Giriş
(7)

Hayallerin Peşinden Koşmak (Dar Gelirli Version)

Kendi ayakları üzerinde yeni yeni durabilen, maddi ve manevi bağımsızlığını daha yeni elde edebilmiş ve aile desteği olmadan ayakta durmaya çalışan ancak kıt kanaat geçinebilen bir insan olarak, istenilenin arzulananın peşinden koşma meselesinin benim gibi mutfak masrafını faturasını düşünen insanla
Kendi ayakları üzerinde yeni yeni durabilen, maddi ve manevi bağımsızlığını daha yeni elde edebilmiş ve aile desteği olmadan ayakta durmaya çalışan ancak kıt kanaat geçinebilen bir insan olarak, istenilenin arzulananın peşinden koşma meselesinin benim gibi mutfak masrafını faturasını düşünen insanlara hitaben söylenmediğini düşünmeye başladım. Ben ne ara hayalimin peşinden koşayım, çalışmak zorundayım bir kere, hani çalışmadığım bir ihtimalde direkt çöküşü yaşıyorum. Modern dünyada bu nasıl mümkün olacak? Nasıl koşacağım ben hayallerime, bir sürü var namussuz gibi, komple falso yaşamışız bugüne kadar.
fırt
(08.06.19)
Zenginlik babadan değilse mecburen hayallerin peşinden de sırayla koşacaksın. Öncelik hayali gerçekleştirecek kadar para kazanmak için kalifiye olmaktan geçiyor. O oldu mu da öncelikli olanı belirle. Bir yerden başlamak lazım


ben de aynı durumdayım. sanırım insan farkını burda ortaya koyuyor. hepimiz daha iyi olmak istiyoruz. kimimiz bunu daha çok eyleme döküyor ne imkanlara sahip olursa olsun. kimimiz dökemiyor.

ben çok denedim. çok başarısız oldum. destek göremedim. bu yüzden çok yıprandım. son günlerde farkettim ki küssem de bozulsam da olan bana oluyor. birşeyler yaparsam insanlar bu sefer gelmeye başlayacak ama beklentiler yine gerçek dünya beklentileri olacak.

deneyeceksin düşünmeyeceksin. inatçı obsesif olacaksın. tek çare bu snaırım.


ipmus90
(08.06.19)
Hayalleriniz nedir, ne değildir sıralamanızda fayda var bence. Akıllıca düşünüp, hayallerinizi ve arzularınızı alt alta yazın.

Bunun sonrasında hangisi kısa vadede - uzun vadede yapılacağını sıralayın. Hangisi öncellikle hangisi daha sonra yapılır karar verisiniz. Hayallerinizin bir kısmı masraf gerektebilir. Bir kısmı üstenzinden gelebilecek cüzi masraflı olabilir. Belli olmaz. Buna göre maddi durumunuzu ayarlayama çalışırsınız.


Aydınlanmayı yaşamışsın, tebrikler. Birinci adımı atmışsın.

"Ben ne ara hayalimin peşinden koşayım", bu bence çok yerinde bir soru. Saatlerce çalıştıktan sonra bir de eve gelip hayalinin peşinden koşmak elbette zor. Ben hiçbir zaman maaşlı bir işte çalışmadım, onu söyleyeyim. Hayallerimi vücudumu zorlayarak başardım, öncelikle bunu başarmaya çalışman gerek.

Her gün işten sonra 6 saat artıyorsa, bu 6 saati en verimli şekilde değerlendirmeyi öğrenmen ve her gününü bir önceki günden olabildiğince iyi şekilde planlaman gerekiyor. Televizyon, diziler, arkadaşlarla vakit geçirme, hatta kitap okuma gibi konulardan fedakarlık etmek zorunda kalacağın anlamına geliyor. Ben 28 yaşındayım, 17 yaşından sonrası kayıp bende mesela, daha bu sene yeni yeni yaşamaya başlayacağım. Defalarca risk aldım, bunların önemli bir kısmını tutturdum. Aynı şeyleri göze almaya hazır olman gerek.

Bu planda elbet değişiklikler olur, önemli olan belirlediğin işleri kesin bir saat aralığında yapmak değil nihayetinde yapmak olmalı. Bu şekilde yaparsan daha az stresli oluyor. Bu arada ben 45 dakika çalışıp, ardından 15 dakika rahatlamaya ve bir sonraki 45 dakikaya göz gezdirerek ayırıyorum, tavsiye ederim.

Bu arada aile faktörü çok önemli. Bizde babam bana hep inandı, annem de "üniversite bitir maaşlı işe gir" dedi. Maddi imkansızlıktan bitiremedim, eve döndüm. Ailemin evinde yaşayarak, görece rahat bir şekilde çalıştım. Sen çalışmayı bırakamadığın için biraz daha zor olacak seninki, bence yine mümkün.

Normalde çalışırken 4 saatte sıkılıyorsam bunu bir süre sonra 6'ya çıkardım, sonra 7 oldu, sonra 12. Günde 12-13 saat korkunç bir verimle çalışabilir hale geldim. Üç dört yıl önceki notlarıma bakıyorum da, atari seviyesindeymişim.

Geçende şu duyuruyu açmıştım, ilham olur belki: eksiduyu.ru

İşleyen demir ışıldar.

Bol şans.


hayirsiz
(08.06.19)
hayallerinin peşinden koş diyen insan net aileden zengindir. welcome to the real world.


black mamba
(08.06.19)
hocam senin gibi yüz binlerce insan var bu memlekette, komple falso yaşasan ne olacak, yanlış hayat doğru yaşanmaz deyip seni adorno’ya havale ediyorum; meseleleri tekrar gözden geçirmekte ve objektif olmakta fayda var, evrendeki yerinin farkında ol


kaçırdıgınız nokta şu herkes hayallerinin peşinden koşmayı ister ama bunu yapacak enerji çok az insanda vardır. hayallerinin peşinden koşmak aka girişimcilik bir karar değil bir karakter özelliğidir. bu yüzden sonradan ekleme veya çaba ile olmuyor.

zengin-varlıklı aile avantajı kesinlikle var ama hayal edilen kadar da büyük değil hele yaş 30+ ise artık öyle bir fark kalmıyor.

bu lafları varsayımsal etmiyorum hem kendim bir girişimciyim defalarca işler yaptım battım da çıktım da hem de sürekli girişimcilerle çalışıyorum.


orpheus
(08.06.19)
(14)

Kafası Karmakarışık Kardeşe Yol Göstermek (Ama Nasıl?)

Merhaba,Kardeşim 1.5 ay sonra üniversite sınavına girecek, başarılı bir eleman kendisi. Derece bekliyoruz diyor hocaları, kurum deneme sınavlarında Türkiye geneli sınavlarda falan gayet iyi sonuçları var. Ancak belirli bir hedefi yok ve kendisi sürekli bir hedef koyup değiştirmekten şikayetçi, ne is
Merhaba,

Kardeşim 1.5 ay sonra üniversite sınavına girecek, başarılı bir eleman kendisi. Derece bekliyoruz diyor hocaları, kurum deneme sınavlarında Türkiye geneli sınavlarda falan gayet iyi sonuçları var. Ancak belirli bir hedefi yok ve kendisi sürekli bir hedef koyup değiştirmekten şikayetçi, ne istediğimi bilmiyorum bir gün mimarlık istiyorum diğer gün psikoloji istiyorum diyor. Bazen hevesle tıp okumaya karar verdim diyor, aa ne güzel diyoruz doktorluğun çok güzel bir meslek olduğunu söylüyoruz düşüncelerini destekliyoruz, birkaç hafta geçiyor yav tıp bana göre bir iş değil sırf saygınlığı için parası için iş mi yapılır mimarlık daha bana göre insanlar için yaşam alanları tasarlamak hem de sanatla ilgili olmak istiyorum diyor. E haklısın diyoruz o zaman mimarlık da çok güzel bir meslek hop 1-2 hafta geçiyor tekrar tıp diyor, sonra psikoloji mi okumalıyım acaba diyor okuduğu birkaç kitaptan freud ve jung'tan bahsediyor hevesle; bunları sonra düşünürsün şimdi sınavına konsantre ol diyoruz o da hedefsiz olmak zor ne için çalıştığımı bile bilmiyorum diyor. Ne yapacağımızı şaşırdık.

