Giriş
(4)

ehliyet yenileme randevusunu nasıl alıyoz?

e ankara'nın bütün merkez ilçelerinde randevular dolu abicim. gün seçtirmeye bile izin vermiyor, dolu diyor. yav tamam taa 6 ay sonraya ver gerekiyorsa. yeter ki bi takvim falan göster. hepsi mi dolu? kızılcahamam'a mı gideyim koçhisar'a mı gideyim ehliyet yenilemeye? sen bana takvim göstermezsen na
e ankara'nın bütün merkez ilçelerinde randevular dolu abicim. gün seçtirmeye bile izin vermiyor, dolu diyor. yav tamam taa 6 ay sonraya ver gerekiyorsa. yeter ki bi takvim falan göster. hepsi mi dolu? kızılcahamam'a mı gideyim koçhisar'a mı gideyim ehliyet yenilemeye? sen bana takvim göstermezsen nasıl boşunu bulacağım ki ben?
kibritsuyu
(10.12.18)
az önce aldim kadikoy ilce mudurlugunden. surekli denerseniz bulabilirsiniz. iki saatte filan bulabildim.


oliviedo
(10.12.18)
ben de kimlik için denedim dün doluydu çankaya. bugün baktım çayyolu için buldum. böyle ara ara denemek lazım.


prasinos
(10.12.18)
randevu iptal eden olunca yer açılıyor, ben ertesi güne bulmuştum, arkadaş 2 ay sonraya bulabildi. aldığın randevu sıra alma randevusu, geç kalırsan sistem sıra no vermiyor, aklında bulunsun, erken git sıranı al.


hasmetizm 2046
(10.12.18)
Ara ara kontrol etmek lazım. Randevusuna gitmeyip iptal edenler olabiliyor.


battal gemalmaz
(10.12.18)
(6)

6 yaş basketbol için erken mi?

geçen yıl oğlan 5 yaşındayken bir kulüpte basketbola yazdırdık. çok da sevdi, hevesle gidiyordu. 1 yıl boyunca devam etti. hatta bu yıl bir üst gruba geçtiler, antrenmanları değişti.lakin kulüp salon sıkıntısı nedeniyle antrenmanlara ara verdi. kısa vadede de çözüm bulacaklar gibi görünmüyor.okuldak
geçen yıl oğlan 5 yaşındayken bir kulüpte basketbola yazdırdık. çok da sevdi, hevesle gidiyordu. 1 yıl boyunca devam etti. hatta bu yıl bir üst gruba geçtiler, antrenmanları değişti.

lakin kulüp salon sıkıntısı nedeniyle antrenmanlara ara verdi. kısa vadede de çözüm bulacaklar gibi görünmüyor.

okuldaki aynı zamanda okulun basketbol koçluğunu da yapan beden öğretmeni dedi ki "6 yaş basketbol için çok erken. önce jimnastik, yüzme gibi bir spor yapsın, kasları gelişsin, kolları güçlensin, en erken 7 yaşından itibaren basketbola başlasın. bunu size kulüpler demez, çünkü para alıyorlar. onlar için çocuk yürüyen para demek. kulüp arıyorsanız ben sizi göndereyim, bu daha küçük, almayız demezler, alırlar ama para olarak görürler, bence devam etmeyin, önce jimnastik, yüzme gibi bir spor yapsın" dedi. oğlan da basketbola gidemediği için çok üzgün, ona sorsak basketbola gitmek istiyor, çok da hevesli.

siz ne düşünüyorsunuz? önce jimnastiğe, yüzmeye falan yönlendirip ilerleyen yıllarda mı baskete gitsin, yoksa doğrudan başka bir kulüp bulup yazdırayım da baskete mi devam etsin hazır ilerliyorken?

eğer devam etsin derseniz ankara'da iyi bir basketbol kulübü önerebilir misiniz? fiyatı da çok tuzlu olmasın.
kibritsuyu
(06.12.18)
Yazdır kanka. Fundamentalı ne kadar iyi olursa ileride o kadar iyi olur. Şimdiden tekniği öğrensin. Vücudu refleks üretsin.


Delay Fuze
(06.12.18)
Beden eğitimi öğretmeninin dediğinin doğruluğunu bilimsel olarak bilemem, ancak erkek kardeşim küçük yaşta jimnastiğe bense yüzmeye başladım ve ikimiz de her zaman çok faydasını gördük. Kardeşim uzun süredir basketbol oynuyor, profesyonel değil ancak yoğun bir spor programı var ve çok mutlu.


fotrsapka
(06.12.18)
bildiğim kadarıyla evet erken. ama bunu haftada 2 bilemedin 3 kere Türk usulü (yarısı geyik yarısı çocuklara laf anlatmaya çalışma) spor klüplerini düşünerek mi diyorlar? yoksa ecnebi usulüne göre mi diyorlar orası var.
yani bu klüpler haftada kaç kere, ne kadar idman yaptırıyor ki? bir idmanda kaç şut atıyor mesela? (ısınması koşması vs. hariç)
profesyonel altyapı gibi öyle her gün idman olmuyor-diye biliyorum. bizdeki altyapılar dandirik daha doğrusu.
öyle her gün idman olmadıkça da ha basket oynamış ha at binmiş
Türkiye'de yaz okulu farklı olabilir mesela, orada her gün gidiliyor olabilir. Onun dışında benim bildiklerin gayet dandirik 45 dakika 15 çocuk 3 kere sıra geliyor.


niye ama
(06.12.18)
antrenmanlar cumartesi pazar birer saat. bu 1 saatin zaten ilk 10-15 dakikası ısınma. geçen sene koşturmaç, yakalamaz gibi daha çocuksu bir şekilde ısındırırlarken, bu sene yere serdikleri ip merdiven gibi şeyin içinde çeşitli şekillerde sekme şeklinde yapıyorlardı.

geçen seneki antrenmanlar top sektirme, top sürme (alçak ve yüksek dribbling), top tutma, falan filan. ya da kukaların arasından alçak ve yüksek dribbling yaparak slalom, potaya gelince tek zamanlı stop, potaya şut vs. şeklindeydi. bu seneki grupta adam tutma, pas atma, tutan adamdan kurtulup top isteme, savunma yapma, baskı yapma, pivot ayak, turnike vs. gibi hareketlere geçtilerdi. ama dediğim gibi haftada 2 gün birer saat.


kibritsuyu
(06.12.18)
ilkokulda rehber öğretmen ve basketbol hakemliği yapan biri olarak benim düşüncem şu; çocuk basketbolu seviyorsa, hevesi ona varsa neden yüzme ve jimnastik vb. sporlara gitsin, o sporlara gitse de veli her türlü para verecek, basketbol kursunda da kaslar gelişiyor, kollar güçleniyor yapılan antrenmanlarla artı çocuğun küçük yaştan beri bir grubun içinde olması çocuğun sosyalleşmesinde de önemli bir katkı sağlıyor yaşı ne kadar küçük olursa olsun, ha tabi imkanınız varsa çocuk da yüzme veya jimnastik için istekliyse basketbola ek olarak o kurslara da yazdırabilirsiniz.


para vermek sıkıntı değil. para vermekten çekinmiyorum da, doğru yere para verme taraftarıyım. yaptığı spor yaşına göre erken ise sırf para kazanmak için çocuğu yaşına göre erken aktivite ile yanlış yönlendirmek istemiyorum.

zaten bireysel bir spor olmasın, takım oyunu olsun, sosyalleşmesine katkısı olsun diye basketi tercih ettik. her ikisine de göndermek, çocuk için de yorucu olur, bizim için de vakit açısından zorlayıcı olur.

gerçekten de baskette mesela sağ elle atması gereken turnikeyi kendinden 1-2 yaş büyük çocuklar denildiği gibi yaparken, bizimki iki eliyle birden atıyor. ben acemiliğine verdim ama okuldaki hocayla konuşunca düşündüm ki gücü yetmiyor galiba çocuğun. elbette yaptıkça düzelecektir ama yine de bilemedim.


kibritsuyu
(06.12.18)
(4)

kulak (kanal) içi kulaklık tavsiyesi

telefondan spotify ile müzik dinlemek veya bilgisayardan film izlerken kullanmak üzere kulak için kulaklık önerebilir misiniz?bütçe maksimum 100 tl.
telefondan spotify ile müzik dinlemek veya bilgisayardan film izlerken kullanmak üzere kulak için kulaklık önerebilir misiniz?

bütçe maksimum 100 tl.
kibritsuyu
(29.11.18)
jbl'in var 70-80 tl'ye..


bkpfxblnr
(29.11.18)
jbl +1


kablelvuku
(29.11.18)
Modeli yok mu bunların?


kibritsuyu
(29.11.18)
jbl c100si


freebird5406_2
(29.11.18)
(4)

aile hekimimi bulmak

evet bugüne kadar hiç işim düşmedi, hiç gitmedim. aile hekimimin kim ve nerede olduğunu bilmiyorum.e-devlet'ten bakıyorum, adı yazıyor, ankara çankaya 81 numaralı aile sağlığı birimi yazıyor. adresine de ankara çankaya yazıyor anasını satiyim. çankaya dediğin koskoca ilçe.81 numaralı diye gogıllıyor
evet bugüne kadar hiç işim düşmedi, hiç gitmedim. aile hekimimin kim ve nerede olduğunu bilmiyorum.

e-devlet'ten bakıyorum, adı yazıyor, ankara çankaya 81 numaralı aile sağlığı birimi yazıyor. adresine de ankara çankaya yazıyor anasını satiyim. çankaya dediğin koskoca ilçe.

81 numaralı diye gogıllıyorum, çevredekilerin hepsi çıkıyor. hangisi 81 yazmıyor. doktor adını yazıyorum başka başka siteler çıkıyor yok doktorsitesi.com yok bilmemne. çıkan telefonları arıyorum açan yok.

nereye gideyim ulan ben şimdi? şurada yakında var bi tane, oraya gitsem bakarlar mı?
kibritsuyu
(26.11.18)
komşunuz varsa sorup öğrenmeyi deneyebilirsiniz. zaten kuvvetle muhtemel yakında olan aile sağlığı merkezindedir aile hekiminiz.


Yakında olana git, hatta yer varsa oradaki doktora taşı kaydını. Sonrası için de kolay olur.


kobuzchu kiz
(26.11.18)
e nabızdan girerseniz lokasyanı gösteriyor tam olarak, edevlettende e nabıza giriş var.


eja
(26.11.18)
Yakın olan sizi misafir hasta olarak muayene edebilir


oligomer
(26.11.18)
(4)

spotify premium

telefona spotify yükledim. reklamında dedi ki 3 ay 0,99 liraya premium. iptal etmezsen devamında aylık 14 lira.eh iyi 3 aylık 0,99 liraya premium aldım. kredi kartıyla ödedim. buraya kadar tamam.eşimin telefonuna da yükleyelim dedim. premium al dedim, 3 aylık 0,99 lira için yine aynı kredi kartı bil
telefona spotify yükledim. reklamında dedi ki 3 ay 0,99 liraya premium. iptal etmezsen devamında aylık 14 lira.

eh iyi 3 aylık 0,99 liraya premium aldım. kredi kartıyla ödedim. buraya kadar tamam.

eşimin telefonuna da yükleyelim dedim. premium al dedim, 3 aylık 0,99 lira için yine aynı kredi kartı bilgilerini girdim, "siz bu kampanyadan zaten yararlanmışsınız" dedi, yaptırmadı.

şimdiiii. benim yararlanıp yararlanmadığımı neye bakarak anladı? eşimin telefon hattı da benim adıma. oradan aynı isim soyad olduğunu kontrol etmiş olabilir mi? yoksa aynı kredi kartı numarasını girdim, oradan mı karşılaştırdı? yoksa başka bir yolu mu var?
kibritsuyu
(22.11.18)
kredi kartı


lcha
(22.11.18)
her karta 1 kez yararlanma hakki tanimlamislar demekki. ayni kart +1


exlibris
(22.11.18)
aile premium'u alsanız ya? 20tlye


isvicre rakisi
(22.11.18)
ben baska bir sey icin geldim; esinizin telefonuna 3 ay sonra yukleyin bence.


iyi dedi
(22.11.18)
(8)

"helva" nedir?

yani "helva" diye bahsedilen gıda nedir? bir gıdaya helva diyebilmemiz için hangi özelliklerinin olması lazım?"börek nedir" desem, "açılmış hamurun arasına malzeme koyup pişirilen gıda" deriz. tencerede pişen sulu bir yemeğe börek demeyiz mesela. kriteri az çok bellidir. açılan hamurun içine malzeme
yani "helva" diye bahsedilen gıda nedir? bir gıdaya helva diyebilmemiz için hangi özelliklerinin olması lazım?

"börek nedir" desem, "açılmış hamurun arasına malzeme koyup pişirilen gıda" deriz. tencerede pişen sulu bir yemeğe börek demeyiz mesela. kriteri az çok bellidir. açılan hamurun içine malzeme koyup pişmesi.

ama tencerede irmikle şekeri kavurunca da adı helva, kalıp gibi kesilip yenen şekerli tahin de helva, parkta bahçede satılan arası çöğenli çıtır çıtır kağıt gibi olan da helva. hepsi helva ulan. hiçbirinin birbiriyle alakası yok. tek benzerliği, hepsinin tatlı olması.

ne olunca herhangi bir tatlı olmaktan çıkıp "helva" oluyor o?
kibritsuyu
(22.11.18)
Helva bana göre ince taneli kavrulmuş şekerli yemek


vhs kaseti
(22.11.18)
Tereyagi+un+seker=helva


nax
(22.11.18)
gençler siz başlığı okuyup ona mı cevap yazıyorsunuz, ben eşşek miyim burda paragraf falan kasıp açıklama yazıyorum altına? bi okusanız ne soruyor bu hıyar diye. hayır yani okusanız "yağ+un+şeker" falan demezsiniz zira sorduğum o değil. bak yazdım açık açık.

bu niye helva peki: magaza.hammaddeler.com

ya bu niye helva: www.sanalmarket.com.tr

tdk sözlüğüne bakmayı ben de biliyom.

şeker, yağ, un üçlüsü, alemdeki bütün tatlılarda var zaten. tulumba tatlısında da var, baklavada da var. sütlaçta, pudingde bile var. pastada da var, kurabiyede de var.

şu yukarıdakiler niye helva onu da söylerseniz pek makbule geçecek.


kibritsuyu
(22.11.18)
www.haciserif.com.tr bak bu da helva.
Aşırı güzel soru yalnız, cidden.

Nişanyan sözlüğe göre helva Arapçadan geliyor ve "tatlı yiyecek, kurabiye, şekerleme" demek. Yani aslında Arapça tatlı demekmiş. Helva dediklerimizin hepsi de eski, geleneksel tatlılar. Eskiden çoğu tatlıya helva deniyor olabilir. Kek İngilizceden, pasta İtalyancadan gelmiş, dile sonradan yerleşmişler. Bence böyle mantıklı oldu.


kobuzchu kiz
(22.11.18)
tahin helvası, irmik helvası, un helvası vs aynı mantıkla yapılıyor. küçük tahıl tanelerini kavurup şekeri yağı basarak lapa haline getirmek. bunlara helva denmesi normal.

işi bozan, kağıt helva. aslında kağıt helvanın içindeki beyaz şey köpük helvaya çok benziyor. buradan yola çıkarak, kağıt helvaya helva denmesinin sebebi içindeki beyaz macun aslında.

peki o macuna neden helva deniyor, onu bilmiyorum. buraya kadar gelebildim.

kafa açıcı bir soru olmuş.


sir gawain
(22.11.18)
tanesiz bir arada turan sekerli yapi, harç bence helva. arapçada da halva idi sanirim. bu tanim un irmik tahin helvalari icin gecerli so i may be right.


sparkle kiddle
(22.11.18)
dünya helva belirleme komitesine başvurdum, cevap gelince güncellerim. o zamana kadar kendi fikrimi yazacağım.

tescilli bir helva tarifi olmadığı için uydurulmuş ve tadı az çok diğer helvalara benzeyen şeylere helva denmiş işte, başka bir tatlı olmaktan çıkmasına gerek yok. kağıt helva, koz helva ve tahinli-fıstıklı vb. olup kahvaltıda yenen şey birbirine benzeyen tatlar. ki koz helva dediğimiz şeyin gavurca adı nuga. hangisi önce yapıldı bilmiyorum ama tadı halihazırda helva olan şeye benzediği için (şekerli bulamaç) nuga yerine helva denmiş olması gayet anlaşılır. kahverenginin niye kendi adı yok gibi bir soru, ayrı bir isim bulunacağına en yakın benzeyen şeye göre isim almış.

hatta bu noktadan tümevarım yaparak hamur işi gibi bir grup ismi diye kabul de edebiliriz. özünde baklava da bir hamur işi, pişi de, milföy de. ama hamur işi deyince akla kek poğaça geliyor, baklava ya da milföy gelmiyor.


Bruce
(22.11.18)
(9)

vitra gömme rezervuar (havalı buton sistemi) su ayarı

iki gündür internete dair ümitlerim tükeniyor. daha doğrusu bu bizim dangalakların basiretsizliği. elalem koskoca bilgisayarı en ince noktasına kadar nasıl sökülüp takıldığının ayrıntılı videosunu koyar, ben iki gündür bi sifonla bi yazarkasayı çözemedim amk. yazarkasayı kurcalaya kurcalaya bulduk e
iki gündür internete dair ümitlerim tükeniyor. daha doğrusu bu bizim dangalakların basiretsizliği. elalem koskoca bilgisayarı en ince noktasına kadar nasıl sökülüp takıldığının ayrıntılı videosunu koyar, ben iki gündür bi sifonla bi yazarkasayı çözemedim amk. yazarkasayı kurcalaya kurcalaya bulduk elhamdülillah, yanlış dökümlerle bi ruloyu heba ettik ama bulduk neticede.

sıra geldi sifona. vitra'nın gömme rezervuarı var. düğmeleri havalı modellerden. yani düğpmeye basınca bi hortumdan boşaltma grubuna hava basıyor. üstteki düğmeye basınca 3 litre, alttakine basınca 6 litre su boşaltması lazım. ama iki düğme de 3 litre boşaltıyor. tam boşaltmak için düğmeye basılı tutmak gerekiyor.

bi ayarı olması lazım bunun ama ne kadar video izlediysem hiçbiri bunu anlatmıyor. sökmeyi takmayı anlatıyor, onu da çekmeyi becerememiş bi halt anlaşılmıyor.

çok uzattım. özelte sorayım. bu rezervuarın su boşaltma ayarı neresinden yapılıyor? üstteki düğme 3 litre, alttaki düğme 6 litre boşaltsın.
kibritsuyu
(20.11.18)
abi ara vitrayı bağlattır teknik servisi sor elemana iki dakka anlatsın. benim evde ibrahim marka sifon var nasıl yardımcı olayım sana. olmadı nalbura hırdavatçıya git, onlar da her şeyi biliyorlar genelde.


hasmetizm 2046
(20.11.18)
tahminim; rezervuari takan tesisatcinin beceriksizligi. bizde de buyuk ve kucuk buton ayni isi goruyor. normalde farkli birimlerde su bosaltmasi gerekir. sonradan bi ayari falan oldugunu sanmiyorum. takip :)


brkylmz
(20.11.18)
AÇILIN!!BİR!!1!11!

Vitra gömme rezervuar kullanıyorum. havalı olanından.

dediğiniz gibi birine bastığınızda az diğerine bastığınızda da çok su boşaltması gerekiyor.

ama her ikisine de bas çek yaparsanız az su boşaltır. çok su boşaltan butona basıp 1-2 saniye beklemeniz gerekiyor ki tam su boşaltmasını yapsın.

yani dijital bir tuş gibi düşünmeyin. hangisine basarsam basar basmaz işlevini yapacak gibi bi durum yok.

hatta az su boşaltana basılı tutarsanız haznedeki tüm suyu boşaltıyor.

kısacası kullanımı ile ilgili bi sorununuz var diye düşünüyorum.


eeb
(20.11.18)
@haşmet: abicim kiracıyım ben bu evde. çok da gerekli olmayan bir iş için ustaya nalbura para vermek istemiyorum. o yüzden varsa kendim yapabileceğim bir şey, onu yapayım. yoksa böyle de çalışıyor.

