Giriş
(7)

senedi nakite çevirmek - para bulmak - nakit sıkıntısı

arkadaşlar elimde 2020 ocak-mayıs arası vadeli 5 tane 4000 liralık, toplam 20.000 liralık senet var. ama benim kredi kartı borcum var ve bana para lazım. bu senetleri en düşük ücretle nasıl nakite çevirebilirim? senetleri teminat olarak versem banka kredi verir mi? ya da kırdırsam ölü fiyatına mı kı
arkadaşlar elimde 2020 ocak-mayıs arası vadeli 5 tane 4000 liralık, toplam 20.000 liralık senet var.

ama benim kredi kartı borcum var ve bana para lazım. bu senetleri en düşük ücretle nasıl nakite çevirebilirim? senetleri teminat olarak versem banka kredi verir mi? ya da kırdırsam ölü fiyatına mı kırarlar?

kimse paramı ödemiyor, ödeyen de senet menet veriyor işte. ben de taş yemiyorum, para lazım. kredi kartlarını da tükettik. ne yapayım ben?
kibritsuyu
(16.04.19)
bankaya ver kredi kullanabilir misin onları teminat gostererek onu sor


kingcyrax
(16.04.19)
Bankalardan senet teminatıyla krediyi tüzel şirketler alabilmekte. Bu da çok zor artık.


silah taciri
(16.04.19)
senede inanmiyorum ama bir mafya var


Techsavvy
(16.04.19)
faktoringler de senet kırmaz mı? komisyonları farklı olur ama arayıp sormak lazım.


elorelia
(16.04.19)
@elorelia.

fakotringler kırsa da 20 binlik senete 2020 vadeli hemde 10 bin falan verirler.


Techsavvy
(16.04.19)
abi mafya tefeci falan olmaz. hem bulaşmak istemem, hem de bulaştırmak istemem. mafyalık duruma geleceğim adamlar değil. tamam para vermiyorlar falan ama o kadar da değil. yasal ve güvenilir yollarla minimum zararla nakit lazım bana.


kibritsuyu
(16.04.19)
Faktoringe çeki zor kırdırdığımız bir dönem , senedi kırmazlar aylık yüzde 4'ten hesabınızı yapın, ne kalacak elinizde. Banka teminat olarak ticari olmadığınız sürece yüzünüze bakmaz. Mecburen krediye başvuracaksınız. Şu dönemde inanın senede hepimiz peçete muamelesi yapıyoruz ama iş yaptığınız başka bir firmadan mal alıp spot deneyebilirsiniz.


synax
(16.04.19)
(1)

bu videodaki asıl mevzu nedir?

https://www.youtube.com/watch?v=e_-GUPWMFgUherkes istediği altyazıyı yapıştırıp komiklik yapıyor (komik de oluyor namıssız). lakin bu videodaki asıl olay nedir, rusça mıdır nedir bilmiyorum, bu dili bilen bir açıklayabilir mi, ne konuşuyorlar, bebe neye bu kadar seviniyor?
www.youtube.com

herkes istediği altyazıyı yapıştırıp komiklik yapıyor (komik de oluyor namıssız). lakin bu videodaki asıl olay nedir, rusça mıdır nedir bilmiyorum, bu dili bilen bir açıklayabilir mi, ne konuşuyorlar, bebe neye bu kadar seviniyor?
kibritsuyu
(06.04.19)
(7)

bu AA niye hala veri girmiyor

hadi imamoğlu'nun açıklamalarını falan saymaz anlarım.tayyip erdoğan çıktı balkona, ankara ve istanbul'da büyükşehirleri kaybettik ama ilçelerin çoğunu aldık dedi. hadi yanlış anlaşılmış olsun. meğersem öyle dememiş olsun.ertesi gün oldu, sabah diğer haber ajansı haber verdi, hadi onu da saymasın.ys
hadi imamoğlu'nun açıklamalarını falan saymaz anlarım.

tayyip erdoğan çıktı balkona, ankara ve istanbul'da büyükşehirleri kaybettik ama ilçelerin çoğunu aldık dedi. hadi yanlış anlaşılmış olsun. meğersem öyle dememiş olsun.

ertesi gün oldu, sabah diğer haber ajansı haber verdi, hadi onu da saymasın.

ysk başkanı çıktı artık resmen açıkladı sonucu, itiraz süresi başladı dedi.

AA daha neyi bekliyor ki artık gir verileri de son durum ne olmuş bi görelim. daha girmemenin amacı ne?
kibritsuyu
(01.04.19)
eksiup.com


çünkü genel müdürü bu arkadaş yandaş ve yalaka


baknedicem
(01.04.19)
Aa ingilizce aciklama yapti

twitter.com

Turkce yemiyor sanirim


tuborg yesili
(01.04.19)
ya yandaşlık yalakalık tarafı mı kaldı artık, yetkili ağızdan resmi olmayan kesin sonuç geldi. erdoğan'ın kendisi bile inkar etmiyor artık. daha ne yalakalık kalacak?


kibritsuyu
(01.04.19)
mesela ntv ve ahaber gibi dandirik kanallar hala İstanbul'u sarı gösteriyor anadolu ajansı verisi kullandığı için. Küçük hesaplar peşinde olan insanlar için bu çok büyük bir nimet. O yüzden hala yalakalık.


new day new life
(01.04.19)
umut fakirin ekmeği...

edit: www.aa.com.tr


babilbaligi
(01.04.19)
Girdi


ahaber chp gosteriyor istanbulu. hatta mansetleri resmen sabahin korunden kalma, butun gun ne haber girsek diye dusunuyorlar sanirim


kassiopeia
(01.04.19)
(4)

bilgisayara yükleyemediğim program - çok acil

bilgisayara yüklemem gereken bir program var, fakat "güvenlik ayarlarınız bu programın yüklenmesini engelledi" diyor. https://eksiup.com/fa5b13d5c165virüs programını kapattım, bütün windows güvenlik duvarı ayarlarını kapattım, hala izin vermiyor.windows 7 kullanıyorum. başka neresini kapatayım da bu
bilgisayara yüklemem gereken bir program var, fakat "güvenlik ayarlarınız bu programın yüklenmesini engelledi" diyor.

eksiup.com

virüs programını kapattım, bütün windows güvenlik duvarı ayarlarını kapattım, hala izin vermiyor.

windows 7 kullanıyorum. başka neresini kapatayım da bu program yüklensin?
kibritsuyu
(01.04.19)
yeniden başlattın mı peki bunları yaptıktan sonra? bi de program ekle/kaldır kısmından bak istersen, unuttuğun bişey gözüne çarpar belki.


evet yeniden başlattım ama değişmedi.


kibritsuyu
(01.04.19)
uac kapatmayı deneyebilirsiniz. "user account control". o ayarı en alta getirince kullanıcı tanımlama olmuyor onun da etkisi olabilir. ama güvenlik problemi yaratabilir. o konuda güvence veremem.


tukenmez adam
(01.04.19)
o da en altta.

bilgisayarım şu anda elini sallayanın girebileceği kadar açık durumda, bütün güvenlik ayarlarını en güvensiz olacak şekilde kapattım. ama hala kuramıyorum.

yahu e-defter imzalama programı bu. warez sitesinden crack indirip kurmaya çalışmıyorum ki.

çağrı merkezi uzaktan bağlanıp kuracak. kendi de beceremedi, siz güvenlikleri kapatın tekrar arayın dedi. kurmak zorundayım bunu.


kibritsuyu
(01.04.19)
(5)

en düşük faizli kredi veren banka

10.000 kadar bir ihtiyacım var. 1 yılda geri öderim. en düşük faizli krediyi kim veriyor bu ara? krediyle borçla işim olmaz normalde, o yüzden nereden araştırılır kime sorulur bilemedim.
10.000 kadar bir ihtiyacım var. 1 yılda geri öderim.

en düşük faizli krediyi kim veriyor bu ara? krediyle borçla işim olmaz normalde, o yüzden nereden araştırılır kime sorulur bilemedim.
kibritsuyu
(29.03.19)
hocam bana ulaş, bankacı değilim ama geçen ay kredi çektim hepsinin inciğini cinciğini araştırdım = )


anarsik kurbaga
(29.03.19)
kredi karsılastırma sitelerinden toplam maliyete göre sıraladıktan sonra en düşük olan bankalardan birkaçının evine yakın subelerini telefonla arayıp 10 bin TL ihtiyaç kredisi istiyorum 12 ay taksitli deyip, son faizin ne olacağını ve o faizi vermek için ek olarak hangi ürünleri kakaladıklarını sorman en mantıklı yol olur. bazen subeden subeye bile değişiyor bu konuda verilen fiyatlar (subelerin hedeflerine ulasma durumlarındaki farklılık nedeniyle)


twelfth
(29.03.19)
En para ve ing dusuktu en son.


stavro
(29.03.19)
Ing ve enpara yuksek ziraat yada halk bankasina bakabilirsin


Diskirminant
(29.03.19)
halk
ziraat bankası


otopsicocugu
(29.03.19)
(11)

yakıt bedelini kartla ödemek

eve pizza söylüyorum, kurye pos cihazıyla geliyor. lokantada hesap istiyorum, garson pos cihazı getiriyor. alışveriş yaptığım her kurumda, eğer alışverişi kasadan uzakta bir yerde yapıyorsam hizmet veren kişi pos cihazı getiriyor. kak git kasadan öde diyen yok.niye yakıt alınca kartla ödeyeceksem i
eve pizza söylüyorum, kurye pos cihazıyla geliyor. lokantada hesap istiyorum, garson pos cihazı getiriyor. alışveriş yaptığım her kurumda, eğer alışverişi kasadan uzakta bir yerde yapıyorsam hizmet veren kişi pos cihazı getiriyor. kak git kasadan öde diyen yok.

niye yakıt alınca kartla ödeyeceksem içeri dükkana girip ödüyorum ki, pompacı alsın işte pos cihazıyla? nakit verince alıyor, ona içeri gitmiyorsun. bu adamlara niye pos vermiyorlar? en azından pompanın üstündeki fişi çıkaran zamazingoya entegre alet konamaz mı yani?

kendilerine de eziyet, arabayı pompanın önünde bırakıp gidiyorum, içeride kuyruk bekliyorum ki para vereyim. o arada arabanın arkasına 3 tane araba diziliyor, benim keyfimi bekliyor.
kibritsuyu
(27.03.19)
öyle benzinlikler de var. sana denk gelmemiş olabilir.


alperz
(27.03.19)
içerden yiyecek içecek de al diye olabilir mi?

sonuçta orası bir market sadece benzin almak için kullanma diye

@alperz öyle benzinliklere ben de hiç denk gelmedim :D


karayel
(27.03.19)
21 yıldır aktif araba kullanırım, öyle benzinliğe ben de denk gelmedim türkiye'de.

benim de aklıma marketten bir şeyler aldırmak geliyor ama iki bisküvi için pompanın önünde kuyruk oluşturtacaklarına da pek ihtimal veremiyorum.


kibritsuyu
(27.03.19)
hocam biz fakırık o yüzden bpet'ten falan gaz alırken çok denk geldim. evet şel'de falan yok tabi.


alperz
(27.03.19)
Aytemiz'de self servis var, her istasyonunda yok gerçi. Ekstra olarak benzinde 15 kuruş, dizelde 20 kuruş indirimli yakıt alabiliyorsun.


10032007
(27.03.19)
@kibritsuyu

opetin mobil ödeme uygulamasıyla geçerli istasyonlarda arabadan inmeden bile ödeme yapabiliyorsun ben hiç kullanmadım ama böyle bir şey de var bilgin olsun.


karayel
(27.03.19)
garantinin de öyle bir uygulaması va, bonus flaş uygulamsından bp de ödeyebiliyorsun.


xdenizx
(27.03.19)
Bonus flaş ile mobil ödeme yapılabiliyor, fakat BP istasyonlarında


oligomer
(27.03.19)
yakında yeni otomatik pompalar devreye girecekmiş, migrostaki selfservis kasalar gibi..
pompayı araca takacaksınız.. kredi kartınızdan ödemeyi hemen orada yapacaksınız..
ödeme onaylandıktan sonra sistem otomatik olarak benzini vermeye başlayacak..
hızlı kasa gibi olacak diyorlar ama bekliyoruz bakalım..


strobist
(27.03.19)
iyi tarafından bak. az da olsa hareket etmiş oluyorsun :)

şirket aracımda tts var. şahsi araçlar için de böyle bir sistem düşünülebilir aslında.


hocam
(27.03.19)
Bizzat benzinlik marketii müdürü söylemişti bunu 2 yıl kadar öyle. Araçtan çıkmadan ödeme gelecek deyince market ciromuz yarı yarıya düşer demişti.


efruz
(27.03.19)
(1)

facebook'ta yorumlar açılmıyor

hiç ümidim yok, tahmini cevaplar gelecek gibi hissediyorum ama yine de sormam lazım.facebook'ta mesleki konuları konuşup tartıştığımız, soru cevap yaptığımız bir grup var, facebook'u da sadece o grup için kullanıyorum zaten.dün akşam bir soru sordum. altına yorum olarak cevaplar geldi. ama sadece so
hiç ümidim yok, tahmini cevaplar gelecek gibi hissediyorum ama yine de sormam lazım.

facebook'ta mesleki konuları konuşup tartıştığımız, soru cevap yaptığımız bir grup var, facebook'u da sadece o grup için kullanıyorum zaten.

dün akşam bir soru sordum. altına yorum olarak cevaplar geldi. ama sadece son 2 yorum görünüyor, üstte de "13 diğer yorumu gör" diye tıklama yeri var. ama ben ona ne kadar tıklarsam tıklayayım yorumlar açılmıyor. önceki yorumları göremiyorum.

ne yapmak lazım, önemli bir mesele.

not: bilgisayardan giriyorum, tarayıcı chrome.
kibritsuyu
(27.03.19)
başlıca yorumlar gibi bir şey yazıyormu kenarda bir yerde? öyle bir şey vardı sanki. tüm yorumlar olarak değiştirmek gerekiyor olabilir onu.

bir de, gönderide adınızın altında tarih yazar, 27 mart 2019 gibi, ona sağ tıklayıp yeni sekmede aç deyip yeni sekmede görüntülemeye çalışın bir de.


veritaslibertas
(27.03.19)
(7)

shell tuvaletinin kapısına sıkışmak

arkadaşlar derdimi dürteceksiniz belki ama başıma böyle bir olay geldi.adı bende saklı bir shell istasyonuna elini uzatınca otomatik açılan bir kayar kapı koymuşlar. ben bu tuvalete girerken elimi uzattım, kapı açıldı. içeride işimi gördüm, çıkarken önümdeki adam elini uzattı, kapıyı açtı çıktı. ben
arkadaşlar derdimi dürteceksiniz belki ama başıma böyle bir olay geldi.

adı bende saklı bir shell istasyonuna elini uzatınca otomatik açılan bir kayar kapı koymuşlar. ben bu tuvalete girerken elimi uzattım, kapı açıldı. içeride işimi gördüm, çıkarken önümdeki adam elini uzattı, kapıyı açtı çıktı. ben de arkasından, hala açık olan kapıdan geçmeye çalışırken amk kapısı kapandı, kapanmakla kalmadı ayağımın üzerinden geçip ayakkabımı da, ayak tırnağımı da yamulttu. hatta kapı zorlandığı halde sonuna kadar da kapandı. gidip görevliye söylediğimde "elinizi uzatınca açılır" gibi bir cevap aldım. ulan diyorum kapı açık zaten. önümdeki adam açtı çıktı. arkasından çıkarken açık kapıya da mı elimizi uzatıcaz, gelen geçen var mı diye sensörü yok mu bunun? evet diyor açık kapıya da elini uzatıcan.

hayır sinirim bozuldu. ayakkabıyı boşver, ciddi bir şey de olmadı, neticede ayı gibi adamım, tam sıkışsam kapıyı göçertirim de, oradaki 6 yaşındaki oğlum da olabilirdi, ciddi şekilde de yaralanabilirdi. yamulan 1500 liralık ayakkabı da olabilirdi. durduk yere canım sıkıldı. ota boka iş güvenliği miş güvenliği deniyorken bu devirde otomatik kapının araya adam sıkıştırması nedir?

şimdi sorum şu. gerçekten de bu elini uzatınca açılan kapılar zaten açıkken, geçmek için elimizi mi uzatmamız lazım, haklı mı adamlar? yoksa aradan bi geçen olduğunu fark edip kapının kapanmasını engelleyen bi sensör yok mu? bizim otopark bariyerinde var mesela. kumandaya basıp açıyon, tam kapanırken bile geçsen durup geri açılıyo. shell tuvaletinde yok mu bu sistem?

sırf gıcıklığına şikayet edesim var, nereye şikayet edilir bu?
kibritsuyu
(26.03.19)
Shelle şikayet et. Tuvaletlerde kod numarası var. Onunla bildir.


sutlu nescafe
(26.03.19)
bizim şirkette de var öyle el uzatmalı kapı, elini uzatmazsan üstüne kapanıyor aynı şekilde. arada sensör olmuyor muhtemelen


zozjotejmnk
(26.03.19)
girmeyin abi shellin kapısından, ülkedeki en kötü şirket.

(bkz: 23 aralık 2017 shell rezaleti)
(bkz: 14 mart 2017 shell rezaleti)
(bkz: 17 ocak 2017 shell rezaleti)
(bkz: 22 mart 2018 shell rezaleti)
(bkz: 3.5 liraya cips mi olur deyip kasiyer tokatlamak)

bu arada çalışanlar ana avrat arkandan sövebilirler dikkat et:
www.youtube.com


ehti
(26.03.19)
direk şikayet et. shell bu konulara duyarlı.


mikahakkinen
(26.03.19)
Şikayetvar'a yazın mutlaka. Müşteri hizmetlerinden de şikayet kaydı oluşturun.


blue serenity
(26.03.19)
Shell tuhaf cidden, bizzat Shell'e sosyal medyadan, mailden vs. yürüyün.

Ben de Tepe Nautilus Shell'den benzin alacaktım, pompacı benden önce gelen araçla ilgileniyordu, sonra benden sonra gelen araca gitti, neyse dedim beklemeye devam ettim, başka bir araç daha geldi, işini bitirdi bu kez de ona gitti. İndim arabadan, abi arabayı mı beğenmedin gelmeyecek misin bu tarafa dedim, senin araç kiralık şimdi uğraşamam 10 koy 20 daha koy falanla arkadaş ilgilenecek seninle dedi döndü gitti. Böyle de çalışanları var yani, artık sıfat olarak ne dersen.


chicha
(26.03.19)
İş güvenliğine aykırı evet. Asansörlerdeki ve metrolardaki gibi sıkışma olayı yaşanmadan otomatik geri açılan sisteme sahip olmalı. Şikayet edin


filipis
(26.03.19)
(5)

otobüs/uçak koltuğu

abicim bu amk koltuklarını tasarlayıp üreten kimdir? ben mi oturmayı bilmiyorum, yoksa bu koltuklarda mı bir problem var. ortalama bir boya sahip bir erkeğim, bir türlü şu otobüs koltuğuna cuk diye oturamıyorum.bak görsel: http://www.tasimacilar.com/d/other/didim-2.jpghttp://tr.seatchairshop.com/upl
abicim bu amk koltuklarını tasarlayıp üreten kimdir? ben mi oturmayı bilmiyorum, yoksa bu koltuklarda mı bir problem var. ortalama bir boya sahip bir erkeğim, bir türlü şu otobüs koltuğuna cuk diye oturamıyorum.

bak görsel:
www.tasimacilar.com
tr.seatchairshop.com
www.ozyildiz.net

hepsinin tepesi öne doğru eğik. kafamı koltuğa yaslayınca ensemle koltuk arası boş kalıyor. oraya illa yok şişme yastık, yok bilmemne doldurmak gerekiyor.

bu gerizekalılar koltuğun tepesini öne doğru bükmese olmuyor mu? o öne doğru büküntü ne halta yarıyor? yani koltuğu yatırsan bile uyuyunca kafa öne düşüyor öyle bir dikeltmiş üst tarafı.

mok var gibi bütün taşıtların koltukları da böyle ha. yav ben mi oturmayı beceremiyorum, koltuklar mı özürlü anlamadım, bir aydınlatır mısınız?
kibritsuyu
(18.03.19)
Kfanı geriye doğru değil de, o çıkıntı gibi duran yerin sağı ve solundaki kulakçıklara doğru çevirip yatınca efsane uyunuyor.


himmet dayi
(18.03.19)
+1

sizi şuraya alalım sevgili kibrit.

