Giriş
(1)

Türkiye'de telefon hattımız neden sürekli taciz ediliyor?

2018 Şubat'ından bu yana gelmedim zaten ülkeye, bu son gelişimde gene hattımı taktım ki kullanayım diye, yemin ediyorum Fen Bilimleri Dershanesi mi, Uygun-Net mi, Sephora mı, neler neler ya, hiç alakamın olmadığı yerlerden her gün sms alıyorum. Firmaları tanımıyorum bile. Tek tek bunları engellesem,
2018 Şubat'ından bu yana gelmedim zaten ülkeye, bu son gelişimde gene hattımı taktım ki kullanayım diye, yemin ediyorum Fen Bilimleri Dershanesi mi, Uygun-Net mi, Sephora mı, neler neler ya, hiç alakamın olmadığı yerlerden her gün sms alıyorum. Firmaları tanımıyorum bile. Tek tek bunları engellesem, bir başka numara bu sefer mesaj atıyor. 0850'li numaralar mı aramıyor(baktım internetten vodafone'muş, ben Turkcell'liyimdeyim şu an), salak saçma yerler telefon açıp anket mi yapmak istemiyor.
Bunu engellemenin bir yolu yok mu? Mecbur muyum ben her gün 3-4 tane abuk subuk sms almaya, telefonumdan rahatsız edilmeye?
Neden bu taciz?

Numara 10 senedir bende ve geçen yıllarda bu sıkıntım yoktu. Numaramı kimseye vermedim ayrıca.
aslında reklam mesajı atmak yasaklandı bir kaç sene önce. ama şimdi de kanunda bir açık buldular.
reklamı yazdıktan sonra sonuna " bu mesajı tekrar almak istemiyorsanız sdasjldsa yazıp 20039' gönderin " diye. te allaam.


kitik
(16 saat)
(4)

Irsi olmayan diyabetten nasıl korunuruz?

Ne yapmak, ne yiyip ne içmek gerekir?
Ne yapmak, ne yiyip ne içmek gerekir?
Glisemik indeksi düşük yiyecekler tercih etmeniz gerekir.


kablelvuku
(15.04.19)
Beden kitle indeksiniz normal sınırlar içerisinde olmalı.
Düzenli fiziksel aktivite yapmalısınız.

Bir şeyler yiyip içerek değil, yemeyip içmeyerek korunursunuz. Bol yağlı, bol şekerli, kızarmış tatlılar, şerbetli yiyeceklerden uzak durmanız gerek. Zaten bunlar glisemik indeksi arşa çıkaran besinler.

Bu basit şeyleri yaparsanız kalıtsal olmayan diyabetten büyük ölçüde korunmuş olursunuz.


helena
(15.04.19)
Tahıl ve şekeri hayatından çıkarıp hareketli bir yaşam tarzı benimseyerek


Mirket
(15.04.19)
Koşmak şeker hastalığını önlüyor diye duymuştum.


(2)

mutlu kitaplar

Okuduğunuz mutlu kitaplar nelerdir?
Okuduğunuz mutlu kitaplar nelerdir?
Beatrix potter’ın tüm kitapları. Çocuk kitabı farkındayım ama bana huzur veriyor.


irene
(16.03.19)
saatleri ayarlama enstitüsü. bu kitap beni çok mutlu etmişti, fakat bu kitaptan aldığım tadı bir daha başka bir kitapta bulamayacak olmak da epey üzmüştü.


(2)

Pir Sultan Abdal

hakkında öğrenmek istiyorum. Hayatını, nefeslerini, kişiliğini. Bu konuda 2012 senesinde açılmış bir duyuruda Abdülbaki Gölpınarlı'ya ait bir kitap ve Sabahattin Eyuboğlu'nun Azra Erhat, Attila Özkırımlı ve Asım Bezirci ile hazırladığı bir ikinci kitap önerilmiş. Kitaplar hakkında okuyucu yorumları
hakkında öğrenmek istiyorum. Hayatını, nefeslerini, kişiliğini. Bu konuda 2012 senesinde açılmış bir duyuruda Abdülbaki Gölpınarlı'ya ait bir kitap ve Sabahattin Eyuboğlu'nun Azra Erhat, Attila Özkırımlı ve Asım Bezirci ile hazırladığı bir ikinci kitap önerilmiş.
Kitaplar hakkında okuyucu yorumları internette yeterince yok. Okumuş olan varsa burada paylaşabilir mi?
Her iki kitabın adı da Pir Sultan Abdal.
pir sultan abdal, yaşamı sanatı şiirleri, ali yıldırım, ayyıldız yayınları, kasım 1994.


tabudeviren
(11.03.19)
pir sultan hakkında ilk araştırmaları yapan bir öğretmen vardı, ölümüne kadar sürdürmüştü bu işi. İsmini anımsayamadım araştırırsanız, önemli bir kaynak.


biravekahve
(11.03.19)
(2)

Sözlük'ü takip edenlere bir sorum var

Merhaba arkadaşlar,tema++ kullanıyorum ve futbol, galatasaray, ali koç, penaltı, hakem gibi kelimeleri bu eklenti ile engelledim. Hem entry kısmında engelledim, hem başlık kısmında engelledim. Maç başlığı açanları ve maçlardaki her sarı karta, her penaltıya, her kornere ayrı ayrı başlık açanları da
Merhaba arkadaşlar,
tema++ kullanıyorum ve futbol, galatasaray, ali koç, penaltı, hakem gibi kelimeleri bu eklenti ile engelledim. Hem entry kısmında engelledim, hem başlık kısmında engelledim.
Maç başlığı açanları ve maçlardaki her sarı karta, her penaltıya, her kornere ayrı ayrı başlık açanları da bir güzel mallara ekledim ve başlıklarını da engelledim.
Hatta yetmedi, kanalların topunu takip listemden çıkarıp sadece takip etmek istediğim bir iki kanalı takibe aldım.
Ama ben bu lig başlıklarını neden hala görüyorum?
maçı kelimesini de engelle bence. başlıklar çünkü hep bu kelimeyle açılıyor.


sizofren06
(06.03.19)
bu şekilde belki 60 tane kelime ekli. maç da engelli yani. hatta "maçı" gibi ismin -i halinde kullanımları da engelli. Ben sadece yukarıda bir iki tanesini örnek olarak verdim.


