Giriş
(2)

ttnet fatura sorusu

fatura son odeme tarihi ayin 20'si. su an odenmemis (gecikmis) kasim ayi faturasi + kesilmis aralik faturasi (bunun son odemesi gelmedi henuz) var. iki gun icinde odemezsem kesilecek. bu durumda gecikmis faturayi odesem yeterli mi yoksa gecikmemis olsa dahi tum fatura borcunu odemek mi lazim bilen v
fatura son odeme tarihi ayin 20'si. su an odenmemis (gecikmis) kasim ayi faturasi + kesilmis aralik faturasi (bunun son odemesi gelmedi henuz) var. iki gun icinde odemezsem kesilecek. bu durumda gecikmis faturayi odesem yeterli mi yoksa gecikmemis olsa dahi tum fatura borcunu odemek mi lazim bilen var mi?
der meister
(10.12.18)
aralık faturasının son ödeme günü gelmediyse kasımı ödemek yeterlidir bence.


elorelia
(10.12.18)
Hattı keserlerse tamamımını ödemeden açılmıyor. Hat henüz kesilmemişse sonuncu dışındaki faturaları ödemeniz yeterli.


auroraaurora
(10.12.18)
(7)

asti'de saat 12'den sonra ulasim ve hayat var mi

4 saatte istanbul'dan bolu'ya anca gelebildik, son metroya yetisebilecegimi sanmiyorum. normalde asti-dikimevi yapiyorum, indikten sonrasini yuruyorum. simdi son metroya yetisemezsem dolmusla ya da otobusle vs. bir sekilde kendimi cebeci ya da kizilay'a atma sansim var mi? ayrica bu metrolar falan 1
4 saatte istanbul'dan bolu'ya anca gelebildik, son metroya yetisebilecegimi sanmiyorum. normalde asti-dikimevi yapiyorum, indikten sonrasini yuruyorum. simdi son metroya yetisemezsem dolmusla ya da otobusle vs. bir sekilde kendimi cebeci ya da kizilay'a atma sansim var mi?

ayrica bu metrolar falan 1'e kadar calismiyor muydu artik, ankaray midir ne halttir niye son metro 23:50 gorunuyor? o kadar askim dedik medeniyet dedik sevdik ve ovduk, karsiligi beni 6 saat asti'de mahsur birakmak miydi ankara?
der meister
(09.12.18)
Seçenekler
1. Söğütözü metroya yürümek 1'e kadar açık
2. En yakın otobüse yürümek sabaha kadar var otobüs
3. Hep yürümek. Valiz yoksa sabaha kadar aştide beklemekten mantıklı dikimevi olmasa da kızılaya yürünür hani
4. Taksi öğrenciysek bu ihtimal zor gibi


Arka tarafta servis otobüsleri var?


adwokat
(09.12.18)
107-6 senin çaren bu otobüs


kablelvuku
(09.12.18)
asti'deki metro (ya da ismi neyse bunun) 1'e kadar acik degil mi peki? onu net olarak bilen var mi?


der meister
(09.12.18)
153’ü de ben ariim anasını satiim. Aradım, hilal diye bi kız çıktı. Aştiden kalkan son metro 12:50. Dikimievinden 12:55 dedi.

Bu arada aştiden kızılaya bu saatte, hem de bu soğukta yürünür mü ya. Düşmanıma bile önermem.


Delay Fuze
(09.12.18)
Meister sen golbasinda degil miydin? Kaç gibi ineceksin bilmiyorum ama yukarıdaki yanıtları adwokat hariç boşver.

Adwokat +1
Kızılay, Sıhhiye yönüne giden Asti gelen yolculari icin Beyaz otobüsler var ücretsiz. Onunla gidebilirsin.


grobet
(09.12.18)
gecen sene golbasi'ndaydim, cebeci'deyim artik. tesekkur ederim cevaplar icin, bugun de yolda kalmadik sukur


der meister
(09.12.18)
(3)

bolu tuneli civarinda kar var mi su an?

3-4 saat icinde o taraftan gececegim de yasamayi cok sevdigim icin heyecanlandim djdkdk belki orada kar vardir diye. bozuyuk'te falan vardi cunku cuma gunu. mgm'ye bakiyorum yok kanka 9 derece diyor ama bilemedim. yakin zamanda gecen ya da havanin nasil oldugunu bilen var mi? iki kar goreydik kiz...
3-4 saat icinde o taraftan gececegim de yasamayi cok sevdigim icin heyecanlandim djdkdk belki orada kar vardir diye. bozuyuk'te falan vardi cunku cuma gunu. mgm'ye bakiyorum yok kanka 9 derece diyor ama bilemedim. yakin zamanda gecen ya da havanin nasil oldugunu bilen var mi? iki kar goreydik kiz...
der meister
(09.12.18)
Tunelin bir yonu kapaliydi ama?


fever
(09.12.18)
o zaman soyle sorayim, ankara yonune giden otobuslerin bolu'da gectigi herhangi bir yerde kar var midir? :)


der meister
(09.12.18)
kendi sorumu cevaplamis olayim: gerede tarafinda var azicik ama amatoru eglendirir. baska da bir sey yok.


der meister
(09.12.18)
(2)

schengen vizesi sorusu

"vize işlemleri sizi" duyusunu gördüğümde aklıma geldi. zaten yapacağımdan değil ama merak ediyorum.diyelim ki benim sürekli olarak para girip çıkan bir banka hesabım var. içerisinde de o anda (ve en azından 3-4 aydır) 200€ var. miktar kâh artmış, kâh azalmış ama 200€'nun altına düşmemiş. üniversite
"vize işlemleri sizi" duyusunu gördüğümde aklıma geldi. zaten yapacağımdan değil ama merak ediyorum.

diyelim ki benim sürekli olarak para girip çıkan bir banka hesabım var. içerisinde de o anda (ve en azından 3-4 aydır) 200€ var. miktar kâh artmış, kâh azalmış ama 200€'nun altına düşmemiş. üniversite öğrencisiyim.

hiç sponsor falan karıştırmadan, uçak bileti ve kalacak yer rezervasyonuyla birlikte maddi kaynak olarak bu hesabımı göstersem ve örneğin macaristan'da 4 günlük bir seyahat planlasam verirler mi? çünkü macaristan için günlük gereken paranın 50€'dan fazla olacağını sanmıyorum.

iş bu kadar kolay mı özünde yoksa dedemin traktörünü göstermem ya da bi' yerde çalıştığımı ispatlamam şart mı?

dediğim gibi ben zaten öngörülebilir bir süre içerisinde schengen'e ayak basamam (basabilecek olsam da o parayla karadağ, sırbistan, belarus falan gezerim zaten vizeyle uğraşacağıma) ama prosedürü merak ediyorum. atıyorum almanya "günlük 30€ olmalı" diyorsa, diğer belgeleri tamamladıktan sonra, 4 gün için ben hesabımda sadece 130-140€ göstersem "tamam bunun parası var, öğrenciymiş de geri döner ülkesine" deyip veriyorlar mı? yoksa en azından 1000€ görmek istiyorlar mı her koşulda?
der meister
(05.12.18)
aslına bakarsan ana tema ülkene geri döneceğinin garantisi yoksa hesabında 100 dolar 1000 dolar ana etken değil. Seni türkiyeye bağlayan ne var ülkeye girince kaçak şekilde orada kalmayacağının sözü iknasını istiyorlar. Tabi paran olmadan da sokmuyor adam seni orada aç kalıp hırsızlık da yapabilirsin diye.

edit:öğrenci işsiz orada akrabası olanlar potansiyel kaçak göçmen olarak görülür eğer herhangi bir sponsoru işi evliliği buraya bağlayan malı mülkü yoksa.


basond
(05.12.18)
Bence vermezler, yaş itibariyle direkt kaçak işçi gibi. Sponsorsuzluk aile bağı yok gibi de görünebilir. Onun dışında hesabında 500.000 lirası olanın da ret aldığını gördü bu gözler.


whoosie
(05.12.18)
(8)

ankara yht garına gidiş

cebeci'deyim. ilk kez binmem gerektiğinde sabah 6'da gitmem lazımdı, o yüzden taksiye bindim. indiğim yerde metro ya da toplu taşımaya dair hiçbir emare göremedim açıkçası.bu sefer daha uygun bir saatte gideceğim. yht garına dikimevi yahut sıhhiye metrosundan geçme şansım falan var mı? veya başka bi
cebeci'deyim. ilk kez binmem gerektiğinde sabah 6'da gitmem lazımdı, o yüzden taksiye bindim. indiğim yerde metro ya da toplu taşımaya dair hiçbir emare göremedim açıkçası.

bu sefer daha uygun bir saatte gideceğim. yht garına dikimevi yahut sıhhiye metrosundan geçme şansım falan var mı? veya başka bir toplu taşıma şeysi?

belki saat 6 olduğundan öyle geldi bilmiyorum ama taksici bildiğin hız yaptı, sonra da ıssız yerde attı beni resmen, gar binası var başka da bi şey yok alala. ben mi görmedim metroyu falan? sanki metro gidiyodu gara?
der meister
(03.12.18)
maltepe metro durağı varmış 10 dakika yürüme mesafesi. (dikimevi-kurtuluş-kolej-kızılay-demirtepe-maltepe) (sıhhıye'den geliyorsan kızılay'da aktarma yapacaksın)


Ankaray Maltepe durağında inip alt geçitten geçerek gidebilirsin ama ben 339'a (paralı olan) binmeni tavsiye ederim, direkt önünde indiriyor.


signore
(03.12.18)
Sıhhıye'den köprünün üzerinden Esk. Yolu istikametine giden dolmuşlar hemen önünden geçiyor. Başka hatlar da geçiyordu ama şimdi hatırlayamadım. Dolmuş kahyaları var, onlara sor ilk gelene bindirirler.


battal gemalmaz
(03.12.18)
Metro maltepede in. Gazi unisi oklarini takip et.


nax
(03.12.18)
Sıhhiyeden banliyo treni 2 dk’ya gider


Delay Fuze
(03.12.18)
direkt cebeciden bin banliyöye veya kurtuluştan (neresi yakınsa sana, bilemedim) neden sıhhiyeye geliyorsun ki? garın içinde inersin.

metro var ama yok: metro haritalarında durak var ama henüz inşaatı bitirilip açılmadı, o yüzden yok.


niye ama
(03.12.18)
cebeci ve ya kurtulus'dan banliyo trenine bin. ankara'da in ta da gardasin.


1917
(03.12.18)
cebeciden direkt banliyö +1

uğraşmaya gerek yok


nrmnm
(04.12.18)
(15)

uyanamıyorum. bu konuda sigarayı suçlayabilir miyim?

aslında 2 yılı aşkın süredir içiyorum bu boku ama genelde "ferah" alanlarda içerdim, şu an evdeki durum dolayısıyla sadece odamda içebiliyorum ve takdir edersiniz ki ne kadar havalandırsam da oksijen falan piii gitmiş hep. genel olarak zaten zıpkınlıktan çok uzağım ama hiç alışık olmadığım ölçüde zo
aslında 2 yılı aşkın süredir içiyorum bu boku ama genelde "ferah" alanlarda içerdim, şu an evdeki durum dolayısıyla sadece odamda içebiliyorum ve takdir edersiniz ki ne kadar havalandırsam da oksijen falan piii gitmiş hep. genel olarak zaten zıpkınlıktan çok uzağım ama hiç alışık olmadığım ölçüde zorlanıyorum uyanırken. o kadar ki artık genellikle geceleri uyumayıp okuldan dönünce uyuyorum, yoksa zinhar kalkamıyorum.

ben en hareketsiz, en şüşko, en sağlıksız dönemimde dahi en fazla alarmı 10 dakika erteleyen bir adamdım ki "alarm duymama" gibi bir ihtimal yoktu. şimdiyse gece 12'de yatağa girsem ve alarmımı 9'a kursam, saat 14-15 gibi kalkıyorum - o da zorla yine, "hmm uykumu aldım camış gibi uyudum nefis" diyerek değil.

hayatımda pek bi' şey değişmedi geçmişe kıyasla - aksine, şu an daha iyi beslenip daha aktif yaşıyorum ve kendi çapımda da olsa spor yapıyorum ama bunun spor/yürüyüş yorgunluğu olması imkânsız, yeni başlamadım çünkü buna.

yav ben şimdi sigarayı bıraksam (çok istediğim ve planladığım bi şey, hafta sonunu çok sigara içilen bi ortamda geçireceğim için o zamana bıraktım ama cidden üzerine düşüyorum bu sefer, eskisinden farklı olarak canım sigara içmek istemiyor) toparlar mıyım acaba? kafam hep dumanlı, hep uykum var... diyorum ya ben b12'sizlikten dengemi kaybedip yere düştüğüm, günde 6 iskender + 3 tepsi baklava yediğim zamanlarda bile bu kadar uykucu değildim ya.

"sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin" deyin de kapatalım bu konuyu he hadi :(
der meister
(02.12.18)
yıl oldu 2019 hala sigara içen insanlar var çok ilginç.

sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin.


AlsterWasser
(02.12.18)
sigaradan knk, bırakırsan düzelirsin

7 ay oldu bırakalı. Hayat çogzel. 11 sene ağır m4llık etmişim.


farabi
(02.12.18)
ben sigara kullanıyorum istediğim zaman saat kurmadan kalkıyorum. hiç de zorlandığımı hatırlamam.


killerbee
(02.12.18)
sigaradan, kop gel günahlarından


basond
(02.12.18)
Zeki müren’i bile suçlayabilirsin. Ama bu onun suçlu olduğunu tabii ki göstermez.

Ben sigara içince bağırsaklarım çalışıyo, uykum geliyo. Günde maksimum 3 tane içerim ama. Öğlen yemeğinden sonra, işten bunalırsam akşam 6’dan önce bi tane daha, tam yatmadan önce 1 tane.

Öğrenciyken ben de öküz gibi sigara içerdim. Hem de odamda. Cidden o etkiler. Aynı böyle akşama kadar uyurdum. Sigarayı odanda içme. Odanda içmezsen daha az içersin hem. Özel çaba sarf etmen gereksin. İnsanları rahatsız ettiğini düşün, bil. Dışarıda falan da içme. Ferah alanın sadece evinin balkonu, binanın önü olsun.


Delay Fuze
(02.12.18)
yau sigara içmek bence de çok saçma ve lüzumsuz bir hareket ama nabalım, ben çocukluğumdan beri dumanını mumanını çok severim. 22 yaşına kadar direndim, mal gibi gittim o saatten sonra başladım... bırakacağım İNŞ. çünkü normalde "çok zararlı, çok kötü ama gencim lan bana ne, içmek hoşuma gidiyo" derdim. artık o noktayı da geçti. yarım saatte bir ziftlenmek zorunda olmak, leş gibi kokmak, "ağzım kokuyo mudur" korkusuyla yaşamak, hiçbir şeyden tat almamak vs. hoşuma gitmiyor. artık iş "hiç sevmiyorum ama içmezsem gafayı yiyorum, mecbur içecem, bağımlılık işte nabarsın" raddesine geldi.

o yüzden şu hafta sonu etkinliğini de arkamda bırakıp sağolsun bir duyurucunun gönderdiği nikotin sakızlarıyla birlikte taarruza geçeceğim. hepsini geçtim ben düzelmeyeceksem de odam düzelsin, duman içinde yaşıyorum resmen böyle bi şey olabilir mi yav. her yere sindi pis pis.

daha önce 22 gün içmediydim geçen sene. bu sefer 222222 olsun allahım inş tşk.


der meister
(02.12.18)
evet, çünkü işini yapmaya çalışan adamların önüne ket koyuyosun, onlar da senin her gün kaybettiğin enerciyi yerine koyamıyolar. giderek zorlaşıyor ve bazal güç bile yetmiyor işte, güç düşüşünün kümülatif artması da olası.


neynep
(02.12.18)
tesadüf mü bilemiyorum ama sigarayı bıraktıktan sonra hiç zorlanmadan saat 7'de kalkar oldum mesela ben.


soso
(02.12.18)
tesadüf değil, gerçekten öyle @soso'nun dediği. istisnalar tabii ki olacaktır, işte "beynini aldıar adam 90 yıl yaşadı"" filan, her şey olur dünyada, ama sorunun cevabı bence -ve ısrar edilirse ve benim için kazançlı olacağına ikna olursam- bilimsel verilerle ispatlarım bile. ama öyle.


neynep
(02.12.18)
doğru düzgün oksijen alamadığın için uykun yeterli gelmiyor olabilir. yani, sigarayı suçlayabilirsin.


nice tnetennba
(02.12.18)
yeterli oksijen alamadığımı ben de düşünüyorum çünkü çok tuhaf bir şekilde özellikle son birkaç aydır çoğu gece "uyumak"tan ziyade "göz dinlendirme" yaptığımı hissediyorum. uykuya geçmem 3 saati buluyor, uyurken "uykuyla uyanıklık arası" durumunu çok sık yaşıyorum, yani 13-14 saat yataktaysam 4-5'inde tam anlamıyla uykuda oluyorum sanırım. daha önce hiçbir sağlık sorununda ya da durumda yaşamamıştım bunu.


der meister
(02.12.18)
ben de doğru düzgün nefes alamadığım için uyku kalitemin düştüğünü breathe right kullandığım zaman anlamıştım. burun delikleri açıldığından, hangar kapısına dönüyosun, sonra mis gibi uyku geliyo.


nice tnetennba
(02.12.18)
Sigaradan ziyade sabah 8 de bile hava karanlık oluyor, bundandır bence.


gölgede aynı
(02.12.18)
sabah 8'de uyandığımı kim söyledi...


der meister
(02.12.18)
Ben söyledim.


soyut park
(03.12.18)
(9)

gürcistan'a gezmeye gidilir mi?

yakın zaman için zaten böyle bir planım olamaz ama uzun vadede düşünebilirim gibi. hem rusça okuduğum, hem sevdiğim hem de param sadece oralara yettiği için aslında slav ve kafkas illerini görmeyi zaten istiyorum genel olarak. şu zamana kadar ukrayna ve belarus'ta bulunabildim; gürcistan da hem yakı
yakın zaman için zaten böyle bir planım olamaz ama uzun vadede düşünebilirim gibi. hem rusça okuduğum, hem sevdiğim hem de param sadece oralara yettiği için aslında slav ve kafkas illerini görmeyi zaten istiyorum genel olarak. şu zamana kadar ukrayna ve belarus'ta bulunabildim; gürcistan da hem yakın olması, hem vize istememesi hem de ucuz olması gibi sebeplerle hoşuma gitmiyor değil. şarap ucuz, yemek ucuz, denizi falan da var bence mis gibi bi' yer.

gidip görenler ne der, böyle 1-2 hafta geçirilebilecek bir yer mi? yalnız yahut kız arkadaşla gidilse güzel vakit geçirilir mi, "esmer türk"ün dayak yeme ihtimali (gece hayatı yok denecek kadar az, skor kovalamaya gidilmeyecek) ne kadardır?

açıkçası neresi gezilir onu da bilmiyom ama elbet bi' yer bulunur yani. batum var, tiflis var, dağı tepesi bol memleket yayla mayla tarzı bir yer vardır herhalde. kışın hele daha güzel olur sanırım, lermontov falan negzel anlatmış o taraftaki dağları hep, gitsek fena mı olur eheh.
der meister
(21.11.18)
gürcüler de çok beyaz değil. sakallı makallı insanlar. bayağı arap/iranlı da gidiyor gürcistan'a. esmer diye adam döveceklerini sanmıyorum. bu korku ukrayna'da başına bir şey gelmiş olmasından mı? genelde esmere saldırma işini onlar yapıyor.


kamile necaset
(21.11.18)
yok tam aksine, ukrayna'da bir kere dayak yiyecektim sonra adam beni çok sevdi jsjfjsjk gideceğim yere falan bıraktı, bildiğin dövmeli dazlak dinamo kiev fanatiği bir çocuk. orada hiç sorun yaşamadım, çok da severim ukrayna'yı. ama ne olursa olsun "genç ve esmer türk erkeği" olarak içten içe tedirginlik hep var ya.


der meister
(21.11.18)
@der meister yani psikolojik olarak etkiliyorsa bu durum sakalları jiletle kes bayağı fayda sağlıyor ortalama türk'ün avrupalı görünmesine. sakallı türk erkeği arap'a benziyor. italyan'a benziyoruz olayı sakalsız geçerli.


kamile necaset
(21.11.18)
ahaha ona dikkat ediyorum evet, üç günlüğüne gitsem bile "ne olur ne olmaz, belki hızlı uzar" diye yanıma jilet-makina falan alırım. gürcistan o konuda daha esnekse iyi ya dayak yemeyiz herhalde. gerçi zaten ayı gibi adamım, içip içip millete sataşmadığım sürece kimsenin durduk yere gelip kafamı kırmaya çalışacağını sanmıyorum. 50 yaşına geldik hala antin kuntin korkular ellaaam ne gerek var ya, hayır dayak yesen ne olacak canını mı alacaklar.


der meister
(21.11.18)
İnstagramda arassavas diye bir adam var. Batum taraflarında yaylada pansiyonu vardı, biz orda kalmıştık. Ordan iletişim kurmaya çalış, yardımcı olur sanırım.


curukturpkokusu
(21.11.18)
25 gündür falan gürcistandayım. Saymadım tam olarak. Sakalı bıyığı birbirine girmiş birisiyim ve hiçbir sıkıntı yaşamadığımı belirteyim. Üstelik otostopla geziyorum, insanlar evlerine dahi davet ediyor. Kız arkadaşınla veya tek gelmen fark etmez, iki türlü de güvenli. Gezmek için gerçekten güzel bir yer. Fiyatlar Türkiyeyle paralel ilerliyor ama konaklama imkanları çok daha geniş ve ucuz.
Deniz istiyorsan Kobuleti güzel ve sakinmiş, çok kişiden duydum ama ben gitmedim, zaten kış. Haricinde Tiflis benim çok hoşuma gidiyor, tüm şehri yürüyerek gezebilmek güzel şey ve ne istersen ona yönelik şeyler bulabiliyorsun. Ben daha çok doğa sevdiğim için doğa yerlerini listeleyeyim sen kaydet daha sonra kullanırsın.
Stepantsminda, Kazbegi dağı. Gürcistan'ın en yüksek 3. dağı ve trekking için uygun. En önemli şeyi ise Gergeti Trinity Church. 2170 metre yükseğe yapılmış bir kilise ve başka bir şey yok.
Borjomi, küçük, sakin ve huzurlu bir yer. Ulusal parkı ve maden suyu meşhur. 12 farklı yürüyüş parkurunda trekking yapabilirsiniz.
Vardzia, Gürcistan'ın en tarihi yerlerinden birisi. Kesinlikle gidilmeli.
Mestia, bir diğer kesinlikle noktam. Aslında tam olarak da Mestia değil, Mestiadan gidilen 45km uzaktaki Usghuli köyü. Enteresan kule evler var. Bölgenin diğer adı Svaneti.
Kutaisi, bir şeyler yaşamak veya görmek amacı taşıyan için gitmeye değmez. :) Yolun düştüyse Bagdati Kilisesine gidilir.
Kaheti - Signagi, ben gitmedim ama yine güzel doğal bir yermiş. Aşkın yeri olarak geçiyor, zaten o yüzden gitmedim.
Chiatura, Sovyetlerden kalan fabrika ve teleferik şehri, bir diğer kesinlikle noktam. Ayrıca Chiaturaya giderken veya gelirken Khatski Pillar.
Benden bu kadar :) Zaten haritada saydığım yerlere bakarsan ülke bitti. :)
Ulaşım çok pahalı değil ama bazı bölgelerde ulaşım yok. Taksiciye kalırsan pis fiyatlar çekebilirler.
VEEEE en güzel şeyi söylüyorum. O Mestia dediğim yer var ya, oraya Vanilla Sky ile git. Bunu çoğu Gürcü bile bilmiyor. :) Küçük uçaklarla (Cessna) oraya gitme, daha doğrusu başka başka yerlere gitme şansı da var. Mutlaka bir yerden bir yere git, güzel bir tecrübe, fiyatlar uçuk değil. Fakat yaz sezonunda önceden bilet almak gerekebilir.


Nature Works
(21.11.18)
hem tiflis hem batum gittim. hiç sıkıntı yaşamadım. özellikle tiflis'te sovyet etkisi çok güzel hissediliyor. güzel şehir. kültür sanat kumar yeme içme var.


rosencruz
(21.11.18)
Batum zaten Türkiye sayılır.Türkçe konuşanından tabelasına her şey çıkıyor. Hatta caminin orada Türk mahallesi oluşmuş bile denebilir.

Kutaisi'de de bulundum, pek numarası yok ama biraz eski kısımları güzel gibi.

Ülkede Rusça kullanarak idare edilebilir, araları iyi olmamasına rağmen halen o eski etki sürüyor. Ülke insanı tip olarak bize benzer sayılır, biraz bizimle Ruslar arası bir yerde, o yüzden problem olmaz. Yemek porsiyonları biraz öküz doyuran moddadır. Bizim Karadeniz pidesinin baya bol peynirli versiyonu olan haçapuri vardır güzel. Ortada bir mıhlama ölçeğinde peynir olur, pidenin kenarlarını batırıp yersin.


d max
(21.11.18)
Dünya'nın en güvenli ülkeleri sıralamasında yüksek sıralarda diye biliyorum Gürcistan'ı. Polislere dikkat etmek lazımmış, yetkileri buradakilerden daha fazla. Onlarda çok uçup kaçmadığın sürece sıkıntı vermiyorlarmış. Artvin'li arkadaşın yalancısıyım. Giden başka arkadaşlarda, değil çift olarak tek başına bir kadın için dahi Türkiye'den daha güvenli ve rahat olduğunu belirttiler.


anarchiq
(21.11.18)
(3)

uyumak ya da uyumamak, ne yapayim?

yarin 11-15-17'de uc sinavim var. uc gundur sabah 8'de yatip aksam 6 gibi uyaniyorum. sinavlardan sadece ilki bolum dersi ve pek cekincem yok sinavla ilgili. sonrakiler de turk dili ve inkilap. uykum 7'den once gelmeyecek biliyorum. gecenin sessizliginden ve karanligindan faydalanarak ders calisip o
yarin 11-15-17'de uc sinavim var. uc gundur sabah 8'de yatip aksam 6 gibi uyaniyorum. sinavlardan sadece ilki bolum dersi ve pek cekincem yok sinavla ilgili. sonrakiler de turk dili ve inkilap.

uykum 7'den once gelmeyecek biliyorum. gecenin sessizliginden ve karanligindan faydalanarak ders calisip odev modev de yaparim. uyusam iki saat sonra maymun gibi uyanacagim.

bu durumda hic uyumayip yarin aksam eve geldigimde yatarak mi toparlayayim uyku duzenimi yoksa yatayim mi? dusununce toplam 25 saat kadar uyumamis olacagim ve ilk sinava girdigimde uykusuzluk hala tam anlamiyla vurmamis olacak. kahvaltimi edip kahvemi de ictim miydi 11'dekinin altindan kalkarim. sonra dersim var. 15 ve 17'dekilerden her halukarda dusuk alacagim zaten.