Ben hukuk okudum, ben kendi zamanımda istemiyordum ama bir şekilde seçtik. Kendisi bazen hukuk mu okusam acaba falan diye gelip sorular soruyor. Sonra vazgeçiyor. En az 3-4 kez sormuştur. Kendisi de sürekli araştırmalar yapıyor, her meslekten haberdar cidden çoğu şeyi biliyor. Ne yapalım bu arkadaşa?
fırt
(01.05.19)
Aynı şımarıklığı zamanında bende yaptım. Maalesef bu tip durumlarda şov yapmak hayal peşinde koşmak adamı yolda bırakıyor.

Mimarların asgari ücret bile almadığını sektörün berbat olduğunu, psikoloji de alımların bittiğini umarım biliyordur. En mantıklısı tıp.

Ha çocuk idealist diyorsanız (çalışkan değil idealist! Çok başka şeyler) bırakın nereye isterse gitsin. Benim boğaziçi ekonomi bitirip bi baltaya sap olamayan arkadaşım da var, kütahya da sikko bi bölüm okuyup istanbulda mesleğin kökünü kazıyan efsane işler ve pralar çeviren arkadaşım da var


avatar is back
(01.05.19)
Yani demem o ki, çok aktif tuttuğunu koparan biriyse okusun mimarlık falan, ha sessiz sakin sadece dersine odaklanıp çalışan biriyse tıp harici düşünmesin. Yazık etmeyin


avatar is back
(01.05.19)
Reşit bireye saygı duymalısın değişken de olsa. Senin onu kendisinden daha fazla düşünmen zaten mümkün değilken ne yapalım gibi bir soru gerçekten hadsizce. Ne mi yap? Kendi hayatına bak. Başkasının yaşamını yönlendirmek için kafa patlatma.


wynter
(01.05.19)
@wynter,

Hadsizce derken? Abi ne yapayım ne okumalıyım ne yapmalıyım buna nasıl karar vereceğim diye çaresizce gelen çocuğa karşı nasıl sağlıklı bir yönlendirme yapabilirim diye kafa patlatmak hadsizce mi? Bu nasıl bir kafa, kimsenin yaşamını yönlendirmiyorum, kendi yaşamını yönlendirmesi için ona sağlıklı bir yol göstermeye çalışıyorum. Kendisi ne karar verirse versin zaten arkasındayım.


fırt
(01.05.19)
lisede ileride olmak istedikleri meslekleri seçtiğini düşünen insanların çoğu ne istediğini tam bilmeden yapıyor bunu, bunu bilseydim bulabildiğim her alandan mezun insanlarla konuşmak isterdim, kardeşiniz de bunu yapmalı bence, öğrencilerle, mezun işsizlerle, çalışanlarla vs.


Coyote
(01.05.19)
Yakın arkadaşlarım mimardı hep şuan çalışıyorlar ama memnun değiller. Ücretler düşük çalışma saatleri uzun. Bence en iyisi bir kaç kişi ile gorusturmek meslekten ama bence şuan sınava odaklanması gerekiyor. Ben de bu şekilde idim. Tr derecesi yaptığım ygs den sonra on kusur binlere düştüm hedefsizlik kafa karışıklığı vs. Şuan isimden memnunum ama o dönem çok koymuştu kapasitemin altında bir okula gidiyorum düşüncesi. En iyi dereceyi almaya baksın sonra rahat kafa ile secer. Dediğim gibi mimarlık ve tıp için birileri ile iletişim kurmasını sağlayabilirim. Kendim de mühendisim otomotiv sektörü hakkında bilgi isterse. Ama gelmesin kötü..p


bir mesleği seçmek için ortalamaya baksın. çünkü görüldüğü üzere hayatını tek bir mesleğe odaklamamış. yani hayatı boyunca arkeolog olacam diyip onun üzerine daha lisansa gitmeden yutmamış her şeyi.

mesela mimarlıkta ortalama insan ne yapıyor? çoğu işsiz. en çok işsizlik olan iki lisans bölümünden biri, diğeri inşaat mühendisliği. (bkz: tüik işsizlik verileri)

psikoloji için yüksek lisans yapmadan klinik açılmıyor bildiğim kadarıyla veya klinik açmadan devlete atanabilir. devlet atamaları da kıt zaten. klinik desen düzene girmen aylar sürüyor.

hukuku siz anlatın ortalama bir hukukçunun ne yaptığını.

bir rüzgara kapılıp bir ara fizyoterapistler ve diyetislenler türemişti. şimdi hepsi işsiz. türkiyede ilk 20 bindeki adam kpss kasıp diyetisyenler arası ilk 200'e ya da 500'e girecek de doğuya atanacak durumu mevcut. maaşlarının da düz memurdan bir tık yüksek olduğunu duydum emin değilim araştırmak lazım.


türkiye'nin kendi dinamikleri var. burada elon musk olamazsın, hitchcock olamazsın, freud ya da jung da olamazsın vs. öyle idealist takılıp türkiye'de geçerliliği olmayan bir bölümde üstün başarılar elde etmek safça bir romantizmden ibaret. paran varsa dene tabi. orta veya alt sınıfsan ama işin zor. sen istesen bile hocaların kalibresi belli. tek başına bir şey yapmak da 1 milyonda 1 falan görülüyordur.

not: bu yazılanlar kişisel pişmanlık ve kişisel tecrübelerden elde edilmiştir. yatırım tavsiyesi değildir. belki kendisi dünyanın en iyi mimarı vs. olabilir. herkesin doğası farklıdır.


gizemli dede
(01.05.19)
hocam artık meslekler - disiplinlerin üzerinde (yukarısında anlamında) düşünmek, farklı bilim dalları hakkında bilgi sahibi olup multidispliner çalışmaya uygun olmak gerek. ben IT insanı bir mühendisim, bunu köküne kadar yaşıyorum. tıp artık bizim bildiğimiz tıp değil, nano-teknolojisinden mikrobiyolojisine, nükleer tıpından robotik cerrahiye, farmakoloji patoloji saymıyorum bile. seçenekler arasındaki başka hiçbir meslek ileride bu kadar çok disiplinle etkileşim / seçme imkanı sunmaz.

e: bunlar kişisel görüşüm elbette, seçim konusunda kararsız kalmak çok anlaşılır bir durum, ben kendimi bundan sonra nasıl tanımlayacağım sorusunda dönüm noktası. tıpın bir tür "canlı bilimi" olması yönüyle pek evrensel sayılamasa da, "mayış" anlamında belirgin bir avantaj sağladığı gibi ileriki aşamalarda en çok seçeneği sunan meslek olması altını çizmek istediğim. yoksa ne kararı vermek ne de onu en az 6 sene uygulamak kolay değil tabi.