(1)

Poşet çaylardaki iyot/iyot tutmayı zorlaştırıcı etki

Duyurunun doktorları merhaba,İyot Kısıtlı Perhiz listesinde şöyle bir madde var: "Hazır kahve, sıcak çikolata, poşet çaylar, renkli hazır içecekler, yani suya batırıldığında hemen renk veren içecekler şayet bilinen-güvenilen bir markanın ürünü değilse tedaviye kadar tüketilmemeli."Ben yukarıdaki lis
Duyurunun doktorları merhaba,

İyot Kısıtlı Perhiz listesinde şöyle bir madde var: "Hazır kahve, sıcak çikolata, poşet çaylar, renkli hazır içecekler, yani suya batırıldığında hemen renk veren içecekler şayet bilinen-güvenilen bir markanın ürünü değilse tedaviye kadar tüketilmemeli."

Ben yukarıdaki listeden bir tek çayı içerim ama demliğim olmadığı için bu aralar poşet çay kullanıyordum. Kullandığım siyah poşet çay organik, Alnatura diye bir marka (Avusturya'da oldukça biliniyor).
Ara sıra da bitki çayı (rezene, papatya, nane en sık tükettiklerim). Bitki çayını hep kendim demlesem de, Doğuş'un Mistik çayını da tüketirim (hazır kategoride tükettiğim tek bitki çayı).
Benim biraz aklım karıştı.
Bu çay mevzusu beni biraz zorluyor.

Bitki çayı tüketebilir miyim?
Siyah çayı poşet kullanmaktan vazgeçeyim mi? (sonuçta organik ve iyi bir marka).
Doğuş Mistik kullanmamda bir sakınca olur mu?

Doktoruma o kadar soru sordum ki, bunu da sormaya utandım.
Bir tıp fakültesinden diploması olan kişiler yanıtlarsa sadece, çok sevineceğim.
Poşet çay olmadığı sürece güvenilir markaların siyah çayını tüketebilirsiniz.
Bitki çaylarında içinde kırmızı boya olmadığına emin olduğunuz çayları tüketebilirsiniz, yine poşetli olmayacak.
Tek kupa için top şeklinde demlikler oluyor, onları kullanabilirsiniz ya da küçük bir french press.
(Tıp fakültesi mezunu değilim ama geçen yıl Ocak ayında kısıtlı iyot diyeti yaptım, halinizi çok iyi anlıyorum. Sormak istediğiniz bir şey olursa mesaj atabilirsiniz bana)

(Not: Poşet çayların poşetinde iyot olduğu için önerilmiyor.)


luin 41
(25.02.19)
(5)

Yayınevlerinden hangisi?

Sel Yayıncılık nasıldır? Aynı kitabın Alfa Yayıncılık'tan basımı da var. İki yayınevini pek tanımıyorum. Bir de İndigo diye bir yayınevi çıkmış. Bunu da tanımıyorum açıkçası.İmla, çeviri ve baskı kaliteleri (punto, sayfa düzeni, yazı tipi) üzerine fikir alabilirsem güzel olur.
Sel Yayıncılık nasıldır? Aynı kitabın Alfa Yayıncılık'tan basımı da var. İki yayınevini pek tanımıyorum. Bir de İndigo diye bir yayınevi çıkmış. Bunu da tanımıyorum açıkçası.
İmla, çeviri ve baskı kaliteleri (punto, sayfa düzeni, yazı tipi) üzerine fikir alabilirsem güzel olur.
"Fareler ve İnsanlar" ve "Bülbülü Öldürmek" gibi kült eserler Sel'den mesela. Alfa ile hiç karşılaşmadım zannedersem ve iki yayınevinden Sel'i tercih ederdim sadece ikisi varsa. Tabii, çevirmenin rolü de büyük böyle tercihlerde.


m e b
(19.02.19)
Ben bu iki kitabı da Oda'dan okumuştum, bu sebeple Sel'i bilmiyorum. İlk etapta alacağım kitap çeviri değil, bu sebeple Sel'i tercih edeceğim bu durumda. Gene de cevaplara açığım tabii.


ikisi de iyidir. alfa daha çok bilim ve felsefe ile ilgili başlangıç kitaplarıyla meşhurdur. sel hikaye, roman tarzı edebi eserlerle. kitabın hangi alanla ilgili olduğuna göre alabilirsiniz.


tabirimekruh
(19.02.19)
fareler ve insanlari sel yayinevinden okumanizi tavsiye ederim, cevirmeni oldukca basarili bir sahsiyettir.


aydonno
(19.02.19)
@tabirimekruh +1
okuması selde daha kolay. puntolar büyük ve sayfa çok boğmuyor.


trajikomix
(19.02.19)
(6)

telif hakkı sorunu

bazen görüyorum, insanlar internet sayfalarına ya da bloglarına "bu sayfadaki her fotoğraf, yazı ve tasarım xxxx şahsına aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu kapsamında koruma altındadır. İzinsiz olarak kopyalanması, kullanılması ve alıntı yapılması suç sayılır". sadece böyl
bazen görüyorum, insanlar internet sayfalarına ya da bloglarına "bu sayfadaki her fotoğraf, yazı ve tasarım xxxx şahsına aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu kapsamında koruma altındadır. İzinsiz olarak kopyalanması, kullanılması ve alıntı yapılması suç sayılır".

sadece böyle bir uyarı yazarak eserleri korumak mümkün mü? bu yazıcık eserleri korur mu sahiden? geçerliliği nedir?
o yazı değil mahkemeler koruyor. senden izinsiz kullanırsa yollarsın faturayı arkasından icraya verirsin hiç bir şey yapamaz.


argent dawn
(04.02.19)
O sadece uyarı. Eserin kime ait olduğuna mahkeme karar verir. Sen onu yazarak "çalan çırpan taocudur eşşoleşşektir. peşini bırakmam tenhada kıstırırım" demiş oluyorsun.


alperz
(04.02.19)
O yaziyi yazmasa bile eser koruma altinda. Bu yazi olmadan telif hakki ihlali yasanirsa eserin gercek sahibi kendisine ait oldugunu ispatlasa yeter.