"iki saat de olsa uyu ogul" mu dersiniz yoksa bigdick_qral06'ligimi konusturup atayim mi kendimi sokaga? yataga 4'te girsem, "ulan 9'da kalkcam zaten" dusuncesi yuzunden uc saat saga sola donecegim. ne gerek var ki.
der meister
(18.11.18)
spor yap.
dur lan o bu değildi.

uyuma kardeşim, double espressonu at devam et.


Deathrow
(18.11.18)
Öğrencilik yıllarım geldi aklıma hey gidi günler. Ben de Massachusetts’in saat dilimine göre yaşadığım için böyle hiç uyumadan gitmek zorunda kalırdım sınavlara.

Ben olsam ilk sınava gider, diğerlerini amfide uyuyarak beklerdim. Ya da sonraki ikisine girmezdim. Zaten türk diliyle tarih derslerini 3’er kez falan almıştım. Çok gereksiz dersler. İlla ki geçersin. Ortalama sorunun yoksa siktir et gitsin.


Delay Fuze
(18.11.18)
Bence şimdiden uyu sabah erken kalk çalış. Böylesi daha iyi.


(3)

champix'i ucuza ya da ücretsiz alabilir miyim?

25 yaşını doldurmamış fakir bir bey olarak devlette para ödemiyorum. champix için sanırım sigarayı bıraktırma kliniğine gitmek lazımmış, doktor bazı tetkikler istiyormuş. nromalde bildiğim kadarıyla bu ilacın fiyatı 600-700 lira. kliniğe gittiğimde daha ucuza geliyor mu, ne bileyim sigorta sayesinde
25 yaşını doldurmamış fakir bir bey olarak devlette para ödemiyorum. champix için sanırım sigarayı bıraktırma kliniğine gitmek lazımmış, doktor bazı tetkikler istiyormuş. nromalde bildiğim kadarıyla bu ilacın fiyatı 600-700 lira. kliniğe gittiğimde daha ucuza geliyor mu, ne bileyim sigorta sayesinde falan 200-300'e alabiliyor muyuz? yoksa her halükarda ödemek mi lazım?

sigarayı cidden bırakmak istiyorum, "sigara içmeme" fikrini çok sorun etmiyorum ama yoksunluk semptomları delirtiyor, kendi kendime 1-2 günün üzerine çıkamıyorum. o yüzden bi' de şu champix'e bakayım istiyorum ama gerçekten 700 liraysa hiç bulaşmayacağım. o paraya 1 yıllık tütün ihtiyacımı karşılarım, hiç "uzun vadede kara geçersin" demeyin, benim paket masrafım 3-4 liraya geliyor 700 lira ilaç mı olur eheh.
der meister
(17.11.18)
297 TL görünüyor şu an fiyat


mavibalık
(17.11.18)
Sigara bırakma kliniğinden ücretsiz almıştı bir arkadaşım. 3 kereye kadar mı ne ücretsiz verilmeye de devam ediyor demişti.


necron
(17.11.18)
sorunun cevabını bilmiyorum ama zamanında bırakmak için şu sakızlardan (bkz: nicorette) almıştım ama hiç kullanmadım isterseniz verebilirim.


lafacukur
(17.11.18)
(12)

bazen kars'a yerleşme fikri çok cazip geliyor

sizin de böyle normalde kendinize "ters" bulduğunuz ama özünde iyi de hissettirebileceğini düşündüğünüz tuhaf hayalleriniz, istekleriniz var mı?ben en büyük hayali yurtdışı olan ve hala okuyan bir insanım. çok parlak bi b*k olduğumdan değil ama beklentilerim ve isteklerim doğrultusunda kars sanırım
sizin de böyle normalde kendinize "ters" bulduğunuz ama özünde iyi de hissettirebileceğini düşündüğünüz tuhaf hayalleriniz, istekleriniz var mı?

ben en büyük hayali yurtdışı olan ve hala okuyan bir insanım. çok parlak bi b*k olduğumdan değil ama beklentilerim ve isteklerim doğrultusunda kars sanırım gitmem gereken son yer.

bazen ama diyorum ki yurtdışı olmayacaksa ankara'da, istanbul'da yaşayacağına (şu an ankara'dayım ve burayı çok seviyorum) git ulan kars'a. olabilirsen memur ol hatta.

rus mimarisinin etkisiyle şehir düzenlemesi falan gayet iyi. insanı türkiye ortalamasına kıyasla daha aydın, akıllı, iyi derler. kar-buz hastası bir adam için muazzam bir yer. belki şanslıysam komşumdan ya da iki sokak aşağıdan gerçek bal, peynir vs. alabileceğim bi' şehir. istiyorsan gider kayak yaparsın.
çıldır gölü uzak değil ki bildiğim kadarıyla burada kışın hokey bile oynanıyor. kar-buz-sibirya-iskandinavya hastası için bence muazzam bi' yer.

zaten sosyal biri sayılmam. sevgilim/eşim, birlikte vakit geçirmekten hoşlanabileceğim birkaç arkadaşım olsa ee daha ne. yaş olacak zaten 30-35... iyi de kazanırsam kendi zevklerim için (çok hızlı internet, euro truck simulator'ü rahatlıkla oynayabileceğim kaliteli bilgisayar, kusana kadar izleyebileceğim miktarda kaliteli hokey yayını vs) para harcayabilirim. üzerine hala param oluyorsa senede 1-2 kez yurtdışı tatili bile yaparım belki, hele ki yeşil pasuburt alabilirsem.

düşününce çok da mantıksız değil bence. niye ki yani neden yaşanmasın kars'ta? memur olma kısmı bazen ürkütücü, bazen sevindirici. özel sektörden nefret ediyorum ama 30-40 sene aynı işi yapıp aşağı yukarı aynı standartta kalma fikri de boğucu geliyor biraz. öte yandan "kafa rahatlığı" en çok değer verdiğim şeylerden biri.

sizin de var mı böyle antin kuntin fikirleriniz? ben bazen açıp ev bile bakıyorum o tarafta ya sanki gidecekmişim gibi. gerçekten çok mu saçma ki? şehir hayatıysa şehir hayatı, kars köy değil sonuçta... öte yandan altında araba varsa doğayla, karla buzla, yeşille falan da fitu fitu hemen karşılaşabileceğin, kaynaşabileceğin bi' yer. haksız mıyım? yaşamak, gitmek için can attığım novosibirsk'ten belki nüfus ve gelişmişlik dışında ne eksiği var yahu kars'ın?
der meister
(14.11.18)
Bunu ben de bazen Tunceli için düşünüyorum. Sonrası malum, sisteme adapte ol, ilerle.


zxcd
(14.11.18)
kalahari de yaşamak var. çok ülke görsem de afrikanın gerçek manada afrika olduğu yerlere adım atamadım.


killerbee
(14.11.18)
Kars da askerlik yaptim. Dedikleriniz gercekler. Rus mimarisi ve kışın orada yasamak ayri bir zevk. İnsani mukemmel ve koyleri ayri bir guzel. Kars da yaşamak aklimda var. Ama ne zaman onu bilmiyorum.


st curse
(14.11.18)
Kral, o kadar haklisin ve seni o kadar iyi anliyorum ki...


mesudiyeli mesut
(14.11.18)
Miami


stavro
(14.11.18)
Antin kuntin hayallere cevabım: ara sıra aniden saçlarımı civciv sarısına boyamak geliyor içimden sonra aynı hızla gidiyor allahtan.


ben de aynılarını portekizde bir yer var orası için düşünüyorum, gittiğimden beri aklımdan çıkmıyor, ama eurom yok.


durgunfoton
(14.11.18)
Bir kış gidip bir hafta kalın, turist gibi değil ama. Sonra karar verirsiniz tamamen yaşayıp yaşayamayacağınızı.


John Bloor
(15.11.18)
bende artvin'de dağ evinde yaşamak isterim hep ama 7 yıl oldu iş hayatına gireli, istanbuldan ayrılamıyorum malesef.


contavolta
(15.11.18)
Halamlar Mersin'den Karaman'a taşınmayı düşünüyor. Karaman ile de en ufak ilişkileri yok. Bazen oluyor böyle şeyler demek ki.


ovungec zeus
(15.11.18)
İnsan faktörünü göz ardı etmeyin derim.


hurt
(15.11.18)
böyle bir fikrim benim de var. Şehre yakın bir köye yerleşmek istiyorum. büyükbaş, küçükbaş alıp geçinmek, yiyeceğini topraktan sağlayarak kıt kanaat geçinmek var aklımda. işe gidip gelirken araba ile gidip gelirim diye düşünüyorum. En azında topraktan yiyeceğimi taze taze yerim. Şehirde pazara gittiğimizde bir haftada 100 lira harcanıyor. Her hafta gidilen bir ev için minimum 400 lira. Bunun yerine kendi ektiğini biçmenin güzelliği ise paha biçilemez.


(1)

kartlı gaz sistemi - her ptt'den yüklenebiliyor mu gaz?

geçen sene yaşadığım yerde ptt şubesi vardı. hem kargo hem de bankaydı o, ayrı ayrı vezneleri vardı falan. oradan karta gaz yüklenebiliyordu. burada da yakınlarda bir ptt var ama bildiğim kadarıyla sadece kargo hizmeti veriyor. ptt atm'sinden ya da içeriden karta yükleme yapma şansımız var mı yoksa
geçen sene yaşadığım yerde ptt şubesi vardı. hem kargo hem de bankaydı o, ayrı ayrı vezneleri vardı falan. oradan karta gaz yüklenebiliyordu. burada da yakınlarda bir ptt var ama bildiğim kadarıyla sadece kargo hizmeti veriyor. ptt atm'sinden ya da içeriden karta yükleme yapma şansımız var mı yoksa ptt banka şubesine mi gitmemiz lazım onun için?

düşününce bana kargo şubesinde gaz yüklemesi yapılması saçma geliyor ama "ptt'lerden yüklenebilir" deyince de ben her ptt'yi anlıyorum açıkçası, ben mi salağım bilemedim eheh.
der meister
(13.11.18)
Evet


kablelvuku
(13.11.18)
(8)

kışın soba ya da şömine yakmalı, doğayla buluşmalı tatil fikri?

iflah olmaz bir kış hastasıyım. hipster değilim; evinin konforunda köyde tavuk peşinde koşma romantizmi yaparak kız düşürmeye çalışmak leşliğinden YÜCE RABBIMA (C.C) sığınırım. gelgelelim özellikle kışın birkaç güncük ya da haftacık bunu tatmak istiyorum. şehirden uzak, karın bokun içinde, battis ve
iflah olmaz bir kış hastasıyım. hipster değilim; evinin konforunda köyde tavuk peşinde koşma romantizmi yaparak kız düşürmeye çalışmak leşliğinden YÜCE RABBIMA (C.C) sığınırım. gelgelelim özellikle kışın birkaç güncük ya da haftacık bunu tatmak istiyorum. şehirden uzak, karın bokun içinde, battis ve kestane yiyerek, sürekli üşüyüp ısınarak, "bu ne lan dünün aynısı" diyerek, dostlarımla içip kağıt oynayarak vs. yaşamak istiyorum.

bunun için ülke içinde arkadaş grubu olarak gidilebilecek, bu konsepte uygun olarak geliştirilmiş bir yer-yöre var mı? uludağ'da orman köşkleri diye bir şey var ama korkunç pahalı, kulübede oturmak için 3-4 günlüğüne binlerce lira para veriyorsun resmen.

bunun daha ucuzu yok mu? bu gidişle mount and blade'deki gibi köyleri falan basıp ev sahiplerine diyeceğiz artık "3-5 gün gidecek yer bulun, burayı bize bırakın, parasını verelim burda takılalım" diye.

özel bi' şey istemiyorum ya odun kıralım, soba yakalım, çay içelim, kar yağsın yani bu kadar. tamamen "survival mode" olsun istemiyorum ama alıştığımız, yaşadığımız hayattan farklı olsun; kah mutlu olalım, kah "napıyoruz biz ya" diyelim ama "nasılsa bitecek, sıcak evlerimize döncez" diyerek yine sevinelim. ooh mis her türlü mutlu olduk, ne güzel.

***

ben her kış ukrayna'ya gitmeye çalışıyorum ama orada da kar yağmıyor ki, yani 30 günün 2'sinde yağıyor ama yerde kalıyor hep çok soğuk olduğu için. öyle takır tukur buzun üstünde yürüyon, ne soba var ne odun.
der meister
(08.11.18)
airbnb'ye bak.


Bruce
(08.11.18)
sen direk köy istiyorsun ya. yok mu köyde evi olan ya da bağ evi olan tanıdık. hepiniz mi istanbul çocuğusunuz?

yayla evlerini denemelisin o halde abantda da bahsettiğin tarzda evler olmalı. ya da ne bileyim aydere gitsen bile kışın dediğin gibi geçiyor. niksar çamiçi yaylası var. yaylalara bakmak oradaki pansiyon tarzı yerleri aramak lazım.


belkider
(08.11.18)
@belkider, hocam biz mümkünse ağırlıklı olarak "kendine yetme" şeysiyle hareket etmek istiyoruz, pansiyonda "HANIM BALTAMI GETİR" deyip ağaca mağaca saldırırsak gtümüzü keserler sanırım? farkındayım, "doğayla buluşmak" isteyip de ağaç kesmeye odaklanmak biraz "şey" duruyor ama nabalım :((( pansiyonlarda bu tarz imkân oluyor mudur? hadi "siz kesmeyin biz size odun satalım" desinler, o da olumlu.

maalesef hepimiz şehir bebesi sayılırız evet, köyde o tarz evi olan tanıdığımız yok hiç. yani benim ninem falan direkt köyde aslında ama adana'nın -30000 rakımlı köyüne de takdir edersiniz ki kar yağmıyor hiç, yoksa oraya giderdim.


der meister
(08.11.18)
Bu gezginleri falan takip et Instagram'da. Sanırım Bolu da var böyle bir şey. Bungalov falan.


westblack
(08.11.18)
Sakaryada vardi adini unuttum. Manitacilar kullaniyor, tek gidersen intihara tesvik edebilir.


acemi
(08.11.18)
Kar şart değilse duyduğum bir yer var


farabi
(08.11.18)
@farabi, kar şart.


der meister
(08.11.18)
Yedigöller milli parkında şömineli evler var. Tavuk yok ama odun var.


firez
(08.11.18)
(3)

üniversitede devamsızlık konusu

yönetmelikte %70 devam zorunluluğu olduğu yazıyor, bunu hocalar da söylüyor zaten ama derslerin sisteme işlenmesinde farklılık olduğu için emin olamıyorum. liseli gibi hoca ya da öğrenci işleri peşinde koşmaktan da çekiniyorum açıkçası "ben ne zaman kalıyorum?" diye. "devamsızlığını kendin takip et"
yönetmelikte %70 devam zorunluluğu olduğu yazıyor, bunu hocalar da söylüyor zaten ama derslerin sisteme işlenmesinde farklılık olduğu için emin olamıyorum. liseli gibi hoca ya da öğrenci işleri peşinde koşmaktan da çekiniyorum açıkçası "ben ne zaman kalıyorum?" diye. "devamsızlığını kendin takip et" diyeceksiniz, ediyorum etmesine de işte hangi durumda kaldığımı anlamıyorum.

DTCF'deyim. bizim derslerimizin hepsi 1.5 saat işleniyor istisnasız. erken çıkalım, geç çıkalım, blok yapalım vs. yok; ders 90 dakika ve bunlar sisteme iki saat olarak giriliyor. yani haftada iki gün olan bir derse o hafta katılırsanız 4 saat gitmiş, 0 saat gitmemiş; birine katılır, diğerini ekerseniz 2 saat gitmiş, 2 saat gitmemiş oluyorsunuz.

dönem 14 hafta. A dersi haftada iki gün olsa, toplam 56 saat eder. bunun %70'i 39.2 saat yapıyor, bu durumda 56 saatin 40'ına gitmem lazım geçmek için. bir dersin de iki saat yazıldığını varsayarsak, demek oluyor ki 14 haftada sekiz adet 1.5 saatlik ders kaçırma (16 saat devamsızlık oluyor) hakkım var.

doğru mu biliyorum? benzer ders programına sahip olanların bu yönde bir tecrübesi oldu mu?

hazırlıkta devam zorunluluğu %85'ti ve sene başında 55 ders saati şeklinde belirlenmişti bu durum, kafamız rahattı. burada kimse bir şey söylemiyor ki bunu anlıyorum, 40-50 yaşında akademisyen gelip "bak çocuğum kalacaksın" diyecek değil ama okul en azından "şöyle olursa kalırsınız" diye bunu net olarak açıklasa ne güzel olurdu. %70 tamam da o neye göre hesaplanacak?

hocalar desen devamsızlığı girmiyor, gitmediğin tek bir günü bile not etmesen "ne oldu lan şimdi" diye düşünüyorsun falan. çogacayip.

bi' de bize hep "aynı dersi üç kez kaçırma hakkın var" diyorlardı sene başında, o da ayrı bir şey.

ellaaam resmen ilkokul bebesi gibiyim, kendi hocam olmayan herkese teyze-amca diyesim var pii.
der meister
(05.11.18)
10 dersten 7 sine gireceksin. 3 üne girmeyeceksin. sonraki ilk derse gelmeyişinde kalırsın.

Birde neden karikatür dergilerindeki gibi yazıyorsun sen abi :)


binder dandet
(05.11.18)
şşş neden böyle yazdığını sorgulama kızıyor sonra.

Üniversitenin en önemli kuralı; kendi devamsızlığını kendin takip et.


kablelvuku
(05.11.18)
neden böyle yazdığım sorulduğunda değil, "çok uzun yazıyon yeaaa" deyip ısrarla her soruma da cevap verenlere kızıyorum. uzunsa bas küfrü geç kardeşim niye her duyurunun altına aynı şeyi yazıyosun ki.

teşekkür ederim cevaplar için. o zaman hesabım doğruymuş, 7-3'te de toplam 8 kere ders kaçırma hakkım oluyor. bize "10 dersin 7'sine gitmen lazım" değil de "üç kez kaçırma hakkın var, dörtte kalıyorsun" demişlerdi. oo iyi daha kalmıyom o zaman, dönem bitti zaten nereye kalcam. gerçi vize haftası, final haftası vs. derken 14 haftanın 10'unda ders oluyo galiba.


der meister
(05.11.18)
(3)

ampul alırken dikkat etmem gereken bi şey var mı?

ya odamdaki ampul yanmaz oldu, haftanın beş günü dışarı çıkmama rağmen yol üstünde yok diye hiç zahmet edip ampul alabileceğim bir yere girmiyorum. üşengeçliğimden dolayı oturma odasına yerleştim resmen. baktım böyle olmuyor netten alayım bari dedim işim görülsün.uyumsuzluk gibi bir sorun olur mu ac
ya odamdaki ampul yanmaz oldu, haftanın beş günü dışarı çıkmama rağmen yol üstünde yok diye hiç zahmet edip ampul alabileceğim bir yere girmiyorum. üşengeçliğimden dolayı oturma odasına yerleştim resmen. baktım böyle olmuyor netten alayım bari dedim işim görülsün.

uyumsuzluk gibi bir sorun olur mu acaba yoksa ev için olan ampullerin hepsi standart olarak "çevrilince takılacak" şekilde mi oluyor? onun dışında dikkat etmem gereken bi' şey var mı? lumen değeri vardı mesela sanırım, ne kadar yüksekse o kadar aydınlatıyodu, doğru mu biliyorum? çünkü oturma odasındaki de çok aptal bir alet, onu da değiştirmek istiyorum, daha çok gubaran daha haşin dinamik bir ampul lazım.
der meister
(01.11.18)
E27 e14 falan yazar. Standardı e27dir. E14 ince duy olarak geçer.

Rengine dikkat et, lümenine dikkat et. Zart part patlamasın istitosan led ampul al. 1000+ lümen olsun tercihen.

Şu baya iyi. En ucuzunu arastir al. www.hepsiburada.com


Zeth
(01.11.18)
Day light al. Bi de ben sana daha önemli tavsiye vereyim, 20tlye masa lambası alıp ona tak ampulü ve onu duvara yansıtarak odanı aydınlat. Eğer hali hazırda öyle değilse


ssiradanbirigibi
(01.11.18)
Marketlerde bile ampül satılıyor, gıda ihtiyacınızı karşılarken alabilirsiniz. Genelde tasarruflu ampül standları oluyor marketlerde, uygun olanından alın bir tane.

Duy ince mi kalın mı ona bakın yeter (E14-E27)


John Bloor
(02.11.18)
(6)

diyabet tam olarak nedir? kafam hiç basmıyor

son 6 yıldır korkunç düzeyde şeker tükettiğim ve kilo aldığım için biraz da bel fıtığına ve b12 eksikliğine bağlı olarak nöropati, görme ve denge bozukluğu, kaslarda güç kaybı gibi pek çok antin kuntin durum gelişti bende. buna karşılık kan testlerimin çoğu normal değerlerde çıkıyor, doktorlar hep "
son 6 yıldır korkunç düzeyde şeker tükettiğim ve kilo aldığım için biraz da bel fıtığına ve b12 eksikliğine bağlı olarak nöropati, görme ve denge bozukluğu, kaslarda güç kaybı gibi pek çok antin kuntin durum gelişti bende. buna karşılık kan testlerimin çoğu normal değerlerde çıkıyor, doktorlar hep "azaltman lazım böyle geberip giden ama şu an diyabetle ilgili bir sorun yok" diyor.

ben şu an zaten genel olarak düzelttim durumu, şeker alımım sıfıra yaklaştı ama yine de çok tırsıyorum. borotein ağırlıklı besleniyorum diyebilirim, genelde peynir-zeytin-yumurta-tavuk-balık-sebze dışına nadiren çıkıyorum artık, en büyük kaçamağım çeyrek ekmek ya da dürüm yemek oluyor.

pankreası coşturmamak için genelde glisemik indeksi düşük besinler tercih ediyorum.

böyle devam etmem tabii ki en doğrusu (yani sanırım) ama bu durumda atıyorum ben 4-5 günde bir tane gofret yedim diye yine diyabet hastası olabilir miyim ileride? neblim tek bir gram dahi şeker tüketmemem, meyveden vs. bile komple uzak durmam, yalnızca glisemik indeksi düşük nefis proteinler ve kompleks karbonhidratlar falan mı tüketmem lazım? yoksa bu kadar coşmayıp "bariz şeker"den uzak durmak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, kilo vermek vs. toparlamam için yeterli olur mu?

kalıcı hasar olmasından ya da 2-3 sene sonra bulmasından korkuyorum açıkçası.
der meister
(31.10.18)
Ailede tip-1 diyabetli varsa tip-1 ve tip-2 diyabetli olma riski var, ailede tip-1 yoksa dandik beslenme ve dandik yaşam şartlarında tip-2 diyabet olabilirsin ama tip-2 diyabet tip-1 gibi aşırı riskli bir hastalık değil, hatta hastalık bile sayılmaz. Tip-2 diyabette kabaca, kaslarda şekeri depo eden eden hücre reseptörleri insülin hassasiyetini kaybeder, yani insülin salgıladığında hücreler şekeri depo etmez, şeker kanda kalır, şeker kanda kaldıkça insülin salgılamaya devam edersin, sonra insülin şekeri hücrede depo edemediği için yağ olarak depo eder kilon daha da artar. Tabii tüm bunların olması için kilonun yüksek olması lazım, ki sürekli insülin salgıladığın için bahsettiğim insülin hassasiyeti kaybolsun. Fakat dediğim gibi insülin direnci çok tırsılacak bir şey değil; beslenmeyi düzeltip biraz hareket edip hücre reseptörlerini tekrar insüline duyarlı hale getirebilirsin, yok eğer biraz ileri aşamadaysa metformin bazlı ilaçlarla bu direnç yine kırılabiliyor. İnsülin direnci riskli değil dedim ama bu erkekler için böyle, kadınlarda insülin direnci PCOS'la falan birleşip Voltron'ı oluşturabiliyor, o durum biraz riskli. Yani temiz beslen hareket et, sorun kalmaz.


angelus
(31.10.18)
Diyabet nedir, hangi tip şeker nasıl yıkılır vücutta, neden diyabet oluruz sorusuna şu doktor güzel bir açıklama getiriyor. Toplamda 40 dk falan.
m.youtube.com


Angelus'un cevabi guzel ama birkac eksik kismi duzeltmek isterim. Tip-2 diyabetin cok da riskli olmadigi dogru degil. Evet tip-2 direkt oldurmez ama ilerde yasayacagin komplikasyonlar oldurur veya yasam kaliteni dusurur. Tip2 diyabet sonucu uzun donemde cesitli organlarda ciddi hasarlar olusuyor, buna korluk ve uzuv kaybi dahil. Bu tarz komplikasyonlar yeterince uzun bir vadede hastalarin nerdeyse hepsinde goruluyor. Teshis sonrasi mukemmel bir diyet ve kan sekeri kontrolu ile risk oldukca azaltilabiliniyor ama buna ragmen yaslaninca bir turlu kendini gosteriyor genelde komplikasyonlar.

Eger kilonuz obeziteye yakinsa veya obez iseniz tip2 riskiniz daha da artiyor. Hatta cogu kisi tip3 diye siniflandirdigimiz, azalmis insulin hassasiyeti gosteriyor ve bu tip2'den bir onceki asama. Cogu degeriniz normal bile olsa siz de boyle arada olabilirsiniz.

