişini iyi bilenler hatırlıyor mu? özellikle askerler açısından soruyorum, risk ne kadardı?
yaşça büyük abilerim ablalarım yahut bölgeyi ve geçmişini iyi bilenler hatırlıyor mu? özellikle askerler açısından soruyorum, risk ne kadardı?
der meister
(05.09.18)
daha yogun bir donem yok pkk tarihinde. pkk'nin en etkin oldugu donem 91-93 arasidir.


baldur2
(05.09.18)
Riskin en yüksek olduğu dönem.

Google'da tarih aralığı vererek arartırsanız göreceksiniz.


SiyamkedisiZorro
(05.09.18)
haydaa. abi benim babam askerliğini 92-93'te eruh'ta yapmış. az önce aklıma geldiği için sormak istedim. bu adam asla askerlik anısı falan anlatmazdı bize. milliyetçi sayılabilecek biri olmasına rağmen bizim de (erkek kardeşim ve ben) askere gitmemizi hiç istemez. anlatmak istemediği şeyler mi var acaba diye düşündüm.

o değil de adamın bütün askerlik fotoğrafları bisküvi yiyip kola içerken çekilmiş aq bu nasıl terör bölgesinde askerlik. gerçi annemin söylediğine göre askerlik şube başkanıymış, o yüzden biraz daha rahattı diyor ama bilemedim. babam sorunca anlatmıyor hiç.


der meister
(05.09.18)
pkk'nin kendini ilan ettiği ilk saldırılardan biri eruh'ta gerçekleşti. üç karakol aynı anda basılmıştı biri de eruh^tu.

90'lı yıllarda her gün şehit haberinin geldiği yerlerdendi ama kimse kürt düşmanı değildi.


hosein
(05.09.18)
bizim köyden bi şehit vardı tam da o yıllar ve siirt. anası ne ağlamıştı. tüm mahalle yıkılmıştık. sevgiler meister. hala kızgın mısın?


mimikikili
(05.09.18)
baban askerlik şubesi başkanı mıymış?? orda bi hata var galiba.

aynı dönemde biz de derik'teydik. pkk'nın en aktif zamanları olduğu doğru.


zgrydn
(05.09.18)
@zgrydn, bunu annem soyledi. dedigim gibi babam sorsam da hicbir sey anlatmiyor. bana da garip geldi. bildigim kadariyla babamin orduyla tek munasebeti turk vatandasi olarak zorunlu askerlik gorevinden ibaretti. askerlik sube baskani nasil oluyor ki asker? ya da belki orada gorevliydi sanirim. ama annem yurtdisini gezse "oyle dolastik iste" diyecek bir kadin, orada gorev yapti diye baskan oldugunu soyleyecek biri de degil. sorunca o da kizdi simdi sana ne oglum nerden taktin buna diye jdjdkks.

babam da sadece cok tehlikeli oldugunu, her gun olasi saldiri hakkinda uyari aldiklarini soyluyor baska bir sey anlatmiyor. boyle yaparsaniz merak ederim tabii. anlatsaniza dogru durust.

edit: asteğmen olarak yapmış babam. askerlik şube başkanı olabiliyormuş sanırım onlar.

lan duygulandım ya. babamla iletişimim hiçbir zaman yeterince iyi olmadı ama bıyık reyiz o zamanlarda ölseymiş hiç olmayacakmışım pii. keşke kimse bunları tecrübe etmek zorunda kalmasa ama ne yalan söyleyeyim kanım kaynadı, saygı duydum. bak sen bizim pedere. adamın dağda kraker yediği yaşta ben de bkumla kavga ediyom.


der meister
(05.09.18)
ha bi de şu var, sanırsam 93'te eruh kalesine pkk bayrağı asılıyor.

o yıllarda da batman'da hizbullah kurduruluyor kontrgerilla faaliyetleri için.


hosein
(05.09.18)
anglachelm biliyordur mesaj at istersen.


(4)

ciddi uyku sorunu çekiyorum

"eşi benzeri yok" - the altındağ times"resmen fazia" - abdürrahim albayrak***bu yeni evde olmaya başladı. bir hafta önce taşındım. en başta üzerinde durmadım. düzen değişikliği, yeni ortam, çeşitli gerilimler (işte internet bağlatması sorun olur mu vs. gibi, anksiyete topu olduğumdan her şeyi sorun
"eşi benzeri yok" - the altındağ times
"resmen fazia" - abdürrahim albayrak

***

bu yeni evde olmaya başladı. bir hafta önce taşındım. en başta üzerinde durmadım. düzen değişikliği, yeni ortam, çeşitli gerilimler (işte internet bağlatması sorun olur mu vs. gibi, anksiyete topu olduğumdan her şeyi sorun ediyordum) derken normal karşıladım.

ama yok abi 9 gün oldu, ortamı benimsedim, sorunları çözdüm vs. kafam rahat gidiyorum yatağa ama uyuyamıyorum.

fark ettiğim sorun şu: uykuya geçiş İNANILMAZ uzun sürüyor. uykum var, yatağa gidiyorum. hiç telefon melefon dikkatimi dağıtan bir şey yok. gözümü kapatıp yatıyorum. 2,5 saat sonra biraz mayışmış olsam da hala ayığım.

uyursam da yarım saat sonra geri kalkıyorum, şu ana kadar aralıksız uyuyabildiğim süre maksimum 4 saatti.

***

uyuyamamaya bağlı olarak gelişen aptallık dışında şu an bir rahatsızlığım, sağlık sorunum yok. yahu allaşkına ben bunu nasıl düzeltebilirim?

en başta "uyku düzenim zaten bozuktu" dedim, üzerinde durmadım. dönem dönem olur bu. 6-7 gün çok kesik uyurum, sonra vücut otomatik olarak rayına oturur, "birader yeter aq 3 saat uyuyup kalkıyon, ben 9 saatten önce kalkmam" deyip toparlardı kendini.

şimdi olmuyor. uyuyup uyansam neyse... uyuyamıyorum. uykuya geçemiyorum. kafam rahat. bir şey de düşünmüyorum. kapatıyorum gözümü yatıyorum gibi. yok abi yok. 2 saat sonra hala aynı şekilde olduğumu fark ediyorum.

hayır hepsini geçtim insan iki saat içinde hiç mi sıkılıp kafasını kaldırmaz. buraları görüyosunuz burda herkes manyak.
der meister
(04.09.18)
Uyku öncesi meditasyon. İngilizcen var ise, Youtube'da bir sürü guided meditasyon var, böyle zamanlarda aç onlardan birini, dinleyerek yat, konsantre olabilirsen farkını göreceksin.
Ya da telefon için uygulamalar var, benim sevdiklerim Headspace ve Zen. Ancak bunlar paralı uygulamalar. Deneme versiyonlarını kullanabilirsin.

Örnek:
www.youtube.com
www.youtube.com (Bu daha ayrıntılı)


peggy
(04.09.18)
benzer bir durumu ben de deneyimledim. yaklaşık 1 ay sürdü. taşınma sonrası endişe verici detayları çözsem de akabinde düzelme göstermemişti. uyumadan önce kitap okumak hızlı uykuya dalmak için işe yaradı. bir de kontrollü nefes almayı denemiştim o da işe yaradı (4 saniye boyunca nefes alıyoruz, 7 saniye içimizde tutuyoruz, 8 saniye boyunca o nefesi yavaşça veriyoruz. başlarda alışması zor ama sonrası kolay. uyuyana kadar böyle devam ediyordum)

bunlar da işe yaramaz ise -klişe olacak ama- zamana bırak, bilinçaltımız bilincimizin algıladığından farklı endişelerden muzdarip olabilir. eğer aylarca bu şekilde sürerse bir profesyonele danışman gerekebilir. hatta anksiyetene körükle gitmiş gibi olmayayim ama "psikolojik olmayan" bir sebebi de olabilir ve taşınmaya denk geldiği için yanlış yorumluyor da olabilirsin.


eczaneden melatonin (uyku düzenleyici hormon) al, yatmadan bi saat önce iç.


boreno telcontar
(04.09.18)
15mg mirtazapin at, at gibi uyursun.


arakaali
(05.09.18)
(9)

kablo uzatma ve priz sorusu

ev çok büyük (first world problems) ve internet her yerden çekmiyor. modem salonda şu an. ben istiyorum ki bunu üç odanın ortasındaki bir alana koyayım. portmanto mu denir ne denir bilmiyom dolaplı bi şey var, oraya güzel olabilir.modeme takılı "internet kablosu" zaten 500 metre, o uzar sıkıntı deği
ev çok büyük (first world problems) ve internet her yerden çekmiyor. modem salonda şu an. ben istiyorum ki bunu üç odanın ortasındaki bir alana koyayım. portmanto mu denir ne denir bilmiyom dolaplı bi şey var, oraya güzel olabilir.

modeme takılı "internet kablosu" zaten 500 metre, o uzar sıkıntı değil ama o tarafta modemi takabileceğim bir priz yok.

salondan oraya kadar priz uzatmam gerekecek sanırım. sorularım,

1) elektrikçilerde 3-5-6-10 metrelik priz bulunur mu, var mı öyle versiyonları bunların?

2) sürekli takılıp düşmeyelim diye sabitlemek istiyorum ama o da sakat. sol taraftan geçirsem direkt evin giriş kapısı var. sağ taraftan geçirsem iki tane kapının önünden geçmesi gerekecek. kroşeyle yere sabitlenmez sanırım. onun için başka bir aparat var mı? kapının üzerinden geçirsem bu sefer 500 metrelik kablo gerekir, olmaz.

***

uzun lafın kısası 3-4 metre öteye kimseyi rahatsız etmeden sinsi gibi ilerleyebilecek priz şeysi lazım bana. elektrikçiye anlatsam fikir ve uygun malzeme verir mi?

bu da nasıl saçmalık anlamadım ben, hadi ben iyi kötü kurtuldum insan oraya bi priz koymaz mı? ama koymuyor işte.
der meister
(04.09.18)
Koçtaş gibi yapı marketlerde 5-10-25-50 metre uzatma kabloları var. Elektrikçiye gidersen istediğin uzunlukta yapar. Geçirme hususu için uzunca alıp kablo kanalı içerisinden geçirebilirsin. 2 tip kablo kanalı var 1 böyle yarım ay gibi, yere koyuyorsun içerden kablo geçiyor. bu sayede yumuşak bir geçiş oluyor. Diğer türlü kablo kanalları ise diktörtgen kutular gibi. böyle kenardan kenardan kutuyu yapıştıra yapıştra geçirip içine kabloyu koyabilirsin. Aynı şeyi ben şimdi kendi evimde yapacağım. Evi yapan adam gitmiş koca oda da sadece bir duvara priz koymuş, onu alıp kablo kanalı ile tavandan gezdirip karşı duvara indireceğim.


ManikD
(04.09.18)
hazır kablolar en fazl 5 mt. oluyor. ancak elektrikçi istersen istediğin metre kadar sana hazırlar. ara kabloyla yüksek voltajlı şeyler çalıştırıcaksan 3*2.5 kablo ile ara kablo yaptır. voltajsız şeyler çalıştıracaksan 3*1.5 yeterlidir.

duvara kroşe ile süpürgeliğin üzerinden sabitliyebilirsin.


mikahakkinen
(04.09.18)
hocam şöyle yapacaksın.

ortalıkla kablo görünmesini sevmiyorsan kabloyu kapı kasalarının üzerinden taşıyacaksın ve bunun için mete ile ölçü alman gerekir. çünkü 3-4 metrelik mesafeler bu şekilde 10-15 metre olabiliyor. ayrıca bir odadan öbür odaya kapı üstünden geçeceği için köşeye ufak bir delik açman gerekir matkapla.

bununla uğraşamam dersen,
kapılarda oda geçişlerinde yerde bir çıta gibi şey vardır. salonun döşemesi ile odanın döşemesinin birleştiği noktada. onu kaldırırsan bir kablonun geçeceği bir boşluk görürsün. oradan da geçirebilirsin kabloyu. sonra silikon ile tekrar yapıştırırsın o aparatı.


teritori
(04.09.18)
@der meister oraya yakın duvarlarda illaki buat vardır. oradan elektrik çekmen pek tabii mümkün. ama bunu elektrikçinin halletmesini öneririm. sevgiler.


teknikekip
(04.09.18)
Buat +1

Bu sayede çok fazla kablo masrafı da olmaz estetik kaygı da.

@teritori'nin dediğini diyecektim bende, parke ve fayansı yada iki farklı döşemedeki parkeleri birbirinden ayıran tam kapı eşiğinde yerde eşik çıtası vardır.

Onu kaldırıp geçirebilirsin, tekrar silikon ile yapışır.

Sadece modem çalışacağı için kaın kabloya gerek yok, 2x0.75 yassı kablo hem daha ucuz olur hem de dolaştırırken saklaması gizlemesi kıvırması rahat olur.

Ama buat kesin vardır, hatta portmantonun arkasında olabilir. Hatta portmantonun arkasında priz bile olabilir.

En kötüsü daire giriş kapısının yanında duvarda sigorta kutusu vardır, direkt ordan alabilirsin. Hatta modeme giden kablo da oralardadır. Onu da oradan araklayıp yolu kısaltabilirsin.


John Bloor
(04.09.18)
3 odanın ortasındaki alanda çok çok çok büyük ihtimal "buat" denilen ve yüksekte olan elektrik bağlantı noktaları vardır. Oradan kısa bir hat çekilecek.