(bkz: şehirlerarası otobüslerin hatalı koltuk tasarımı)


ocanal
(18.03.19)
e iyi de dalınca kafam öne düşüyor. hem belki uyumayacağım. yani kulakçık tamam. tepe kısmı niye öne eğik bunun?yani özellikle kafanı tam yaslayama, ensenin arkası boş kalsın diye yapılmış gibi değil mi?


kibritsuyu
(18.03.19)
Bi ben rahat oturamıyorum herhalde diyordum, yalnız değilmişim. Bu koltuklara gore bel dışa doğru kavis yapıyor, boyun ve kafa mecburen önde oluyor ki hic sağlıklı bir pozisyon değil hele ki uzun saatler oturmak durumunda kalınca. Ha çözüm olarak ne yapılabilir, bel ve boyun boşlukları yastık ile doldurulabilir bir nebze.


Amaranta ursula
(18.03.19)
Ben de hep bunu düşünürüm. Uçaklar yine neyse de minibüsler çok kötü. Kafamı öne bastırıyor resmen koltuk. C gibi bükülüyorum.

encrypted-tbn0.gstatic.com


Lim5
(18.03.19)
(2)

czn burak'ın serptiği şey

şimdi bu arkadaş servis için getirdiği alevli malevli yemeklerin üstüne alevleri coşturmak için bir şey serpiyor.o serptiği şey nedir? onca arabın yiyeceği yemeğe alkol serpiyor olamaz herhalde.
şimdi bu arkadaş servis için getirdiği alevli malevli yemeklerin üstüne alevleri coşturmak için bir şey serpiyor.

o serptiği şey nedir? onca arabın yiyeceği yemeğe alkol serpiyor olamaz herhalde.
kibritsuyu
(12.03.19)
Sanırım limon 1-2 kez limonla yapıldığını görmüştüm sanki.


Boris
(12.03.19)
böyle tuzlu şey varsa ona ispirto döküyorlar mesela tuzda tavuk, tuzda balık. bazen denk gelebilirseniz mavimsi şeyler var tuzun üstünde...


diğerleri de, hani böyle bazen tavayı sallarken yanıyor ya yanan yağ yani.

önceden o yağı yakıyor. yağın üzerine de limon damlatıyor.

ben videolardan böyle gördüm.


qobel
(12.03.19)
(4)

netflix üyeliğini paylaşmak

nasıl yapılır diye sormuyorum da merak ettim. şimdi bunun bireysel üyeliği var, 4 kişi birleşip girileni var falan. bireysel üyenin şifresini farklı arkadaşlarına verip kullandırmasının önündeki engel nedir? aynı şifreyi 10 kişi niye girip kullanamıyor? olayın yasallığını sormuyorum, elbette bu şeki
nasıl yapılır diye sormuyorum da merak ettim. şimdi bunun bireysel üyeliği var, 4 kişi birleşip girileni var falan.

bireysel üyenin şifresini farklı arkadaşlarına verip kullandırmasının önündeki engel nedir? aynı şifreyi 10 kişi niye girip kullanamıyor? olayın yasallığını sormuyorum, elbette bu şekil kullanım yasal da değil, etik de değil. lakin şerrrefsiz olduğumuzu varsayarsak bunu yapmanın önündeki engel ne? şifre sahibi üyenin ve/veya arkadaşlarının vicdanı mı, yoksa aynı anda izleyemiyor olmak falan gibi bir kısıt mı?
kibritsuyu
(08.03.19)
engel yok, aynı anda izleyemiyorsun başkasına verdiğin zaman.


ocanal
(08.03.19)
yasal ve etik mi değil? adamlar şifre paylaşımına karşı değil ve bununla ilgili bir yaptırımları henüz olmadı. şifre paylaşımının iş modeline faydası olduğunu söyleyenler bile mevcut. sonuçta ben başkasının şifresiyle izlerken kendim satın alma durumuna gelmiş birisi olarak bunu gördüm diyebilirim. hatta yetmedi amazona da üye oldum. ama netflix şimdilik beş basar konumda.

ama ileride daha katı olacak elbette. evet belli limitler var. aynı anda 1,2,4 kişiden fazla açıp izleyemiyor. paketine göre tabi.
ama aynı şifreyle dünyayı doyurmak mümkün değil.


ozdek
(08.03.19)
aslinda butun uyelikler bireysel. 4 kisi birlestiginde de ayni email/sifre ile giris yapiyorsun ve herkesin profilini gorebiliyorsun. netflix'in 3 ayri paketi var.

sd yayin / ayni anda 1 cihaz
hd yayin / ayni anda 2 cihaz
4k yayin / ayni anda 4 cihaz.

yani 10 kisi kullanamamasinin onundeki engel ayni anda izleyememe sorunu. onun disinda ayni hesabi 100 kisi de kullanabilir. yasal olarak bir engel yok. etikligine gelirsek 4 kisinin 1 netflix hesabini paylasmasi da etik degil aslinda. o 4 cihaz ayni ailenin uyeleri farkli farkli seyler izleyebilsin diye. danaya girer gibi 4 arkadad netflix'e girsin diye degil


crucio
(08.03.19)
"aynı şifreyi 10 kişi niye girip kullanamıyor?"

kullanmamasının önünde bir engel yok gibi gözüküyor ama kullanan kişiye göre profil şekilleniyor. yani izlediğin film türlerine ve beğenilerine göre öneri algoritması var. yarım kalan izlemelerinin devamı var, bildirimler var vs.

birçok insan netflix'i bu özellikleri için de kullanıyor. zaten netflix'i netflix yapan da bunlar. paylaşımlı bir hesap olunca bunlardan mahrum kalınıyor.

ha amaç sırf birkaç netflix filmi - dizisi izlemek ise, arkadaşının şifresiyle girilip izlenilir çıkılır.


jugador
(09.03.19)
(6)

doktorun dediği mi, prospektüs mü?

hangisini yapacağız? doktorun dediğini yapacaksak o prospektüsü yazan koca ilaç firması dötünden mi sallıyor? bir bildiği yok mu?prospektüs o ilacın kullanma kılavuzu. içinde yazan neyse onu yapalım desek, doktor eşşek başı mı, ilacı mı bilmiyor? kimin dediğini yapalım?antibiyotik şurup, "mide rahat
hangisini yapacağız?

doktorun dediğini yapacaksak o prospektüsü yazan koca ilaç firması dötünden mi sallıyor? bir bildiği yok mu?

prospektüs o ilacın kullanma kılavuzu. içinde yazan neyse onu yapalım desek, doktor eşşek başı mı, ilacı mı bilmiyor?

kimin dediğini yapalım?

antibiyotik şurup, "mide rahatsızlıklarını önlemek için yemeklerden önce alın" yazıyor içinde. ama doktor ne demiş? "tok karnına".

"6 yaşından küçük çocuklar kullanmamalıdır" yazıyor, (yetişkinler için bile) "3 günden fazla kullanılmamalıdır" yazıyor içinde. doktor ne yapmış? 4 yaşındaki çocuğa yazmış 5 gün kullansın diye.

e amk içini okuya okuya ilaç kullanacaksak doktora niye gidiyoruz biz? ondan sonra kamu spotu, yok efendim kafanıza göre ilaç almayın rererö.

elbette doktora güvenelim, tamam. e ama ilacı üreten öyle kullanma diyor, şu şekil kullan diyor, o mu yalan yazmış içine?
kibritsuyu
(25.02.19)
Gecmis olsun oncelikle. Normalde antibiyotigi 5-7 gun kullanilir saniyordum ama kbb babama 4 kutu yazmisti. O da yetmesi koluna kelebek takildi. Hergun evden hastaneye gidip damardan enjeksiyon seklinde verilmeye devam edildi. Bazen dozlar ve kullanim sekli hastaya gore değişiyor. Sunu da unutmamak lazim doktorlar ilac yazarken ac tok kisminda hata yapabiliyorlar. Hergun ac karna ictigim ilac icin doktor tok karna yazmiati ki tok karna kullanimi demek icmesen daha iyi demek. Teyit etmekte fayda var.


Eczaciniza danisin.


kuehles blondes
(25.02.19)
evet sizin de dediğiniz gibi bunu dusunuyorsak, " e o zaman doktora neden gidiyorum, ilacimi da kendin seçebilirim" noktasına geliriz.

prospektuste yazanların pratik uygulaması aynı olmuyor çoğu zaman. bu ilaç seçimi, doz, yaş, süre hepsi olabilir.


ilacın adı ne? ona göre yorum yapabiliriz belki. Sonuçta çocuklarda kullanılmaması gereken antibiyotikler tıp fakültesi 2. sınıfta öğretiliyor. O listede olmayan bir antibiyotik vermiş ama ilaç firması belki nolur nolmaz diye öyle bir uyarı koymuş olabilir.


nundu
(25.02.19)
Buraya da yazayım belki arayan olur görsün;

aç karnına demek mide boşken demek yani yemek yedikten en az 2 saat sonra,
tok karnına demek de mide doluyken demek yani yemek başlangıcında ya da yemeğin bittiği an pek de farketmez aslında :) besinler bu ilacın emilimini artırıyor demek.


pastörizesüt
(26.02.19)
aç veya tok konusunda eczacıya daha çok güveniyorum niyeyse.


d e j i n
(26.02.19)
(7)

kablosuz internet problemi vol. 256

arkadaş hep aynı problem, yine aynı problem. derdime derman bulamadım.kablosuz internet var. diğer bilgisayar bağlanıyor, telefon bağlanıyor, benim bilgisayarım bağlanmıyor.benim bilgisayarın wifi kartında problem var diyecem, telefondan hotspot öudur, mobilr veri paylaşımı mıdır nedir hani şu turkc
arkadaş hep aynı problem, yine aynı problem. derdime derman bulamadım.

kablosuz internet var. diğer bilgisayar bağlanıyor, telefon bağlanıyor, benim bilgisayarım bağlanmıyor.

benim bilgisayarın wifi kartında problem var diyecem, telefondan hotspot öudur, mobilr veri paylaşımı mıdır nedir hani şu turkcell'in paralı yapacam dediği boku açıyorum, ona bir güzel bağlanıyor.

modemde sorun var diyecem, benden başka herkes bağlanıyor.

modemin ayarıyla falan oynayan olmadı. filtre koyan, engel koyan olmadı. yanımda duruyor modem. elli kere kapatıp açtım düzelmedi.

bu amk modemi niye benden başka herkesi bağlıyor da ben bağlanamıyorum?

ha internet de bağlı gözüküyor. sarı ünlem falan yok. ama hiçbir siteyi açmıyor, mail alıp göndermiyor.
kibritsuyu
(12.02.19)
bilgisayarınızda anti virüs programı olarak ne kullanıyorsunuz. Avira ile benzer bir sorun yaşadığımı söyleyeyim. Avira yüklüyken bilgisayardan hiç bir şekilde internete bağlanamıyordum. Üstelik dediğiniz gibi internete bağlı göründüğüm halde.


ucanokuz
(12.02.19)
wifi security vb gibi bir sey aktif olabilir. senin modem de guvensiz olarak isaretlenmis olabilir


x daemon
(12.02.19)
virüs programı olarak microsoft security essentials var. wifi security gibi bir şeyi de ben yapmazsam başkası yapmaz. bilgisayarı sadece ben kullanıyorum.

ve bu bağlantı problemi sürekli değil. bakın mesela şu anda bağlandı, oradan bağlanıyorum. ama yarım saat sonra bir bakarım bağlanmıyor. başka bilgisayarlar, telefonlar bağlandığı halde bir bakmışım benimki gitmiş.

yani öyle hiçbir şekilde bağlanamıyor değilim, ama gidince de sadece benimki gidiyor.


kibritsuyu
(12.02.19)
Aynı sorunu yaşamıştım hp bilgisayar varken. Wifi kullanıcı adını ve şifresini değiştirdim düzelmişti bir dener misin? Saçma gelicek ama malesef oldu bu.


Boris
(12.02.19)
Modemi sıfırla yani fabrika ayarlarına geri çevir. Bilgisayarın bağlantısında sorun olsa mobil hat üzeriden de bağlantıda sorun yaşardın, problem büyük ihtimal modemden.


zekicalik
(12.02.19)
Kanal numarasını veya şifreleme türünü modemden değiştirin.


excespeace
(12.02.19)
Modemde hem 2.4 ghz hem 5ghz wifi varsa ve siz 5ghz olana baglanmaya calisiyorsaniz problem yasiyor olabilirsiniz. 2.4ghz olan yayina baglanmayi deneyin.


mononoke
(12.02.19)
(5)

büfe tipi pişirme tezgahı malzemesi

hani şu büfelerin üstünde köfte, tavuk kızarttığı, son dönem tostçuların üstüne yumurta kırıp, sucuk, kavurma falan döküp pişirdiği, sonra malzemeyi ekmeğin içine koyup, ekmeğe ütü gibi bir şeyle bastırdığı o pişirme tezgahlarının malzemesi nedir?hem hiçbir şey yapışmıyor, hem bildiğin metal spatula
hani şu büfelerin üstünde köfte, tavuk kızarttığı, son dönem tostçuların üstüne yumurta kırıp, sucuk, kavurma falan döküp pişirdiği, sonra malzemeyi ekmeğin içine koyup, ekmeğe ütü gibi bir şeyle bastırdığı o pişirme tezgahlarının malzemesi nedir?

hem hiçbir şey yapışmıyor, hem bildiğin metal spatulayla cart cart diye kazıdığın halde çizilmiyor. nedir lan bu malzeme? teflon gibi çizildiğinde kanserojen olan bir şey olsa bütün büfeler kullanmaz herhalde. bunun tava olanından yok mu, evde de kullanalım?

paslanmaz çelik diye düşündüm, çelik tavayla yumurta yapayım dedim, yapıştı kaldı. böyle tostçu erol'un on tane yumurtayı kırıp karıştırdığı gibi olmuyor.

nedir işin ve malzemenin sırrı?
kibritsuyu
(11.02.19)
paslanmaz çelik olması lazım


prasinos
(11.02.19)
Paslanmaz çelik. Evdeki tavayı da acımayıp o mala benzeri zımbırtıyla henüz yapışmadan kazısan öyle olur.


SiyamkedisiZorro
(11.02.19)
iki türü var, biri döküm ızgara. bunda yaptıklarını döküm tavada da yaparsın.

diğeri pleyt ızgara diye geçiyor. bu paslanmaz çelik oluyor. bunda yapılan işlerin sırrı yağ. bol yağ. ama nasıl yağ. yağ yani. yağlamak. kalıp sana yağa bıçak takıp gezdirmek gibi bir yağ...


babilbaligi
(11.02.19)
döküm. sirkeci-tahtakale civarında arayıp bulabilirsiniz uygun fiyata.


kisa
(11.02.19)
www.inoksan.com(Duz)/522


oscar
(11.02.19)
(1)

video kasetten bilgisayara kayıt

elimde 20-25 tane vhs video kasedi ve v8 kamera kasedi var. bunları bilgisayara çekmek istiyorum.bir yer buldum, 4 tane kasetteki 10 saat görüntü için 100 lira verdim. yani olmuş da birer saatlik klipler halinde yapmış, aralarda eksikler var sanki. bir de hepsini yaptırmaya kalksam dünyanın parası t
elimde 20-25 tane vhs video kasedi ve v8 kamera kasedi var. bunları bilgisayara çekmek istiyorum.

bir yer buldum, 4 tane kasetteki 10 saat görüntü için 100 lira verdim. yani olmuş da birer saatlik klipler halinde yapmış, aralarda eksikler var sanki. bir de hepsini yaptırmaya kalksam dünyanın parası tutacak.

elimde vhs video var. v8 kasetleri oynatacak bir kamera da var. peki benim bunları bilgisayara bağlayıp adam gibi capture edebilmem için nasıl bir cihaza ve nasıl bir programa ihtiyacım var? kırtasiyeye vereceğime kendim cihaz alıp, program kurup kendim yapayım.
kibritsuyu
(08.02.19)
bilgisayara takılan veya harici olan modeller vardı bi aralar. şimdi göremedim. onun yerine şöyle cihazlar varmış şimdi:

urun.n11.com

VHS dediğin için bunu gösterdim. HD olanları da var ama daha pahalı.


seen sea
(08.02.19)
(5)

leblebi osurtur mu?

sömestr tatilinden dönerken bizim eleman çorum'dan leblebi getirmiş. bildiğin düz sarı leblebi. pek de taze namussuz. ama 3-4 gündür çok affedersiniz gece gündüz bi tarafımla borazan çalıyorum. ben leblebiden diye düşünüyorum da yapar mı böyle bir şey? yoksa bizim egzoz ayarı mı bozuldu?
sömestr tatilinden dönerken bizim eleman çorum'dan leblebi getirmiş. bildiğin düz sarı leblebi. pek de taze namussuz. ama 3-4 gündür çok affedersiniz gece gündüz bi tarafımla borazan çalıyorum. ben leblebiden diye düşünüyorum da yapar mı böyle bir şey? yoksa bizim egzoz ayarı mı bozuldu?
kibritsuyu
(07.02.19)
ooo tabi ki yapar. deli gibi yapar.


theseachange
(07.02.19)
gece uykundan uyandırır o derece. bi karnabahar değil tabii.


yine de egzozu göster abi bir bilene.


Feci...


SiyamkedisiZorro
(07.02.19)
nohut işte :)


ravenudon
(07.02.19)
(1)

ankara'da en iyi bowling (sadece başlığa cevap vermeyin, soruyu okuyun)

hepsi birbirinin aynısı aslında ama asıl aradığım şudur:hani lane'lerin kenarında top kanala düşmesin diye bariyer (bumper) olur ya. acemiler için isteğe bağlı o bariyer kaldırılır. hah işte üç oyuncu oynarken o bariyer, üçüncü oyuncuya sıra geldiğinde otomatik kalksın, o oyuncunun sırası geçtikten
hepsi birbirinin aynısı aslında ama asıl aradığım şudur:

hani lane'lerin kenarında top kanala düşmesin diye bariyer (bumper) olur ya. acemiler için isteğe bağlı o bariyer kaldırılır. hah işte üç oyuncu oynarken o bariyer, üçüncü oyuncuya sıra geldiğinde otomatik kalksın, o oyuncunun sırası geçtikten sonra tekrar insin.

iki yetişkin ve 6 yaşında bir çocukla oynarken çocuğun da her attığı kanala gitmesin, yetişkinler de bebe bariyerleriyle oynamasın.

vardı bu bi yerde ama nerde hatırlamıyorum. en son bilkent rollhouse'da sorduğumda "bizimkiler manuel, elle tutup çekince kalkıyor. yani ya başta bi sefer çekip kaldıracaz, ya da bariyersiz oynayacaksınız" dedilerdi. o yüzden 1-2 sene içinde teknolojiyi değiştirmedilerse bilkent'i eledim.
kibritsuyu
(04.02.19)
En iyisi hakkında bir fikrim yok ama otomatik bariyer Kentpark'ta vardı diye hatırlıyorum


Murtazaaylak
(05.02.19)
(1)

"oç doktorlar" başlığı ne oldu?

iki tane uzunca entry'im vardı. silinmiş değil, çöpte yoklar. başlığı da entry'leri de bulamıyorum. taşındı mı, taşındıysa ne oldu yenisi?
iki tane uzunca entry'im vardı. silinmiş değil, çöpte yoklar. başlığı da entry'leri de bulamıyorum. taşındı mı, taşındıysa ne oldu yenisi?
kibritsuyu
(20.01.19)
başlık eğer şuysa -> "orospu çocuğu doktorlar" içeriği uçurulup entry girişi engellenmiş.

başlığı komple uçurunca entry çöpe düşmüyor bildiğim kadarıyla.


tabudeviren
(21.01.19)
(4)

harici harddiskten klasör silemiyorum

her ay mükellefimin işyerinde kullandığı muhasebe programının yedeğini harici harddiske alıyorum. yedek alma yöntemi, program klasörünü alıp aynen harici harddiske kopyalamak şeklinde.lakin ertesi ay yeni yedeği almak için gittiğimde eski klasörü silemiyorum. resimdeki hatayı veriyor. ben de eski kl
her ay mükellefimin işyerinde kullandığı muhasebe programının yedeğini harici harddiske alıyorum. yedek alma yöntemi, program klasörünü alıp aynen harici harddiske kopyalamak şeklinde.

lakin ertesi ay yeni yedeği almak için gittiğimde eski klasörü silemiyorum. resimdeki hatayı veriyor. ben de eski klasörün adını değiştirip yeni yedeği de yanına kopyalıyorum. 3-4 aydır işe yaramaz bir sürü eski yedek oldu. sil diyorum silmiyor.

niye silmiyor yahu, nasıl sileceğiz fazla klasörleri?

eksiup.com
kibritsuyu
(15.01.19)
muhtemelen dizinde, yönetici yetkisi ile silinen bir dosya veya klasör var. klasörlerin yetkilerini devralarak silmeyi deneyebilirsiniz. alternatif olarak harici hdd'ye geçici olarak bir yere kopyalayıp daha sonra diske format atabilirsiniz.


helenart
(15.01.19)
ben de geçen benzer bir sorunla karşılaştım şu şekilde çözdüm; klasörü winrar da arşive ekle diyorsun, arşive eklerken menü açılıyor, orada arşive ekledikten sonra dosyayı sil var. O siliyor, sonra winrar dosyasını siliyorsun


asbe
(15.01.19)
google'a unlocker yaz. işletim sistemine uygun unlockerı indir. klasörü seç ve silmeye çalış. işini görmesi lazım.


false pretension
(15.01.19)
Diskten başka bir şey silebiliyor musunuz peki? Disk silmeye karşı korumaya alınmış olabilir mi?