Yapabileceginiz en iyi sey bu durumda, dediginiz gibi pankreasi costurmamak, cunku surekli yuklenilmesi pankreasa kalici zararlar verebiliyor. Bunun icin sekeri azaltmak ve dusuk glisemik indeksli beslenmek oldukca dogru bir adim. Zaten uzun vadede boyle devam ederseniz kilo da verirsiniz ve hayat kaliteniz gozle gorulur bir sekilde artar.


Haldamir
(01.11.18)
@haldamir, hocam peki boyle bir durumda uzun vadede diyabete yakalanma ve bu komplikasyonlari gorme ihtimalim nedir? yani ben simdi beslenmemi duzeltsem, onumuzdeki 6 ay icinde ideal kiloma da donsem, genel olarak saglikli beslenen ve nadiren seker (tatli falan) tuketen, hareket eden bir adam olsam vucut 40 yasina geldigimde "sen 18-24 arasi cok seker yedin lul al sana diyabet" der mi?

yani demek istedigim ben duzen oturtursam diyabete yakalanma ihtimalim herhangi bir saglikli insanla ayni olur mu yoksa benim 50 yasindayken turp gibi olsam dahi diger insanlardan cok daha dikkatli davranmam gerekir mi? yoksa genel olarak saglikli olduktan ve duzgun beslendikten sonra oyle asiri kontrol ve hassasiyete gerek olmaz mi?

ailede seker yok, genetik acidan pek sorun olacagini sanmiyorum ama ben kendim cok pis isler yaptim, bazen hala nasil yasadigima sasiriyorum ki birkac doktor da aynisini soylemisti. gencken tank gibi oluyor insan tabii ama artik o evre de geciyor malum, vucudun 19'da verdigi tepkiyle 39'da verdigi tepki ayni olmayacak.


der meister
(01.11.18)
ailemizde hic diyabetli olmadigi halde, tip1 diyabet gelip beni buldu. tip1 i degil ama tip2 yi duzenli bir yasam ile engelleyebilirsin. arkadaslar cok iyi aciklamis zaten.

icerden bildiriyorum, bura cok kotu. kesinlikle gelmeyin.


foster
(01.11.18)
Ya açıkcası yakalanma riskin konusunda bir şey diyemem ama direkten dönmen ve riskini normal seviyelere getirmen oldukça olası.

Özellikle şu an kilonu veya kan değerlerini bilmediğim için çok yorum yapmıyorum. Eğer değerlerin normalse, düzenli bir hayat tarzı ile normale indirirsin riskini. Eğer devam eden bir azalmış glukoz toleransı durumu varsa yine normale dönersin daha fazla ilerletmeden. Genelde tip2 diyabetin başlaması ve pankreasın hasar görmesinden sonra geri dönülmez oluyor, fakat şu durumda çok endişe edilecek bir şey yok gibi duruyor.


Haldamir
(01.11.18)
(6)

yarin ankara universitesi (dtcf) tatil mi?

resmi duyuru gormedim, biri tatil diyor digeri degil diyor kafayi yiyecegim. akademik takvimde diger resmi bayramlar falan tatil diye yazilmisti yanlis hatirlamiyorsam ama cumhuriyet bayrami icin bir sey yok. ote yandan resmi tatilde devlet universitesinin ders yapmasi anlamsiz geliyor."akademik tak
resmi duyuru gormedim, biri tatil diyor digeri degil diyor kafayi yiyecegim. akademik takvimde diger resmi bayramlar falan tatil diye yazilmisti yanlis hatirlamiyorsam ama cumhuriyet bayrami icin bir sey yok. ote yandan resmi tatilde devlet universitesinin ders yapmasi anlamsiz geliyor.

"akademik takvimde yoksa yoktur ne kasiyon" mu dersiniz, birakayim mi bu isin pesini? ya da belki "resmi tatilde universite tatil olur, bildirme ihtiyaci duymamislardir bu kadar salak oldugunu tahmin edemedikleri icin" mi dersiniz he?
der meister
(28.10.18)
tatildir muhtemelen. ankarada benzer devlet ünisindeyim. bizde tatil.


lata
(28.10.18)
ders yok ama tören olacak, törende de yoklama alacaklar gelmeyen olmasın diye. kanaatine düşük vereceklermiş gelmeyenlerin.

adı üstünde pampa: resmi tatil. hocalar falan yurtiçinde yurtdışında vızır vızır geziyor 3 gün tatil bahanesi ile, ne dersi?


nrmnm
(28.10.18)
der meister çok minnoş bir çömezsiniz, resmi tatilde ders olmaz, parti taym.


pide
(28.10.18)
baska benzer tatil gunleri ile kontrol edebilirsin. yani gecen sene gecen donem neyi duyurdular tatil oldu olmadi gibi...


mavicorap
(28.10.18)
ankara üniversitesi tatil.


haydudd
(28.10.18)
Eski okulumda resmi tatiller daima uygulanmıştır.


(7)

elektronik sigara bırakma konusunda işe yarar mı?

normalde tütün içiyom, çok şükür ekonomik açıdan pek bi' şey fark ettirmiyor ama sağlığım ve şu iğrenç kokudan kurtulabilmek için bırakmak istiyorum bunu. gelgelelim bende o irade yok, onu da biliyorum. daha önce 22 gün içmemiştim, yine başladım.o yüzden elektronik sigarayla nikotin miktarını azalta
normalde tütün içiyom, çok şükür ekonomik açıdan pek bi' şey fark ettirmiyor ama sağlığım ve şu iğrenç kokudan kurtulabilmek için bırakmak istiyorum bunu. gelgelelim bende o irade yok, onu da biliyorum. daha önce 22 gün içmemiştim, yine başladım.

o yüzden elektronik sigarayla nikotin miktarını azaltarak aşamalı olarak denemeyi düşünüyorum, makul ve yapılabilir geliyor. ayrıca sigarada en çok sevdiğim şey duman zaten, elektronik sigarayla puf puf gezerim ortalıkta, iyi olur.

ama anladığım kadarıyla bu zıkkımlar hem pahalı hem de uğraş gerektirebiliyor. ankara'da yaşayan, güvenilir-düzgün ama mümkün olduğu kadar uygun fiyatlı cihaz/likit (ve başka ne gerekiyorsa) arayan bu turşu bidonuna ne önerirsiniz?

bi' arkadaş anlattı geçen, beynim durdu. ulan çok karışık. bunu yapan yer yok mu? neblim "abi 3 mg vanilyalı nikotin yüklemesi yap" diyebileceğim esnaf yok mu, ayarlasın versin cihazı bana? kademe kademe düşürelim böyle?
der meister
(26.10.18)
kademe kademe düşürerek zaten sigarayı bırakma amacıyla kullanan insanların büyük bir kısmı bıraktı, bırakmayanlar da sıfır nikotine geçti, püf püf aroma pezevengi oldu çıktı, "aabi bir aroması var, bir çekiyorsun kurabiyeleri tek tek lımbırdatıyolar sanki" şeklinde.

onun dışında elektronik sigaralar bana hiç pratik gelmedi, 1 sene kadar kullandım, hala cihazım pillerim duruyor. yani akıtır, kaçırır, hazır coili pahalıdır, telle sararsın amper tutmaz, hazır sarılmış coil kullanırsın 3 gün sonra kesme yapar, pamuğu yanar, akıtır kaçırır, ilk çekersin yarım saat öksürürsün sonra düzelir. pamuğu sıkı koyarsın çekersin yanık tadı gelir, az koyarsın bu sefer sızdırır ohoo bin tane şeyi var, ayrıca hazır coilli tanklar da keyif vermiyo pek, hadi herşeyi geçtim benim makina 3 pilliydi, elimde 9 tane pil vardı, şarj aleti 4 lü, pilleri şarj etmeye yetiştiremiyordum yani o derece.

böyle bişey yani. ha son 2 senede ne değişti bilmiyorum benim 2 sene olmuştur aleti alalı.

rx200s kullanıyorum, 4 tane tankım var, griffin rta 25 2 tane, gemini rta 2 tane.

ikisi de çok başarılı tanklar değil, zaten bunlarda ayar tutturabilen kimse bulmadım ancak dik konumda ve aşırı dikkatli kulalnırsan kaçırmıyor.

likit yapması kolay ama sağlıklı ve kaliteli malzeme bulmak zor ve pahalı.

hazır likitler de pahalı.


killerbee
(26.10.18)
www.esigara.eu forumunda satış yapan üyeler var en güvenilir buradan bulursun her şeyi. uğraş işinin de çaresi yok mecburen bir miktar bir şeyler öğrenip uğraşa gireceksin. tütünü sarmak da bir uğraş neticede.

her şeyi hazır bulabileceğin bir esnaf bulsan bile güvenme sakın ayakta öperler adamı. forumdan şaşma. hazır coilli bir alet al tel sarmakla uğraşmak istemiyorsan. bir de niyetin komple bırakmaksa aromalı likitlere hiç bulaşma nbase + vg + pg al nbase'i seyreltip seyreltip kullanırsın hem nikotin seviyesini ayarlayabilirsin hem de inanılmaz ucuz olur.


loser blueser
(26.10.18)
abi gel ben sana süper özet geçeyim, şimdi bazı insanlar var gerçekten psikolojik olarak "bağımlılık" olayına yatkınlar. yani bi şeye bağımlı olmaya meyilliler. bence sen de öyle bir insansın yani bir şeye sardın mı kolay kolay vazgeçecek biri değilsin. o yüzden e sigara senin sigara bırakmanı kolaylaştıracak bir şey değil kesinlikle. eğer "haklısın lan hakkaten bende bi bağımlılık durumu var, bir şeye sardım mı tam sarıyorum" dersen, daha da uzun anlatırım. yok "hasktr lan" dersen de eyvallah o zaman işe yarar evet.

not: e sigaradaki nikotin benim çüküme bile gitmez, o kadar az ve etkisiz onu geçeceksin. e sigaranın olayı ağız alışkanlığını yenmeye çalıştığın dönemlerde ağzına bir şeyler almak. eskiden kürdan, sakız falan alıyorlardı şimdi bunu alıyoruz.


Ben de aldım ama alışamadım ya da kaliteli agız tadıma uygun likit bulamadım. Yoksa alışsak çok iyi, hem sigara içiyorsun hem kokmuyorsun. Takip edeyim de belki ben de bişeyler öğrenirim.


curukturpkokusu
(26.10.18)
nikotinin yetip yetmemesi kişiye göre değişiyor.

herkes gibi sigara içimi başladım, aldım 6 lık 9 luk 18 lik, hiç biri kesmedi, gittim sonra 24 mg lik ikit buldum o denk geldi.

sonra ciğer çekimine geçtim, baştan 9 mg likit kullandım, sonra onu 7 mg ye seyrelttim. sonra 6,5 mg ye seyrettim ve uzun süre öyle kullandım.

ciğer çekiminde 3 mg den yukarı likit bulamazsın ama beni kesmedi.
1.5 litre likit yaptım neredeyse 1.5 sene kullandım.


killerbee
(26.10.18)
Elektronik sigara yuzyilin bulusu NET.

Ugrasip beceremeyen, damak tadina uygun likiti bulamayanlarin sozune kulak asma.

Fakat emek istiyor cidden, sigara ya da tutun gibi degil bu mevzu, useneceksen hic bulasma lanet edip atarsin bi kenara.


msb
(26.10.18)
nikotin bağımlılığını arttırıyor. sigaraya göre temiz olduğu için zararı daha az. ayar olayları zor değil cihazı alınca 1 ayda kurdu olursunuz uğraşırsanız. yutup da herşeyinin herşeyisinin videosu var. güzel likit para demek, kendiniz demlerseniz 1/3 üne mal edersiniz. çok içerseniz (günde 15ml) en iyi ihtimalle haftada bir coil değiştirmeniz gerek. coil değiştirmek kolay. rdta alırsanız bu dert yok ama o biraz daha uğraştırıcı.


tukenmez adam
(26.10.18)
(9)

otel adabı - gariban boy paris'te

cumartesi günü hayatımda ilk kez otelde kalacağım ve bir fakir olarak çok heLecanlıyım. check-in 14, check-out 10 diyor. günü dışarıda geçireceğim ama 14'te gidip "slm bizim bi oda vardı??" deyip anahtarı alsam olur mu? bi' de dikkat etmem gereken bir şey var mı? neblim odadan çıkarken kapımızı kili
cumartesi günü hayatımda ilk kez otelde kalacağım ve bir fakir olarak çok heLecanlıyım. check-in 14, check-out 10 diyor. günü dışarıda geçireceğim ama 14'te gidip "slm bizim bi oda vardı??" deyip anahtarı alsam olur mu? bi' de dikkat etmem gereken bir şey var mı? neblim odadan çıkarken kapımızı kilitledik diyelim ama bu elektrik, su kartlı oluyo ya mesela jsfsj öyleyse onları nasıl hallediyoruz?

genel olarak usul nedir, yolu yordamı nasıldır hiç bilmiyorum. yalnız olsam umrumda olmaz her şeyin ilki vardır derim de yalnız da olmayacağım jsfks çok kompleks yabtım :/

yani düşününce evet, otelde kalmak ne kadar kompleks bi şey olabilir ki bilmiyosan sorarsın gösterirler zaten ama işte ben de manyağım sorun oluyor o yüzden. genelgeçer uygulamalar olur, efendime söyleyeyim "giden adam bilmeli" tarzı serserilikler olur vs. bunları paylaşabilirseniz sevinirim.

son olarak, balkonu olmayan ve sigara içilmeyen odada sigara içilse sorun yaşanır mı? neblim pencereye falan çıksak, öyle de mi olmaz? liseli gibi aşağı mı incez?
der meister
(25.10.18)
aslında dediğin gibi çok kompleks değil.

eğer çok leş pansiyon tarzı bir otel değilse zaten anahtar değil, kredi kartı gibi bir kart vereceklerdir.

odanın kapısına ego kartını metroda tutar gibi tutunca kapısı açılıyor zaten. kapı açıldıktan sonra hemen girişte o kartı sokabileceğin bir yuva var, o yuvaya bıraktığında odanın elektriği açılıyor.

kart hep orda duruyor, odadan çıkarken kartı çıkarıp gidiyorsun, ışıkları vs. kontrol etmene gerek olmuyor genelde çünkü zaten elektrik gitmiş oluyor.

çıkarken de o kartı resepsiyona bırakmak zorunda değilsin, cüzdanına koyup gidip gezip istediğin zaman da girersin kimseye sormadan.

sigara içilmeyen odanın balkonunda içebilirsin, tabii eğer balkonu varsa. ama odada içme, ya da otele gittiğinde sigara içilebilir bir oda iste.

buzdolabının(minibar) içinde gördüğün her şey paralı, dışında gördüklerin ise ücretsizdir. yine dediğim gibi kaldığın otele göre değişir ama su, kahve makinesi, kahve çay çikolata görebilirsin minibarın üstünde, yumulabilirsin, bedava.

hatta suyu minibardaki ile değiştirebilirsin soğuk istiyorsan.

dikkat etmen gereken en önemli şeylerden biri housekeeping'ler.

odaya girdiğinde mutlaka rahatsız etmeyin kartını kapının dış koluna koy veya daha lüks bir otel ise rahatsız etmeyin tuşu var, lamba anahtarı gibi ona bas.

eğer yukarda dediklerimden birini yapmazsan housekeeping bir kere kapıyı çalar, olur da ses gelmez ise odaya dalabilir. kötü bir durumda yakalanabilirsin.

odaya herkes ayakkabıyla girdiğinden yerler leş olur evindeymiş gibi rahat takılma, banyoda terlik olur mutlaka onu al kullan.

klimalar genellikle pencereye bağlıdır, pencere açıksa klima çalışmaz.

"check-in 14, check-out 10 diyor. günü dışarıda geçireceğim ama 14'te gidip "slm bizim bi oda vardı??"

bu ilk gidiş sanırım, gittiğinde rezervasyonun olduğunu söylersin, parayı yüksek ihtimalle peşin alırlar. kartını verirler, çantan valizin varsa, bellboy yardımcı olur, odaya kadar eşlik eder, zaten kartın nasıl kullanılacağını, nereye sokulacağını vs. gösterir. illa bahşiş vereceksin diye bir şey yok.

edit: oha gerçekten paris'te otel mi? otelde kalmaman değil de ilk defa otelde paris'tekinde kalman ilginç geldi, yerinde olmak isterdim.


ocanal
(25.10.18)
hocam çok teşekkür ederim muazzam anlatmışsınız, sağolun. son olarak aklıma takılan bi' şey var: ben 14'te gittim diyelim, paramı ödedim ilk girişi yaptım odaya çıktım hatta uyudum ettim vesaire... kalktım geceyi de dışarıda geçirdim, sabaha karşı 3-4 gibi geldim otele.

otelin sitesinde diyor ki 24 saat hizmet veren resepsiyon bulunmamaktadır. bu durumda ben kartımla ya da anahtarımla otele girebilir miyim? otele girdikten sonra zaten resepsiyonla işim olmayacak ama resepsiyon yoksa kapıları komple kapatırlar diye düşündüm sajfsk gece gece sokakta kalmayayım sonra :/

edit: yok otel paris'te değil yahu, kezban paris'te göndermesiydi o. paris'e rüyamda bile gidemem.


der meister
(25.10.18)
otel 7/24 açık olur, kapısında güvenlik olur veya olmaz ama senin kaçta girip çıkacağına karışmazlar. istediğin saatte girip çıkabilirsin, kartını da yanında götür zaten, verme resepsiyona. istediğin saatte de çık odana.

otel çok lüks değilse anahtarla filan açılıyorsa kapılar, anahtarı götür yanında zaten. butik bir yerse zaten sorarsın, gece geç geleceğim sorun olmaz değil mi diye?

ama en az 3-4 yıldızlı veya zincir bir otel filansa hiç sallamadan istediğin zaman girer çıkarsın.


ocanal
(25.10.18)
24 saat resepsiyon yoksa dış kapı için kod verebilirler veya kartınız dış kapıyı da açar


senolll
(25.10.18)
Kafani karistiracak ve ne yapacagini bilmeyecegin hicbir sey yok, rahat ol kardes.
Odanin karti ayni zamanda elektrigi de acan kart olur buyuk ihtimal. O karti yanina almadan ciamyacagin icin elektrigi de acik birakamazsin zaten.

Check in saati geldiginde de direkt resepsiyona benim bir oda vardi diye dalabilirsin evet. Bir sikintin oldugunda zaten odadan resepsiyonu arayip sorar ya da soylersin ogrenmen gereken ozel bir durum yok, keyfine bakk.
Hadi hayirli olsun ilk maceran.


stavro
(25.10.18)
peki otele dışarıdan içki sokmak sorun olur mu? liseli gibi çantayla falan mı gireyim? günü zaten dışarıda geçireceğim ama otele girdikten sonra da içmek istiyorum. mini bar hem çok pahalı diye biliyorum hem de iki kişinin öyle camış gibi içebileceği kadar içki yok sanırım. gece 2-3 gibi elimde siyah poşetle girecek olsam "cnm onları alamıyoruz" gibi bir saçmalıkla karşılaşır mıyım? karşılaşmam di mi? çok saçma çünkü bence.


der meister
(25.10.18)
oteller, dışardan sokulan yiyecekler ile zehirlenip otel yiyeceklerinden zehirlendim diye şikayet edenler yüxünden dışardan yiyecek sokulöasına izin vermiyorlarmış bir yerde okumuştum ama bu dediğim gibi otele bağlı. bir de bakayım poşetinizde ne var diye açıp bakacak halleri yok tabii. ama siyah poşetle de girmezseniz iyi olur :)


ocanal
(25.10.18)
Ickileri cantana koy.
Oda sigara icilmez oda ise icme. Hem duman dedektoru vardir hem de senden sonraki insanin sana kufretmesini istemezsin bence.

Sigara icilen oda varsa onu iste. Balkon varsa balkonda sigara icebilirsin.


kuehles blondes
(25.10.18)
zaten gittiğinde sana gece çıkarsan nasıl gireceğin ile ilgili bilgi verir. genelde dış kapıyı açan bir anahtar, yada şifre tarzı bir şey veriyorlar zaten otele girişte bunların hepsini anlatacaktır sana. rahat ol.


(13)

yerleştiği ülkede yaşlanan, orada emekli olan tanıyor musunuz hiç?

yalnız gittiği yere 20-30 yaş arasında, yalnız başına (iş ya da okul gibi sebeplerle) giden ve mümkünse anası, kardeşi, abisi, ablası vs. yanında olmayan biri. hiç böyle biriyle tanıştınız mı? ben belli bir yaştan sonra yurtdışına yerleşip orada yaşamayı seven, geri dönüşü asla düşünmeyen çok insan
yalnız gittiği yere 20-30 yaş arasında, yalnız başına (iş ya da okul gibi sebeplerle) giden ve mümkünse anası, kardeşi, abisi, ablası vs. yanında olmayan biri. hiç böyle biriyle tanıştınız mı?

ben belli bir yaştan sonra yurtdışına yerleşip orada yaşamayı seven, geri dönüşü asla düşünmeyen çok insan gördüm ama yurtdışında yaşadığını bildiğim 50-60 yaş üstü herkes buraya geri gelmiş durumda.

olası geri dönüş sebeplerini tahmin etmek zor değil aslında ama farklı hikayeler var mı onu merak ediyorum. neblim 26 yaşında iş için avusturya'ya yerleşip de orada düzen kurduktan sonra "ne döncem lan" deyip 83 yaşında hala orada yaşayan bir tanıdığınız, bildiğiniz oldu mu?

yeterince derdim olmadığı için bazen bu insanları düşünüp üzülüyorum. bambaşka bi yere gidiyosun. yaşam standardın seviye atlıyo. süper olay. sen de alışıp memleketin belliyosun orayı, "dönmem" diyosun, belki 30 sene yaşıyosun... sonra yine geliyosun. o yaştan sonra vatanın olsa bile yeniden adapte olman gerekiyo falan. tuhaf.

açıkçası "yok lan bizim tanıdıkların hepsi gittiği yerde ölüyo, yazdan yaza geliyolar anca" derseniz sevincem biraz. bana ne oluyosa.
der meister
(21.10.18)
Halam 45+ yıldır, amcam yaklaşık 35 yıldır ABD'de yaşıyorlar. Gerçi orada, çoğunluğu yine buradan göçen insanlardan oluşan büyük bir komüniteleri var (azınlık kültürü çünkü) ama olsun. İkisinin de geri döneceklerini hiç sanmıyorum, çocukları, torunları falan var adamların. Birinin Latin damadı, ötekinin bir İrlandalı bir Asyalı gelini falan var, BM gibi yaşıyorlar.

Yaşlanıp emekli olup ABD'de, Almanya'da ölen çok tanıdığım var, bazılarının cenazesini buraya getiriyor akrabaları, ne gerek varsa.

Belçika'da yaşayan akrabam var, yirmi yaşımdan sonra bir kere gördüm, bir daha da denk gelip görüşmeyiz herhalde. Onlar da orada ölecek.

Ha babannem, yirmi sene önce "memleketimde öleyim" diye döndü geldi, daha ölmedi o da.

Özetle, sülalemin yarısı başka başka ülkelerde yaşıyor, hepsinin keyfi yerinde, dönmeyecekler. Sevindin mi? :)


kobuzchu kiz
(21.10.18)
var, eski karşı komşum çift.
adam alman lisesi bitirmiş, kadın uzaktan akraba (ilk tanıştıklarından abi dermiş, gülerek anlatırdı) adam Almanya'ya eğitime gitmiş, evlenmişler, kadın da gidip çalışmış.
ikisi de oradan emekli.
2 çocukları var biri başka bir ülkede biri Almanya'da. mis gibi türkçe Alman gibi Almanca konuşurlar. zaten trakyalılar, Alman sanırsın, sarışın filan insanlar.

böyle çok insan var ki. hele çocuğu çok sayıda olup çocuk-torun Türkiye'de olmayanlar öyle kolay dönmüyor artık.

"sen de alışıp memleketin belliyosun orayı, "dönmem" diyosun, belki 30 sene yaşıyosun... sonra yine geliyosun. o yaştan sonra vatanın olsa bile yeniden adapte olman gerekiyo falan. tuhaf."

o da pek öyle olmuyor. "illa dönerim bir yaştan sonra" kafasında olanlar zaten fazlaca adapte olmuyorlar. dili yarım yamalak biliyorlar. tr'de bir ev hep oluyor. sürekli geliyorlar. daha emekli olmadan ne yapsak da kaçsak yollarına bakıyorlar. çocuklarına buradan eş alıyorlar vs.

"dönmem" diyerek gidip 30 yıl kalmış olan ve çaaat diye geri gelmiş olan da fazla yoktur. 30 40 sene önce gitmiş olanlar hep dönmek üzere gitmişler (istisna çok az). hatta iltica, kaçak vs gidenler siyasiler, yasaklılar bile ahhh keşke dönebilsek diye gitmişler. ben orada mis gibi işi olup buraya ilk gelebildiği gün ağlayan kürtler, solcular vs. biliyorum sürüyle. ki onlar da hep oradalar, asla dönmezler.


niye ama
(21.10.18)
Ben yaşlanıyorum ama emeklilik işi zor görünüyor, ölene kadar çalıştırıyorlar meister.

Böyle çok insan ''biliyorum''. Uzaktan akrabalarım; isim ve cisimlerini biliyorum ama yakından tanımıyorum. Emekli oldular, torun sahibi oldular; iki taraflı hayata az çok devam ediyorlar. En azından iki taraftandan da mal mülk ediniyorlar; bir taraf hep Türkiye'de kalmış gibi... Yaşları 70 olmuş hala ''bir gün döneriz.'' diye yazlık alıyorlar Türkiye'den. Nerede ölürler bilmiyorum; ama giderken zaten tüm köyü toplayıp Almanya'ya gelmişler; döndüklerinde çok sosyal çevreleri kalmaz.


buf-e kür
(21.10.18)
ay evet ya
sırf çalışmamak için sakat raporu alıp- nasıl becerdiyse.
orada toplum içinde sakat numarası yapan adamlar var
bak yine geldi aklıma türk mahallesi günlerim.

bi de 20 yaşında gidip 30 yılda emekli olmak öyle nerdeeee 45 sene lazım.
kırsal kesimden sülalesini toplayıp giden zaten orada mahallesinde yaşıyor gelip burada döviz bozdurup yiyor, orada gösteriş yapıyor. ooh mis...toptan gelmez kimse artık kolay kolay, gelse oradaki imkanlar yok.


niye ama
(21.10.18)
Avustralya gurbetçisi bir akrabam var. 20'li yaşlarında gidip yerleşmiş oraya. İnşaatlarda falan çalışmış, öyle kariyerli falan biri değil yani. Zaman zaman emeklilik sonrası gitti geldi ama Avustralya'dan kesin kez hiç dönmedi. En son 98 yaşında çok ağır hastaydı, ailesi getirdi, Türkiye'de vefat etti adam. Velhasıl gitti ve orada yaşadı emekli olsa da dönmedi.