O uyari bir nebze iyi niyet gostergesi.


kuehles blondes
(04.02.19)
o yazı bir nezaket göstergesi. o yazı olmadan da çalanın -çok afedersiniz- götünden kan alabilir. ben eser çalınması vakasını çok gördüm, mahkemede öttürüyorlar.

o işler ciddi işler.


babilbaligi
(05.02.19)
teşekkürler arkadaşlar. Burada ağlamak istemezdim ama entry'm çalınmış. Hiçbir link vermeden, kaynak göstermeden, sanki kendisi yazmış gibi kopyalamış. İki ay önce olmuş ama ben yeni fark ettim. Entry'm ise üç seneden eski bir entry. Üstümden para kazanıyor hırsızlar. Bu durumda ne yapılır? Kaldırsın yeter zaten.


Sözlüğe yaz. Entry'lerinin copyright sahibi onlar bildiğim kadarıyla.


alperz
(05.02.19)
(2)

dudak nemlendiricisi arıyorum

yıllar önce görmüştüm. adını hatırlamıyorum ama J harfi ile başlayan bir şeydi galiba. İngiliz malıydı. Mentollüydü. Ve lacivert bir kabı vardı. Blistex değildi. Stick şeklindeydi. Bu nemlendiriciyi bilen var mı?
yıllar önce görmüştüm. adını hatırlamıyorum ama J harfi ile başlayan bir şeydi galiba. İngiliz malıydı. Mentollüydü. Ve lacivert bir kabı vardı. Blistex değildi. Stick şeklindeydi.
Bu nemlendiriciyi bilen var mı?
Ruby Kisses Pot O Miracle Mint Oil Dudak Balms 6 Ml


en iyi nemlendirici hametan pomat diyip dip not dusmek isterim


eja
(13.12.18)
(3)

Duyurunun kadınlarına

Ciddi ilişkinizi annenize nasıl söyemiştiniz? Direkt babaya söylemek opsiyon değildi mesela, önce annenize demeniz gerekiyordu. Nasıl oldu?
Ciddi ilişkinizi annenize nasıl söyemiştiniz? Direkt babaya söylemek opsiyon değildi mesela, önce annenize demeniz gerekiyordu. Nasıl oldu?
Direkt ciddi ilişkim var gibi değil de
Bir çocuk var görüşüyoruz vs
Adını sanını neci olduğunu sorar
Arada napıyosunuz vs diye yoklar
Yani o normal bir ilişki olduğunu düşünür ama ben sadece ciddiyet atfettiğim ilişkiyi ona bu şekilde söylerim
Ama mesela kuzenim, annecim ben evlenmeye karar verdim diye söylemişti


anne!!! manita yaptım, aha bu da tipi deyip fotoğrafını gösterdim.


nice tnetennba
(11.12.18)
Arabayla eve birakmisti bi gece. Gorusuyoruz bu arada biz bu eve bırakan cocukla diye söylemiştim. Sonra ayrıldık, barıştık evlenmeye karar verdik, onu soylemek daha zor olmuştu.


(3)

ben-mesaj-olay

Merhaba,sözlükte ben-mesaj ve olay butonlarım çalışmıyor. Yani olay ışığı yanıyor mesela ama tıklayamıyorum. mesaj kutuma giremiyorum ve profilimi görüntüleyemiyorum. duyuruyu açtığımda burada da giriş butonuna tıklayamadım, mecbur adres çubuğuna yazarak girdim hesabımla. bu sorunu yaşayan var mı? y
Merhaba,

sözlükte ben-mesaj ve olay butonlarım çalışmıyor. Yani olay ışığı yanıyor mesela ama tıklayamıyorum. mesaj kutuma giremiyorum ve profilimi görüntüleyemiyorum. duyuruyu açtığımda burada da giriş butonuna tıklayamadım, mecbur adres çubuğuna yazarak girdim hesabımla. bu sorunu yaşayan var mı? yaklaşık 1 saattir bu şekilde.
ctrl+f5, cookie'leri temizlemek, browser'ı kapatıp açmak, farklı browser'da açmaya çalışmak gibi şeyler denedin mi?


evet, onların hepsini denedim. eklentileri durdurdum açtım vs, ama işe yaramadı. şu an birden çalışmaya başladı. anlamadım ben de.


sözlüğe şu sorunsallar özelliği dün akşam o saatlerde geldi aslında. yani belli ki bi güncelleme yapıldı. belki onunla alakalı bi sorun olmuştur, sonra bunu fark edip çaktırmadan düzeltmişlerdir filan.


(11)

Paris

İki hafta Paris'te nasıl sizce?
İki hafta Paris'te nasıl sizce?
Fransizca bilmiyorsan bence 3 gun yeterli.
Fransizca biliyor ve kulturu ile hasir nesir isen 10 gun olur.


ebabil curnatasi
(26.11.18)
Sikintidan olebilirsin


acemi
(26.11.18)
müze gezmeyi seviyorsan, sanattan anlıyorsan iyi; yoksa uzun biraz.
tabi frankofon isen iyidir +1


cedex
(26.11.18)
bence imkan varsa kalın
2 hafta nedir ki çabuk geçer.


gebeş gebeş gezmek için bence çok ideal. şöyle düşün, istanbul'da ya da yaşadığıun şehirde bir müze günü ayarlıyorsun arkadaşınla sevgilinle vs. o gün kaç müze geziyorsun, muhtemelen bir tek o müzeyi. sonra birlikte bir şey içiyorsunuz, yiyorsunuz belki de. paris'te de bunu yaptığını düşün, sabah çok erken olmayan bir saatte kalkıp güzelce kahvaltını yapıyorsun, aceleye getirmeden. sonra müzene gidiyorsun, büyüklüğüne göre 4,5 hatta 6 saat bile ayırabiliyorsun. çıkınca akşam yemeği, sonra da bir şeyler içmek ya da akşam sokaklarda gezmek.

12 gün boyunca bir parizyen gibi gezmiş olacaksın, bence paris'i yaşamak için çok güzel bir yöntem; vaktim olsa da yapsam. bu süre fazla değil çünkü paris'te doya doya gezilecek 12'den fazla görülecek yer var. ki louvre bile hakkıyla en az 2 günde gezilir bence. illa müze de olmak zorunda değil, çevre bölgelere gidersin bazı günler(montmarte vs.), hatta civar illere bile gidilebilir günübirlik.

avrupa'da sıkılmadan 2 hafta geçirilebilecek sayılı şehirlerden paris, ben isterdim.