@eeb: öyle değil. aynı gömme rezervuardan diğer tuvalette de var, o düzgün çalışıyor. üsttekine bas çek yapınca yarısı boşalıyor. alttakine bas çek yapınca tamamı boşalıyor. benim ayarlamak istediğimde ise üsttekine bas çek yapınca yarısı boşalıyor, alttakine (tam doluyken) bas çek yapınca yarısı da boşalmıyor. basınca akıyor, çekince kesiyor. öteki düzgün çalıştığına göre sıkıntı kullanımda değil, rezervuarın ayarında olmalı.

düğmeyi duvardan çıkarınca içeride düğmelerin kumanda ettiği kısımlar gözümün görebildiği kadarıyla birbirinin aynısı. ama illa ki bir farkı olmalı.


kibritsuyu
(20.11.18)
abi para vermeyeceksin zaten danışacaksın sadece. almaya gelmiş gibi yaparsan hiç lölö yapmaz zaten yardımcı olur.


hasmetizm 2046
(20.11.18)
İkisini karşılaştırın diyeceğim ama bunu yapmışsınızdır sanırım, arızalı olduğunu bahsettiğin sifonun itme çubuğu iki düğmede de aynı komutu alıyor olabilir mi?

Yani bi söküp bakmak lazım, korkmayın ön kapağı söktükten sonra içdeki beyaz koruma kapağını da söküp çubuğa düğmelere bi göz atın.


John Bloor
(20.11.18)
şu hortumların yerini değiştirip deneyin bir de.

www.banyoavm.com

yani şu an kırmızı çok akması gereken yerdeyse onu maviyle değiştirin, kırmızıyı da az akması için gereken butona gibi.


eeb
(20.11.18)
hah işte eeb'ninki aradığım resim. bunların ikisi de aynı görünüyor. soldakinin hortumu küçük düğmeye, sağdakinin hortumu büyük düğmeye bağlı. doğru çalışanınki de öyle. yer değiştirmedim ama bir deneyeyim.

düğmeyi söktüm zaten. daha doğrusu temizlikçi abla temizlerken kırmış bunun düğmelerini. yapıştırdım falan idare etmedi. mecbur gittim yeni düğme seti aldım. alırken de sordum ayarı nerde diye, "düğmede" dedi. eskisi dediğim gibi çalışırdı, yenisini taktım, yine öyle. demek ki düğmede falan da değil. zaten düğmede de ayarlanacak bir yer yok sanki. zaten yeni düğmenin kutusundan da montaj kılavuzu çıktı, onda da hortumlar 3 litre soldaki, 6 litre sağdaki şeklinde göstermiş. o yüzden esnaf takımına pek güvenmiyorum.

bence ayar kısmı çok daha aşağılarda, içeride bir yerde. bu resimdekinin de takıldığı yerin altında falan olmalı. iyice bozarım elimde kalır diye bilmeden kurcalamak istemiyorum.


kibritsuyu
(20.11.18)
İlk montaj yapan usta uzun olan hortumu kesmiş olabilir mi? Hortumun boyu da hava miktarından dolayı önemlidir belki?

Çalışan sistemdeki hortum boylarına da bir göz atın.


John Bloor
(21.11.18)
(1)

z raporu kopyası alma

aarkadaşlar beko'nun modelini tam olarak bilemediğim (emin değilim ama sanırım 300tr olabilir) yazar kasa pos cihazından daha önce alınmış bir z raporunun kopyasını nasıl alıyoruz?yani 941 numaralı z raporunu yeniden yazdırmak istiyorum. hangi menünün neresine gireceğiz?mali hafıza raporu işimi görm
aarkadaşlar beko'nun modelini tam olarak bilemediğim (emin değilim ama sanırım 300tr olabilir) yazar kasa pos cihazından daha önce alınmış bir z raporunun kopyasını nasıl alıyoruz?

yani 941 numaralı z raporunu yeniden yazdırmak istiyorum. hangi menünün neresine gireceğiz?

mali hafıza raporu işimi görmüyor, çünkü onda farklı kdv oranları yazmıyor. aynen z raporunun kopyası olması lazım.
kibritsuyu
(20.11.18)
aradığım rapor bunun çıktısı değil.

oraları ben de inceledim. internetteki kılavuzlarda ve videolarda sorumun cevabı yok. kullanan birine denk gelmem lazım.


kibritsuyu
(20.11.18)
(8)

drone'lar sessiz mi uçuyor?

iki ay önce bim'den 180 liraya aldığım oyuncak drone uçarken fıvvvzzzzzzzzzzzz diye ses çıkarıyor motorlarından, pervanelerinden. yani oldukça gürültü yapıyor, uzaktan duyuluyor.peki bu profesyonel çekim yapılan drone'lar, dji mavic pro'lar falan da böyle ses çıkarıyor mu, yoksa sessiz mi uçuyorlar?
iki ay önce bim'den 180 liraya aldığım oyuncak drone uçarken fıvvvzzzzzzzzzzzz diye ses çıkarıyor motorlarından, pervanelerinden. yani oldukça gürültü yapıyor, uzaktan duyuluyor.

peki bu profesyonel çekim yapılan drone'lar, dji mavic pro'lar falan da böyle ses çıkarıyor mu, yoksa sessiz mi uçuyorlar?

dün akşam belgesel izliyorum, gayet sessiz bir çayırda boş boş yürüyen hayvanı (hayvan dediğim kurt) havadan takip ediyor dibinden. e ulan vızır vızır ses çıkarmıyor mu o, allahın yaban hayvanı "bu ne lan tepemde" diyip dönüp bakmıyor mu?
kibritsuyu
(17.11.18)
Epey bir ses çıkarıyor. O sese engel olmak pek mumkun degil.
Hayvan neden bakmiyor bilmem ama sessiz değil o aletler. Yuksekten zoomlayarak cekiyordur belki.


stavro
(17.11.18)
O devirde dönen pervanenin sessiz olması imkansız


sumuklurakun
(17.11.18)
Geçenlerde sosyal medyada dik bir yamacı tırmanan anne-yavru ayılar vardı. Sonradan ortaya çıktı ki anne ayı drone'dan rahatsız olduğu için panik yapmış, düşeyazmış.
Elbette hayvanlar rahatsız oluyor, elbette dönüp bakıyor, hatta korkup kaçıyor. Ama belgesellerde o kısımlar gösterilmiyor elbette.
O çekimleri yapanlar kadar iğrendiğim kimse yok.


ebabil curnatasi
(17.11.18)
Dronlar kapasiteleri oranında ses çıkartırlar. Phantom 3 için yaklaşık 40 metre yükseklikte ses iyice azalmış olur. 70-80 metrede ise duyulmaz. Kurdun çekildiği dronda muhtemelen zoom yapan bir kamera sistemi mevcuttur. Dron kurttan çok uzaktadır.

Pervaneler havayı adeta yararak dronu havada tuttuğu için o ses kaçınılmazdır.


Motorlar 10bin-40bin rpm donuyor, 2 kanadi var 20bin-80bin hertz arasi havayi tokatliyor diyebiliriz.
Oradan gelen bir ses var, bir de motorun kendi surtunme sesi var.


acemi
(17.11.18)
bi kez çekim yapan drone görmüştüm. eppeeey ses çıkarıyordu


sttc
(17.11.18)
Motorlarin kayda deger bir sesi yok, ses pervaneden geliyor.
Bir de 10bin rpm ile donen 2 bicakli pervaneyi havayi tokatlama frekansi cinsinden dusunursek 333 hertz tokatlar:)


stavro
(17.11.18)
Mavic Pro kullanıyorum gayet de ses çıkarıyor ancak piyasada oyuncak diye nitelendirdiğimiz modellerden daha düşük tabi sesleri, Mavic Pro'nun pall yapısı oldukça az ses çıkarmasını sağlıyor hatta Mavic 2'ler çok daha az ses çıkarıyor ayrıca palller de biraz daha geliştirildiği için havada kalma süresi de uzamış.


solo
(17.11.18)
(5)

iki adet masterchef türkiye sorusu

1. yarışmacılar yaptıkları yemekten iki tabak hazırlıyorlar. tadım sırasında şeflere sadece birini götürüp sunuyorlar. öbür tabak niye?2. son bölümde dış çekim yaptıkları "istanbul'un en büyük ve en lüks avm'si" hangisi? istanbullular biliyorlardır da google dahil hiçbir yerde adı geçmiyor. hep "ist
1. yarışmacılar yaptıkları yemekten iki tabak hazırlıyorlar. tadım sırasında şeflere sadece birini götürüp sunuyorlar. öbür tabak niye?

2. son bölümde dış çekim yaptıkları "istanbul'un en büyük ve en lüks avm'si" hangisi? istanbullular biliyorlardır da google dahil hiçbir yerde adı geçmiyor. hep "istanbul'un lüks avm'lerinden birinde" diyor. neresi burası?
kibritsuyu
(15.11.18)
Izlemedigim için 1 i bilmiyorum ama 2 emaar avm


kafanguzelolmus
(15.11.18)
2. emaar square avm. reklam yapmışlar. evet çok büyük ve lüks ama en lüksü demek iddialı bence.


teritori
(15.11.18)
2, emaar ve istinye park


cairo
(15.11.18)
her yemekte iki tabak hazırlamıyorlar. Daha doğrusu 3 şefinde rahat rahat tadabileceği (ki hazer her şeyi süpürüyor) miktarda yapılıyor. Duruma göre 2 tabak 4 porsiyon vs. yapılabiliyor. Eski bölümlerde az yapılan bir ürün için azar işitmişti bir yarışmacı


infernalcadre
(15.11.18)
1) Orijinal Masterchef'te iki tabak değil ama genelde tavsiye olarak hep yedekli çalışmaları öğretiliyor. Atıyorum 4 adet mantı koyması lazım bir tabağa. Yedekli çalışmazsa ve son anda tabaklama yaparken mantılardan biri parçalanırsa ne yapacak? Çare yedekli çalışmakta. TR formatını bilmyorum, denk gelmedim sebebini açıkladıkları bölüme.
2) En büyük ve lüks mü bilmem ama benim seyrettiğim bölüm Emaar'daydı. Bana kalırsa en lüks AVM sanki İstinyepark.


SiyamkedisiZorro
(15.11.18)
(1)

honda civic'lerin problemi

honda civic'lerdeki yamulma problemi hala devam ediyor mu? 2018 modellerde de var mı?
honda civic'lerdeki yamulma problemi hala devam ediyor mu? 2018 modellerde de var mı?
kibritsuyu
(14.11.18)
yok hallettiler o işi yeni kasada


westblack
(14.11.18)
(15)

kısık ateşte pişirmek vs. yüksek ateşte pişirmek

duyurunun fizik üstatlarına soru geliyor.tencerede sulu yemek var, ateş yüksek, kapağı açık, ocağın üstünde fokur fokur kaynıyor.başka bir tencerede yine sulu yemek var, altı çok kısık, kapağı açık, o da ocağın üstünde ama tıkır tıkır kaynıyor.bu ikisi de kaynama noktasında di mi? yoksa altı açık ol
duyurunun fizik üstatlarına soru geliyor.

tencerede sulu yemek var, ateş yüksek, kapağı açık, ocağın üstünde fokur fokur kaynıyor.

başka bir tencerede yine sulu yemek var, altı çok kısık, kapağı açık, o da ocağın üstünde ama tıkır tıkır kaynıyor.

bu ikisi de kaynama noktasında di mi? yoksa altı açık olan daha sıcak, altı kısık olan daha mı soğuk?

ikisi de kaynama noktasında ise madem, kısık ateşte pişirmekle yüksek ateşte pişirmenin ne farkı var? ikisi de kaynama noktasında işte. altından ejderha ile üfürsen kaç yazar?

yok kısık ateşteki daha soğuksa niye fıkırdıyor peki?
kibritsuyu
(13.11.18)
depoladıkları ısı miktarı değişiyor. kısık ateşte pişen daha fazla ısı depolarken diğeri bir anda ısınıp daha az ısı depoluyor.


biergarten
(13.11.18)
mesela nohut pişiriyorsun. kısık ateşte uzun uzun haşlandı, nohut lokum gibi oldu. ateşi aşırı harlandırsaydın su hemen kaynayıp uçup gidiverecekti. sen de elinde takır takır pişmemiş nohutla öyle kalacaktın. haşlanma süresi önemli.


zgrydn
(13.11.18)
ikisi de kaynama noktasına gelmiştir, ikisi de 1 atm basınç altında iken 100 derecededir. 100'ün üzerine çıkamamasının sebebi, suyun buharlaşarak sistemden enerji götürmesi ve kaynama noktasında sıcaklığı dengelemesidir. Tencere sıcaklığını daha yüksek sıcaklıklara çıkarmak için basıncı artırıp, kaynama noktasını yükseltmeniz gerekir (düdüklü tencere). Bir tenceredeki yemek yüksek ateşte fokurdarken daha çok su buharlaşır, diğer tenceredeki kısık ateşte tıkırdarken daha az su buharlaşır. pişme süresi aynı malzemeler için değişmez. yemek tariflerinde kısık ateşte pişirme tavsiyesinin sebebi, su miktarının belirli bir zaman aralığında "çok azalmasına" fırsat vermeden yiyeceklerin "yüksek sıcaklıkta" (~100 derece) durması gerektiğindendir. yiyecekleri daha kısa sürede pişirmek için daha yüksek sıcaklığa çıkarmak gerekir, bu da ancak basıncı artırmakla yani düdüklü tencere kullanmakla olur.


@biergarten: depolanan ısı miktarı değişmez. kütle değişmedikçe depoladığı ısı miktarı da değişmez. hatta yüksek ateşte pişenin içindeki su daha çabuk buharlaştığı için kütlesi daha çabuk azalır, depoladığı ısı bir t süresi sonunda daha azdır.


typhoon r
(13.11.18)
Sanirim kaynama noktasindan sonra isiyi arttirdikca daha hizli buharlasmasini sagliyorsun. Yani birim zamanda buharlasan su miktari daha fazla. Bu da pisme sekline etki ediyor.
Alttan ejderha ile uflesen aninda buharlasip ucar gider yemegin suyu.

Daha fazla enerji uyguluyorsun, su ayni isida sabit. Bu enerji ne olacak? Bor yere gitmesi lazim. Buharlasmaya harcaniyor. Tencerenin kendisinin absorb ettigi isi enerjisi de var tabii ama konumuz degil.


stavro
(13.11.18)
işin püf noktasını kaçırıyorsunuz.

öncelikle deniz seviyesinde N.Ş.A.'da saf su 100 derecede kaynar ve bu süreç boyunca ısısı sabit kalır. ancak suyun/yemeğin içine başka maddeler ekledikçe (özellikle tuz, diğer malzemeler ve baharatlar ve bunların içindeki mineraller) kaynama noktası 100 derecenin üzerine çıkar. şimdi buradan hareket edersek:

harlı ateşte yemeğin uyu x süresinde buharlaşacak ve yemeği ısısı x süre için atıyorum 110 dereceye kadar çıkabilecek ve yemeğin kıvamı geldiğinde veya suyu bittiğinde pişirme eylemi de bitecek.

kısık ateşte ise yemeğin suyu 3x süresinde anca buharlaşabilecek ve yemeğin ısısı 3x süresince "en az" 110 derece sıcaklıkta kıvam alana kadar veya suyu bitene kadar bekleyecek. böylelikle daha uzun pişirme süresiyle (ve muhtemelen daha yüksek sıcaklıkla) yemekler daha iyi pişmiş olacak


yemrem
(13.11.18)
yani tek fark suyun buharlaşma süresine yaptığı etki öyle mi?

deneysel olarak; suyunu yemeğin pişme süresinde buharlaşıp bitmeyecek kadar çok koysam, altı kısık olan da, açık olan da aynı sürede pişer yani di mi? altı açık olan fazla pişmez?

sadece pişme işlemi bittiğinde altı açık olanın suyu, kısık olana göre biraz daha az kalmış olur.

doğru mu anladım?


kibritsuyu
(13.11.18)
@yemrem: hem ikisi için de tuz, vs. eklenerek 110 dereceye gelecek, sadece bu sıcaklığa geldiğinde ve suyu bitene kadar geçen süre değişecek diyorsun, hem de kısık ateşteki daha yüksek sıcaklıkta pişecek diyorsun. malesef "muhtemel" sözcüğünü burada kullanamayız. aksi belirtilmediği için her iki tencere de aynı başlangıç koşullarının sağlandığını sadece birinin yüksek ateşte diğerinin kısık ateşte bekletildiğini görüyoruz. bu yüzden çözüme tuz da eklesen, ikisinde de tuz olacak.


@kibritsuyu: doğru anlamışsın. pişme süresi aynıysa, kapaklar açıksa, biri yüksek ateşte diğeri kısık ateşteyse, her iki tenceredeki su da kaynama noktasındaysa, pişme süreleri aynıdır. birine daha çok enerji vererek sadece daha fazla su buharlaştırıyorsun, ne ekolojik ne de eknomik bir yol. pişme süresini kısaltmak için sıcaklığı daha çok artırmak, yani kaynama noktasını yükseltmek gerekir.


typhoon r
(13.11.18)
Su 1 atm basınç altında 100 santigrat derecede kaynar.

Kaynamakta olan su 100 derece.

Ama tencere 100 derece değil, daha yüksek. Ocak ateşindem tencereye ordan da suya ısı iletimi oluyor. Tencere 100 derece olsa su kaynamaz zaten.

Yine de buharlaşma her derecede olur. Kaynama; buhar basıncının atmosfer basıncına eşitlenmesi olayıdır. Vakum ortamda su direkt kaynar buhara dönüşür, sıvı formda kalamaz.

Aşırı yüksek ısı verirsen tüm su anında buharlaşır sıcaklığı 100 derece üstünde buhara dönüşür.

Tıkır tıkır kaynarken daha az buharlaşma olur. Fokur fokur kaynarken daha hızlı buharlaşma olur. Tencerenin metal tabanındaki ısı da farklı olur.


@typhoon, yanlış anlamışsınız. ben tuz, mineral, kuru madde vs. den oluşan karışımın kaynama noktası 100 derecenin üzerinde olacak (101 derece de olabilir 130 derece de) dedim. karışım 100 dereceye gelince su hızla buharlaşmaya başlayacak ve karışımın içindeki sıvı bitene kadar ocağın üzerindeki karışımın sıcaklığı yavaş yavaş artacak ve atıyorum 110 dereceye kadar gelebilecek. daha fazla sıvı olsaydı içinde bu derece karışımın kaynama noktasına (101 derece de olabilir 130 derece de) kadar yükselecekti diyorum.

belki ben yanlış mantık kurdum


yemrem
(13.11.18)
yemekle tuzla şekerle falan olayı komplike hale getirmeyelim. konu amacından sapıyor.

özdeş tencerelerle, deniz seviyesindeki aynı miktarda saf suyun içinde yumurta haşlayalım, bırakalım yemeği. tuz şeker dedikçe iş karıştı.

her iki tencereyi de ocağa koydum, ikisini de kaynama noktasına getirdim, fokur fokur kaynıyorken sağdakinin altını kıstım. altı açık olan fokur fokur, altı kısık olan tıkır tıkır kaynıyor. sular da buharlaşıp bitmeyecek kadar bol.

ikisine de aynı tavuğun götünden çıkmış özdeş yumurtaları aynı anda attım.

ikisi de aynı anda aynı ölçüde mi pişer, altı açık olan daha mı hızlı pişer?


kibritsuyu
(13.11.18)
Aynı ölçüde pişer.


@bos gezenin bos ustasi: dediklerin doğru olmakla birlikte aşağıdaki cümlende ufak bir sorun var:

"Tencere 100 derece olsa su kaynamaz zaten."

bu cümle yanlış. geri kalanı doğru.