Bayagi bir insan var tanidigim.gurbetcilerden var bir kac tanidik,komsumuzun kocasi var adam bakkala diye cikti amerikaya gitmis gelmedi bir daha.yengelerden birinin babasida ayni sekilde 60 yasinda falan kalkip amerikaya gitmisti esi olunce,gelmedi orada oldu.

Birde en komigi bir arkadasimin babasi var,haci amca,bunlar eski bir varosta nalburluk,insaat isleri yaparlar.bir boya firmasi bangkok a gezi duzenliyor.bu tip gezilere hep adamin cocuklari gidiyor normalde,adam kalkip diyor bu sefer ben gidicem.cocuklar ya ne isin var falan yapsada dayi kalkip gidiyor bir haftaligina,gidis o gidis.gelmedi adam geriye.aramis ordan ben burayi sevdim gelmiyorum ananiza iyi bakin demis.adamin kartina para yatiriyorlar,o da sefa halinde tayland ta.


duptıs
(21.10.18)
Yurt dışında emekli olan yabancılar bile emekli olunca Türkiye'ye geliyorlar. Türklerin gelmesi çok normal.

Geçen bir İrlandalı kadınla konuştum, İngiliz arkadaşı varmış Ege'de bi yerde yaşayan. Kadının İngiltere'den 1000 Sterlin kira geliri var. Bir o kadar da emekli maaşı var. 2000 Sterlin bugünkü kurdan yaklaşık 15000 TL yapıyor. Yattığı yerden krallar gibi yaşıyor o parayla Türkiye'de. Yemeği güzel, havası güzel, alım gücü sıkıntısı yok. Niye bulutlu, kasvetli İngiltere'de yaşasın.


crown
(21.10.18)
Evet kendisi babam :D

Dönmez hayatta, kasırga olmuş geçenlerde her yer darma duman adam en son kütüphaneden internete giriyordu hala toz kondurmuyor.


perfectum
(21.10.18)
Burda, yasadigim yerde bir Turk daha var. 40 sene once gelmis, emekli olmus. Bilgisayar Muhendisi. Baska Turk yok zaten. Arada ugrar. Konusuruz. Burda olmek istedigini soylemisti. Krematoryumda yakilmak istiyor. Turkiye ile bagini koparmis bir adam...

Ben de ayni yolun yolcusuyum. Emekli degilim fakat yolunda giden bir duzenim var. Yasam standardim hep iyiydi ama burada seviye atladi. Cennet gibi bir adada yasiyorum. Arabalarim, ufak bir teknem yazlik-kislik evlerim, isyerim hep burada. Kirlilik yok. trafik yok. Suc yok. Korkmadan istedigimi ozgurce soyleyebiliyorum. Zihnen ozgur hissediyorum. Vatanim da topragim da burasi. Mezarim burada olacak.


Oradan emekli olup dönenlerin bir kısmı, yukarda yazıldığı gibi alım gücü için dönüyor. orada normal şartlarda yaşayacağına, aldığı 2000 pound ya da 2000 euro ile Türkiye'de paşa gibi yaşıyor.


fever
(22.10.18)
1960larda turkiye'den almanya'ya yogun isci alimi yapilmis. bu isci basvurusuyla gidip orada emekli olan uzaktan bir akrabam var. kari koca gitmisler.

tezek yaptiklari ve tek odada kaldiklari koyden cikip almanyaya gitmisler. birkac yilda bir geldiklerinde istanbul ankara'yi bile igrenc bulur ve etrafindakilere bataklikta yasayan sinek muamelesi yaparlar.


tabudeviren
(22.10.18)
Ben varım. 28 yaşından beri avusturyadayım. Kimseler yok eş dost akraba falan. Evden işe işten eve ölene kadar devam.


Bir aile dostumuz var. Bir amerikalıyla evlenip, buradaki çocuğunu da alıp gitti. Adamcağız birkaç sene önce vefat etti, ama oğlu orada okudu, ikisi de ABD vatandaşı. Oğlunun yapacağı işi Türkiye'de yapması pek mümkün değil. Çocuk yine bir Türk'le evlendi ama kız vasıfsız, TR'de hiç iş bulamaz, orada tezgahtar olarak filan çalışıyor. Yazın yazlığa geliyor ama dönemeye hiç niyeti yok.
Eşimin amcası 70'li yıllarda sağ-sol çatışmasından kaçıp yerleşmiş Almanya'ya. TR'ye gelebilirdi, yasaklı filan değildi ama gelmedi orada öldü adamcağız. Tanıdığı, arkadaşı, çevresi hep oradaydı.


SiyamkedisiZorro
(22.10.18)
(5)

pdf dosyasını "okunabilir" word dosyasına çevirmenin yolu?

elimde yazı dolu bir pdf var ve ben bunu word'e çevirmek istiyorum. kusursuz olmasına gerek yok, yazılar farklı karakterlere bürünmediği sürece problem değil. yani pdf'te AHMET olan yer word'e geçince $$#½]£ olmasın, AHMET kalsın. o işimi görür. nasıl yapabilirim bunu?pdf to doc converter deyu aratı
elimde yazı dolu bir pdf var ve ben bunu word'e çevirmek istiyorum. kusursuz olmasına gerek yok, yazılar farklı karakterlere bürünmediği sürece problem değil. yani pdf'te AHMET olan yer word'e geçince $$#½]£ olmasın, AHMET kalsın. o işimi görür. nasıl yapabilirim bunu?

pdf to doc converter deyu aratıp birkaç siteye yükledim pdf'i ama .doc uzantılı olarak verdikleri dosyalarda aynı sorun mevcut, yazılar uçuyor. istediğim bu olsa pdf'den direkt metni kopyalarım ne uğraşıcam.

nasıl halledebiliriz bunu?
der meister
(21.10.18)
.pdf'e sağ tık > birlikte aç > microsoft word yaparak açtığımda türkçe karakter sorunu ya da başka bir sorun yaşamıyorum. word'de açıp doc ya da docx şeklinde kaydedebiliyorum. büyük boyutlu dosyaları açamadığı oluyor ama.

not: office 2016.


eh onu ben de düşündüm ama yemiyor işte :/


der meister
(21.10.18)
pdf to doc için pdf metninin word'e aktarılabilir formatta pdf yapılmış olması lazım (bir adı vardı bunun da unuttum)

pdf to ocr deneyin.


kosteklisaat
(21.10.18)
ben bu siteyi kullanıyorum genelde, türkçe dil desteği var (mükkemmel bişi :)

www.onlineocr.net

karkacık burgacık yazıları bile okudu fotoğrafı çekilmiş belgelerde. (bişi tanıyor, sözlükten benzerini koyuyor, yani "gelirlr" yazmıyor okuyamazsa, "geliyorlar" yazıyor gibi...)


raydingoz
(21.10.18)
Nitro pdf dene. Full versiyon olması lazım ama. www.gonitro.com. Torrent siteleri de var tabii swh.


(13)

bir yüzyıl sorusu

karşı taraf ısrarla yanlış olduğunu iddia ettiği için emin olamıyorum, anlamadım. milattan önce 640-630 yılları arası, milattan önce 7'nci yüzyıla denk gelmiyor mu? gelmiyorsa eğer kaçıncı yüzyıl oluyor? benim gözden kaçırdığım bir detay mı var?
karşı taraf ısrarla yanlış olduğunu iddia ettiği için emin olamıyorum, anlamadım.

milattan önce 640-630 yılları arası, milattan önce 7'nci yüzyıla denk gelmiyor mu? gelmiyorsa eğer kaçıncı yüzyıl oluyor? benim gözden kaçırdığım bir detay mı var?
der meister
(21.10.18)
Yillar sifirdan yuzyillar birden basliyor, 600'lu yillarsa 7.yuzyil oluyor.


Traveller
(21.10.18)
7. yy, 3. çeyrek


bitse de gitsek
(21.10.18)
hah onu diyom işte ben de, 640-630 yılları arasında gerçekleşen bi' şeyin M.Ö 7'nci yüzyılda olmasının nesi çelişkiliymiş ellaam çok tuhaf. iyi bari ben yanlış hesaplamamışım, sağolun.


der meister
(21.10.18)
Kendisi kaçıncı yüzyıl olduğunu söylüyor acaba, merak ettim


mö 700'le 601 arası mö 7. yy oluyor. sen haklısın yani.


sir gawain
(21.10.18)
m.ö.600-699 arası 7.yy


adivar
(21.10.18)
Mö 700-mö 601 arası, sir gawain haklı, adivar haksız


nundu
(21.10.18)
Sıfıra olan uzaklıklar eşit olduğu için ms kaçıncı yüzyıla denk geliyorsa mö de aynı sayıya denk geliyor.
Mutlak değer sorusu.


rakicandir
(22.10.18)
@nundu şimdi farkettim haksız demişsiniz:) 601-700 olmaz o. 600-699 olur. 700 ile birlikte yeni bir yüzyıl başlar. 700, 8. yüzyıla girer. istediğiniz yerde hesaplatabilirsiniz. birine haksız derken lütfen doğru düzgün öğrenin de gelin. not: tarih öğretmeniyim. sizin için bşr sayfa da buldum aciklisesinavsorulari.com

www.neoldu.com


adivar
(29.10.18)
0 diye yıl var diyip tarih öğretmeni misiniz 12 yildir? Öğrencilerinize allah kolaylık versin ne diyim. M.ö 1'den sonra m.s 1 gelir. Yüz yıllar 1 ocak 1'den başlayip 31 aralik 100'de biter. Mesela yeni milenyuma 1 ocak 2000'de değil, 1 ocak 2001'de geçtik.

"The 7th century BC began the first day of 700 BC and ended the last day of 601 BC." Bakın bu Wikipedia da 7th century bc sayfasindan, kendiniz bakabilirsiniz.

"Year zero does not exist in the Anno Domini system usually used to number years in the Gregorian calendar and in its predecessor, the Julian calendar." Bu da wikipedia'daki year zero başlığından. Yani gördüğünüz gibi 0 diye bi yıl yok.

Özelden yazdığımı buraya da kopyaladim, genel açiklama olsun diye. Tarih öğretmeniyseniz lütfen doğrusunu öğrenin. Mazallah bi gün birinin yaninda 21. Yüz yil 1 ocak 2000'de başladi diyip rezil olursunuz, hiç gerek yok.


nundu
(29.10.18)
@nundu yaw he he. Bizim kabul ettiğimiz model budur. Milat sıfır alınır, durum matematikseldir. Roma rakamlarında 0 yoktur, o yüzden ilk yılı 1 kabul ederler. Sıfır, 13. yydan sonra kabul edilir Avrupa'da. Bahsettiğiniz problem burdan gelir, o yüzden bir kısım yer 1-100,101-200 diye gider. Bu ülkemizde hesaplama hatası kabul edilir. Herhangi bir 9. sınıf üniversite hazırlık kitabından durumu öğrenebilirsiniz. İlk elime geçenden örnek de atacağım. 99 yılının son gününe kadar ilk yüzyıl kabul edilir. 100'den itibaren 2. yüzyıl kabul edilir.

Der meister arkadaşımız soru sormuş, bir tarih öğretmeni olarak durumu açıkladım. Özel mesajla da defalarca yazdım ancak sürekli karşı tarafı aşağılama, kendi doğrunuzda ısrarlarınız hakikaten komik. Klasik ekşici ergeni yaklaşımı.

Kimseye rezil olmam meraklanmayın. Senin boyunla kilonun çarpımı kadar kitap kitap okudum bugüne kadar.


adivar
(30.10.18)
Buyrun bu da ilk elime geçen 9. sınıf Okyanus yayınları Özel ders konseptli kitabı. En iyi hazırlık yayınlarından biridir.

Bakın onlar da yanlış biliyor, hepimiz yanlış biliyoruz.

resimag.com

Bugün bir kitapçıya gidin, Trdeki tüm hazırlık tarih kitaplarını inceleyin. Bu konu bu şekilde işlenir ve öğretilir.


adivar
(30.10.18)
Bugün kendisi tarih mezunu olan lise tarih hocama da sordum, "meb maalesef yanlış kabul ediyor. Ben doğrusunu anlatiyorum, sonra mebin kabul ettiğini anlatip, bu yanliş diye belirtiyorum" dedi.

Özelden size hakaret etmemekle beraber kaç defa bilimsel kaynakları önünüze sundum ama siz inatla kabul etmediniz. M.ö 7. Yüzyıl mö 700-601 arasındadır, bu bilimsel bir gerçektir ve tartismaya kapalidir. İtiraz ettiğiniz sürece yanliş bilgiyi savunuyor olacaksiniz. Benim kilom ve boyumun çarpımı kadar kitap okumaniz da bunu değistirmeyecek. Bu konuyla ilgili istediğiniz tarihçiye de sorabilirsiniz, attiğiniz kaynak tabi ki meb'e göre hazirlanmış çünkü lise sinavlari için. Bilimsel bir kaynak değil. Gerçek kaynaklara bakarsaniz doğrusunu görürsünüz


nundu
(30.10.18)
(2)

tapu ve burs başvurusu sorusu

burs başvurusunda anam ve babamın üzerine tapu yoksa, adlarına tapu olmadığını gösterir e-devlet belgesi isteniyor. babamın sorgusunda çıkan şu,Sayın ÄLTER MEISTER,Bu hizmet yalnızca TAKBİS'te T.C. Kimlik Numarası kayıtlı olan kişiler kapsamında sunulmaktadır.Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sist
burs başvurusunda anam ve babamın üzerine tapu yoksa, adlarına tapu olmadığını gösterir e-devlet belgesi isteniyor. babamın sorgusunda çıkan şu,

Sayın ÄLTER MEISTER,
Bu hizmet yalnızca TAKBİS'te T.C. Kimlik Numarası kayıtlı olan kişiler kapsamında sunulmaktadır.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sistemine geçmiş Tapu Sicil Müdürlüklerine ait kayıtlarda; T.C. Kimlik numaranız ile eşleşen herhangi bir kayıt bulunamamıştır.

***

bunu yazdırsam şimdi belge olarak kabul görür mü? kayıt yoktur diyor sonuçta, yani e-devlet'teki bildiğimiz "belge" formatında bir şey değil bu. öte yandan "e devletin kendi sitesinde kayıt olmadığı yazıyo işte daha ne belgesi olcak mk" diye düşünüyorum. haksız mıyım?

belgenin e-devletten temin edilebileceği yazılmış bu arada, oradan belge kabul etmeme durumu yok yani.

***

ikinci sorum,

"adıma tescilli araç sorgulama" ekranında "adınıza tescilli araç yoktur" diyor fakat isim yazmıyor. başvuru belgesi "isim görünecek şekilde" olmalı. e adımıza araç yok ama ismimiz de yazmıyor sistemde. bu tarz bir belgeyi nasıl temin edebiliriz? e-devlet üzerinden imkânı yok mu, emniyet müdürlüğü'ne mi gitmek lazım?
der meister
(11.10.18)
Belgelerin kenarında köşesinde numara oluyor oradan sorgulanabiliyor sanırım


fasulyek
(11.10.18)
e-devlet'in bug ı bu işte. Yıllar önce yurtdışı giriş çıkış belgesi almak istiyordum. Ama yurtdışı çıkışım olmadığı için belge alamadım. Mecbur emniyete gittim.


infernalcadre
(12.10.18)
(9)

pendik yht garından esenler'e ulaşım

otobüs ve dolmuş sevmiyorum, mümkünse "mekanik" tarzda böyle metro, metrobüs gibi nerede duracağını bildiğim bir şey olsun. var mı? yok derseniz en rahat ulaşım şeysi nasıldır? gardan çıktım, esenler'e gitmem lazım. avrupa tarafını iyi bilirim de anadolu'da metro ve metrobüsün gitmediği yere ben de
otobüs ve dolmuş sevmiyorum, mümkünse "mekanik" tarzda böyle metro, metrobüs gibi nerede duracağını bildiğim bir şey olsun. var mı? yok derseniz en rahat ulaşım şeysi nasıldır? gardan çıktım, esenler'e gitmem lazım. avrupa tarafını iyi bilirim de anadolu'da metro ve metrobüsün gitmediği yere ben de gitmedim, o yüzden pendik tarafını falan bilmiyorum hiç. gerçi orada da metro vardı sanki.
der meister
(10.10.18)
gardan çıkıp biraz yürüdükten sonra metroya ulaşacaksınız pendik metro var. sorun söylerler zaten. metrodan sonra metrobüs falan kolay zaten.


total paranoia
(10.10.18)
yht den çıkıp ya yürüyerek ya dolmuş ya da taksi ile tavşantepe-kadıköy metro hattına varın sonra ayrılık çeşme durağında inip marmaraya aktarma yapın ve yeni kapıda inin oradan havaalanı ya da kirazlı bağcılar metroya bin ikisi de o duraktan geçiyor. yaklaşık 2 saat gün ışığı görmeden yol alacaksın :D


dialecticchaos
(10.10.18)
trene bedava falan binmiyorsan esenlere gitmek için yht kullanmazdım ben senin yerinde olsam. atla bi otobüse direkt esenlere geç.


nrmnm
(10.10.18)
@nrmnm, ya öyle de ankara'dan geliyorum ve ne çok erken ne de geç varmam lazım. ideali 11-12 gibi. cumartesi günü tüm gün ayakta olacağım. cuma gecesi ankara'dan gece 2 otobüsüne binsem bile sabahın köründe istanbul'a inmiş oluyorum yorgun argın. otobüste uyuyamıyorum. e cumartesi sabahı binsem en erken otobüs 8'de, istanbul'a varmam 14'ü bulacak.

öğlen 11-12 gibi falan orada olabilmemin tek yolu yht yani.


der meister
(10.10.18)
O güzergahı defalarca kullandım, yukarıda yazanlardan sadece @nrmnm'ye katılıyorum.


Pendikten otobüsle veya yürüyerek Metroya gidin; Ayrılıkçeşmesi'nde inip Marmaray'a geçin, Yenikapı'da inip M1B(yenikapı - Bağcılar,Kirazlı ) metro hattına geçip Esenler'de inin.


apdulera
(10.10.18)
otobüs kaçta başlıyor bitiyor bilmiyorum ama trenden 12'de insen bile esenlere varman yine 14'ü bulur zaten. keyfin bilir, ağır yükün yoksa çekilmeyecek bir yol değil m4+marmaray+m1 rotası.


nrmnm
(10.10.18)
yok trenden en geç 10'da inmiş olacağım. gardan metroya yürüsem peki kaç dakika sürer tahminen? ortalama hızda yürüyen genç adam diyek. ağır yüküm yok ayrıca sırt çantam olacak, hava çok sıcak olmadığı sürece (ki sanmıyorum) koymaz. bütün gün yürüyeceğim zaten.


der meister
(10.10.18)
15 dakika falan, biraz yokuşludur, tavsiye etmem yürüyerek çıkmayı


apdulera
(10.10.18)
goo.gl
1.1km ve 13 dk ama dendiği gibi biraz yokuştur, çok da değil:
goo.gl


ensar
(10.10.18)
(2)

airbnb'de (istanbul) kapıda ödeme seçeneği var mı?

yer bakıyorum da hepsinde ödeme istiyor doğrudan. filtreleme seçeneği de göremedim. ben mi bulamadım yoksa böyle mi airbnb, illa önceden kart bilgisi ve parası veriyor muyuz?
yer bakıyorum da hepsinde ödeme istiyor doğrudan. filtreleme seçeneği de göremedim. ben mi bulamadım yoksa böyle mi airbnb, illa önceden kart bilgisi ve parası veriyor muyuz?
der meister
(09.10.18)
Elden odeme yok, odemeler airbnb araciligiyla.

Gittigidiyor gibi dusun


heleley
(09.10.18)
Ev sahibine mesaj atarsan yardımcı olur belki.
Komisyon vermek istemiyorum, elden ödemem mümkün mü diye sorabilirsin.

Ben daha önce böyle yapmıştım, dönüş olumlu olmuştu.
Gerçi kalmaktan vazgeçtim ama sonuçta gidip kalsam elden ödeyebilecektim.


esse classic
(09.10.18)
(1)

yazın turizm sektöründe iş

bu yaz pek istemedim yapmayı çünkü seviyeme güvenemiyordum ama 2019 yazı için bunu istiyorum. şu an rus dili ve edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim, C1-C2 ingilizcem var; bir sene hazırlık okuduğum için yazın 2+ yıl rusça görmüş olacağım, C1 olmasa bile B2 olur en az. hatta temel düzeyde de olsa al
bu yaz pek istemedim yapmayı çünkü seviyeme güvenemiyordum ama 2019 yazı için bunu istiyorum. şu an rus dili ve edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim, C1-C2 ingilizcem var; bir sene hazırlık okuduğum için yazın 2+ yıl rusça görmüş olacağım, C1 olmasa bile B2 olur en az. hatta temel düzeyde de olsa almanca dahi yardırabilirim.

ama anladığım kadarıyla bu işleri çok önceden bulmak gerekiyormuş. ben öğrenciyim, çalışsam üç ay çalışacağım zaten maksimum. kime, nereye yazmam/sormam lazım? ayrıca belki şimdi artist görünecek ama ben jonglörlük, animatörlük falan yapmak istemiyorum. garsonluk olur, bellboyluk olur, neblim işte rusçayı kullanabileceğim herhangi bir yer olur ama palyaçoluk yapmak istemiyom. yanlış anlaşılmasın yapanlara bi şey dediğimden değil, herkes ekmeğinin peşinde tabii ama ben mecburiyetten değil dilimi geliştirmek ve accuk da olsa alanımda iş tecrübesi kazanmak için istiyorum bunu.

benim nereye başvurmam, ne yapmam lazım şimdi? ankara'da yaşıyorum, haliyle gittiğim yerde kalacak yerimin de olması gerekecek. nasıldır bunun yolu yordamı ben hiç bilmem. iş aramak için antalya'ya falan mı gitmem lazım direkt? bir maaş zaten yola gider, ben en fazla üç ay çalışacağım.

açıkçası yazın 2 ay boyunca günde 10-12 saat çalıştırsalar da çok umrumda değil, yeter ki rusça konuştursunlar ve cebime accuk para koysunlar. bana dil açısından bi' şey katsın yani. benim artık ukrayna'ya gidecek param yok bari gelenlerle konuşayım edeyim.

ben hiç anlamıyorum bu işleri. okuldakilere sorsam "çok kolay abi yea ne var yazın rusça bilen adam arıyo her yer" diyor. arayanlara soruyorum e yok bize daha uzun süre çalışacak adam lazım, yok zaten var bizim elemanımız bilmem ne... e ne yapayım okulu mu bırakayım 5 ay çalışmak için?
der meister
(06.10.18)
şimdiden bu tarz işler bulman biraz zor 2019 yazı için. ocak sonu şubat gibi arayışa başlamanı öneririm. bu bir.

ikinci olarak da direkt garson olarak başlaman otellerde biraz zor. komi olur barboy olabilir ama çok da tavsiye etmem bu iki. animasyon olmaz demişsin ama otelde misafirlerle en rahat iletişime gireceğin departman burası olur. bu üç.

bellboy olabilir dil konuşmak için ideal. ordan da ön büro / satış pazarlama vs falan akar gidersin. bir iki yaz çalışsan sonra okul süresince, okul bitince de baya öğrenmiş olursun zaten. bu dörttü

beş de dediğim tarihlerde bana bi cv atarsan otel çevremiz var ulaştırırız bir yerlere. şimdi de göndeririz ama seneye gelcek falan çok havada kalır dostum.

dm'den mail falan paylaşırım ^^


jugador
(06.10.18)
(11)

aşure verme-alma adabı

medeniyetin ve ilerlemenin başkenti ankara'da karşı komşu sağolsun aşure getirdi bize bugün. arkadaş açtı kapıyı, teşekkür etti, tepsiyle birlikte üç kaseyi aldık direkt jsfjskfsfs. daha sonra benim waifum "niye öyle yaptınız ya aşure öyle yapılmaz ki, kendi kabınıza koyup geri vermeniz lazımdı heps
medeniyetin ve ilerlemenin başkenti ankara'da karşı komşu sağolsun aşure getirdi bize bugün. arkadaş açtı kapıyı, teşekkür etti, tepsiyle birlikte üç kaseyi aldık direkt jsfjskfsfs. daha sonra benim waifum "niye öyle yaptınız ya aşure öyle yapılmaz ki, kendi kabınıza koyup geri vermeniz lazımdı hepsini" dedi. bunu arkadaşa söyledim. "ulan aslında kadın ben tepsiyi alınca 'neyse sonra verirsiniz artık' dedi ha, gerçekten öyle herhalde" dedi. güldük ettik.

boş vermeyelim diye muzlu puding yaptık, üstüne çikolata sosu döküp hindistan cevizi ve rulokatla falan da süsleyerek OVERKILL yaptık. bence bu odun ve öğrenci halimizle yine az zamanda çok işler başardık ama genel olarak bunun usulü, yolu yordamı nedir merak ediyorum.

komşu diyelim ki size üç kase getirdi tepside, aşure var. siz nasıl yaparsınız? yani ben de arkadaşım gibi yapardım açıkçası, en fazla tepsiyi geri verirdim belki (o an heyecanlanıp akıl edememiş). tabakları da aşureleri yedikten sonra başka bi' şeyle doldurup geri verirdim.

kapıda aşureleri kendi kabımıza boşaltıp kirli kirli kaseleri geri mi vermemiz gerekiyordu yani anlamadım ben, öyle gelenek mi olur aq çok garip değil mi?

normalde nasıl oluyo bu iş, siz nasıl yapıyorsunuz? aşure ikram etseniz ne beklersiniz karşılığında?
der meister
(06.10.18)
bu aşure hayır işi olduğu için denilenler doğru malı al kaseyi yıkayıp ver hemen verirkende polis yok demiştim falan diye ekle en doğrusu bu ama illa gönlünüzden koptuysa verin pudingi teşekkür edin.


basond
(06.10.18)
aşureyi kendi kabına aktarıp, komşunun kabını yıkamadan geri verirler bereketi kaçmasın diye. öyle diyolla.
dün komşu aşure getirdi, kabı yıkayıp içine çikolata,şeker vs konabilecek ne varsa koyup geri verdim. tabak boş gitmez diye.