Koridorda göreceğin yuvarlak veya kare plastik kapaktır


janavarorion
(04.09.18)
enteresan sorular geliyor senden yalnız he :)

buattan direkt çektirebilirsin bu bir.

tekli basit bir kablo kanalı ile duvar kenarından ve kapılarda kapı üstünden geçirebilirsin bu da iki. benim evde benden önceki kiracı öyle yapmış. kroşe de iş görür ama kablo kanalı daha uzun ömürlü olur.

üçüncü yöntem olarak da mutlaka holde aydınlatma ve onu yakan anahtar vardır. oradan jumper ile kablo alıp kablo çektirebilirsin.

bir ve üçü elektrikçiye yaptır çarpılma.


hosein
(04.09.18)
ben olsam kabloyla hiç uğraşmaz bi tane "range extender" alırdım. ki aldım ve kullanıyorum.


boreno telcontar
(04.09.18)
Yanlız böyle teknik soruların sonuçlarını benim gibi merak eden çok duyurucu vardır bilginiz olsun.

Sonuçtan haberdar edin lütfen :)


John Bloor
(05.09.18)
(8)

sovyet propaganda posterleri

pek ümidim yok ama belki vardır bu tarz bir dükkan ankara'da. var mı acaba, biliyor musunuz? illa poster olmasına gerek yok sovyetli herhangi bir ürün de olabilir. orijinal olması şart değil. orijinal sovyet şeyi burada ne gezsin zaten.mesela hearts of iron'daki şu zımbırtıya bayılıyorum,http://prnt
pek ümidim yok ama belki vardır bu tarz bir dükkan ankara'da. var mı acaba, biliyor musunuz? illa poster olmasına gerek yok sovyetli herhangi bir ürün de olabilir. orijinal olması şart değil. orijinal sovyet şeyi burada ne gezsin zaten.

mesela hearts of iron'daki şu zımbırtıya bayılıyorum,

prntscr.com

mümkünse stalin veya lenin'den ziyade ordu ya da halk temalı olsun istiyorum, örnek,

prntscr.com

prntscr.com

prntscr.com

prntscr.com

***

nette var aslında ama şu an yurtdışından sipariş vermek mevcut kurla intihar olur, eh posterleri de ekmek arası yapıp yiyemeyeceğim için mecburen buradan bir şeyler bulmak istiyorum.

kendim bastırayım diyeceğim ama kaliteleri yeterince yüksek değil sanırım, kuşe kağıda büyük boy 3 piksel falan olur herhalde.
der meister
(03.09.18)
Aynı şeyi ben de araştırdım. Bunların kalitelisi muhakkak internet ortamında vardır. Bir yerde Rus lar varsa zaten içerik illa internete düşmüştür. Aliexpress te falan var ama dert kur değil kalite, kalitesiz gibi geliyor.


vatan ayini
(03.09.18)
Ukrayna'da cesitli bit pazari tarzi yerlerde oluyor boyle seyler.
Yolun düştüğünde araştır.


stavro
(03.09.18)
var, dmax'te bir antique hunt tarzı program var orada gormustum. ama cok pahalı. 200 300 poundlardan bahsedıyorlardı.


binder dandet
(03.09.18)
@stavro, abi ukrayna'ya çok gittim ama oralardayken bunlara bakmak aklıma gelmemişti :/ tişört falan gördüm daha çok. ama orijinal "ordu uşankası" ve sovyet tokalı kemer kepittim. ukraynalı arkadaş sağolsun pazarlık falan da yaptı, kendisi inceledi baktı hatta essahtan orijinal mi diye. en azından onu kopardım oradan eheh. bir daha ne zaman gidebilirim bilmiyorum. malum kur falan patlamış durumda, ben de zaten 24 yıllık tarihimin en fakir dönemini yaşıyorum.

@binder dandet, yahu trotski'nin gafasına vurdukları baltanın orijinaline bile 300 pound vermem ben :/ niye çünkü param yok. olsa verirdim.


der meister
(03.09.18)
O değil de şu var. twitter.com


Delay Fuze
(03.09.18)
@delay fuze, abi "illa poster olmasına gerek yok" dedim ama poster değilse bile daha farklı şeyler arıyorum. rozet, magnet, şapka, kemer vs. bende zaten var. bunları ukrayna'da direkt 70'lik sovyet emmilerden topluyorum. orijinal ürün alırsam türkiye'deki bir satıcıdan almam, güvenmiyorum çünkü.


der meister
(03.09.18)
o dediklerinin hepsini 1 mayıslarda kızıl meydanda sscb ürünleri olarak 60-70 lik dayı ve babuşkolar yer sergilerinde satıyorlar. varsa tanıdık istediğin rozet, sscb elbisesi,eşya, silah, aksesuar, vb. ürünleri sipariş edip yada gelip alabilirsin.


paudi
(03.09.18)
yükske çözünürlükte resim dosyasını bulup digital baskıcıda bastırın.
çok çok uyguna gelecektir.


(2)

bankada kayıtlı adresi nasıl değiştirebilirim?

ya da değiştirebilir miyim? ankara üniversitesi'nin öğrenci kartı vakıfbank şeysiyle anlaşmalı, haliyle bende kredi kartı var. ne zaman kartı patlatsam anneme tebligat tarzı bi' şey gidiyor "oğlunuzun mna koycaz parayı ödeyin" diye. kadın da bunu her gördüğünde korkuyor tabii huzursuz oluyor. taam b
ya da değiştirebilir miyim? ankara üniversitesi'nin öğrenci kartı vakıfbank şeysiyle anlaşmalı, haliyle bende kredi kartı var. ne zaman kartı patlatsam anneme tebligat tarzı bi' şey gidiyor "oğlunuzun mna koycaz parayı ödeyin" diye. kadın da bunu her gördüğünde korkuyor tabii huzursuz oluyor. taam ben de çok akıllı değilim ama ne zaman icralık olacağımı falan biliyorum, ödüyorum iş oraya gelmeden. bi de bazen ödediğim halde sonradan gidiyor, iki saat ikna etmeye çalışıyorum borcum olmadığına.

o yüzden ben bunu değiştirip kendi adresimi vermek istiyorum. şubeye gitmem gerekir mi illa? bankanın sitesinde (kendi hesabıma girince yani) öyle bi şey göremedim.
der meister
(03.09.18)
İnternet şubesinden değiştirebilirsin normalde ama bazı bankalar şubeye davet edebiliyor böyle şeyler için.


vampir akrep
(03.09.18)
Çağrı merkezini arayıp yapabilirsin


(2)

türk telekom bayram tatili yapıyor mu?

soru başlıkta. detay,geçen nakil konusunda bilgi almak için aradım. kadın direkt işlemi yapmaya başladı, "dur la hoouuv!" dedim, az daha interneti kesiyordu zalımey. bana dedi ki, işlem başladığı anda bağlantınız kesilir ve normal şartlarda 2-3, maksimum 15 gün içerisinde işlem tamamlanır. siz kablo
soru başlıkta. detay,

geçen nakil konusunda bilgi almak için aradım. kadın direkt işlemi yapmaya başladı, "dur la hoouuv!" dedim, az daha interneti kesiyordu zalımey. bana dedi ki, işlem başladığı anda bağlantınız kesilir ve normal şartlarda 2-3, maksimum 15 gün içerisinde işlem tamamlanır. siz kablonuzu, modeminizi alıp naklettirmek istediğiniz adreste bekleyin. 15 günü geçerse nakil işleminden para almıyoruz vs...

iyi hoş ama yakında bayram tatili var. ben de salı günü başlatacağım işlemi. nakil için çalışan ekipleri var mıdır yoksa kafadan bi' 5-6 gün internetsiz mi kaldım?

şimdi "5 gün duyuruya girmesen ölür müsün gavat" diyeceksiniz belki ama ev arkadaşlarımın hepsi memleketlerinde. param yok. okul açılmadı. canım çok sıkılıyor. interlek tek eğlencem şu an. mobil de hayvan gibi pahalı oluyor. o yüzden şeeettim biraz.

şimdiden kendime okunacak kitap, temizlenecek dolap listesi hazırlamaya başlayayım mı yoksa telekom bayram seyran dinlemeden yapar mı bu işlemleri?
der meister
(17.08.18)
bugün türk telekom bayinde kulak misafiri oldum. nakil yaptıran adama eğer yarın akşama kadar bağlanmazsa bayramdan sonra bağlanır dediler.


haah cok guzel, allah da benim belami versin


der meister
(17.08.18)
(6)

spor salonu seçmece (ankara)

hayatımda ilk kez spor salonuna gideceğim, açıkçası seçerken neye dikkat etmem gerektiğini dahi bilmiyorum. ilk etapta hocanın benimle ilgilenmesi her yerim sakat olduğu için önemli - işte program yazılsın, hareketler bir kez de olsa gösterilsin (daha doğrusu ben yaparken izleyip yönlendirsin) vs. b
hayatımda ilk kez spor salonuna gideceğim, açıkçası seçerken neye dikkat etmem gerektiğini dahi bilmiyorum. ilk etapta hocanın benimle ilgilenmesi her yerim sakat olduğu için önemli - işte program yazılsın, hareketler bir kez de olsa gösterilsin (daha doğrusu ben yaparken izleyip yönlendirsin) vs. bunu istiyorum. ötesi çok da önemli değil çalışabildiğim sürece. amacım artık bunu alışkanlık haline getirmek. dolayısıyla önümüzdeki 3-4 yıl gidebileceğim bir yer olsun istiyorum. horoz dövüştürülen bodrum katı salonu olmasın (aslında öyle daha iyi gibi sanki) ama böyle şıkır şıkır çok lüks bir yer de istemiyorum, hem param yetmez hem de fakir ruhuma ağır gelir öyle ortamlar.

***

ev-okul arasında yol üstünde dream sports center diye bir yer var, cebeci'de sanırım. gitmiş olan var mı? önerir misiniz? fiyatı macfit'ten bir tık daha uygun.

orası olmazsa macfit ankamall düşündüm. dikimevi metrosuna yürüyerek 15 dk falan, gerçi sonra 6-7 durak (aktarmalı) gitmek gerekiyor ama istanbul denen skik yerde yaşadığım için bu mesafe bana pek koymaz, haftada 3-4 kez gidilmeyecek yol değil.

***

son olarak, ilk gittiğimde yanımda ne olsun? takım elbiseyle gitmeyeceğim tabii ki ama yolu yordamı hiç bilmiyorum. bi de her spor salonunda duş alınır di mi, bu normal bi şey? bir saat köpek gibi terleyip o halde metroya binilmez çünkü, ayıb.

genel olarak tavsiyelerinize açığım. yer olarak da başka bir salon önerebilirsiniz, mümkünse aylık 100-125 lirayı geçmesin çünkü üzerine çıkmam çok zor. cebeci, kurtuluş, sıhhiye, kızılay vs. o taraflarda herhangi bir yer olur gibi.

(tikler gecikebilir ama vereceğim ölüm bizi ayırana dek)
der meister
(14.08.18)
en önemli etken evine yakın olması

sonrasında duşları nasıl alet sayısı nasıl kalabalık saatleri nasıl bunları öğren ona göre tenha saateri seçebilirsin aletler önünde sıra beklemek bıkkınlık verebilir.


basond
(14.08.18)
@basond, sabah saatlerinde gideceğim için kalabalık pek sorun değil aslında, yani sabah 7-12 arası hiçbir spor salonunun çok yoğun olacağını sanmıyorum. yanılıyor muyum? haftanın üç günü dersim var sadece. o günlerin birinde de ders geç olacak yüksek ihtimalle. yani haftanın 5 günü sabah erkenden gitme şansım var. en azından çok yoğun olmadığı zamanlarda.

eve en yakın bu dream sports center, yürüyerek 15-20 dakika ama neden bilmiyorum pek içime sinmedi. küçük duruyor. taam ben de rambo değilim, ilk etapta zaten çok ekipmana ihtiyacım olmaz ama neblim pek içime sinmedi gibi. öte yandan macfit'in de ismi zaten diyet hamburger gibi. kararsız kaldım.


der meister
(14.08.18)
açıkçası kullanacağın 5-6 makine var değişik varyasyonlarla bi sürü hareket yapıyor dambıl falan derken yeterli olur da dediğim gibi kalabalık olması canını sıkar bir süre sonra garip triplere giriyor insanlar orada

kardiyo aletleri de olması gerekli tabi koşu bandı vs gibi yoksa sadece ağırlık yada sadece fitness salonu falan kesmez bir süre sonra

programa uy ve düzenini bozma en dandik salon bile baya şey katar.


basond
(14.08.18)
Sevgili meister,

Öncelikle basond bir konuda çok haklı. Evine yakın olması en önemli etken. Özellikle de ilk başlarda, o disiplini ve alışkanlığı kazanana kadar bu gerçekten kritik bir husus. Yıllarını vermiş insanlar bile, evine uzakta olduğu için yeri geliyor üşeniyor gitmeye.

Bunun haricinde, çoğu yer o saatlerde kalabalık olmaz ama sen teoride planladığın sabah gitme işini pratikte ne kadar uygulayabileceksin ya da ne kadar dayanabileceksin o da önemli. Bunu neden diyorum? Çünkü insan genelde sabahları çok güçlü olmaz ve bu bazılarında çok çok daha belirgin olur. Ha, ama sen en azından ilk etapta çok ağır çalışmayacağın için sorun olmayabilir de.