@kibritsuyu: aynı ölçüde pişer. :) adamı delirttik tuzdu ottu boktu derken.


@yemrem: mantık kendi çerçevesinde doğru ama burada @kibritsuyu'nun da çileden çıkmasını sağlayan nokta iki tencerenin de aynı başlangıç koşullarına sahip olması. biri tuzlu, diğeri tuzsuz olursa, yani parametrelerden biri değişirse durum da değişir. ama kibritsuyu'nun dediği gibi özdeş iki durum; adamın/kadının merak ettiği "harlı ateşte kısık ateştekine göre daha mı çabuk pişer". bu yüzden cevap verme gereği duydum.


typhoon r
(13.11.18)
altı kısık olan tencere tıkır tıkır ettiği halde 70-80 dereceye düşmez yani di mi?


kibritsuyu
(13.11.18)
kısa cevap: hayır, düşmez.

uzun cevap: coğrafi koşullara bağlı olarak atmosfer basıncı 1 atm ise 100 derecededir. rakım daha yüksekse, atmosfer basıncı daha düşüktür, bu da kaynama noktasını 99'a 98'e çeker ancak suyun 75-80 derecelerde kaynaması için ya bayağı yükseğe çıkmak gerekir (ne kadar yükseğe bilmiyorum, belki de deniz seviyesinden kilometrelerce yükseğe) ya da vakum uygulamak gerekir.


typhoon r
(13.11.18)
Yüksek ateşte fokur fokur kaynayanin muhtemelen her yerinde sıcaklık 100C değildir. O yüzden her daim kısık ateşte pişen daha randımanlı ısınır.


turka locuma
(13.11.18)
(7)

ilaç vs. kozmetik ürün

şimdi televizyonda bepanthol reklamlarını görünce kafamda ampul yandı.bildiğim kadarıyla ilaç reklamı yapmak yasak. yani "majezik, baş ağrılarınızı en güzel geçiren ilaç". ya da "hametan, basürünüze sürün yok olsun" falan denmiyor.ama bepanthol çıkıyor diyor ki "eldeki çatlaklara, yok efendim tahriş
şimdi televizyonda bepanthol reklamlarını görünce kafamda ampul yandı.

bildiğim kadarıyla ilaç reklamı yapmak yasak. yani "majezik, baş ağrılarınızı en güzel geçiren ilaç". ya da "hametan, basürünüze sürün yok olsun" falan denmiyor.

ama bepanthol çıkıyor diyor ki "eldeki çatlaklara, yok efendim tahriş olmuş kaşınan deriye falan sürün mis gibi olsun".

bu bepanthol denilen şey eskiden bepanthen'di. bepanthen ilaçtı. hop gitti, bepanthol oldu, boy boy reklamlar başladı. üreten firma falan da değişmiş değil, hala bayer.

başka örnek. boğaz ağrısı için olan herhangi bir ilaç pastilin reklamı yapılmıyorken strepsils, yok efendim aid falan reklam yapabiliyor. bir burun spreyi olan otrivine ilaç olduğu için reklamı olmazken, otri natura mı ne, o da eczanede satılan bir burun spreyi olduğu halde reklam yapabiliyor.

bunun ayrımını içindeki bir malzeme mi yapıyor? yani "ben ilaçlıktan çıktım, artık kozmetik bir ürünüm" diyebilmenin sınırı, ayırımı nedir?
kibritsuyu
(09.11.18)
Güzel soru, takip.


chicha
(09.11.18)
Soruyu gördüm başkası benden daha iyi cevap verir diye cevaplamadım, ama kimseden ses çıkmamış. Ben de biliyorum da anlatabilecek miyim bakalım. Şimdi, ilaç, kozmetik, bir de otc dediğimiz bir sınıf var. Bu otc, over the counter olup reçeteye tabi olmadan alabildiğimiz, etkisi ilaç gibi kuvvetli olmayıp tedaviye yardımcı veya semptomatik tedavi yapan, nispeten tehlikesi ve riski düşük maddeler. İlaçlarda bir etken madde olur, bunun vücuda ne yaptığı, vücudun ona ne yaptığı ciddi olarak araştırılır, incelenir. Otc'ler için piyasaya çıkış daha kolaydır, ilaç kadar kontrol edilmez. İçeriği genelde bitkiseldir.

Kozmetikler ise tedavi amaçlı değil, koruma, güzelleştirme ve görünümü düzeltme amacıyla satılır.


curukturpkokusu
(09.11.18)
reklamı yapılabilen ürünler otc kategorisine giriyor: www.wikizero.com
reçetesiz satılabilirler ve bu kategoriye dahil olup olamamaları ulusal regülatöre bağlıdır

ilgili ürünler türkiye dışında bazı ülkelerde marketlerde de satılabiliyorlar

bahsettiğiniz konunun içerisinde kurumun reklam stratejisi de yer alıyor, reklamını yapma olanağınız olan her ürünün reklamı yapılmayabilir veya siz bu reklamlara denk gelmemiş olabilirsiniz


superb
(09.11.18)
peki ilaç ile otc'yi birbirinden ayıran şey bir etken madde oluşu mu?

bepanthen ilaç iken, ne yapıyorlar da otc kategorisine geçirip bepanthol yapıyor ve reklam yapılabilir hale getiriyorlar?


kibritsuyu
(09.11.18)
benim bildiğim kadarıyla bephanten ve bephantol'ün ikisi de otc ürünü
bayer bephanten yerine bephantol'ü üretip reklam stratejisiyle faklı bir seviyeye konumlandırmaya çalışıyor


superb
(09.11.18)
sizin yorumladığınız şekilde olması için (ilaç>otc) gereken şartları buradan takip edebilirsiniz www.ncbi.nlm.nih.gov


superb
(09.11.18)
İlaç ile kozmetik ürünü ayıran şey çok büyük oranda içindeki etkin maddedir. Ancak Türkiye'de her şeyde olduğu gibi bunda da düzensizlik, karmaşıklıklar olabiliyor.

Krem tarzı şeylerden bahsedersek ilaç, kozmetik ve tıbbi cihaz gibi kategoriler var. İlaç olması için belli bir endikasyonu yani bir şeyi tedavi edici iddiası olması lazım. Kozmetikte böyle bir şey yok. Pratikte öyle bir iddiası olsa bile yasal olarak belirtemez kutu üstünde veya tanıtımda. Tıbbi cihaz deyince aklınıza makina türü şeyler gelmesin kremler de tıbbi cihaz olabiliyor. Arada kalmış muallakta bir kategori aslında. Bunlar endikasyon belirtebiliyor, reklam da yapabiliyor bu endikasyonlar için. Fakat ilaçlar gibi sigorta tarafından ödenmiyor.

Örneğin;
Bepanthen plus krem ilaç
Bepanthol cilt ve pişik kremleri kozmetik
Bepanthol Sensiderm krem tıbbi cihazdır.

Bunların hiçbiri sigorta tarafından ödenmez. Ama Bepanthen plus ilaç olduğu için reklamı da yapılamaz. Aslında firması istese sigortaya geri ödenmesi için başvurabilir. Ama ülkemizde sigorta ödemesi çok düşük olduğu için geri ödemeye girmeye kalktığında şu anki fiyatını en az yarıya indirmesini isteyecektir devlet. O yüzden firma yanaşmaz.

Diğer örneklerden ise pastil reklamı ben bir tek cistus'u gördüm. O da tıbbi cihazdır zaten. Aynı şekilde otrivine ilaç, otrinatura tıbbi cihazdır.

OTC mevzusu ise bizde daha yasal olarak yok. Ama eli kulağında geliyor. Devlet bazı ağrı kesici, ateş düşürücü, burun spreyi, mide ilacı vs. tarzı hastanın kendi kendine aldığında bile ek fazla zarar görmeyeceği ilaçları reçetesiz yani otc kapsamına alacak. Amaç elbette bunları ödemeden çıkarıp yükünü hafifletmek. Bu gelince de reçeteli olan şeyleri - ki bu tüm ilaçların yüzde doksanından fazlasıdır- eczaneden gidip alamayacaksınız doktor yazmadan. Otc olan reçetesizleri ise alabileceksiniz. Tabii artık sigorta ödemesi olmadığı için bugünkü fiyatlarının en az iki katına çıkacak fiyatları.

Uzun vadede ise SGK yavaş yavaş kendini bu işten çekip özel sağlık sigortalarına devredecek ki o zaman sağlık ve sosyal güvenlik sistemimiz ABD'nin ucube sistemine dönüşecek. Halk için en kötüsü bu olacak.


cubuk kraker
(12.11.18)
(2)

şu ölçülerdeki malzeme kaç kilo gelir? (demir-çelik)

tırışka lise bilgim var ama özkütle bilgisine ulaşamadım.16 cm. çapında, 15mm kalınlığında metal bir yuvarlak parça. malzemesi de şu olacak: http://www.ozmutludemir.com.tr/siyah-sac.htmlkaç kilo gelir bu aşağı yukarı?
tırışka lise bilgim var ama özkütle bilgisine ulaşamadım.

16 cm. çapında, 15mm kalınlığında metal bir yuvarlak parça. malzemesi de şu olacak: www.ozmutludemir.com.tr

kaç kilo gelir bu aşağı yukarı?
kibritsuyu
(09.11.18)
20.000 cm2 si 240kg

Çapı 16cm olan daire 200cm2

240/(20.000/200)= 2.4kg


valentinov
(09.11.18)
yaklaşık 2,35 kg.

edit: birgün lazım olur :)
eksiup.com


tabudeviren
(09.11.18)
(8)

"at binmek" - türkçe dilbilgisi

şimdi aşağıdaki soruyu görünce önceden de aklıma takıldığını fark edip sormak istedim.atın üstüne oturup dıgıdık dıgıdık yapan kişiler yaptıkları eylemden "at binmek" diye bahsediyorlar. binilen diğer tüm araçlara ismin -e hali ile biniyoruz. otobüsE biniyoruz, arabaYA biniyoruz, bisikletE biniyoruz
şimdi aşağıdaki soruyu görünce önceden de aklıma takıldığını fark edip sormak istedim.

atın üstüne oturup dıgıdık dıgıdık yapan kişiler yaptıkları eylemden "at binmek" diye bahsediyorlar.

binilen diğer tüm araçlara ismin -e hali ile biniyoruz. otobüsE biniyoruz, arabaYA biniyoruz, bisikletE biniyoruz. ama atA binmiyoruz. at biniyoruz.

ben de birazdan otobüs binip eve gidicem o zaman.

niye ata binmiyoruz da at biniyoruz acaba?
kibritsuyu
(18.10.18)
oradaki "biniyoruz" herhalde kullanmak/sürmek anlamında kullanılmayı belirtiyor.

yani araba kullanırız, motor süreriz, uçak uçururuz gibi. aklıma başka açıklaması gelmedi.


araç sürmek gibi düşün. at bir canlı olduğu için "kullanma şeklinde" kullanmıyoruz bu tabiri.


Bruce
(18.10.18)
ama yine türkçe dilbilgim beni yanıltmıyorsa geçişli fiil, geçişsiz fiil diye bir kavram vardı.

yani sanki sürmek, kullanmak, uçurmak geçişli fiil iken, binmek geçişsiz fiil. yanılıyor veya yanlış hatırlıyor olabilirim. yanılıyorsam düzeltin.

o yüzden geçişli fiil ile geçişsiz fiili birbiriyle kıyaslamamız doğru olmaz.


kibritsuyu
(18.10.18)
neden duş almak deriz de banyo yapmak deriz, duş yapılmaz mı veya banyo alınmaz mı?

doğru yanlış kullanım diye pek bir şey yok böyle durumlarda, kullanım ve kalıplaşmayla alakalı. yeterince uzun süre yeterince insan at binmek derse doğrusu at binmek olur.


loser blueser
(18.10.18)
at binmek değil, ata binmek değil mi o? "at binmek" diyeni duymadım hiç.


nice tnetennba
(18.10.18)
www.tdk.gov.tr

Konuşma dilinde böyle söylendiği oluyor evet. Bisiklet binmekte olduğu gibi.


le jeune turc
(18.10.18)
Zurnayi agzimiza goturuyoruz "zurna caliyoruz",
Gitara parmak uclarimizla bir seyler yapiyoruz "gitar caliyoruz",
Icindekini yavas yavas ictigimiz bira sisesinin agzina ufluyoruz "ses cikariyoruz".

Ama gel gelelim ki...

Ney ufluyoruz.


Dilde istisnalar olur.


Traveller
(18.10.18)
(13)

arayan tanımadığı numarayı açmamak

rehberinde kayıtlı olmayan numara aradığında telefonu açmayanları görüyorum duyuyorum hep.niye lan? abi nasıl hayatlarınız var sizin? bir türlü anlamıyorum. tanımadığı numarayı niye açmaz ki bir insan? tamam cevapsız görünce geri aramazsın, bi daha arasın ak dersin de o anda çalarken niye açmıyorsun
rehberinde kayıtlı olmayan numara aradığında telefonu açmayanları görüyorum duyuyorum hep.

niye lan? abi nasıl hayatlarınız var sizin? bir türlü anlamıyorum. tanımadığı numarayı niye açmaz ki bir insan? tamam cevapsız görünce geri aramazsın, bi daha arasın ak dersin de o anda çalarken niye açmıyorsunuz? sadece tanıdıklarınız mı arıyor sizi?

hayır allah korusun ananızın babanızın başına bir iş geldi belki, polis arıyor, hastane arıyor. belki 4 ay önce başvuru yaptığınız işyeri arıyor gel başla diyecek. belki hatalı park edip camına numara koyduğunuz araba için arıyorlar. belki cüzdanınız düştü, adam numaranızı buldu onu verecek.

insanı illa eşi dostu mu arar lan? açmamak niye? gerçekten tanımadığın işe yaramaz bir telefonsa sittir git lan bi daha arama der kapatırsın. açınca ne olacak ki, telefondan kulağına dil mi atacaklar sanki?
kibritsuyu
(12.10.18)
alacaklısı çoktur ondan açmıyordur. bir de kendini çok mühim kişi zannedenler var onlar ayrı bir dava.


prasinos
(12.10.18)
Aynen bunu merak ediyorum. Telefon çalıyorsa açılır. Numara yazmasa bile açarım ben. Ömrümde hiç öyle yabancı numara açmam triplerine giremedim ya.

prasinos artı 1


eazy
(12.10.18)
İyi ama buna sanki olması için mantıklı hiçbir sebep yokmuş gibi yaklaşmanız da çok acayip bence.
Sosyal anksiyete olabilir kişide. Tanımadığı kişilerle konuşma ihtimali sizin yaşamadığınız için anlayamadığınız veya muzdarip olmadığınız bir kaygı ve rahatsızlık yaratıyor olabilir. Sizin için "açsan ne olacak" olan bir şey, o kişi için daha uzun süreli bir sıkıntı, stres yaratıyor olabilir mesela.

Birileri tarafından rahatsız ediliyor, taciz ediliyor olabilir. O kişi farklı farklı numaralardan ulaşmaya çalışıyor olabilir.

Dediğiniz durumların söz konusu olduğu bir hayatı yoktur; iş başvurusu yoktur, borcu yoktur, anası babası yoktur veya nerde olduklarını, ne yaptıklarını biliyordur, arabası yoktur, olanı da yanlış park etmemiştir, cüzdanını da kaybetmemiştir.

Ya da günümüz modern insanının en büyük gerekçelerinden biri olan "canım öyle istiyor çünkü" seçeneğini kullanıyordur.

Ben de evimin kapısını açmıyorum mesela. Evde olsam da. Zira benim tanıdığım hiçkimse benim evime gelmez. Diğer seçeneklerle de ilgilenmiyorum.


sopiro
(12.10.18)
tanımadığım numara değil ama canım o an konuşmak istemezse hiç kimseyi açmıyorum tanıdık olsun olmasın, çok acilse 2 3 defa arar zaten üstüste o zaman açarım. ya da birilerinin aramasını bekliyorumdur iş başvurusu vs o zaman tabii ki açarım. Ama diyelim kimsenin aramasını beklemiyorum ve o an heyecanlı bir film seyrediyorum o durumda açmam yani.


zikardo
(12.10.18)
Genelde bu tavır, telefon numarası tanıdıklardan başka kimsede olmayan genç kızlar/kadınlarda var. Ya twitter ya instagramda gördüm, iş başvuru yapmış hatun, İK telefonla geri dönmüş "şu gün görüşmeye gelin" vs demek için.

Hatun açmamış telefonu, peşinden de mesaj atmış "numaranızı tanımıyorum lütfen bir daha aramayın" minvalinde :)


John Bloor
(12.10.18)
ben de pek açmazdım. çünkü genelde görüşmek istemediğim ya da gereksiz yere iş çıkaracak kişiler denk gelirdi. ama bir noktadan sonra acil bir durum nedeniyle aranıyor olabilirim kaygısıyla açmaya başladım.


bu çok istisna bir durum olmadıkça bana da garip geliyor. Gizli numara olmadığı sürece ben hemen açarım valla. Ama aradığını sonradan gördüysem tanımadığım numaraya geri dönmem.


aquarium
(12.10.18)
Benim bir arkadaşım vardı, o da açmazdı yabancı numaraları. Hatta bu yüzden çok kavga etmişizdir. Bazen şarj bitiyor vs başka nodan arıyorum. Yok arkadaş açmıyor. İlla mesaj atacam benim diye.

Nedenine gelirse muhtemelen arayan kişilerin lüzumsuz olduğunu, boşa iş çıkartacağını. Beni bilen biliyor gerisiyle uğraşamam tarzıyla alakalı.

Sanırım biraz vurdumduymaz oluyorlar.

Tabi başka bir durumda alacaklıların araması falan. Garip şeyler.


arockm
(12.10.18)
Gizli numara dışındakileri zaman açmayanları ben de anlayamıyorum.

şöyle de bir durum var. makam mevki sahibi bir tanıdığımız öncesinden kendini tanıtan bir mesaj atılmadı ise, tanımadığı numaraları açmıyordu. çok fazla torpil ricası olduğunu ve bundan bıktığı için açmadığını söylüyordu.


belkider
(12.10.18)
haybeye iş çıkıyor. eğer bu ara birşeyler alıp satmıyorsam genelde arayanlar ya şu iş vardı bi bakar mısıncılar oluyor hep. eğer birşeyler alıp sattığım dönemdeyse açarım genelde. 10 sene önce aynı takımda olduğumuz adam knk şu bisiklette %20 indirip yap ta alalım diye arıyor. %20 si 10 bin lan onun. birde niye yani... böyle böyle açmama özelliği default olarak kalıyor.


Tears of Devil
(12.10.18)
O benim. Tanimadigim numarayi acmiyorum prensip olarak.

Bos beles seyler icin arayan numara tanımadigim numaralar genellikle. Ya bir sey satmaya calisan bir firma ya da isle ilgili zamaninda bir sekilde cebimi vermis bulundugum firmadan biri ariyor. Isle ilgili cepten görüşme yapmaktan nefret ederkm zaten, gorusmek isteyen ofisi arasin isyerinin telefonundan. Cunku cepten bir kez olsun gorusursem o adam daha sittin sene isyerini aramiyor, gunun her saatinde cepten ariyor.

Tanimadigim numarayi neden acayim ki? Cok buyuk ihtimalle yapmak istemedigim bir gorusme olacak o. Niye ugrasayim? Sinir oluyorum gereksiz gorusmelere.
Onemli bir konuysa israrla arar zaten, o zaman acarim. Milyonda bir ihtimal cok ciddi bir sey varsa diye milyon tane gerekesiz telefon gorusmeso yapmam. Ciddi bir sey varsa zaten israrli aramayi acarim. Israrla arar ya da mesaj atar yani. Bir yerden telefon beklesigim bir donemse yine acarim yabancı numarayi. Bir de iyi gunumdeysem hadi acayim bari diyip acabilirim. Onun disinda bir sebep yok.