MtKrt
(06.10.18)
normalde aşureyi kendi tabağına boşaltıp komşunun kasesini geri veriyorsun, evet aşureli aşureli. yani adabı böyle. ama iki senedir bana aşure getiren komşular kendi tabaklarını geri vermemi beklemeden gidiyor, ben de sonrasında tabaklarına bir şey koyup geri vermek durumunda kalıyorum.
edit: evet komple tepsiyi almak hayvanlık olmuş biraz :)


pati
(06.10.18)
Hemen kaseyi geri vermen gerekir çünkü her evde onlarca kase yok aldığın an geri vermelisin ki yıkayıp tekrar kullanabilsinler.
Ayrıca üç tane alınmaz hayvanşar iki neyse de üç ne :)))
Artık puding yapmışsınız verin.


fasulyek
(06.10.18)
hahahh iyiymiş bu :D
benim bildiğim usul, tepsinin içinden tek bir kaseyi alıp kendi kasene boşaltıp iade-i kase etmektir. bağzen kaseyi alıp yaptığınız gibi başka bir şey ile doldurup verenler de oluyor. ama üç kaseyi tepsiyle almak.. :D bilemiyorum altan :D


Evet, kabaca sudan geçirilip geri verilir kapıdan. Bu işlemin can sıkıcılığından artık profesyonel anneler kağıt ya da aluminyum kaplarda dağıtıyorlar, demek ki o teknoloji daha size gelmemiş.

Eğer sizde kaldıysa kaseler, bir tanesinin içine bir şey koyup, diğerlerini temiz vermek de bir seçenek. Aşure veren karşılığında bir şey beklemez de, eli boş kapıya gitmemek adına bir kaseye kurabiye, kek ya da zaten evde hazır yapılmış puding de koyulur.


buf-e kür
(06.10.18)
eheh ya az önce verdik, acayip mutlu oldu kadın. "ne yapmışsınız siz yaaa hiç gerek yoktu" falan dedi eheh. mutlu olduk. hayvan da olsak insanız............

@fasulyek, tepside sadece üç tane vardı ama ya öyle daire daire geziyormuş gibi durmuyordu pek. hatta "iki gündür bakıyorum size yoksunuz" gibisinden bir şey dedi, sadece bize getirdiğini düşündük o yüzden - en azından elindekileri. ayrıca üç kişi kalıyoruz ve bunu bildiklerini düşünüyorum çünkü çok karşılaştık kapıda. o nedenle üçümüz için birer kase diye düşünüp aldık.

tepsiyi almamız cidden komik oldu ama neblim arkadaşın yerinde ben olsam ben de aynısını yapardım :/


der meister
(06.10.18)
Ayular :)
Bence pudinge de gülerler siz ayıplamazlar
Genç erkek öğrenci evi çok bşr şey beklemek lazım diye düşünebilirler.
Bir daha ki sefer aynı şekilde yapmazsınız. Böyle böyle öğrenirsiniz.


fasulyek
(06.10.18)
bizimle konuşurken gülüyordu da kapıyı kapattıktan sonra direkt kahkaha attı zaten ahaha. neyse yau "şerefsiz ayılar" demesin de gerisi sıkıntı değil, bizimkisi de en fazla cahillik yani sonuçta serserilik yapmadık şerefsizlik yapmadık iki saat içinde geri verdik tepsiyi de kaseleri de olsun o kadar...


der meister
(06.10.18)
pudinginizi allah kabul etsin :))


sutlu nescafe
(06.10.18)
Tepsidekilerin bir tanesini alip mutfaga gidip onu bir kaba bosaltip kaseyi hizlica sudan gecirip/yikayip kurulayip geri vermeniz gerekirdi. Gerekirdi degil de genelde oyle yapilir


nax
(06.10.18)
(2)

basketbolseverlere sorularım var TBL hakkında

uzun süredir euroleague ve TBL'yi yakından takip etmiyorum fazla tahmin edilebilir hale geldiği için. TBL'de fener şampiyon, EL'de hep aynı takımlar son 4-6'ya kalıyor vs... gelgelelim basketbolu çok özlediğim için bu sezon yine vakit buldukça ucundan kıyısından bakayım istiyorum. sorularım,1) bu se
uzun süredir euroleague ve TBL'yi yakından takip etmiyorum fazla tahmin edilebilir hale geldiği için. TBL'de fener şampiyon, EL'de hep aynı takımlar son 4-6'ya kalıyor vs... gelgelelim basketbolu çok özlediğim için bu sezon yine vakit buldukça ucundan kıyısından bakayım istiyorum. sorularım,

1) bu sezon için TBL'de beklentiler nasıl? her takım için kısa ön inceleme tarzı bi' şeyler okuyabileceğim bir blog var mı? transferler nasıl, beklentiler nasıl? örneğin yine fener'in şampiyon olmasına kesin gözüyle mi bakılıyor? kim zayıfladı, kim güçlendi, durumlar nasıl?

2) ankara'ya taşındığım için yerinde izleyebileceğim en iyi takım sanırım türk telekom. ankara arena'da atmosfer nasıl oluyor? şehir takımı seviyor mu yoksa üvey evlat gibi öyle 300-500 kişiye mi oynuyorlar? kadro gördüğüm kadarıyla birinci lig için hiç fena değil, evropa'dan da davet almışlar bu sene adını unuttuğum turnuva için. gidilir mi arada, güzel olur mu, güzel maçlar izletirler mi?

onun dışında genel olarak eklemek istediğiniz bi şey varsa ekleyin plz. savolun.
der meister
(05.10.18)
büyük olaylar yahut süprizler olmazsa fener şampiyon olur.
büyük olay dediğim; fenerin 3 uzunu aynı anda uzun sakatlanır ya da obra görevi bırakır ya da nba de lokavt olur efes paraya kıyıp 3 nba li getirir filan.

fenere efes bi süre kafa tutacak gibi görünür. ergin, takımdan bi kaç oyuncu ile kavga eder, 1-2 yabancı gönderirler 1-2 tane getirirler. efesten birinin yasaklı maddeden (doping demiyorum) ceza alması da olası..


barankovan
(05.10.18)
1-) fener yine sampiyon olur cok buyuk bir sikinti yasamazlarsa.
2-) valla ben yillar once giderdim telekom maclarina' ankaraguclu bir ekip olurdu her macta. ama eski salondaydi. simdi nasildir bilemiyorum. ama yeni salonun atmosferi guzel oluyor taraftardan bagimsiz. iyi takim geldiginde gidilebilir bence.
ayrica telekom Avrupa‘da da oyunuyor. hafta ici de gidebilirsiniz maclara.


dirk_41
(06.10.18)
(8)

yarım bırakılan kitaplara dönmek

suç ve ceza'yı sanırım 14 yaşımdayken okuyup bitirmiştim. okurken müthiş keyif aldığımı hatırlıyorum. bazı kısımları da hala aklımda ama genel olarak olay örgüsü olsun, "ulan ne yazmış herif be" hissiyatı olsun... bunlar yok. hatta hiç olmadı sanırım, tamam hoşuma gidiyordu ama o yaşta muhtemelen ta
suç ve ceza'yı sanırım 14 yaşımdayken okuyup bitirmiştim. okurken müthiş keyif aldığımı hatırlıyorum. bazı kısımları da hala aklımda ama genel olarak olay örgüsü olsun, "ulan ne yazmış herif be" hissiyatı olsun... bunlar yok. hatta hiç olmadı sanırım, tamam hoşuma gidiyordu ama o yaşta muhtemelen tam olarak anlamadım bile ne olduğunu.

bunun dışında %70-80'ini okuyup çeşitli sebeplerle devam etmediğim birkaç kallavi roman daha var. bir yanım, "tekrar oku bunları. özümseyerek, anlayarak, bir yetişkin olarak tekrar değerlendir. hatta 10 sene sonra yine oku. her seferinde farklı anlarsın" diyor. diğer yanımsa "ulan aynı kitapları dönüp dönüp okuyacağına yeni şeyler oku, böyle iş mi olur?" diyor.

rus klasiklerini zaten baştan sona tekrar okuyacağım, buna muhtemelen suç ve ceza'yı da dahil ederim ama genel olarak "eskiden okunmuş kitabı yeniden okuma" hakkında ne düşünüyorsunuz?

bir yandan zaten kısıtlı olan ömrümde aynı şeyleri okuma fikrini sevmiyorum (başka şeyler okumak varken). öte yandan "daha ne okuyacaksın it, bundan iyisi mi var" diyorum. aynı zamanda tabii geçen sürecin bakış açısında yarattığı farklılıklar, eseri farklı zamanlarda değerlendirme şansı vs. hoş geliyor kulağa. yani suç ve ceza'yı sadece 14 yaşında okumakla 24, 34, 44 ve 54 yaşlarında okumak arasında büyük fark olacağını düşünüyorum.

siz böyle uzun yıllar önce bitirdiğiniz veya okuyup yarım bıraktığınız (sevmediğiniz için değil) kitaplara geri dönüyor musunuz, tekrar okuyor musunuz? yoksa direkt geçip başka kitaplar mı okuyorsunuz roman özelinde konuşacak olursak?
der meister
(02.10.18)
Valla tekrar tekrar okuduğum kitap sayısı az değil. Her okuyuşunda farklı bişeyler bulabiliyorsun bazı kitaplarda.


roman özeline konuşmak isterdim fakat klasiklere herkesin baktığı gibi 'olmazsa olmaz' diye bakamıyorum. okumalarımdan sonra kendimi aslında bu kurgusal dünyaya o kadar da kaptırmadığımı farkettim. fakat şu var ki, yıllar önce bitirdiğim ama hikaye bütününü hafızamdan kaybettiğim birkaç kitabı tekrar ele aldım ve tabi okurken hatırladım ama birşey farklıydı. yorumum. ben okumalara ara verip sesli düşünen biriyim, çıkarım yapmak için değil içten gelen birşey bu ve zaman zaman da yazarım birşeyler. karşılaştırma fırsatım oldu, ki bu benim için deney niteliğinde oldu. öyle ki insanın sabahı ve akşamı bambaşka olabiliyorken yıllar bunu yapmaz mı? mesela en büyük fark aforizmalarda var. okuduğumu o zamanın getirileri ile baya farklı yorumlamışım şimdi ise sadeleşmiş. fazla kelimeler ortadan kalkmış genelde. tekrarı sevmesem de, hemen sıkılan biri olsam da, 3-5 eser var asla satıp ya da atmayacağım. muhtemelen tekrar okuma düşüncesi hala bir yerlerde.


Şu ana kadar okumakta iken bilinçli olarak bıraktığımı hatırladığım tek kitap "Başkan Babamızın Sonbaharı". Yazım tekniği zorladı. Çünkü noktalama işareti olarak yalnızca virgül kullanılmıştı. Onun dışında, kafam rahat değilken okuduğumdan bir şey anlamıyorum yemek tarifi bile olsa. Böyle kitapları da en başta yarım bıraksam da baştan bir daha okuyup bitiriyorum rahat bir dönemimde. Mesela şimdi "Zorba"nın 1/3'ini bitirdim ama kafam rahat değil diye bıraktım ve yeniden başlayacağım.

Tekrar tekrar okuyup bitirdiğim kitaplardan örnek vereceksem "Küçük Prens" ve "Yeraltından Notlar" derdim. İkisi de enfes, her okuyuşta tekrar tekrar kendimden parçalar bulduğum eserler. Hele "Yeraltından Notlar"a o kadar hayranım ki ben öyle bir kitap yazamayacağım ve o kadar vurucu şekilde kendimi ifade edemeyeceğim için üzülme sebebimdir de.

Daha da kafa şişirirdim de telefondan zor oluyor diye fazla yorum yapamıyor ve kitap örneklerine giremiyorum maalesef :)


m e b
(02.10.18)
ivan ilyiç'in ölümü'nü hayatımın belli dönemlerinde tekrar okumayı düşünüyorum. savaş ve barış'ı tekrar okumayı çok isterdim ama muhtemelen kafam almaz. araya serpiştirilmiş fransızca cümlelerde boğulurum. zamanında nasıl okumuşum hiç bilmiyorum, üç ayda mı ne bitmişti. o kadar kalın hiçbi kitabı okuyamam, bırak klasiği mlasiği. öykülerden gidiyorum şu sıra.

odaklanma sorunu yaşadığım için okuduğum çoğu kitabı yarım bıraktım. sevmediğimden veya okumak istemediğimden değil. bi an geliyor, hangi kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. yıllar sonra kitabın sayfalarını açtığımda ayraç mayraç çıkıyor 50. sayfadan.


nice tnetennba
(02.10.18)
ayni kitabi tekrar okumayi zaman kaybi olarak goruyorum.

ama kitabi farkli yaslarda farkli tecrubelerle okumanin ayni kitabi okumak oldugunu dusunmuyorum. mesela genc wertherin acilarini asik oldugum bir donemde, on iki sene once okumustum. simdi zihnimdeki yansimalari cok daha farkli olacaktir.

ama.. yeniden okumayi cok istesem de okuma hizim dusuk oldugu icin ayni kitabi simdilik okumuyor, yenilerle devam ediyorum.

bitirmedigim kitaba tekrar donersem sifirdan okumaya baslarim.


tabudeviren
(02.10.18)
Eskiden kitabı yarım bırakamazdım. Kendimde, yazar o kadar emek verip yazmışsa sen de okumalısın Amaranta, diye saçma bir düşünce geliştirmiştim farkında olmadan. Ama sonra niye kendime işkence ediyorum deyip ilkin Milena' ya mektupları yarım bıraktım sonra çok fazla kitabi yarım bırakmaya başladım. Allahim affet:/


Sevilen kitabı tekrar okuma olayı ise sanırım çok beğendiğim hicbir kitabi yillar sonra oturup başan sona okumadım. Kitaplığımdan canım sıkılınca alıp 50-100 sayfa okumuşumdur tamamen bitirmemişimdir. Ben ayni eylemi tekrar etme konusunda biraz farklı düşünüyorum galiba. Bu konuda daha başka nitelikli eserler okumak varken ayni kitabi okumak ya da ayni filmi izlemek sıkıyor beni. Evet insan aynı nehirde iki defa yıkanmıyor ama ben tekrara düşmekten sıkılıyorum.


Amaranta ursula
(02.10.18)
Suç ve Ceza'yı ilk kez 7.sınıfta okumuştum yani aşağı yukarı 13 yaşlarında ve okuduğum ilk klasik sayılacağı için yeri hemde ayrıdır. O zamanlar okuduğumda gerçekçiliğine çok şaşırmıştım, sanki yaşanmış şeyleri gözlemleyip yazan biri gibi gelmişti kitabın dili. Üstelik okuduktan sonra dönem dönem rüyalarıma bile girmişti cinayet işleyip bundan kurtulma telaşına düştüğüm psikolojik türden olanlardan. Velhasıl en sevdiğim iki romandan biri oldu. Her neyse, yaklaşık 8 sene sonra yani 21'in başlarında bu sefer düzgün çeviri iş bankası yayınlarından bir kez daha okumaya başladım, hayatımda ikinci kez okuduğum ilk kitap oldu. %70'ini unutmuşum detayların haliyle ancak buna rağmen o ilk kez okuduğumdaki heyecanı ve tadı tam alamadım. Yine çok güzel geldi kitap aynı kitap ama okunan zamanlar değiştiği için hisler de ilk zamanki gibi çoşkulu olmadı.

Buna rağmen kaliteli bir kitap iki kez okunmadan, kaliteli bir film üç kez izlenmeden ne tam okunmuş ne tam izlenmiş sayılacağını düşünüyorum. Birinci bitiriş duygulara ikinci bitiriş akla hitap ediyor sanki. 10 tane kalitesiz kitap okunacağına kaliteli bir kitabı farklı dönemlerde birkaç kez okumak insan ömrü zamanı açısından daha tasarrufludur bence.

Çok sevdiğim ya da etkisi uzun süre devam etmiş kitapları bir şekilde ömrüm boyunca saklayıp 5-10 sene aralıklarla tekrar tekrar okumayı hedefliyorum ben de. Kitabın en arka boş sayfalarına her okuyuşta okumaya başlama ve bitiş zamanlarını yazacağım. 1.okuyuş Şubat 2018, 2.okuyuş Nisan 2027, 3.okuyuş Mart 2033.. gibi. Kitabın da benimle birlikte yaşlandığını, sayfaların sarardığını görmek eminim değişik bir his verecektir eğer uzun yaşayacak kadar şanslı olursak.


siyah giyen adam
(02.10.18)
Benim birkaç sayfasını bile okumuş olsam başladığım kitabı bitirme huyum var. Biraz zorlama duruyor olabilir ama çocukluğumdan beri bir kitaba başladıysam o kitabın bitmeme ihtimali beni huzursuz ediyor.

Yarım bıraktığım kitap olmuyor bu yüzden pek ama birkaç kitap olmuştu bitiremediğim. Daha sonra okuyup çok zevk aldıklarım oldu içlerinde. Bir de ben orta okulda klasiklerin çoğunu okumuştum ama çoğu iyi çeviriler ya da tam metin değildi. Bu yüzden o zamanlar okuduğum kitapların hepsini yıllar sonra tekrar iyi yayınevlerinden okumaya çalışıyorum.

Son olarak da çok zevk alıp da tekrar tekrar okumak istediğim kitaplar var. Ölü Ozanlar Derneği'ni 3 kere okudum mesela ama bu çok yaptığım bir şey değil çünkü hiç okunmamış ve okunması gereken çok fazla kitap var.


ms brownstone
(02.10.18)
(4)

hastane ve sigorta sorusu - kafalar karıştı

24 yaşındayım. bundan dört sene kadar önce babamın sigortasından faydalanmak üzere sgk'ya gittiğimi çok net hatırlıyorum - öncesinde her tedavide masraf çıkıyordu. nitekim işlem sonrasında ücretsiz bir şekilde tüm hastanelerin altını üstüne getirmiştim, hala getiriyorum. sorularım,1) babam şu an res
24 yaşındayım. bundan dört sene kadar önce babamın sigortasından faydalanmak üzere sgk'ya gittiğimi çok net hatırlıyorum - öncesinde her tedavide masraf çıkıyordu. nitekim işlem sonrasında ücretsiz bir şekilde tüm hastanelerin altını üstüne getirmiştim, hala getiriyorum. sorularım,

1) babam şu an resmi kayıtlara göre "işsiz" olduğunu ve dolayısıyla sigortası olmadığını söylüyor. bense hala ücretsiz olarak faydalanıyorum sağlık hizmetlerinden, adıma borç da yok. babamın sigortası bittiğinde benimkisi de biter normalde. nasıl oluyor bu? babamın dünyadan haberi yok desem tam tersine bu konuların kurdudur, zaten sağlık sektöründe yıllarca çalışmış birisi, bilir bu konuları. ben niye hala para vermiyorum?

2) 9 ay sonra 25'i dolduruyorum (*intensity intensifies*). hastanelerden yine fakir gibi faydalanabilmek için ne yapacağım ben? 25 itibariyle başkasının sigortasından faydalanamıyorum çünkü bildiğim kadarıyla. gelir testi falan yapılıyormuş sanırım. resmi bilgiler mi kontrol ediliyor yoksa eve gelip "hmmm bakalım ne kadar fakirsin" diyorlar mı?

öyleyse eğer ben öğrenci evinde kalıyorum, üç arkadaşız. odamda koltuk-çekyat ve bez dolaptan başka bir şey yok - alırsam bi' çalışma masası alırım, başka şeye yer yok zaten. "yazık la kimin çocuğuysa" dedirtecek kadar fakir mi bu ortam, aynı şekilde devam edebilir miyim?
der meister
(02.10.18)
gelir testinde ailenizin (babanız ve anneninizin) tüm gelirini ailede yaşayan birey sayısına bölüyorlar üstüne ailenize ait taşınmazlar var ise ev araba gibi onlarıda bir şekilde ekliyorlar ve ailede ki kişi sayısına bölüyorlar. bunun da asgari ücretin 3 te birinden küçük olması lazım sizin bedava sigortalı olabilmeniz için. eğer fazla gelir ise ayda 60 tl karşılığında genel sağlık sigortası yapılıyor.

edit: yani eve gelip bakmak gibi bir durum yok herşey kağıt veya online işlemler üzerinde.


belkider
(02.10.18)
oo öyleyse çok güzel, biz ailecek illegal olduğumuz için kağıt üstünde paramparçayız, belki üzülüp ücretsiz şırınga falan bile verirler.


der meister
(02.10.18)
baban ne zamandır işsiz?
eğer son bir yıl içerisinde 90 gün prim ödemesi varsa, çıkış tarihinden itibaren 100 gün daha sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorsun. sonra kesiliyor.


elorelia
(02.10.18)
söylediğine göre uzun süredir bu durumda. kağıt üstünde işsiz bu arada, yoksa piii senden benden çok parası var.


der meister
(02.10.18)
(3)

garip türlü bir baş ağrısı

nasıl ifade edilir bilmiyorum ama son 8-10 gündür falan beynime "sancı" girdiğini hissediyorum. kısa süreli, 3-4 saniye. çok ani veya keskin olmuyor ama hissediliyor. şöyle tarif etmeye çalışayım... beynin içinde giden bir damar var diyelim. o damar boyunca ağrıyor mesela. öyle bir his. tek bi' yerd
nasıl ifade edilir bilmiyorum ama son 8-10 gündür falan beynime "sancı" girdiğini hissediyorum. kısa süreli, 3-4 saniye. çok ani veya keskin olmuyor ama hissediliyor. şöyle tarif etmeye çalışayım... beynin içinde giden bir damar var diyelim. o damar boyunca ağrıyor mesela. öyle bir his. tek bi' yerde, bir hat boyunca kendini gösteriyor. 3-5 saniye sonra gidiyor ve kaşıntı yapıyor bazen.

normalde nadiren olurdu, üzerinde durmazdım. son günlerde ise (belki hasta olmamın etkisiyle bilmiyorum) sıklaşmaya başladı. şu ara pek alışık olmadığım yüksek tempolu, stresli bir süreçteyim. genel olarak yorgun hissediyorum. üstüne bi de hasta oldum. o yüzden yine çok şeyapmıyorum ama korkmuyor da değilim. kilo var, sigara var, her türlü pislik var. geberip gitmeyek?

son bir yıl içinde hem kalbe baktırdım hem de beyin mr'ı çekildim, ikisine de temiz demişti doktorlar. yarı ölü yaşadığım için sık sık gidiyom doktora, farklı bahanelerle baktırıyom sağıma soluma. şimdilik ters görünen bi şey yok ama kafama sancı giriyor sürekli. irkildim.

asıl soracağım şu: tarif ettiğim tarzdaki sancı/ağrı herhangi bir şeyin semptomu mu? yoksa "olur öyle ya strestendir" denebilecek, neblim gergin ya da yorgun olunca her insanın başına gelebilen tarzda bi şey mi? 24 yaşındayım, bana bu yıldan önce olmuyodu mesela.
der meister
(01.10.18)
Geçen sene ona benzer bir ağrıyı ben de yaşadım. Hep aynı yer ve aynı senin tarif ettiğin şekilde. Benimki sol şakağımla kulak üstü hizasındaydı. Biraz tıp bilgim var, bu tip bir ağrının önemli hiçbir hastalıkla ilişkili olmayacağını düşündüm. Sonra kendi kendine geçti. Ama neydi, nasıl geçti bilmiyorum.


curukturpkokusu
(01.10.18)
@dunal, kilo verme ve sigarayı bırakma konusunda çok uğraşıyorum (hatta kilo zaten veriyorum ama bi' 7 ton kadar fazlam olduğu için vücudun nefes alması için sanırım 2-3 ay daha geçmesi lazım en başta) ama stresi ne yaparım bilmiyorum. yapı olarak fazla gergin ve stresli biriyim maalesef. bu tedavi görmüş halim. ki tedavi sonrasında, "önceden nasıl yaşıyormuşum ben?" dedirtecek kadar ciddi aşamalar kaydetmiştim ve onları korudum. ona rağmen ortalama bir insana göre fazla stresliyim. niye, bilmiyorum. sebep olmasa bile gerilecek ya da sinirlenecek, kafamı kurcalayacak bir şey buluyorum her zaman.


der meister
(02.10.18)
bende de benzer bir ağrı vardı. beyin mr ını detaylı incelettim beyindeki bazı damarların tıkandığını ve o damarların gittiği bölgenin kemikleştiğini (öldüğünü) öğrendim.


yemrem
(02.10.18)
(6)

kamp işleri çok hoşuma gidiyor ama şehir bebesiyim. olmaz mı?

hımbıl, tembel bir insanım ama 5 yıl öncesinde durum farklıydı. yine şehir bebesi olsam da sporla uğraşırdım en azından.şu ara yine aklımda hep var. keşke diyorum şöyle dağa bayıra çıkabilsem, çadırımı kurup kitabımı okusam, ateş yakıp sucuk neyin pişirsem. hatta bana eşlik edebilecek 1-2 arkadaşım
hımbıl, tembel bir insanım ama 5 yıl öncesinde durum farklıydı. yine şehir bebesi olsam da sporla uğraşırdım en azından.