İlk etap deyince, içine sinmeyen yer konusunda da şöyle bir şey yapabilirsin: Aylık, 3 aylık vs. fiyatlarını öğrenirsin, ilk etapta 1 aylık üyelik yaptırırsın, duruma bakarsın. Beğenirsen 3 aylık, 6 aylık vs daha uyguna gelen bir şekilde yenilersin üyeliğini.

İlk bakacağın şey, aletler eski mi yeni mi, yeterince alet -özellikle de istasyon- var mı, kalabalık mı, soyunma odası nasıl, duş sayısı ve temizliği ne alemde ve tabii ki gelen tipler ve salonun sahibi/çalışanları nasıl?

Duş içinse, tabii ki duş almak normal, alabilirsin elbet. Ama bunun da bir adabı vardır, bazı hayvanlar lifini, kesesini alıp yarım saat hamam keyfi yapıyor. Spor salonundaki duşun amacı, terini atacak kadar duş almaktır. Bunun da ideali 5 dk falandır. Az kas yapınca o hayvanları döverek uyarabilirsin. Böylece bu spora ve insanlığa küçük bir katkımız olur.


skooma
(14.08.18)
Bu dream sport center mcdonald's'ın yanındaki mi? Siyasal'ın hemen çaprazı? Oysa eğer evet pek mükemmel gözükmüyor ama arkadaşım 3 4 ay gitti, memnun kaldı bir şikayetini duymadım. Cebeci'den ankamall'e spor için gidilmez bence burayı bi dene 3 ay falan.


signore
(14.08.18)
@signore, evet orası. ankamall eve uzak ama okula (sıhhiye) bir durak metroyla. o açıdan uygun olabilir diye düşündüm. gerçi ders programı da belli değil daha, pzt-salı-çarş yapacak olurlarsa o günlerde üst üste üç gün ayu gibi salona gitmenin pek anlamı olmaz.


der meister
(14.08.18)
(9)

yüzme öğrenmek, yüzmek

çocukluğumdan beri içimde ukte bu. o zamanlarda ara sıra havuza gittiğimi ve kolluklarımla, simitimle şov yaptığımı hatırlıyorum ama hiç öğrenme fırsatım olmadı. şu an ekonomik durum nedeniyle zaten yapma şansım yok da uzun vadede haftada bir kerecik bile olsa yüzebilmek istiyorum.ankara'dayım, deni
çocukluğumdan beri içimde ukte bu. o zamanlarda ara sıra havuza gittiğimi ve kolluklarımla, simitimle şov yaptığımı hatırlıyorum ama hiç öğrenme fırsatım olmadı. şu an ekonomik durum nedeniyle zaten yapma şansım yok da uzun vadede haftada bir kerecik bile olsa yüzebilmek istiyorum.

ankara'dayım, denize falan gidemem. haliyle havuzda öğrenmem gerekir ama ondan da utanıyorum biraz açıkçası. 24 yaşında bir ayı yavrusuyum, sağda solda 9 yaşında bebeler fitu fitu balık gibi yüzerken belimde simitle dolaşmak istemiyorum sjfsjk.

bizim okulun (ankara üniversitesi) havuzu var aslında. üç aylık 83 lira falan diyor. şahane. yüzmeyi bilsem giderdim. hem inanılmaz eğlenceli hem de çok sağlıklı bi' şey çünkü, benim gibi çürüklerin bile yapabileceği bir şey.

sorularım,

1) bu yaştan sonra yüzme öğrenilir mi? öğrenilirse utanıp sıkılmadan nerede öğrenilir? neblim sadece şüşko ve öfkelilere ders verilen bi yer yok mu?

2) ben bizim okulun havuzuna üye olsam, havuzun açık olduğu saatlerde istediğim gibi kullanabiliyor muyum orayı? aynı saatte 35 kişi varsa ne oluyor, panama kanalı'ndaki gemiler gbi sıramızı mı bekliyoz? ne kadar yüzebiliriz bi de, suyun altında dört saat ağlamak istiyosam napıyolar mesela süren doldu diye çıkarıyolar mı?

***

düşünsene yau ayda 39 lira verip haftada 2-3 gün yüzebileceksin, süper bi şey değil mi? bence böyle imkanlar değerlendirilmeli. ama işte öğrenciye 39 lira demişler, "öğrencilerin ayı olmaması koşulu aranmaktadır" şeklinde bir madde olmadığı için yasal boşluktan faydalanıp havuza girebilir miyim bilemedim.
der meister
(13.08.18)
en rahat denizde öğrenilir ama şöyle 1 hafta deniz kenarı bir yere kaçamak yapma şansın yoksa havuza mecbursun ve biraz utana sıkıla da olsa halledersin. ha bu arada utanmak sıkılmak yüzme öğrenmenin en büyük düşmanı. yine de mümkün olduğunca boş saatlerde gidersen daha rahat edersin.

havuzlarda öyle saat sınırı falan olmuyor giriyorsun kafana göre çıkıyorsun kafana göre


Kendini hazır hissedene kadar (bu kişiye göre değişir) özel ders alabilirsin.
Yaşla ilgisi yok ben derse gittiğimde senin şu anki yaşından büyüktüm.
Kendimden hiç beklemediğim kadar ilerlettim.
Pratik yapabileceğin ortamın da var olduğu için bence çok daha faydasını göreceksin.

Ben pratik yapma imkanım olmadığı için yine eski halime döndüm.


mutekebbir
(13.08.18)
@mutekebbir, özel derse para verebilecek durumda değilim şu an maalesef. yalnızca havuz kullanım bedelini karşılayabilirim ki o da zaten bizim okulda olduğu için bu kadar ucuz sanırım.

@palve, yav hacu ben tipsiz ve dombiliyim diye çekiniyorum. yoksa delikanlı gibi simidimi kolluğumu takar gezerim. şimdi ben yüzmeye gelen adama kendim "ıııy amk şüşkosu göz zevkimizi bozuyür" demem ama kendim için böyle bir roast mekanizmam mevcut. gerçi acelesi yok, yüzmeye 6 ay sonra da gidilir ölmediğim sürece 4 sene buradayım nasılsa ama hoş değil yani. arkadaşın yazlığı var aslında, "dedem ölsün de sizi oraya atçam" diyo bir süredir ama dedesi de ölmüyor niyeyse, gidemedik bi türlü ://


der meister
(13.08.18)
Ben 29 yaşındayım yeni yeni öğreniyorum. Utanma sıkılma diye birşey yok. Öğrenmek var, spor var hocam. Uygun fiyatlı bir havuz bulduysan git başla. Kayıtta soruyorlar ilk kez mi, biraz biliyor musun vs. Ona göre seni gruba koyuyorlar, İngilizce sınıfı gibi yani.


dougsampson
(13.08.18)
O zaman şöyle bir şey yapabilirsin.
Youtube da ders videoları paylaşan bir adam vardı. Bulursam link gönderirim.
Onu izle (benzerleri de vardır mutlaka), sıfırdan anlatıyor her şeyi. Ve hocamın bana derste anlattığı şekilde gidiyor her şey.
Havuzun alçak kısmında en azından kendini geliştirene kadar nefes antremanı, su üstünde durma, ilerleme gibi şeyleri yavaş yavaş kendi kendine yapabilirsin.
Yapabilir misin?
Bana başta dense yapamam derdim ama baktım hakikatten hocayla birebir aynı gidiyor şu an yapabilirim diyorum.

Çevreden bu kadar etkileniyorsan da kimsenin olmadığı saatlerde git çok erken ya da çok geç gibi..


mutekebbir
(13.08.18)
Ben 40 yaşıma geldim hala öğrenemedim. Her yıl da denize giderim oysa ki. Sadece sırt üstü yüzebiliyorum. Millet şaşırıyor sırt üstü yüzmek daha zor nasıl yüzü koyun yüzemezsin diye. Yüz üstü yüzmeye çalışırken kafam bir türlü su üstüne çıkmıyor çok ilginç, nefes alamayıp panikliyorum hemen. Havuzda kendini bir ölüymüşsün gibi bırak sırt üstü, kollarını ve bacaklarını yana aç, hareketsiz dur. Su zaten kaldırıyor seni yukarı. Hepsi bu, cidden. Arada kollarınlala da kulaç at. Aha işte 5 saniyede yüzmeyi öğrendin. Yüz üstü kulaç atmarak yüzmek ise bana göre imkansız gibi bi şey.


83 lira yüzme bilmediğiniz halde havuza vereceğinize belediyenin tesislerinde uygun fiyata dersler veriliyor, Ankarayı bilmediğim için net diyemiyorum ama araştırın bence. ben iyi bir hocadan ders alsaydım ilk seferde öğrenirdim. İyi hocayla bir seferde öğrendiklerimle suyun altından yüzmeyi kendim başardım. Ben de sizin yaşınızdayken ders almıştım, utanacak hiçbir şey yok, onların işi öğretmek, daha fazla geç kalmayın.


mslny
(13.08.18)
kapalı havuzlar derin oluyor, kulvar kulvar ayrılıyor ve biraz daha profesyonel insanlar oluyor. bence yüzmeyi hiç bilmeyen insanların tek başına takılması için uygun olmayabilir. toplu dersler oluyor baya ucuza, onlardan başlanabilir.


şimdi gidip direkt dalayım demedim ki zaten. ayrıca sanırım sitedeki fiyat listesi çok eskiymiş, google'da aylık 250 liradan falan bahsediyorlar. öyleyse zaten olmaz.


der meister
(13.08.18)
(8)

sözlük şu an sizde de çok yavaş mı?

bir gidiyor bir geliyor. diğer sitelerde sorun yok. sizde de böyle mi şu an?
bir gidiyor bir geliyor. diğer sitelerde sorun yok. sizde de böyle mi şu an?
der meister
(12.08.18)
evet.


tabirimekruh
(12.08.18)
Aynen, yavaş.


evetti

simdi duzeldi anlik olarak


supergirl
(12.08.18)
an itibariyle evet. esk-merkez


ya ben lan neyse
(12.08.18)
Sanki genel olarak internet yavaş. :/


benim adim fts
(12.08.18)
yavaş, hala yavaş.


trejemu
(12.08.18)
Tamamen gitti


rn
(12.08.18)
Açılmıyor.


Amaranta ursula
(12.08.18)
(10)

"dolar her zaman yükselmiştir" deniyor ya, onunla ilgili bir soru

tamamen cahilliğimden soruyorum ha bu tam aksini iddia ederek laf sokma sorusu değil, onu baştan söyleyeyim. şimdi deniyor ya "türk lirası uzun vadede dolara karşı her zaman değer kaybetmiştir" diye. gezi zamanı üniversiteye yeni başlamıştım, dolar daha 2 bile değildi ve deliriyordu millet. ben çocu
tamamen cahilliğimden soruyorum ha bu tam aksini iddia ederek laf sokma sorusu değil, onu baştan söyleyeyim.

şimdi deniyor ya "türk lirası uzun vadede dolara karşı her zaman değer kaybetmiştir" diye. gezi zamanı üniversiteye yeni başlamıştım, dolar daha 2 bile değildi ve deliriyordu millet. ben çocukken 1,20 falanmış mesela. dolar sürekli olarak değer kazanmışsa, mantıken bir noktada 1 doların 90 kuruşa denk geldiği bir dönem yaşanmamış mıdır? çok mu saçmasapan bir düşünce oldu bu?

aklıma gelen mantıklı açıklama olarak şu var sadece: dedim ki kendi kendime, olm rakamlara niye bakıyosun? belki 2001 yılında 1 dolar 60 kuruştur ama amerikan vatandaşının 3 dolara aldığı şeyi sen 2,5 liraya alıyorsundur. yani yine para birimin usd'den daha güçlü falan değildir. gerçi bu da ne kadar mantıklı onu da bilmiyorum.

mevcut durumda dolara karşı değer kazanmak zaten pek mümkün görünmüyor da, "uzun vadede TL her zaman değer kaybetmiştir" ne kadar doğru? salağa anlatır gibi açıklayabilir misiniz?
der meister
(12.08.18)
2001'de dolar cidden 60 kuruştu. Ama o zaman kuruş diye bir şey yoktu. Yani 1 dolar 600.000 liraydı. Kriza patladıktan sonra dolar 1.2 lira, yani 1.200.000 liraya falan çıkmıştı. Sayıları tam anımsamıyorum şu an ama yaklaşık böyleydi.

Söylediğin gibi doların tl karşılığı çok önemli değil. alım gücü daha önemli. şu an doların yükselmesi alım gücünü düşüreceği için kötü. yoksa 1 dolar 15 lira olsa da olur. önemli olan o 15 liraya neler alınabildiği.

bak bu da 28 yıllık grafik: prnt.sc

görüldüğü gibi dönem dönem az dalgalanma olsa da genel olarak sürekli bir artış söz konusu.

grafikte özellikle 2001 krizine denk gelen fırlamaya ve en sağda yer alan, yani son 1 yıldaki fırlamaya dikkat çekmek istiyorum. 2001 krizinde bile böyle bir artış olmamıştı. ama "ekonomimiz harika"


himmet dayi
(12.08.18)
Şu an 1 Dolar 6 lira değil aslında, 6,000,000 (Altı milyon lira) Lira, senin dediğin dönemde de aslında 2 Lira değil 2,000,000 (İki milyon lira) liraydı, yani birkaç ay içinde belki de 1 Dolar 10,000,000 (On milyon lira) lira olacak, yalnız biz böyle olunca para biriminden sıfır atıp Doları TL karşısında sabitlemeye çalışıyoruz, geçmişte de böyle yaptık. Yani 1 Dolar 1 YTL olacak deyip TL'den sıfır atmıştık, 1 Dolar 1,000,000 lirayken 1 YTL oldu, halbuki TL'den sıfır atmak görsel bir illüzyon yarattı sadece. Yani Amerikalının 3 Dolara aldığı şeyi sen o dönem 2,5 liraya almıyordun, öyle aldığını zannediyordun. Yani TL her zaman değer kaybediyor Dolar karşında, üretmeyen bir toplum olduğumuz sürece de böyle olacak.


angelus
(12.08.18)
Ayrıca doların fiyatının alım gücüyle aynı olmadığını söylemiş herkes, ben de söyle bir örnek vereyim. Şu an Türk lirası ile Danimarka kronası eşit değerde, 1 DKK = 1 TRY. Ama bu direkt alım güçleri hakkında birşey söylemiyor.