Niye acayim ki tanımadığım numarayı? Mantikli bir sebep göremiyorum. Kendi adima acmamak icin sebeplerim var yeteri kadar, yukarida yazdim.


stavro
(12.10.18)
Gizli numaradan arayanları açmayanları anlıyorum
Tanımadığım numara aramışsa dönmem diyeni de anlarım
Canı o an için açmamayı tercih etmişse onu da anlarım
Ama prensip olarak açmıyorsa sıkıntılı bence.


SiyamkedisiZorro
(12.10.18)
"yabanci" numaradan kasit yurtdisindan ayaran +## (90 TR nin ulke kodu haric) ile baslayan numara ise dikkat etmek lazim. Bir suru dolandiricilik vakasi var malum.

Gercekten acil bir is icin vs arayacak olan da zaten ya tekrar arar ya da mesaj atip once kendini/numarayi tanitir aramadan once.


parcxerox
(12.10.18)
(12)

klasörü rar'layıp geri açınca bozulur mu

elimde içinde 925 alt klasör ve 28.000 küsur dosya olan 4-5 gb. büyüklüğünde bir klasör var. benim muhasebe programımın klasörü.bu programı yedeklemenin tek yolu (program tarafından tavsiye edilen yöntem de bu), klasörü olduğu gibi alıp başka yere kopyalamak.ama biliyorsunuz windows 4 gb'lık tek dos
elimde içinde 925 alt klasör ve 28.000 küsur dosya olan 4-5 gb. büyüklüğünde bir klasör var. benim muhasebe programımın klasörü.

bu programı yedeklemenin tek yolu (program tarafından tavsiye edilen yöntem de bu), klasörü olduğu gibi alıp başka yere kopyalamak.

ama biliyorsunuz windows 4 gb'lık tek dosyayı 10 dakikada kopyalıyorsa, toplam 4 gb'lık 28.000 dosyayı elli saatte kopyalıyor. benim her yedek almam eziyet oluyor. ben de klasörü rar'layıp tek dosya haline getirip, öyle kopyalıyorum başka medyalara. rar'larken winrar'da "depola" seçeneğini seçiyorum, daha az sıkıştırsın diye.

yedeğe hiç ihtiyaç duymadım şimdiye kadar. ama ihtiyaç duyup açtığımda rar'dan çıkardığım klasör yine eski halinde çıkar mı? yoksa o arada sıkışıp tekrar gevşeyince bir yerleri bozuluyor mudur?
kibritsuyu
(12.10.18)
bozulmaz


wishmaster
(12.10.18)
Rar dosyasinin kendisi bozulmadigi surece icindekilere bir sey olmaz


selam
(12.10.18)
gayet mantıklı hareket. ben olsam minimum sıkıştırma da yapardım o da hız olarak çok farketmiyor böylece boyutu da minimum olur sağa sola google drive, box, onedrive falan kopyalamam kolay olurdu.


ozdek
(12.10.18)
Bozulmaz. Ama rar.lamak yerine ziplemek daha doğru olabilir. Zıp uzantısı harici bir programa ihtiyaç duymadan açılır.


biseysorcaktim
(12.10.18)
alt klasörlerde ki dosyalar sürekli değişiyor mu? bir kere tam yedek alıp sonrasında tam yedekten sonra değişenleri alsan daha az dosya olur sanki


@sir: 925 klasör ve 28.000 dosya diyorum abi. her klasördeki her dosya değişiyor olabilir. bunu bilmem mümkün değil. o yüzden her sefer tam klasörü yedeklemeliyim.

@ozdek: minimum sıkıştırma diye bir seçenek bulamadım ama dediğim gibi sıkıştırma yöntemi diye "depola-en hızlı-hızlı-normal-iyi-en iyi" diye seçenekler var. ben "depola"yı seçiyorum. yani öbür uçtaki seçenek "en iyi" olduğuna göre bu da "sıkıştırma da işte sadece bir araya topla" gibi bir şey diye düşündüm. başka bir "minimum sıkıştırma" ayarı varsa bulamadım. olsa iyi olur. hatta hiç sıkıştırmasa da olur.


kibritsuyu
(12.10.18)
en hızlı minimum sıkıştırma olsa gerek.


inheritance
(12.10.18)
depola bile iş görür. en iyi ise maksimum sıkıştırarak yer sağlar.

depola veya en hızlı seçsen bile tek dosya olacağı için kopyalama süresi 1/10'a düşecektir.


Ben Cobian diye bir yedekleme yazılımı kullanıyorum her sabah yedide seçtiğimiz klasörleri yedekliyor rarlayip sifreliyor. Yedekleri 15 gün olacak şekilde saklıyorum. Tavsiye ederim


lifeframe
(12.10.18)
depola seçeneği hiç sıkıştırma yapmaz tahmin ettiğin gibi. sadece dosyaları olduğu gibi bir araya toplar. o yüzden en hızlısıdır.

gerçi sıkıştırma yapsan da bir şey olmaz dosyanın kendisi bozulmadığı sürece.

hatta rarlarken kurtarma kaydı ekle (add recovery record) seçeneğini seçersen dosyanın kendisi bozulsa bile kendi kendini tamir etme olanağı olur daha da güvenli olur.


rotten head
(12.10.18)
en hızlı minimum sıkıştırma yapar.
olay şu min. tavsiye ederken:
şimdi 1 gb misal dosya var. muhasebe falan genelde txt bazlıdır. kafadan %50 sıkışır. bazen %80 sıkıştığı olur. tabi firma kendisi sıkıştırma kullanmıyorsa.
%80 sıkıştığında kapladığı yer 200 mb olur. bunu saklamak ve sonradan tekrar açmak gerektiğinde falan işlem süren ilk sıkıştırmada harcadığından daha fazla tasarruf sağlar.
ben sonuçta bu tip verileri hdd yerine bulutta da saklıyorum o yüzden boyut önemli. buluttan indirmek de sürüyor malum. göndermek de dert oluyor 5 mbit upload ile.
sadece hdd'de saklama bu verileri. hdd'ler bozuluyor. murphy'e göre en ihtiyaç duyduğun anda bozuluyor hatta.


ozdek
(13.10.18)
alternatif bir yöntem önereyim, belki işinize yarar. Onedrive ya da Google drive gibi yedekleyiciler belirlediğiniz klasörleri sürekli senkron ediyorlar. Yani programınızı Onedrive in içine koyarsanız önce tümünü cloud a yedelkler ardından sadece değişenleri tespit ederek günceller.


biseysorcaktim
(13.10.18)
(1)

mükerrer dosya bulma programı

2 tb harddiskin içine dönem dönem kopyaladığım dosyaların içindeki mükerrer olan dosyaları bulup sileceğim bir program var mı?ama ismine göre değil de ne bileyim megabaytına göre falan aynı olduğuna kanaat getirecek. çünkü mesela filmi indirmişim, harddiske attıktan sonra adını değiştirmişim, dosya
2 tb harddiskin içine dönem dönem kopyaladığım dosyaların içindeki mükerrer olan dosyaları bulup sileceğim bir program var mı?

ama ismine göre değil de ne bileyim megabaytına göre falan aynı olduğuna kanaat getirecek. çünkü mesela filmi indirmişim, harddiske attıktan sonra adını değiştirmişim, dosya adının kıçındaki Web-DL 720p x264 AAC - BTRG kısmını silmişim mesela. ama bilgisayardaki hala eski haliyle kalmış, silmemişim onu da. daha sonra o klasörü yedeklemek için yine aynı harddiske atmışım, farklı klasörlerde mükerrer olmuş. bunları tespit edebilsin.
kibritsuyu
(10.10.18)
ccleaner uygulamasında duplicate file remove özelliği vardı.


maybe one day
(10.10.18)
(5)

çilingir bizim neyimize güveniyor?

hiç kapıda kalıp çilingir çağırmadım. şimdi düşününce aklıma geldi.kapıda kaldık ve çilingir çağırdık. çilingir bizim o evde oturduğumuza nasıl inanıyor da kapıyı açıyor? yani sokakta pijamayla kalmışken, ya da pijamayı da geç, bayaa işten geldim, anahtar yok. çilingire o evde oturduğumu nasıl kanıt
hiç kapıda kalıp çilingir çağırmadım. şimdi düşününce aklıma geldi.

kapıda kaldık ve çilingir çağırdık. çilingir bizim o evde oturduğumuza nasıl inanıyor da kapıyı açıyor? yani sokakta pijamayla kalmışken, ya da pijamayı da geç, bayaa işten geldim, anahtar yok. çilingire o evde oturduğumu nasıl kanıtlıyorum? cebimde tapuyla, kira kontratıyla gezmiyorum ki.

böyle bir yöntem yoksa çok saçma değil mi ya, elin hırsızı çilingirle gelip benim evim diye istediği kapıyı açtırır?

nasıl oluyor?
kibritsuyu
(09.10.18)
Aslında yasa gereği ispatlayıcı belge istemek zorunda, en azından muhtarlıktan bir belge ya da komşu şahitliği alması lazım yazılı olarak. Ama tabi işini kim doğru yapıyor ki?

Kaldı ki dediğiniz gibi hırsızlık yöntemleri de okumuştum önceden.


John Bloor
(09.10.18)
iki kere cagirdim, biri evde bana ait fotograf istedi yok dedim, o zaman eve ait bir detay verin dedi, buzdolabinin icindekileri saydim geldi bakti tamam dedi.

ikincisi daha kapiyi acarken komsuya denk geldi aa kapida mi kaldin falan diye muhabbet edince bir sey sormadi.


cairo
(09.10.18)
ben bir kere kapida kaldim, komsunun ziline basti, komsu taniyorum deyince acti.


cedex
(09.10.18)
Hırsız eve girerken kapının kilidini ve dilini kırdığı için ben geldiğimde içeri giremedim. Gidip çilingir buldum. İki çırağını verdi yanıma.
Eve geldik, kapıyı açtılar, bana hırsızın kapının kilidini nasıl kırdığını anlattılar, ücretlerini alıp işlerinin başına döndüler.
Ne kimlik sordular ne de başka bir komşu ile konuştular.
Gençlerin anlattığına göre bölgedeki hırsızlardan biri çilingirin eski çırağıymış. Kapıyı bir kaç dakikada açıp eve giriyormuş... filan falan.


ucanokuz
(09.10.18)
Bir keresinde kapıda kaldım, aradım anahtar kapının arkasında kaldı. Kapıyı açtı anahtarın kapının arkasında olup olmadığını kontrol ettikten sonra tam kapıyı açtı.


Fritz-X
(09.10.18)
(10)

Acı yemek ama tatlı tatlı çıkarmak

Mümkün müdür? Acı yemeyi çok seviyorum ama ertesi sabah işkence çekmek istemiyorum. Bunun bir yolu var mı?
Mümkün müdür? Acı yemeyi çok seviyorum ama ertesi sabah işkence çekmek istemiyorum. Bunun bir yolu var mı?
kibritsuyu
(07.10.18)
Convert edebilecek bi tesisat varsa neden olmasın


Delay Fuze
(07.10.18)
yedikten sonra kusabilirsin, ya da çiğne ama yutma; tükür.


washe
(07.10.18)
düzgün bir acı bulursan sıkıntı olmuyor.


sutlu nescafe
(07.10.18)
Talcid cignesen ise yarar mi acaba?


stavro
(07.10.18)
Var. Acıyla birlikte ya da hemen sonra yoğurt ye. Azaltır ama yok etmez.


dieis
(07.10.18)
bilimsel bir dayanagi var mi bilmiyorum ama sunu farkettim aci yedikten sonra ne kadar gec tuvalete gidersem o kadar kolay oluyor cikarmasi. o yuzden aci yemeden once tuvalete gidersen ertesi gunu muhtemelen pas gecersin, bir sonraki gune de birsey kalmaz kolayca cikar.


crucio
(07.10.18)
belki yediğin içtiğinin kalanı ile ilgilidir. benim hiç başıma gelmedi ondan böyle düşündüm. bir de acı derken pulbiber mi, acılı yemekler mi, turşu biber mi... bu da önemli, yani bunu yazarsan ben vermesem de net bir cevap gelebilir diye diyorum.


dafaiss
(07.10.18)
yok ya bir yolu yok kesinlikle allağın belası şeyin. hayır bi de çıkarmak olsa tek dert neyse, çıkmıyor ki meret bir anda komple. önce bir ağrı yapıyor karın bölgesinde kıvrandırıyor sonra 2-3 defa tuvalete götürtüyor falan da anca öyle. su, soda, yoğurt, ayran hiçbiri çare değil. yalnızzzzzzzzzzzz, bir şey fark ettim ki mesela bende pul biber kesinlikle çok daha fazla acı yapıyor. acı biber turşusu falan hiçbir şey yapmıyor neredeyse.


yediğim şey hiç fark etmiyor. dürümcüdeki acı turşu biber, acılı yemek, çiğ köfte, pul biber, kırmızı biber hepsi aynı. daha yiyip de ertesi gün acı çekmediğim acıyı bulamadım.

yoğurt falan da fayda etmiyor. işbu duyuruyu açmama neden olan şey zaten pazardan aldığım ve özenle kuruttuğum zehir gibi kırmızı biberlerden yaptığım "atom" isimli yoğurtlu meze. doğrudan yoğurda katıp yedim zaten, yok aynı.


kibritsuyu
(08.10.18)
defne tohumu ezin havanda üç tane suyla yutun.


for day to break
(08.10.18)
(4)

yeni yoğurdu süzme yoğurttan mayalasam?

arkadaşlar yoğurdumuzu kendim yapıyorum. kaliteli bi sütçümüz var, sütü de ondan alıyorum, kaynatıp yoğurt eyliyorum.şimdi son yaptığım yoğurt nefis oldu daş gibi. ama tabii kaşıkladıkça da sulandı. bana da meze için süzme yoğurt lazımdı, ben bu yoğurdun tamamını süzdüm, süzme yoğurt yaptım.şimdi ya
arkadaşlar yoğurdumuzu kendim yapıyorum. kaliteli bi sütçümüz var, sütü de ondan alıyorum, kaynatıp yoğurt eyliyorum.

şimdi son yaptığım yoğurt nefis oldu daş gibi. ama tabii kaşıkladıkça da sulandı. bana da meze için süzme yoğurt lazımdı, ben bu yoğurdun tamamını süzdüm, süzme yoğurt yaptım.

şimdi yarın yeni yoğurt yapacağım. bunu yaptığım süzmeden mayalasam olur mu, yoksa suyuyla birlikte maya bakterileri de lavabonun dibini boyladı mı? gidip marketten mayalık mı alayım?
kibritsuyu
(06.10.18)
Emin olmamak ile birlikte normal kullandığın maya miktarından daha çok kullansan sıkıntı olmaz sanki. Elindeki yoğurtta hala bakteri var belki sayısı azalmıştır.


John Bloor
(06.10.18)
olur olur aynısı oluyor


imnotsureabout
(06.10.18)
reflör ve muadillerinden de koyabilirsin içine


ben hastayim
(06.10.18)
Olur ben 10 yıldır öyle yapıyorum.


Tears of Devil
(06.10.18)
(19)

E harfini nasıl yazıyorsunuz?

büyük E harfini.çocuğa şimdi harf yazma çalışması ödevi vermişler. E harfinin yazılış şekli şöyle: http://seyitahmetuzun.com/wp-content/uploads/2017/09/e-harfi-yazma-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1.jpgönce yukarıdan aşağı dik çizgi. sonra E'nin üst çizgisi, orta çizgisi, alt çizgisi.e ama ben E'yi yap
büyük E harfini.

çocuğa şimdi harf yazma çalışması ödevi vermişler. E harfinin yazılış şekli şöyle: seyitahmetuzun.com

önce yukarıdan aşağı dik çizgi. sonra E'nin üst çizgisi, orta çizgisi, alt çizgisi.

e ama ben E'yi yaparken önce L yapar, sonra orta, sonra üst çizgisini çizerim.

yanlış mı yapıyoruz? 40 yaşından sonra değiştirecek halim yok da oğlanınki de yanlış geldi bana. okulda nasıl gösteriyorlarsa öyle yapsın di mi?

siz nasıl yapıyorsunuz?
kibritsuyu
(29.09.18)
ben böyle yapıyorum: sketchtoy.com


Delay Fuze
(29.09.18)
Dik çizgiden sonra yukarıdan aşağıya.


angelus
(29.09.18)
Böyle :
sketchtoy.com
Yukaridan aşağı dik çizgi /asagi/orta/üst yan çizgiler


Amaranta ursula
(29.09.18)
kolayına nasıl geliyorsa öyle yapsın. sonuçta iki türlü de E yapılıyor. sonuç E yapmak değil mi ? öğretmen özel olarak öyle yapmasını tembihlemediyse istediği gibi yapsın. önemli olan güzel bir E çizmek bence.


Neill
(29.09.18)
büyük L harfi.. üst çizgi.. orta çizgi..


strobist
(29.09.18)
@strobist +1

ayrıca çok hızlı yazarım ben. Bence benimki daha doğru hızlı yazmak açısından :)


sağ üstten başlayip sag alt noktaya kesintisiz çiziş. sonra sağdan sola orta çizgi.


tabudeviren
(29.09.18)
c yapıp ortadaki çiziği atıyorum
c dediysem köşeli c :P

sketchtoy.com


neira
(29.09.18)
L , orta çizgi, üst çizgi sırasıyla. üst çizgi biraz yay gibi.


ben linkteki gibi yapıyorum ama yukarıdaki örnekler daha doğru ve pratik bence de.


toprakbaba
(29.09.18)
Aynı linkteki gibi yapıyorum.


noluyo yaa
(29.09.18)
İlkokulda bize de öyle öğretmişlerdi. Önce dik, sonra üst çizgi idi. Nasıl ki ortaokulda öğretmenim yerine hocam demeye başladım, dik çizgili E yerine L ile başkayan E yaptım. Bir 6-7 yıldır daha da farklı yapıyorum; el kaldırmadan önce üst çizgi, sonra dk çizgi, sonra alt çigi, en son eli kaldırarak orta çizgi.


aychovsky
(29.09.18)
Dik çizgi sonrası en alt çizgi, orta çizgi ve en üst çizgi.


sketchtoy.com genellikle 1. Bazen 2. Gibi


nax
(29.09.18)
sketchtoy.com alt çigiye devam etmeyip yukarıdan tekrar aşağıya dönmek tam bir iş kaybı. Ama muhtemelen bize de zamanında yukardan başlatılan tarzda öğretmişlerdir.


glutamin
(29.09.18)
büyük L harfi.. üst çizgi.. orta çizgi.. +1


basond
(29.09.18)
Önce L sonra orta çizgi, en son üst çizgi yapıyorum. Kendi karakterine göre en uygununu seçsin bence çocuk, illa şöyle çizeceksin demek saçma geliyor bana.


the kene
(29.09.18)
(7)

Dairenin merkezini bulmak

Tamamen evdeki malzemeleri kullanarak, daire şeklindeki bir cismin merkezini nasıl bulabiliriz?Amaç, duvar saati yapmak için kadran olarak kullanacağım şeyi tam ortadan delebilmek.
Tamamen evdeki malzemeleri kullanarak, daire şeklindeki bir cismin merkezini nasıl bulabiliriz?

Amaç, duvar saati yapmak için kadran olarak kullanacağım şeyi tam ortadan delebilmek.
kibritsuyu
(26.09.18)
O şey herneyse bir kağıdin üzerine koy. Sonra kalemle çöz etrafını daire şeklinde.

Onu da makasla kes sonra.

İki kez ortadan Katla. Katlama cizgilerinin kesiştiği yer dairenin merkezi olur.


emfuzi
(26.09.18)
İki tane çap olacak şekilde iple farki yerlerden ölç (sağlama olması için daha sonra ipleri karşılaştır) sonra ipin birini ortadan ikiye katla.

Diğer ipin üzerine getir. İşte sana orta nokta


bir noktadan ip bağlayın. ipin diğer ucuna ufak bir ağırlık bağlayın. daireyi yere dik olacak şekilde kaldırın. ipi bağladığınız yer en üste gelsin.ipin geçtiği yeri çizin.

başka iki nokta için iki kez daha yapın.