şu ara yine aklımda hep var. keşke diyorum şöyle dağa bayıra çıkabilsem, çadırımı kurup kitabımı okusam, ateş yakıp sucuk neyin pişirsem. hatta bana eşlik edebilecek 1-2 arkadaşım da var ama sorun şu ki ankara'da yaşıyoruz ve arabamız yok. en fazla bozkıra dağılıp BAKIN ŞİMDİ DORU ATMIŞIZ BİZ TAAM MI diye sağa sola koşarak roleplay yapabiliriz herhalde.

bu işleri çok seviyorum, cidden şöyle cuma akşamı uzaklaşabilsem şehirden, kendimle ve doğayla vakit geçirsem çok mutlu olurdum ve bu işi çok severdim.

gelgelelim hem çok çok tecrübesizim hem de ilk aşamadaki masraflardan çekiniyorum - şu an öyle çadır alacak, çantamı dolduracak param yok. neyse hadi o kısmını geçelim paramız var diyelim...

ankara'da yaşayan, parası olmayan öğrencinin öldürülüp bir kenara atılmadan dağda bayırda 2-3 günlüğüne takılması mümkün mü? bu işleri yapanlar nasıl beceriyor?

en baştan başlayacak olsam mesela neyi, nereyi tavsiye edersiniz? neblim önce evsiz gibi parkta mı çadır kurayım, komşunun tavuğunu çalıp onu mu boğazlayayım adapte olabilmek için, nedir olay?

***

bir nevi meymun atalarıma selam çakmak, "ben de sizin gibiyim le sabah 4'te çıblak koşuyom dağda bayırda" diyebilmek, çiğ et falan yemek istiyorum yahu. şu durumda çok mu lüks olur bizim için bunlar?

elin oğlu avrupa'da ne güzel yapıyor bu işleri. "o kadarına cesaret edemem" diyenlerin toplaşabilecekleri kamp alanları var, "insan istemem" diyenin de istemediği kadar göl, dere, bayır var...

ben mesela ne isterim biliyo musunuz. sivas'a gideyim. dağı taşı inceleyeyim. bakiyim romalı lejyonerlerden bi şeyler kalmış mı. kazma kürek kalıntı falan arayayım, hem kendimle hem tarihle baş başa kalayım. ama işte tarihe de sahip çıkmıyoz ki, müthiş potansiyel var ama sivas'a gitsem şimdi bizans'a, pontus'a dair ne bulabilcem? muhtemelen hiçbi şey.

neyse uzatmayayım. hüzünlendim.
der meister
(29.09.18)
Uzun uzun yazdığında için kısa yazıyorum. Bkz: Şahinler tabiat parkı.


mezarkabul
(29.09.18)
Cadiri Ankara Freestuff´a sor, biri odunc verir kesin. Bu mevsimde Ankara-Bolu arasi yaylalarda ormanlarda soguktan titrersin, seneye. Yazin bile soguk oluyorlar.

Beypazari´na ulasim kolay, oradan yuruyus yolu var yaylaya, daga-bayira. Ciddi ciddi "wild word".

Güzel yerler Ankara merkeze 70 km. uzak, Sorgun vs. 110 km. Ulasim rezalet. Kizilcahamama gidip otostop cekilebilir. Yazin giden cok oluyor, otostop cekmek kolay olacaktir. Gitmeden yine, facebooktaki gruplara yazabilirsin, otostop yapmak istemiyorsan, gencler araba paylasimi yapiyor.


buf-e kür
(29.09.18)
Kamp isleri maliyetlidir yalniz knk. Ucuz bie hobi degil bu. Ekipmanlar saglam para tutuyor. Gidip gelmeler de oyle. Bu islerle ugrasitigim icin biliyorum. Ekonomik olarak darda isen zor yani. Bir de bir noktadan sonra sikiliyoesun ama bu kişiye bagli biraz da.


stavro
(29.09.18)
Karabük yenice ormanlarını deneyebilirsiniz. Ama kış geliyor malum kışlık ekipman ateş pahası, pastırma yazını kaçırmamanız lazım.


lüzumsuz adam
(29.09.18)
şehir bebesine gelmez kamp işleri
dağ evin olsa olur da kamp ı ıh


basond
(29.09.18)
Kamp zaten biz şehir bebeleri için var, yoksa kırsaldaki adamın dağda ormanda yaylada yatma/kalma hevesi neden olsun ki?

Yanlız başlangıcı pahalıdır, özellikle kış kampları için. Bu mevsimlerde seni kurtaracak çadır/tulum/mat/vs en az 500'e çıkar.


John Bloor
(01.10.18)
(7)

türkiye'de turist içim sim kart

yurtdışındaki bazı sempatik ülkelerdeki gibi turistin "kart ver tırrek" diyerek kolaylıkla alabileceği, uygun fiyatlı sim kartlar var mı? buraya gelen yabancılar nasıl hallediyor bu işi 3-4 gün kalacakları zaman? ben arkadaşıma "roaming kökle keke daha ucuza gelir" dedim ama böyle 10-15 liraya alıp
yurtdışındaki bazı sempatik ülkelerdeki gibi turistin "kart ver tırrek" diyerek kolaylıkla alabileceği, uygun fiyatlı sim kartlar var mı? buraya gelen yabancılar nasıl hallediyor bu işi 3-4 gün kalacakları zaman? ben arkadaşıma "roaming kökle keke daha ucuza gelir" dedim ama böyle 10-15 liraya alıp hemen kullanabileceği sim kart varsa onu önereyim.

var mı öyle bir şey yoksa kimlikle pasaportla falan turkcell bayiine mi gitmesi lazım illaki?
der meister
(28.09.18)
roaming daha ucuza gelir bence de. hadi ucuzluğunu bilemem belki gelmez ama daha rahat olacağı kesin. 3-4 gün içinse zaten uğraşılmaz hat almakla.


Roaming daha ucuza gelmez tabi. Mesela benim avrupa hattim tr icin MB basina 5EUR aliyo sjsksj

Trde turk telekomdan 50 liraya 8gblik dakikali smsli paket alabiliyosun ama sim kart pahali. 70 tl filan.
120tl = 17€
Yani hicbisey degil aslinda.


kuehles blondes
(28.09.18)
@kuehles blondes, nasıl alınıyor bu peki? türk telekom ofisine gitmesi gerekmiyor mu? geldiği gün yanında ben olmayacağım. yani becerilmeyecek bir şey olduğunun farkındayım ama telekom ofisinde yanlış ya da pahalı bir şey kilitlemesinler istiyorum. telekom ofisine gitsin, "numaranı ver, arkadaşım seni arayacak" desin (olmadı kağıda yazarım not alsın), ben arkadaşla konuşup "gardaşıma tl yüklemesi yapalım lütfen" diyeyim olmaz mı öyle? sunumsuz yakalanmayalım.


der meister
(28.09.18)
telefonu unlocked mı locked mı o da önemli. daha bunun üzerine o hattın açılış süresi zaten 3 gün. 3 gün için geldiği gibi başvursa dönüşte hattını alabilir.


uçakla gelecekse havalimanında tüm operatörlerin bayisi var zaten oradan direkt alıp kullanabilir. havalimanında dil sorunu da yaşamayacaktır.


nrmnm
(28.09.18)
Havalimaninda alabilir. Hattin acilmasi da 3 gun degil zaten.

Paketleri arastirip soyle, onlar da oyle yuklesin iste.


kuehles blondes
(28.09.18)
Kendi adına al bir kontörlü hat, gelmeden gönder gitsin. Gelince alırsın.


babilbaligi
(28.09.18)
(12)

bu sefer erkek puanlayalım (videolu)

şahsen hetero erkeğim amma yine de merak ettim bu emmi hakkında ne düşünüleceğini. ben otomatik olarak onun çıktığı yerin linkini attım ama video baştan başlarsa siz doğrudan 25. saniyeye gidebilirsiniz,https://youtu.be/H0WKRSkXFY4?t=25ben hem lyube hayranı olduğumdan hem de adam basbayağı BABAANNEM
şahsen hetero erkeğim amma yine de merak ettim bu emmi hakkında ne düşünüleceğini. ben otomatik olarak onun çıktığı yerin linkini attım ama video baştan başlarsa siz doğrudan 25. saniyeye gidebilirsiniz,

youtu.be

ben hem lyube hayranı olduğumdan hem de adam basbayağı BABAANNEME benzediğinden, ayrıca dişlerimiz ayrık olduğundan objektif değerlendiremiyorum.

bakınca aslında tipsiz bi' herif ama müziği ve bizdenmiş gibi durması nedeniyle çok karizmatik geliyor bana jsfjsk.

siz (kadın erkek fark etmez ama cevapta belirtirseniz sevinirim) ne dediniz görünce, kaç puan verirsiniz? sadece fiziksel olarak demiyorum, yani "bence de tipsiz ama dediğin gibi karizması var, takım elbise yakışmış" falan deyip yüksek verebilirsiniz. oturup tavla oynamayacağız sonuçta videoda ne görüyorsanız o haliyle değerlendirin.
der meister
(25.09.18)
Amca olm bu resmen. Ver elini opeyim amca derim buna ben. Yakisiklik karizma falan yok adam dede olmus.


stavro
(25.09.18)
yok abi zaten amca da işte nasıl amca onu diyorum. george clooney deyince bayılıyonuz ama...


der meister
(25.09.18)
bana benziyor baya o yüzden 3


2 veririm. Amca olmuş falan o ayrı ama adamın karizması yok. Yoksa Till Lindemann amcamıza bak adam hala karizmatik. Clooney amcamız zaten ayrı bir düzeyde.

Kimileri var 18 yaşında da karizmatik, kimisi var 100 yaşına gelse bile karizmatik yakışıklı falan olabiliyor. Ama bence bu amca onlardan biri değil. Normal düz adam.


eazy
(25.09.18)
Ayrık dişleri sevmem, karizması da arkasındaki üniformalılardan geliyor bence. Aynı adamı alıp coğrafya dersine koysan aynı giysiyle? Oldu mu? Olmadı.


inawen
(25.09.18)
10 uzerinden 1,62 puan veriyorum. normal bildigin amca.


Bildiğin emmi


curukturpkokusu
(25.09.18)
Alaaddin dayıma benziyor hahaha :D tam bir Almancı tipi var. Yorumum bu kadar :D

Not: Alaaddin dayım 70 e merdiven dayamis bir insan. Bizim uzaktan bir akraba :D


perfectum
(25.09.18)
George Clooney ile bu bir mi olm. Adam yasi gectikce eli yuzu duzeliyor.


stavro
(25.09.18)
Alec Baldwin'in rus anneden 18. kardeşi gibi.


lalu
(25.09.18)
Tam alex baldwin demeye gelmistim. Cirkin ama hafiften de bi karizmasi var. Got cenesi olmasa belki gideri olabilirdi bu haliyle i ih


Yazi ile sifir :( O agiz ne, disler... Karizma da sıfır. Zaten karizma ne arar bunlarda diyip 150 milyon insani izninle genelliyorum.


buf-e kür
(25.09.18)
(6)

adımsayar ve yürüyüş soruları

merhaba nasılsınız? "çok uzun yazmışsın" diyenler 1 ve 2 diye numaralandırdığım soruları okuyup onlara cevap verebilir sadece.okula yürüyerek gidiyorum, o yüzden bir adımsayar indirdim telefonuma ne kadar yürüdüğüme bakmak için. kişisel gözlemime göre oldukça isabetli çalışıyor, hem cebimdeyken hem
merhaba nasılsınız? "çok uzun yazmışsın" diyenler 1 ve 2 diye numaralandırdığım soruları okuyup onlara cevap verebilir sadece.

okula yürüyerek gidiyorum, o yüzden bir adımsayar indirdim telefonuma ne kadar yürüdüğüme bakmak için. kişisel gözlemime göre oldukça isabetli çalışıyor, hem cebimdeyken hem de elimdeyken (sokakta yürüdüğüm sırada) cidden her adımı sayıyor şaşmadan.

1) bugün 7700 adım gösteriyor ve güya 480 kalori yakmışım. olabilir mi böyle bi şey? benim bildiğim 1.5 saat yürüyüş bu kadar yaktırmaz. şüşkoyum diye mi böyle oluyor?

2) hımbıl bir adam günde ortalama 7 bin adım atmaya başlarsa uzun vadede sağlık açısından güzel sonuçlar alır mı? uyuşturucu kullanmadığını, insan gibi beslendiğini varsaysak günde 500 adımdan 7 bine çıkmak güzel olur mu? açıkçası okul nedeniyle zaten istemesem de yapacağım bu yolu ama çok güzel bi şey yaptığımı düşünürsem daha mutlu yürürüm sjfsj.

***

duyuruda farklı zamanlarda yazdım bunu. ben 19 yaşıma kadar tartıya bile çıkmamıştım. daima ideal kilosunda sexy boi adamdım. kötü beslenirdim. her gün en az 1 litre ice tea içer, okulda tost yer, akşam da evde ne bulursam onu gömerdim. o dönemde karnım çok guruldadğı için bunu takıntı haline getirmiştim, midem boş kalmasın diye sabahları 4 poğaça yediğim olurdu... ona rağmen at gibiydim.

fark şuydu: günde 3-4 gün masa tenisi, basket, futbol oynardık. ayrıca sabahları ve akşamları toplamda 6-7 km yürüyordum okul-ev arası.

üniversiteye başlayınca fiziksel hareket kesildi. allahın belası istanbul'da hiçbir yer yürüyerek gidecek kadar yakın olmuyordu. haliyle öküz gibi kilo aldım (beslenme de daha çok bozuldu elbette, normalde günde bir öğün de olsa insan yemeği yiyordum, sonraları o da gitti)

***

o açıdan açıkçası haftada beş gün dersim olmasına sevindim bile diyebilirim. gerçekten günde 500 kalori yakabileceksem (günde iki saat normal ve hatta normalden azıcık hızlı tempoda yürüdüğümü varsayalım) senede koskoca 24 kiloya değer bir kalori kaybı olur bu. tığ gibi olurum yine.

mutlu oldum he. önümüz de kış. takarım uşankamı çekerim kulaklıkları ooh tertemiz. lokomotif gibi choo choo motherfuckers deyu delerim yolları. heheyt.
der meister
(25.09.18)
Vücutta kalori yakabileceğin pek çok kaynak var; şeker yağ ve duruma göre protein, ekstra olarak fosfojenik sistem de var ama oraya girmiyorum, önemli olan kaloriyi nereden yaktığın, yani kilo verme amacıyla yaptığın patlamalı bir egzersiz 1000 kalori de yaktırabilir ama bu çoğunlukla şeker olur, glikojen depolarını boşaltmış olursun, yağ da gider ama düşük miktarda olur ama yürüyüş gibi düşük yoğunluklu egzersizlerde daha düşük miktarda kalori yakarsın, ki 1,5 saat yürüyüş için 480 kalori gerçekçi bir miktar değil, bu seviyede ortalama 300+- kalori yakarsın ama büyük miktarda yağdan enerji karşılanır, o nedenle amaç yağ yakmaksa iyi bir seçenek olabilir bu.


angelus
(25.09.18)
Sporun hatta özellikle yürüyüşün kilo kaybına etkisi var. Bir de kas dediğin şey löpür et halinden daha fazla enerji harcıyor. Bunu daha bilimsel anlatacak birileri olacaktır ama sadece sporu yaptığın zaman değil ona bağlı olarak daha sonra da enerji harcamaya devam ediyormuşsuz. Go Meister!!!


SiyamkedisiZorro
(25.09.18)
abi şu anki durumumu sen zaten biliyorsun başka egzersizler de var, bal porsuğu gibi "protein mi lan o?" diye gördüğüm her protein kaynağına da saldırıyorum, artık çok rica edeceğim günde 2 saat yürüyünce yağdan yakayım ya, yoksa kendimi bıçaklayacağım.

gerçi benim sorunum hiçbir zaman "yağdan yakamamak" olmadı, direkt olarak "yakmamak" oldu. şu yaşıma kadar dikkatli beslenip spor yaptığım hiçbir dönemde kilo vermediğim, "allah allah bir şeyler ters gidiyor" dediğim olmadı.

o yüzden 300 kalori yakıyorsam yine iyi, eşek değilsem yağdan veririm herhalde.

***

@siyamkedisizorro, evet ben zaten şu an aynı zamanda ağırlık da çalışıyorum haftada üç gün, bazen 4-5. programım var, sağolsun onu da angelus abi yazmıştı (bu bilgiyi kendisine hakkını teslim etmek için yazdım, umarım 35 tane mesaj gitmez şimdi adama "bize de program yaz" diye). normal şartlarda böyle devam edersem kas kütlemi kaybetmeden (veya çok az kaybederek) 3-4 aya güzel kilo veririm gibi. benim kas kütlem zaten şu an bile fena değil ama üstüne 30 kilo tereyağı ekleyince bi' şeye benzemiyor tabii.


der meister
(25.09.18)
Şeker de gider ama %10-20 civarında şekerden gider, kalanı yağdan gider. Özellikle kanda insülin yoksa birimzamanda yağdan gitme oranı daha yüksek olur.


angelus
(25.09.18)
ya abicim (oha kahve ağzıyla aşırı samimi giriş yaptım tutmayın beni).

eğer kilo fazlan çok varsa, glikojen deposundan mı yakıyorum, kok kömürü mü yakıyorum diye düşünmeyeceksin. yürüyeceksin. ama tempolu yürüyeceksin. hevesini kırmak istemem ama 7700 adım hiç bir şey değil. hele ki tek seferde yapılmış bir yürüyüş de değil bu. o yüzden hiç bir şey değil.

eğer kilo fazlan çoksa (ideal kilona çok yakın değilsen) minicik minicik detaylarda boğulma. 1.80 75 kilo falansan o detaylara o zaman in.

şeker, un, mısır, patates, pirinç, alkol'ü bırak. günde tek seferde yüksek tempolu yapacağın yürüyüşü min 45 dakikaya çıkar.

yok şu kadar kalori aldım, bu kadar kalori yaktım hesabına gerek bile kalmayacak. hiç bir şeyin hesabına gerek kalmayacak.

bu kilo verme işini çift katlı integrallerle, diferansiyel denklemlerle anlata anlata insanları bu işin mucizevi olduğuna indandırdılar.

lan olay çok basit. kalori malori saymak diye bir şey de yok. soba mısınız? ne kalorisi?


godsparticle
(25.09.18)
@godsparticle, abi iyi de 16-18 yaş arasıyla farklı olarak yaptığım (daha doğrusu yapmadığım) tek şey spor. o zaman da aynı besleniyordum aşağı yukarı şimdi de. tamam daha gençtim, metabolizmam daha hızlıdır falan ama 40 kilo fark yaratacak bir şey değil bu, kaldı ki hala bir ay dişimi sıksam 5-6 kilo veriyorum aç falan da kalmadan, demek ki hala çalışıyor bünye o kadar bitmemiş.

günde 10 bin adım atılması öneriliyor zaten, 7700'ün çok olmadığının farkındayım ama benim için büyük sayılır şu an. ayrıca dediğim gibi lisedeyken bundan daha fazla yürümüyordum ama cipten çok yakıyordum resmen. şimdi niye yanmasın? :/


der meister
(25.09.18)
(4)

2-3 gün götürecek enerji bombası (kısa süreli enerji lazım)

önümüzdeki üç gün fiziksel değil ama zihinsel olarak çok fazla yorulmamı gerektiren, oldukça yoğun bir süreçte olacağım. şöyle söyleyeyim günde 4-5 saat uyuyup 10-12 saat çalışabilecek duruma gelmem lazım, 10 değilse 8. normalde red bull çakar geçerdim ama o bir gün vezir ediyor ertesi gün 35 saat u
önümüzdeki üç gün fiziksel değil ama zihinsel olarak çok fazla yorulmamı gerektiren, oldukça yoğun bir süreçte olacağım. şöyle söyleyeyim günde 4-5 saat uyuyup 10-12 saat çalışabilecek duruma gelmem lazım, 10 değilse 8.

normalde red bull çakar geçerdim ama o bir gün vezir ediyor ertesi gün 35 saat uyuyorum, 2-3 güne yayabileceğim bir şey lazım.

eczaneden reçetesiz olarak alabileceğim bir ilaç ya da bu işi görebilecek başka bir zımbırtı var mı?

zihinsel kapasitemin artması gerekiyor yani, atıyorum bir saat kitap okuduğumda mızmızlanmaya başlıyorsam aynı zihinsel performansı 2-3 saat daha sürdürebilmem gerek.

çinçin'deki torbacı dostlarımıza sordum ama abi biz metamfetamin getirmiyoruz dediler.

ne önerebilirsiniz? robot olmama, insanlıktan çıkmama gerek yok - mevcut kapasitemi kısa süreliğine %30-40 arttırsam yeter.
der meister
(23.09.18)
Soguk suyla yuzumu ve kulagimin arkasini yikayinca 2-3 saatlik enerji veriyor o.

Ayni zamanda cold brew icince de sonraki 4-5 saat baya iyi oluyorum.

Bu u tekrarlayrak 2-3 gun devam edilir mi bilmiyorum :/


fakyoras
(23.09.18)
Cok kahve icme. Kahve icince sanki cok iyi calisacakmisim gibi hissediyorum, sonra abartip anksiyete yasiyorum. Günde 3-4 bardaktan fazla icme. Onun yerine bol bol su ic.

Arada, beynin artik gercekten algilamamaya basladiginda bir yarim saatlik uyku iyi geliyor, sonrasi cok verimli geciyor.

Bir de su 25 dakika calisip, 5 dakika ara verdirten app ise yariyor.

Ben de 30una yeni bir deadline aldim, bunlari uyguluyorum su an.

Oneri degildir: Ilaclar hep receteli. Hiperaktivite ve odaklanma sorunu olan arkadas bulman lazim.


buf-e kür
(23.09.18)
@buf-e kür, son power nap denememde 10 saat uyuduğumdan beri ondan çekiniyorum ya jsjfs sanırım ilaç ya da red bull neyin deneyeceğim yine. fakyoras'ın dediği de işliyor ama yine onun da söylediği gibi 2-3 gün uygulanabilirliği yok pek, 1-2 saat götürüyor sonra yine yere çalıyor.


der meister
(23.09.18)
Kaşık kaşık fıstık ezmesi. Dene, gör ;)


msb
(23.09.18)
(5)

dandik seçmeli dersten kalırsam ne olur?

birinci sınıfım. müzik, heykel, güreş, hentbol tarzı antin kuntin dersleri görünce büyük bölümünün işlenmediğini bildiğim için fitness seçtim ama sanırım senede 1-2 kere de olsa hoca görüşmek istiyor, dönem başına bir ödev veriyormuş. ben bundan kalsam ortalamaya falan etkisi nasıl olur? programım ş
birinci sınıfım. müzik, heykel, güreş, hentbol tarzı antin kuntin dersleri görünce büyük bölümünün işlenmediğini bildiğim için fitness seçtim ama sanırım senede 1-2 kere de olsa hoca görüşmek istiyor, dönem başına bir ödev veriyormuş. ben bundan kalsam ortalamaya falan etkisi nasıl olur? programım şöyle olacak, AKTS parantez içerisinde,

zorunlu bölüm dersim 1 (7)
zorunlu bölüm dersim 2 (6)
zorunlu bölüm dersim 3 (6)
zorunlu bölüm dersim 4 (4)
temel yabancı dil (2)
bilgi ve iletişim teknolojileri (2)
türk dili (1)
atatürk ilke ve inkılapları (1)
uğraşmak istemediğim seçmeli (1)

***

diğer tüm derslerde başarılı olduğumu varsayarsak, ben bu seçmeliyi vermediğimde ne olur? 4 üzerinden ortalamam kaç puan oynar, yani normalde AA'yla geçtiğimde 3.8 olacak ortalama bu dersten kaldığımda kaça geriler?

ikinci olarak, ben bu dersi önümüzdeki dört sene içinde vermek zorunda kalır mıyım yoksa seneye aynı kategorideki başka bir dersi seçip oradan yürüyebilir miyim?

***

"e madem böyle yapacaktın neden bunu seçtin" derseniz fakülteye yeni başlıyorum ve kimse doğru dürüst hangisi işleniyor, hangisinde ne yapılıyor vs. bilmiyor. ben hem konuya ilgi duyduğum hem de ders işlenirse evimin yakınındaki salonda işleneceği için bunu seçmiştim.

yani ders var gel deseler giderim de ortada hiçbir şey yokken hoca görmek, antin kuntin "vücut geliştirme nedir" temalı sksok ödevler yapmak için uğraşmak istemiyorum. adı üstünde vücut geliştirme, pratiği ilginç bunun teorisini ne yapayım. ödev hazırlayacaksam sanatlı sepetli bi' ders seçerim en azından kültürlenmiş olurum.
der meister
(23.09.18)
1 akts çarpı başarı notu(ff için 0 aa için 4.0) bölü tüm derslerin (akts*başarı notu) kadar etkiler tam olarak anlatabildim mi bilmiyorum ama bunu hesaplayan internet siteleri var kısayoldan.

2 ****kendi okuluma göre konusuyorum****, her okulda yönetmelik farklı olabilir. ZORUNLU dersten dönemin 2. haftasına kadar çekilebilirsin ancak seçmeli dersten çekilemezsin ancak başarısız olduğun seçmeli dersi tekrar almak zorunda değilsin, yerine başka bir seçmeli ders seçebilirsin.

3 kaynaklardan copy pasta yapıp şansını dene bence iyi bir danışmana denk gelirsen kopya ödevden bırakmayabiliyor. ben tde'de kendim yazıp 50 almıstım danısmanlarımız farklı diye arkadasıma verdim aynı ödevi 100 almıstı cocuk. hoca görmek istemiyorsan niye okuyorsun meselesi ise ilgi alaka alanım değil. ^^


kimsenin hiçbir işine yaramayan, işlenmeyen saçmasapan bir dersle uğraşmak istemiyorum diyorum ben sadece. hoca görmek istemesem okumazdım zaten. kaldı ki ben bu dersi işleneceğini ümit ederek, gitmeyi isteyebileceğimi düşünerek seçmiştim. işleseler sorun çıkarmam ama sene boyu dersine girmediğim, hakkında hiçbir şey öğrenmediğim konu için hoca peşinde koşmak istemiyorum. alan dersim olsa veya gerçekten işlenen, öğrenciye bir şeyler katan ders olsa hoca istesin adam da vururum ama bu ne yani.


der meister
(23.09.18)
İlk hafta dilekçe verip ders değiştirebiliyorsun.


fasulyek
(23.09.18)
Soruya cevap, devamsizliiktan ya da sinavdan/odevden kalirsan eger, baska bir donemde baska bir secmeli almak durumundasin, dilekce verip sildirtebiliyorsun da bu kaldigin dersi transkripten.


buf-e kür
(23.09.18)
keşke sorsaydın önceden. fitness derslerinde genelde önceki kilona bakıyorlar, sonra ders sonundaki kilona bakıyorlar. ona göre filan not alıyorsun.

yönetmelikler değişebilir ama kalırsan f gelir, sonra seçmeli havuzundan başka bir ders alabilirsin. aynı dersi almana gerek yok.

add-drop dönemi geçmediyse dersi bırakabilir, yerine başka bir şey alabilirsin. bunu yaparsan fitness'ı aldığın transkriptte bile gözükmez.

diyelim bırakmadın f geldi. ortalamanı bu ders 0.13 azaltır. yani mesela 3.5 geleceğine 3.37 gelir. sonra tekrar aldığında olması gereken seviyeye çıkar.