Şimdi de dolar iki katına çıksa ama paramız olsa maaşlar da aynı şekilde artsa ekonomik olarak sıkıntıdayız demezdik.


Haldamir
(12.08.18)
Reel ve nominal diye iki terim var.

Bir şeyin reel değeri: Gerçek değeridir. Para için baktığında alım gücünü ifade eder.
Bir şeyin nominal değeri: Üzerinde yazan değerdir.

1 liranın nominal değeri 1 liradır, fakat 1 liranın alım gücü(reel değeri) her zaman değişmektedir.

Ondan sonra doların yükseldiği ve düştüğü dönemler olduğu gibi tl'nin yükseldiği ve düştüğü dönemler de oluyor. Aynı anda ikisi de yükselebilir, biri düşerken öteki sabit kalabilir ve diğer kombinasyonlarda kurlar değişebilir.

Sonra dalgalı kur ve sabit kur rejimleri meselesi var.

Dalgalı kur: paranın fiyatının piyasada belirlendiği bir rejimken,
sabit kur rejiminde: fiyat devlet tarafından belirlenir.

Hazır sabit kur demişken 'devalüasyon' terimi de son zamanlarda çok yanlış kullanılıyor.
Devalüasyon: Devlet eliyle paranın değerinin düşürülmesi anlamına gelir. Dalgalı kur rejiminde fiyatlar piyasada belirlendiğinden teknik olarak 'devalüasyon' yapılmaz, fakat para yine değer kaybedebilir.

Sonra tl neden sürekli değer kaybetmektedir?

Bunun çok çeşitli sebepleri var. Türkiye'de ekonominin yapısı gereği ve dünyadaki konjonktüre de paralel davranarak yatırımcı çekebilmek, ihracat potansiyelini artırabilmek gibi sebeplerle hükümetler sürekli tl'nin fiyatının diğer paralar karşısında düşmesine sebep olacak politikalar izlemişlerdir. Bu politikalar mali veya para politikaları olarak iki türlü olabilir.

Para politikaları kabaca merkez bankasının belirlediği ve para arzını yönlendiren politikalardır.

Maliye politikaları ise kabaca kamu harcamaları ve vergi politikaları olarak tanımlanabilir.

tl'nin değer kaybetmesinin çok çeşitli başka sebepleri de vardır.

Bugünlerde meselemiz tl'nin değerinin düşmesi değil, dalgalanmanın ve tepkinin çok sert olması ve kontrol edilemez olmasıdır. Bu kadar dalgalı bir liman güvenli bir liman olarak görülmez. Yoksa enflasyon yüzünden zaten tl'nin değeri yavaş yavaş düşüyor.(Doların değeri de enflasyonla birlikte zamanla düşüyor, diğer para birimleri de öyle)

Enflasyon Türkiye'de sürekli yüksek seyrettiğinden negatif bir algı yaratıyor, fakat enflasyon belli düzeylerde ekonominin sağlıklı olması için gereklidir. Örneğin ileri kapitalist ülkelerde enflasyonun çok düşük olması ekonomik performansı düşürüp büyümeyi de sınırlıyor.

Buna karşılık bugün istense tl 15 dolar değerine de çekilebilir, yalnız ekonomide her müdahalenin, her olayın, her durumun da bir karşılığı vardır. Dünya konjonktürüne uygun davranmazsak, dünyaya iyice eklemlenmek isteyen, dışa bağımlılığı haddinden fazla bir ülke olarak, çok zor durumlara düşebiliriz. Örneğin: 1 tl 15 dolar olsa hiç turist gelmez. İhracatımız zora girer.

Dolayısıyla ekonomi diğer bütün katmanların temelidir.

Dünyaya eklemlenirken sadece dışarıdaki pazarlara açılmakla kalmayız olumlu veya olumsuz etkilere de maruz kalırız.

Ayrıca serbest piyasa mantığına ters hareket ettikçe ve dahası hukuksuzluğu yükselttikçe yabancılara güvensiz bir imaj çizmiş oluyoruz. Sermaye çok ürkektir, en ufak bir pürüz veya problemle karşılaşmak istemez. Öyle olunca da dövizi ülkeye çekmenin maliyeti artıp duruyor, ülke içinde döviz azalıyor. Piyasada talebe oranla az olan şeyin fiyatı da her zaman yükselir. Bu da bir diğer etken.

tl'nin fiyatını belirleyen bazı iç ve dış temel etmenler bunlar.

hadi biraz da ek yapayım:

tl'nin değerini artırıp hem de ekonomiyi sarsmamak da mümkündür. Yalnız, yapacak adam lazımdır. Yandaş semirtenlerden sıra gelmediği için bu durumdayız.

Önce milli gelir denen kavramdan bahsedeyim sonra doların değerinin nereden geldiğinden bahsedeyim.

Milli gelir, ya da gayri safi milli hasıla, kabaca bir ülkenin bir yılda ürettiği toplam mal ve hizmetlerin değerini ifade eder. Türkiye'de milli gelirimiz ileri ülkelere kıyasla oldukça düşük.(yüksek katma değerli ürün üret(e)meme meseleleri)

Doların değerine gelince de doların bugünkü değeri havadan gelmez veya artık altına endeksli de değildir. Doların değerini Amerika'nın ürettiği toplam mal ve hizmetlerin değeri belirlemektedir.

İşte güçlü bir ülke olmanın temel şartı da güçlü bir ekonomiye sahip olmaktan geçer. Amerika'da yiyici yok mu? var, her yerde var. Amerika'da yolsuzluk yok mu? var, her yerde var; fakat ileri kapitalist ülkelere baktığında keyfiyetin çok az olduğunu bürokrasinin işletildiğini ve liyakatin yüceltildiğini de görürsün. Yolsuzluğu sıfırlamak mümkün olmasa bile bu durum önemlidir.

Gelişmiş ülkelerde bol bol evsizler de vardır. Benim Japonya, Fransa ve Amerika'da gördüğüm kadarıyla evsizler sisteme uyumsuz kimseler. Buna rağmen fırsatlar da boldur, evsizler sisteme girip yükselme şansı bulabilirler. Önemli olan da budur. Hayatta hiçbir şey karşılıksız değil. Kimi için koşullar daha da çetin olabilir.

Eşit kurallara tabi olduktan sonra daha çok çalışan, daha akıllı çalışan kimselerin buna karşılık her zaman daha üste çıkmayı da hak ettiklerini düşünüyorum. Çok çalışan kimseye hiç çalışmayanla aynı hayat koşullarını sağlamanın da insanları tembelliğe teşvik ettiğine ve potansiyellerini çöpe atmalarına fırsat verdiğine inanıyorum. Zira bu durum doğamıza da ters.

Son olarak her şey para değil. Huzurlu yaşayıp belli bir standardın üzerinde geçinebiliyorsan sorun yok. En üste çıkmak istiyorsan, herkesten fazla gayret göstermeyi de göze almak zorundasın.


idexo
(12.08.18)
Efendim önemli olan paranın karşılığı değil alım gücüne oranıdır diyelim. Bugün 1000 japon yeni 9 dolara denk geliyor. Ama bu demek değildir ki japonlar çok fakirler.
Ekonomiden hiç anlamıyorum. Bütün kıyaslamalarımı o dönemki asgari ücret/dolar oranı üzerinden yapıyorum.

Düşündüm de asgari ücreti de dikkate almamak lazım. Asgari ücretin alım gücünü de ölçmek lazım. Bu temel tüketim malzemeleri üzerinden olmalı. Ama şimdi ekmek fiyatları desek gramajı zırt pırt değişiyor.


geven kafa
(12.08.18)
@geven kafa illa ekmek üzerinden hesaplayacaksan 1 ekmeğin gramajı yerine ekmeğin kilo fiyatını baz alabilirsin.

ör: www.ntv.com.tr

fakat onun yerine enflasyon hesabı yapsan daha rahat olmaz mı : )

hatta hazır enflasyon hesaplayan siteler var: belli yıldaki para miktarını yazınca güncel değerini veriyor.


idexo
(12.08.18)
Haldamir kullanıcısının verdiği kron örneğini görünce 10 sene öncesi geldi aklıma ve kurlara baktım. gerçekten kron ve tl eşitlemiş. 10 sene önce kron 0.25 kr. idi.

o dönem danimarka merkezli, türk sahipli bir tur şirketine iş yapıyor ve kron ile ücretimizi tahsil ediyorduk. sadece 10 yıl içinde bir danimarkalının alım gücü, bizim alım gücümüzün 4 katına çıkmış. başka da bir şey demiyorum.

hadi elin amerikalısını anlarım her boku bunlar üretiyor (el emeği olmasa da fikir ve patent) ve paraları dünya para birimi gibi. diğer abudik gubidik ülkelere baksak (aşağılamak maksadıyla değil sadece bizim gibi oecd ya da bu klasmana bile giremeyen ülkeleri baz alıyorum) en kötüsü bize 2 koymuştur 10 senede.

yapacak bir şey kalmadı. tatlı tatlı yemenin acı acı sıçması olacaktı ve zamanı da geldi.


phonex
(12.08.18)
bizdeki enflasyon her zaman abd'den daha yüksek. enflasyon yükseldikçe de paran değer kaybediyor. senin ülkende paran bir yılda yüzde 20 değer kaybediyor, abd'de yüzde 4.

bu da doların hep yükselmesi sonucunu doğuruyor. (aslında dolar yükselmiyor. dolar/tl oranında tl kısmı hep küçülüyor.)

peki neden bizde enflasyon hep yüksek?

çünkü üretim tüketimi karşılamıyor.

yanlışım varsa ekonomist arkadaşlar düzeltsin lütfen.


ya ben lan neyse
(12.08.18)
1990'dan itibaren usd/try grafigi. goruldugu gibi genel olarak surekli bir yukselis mevcut. sadece 2006-2008 yillari arasinda dusus trendine girmis.

eksiup.com


crucio
(12.08.18)
(1)

vücut geliştirip doğal sınırına ulaşmış adamlar devamında ne yapıyor

kimyasal kullanmayan, düzenli olarak yıllarca spor yapmış ve artık yapacağı kası yapmış olan kişiler programlarını nasıl yapıyor? spor yapanlar için belki çok saçma bir soru olacak ama ben bunu cidden merak ediyorum. şimdi kasların gelişebilmesi için zorlanması gerekiyor, burası tamam. e ama bir nok
kimyasal kullanmayan, düzenli olarak yıllarca spor yapmış ve artık yapacağı kası yapmış olan kişiler programlarını nasıl yapıyor? spor yapanlar için belki çok saçma bir soru olacak ama ben bunu cidden merak ediyorum. şimdi kasların gelişebilmesi için zorlanması gerekiyor, burası tamam. e ama bir noktada bu duracak yani, 5kg dumbbell'la başlayan adam 10 sene sonra 1 ton kaldıracak değil.

bu noktadan sonra mevcut olanı korumak için yapabilecekleri maksimum ağırlıkla aynı düzeyde mi devam ettiriyorlar antrenmanları? çok eskiden "kaslar aynı şeyi yaparsa bir noktadan sonra alışır, farklı antrenmanlarla kasları şaşırtıp yine zorlamak gerekir" minvalinde bir şey okumuştum, mantıklı da gelmişti ama kas grubunu ne kadar ve nasıl şaşırtabilirsin ki, sonuç olarak aynı şekilde zorlanacak yani, "bu adam farklı bi hareket yaptı ben daha çok gelişeyim" mi diyor?

savaş cebeci'yi ele alalım mesela, bu adam çalışmalarını mevcut hacmini korumak için mi yapıyordur? ağırlığı bir arttırıp bir azaltıyor mudur? nasıl oluyor bu iş belli bir noktadan sonra?
der meister
(26.07.18)
Salonda gördüğün her 100 adamdan 2 tanesi kas olarak doğal sınırına gelir, güç olarak doğal sınırı yakalamak zaten imkansız. 58 kiloyla sıfır steroidle 300 kilo squat yapan Çinli çocuklar var, yani iyi çalışır iyi beslenir iyi dinlenirsen güç üretimi her zaman olur. Savaş Cebeci'ye gelirsek, adam terlese derisindeki gözeneklerinden trenbolone akar o kadar ilaçlı bir adam, yani çalışıp yemek yediği sürece her zaman gelişir.


angelus
(26.07.18)
(3)

dtcf'deki seçmeli dersler

seçmeli ders listesinde badmintondan tutun da halk oyununa kadar türlü türlü şey var. lisede güya seçmeli olan derslerin hiçbirini biz seçmiyorduk, bir tanesi kimseye sorulmadan belirleniyor ve alınıyordu.dtcf'de bu listede yer alanlardan birini gerçekten seçebiliyor muyuz yoksa burada da başkaları
seçmeli ders listesinde badmintondan tutun da halk oyununa kadar türlü türlü şey var. lisede güya seçmeli olan derslerin hiçbirini biz seçmiyorduk, bir tanesi kimseye sorulmadan belirleniyor ve alınıyordu.

dtcf'de bu listede yer alanlardan birini gerçekten seçebiliyor muyuz yoksa burada da başkaları bizim için mi seçiyor yine hoca-öğrenci sayısına göre?

atıyorum ben masa tenisi istiyorum dersem cidden haftanın bir saati fitu fitu masa tenisi oynayabilecek miyim yoksa beni zorla sanat tarihi sınıfına mı atacaklar, pinpon masaları öksüz mü kalacak?
der meister
(26.07.18)
Aaa sen DTCF'ye mi geçtin? Ben seni niye Ukrayna'da okuyorsun sanırıyorum :)

Neyse benim zamanımda evet istediğimiz seçmeli dersi alabiliyorduk. Ben tarihi coğrafya diye bir ders almıştım, arkeoloji bölümünün bir dersi ve onlar için zorunluydu. Çok zor bir dersi, hoca sınavda üç saniye slaytla bir yer gösteriyor ve hatırlayamazsan kalıyordun öyle ışık tutulmuş tavşan gibi. Neyse efendim ben bu dersten az bi puanla kaldım, sonra hocanın odasına gitmiştim yüzsüz yüzsüz, ehi ehi hocam ben arkeoleji bölümünden değilim seçmeli aldım sizin dersinizi. Bi iki puan şeyapsanız de geçsem olur mu acaba demiştim. :) Bana sordun kızım dersi alırken, seçmeseydin o zaman diyip azarlamıştı. Ayy aklıma geldi.