John Bloor
(16.01.19)
(5)

duyuru mühendisleri toplanın - kombi bacasından verim analizi

aşağıda kombi bacası ile ilgili parça sorusunu görünce ben de kafama takılanları sorayım.hermetik bir kombimiz var. yoğuşmalı değil, konvansiyonel kombi. çevredeki binalarda da bütün dairelerde aynı şekilde hermetik kombiler var (onların modelini bilemiyorum elbet, sadece bacalarını görüyorum).şimdi
aşağıda kombi bacası ile ilgili parça sorusunu görünce ben de kafama takılanları sorayım.

hermetik bir kombimiz var. yoğuşmalı değil, konvansiyonel kombi. çevredeki binalarda da bütün dairelerde aynı şekilde hermetik kombiler var (onların modelini bilemiyorum elbet, sadece bacalarını görüyorum).

şimdi hava buz gibi diyelim. evde olduğumuz sürece 45-50 derece aralığında yakıyoruz, evde yokken kapatıyoruz. sorulara gelelim:

1. bakıyorum alt komşunun bacasından gürül gürül duman (buhar?) çıkıyor. kendi bacama bakıyorum, neredeyse gözükmüyor. kombiyi köklüyorum, en sıcak ayarda suyu açıyorum, yine de o kadar duman çıkartamıyorum.

şimdi çıkması mı iyi, çıkmaması mı iyi? bu çıkan dumana bakarak kombinin verimi hakkında yorum yapabilir miyiz? (çok yakıyor ama az ısıtıyor, az yakıyor ama çok ısıtıyor vs. gibi)

2. aynı şekilde karşı apartmanda birinin bacasından bacağım kadar buz sarkıyor. demek ki su damlıyor ve orada donuyor. bazı babalarda daha ufak buzlar var, kendi bacama bakıyorum, hiç buz yok.

aynı şekilde bacadan damlayan su miktarına bakarak kombinin verimi hakkında yorum yapabilir miyiz? damlaması mı iyi, damlamaması mı iyi?
kibritsuyu
(13.01.19)
sadece yoğuşmalı kombilerde su damlıyor galiba. birkaç sefer bizim kombidede buz oluşmuştu. normal kombide su gelmiyor bacadan anladığım kadarıyla. duman olayında da sanki aynı durum söz konusu. ama bundan emin değilim.

ek olarak ben evde olmadığımda bile kapatmıyorum. açıp kapatmanın daha fazla gaz harcadığını düşünenlerdenim.


sutlu nescafe
(13.01.19)
evde olmadığımda kapatmamayı da denedik, daha az yakmadı. bina dışarıdan, bizim daire içeriden yalıtımlı. sabah kapatsak bile akşama kadar ev soğuyor ama buz gibi de olmuyor, çabuk ısınıyor. kapatmayıp bıraktığımız durum, her gün kapatıp açtığımızdan daha çok yakıyor.


kibritsuyu
(13.01.19)
Onlarla verim analizi yapamazsın. Doğrusu için (kombiden aldığın enerji/kombiye verdiğin enerji).

Basit bir örnek yapalım iç ısıtma için. Tek odayı ısıttığını düşünelim ve kayıpları yok sayalım (yoksa uzun hesaplar gerekir). Doğalgaz sayacını ölçtün ve sıfırlamış oldun. İçeriye de termometre koydun ve sıcaklığı not ettin. Bir saat sonra baktın sayaç 1 m3 doğalgaz yakmış. Sıcaklık da 5 derece artmış. Doğalgazın 1 m3 hacminin yanma sonucu ne kadar ısıya dönüştüğünü hesaplıyorsun (Watt cinsinden) daha sonra iç sıcaklık değişimi için de m*c*delta t yapıyorsun ve sıcaklık değişiminden elde ettiğin Watt değerini doğalgaz yanması sonucu oluşan değere bölüyorsun yaklaşık verimi buluyorsun.


sumuklurakun
(13.01.19)
benim asıl amacım kombinin verimini hesaplamak değil. çıkan buharın, damlayan suyun bana bir gösterge olup olmadığı.

"bacasından su damlayan kombi daha iyi/kötü yakıyordur"
"bacadan ne kadar az/çok duman çıkarsa kombi o kadar iyi/kötü yakıyordur" gibi çıkarımlar yapabiliyor muyuz? kombi bacasından çıkan buhar, damlayan su bize bir şey anlatıyor mudur?

yani niye onun kombisi çok tüterken, benimki az tütüyor, niye onun bacasından su damlarken benimkinden damlamıyor?

hani mesela araba egzozuyla böyle çıkarımlar yapabiliyoruz. "siyah duman atıyorsa çiğ yakıt atıyor, benzininin tamamı yanmıyor, demek ki az hava alıyor" gibi çıkarımlar yapıyoruz. tıkalı hava filtresini değiştirip, ne bileyim bujileri ateşlemeyi falan ayarlayıp tam olarak yanmasını sağlıyoruz. kombide de böyle bir şey çıkarabiliyor muyuz?


kibritsuyu
(13.01.19)
Kimyam çok iyi değildir ama esas yanma hidrojen ve oksijenle gerçekleştiğinden bunların birleşimiyle de su buharı oluştuğundan kabaca ne kadar su buharı o kadar verimli yanma diyebiliriz sanırım.

Baca temizliği vs düzenli yaptırın.


sumuklurakun
(13.01.19)
(10)

audi vs bmw karda sürüş videoları

abi youtube'da audi quattro ile bmw xdrive'ın karda karşılaştırmalı sürüş videoları var. xd'lerin tamamı patinaj çekip dururken quattro cayır cayır gidiyor.https://www.youtube.com/watch?v=VOxka3mhKXcbunlar gerçek mi? yani gerçek tabi de araçla mı ilgili? bunlar sanki pilotajla, zemin farkıyla, lasti
abi youtube'da audi quattro ile bmw xdrive'ın karda karşılaştırmalı sürüş videoları var. xd'lerin tamamı patinaj çekip dururken quattro cayır cayır gidiyor.

www.youtube.com

bunlar gerçek mi? yani gerçek tabi de araçla mı ilgili? bunlar sanki pilotajla, zemin farkıyla, lastiklerin durumuyla, kar durumuyla, eğimle bilmemneyle alakalı farklar ve bmw'ye çakmak için özellikle audi fan'ları (veya bizzat auti'nin kendisi) tarafından yayılıyor gibi. bu videodaki durum sadece xd ve quattro farkı mı yani?

dün hanımla çocukla kartopu oynamaya giderken "abi bi el atıversen" diye çevirdiler. hafif meyilli sokağımızda dört kişi, kış lastikleri olan bir audi q7 quattro'yu ite ite zor çıkardık. adam dütdüt yaptı teşekkür edip gitti, ben de oğlumla kar oynamaya giderken uzaktan gördüm. adamı ittiğimiz aynı yoldan ne olduğunu anlamadığım gayet ortalama bir araba (hyundai accent gibi bir şeydi) zırt diye çıktı gitti. ne iten oldu, ne patinaj yaptı.

e hani nooldu xd'leri tokatlayan quattro? accent mi daha iyiymiş audi'den?
kibritsuyu
(07.01.19)
ben de izledim o tarz videolar baya ve hepsinde açık ara audiler iyiydi hatta bazılarında mercedes de vardı mercedeslerden de iyiydi audiler. hepsinin birden yalan olması pek ihtimal dahilinde değil gibi sanki.

sizin ittiğiniz aracın lastikleri yaz lastiğidir belki de ya da başka bir etmen olabilir. bilemedim.


washe
(07.01.19)
İyilik kötülük değil ki biri arkadan itişli bir araba, karda zorlanması normal.
Kış lastiğinin olup olmaması da kar performansını etkiler. Audi 4 mevsim, Hyundai kış lastiği kullanıyor olabilir.


gerçek. bmw mercedes grubunun kar performansı iyi değil. Audi, Subaru, Volvo kar performansı efsane markalar.

arazi araçlarını demiyorum, otomobil karşılaştırması.


babilbaligi
(07.01.19)
antipatinaj sistemi (ASR) ve elektronik denge programı (ESP) kapamayı bilmiyordur sürücü. bu ikisi açık olduğunda araç patinajda kaldığında gitmez, ıkınmaz. hemen bırakır kendisini. benim aracım da hyundai, daha hiçbir yokuşta kalmadım. patinaj çeke çeke de olsa çıkıyor bi şekilde. ayrıca hafif ve düşük torklu. benim arabam yokuşu yavaş yavaş çıkan 70 kilo cılız bir adamsa, o audi ise yokuşu koşarak çıkmaya çalışan 90 kiloluk kaslı bir adam. fark burada. umarım anlatabilmişimdir.


trajikomix
(07.01.19)
valla benim mazda ile geçen sene uludağa çıktım, patinaj için zorluyorum, bir şeyler devreye giriyor, olmuyor, azcık kaydırıyım diyorum, ışıklar yanıyor araba bi şeyler yapıyor topluyor, merso ve bmw pek inandırıcı gelmedi, ya da bu sistemler kapalı.

ps. 2015 - mazda 3


ravenudon
(07.01.19)
Aradaki fark tamamen kar lastiğinden kaynaklı. Yoksa üç aşağı beş yukarı Quattro, 4matic ve xdrive benzer sistemler.


roket adam
(07.01.19)
en onemli faktor lastik. lastigin kac yil kullanildigi, yasi, boyutlari, ve basinc degeri hepsi aracin kar ve buzdaki performansini etkileyen faktorler. Quattro, 4matic ve xdrive gibi sistemler onemli olsa da aractaki lastik en iyi seviyede degilse tirmanmak icin yeterli olmayacaktir.

ama Quattro, 4matic ve xdrive ozellikle bol karda arac kara saplandiginda cok one cikiyor cunku iki teker saplansa da diger tekerler ile arac kendini kurtarabiliyor. buzda 4 tekerde kaygan zemine geldiginde, bu sistemler aracta mevcut da olsa, arac lastikle zemine tutunuyor.


emrahday
(07.01.19)
Yalan dolan ya. Kullanan herif audiyi adam gibi kullanırken mersoyla bmwyi kötü kullanıyo.


Delay Fuze
(07.01.19)
videodaki bmwlerin cogunda dort mevsim yada yaz lastigi var gibi.

"ama" duzgun kis lastikleriyle audi butun markalari kafalar, tecrube ile sabit.


cooperr
(07.01.19)
BMW Mercedes yasadigim yerde(kutup dairesine 300km) pek tutulan arabalar degil. 2 sebebi var.
1. Dedigin gibi kar performansi kotu bunlarin.
2. Paslaniyor dayanmiyor iklim ve tuzlanmadan oturu. Gerci Audi de paslaniyor bu konuda Alman otolari kotu. Hatta acikcasi tek iyi marka Volvo paslanma konusunda.

Her arabanin gidecegi yol farklidir. BMW Mercedes gibi araclarin binek modellerinin olayi o autobahnda hiz yapmak. Reno Toros ile ciktigin yolu bile cikamayabilirler olabilir nitekim o arabanin amaci zorlu kosullar degil.


(4)

samsung galaxy note 5 bataryası

nisan 2017'de aldığım telefonumun bataryası artık dayanmamaya, çabuk azalmaya, %15 iken zart diye %2'ye düşüp, şarj aletine koşmama kalmadan kapanmaya falan başladı.telefon hala garanti kapsamında. bildiğim kadarıyla batarya da garanti kapsamında.ama bu telefonlarda batarya sökülebilir değil. yani a
nisan 2017'de aldığım telefonumun bataryası artık dayanmamaya, çabuk azalmaya, %15 iken zart diye %2'ye düşüp, şarj aletine koşmama kalmadan kapanmaya falan başladı.

telefon hala garanti kapsamında. bildiğim kadarıyla batarya da garanti kapsamında.

ama bu telefonlarda batarya sökülebilir değil. yani ancak servis açıp söküyor. telefonum da cillop gibi maşallah. hiç tornavida değmesini istemesem de batarya beni iyice yarı yolda bırakmadan, garantisi de bitmeden değiştirteyim diyorum.

bu aletin içinin açılması, bataryanın değişmesi falan telefonu çok örseler mi, yıpratır mı, başka bir yerleri bozulur mu? korkularım bunlar, ne dersiniz?
kibritsuyu
(04.01.19)
Benzer bir sorunla karşılaştım ben de, fakat benimkinde batarya şişmesi olduğu için ücretsiz bataryayı değiştirmişlerdi. 2 yıl dolmadan şarj sorunu yaşıyorsan muhtemelen teknik bir arıza vardır diye düşünüyorum. Doğrudan yetkili servise bunda sorun var diye gidebilirsiniz.

Telefona bir şey olmuyor merak etme


re noreno
(04.01.19)
dejiciler gelmediyse deji diyorum. ve hayır alırsın kendin bile değiştirirsin.


Techsavvy
(04.01.19)
yoo sorun o kadar büyük değil. yani henüz şarj tutuyor. sabahtan akşama kadar da idare ediyor. ama sonlara doğru çok çabuk azalıyor. idare etsem ederim, ediyorum da. ama bu batarya illa ki cortlayacak. en azından garantisi dolmadan değiştirirsem bi o kadar daha götürür diye düşünüyorum. yoksa parasıyla değiştirecekler.


kibritsuyu
(04.01.19)
Hocam bişey olmaz. Isıtıp açıyorlar arka kapağı sonra monteliyorlar tekrar.. Yani bir değişim olmuyor. Garantin varken değiştir.

S serisi olsa onlarda su geçirmezlik özelliği gidiyor sadece olan bu. Senin telefonda o özellik yok zaten. Yani değişen pek bişey olmayacak.


caletti
(04.01.19)
(3)

ankastre ocağın ateşlemesi

sabah temizlikçi teyze geldi. mutfağı, aspiratörü falan temizliyordu. bi ara baktım ankastre ocağın çakmağı (hani gaz düğmesini bastırınca çıt çıt çıt yapar ya, çevirip gazı açınca da ateşleyip yakar ya o işte) hiçbir düğme basılı olmadığı halde çıt çıt çıt çıt diye çakıyor. takılı mı kaldı acaba di
sabah temizlikçi teyze geldi. mutfağı, aspiratörü falan temizliyordu. bi ara baktım ankastre ocağın çakmağı (hani gaz düğmesini bastırınca çıt çıt çıt yapar ya, çevirip gazı açınca da ateşleyip yakar ya o işte) hiçbir düğme basılı olmadığı halde çıt çıt çıt çıt diye çakıyor. takılı mı kaldı acaba diye düğmeleri kurcaladım, içlerine üfledim, ıslak falan da değil. ne yaptıysam susturamadım. elimin yetişebileceği bir yerde fişini de bulamadım. ankastre fırını söküp arkasından fişi bulup çektim sustu. tabii şimdi ateşleme de çalışmıyor.

bozuldu mu dersiniz ne oldu buna? akşam fişi takıp bakıcam. umudum bir yerleri ıslandığı için kontak yaptı, kuruyunca geçecek diye. ama öyle değilse, fişi takınca hala çıt çıtlıyorsa ne yapayım? servis çağırmadan bir çözümü var mıdır bunun?
kibritsuyu
(04.01.19)
ıslandığı için olmuştur. aynı şekilde benim evimdeki ocakta da olmuştu. ertesi gün düzeldi.


isyankar tosbaga
(04.01.19)
bizde de oluyor bazen. geçiyor sonra. büyük ihtimalle ısalklıktan dolayı. servisi çağırma.


kablelvuku
(04.01.19)
bu sabah benimki de aynı şeyi yaptı. fişi çektim 1 gün takılsın, yarın yine bakıcam.


lcha
(04.01.19)
(9)

çocuğa ne hediye alalım (6 yaş erkek)

çocuk dediğim kendi oğlum. biz zaten istediklerini, ihtiyaçlarını alıyoruz. ama dedesiyle (babamla) çok fazla görüşemiyorlar. adamcağız da çıkıp bir şey bakamıyor, baksa da ne alsam mutlu ederim bilemiyor. bana dedi, benim adıma bi hediye al çocuğa da vereyim diye. şimdi ne alayım bilemedim. ben ken
çocuk dediğim kendi oğlum. biz zaten istediklerini, ihtiyaçlarını alıyoruz. ama dedesiyle (babamla) çok fazla görüşemiyorlar. adamcağız da çıkıp bir şey bakamıyor, baksa da ne alsam mutlu ederim bilemiyor. bana dedi, benim adıma bi hediye al çocuğa da vereyim diye.

şimdi ne alayım bilemedim. ben kendim kitap aldım ama dedesinden öyle bir hediye olsun ki aklında kalsın, dedesini hatırlasın istiyorum.

lego olmaz, ev lego dolu, pek spesifik bir şey olmayacak zaten doğumgününde de lego aldı dedesi.

uzaktan kumandalı zımbırtıları falan var.

aslında oyuncak namına her şeyi var. öyle doyumsuz, sürekli oyuncak isteyen, tutturan bir çocuk da değil, görür ister ama gereksiz olduğunu anlatınca da anlar. gerçekten istiyorsa onu anlarız zaten, öyle de bir şey yok şimdilik.

bütçe derseniz 150-200'den çok olmasın.

ne önerirsiniz?
kibritsuyu
(28.12.18)
çocuğun sulayıp bakıp büyütebileceği bir bitki alabilir. böylece hem çocuğa ait bir hediye ile sorumluluk duygusuna katkı olur, hem de her bitki ile ilgilendiğinde dedesini hatırlar, çiçek açtığında ya da büyüdüğünde dedesine bahseder, gururlanır. 6 yaşında çocuklar için bu tür sorumluluklar genellikle çok motive edici oluyor, büyüdüğünü hissediyor ve hoşuna gidiyor.


lordoz
(28.12.18)
Dedenin şimdi veya gençken çaldığı bir enstrüman varsa ondan hediye edilebilir. Sazsa mesela kulağa pek hoş gelmiyor 6 yaşındaki çocuk için ama belki küçük bir gitar, ukulele, mızıka falan olabilir. Oyuncak olmadığı da öğretilirse hem unutmaz hem çalmayı da öğrenebilir


senolll
(28.12.18)
güzel ve action'lı bir kol saati ya da çalması kolay bir enstrüman hediye edilebilir.


fragile lady
(28.12.18)
teşekkürler ama...

evde baktığı çiçekleri var, sürekli suluyor. hatta tohumunu da kendi ekti. o yüzden o da arada kaynar gider.

spesifik bir enstruman yok ama evde bir orgumuz vardı, ben de babam da çalardık. onu da zaten bize getirdik, benim de gitarım var aslında. hem de biraz uğraştım ama şimdilik pek hevesi yok gibi enstrumana falan. o da olmadı yani.

akıllı saat olabilir de o da çocuğa değil, bize hediye gibi, çocuk mutlu olacak mı onunla bilemedim. bi de pahalı onlar, bütçeyi aşar.


kibritsuyu
(28.12.18)
3d pen alın ama dikkat edin yanmasın eli :)
Ukulele, hamster alabilirsiniz siz de bakımını üstlenirseniz.


bahoho
(28.12.18)
6 yaşındaki halim buna delirirdi: shop.hasbro.com:7DEC61D9-5056-9047-F55F-FC686C17D23F
Okuma yazma bilmeksizin aileyle oynanabilecek bi masa oyunu^^


joker the one
(28.12.18)
gitar alın.

letgo'da 200 liraya bir sürü gitar bulursunuz. çalmaya başlarsa hayatı boyu dedesini unutmaz.


babilbaligi
(28.12.18)
öneriler çok iyi ama hiçbiri uymuyor abi.