üç çizginin kesiştiği yer size dairenin merkezini verecek.


babilbaligi
(26.09.18)
Eldeki daireyi yerde bir köşeye koyabilirsin. Duvarlara değdiği yerler çapa dik olur. Sonra duvarın köşesinden ilk teğete uzanacak kadar bir şeyi kitap gibi, bir ucunu duvardan kaldırmadan merkeze getirirsen,öteki teğete ulaştığında dairenin merkezi olacak orası.


senolll
(26.09.18)
cetvel varsa göz kararı merkeze koy. sıfır noktasını bozmadan ulaşabildiğin en uzun ölçüyü cetveli oynatarak bul. ondan sonra ortasını işaretle. ya da ilk bulduğuna çizgi çek sonra farklı bir noktadan aynı ölçüyü bulup yine çizgi çek. kesişme yeri tam ortası olur.


Daireyi kagidin uzerine koy. Etrafina kenarlardan teget gececek sekilde bir kare ciz. Sonra karenin icine iki kosegen ciz. Kosegenlerin kesistigi nokta dairenin merkezidir.


Dairenin herhangi bir yerine çevreyi kesecek şekilde düz bir çizgi çek. Bu çizginin daire içinde kalan kısmının tam ortasından çizgiye dik bir çizgi daha çek. Bu çap oluyor.

Bu anlattığımı iki farklı noktadan yaptığında dik çizgilerin yani çapların kesiştiği yer merkez.


(1)

duvar saati mekanizması

nereden bulurum? internette çeşit çeşit var ama yok yüksek torklu, yok uzun şaftlı, yok yelkovan boyu şu kadar.görerek almak istesek nereye bakıyoruz?şehir ankara.
nereden bulurum? internette çeşit çeşit var ama yok yüksek torklu, yok uzun şaftlı, yok yelkovan boyu şu kadar.

görerek almak istesek nereye bakıyoruz?

şehir ankara.
kibritsuyu
(26.09.18)
Saatçi yok mu?


emfuzi
(26.09.18)
(1)

çocuğa okulda aşı yapılacakmış

mesaj geldi, ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine çarşamba günü aşı yapılacaktır diye.lakin bizim doktor, "suriyelilerden dolayı bütün salgın hastalıklar geri geldi" diyerekten 1. sınıfta olması gereken aşıyı oğlan daha 4 yaşındayken (2016 yılında) yaptı, aşı kartında da yazıyor, tarihi, ne aşısı olduğ
mesaj geldi, ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine çarşamba günü aşı yapılacaktır diye.

lakin bizim doktor, "suriyelilerden dolayı bütün salgın hastalıklar geri geldi" diyerekten 1. sınıfta olması gereken aşıyı oğlan daha 4 yaşındayken (2016 yılında) yaptı, aşı kartında da yazıyor, tarihi, ne aşısı olduğu.

şimdi aynı aşıyı tekrar olmasına gerek var mı? aşı kartıyla gitsek okula, yapmasalar olmaz mı?

ya da yapsalar fazla mı olur bu sefer de?
kibritsuyu
(24.09.18)
aşı yaptırma. konuş öğretmeniyle yapmasınlar.


prasinos
(25.09.18)
(5)

tc kimlik kartı arkasındaki kodlama (ü harfi sorunsalı)

arkadaşlar, daha önce de dikkatimi çekmişti, yine fark ettim, sormak istedim.bugünbir kimlik geldi. adamın soyadı akyürek. kimliğin arkasında, alttaki kodlama yerine "AKYUEREK" yazıyor. kayınpederimin de adında ü harfi var, onda da "ue" yazıyor. pekala olabilir. yani "ü" harfini "ue" şeklinde kodl
arkadaşlar, daha önce de dikkatimi çekmişti, yine fark ettim, sormak istedim.

bugünbir kimlik geldi. adamın soyadı akyürek. kimliğin arkasında, alttaki kodlama yerine "AKYUEREK" yazıyor.

kayınpederimin de adında ü harfi var, onda da "ue" yazıyor. pekala olabilir. yani "ü" harfini "ue" şeklinde kodlamışlar, demek ki sistem öyle...

diyoruz ama ulan ama benim soyadımda da "ü" harfi var, benimkinde "ue" yazmıyor, sadece "u" yazmışlar. yani soyadımı normal türkçe karaktersiz şekilde yazmışlar.

niye?
kibritsuyu
(20.09.18)
hata yapmışlardır bence.


killerbee
(20.09.18)
Özel karakterler olmadan öyle yazılıyor. Ö harfi de OE olarak yazılıyor.


malheiros
(20.09.18)
Seninkinde hata var o zaman, senin ü yü ue seklinde yazmadilarsa. Duzeltme talep edilebilir bence.


kuehles blondes
(20.09.18)
Yeni kimlikler ilk basıldığı Zaman “ue” şeklindeydi, şimdi şimdi nokta kullanmadan basıyorlar. Ü yerine direkt u kullanılıyor. İkisi de doğru yani.


irene
(20.09.18)
sistemlerde "encoding" problemi olmamasi icin ozel karakterlere uluslararasi kabul edilen bir yazim sekli, ü icin ue, ö icn oe, ş icin sch kullanlir. ornegin "mesut özil" bircok yerde "mesut oezil" olarak gecer www.dw.com

bazi derde u bazi yerde ue olarak gecmesinin sebebi de geleneksel olarak bizim firmalarin bir isi once standart ve "convention" belirleme asamalarinda bunu iyice dusunmeden yapmalari. o nedenle belli bir standart takip edilmedigi icin her yerde herkesin kafasina gore farkli sonuc cikmasi.


emrahday
(21.09.18)
(7)

margarin yerine tereyağı (1/1)

aşağıdaki margarin sorusunu görünce aklıma geldi.günümüzde neredeyse hiçbirimiz margarin kullanmıyoruz. ama biliyorsunuz ki bundan 10-20 yıl önce herkes margarin kullanırdı. sana yağı evimizden, becel soframızdan eksik olmazdı.rahmetli anacığımın tarif defterinde de zamanında çok severek yediğim pas
aşağıdaki margarin sorusunu görünce aklıma geldi.

günümüzde neredeyse hiçbirimiz margarin kullanmıyoruz. ama biliyorsunuz ki bundan 10-20 yıl önce herkes margarin kullanırdı. sana yağı evimizden, becel soframızdan eksik olmazdı.

rahmetli anacığımın tarif defterinde de zamanında çok severek yediğim pastanın, kekin, tatlının, poğaçanın tarifi var, hepsinde de zamanının şartlarına göre sana yağı yazıyor.

şimdi ben burada yazan sana yağı kadar tereyağı koysam aynısı olur mu? yoksa farklı ölçüde mi olmalı?

ya da amaan boşver, sana yağı mı koyayım gitsin?
kibritsuyu
(19.09.18)
bizim eve margarin asla girmez.
ama eşim ayda yılda bir poğaça yaptığı zamanm margarini basıp geçiyor.


teritori
(19.09.18)
bizim eve de asla margarin girmez, has tereyağ bulunur, sızdırılır(uzun süre dayanması için) ve istenilen her yemeğe, keke, popaçaya

kısaca margarinin konduğu her şeye konur.

marketten alacağın normal sana margarin ambalajındaki tereyağ olarak satılan şeylerde tereyağı değil. onlar da margarin.

bu sefer yüzde 25 az koy, duruma bak.


killerbee
(19.09.18)
Sadece poğaça ve kremalı pasta için margarin kullanırım onun dışında hiçbi şeyde kullanmıyorum. Onlar da zaten her gün yaptığım şeyler değil. Kek için de yarım bardak zeytinyağı veya ayçiçek yağı kullanırım.


mslny
(19.09.18)
annem diyor ki; bizim zamanımızda margarin çok güzeldi şimdi bozdular ne yaptılarsa diyor.


for day to break
(19.09.18)
Bizim eve o margarinler zamanında koliyle gelirdi :(

Rahmetli annemin tarifleri de öyle. Bunlar yarım tereyağı yarım zeytinyağı ölçeğiyle güzel sonuç veriyor. Anneminki gibi olmuyor ama bunun sebebinin yağ olduğunu sanmıyorum :(


SiyamkedisiZorro
(19.09.18)
poğaçada tereyağı olmayabilir, yumuşatır gevrek olmaz, ancak onun dışında hemen her tarifte (kurabiye, pasta vs.) tereyağı kullanabilirsiniz.


giovanne
(19.09.18)
Okuduğum son araştırmalarda ''prensip olarak bitkisel yağdan yapılmış margarinler tereyağından daha sağlıklı'' ifadesi var.

Almanya'da marketlerdeki margarinlerle tereyağları karşılaştırıldı, her sene binlerce ürünü test eden objektif bir vakıf tarafından. Karşılaştırılan ürünler arasında, organik tereyağlar da var bu arada.

Stiftung Warentest diyor ki: ''Margarinlerdeki düşük doymuş yağ oranları, birçoğunun omega-3 omega-6 omega-3 yağ asitleri oranları, tereyağdakine göre uygun bir oranlara sahiptir. Özellikle bol miktarda kolza, ayçiçeği ya da keten tohumu içeren margarinler daha ikna edici.''
Sayfayı ingilizceye çevirirseniz, anlaşılırlığını yitirmiyor: utopia.de

Margarinde içerik önemli kısacası. İçeriğine bak, kafana yatıyorsa koy gitsin.

Salt margarin düşmanlığı, daha büyük bir karteli, süt endüstrisini destekliyor. Gidip margarin ısıralım demiyorum. Zaten ''yağ''ı sevmiyorum. Ama karşılaştırmaların insafsızlığının da farkındayım.


buf-e kür
(19.09.18)
(1)

kırmızı acı biber kaç günde kurur

kendisi şu arkadaş: http://4.bp.blogspot.com/-My1g8vVJCyQ/U1OsmNkw09I/AAAAAAAACkk/Hg5TfKJ6rlQ/s1600/aci+biber.gifamacım kuru biber kavurması yapmak, öğütüp pul biber yapmak, yoğurtlu atom mezesi vs. yapmak.bir kısmını fırında, fanı açık şekilde 75 derece sıcaklıkta tel ızgaraya koydum, 5 saatte kuru
kendisi şu arkadaş: 4.bp.blogspot.com

amacım kuru biber kavurması yapmak, öğütüp pul biber yapmak, yoğurtlu atom mezesi vs. yapmak.

bir kısmını fırında, fanı açık şekilde 75 derece sıcaklıkta tel ızgaraya koydum, 5 saatte kurudu. ama fırına da yazık, elektriğe de yazık. güneşte oluyorsa güneşte kurusun.

ipe dizdim sürekli güneş gören yere astım balkona. kaç günde kurur bu?
kibritsuyu
(17.09.18)
Uzunlamasına ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkartınca temmuz güneşinde 3-4 günde kuruyor (izmir), eylülde güneş görme süresi ve geliş açısı dikliği azaldığı için hiç kurutamıyorum ama. Sürekli güneş alan yerde bir hafta 10 gün fln sürer eylülde diye tahmin ediyorum. En kötü ihtimalle fırından da destek alırsın.


pati
(17.09.18)
(11)

bu içilir mi? (etil alkol)

rakı yapmak üzere eczaneden aldım. eczacıya göre acı katılmamış ve tarımsal kökenli (tahıldan üretilmiş) olduğu için içilebilir.siz ne dersiniz? içilebilir cinsinden mi bu? zehirlenip kör olmayalım.
rakı yapmak üzere eczaneden aldım. eczacıya göre acı katılmamış ve tarımsal kökenli (tahıldan üretilmiş) olduğu için içilebilir.

siz ne dersiniz? içilebilir cinsinden mi bu? zehirlenip kör olmayalım.
kibritsuyu
(16.09.18)
seyreltmeden içme, ya da daha basitçe yazayım bu doğrudan içilebilir bir şey değil. yazmaya üşeniyorum internette türlü türlü etil alkolden nasıl rakı yapılır tarifi var. denedim güzel oluyor.


dafaiss
(16.09.18)
etil alkol içilir ama önce damıtılması lazım. öyle meyve suyuyla karıştırıp votka gibi içersen ciğeri mideyi vs. eline alırsın hatta komaya girebilirsin.


sir gawain
(16.09.18)
abi elbette bidondan doldurup doldurup içmiycez. dedim ya soruda, rakı yapmak niyet. 1'e 1,2 oranında su ile seyreltip %45 yapıyoruz zaten.

güzel ve denenmiş (yapması değil içmesi denenmiş) tarifimiz var da, alkol bire bir aynı alkol değil. yapan kişininki yerli üretimdi (antalya organize sanayi), bu ithal. onda şeker pancarı melasından üretilmiştir yazıyordu, bunda tahıl. onda c2h5oh diye formül yazıyordu, bunda yok. o açıdan soruyorum, içilemeyen cinsinden almış olmayalım?


kibritsuyu
(16.09.18)
Açıkçası bu konuda bilgilenmiş değilim fakat, en son bu evde içki yapımı olayları patladığında hükümet etil alköl satımı konusunda belli yasalar getirmişti, bunlardan biri de satılan etil alkolün insan vücuduna zararlı olan bir kimyasal içerme zorunluluğu olmasıydı.

Eğer yanılıyorsam -ki umarım yanılıyorumdur- o zaman sıkıntı olmaz, eğer yanılmıyorsam, o zaman kullanmamanızda fayda var.


mirafiori
(16.09.18)
@mirafiori'nin bahsettiği olay yanlış hatırlamıyorsam insan vücuduna zarar verecek kimyasal değil de tadını içilemeyecek kadar acı yapan bir kimyasaldı. eğer ondan içeriyorsa sanırım yine ölmezsin ama tadından içilmez.


der meister
(16.09.18)
en iyisi baştan yarı yarıya suyla seyrelt bi bardağın içine tadına bak.

hakkaten acılaştırıcı madde konulduysa kesinlikle içemezsin.

birde aktif karbon ile süzüyolar bu tür alkolleri bir kaç defa, tadını oldukça iyileştiriyormuş.


killerbee
(16.09.18)
acı madde yok abi ondan eminim. özellikle acı madde olmayanından aradım buldum.

sormak istediğimi anlatamadım sanırım. bakınız şu da etil alkol: tinyurl.com

ama diyor ki açıklamasında, "tarımsal kökenli değildir, gıda, akaryakıt, hede hödöde kullanılmaz". yani bu da etil alkol, bunda da acı madde yok ama İÇİLMİYOR.

şimdi ben size eczaneden aldığımın etiketini koyuyorum. bu içilmeyen cinsten mi yoksa içilenden mi, bir yerinden anlaşılıyorsa anlayan kişi bakıp söyleyebilir mi, onu soruyorum.


kibritsuyu
(16.09.18)
eksisozluk.com


Lim5
(16.09.18)
Acılaştırıcı madde olayından sonra hiç almadım ama öncesinde aldıklarımın etiketinde "muhtelif gıdaların yapımında kullanılır" gibi bir şey yazıyordu. Eczacı bir teyzemiz eczaneden tıbbi kullanım amaçlı alkol alıp likör yapıyor, seninkinden olabilir.

Acılaştırıcı maddeyi aktif karbonla tutamıyorsun bildiğim kadarıyla.


pati
(17.09.18)
aktif karbon acılaştırıcı madde için değil, tadını biraz daha yumuşatmak için kullanılıyor.


killerbee
(17.09.18)
Îçilir. Daha geçen hafta eczacı arkadaşımdan aldığım etil alkolle rakı yaptım. Güzel de oldu.

Metil alkol zehirli. Etil alkolde sıkıntı yok.


old possum
(17.09.18)
(2)

internet seçen bilgisayar

yav anlamadım bu durumu bir türlü. ofiste wifi var. bilgisayarım da, telefonum da aynı wifi'ye bağlanıyor.telefonda sorun yok, mis gibi bağlanıyor. ama bilgisayar bir türlü bağlanamıyor. internet gidiyor, geliyor, tekrar gidiyor, gelince bağlanmıyor, bi sarı ünlem çıkıyor, bi düzeliyor ama bağlanmıy
yav anlamadım bu durumu bir türlü. ofiste wifi var. bilgisayarım da, telefonum da aynı wifi'ye bağlanıyor.

telefonda sorun yok, mis gibi bağlanıyor. ama bilgisayar bir türlü bağlanamıyor. internet gidiyor, geliyor, tekrar gidiyor, gelince bağlanmıyor, bi sarı ünlem çıkıyor, bi düzeliyor ama bağlanmıyor. modemi kapatıp açıyorum, bilgisayarı kapatıp açıyorum, yok bilgisayar bir türlü verimli bağlanmıyor. ama telefon bağlanıyor sıkıntı yok.

bilgisayarın wifi kartında mı problem var acaba diyorum, telefondan internet paylaşıp bilgisayarla ona bağlanıyorum wifi'den, aaa ona bağlanıyor, telefon üstünden çatır çatır kullanılıyor. demek ki bilgisayarın wifi kartı da sağlam.

e peki telefon bağlandığına göre ofisin wifi'si sağlam. bilgisayar bağlandığına göre bilgisayarın kartı da sağlam. bu amk bilgisayarı niye doğru düzgün bağlanmıyor bu ofisteki wifi'ye?
kibritsuyu
(28.08.18)
VPN ya da DNS ayarlıysa ona izin vermiyordur belki WiFi ağı.


cakabo
(28.08.18)
internetten wifi driver'ınızın son sürümünü bulun. halihazırda yüklü olanı kaldırıp bunu yükleyin.


winston
(28.08.18)
(3)

video kesme programı

google yerine buradan fikir almak daha mantıklı geldi.araç kamerasının 10'ar dakikalık çektiği videolar var. ben bu videodan 5-10 saniyelik bir kısmını kesmek istiyorum (makas atan bit yavrusunu videosuyla birlikte şikayet edeceğim).kapsamlı video editleme programlarıne ihtiyacım yok. basit, çok yer
google yerine buradan fikir almak daha mantıklı geldi.

araç kamerasının 10'ar dakikalık çektiği videolar var. ben bu videodan 5-10 saniyelik bir kısmını kesmek istiyorum (makas atan bit yavrusunu videosuyla birlikte şikayet edeceğim).

kapsamlı video editleme programlarıne ihtiyacım yok. basit, çok yer kaplamayan, sadece şu saniyeyle şu saniye arasını kes, ayrı kaydet diyebileceğim bir program önerebilir misiniz?

android telefon bile ek uygulama gerektirmeden yapıyor ama ben bilgisayarda yapacağım. windows 7 kullanıyorum. en basit haliyle nasıl yaparım?
kibritsuyu
(24.08.18)
çok uğraştım, bunu yükleyemedim. zaten yüklü diyor ama yüklü falan değil.

başka öneri?


kibritsuyu
(24.08.18)
(12)

odun ateşinde çay, kömür ateşinde yemek, kumda kahve vs.

başlıktaki gibi sunumları hep görüyorum. odun ateşinde çay, kumda kahve gibi.ateşin doğrudan yiyecekle temas ettiği mangal, barbekü gibi pişirme yöntemlerini hariç tutuyorum. peki yiyeceğin veya içeceğin tencere, çaydanlık, cezve gibi ateşle doğrudan temasının olmadığı durumlarda altta yanan ateşin
başlıktaki gibi sunumları hep görüyorum. odun ateşinde çay, kumda kahve gibi.

ateşin doğrudan yiyecekle temas ettiği mangal, barbekü gibi pişirme yöntemlerini hariç tutuyorum. peki yiyeceğin veya içeceğin tencere, çaydanlık, cezve gibi ateşle doğrudan temasının olmadığı durumlarda altta yanan ateşin odun, kömür, doğalgaz, tüpgaz vs. olması neyi değiştiriyor? yani tüpgazda çay ile odun ateşinde çayın ne farkı olabilir ki? çayın gördüğü sadece ısı. barbekü gibi isiyle dumanıyla teması yok ki, arada çaydanlık var. nasıl değiştiriyor çayın tadını? tamamen pazarlama mı bu?

kumda kahve de öyle. arada cezve varken kahveye ne ki alttaki ısı kumdan mı geliyor, kömürden mi geliyor, tüpten mi geliyor?
kibritsuyu
(23.07.18)
kumda kahve için şunu biliyorum: kahve ne kadar yavaş pişerse o kadar iyi olur, kumda sıcaklığı azalttığı için daha yavaş pişiyor ve daha lezzetli oluyor.


mezarkabul
(23.07.18)
Hicbir sey. Fetis resmen.


valla ben kumdaki kahveyle ocakta pişmiş türk kahveysini lezzet olarak ayırt edemiyorum
hoş sorun bende olabilir


superb
(23.07.18)
közde kahveyi hakikaten közde yaparsanız farkını anlarsınız. istanbul'da yapılan şey, kaynar suyu döküp közün üstüne koymak. o sebeple de fark anlaşılmıyor ancak yavaş yavaş pişen türk kahvesinin tadı apayrı. o kömürümsü tad da üstüne sinince tadından içilmez oluyor :))

odun ateşinin ısıl değeri daha yüksek yani Q=M*C*Delta(t) dersek Q değeri arttığı için yüksek sıcaklıkta kalma süresi artıyor. o sebeple de çayın tadı daha iyi oluyor.


hosein
(23.07.18)
meşe ateşinde semaver çayının tadı çok fark ediyor. gerisini bilmiyorum.


babilbaligi
(23.07.18)
odun ateşinde pide de her zaman daha güzel oluyor. gerisini bilmiyorum.