Esasında problem şurada bana kalırsa, kardeşim karar veremiyor. Kendisinin karar alma süreçlerini baltalayan şey ne bunu anlayamıyorum, bir psikolog ile görüşmesinin faydalı olabileceğini düşünüyorum aslında fakat bunu şu aşamada kendisine teklif etmek pek istemiyorum zira darılabilir, trip atabilir; ben kendi sorunlarımı kendim çözemiyor muyum diye zıtlaşma ihtimali var, aslında mantıklı bir genç kendisi ama ergenlik sancıları baş döndürücü olabiliyor bazen. Karar alıp vazgeçiyor sürekli, hevesle anlattığı şeylerin bir süre sonra olumsuz yönlerini sayıyor takır takır. Haklı da çoğu zaman ama bir karar vermesi gerekiyor zira bu durum kendisini çok yıpratıyor. Yanlış mı düşünüyorum acaba, bana kalırsa karar verip arkasında durma noktasında bir problem yaşıyor.


fırt
(01.05.19)
Bir mimar ve akademisyen olarak araya girip şöyle bir şey söylemek istiyorum: Tüik verilerine göre en çok işsiz yetiştiren bölüm mimarlık demek hatalı. Çünkü en çok mezun veren bölümlerden biri haline geldi mimarlık, her üniversiteye açılıyor ve 3 hocası olan mimarlık bölümleri var.. Bırakın da onlar işsiz kalsınlar şu ortamda. Ben Mimar Sinan mezunuyum ve işsiz arkadaşım yok. Sizin kardeşiniz de mimarlığı seçerse ODTÜ, İTÜ veya Mimar Sinan'a girer zaten. Iş ortamı çok iyi diye demiyorum tabii ki bunları ama, beyaz yaka her meslek hemen hemen aynı.

Bu arada yurtdışı hedefi var mı kardeşinizin? Akademisyenlikle ilgili ne düşünüyor? Bu soruların cevapları da önemli seçim yaparken. Ama meslek seçimi mevcut iş ortamı üzerinden yapılmamalı, hele ki yarın ne olacağı hiçbir zaman belli olmayan bir ülkede.


gmzo
(01.05.19)
merhaba,

kendi tecrübemden yola çıkarak yazıyorum. ben de hayatta ne istediğini bilmeyen birisiyim. önüme konan her işi düzgün yapıyorum, benzer dereceli geçmişim var, iş yerinde en iyi elemanlardan biriydim, yüskek lisans tezimden makale çıkacak fln, özetle tam bir overachiever oldum hep. ama bunlar hep önüme gelen işleri koşulsuz şartsız yerine getirmemden kaynaklandı. hiçbirini severek/tutkuyla yapmadım, hep görev bilinciyle, sırf yapabiliyorum diye yaptım, o yüzden hala daha neyi sevdiğimi bilmiyorum. hani milyon dolarlar verseler al sevdiğin işi yap diye, bön bön bakarım muhtemelen. sanki kardeşiniz de böyle biri gibime geldi.

ben bu doğrultuda mühendis oldum. sebepleri de
1) yurt dışında kolay iş bulma seçeneği, diploma denklik vs çok baş ağrıtan şeyler değil yabancı ülkelerde, yurt dışına yerleşmek hep önceliğimdi ve önümüzdeki ay gidiyorum ciddi ciddi ama iş bulmadım :D
2) maaşlar fena değil
3) teknoloji gelişiyor hep mühendise ihtiyaç olur herhalde, işsiz kalmam muhtemelen düşüncesi
4) insan sevmiyorum, insanlarla muhattap olmak yerine makinalarla muhattap olmayı tercih ederim.

bir de mühendisliği saygın bir meslek fln sanıyordum, halbuki bildiğiniz amelelik, başka bir şey değil.

hukuk okusam çok başarılı olabileceğimi düşünürdüm bir de, ama yurt dışı imkanları çok kısıtlı olacağı için okumamaya karar vermiştim. tabi o zaman uluslararası hukuk kavramından fln haberim yoktu. ya da eczacılk hep bakkallık gibime gelirdi, eczanede oturup ilaç satıcan işte meeeh çok sıkıcı derdim, işin ilacı yapan tarafını düşünmemişim yine.

dolayısıyla işe başladıktan 5 sene sonra 'hay senin yapacağın tercihe' moduna girdim. sonra şimdiki aklm olsa dişçi olurdum dedim. onun da sepebleri şu:
1) iş güvencesi derdi yok gibi bişey
2) tıpa kıyasla yurt dışına açılmak daha kolay
3) maaşlar şahane
4) belli bir süre çalıştıktan sonra kendi muayenehaneni açınca iş/yaşam dengesi süper oluyor.

zamanında dişçiliği 'ıyyy milletin ağız kokusunu mu çekcem yeeaa' diye asla düşünmemiştim, işin mesleki yönünü araştırmaya gerek bile duymamıştım, tam bir gerizekalıyım. ha ama tercih yaparken seçeceğim mühendislik bölümünün derslerine filan bakmışlığım var, ama yine gerekli mesleki araştırmayı yapmamıştım.

bu esnada bir tanıdığım tıp fakültesini bitirdi. oturduğu yerden ataması fln oldu ve ben hali hazırda 5 yıldır çalışan mühendisken aldığım maaşın nerdeyse aynısını almaya başladı. orda bi daha 'hay kafama s.çayım' dedim. ben işe girebilmek için zibilyon tane başvuru yapmış, milyon kez mülakata girmiş, grup mülakatı, iq testi, ingilizce sınavı, liderlik çalışması fln derken tükenmiş, saçma sapan ik'cılarla muhattap olmak zorunda kalmıştım oysa ki.

şimdi olsa muhtemelen tıp okur ve insanla muhattap olmayı gerektirmeyen bir alana yönelirdim, biyokimya gibi mesela (eskiden tıp okursam psikiyatride uzmanlaşırım çünkü beyin çok acayip derdim ama, nasıl da değişiyor insanın düşünceleri). her halükarda maaşlar çok iyi, akademi üzerinden yurt dışı potansiyeli de var hala, yurt dışında da acayip saygın bir meslek.

mesleklerde bir de şöyle bir durum var: kimi insanın potansiyeli çok yüksek ve amelelik olarak tabir edilen işlerle uğraşmak aşırı can sıkıyor. mesela house dizisinde house müthiş zeki bir doktor, bu yüzden adam klinikte sıradan hastalarla uğraşmak durumunda kalınca yaptığı işten neret ediyor, harcandığını hissediyor. ama mesela bazı insanlar da bu tip işlerle gayet mutlu mesut yaşayabiliyor bir ömür boyu. doğrusu yanlışı yok yani bu işin.

mesela kardeşiniz psikoloji okuyup psikolog olduktan sonra sevgilisinden ayrıldığı için üzülen insanlarla uğraşmak zorunda kalabilir (yanlış anlaşılmasın aynı yollardan geçmiş birisi olarak kesinlikle küçümsemiyourm bu üzüntüyü, ancak her gün aynı dertleri dinleyen insanlar için çok sıkıcı bir hal alabiliyor bu durum, yav he he ayrılık acısı diyip otomatiğe bağlıyorlar) bunlara razı mı? ya da büyük hayallerle mühendis olup 3-5 excel tablosu arasında veya powerpoint sunumları arasında git gel yapmak durumunda kalabilir. ya da mimarlık okuyup muhteşem binalar tasarlayabilir ama inşaat mühendisleri veya belediyelerin ilgili onay merkezleri sürekli önüne taş koyabilir. ya da dişçi olup milletin dolgusuyla kanalıyla fln uğraşabilir.

meslekleri bu açıdan ele alırsa, atıyroum kariyerinin ilk 10 yılında tahamül etmeyi göze alacağı şeyler, varmak istediği bir nokta vs, daha kolay karar verebilir. ben o yaştayken tercih yaptığımda gerçekten dünyayı kurtaracak fln sanıyordum kendimi, kariyer gelişimini hiç düşünmemişim. fabrikada/plazada fln çalışır, kariyerin basamaklarını tırmanırım, insanların hayatlarını kolaylaştıracak ürünler tasarlarım fln diyordum, ilerliyorudm da bu yolda ama bu konuda her şeyin ama her şeyin insanların hayatlarını kolaylaştırmak için değil firmaların kar etmesi için var olduğunu öğrendim zamanla ve mesleğime olan saygımı zedeledi bu durum.

muhtemelen her meslekte vardır bu şekilde mevzuular, mesela son zamanlarda akademisyenlik mi yapsam diye düşünürken konuştuğum bir akademisyen de akademiye, bürokrasisine, dönen sanür olaylarına fln sövdü durdu, haksız da değil.