öğrencilikten kalma gitarım var benim. heves eder diye tellerini yeniledim, bir iki çaldım ama heves etmedi. ukulele, gitar falan var yani, o olmadı.

hint bülbülümüz var kafeste. eşimin kuzeni yavrulatmış, birini verdi. hiç ilgilendiği yok. hayvanın bütün bakımı bende. arada kafese gidip seviyor falan o kadar. hamster falan da olmaz yani.

guess who var evde. hatta 2-3 yıl önceki hediyemiz. severek oynar, o da olmadı maalesef.

3d pen'lere bir bakayım.


kibritsuyu
(28.12.18)
enstruman olacaksa bence gitar yerine ukulele alin.
bir de puzzle olabilir, 150-200 parca, deli etmeyecek cinsten.


cooperr
(28.12.18)
(4)

bir haber videosu arıyorum

arkadaşlar 20 aralık 2018'de ankara'da gerçekleşen şu aşağıdaki linkte yer alan olayın haber videosunu arıyorum.https://twitter.com/ankara_cevirme/status/1075739130192105473hiçbir google aramasında veya haber sitesinde buna rastlamadım. haber olmamış olması imkansız. tv haberlerinde yarım yamalak gö
arkadaşlar 20 aralık 2018'de ankara'da gerçekleşen şu aşağıdaki linkte yer alan olayın haber videosunu arıyorum.

twitter.com

hiçbir google aramasında veya haber sitesinde buna rastlamadım. haber olmamış olması imkansız. tv haberlerinde yarım yamalak gördüm, yakalayamadım. illa ki internette de haberin videosu olmalı. bi buldurun be.
kibritsuyu
(25.12.18)
DHA abonesiyiz. görüntü sisteminde 2-3 günlük video tutuyorlar. orada bulamadım ne yazık ki. istersek belki atarlar. ben bir araştırayım.


teknikekip
(25.12.18)
Haberde aracın düşme görüntüsünü gördün mü? Yoksa olay sonrası çekilen görüntü mü?

Belki de düşme anının görüntüsü yoktur ama sen göz ucuyla habere bakınca beynin öyle kodlamıştır.


John Bloor
(25.12.18)
twitter.com

yine aynı adres bunu paylaşmış.


akatreil
(25.12.18)
aracın düşme görüntüsü değil. o zaten yoktur. varsa da aradığım o değil. evet bunu belirtmem lazımdı. sanki aracın düşme anının görüntüsünü arıyormuşum gibi olmuş.

benim aradığım, olay sonrası görüntüler. araç sahibinin gelip aracını o şekilde gördüğü, etraftakilerin adamı teselli etmeye çalıştığı görüntüler.

evet akatreil'in paylaştığını arıyordum, ama varsa daha uzun versiyonu.


kibritsuyu
(25.12.18)
(6)

"fotoğraf çekinmek"

şimdi aşağıda "neden türkçe bilmiyoruz" başlıklı duyuruyu okuyunca yazmak istedim.o duyuruyı açan arkadaş çok güzel yazmış, çok güzel eleştiriler yapmış. fakat ben bu "fotoğraf çekinmek" kavramını bir türlü anlamıyorum. bu kullanımın yanlış olduğunu arkadaş da yazmış, sözlükte de epey eleştirilmiş.f
şimdi aşağıda "neden türkçe bilmiyoruz" başlıklı duyuruyu okuyunca yazmak istedim.

o duyuruyı açan arkadaş çok güzel yazmış, çok güzel eleştiriler yapmış. fakat ben bu "fotoğraf çekinmek" kavramını bir türlü anlamıyorum. bu kullanımın yanlış olduğunu arkadaş da yazmış, sözlükte de epey eleştirilmiş.

fakat düşünüyorum düşünüyorum, bu kavramı, yani "fotoğraf çekinmek" kavramını tam olarak karşılayabilecek başka bir ifade bulamıyorum. türkçe dilbilgisi kurallarına da uygun. "dönüşlü fiil" denir buna. niye bu kadar çok takılıyor, niye bu kadar eleştiriliyor?

en doğru soru; madem yanlış, doğrusu nedir?

dönüşlü fiilin tanımında olduğu gibi eylemi yapan da etkilenen de aynı kişi ise, yani bahsettiğimiz şey fotoğraf olduğuna göre kendi kendimizi fotoğrafını çekiyorken ne diyelim?

fotoğraf çekmek? olmadı, başkasını çekerken de öyle deriz.
fotoğraf çektirmek? bu da olmadı, burada da eylemi başkası yapıyor.
selfi çekmek? özçekim yapmak? bunlar da olmadı, zira yanımızda başkası da varken özçekim doğru karşılık değil.

sokakta tarkan'ı gördüm, yanına gittim ve omuz omuza verip kendi cep telefonumla ikimizin fotoğrafını çektim.

boşlukları dolduralım. ben bugün tarkan'la .............
kibritsuyu
(24.12.18)
- fotoğraf çektirdim.
- kime çektirdin?
- kendime çektirdim ehe ehe.

oldu mu? bence olmadı. fotoğraf çektirmek başkasına DA yaptırılmış olabilir. benim ifade etmek istediğim kendi kendime çekmiş olmak. türkçe'de "dönüşlü fiil" diye bir kavram varken niye kullanmayayım da işi zorlaştırayım?

"taradım": kendi saçımı veya başkasının saçını taramış olabilirim.
"tarattım": başkasına yaptırdım.
"tarandım": yapan da benim, yapılan da benim. kendi saçımı kendim taradım. mis gibi ifade işte.

fotoğraf çekme hususunda da pekala kullanılabilir bence. niye kullanılmasın ki?


kibritsuyu
(24.12.18)
açık söyleyin. "ben bugün tarkan'la fotoğrafımızı çektim" ifadesi sizi tatmin ediyor mu? yani "ben tarkan'la fotoğraf çekindim" kadar eylemi karşılıyor mu? beni çok tatmin etmedi.

hayır zorlarsam "biz bugün tarkan'la kendi kendimizin fotoğrafını çektik" de derim. ama yine zorlama oluyor.

türkçe dinamik bir dil değil mi, demek ki bu kullanıma ihtiyaç var. taranmayı beğenmediyseniz yıkanmak diyelim. sevgilimle duşa girip birlikte duş alıyorsak;

sevgilimi yıkadım mı diyeyim, sevgilime kendimi yıkattım mı diyeyim, sevgilimle kendimizi/birbirimizi yıkadık mı diyelim (bu sizin kendimizin fotoğrafını çektik, kendi fotoğrafımızı çektik örneğinin muadili. hamam tellağı gibi birbirine kese atan bir çift gelmiyor mu aklınıza?)

"sevgilimle yıkandık" ifadesini hangisi tam ve güzel şekilde karşılıyor?

zamanında kendi kendinin fotoğrafını çekmek, veya birisiyle birlikteyken fotoğrafı kendi kendine çekmek gibi bir kavram yokmuş, bunun dönüşlüsünü düşünmemişler. e ama günümüzde varböyle bir şey. biz düşünüp eklesek niye bu kadar yanlış oluyor?


kibritsuyu
(24.12.18)
dediğiniz yapıda olsa bile çekinmek değil çekilmek daha doğru olur bence

tdk. çekilmek
(nsz) 1. Çekme işi yapılmak

çekinmek kelimesinin kökü daha çok utanma, sıkılma ile alakalı


asbe
(24.12.18)
Bu kelime yanlis falan degil zaten. Ben 30 senedir boyle duyuyorsam tdk kendini duzeltmeli..

Ayrica herkez konusunda da direnmemeli, toplumun %90'i boyle yaziyor artik alsinlar sozluge :)


acemi
(24.12.18)
Geldim, buradayım. :)

Fotoğraf aslında çekilmez, alınır. Ama o başka mevzu. Bunun doğrusunun fotoğraf çekilmek, çektirmek vs. olduğunu düşünüyorum. Çekinmek diyenler de zaten çekilmek kelimesini çekinmek gibi duyup, öylece kullanmaya devam edenler.


alfist
(24.12.18)
(9)

"engelli" nedir?

özellikle engelli park yerleri ve engelli asansörleri için soruyorum.hayatımda engelli park yerine park etmişliğim yok, edebilmek için de sormuyorum ama ortada ciddi bir kavram karmaşası olduğunu düşünüyorum."engelli" denilen kavram nedir? sadece engelli kartına sahip olmak mıdır?yani bedensel engel
özellikle engelli park yerleri ve engelli asansörleri için soruyorum.

hayatımda engelli park yerine park etmişliğim yok, edebilmek için de sormuyorum ama ortada ciddi bir kavram karmaşası olduğunu düşünüyorum.

"engelli" denilen kavram nedir? sadece engelli kartına sahip olmak mıdır?

yani bedensel engelli veya kanser hastası babasının üzerine araba alıp engelli kartı çıkaran sapasağlam adamın, sırf kartı var diye engelli otoparkına park etmeye hakkı oluyor mu?

ya da engelli kartı falan yok, adam 90 yaşında bastonla zor yürüyen dedesini veya ayağı kırık olduğu için 20 gün koltuk değneği kullanacak olan karısını daha az yürütmek için engelli otoparkına park edince vay şerefsiz duyarsız ipne mi oluyor?

engelli demek illa engelli kartı mı, illa tekerlekli sandalye ve koltuk değneği mi?

40 yaşında adamım, ama bel fıtığıyım. fıtık azdı mı iki adım zor atıyorum. metroda engelli asansörüne binmeye çalışınca kötü bakışlara maruz kalıyorum. çünkü bedensel engelli değilim, herhangi bir yardımcı araç gerecim yok. ama yürüyemiyorum amk işte yani geçici de olsa engelliyim. bir engelim var. asansöre binice duyarsız ipne mi oluyorum?

ankara trafik instagram sayfasında gördüm. adam engelli yerine park etmiş, sileceğe de "bastonluyum" diye not koymuş. vay efendim epey gömmüşler adamı.

tamam ben de engelli park yerini işgal eden dallamalara uyuzum ama adamın bir şekilde geçici bir engeli var demek ki işte. engelli kartı yok ama bastonu var. bana çok da yanlış gelmiyor oraya park etmesi.

yani velhasıl sorgulamamız gereken şey kart mı, kişinin engeli mi?
kibritsuyu
(24.12.18)
benim kardeşim engelli, araç da kardeşimin üzerine değil gerçi ama hiç engelli yerine park ettiğimizi hatırlamıyorum şimdiye kadar.çok kar kış vs varsa avm kapısına yakın yerde hemen ineriz mesela, babam park yeri arar. çünkü zaten tekerlekli sandalyeye biniyor çocuk. kapıya yakın uzak farketmiyor ki. yürümekte zorluk çeken birinin park etmesi daha mantıklı bizim için.

asansör konusunda hemen binmek veya bi sonrakine binmek açısından bi fark yok. ama öncelik olmasına rağmen öne atlayan, sağlam görünüşlü insanlar oluyor.

hiç önemsediğim meseleler değil zira dediğim gibi çocuk zaten oturarak bekliyor. ama ayakta durmakta zorlanan, yorulmasına sebep olan bi engeli olsa kavga sebebi.

size de geçmiş olsun. asansör kullanmak tabi ki hakkınız. ki o asansörler engelli asansörü değil, engellilere öncelik verilen asansörler.

ama park yeri konusunda size katılamıyorum. engelli kartınız yoksa, o park engellilere tahsis edilmişse park etmemeniz lazım. sizin fıtığınız olur, başkasının böbrek ağrısı, kimisi ayağını burkmuştur... bunun sonu yok. kullanım alanı kısıtına herkesin uyması lazım o anki sağlık sorunu gözetilmeden. ha gerçekten zorda kalınan bir durumdur belki o anlık bi iltimas olabilir.

bi de yeri gelmişken söyleyeyim. engelli yakınlarının kendilerine tanınan hakları kullanması neden rahatsızlık veriyor anlamıyorum. babasının kanser hastalığı yüzünden engelli kartı alabilen ve engelli park yerine park eden adama bi sorun acaba hangisini tercih eder; babasının sağlıklı biri olmasını mı yoksa engelli park yerine araç bırakabilmeyi mi?


elorelia
(24.12.18)
Türkiye gibi bir ülkede yani herkesin herkesin hakkını hiçe saydığı bir ülkede, daha gelişmesi gereken 10 larca şey olan bir ülkede bu sorduğunuz soru gayet normal.

Asansöre bindiğinizde kötü bakış alıyorum demişsiniz, size öyle geliyor çünkü o asansöre binenlerin neredeyse hepsinin herhangi bir engeli yok. sadece tembeller.

Adam babasının üstüne kart almış demişsiniz, hakkıysa ve yasa izin veriyorsa alır. Babası büyük ihtimalle yüzde 90 engellidir ve taşınmaya ihtiyacı vardır. İnsanın başına gelmeden insan bilemez, babasından dolayı araba aldığını seviniyorsa ve ayrıcalıkları kullanıyorsa zaten iq su bir fıstık kadardır. doğal seleksiyonla pörsür gider.

----daha sonra ekleme yapılabilir


Techsavvy
(24.12.18)
Bahsettiğiniz durum esasen kişilerin vicdanına bırakılmıştır. “Engelli” kelimesi yaşamak için toplumun diğer (sağlıklı) fertlerinden farklı olarak bedensel veya ruhsal özüre sahip kişilere özeldir. Ancak engelli park yerleri bedensel engelli plakası olan bireyler içindir. Benim babam hasta engelli raporumuz var diyenler bir zahmet siptirsin gitsinler. Kişilerin vicdanı ise tam bu noktada devreye girer. Gözü %40 az gördüğü için %20 engelli raporu alan insanlar da engelli park yerlerine parkedebilir bu arada. Ama bunun dışındaki sıkıntılar engel değil. Ampütasyon, eklem dondurma, kalıcı beyin/göz hasarları, kısmi veya tam felç durumları, kas ve iskelet bozuklukları’ndan herhangi birine sahipseniz gönül rahatlığıyla asansörleri park yerlerini vb kullanınız. Suistimale çok açık bir konu ve suistimali seven bir ülke için bu konular uzun uzadıya tartışılıp, engelli hakları korunmalı. Ama ne yazıkki (:


Tears of Devil
(24.12.18)
Bu "engelli" kartini kullanma olayi medeni ulkelerde usulune uygun soyle oluyor (mesela Britanya - Blue-Badge):
- mavi etiket/engelli karti (blue-badge) size sofor veya yolcu olarak gideceginiz yere yakin park etme hakki taniyor.
- Sadece cadde uzerinde ama.. Hastane, market vs yerlerin kendine ozel farkli kurallari olabiliyor
- engelli karti sadece sizin kullanmaniz icin
- karti, sadece o arabada surucu veya yolcu iken kullanabilirsiniz, yani baskasi kullanamaz
- karti kuralina aykiri sekilde kotuye kullanmanin cezasi 1000 sterlin

Ozetle, kart ve engelli kisi birlikte dusunulur - kisinen engeli degil. Azten engeliniz kart almaya hak taniyorsa gidip alisiniz olay cozulur.


parcxerox
(24.12.18)
Senin dediğinle olsa gerçekten engellilere yer kalmaz. Herkeste bir avuç bahane/sebep var.


alicandan
(24.12.18)
%90 engelli raporu olup ama dışarıda hiç bi b.k belli etmeyen hastalıklar var ki bunlardan birine sahibim malesef. hakkım olarak engelli otoparkınıda kullanıyorum. çünkü hakkım. burda mesele yürüyüp yürüyememek değil. sapasağlam görünüp bütün kalp ve damar fonksiyonlarını dönülmez şekilde etkileyen hastalığa sahip insanlar var, girişe en yakın ve yer arama stresi olmadan aracını park etmek isteyebilir. kaldıki engelli kartı almak için heyete girmeniz gerekiyor ve o heyette hiç öyle boşa rapor veremez. olay aslında sadece yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir pozitif ayrımcılık. yani bunu yürüyen yürüyemeyen diye ayırmak ne kadar doğru size bırakıyorum. asıl sorulması gereken kartı olmadığı halde o özel alanları işgal eden dingillere ne yapmalı. olay öyle bi boyuttaki engelli yerlerinin önüne kuka koyarak çözmüş çoğu yer xD işte orda yürüme engelli birisi yardım almadan nası park etsin aracını!

bide başıma gelen bi olayı anlatayım;
sırf sağlam göründüğüm için hastanede asansör beklerken hademe beyden trip yemiştim. gözümün içine bakarak "arkadaşlar gençler merdivenleri kullansın!" dediydi xD ulan dalyarak 7 katı nası çıkcam ben, sorsana bi niye bekliyon diye yargısız infaz işte ne diyim sustum asansörede bindim!

neyse demem oki böyle hakları gerçekten suistimal edenlerin ta ....


0zzy
(24.12.18)
yüzde 52 engelliyim. Engelli park yerlerine engelli kartı ile park edemiyorsunuz.ayrıca engelli park kartı alınması gerekiyor. Onu da H sınıfı ehliyet varsa alabiliyorsun diye biliyorum. Engelli kartım var ve hayatım boyunca engelli yerine park etmedim.

özetle: babası üzerinden engelli yerine park ediyorsa babası var ise engelli haklarından faydalanabilir, babasının hayatını kolaylaştırmak amacı ile. öbür türlü böyle bir hakkı bulunmamakta.

benim de ciddi bir şekilde bacağım ağrıyor. ayakkabı seçimine dikkat etmem gerekiyor.

engelli yerine park etmek vicdan meselesidir. benim engelim iş bulmama ve sosyal hayat edinmemi engelliyor. kusura bakmayın da arada sırada canınız yanıyor diye kendinizi engelli olarak görmeniz tamamen şımarıklık.


denizgonen
(24.12.18)
Kurallar dostum, kurallar...


[GODDARD]
(24.12.18)
@kibritsuyu Ne zamandır benim de aklımda olan şeylere değinmişsin. Aslında @Techsavvy'in dediği gibi bunlar çok ileri medeniyet düzeyi ile ilişkili konular. Empati, vicdan, irfan, sevgi, saygı, şefkat, sabır v.s. kavramların ete kemiğe büründüğü bir toplumda bu tür şeyler konu bile olmaz, arada kaynar gider. Fakat şimdi sorunu tespitte, bir kural ve standarda bağlama hususunda bile düzeyimiz ortada. İnsanlar birbirine güveni kaybetti bu toplumda. Güvensizlik, suizannı ve şüpheyi getirdi. Hırs, rekabet, bencillik, haset sardı her tarafı. Yayası kusurlu, şoförü kusurlu, hastası kusurlu doktoru kusurlu, alanı kusurlu satanı kusurlu, öğretmeni kusurlu öğrencisi kusurlu v.s. v.s. bir toplum çıktı ortaya. "Tek bir tel kopar ve bütün ahenk bozulur" diyordu bir bilge... Bir dokun bin ah işit oldu bu girizgah... Aslında @kibritsuyu'nun dile getirdiği konuda bir kitap yazabilecek notlar, tespitler var kafamda. Engelliliğin sembolü bile hatalı:Tekerlekli sandalye! @0zzy ile benzer bir durumdayım. Dış görünüm olarak sağlıklı bir bireyim. Fakat mesela elimi uzatmış vaziyette 150-200 gr ağırlığı tutabilme sürem 6 saniyedir. (Teknik olarak detaya girmeden tarif etmek istedim.) Üniversitelerde, bazı kurumlarda personele özel kartlarla çalışır asansörler. Bu insafsızlıktır. Hangi hastalığın, ne tür bir yorgunluğun kimde olduğunu bilemezsiniz. Birbirimize güvenmek durumundayız. Birbirimize anlayış göstermek durumundayız. Bunu da boynumuza tasma gibi geçireceğimiz engelli kartlarına, personel kartlarına v.s. borçlu olmadan yapabilmeliyiz.


erdoyil
(25.12.18)
(9)

nutella'yı neyle açalım?

ekmeğe sürmek için tasarlanmış bu koyu kıvamlı kardeşimizi neyle açıp daha likit, daha akışkan hale getirebiliriz? tatlı/pasta sosu olacak.not: özellikle nutella olacak. yani kuvertür çiko ile yapılmış herhangi bir ganaj istemiyorum.
ekmeğe sürmek için tasarlanmış bu koyu kıvamlı kardeşimizi neyle açıp daha likit, daha akışkan hale getirebiliriz? tatlı/pasta sosu olacak.

not: özellikle nutella olacak. yani kuvertür çiko ile yapılmış herhangi bir ganaj istemiyorum.
kibritsuyu
(22.12.18)
Mikrodalgada eriterek?