Paraşüt klubüne de 46 kilo olduğum için hoca, havada asılı kalırsın seninle uğraşamam diye almamıştı.

Benim zamanımda alabiliyorduk istediğimiz dersi ama şimdi son durum nedir bilemiyorum.


old possum
(26.07.18)
"Paraşüt klubüne de 46 kilo olduğum için hoca, havada asılı kalırsın seninle uğraşamam diye almamıştı."

akfdsjfsajfsjs duyuruda okuduğum en komik şeylerden biri olabilir, süper :) ukrayna'ya gitmiştim de sonra yurdun koşullarını ve benim cebimde yurdun ötesine yetecek kadar para olmadığını görünce gtüme baka baka dönmüştüm, yaklaşık iki yıldır türkiye'deyim :)


der meister
(26.07.18)
Ders kayıtlarının açıldığı sabah kontenjan dolmadan yakalarsan hepsini alabilirsin fakat o derslerin genelinin sadece ismi var. Çoğunda dönem sonunda 2-3 sayfa bi şey yazıp hocaya teslim ediyorsun. Üst dönemlere sorup da se uğraştırmayacak bi şeyler al derim


ordinov
(26.07.18)
(2)

beinsports şifre durumu

şu an bulunduğum evdeki televizyonda beinsports1 kanalının yayını açık, izleyebiliyorum. akşam beştaş'ın maçı bu kanaldaymış. gelgelelim spor paketi falan aktif mi hiçbir bilgim yok. şu an açık olması izleyebileceğim anlamına mı geliyor yoksa maç saatinde şifreleme gibi bir durum söz konusu olabilir
şu an bulunduğum evdeki televizyonda beinsports1 kanalının yayını açık, izleyebiliyorum. akşam beştaş'ın maçı bu kanaldaymış. gelgelelim spor paketi falan aktif mi hiçbir bilgim yok. şu an açık olması izleyebileceğim anlamına mı geliyor yoksa maç saatinde şifreleme gibi bir durum söz konusu olabilir mi?

6-7 yıldır falan televizyonum olmadığı için son durumları bilmiyorum ama benim ergenliğimde bazı şifreli kanallar, maç yayınları dışında açık olabiliyordu. o yüzden soruyorum. "paket olmasa kanal açılmaz zaten, açılıyorsa maç saatinde de açık olur" diyebilir miyiz gönül rahatlığıyla yoksa zalım dönemlere ait gelenekler hala sürdürülüyor mu?

olm hiç unutmuyorum yıllar önce fenerbahçe ile dinamo kiev'le oynuyor, şimdi baktım netten 2008-09 sezonu şampiyonlar ligi grup maçıymış. kış günü, ortam çok güzel, memleketteyim. teyzem de fenerbahçeli, gittik bununla maçtan önce migros'a işte güzel güzel cipsimizi kolamızı nevalemizi falan alıyoz, maç izlicez evde.

ulan pat diye şifre girmesin mi? bakın nasıl koymuşsa 10 sene önceki olayı takımlara kadar hatırlıyorum. hiç sevmiyorum böyle şeyleri.

iyilikler ve güzellikler sizinle olsun,
tşk.
der meister
(26.07.18)
beinsports maç olmadığı vakitlerde zaten hep açıktır (eğer doğumgününüz falan değilse. çünkü sizin doğumgününüzde tüm şifreli kanalları hediye edebiliyorlar 1 günlük.) müşteri hizmetlerini arayıp paket kapsamını öğrenebilirsiniz.


maç saatinde sifreliyebiliyorlar diye hatırlıyorum. hatta mac saati o kanalı açtığında " paketiniz bu yayını kapsamıyor. hemen bizimle iletişime geçin (fazla para bayılın yani ) halledelim " gibi bir şeyler yazıyor.

kapsıyorsa zaten sorun yok.


Neill
(26.07.18)
(2)

halk eğitim merkezleri hakkında bilginiz var mı?

özellikle ankara'dakiler için soruyorum. birkaç tanesini yakın takibe aldım, almanca kursu için arayacağım. birinde yokmuş mesela şu an ama "eskiden vardı, talep azalınca kaldırmak zorunda kaldık" dediler. buralar ücretsiz mi? kaydımızı yaptırıp gidebiliyor muyuz? tömer'e alternatif için düşünüyorum
özellikle ankara'dakiler için soruyorum. birkaç tanesini yakın takibe aldım, almanca kursu için arayacağım. birinde yokmuş mesela şu an ama "eskiden vardı, talep azalınca kaldırmak zorunda kaldık" dediler.

buralar ücretsiz mi? kaydımızı yaptırıp gidebiliyor muyuz? tömer'e alternatif için düşünüyorum, beleşi varken para vermeyek.

istanbul'a dair özlediğim şeylerin başında ismek geliyor. basbayağı dünya iyisi mükemmel bir hocadan koca bir sene boyunca tek kuruş vermeden rusça dersi almıştım. sınıfta her yaş grubundan ve görüşten insan vardı, çok şirin bir ortamdı. aynısını ankara'da kovalıyorum. halk eğitim merkezi'nde olur mu böyle şeyler? yoksa kendimi ICH HABE KISIR GEMACHT deyip altın gününe davet eden NAZİ ANAların arasında mı bulurum?
der meister
(25.07.18)
Benim bir arkadaşım demirtepe tarafindaki bir halk eğitim merkezinde a1 ve a2 Rusça kursuna gitmisti. Çok memmundu. Sonrasinda da Ukrayna' da dil kursuna gidip intermediate seviyesine getirmişti. Ücretsiz kaydolup ders aldı diye biliyorum.


Amaranta ursula
(25.07.18)
Halk eğitim merkezleri ücretsiz olmuyor. Ama çok cüzi bir ücreti oluyor. Yıllık 100 lira filan gibi. Kurstan kursa da degisebilir fiyatlar. Dil daha uygun olabilir filan
Ama yani nasıl bı hocaya dusersiniz ve nasıl öğretilir kısmını bilemiyorum, dandik olurmuş gibime geliyor


red g
(25.07.18)
(15)

bir dövme sorusu da ben sorayım - şunu yaptırsam çok mu kötü olur

en başta belirteyim yakın zamanda dövme yaptırmak gibi bir fikrim zaten yok, sadece fotoğrafı çok sevdiğim için uzun vadede yaptıracak olursam belki bunu şeyederim diye düşünmüştüm. fotoğraf bu,https://images-na.ssl-images-amazon.com/images/I/71vLzpKuKoL._SL1200_.jpgyazılar olmayacak tabii. büyük bi
en başta belirteyim yakın zamanda dövme yaptırmak gibi bir fikrim zaten yok, sadece fotoğrafı çok sevdiğim için uzun vadede yaptıracak olursam belki bunu şeyederim diye düşünmüştüm. fotoğraf bu,

images-na.ssl-images-amazon.com

yazılar olmayacak tabii. büyük bir alan gerektireceği için de göğsümün sol tarafına (sovyetler dağılmış olabilir ama ben dağılmadım) yaptırırım diye düşündüm, normalde üstümde bi şey varken görünmeyecek yani.

çok mu kamyoncu işi, yahut efendime söyleyeyim "cheesy" duruyor? "hasta mısın lan böyle dövme mi olur, ne alaka" derseniz kendimce hoşlantı sebeplerim,

* rus dili ve edebiyatı okuyorum, haliyle sovyetli-ruslu şeylere zaafım var. daha doğrusu ruslu şeylere zaafım olduğu için rusça okuyorum.

* almanya ve almancayı da çok severim, o yüzden bilin bakalım neye ilgi duyuyorum...

* askerli şeyler olsun, bilhassa ikinci dünya savaşı, direkt ilgi alanlarım arasında. hatta becerebilirsem yüksek lisans, doktorada falan ikinci dünya savaşı, sovyetler birliği yahut doğu almanya üzerine çalışabilmek isterim.

* submissive bir kuçu kuçu olduğum için silahlı hanımlara ayrıca bayılırım.

* bu bir albüm kapağı. bu albüme hastayım. hatta düşündüm de dövmeye "alle lust will ewigkeit" kısmını da ekletebilirim.

* intihar ve ateş etmeyi severim.

aslına bakarsanız sadece beni üstsüz görecek kişiler görebileceği için affedersiniz yrrak dövmesi yaptırsam da çok sorun olmaz gibi ama bilmiyorum yine de fikir almak istedim.

istediğiniz gibi gömebilirsiniz, saldırın, feuer frei!
der meister
(25.07.18)
kötü bence. ben minimal dövmeleri seviyorum ama bu tip seviyor olsam bile kötü.


elorelia
(25.07.18)
bu ne olm?


datnet
(25.07.18)
Kafamı mikim demeyeceğiniz birşeyler yaptırın :)


sbryldrm
(25.07.18)
Yapma canım, yapma der meisterciğim. Hani böyle iri, sakallı, çıplak cildi üstüne deri yelek giyip kafasına bandana bağlamış "bear" stereotipi vardır ya, bu dövmeyi taşıması için tam o tip geldi gözümün önüne.


kobuzchu kiz
(25.07.18)
Kötü, zor ve gereksiz maliyetli olur.
Vereceğin paraya değmez.
Ben çok daha küçük ve kısmen basit bir fotoğraf için fiyat almıştım 3 yıl önce 2 bin denmişti.

Bence daha küçük bir şeyler düşün sonra yine istiyor olursan araştırır bulursun birini.
Ya da bulma ya o kadar seviyorsan poster yap as duvara, dövme yaptırılacak bir şey değil bu.


mutekebbir
(25.07.18)
Güzelmiş


Delay Fuze
(25.07.18)
sevgili der meister,

dövme estetik açıdan bir facia olabilir, ancak sen yaptırdığında kendini daha mutlu hissedeceksen yaptır gitsin.

sevgiler.


111111
(25.07.18)
Fazla kötü. Öyle böyle değil çok kötü. Pek sevmiyorum sizi. :F Kötü olsa bile çok güzel deyip gaza getirecektim. Ama bu o kadar kötü ki, yapamadım.


Sanatsal açıdan güzel bir fotoğraf ama dövme olarak düşünemedim. Arka planı da olmadan iyice saçma görünecek korkarım.

Ayrıca yukarıdaki maddeleri dövmende daha sembolik şekilde ifade edebilirsin, iyi bir veya birkaç dövmeciyle görüş bence, sana bu maddeleri içeren birkaç çizim yapsınlar, içinden beğenirsin.


peggy
(25.07.18)
40 yaşındaki pişmanlık olur


deadwampir
(25.07.18)
renkli ve biraz desen duzenlemesiyle fena bir sey cikmayabilir. Uzerinde oynanip belki kisiellestirebilirsin biraz daha. Ancak oldukca iddiali bir dovme olur onu soyleyeyim. Yani ilk dovme icin en ezindan.

dovme konsunda ise genel anlamda; dovmeyi kendi zevkin ve hayatin cervevesinde karar verirsen daha iyi olur. Yani bizler ve soran ya da sokata gorup gecen insanlar tamamen gecici insanlariz ve kimilerimiz begenmez kimilerimiz ilginc bulur sever. Gunun sonunda o desen senin vucudunda olacak. Senin huzurlu ve tatmin olmus hissetmen lazim.