çok uzun yazdım toparlayayım (conclusion):
1) hayat kalitesi kim ne derse desin para ile doğru orantılı, iyi kazanabileceği bir meslek seçsin. gördüğüm mimarlar bu yüzden çok mutsuz zira mezun olup asgari ücrete çalışıyorlar ilk başta.
2) hayat kalitesini mesleki tatmin de inanılmaz etkiliyor, bir sürü para kazandılan işinden eve mutsuz dönülüyorsa olmaz olsun öyle bir iş.
3) herhangi bir iş gerçekten çok iyi yapılıyorsa 5-10 senede iyi para kazanabilir hale gelmek mümkün.

bu açıdan düşünerek, özellikle mesleğinin ilk yıllarındaki beklentilerini gözden geçirerek karar vermesini temenni ediyorum kardeşinizin.


taurina
(01.05.19)
Olmayi hedefledigi meslekleri bir kagida ya da panoya yazip 1 ay boyunca aklina geldikce artilarini ve eksilerini kendisi oraya yazsin. Belli ki teyp surekli basa sariyor. Yazdikca kafasindaki fikirleri somut olarak karsisinda gordukce daha da netlesecektir diye umuyorum.


brkylmz
(01.05.19)
@firt
Bence yaptiginiz kesinlikle hadsizce degil, karsinizda kararini vermis yardim istemeyen biri olsa bir derece ama acikca yardim bekleyen biri var. Kaldi ki lisedeki bir insanin zorlamaya degil ama yonlendirmeye, farkli bakis acilarina kesinlikle ihtiyaci var. Daha ne yasadin da ne isteyecegini bileceksin de kimse karismasin? Bunun icin yurtdisinda insanlar 'gap year' alabiliyor, okula girip bolumler arasi cok rahat gecis yapabiliyor vs. Akli basinda herkes 17-18 yasinda bir insanin cok bilincli olamayacaginin farkindadir zaten.

Ben de tip, muhendislik, hukuk gibi alanlar arasi rahat gecis yapabilecegi bolumlere yonelmesi taraftariyim. Bu nedenle @engelbert'in ilk paragrafina katiliyorum. Onemli olan dogru duzgun bir disiplinin temelini alabilmek, sonra zaten milyonlarca dala ayriliyor alanlar artik, akli biraz daha erdiginde kendine yon verir. Ama bu tarif ettiginiz adamin halkla iliskiler okuma talebini desteklemek yanlis mesela bence, oradan nereye gidecek zaten.

Eger maddi durumunuz iyi ise, mesela ingilizcesi ek bir dili olabilecekse, sosyal bilimlere kafasi basiyorsa hukuk, psikoloji gayet guzel, ilerde guzel kapilar acabilir. Eger sayisal kafasi baskinsa bence muhendislik ve universite boyunca yogun ingilizce ve almanca da cok guzel.

Tip icin hic sicak bakamiyorum ne yazik ki. Onemli olan dogru duzgun disiplinler arasi calismaya olanak verecek bir okul secmek ve sonrasinda mikro bir alanda uzmanlasmak, her seyi anlarim yaparim kafasi eskide kaldi, uzmanlik istiyor meslekler.


kassiopeia
(01.05.19)
Önce puanını alsın derecesini yapsın mesleği, fakülteyi sonra düşünür.

Şuan bunları düşünüp meşgul etmesin kendisini.


caletti
(01.05.19)
(6)

Ceza Davalarında Avukatın Etkisi

Merhaba, 140journos'un avukatlık ile ilgili yaptığı bölümü izledim, orada yaşlı bir avukat yargılamada avukatların etkisinin azaltıltığından, özellikle ceza yargılamasında sıfıra indirildiğinden bahsediyordu. Bunun sebebi nedir acaba? Hukuk davalarında her şey yazılı yargılama üzerinden yürürken ve
Merhaba,

140journos'un avukatlık ile ilgili yaptığı bölümü izledim, orada yaşlı bir avukat yargılamada avukatların etkisinin azaltıltığından, özellikle ceza yargılamasında sıfıra indirildiğinden bahsediyordu. Bunun sebebi nedir acaba?

Hukuk davalarında her şey yazılı yargılama üzerinden yürürken ve duruşmalar tamamen formalite icabı birkaç ezber cümlenin tekrarlanması ile yapılıyor iken, aslında hukuk davalarında avukatın etkisinin az olduğunu söylemek daha doğru olmaz mı?

Bu söz konusu etki hakimin re'sen araştırma yetkisi ve dava malzemesinin taraflarca getirilme ilkeleriyle mi alakalı acaba?

Bonus Soru: Gelecekte ceza avukatı (her ne kadar avukatlık kanununda böyle bir uzmanlaşma şekli olmasa da) olmayı düşünen ve kurumsal bürolar ve şirketleri tecrübe edip hepsinden kaçan genç meslektaş için önerileriniz var mı? Etkisiz eleman olmak istemem açıkçası.
fırt
(22.04.19)
Hukuk davalarında avukatın önemi davanın takibe dayalı olmasından kaynaklanıyor bence biraz. İtiraz süreleri, cevaba cevap dilekçeleri filan bunları hukuk bilmeyen insan için zor şeyler.

Cezada ise genelde kamu davası olduğundan zaten takip edilse de edilmese de “bazı durumlar hariç” bişey fark etmiyor. Bir de yine kamu davası olduğunda alınacak ceza zaten belli. Avukatın orada görevi ancak soruşturma aşamasında eksik yapılan bişeyi tespit etmek olabilir.

Mesela görevi yaptırmamak için direnme suçuyla yargılanıyorsanız açın Türk ceza kanununu ne ceza alacağınız görün. Çünkü zaten dava açıldıysa kolluk tutanağı filan her şey mevcuttur.

Bir de avukatlar kusura bakmasınlar ama çoğu ceza davasında “daha önceki ifadelere katılıyoruz, aleyhimize beyanları kabul etmiyoruz, öncelikle beraatimizi aksi düşüncedeyse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyoruz” gibi hazır beyanlarda bulunuluyor. Özellikle yeni avukatlar bunu çok yapıyor.

Bence biraz temel hukuk bilgisi, biraz Türk ceza kanunu bilen ceza davalarının bir çoğunda kendi savunmasını yapabilir


infernalcadre
(22.04.19)
Hukuk davasında da ceza davasında olduğu kadar etkisi vardır aradaki tek fark resen araştırma ilkesi ile talebe bağlılık, iddia edenin ispatla mükellef olması gibi temel ilkelerdir. Uygulamada ceza davaları vekil olmadan ilerleyebilirken bu hukuk dosyaları için pek mümkün değil. Vekil ve asilin yokluğu dosyayı sürüncemede bırakıyor.

Hukuk davalarında ezbere cümleler zapta geçilir evet ama celse arasında konuşulan her şey zabta geçmez. Hakimin ve tarafların dosyadan haberdar olduğu kabul edilir çünkü.
Davacı vekili dosyayı talebi gibi yönlendirebilir keza hakim talep edilmeyen bir şeyi kendiliğinden yerine getiremez.

Ceza davalarında avukatın etkisinin azaltılma amacı çok net değil mi ? Avukat olmadan bitirelim kafasında hakim. Çoğu insanın dosyası onlar için sadece birer sayıdan ibaret. Yakında utanmasalar hakim tek başına yargılama yapıp bitirecek. olayın siyasi boyutundan ziyade genele yayılmış savunmayı bastıran bir amacı var.