Bruce
(27.11.18)
parise 2 hafta az bile aslında. gezecek yer çok gizemli mekanda çok.

www.pariste.net bu siteden gezeceğin yerleri seçebilirsin.

müze gezeceksen yeterli. sanat seviyorsan dolu dolu geçer.


mikahakkinen
(27.11.18)
geçen mayısta 10 gün kaldık, az bile geldi, üstelik 3. gidişimizdi.. 2 hafta çok değil.


1 hafta kaldık ucu ucuna sıkış tepiş yetiştik çoğu istediğimiz şeye. Bir kere gittiğiniz ve döndüğünüz günü unutun zaten... louvre 1 tam gün sürüyor ve yinede bitmeyebiliyor hızlı değilseniz...


kilimanjaro
(27.11.18)
Az bile ama bu mevsimde olmaz, bahar aylarında hatta Haziran'da gitmek lazım. Sadece 2 günü Disneyland'e ayırmak lazım. Banliyö treniyle gideceğiniz civarında bir sürü şirin fotoğraf çekmelik, şarap tatmalık, gezmelik, görmelik köyü var mesela.


blue serenity
(27.11.18)
2 hafta bence iyi. 2 hafta boyunca avrupa seyehati mi yoksa paris mi dersen paris derdim.
çünkü skor yapmak yerine bir kentte uzun süre kalıp orayı benimseyebilmek daha iyi bence.
Fransızca bilmene gerek yok bu tam bir hurafe.
Herkes ingilizce biliyor ve kimse fransızca konuşmaya çalışmıyor özellikle gençler.
bize mi denk geldi bilmiyorum ama metrolara alışana kadar çok yardımcı oldular.
turistik yerlerinden ziyade turistlerin olmadığı yerleride görmeye çalış. çok güzel pasajları var.


enivicivokkey
(27.11.18)
Yazın gene gider iki hafta kalırız :) Ama şimdilik planımız (zamanımız olduğundan ötürü) Aralık ayı içinde Paris'te 15 gün geçirmek.
Disneyland pek ilgimizi çekmiyor, daha çok müzeleri görmek istiyoruz. Monet'nin evini görmeyi çoook istiyordum, ama kapalıymış bu mevsimde. Ona üzüldüm biraz.
Oradan Reims'a. Frankofon değilim ama İspanyolca ve Almanca konuşuyorum. Bence dil hallolur bir şekilde :) O konuda çekincem yok.


(5)

cevapsız sorular

1. Uçuşta drop off yapılmayacaksa, yanımıza alacağımız el kremi, yüz kremi vs. nasıl taşırız? İlla şeffaf şişelerde mi taşınmalı, yoksa belli bir ml altında olduğu takdirde orjinal kutusunda da taşısak olur mu?2. sintigrafi çektirirken damardan bir tür adyoaktif madde zerk ediliyormuş. Bu durumda bi
1. Uçuşta drop off yapılmayacaksa, yanımıza alacağımız el kremi, yüz kremi vs. nasıl taşırız? İlla şeffaf şişelerde mi taşınmalı, yoksa belli bir ml altında olduğu takdirde orjinal kutusunda da taşısak olur mu?

2. sintigrafi çektirirken damardan bir tür adyoaktif madde zerk ediliyormuş. Bu durumda birkaç gün ev ahalisinde uzak durmak, aynı yatakta yatmamak, vs. gibi şeyler söz konusu mudur?

3. elimde lamy'nin m ucu var, temizledim de ama bir türlü akışkan yazmıyor ilk günden beri. bunu nasıl çözerim? sanki bir sorun var bu uçta. fine uçta hiç sıkıntı yaşamıyorum mesela.

4. zika virüsü taşıyan sinek türkiye'de de görülüyormuş. öğrenince çok şaşırdım. siz de öğrenin.

sanırım bu kadar.
1- ben orijinal kutuda taşıyorum, 100 ml altı sorun olmadı iç hat için. ama yurtdışında bazı havaalanlarında çok kastırıyorlar.
2- 1 gün çocuklardan uzak durmak lazım diye biliyorum
3- hiçbir bilgim yok
4- ilk kez senden duydum. hayırlısı tabi. göklerden gelen bir karar neticede


prasinos
(23.10.18)
3. bir kaç tane lamy roller kullandım. hepsinde aynı sorun vardı. lamylerin yazımı gerçekten çok kötü.


teritori
(23.10.18)
Çocuklardan bebeklerden uzak durmak ve imkan varsa aynı tuvaleti kullanmamak lazım diye biliyorum. İdrarla atılıyor çünkü verilen kontrast madde. İmkan yoksa bol sifon çekmek iyi olabilir.


curukturpkokusu
(23.10.18)
1. orjinal sisede tasiyorum, sorun yok.
2. bebek ve cocuklardan uzak durmak gerekiyor.
3. 3 tane lamy kalemi uclarinda problem var diye magazasina goturdum. hepsi farkli yerlerden farkli yillarda alinmisti. butun kalemleri yenisi ile degistirdiler. musteri memnuniyetine onem verdiklerini dusunuyorum.
4. virusten haberimiz var da sinegin turkiyeye geldiginden haberimiz yoktu. kaynak?


a340
(24.10.18)
1- orijinal şişede taşıyabilirsin ama tüm şişeler bir adet şeffaf poşette olmalı. her birinden maksimum 100 ml ve toplamda 1 litreti aşmayacak şekilde.


elorelia
(24.10.18)
(8)

paralel dünyalar hakkında

kitap var mı tavsiye edeceğiniz? kitap derken roman türünü kastediyorum, fizik kitabı değil :)
kitap var mı tavsiye edeceğiniz? kitap derken roman türünü kastediyorum, fizik kitabı değil :)
bunca yıllık geekim aklıma gelmedi valla. dubakalım.


kablelvuku
(09.10.18)
Çoğu kimse farkında olmaz ama stephen king'in yarattığı paralel dünyaları okur stephen king okurları. gunslinger, tower bunlar hep paralel dünya.