Bence sıcaklık farkıyla ve ısı iletiminin hızıyla alakalı bir şey bu. Odun ateşinde semaverde içilen çay her zaman çok lezzetli gelmiştir bana.


sef Mehmet Gurs turk kahvesini kisik ateste uzun surede pisirmenin yanlis oldugunu soyluyordu.


jimicik
(23.07.18)
Kumda kahveyi bilemiyorum fakat közde kahvenin tadında ciddi fark var, uzun sürüyor fakat sonuç nefis. Onun dışında Tandırda pişen ekmek ve yemek daha güzel oluyor, bunun için özellikle gidip para vermem tabii.


mslny
(23.07.18)
arkadaşlar tandırda pişen ekmekte, odun fırınında pişen pidede ateş ile yiyeceğin doğrudan teması var. odun ateşi, pideyi koyduğun aynı fırının bir köşesinde yanıyor. odunun isini, dumanını alırsın. tandır da öyle. kuyuda yakıyon ateşi, duvarına da ekmeği yapıştırıyon. o alttaki ateşle ekmek doğrudan temasta. bahsettim soruda, onlar ayrı.


kibritsuyu
(27.08.18)
odunun külü çayın içine girince millet isin tadını seviyor. az miktarda illaki giriyor.

erzurum'da semaver çayı meşurdur, yıllarca yaptık olayı bu.

aynısı diğer gıdalar için de geçerli.


ya ben lan neyse
(27.08.18)
tam sorunun cevabi degil ama tatilde toprak cezvede pisirilmis kahve ictim. cok bariz fark vardi tadinda. hatta biz de aldik o cezvelerden. kumda, komurde daha farkli olur mu bilmiyorum ama evdeki normal gazli ocakta gayet leziz oluyor. pisme suresi bakir vs. cevzelerden daha uzun.


jimicik
(27.08.18)
(6)

kullandığımız sudaki mantık hatası

efem şimdi sözlükte "yazarların israfına en hassas oldukları şey" başlığını okuyordum da. birçok kişi "su" demiş. "boşa akıtılan suya yazık" demişler. hatta aynı entry içinde "lavaboya dökülen ve temiz suyu kirleten atık yağlar" da demişler.burada bir mantık hatası yok mu? lavaboya dökülen atık yağl
efem şimdi sözlükte "yazarların israfına en hassas oldukları şey" başlığını okuyordum da. birçok kişi "su" demiş. "boşa akıtılan suya yazık" demişler. hatta aynı entry içinde "lavaboya dökülen ve temiz suyu kirleten atık yağlar" da demişler.

burada bir mantık hatası yok mu? lavaboya dökülen atık yağlar bilmemkaçbin litre temiz suyu kirletiyor. e yani lavabonun deliğinden giden şey temiz suya karışıyor. mutabık mıyız?

peki boşa akıtılan su niye israf oluyor o zaman? atık yağ temiz suya gidip kirletiyorsa, aynı delikten boşa akıtılarak giden (mesela diş fırçalarken kapatılmayan musluktan akan) temiz su da yine temiz suya karışıyor o zaman, israf olmaması lazım?

delikten yağ gidince temiz suya karışıp kirletiyor, ama aynı delikten temiz su gidince israf?

anlamadım ben.
kibritsuyu
(17.07.18)
Eve gelen su içme suyu. Birçok fiziksel aşamadan geçip o kaliteye geliyor. Bu su lavabodan çıkıp atık su kanalına karıştığı anda içme suyu özelliğini kaybediyor. O suyun tekrar aynı kaliteye ulaşabilmesi için aynı işlemlerden tekrar geçmesi gerekiyor. Bu da hiç kullanılmamış bir ürünü direkt çöpe atmaya benziyor. Bu da bir israf bana göre.


dissendium
(17.07.18)
suyun akıp geçtiği boruların, tesisatım, aktığı yerlerin temiz olduğunu mu düşünüyorsunuz?


tabirimekruh
(17.07.18)
yani israf edilen sadece temiz suyun içilebilir aşamaya gelmesi için harcanan emek ve maliyet. suyun kendisi israf olmuyor. doğru mu anladım?


kibritsuyu
(17.07.18)
İçme suyu için konuşursak, asıl israf emek kaybı ve maliyet nedeniyle oluşuyor. Ama "suyun kendisi israf olmuyor" demek de zor. Su akıp gittikten sonra o suyu geri döndürme şansı çok azalıyor. Çünkü tatlı suların deniz sularına karışması söz konusu olabiliyor. Kuraklık gibi durumlar da düşünülürse, suya tekrar ulaşılamadığı için zaman zaman suyun kendisi de israf olmuş oluyor.


dissendium
(17.07.18)
Bence su israfı: kıt su kaynaklarının faydalanılmadan boşa gitmesi.


naksidil
(17.07.18)
şu bir gerçek dünya'daki su dünya'da kalıyor, buradaki israf konusu ise bulunduğumuz coğrafya gereği yarı çöl durumda kalmamız ve her an susuzluk tehlikesi ile baş başa olabilme ihtimali, onun için her an aylarca yağmur yağmayacak durumda dahi yetecek suyumuz olacak şekilde davranmamız gerekiyor;

senin boşa akıttığın su su olarak kalır ama Türkiye'de mi kalır, madakaskar'a yağmur olarak mı düşer bilinmez.


(4)

nah emojisi

böyle bir şey var mı ya, whatsapp'ta kullanabileceğim?edit: orta parmak hareketi değil, bildiğin nah.
böyle bir şey var mı ya, whatsapp'ta kullanabileceğim?

edit: orta parmak hareketi değil, bildiğin nah.
kibritsuyu
(06.07.18)
ben ara guler'in resmini gonderiyorum.


yok bildigim kadariyla, anlami turkiye'ye mahsus bir sey zaten. eskinden (o))) kullanirdik.


robokot
(06.07.18)
evrensel bir işaret olmadığı için emojisi yok.


(o))) böyle bir şey yapılabilir


Coyote
(06.07.18)
(1)

whatsapp

1. whatsapp üzerinden bana bir telefon numarası gönderildi. ama sırf numara değil. hani kartvizit şeklinde oluyor ya, öyle. altında "mesaj at/ekle" diye buton var. lan oğlum mesaj atmak veya eklemek istemiyorum, sadece aramak istiyorum bunu. üstüne tıklayınca da whatsapp üzerinden arıyor. yok mu yah
1. whatsapp üzerinden bana bir telefon numarası gönderildi. ama sırf numara değil. hani kartvizit şeklinde oluyor ya, öyle. altında "mesaj at/ekle" diye buton var. lan oğlum mesaj atmak veya eklemek istemiyorum, sadece aramak istiyorum bunu. üstüne tıklayınca da whatsapp üzerinden arıyor. yok mu yahu koca programda kartvizit şeklinde gönderilen numarayı normal hat üzerinden arayabilmek? illa rehbere ekleyip oradan mı ariycaz? yani abuk subuk özellik ekleyip duracaklarına gönderilen numarayı arayabilmeyi eklemek zor muymuş, ben mi beceremiyorum?

2. yine ekli olmayan bir numara. hayatım boyunca bir kere daha lazım olmayacak bir matbaacı, mükellefin bilmemnesinin fotoğrafını çekip atmamı istiyor. ben bu herifi rehbere eklemeden doğrudan numaraya whatsapp atamıyor muyum? sohbet açamıyor muyum eklemeden?

ne salak programmış ya. en temel özelliklere cevap veremiyor. hayatımda bir daha lazım olmayacak adamları niye rehbere ekliyorum lan ben?
kibritsuyu
(29.06.18)
ekleme menusune girin orada basili tutup kopyalayin ama kaydetmeyyin arama ekranina yapistirin arayin

ekli olmadan mesaj atilmiyor maalesef


eipcack
(29.06.18)
(2)

irmik helvası tarifi

bugün annemin ölüm yıldönümü. bi helva kavurayım dedim. ama abicim şu dünyadaki tarifi bunun kadar birbirinden farklı olan başka bir şey yok galiba.tatava yapma sorunu sor diyenler için soru son paragrafta, doğrudan oraya atlayabilirsiniz.annemin tarifi elimde. çok güzel olurdu, öyle yapayım diyorum
bugün annemin ölüm yıldönümü. bi helva kavurayım dedim. ama abicim şu dünyadaki tarifi bunun kadar birbirinden farklı olan başka bir şey yok galiba.

tatava yapma sorunu sor diyenler için soru son paragrafta, doğrudan oraya atlayabilirsiniz.

annemin tarifi elimde. çok güzel olurdu, öyle yapayım diyorum ama yemek sitelerinde ayrı, sözlükte ayrı, "püf noktası şu, şöyle yapmazsan olmaz" diye birbirine zıt elli çeşit şey yazıyor.

benim tarifim, yani annemin tarifi. ölçüler birebir. 1 ölçek irmik, 1 ölçek şeker, 1 ölçek su. sütlü istiyorsan yarım su, yarım süt.

kimi tarifte şeker fazla, kimi tarifte şeker az. kimi tarifte şekerle su şerbet ediliyor, kiminde ayrı konuyor. kiminde kaynatıp hızlıca irmiğe ekleniyor, kiminde soğukken yavaş yavaş ekleniyor. benzer bile değil, birbirine acaip zıt tarifler bunlar. tek ortak noktası, başta irmiği kavurmak.

evet var mı güzel tarifi olan? helva istiyorum. öyle borcama yayılıp bıçakla kesilen tatlı falan değil. çok pilav gibi tane tane olmasın, ama lök gibi lapa da olmasın.
kibritsuyu
(12.06.18)
Allah rahmet eylesin.

www.google.com.tr

Burdaki tariften yapıyorum ben hep.


mavibalık
(12.06.18)
Allah rahmet eylesin kibritcim :(


twelfth
(12.06.18)
(2)

video küçültmek

telefonla çektiğim 4 dakikalık, 400 mb boyundaki 1080p videoyu, whatsapp'la gönderebilmek için nasıl küçültebilirim? whatsapp sadece 64 mb video göndermeme izin veriyor.başını sonunu kesemem. kaliteden ödün vererek küçültmek istiyorum. ama bunu yaparken de eğer mümkünse video converter tarzı bir pro
telefonla çektiğim 4 dakikalık, 400 mb boyundaki 1080p videoyu, whatsapp'la gönderebilmek için nasıl küçültebilirim? whatsapp sadece 64 mb video göndermeme izin veriyor.

başını sonunu kesemem. kaliteden ödün vererek küçültmek istiyorum. ama bunu yaparken de eğer mümkünse video converter tarzı bir program yüklemek istemiyorum. hani varsa windows'un (windows 7) içinde bunu yapabilecek bir program. yada halihazırda yüklü olan media player classic ve vlc isimli oynatıcıların böyle bir convert özelliği varsa.

hiçbiri yoksa kurabileceğim veya online halledebileceğim minimal bir program?

haa ya da videoyu telefona (samsung galaxy note 5, root'suz android son güncel sürüm) atıp oradan yapabileceğim bir program da olur.
kibritsuyu
(04.06.18)
adobe media encoder ile yapabilirsin onu ama ne minimal, ne kolay kullanılan.


Photographer
(04.06.18)
Reis gonder halladerim.


(3)

ahşap doğramalara ne yapılır?

pimapen yapılır demeyin, kiracıyım, şu sıralar öyle bir gündem yok.bina 2003 yapımı. doğramalar ahşap. bugüne kadar da herhangi bir bakıp yapılmamış görünüyor.normal, insan gibi yağmır yağarsa problem yok. soğuk da üfürmüyor pek. pencere kanatlarında fitiller var, onlar da iş görüyor.ama ankara'da b
pimapen yapılır demeyin, kiracıyım, şu sıralar öyle bir gündem yok.

bina 2003 yapımı. doğramalar ahşap. bugüne kadar da herhangi bir bakıp yapılmamış görünüyor.

normal, insan gibi yağmır yağarsa problem yok. soğuk da üfürmüyor pek. pencere kanatlarında fitiller var, onlar da iş görüyor.

ama ankara'da birkaç gündür yağan hayvan ötesi muson yağmurlarında su alıyor. pencere kanadından değil, açılmayan çerçeveden alıyor. silikonlayayım desem neresini silikon yapayım?

kendi başıma ne yapabilirim, ne yapılabilir? yada hangi usta ilgilenir bununla?
kibritsuyu
(28.05.18)
biz de daha iki sene önce değiştirdik. ondan önce ahşap doğrama idi. fitiller işe yaramıyor çünkü çerçeve ile duvar arası açıklıktan üflüyor soğuk. silikonu kuru bir havada dışarıdan yaparsanız iyi olur en azından çirkin durmaz. ama katta oturuyorsanız dışarıdan uygulamak zor.

o nedenle içeriden alçı/sıva üzeri boya ile olayı çözebilirsiniz en iyi.


kablelvuku
(28.05.18)
Sabit duran cam ile ahşabın her birleşim yerine silikon çekin, zaten açılan kanattan su almıyor demişsiniz.

Camın ahşapa oturan kısımları, ahşabın duvara oturan kısımlarına silik çekin. Kanatta da rüzgar su vs problemi varsa kendinden yapışkanlı fitil kullanabilirsiniz.


John Bloor
(28.05.18)
(8)

silahların menzil/güç üzerindeki etkisi

anlamadığım bir husus var. birbirinden farklı tabancaların (veya tüfeklerin) özellikleri anlatılırken işte etkili menzili şu kadar, tahribat gücü bu kadar falan. "ooo magnum 435xzy bununla bir fili bile öldürebilirsin dostum".abi tabanca dediğin basit bir mekanizma değil mi, merminin götündeki barut
anlamadığım bir husus var. birbirinden farklı tabancaların (veya tüfeklerin) özellikleri anlatılırken işte etkili menzili şu kadar, tahribat gücü bu kadar falan. "ooo magnum 435xzy bununla bir fili bile öldürebilirsin dostum".

abi tabanca dediğin basit bir mekanizma değil mi, merminin götündeki baruta vurup patlatıyor, merminin ucundaki çekirdek de fırlıyor. menzildir, tahrip gücüdür falan bunlar merminin numarası değil mi? osuruktan bi tabancayla, fili öldüren magnum 32432xz farklı ne yapıyor ki biri osurukken biri fili öldürüyor? ikisinin de tek fonksiyonu merminin götüne vurup patlatmak değil mi? asıl işi mermi yapmıyor mu burada?

ha belki namlusundaki yiv ve setler olabilir ama o da osuruktan bir tabancayı fil öldürecek hale getirmez herhalde.

neyi gözümden kaçırıyorum?

(elbette ki şarjörün aldığı mermi sayısı, seri atış hızı, vs gibi tabancasal tüfeksel özelliklerde birbirlerine göre üstünlükleri vardır da atış menzili ve gücü açısından ne fark yaratıyor onu anlamadım).
kibritsuyu
(17.05.18)
Kalibre ile alakali olsa gerek. Yani silahin namlusunun eni.

Daha buyuk kalibre = daha buyuk mermi = daha cok barut = daha yuksek hiz = daha cok mesafe / tesir

Daha uzun namlu da bunlari arttirmaya yariyor olsa gerek, namlunun icindeki basinc daha gec disari cikip etkisini yitirdigi icin.

Mantik yurutmeye calistim, yoksa bildigimden degil.


common of demons
(17.05.18)
Namlunun uzunluğu merminin hızı için çok önemli. Kısa olursa gazın itme gücünün çoğu kullanılamadan mermi namludan çıkar. Uzun olunca da hem silah kullanışsız oluyor hem de verim düşmeye başlıyor. Bunun dışında yivli vs olması merminin kendi etrafında dönüşünü, isabeti ve çıkış yarasını etkiler.


cleric
(17.05.18)
upload.wikimedia.org

9 mm ile 50ae

herşeyi açıklamıyor mu sence?

daha çok barut, daha çok patlama, daha yüksek hız, daha büyük çekirdek, daha büyük tahribat.

bunun dışında çekirdeğin tipi
i.pinimg.com

bunlar da hıza etki ettiği gibi, tesir oranını da arttırıyor.

nebula.wsimg.com

bazı mermiler içerde parçalara ayrılıp çok tahribat yapar, sağ kalsan bile bu çekirdke parçalarını çıkarmak, daha çok tahribat vereceği için çıkarılamaz.

fil için bunu üretti adamlar, şaka gibi

vignette.wikia.nocookie.net


Photographer
(17.05.18)
@photographer Soruyu soran aynı mermiyi iki farklı silah atsa ne farkediyor diye sormuş diye düşündüm ben.


cleric
(17.05.18)
Ben de "aynı mermi farklı silahta nasıl farklı sonuç doğurabilir" anladım soruyu.

Eğer doğru anladıysak namlu uzunluğu, yiv set sayısı ve kalitesi, tabancanın gaz kaçırma toleransı, revolver (toplu) ya da şarjörlü olup olmaması hesapları etkiliyor.

Ha tabi hiç bir tabanca ile bir fili öldüremezsin, ayıyı da hatta domuzu da öldüremezsin. Tabanca lan bu insanı zor öldürüyor :)


John Bloor
(17.05.18)
Sadece mermi degil, namlu uzunlugu, yivleri vs. de etkili ornegin. Bunu sen de soylemissin zaten gerci.
Ama dedigin gibi asil olay mermide bitiyor. Mesela ayni silahla farli mermiler kullanarak bambaska tahribat gucu yaratabiliyorsun.
Zirh delici mermi en iyi ornek, burada is mermi teknolojisinde bitiyor mesela. Disinda yumusak kabuk var merminin, zirha carptiginda dis kabuk parcalaniyor ve icerideki daha ince cekirdek zirhi delip geciyor. Burada olay direkt mermi. Cekirdegi ve kovaniyla birlikte merminin yapisi. Farkli farkli amaclar icin farkli mermiler var bildigin gibi.
Arabada da performanstan bahsediyorsak olay aslinda genel olarak motor ama biz yine de arabanin kendisinden bahsediyoruz soyle yuksek performansli, boyle guclu falan filan.
Ford f150 tas gibi araba ornegin. Ama Ford f150 degil, aslinda motoru tas gibi ve o yuzden tas gibi araba olarak kabul ediliyor.


stavro
(17.05.18)
Zehir ya da narkozun dozu olarak bak olaya. Doz artınca bu dünyaya veda ihtimali de artıyor.
Balistik mevzusunu araştır.