Hangi deseni yaptiracagin konusunda ise biraz kendine sure tani. Yani yasanmisliklarin ve hayatin su evresinde bu cok onemli olabilir cok motive olmus olabilirsin ama sonrasinda da bu olacak mi ? o yuzden acele etmeye gerkek yok. Bir sure bu deseni gozun gorsun surekli. Bunalmazsan fikrirlerin degismezse tamamdir. Sonrasinda boyut stil bolde dovmeci asamsina gecersin.

ha pismanlik duyabilir misin ? evet duyabilirsin belki her dovme yaptiran duyabilir aslinda. Ama cok kasmaya gerek yok. Her sey oldugu gibi pismanligin kendisi de hayatin bir parcasi. insan yaptiklariya hatalari veya ordan cikartacagi dogrulari yani aldigi kararlar ile kendisini gerceklestiriyor. ''omrum boyunca benle olacak cok buyuk bir karar'' dramasina o kadar gerek yok.


AlsterWasser
(25.07.18)
fazla iddialı. yani ne bileyim rus çetesinde olsan ya da seks makinesi falan olsan yaptır da yani, ne gerek var şu yaşantıda. zaten submissive'mişsin. üni. öğrencisi olduğuna göre yaşın da genç. az çok nasıl biri olduğunu tahmin edebiliyorum üslubuna bakınca. muhtemelen 5 sene sonra soğuyacaksın, 10 sene sonra görmek bile istemeyeceksin. dövmenin seninle ilgisi yok.

tüm bunlar dışında, cheesy de duruyor evet.

bu arada, memesi olmadığı için ilk gördüğümde crossdresser sandım ben. öyle olsa bir derece daha anlamlı olurmuş. bu haliyle basit bir seks fetişi, başka bir şey değil.


sir gawain
(25.07.18)
@sir gawain, abi bütün eleştirileri anlıyorum da buna biraz bozuldum. seks makinası değiliz diye yorgan altında çorapla mı sevişelim yani, elimizden geldiğince makina olmaya çalışıyoruz, makina değilim diye kısıtlayayım mı kendimi :(( ünlü düşünür azer bülbül'ün de dediği gibi, "yar ben belanın ta kendisiyim"


der meister
(25.07.18)
kötü


kismisolungac
(25.07.18)
(7)

spor salonu (macfit özellikle) sorularım

şu an sadece beslenmeme dikkat ederek kilo vermeye çalışıyorum ve iyi gidiyorum ama uzun vadeli hedefim bundan çok daha fazlası olduğu için daha fazla ertelemeyip spor salonuna gideyim dedim. macfit'in fiyatları da uygun duruyor, en azından ilk bir ay gidip denerim falan. vakit de var artık.yalnız s
şu an sadece beslenmeme dikkat ederek kilo vermeye çalışıyorum ve iyi gidiyorum ama uzun vadeli hedefim bundan çok daha fazlası olduğu için daha fazla ertelemeyip spor salonuna gideyim dedim. macfit'in fiyatları da uygun duruyor, en azından ilk bir ay gidip denerim falan. vakit de var artık.

yalnız sorun şu: benim dizlerimde birinci derece yıpranma (biraz daha zorlarsam menisküs), sağ ayak bileğimde iyileşmiş olmasına rağmen hala zaman zaman sorun çıkaran çatlak, üstüne üstlük belimde fıtık var. haliyle verimli olarak doğru dürüst neredeyse hiçbir sporlu, seksli aktivite yapamıyorum. öte yandan patlayıcı ve seksi kişiliğimi her gün salata yemeye indirgemek de istemiyorum, derdim sadece göbeği yok etmek değil; demir gibi, çelik gibi, tank gibi olmak. yol uzun.

sorularım,

1) macfit'e gidip deli skmiş gibi eliptik bisiklete binsem kilo verme konusunda faydasını görür müyüm? bisikleti özellikle seviyorum. benim durumumdaki birisi için sağlıksız olur mu? bence tam aksine sağlıklı olur gibi geliyo ama bilemedim (koşu bandında yürüyemem, fıtık yüzünden düz yolda bile yürüyemiyorum normalde) "olm gerizekalı mısın sen, bisiklet sürmenin ne gibi bi zararı olabilir?" derseniz, eklemler yüzünden soruyorum. size tabii olmaz siz seksisiniz, ben adım atsam kemiğim kırılıyo.

2) macfit'te durumumu göz önüne alarak bana program yazabilecek, ilgilenecek hoca olur mu? şu aşamada temel bi ağırlık antrenmanı yeterli olur zaten. ekstra 500 kilom olduğu için hem kalori açığı yaratmam hem de kas yapmam en azından ilk 1-2 ay için mümkün olur diye düşünüyorum, kardiyonun yanında iki de dumbbell kaldırsam fena olmaz sanırım, iki yumurta fazla yesem gereken proteini alırım hem. yanılıyo muyum?

3) önerebileceğiniz başka bir yöntem, yol vs. var mı? uzun vadede hedefim öncelikle ideal kiloma dönmek, sonrasında güçlenmek, boyunsuz meister paşa olmak.

***

uzun lafın kısası üç yılda hayvan gibi kilo alıp sağlığa giden tüm yollarına kendi elleriyle mayın döşemiş, şu an istese bile "az yemek" dışında pek bir şey yapamayan biriyim. yakın zamana kadar kilo da veremiyordum aslında ama sonra ne olduysa bir aydınlanma yaşadım, iradem falan korkunç güçlendi, şimdi kola görünce içmek yerine tekme atar oldum. bir ayda 8 kilo verdim ama zayıflayınca hamur gibi dolaşmak istemiyorum. benim DÖÖŞMEM lazım, top oynamam lazım. o forma tekrar dönmem lazım. o yüzden gtümü kaldırmak istiyorum ama bunun için üç ay "ideal kilo"ya dönmeyi beklemek istemiyorum açıkçası.

ne yapalım ne edelim?
der meister
(25.07.18)
Aslında oturarak dumbell ile üst vücut çalışabilir; yerde mat bacak, karın (plank/leg raise/ bird dog/ deadbug vs) egzersizleri, mat bacak egzersizleri yapabilirsin. Dizleri sakat olana mini yani çeyrek squat öneriliyor, diz güçlendirme hareketleri oluyor yapacak çok şey var. Şu an kilo vermenin başında olduğun için bayağı etkili olur ve kilo verdikçe hem beline hem de dizine binen yük azalır programın güncellenir. Ama bu spor salonunda yakacağın ekstra kalori 100-300 kaloridir spor yaptım diye diyeti bozarsan kilo vermen durur hatta kilo alırsın. Bu nedenle sakın beslenme düzenini bozma.


neferkitty
(25.07.18)
Dizinde tarif ettiğin sorun, artroz ise eliptiğe 10 metreden fazla yaklaşma. Doktorunun söylediği hareketler dışında hiçbir bacak hareketi ve bisiklet çalışma.
Bel fıtığının durumunu bilmediğim için yorum yapmıyorum.
Salondaki hocaların tıp bilgileri yoktur. İyi niyetle de olsa yanlış yönlendirebilirler. Güvenme.
Maalesef doktorlarımız da genellikle 'spor yapma' deyip kestirip atıyorlar. Bir sporsever ortopedist bul sen. Ona danış.


oguz altun
(25.07.18)
@neferkitty, benim asıl merak ettiğim macfit'te bana program hazırlayıp hazırlamayacakları. yani bunları söylediğimde, durumuma uygun olarak bir program veriyorlar mı mesela? bir kere de olsa hareketleri nasıl yapacağımı gösteriyorlar mı ya da başımda durup "yapıyon tamam hadi bye" diyorlar mı? ihtiyacım olan bu. yoksa dumbbell evde de var :(

@oguz altun, doktorla zaten görüşeceğim ama artroz değil dizimdeki sorun. çok abartmadan bu şüşko halimle bile basketbol oynayabiliyorum mesela. dizler için belki çok sağlıklı değildir ama ben haftada 3-4 gün basket oynadığım dönemde kendimi daha iyi hissediyordum. yürürken bacağım-ayağım uyuşmuyordu, dizlerim ağrımıyordu vesaire. sanırım ve umarım hala kurtarılabilecek durumdayım


der meister
(25.07.18)
macfitte sana uygun program yazılır, aletleri, harketler' hepsini gösterirler. pt ile anlaşabilirsin.

lakin bunların hepsi ücrete tabii.. aksi halde hayir kimse basinda durmaz gostermez vs


AlsterWasser
(25.07.18)
@alsterwasser, sitelerinde "ayrıcalıklı hizmet" tarzı bir zımbırtı var. aylık 145 lira, katılım bedeli de 45 lira diyor. az para değil ama başlangıç için bir aylık deneyeyim diyorum. 190 liraya cidden oturup her şeyi göstereceklerse, bana uygun program hazırlayacaklarsa, "sakatım babo" deyince koşu bandı yerine eliptik bisiklet veriyorlarsa iyiymiş. baktım ortam güzel, salonu sevdim, 6 aylık alırım zaten sonradan daha da uygun olur.

istanbul'da salon bulamıyordum. ya oturduğum yere çok uzak oluyorlardı ya da çok pahalı. macfit iyiymiş yav mis gibi. ayda 200 lirayı pizzaya vereceğime spora veriyim.


der meister
(25.07.18)
Duyuruda deli skmis gibi bisiklet surerek kilo vermis fit olmus bir arkdas var. Ben gobek eritme sorusu sordugumda yazmisti. Demek ki oluyor.


stavro
(25.07.18)
bisiklet muazzam bi şey ya, eskiden oturduğum sitenin salonunda vardı, o zaman da deli gibi biniyodum. bi de şimdi şöyle tatlı bi planım var: gitmek istediğim bi yerle ankara arasındaki mesafeyi ölçücem mesela. sonra kendi vücut seviyeme, ne kadar sürebildiğime vs. bağlı olarak bi hedef ayarlıcam kendime. atıyorum gürcistan tarafından çıkıp 20 günde volgograd'a, 60 günde novosibirsk'e, 120 günde kamçatka'ya varacak kadar sürmüş olucam falan. böyle manyak manyak kendi kendime oyun oynarım, eğlenirim. hem de latin esintileri taşıyan nefis gödüme kavuşmuş olurum. umarım bisikletin "kalbin şu kadar atıyo, şu kadar kilometre gittin" sayacı vardır, yoksa başka oyun bulmam gerekecek :((


der meister
(25.07.18)
(5)

şekersiz kahvaltılık ve akşam yemelik yemekler

tarif yazın demiyorum ama en azından isim verebilirseniz çok memnun olurum. okumaya üşenenler için isteğim kısaca şu: bol miktarda protein, günlük enerji ihtiyacımı karşılayacak kadar yağ ve karbonhidrat içeren fakat kati surette işlenmiş ve şerefsiz şeker içermeyen yemek/öğün arayışındayım. üşenmey
tarif yazın demiyorum ama en azından isim verebilirseniz çok memnun olurum. okumaya üşenenler için isteğim kısaca şu: bol miktarda protein, günlük enerji ihtiyacımı karşılayacak kadar yağ ve karbonhidrat içeren fakat kati surette işlenmiş ve şerefsiz şeker içermeyen yemek/öğün arayışındayım.

üşenmeyen gönül dostları için gerisi aşağıda,

***

şeker bağımlılığım kontrolden çıkınca "bu saçmalıklara bir dur" demeye karar verdim. ilk aşamayı atlattıktan sonra ara sıra ufaktan yine girişirim belki ama şu an için önceliğim mümkün olan en uzun süre boyunca vücuduma hiçbir faydası olmayan, beyin kimyamı skip atan bu şerefsiz evladından uzak kalmak. en azından 30 gün. şimdi "olm ne gerek var" diyorsunuzdur belki ama her gün 3 litre meşrubat tüketip kekin, kurabiyenin dibine vurduktan sonra iki gün şekersiz kalmayı deneyin, o zaman tekrar konuşalım bunu. yiyene lafım yok, yiyen yesin de bana bu it oğlu iti savunmayın. koskoca adamım, çocuk gibi ağlayıp zırlıyordum evde çikolata yok diye. bundan sonra çikolata yiyeceğime eroinman olurum daha iyi. 20 günde 6 kilo verdim ve yaptığım şey sadece "bariz şeker" olduğu belli olan yiyecek ve içecekleri bırakmaktı. zorlu kısmı da atlattım gibi, canım çekmiyor artık, bundan sonra bunu hayat tarzı olarak benimsemek niyetindeyim.

gelgelelim siz de takdir edersiniz ki bu dış mihrak her türlü ürünün içinde var. ulan marketteki yoğurtta bile şeker var kaç gram. taze fasulye alayım pişireyim desen salçada da şeker var. "evde yap guzum" demeyin, öğrenci adamım ben, benim anneannem bile uğraşmıyor o kadar, ben nasıl evde yoğurt-salça yapayım.

en sonunda kafayı tamamen yiyip eti de sebzeyi de çiğ yemeye başlayacağım. o yüzden bana lütfen şekerli bi şey eklemek zorunda kalmayacağım, sapına kadar sağlıklı yemek önerin. tavuk bulyon atmayalım, ketçap sıkmayalım, market yoğurdu koymayalım, salça eklemeyelim.

tadı çok önemli değil. yenilebilecek doğru dürüst bir şey olsun yeter ki. atıyorum tavuk ızgara ve salata veya sabahları haşlanmış yumurta peynir-zeytin. bunlara alternatif üretmem lazım, her allahın günü bunu yiyemem. yulafı sevsem sabahları yulaf+muz yapmak istiyordum ama midem kaldırmıyor yulafı, kendimi at gibi hissediyorum. "muzda şeker yok mu it oğlu it" demeyin. meyvedekinden bi şey olmaz, zaten o kadar tatlı olmadığı için beynimde çikolata veya kola etkisi uyandırmıyor; yani muz yediğimde muz bağımlısı olmuyorum.