=)
(22.12.18)
Benmari usulü?


=)
(22.12.18)
mikrodalga yok, benmari de olmaz. ısı yoluyla yumuşatırım da, soğuyunca geri katılaşır.

katılaşmayacak, akışkan bir sos olacak.


kibritsuyu
(22.12.18)
Süt ile blender'dan geçir.


Tereyağı


brnbrs
(23.12.18)
süt kreması ile


blacksky
(23.12.18)
Fındık yağı


datdiridat
(23.12.18)
Krema bence de.


physcos physcos
(23.12.18)
(3)

mermi mi, sesi mi?

şimdi 200 metre mesafeden bir keskin nişancı benim kafama nişan alıp ateş etse, ben silahın patladığını duymadan mermiyi kafama yer miyim, yoksa önce patlamayı mı duyarım? (ortamın normalde 200 metreden sıkılmış bir silahın sesini duyabilecek kadar sessiz olduğunu varsayıyoruz, ehe ehe araba gürültü
şimdi 200 metre mesafeden bir keskin nişancı benim kafama nişan alıp ateş etse, ben silahın patladığını duymadan mermiyi kafama yer miyim, yoksa önce patlamayı mı duyarım? (ortamın normalde 200 metreden sıkılmış bir silahın sesini duyabilecek kadar sessiz olduğunu varsayıyoruz, ehe ehe araba gürültüsünden duymazsın ki diye sulandırmayalım)

elbette silahtan silaha, mermi çıkış hızına göre değişiyordur ama hangi mesafeden sonra, önce patlamayı duyup, o neydi gız diyene kadar mermiyi yemiş olurum? başa baş noktası aşağı yukarı nedir?
kibritsuyu
(20.12.18)
Ses hizi 320 m/s
Mermi hizi 800m/s (g3 silahi)

Yani once mermi gelir 200 metre mesafe icin


basond
(20.12.18)
keskin nisanci mermilerinin (7.62×51mm NATO / .308 Winchester) kursunu sesten cok daha hizli gider. mesafe uzadikca kursun yavaslar ve etkisini kaybeder. silahtan cikarken ~850m/s olan mermi hizi 500m sonrasinda ~500m/s, 1000m sonrasi ~350m/s hiza sahip. havasicakligi, ruzgar ve namlunun yere olan acisi da bunu etkiler.

silahin patlamasini degil, kursunun havada giderken cikarttigi sesi hemen olmeden once duyabilirsin ama olayin cok hizli gelismesinden dolayi sesi mermiyi yiyen buyuk ihtimalle fark edemez.

youtube'daki av videolarini izlersen eger gorursun. hayvan genellikle aciyi sesten daha once hissediyor.


rm
(20.12.18)
Askerdeyken; mermi sesini duyduysan şanslısın derdi eğitim astsubayı.


stanley weber
(21.12.18)
(7)

internette aradığım şeyi bulamamaktan çok sıkıldım

yav çok basit bir şey arıyorum abi çok basit yav. sitelerimizi arama motorlarına mı tanıtamıyoruz, doğru düzgün site yapmayı mı beceremiyoruz nedir ya bu basiretsizlik? ben mi beceriksizim?aradığım şey çokbasit bir şey abicim. başkentray isimli ankara banliyö tren hattının sincan istasyonu nerede? h
yav çok basit bir şey arıyorum abi çok basit yav. sitelerimizi arama motorlarına mı tanıtamıyoruz, doğru düzgün site yapmayı mı beceremiyoruz nedir ya bu basiretsizlik? ben mi beceriksizim?

aradığım şey çokbasit bir şey abicim. başkentray isimli ankara banliyö tren hattının sincan istasyonu nerede?

heh bu kadar. google bunu bulamıyor. siksok haberler çıkıyor, forumlar çıkıyor, dünkü kaza çıkıyor, ulan bir tane ya bir tanecik "istasyon koskoca sincan ilçesinin nah şurasında" diye bir şey yok. gideceğim yere yakın mı, uzak mı, motroyla mı gideyim, otobüse mi bineyim anlayabileceğim bir zıkkım yok. yok ulan.

varsa gözünüzü seveyim nasıl aranır bana bir öğretin. yolu yoksa da bir binen inen vardır illa, 1. organize sanayi bölgesinin neresinde kalıyor istasyon onu bi söylerse duamı alır.
kibritsuyu
(14.12.18)
abi acaba google haritalar kısmında mı arasan? ben arayınca böyle bişey çıkıyo.
www.google.com


google maps yardımcı oldu mu?

www.google.com!3m1!4b1!4m5!3m4!1s0x14d33a7df50df123:0x15dee0d863783975!8m2!3d39.9651465!4d32.5826265


dedim ben sana
(14.12.18)
bfy.tw


1917
(14.12.18)
Bunu arıyor olabilir misiniz:

moovitapp.com

eğer bu ise google'dan ankara tren hatları diye aratıp ilk linkden girebiliyorsunuz.


soulforge d
(14.12.18)
stations.metro-map.net

link bu şekilde çalışacak mı kontrol edelim.


John Bloor
(14.12.18)
onu buldum da, başkentray'ın sincan durağı da orası mı oluyor? yht, konvansiyonel ve başkentray hepiciği aynı yerde mi? bu bilgiye ulaşamadım? lmfthgydfsgf linki veren arkadaş da çıkan sonuçların hangisinden bu bilgiye ulaşabildiğimi paylaşırsa sevinirim.

sıkıntı o zaten. evet büyük ihtimalle aynı yer. ama bu siteleri hazırlayan dangalak bunun aynı yer olamayabileceği ihtimalini düşünüp bu bilgiyi hiçbir yerde yazmıyor. "sincan garı yazdık işte ehehaha yeter" diyip siktirolup gidiyor. benim de sıkıntım burada başlıyor.

bakın duyuru'da arayın, her hafta mutlaka bir kere yht garının yeri soruluyor. eski gar ile yakın mı, geçiliyor mu diye soruluyor. arayın bakın.

eski gar ile tamamen aynı yer olduğu, tam arkasında olduğu ve içinden geçiş olduğu bilgisi hiçbir sitede yazmıyor. siteleri hazırlayan öküzler bunun aynı olmayabileceğini, farklı da olmasının muhtemel olduğunu ve yolcuların bu ikilemde kalabileceklerini düşünmüyorlar bile. bu bilgiyi hiçbir yere yazmıyorlar. aksine "hızlı tren yht garından kalkacak!!!11" diye üstüne basıyorlar. yolcu da sanıyor ki eski gar tarafından gitse trene binemeyecek. yeni gar tarafından girecem diye koskoca adanın etrafından dönüyor. oysa içinden geçilebiliyor. ama bu bilgi tecrübesi olanlar dışında kimse tarafından bilinmiyor, bilinemiyor, çünkü hiçbir yere yazmıyor.


kibritsuyu
(14.12.18)
ben boyle durumlarda reviewlara ve haritalardaki yuruyen adamlarda sokakta yuruyerek bakma secenegini kullaniyorum, yine buldugunuz yerin fotograflari, ozellikle 360 derece fotograflari etkili oluyor. en kotu ihtimalle eski usul telefonla arayabilirsiniz. ben burada hatanin google'da veya sizde oldugunu dusunmuyorum, genelde kurumlar internetteki bulunurluklarini cok da sallamiyorlar. dusunun aradiginiz yer ankara'nin en buyuk ilcelerinden birinin duragi, boyle bir durak hakkinda butun ayrintilar son derece acik bulunabilir ve kullanilabilir olmali. diger yandan da bir turk olarak kendi basinizin caresine bakmayi ogrenmeniz lazim, bizim elin amerikalisi gibi hakkkimiz hukukumuz olmadigi icin sekil 1a dunku tren kazasi, birazcik internet disi yontemler ile varolan cevrimci bilgiyi desteklemek gerekiyor, fakat eksi duyuruya danismak akillica bir yaklasim, sonucta bilen biri direkt cevap verebilir. ben kendi bilgiye ulasma yontemimi paylasiyorum bu noktada...


mavicorap
(14.12.18)
(4)

somon füme ile ne yapılır?

2-3 hafta önce migros'taki 1 alana 1 bedava kampanyasından gaza gelip 2 paket somon füme aldım. durdu durdu, 2 gün sonra son kullanma tarihi dolacak.internetten baktım bu nasıl yenir diye, ne söylendiyse gittim malzeme aldım. öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı. ben bu şeyi hiç sevmedim yav. ya
2-3 hafta önce migros'taki 1 alana 1 bedava kampanyasından gaza gelip 2 paket somon füme aldım. durdu durdu, 2 gün sonra son kullanma tarihi dolacak.

internetten baktım bu nasıl yenir diye, ne söylendiyse gittim malzeme aldım. öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı. ben bu şeyi hiç sevmedim yav.

ya sokak kedilerine lüks bir ziyafet çekicem, ya da bir yolunu bulup yiycem bunu.

nasıl yenir klasik tarifler dışında? tavada kızartıp normal balık gibi yiyeyim mi ne yapayım?
kibritsuyu
(13.12.18)
Makarnaya koydunuz mu? Sıcaktan biraz pişince daha iyi yersiniz belki?

Edit: Ben ekmeğin üzerine biraz mayonez, üzerine ince dilimlenmiş avokado ve somon füme koyarak çok seviyorum ama siz çiğ pek sevmediniz sanırım, o yüzden makarna diyorum.


whoosie
(13.12.18)
meşe odunu bulabilirsen küçük mangalda kapağı kapalı şekilde pişirebilirsin yada elektrikli ızgara varsa şu içine su konan koku yapmayan.yada en kolayı tava ama kapağı kapalı olsun.yanına salata peynirli,domatesli,marullu.bir de beyaz şarap.


jactantia
(13.12.18)
Ya aynı indirimden ben de aldım 2 tane hatta birkaç hafta önce buna benzer bir duyuru da açtım :))
Ben kızarmış ekmeğin üstüne labne- somon-roka yaptım, inanılmaz lezzetli oldu.


archery
(13.12.18)
Kapari acayip yakışır ona. Şöyle hafif yanmış güzel bir baget emeğine mayonezli kaparili kara biberli harika bir sandviç yapılabilir.


imnotsureabout
(13.12.18)
(4)

ehliyet yenileme randevusunu nasıl alıyoz?

e ankara'nın bütün merkez ilçelerinde randevular dolu abicim. gün seçtirmeye bile izin vermiyor, dolu diyor. yav tamam taa 6 ay sonraya ver gerekiyorsa. yeter ki bi takvim falan göster. hepsi mi dolu? kızılcahamam'a mı gideyim koçhisar'a mı gideyim ehliyet yenilemeye? sen bana takvim göstermezsen na
e ankara'nın bütün merkez ilçelerinde randevular dolu abicim. gün seçtirmeye bile izin vermiyor, dolu diyor. yav tamam taa 6 ay sonraya ver gerekiyorsa. yeter ki bi takvim falan göster. hepsi mi dolu? kızılcahamam'a mı gideyim koçhisar'a mı gideyim ehliyet yenilemeye? sen bana takvim göstermezsen nasıl boşunu bulacağım ki ben?
kibritsuyu
(10.12.18)
az önce aldim kadikoy ilce mudurlugunden. surekli denerseniz bulabilirsiniz. iki saatte filan bulabildim.


oliviedo
(10.12.18)
ben de kimlik için denedim dün doluydu çankaya. bugün baktım çayyolu için buldum. böyle ara ara denemek lazım.


prasinos
(10.12.18)
randevu iptal eden olunca yer açılıyor, ben ertesi güne bulmuştum, arkadaş 2 ay sonraya bulabildi. aldığın randevu sıra alma randevusu, geç kalırsan sistem sıra no vermiyor, aklında bulunsun, erken git sıranı al.


hasmetizm 2046
(10.12.18)
Ara ara kontrol etmek lazım. Randevusuna gitmeyip iptal edenler olabiliyor.


battal gemalmaz
(10.12.18)
(6)

6 yaş basketbol için erken mi?

geçen yıl oğlan 5 yaşındayken bir kulüpte basketbola yazdırdık. çok da sevdi, hevesle gidiyordu. 1 yıl boyunca devam etti. hatta bu yıl bir üst gruba geçtiler, antrenmanları değişti.lakin kulüp salon sıkıntısı nedeniyle antrenmanlara ara verdi. kısa vadede de çözüm bulacaklar gibi görünmüyor.okuldak
geçen yıl oğlan 5 yaşındayken bir kulüpte basketbola yazdırdık. çok da sevdi, hevesle gidiyordu. 1 yıl boyunca devam etti. hatta bu yıl bir üst gruba geçtiler, antrenmanları değişti.

lakin kulüp salon sıkıntısı nedeniyle antrenmanlara ara verdi. kısa vadede de çözüm bulacaklar gibi görünmüyor.

okuldaki aynı zamanda okulun basketbol koçluğunu da yapan beden öğretmeni dedi ki "6 yaş basketbol için çok erken. önce jimnastik, yüzme gibi bir spor yapsın, kasları gelişsin, kolları güçlensin, en erken 7 yaşından itibaren basketbola başlasın. bunu size kulüpler demez, çünkü para alıyorlar. onlar için çocuk yürüyen para demek. kulüp arıyorsanız ben sizi göndereyim, bu daha küçük, almayız demezler, alırlar ama para olarak görürler, bence devam etmeyin, önce jimnastik, yüzme gibi bir spor yapsın" dedi. oğlan da basketbola gidemediği için çok üzgün, ona sorsak basketbola gitmek istiyor, çok da hevesli.

siz ne düşünüyorsunuz? önce jimnastiğe, yüzmeye falan yönlendirip ilerleyen yıllarda mı baskete gitsin, yoksa doğrudan başka bir kulüp bulup yazdırayım da baskete mi devam etsin hazır ilerliyorken?

eğer devam etsin derseniz ankara'da iyi bir basketbol kulübü önerebilir misiniz? fiyatı da çok tuzlu olmasın.
kibritsuyu
(06.12.18)
Yazdır kanka. Fundamentalı ne kadar iyi olursa ileride o kadar iyi olur. Şimdiden tekniği öğrensin. Vücudu refleks üretsin.


Delay Fuze
(06.12.18)
Beden eğitimi öğretmeninin dediğinin doğruluğunu bilimsel olarak bilemem, ancak erkek kardeşim küçük yaşta jimnastiğe bense yüzmeye başladım ve ikimiz de her zaman çok faydasını gördük. Kardeşim uzun süredir basketbol oynuyor, profesyonel değil ancak yoğun bir spor programı var ve çok mutlu.


fotrsapka
(06.12.18)
bildiğim kadarıyla evet erken. ama bunu haftada 2 bilemedin 3 kere Türk usulü (yarısı geyik yarısı çocuklara laf anlatmaya çalışma) spor klüplerini düşünerek mi diyorlar? yoksa ecnebi usulüne göre mi diyorlar orası var.
yani bu klüpler haftada kaç kere, ne kadar idman yaptırıyor ki? bir idmanda kaç şut atıyor mesela? (ısınması koşması vs. hariç)
profesyonel altyapı gibi öyle her gün idman olmuyor-diye biliyorum. bizdeki altyapılar dandirik daha doğrusu.
öyle her gün idman olmadıkça da ha basket oynamış ha at binmiş
Türkiye'de yaz okulu farklı olabilir mesela, orada her gün gidiliyor olabilir. Onun dışında benim bildiklerin gayet dandirik 45 dakika 15 çocuk 3 kere sıra geliyor.


niye ama
(06.12.18)
antrenmanlar cumartesi pazar birer saat. bu 1 saatin zaten ilk 10-15 dakikası ısınma. geçen sene koşturmaç, yakalamaz gibi daha çocuksu bir şekilde ısındırırlarken, bu sene yere serdikleri ip merdiven gibi şeyin içinde çeşitli şekillerde sekme şeklinde yapıyorlardı.

geçen seneki antrenmanlar top sektirme, top sürme (alçak ve yüksek dribbling), top tutma, falan filan. ya da kukaların arasından alçak ve yüksek dribbling yaparak slalom, potaya gelince tek zamanlı stop, potaya şut vs. şeklindeydi. bu seneki grupta adam tutma, pas atma, tutan adamdan kurtulup top isteme, savunma yapma, baskı yapma, pivot ayak, turnike vs. gibi hareketlere geçtilerdi. ama dediğim gibi haftada 2 gün birer saat.


kibritsuyu
(06.12.18)
ilkokulda rehber öğretmen ve basketbol hakemliği yapan biri olarak benim düşüncem şu; çocuk basketbolu seviyorsa, hevesi ona varsa neden yüzme ve jimnastik vb. sporlara gitsin, o sporlara gitse de veli her türlü para verecek, basketbol kursunda da kaslar gelişiyor, kollar güçleniyor yapılan antrenmanlarla artı çocuğun küçük yaştan beri bir grubun içinde olması çocuğun sosyalleşmesinde de önemli bir katkı sağlıyor yaşı ne kadar küçük olursa olsun, ha tabi imkanınız varsa çocuk da yüzme veya jimnastik için istekliyse basketbola ek olarak o kurslara da yazdırabilirsiniz.


para vermek sıkıntı değil. para vermekten çekinmiyorum da, doğru yere para verme taraftarıyım. yaptığı spor yaşına göre erken ise sırf para kazanmak için çocuğu yaşına göre erken aktivite ile yanlış yönlendirmek istemiyorum.

zaten bireysel bir spor olmasın, takım oyunu olsun, sosyalleşmesine katkısı olsun diye basketi tercih ettik. her ikisine de göndermek, çocuk için de yorucu olur, bizim için de vakit açısından zorlayıcı olur.

gerçekten de baskette mesela sağ elle atması gereken turnikeyi kendinden 1-2 yaş büyük çocuklar denildiği gibi yaparken, bizimki iki eliyle birden atıyor. ben acemiliğine verdim ama okuldaki hocayla konuşunca düşündüm ki gücü yetmiyor galiba çocuğun. elbette yaptıkça düzelecektir ama yine de bilemedim.


kibritsuyu
(06.12.18)
(3)

kulak (kanal) içi kulaklık tavsiyesi

telefondan spotify ile müzik dinlemek veya bilgisayardan film izlerken kullanmak üzere kulak için kulaklık önerebilir misiniz?bütçe maksimum 100 tl.
telefondan spotify ile müzik dinlemek veya bilgisayardan film izlerken kullanmak üzere kulak için kulaklık önerebilir misiniz?

bütçe maksimum 100 tl.
kibritsuyu
(29.11.18)
jbl +1


kablelvuku
(29.11.18)
Modeli yok mu bunların?


kibritsuyu
(29.11.18)
jbl c100si


freebird5406_2
(29.11.18)
(4)

aile hekimimi bulmak

evet bugüne kadar hiç işim düşmedi, hiç gitmedim. aile hekimimin kim ve nerede olduğunu bilmiyorum.e-devlet'ten bakıyorum, adı yazıyor, ankara çankaya 81 numaralı aile sağlığı birimi yazıyor. adresine de ankara çankaya yazıyor anasını satiyim. çankaya dediğin koskoca ilçe.81 numaralı diye gogıllıyor
evet bugüne kadar hiç işim düşmedi, hiç gitmedim. aile hekimimin kim ve nerede olduğunu bilmiyorum.

e-devlet'ten bakıyorum, adı yazıyor, ankara çankaya 81 numaralı aile sağlığı birimi yazıyor. adresine de ankara çankaya yazıyor anasını satiyim. çankaya dediğin koskoca ilçe.