@infernalcadre,

Nasıl yani, ceza davalarında takibe bağlı değil mi dosya? Orada da dilekçe süresi vs var sonuçta. Bir de bu kadar insan boşuna mı avukat tutuyor ceza davalarında? Dolandırıcılık, kasten öldürme, uyuşturucu ticareti vs bir sürü siyasi olmayan olayda sanık müdafiisi oluyor. Bir şey fark etmeyecekse niye o kadar para döküp avukat tutuyor ki insanlar? Önceden çalıştığım yerde bir avukat "ceza davalarında eğer kaybedersen avukat bir bok yapamadı, eğer kazanırsan zaten hakim öyle karar verdi" şeklinde bir tavır oluşuyor müvekkilde demişti. Bu hukuk davalarında da böyle midir acaba?


fırt
(22.04.19)
Dolandırıcılık, adam öldürme suçları için; müşteki açısından bence çok gerek yok. Bunun sebebi benim hukuki açıdan nispeten bilgili olmam olabilir. Zaten mesela adam öldürme için yine müşteki tarafından bakıldığında polis gereken tahkikatı yapıyor, çevre kamera kayıtlarını, fren izlerini (artık ölüm nasıl olduysa) buluyor. Savcıda bu delliler ışığında müşteriyi koruyor. Bu delillerin sağlam olduğu dosyada sanığın avukatının olup olmaması çok önemli değil sanık açısından bakarsak. Avukatın gerektiği durumlar bence dellilerin net olmadığı, soruşturma aşamasının sıkıntılı olduğu durumlar. Böyle durumlarda araştırma yapacak avukat gereklidir. Lakin mesela 30 dosya ile çıkılan bir asliye ceza duruşması gününde 20 dosyanın avukatının olmaması çok bişeyi değiştirmez. Ben bir genelleme yapıyorum istisnalar elbette mevcut.

Süre olarak kastım şuydu; mesela müşteki bulunamadığı durumlarda bile sanığın ceza aldığı oluyor. Ama hukuk davalarında bu durum böyle değil. Yoksa elbette temyiz süreleri önemli ama öğrenmesi kolay şeyler.

Ayrıca geçenlerde elime geçen bir temyiz dilekçesinde; avukat mahkemenin kararını aynen kopyalayıp bu sebeplerle temyiz talebinde bulunuyoruz diye eklemiş. Yani böyle bi temyiz dilekçesini ne kadar sağlıklı bilemiyorum.

Sonuç olarak kişisel görüşüm olmakla beraber; bence avukat hukuk davalarında daha önemli hatta bi adım daha ileri gidip yine bence ceza davalarının bir çoğunda avukat olmasa da olur


infernalcadre
(22.04.19)
Kendi savunmasını yapan az hukuk az ceza bilgisi sahibi vatandaşların hatalarını toplayıp düzelten bi cezacı olarak şu kadarını söylerim : avukatsız savunma olmaz.
Bir çok ceza davasında avukat aktif rol üstlenmez ise sanık ceza alır ve keza pek çok iyi cezacı da adamı ipten alır.


photo85
(22.04.19)
Yukarıda yazanın aksine bence esas narkotik,dolandırıcılık, evrakta sahtecilik gibi ceza davalarında sağlam bir avukat çok büyük rtki ediyor.

Bazen öyle dolandırıcılık davaları oluyor ki 40 hakim bir araya gelse karar veremezler dolandırıcılık şartları oluşup oluşmadığını.

Özellikle bu tip davalardan önce soruşturma aşamasında sağlam bir avukat ile KYOK alınma şansı artıyor. Avukatın olayı davadan daha önce soruşturma aşamasında çok daha etkili. Dava açılmış ise iş biraz daha zorlu olabiliyor tabii.


(4)

İş Hayatında Tatmin Sıkıntısı

Selam, biraz iç dökme gibi olacak ama duyuru -neredeyse lise birinci sınıftan beri- kafama esen her konuda insanlarla görüş alışverişi yaptığım bir yer olduğu için yazma ihtiyacı hissettim. Asıl soruyu merak eden varsa direkt son paragrafa atlasın.Benim yaş 25. Bu zamana kadar uzunca süre yaptığım g
Selam, biraz iç dökme gibi olacak ama duyuru -neredeyse lise birinci sınıftan beri- kafama esen her konuda insanlarla görüş alışverişi yaptığım bir yer olduğu için yazma ihtiyacı hissettim. Asıl soruyu merak eden varsa direkt son paragrafa atlasın.

Benim yaş 25. Bu zamana kadar uzunca süre yaptığım garsonluk, ekstracılık, barmenlik, tezgahtarlık, esnaflık vs. deneyimlerini saymazsak; kendi mesleğimle (avukatlık) alakalı olarak 28 aylık bir iş deneyimim var. Çalışmaktan bir şekilde kaçan yeni nesle çok aşina olmakla birlikte onlardan biri değilim.

Sıkıntım şu, ben iş hayatında hiçbir zaman kendim gibi davranmıyorum ve davranmadım. Yani iş konusunda neyi severim neyi sevmem ayrımını temel alarak iş/kariyer seçimi yapıp ona göre yol çizmedim. Hep önüme hedefler koydum ve o hedeflere ulaşıp yeni hedeflere geçtim. Challengelar silsilesiyle geçti bu 2.5 senem. Cidden dönüp bakıyorum da tam bir asker gibi görev adamı gibi davrandım arkaplanı düşünmeden. Bu sanırım ciddi bir sıkıntı.

Son 2 hafta itibariyle yabancı sermayeli kurumsal bir şirkette çalışmaya başladım ve burada devam edersem 2-3 sene içinde ekonomik olarak bayağı bayağı rahatlayacağım bir zemin var an itibariyle. AMA LANET OLSUN Kİ BEN BU İŞİ SEVMEDİM. Şirkette çalışmak çok rahat fakat görüyorum ki burada beyaz yakalı bir gelecek beni bekliyor ve bu corporate lifestyle hiç benlik değil, hani dedim ya challengelar silsilesi diye, daha önceden hep daha iyi bir yerde çalışayım kafasındaydım ama şu an o meselenin tepe noktasına geldim ve buradan daha geçebileceğim veya geçmek isteyebileceğim bir yer yok, yine kurumsal bir şirkete geçebilirim ama hepsi bu yani, farklı bir şey değil.

Şu an altı boş hedefler koymuş olmanın ciddi sıkıntısını yaşıyorum ve biliyorum ki bu bir adaptasyon problemi değil. Bunu nasıl çözebilirim bilmiyorum. Gerçek ben hiç böyle bir insan değil. Hep finansal açıdan baktım bu iş meselesine bu zamana kadar ama şu an çok saçma bir haldeyim. Müzikle uğraşıyorum ve 2 haftadır stüdyoya uğramadım, kendimi bu işe adapte etmeye çalışırken gerçek ben'i kaybediyorum. Politik yanımı törpülemeye çalışıyorum fakat asıl olarak mesleğimle ilgili olarak kalbimde yatan şey yaptığım şirketsel şeylerden çoook alakasız ve uzak.

Anlatabildim mi bilmiyorum. Para ihtiyacı bir gerçek, bunu çocuk yaşta kötü bir şekilde öğrendim ve bu konunun çok farkındayım.Fakat bakıyorum ki özümü kaybediyor ve başka biri veya bir şey olma yolunda ilerliyorum. Kendim olamayacaksam, düşüncelerimi özgürce ifade edemeyeceksem, müzik yapamayacaksam neden yaşıyorum ki? Sizce mevcut işimi ve potansiyel olarak bu tarzda ilerleyecek kariyerimi tamamen bırakıp, asıl olarak tatmin olacağımı düşündüğüm alana keskin bir geçiş yapmalı mıyım?
fırt
(10.03.19)
Ben senin yerinde olsam 2-3 sene sabredip ekonomik olarak kendimi sağlama aldığımı düşünür ve kendimi öyle motive ederdim.
3 sene sonra da mevcut duruma bakıp daha çok yapmak istediğim şeyle uğraşmaya çalışırdım.


chitosan
(10.03.19)
Ne demek istediğini çok iyi anladım. Sevmedğin bir işi yapmak, sevmediğin bir ortamda bukunmak ne demek çok iyi bilirm. Ama maalesef ne kadar istemezsekte para önemli bir faktör. Bende chitosan a katılıyorum. Eğer katlanamayacak durumda değilsen bir kaç sene dişini sıkıp birikim yapınca istediğin şeylere yönelebilirsin.


yorgunpanda
(10.03.19)
iş/kariyer şekillenmeye başlayınca böyle oluyor zaten, ya da bir ihtimal ben ve tanıdığım kişiler hepimiz sana çok benziyoruz.

yani şu açıdan, zaten okul-staj-rookie aşamasını bitirip herhangi biri için challange, ha bu evreyi kimisi kaotik ve ne olduğunu ne olacağını anlamadan düşünmeden geçiriyor, ya da senin gibi kendi challangelarını kendi seçiyor. İşler bu kadar siyah-beyaz minvalinde keskin çizgilerle ayrılmıyor belki ama iki farklı ucu örnek veriyorum ki söylediklerim konuya daha kolay baglansin.