Daha teknik dersen çok var, gerçekten çok işlenmiş bir konu bu. Ama direkt şu şu var diyemem.


binder dandet
(09.10.18)
ilk aklıma gelen kara kule serisi oldu. bilimkurgudan ziyade fantastik türe kayan bir roman serisi, belki ilginizi çeker.


allah da beni kahretmeyeydi emi. yüksek şatodaki adam tabii.


kablelvuku
(09.10.18)
www.nobelkitap.com
ölümsüz/discipline


elorelia
(09.10.18)
stephen king külliyatı diyeyim.

bazı kitapları doğrudan paralel evren üzerine, kara kule serisi, tılsım, kara ev vs. onun dışında atıyorum 30 sene önce yazdığı kitaptaki bir karakter paralel evren ayağına 2-3 sene önce yazdığı bir kitapta veya hikayede yer alabiliyor. o eski kitabı okuyup o karakteri hatırlayanlar "aa bu o adam, demek falanca şey bundan olmuş, veya şimdi bu böyle mendebur bi herif ama garibim aslında neler çekmişti de böyle oldu adamcağız" diyebiliyorlar.veya bir kitabında kahramanın uzaktan görüp "bu ne ki acaba" dediği bir patlamayla ilgili başka bir kitabında diğer kitaptan bağımsız olarak detaylar verip, o patlamanın paralel evrendeki yansımalarından bahsedebiliyor. normalde birbiryle ilgisi olmayan hikayeler içeren bu iki kitabı da okuyanlar aradaki bağlantıyı görüp vay anasını diyebiliyor.

uzun oldu biraz ama işte ele


yemrem
(09.10.18)
(bkz: the gods themselves)


Bruce
(09.10.18)
(5)

Delinin söylediği şarkı

Yan dairemde bir komşum var, deli. Bazen kendi kendine konuşur, bazen arkadaşları gelir onlarla bağır çağır tartışır, yerli yersiz çığlık atar, şarkı söyler, vs... neyse, konumuz deli değil, delinin söylediği şarkı. Bunlar hangi dilde konuşuyor anlayamadım henüz. O kadar da dinliyorum oysa ama benze
Yan dairemde bir komşum var, deli. Bazen kendi kendine konuşur, bazen arkadaşları gelir onlarla bağır çağır tartışır, yerli yersiz çığlık atar, şarkı söyler, vs... neyse, konumuz deli değil, delinin söylediği şarkı. Bunlar hangi dilde konuşuyor anlayamadım henüz. O kadar da dinliyorum oysa ama benzemiyor hiçbir şeye. Bu adam ara sıra “kıskanırım seni ben” adlı güzide eserimizi kendi dilinde mırıldanıyor. Bu eser, aranjman mı? Aranjman ise orijinali hangi dilde? Şayet aranjman değilse, yabancı versiyonlarını biliyor musunuz?
Teşekkür ederim ^^
youtu.be
"deli" dediğiniz kişi "tourette sendromu" olabilir. şarkıyı ise bilmiyorum.


ben bazen kendi kendime şarkıları ingilizce çevirip söylüyorum komiklik olsun diye. belki öyle bir şey yapıyordur. bildiği bir yabancı dile çeviriyordur. ya da rebel moves, gevende vs. gibi uydurma dilde söylüyordur. adam deliyse normal.


sir gawain
(01.10.18)
Bi an tırsmadım değil acaba deli ben miyim diye. Çoğu popüler şarkıyı mabadımdan uydurduğum sözler ile söylerim bol bol ben de zira eheh.

Parçanın bestesi de sözleri de yerli gözüküyor bu arada.


hedep
(01.10.18)
yok yok, adam yabancı ve kesin deli, tourette falan değil :)
bu şarkıyı bir başka dile çevirmişler midir merak ediyorum. konuştukları bazen rusça, bazen ibranice gibi geliyor, bazense hiçbir şeye benzemiyor. sabahın 3'ünde yataktan "aydeeeeğ" çığlığı eşliğinde balkan ritimleriyle zıpladığım da oluyor. nereli çözemedim.


(2)

e-kitap

oruç aruoba'nın hani-uzak-yakın-ile serisini arıyorum e-kitap formatında. internette hani'yi gördüm bir iki yerde yalnız çok kötüydü :/ ilk baktığım yerler kitap siteleriydi, satın almak istedim ama e-kitap olarak da yoktu. elinde iyi br formatı olup da paylaşmak isteyen varsa ne güzel olur ^^
oruç aruoba'nın hani-uzak-yakın-ile serisini arıyorum e-kitap formatında. internette hani'yi gördüm bir iki yerde yalnız çok kötüydü :/
ilk baktığım yerler kitap siteleriydi, satın almak istedim ama e-kitap olarak da yoktu. elinde iyi br formatı olup da paylaşmak isteyen varsa ne güzel olur ^^
hani www.booktandunya.com
uzak www.booktandunya.com

diğerleri burada ama yakın ve ile bulamadım www.booktandunya.com


prasinos
(28.09.18)
internette benim de bulduklarım bunlardı ama kindle'da o kadar kötü gözüküyorlar ki, tarifi yok :(


(5)

türk edebiyatı

hadi biraz kitap yazalım buraya. ister tavsiye olsun birilerine, ister sizin çok sevdiğiniz bir roman/şiir/otobiyografi, ister hiç beğenmediğinizi yazın, yazın ama, nedenlerini de belirtin.
hadi biraz kitap yazalım buraya. ister tavsiye olsun birilerine, ister sizin çok sevdiğiniz bir roman/şiir/otobiyografi, ister hiç beğenmediğinizi yazın, yazın ama, nedenlerini de belirtin.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, çünkü her devrin romanı.
Hakkari'de Bir Mevsim, soğukların başladığı şu günlerde daha çok üşümek için.
ve genel olarak Bütün Oğuz Atay kitapları, ayırt edemediğim için.


ravenclaw
(27.09.18)
Sabahattin Ali - İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna
Ahmet H. Tanpınar - Huzur
Yusuf Atılgan - Aylak Adam


puc
(27.09.18)
Başka bir duyuruya şunları yazmıştım, nedenlerini ekleyip yapıştırıyorum.