(6)

bir sitenin ne kadar trafik aldığını görmek

alexa'nın adı geçer hep ama sitelerine girince öyle bir alan bulamadım ben. sadece okur olarak takip ettiğim bir siteye ne zaman kaç kişi girdiğini, genel olarak kaç kişinin düzenli olarak takip ettiğini vs. merak ediyorum. detaylı istatistiğe gerek yok, ne bileyim "ağustos ayı içerisinde 1284 kez s
alexa'nın adı geçer hep ama sitelerine girince öyle bir alan bulamadım ben. sadece okur olarak takip ettiğim bir siteye ne zaman kaç kişi girdiğini, genel olarak kaç kişinin düzenli olarak takip ettiğini vs. merak ediyorum. detaylı istatistiğe gerek yok, ne bileyim "ağustos ayı içerisinde 1284 kez siteye girilmiş" tarzı genel bilgiler bile fazlasıyla yeterli olur.

bunu kendi kendime öğrenmem mümkün mü?

şöyle söyleyeyim bu blogu, yazarı "ben artık yazmıyorum" dese gidip sopayla dövecek ve zorla yazdıracak kadar seviyorum. hatta bağış alsa cebimde para olmamasına dahi bakmaksızın her ay 3-5 sallarım, resmen borçlu hissediyorum.

düzenli olarak yazdığı için sanırım ya ziyaretçi sayısından memnun ya da bunu zaten iplemiyor ama ben verileri mümkünse kendim de görebilmek, takip edebilmek isterim. olur mu öyle bir şey? gerçi sorsam adam kendisi de söyler ama müfettiş gibi herife "sitene kaç kişi giriyor bakalım" diye sormam garip olur diye düşünüyorum.
der meister
(22.09.18)
Kim olduğunu çok merak eden sadece ben değilimdir sanırım.


zxcd
(22.09.18)
buz hokeyi blogu yahu. yazarına özel ilgim yok da bu içeriğin üreticisi olduğu için çok seviyorum. öyle gizemli biri falan değil yani daha önce muhabbet etmişliğim var zaten ama adama sormak istemiyorum, "kaç paran var bakayım" diyen, harçlık vermeye hazırlanan baba gibi.


der meister
(22.09.18)
Alexa fikir verebilir kabaca.


reactionic
(22.09.18)
alexa rank not available
not enough data

:(((

:((

:(((


der meister
(22.09.18)
extremetracking vardi eskiden, simdi yolu yok ne yazık.


goodz
(22.09.18)
www.similarweb.com

bu site var ama belirli bir ziyaretçi yogunluğu olanlarda ekstra bilgi gösteriyor.
benim iki sitemde de detaylar yok. az ziyaretcili cunku.


tabudeviren
(22.09.18)
(6)

ankara'da elektrik ve su faturası internetten ödenebiliyor mu?

hatlar bizim üzerimize değil, hatta ev sahibinin üzerine de değil ama bizim faturamız olduğundan eminiz. abone ya da fatura numarasıyla (öyle bir şey varsa), üçüncü şahıs olarak internet üzerinden voink diye ödeyebiliyor muyuz bunları?a) ödenir b) internetten ödenir de hat sahibinin bilgilerine ulaş
hatlar bizim üzerimize değil, hatta ev sahibinin üzerine de değil ama bizim faturamız olduğundan eminiz. abone ya da fatura numarasıyla (öyle bir şey varsa), üçüncü şahıs olarak internet üzerinden voink diye ödeyebiliyor muyuz bunları?

a) ödenir
b) internetten ödenir de hat sahibinin bilgilerine ulaşman gerekir
c) ödenmez

nedir nedir? yok eğer buralardan ödenmiyorsa ptt'den falan ödenebilir mi mesela? şu zamana kadar hep ya internetten ödüyordum ben ya da ev sahibi kendisi ödüyordu. kendi ödediğimiz bir dönemde de yakınlarda fatura ödeme merkezi tarzı bir şey vardı. burada işler nasıl yürür hiç bilmiyorum.
der meister
(22.09.18)
fatura elindeyse ödersin. ankara için net bilmiyorum, kurumların kendi sitesinden de ödeniyordur muhtemelen. fakat internet bankacılığından ve mobil şubeden kesin ödersin. otomatik ödeme talimatı bile verebilirsin hatta.

tesisat no, sayaç no gibi bilgiler gerekecektir ödeme yapabilmek için. onlar da fatura da yazıyordur.


nrmnm
(22.09.18)
Benim kendi üstüme olan faturaları ben internetten ödüyordum. Yıllar oldu hangi bilgiler isteniyor bilmiyorum fakat düzgün bir şekilde üstünüze alın elektriği suyu falan. Üstünüze olmayan hiçbir faturayı da ödemeyin.


@bos gezenin bos ustasi,

abi niye böyle dediğini anlıyorum ama tüm hatları üzerimize geçirmek bize yaklaşık 1000 liraya mal olur. gördüğüm kadarıyla ankara'da çoğu yerde böyle işliyor - hat sabit kalıyor, giren kiracı kendisi ne kullanmışsa fatura gelince onu ödüyor. normal şartlarda ben de böyle bir şeye sıcak bakmam ama içinde bulunduğumuz durumda riskli bir şey göremiyorum açıkçası. kaldı ki herhangi bir sorun olursa hiçbir fatura bizim adımıza olmadığından ötürü zaten bize karşı herhangi bir yaptırım güçleri olmayacak. hatta düşündüm de faturaların adımıza olmaması daha iyi değil mi ya.


der meister
(22.09.18)
Elinizde fatura olmasına bile gerek yok, tesisat veya sözleşme numaralarını bilmeniz bile yeter.

a)ödenir.


John Bloor
(22.09.18)
Der meister
Anladım. Ben biraz da biri Wireless tırtıklar, geçmişten borcu kalmıştır vs diyerekten öyle dedim. Benim elektriği üstüme almam 120 tl, suyu da almam 70 tl tutmuştu. İnterneti de sıfırdan bağlatmıştım. Gaz da kartlıydı. Ev hayırlı olsun şimdiden:)


Ben enparadan ödüyorum elektrik faturasını


Delay Fuze
(22.09.18)
(3)

size çok sevdiğim bir şarkıyı armağan etmek isterim

bu güzel cumartesi gününüz daha da enerjik geçsin, yanaklarınız al al olsun, hayat tüm benliğinizi ahtapot gibi sarsın inş. umarım kurallara aykırı değildir, ara sıra bu tarz duyurular gördüğüm için şey edeyim dedim. bence bunu silecek moderatörün kalbi yoktur zaten. https://www.youtube.com/watch?v=
bu güzel cumartesi gününüz daha da enerjik geçsin, yanaklarınız al al olsun, hayat tüm benliğinizi ahtapot gibi sarsın inş. umarım kurallara aykırı değildir, ara sıra bu tarz duyurular gördüğüm için şey edeyim dedim. bence bunu silecek moderatörün kalbi yoktur zaten.

www.youtube.com
der meister
(22.09.18)
teşekkürler.. avusturya işçi marşının müziği buradan geliyor demek ki..


tabudeviren
(22.09.18)
İki adım ileri MARRRŞŞŞ!!

Seviyorum boyle. Red army choir gibisinden.


dont eat me
(22.09.18)
(1)

duyurudan del piero10'u tanıyan var mı?

yau kendisiyle bir şey konuşmam lazım, daha doğrusu mesaj kutusuna bakması lazım ama en son ne zaman girmiş ne yapmış vs. onu da göremiyorum. kendisini tanıyan eden varsa buralardan, bi' haber verebilir mi kendisine? benim herhangi bir şekilde ulaşma şansım yok. ad soyad, cep telefonu, mail vs. hiçb
yau kendisiyle bir şey konuşmam lazım, daha doğrusu mesaj kutusuna bakması lazım ama en son ne zaman girmiş ne yapmış vs. onu da göremiyorum. kendisini tanıyan eden varsa buralardan, bi' haber verebilir mi kendisine? benim herhangi bir şekilde ulaşma şansım yok. ad soyad, cep telefonu, mail vs. hiçbir şey bilmiyorum.
der meister
(20.09.18)
ben tanıyorum galiba :)


del piero10
(20.09.18)
(7)

gece 15-20 dk aralıklarla düdük sesi (ankara)

dünyanın en güzel şehri ankaramızın altındağ ilçesinde ikamet ediyorum. hamamönü-cebeci tarafı.bazı geceler (her zaman değil) gece sabaha kadar belirsiz aralıklarla 3-4 saniye düdük öttürüyor biri. sesi rahatsız edici değil ama siz de takdir edersiniz ki gece saat 4'te düdük sesi duymak insanın sini
dünyanın en güzel şehri ankaramızın altındağ ilçesinde ikamet ediyorum. hamamönü-cebeci tarafı.

bazı geceler (her zaman değil) gece sabaha kadar belirsiz aralıklarla 3-4 saniye düdük öttürüyor biri.

sesi rahatsız edici değil ama siz de takdir edersiniz ki gece saat 4'te düdük sesi duymak insanın sinirini bozuyor, psikolojik olarak yıpratıcı. dızoların savaş çağrısı mıdır nedir anlamadım, 10-15 dakikada bir 4-5 saniyeliğine FİTUUUU diye düdük öttürüyorlar.

daha önce herhangi bir yerde böyle bir şeye şahit olmuş olan var mı? sebebi ne olabilir, düşünüyorum düşünüyorum hiçbir şey bulamıyorum. her gece de olmuyor. ne alaka yani gece 12 sabah 6 arasında sürekli birinin düdük öttürmesi? ve her seferinde 3-4 saniyelik, birbirinin aynısı olacak şekilde?

gafayı yedim yau valla rahatsız oluyorum, korku filmi seti gibi resmen. düdük ne abi.

bu arada sadece ben duymuyorum sesi, ev arkadaşlarım da duyuyor eheh. onu sordum.
der meister
(19.09.18)
bekçiler tekrar göreve başladı. onlar olabilir.


Neill
(19.09.18)
Bekciler asayis berkemal diyor o duduk ile. Duduk calmazsa sikinti


ne bekçisi abi? gece 4'te kime neyin düdüğünü çalıyorlar ki şehrin ortasında? gerçi şehrin ortası dedim de yan taraf çinçin. jon snow gibi gece nöbeti mi tutuyolar altındağ sınırında?


der meister
(19.09.18)
bekçiler olabilir istanbulda da varlar
edit: evet aynen dediğin gibi gece mahallede geziyor nöbet tutuyor bekçiler


basond
(19.09.18)
ben de gece gece düdük sesi halisaha maçindan geliyor saniyordum. sonra bi gece balkonda otururken gördüm. bekçi kesin bilgi.


kabloescobar
(19.09.18)
Ya bekçi
Ya asker

başka açıklaması yok.


xdenizx
(20.09.18)
Gece bekçileri, kesin bilgi.

youtu.be


John Bloor
(20.09.18)
(1)

ekşi'deki bir başlığı arıyorum - hukuk hocasıydı sanırım, utanmıyo musun

diyordu not için itiraz eden öğrencilerine. işte kız bi şey diyodu, o da cevaben "x sorusuna y diye cevap vermişsin. utanmıyor musun?" yazıyordu jsfjs. bi ara bayağı popülerdi de bakınız olarak ama tutunamadı sonra. neydi o başlık?
diyordu not için itiraz eden öğrencilerine. işte kız bi şey diyodu, o da cevaben "x sorusuna y diye cevap vermişsin. utanmıyor musun?" yazıyordu jsfjs. bi ara bayağı popülerdi de bakınız olarak ama tutunamadı sonra. neydi o başlık?
der meister
(18.09.18)
(10)

şu videoyu izleyince (28 saniyecik) ne hissettiniz?

abi ben bir gülüyorum bir ağlıyorum jsafjs kafayı yedim, bağımlısı oldum resmen. çok komik. öte yandan çok üzücü eğer rol kesmemişlerse. size ne hissettirdi? :((https://www.youtube.com/watch?v=TM0HTU9dRvk***"güzel ama ingiliççe" diyenler için şöyle gelişiyor olay,- daha fazla memik istiyoruz, daha f
abi ben bir gülüyorum bir ağlıyorum jsafjs kafayı yedim, bağımlısı oldum resmen. çok komik. öte yandan çok üzücü eğer rol kesmemişlerse. size ne hissettirdi? :((

www.youtube.com

***

"güzel ama ingiliççe" diyenler için şöyle gelişiyor olay,

- daha fazla memik istiyoruz, daha fazla... (devamını getirmiyor)
+ kadında en önemli şey nedir?
- ruh
+ peki ya meme?
- o da iyi ama ruh en önemlisi
der meister
(13.09.18)
bu video beni derin düşüncelere ve eski anılara sürükledi...
hmmm.

gidip bi içki alayım kendime.


lata
(13.09.18)
dsajdısaıdsadsako çok iyi lan. 10. saniyedeki bakışlara bak acı, hüzün her şey var. O bakışların rol yaptığını zannetmiyorum ben.

''Babushka raised him right''


eazy
(13.09.18)
önce hüzünlendim sonra güldüm.

"kız da o.ospuymuş." diye düşündüm.


ya ben lan neyse
(13.09.18)
beni en sonda arkadaşının elini boynuna atması çok üzdü, belli ki çocuğun bi acısı var ve arkadaşı da bunu biliyor, teselli ediyor hemen :/


der meister
(13.09.18)
Yok, o eli bırak şimdi dushayı mushayı, gel a.q siskilere bak demek için atıyor. Gerçek arkadaş öyle yapar çünkü.


eazy
(13.09.18)
Elemanin kafa iyi, o yuzden boyle tutarsiz konusuyor diye dusundum.


stavro
(13.09.18)
hiçbir şey hissetmedim


Coyote
(13.09.18)
hsdhsdhd güldüm bakışlara. Kızdaki sevimli hınzır modu hoşuma gitmekle beraber çocuğun mahzunuğu hüzünlendirirken güldürdü


nundu
(13.09.18)
Bayiliyorum bu videoya. Tam olarak kendimi goruyorum cunku


imana getiren tokat videosundan beri bu kadar gülümsememiştim


(6)

yemeksepeti'nde restoranı olan duyurucu var mı? bi şey sorucam

sipariş verince hani bu siparişiniz hazırlanıyor, yolda kısmı var ya... onu cidden oturup da güncelleyen bir adamınız var mı yoksa tamamen kolpa mı bu?kargo değil ki abi bu dürümün üzerinde okuttuğunuz bi barkod falan da yok yani. çalışmadım ama eski evin yakınındaki dürümcüde çokça vakit geçirirdim
sipariş verince hani bu siparişiniz hazırlanıyor, yolda kısmı var ya... onu cidden oturup da güncelleyen bir adamınız var mı yoksa tamamen kolpa mı bu?

kargo değil ki abi bu dürümün üzerinde okuttuğunuz bi barkod falan da yok yani. çalışmadım ama eski evin yakınındaki dürümcüde çokça vakit geçirirdim çalışanlarını tanırdım, kalabalık saatte iptal oluyor adamlar, sisteme bilgi girmelerine imkân yok. herkes siparişi yetiştirmenin derdinde.

e öyleyse bu "hazırlanıyor" veya "yolda" bilgisi ne? biz kendimizi iyi hissedelim diye böyle kafasına göre bilgi yazan bir şey mi kodlamış yemeksepeti? yok eğer gerçekse, hangi ara uğraşıyosunuz bunu takip etmekle?
der meister
(11.09.18)
her restoran, her bir ürün için/genel olarak ortalama bir "hazırlama" bir de "teslim" süresi belirlemiş ve bunlar otomatikman gösteriliyor olabilir.

Kimsenin siparişlerin konumuyla ilgilenip anlık güncellemeler yapacağını sanmıyorum.


idonthaveatvset
(11.09.18)
her restoran icin default sureler vardir +1 bagcilardaki kici kirik cigkofteci bile yemeksepetinden siparis aliyor. oyle bir sistem yoktur.


stavro
(11.09.18)
tahmini gönderim sitesi zaten yazıyor restoran sayfasında ama. bir de kronometre tutmuş değilim ama gördüğüm kadarıyla bu dakikalar farklılık gösteriyor. yani her gün kesintisiz bir şekilde 15 dakika "hazırlanıyor" görünmüyor, bazen 8 dakika bazen 88 dakika falan sürüyor öyle.


der meister
(11.09.18)
bence otomatiktir o sistem. hazırlanıyor yazarken siparişimi teslim eden bi restaurant var, ofise yakın.


spirit crusher
(11.09.18)
otomatik olmadığına eminim çünkü ona hiç basmayanlar da oluyor zaman zaman. yani hala hazırlanıyor yazarken bir bakıyosun kapıya gelmiş bile.
ayrıca dediğin gibi her siparişte farklı oluyor onun süresi, belli ki biri basıyor oturup.


rotten head
(11.09.18)
Otomatik değil. Bazen yolda gösterdikleri halde restoranda bekleyen siparişler oluyor. İlk önce tıklayıp siparişi kabul ediyorsun, fişi bastırmak için mecbursun. Sonra bir ara yola çıkartıyorsun kafana göre.


Lim5
(11.09.18)
(14)

suriyeliler hakkında ne düşünüyorsunuz? işin sonu yaş gibi

idlib'den 2-3 milyon suriyeli daha gelirse basbayağı 70-80 milyonluk ülkenin %10 gibi hiç azımsanamayacak bir bölümünü suriyeliler oluşturuyor olacak. ekonomik durum ortada. yarın işsiz ve aç kalan çomarın öfkesini kime yönelteceği de ortada.bu denli bir demografik değişim zaten yeterince korkutucu
idlib'den 2-3 milyon suriyeli daha gelirse basbayağı 70-80 milyonluk ülkenin %10 gibi hiç azımsanamayacak bir bölümünü suriyeliler oluşturuyor olacak. ekonomik durum ortada. yarın işsiz ve aç kalan çomarın öfkesini kime yönelteceği de ortada.

bu denli bir demografik değişim zaten yeterince korkutucu ancak nüfuslarının %10'a dayanması, ekonomik durum vs. derken ben iyice çekinmeye başladım. radikalize olmaya yatkın çok çok ciddi bir nüfus söz konusu. yani 15-40 yaş arasındaki erkeklerin %15-20'sini hariç tutabiliyorum kendimce sadece, geri kalan %80'i olası bir "kristallnacht" senaryosunda solcu-sağcı dinlemeden sokağa inebilir gibime geliyor.

ben mi abartıyorum? bu işin sonunun "normal" ya da "iyi" bitme ihtimali yok gibi geliyor bana.
der meister
(07.09.18)
Tam olarak böyle; www.eksisozluk.com


datnet
(07.09.18)
Öncelikle, savaştan kaçmışlar gelmiş burada keyif yapıyorlar klişesinin bir kenara bırakılması gerekildiği kanaatindeyim.
Ben bunu şuna benzetiyorum, türkiye’de siyasi iktidarla fetö arasında silahlı savaş çıksa ben buna taraf olmak istemem. Oradaki durum bundan çok daha farklı biliyorum. Ama tanıştığım bir suriyeli bana karşılıklı çatışan kişilerin kendi akrabası olduğunu söylemişti. O yüzden kaçıp gelmeleri problem değil. Asıl sıkıntı devletin bu kişilere fazla imtiyaz göstermesi. Eczacı tanıdığı olan bilir. Adamlar senin 50 lira verdiğin ilacı beleş alıyor. Sağlık hizmeti üniversite eğitimi sunuluyor. Bugün aynı muamele avrupa’da bana gösterilirse oraya kazık çakarım. Ama nerdee.
İşte biz gösteriyoruz onlar da kazıklarını çakmaya başladı. Gittiğim spor salonunun ana dili arapça :) adamların işi gücü yok ki. Anca gelip ağırlık kaldırıyorlar. Sokaklarda kasıla kasıla yürüyorlar.
Arada müthiş bir kültür farkı var. Topluma entegre olmaları belki 50 yıl sürecek. Ama o 50 yıl ülkeden ve geleceğimizden çok şey götürecek. Maddi ve manevi.


hz emreyiz
(07.09.18)
@hz emreyiz, paragrafın başı hakkında sonuna kadar katılıyorum sana. ülkenin içinde bulunduğu durumdan, bu kadar suriyelinin gelmesinden kesinlikle memnun değilim ama "kendi ülkesini korumayan insanlar" diyen adamların sabah akşam "türkiye'den siktir olup gitmek" başlığında ağlaması da ironik oluyor. sorun bu işin tamamen siyasi kaygılarla, türk milletine zarar vermek üzere, suriyeliler de dahil herkesi mağdur edecek ve kaosa yol açacak şekilde plansızca yapılması.

yoksa 80 milyonluk ülke uygun bir entegrasyon programıyla topluma kazandırılacak, türkçe konuşacak, toplumun parçası olacak 300-500 bin suriyeli aldı diye batmaz.


der meister
(07.09.18)
Allah belâlarını versin. Bu namussuzlar gelmeden önce hümanist derdim kendime, şimdi ailece faşizme kayıyoruz. Hoşuma gitmiyor bu değişim ama elimde değil ne yazık ki. Er ya da geç kötü olaylar olacak ve büyük kısmı geri dönmek zorunda kalacak. Ekonomik krizde insanlar ilk önce yabancıları hedef alacaktır.


kuzuri
(07.09.18)
Ureme oranlari cok yuksek. Ayricalikli sosyal haklari var ve bu vergilerden karsilanan buyuk bir yuk. Genel itibariyle modern sehir hayatina Turklerden dahi beter bir yaklasimlari var. Avrupaya gidemeyenleri Turkiyede kaliyor. Ozellikle is bulamazlarsa suca karismalari olasi. Ayrica bu buyuklukte yeni bir goc dalgasi gelirse seneye birkac donem ekonomik buyume rakamlari siser, herkes bunu krizden ciktik diye yanlis yorumlar.


dunal
(07.09.18)
Ben hic umutlu degilim buyuk bir cokus, ic savas gibi biseyle Akpartinin bunlarla birlikte gidecegini dusunuyorum. Olan yine bize olacak.


wishmaythşngs
(07.09.18)
Nefretinizi Suriyelilere yönelteceğinize onların bu duruma düşmesine neden olanlara hesap sorun. Hiç kimse keyfine başkasının ülkesinde perişan koşullarda yaşamak için gelmez.

Suriyelilerin aldığı yardımları BM, Avrupa Birliği ve uluslararası sivil toplum kuruluşları sağlıyor ama bunlar yine de yetersiz kalıyor.
Ben gideceklerini düşünmüyorum, Suriye'nin normalleşmesi de en az 10 yıl sürer. 2012'de burada doğmuş çocuk o zamana neredeyse üniversiteye başlayacak yaşta olacak ve Suriye ile hiçbir bağı olmamış olacak. Bu yüzden devletin ve STK'ların yapacağı en iyi şey hızlı entegrasyonu sağlayacak uygulanabilir ve sürdürülebilir politikalar üretmek. Çocukların çoğu okula bile gitmiyor, bunlar eğitilmeli.


abooo. kimler ampulcü görmüş olduk bu soru sayesinde. hiç bir ülke vatandaşının başka bir ülkede kendi ekosistemini kurması kabul edilemez. aynısını bizim yıkık alamancılar için de düşünüyorum. ama onlar en azından vergiye tabi ticarethaneler işletiyor. suriyeliler tamamen vergiden muaflar. adam suriye ürünleri satan bakkalı açıyor, bakkalın sahibi suriyeli dolayısıyla vergiden muaf, içerideki ürünler suriyeden kaçak geliyor burada da herhangi bir vergi dönmüyor, malları satın alanlar devletten (bir yandan da bm teşviğiyle) yardım alanlar, dolayısıyla yine vergi muafiyeti mevcut, kazanan tamamen suriye vatandaşları, kaybeden bizleriz. bu örneği her alana dayandırabiliriz. suriçini özellikle aksaray-fatih-haseki-çapa-fındıkzade bölgelerini görmeden acımayın bu ibnelere. yıllardır telefoncu dükkanı işleten işletmeci arkadaşıma her gün silah zoruyla dükkanı boşaltması için tehdit ediyorlar, o boşaltsa hemen suriye bakkalı açıp vergi muafiyetiyle köşe olacaklar. aynı şekilde bahsettiğim bölgede 18 yaşında kat be kat küçük çingene kızları bu suriyeli yaşlı adamlara satılıyor günübirlik. bir diğer yandan bölgedeki avm'lerin hiç biri türk vatandaşlarına hizmet verecek kapasitede değil, hepsi suriyelilere hizmet vermek için açılmış görece lüks markalarla dolu, aynı şey osmanbey şişli vb için de geçerli. hepsi suriyeli, hepsi zara'dan poşet poşet alışveriş yapıyorlar :) sen ben de 3 ocak'taki büyük zara indirimini bekleyelim 30 liradan tshirt alabilmek için. işin sonu kötü. en basitinden benim telefoncu arkadaş artık bıktı, dükkanını boşaltmayı planlıyor. bu ne demek? bir mükellefin daha eksilmesi, verginin azalması (zaten vergi kaçırıyordur demeyin, ne kadar kaçırırsan kaçır kdv nin en azından damgasını verirsin, suriler onu da vermiyor) demek. böyle böyle hepimiz batıyoruz.

@der meister işsiz kalma ihtimalleri yok, olaya çok iyimser bakmışsın :) keşke işsiz kalsalar isyan çıkarırlar mevzu döner kazanan kalır. böyle içten içten ekonomiyi ele geçiriyorlar kimse fark etmeden.