önerileriniz için şimdiden teşekkür ederim. kusura bakmayın biraz size de saldırmış gibi oldum, belki "ulan onu demeyin bunu demeyin, ne diyelim o zaman salak adam" dediniz okurken ama ben kendim sinirliyim şu an size garezim yok, o yüzden bu duyuru vesilesiyle kendimle de kavga etmiş oldum.
der meister
(20.07.18)
ceri domates, kozlenmis patlican, firinda sogan, firinda kabak-patlican-patates-biber kebap, kucuk salatalik, sekersiz tuzsuz kalorisiz soya sosu, dijon hardali, meyve yiyeceksen muzu dondur sonra robotta kakao ekleyerek karistir dondurma oluyor, kusburnu cayi ic

Ekmek yeme, onun yerine kahvaltida salatalik ile zeytin ye.


Traveller
(20.07.18)
Meisterciğim sakin ol, çok güzel tarifler vereceğiz sana. Hatta ben cevabımı yazıp bitirdiğimde yukarıda bin tane cevap olacak kesin.

Kahvaltı önerisi için geçen yazdığım bir cevabı buraya kopyalayacaktım ama soruyu silmiş sahibi :( Baştan yazıcam sana. Yulaf sevmiyorsan kahvaltıyı yumurtayla yap. Sabah iki yumurta haşla ye, omlet yap, çılbır yap. Hafta içi erken kalkıyorsan bir hafta sonunu ayırıp şöyle yap:
- Evinde fırın varsa, fırın tepsinin büyüklüğüne göre bir dolu (fırınların standart büyük tepsileri için 16 mesela) yumurtayı al, yumurtalar oda sıcaklığında beklerken tatlı kırmızı ve yeşil biber, sevdiğin peynirler, hindi füme, kuru et, mısır gibi şeyleri ufak ufak doğra. Bu doğradıklarını kenara kaldır, yumurtaların hepsini büyük bir çırpma kabına/kâseye kır, yumurta başına 1 yemek kaşığı kadar süt ekle, tuz, karabiber koy, hepsini çırp. Tepsini tereyağıyla bolca yağla ya da daha güzeli, pişirme kâğıdı ser ama yumurta kâğıdın altına sızabilir dikkat et. Yağlı/kâğıtlı tepsine yumurta karışımını dök, üstüne de az önce doğradığın malzemeleri serpiştir kafana göre. Hepsini her yere dağıtabilirsin ya da biberli, etli bölgelere ayırabilirsin. İstersen bu aşamada farklı baharatlar da serpiştir, pul biber olur, biberiye olur. At fırına 180 derecede, üstü kızarana kadar pişir. Çıkar, kaç yumurta kırdıysan o kadar dilime böl (4*4 dilim iyi oluyor fırın tepsisinde) aralarına pişirme kâğıdı koyarak poşetle, soğuduğunda buzluğa at. Her sabah bir ya da iki tane yersin, al sana kahvaltı.
- Fırın yoksa bir günde birsürü omlet yapıp (tavada tek kişilik) onları dürüm gibi sarıp buzluğa atabilirsin ama bu çok zaman alır.

Öğle ve akşam yemekleri için sebzelerden faydalan. Tencerenin üstüne oturtulan ve buharda pişirmeye yarayan aparatlar var, onlardan al. Brokoli, karnabahar, kabak, havuç, brüksel lahanası hatta taze fasulye gibi sebzeleri buharda pişirebilirsin. Aynı sebzeleri az zeytinyağı ve sevdiğin baharatlarla harmanlayıp fırında da pişirebilirsin. Yanına balık/et/tavukla veya bol yoğurtla çok güzel oluyor.

Mevsim yeşilliklerinden ye, yoğurtlu semizotunu al, koca bir kâse ye.

Tavuk göğsünü kuşbaşı ya da julyen doğratıp al, tavada zeytinyağıyla çevir, rengi beyazlaşınca çeyrek bardak soya sosu, çeyrek bardak su, iki damla balsamik sirke ve baharatları karıştırıp (tuz koyma, soyadaki yeter) tavuğun üzerine dök, bu sosla pişir. Sosu kıvamlı olsun istersen, tavaya dökmeden önce sosa bir tatlı kaşığı nişasta ekle. Buna sirke yerine köri koyarsın, tavuğa istediğin sebzeleri eklersin, tavuktan önce bir soğan kavurursun, tavuktan önce çiğ kaju/susam falan kavurursun, böyle böyle çeşitlendirirsin. Sosa barbekü sos ya da acı sos falan da ekliyorum ben bazen ama onlarda da şeker var galiba.

Balık pişirmeyi öğren ya da bilen bir arkadaş/sevgili edin. Ikea'nın paket somonu çok güzel ve pratik, gerçi ona da zam gelmiş ama buzluğa atarsan arada değişiklik olur, soğanla defne yaprağıyla falan fırınlarsın, hemen pişer.


kobuzchu kiz
(20.07.18)
- Şundan al, humus yaparsın: www.kenton.com.tr
Tarif: 2 su bardağı nohut unu
1 çay bardağı tahin
1 limonun suyu
1 çay bardağı zeytinyağı
2 diş sarımsak ya da sarımsak tozu
Yeteri kadar sıcak su
1 tatlı kaşığı kimyon

Yapışmaz özellikli bir tavayı ocakta iyice ısıt. Nohut ununu leblebi kokusu çıkana kadar kavur.
Derin bir kapta üzerine bir bardak kaynar su döküp mikserle karıştır, 5 dakika dinlenmeye bırak.
Üzerine sarımsak, limon suyu, zeytinyağı, tahin, kimyon ekleyip mikserle tekrar çırp.
Kıvamını sıcak su ekleyerek ayarla. Süzme yoğurt kıvamında olmalı.
Servis kabına yayıp üzerine zeytinyağında kırmızıbiber kızartıp dök.

- Güzel kasap köftesi varsa yakınlarda alabileceğin, ondan al arada, az yağlı tavada pişirirsin.

- Brokoli salatası yap:
1 orta boy brokoli
1 büyük elma
2 kapya biber
bir avuç kaju

Sos:
1 yemek kaşığı hardal
1 yemek kaşığı bal
beyaz sirke
zeytinyağı
tuz, karabiber

Malzemeler ufacık doğranır. Sos malzemeleri çırpılır, hepsi karıştırılır.

-Baklagillerden salata yap:
1 bardak haşlanmış kuru börülce
1 kırmızı köz biber
3-4 kornişon
Taze nane
Maydanoz
Roka
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Limon, balsamik sirke

Taze yeşillikleri ince kıy. Biber ve kornişonu ufak doğra.
Hepsini karıştır.

**
Bu kadar benden :)


kobuzchu kiz
(20.07.18)
Ben anlıyorum seni, beslenme konusunda elimden geldiğince stabil kalmaya çalışan biri olarak kahvaltı konusunda tavsiye verebilecek kadar yetkin olmadığımı söylemekle başlamak istiyorum zira her ne kadar dengeli beslenen, unlu gıdalardan kaçınan biri olsam ve bunu uzun süredir yapsam da, kahvaltının ekmeksiz 'gerçekleşebileceğini' hala idrak edebilmiş değilim. Domates, peynir, salatalık, yumurta klasiği hoş da; ekmek olmayınca yanında kesinlikle saçma bir şeye dönüşüyor o kahvaltıdan çıkıp; gitar, bas gitar ve davuldan oluşan bir grup çalarken bas gitarı çıkarınca ne oluyorsa kahvaltıdan ekmeği çıkarınca da o oluyor. Hissiyat kayboluyor, groove yitip gidiyor. Kimse kusura bakmasın. Bu demek değil ki ekmeksiz kahvaltıya alışılmaz, gayet alışılıyor. Ama kendini benzinlikteki araba hissediyorsun yani, yemek yemenin tek maksadı arabaya benzin doldurmak değil ki... Heh, işte kahvaltı tamamen zevksiz bir şeye dönüşmeye başladığında yapılacak şey o salatalık, domates, zeytin ve yumurtayı bir kenara atıp çorba işine girmek. Çorba işleri tamamen değiştirir, çok mu sıkıldın paso haşlanmış yumurtadan, dayıyorsun kendine süzme mercimek çorbasını birkaç gün, sonra yeşil mercimek, sonra efendime söyleyeyim meyve+yoğurt yaparsın bazı bazı, baktın artık değişik kombinasyon kalmadı, dönersin tekrar yumurta reise. Böyle dönem dönem bir ondan bir bundan şeklinde yaparsan devamlılığı sağlarsın, yoksa 10 gün her gün yumurta yersen 11'inci gün kusarsın, o ne la öyle.


fırt
(20.07.18)
sabah kahvaltısı için bir şey önermek için geldim, kimse yapıyor mu bilmiyorum ama kendi kendime ürettiğim bi favorim yulaflı yumurta. Bildiğimiz yulafı tavada zeytinyağında biraz kavuruyorsun, üzerine yumurta kırıyorsun, kırdıktan sonra şöyle bir karıştırırsan tavanın içinde iyi oluyor, yulaf her yere eşit dağılsın diye. kavrulmuş yulafın tadı kokusu çok güzel oluyor. istediğin gibi baharat da ekleyebilirsin, tuzsuz yenmiyor mesela bana göre. bir de yediğin şey sadece zeytinyağı-yulaf-yumurta, sanırım sağlıksız bir tarafı yoktur.

bir yumurta için 2-3 tatlı kaşığı yulaf yetiyor gibi, yulaf tavaya yayılacak, yumurtaya göre fazla olunca güzel olmuyor kıvamı pek. bir de bu tarife kavurma aşamasında ince doğranmış sebze ekleyebilirsin biraz, en güzeli pırasayı ince ince doğrayıp yulafın kavrulma aşamasında katıp bir süre kavurup üstüne yumurta ekleyince oluyor, inanılmaz bir lezzet, kulağa saçma geliyor olabilir ama, bir de tabi damak tadı.

neticede hepsini geçtim, yulafı zeytinyağında az kavurmayı dene yani lapa halini yiyemiyorsan, yulafı bu şekil kavurup bulgur ekleyip bulgur pilavı yapmışlığım bile oldu, lezzeti değişiyor meretin.


nimberjack
(20.07.18)
(5)

epic rap battles of history severler - favori battle'larınız hangileri?

en sevdikleriniz?
en sevdikleriniz?
der meister
(20.07.18)
hitler vs. vader ve hitler'e haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Mozart vs Skrillex de iyiydi.


rahip janick
(20.07.18)
Stephen King vs Edgar Allan Poe. Epic Rap Battles of History Season 3.
J. R. R. Tolkien vs George R. R. Martin. Epic Rap Battles of History. Season 5
Gandhi vs Martin Luther King Jr. Epic Rap Battles of History Season 2
Gordon Ramsay vs Julia Child. Epic Rap Battles of History - Season 5
Donald Trump vs Hillary Clinton. Epic Rap Battles of History.
Jack the Ripper vs Hannibal Lecter. Epic Rap Battles of History Season 4.


Artists vs TMNT
Frederick Douglass vs Thomas Jefferson
Alexander the Great vs Ivan the Terrible


temrani
(20.07.18)
rasputin vs stalin


justin & beethoven www.youtube.com


(4)

benim herhangi bir şekilde burs bulma şansım var mı?

bu yaşıma kadar okulla pek ilgilenmediğim ve istenen hiçbir şarkı yerine getiremediğim için zaten başvurmaya tenezzül dahi etmiyordum ama artık hem paraya ihtiyacım var hem de okula gidiyorum. gelgelelim, zamanında osmaniye'nin korkunç bir karar alarak il olmasıyla birlikte "ADANALI İŞ ADAMLARI DERN
bu yaşıma kadar okulla pek ilgilenmediğim ve istenen hiçbir şarkı yerine getiremediğim için zaten başvurmaya tenezzül dahi etmiyordum ama artık hem paraya ihtiyacım var hem de okula gidiyorum. gelgelelim, zamanında osmaniye'nin korkunç bir karar alarak il olmasıyla birlikte "ADANALI İŞ ADAMLARI DERNEĞİ" kapılarım da tamamen kapanmış durumda, kimse burs vermiyo. osmaniyeli iş adamlarından burs istediğimde de kömbe veriyolar en fazla "genç adamsın yersin" diye. en önemli dezavantajım şüphesiz ki şu an 24 yaşında ve rus dili & edebiyatı gibi akademidekilerin bile iplemediği bir bölümde okuyor olmam. diğer tüm kriterlere uygun olsam bile dil-edebiyat bölümlerine burs bulamıyorum.

bu şartlar altında şansım olabileceğini düşündüğünüz, şu ara veya önümüzdeki ay başvuru kabul eden kurum-kuruluş, bir yer var mı? gerçi yaşımı görünce direkt olarak "AHAHAHAHAJSFJSKFS" diyecekler ama olsun, varsa şansımı denemek istiyorum yine de.
der meister
(18.07.18)
Kısa bir başvuru metni ile başarıya ulaşacağını tahmin ediyorum.


lata
(18.07.18)
linkedinde takilsana sen biraz. rusyayla is yapan sirketleri arastir, sirket yetkililerine mesaj at iste ortalamam iyi, mezun olunca sizin gibi rusyayla calisan sirketlerde gorev almak istiyorum falan de anlat kendini rusya askini falan. mezun olunca dolu bir insan olacagini belli et yani.

arkadasim burs bulmustu bu sekilde


aydonno
(18.07.18)
teoride fena fikir degil de neblim oyle laks diye burs isteyemem ki, ne diyecegim adamlara. dolu olacagimi ispat etsem ne olur 24 yasinda okula basliyorum daha. tamam insanlar beni uzmek istemedikleri icin "daha cok gencsin olum 24 yas nedir" diyorlar, evet 24 yas 80 sene yasayacagimi varsayarsak falan hicbir sey degil ama baska bir meziyeti, isi ya da yetenegi olmayan birinin lisansa baslamasi icin gec gibi biraz.


der meister
(18.07.18)
yav dedigim arkadasim da cap yapiyordu okulu uzatmisti yedinci senesiydi sanirim yirmi bes yasindaydi o da
su yas mevzusuna takilma artik

sen beni dinle. ben de oyle demistim nasi isteniyo ki oyle cat diye, ama isteniyor ve oluyormus. sen bi yaz buldugun yerlere, olumsuz cevap gelse bile belki suraya suraya basvurabilirsiniz diyen yol gosteren biri olur


aydonno
(18.07.18)
(1)

kyk kredi geri ödemesi hk.