Tanpınar’ın ->Çünkü insanın iç dünyasını çok gerçekçi yazabilen yazarlardan biri

Huzur
Saatleri ayarlama Enstitüsü
Sahnenin dışındakiler
Mahur beste

Yaşar Kemal ' in->Masalsı bir uslubu var ve ben çok seviyorum

Ağrı Dağı Efsanesi
Teneke
Höyükteki nar ağacı
Yılanı öldürseler
Kuşlar da gitti
Binboğalar efsanesi

Sabahattin ali-> Eserleri kadar gerçek yaşamı ve mücadelesini de seviyorum. Hayatını ve düşüncelerini eserlerine çok iyi aktarmış.

Icimizdeki şeytan
Canim aliye ruhum filiz
Kurk mantolu madonna

Karışık olarak da
Mina urgan- Bir dinazorun anilari->En sevdiğim otobiyografi olabilir.
Murathan mungan- kadından kentler (hikaye)->Bir erkeğin kadın dünyasıni bu denli iyi akatarabilmesi çok iyi.
Ahmed Arif - leylim leylim ( mektup)->Gerçek aşkından ve bu aşktan derlenen mektuplardan oluşuyor. Bu denli saf ve içten bir sevgi olamaz yeryüzünde.
Ferid edgu- Hakkari'de bir mevsim->Şiir gibi bir roman şiir gibi bir gerçeklik.
Tezer Özlü- çocukluğun soğuk geceleri-> Sylvia Plath seviyorsaniz Tezer Özlü yü de çok seversiniz bence ben usluplarini ve yaşantılarini çok benzettim nedense.
Ihsan Oktay anar- puslu kıtalar atlasi->Masal gibi bir kitap


Amaranta ursula
(27.09.18)
hasan ali toptaş'ın bütün kitapları, çünkü adam kelimelerin sadece anlamlarını değil melodilerini de kullanarak kitap yazıyor.


fosforlu cevriye
(27.09.18)
Yasar kemal-ince memed 1-2-3-4 öncelikle. Bu seri türk romanın en önemli kült eseridir hatta memed my hawk diye ingilizler filmini çekmiş.

Orhan Pamuk- kafamda bir tuhaflık. Bu kitap da benim icin vazgeçilmezdir. Hem ön planda akıp giden bir yaşam, arka planda ise turkiyenin sosyolojik geçmişi vardır.

Sabahattin ali- sırça köşk. Çok çok önemli bir hikaye kitabıdır, hikayelerin üzerine uzun uzun düşündürtür.

Bunların dışında adalet ağaoğlu-yüksek gerilim hikayesini cok severim. Orhan kemal hikayeci olarak mutlaka bir kitabı edinilmelidir keza yusuf atılganın bütün romanları ayrı ayrı okunulmalı.


Şiir olarak: Nazım hikmeti ve ikinci yenicileri artık herkesin okuduğunu varsayarsak.

Metin Altıok
Adnan Yücel
Ahmet Erhan
Şükrü Erbaş
Arkadaş z. Özger
Ergin Günçe

Mutlaka göz atılmasi gereken şairler. Bu göz atmaya adnan yücelin "sen yürürsün rüzgar yürür şiiri" ile baslanabilir.


biravekahve
(27.09.18)
(1)

salçadaki tuz miktarı

hazır domates salçalarında ne kadar tuz oluyor? internette, bir haberde %14 civarı demişler ama %14 neyin %14'ü? salçaya oranlasam çok yüksek değil mi bu? evinde tat domates salçası olan bakıp söyleyebilir mi? teşekkür ederim.
hazır domates salçalarında ne kadar tuz oluyor? internette, bir haberde %14 civarı demişler ama %14 neyin %14'ü? salçaya oranlasam çok yüksek değil mi bu? evinde tat domates salçası olan bakıp söyleyebilir mi?

teşekkür ederim.
Üzerinde yazıyor, benim aldığımda ilave tuz yoktur diyor.


hedep
(22.09.18)
(20)

basit ama huzurlu hayalleriniz

Neler var? Sahiden erişmenizin çok zor olmadığı ama şu an belli sebeplerle de elde edemediğiniz durumlar olarak soruyorum. Yatlar katlar değil yani. Mesela benim: Bahçeli bir evim olsun kırsalda. Mutfağımdan bahçeye bir de kapı açılsın. Mutfak penceresi önündeki ıhlamur ağacı altında da ıhlamur çayı
Neler var?
Sahiden erişmenizin çok zor olmadığı ama şu an belli sebeplerle de elde edemediğiniz durumlar olarak soruyorum. Yatlar katlar değil yani.
Mesela benim: Bahçeli bir evim olsun kırsalda. Mutfağımdan bahçeye bir de kapı açılsın. Mutfak penceresi önündeki ıhlamur ağacı altında da ıhlamur çayı içeyim istiyorum.

tikler gelecek elbet. biraz sabır.
Amiyane tabirle marangoz olmak istiyorum. Tahtadan bir seyler yapayim keseyim biceyim boyayayim filan. Sonraki asama da kendime bir tiny house yapayim.


yuzır
(29.06.18)
Balkonu güzel -çünkü balkon önemlidir- loş ışıkların aydınlattığı, bahçesinde leylakların, içinde sevdiğimin olduğu bir ev. Buna biraz sabır.


kablelvuku
(29.06.18)
Basit ve bir nedenden gerçekleşmeyen hayal deyince benim aklıma “Haftasonu deniz kenarı bir yere gitsem ama çok sıcak ve kalabalık olur şimdi”, “Dondurma istiyorum ama şekerli, yemeyeyim” gibi hayaller gelmişti; bahçeli evi okuyunca içtiğim su boğazıma kaçtı. Yattan, kattan çok farklı değil benim dünyamda.