1adam
(17.05.18)
burada üç önemli faktör var;

1- mermi ne kadar barut içeriyor? ya da merminin namlu çıkış hızı ne? yani sen tetiği çekince ne kadar barut patlatıyorsun, dolayısıyla mermi ne kadar hızlanıyor? bu silahtan silaha çok fark ediyor? tabi silahın o kadar barutun patlamasına dayanması, belli hızda çıkan mermiyi titretmeden düz bir biçimde çıkarabilmesi lazım. namlu kenarlarına çarparsa namluyu, tetik kısmını falan yaran bir sürü sorun çıkabiliyor. pasif soğutmalar, titanyum alaşımlar, döküm gövdeler falan gırla gidiyor.

2- tesir büyüklüğü ne? kalibre, uzunluk, yapı, malzeme dolayısıyla gelen mermi ne kadar büyük ve etkili? kalibre de buna dahil ama ağırlık, uç geometrisi derken mermi özellikleri tesiri çok değiştiriyor. namlunun bu mermiyi hedefe düz bir şekilde gönderebilmesi için içeri ile ilgili ne hesaplar yapılıyor, anlatamam...

3- mermi özellikleri nasıl? merminin yiv seti ile dönüş hızı ne? girdiği yerde tekrar patlayan mermi yapısına kadar binbir çeşit mermi var.

yani bir tabancadan çıkan mermi de aynı yöntemle ateşleniyor, uçaksavar mermisi de. ama ikisinin (hem ateşleyen silaha, hem de hedefe) yaptığı tahribat arasında dağlar kadar fark var.


babilbaligi
(17.05.18)
(8)

marketten alınan etten "steak" olmaz mı?

şimdi ben eti içi biraz pembe severim.https://hadipisir.com/user/pages/05.teknikler/et-pisirme-dereceleri/meat-cook-temp.jpgşu tabloya göre benim sevdiğim ayar medium.abicim gittim döküm tava aldım, marketten de gittim böyle iki parmak kalınlığında antrikot kestirdim. tavsiyelere uygun şekilde tavay
şimdi ben eti içi biraz pembe severim.

hadipisir.com

şu tabloya göre benim sevdiğim ayar medium.

abicim gittim döküm tava aldım, marketten de gittim böyle iki parmak kalınlığında antrikot kestirdim. tavsiyelere uygun şekilde tavayı 15 dakika kızdırdım, eti attım bir güzel mühürledim, medium için her yüzü 3 dakika, hatta belki 4 dakika pişirdim. görüntü nefis, üstünde kare kare ızgara izi falan. koydum sofraya, bir kestim ki bu linkte gördüğünüz rare'den bile daha rare bir halde. hani ssg'nin koyduğu bir et fotoğrafı vardı ya geçenlerde, "ete ateşi anlatmışlar", "ete hohlamışlar" diye geyik döndü. aynı öyle lan, pembe falan değil bildiğin çiğ. hani böyle yiyor millet yiyim dedim, öyle yumuşacık sulu falan da değil, bildiğin yeni alınmış et kesiyor gibi, bayaa çiğ. üstelik alırken de dikkat ettim, böyle içinde eser miktarda mermer dokusunda yağ falan vardı, güzel etti yani aslında.

attım tekrar tavaya, her iki yüzünü belki 10'ar dakika daha pişirdim de anca medium oldu. dışı da kömür oldu.

tamam bunun etleri dry aged falan özel tamam da, marketten aldığımız etle hiç mi olmaz ya? boşa mı heves ettik içi pembe kalın bifteğe? bir şeyi yanlış mı yapıyoruz?
kibritsuyu
(15.05.18)
Et çok tazedir belki de. İsterseniz Marine edip bir gece bekleyin. Eti pisirmeden önce de oda sıcaklığına gelmesini bekleyin dolaptan direkt tavaya atmayın.


kisa
(15.05.18)
eti muhurleyip sonra firina almak care olabilir.


e haliyle
(15.05.18)
mühürledikten sonra fırına vereceksiniz.


oscar
(15.05.18)
çare mangal, marine işini iyi halledersen %300 haz garantili.


bugracaner
(15.05.18)
Tavada mühürleme etin içini pişirmez, çiğ kalır. O eti 5 dakika kadar fırına vermen lazım. Tam suyunu bırakıyor gibi olurken fırından al, nefis olur. İyi başlamışsın, devamını getirememişsin. :)


Lethe
(16.05.18)
görsel yanıltıcı, döküm tavada orta kalınlıktaki bir hamburger köftelik kıyma için bile 3-4 dakika mid-rare için yeterliyken antrikotun pişmesi mümkün değil. mühürleme süresi olarak yazılmak istenmiş sanıyorum, yukarıda dendiği gibi sonrasında fırınlama yapılır ya da daha kısık ateşte pişirilmeye devam edilir.


Bruce
(16.05.18)
1. et oda sıcaklığına gelene kadar dışarda bekleteceksin. içi soğuk kalırsa mühürden alınan ısı onu pişirmez, sadece ısıtır.

2. döküm tava ısıyı gayet verimli iletir o nedenle ocağın altını çok açmayaksın. çok açtığın için dışı çok önce kömür oluyor. bahsettiğim sıcaklık ayarını iyi yakalamalısın aksi takdirde çok düşük sıcaklık verirsen bu sefer de mühürlenmeden suyunu kaybeder.

3. kalınlık olarak da azami 2.5 cm öneriyorum


reproach
(16.05.18)
Antrikotla uğraşma, bonfile al. Etin oda sıcaklığında olmasına dikkat et. Ben parmak kalınlığındaki bonfileyi döküm tavada da değil, normal tavada birer dakika pişiriyorum, harika oluyor.

bir de et piştikten sonra tavadan kesme tahtasına alacaksın, 10 dakika dinlenecek. O aşamada içi pişmeye devam ediyor. Tavadan alır almaz kesersen de olmaz.

Muhteşem tarifim şu: Bonfileyi tuz, karabiber, zeytinyağı ile ovala. Tavaya yağ koyma, iyice kızdır. Eti tavaya koy, içinden 60'a kadar say, diğer yüzünü çevir. bu yüzünü de içinden 60'a kadar sayarak pişireceksin. Diğer yüzünü çevirdiğinde bir tatlı kaşığı kadar tereyağını tavaya koy, soyup bıçakla vurarak hafif ezdiğin, çatlattığın sarımsakları tereyağına at, her bahçede bulabileceğin taze biberiyeyi de dalıyla birlikte tereyağına at. Son olarak da eğer yanları hâlâ kırmızıysa eti dikleştirip 10-15 saniye yanlarını pişir, eti tavadan al. 10 dakika tahtada beklet, sonra dilimle. Ekmeksiz götür. Böyle bir yumuşaklık ve lezzet yok.


yirmisantim
(16.05.18)
(3)

excel'de işaretçi çubuğu

geniş bir tablonun en baştaki hücresiyle en sonraki hücresini kontrol etmem lazım aşağı kaydıra kaydıra.ok tuşlarıyla sadece tek hücrenin etrafındaki çerçeveyi gezdirebiliyorum.böyle tüm satırı baştan sona kaplayan, ekrana cetvel dayamış gibi aşağı yukarı kaydırabileceğim bir işaretçi var mı?
geniş bir tablonun en baştaki hücresiyle en sonraki hücresini kontrol etmem lazım aşağı kaydıra kaydıra.

ok tuşlarıyla sadece tek hücrenin etrafındaki çerçeveyi gezdirebiliyorum.

böyle tüm satırı baştan sona kaplayan, ekrana cetvel dayamış gibi aşağı yukarı kaydırabileceğim bir işaretçi var mı?
kibritsuyu
(15.05.18)
Aradaki sütunları gizleyin, kontrol bitince geri getirirsiniz.


kobuzchu kiz
(15.05.18)
Pencere ekran boyutunu aşıyor ve scroll kullanmak zorunda kalıyosanız eğer üstteki iki öneri++

Şu durumda daha az işe yarayan ama benzer durumlarda ihtiyaç duyacağınız alternatif yöntem: shift+space bulunduğun satırın tamamını işaretler, göz hizası kaybolmaz böylece.


IncredibleMau
(15.05.18)
hah işte o shift+space ile tüm satırı işaretleyince çıkan maviliği ok işaretleriyle aşağı yukarı kaydırabilmek istiyorum.

aradaki sütunları gizleyemem, onlara da bakmam lazım.

ekranı aşmıyor, bakmak istediğim şey dışarıda kalmıyor (ya dakalıyorsa bile küçültüp aynı ekrana sığdırırım. ama satırın bir başına bir sonuna, bir ortasına, tekrar başına falan bakmam lazım. bunu yaparken aynı satıra baktığıma, aşağı yukarı satıra kaymadığıma emin olmam lazım.

i.hizliresim.com şu maviliği aşağı yukarı oynatabileyim istiyorum.

bakın muhasebe programımdan gif yaptım, bunun excel'ini istiyorum: i.hizliresim.com


kibritsuyu
(15.05.18)
(4)

sapığın en sonda pişmanlıktan yalvardığı bir taciz olayı vardı

adam "çıplak foto at, atmazsan çıplak foto atıyor diye numaranı arkadaşlarıma yayarım" diye tehdit ediyordu. kız da bu olayı kendi arkadaşları arasında yayıp tacizciyi pişman etmişti. tacizci en son "nolur yapma anam babam duydu nolur" diye yalvarıyordu.çeşitli keyword'lerle aradım ama konuyla ilgil
adam "çıplak foto at, atmazsan çıplak foto atıyor diye numaranı arkadaşlarıma yayarım" diye tehdit ediyordu. kız da bu olayı kendi arkadaşları arasında yayıp tacizciyi pişman etmişti. tacizci en son "nolur yapma anam babam duydu nolur" diye yalvarıyordu.

çeşitli keyword'lerle aradım ama konuyla ilgili ne sözlükte, ne google'da bir şey bulabildim.

yardımcı olabilir misiniz bulmama?
kibritsuyu
(14.05.18)
yasin balkır olabilir mi?


tabudeviren
(14.05.18)
hayır bu değildi. hatta adı okan diye kalmış aklımda.


kibritsuyu
(14.05.18)
liseli bonus kafali bi ergendi. ekside okumustum. bir tek bunu hatirliyorum. eksiye en az bir senedir girmiyorum, tarih konusunda yardimci olur belki.


pide
(14.05.18)
(3)

uçak bagajı boyut sınırlaması v2

aşağıdaki soruda uçak bagajına alınabilecek eşyanın maksimum boyut sınırlaması soruluyor.peki bilen varsa ben de tersini sorayım. minimum boyut sınırı var mı peki?yani el çantamdaki şerit metreyi (sigara paketi kadar bir şey) kabine almıyorlar. bagaja vereceğim bavulum da yok, bir tek el çantam var,
aşağıdaki soruda uçak bagajına alınabilecek eşyanın maksimum boyut sınırlaması soruluyor.

peki bilen varsa ben de tersini sorayım. minimum boyut sınırı var mı peki?

yani el çantamdaki şerit metreyi (sigara paketi kadar bir şey) kabine almıyorlar. bagaja vereceğim bavulum da yok, bir tek el çantam var, onun da içinde cüzdanım, telefonum, bilgisayarım falan var, onu da bagaja veremem. diyorlar ki metreyi almayız çöpe at. ama gittiğim yerde lazım o.

ben şerit metreyi oradaki dükkandan aldığım poşete koyup ağzını düğümleyerek sadece ufacık poşeti bagaja verebilir miyim?
kibritsuyu
(12.05.18)
1 adet tornavida vermişliğim var.


valentinov
(12.05.18)
girişte kabin ekibine teslim etmeyi teklif edebilirsiniz. Daha önce uçağa online check in yapıp bagajı vermekte gecikmiştik. kontrollerden valizle geçip uçak kapısında teslim etmiştik. Valizde uçağa el bagajında alınmayacak bişey varmıydı hatırlamıyorum ama kimse de bu nedir diye sormadı yani. Valizin büyük olduğunu söylediklerinde geç kaldık kapıda teslim edicez deyip geçmiştik.


kabin ekibini görene kadar getirebilirsem zaten cebimde de girerim artık, niye vereyim. adam kontrolden geçirmiyor ki.


kibritsuyu
(12.05.18)
(6)

samsung note 5 ekran ışığı kendi kendine yanıyor

bugün yeni peydah oldu bu problem. ekranı kapalı, kilitli şekilde masada dururken birden ekran ışığı yanıyor, sanki menü tuşuna basmışım gibi, sonra geri kapanıyor. gelen herhangi bir bildirim yok, arama yok. hani bazen operatörden sessizce ekranın ortasına gelen saçma bildirimler olur, ondan yok. h
bugün yeni peydah oldu bu problem. ekranı kapalı, kilitli şekilde masada dururken birden ekran ışığı yanıyor, sanki menü tuşuna basmışım gibi, sonra geri kapanıyor.

gelen herhangi bir bildirim yok, arama yok. hani bazen operatörden sessizce ekranın ortasına gelen saçma bildirimler olur, ondan yok. hiçbir şey yok.

yeni bir uygulama falan da yüklemedim. bir tek "brain it on" isimli oyuna girerken "google play oyunlar güncel değil güncellensin mi" dedi, onu güncelledim play store'dan, ek bir izin falan da istemedi. açık uygulamaları da kapattım, düzelmedi.

ne oldu telefona, niye ışığını yakıp yakıp duruyor olabilir? lassi bize bir şey mi anlatmaya çalışıyor?
kibritsuyu
(09.05.18)
Kılıf var mı? Kılıf kilit tuşuna basıyor olabilir. Ya da menü/kilit tuşu basılı olacak şekilde takılıyor olabilir. Bunu anlamak için telefonun ekran kapanma süresini mesela 10 dakika yapıp bakın, bir uygulama içindeyken menüye dönüyor mu? Ya da ekran kararıyor mu?

Bunun dışında arka planda çalışan uygulama olabilir. Tüm uygulamaları kapatmak yerine uyku moduna alıp gözlemleyebilirsiniz.


senolll
(09.05.18)
dene bakalım ekran kapandığında parmağını proximity sensorlerin olduğu bölgenin önünden geçir. o zaman mı açılıyor.

büyük ihtimalle dokunmadan ekran açmayı aktif etmişsin.


bu arada bu söylediklerimin telefon bir yerde hareket etmeden sabitken olması gerekiyor.


baharat
(09.05.18)
çevreleyen bir kılıf var ama power tuşuna basmıyor. ekran kapanma süresi zaten 1 dakika ama şifreyi çizip açtıktan sonra 1 dakika. hala kilitliyken ekranı yaktığımda zaten hemen 4-5 saniye içinde geri kapanıyor. onun da ayarı var mı bulamadım. hem kılıf 1 yıldır var, hiç değiştirmedim. herhangi değişik bir şey yapmadım.

ekran kapandığında elimi sensörlerin önünden geçirince açılmıyor. zaten de telefon elimin kolumun epey uzağındayken yapıyor bunu, dokunmadan ekran açma, sensör vs işine de benzemiyor.

uygulamanın biri dürtüklüyor gibime geliyor ama yeni bir şey de yüklemedim. ne olabilir ki?

2-3 gün önce güncelleme aldı telefon, onu yükledim. galeri uygulaması da kendini güncellemiş galiba, simgesi sarıydı, turuncu gibi olmuş. şimdi bu iki olaydan şüpheleniyorum ama.


kibritsuyu
(10.05.18)
hiç ellemeden telefonu uzaktan izledim. tam 10 dakikada bir yapıyor bu işi. yani bir program 10 dakikada bir, bir şeyler yapıyor.

şimdi aklıma geldi. geçen hafta teamviewer yükledim. onunla alakalı olabilir mi?


kibritsuyu
(10.05.18)
Bende note 4 edge var. Aynısı bende de oluyordu. Artık eskidiği için donanımsal bir şey mi, uygulama mı yapıyor, yoksa samsung bilerek mi yaptırtıyor böyle bir şeyi bilmiyorum.

Anakart arızası olan lg g4'de görmüştüm ekranın arada uyanma problemini.

Sanki şarjda oluyor genelde.

2 hafta önce telefonu sıfırlamıştım satılığa koymak için, artık yapmıyor gibi ama. Gözüme takılmadı.

Ve son olarak, uzaktan kumanda şeysi de sebep oluyor olabilir.


ananiyimioguz
(10.05.18)
bana yazılımdan gibi geldi. bazı uygulamalar hangi uygulamaların telefonu kaç dakikada bir uyandırdığını gösteriyor. greenify'ın bu işi yapıyor olması lazım. nette bulduğum başka bir tanesi: www.howtogeek.com


kutukcu
(17.05.18)
(4)

excel gurularına ikinci soru

ben bunu excel'de vergi iade zarfı doldururken yapmıştım 15 yıl önce ama unutmuşum.a sütununda "1" yazan satırların c sütünlarını toplasın bir yere yazsın. "2" yazanların c sütunlarını toplasın bir yere yazsın vsvs. böyle gidiyor.yani a sütununda 1 yazanların c sütununu mouse ile seçerim, alt bilgi
ben bunu excel'de vergi iade zarfı doldururken yapmıştım 15 yıl önce ama unutmuşum.

a sütununda "1" yazan satırların c sütünlarını toplasın bir yere yazsın. "2" yazanların c sütunlarını toplasın bir yere yazsın vsvs. böyle gidiyor.

yani a sütununda 1 yazanların c sütununu mouse ile seçerim, alt bilgi çubuğunda toplamı yazıyor, onu bir yere yazarım, 2 yazanları seçer, alttan toplamını yazarım, elle böyle yaparım da tablo uzun, formülü vardı bunun. formülle yapsam 3 dakika, elle yapsam yarım saat :)
kibritsuyu
(28.04.18)
(bkz: pivot table)


veritaslibertas
(28.04.18)
Countif formülü:
www.ablebits.com

Pivot tablella da yapabilirsin daha kolay olur.


cokponcik
(28.04.18)
Sadece iki değişken varsa (1 ve 2) ve tek seferlik bir işse formülden de kolayı var. A sütununu büyükten küçüğe sirala. Önce birleri sonra ikileri topla. Ama illa formül kullanılacaksa senin ilacın etopla formülü ;)


nihayet
(28.04.18)
sadece 2 değişken yoktu, 12 değişken vardı.

cevap gelmeden önce hatırladım vergi iade zarfını. etopla (sumif) ile yaptım.

countif (eğersay) sadece kaç adet olduğunu sayıyor, toplamıyor.


kibritsuyu
(28.04.18)
(4)

excel gurularına soru

internetteki bir sayfadan bir tabloyu kopyalayıp excel'e yapıştırmam gerek. tablo excel'e tam olarak oturuyor, hücreler kaymıyor, orada bir problem yok.fakat c ve d sütununda 4.16 5.27 gibi sayılar var. kopyaladığım site ondalık ayracı olarak virgül yerine nokta kullanmış. ben bunu yapıştırınca 4.16
internetteki bir sayfadan bir tabloyu kopyalayıp excel'e yapıştırmam gerek. tablo excel'e tam olarak oturuyor, hücreler kaymıyor, orada bir problem yok.

fakat c ve d sütununda 4.16 5.27 gibi sayılar var. kopyaladığım site ondalık ayracı olarak virgül yerine nokta kullanmış. ben bunu yapıştırınca 4.16 olan sayı Nis.16, 5.27 olan sayı May.27 gibi tarihlere dönüşüyor. excel bunları tarih zannediyor. menit yap veya sayı yap dediğimde ise 40461 falan gibi abuk sayılara çeviriyor (o tarihin sayı karşılığı sanırım).

sadece 4.16 yazsın, 5.27 yazsın istiyorum yahu, ne görüyorsa onu yapıştırsın. tarih zannedip çevirmesin. yapıştırmadan önce hücreyi seçip metin yap, sayı yap dedim ama yemedi.

nasıl yapıcaz?
kibritsuyu
(28.04.18)
Yapistirdiktan sonra sayi yap dediginde olmasi lazim aslinda. Metin yap dediginizde olmaz zaten. Bir de genel yapmayi dener misini? Yapistirmadan once ve yapistirdiktan sonra deneyin.
Bir de ozel yapistirdan "degerleri" olarak deneseniz?


veritaslibertas
(28.04.18)
genel, sayı ve metin diyince olmadı.

ben aynen yapıştırsın, sonra noktaları bul/değiştir ile virgül yapar sayıya çevirtirim diyodum, ayarlarda "onsalık ayracı olarak nokta kullan" varmış. öyle yapınca hepsini sayı olarak yapıştırdı.


kibritsuyu
(28.04.18)
Guru olarak değil acemisi olarak yazayım.
Nokta rakamın içinde gelmiştir diye tahmin ediyorum. Yani rakama tıklayınca üst şeritte de 4.16 şeklinde görüyosundur bence. Öyleyse eğer hücreleri seçip ctrl+h ile noktaları boşlukla değiştirebilirsin. Tamamen sallıyor da olabilirim.