81 numaralı diye gogıllıyorum, çevredekilerin hepsi çıkıyor. hangisi 81 yazmıyor. doktor adını yazıyorum başka başka siteler çıkıyor yok doktorsitesi.com yok bilmemne. çıkan telefonları arıyorum açan yok.

nereye gideyim ulan ben şimdi? şurada yakında var bi tane, oraya gitsem bakarlar mı?
kibritsuyu
(26.11.18)
komşunuz varsa sorup öğrenmeyi deneyebilirsiniz. zaten kuvvetle muhtemel yakında olan aile sağlığı merkezindedir aile hekiminiz.


Yakında olana git, hatta yer varsa oradaki doktora taşı kaydını. Sonrası için de kolay olur.


kobuzchu kiz
(26.11.18)
e nabızdan girerseniz lokasyanı gösteriyor tam olarak, edevlettende e nabıza giriş var.


eja
(26.11.18)
Yakın olan sizi misafir hasta olarak muayene edebilir


oligomer
(26.11.18)
(4)

spotify premium

telefona spotify yükledim. reklamında dedi ki 3 ay 0,99 liraya premium. iptal etmezsen devamında aylık 14 lira.eh iyi 3 aylık 0,99 liraya premium aldım. kredi kartıyla ödedim. buraya kadar tamam.eşimin telefonuna da yükleyelim dedim. premium al dedim, 3 aylık 0,99 lira için yine aynı kredi kartı bil
telefona spotify yükledim. reklamında dedi ki 3 ay 0,99 liraya premium. iptal etmezsen devamında aylık 14 lira.

eh iyi 3 aylık 0,99 liraya premium aldım. kredi kartıyla ödedim. buraya kadar tamam.

eşimin telefonuna da yükleyelim dedim. premium al dedim, 3 aylık 0,99 lira için yine aynı kredi kartı bilgilerini girdim, "siz bu kampanyadan zaten yararlanmışsınız" dedi, yaptırmadı.

şimdiiii. benim yararlanıp yararlanmadığımı neye bakarak anladı? eşimin telefon hattı da benim adıma. oradan aynı isim soyad olduğunu kontrol etmiş olabilir mi? yoksa aynı kredi kartı numarasını girdim, oradan mı karşılaştırdı? yoksa başka bir yolu mu var?
kibritsuyu
(22.11.18)
kredi kartı


lcha
(22.11.18)
her karta 1 kez yararlanma hakki tanimlamislar demekki. ayni kart +1


exlibris
(22.11.18)
aile premium'u alsanız ya? 20tlye


isvicre rakisi
(22.11.18)
ben baska bir sey icin geldim; esinizin telefonuna 3 ay sonra yukleyin bence.


iyi dedi
(22.11.18)
(8)

"helva" nedir?

yani "helva" diye bahsedilen gıda nedir? bir gıdaya helva diyebilmemiz için hangi özelliklerinin olması lazım?"börek nedir" desem, "açılmış hamurun arasına malzeme koyup pişirilen gıda" deriz. tencerede pişen sulu bir yemeğe börek demeyiz mesela. kriteri az çok bellidir. açılan hamurun içine malzeme
yani "helva" diye bahsedilen gıda nedir? bir gıdaya helva diyebilmemiz için hangi özelliklerinin olması lazım?

"börek nedir" desem, "açılmış hamurun arasına malzeme koyup pişirilen gıda" deriz. tencerede pişen sulu bir yemeğe börek demeyiz mesela. kriteri az çok bellidir. açılan hamurun içine malzeme koyup pişmesi.

ama tencerede irmikle şekeri kavurunca da adı helva, kalıp gibi kesilip yenen şekerli tahin de helva, parkta bahçede satılan arası çöğenli çıtır çıtır kağıt gibi olan da helva. hepsi helva ulan. hiçbirinin birbiriyle alakası yok. tek benzerliği, hepsinin tatlı olması.

ne olunca herhangi bir tatlı olmaktan çıkıp "helva" oluyor o?
kibritsuyu
(22.11.18)
Helva bana göre ince taneli kavrulmuş şekerli yemek


vhs kaseti
(22.11.18)
Tereyagi+un+seker=helva


nax
(22.11.18)
gençler siz başlığı okuyup ona mı cevap yazıyorsunuz, ben eşşek miyim burda paragraf falan kasıp açıklama yazıyorum altına? bi okusanız ne soruyor bu hıyar diye. hayır yani okusanız "yağ+un+şeker" falan demezsiniz zira sorduğum o değil. bak yazdım açık açık.

bu niye helva peki: magaza.hammaddeler.com

ya bu niye helva: www.sanalmarket.com.tr

tdk sözlüğüne bakmayı ben de biliyom.

şeker, yağ, un üçlüsü, alemdeki bütün tatlılarda var zaten. tulumba tatlısında da var, baklavada da var. sütlaçta, pudingde bile var. pastada da var, kurabiyede de var.

şu yukarıdakiler niye helva onu da söylerseniz pek makbule geçecek.


kibritsuyu
(22.11.18)
www.haciserif.com.tr bak bu da helva.
Aşırı güzel soru yalnız, cidden.

Nişanyan sözlüğe göre helva Arapçadan geliyor ve "tatlı yiyecek, kurabiye, şekerleme" demek. Yani aslında Arapça tatlı demekmiş. Helva dediklerimizin hepsi de eski, geleneksel tatlılar. Eskiden çoğu tatlıya helva deniyor olabilir. Kek İngilizceden, pasta İtalyancadan gelmiş, dile sonradan yerleşmişler. Bence böyle mantıklı oldu.


kobuzchu kiz
(22.11.18)
tahin helvası, irmik helvası, un helvası vs aynı mantıkla yapılıyor. küçük tahıl tanelerini kavurup şekeri yağı basarak lapa haline getirmek. bunlara helva denmesi normal.

işi bozan, kağıt helva. aslında kağıt helvanın içindeki beyaz şey köpük helvaya çok benziyor. buradan yola çıkarak, kağıt helvaya helva denmesinin sebebi içindeki beyaz macun aslında.

peki o macuna neden helva deniyor, onu bilmiyorum. buraya kadar gelebildim.

kafa açıcı bir soru olmuş.


sir gawain
(22.11.18)
tanesiz bir arada turan sekerli yapi, harç bence helva. arapçada da halva idi sanirim. bu tanim un irmik tahin helvalari icin gecerli so i may be right.


sparkle kiddle
(22.11.18)
dünya helva belirleme komitesine başvurdum, cevap gelince güncellerim. o zamana kadar kendi fikrimi yazacağım.

tescilli bir helva tarifi olmadığı için uydurulmuş ve tadı az çok diğer helvalara benzeyen şeylere helva denmiş işte, başka bir tatlı olmaktan çıkmasına gerek yok. kağıt helva, koz helva ve tahinli-fıstıklı vb. olup kahvaltıda yenen şey birbirine benzeyen tatlar. ki koz helva dediğimiz şeyin gavurca adı nuga. hangisi önce yapıldı bilmiyorum ama tadı halihazırda helva olan şeye benzediği için (şekerli bulamaç) nuga yerine helva denmiş olması gayet anlaşılır. kahverenginin niye kendi adı yok gibi bir soru, ayrı bir isim bulunacağına en yakın benzeyen şeye göre isim almış.

hatta bu noktadan tümevarım yaparak hamur işi gibi bir grup ismi diye kabul de edebiliriz. özünde baklava da bir hamur işi, pişi de, milföy de. ama hamur işi deyince akla kek poğaça geliyor, baklava ya da milföy gelmiyor.


Bruce
(22.11.18)
(9)

vitra gömme rezervuar (havalı buton sistemi) su ayarı

iki gündür internete dair ümitlerim tükeniyor. daha doğrusu bu bizim dangalakların basiretsizliği. elalem koskoca bilgisayarı en ince noktasına kadar nasıl sökülüp takıldığının ayrıntılı videosunu koyar, ben iki gündür bi sifonla bi yazarkasayı çözemedim amk. yazarkasayı kurcalaya kurcalaya bulduk e
iki gündür internete dair ümitlerim tükeniyor. daha doğrusu bu bizim dangalakların basiretsizliği. elalem koskoca bilgisayarı en ince noktasına kadar nasıl sökülüp takıldığının ayrıntılı videosunu koyar, ben iki gündür bi sifonla bi yazarkasayı çözemedim amk. yazarkasayı kurcalaya kurcalaya bulduk elhamdülillah, yanlış dökümlerle bi ruloyu heba ettik ama bulduk neticede.

sıra geldi sifona. vitra'nın gömme rezervuarı var. düğmeleri havalı modellerden. yani düğpmeye basınca bi hortumdan boşaltma grubuna hava basıyor. üstteki düğmeye basınca 3 litre, alttakine basınca 6 litre su boşaltması lazım. ama iki düğme de 3 litre boşaltıyor. tam boşaltmak için düğmeye basılı tutmak gerekiyor.

bi ayarı olması lazım bunun ama ne kadar video izlediysem hiçbiri bunu anlatmıyor. sökmeyi takmayı anlatıyor, onu da çekmeyi becerememiş bi halt anlaşılmıyor.

çok uzattım. özelte sorayım. bu rezervuarın su boşaltma ayarı neresinden yapılıyor? üstteki düğme 3 litre, alttaki düğme 6 litre boşaltsın.
kibritsuyu
(20.11.18)
abi ara vitrayı bağlattır teknik servisi sor elemana iki dakka anlatsın. benim evde ibrahim marka sifon var nasıl yardımcı olayım sana. olmadı nalbura hırdavatçıya git, onlar da her şeyi biliyorlar genelde.


hasmetizm 2046
(20.11.18)
tahminim; rezervuari takan tesisatcinin beceriksizligi. bizde de buyuk ve kucuk buton ayni isi goruyor. normalde farkli birimlerde su bosaltmasi gerekir. sonradan bi ayari falan oldugunu sanmiyorum. takip :)


brkylmz
(20.11.18)
AÇILIN!!BİR!!1!11!

Vitra gömme rezervuar kullanıyorum. havalı olanından.

dediğiniz gibi birine bastığınızda az diğerine bastığınızda da çok su boşaltması gerekiyor.

ama her ikisine de bas çek yaparsanız az su boşaltır. çok su boşaltan butona basıp 1-2 saniye beklemeniz gerekiyor ki tam su boşaltmasını yapsın.

yani dijital bir tuş gibi düşünmeyin. hangisine basarsam basar basmaz işlevini yapacak gibi bi durum yok.

hatta az su boşaltana basılı tutarsanız haznedeki tüm suyu boşaltıyor.

kısacası kullanımı ile ilgili bi sorununuz var diye düşünüyorum.


eeb
(20.11.18)
@haşmet: abicim kiracıyım ben bu evde. çok da gerekli olmayan bir iş için ustaya nalbura para vermek istemiyorum. o yüzden varsa kendim yapabileceğim bir şey, onu yapayım. yoksa böyle de çalışıyor.

@eeb: öyle değil. aynı gömme rezervuardan diğer tuvalette de var, o düzgün çalışıyor. üsttekine bas çek yapınca yarısı boşalıyor. alttakine bas çek yapınca tamamı boşalıyor. benim ayarlamak istediğimde ise üsttekine bas çek yapınca yarısı boşalıyor, alttakine (tam doluyken) bas çek yapınca yarısı da boşalmıyor. basınca akıyor, çekince kesiyor. öteki düzgün çalıştığına göre sıkıntı kullanımda değil, rezervuarın ayarında olmalı.

düğmeyi duvardan çıkarınca içeride düğmelerin kumanda ettiği kısımlar gözümün görebildiği kadarıyla birbirinin aynısı. ama illa ki bir farkı olmalı.


kibritsuyu
(20.11.18)
abi para vermeyeceksin zaten danışacaksın sadece. almaya gelmiş gibi yaparsan hiç lölö yapmaz zaten yardımcı olur.


hasmetizm 2046
(20.11.18)
İkisini karşılaştırın diyeceğim ama bunu yapmışsınızdır sanırım, arızalı olduğunu bahsettiğin sifonun itme çubuğu iki düğmede de aynı komutu alıyor olabilir mi?

Yani bi söküp bakmak lazım, korkmayın ön kapağı söktükten sonra içdeki beyaz koruma kapağını da söküp çubuğa düğmelere bi göz atın.


John Bloor
(20.11.18)
şu hortumların yerini değiştirip deneyin bir de.

www.banyoavm.com

yani şu an kırmızı çok akması gereken yerdeyse onu maviyle değiştirin, kırmızıyı da az akması için gereken butona gibi.


eeb
(20.11.18)
hah işte eeb'ninki aradığım resim. bunların ikisi de aynı görünüyor. soldakinin hortumu küçük düğmeye, sağdakinin hortumu büyük düğmeye bağlı. doğru çalışanınki de öyle. yer değiştirmedim ama bir deneyeyim.

düğmeyi söktüm zaten. daha doğrusu temizlikçi abla temizlerken kırmış bunun düğmelerini. yapıştırdım falan idare etmedi. mecbur gittim yeni düğme seti aldım. alırken de sordum ayarı nerde diye, "düğmede" dedi. eskisi dediğim gibi çalışırdı, yenisini taktım, yine öyle. demek ki düğmede falan da değil. zaten düğmede de ayarlanacak bir yer yok sanki. zaten yeni düğmenin kutusundan da montaj kılavuzu çıktı, onda da hortumlar 3 litre soldaki, 6 litre sağdaki şeklinde göstermiş. o yüzden esnaf takımına pek güvenmiyorum.

bence ayar kısmı çok daha aşağılarda, içeride bir yerde. bu resimdekinin de takıldığı yerin altında falan olmalı. iyice bozarım elimde kalır diye bilmeden kurcalamak istemiyorum.


kibritsuyu
(20.11.18)
İlk montaj yapan usta uzun olan hortumu kesmiş olabilir mi? Hortumun boyu da hava miktarından dolayı önemlidir belki?

Çalışan sistemdeki hortum boylarına da bir göz atın.


John Bloor
(21.11.18)
(1)

z raporu kopyası alma

aarkadaşlar beko'nun modelini tam olarak bilemediğim (emin değilim ama sanırım 300tr olabilir) yazar kasa pos cihazından daha önce alınmış bir z raporunun kopyasını nasıl alıyoruz?yani 941 numaralı z raporunu yeniden yazdırmak istiyorum. hangi menünün neresine gireceğiz?mali hafıza raporu işimi görm
aarkadaşlar beko'nun modelini tam olarak bilemediğim (emin değilim ama sanırım 300tr olabilir) yazar kasa pos cihazından daha önce alınmış bir z raporunun kopyasını nasıl alıyoruz?

yani 941 numaralı z raporunu yeniden yazdırmak istiyorum. hangi menünün neresine gireceğiz?

mali hafıza raporu işimi görmüyor, çünkü onda farklı kdv oranları yazmıyor. aynen z raporunun kopyası olması lazım.
kibritsuyu
(20.11.18)
aradığım rapor bunun çıktısı değil.

oraları ben de inceledim. internetteki kılavuzlarda ve videolarda sorumun cevabı yok. kullanan birine denk gelmem lazım.


kibritsuyu
(20.11.18)
(8)

drone'lar sessiz mi uçuyor?

iki ay önce bim'den 180 liraya aldığım oyuncak drone uçarken fıvvvzzzzzzzzzzzz diye ses çıkarıyor motorlarından, pervanelerinden. yani oldukça gürültü yapıyor, uzaktan duyuluyor.peki bu profesyonel çekim yapılan drone'lar, dji mavic pro'lar falan da böyle ses çıkarıyor mu, yoksa sessiz mi uçuyorlar?
iki ay önce bim'den 180 liraya aldığım oyuncak drone uçarken fıvvvzzzzzzzzzzzz diye ses çıkarıyor motorlarından, pervanelerinden. yani oldukça gürültü yapıyor, uzaktan duyuluyor.

peki bu profesyonel çekim yapılan drone'lar, dji mavic pro'lar falan da böyle ses çıkarıyor mu, yoksa sessiz mi uçuyorlar?

dün akşam belgesel izliyorum, gayet sessiz bir çayırda boş boş yürüyen hayvanı (hayvan dediğim kurt) havadan takip ediyor dibinden. e ulan vızır vızır ses çıkarmıyor mu o, allahın yaban hayvanı "bu ne lan tepemde" diyip dönüp bakmıyor mu?
kibritsuyu
(17.11.18)
Epey bir ses çıkarıyor. O sese engel olmak pek mumkun degil.
Hayvan neden bakmiyor bilmem ama sessiz değil o aletler. Yuksekten zoomlayarak cekiyordur belki.


stavro
(17.11.18)
O devirde dönen pervanenin sessiz olması imkansız


sumuklurakun
(17.11.18)
Geçenlerde sosyal medyada dik bir yamacı tırmanan anne-yavru ayılar vardı. Sonradan ortaya çıktı ki anne ayı drone'dan rahatsız olduğu için panik yapmış, düşeyazmış.
Elbette hayvanlar rahatsız oluyor, elbette dönüp bakıyor, hatta korkup kaçıyor. Ama belgesellerde o kısımlar gösterilmiyor elbette.
O çekimleri yapanlar kadar iğrendiğim kimse yok.


ebabil curnatasi
(17.11.18)
Dronlar kapasiteleri oranında ses çıkartırlar. Phantom 3 için yaklaşık 40 metre yükseklikte ses iyice azalmış olur. 70-80 metrede ise duyulmaz. Kurdun çekildiği dronda muhtemelen zoom yapan bir kamera sistemi mevcuttur. Dron kurttan çok uzaktadır.

Pervaneler havayı adeta yararak dronu havada tuttuğu için o ses kaçınılmazdır.


Motorlar 10bin-40bin rpm donuyor, 2 kanadi var 20bin-80bin hertz arasi havayi tokatliyor diyebiliriz.
Oradan gelen bir ses var, bir de motorun kendi surtunme sesi var.


acemi
(17.11.18)
bi kez çekim yapan drone görmüştüm. eppeeey ses çıkarıyordu


sttc
(17.11.18)
Motorlarin kayda deger bir sesi yok, ses pervaneden geliyor.
Bir de 10bin rpm ile donen 2 bicakli pervaneyi havayi tokatlama frekansi cinsinden dusunursek 333 hertz tokatlar:)


stavro
(17.11.18)
Mavic Pro kullanıyorum gayet de ses çıkarıyor ancak piyasada oyuncak diye nitelendirdiğimiz modellerden daha düşük tabi sesleri, Mavic Pro'nun pall yapısı oldukça az ses çıkarmasını sağlıyor hatta Mavic 2'ler çok daha az ses çıkarıyor ayrıca palller de biraz daha geliştirildiği için havada kalma süresi de uzamış.


solo
(17.11.18)
(5)

iki adet masterchef türkiye sorusu

1. yarışmacılar yaptıkları yemekten iki tabak hazırlıyorlar. tadım sırasında şeflere sadece birini götürüp sunuyorlar. öbür tabak niye?2. son bölümde dış çekim yaptıkları "istanbul'un en büyük ve en lüks avm'si" hangisi? istanbullular biliyorlardır da google dahil hiçbir yerde adı geçmiyor. hep "ist
1. yarışmacılar yaptıkları yemekten iki tabak hazırlıyorlar. tadım sırasında şeflere sadece birini götürüp sunuyorlar. öbür tabak niye?

2. son bölümde dış çekim yaptıkları "istanbul'un en büyük ve en lüks avm'si" hangisi? istanbullular biliyorlardır da google dahil hiçbir yerde adı geçmiyor. hep "istanbul'un lüks avm'lerinden birinde" diyor. neresi burası?
kibritsuyu
(15.11.18)
Izlemedigim için 1 i bilmiyorum ama 2 emaar avm


kafanguzelolmus
(15.11.18)
2. emaar square avm. reklam yapmışlar. evet çok büyük ve lüks ama en lüksü demek iddialı bence.


teritori
(15.11.18)
2, emaar ve istinye park


cairo
(15.11.18)
her yemekte iki tabak hazırlamıyorlar. Daha doğrusu 3 şefinde rahat rahat tadabileceği (ki hazer her şeyi süpürüyor) miktarda yapılıyor. Duruma göre 2 tabak 4 porsiyon vs. yapılabiliyor. Eski bölümlerde az yapılan bir ürün için azar işitmişti bir yarışmacı


infernalcadre
(15.11.18)
1) Orijinal Masterchef'te iki tabak değil ama genelde tavsiye olarak hep yedekli çalışmaları öğretiliyor. Atıyorum 4 adet mantı koyması lazım bir tabağa. Yedekli çalışmazsa ve son anda tabaklama yaparken mantılardan biri parçalanırsa ne yapacak? Çare yedekli çalışmakta. TR formatını bilmyorum, denk gelmedim sebebini açıkladıkları bölüme.
2) En büyük ve lüks mü bilmem ama benim seyrettiğim bölüm Emaar'daydı. Bana kalırsa en lüks AVM sanki İstinyepark.