Haftasonu deniz kenarı bir yere gitmek. Basit ama şu veya bu sebeplerle yapamıyorum bu haftasonu. Basit hayal anlayışım bu noktada sonlanıyor.


aychovsky
(29.06.18)
o dedigin benim de hayalim valla ihlamur kokusuna kadar. benimkinde ek olarak hala gencken is hayatini tamamen birakarak esimle cocugumla vakit gecirebilmek, kira geliri vs. ile hayatimi(zi) idame ettirebilmek de var.


in vino veritas
(29.06.18)
aychovsky +1 seninki pek basit değil.
bi aylığına köyüme gidip kafa dinlemek istiyorum.


asilyis
(29.06.18)
aychovsky, iyi de bizim bahçeli ev var :) annem şu an orada mesela düşününce, ama ben gidemiyorum. bir de bahçeli ev türkiye şartlarında şehirde fazla zor olabilir(ki istediğim bu değil), yoksa sahiden ulaşması zor bir şey değil; hele ki köylük alanda.
mesela, köyüne gidip kafa dinlemek isteyen arkadaş, köyünde bahçe yok mu ki zor olsun bu hayal?
Köy yahu :)


mutlak güven duygusuyla sarılabilmek sanırım. nerede olduğumun bile önemi olmasın. tereddüt çok yorucu.


denef
(29.06.18)
çocukken galiba cengiz aytmatov'un romanlarından birinde okumuştum benzer bir şeyi, o günden beri aklıma adeta yabıştı, çıkmıyor.

sibirya'nın bir köyünde dört mevsim geçirmek isterdim ben. oradaki bir ailenin yanında yaşamak ve onlara yardım etmek, bir nevi evin "büyük oğlu" olup işten işe koşturmak. yazın çocuklarla gölde yüzüp balık tutayım, kışın odun kırayım, akşam sobanın etrafında toplanıp çay içelim falan. rusça pratiği olur hem, çok büyük kazanım benim için asfjfsl.

gerçekleştirmek o kadar zor değil... bir benzerini ukrayna'da yaptım hatta gtümde giyecek donum olmamasına rağmen. maddi açıdan zorlayacak bir şey değil ama iş güç var, okul var, sorumluluklar var; öyle bırakıp da "ben sibirya'da odun kıracam" diye gidemiyorsun.

tek istediğim böyle sevdiğim bir yerde, güzel insanların arasında olup onların yanında doğayla bütünleşebilmek, basit yaşamak, fiziksel ve ruhsal olarak yenilenmek.

bu arada "köy tutkunu hipster" değilim; bir tecrübe ve tatil olarak arzuluyorum bunu sadece. yoksa skseler sibirya köyünde yaşamam. şehrinde yaşarım.

hatta dur ya çok mutlu oldum şimdi eski fotoğraflara baktım, "yüzsüz" bi de ifşa yapayım ehehe: prntscr.com

hayatımdaki en mutlu anlarımdan biriydi galiba bu. belim kopmuştu, cidden çok yorulmuştum ama akşamında mangal yapmıştık ve ayu gibi bira içip devrilmiştim, acayip eğlenceliydi <3


der meister
(29.06.18)
Evime çok uzak olmayan hafta sonları gidip kalabileceğim bahçeli, marangoz atölyesi ve çalışma odası olan küçük taş bir ev.
"Modern" yaşam bana pek insani gelmiyor.


Istedigimi giyip aksam eve saga salim gelebilmek:)


Bahceli ev istiyorum. Hemen, simdi!

Tam duyurunuzda bahsettiginiz gibi bir yer buldum, bahcesinde ihlamur agaclari, ahududular,uzum asmalari vardi ama vermediler evi. Yalniz, israrciyimdir, bahceli ev bulana kadar da birakmam. Sanirim ben hirsimdan dolayi hayallerimi "huzurlu" kategorisine de dahil edemiyorum.


buf-e kür
(29.06.18)
Kuzey ışıklarını görmek. Kuzey ışıklarının altında kamp yapmak. O yerde en az birkaç gün kalmak.


Şu an için ulaşılabilir tek hayalim izin alıp kimse tarafından aranmadan herhangi bir yere 1 haftalık tatile gitmek. Hayal diyorum çünkü telefonu kapatıp işlerin kendi kendine yürümesini beklemek beni işimden eder. Ulaşılabilir diyorum çünkü telefonu kapatıp hakkaten gidebilirim.

Ihlamur kokusunda bahçeli evde gözüm yok. Onlar büyük hayal.


IncredibleMau
(29.06.18)
sabah gun dogumuna yakin kalkip, gol kenarina sabah sessizligi icinde, kus sesleri, yaprak hisirtilari arasinda gidip, yoga/meditasyon yaparak biraz bir seyler okuyup dinleyerek gunesin dogusuyla birlikte gunu huzurla saglikla baslatmak. Gunun kalani da stresli seylerden degil de kendime ayirabilecegim sekilde bos olursa muthis olur.

ha bunu yaptim mi, yaptim. Ama o kadar nadir ki bazen tekrar hayalini kuruyorum.

basit ve huzurlu.


AlsterWasser
(29.06.18)
bir insanla acaba'sız sohbet edebilmek.


rakicandir
(29.06.18)
boulangerie açmak istiyorum. bakın fırın demedim.

boulangerie: www.google.com.tr
fırın: www.google.com.tr


feel the blanks
(29.06.18)
Ben ev ya da mal mulk istemiyorum hayatimin hicbir evresinde de deger vermedim.
Bir ay orada, bir ay baska bir yerde dunyayi turlamak istiyorum. Gercek kimligimden bahsetmeden insanlarla muhabbet etmek fln.


perfectum
(29.06.18)
Yaşamak için çalışmak zorunda olmamak diyeceğim ama bu basit değil.
Sadece okuyup, dinleyip, izleyip ve yazarak para kazanabilmek diyeceğim ama bu da Türkiye'de mümkün değil.

O yüzden sadece 1 gün bile olsa stressiz ve gelecek kaygısı olmadan yaşamak.

Çok mu?


Amaranta ursula
(29.06.18)
kendi ofisim olsun ancak iş seçebilecek kadar garanti gelirim olsun istiyorum.
benim gibi dünyayı görmek isteyen, yeşili, maviyi seven birlikte yaş kaç olursa olsun saatlerce sokakta takılabileceğim hayat arkadaşı.
memleketimde bir yazlık.
düzenli spor.


bazen şu hiçbir olayın olmadığı yerdeki güvenlikçilere çok özeniyorum. adam geliyor tv'yi açıyor çayını demliyor bütün gece onu içip tv izliyor. bir gelen olursa futbol, siyaset, arabalarda 2-3 düz sohbet yapıyor sonra sabah gidiyor.
kafa rahat, kafa mis, kafa güzel, kafa tatlı, kafa iyi, kafa sakin.

elbette olmaz ama böyle çay falan içilen bir işim olsun isterdim.