Tears of Devil
(07.09.18)
@ters of devil, türklerin işsiz kalmasından bahsediyorum abi suriyelilerin değil.


der meister
(07.09.18)
Pakistan'a gelen Afganlar ve olduysa, Avrupa'ya giden Türkler ne olduysa, Türkiye'ye gelen Suriyeliler de aynısı olacak.


babilbaligi
(07.09.18)
ciddi ciddi almanya'ya giden türklerle bunları mı karşılaştırıyorsunuz?


der meister
(07.09.18)
İsi gucu, devlet imkanlarindan faydalanmalarini gectim hepsi hayvan gibi yasiyor. Daha dun 2 yasinda suriyeli cocuk 3 metre yuksekteki yol kenarindan bahceye dusecek anasi babasinin sikinde degil cocugu ben cektim aldim. Cocuk dusse olse nolacak sanki?? Yenisi yolda kadin hamile amk. Bu amk araplarina aciyan salaklar var hala ona uzuluyorum


eksimeksi
(07.09.18)
Biraz oz elestiri yapalim, Turklerin dahi kendi aralarinda fikir ayriliklarinin oldugu, birbirleri tolere edemedigi bir zamanda Suriyelilerin bu denkleme plansiz bir sekilde katilmasi isleri oldukca karistirdi.

Dusunsenize; birbirine gunaydin, merhaba demeyen, tanimadigi insanla iletisim kurmaktan cekinen, birbirini orali-burali, o partili-bu partili, O mezhepli-bu mezhepli diye otekilestiren bir toplumun ortasina plansiz, programsiz birakilan 3 milyon Suriyeli multeci.

Bu krizin beni rahatsiz eden kismi kimse cozum odakli olmamasi. Kimse ne yapilabilir?, bu durum icin nasil bir cozum uretilebilir? diye dusunmuyor.

Tamam. kolay cozumu olmayan bir sorun oldugu ortada. Surekli olumsuz ve kotu ornekler paylasiliyor. Suriyeliler ev sahibini oldurdu, Suriyeliler tecavuz etti, Suriyeliler kacak is yapiyor vs vs. Bunlari goruyoruz yalniz kabul edelim bu sekilde olmayan durust, saygili, egitimli Suriyeliler de var. Yani problem sadece Suriyeli problemi degil, insan problemi. insan. Tecavuz haberlerine bakin, cinayet haberlerine bakin, yolsuzluk haberlerine bakin, kavga haberlerine bakin, maganda haberlerine bakin... Yerel insanlarin isledikleri suclar icin Suriyelilere verdigi tepkiyi vermez kimse. Multecinin hamile karisina tecavuz edip olduren yerel insan da okuduk gazetelerde...

Yanlis anlamayin Suriyelileri savunmak amaci ile yazmiyorum, yerel insanlarin benlik algisini duzeltmek amaci ile yaziyorum. Bakin Turklerin demiyorum ozellikler yereller diyorum cunku mesele in-san. Aynaya bakmak gerekli once...

Yeni gelenlere gelince... Bu insanlarin suca karisanlari icin kesinlikle sert onlemler alinmali. Geri gonderilmeliler... Gerci duvardan atlayip geciyorlar. O da apayri bir konu. Ozellikle radikalize olmus olanlar, kadinlara rahatsizlik verenler kesinlikle gonderilmeliler.

Hayatlari tehlikedeydi ulkeye aldik. Burasi olmasi gerektigi gibi. Yalniz bayramlasmak icin Suriye'ye gidebiliryorlarsa... Demek ki ortam guvenli... Geri almayacaksiniz bu insanlari. Bunlar multeci degil ekonomik gocmenler.

Bu insanlara vatandaslik verilmesinin yapilan en buyuk yanlis oldugunu dusunuyorum. Kimsenin buna tepki gostermemesi ise anlasilir gibi degil. Dunyada baska bir ulke var midir acaba geldikleri ilk yilda 300.000 multeciye vatandaslik verip oy kullandiran... Buna tepki gostermeyen halk sokaga iner mi?


üç ay önce piyasadan haberim olsun diye iş arıyordum. bir yere gittim, yapacağım işe göre az geldi teklif ettikleri ücret, dedim "az bu", dediler "suriyeli bulduk asgari ücrete yapıyor aynı işi".

üç ay önce piyasadan haberim olsun diye iş arıyordum, önümüzdeki pazartesinden itibaren mecburen iş arayacağım. yaklaşık 100 işçiyi bu ay çıkaracak çalıştığım yer ki zaten 600 çalışandan 300'e düşmüştü son bir senede. büyük ihtimalle ben de yolcuyum.

cevap: düşünmüyorum, ülke hakkında hiçbir şey düşünmüyorum son iki senedir, akışına bıraktım. kendimi ve ailemi koruyabilirsem gerisi için elimden bir şey gelmez.

donanımhaber'den çaldım: mobile.donanimhaber.com


g7mor
(07.09.18)
(4)

dertler köpük olmuş - çamaşır makinası sorunu. ne yapak

merhaba dostlar,bir uncultured swine, efendime söyleyeyim bir filthy peasant olarak yine aklınıza ihtiyacım var.eşyalı ev kiralamıştık ama çamaşır makinasını ilk kez bugün çalıştırdık. çalıştırmamızla altından su fışkırması bir oldu. deterjanı almış hemen, köpüklü köpüklü maviş su fışkırtıyor. biz ş
merhaba dostlar,

bir uncultured swine, efendime söyleyeyim bir filthy peasant olarak yine aklınıza ihtiyacım var.

eşyalı ev kiralamıştık ama çamaşır makinasını ilk kez bugün çalıştırdık. çalıştırmamızla altından su fışkırması bir oldu. deterjanı almış hemen, köpüklü köpüklü maviş su fışkırtıyor. biz şimdi bunun için ev sahibini mi arayalım ne yapalım en başta? biz hiç kullanmadık çünkü makinayı daha önce. servisi arayacağım zaten ama ücretini ev sahibinden talep edebilir miyiz yani, uygunu bu mudur? biz verelim, kiradan düşelim falan?

ayrıca bu aletlerden anlayanlara sorayım: bu semptomlar neye işaret ediyor? makina su almaya başladığı anda aşağıdan fışkırtıyor böyle mavi mavi, köpüklü köpüklü. deterjan gözünde ne var ne yok çekmiş anında.

arkasına baktım biraz anlar mıyım diye ama FORTUMlar falan takılı, görünen yerlerinde sorun da yok.

ulan çok canım sıkıldı ya, nerden çıktı şimdi bu. hayır makinayı çalıştırıp hemen banyoyu terk etmiş olsam evi su basacak aq zaten 600 yıllık apartman kumdan kale gibi devrilecek. pff.
der meister
(06.09.18)
kardo sakin ol. belli ki alet aldığı suyu tahliye edemiyor. deterjanlı akması demek deterjanı aldığı şeyin kopmuş/çatlamış olması demek. iyi bir usta için kek bir iş.

eşyalı ev sözleşmesini bilmediğimden bir şey diyemeğeceğim.


giovanne
(06.09.18)
mutlaka ev sahibini arayip bilgi verin. belki tanidigi/surekli yonlendirdigi bi ustasi vardir. gonderip yaptirir.

eger yoksa da "siz bulun kiradan dusun" der. ustaya yaptirmadan once yine ev sahibini arayip rakami soyleyin ki daha sonra anlasmazlik cikmasin. (odediginiz rakami sms olarak gonderin ki elinizde yazili bi belge bulunsun. insandir unutur.)


brkylmz
(06.09.18)
Ev sahibine hemen haber veriyorsunuz ve dua ediyorsunuz ki ilk kullanımda bu başınıza geldi, yoksa "sen yanlış kullandın" diyebilirdi.


SiyamkedisiZorro
(06.09.18)
jsjsjf ismi nedir bilmiyorum ama makinanın ön-alt tarafında, iç kısımda bir tane siyah kapak var. o gevşemiş. sıktım, düzeldi. gerçi denemeyi deterjansız yaptım kankitolar uyuyor diye çok çalıştıramadım ama deterjanla da aynı sonucu verir muhtemelen. o kısım açıkmış çünkü bariz biçimde.

yine de çok tırstım yau. şimdi her çamaşır yıkamada banyonun önüne sandalye çekip nöbet tutacağım. önceki kiracı sapık değil, bilerek orayı gevşetip gitmemiştir herhalde. demek ki çok sağlam bir kapak değil bu, gevşiyor. tüh.


der meister
(07.09.18)
(9)

92-93 yıllarında siirt (eruh) terör açısından nasıl bir yerdi?

yaşça büyük abilerim ablalarım yahut bölgeyi ve geçmişini iyi bilenler hatırlıyor mu? özellikle askerler açısından soruyorum, risk ne kadardı?
yaşça büyük abilerim ablalarım yahut bölgeyi ve geçmişini iyi bilenler hatırlıyor mu? özellikle askerler açısından soruyorum, risk ne kadardı?
der meister
(05.09.18)
daha yogun bir donem yok pkk tarihinde. pkk'nin en etkin oldugu donem 91-93 arasidir.


baldur2
(05.09.18)
Riskin en yüksek olduğu dönem.

Google'da tarih aralığı vererek arartırsanız göreceksiniz.


SiyamkedisiZorro
(05.09.18)
haydaa. abi benim babam askerliğini 92-93'te eruh'ta yapmış. az önce aklıma geldiği için sormak istedim. bu adam asla askerlik anısı falan anlatmazdı bize. milliyetçi sayılabilecek biri olmasına rağmen bizim de (erkek kardeşim ve ben) askere gitmemizi hiç istemez. anlatmak istemediği şeyler mi var acaba diye düşündüm.

o değil de adamın bütün askerlik fotoğrafları bisküvi yiyip kola içerken çekilmiş aq bu nasıl terör bölgesinde askerlik. gerçi annemin söylediğine göre askerlik şube başkanıymış, o yüzden biraz daha rahattı diyor ama bilemedim. babam sorunca anlatmıyor hiç.


der meister
(05.09.18)
pkk'nin kendini ilan ettiği ilk saldırılardan biri eruh'ta gerçekleşti. üç karakol aynı anda basılmıştı biri de eruh^tu.

90'lı yıllarda her gün şehit haberinin geldiği yerlerdendi ama kimse kürt düşmanı değildi.


hosein
(05.09.18)
bizim köyden bi şehit vardı tam da o yıllar ve siirt. anası ne ağlamıştı. tüm mahalle yıkılmıştık. sevgiler meister. hala kızgın mısın?


mimikikili
(05.09.18)
baban askerlik şubesi başkanı mıymış?? orda bi hata var galiba.

aynı dönemde biz de derik'teydik. pkk'nın en aktif zamanları olduğu doğru.


zgrydn
(05.09.18)
@zgrydn, bunu annem soyledi. dedigim gibi babam sorsam da hicbir sey anlatmiyor. bana da garip geldi. bildigim kadariyla babamin orduyla tek munasebeti turk vatandasi olarak zorunlu askerlik gorevinden ibaretti. askerlik sube baskani nasil oluyor ki asker? ya da belki orada gorevliydi sanirim. ama annem yurtdisini gezse "oyle dolastik iste" diyecek bir kadin, orada gorev yapti diye baskan oldugunu soyleyecek biri de degil. sorunca o da kizdi simdi sana ne oglum nerden taktin buna diye jdjdkks.

babam da sadece cok tehlikeli oldugunu, her gun olasi saldiri hakkinda uyari aldiklarini soyluyor baska bir sey anlatmiyor. boyle yaparsaniz merak ederim tabii. anlatsaniza dogru durust.

edit: asteğmen olarak yapmış babam. askerlik şube başkanı olabiliyormuş sanırım onlar.

lan duygulandım ya. babamla iletişimim hiçbir zaman yeterince iyi olmadı ama bıyık reyiz o zamanlarda ölseymiş hiç olmayacakmışım pii. keşke kimse bunları tecrübe etmek zorunda kalmasa ama ne yalan söyleyeyim kanım kaynadı, saygı duydum. bak sen bizim pedere. adamın dağda kraker yediği yaşta ben de bkumla kavga ediyom.


der meister
(05.09.18)
ha bi de şu var, sanırsam 93'te eruh kalesine pkk bayrağı asılıyor.

o yıllarda da batman'da hizbullah kurduruluyor kontrgerilla faaliyetleri için.


hosein
(05.09.18)
anglachelm biliyordur mesaj at istersen.


(4)

ciddi uyku sorunu çekiyorum

"eşi benzeri yok" - the altındağ times"resmen fazia" - abdürrahim albayrak***bu yeni evde olmaya başladı. bir hafta önce taşındım. en başta üzerinde durmadım. düzen değişikliği, yeni ortam, çeşitli gerilimler (işte internet bağlatması sorun olur mu vs. gibi, anksiyete topu olduğumdan her şeyi sorun
"eşi benzeri yok" - the altındağ times
"resmen fazia" - abdürrahim albayrak

***

bu yeni evde olmaya başladı. bir hafta önce taşındım. en başta üzerinde durmadım. düzen değişikliği, yeni ortam, çeşitli gerilimler (işte internet bağlatması sorun olur mu vs. gibi, anksiyete topu olduğumdan her şeyi sorun ediyordum) derken normal karşıladım.

ama yok abi 9 gün oldu, ortamı benimsedim, sorunları çözdüm vs. kafam rahat gidiyorum yatağa ama uyuyamıyorum.

fark ettiğim sorun şu: uykuya geçiş İNANILMAZ uzun sürüyor. uykum var, yatağa gidiyorum. hiç telefon melefon dikkatimi dağıtan bir şey yok. gözümü kapatıp yatıyorum. 2,5 saat sonra biraz mayışmış olsam da hala ayığım.

uyursam da yarım saat sonra geri kalkıyorum, şu ana kadar aralıksız uyuyabildiğim süre maksimum 4 saatti.

***

uyuyamamaya bağlı olarak gelişen aptallık dışında şu an bir rahatsızlığım, sağlık sorunum yok. yahu allaşkına ben bunu nasıl düzeltebilirim?

en başta "uyku düzenim zaten bozuktu" dedim, üzerinde durmadım. dönem dönem olur bu. 6-7 gün çok kesik uyurum, sonra vücut otomatik olarak rayına oturur, "birader yeter aq 3 saat uyuyup kalkıyon, ben 9 saatten önce kalkmam" deyip toparlardı kendini.

şimdi olmuyor. uyuyup uyansam neyse... uyuyamıyorum. uykuya geçemiyorum. kafam rahat. bir şey de düşünmüyorum. kapatıyorum gözümü yatıyorum gibi. yok abi yok. 2 saat sonra hala aynı şekilde olduğumu fark ediyorum.

hayır hepsini geçtim insan iki saat içinde hiç mi sıkılıp kafasını kaldırmaz. buraları görüyosunuz burda herkes manyak.
der meister
(04.09.18)
Uyku öncesi meditasyon. İngilizcen var ise, Youtube'da bir sürü guided meditasyon var, böyle zamanlarda aç onlardan birini, dinleyerek yat, konsantre olabilirsen farkını göreceksin.
Ya da telefon için uygulamalar var, benim sevdiklerim Headspace ve Zen. Ancak bunlar paralı uygulamalar. Deneme versiyonlarını kullanabilirsin.

Örnek:
www.youtube.com
www.youtube.com (Bu daha ayrıntılı)


peggy
(04.09.18)
benzer bir durumu ben de deneyimledim. yaklaşık 1 ay sürdü. taşınma sonrası endişe verici detayları çözsem de akabinde düzelme göstermemişti. uyumadan önce kitap okumak hızlı uykuya dalmak için işe yaradı. bir de kontrollü nefes almayı denemiştim o da işe yaradı (4 saniye boyunca nefes alıyoruz, 7 saniye içimizde tutuyoruz, 8 saniye boyunca o nefesi yavaşça veriyoruz. başlarda alışması zor ama sonrası kolay. uyuyana kadar böyle devam ediyordum)

bunlar da işe yaramaz ise -klişe olacak ama- zamana bırak, bilinçaltımız bilincimizin algıladığından farklı endişelerden muzdarip olabilir. eğer aylarca bu şekilde sürerse bir profesyonele danışman gerekebilir. hatta anksiyetene körükle gitmiş gibi olmayayim ama "psikolojik olmayan" bir sebebi de olabilir ve taşınmaya denk geldiği için yanlış yorumluyor da olabilirsin.


eczaneden melatonin (uyku düzenleyici hormon) al, yatmadan bi saat önce iç.


boreno telcontar
(04.09.18)
15mg mirtazapin at, at gibi uyursun.


arakaali
(05.09.18)
(9)

kablo uzatma ve priz sorusu

ev çok büyük (first world problems) ve internet her yerden çekmiyor. modem salonda şu an. ben istiyorum ki bunu üç odanın ortasındaki bir alana koyayım. portmanto mu denir ne denir bilmiyom dolaplı bi şey var, oraya güzel olabilir.modeme takılı "internet kablosu" zaten 500 metre, o uzar sıkıntı deği
ev çok büyük (first world problems) ve internet her yerden çekmiyor. modem salonda şu an. ben istiyorum ki bunu üç odanın ortasındaki bir alana koyayım. portmanto mu denir ne denir bilmiyom dolaplı bi şey var, oraya güzel olabilir.

modeme takılı "internet kablosu" zaten 500 metre, o uzar sıkıntı değil ama o tarafta modemi takabileceğim bir priz yok.

salondan oraya kadar priz uzatmam gerekecek sanırım. sorularım,

1) elektrikçilerde 3-5-6-10 metrelik priz bulunur mu, var mı öyle versiyonları bunların?

2) sürekli takılıp düşmeyelim diye sabitlemek istiyorum ama o da sakat. sol taraftan geçirsem direkt evin giriş kapısı var. sağ taraftan geçirsem iki tane kapının önünden geçmesi gerekecek. kroşeyle yere sabitlenmez sanırım. onun için başka bir aparat var mı? kapının üzerinden geçirsem bu sefer 500 metrelik kablo gerekir, olmaz.

***

uzun lafın kısası 3-4 metre öteye kimseyi rahatsız etmeden sinsi gibi ilerleyebilecek priz şeysi lazım bana. elektrikçiye anlatsam fikir ve uygun malzeme verir mi?

bu da nasıl saçmalık anlamadım ben, hadi ben iyi kötü kurtuldum insan oraya bi priz koymaz mı? ama koymuyor işte.
der meister
(04.09.18)
Koçtaş gibi yapı marketlerde 5-10-25-50 metre uzatma kabloları var. Elektrikçiye gidersen istediğin uzunlukta yapar. Geçirme hususu için uzunca alıp kablo kanalı içerisinden geçirebilirsin. 2 tip kablo kanalı var 1 böyle yarım ay gibi, yere koyuyorsun içerden kablo geçiyor. bu sayede yumuşak bir geçiş oluyor. Diğer türlü kablo kanalları ise diktörtgen kutular gibi. böyle kenardan kenardan kutuyu yapıştıra yapıştra geçirip içine kabloyu koyabilirsin. Aynı şeyi ben şimdi kendi evimde yapacağım. Evi yapan adam gitmiş koca oda da sadece bir duvara priz koymuş, onu alıp kablo kanalı ile tavandan gezdirip karşı duvara indireceğim.


ManikD
(04.09.18)
hazır kablolar en fazl 5 mt. oluyor. ancak elektrikçi istersen istediğin metre kadar sana hazırlar. ara kabloyla yüksek voltajlı şeyler çalıştırıcaksan 3*2.5 kablo ile ara kablo yaptır. voltajsız şeyler çalıştıracaksan 3*1.5 yeterlidir.

duvara kroşe ile süpürgeliğin üzerinden sabitliyebilirsin.


mikahakkinen
(04.09.18)
hocam şöyle yapacaksın.

ortalıkla kablo görünmesini sevmiyorsan kabloyu kapı kasalarının üzerinden taşıyacaksın ve bunun için mete ile ölçü alman gerekir. çünkü 3-4 metrelik mesafeler bu şekilde 10-15 metre olabiliyor. ayrıca bir odadan öbür odaya kapı üstünden geçeceği için köşeye ufak bir delik açman gerekir matkapla.

bununla uğraşamam dersen,
kapılarda oda geçişlerinde yerde bir çıta gibi şey vardır. salonun döşemesi ile odanın döşemesinin birleştiği noktada. onu kaldırırsan bir kablonun geçeceği bir boşluk görürsün. oradan da geçirebilirsin kabloyu. sonra silikon ile tekrar yapıştırırsın o aparatı.


teritori
(04.09.18)
@der meister oraya yakın duvarlarda illaki buat vardır. oradan elektrik çekmen pek tabii mümkün. ama bunu elektrikçinin halletmesini öneririm. sevgiler.


teknikekip
(04.09.18)
Buat +1

Bu sayede çok fazla kablo masrafı da olmaz estetik kaygı da.

@teritori'nin dediğini diyecektim bende, parke ve fayansı yada iki farklı döşemedeki parkeleri birbirinden ayıran tam kapı eşiğinde yerde eşik çıtası vardır.

Onu kaldırıp geçirebilirsin, tekrar silikon ile yapışır.

Sadece modem çalışacağı için kaın kabloya gerek yok, 2x0.75 yassı kablo hem daha ucuz olur hem de dolaştırırken saklaması gizlemesi kıvırması rahat olur.

Ama buat kesin vardır, hatta portmantonun arkasında olabilir. Hatta portmantonun arkasında priz bile olabilir.

En kötüsü daire giriş kapısının yanında duvarda sigorta kutusu vardır, direkt ordan alabilirsin. Hatta modeme giden kablo da oralardadır. Onu da oradan araklayıp yolu kısaltabilirsin.


John Bloor
(04.09.18)
3 odanın ortasındaki alanda çok çok çok büyük ihtimal "buat" denilen ve yüksekte olan elektrik bağlantı noktaları vardır. Oradan kısa bir hat çekilecek.

Koridorda göreceğin yuvarlak veya kare plastik kapaktır


janavarorion
(04.09.18)
enteresan sorular geliyor senden yalnız he :)

buattan direkt çektirebilirsin bu bir.

tekli basit bir kablo kanalı ile duvar kenarından ve kapılarda kapı üstünden geçirebilirsin bu da iki. benim evde benden önceki kiracı öyle yapmış. kroşe de iş görür ama kablo kanalı daha uzun ömürlü olur.

üçüncü yöntem olarak da mutlaka holde aydınlatma ve onu yakan anahtar vardır. oradan jumper ile kablo alıp kablo çektirebilirsin.

bir ve üçü elektrikçiye yaptır çarpılma.


hosein
(04.09.18)
ben olsam kabloyla hiç uğraşmaz bi tane "range extender" alırdım. ki aldım ve kullanıyorum.


boreno telcontar
(04.09.18)
Yanlız böyle teknik soruların sonuçlarını benim gibi merak eden çok duyurucu vardır bilginiz olsun.

Sonuçtan haberdar edin lütfen :)


John Bloor
(05.09.18)
(8)

sovyet propaganda posterleri

pek ümidim yok ama belki vardır bu tarz bir dükkan ankara'da. var mı acaba, biliyor musunuz? illa poster olmasına gerek yok sovyetli herhangi bir ürün de olabilir. orijinal olması şart değil. orijinal sovyet şeyi burada ne gezsin zaten.mesela hearts of iron'daki şu zımbırtıya bayılıyorum,http://prnt
pek ümidim yok ama belki vardır bu tarz bir dükkan ankara'da. var mı acaba, biliyor musunuz? illa poster olmasına gerek yok sovyetli herhangi bir ürün de olabilir. orijinal olması şart değil. orijinal sovyet şeyi burada ne gezsin zaten.

mesela hearts of iron'daki şu zımbırtıya bayılıyorum,

prntscr.com

mümkünse stalin veya lenin'den ziyade ordu ya da halk temalı olsun istiyorum, örnek,

prntscr.com

prntscr.com

prntscr.com

prntscr.com

***

nette var aslında ama şu an yurtdışından sipariş vermek mevcut kurla intihar olur, eh posterleri de ekmek arası yapıp yiyemeyeceğim için mecburen buradan bir şeyler bulmak istiyorum.

kendim bastırayım diyeceğim ama kaliteleri yeterince yüksek değil sanırım, kuşe kağıda büyük boy 3 piksel falan olur herhalde.
der meister
(03.09.18)
Aynı şeyi ben de araştırdım. Bunların kalitelisi muhakkak internet ortamında vardır. Bir yerde Rus lar varsa zaten içerik illa internete düşmüştür. Aliexpress te falan var ama dert kur değil kalite, kalitesiz gibi geliyor.


vatan ayini
(03.09.18)
Ukrayna'da cesitli bit pazari tarzi yerlerde oluyor boyle seyler.
Yolun düştüğünde araştır.


stavro
(03.09.18)
var, dmax'te bir antique hunt tarzı program var orada gormustum. ama cok pahalı. 200 300 poundlardan bahsedıyorlardı.


binder dandet
(03.09.18)
@stavro, abi ukrayna'ya çok gittim ama oralardayken bunlara bakmak aklıma gelmemişti :/ tişört falan gördüm daha çok. ama orijinal "ordu uşankası" ve sovyet tokalı kemer kepittim. ukraynalı arkadaş sağolsun pazarlık falan da yaptı, kendisi inceledi baktı hatta essahtan orijinal mi diye. en azından onu kopardım oradan eheh. bir daha ne zaman gidebilirim bilmiyorum. malum kur falan patlamış durumda, ben de zaten 24 yıllık tarihimin en fakir dönemini yaşıyorum.

@binder dandet, yahu trotski'nin gafasına vurdukları baltanın orijinaline bile 300 pound vermem ben :/ niye çünkü param yok. olsa verirdim.


der meister
(03.09.18)
O değil de şu var. twitter.com


Delay Fuze
(03.09.18)
@delay fuze, abi "illa poster olmasına gerek yok" dedim ama poster değilse bile daha farklı şeyler arıyorum. rozet, magnet, şapka, kemer vs. bende zaten var. bunları ukrayna'da direkt 70'lik sovyet emmilerden topluyorum. orijinal ürün alırsam türkiye'deki bir satıcıdan almam, güvenmiyorum çünkü.


der meister
(03.09.18)
o dediklerinin hepsini 1 mayıslarda kızıl meydanda sscb ürünleri olarak 60-70 lik dayı ve babuşkolar yer sergilerinde satıyorlar. varsa tanıdık istediğin rozet, sscb elbisesi,eşya, silah, aksesuar, vb. ürünleri sipariş edip yada gelip alabilirsin.


paudi
(03.09.18)
yükske çözünürlükte resim dosyasını bulup digital baskıcıda bastırın.
çok çok uyguna gelecektir.


buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.