SiyamkedisiZorro
(15.11.18)
(1)

honda civic'lerin problemi

honda civic'lerdeki yamulma problemi hala devam ediyor mu? 2018 modellerde de var mı?
honda civic'lerdeki yamulma problemi hala devam ediyor mu? 2018 modellerde de var mı?
kibritsuyu
(14.11.18)
yok hallettiler o işi yeni kasada


westblack
(14.11.18)
(15)

kısık ateşte pişirmek vs. yüksek ateşte pişirmek

duyurunun fizik üstatlarına soru geliyor.tencerede sulu yemek var, ateş yüksek, kapağı açık, ocağın üstünde fokur fokur kaynıyor.başka bir tencerede yine sulu yemek var, altı çok kısık, kapağı açık, o da ocağın üstünde ama tıkır tıkır kaynıyor.bu ikisi de kaynama noktasında di mi? yoksa altı açık ol
duyurunun fizik üstatlarına soru geliyor.

tencerede sulu yemek var, ateş yüksek, kapağı açık, ocağın üstünde fokur fokur kaynıyor.

başka bir tencerede yine sulu yemek var, altı çok kısık, kapağı açık, o da ocağın üstünde ama tıkır tıkır kaynıyor.

bu ikisi de kaynama noktasında di mi? yoksa altı açık olan daha sıcak, altı kısık olan daha mı soğuk?

ikisi de kaynama noktasında ise madem, kısık ateşte pişirmekle yüksek ateşte pişirmenin ne farkı var? ikisi de kaynama noktasında işte. altından ejderha ile üfürsen kaç yazar?

yok kısık ateşteki daha soğuksa niye fıkırdıyor peki?
kibritsuyu
(13.11.18)
depoladıkları ısı miktarı değişiyor. kısık ateşte pişen daha fazla ısı depolarken diğeri bir anda ısınıp daha az ısı depoluyor.


biergarten
(13.11.18)
mesela nohut pişiriyorsun. kısık ateşte uzun uzun haşlandı, nohut lokum gibi oldu. ateşi aşırı harlandırsaydın su hemen kaynayıp uçup gidiverecekti. sen de elinde takır takır pişmemiş nohutla öyle kalacaktın. haşlanma süresi önemli.


zgrydn
(13.11.18)
ikisi de kaynama noktasına gelmiştir, ikisi de 1 atm basınç altında iken 100 derecededir. 100'ün üzerine çıkamamasının sebebi, suyun buharlaşarak sistemden enerji götürmesi ve kaynama noktasında sıcaklığı dengelemesidir. Tencere sıcaklığını daha yüksek sıcaklıklara çıkarmak için basıncı artırıp, kaynama noktasını yükseltmeniz gerekir (düdüklü tencere). Bir tenceredeki yemek yüksek ateşte fokurdarken daha çok su buharlaşır, diğer tenceredeki kısık ateşte tıkırdarken daha az su buharlaşır. pişme süresi aynı malzemeler için değişmez. yemek tariflerinde kısık ateşte pişirme tavsiyesinin sebebi, su miktarının belirli bir zaman aralığında "çok azalmasına" fırsat vermeden yiyeceklerin "yüksek sıcaklıkta" (~100 derece) durması gerektiğindendir. yiyecekleri daha kısa sürede pişirmek için daha yüksek sıcaklığa çıkarmak gerekir, bu da ancak basıncı artırmakla yani düdüklü tencere kullanmakla olur.


@biergarten: depolanan ısı miktarı değişmez. kütle değişmedikçe depoladığı ısı miktarı da değişmez. hatta yüksek ateşte pişenin içindeki su daha çabuk buharlaştığı için kütlesi daha çabuk azalır, depoladığı ısı bir t süresi sonunda daha azdır.


typhoon r
(13.11.18)
Sanirim kaynama noktasindan sonra isiyi arttirdikca daha hizli buharlasmasini sagliyorsun. Yani birim zamanda buharlasan su miktari daha fazla. Bu da pisme sekline etki ediyor.
Alttan ejderha ile uflesen aninda buharlasip ucar gider yemegin suyu.

Daha fazla enerji uyguluyorsun, su ayni isida sabit. Bu enerji ne olacak? Bor yere gitmesi lazim. Buharlasmaya harcaniyor. Tencerenin kendisinin absorb ettigi isi enerjisi de var tabii ama konumuz degil.


stavro
(13.11.18)
işin püf noktasını kaçırıyorsunuz.

öncelikle deniz seviyesinde N.Ş.A.'da saf su 100 derecede kaynar ve bu süreç boyunca ısısı sabit kalır. ancak suyun/yemeğin içine başka maddeler ekledikçe (özellikle tuz, diğer malzemeler ve baharatlar ve bunların içindeki mineraller) kaynama noktası 100 derecenin üzerine çıkar. şimdi buradan hareket edersek:

harlı ateşte yemeğin uyu x süresinde buharlaşacak ve yemeği ısısı x süre için atıyorum 110 dereceye kadar çıkabilecek ve yemeğin kıvamı geldiğinde veya suyu bittiğinde pişirme eylemi de bitecek.

kısık ateşte ise yemeğin suyu 3x süresinde anca buharlaşabilecek ve yemeğin ısısı 3x süresince "en az" 110 derece sıcaklıkta kıvam alana kadar veya suyu bitene kadar bekleyecek. böylelikle daha uzun pişirme süresiyle (ve muhtemelen daha yüksek sıcaklıkla) yemekler daha iyi pişmiş olacak


yemrem
(13.11.18)
yani tek fark suyun buharlaşma süresine yaptığı etki öyle mi?

deneysel olarak; suyunu yemeğin pişme süresinde buharlaşıp bitmeyecek kadar çok koysam, altı kısık olan da, açık olan da aynı sürede pişer yani di mi? altı açık olan fazla pişmez?

sadece pişme işlemi bittiğinde altı açık olanın suyu, kısık olana göre biraz daha az kalmış olur.

doğru mu anladım?


kibritsuyu
(13.11.18)
@yemrem: hem ikisi için de tuz, vs. eklenerek 110 dereceye gelecek, sadece bu sıcaklığa geldiğinde ve suyu bitene kadar geçen süre değişecek diyorsun, hem de kısık ateşteki daha yüksek sıcaklıkta pişecek diyorsun. malesef "muhtemel" sözcüğünü burada kullanamayız. aksi belirtilmediği için her iki tencere de aynı başlangıç koşullarının sağlandığını sadece birinin yüksek ateşte diğerinin kısık ateşte bekletildiğini görüyoruz. bu yüzden çözüme tuz da eklesen, ikisinde de tuz olacak.


@kibritsuyu: doğru anlamışsın. pişme süresi aynıysa, kapaklar açıksa, biri yüksek ateşte diğeri kısık ateşteyse, her iki tenceredeki su da kaynama noktasındaysa, pişme süreleri aynıdır. birine daha çok enerji vererek sadece daha fazla su buharlaştırıyorsun, ne ekolojik ne de eknomik bir yol. pişme süresini kısaltmak için sıcaklığı daha çok artırmak, yani kaynama noktasını yükseltmek gerekir.


typhoon r
(13.11.18)
Su 1 atm basınç altında 100 santigrat derecede kaynar.

Kaynamakta olan su 100 derece.

Ama tencere 100 derece değil, daha yüksek. Ocak ateşindem tencereye ordan da suya ısı iletimi oluyor. Tencere 100 derece olsa su kaynamaz zaten.

Yine de buharlaşma her derecede olur. Kaynama; buhar basıncının atmosfer basıncına eşitlenmesi olayıdır. Vakum ortamda su direkt kaynar buhara dönüşür, sıvı formda kalamaz.

Aşırı yüksek ısı verirsen tüm su anında buharlaşır sıcaklığı 100 derece üstünde buhara dönüşür.

Tıkır tıkır kaynarken daha az buharlaşma olur. Fokur fokur kaynarken daha hızlı buharlaşma olur. Tencerenin metal tabanındaki ısı da farklı olur.


@typhoon, yanlış anlamışsınız. ben tuz, mineral, kuru madde vs. den oluşan karışımın kaynama noktası 100 derecenin üzerinde olacak (101 derece de olabilir 130 derece de) dedim. karışım 100 dereceye gelince su hızla buharlaşmaya başlayacak ve karışımın içindeki sıvı bitene kadar ocağın üzerindeki karışımın sıcaklığı yavaş yavaş artacak ve atıyorum 110 dereceye kadar gelebilecek. daha fazla sıvı olsaydı içinde bu derece karışımın kaynama noktasına (101 derece de olabilir 130 derece de) kadar yükselecekti diyorum.

belki ben yanlış mantık kurdum


yemrem
(13.11.18)
yemekle tuzla şekerle falan olayı komplike hale getirmeyelim. konu amacından sapıyor.

özdeş tencerelerle, deniz seviyesindeki aynı miktarda saf suyun içinde yumurta haşlayalım, bırakalım yemeği. tuz şeker dedikçe iş karıştı.

her iki tencereyi de ocağa koydum, ikisini de kaynama noktasına getirdim, fokur fokur kaynıyorken sağdakinin altını kıstım. altı açık olan fokur fokur, altı kısık olan tıkır tıkır kaynıyor. sular da buharlaşıp bitmeyecek kadar bol.

ikisine de aynı tavuğun götünden çıkmış özdeş yumurtaları aynı anda attım.

ikisi de aynı anda aynı ölçüde mi pişer, altı açık olan daha mı hızlı pişer?


kibritsuyu
(13.11.18)
Aynı ölçüde pişer.


@bos gezenin bos ustasi: dediklerin doğru olmakla birlikte aşağıdaki cümlende ufak bir sorun var:

"Tencere 100 derece olsa su kaynamaz zaten."

bu cümle yanlış. geri kalanı doğru.

@kibritsuyu: aynı ölçüde pişer. :) adamı delirttik tuzdu ottu boktu derken.


@yemrem: mantık kendi çerçevesinde doğru ama burada @kibritsuyu'nun da çileden çıkmasını sağlayan nokta iki tencerenin de aynı başlangıç koşullarına sahip olması. biri tuzlu, diğeri tuzsuz olursa, yani parametrelerden biri değişirse durum da değişir. ama kibritsuyu'nun dediği gibi özdeş iki durum; adamın/kadının merak ettiği "harlı ateşte kısık ateştekine göre daha mı çabuk pişer". bu yüzden cevap verme gereği duydum.


typhoon r
(13.11.18)
altı kısık olan tencere tıkır tıkır ettiği halde 70-80 dereceye düşmez yani di mi?


kibritsuyu
(13.11.18)
kısa cevap: hayır, düşmez.

uzun cevap: coğrafi koşullara bağlı olarak atmosfer basıncı 1 atm ise 100 derecededir. rakım daha yüksekse, atmosfer basıncı daha düşüktür, bu da kaynama noktasını 99'a 98'e çeker ancak suyun 75-80 derecelerde kaynaması için ya bayağı yükseğe çıkmak gerekir (ne kadar yükseğe bilmiyorum, belki de deniz seviyesinden kilometrelerce yükseğe) ya da vakum uygulamak gerekir.


typhoon r
(13.11.18)
Yüksek ateşte fokur fokur kaynayanin muhtemelen her yerinde sıcaklık 100C değildir. O yüzden her daim kısık ateşte pişen daha randımanlı ısınır.


turka locuma
(13.11.18)
(7)

ilaç vs. kozmetik ürün

şimdi televizyonda bepanthol reklamlarını görünce kafamda ampul yandı.bildiğim kadarıyla ilaç reklamı yapmak yasak. yani "majezik, baş ağrılarınızı en güzel geçiren ilaç". ya da "hametan, basürünüze sürün yok olsun" falan denmiyor.ama bepanthol çıkıyor diyor ki "eldeki çatlaklara, yok efendim tahriş
şimdi televizyonda bepanthol reklamlarını görünce kafamda ampul yandı.

bildiğim kadarıyla ilaç reklamı yapmak yasak. yani "majezik, baş ağrılarınızı en güzel geçiren ilaç". ya da "hametan, basürünüze sürün yok olsun" falan denmiyor.

ama bepanthol çıkıyor diyor ki "eldeki çatlaklara, yok efendim tahriş olmuş kaşınan deriye falan sürün mis gibi olsun".

bu bepanthol denilen şey eskiden bepanthen'di. bepanthen ilaçtı. hop gitti, bepanthol oldu, boy boy reklamlar başladı. üreten firma falan da değişmiş değil, hala bayer.

başka örnek. boğaz ağrısı için olan herhangi bir ilaç pastilin reklamı yapılmıyorken strepsils, yok efendim aid falan reklam yapabiliyor. bir burun spreyi olan otrivine ilaç olduğu için reklamı olmazken, otri natura mı ne, o da eczanede satılan bir burun spreyi olduğu halde reklam yapabiliyor.

bunun ayrımını içindeki bir malzeme mi yapıyor? yani "ben ilaçlıktan çıktım, artık kozmetik bir ürünüm" diyebilmenin sınırı, ayırımı nedir?
kibritsuyu
(09.11.18)
Güzel soru, takip.


chicha
(09.11.18)
Soruyu gördüm başkası benden daha iyi cevap verir diye cevaplamadım, ama kimseden ses çıkmamış. Ben de biliyorum da anlatabilecek miyim bakalım. Şimdi, ilaç, kozmetik, bir de otc dediğimiz bir sınıf var. Bu otc, over the counter olup reçeteye tabi olmadan alabildiğimiz, etkisi ilaç gibi kuvvetli olmayıp tedaviye yardımcı veya semptomatik tedavi yapan, nispeten tehlikesi ve riski düşük maddeler. İlaçlarda bir etken madde olur, bunun vücuda ne yaptığı, vücudun ona ne yaptığı ciddi olarak araştırılır, incelenir. Otc'ler için piyasaya çıkış daha kolaydır, ilaç kadar kontrol edilmez. İçeriği genelde bitkiseldir.

Kozmetikler ise tedavi amaçlı değil, koruma, güzelleştirme ve görünümü düzeltme amacıyla satılır.


curukturpkokusu
(09.11.18)
reklamı yapılabilen ürünler otc kategorisine giriyor: www.wikizero.com
reçetesiz satılabilirler ve bu kategoriye dahil olup olamamaları ulusal regülatöre bağlıdır

ilgili ürünler türkiye dışında bazı ülkelerde marketlerde de satılabiliyorlar

bahsettiğiniz konunun içerisinde kurumun reklam stratejisi de yer alıyor, reklamını yapma olanağınız olan her ürünün reklamı yapılmayabilir veya siz bu reklamlara denk gelmemiş olabilirsiniz


superb
(09.11.18)
peki ilaç ile otc'yi birbirinden ayıran şey bir etken madde oluşu mu?

bepanthen ilaç iken, ne yapıyorlar da otc kategorisine geçirip bepanthol yapıyor ve reklam yapılabilir hale getiriyorlar?


kibritsuyu
(09.11.18)
benim bildiğim kadarıyla bephanten ve bephantol'ün ikisi de otc ürünü
bayer bephanten yerine bephantol'ü üretip reklam stratejisiyle faklı bir seviyeye konumlandırmaya çalışıyor


superb
(09.11.18)
sizin yorumladığınız şekilde olması için (ilaç>otc) gereken şartları buradan takip edebilirsiniz www.ncbi.nlm.nih.gov


superb
(09.11.18)
İlaç ile kozmetik ürünü ayıran şey çok büyük oranda içindeki etkin maddedir. Ancak Türkiye'de her şeyde olduğu gibi bunda da düzensizlik, karmaşıklıklar olabiliyor.

Krem tarzı şeylerden bahsedersek ilaç, kozmetik ve tıbbi cihaz gibi kategoriler var. İlaç olması için belli bir endikasyonu yani bir şeyi tedavi edici iddiası olması lazım. Kozmetikte böyle bir şey yok. Pratikte öyle bir iddiası olsa bile yasal olarak belirtemez kutu üstünde veya tanıtımda. Tıbbi cihaz deyince aklınıza makina türü şeyler gelmesin kremler de tıbbi cihaz olabiliyor. Arada kalmış muallakta bir kategori aslında. Bunlar endikasyon belirtebiliyor, reklam da yapabiliyor bu endikasyonlar için. Fakat ilaçlar gibi sigorta tarafından ödenmiyor.

Örneğin;
Bepanthen plus krem ilaç
Bepanthol cilt ve pişik kremleri kozmetik
Bepanthol Sensiderm krem tıbbi cihazdır.

Bunların hiçbiri sigorta tarafından ödenmez. Ama Bepanthen plus ilaç olduğu için reklamı da yapılamaz. Aslında firması istese sigortaya geri ödenmesi için başvurabilir. Ama ülkemizde sigorta ödemesi çok düşük olduğu için geri ödemeye girmeye kalktığında şu anki fiyatını en az yarıya indirmesini isteyecektir devlet. O yüzden firma yanaşmaz.

Diğer örneklerden ise pastil reklamı ben bir tek cistus'u gördüm. O da tıbbi cihazdır zaten. Aynı şekilde otrivine ilaç, otrinatura tıbbi cihazdır.

OTC mevzusu ise bizde daha yasal olarak yok. Ama eli kulağında geliyor. Devlet bazı ağrı kesici, ateş düşürücü, burun spreyi, mide ilacı vs. tarzı hastanın kendi kendine aldığında bile ek fazla zarar görmeyeceği ilaçları reçetesiz yani otc kapsamına alacak. Amaç elbette bunları ödemeden çıkarıp yükünü hafifletmek. Bu gelince de reçeteli olan şeyleri - ki bu tüm ilaçların yüzde doksanından fazlasıdır- eczaneden gidip alamayacaksınız doktor yazmadan. Otc olan reçetesizleri ise alabileceksiniz. Tabii artık sigorta ödemesi olmadığı için bugünkü fiyatlarının en az iki katına çıkacak fiyatları.

Uzun vadede ise SGK yavaş yavaş kendini bu işten çekip özel sağlık sigortalarına devredecek ki o zaman sağlık ve sosyal güvenlik sistemimiz ABD'nin ucube sistemine dönüşecek. Halk için en kötüsü bu olacak.


cubuk kraker
(12.11.18)
(2)

şu ölçülerdeki malzeme kaç kilo gelir? (demir-çelik)

tırışka lise bilgim var ama özkütle bilgisine ulaşamadım.16 cm. çapında, 15mm kalınlığında metal bir yuvarlak parça. malzemesi de şu olacak: http://www.ozmutludemir.com.tr/siyah-sac.htmlkaç kilo gelir bu aşağı yukarı?
tırışka lise bilgim var ama özkütle bilgisine ulaşamadım.

16 cm. çapında, 15mm kalınlığında metal bir yuvarlak parça. malzemesi de şu olacak: www.ozmutludemir.com.tr

kaç kilo gelir bu aşağı yukarı?
kibritsuyu
(09.11.18)
20.000 cm2 si 240kg

Çapı 16cm olan daire 200cm2

240/(20.000/200)= 2.4kg


valentinov
(09.11.18)
yaklaşık 2,35 kg.

edit: birgün lazım olur :)
eksiup.com


tabudeviren
(09.11.18)
(8)

"at binmek" - türkçe dilbilgisi

şimdi aşağıdaki soruyu görünce önceden de aklıma takıldığını fark edip sormak istedim.atın üstüne oturup dıgıdık dıgıdık yapan kişiler yaptıkları eylemden "at binmek" diye bahsediyorlar. binilen diğer tüm araçlara ismin -e hali ile biniyoruz. otobüsE biniyoruz, arabaYA biniyoruz, bisikletE biniyoruz
şimdi aşağıdaki soruyu görünce önceden de aklıma takıldığını fark edip sormak istedim.

atın üstüne oturup dıgıdık dıgıdık yapan kişiler yaptıkları eylemden "at binmek" diye bahsediyorlar.

binilen diğer tüm araçlara ismin -e hali ile biniyoruz. otobüsE biniyoruz, arabaYA biniyoruz, bisikletE biniyoruz. ama atA binmiyoruz. at biniyoruz.

ben de birazdan otobüs binip eve gidicem o zaman.

niye ata binmiyoruz da at biniyoruz acaba?
kibritsuyu
(18.10.18)
oradaki "biniyoruz" herhalde kullanmak/sürmek anlamında kullanılmayı belirtiyor.

yani araba kullanırız, motor süreriz, uçak uçururuz gibi. aklıma başka açıklaması gelmedi.


araç sürmek gibi düşün. at bir canlı olduğu için "kullanma şeklinde" kullanmıyoruz bu tabiri.