(hepsini okumaya üşeniyom diyosanız yıldızlı kısma kadar okuyabilirsiniz, asıl soru orada. gerisi detay)kredi geri ödemem kyk'nın sitesine göre ekim 2019'da başlıyor fakat ben hazırlığı yeni bitirdim, ekim 2019'da normal şartlarda ikinci sınıfa geçmiş olacağım. bu durumda "okuyorum cnm almayayım :))
(hepsini okumaya üşeniyom diyosanız yıldızlı kısma kadar okuyabilirsiniz, asıl soru orada. gerisi detay)

kredi geri ödemem kyk'nın sitesine göre ekim 2019'da başlıyor fakat ben hazırlığı yeni bitirdim, ekim 2019'da normal şartlarda ikinci sınıfa geçmiş olacağım.

bu durumda "okuyorum cnm almayayım :))" diyerek bunu öteleme şansım var mı? yoksa "26 yaşına gelmişsin it oğlu it bana ne okuyosan, öde şunu" deyip söke söke alacaklar mı ekim 2019'dan itibaren?

***

olay şu,


liseyi bitirip eylül 2012'de yerleştim, burs kazandım.

ikinci senemde sınava girip başka bir bölüme yerleştim eylül 2013'te. burs kesildi. kyk'ya dilekçe yazdım "HUOOUV OKUYOM LAN BEN DAHA. KREDİYE ÇEVRİLMESİNE. TŞK." dedim. krediye çevirdiler.

sonra ben o bölümde de okumadım ama bu sefer başka bir yere geçmek aklıma gelmedi. en son eylül 2017'de başka bir okula girdim, hazırlığı bitirdim şimdi de birinci sınıfı bekliyorum.

özetle mevcut okulumda sene kaybım yok ama son kredi parasını eylül 2016'da almışım. şimdi bunları paşa paşa ekim 2019'da ödemeye başlamam gerekiyor mu yoksa öğrenciyim deyip de öteleyebilir miyim fitu fitu?
der meister
(17.07.18)
Kyk’ya başvur yeni bir okula geçtim diye, geri ödeme takvimini ona göre belirleyebilirler fakat arada boşluk var diye yapmama ihtimalleri de var. O zaman da okuyom ben ya diyerek erteleme talep edebiliyorsun faizi mukabilinde.


nrmnm
(17.07.18)
(3)

donmuş kıyma ve onu nasıl çözmeliyiz

slm,buzlukta kıyma varmış buzdolabı poşetinin içinde. ılık su dolu kabın içine bıraktım. boyutu çok büyük değil el kadar, belki birazcık daha büyük. ince zaten. 3-4 saat içinde çözülüp pişirilebilecek hale gelir mi bu? gelmezse daha hızlı fakat sağlıklı bir biçimde, dış mihrak müdahalesi olmadan çöz
slm,

buzlukta kıyma varmış buzdolabı poşetinin içinde. ılık su dolu kabın içine bıraktım. boyutu çok büyük değil el kadar, belki birazcık daha büyük. ince zaten. 3-4 saat içinde çözülüp pişirilebilecek hale gelir mi bu? gelmezse daha hızlı fakat sağlıklı bir biçimde, dış mihrak müdahalesi olmadan çözülmesi için yapabileceğim bir şey va mı? erimeyecekse çözülmeden geri atayım buzluğa. çok garip bi şey değil mi ya düşününce bak size soru soruyorum siz cevap verebiliyosunuz. halbuki kıymaya sorsam ne zaman çözülürsün diye bi şey diyemiyo. allah allah ya.
der meister
(16.07.18)
kofte falan degil de yemek yapacaksan cok kasmana gerek yok. tencereye az yag dok, at kiymayi icine, yak altini. Simdi kiymanin dis katmani isindikce cozulecek kahverengilesecektir. orayi kasikla kazi (zaten dokulecektir kendiliginden), dokulen parcalari cok kavurmadan hemen ayri bir kaba al (pismesine gerek yok henuz, buzlu bolgeden ayrildigi anda baska kaba al) boyle boyle kaziya kaziya 5 dakikada hepsi cozulur. Sonra ayri kabi tencereye geri dok, normal cozulmus kiyma gibi kavur. Uzerine yemegi insa et. Bunu boyle yapmazsan, sen kiymayi tencerede cozerken en basta cozulen kisimlar kurur yagda cok uzun sure kavrulacagi icin o yuzden ayri kaba aliyoruz.

Eger tam cozulmesi lazim kofte yapicam diyorsan istedigin randimani alamazsin 3-4 saatte. En azindan 2 saate kucuk parcalara ayirip biraz da oyle bekletmen lazim. En iyi yolu, buzluktan ust tarafa buz dolabina al, yarin cozulmus olur.


robokot
(16.07.18)
bicakla dogruyabildigin kadar dogra. yarim saatte bir dis kisimlari cozuldukce kenarlarindan dogramaya devam et. yuzey alanini ne kadar artirabilirsen o kadar kolay cozunur. mikrodalga firinin varsa onlarin buz cozme ayari oluyor. normal firinda dusuk sicaklikta (100-120) cozdurebilirsin. havalar sicak, balkona gunesin altina koyabilirsin vs vs.

bundan sonrasi icin de aklinda bulunsun kiymayi buzluga top olarak degilde buzdolabi posetinin icinde kagit gibi yayarak kaldirirsan cok kolay cozulur. ben yarim santim kalinliginda olcak sekilde yayiyorum kiymayi kaldirmadan once, hem buzlukta daha efektif bir sekilde yer kapliyor hem de kullanmak istedigimde 10-15dk icinde cozulmus oluyor. ayrica hepsini kullanmayacaksam da ince oldugu icin kirip istedigim kadarini alabiliyorum.


crucio
(16.07.18)
Fantastic beasts and where to find them


yazarcik
(17.07.18)
(5)

okuduğu okulda kısmi zamanlı çalışan var mı?

tecrübelerinizi merak ediyorum. eylül'de alınıyormuş başvurular, başvurmayı düşünüyorum. sorularım,1) başvurduğumda seçilme ihtimalim ne kadar? annem babam ayrı mesela, burs verirken olduğu gibi bu tip şeylere bakıyorlar mı? onun dışında hazırlıktayken bana okuldan tebrik bi' şeysi verdiler, bölüme
tecrübelerinizi merak ediyorum. eylül'de alınıyormuş başvurular, başvurmayı düşünüyorum. sorularım,

1) başvurduğumda seçilme ihtimalim ne kadar? annem babam ayrı mesela, burs verirken olduğu gibi bu tip şeylere bakıyorlar mı? onun dışında hazırlıktayken bana okuldan tebrik bi' şeysi verdiler, bölüme en yüksek puanla giren öğrencilerden biriymişim diye. bunun etkisi olur mu?

2) haftada sadece üç gün dersim var. işi öğrenciye göre ayarlıyorlar mı (yani dersi olan günlerde çalışsın veya dersi yokken gelip yapsın gibi) yoksa program tamamen onların iş ihtiyacına göre, ders programım dikkate alınmadan mı düzenleniyor? (dersim olan saatlere iş koymazlar tabii orası kesin de, demek istediğim, atıyorum pazartesi 10-13 arası dersim varsa, "bu çocuk pazartesi hem okulda hem de çok dersi yok, 14-19 arası kitleyelim bunu" şeklinde kolaylık sağlıyorlar mı)

3) yapmış olanlar: göreviniz neydi, ne yapıyordunuz ve hepsinden önemlisi derslerinizi olumsuz etkiliyor muydu?

yanılmıyorsam zaten haftada 15 saati geçmiyor ve aylık 400 liraya geliyor. nefis meblağ değil ama güzel yine de. çok heLecanlıyım.
der meister
(14.07.18)
ozel bi universitede burslu okurken kutuphanede calistim, ben calisirken okulda pek yaygin bisey degildi, o yuzden biraz ezik muamelesi goruyor gibi hissetmistim, ama senin okulunda zaten varolan ve herkesin bildigi bir uygulamaysa ve isini gorecekse gayet de guzel olur, devam..


alttaraf
(14.07.18)
geçen sene için ilanlara baktım da erasmus birimine atsalar beni ne güzel olur yau, öğrencilere rehberlik falan ediyormuşuz. tek şartı ingilizce bilmek. avrasya ve rusya araştırmaları bilmem ne merkezi var aslında. rus dili ve edebiyatı okuduğum için orayı da istiyorum ama oraya siyasal'dan alıyorlarmış sanırım sadece. tüh. ABİCİM BAK ŞİMDİ LOOK diye erasmuslu bebelere yardımcı olayım, pişti falan oynayalım oryantasyon süreci olsun mis gibi. oraya seçseler bari. hem kendi bölümüm için almanya'yla anlaşma bağlamak istiyorum, oradakileri tanımak yardımcı olabilir sanırım.

@yuzır, MAYIŞTAN HABER VER

***

edit: aa, başvuruyu zaten biz kendimiz istediğimiz birime bireysel olarak yapıyormuşuz, öyle ortaya başvurayım da ihtiyacı olan birim beni seçsin yokmuş. iyi iyi.


der meister
(14.07.18)
3 sene önce son sınıfta çalışmıştım. Kendi bölümüme seçilmiştim. İş falan vermiyorlardı öyle. Birkaç kez oraya buraya evrak için gönderdiler o kadar. Bir iş verdiklerinde dersim varsa " Biz yaparız sen dersine gir. Senin dersin daha önemli." diyorlardı. Doğru düzgün çalıştım sayılmam o derece. O yüzden ben burs olarak görüyordum. O zaman da 270 Tl falan alıyordum.


Ben devlet üniversitesinde okudum. Bir süre kısmi zamanlı işte çalıştım. İlk başlarda kütüphanede çikmasını istiyordum ama orda calişanlarin cok yoruldugunu hep ayakta kaldiklarini duyduktan sonra iyi ki de çalışmamışım demiştim.

Yemekhane çıkmısti bana. Ogle yemeginden once 11 gibi gidip 2 gibi cikiyordum. Hocaların katinda oldugum için yoğun değildi. İsim sabah gider gitmez masadaki eksikleri doldurmakti. Misal pecete tuz baharat kurdan vs. Sonrasinda yemek dolduranlardan eksik varsa o gun corba filan dolduruyordum. Bir abla tepsileri bosaltip yikama bolumune getiriyordu. Tabaklari bulasik makinesine koyuyorduk. Tepsileri de elde yıkıyorduk. Burada sikinti şuydu; su çok üzerime döküluyordu ya da ben beceriksizdim. Haliyle ayakkabini seçerken dikkat etmen gerekiyordu. Mevsim kis oldugu ićin botlarim su çekmiyordu Allah'tan. Yazin bez ayakkabı sorun olabilirdi. Ben çok sakar olduğumdan bazen kayıp düşüyordum akabinde hep beraber gülüyorduk.

İyi tarafı şu ki öğrenci olduğum icin sinav veya ders durumunda git git tabi diyorlardi. Birde saat hesabi çalıştığın için çalıştığın saat kadar para yatıyordu. Ben hiç yapmadim ama bazi arkadaşlar gitmedikleri gunlere de cuma gunu imza kagidina imza atip geldik gosterip ayni ucreti alabiliyorlardi.

Kötü tarafi şuydu gün sonunda kalan yemekler çope gidiyordu hep israf oluyordu. Kaç defa yurtta kaldigimizi, aksam icin kalanlardan götürüp götüremeyecegimizi ya da kalan artiklari kopeklere verebilir miyiz dememize ragmen yok yemekhane disina yemek cikarmak yasak demislerdi. Ama yemekhane personeli götüruyordu:/

Ben kurs okul ve işi beraber götürmekte epey zorlanmistim. Derslerimi olumsuz etkilemiyordu ama fiziken yoruluyordum. Birde beraber çalıstigimiz yemekhane personeli çok iyi insanlardi ama ırkçı denilecek kadar milliyetçilerdi. Konuşulan konular ve dusunceleri bazen çok rahatsız ediyordu. Haliye uzun süre devam edemedim.


Amaranta ursula
(14.07.18)
İki sene çalışmıştım. Çok rahat bir şey. Hem de ben okulun en yoğun birimi çay ocağında çalışmama rağmen çok keyif almıştım.

Okuldan okula değişiyor ama. Kimi okul bu konuda iyi, kimi okul da cimri alım konusunda. Sen başvur yine de.


buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.