Kendim olmayacaksam... kısmını anlayamadım neyi kastediyorsun. İşin getirisi olan işyeri sosyal çevresi mi, ya da zaman kalmaması mi, kafa kalmaması mi?

Bence hemen bırakırsan kendi sınırlarına dair fikir edinme ihtimalini de bir kenara atmış olacaksın. Bu bahsettiğin şeyler de senin, kendiliginin bir parçası, bu şartlarda ortaya çıkan parçaları demek ki. Yani ben olsam böyle düşünerek hareket ederdim, ederim.


dafaisss
(10.03.19)
Devamini ben yasadim, aa 30 olmusum ne ara 5 sene gecti diyorsun.


acemi
(10.03.19)
(6)

Bugünün Film Önerisi

Get Out'u izledim birkaç saat önce, bayağı güzeldi. Yine ona benzer psikolojik gerilim film önerisi alabilir miyim dostlar? Böyle gerim gerim gerileyim, gece tuvalete kalkarken canlar sıkılsın, koridordan hızlı hızlı yürütsün, damacanadan su doldururken arkamı göremiyor olmanın huzursuzluğuyla birli
Get Out'u izledim birkaç saat önce, bayağı güzeldi. Yine ona benzer psikolojik gerilim film önerisi alabilir miyim dostlar?

Böyle gerim gerim gerileyim, gece tuvalete kalkarken canlar sıkılsın, koridordan hızlı hızlı yürütsün, damacanadan su doldururken arkamı göremiyor olmanın huzursuzluğuyla birlikte aynalara bakmak dert olsun...

Bunun haricinde içinde vıcık vıcık aşk hikayesi geçen filmler hariç her türden öneriye açığım.
fırt
(19.02.19)
Sybil.
m.imdb.com

Size pek gerilim türünde gelmeyebilir, ben biraz ödlek olduğumdan gerilmistim. Yine de çok iyi bir filmdir.


Amaranta ursula
(19.02.19)
A perfect murder
Derailed
Diabouluqe
A history of violence
Arlington road
Breakdown


gurur
(19.02.19)
ben bu gece ikinci kez plemya'yı izleyeceğim. tavsiye ederim. muazzam bir film. oyuncuların tamamı işitme engelli. bu yüzden diyalog yok. sadece işaret diliyle iletişim kuruluyor. bilmene gerek yok... en fazla 10 dakika sürer kendini kaptırman. film bittikten sonra "ben burayı anlayamadım" ya da "buraya kendimi veremedim" diyebileceğin hiçbir yer olmadığını fark edeceksin.

insanın ciğerini söken tarzda pis bir film. ukrayna'ya gidince yine aklıma düştü, özledim. oy anam.


der meister
(19.02.19)
get out'tan aldığım tadı skeleton key'den de almıştım. yalnız biraz korkulu söyleyeyim.
aynalara bakmak dert olsun yazmışsın ya hah, al sana film.


ben searching'i tavsiye ederim. get outla benzer değil ama bence seveceksiniz.


kljgslsdkjsd
(19.02.19)
a cure for wellness


not dark yet
(19.02.19)
(4)

Etli Çiğ Köfteye Dair Birtakım Mülahazalar

Cümleten aloha sevgili Hawaiililer,Hepimiz biliyoruz ki etli çiğ köfte satmak ve pazarlamak yasak, neredeyse tüm haber sitelerinde ise bu yasağın Sağlık Bakanlığı tarafından konulduğu yazıyor. Fakat ne kadar arasam da bulamadım bu yasağın kaynağını, CİMER'e yazdım cevap şu: https://eksiup.com/d23ad6
Cümleten aloha sevgili Hawaiililer,


Hepimiz biliyoruz ki etli çiğ köfte satmak ve pazarlamak yasak, neredeyse tüm haber sitelerinde ise bu yasağın Sağlık Bakanlığı tarafından konulduğu yazıyor. Fakat ne kadar arasam da bulamadım bu yasağın kaynağını, CİMER'e yazdım cevap şu: eksiup.com

Yapılan haberciliğe tüküreyim ayrı mesele, ama bir düzenleme var ve ben bu düzenlemenin kaynağına ulaşamıyorum. Abi madem bir yasak var, ben bunu görmek istiyorum. Hani gerekçesini falan da geçtim (hastalık riski yüksek vs onları biliyorum ama yasağı koyanın gerekçesi ne acaba), yasağın metnini göreyim yeter ya taktım kafayı iki üç gündür zamanımın bir kısmını etli çiğ köfte düşünerek geçiriyorum.

Bunun haricinde yaşadığım yerde ufak çaplı bir araştırma yaptım. Bir tane çiğ köfteci etli çiğ köfte satıyor. Sipariş ettim, bildiğin etli çiğ köfte yani. Bir de kendi çapında şubeleri olan bir çiğ köfteci bu. Zincir çiğ köfteciler gibi olmasa da 4-5 şubesi var bildiğim kadarıyla.

Bilen var mı bu yasağın kaynağını arkadaşlar? AB Direktifleri Uyum Yasaları falan deniyor bazı haber(!) sitelerinde ama ben kimden sorayım bu bilgiyi, o metni görmek istiyorum yav. Eğer yasak varsa nasıl etli çiğ köfte satışı yapılabiliyor, istisnası ne acaba, ne tür izinler almak gerekiyor?
fırt
(19.02.19)
yasagin maddesini vs bilmiyorum ama ben lisedeyken boyle bir yasak yoktu. biz hep etli yerdik. daha sonra izmirde bir cemaat cig kofte partisinde trisin vakasi oldu. onlarca kisi hastanalik oldu. bu olaydan sonra sagliksiz/tehlikeli diye etli satis yasaklandi diye hatirliyorum. yil 2005-2008 arasi olmasi lazim ama tam yili hatirlamiyorum.

edit: 2004 yiliymis eksisozluk.com


crucio
(19.02.19)
Üreticilerin de işine geldi bu durum, maliyetler düştü, ve saklama koşulları kolaylaştı.


insomnia
(20.02.19)
yasak tarım bakanlığı kaynaklı olabilir.
en son hatırladığım işte lisans verecekler, ona sahip olanlar etli yapabilecek gibi bir muhabbet dönüyordu.