IncredibleMau
(28.04.18)
hücrenin üstündeyken ya da tüm sütunu seçip sağ tık hücreleri biçimlendiri tıklayın soldaki seçeneklerden "sayı"yı seçip sağ tarafta bin ayırıcısını kullan kutucuğuna tik atıp tamam dediğinizde olacaktır istediğiniz.


naksidil
(28.04.18)
(3)

beşiktaş tff kararı meselesi

arkadaşlar gerçekten tartışma yaratmak için sormuyorum. olayı anlamadım o yüzden soruyorum.beşiktaş ne istiyor? yani ne istiyordu da olmayınca sahaya çıkmam, beşiktaşlı duruşu falan diyor?şimdi hükmen yenilgi sebeplerine baktım, sahaya madde atmak, rakip oyuncunun veya teknik direktörün kafasını yar
arkadaşlar gerçekten tartışma yaratmak için sormuyorum. olayı anlamadım o yüzden soruyorum.

beşiktaş ne istiyor? yani ne istiyordu da olmayınca sahaya çıkmam, beşiktaşlı duruşu falan diyor?

şimdi hükmen yenilgi sebeplerine baktım, sahaya madde atmak, rakip oyuncunun veya teknik direktörün kafasını yarmak gibi sebepler yok. bu gibi sebepler maçın tatil olmasına sebep olabilir. ayrıca bu fiilerden dolayı disiplin kurulu da ceza verir. tamam madde attı diye, rakip hocayı yaraladı diye pfdk fenerbahçe'ye ne ceza gerekiyosa versin en ağırından.

hal böyleyken beşiktaş neye dayanarak fenerbahçe'nin hükmen yenik sayılmasını istedi? hükmen yenik sayılma sebeplerine bakıyorum, "maça 9 kişiden eksik çıkmak, maç sırasında sahada 6 oyuncu kalması falan diyor. tam tersine maç sırasında, henüz hakem maçı tatil etmemişken, sadece oyun duruyorken beşiktaş sahayı terk etti, 6 kişiden az kaldı yani. doğrudan kanun maddesine dayandırıp beşiktaş'ı hükmen mağlup da sayabilirlerdi oyun esnasında sahayı terk etti diye. ha kanun maddesine rağmen beşiktaş hükmen mağlup sayılsa bu tepkiyi anlardım. bize saldırdılar, hocanın kafasını yardılar, mecbur kaldık, naapsaydık ölse miydik falan diye savunulurdu.

lan gayet adil bir şey oldu işte. maç aynı şartlarda kaldığı yerden devam edecek.

bu memlekette yüzlerce sahaya madde atılan maç oldu, yaralanan da oldu, seyircinin sahaya girip futbolcu tekmelediği de oldu. ama birçoğunda olaylar yatıştı, maç uzun duraklamadan sonra devam etti. bu maçta da eğer olaylar büyümeyip oracıkta yatışsaydı da devam edecekti. tff olayı yatıştırıp devam ettiriyor işte seyircisiz olarak. gayet adil değil mi bu?

tarafsız olarak, tartışmaya vardırmadan cevaplarsanız sevinirim. özetle sorum şu. hükmen mağlubiyet sebeplerinde sahaya madde atılması, oyuncunun veya teknik direktörün rakip taraftar tarafından yaralanması vs. yokken beşiktaş neye dayanarak fenerbahçe'nin hükmen mağlup sayılmasını bekledi de olmayınca kızdı?
kibritsuyu
(27.04.18)
madde gayet açık aslında, siyasi değil de hukuki gözle bakılsaydı fenerbahçe hükmen yenik sayılacaktı. fenerbahçe'nin sebep olduğu saha olayları yüzünden hakem maçı tatil etti mi? cevabı evetse ne yapılması gerektiği aşağıdaki maddede yazılı. ha diyorsanız ki "kumpas kurdular bize :(((" ya da "yok abi hakem maçı tatil etmedi ki" o zaman söylenecek pek de bir şey kalmıyor zaten.

MADDE 19 – GÜVENLİK NEDENİYLE MÜSABAKALARIN
TAMAMLANAMAMASI
(1) Müsabaka hakemi;
a) Müsabakanın, kulübün futbolcusu, yöneticisi, teknik adamları ile diğer kişilerin ayrı
ayrı veya birlikte hakeme veya rakip takım futbolcu ve mensuplarına fiili eylemde
bulunmaları, kavgaya veya saha olaylarına sebebiyet vermeleri ve bu eylemleri
dolayısıyla müsabakanın oynanamaması veya müsabakaya devam edilmesi olanağının
kalmaması,
b) Seyircilerin, stadyum düzen veya disiplini ya da müsabakanın olağan akışı içinde
oynanmasına veya güvenliğinin sağlanmasına ilişkin kuralları bireysel veya toplu bir
biçimde ihlal etmeleri sonucunda müsabakanın oynanması veya müsabakaya devam
edilmesi olanağının kalmaması,
hallerinde müsabakayı tatil ettiğini ilan eder.
(2) Ayrıca, müsabaka hakemi kulüp yöneticilerinin, kendilerine yeşil zemin içinde veya
dışında sportmenliğe aykırı harekette, kişilik haklarına saldırıda, hakarette, tehditte
bulunmaları, tükürmeleri veya benzeri eylemlerde bulunmaları halinde müsabakayı tatil
ettiğini ilan edebilir.
8
(3) Bu hallerde TFF Yönetim Kurulu, ihlali gerçekleştiren takımlardan birinin veya her
ikisinin hükmen yenik sayılmasına karar verebilir. Ayrıca disiplin kurulları eylemlerin
ağırlığına göre galibiyet halinde verilen puan kadar puan tenziline karar verebilirler.
(4) Müsabaka eleme usulüne göre düzenlenmişse, TFF Yönetim Kurulu, hükmen
mağlubiyet kararıyla beraber takımın o sezon için bu müsabakalardan ihracına karar verir. Bu
durumda disiplin kurulu, eylemin ağırlığına göre ilgili takımın ertesi sezon aynı mahiyetteki
müsabakalardan ihracına karar verebilir. Play-Off sisteminde oynanan müsabakalarda ertesi
sezon aynı mahiyetteki müsabakalardan ihraç kararı verilemez.
(5) TFF Yönetim Kurulu, 1. ve 2. fıkralarda öngörülen tüm durumlarla ilgili olarak karar
verirken, müsabakanın hakemlerinin, gözlemcilerinin, temsilcilerinin, Merkez Hakem Kurulu
ve Temsilciler Kurulu Üyelerinin, Disiplin Müfettişlerinin ve ilgililerin raporlarını ve her
türlü delili göz önünde bulundurur.
(6) TFF Yönetim Kurulu, yaptığı değerlendirmede, müsabakanın tatil kararını uygun
görmediği takdirde, müsabakanın başka bir günde yarıda kaldığı andaki şartlarla
tamamlanmasına, tekrarlanmasına veya yarıda kaldığı andaki sonucu ile tescil olunmasına
karar verebilir.
(7) Bu maddede belirtilen sebeplerle aynı sezonda ikinci kez müsabakanın
tamamlanamamasına sebebiyet veren takımlar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanır.
(8) Bu maddede belirtilen sebeplerle aynı sezonda üçüncü kez müsabakanın
tamamlanamamasına sebebiyet veren takımlar hakkında disiplin kurulunca ayrıca galibiyet
halinde verilen puan kadar puan tenziline karar verilir.
(9) Bu maddede belirtilen sebeplerle aynı sezonda dördüncü kez müsabakanın
tamamlanamamasına sebebiyet veren takımlara TFF Yönetim Kurulu tarafından o müsabaka
ile ilgili olarak hükmen mağlubiyet kararı verilir. Ayrıca söz konusu takım disiplin kurulu
kararıyla bulunduğu sezonda müsabakalardan ihraç edilerek, bir alt lige düşürülür ve bu
takımla müsabakası olan takımlar müsabaka yapmaksızın hükmen galip sayılırlar. Disiplin
Kurulu ayrıca bu durumda olan takımların takip eden sezonda da müsabakalardan ihracına
karar verebilir. Alt lig bulunmaması halinde ilgili takımın bir sezon süresince ligden ihracına
karar verilir.
(10) Disiplin Kurulu’nun bu madde kapsamında puan tenzili veya ihraç cezası vermiş
olması saha olayları nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı uyarınca saha kapatma ve seyircisiz
oynama cezası başta olmak üzere, diğer cezaların da verilmesine engel teşkil etmez.


arma aski
(27.04.18)
fb-trabzon maçı benzer şekilde tatil oldu ve o maçta hükmen mağlup sayıldı trabzon, insanlara o maçla bu maç arasındaki farkı açıkça anlatmazsa tff, bu tepkinin gelmesi elbet kaçınılmaz olur. aynısı gs-bjk maçında bjk'nin de başına geldi keza. fener taraftarının 5 dakika sonra sahaya inmeyeceğinin, oyunculardan bir tanesinin gözünün çıkmayacağının garantisini kim verebilirdi ki? oyuncular kenar yönetim o kadar uyardı bir de taraftarı, daha ne yapılabilir ki güvenlik için.

yine de insanlar olayı "bjk rol yapıyor" noktasına getirmese bjk bu kadar tepki vermezdi, en azından maça çıkardı diye düşünüyorum.


Bruce
(27.04.18)
"kurallar önceden yazılır. kurallar önceden bellidir. kural şunu diyor: sahada maç oynanırken taraftarlardan kaynaklanan olaylar olursa ve hakem maçı tatil ederse ev sahibi kim olursa olsun, 3 0 hükmen mağlup sayılır. "

eksisozluk.com

ama şimdi gidip tff'den vs. kuralların yazılı olduğu pdf'yi bulamayacağım :) bir de siyaset çok işin içine girdi, devlet bahçeli devam etmeli dedi filan. hiçbişey olmasa buna hemen boyun eğilmediği için de bence olumlu karar. ha rte çıkıp devam edilmeli dese bence bjk ederdi o da ayrı.


(3)

kVA'dan kW hesaplama

şimdi bu anasına çay ısmarladığımın yıllık işletme cetvelinde "tesisin kurulu güvü (kW)" diye bir soru var. bakıyorum tesisin elektrik faturasına, "kurulu güç: 250 kVA" diyor.yani kaç kW oluyor hacı? elektrikle sevişen arkadaşlar bir yardımcı olabilir mi?
şimdi bu anasına çay ısmarladığımın yıllık işletme cetvelinde "tesisin kurulu güvü (kW)" diye bir soru var. bakıyorum tesisin elektrik faturasına, "kurulu güç: 250 kVA" diyor.

yani kaç kW oluyor hacı? elektrikle sevişen arkadaşlar bir yardımcı olabilir mi?
kibritsuyu
(26.04.18)
kaba hesapla 0,8 ile çarpabilirsin, 200 kW olur.
ayrıntılı hesap içinse floresan sayısından tut elektrikli motora, klimadan fırına kadar herşeyi hesaplaman gerek. hepsinin kendi cosfi'sine göre hesaba katarsın.


hosein
(26.04.18)
p(kw)=v*i*cos seklindedir. cos degerini bilmeniz gerekiyor. idealde 1 alinir ama pratikte farklidir tabi. 1'e ne kadar yakinsa o kadar iyi. eger anormallik varsa kompanzasyonla duzeltme yapilir. 0.8 ise 200w olur, aradaki 50w fark kayip olur, faturada yine de odersiniz.


icim urperiyor
(26.04.18)
Denildiği gibi “Volt*Amper” ~ “Watt”. (Watt= Amper * Amper * Direnç) (Volt= Amper * Direnç)

0.8(yada güç faktörü neyse)’le watt’ı çarparsan volt amper cinsinden görünür gücü bulursun.


Golden Ratio
(26.04.18)
(5)

unutkanlık problemi

arkadaşlar biliyorsunuz mali müşavirim. işlerim çok yoğun, çok stresli, en ufak unutkanlığa dünya kadar ceza kesilebilecek bir iş. bu ara mükelleflerin de sıkıntısı bitmedi, her şey üst üste geldi.unutkanlık çekiyorum. ya söylenen işi unutuyorum, üstelik kağıda yazdığım halde unutuyorum. ya da söyle
arkadaşlar biliyorsunuz mali müşavirim. işlerim çok yoğun, çok stresli, en ufak unutkanlığa dünya kadar ceza kesilebilecek bir iş. bu ara mükelleflerin de sıkıntısı bitmedi, her şey üst üste geldi.

unutkanlık çekiyorum. ya söylenen işi unutuyorum, üstelik kağıda yazdığım halde unutuyorum. ya da söylenen işi yapıyorum, yaptığımı unutuyorum. ne kadar düşünsem de yapmış mıydım yapmamış mıydım hatırlamıyorum. ya da yaptım zannediyorum, yaptığımdan eminim, bakıyorum yapmamışım.

işi gücü bırakıp kafayı dinleyecek bir tatile çıkma şansım yok. işten uzaklaşma şansım yok. ama unutkanlık da hem işimi hem hayatımı etkiliyor. eşimin iki gün öcne anlattığı şeyi iki gün sonra hatırlamıyorum. ama kimi zaman da en ince detayına kadar aklımda kalıyor.

bi doktora görüneyim diyorum ama ne doktoruna gidilir? psikiyatriye mi gideyim, nörolojiye mi gideyim, ne yapayım?

bir de ne doktoru diyorsanız, ankara'da tavsiye edebileceğiniz biri var mıdır?
kibritsuyu
(25.04.18)
cagin vebasi


nihilanth
(26.04.18)
Telefondaki Ajanda uygulamasini kullan.
Masanda sürekli post-itler olsun. Aninda not alirsin, cabucak yapmani saglar.
Ben bir tane de kendim aylik program hazirliyorum. Her kutusunu kendim dolduruyorum.
Bir de bilgisayarda ayda bir güncelledigim "To do List"im var. Oraya da yaziyorum, bir ay önce yapilmasi gerekenleri.

Plan, program önemli.
Sizdeki durumun stres kaynakli oldugunu düsünüyorsaniz bir psikologa gözükebilirsiniz.


chitosan
(26.04.18)
ailede alzaymir var mi?


jimicik
(26.04.18)
www.vitaminler.com

bunu sabah akşam bir ay kullan, geçmezse tekrar gel.


arkadaşlar sorun bende bende. post it'lerim de var, ajandam da var, bilgisayarda to do list de var, masaüstünde yapılacaklar takvimi de var, telefonla senkronize, bildirim geliyor.

bunlar çare olmuyor. to do list'e yazmayı da unutuyorum, ya da üşeniyorum. otobüste sallanırken geliyor aklıma, ofise geçince yapayım diyorum, ofiste unutuyorum. bir şey olduğunu hatırlıyorum, ne olduğunu hatırlamıyorum.

benim böyle eternal sunshine of the spotless mind gibi beyne format attırmam lazım. onu yaptıramıyosam bile bi defrag attırmam, cache temizlemem lazım. doktorla olur, ilaçla olur, vitaminle olur. post it'le, ajandayla olacak gibi değil.


kibritsuyu
(26.04.18)
(4)

chrome dosyaları indirip kaydetmesin

hep firefox kullanmıştım, chrome'u sevememiştim. ihtiyacımı görmemeye, bazı sitelerde sorun çıkarmaya başlayınca mecbur geçtim ama hala firefox kadar memnun değilim bundan.bazı sitelerdeki dosyaları açmam lazım. pdf dosyası, tıklıyorum indirip bilgisara kaydediyor. yahu lazım değil, kaydetme. firefo
hep firefox kullanmıştım, chrome'u sevememiştim. ihtiyacımı görmemeye, bazı sitelerde sorun çıkarmaya başlayınca mecbur geçtim ama hala firefox kadar memnun değilim bundan.

bazı sitelerdeki dosyaları açmam lazım. pdf dosyası, tıklıyorum indirip bilgisara kaydediyor. yahu lazım değil, kaydetme. firefox sorardı, açayım mı kaydedeyim mi diye. aç diyince ayrı pencerede açardı, işim bitince kapatırdım. bu illa kaydediyor. kaydetmesin. bana sorsun. kaydedilecekse kaydet diyeyim, kaydedilmeyecek şeyi bilgisayara indirmesin. aradım taradım bulamadım. yok mu öyle bir şey?

3-4 sekme açıkken çarpıya basıyorum hop kapanıveriyor. firefox sorardı "birden çok sekme açık, kapatayım mı" diye. daha doğrusu bunu sorup sormayacağını ayarlardan seçiyorduk, bunda o da yok.

nasıl edecük?
kibritsuyu
(24.04.18)
firefox da kaydediyordu aslında. sadece görünen o ki sen nereye kaydettiğini bilmiyormuşsun :)

çoklu sekme kapatmaya gelirsek, onun için de chrome'un eklentisi vs vardır. biraz araştır.

artı, firefox nasıl sorunlar çıkarttı bilmiyorum ama en güncelini kurup sıfırlamayı deneyebilirsin.


washe
(24.04.18)
firefox devletin sitelerine uymadı. devlet siteleri hep internet explorer istiyor. chrome eh işte ama firefox ile hepsi sorunlu. yarım veya çalışmayan butonlar, açılmayan linkler, sürekli pop-up uyarısı çıkaran login şifre sayfaları. bunlar chrome'da çalışıyor. firefox güncel ama çalışmıyor.

firefox kaydediyorsa bile ever gelip karşıdan yüklenenler sayfamı doldurmuyor. hatta bence kayıt da etmiyor. mesel whatsapp'tan evrak fotoğrafı atıyorlar. ben firefox'ta whatsapp web'den açardım, kaydetmezdim. sonra onun çıktısını alır kapatırdım. bu illa karşıdan yüklenenler klasörüne indiriyor onu. lazım değil ki tekrar. hem lazıma bile telefonda var zaten, girer tekrar indiririm. niye bilgisayara illa iniyor o?

firefox da zaten indiriyorsa nerede bunlar bi göreyim. nereye indiriyor?


kibritsuyu
(24.04.18)
Temp dosyasına indiriyordur.

kapatma korumasını eklenti ile yapabilirsin. chrome.google.com


teknikekip
(24.04.18)
kapatma koruması çok umurumda değil de sormadan kaydetmesi çok canımı sıkıyor.

hayır indiriyorsa yine temp dosyasına indirsin. onu da çıkarken ya da geçmişi sildiğimde siliyordur zaten. mesele yer kaplaması değil. mesele benim özenle oluşturduğum karşıdan yüklenenler klasörüme gerekli gereksiz her şeyi doldurması, hem de sormadan. hayır firefox'ta "kaydet" dediğimde bile "kaydedeyim mi" diye soruyor, en azından güvenlik icabı soruyor, belki virüs, belki trojan, belki yanlışlıkla tıkladım. bu tıklar tıklamaz hop kaydediyor en kullandığım klasöre. bu nasıl bir saçmalık?

torrent sitesinden torrent dosyasına tıklıyorum, hop iniyor. lan onu niye indiriyon, onu aç, torrent programı indirmeye başladıktan sonra ona tekrar ihtiyacım olmayacak ki. şimdi benim klasörde iş evraklarımımn içinde abuk subuk torrent file'lar var. bi ara tek tek ayıklamam lazım gelecek.


kibritsuyu
(25.04.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.