Bruce
(18.10.18)
ama yine türkçe dilbilgim beni yanıltmıyorsa geçişli fiil, geçişsiz fiil diye bir kavram vardı.

yani sanki sürmek, kullanmak, uçurmak geçişli fiil iken, binmek geçişsiz fiil. yanılıyor veya yanlış hatırlıyor olabilirim. yanılıyorsam düzeltin.

o yüzden geçişli fiil ile geçişsiz fiili birbiriyle kıyaslamamız doğru olmaz.


kibritsuyu
(18.10.18)
neden duş almak deriz de banyo yapmak deriz, duş yapılmaz mı veya banyo alınmaz mı?

doğru yanlış kullanım diye pek bir şey yok böyle durumlarda, kullanım ve kalıplaşmayla alakalı. yeterince uzun süre yeterince insan at binmek derse doğrusu at binmek olur.


loser blueser
(18.10.18)
at binmek değil, ata binmek değil mi o? "at binmek" diyeni duymadım hiç.


nice tnetennba
(18.10.18)
www.tdk.gov.tr

Konuşma dilinde böyle söylendiği oluyor evet. Bisiklet binmekte olduğu gibi.


le jeune turc
(18.10.18)
Zurnayi agzimiza goturuyoruz "zurna caliyoruz",
Gitara parmak uclarimizla bir seyler yapiyoruz "gitar caliyoruz",
Icindekini yavas yavas ictigimiz bira sisesinin agzina ufluyoruz "ses cikariyoruz".

Ama gel gelelim ki...

Ney ufluyoruz.


Dilde istisnalar olur.


Traveller
(18.10.18)
(13)

arayan tanımadığı numarayı açmamak

rehberinde kayıtlı olmayan numara aradığında telefonu açmayanları görüyorum duyuyorum hep.niye lan? abi nasıl hayatlarınız var sizin? bir türlü anlamıyorum. tanımadığı numarayı niye açmaz ki bir insan? tamam cevapsız görünce geri aramazsın, bi daha arasın ak dersin de o anda çalarken niye açmıyorsun
rehberinde kayıtlı olmayan numara aradığında telefonu açmayanları görüyorum duyuyorum hep.

niye lan? abi nasıl hayatlarınız var sizin? bir türlü anlamıyorum. tanımadığı numarayı niye açmaz ki bir insan? tamam cevapsız görünce geri aramazsın, bi daha arasın ak dersin de o anda çalarken niye açmıyorsunuz? sadece tanıdıklarınız mı arıyor sizi?

hayır allah korusun ananızın babanızın başına bir iş geldi belki, polis arıyor, hastane arıyor. belki 4 ay önce başvuru yaptığınız işyeri arıyor gel başla diyecek. belki hatalı park edip camına numara koyduğunuz araba için arıyorlar. belki cüzdanınız düştü, adam numaranızı buldu onu verecek.

insanı illa eşi dostu mu arar lan? açmamak niye? gerçekten tanımadığın işe yaramaz bir telefonsa sittir git lan bi daha arama der kapatırsın. açınca ne olacak ki, telefondan kulağına dil mi atacaklar sanki?
kibritsuyu
(12.10.18)
alacaklısı çoktur ondan açmıyordur. bir de kendini çok mühim kişi zannedenler var onlar ayrı bir dava.


prasinos
(12.10.18)
Aynen bunu merak ediyorum. Telefon çalıyorsa açılır. Numara yazmasa bile açarım ben. Ömrümde hiç öyle yabancı numara açmam triplerine giremedim ya.

prasinos artı 1


eazy
(12.10.18)
İyi ama buna sanki olması için mantıklı hiçbir sebep yokmuş gibi yaklaşmanız da çok acayip bence.
Sosyal anksiyete olabilir kişide. Tanımadığı kişilerle konuşma ihtimali sizin yaşamadığınız için anlayamadığınız veya muzdarip olmadığınız bir kaygı ve rahatsızlık yaratıyor olabilir. Sizin için "açsan ne olacak" olan bir şey, o kişi için daha uzun süreli bir sıkıntı, stres yaratıyor olabilir mesela.

Birileri tarafından rahatsız ediliyor, taciz ediliyor olabilir. O kişi farklı farklı numaralardan ulaşmaya çalışıyor olabilir.

Dediğiniz durumların söz konusu olduğu bir hayatı yoktur; iş başvurusu yoktur, borcu yoktur, anası babası yoktur veya nerde olduklarını, ne yaptıklarını biliyordur, arabası yoktur, olanı da yanlış park etmemiştir, cüzdanını da kaybetmemiştir.

Ya da günümüz modern insanının en büyük gerekçelerinden biri olan "canım öyle istiyor çünkü" seçeneğini kullanıyordur.

Ben de evimin kapısını açmıyorum mesela. Evde olsam da. Zira benim tanıdığım hiçkimse benim evime gelmez. Diğer seçeneklerle de ilgilenmiyorum.


sopiro
(12.10.18)
tanımadığım numara değil ama canım o an konuşmak istemezse hiç kimseyi açmıyorum tanıdık olsun olmasın, çok acilse 2 3 defa arar zaten üstüste o zaman açarım. ya da birilerinin aramasını bekliyorumdur iş başvurusu vs o zaman tabii ki açarım. Ama diyelim kimsenin aramasını beklemiyorum ve o an heyecanlı bir film seyrediyorum o durumda açmam yani.


zikardo
(12.10.18)
Genelde bu tavır, telefon numarası tanıdıklardan başka kimsede olmayan genç kızlar/kadınlarda var. Ya twitter ya instagramda gördüm, iş başvuru yapmış hatun, İK telefonla geri dönmüş "şu gün görüşmeye gelin" vs demek için.

Hatun açmamış telefonu, peşinden de mesaj atmış "numaranızı tanımıyorum lütfen bir daha aramayın" minvalinde :)


John Bloor
(12.10.18)
ben de pek açmazdım. çünkü genelde görüşmek istemediğim ya da gereksiz yere iş çıkaracak kişiler denk gelirdi. ama bir noktadan sonra acil bir durum nedeniyle aranıyor olabilirim kaygısıyla açmaya başladım.


bu çok istisna bir durum olmadıkça bana da garip geliyor. Gizli numara olmadığı sürece ben hemen açarım valla. Ama aradığını sonradan gördüysem tanımadığım numaraya geri dönmem.


aquarium
(12.10.18)
Benim bir arkadaşım vardı, o da açmazdı yabancı numaraları. Hatta bu yüzden çok kavga etmişizdir. Bazen şarj bitiyor vs başka nodan arıyorum. Yok arkadaş açmıyor. İlla mesaj atacam benim diye.

Nedenine gelirse muhtemelen arayan kişilerin lüzumsuz olduğunu, boşa iş çıkartacağını. Beni bilen biliyor gerisiyle uğraşamam tarzıyla alakalı.

Sanırım biraz vurdumduymaz oluyorlar.

Tabi başka bir durumda alacaklıların araması falan. Garip şeyler.


arockm
(12.10.18)
Gizli numara dışındakileri zaman açmayanları ben de anlayamıyorum.

şöyle de bir durum var. makam mevki sahibi bir tanıdığımız öncesinden kendini tanıtan bir mesaj atılmadı ise, tanımadığı numaraları açmıyordu. çok fazla torpil ricası olduğunu ve bundan bıktığı için açmadığını söylüyordu.


belkider
(12.10.18)
haybeye iş çıkıyor. eğer bu ara birşeyler alıp satmıyorsam genelde arayanlar ya şu iş vardı bi bakar mısıncılar oluyor hep. eğer birşeyler alıp sattığım dönemdeyse açarım genelde. 10 sene önce aynı takımda olduğumuz adam knk şu bisiklette %20 indirip yap ta alalım diye arıyor. %20 si 10 bin lan onun. birde niye yani... böyle böyle açmama özelliği default olarak kalıyor.


Tears of Devil
(12.10.18)
O benim. Tanimadigim numarayi acmiyorum prensip olarak.

Bos beles seyler icin arayan numara tanımadigim numaralar genellikle. Ya bir sey satmaya calisan bir firma ya da isle ilgili zamaninda bir sekilde cebimi vermis bulundugum firmadan biri ariyor. Isle ilgili cepten görüşme yapmaktan nefret ederkm zaten, gorusmek isteyen ofisi arasin isyerinin telefonundan. Cunku cepten bir kez olsun gorusursem o adam daha sittin sene isyerini aramiyor, gunun her saatinde cepten ariyor.

Tanimadigim numarayi neden acayim ki? Cok buyuk ihtimalle yapmak istemedigim bir gorusme olacak o. Niye ugrasayim? Sinir oluyorum gereksiz gorusmelere.
Onemli bir konuysa israrla arar zaten, o zaman acarim. Milyonda bir ihtimal cok ciddi bir sey varsa diye milyon tane gerekesiz telefon gorusmeso yapmam. Ciddi bir sey varsa zaten israrli aramayi acarim. Israrla arar ya da mesaj atar yani. Bir yerden telefon beklesigim bir donemse yine acarim yabancı numarayi. Bir de iyi gunumdeysem hadi acayim bari diyip acabilirim. Onun disinda bir sebep yok.

Niye acayim ki tanımadığım numarayı? Mantikli bir sebep göremiyorum. Kendi adima acmamak icin sebeplerim var yeteri kadar, yukarida yazdim.


stavro
(12.10.18)
Gizli numaradan arayanları açmayanları anlıyorum
Tanımadığım numara aramışsa dönmem diyeni de anlarım
Canı o an için açmamayı tercih etmişse onu da anlarım
Ama prensip olarak açmıyorsa sıkıntılı bence.


SiyamkedisiZorro
(12.10.18)
"yabanci" numaradan kasit yurtdisindan ayaran +## (90 TR nin ulke kodu haric) ile baslayan numara ise dikkat etmek lazim. Bir suru dolandiricilik vakasi var malum.

Gercekten acil bir is icin vs arayacak olan da zaten ya tekrar arar ya da mesaj atip once kendini/numarayi tanitir aramadan once.


parcxerox
(12.10.18)
(12)

klasörü rar'layıp geri açınca bozulur mu

elimde içinde 925 alt klasör ve 28.000 küsur dosya olan 4-5 gb. büyüklüğünde bir klasör var. benim muhasebe programımın klasörü.bu programı yedeklemenin tek yolu (program tarafından tavsiye edilen yöntem de bu), klasörü olduğu gibi alıp başka yere kopyalamak.ama biliyorsunuz windows 4 gb'lık tek dos
elimde içinde 925 alt klasör ve 28.000 küsur dosya olan 4-5 gb. büyüklüğünde bir klasör var. benim muhasebe programımın klasörü.

bu programı yedeklemenin tek yolu (program tarafından tavsiye edilen yöntem de bu), klasörü olduğu gibi alıp başka yere kopyalamak.

ama biliyorsunuz windows 4 gb'lık tek dosyayı 10 dakikada kopyalıyorsa, toplam 4 gb'lık 28.000 dosyayı elli saatte kopyalıyor. benim her yedek almam eziyet oluyor. ben de klasörü rar'layıp tek dosya haline getirip, öyle kopyalıyorum başka medyalara. rar'larken winrar'da "depola" seçeneğini seçiyorum, daha az sıkıştırsın diye.

yedeğe hiç ihtiyaç duymadım şimdiye kadar. ama ihtiyaç duyup açtığımda rar'dan çıkardığım klasör yine eski halinde çıkar mı? yoksa o arada sıkışıp tekrar gevşeyince bir yerleri bozuluyor mudur?
kibritsuyu
(12.10.18)
bozulmaz


wishmaster
(12.10.18)
Rar dosyasinin kendisi bozulmadigi surece icindekilere bir sey olmaz


selam
(12.10.18)
gayet mantıklı hareket. ben olsam minimum sıkıştırma da yapardım o da hız olarak çok farketmiyor böylece boyutu da minimum olur sağa sola google drive, box, onedrive falan kopyalamam kolay olurdu.


ozdek
(12.10.18)
Bozulmaz. Ama rar.lamak yerine ziplemek daha doğru olabilir. Zıp uzantısı harici bir programa ihtiyaç duymadan açılır.


biseysorcaktim
(12.10.18)
alt klasörlerde ki dosyalar sürekli değişiyor mu? bir kere tam yedek alıp sonrasında tam yedekten sonra değişenleri alsan daha az dosya olur sanki


@sir: 925 klasör ve 28.000 dosya diyorum abi. her klasördeki her dosya değişiyor olabilir. bunu bilmem mümkün değil. o yüzden her sefer tam klasörü yedeklemeliyim.

@ozdek: minimum sıkıştırma diye bir seçenek bulamadım ama dediğim gibi sıkıştırma yöntemi diye "depola-en hızlı-hızlı-normal-iyi-en iyi" diye seçenekler var. ben "depola"yı seçiyorum. yani öbür uçtaki seçenek "en iyi" olduğuna göre bu da "sıkıştırma da işte sadece bir araya topla" gibi bir şey diye düşündüm. başka bir "minimum sıkıştırma" ayarı varsa bulamadım. olsa iyi olur. hatta hiç sıkıştırmasa da olur.


kibritsuyu
(12.10.18)
en hızlı minimum sıkıştırma olsa gerek.


inheritance
(12.10.18)
depola bile iş görür. en iyi ise maksimum sıkıştırarak yer sağlar.

depola veya en hızlı seçsen bile tek dosya olacağı için kopyalama süresi 1/10'a düşecektir.


Ben Cobian diye bir yedekleme yazılımı kullanıyorum her sabah yedide seçtiğimiz klasörleri yedekliyor rarlayip sifreliyor. Yedekleri 15 gün olacak şekilde saklıyorum. Tavsiye ederim


lifeframe
(12.10.18)
depola seçeneği hiç sıkıştırma yapmaz tahmin ettiğin gibi. sadece dosyaları olduğu gibi bir araya toplar. o yüzden en hızlısıdır.

gerçi sıkıştırma yapsan da bir şey olmaz dosyanın kendisi bozulmadığı sürece.

hatta rarlarken kurtarma kaydı ekle (add recovery record) seçeneğini seçersen dosyanın kendisi bozulsa bile kendi kendini tamir etme olanağı olur daha da güvenli olur.


rotten head
(12.10.18)
en hızlı minimum sıkıştırma yapar.
olay şu min. tavsiye ederken:
şimdi 1 gb misal dosya var. muhasebe falan genelde txt bazlıdır. kafadan %50 sıkışır. bazen %80 sıkıştığı olur. tabi firma kendisi sıkıştırma kullanmıyorsa.
%80 sıkıştığında kapladığı yer 200 mb olur. bunu saklamak ve sonradan tekrar açmak gerektiğinde falan işlem süren ilk sıkıştırmada harcadığından daha fazla tasarruf sağlar.
ben sonuçta bu tip verileri hdd yerine bulutta da saklıyorum o yüzden boyut önemli. buluttan indirmek de sürüyor malum. göndermek de dert oluyor 5 mbit upload ile.
sadece hdd'de saklama bu verileri. hdd'ler bozuluyor. murphy'e göre en ihtiyaç duyduğun anda bozuluyor hatta.


ozdek
(13.10.18)
alternatif bir yöntem önereyim, belki işinize yarar. Onedrive ya da Google drive gibi yedekleyiciler belirlediğiniz klasörleri sürekli senkron ediyorlar. Yani programınızı Onedrive in içine koyarsanız önce tümünü cloud a yedelkler ardından sadece değişenleri tespit ederek günceller.


biseysorcaktim
(13.10.18)
(1)

mükerrer dosya bulma programı

2 tb harddiskin içine dönem dönem kopyaladığım dosyaların içindeki mükerrer olan dosyaları bulup sileceğim bir program var mı?ama ismine göre değil de ne bileyim megabaytına göre falan aynı olduğuna kanaat getirecek. çünkü mesela filmi indirmişim, harddiske attıktan sonra adını değiştirmişim, dosya
2 tb harddiskin içine dönem dönem kopyaladığım dosyaların içindeki mükerrer olan dosyaları bulup sileceğim bir program var mı?

ama ismine göre değil de ne bileyim megabaytına göre falan aynı olduğuna kanaat getirecek. çünkü mesela filmi indirmişim, harddiske attıktan sonra adını değiştirmişim, dosya adının kıçındaki Web-DL 720p x264 AAC - BTRG kısmını silmişim mesela. ama bilgisayardaki hala eski haliyle kalmış, silmemişim onu da. daha sonra o klasörü yedeklemek için yine aynı harddiske atmışım, farklı klasörlerde mükerrer olmuş. bunları tespit edebilsin.
kibritsuyu
(10.10.18)
ccleaner uygulamasında duplicate file remove özelliği vardı.


maybe one day
(10.10.18)
(5)

çilingir bizim neyimize güveniyor?

hiç kapıda kalıp çilingir çağırmadım. şimdi düşününce aklıma geldi.kapıda kaldık ve çilingir çağırdık. çilingir bizim o evde oturduğumuza nasıl inanıyor da kapıyı açıyor? yani sokakta pijamayla kalmışken, ya da pijamayı da geç, bayaa işten geldim, anahtar yok. çilingire o evde oturduğumu nasıl kanıt
hiç kapıda kalıp çilingir çağırmadım. şimdi düşününce aklıma geldi.

kapıda kaldık ve çilingir çağırdık. çilingir bizim o evde oturduğumuza nasıl inanıyor da kapıyı açıyor? yani sokakta pijamayla kalmışken, ya da pijamayı da geç, bayaa işten geldim, anahtar yok. çilingire o evde oturduğumu nasıl kanıtlıyorum? cebimde tapuyla, kira kontratıyla gezmiyorum ki.

böyle bir yöntem yoksa çok saçma değil mi ya, elin hırsızı çilingirle gelip benim evim diye istediği kapıyı açtırır?

nasıl oluyor?
kibritsuyu
(09.10.18)
Aslında yasa gereği ispatlayıcı belge istemek zorunda, en azından muhtarlıktan bir belge ya da komşu şahitliği alması lazım yazılı olarak. Ama tabi işini kim doğru yapıyor ki?

Kaldı ki dediğiniz gibi hırsızlık yöntemleri de okumuştum önceden.


John Bloor
(09.10.18)
iki kere cagirdim, biri evde bana ait fotograf istedi yok dedim, o zaman eve ait bir detay verin dedi, buzdolabinin icindekileri saydim geldi bakti tamam dedi.

ikincisi daha kapiyi acarken komsuya denk geldi aa kapida mi kaldin falan diye muhabbet edince bir sey sormadi.


cairo
(09.10.18)
ben bir kere kapida kaldim, komsunun ziline basti, komsu taniyorum deyince acti.


cedex
(09.10.18)
Hırsız eve girerken kapının kilidini ve dilini kırdığı için ben geldiğimde içeri giremedim. Gidip çilingir buldum. İki çırağını verdi yanıma.
Eve geldik, kapıyı açtılar, bana hırsızın kapının kilidini nasıl kırdığını anlattılar, ücretlerini alıp işlerinin başına döndüler.
Ne kimlik sordular ne de başka bir komşu ile konuştular.
Gençlerin anlattığına göre bölgedeki hırsızlardan biri çilingirin eski çırağıymış. Kapıyı bir kaç dakikada açıp eve giriyormuş... filan falan.


ucanokuz
(09.10.18)
Bir keresinde kapıda kaldım, aradım anahtar kapının arkasında kaldı. Kapıyı açtı anahtarın kapının arkasında olup olmadığını kontrol ettikten sonra tam kapıyı açtı.


Fritz-X
(09.10.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.