Wasking
(20.02.19)
Belki benim dışımda merak eden biri çıkar diye buraya bırakıyorum; CİMER'den ikinci cevap geldi:

"İlgide kayıtlı başvuru incelenmiş olup çiğ köfte ürünü, hazır yemek-soğuk meze ürün grubu içerisinde değerlendirilmektedir. Diğer yandan etli çiğ köftede bileşen olarak kullanılacak çiğ etin 27/12/2011 tarihli ve 28155 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine ve tüketime hazır hale getirilmiş çiğ köftenin ise başta 29/12/2011 tarihli ve 28157 sayılı 3 üncü mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği olmak üzere ilgili diğer mevzuata uygun olması gerekmektedir. Sonuç olarak yukarıda bahsi geçen şartlara uygun olması ve üretildiği yerde tüketilmesi kaydıyla etli çiğ köfte üretiminin yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Bilgilerinize rica ederim."


fırt
(28.02.19)
(1)

Güncel Hukuk Benzeri Yayınlar

Selam, Güncel Hukuk dergisi 15 yılın ardından yayın hayatına son verdi, çok üzücü bir durum oldu benim için. Onun yerini dolduracak benzer kaliteli yayın arayışındayım. Tavsiyesi olan varsa alabilirim. Sevgiler
Selam,

Güncel Hukuk dergisi 15 yılın ardından yayın hayatına son verdi, çok üzücü bir durum oldu benim için. Onun yerini dolduracak benzer kaliteli yayın arayışındayım. Tavsiyesi olan varsa alabilirim. Sevgiler
fırt
(17.02.19)
Çok alakasız bişi sorucam gazili misiniz :)
Cübbe
Terazi
Hukuk gündemi olabilir


photo85
(18.02.19)
(1)

İş Görüşmesinde Nasıl Davranmalı

Merhaba,Yabancı sermayedarlı büyük bir şirketin genel müdürlüğüne stajyer avukatlık pozisyonu için başvuru yaptım ve hiç beklemediğim bir şekilde mülakata çağırıldım. Gittim, şirketteki bir avukatla görüşme gerçekleşti, bana kendimle ilgili daha önceki iş tecrübelerimle ilgili sorular sordu cevaplad
Merhaba,

Yabancı sermayedarlı büyük bir şirketin genel müdürlüğüne stajyer avukatlık pozisyonu için başvuru yaptım ve hiç beklemediğim bir şekilde mülakata çağırıldım. Gittim, şirketteki bir avukatla görüşme gerçekleşti, bana kendimle ilgili daha önceki iş tecrübelerimle ilgili sorular sordu cevapladım vs. Görüşmenin sonunda ne zaman geri dönüş yaparsınız tahmini dedim, o da şirketteki stajyerin yurt dışına mastera gideceği ama tam ne zaman ayrılacağı belli olmadığı için(?) kesin bir süre veremiyoruz dedi peki dedim. 3 saat sonra mail geldi cuma günü baş hukuk müşavirimiz sizinle görüşmek istemektedir şu saat uygun mu diye, yarın ikinci mülakata gideceğim.

Şimdi biraz gerginim çünkü beklemiyordum, ne sorarlar sizce? İlk mülakattaki türden sorular mı olur, bambaşka şeyler mi? Aslında özgeçmişim okul zamanı iş tecrübelerim dışında pek parlak değil, not ortalaması falan yerlerde hatta ve ilk görüşmede okulu neden 2 sene uzattığımı ve ortalamamı sormuşlardı ben de kesin elendik diye düşündüm. Yarın neye dikkat etmeliyim sizce?
fırt
(14.02.19)
ilk görüştüğünüz kişi size muallak bir cevap vermiş, çünkü görüşme sonuçlarını sunduğu yöneticisi belki sallayacak, belki başkasını seçecek. sonrasında yönetici sizi de seçmiş görüşme için.
stajyer avukat olacağınız için ders notları ve deneyim şu aşamada önemli değil. sempatik ama duruşunun sınırlarını bilen, özgüvenli, işini seven biri olmanız yeter. ister okulu uzatın, ister bölüm beşincisi olun, özgüvenli ve sempatik duruş yanında lafı olmaz. bol bol gülümseyin. iş görüşmelerinde stres ve heyecandan çoğu kişi asık suratlı durur.

bir de servis vs durumlarını yöneticiye sormayın. maaş da konuşmayın. size muhtemelen "sizin aklınızda soru var mı" diyecektir görüşme sonunda. samimî görüntüden cesaret alıp da bir şey sormayın. bu durumda "gayet güzel anlattınız (hafiften yalakalığa giriş), aklımda hiçbir soru kalmadı (yalakalığa devam), benim tek isteğim mesleğe bir an önce başlamak (çok çalışırım modu), vaktinizi daha fazla almayayım (yalakalıkta kapanışa doğru)" deyip ayaklan.

bir de, "bir şey içer misin" dediklerinde teşekkürler, de, alma. "ben alıyorum, sana da söyleyeyim" gibi bir ikinci hamlede bulunursa "pekala, çay alayım" de. görüşme odasında kahve ısmarlayan biri muhtemelen itici görünür. yöneticiyi ürkütür.

kolay gelsin.


lovemyself
(14.02.19)
(4)

Ünvan Kısaltmaları

Av. Prof. Dr diye bir kısaltma doğru mudur gençler? Şimdi hem profesörsün, hem avukatlık yapıyorsun, sana da iş getiren kişi açıp bakıyor internet siteni aa koskoca profesörmüş bu çok iyi avukattır kesin diye düşünüyor ünvanına bakarak. Ama mesela profesörlük ünvanını hukuktan değil başka alandan da
Av. Prof. Dr diye bir kısaltma doğru mudur gençler? Şimdi hem profesörsün, hem avukatlık yapıyorsun, sana da iş getiren kişi açıp bakıyor internet siteni aa koskoca profesörmüş bu çok iyi avukattır kesin diye düşünüyor ünvanına bakarak. Ama mesela profesörlük ünvanını hukuktan değil başka alandan da almış olabilir, yani adam mesela iktisat profesörüdür sonra girip hukuk okumuş avukatlık yapıyordur, bu noktada Av. Prof. Dr. şeklindeki ifade sana dosyasını getirecek kişinin algısıyla oynamak değil mi? Yapılan şey bir nevi kandırmacaya girmez mi? Etik mi? Av. Dr. olarak kısaltmak daha doğru değil mi illa yazılacaksa?
fırt
(15.12.18)
Ayri ayri yazmak lazim bence. Iktisat profesoru ve avukat bilmem kim diye.


nax
(15.12.18)
o kişinin kayıtlı olduğu baroya şikayet edebilirsiniz. Onlar reklam yasağı kapsamına girip girmediğini değerlendirirler.


lunaa
(15.12.18)
Bu olasılıkta doktora da hukuk alanında olmayacağı için Av. Dr. da olmaz bence. Bir hukuk alanında alınan akademik unvan yoksa hiç karıştırmamak daha doğru olur.

Av. Dr. deyince aklıma şu geldi: Çok sayıda tıp üzerine hukuk okuyan kişi var. Bunlar Av. Dr. unvanı kullanıyor mu acaba?


Peki doktora hukuk alanında olsa sizce Av. Prof. Dr doğru sayılır mı? Çünkü avukatlıkta uzmanlığın herhangi bir kanuni dayanağı yok Türkiye’de, dolayısıyla herkes her davaya bakabiliyor bu yetkiye haiz herkes ve reklam yasağı var. Şimdi iş hukuku profesörü ve avukat olan bir kişi düşünelim, bu kişi vekalet alırken av ünvanının yanına prof koyamıyor elbette avukat diye geçiyor başka bir sıfat yok o vekalet ilişkisinde ama işi almazdan evvel av prof şeklinde tanıtınca kendisini diğer avukatlardan çok daha farklı bir pozisyona sokmuyor mu? Hani doğal olarak av mı av prof mu diye düşününce ikinciyi seçiyor insan. Bu da reklam yasağında değerlendirilebilir mi acaba?


fırt
(16.12.18)
(4)

Davulcuya Gitar Önerisi

Selam dostlar,Davulcuyum, az buçuk piyano öğrenmişliğim de var dolayısıyla belirli bir müzik altyapım var ancak bu zamana kadar davul ve diğer perküsif enstrümanlar dışında çok bir müzik aletiyle haşır neşir olmadım. Bir ara prodüksiyona bulaştım ama özenli çalışamadığım için bıraktım; temel gitar e
Selam dostlar,

Davulcuyum, az buçuk piyano öğrenmişliğim de var dolayısıyla belirli bir müzik altyapım var ancak bu zamana kadar davul ve diğer perküsif enstrümanlar dışında çok bir müzik aletiyle haşır neşir olmadım. Bir ara prodüksiyona bulaştım ama özenli çalışamadığım için bıraktım; temel gitar efektlerini ve mantığını biliyorum, etraftan göre duya değişik tonlar ve manyetikler hakkında da bilgi sahibi oldum.

Çok sert ve hastalıklı bir John Frusciante hayranıyım. Johnny Marr'ın tarzını seviyorum, Guthrie Govan allahsızını severim.

Çok sağlam bir hocadan ders alacağım birkaç ay sonra kendim akarım YouTube'dan. Elektro gitar ve kulaklık amfisi önerisi istiyorum sizden. İkinci el alacağım gitarı, gönül ister alalım bir American Standart uğraşmayalım ama o kadar para yok.

Aslında yapmak istediğim şey kendi stüdyomu kurup Mac DeMarco kafasında takılabilmek, her şeyi kendim çalayım kendi bestelerimi yapıp kaydedeyim zevkine.

Önerilerinizi bekliyorum.
fırt
(09.12.18)
geniş ton imkanı ve fruşante sevgisi için strat kasa bir gitar, ikinci el bir meksika strat olabilir. yine hem geniş ton hem guthrie govan gibi modern tonlar ve fruşante stiline uygun klasik sıcak strat tonlarının benzerini alabileceğin prs se 24 custom lardan ikinci el bulabilirsen güzel olur.

ek olarak kulaklık amfisi yerine insanlar sıfırının çok altında fiyatlara ikinci el stüdyo ses kartları satıyorlar, böylece gitarı bilgisayarına bağlayarak guitar rig, amplitube gibi programlarla bir sürü pedal, amfi, kabin modellemesi deneyebilirsin, kayıt yapabilirsin, kulaklığını da takarak etrafı rahatsız etmeden çalışabilirsin


freebird5406_2
(09.12.18)
Freebird'e yüzde yüz katılıyorum. Başlangıç gitarı için olmazsa olmaz özellik versatil olması, çok yönlü olması. Kulaklık amfisi yerine harici ses kartı da çok yerinde tavsiye fakat halihazırda yeterli işlemciye sahip bir bilgisayarınız varsa.

Bilgisayar yoksa voxun kulaklık amfilerine ya da amfili kulaklıklarına bakabilirsiniz.


joker hakki
(09.12.18)
harici ses kartları modelleme için çok yüksek işlemci gücüne ihtiyaç duymuyor, 10 sene önceki intel core 2 duo e4600 sorunsuz gecikmesiz işini yapıyordu, 1. nesil i3 i5 işlemciler bile yeter diye düşünüyorum


bir de şunu ekleyeyim başlangıç için çok yönlü gitara ve önünde programlarla onlarca amfi pedal ton seçeneği enstrumanı öğrenmekten alıkoyabiliyor, öğrenmeyi bırakıp seçenekleri denemekten öğrenmeye odaklanamıyorsun başlarda, halbuki tuşenin temiz olması için efektsiz pedalsız sadece clean ton ile oturup saatlerce pratik yapmak gerek

açıkçası ben prs yi ikinci gitar olarak isterdim ama tek gitarım olacaksa elimin altında bi meksika strat olsun :)

aslında bütçeni de yazarsan ona göre şeyler önerilebilir


freebird5406_2
(09.12.18)
Saatlerce pratik yapma kısmında sorun yok, çok alışık olduğum bir durum zira minnacık padde stick control çalışırım hala :) Konu müzik olduğu zaman çalışkanlıktan ödün vermiyorum. Bilgisayarım 7. nesil i5, 16 gb ram ve 256 ssd var, sorun yaşamam harici ses kartı ile bence. Bu vesileyle Ableton'a da geri dönmüş olacağım sanırım tekrardan.

İlk gitarım Fender Strat olsun şımarıklığını asla yapmıyorum elbette. Fakat, birincisi o kadar para verdikten sonra hakkını veririm ben onun, bir iki ay çalışıp vazgeçecek bir klasik kullanıcı olarak düşünmeyin. İkincisi uzun vadeli stüdyo kurma planım için bir yatırım olarak görüyorum alacağım gitarı; böyle bir planım olmasa direkt Squier almak en mantıklısı olurdu sanırım.

Bütçem 2.500 lira. Maalesef biraz kısıtlı ama elimden gelen bu kadar. Birkaç seneye eli yüzü düzgün bir gitar alabilme durumum olur, o zamana kadar acemiliği atarım ben de :)


fırt
(09.12.18)
(1)

Climax’te Geçen Söz

Selam dostlar,“Hayat müşterek bir imkansızlıktır” sözü geçiyordu filmin bir noktasında, bu sözün orijinalini ve kime ait olduğunu ya da birine ait olup olmadığını bilen var mı? Nedense aklımda Emerson’a ait bir söz olarak yer etmiş ama bulamıyorum kafayı yiyeceğim.
Selam dostlar,

“Hayat müşterek bir imkansızlıktır” sözü geçiyordu filmin bir noktasında, bu sözün orijinalini ve kime ait olduğunu ya da birine ait olup olmadığını bilen var mı? Nedense aklımda Emerson’a ait bir söz olarak yer etmiş ama bulamıyorum kafayı yiyeceğim.
fırt
(10.10.18)
Ben de "Life is a collective impossibility." yazip aradim ama sadece Climax roportajlari ve film kritikleriyle karsilastim. Anladigim kadariyla birine ait degil bu soz.


kukimonstır
(14.11.18)
(4)

TC Kimlik Kartı Kişiye Özel Şifre

Selamlar,Nüfus cüzdanımı yenilemek için ilçe nüfus müdürlüğüne müracaat ettim, işlemler tamamlandıktan sonra bana bir adet PIN iki adet PUK bir adet Kişisel Mesaj verdiler. Sabit TC Kimlik Numarası var her vatandaşın zaten, neye derman olduklarını anlayamadım bu şifrelerin. Ne işe yarıyor bu şifrele
Selamlar,

Nüfus cüzdanımı yenilemek için ilçe nüfus müdürlüğüne müracaat ettim, işlemler tamamlandıktan sonra bana bir adet PIN iki adet PUK bir adet Kişisel Mesaj verdiler. Sabit TC Kimlik Numarası var her vatandaşın zaten, neye derman olduklarını anlayamadım bu şifrelerin.

Ne işe yarıyor bu şifreler bilen/kullanan var mı, ne gibi işlevleri var?
fırt
(16.08.18)
O şifreler ileride kartınızın çipini okutarak login olmanızın gerekeceği bilgi işlem sistemleri devreye alındığında kullanılacak.


monogram
(16.08.18)
atm gibi makineler var onlarda işe yarıyo sanırım. nüfus müdürlüğünde vardı mesela. ordan işlemleri kendin yapıyorsun herhalde.

fakat ben yeni kimlik aldığımda öyle bi'şey vermediler hiç?!


Nüfus müdürlüğündeki ATM tarzı makineler sadece şifrenizi değiştirmeye yarar. Bildiğim kadarıyla henüz çip kullanılarak işlem yapılabilecek bir sistem yok devlet kurumlarında.

@cemiyet

Posta ile ayrıca ulaşmış olması gerek şifrenizin.


monogram
(16.08.18)
Ben memura sormuştum bu ne diye, “bi işine yaramayacak kullanmayacaksın ama dursun evde” demişti :/


(1)

Vişneli Turta

Selam dostlar,İstanbul sınırları içerisinde yiyebileceğimiz en iyi vişneli turta nerededir acaba? Kadıköy civarında olursa harika olur bu arada, olmazsa da canlar sağ olsun.
Selam dostlar,

İstanbul sınırları içerisinde yiyebileceğimiz en iyi vişneli turta nerededir acaba? Kadıköy civarında olursa harika olur bu arada, olmazsa da canlar sağ olsun.
fırt
(31.07.18)
kesinlikle ve kesinlikle Boyaciköyde,
www.facebook.com
bu da detaylari. Bu arkadaslarin turtalari gercekten cok cok iyi.


urthoalvar
(31.07.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.