(18)

Patronus Büyüsü

The Patronus Charm olarak da bilinen, Ruh Emicileri kovan büyüden bahsediyorum. Patronus büyünüzün oluşturduğu gümüşi sisin hangi hayvan formunda görünmesini isterdiniz? Ben unicorn olsun isterdim. Şunu da hatırlayın:"Hiçbir iki insanın büyüsü aynı hayvanı üretmiyor" diyordu Lupin. Sonra gerçi gördü
The Patronus Charm olarak da bilinen, Ruh Emicileri kovan büyüden bahsediyorum.
Patronus büyünüzün oluşturduğu gümüşi sisin hangi hayvan formunda görünmesini isterdiniz? Ben unicorn olsun isterdim.

Şunu da hatırlayın:
"Hiçbir iki insanın büyüsü aynı hayvanı üretmiyor" diyordu Lupin. Sonra gerçi gördük ki, Snape'in büyüsü Lily'nin ölümünden sonra dişi geyiğe(doe) dönüşüyor.
Bal porsuğu. Mirket de olabilir.


rahip janick
(28.06.18)
Lupin öyle bir şey demiyor yalnız kitapta :/
Ayrıca Tonks’unki de Lupin’inkine benzemişti.

Ben sanırım kırlangıç ya da flamingo olsun isterdim :D


helena
(28.06.18)
Ayı.


zürafa olsun benimki. çünkü kısa boyluyum,ters köşe yapmış olurum :)


denef
(28.06.18)
Penguen ya da ördek olsun isterim.


Amaranta ursula
(28.06.18)
@helena, evet diyor:

Harry had a sudden vision of himself crouching behind a Hagrid-sized figure holding a large club. Professor Lupin continued, ‘The Patronus is a kind of positive force, a projection of the very things that the Dementor feeds upon – hope, happiness, the desire to survive – but it cannot feel despair, as real humans can, so the Dementors can’t hurt it. But I must warn you, Harry, that the Charm might be too advanced for you. Many qualified wizards have difficulty with it.’

‘What does a Patronus look like?’ said Harry curiously.
‘Each one is unique to the wizard who conjures it.’
‘And how do you conjure it?’
‘With an incantation, which will work only if you are concentrating, with all your might, on a single, very happy memory.’ Harry cast about for a happy memory.

Her büyücünün patronus büyüsü kendisine özgü. Umbridge ve McGonagall da kedi üretiyorlar ama aynı kedi olmuyor sonuçta. McGonagall'ın büyüsü tekir üretiyordu mesela ama Umbridge İran kedisi üretiyordu.


çıngıraklı yılan.


nice tnetennba
(28.06.18)
bunun resmi pottermore sitesinde testi var. çözünce benimki siyah-beyaz kedi çıkmıştı.


pitjantjatjara
(28.06.18)
Kelebek


kırmızı panda


kedi. norveç orman ya da iricene erkek sokak tekiri olabilir.


yuto
(28.06.18)
ejderha ya da anka olmak isterdim fakat olağanüstü bir kişilik olmadığımdan çok da olası olmazdı. o yüzden tercihimi arı kuşundan yana kullanıyorum.


en sevdiğim hayvan ayı.Bi hayvan olsam boz ayı olmak isterdim. Patronusumun da bir boz ayı olmasını isterdim herhalde. Ayı <3


nundu
(28.06.18)
@konusma ben konusuyorum

Evet herkesin kendine özgü de türkçe olarak yazdığın kısım sanki “kimseninki asla aynı olamaz” gibi bir hava uyandırdı ondan şeyettim :)


helena
(28.06.18)
arkadaşlar araya girmek istemezdim ama:"wake up you need you need to make money!"
youtu.be

edit: hehe :)


güneyli çocuk
(28.06.18)
güneyli çocuk, seninki kesinlikle "Niffler" olurdu :)
www.youtube.com


Aslan olmalıydı. Sinirlendiğimde istem dışı bir ses çıkarıyorum, aynı sesi sebepsiz yere ıslanınca (ani bastıran yağmur vb) da çıkardığımı farkettim. Ses aslanların çıkardığı kükreme sese benziyor. Bende bir sıkıntı var ya :(


Tears of Devil
(28.06.18)
Pottermore’a göre sparrow ya da öyle bir ufak kuştu benimki :/ ben seçsem tembel hayvan falan olurdu kesin.


kobuzchu kiz
(28.06.18)
(2)

video yükleme

yakşamlar. elimde bir video var ve bunu sözlükte bir entry içinde paylaşmak istiyorum. çok uzun değil, 30 saniye kadar. youtube dışında bunu kolayca yükleyebileceğim bir yer var mı? merci.
yakşamlar.
elimde bir video var ve bunu sözlükte bir entry içinde paylaşmak istiyorum. çok uzun değil, 30 saniye kadar. youtube dışında bunu kolayca yükleyebileceğim bir yer var mı?
merci.
vimeo var mesela. streamable.com var.


Streamable +1

Her yerde de açılıyor gördüğüm kadarıyla.


chicha
(05.06.18)
(6)

Adeta bir demokrasi şöleni

Arkadaşım elinde 39 lira 20 kuruş tutuyor. Bence bir euro 10 lira olsun. Kolay çarpar böleriz. Şarkı da benden hediye: https://www.youtube.com/watch?v=yb-_SP4HCBM
Arkadaşım elinde 39 lira 20 kuruş tutuyor. Bence bir euro 10 lira olsun. Kolay çarpar böleriz.
Şarkı da benden hediye: www.youtube.com
bence imf'ye borç olarak ver bu parayı.


ssiradanbirigibi
(22.05.18)
merkez bankasına hibe edicem. sevinsin fakirler.


hatıra olsun diye elimde tuttuğum böyle bozuk euroları, zor düştüğümde satıp bir gün geçinmiştim. hey gidi hey...


runagain
(22.05.18)
Geçenlerde kıyafetleri toparlarken, bir paltomun ceplerinden 14-15 pound bozukluk çıktı İngiltereden kalma. Kura baktım bi garip oldum. Nerdeyse 100 lira. Hakkaten gittikçe batıyoruz.


battal gemalmaz
(23.05.18)
Bu duyuru yazalı 7 saat olmuş. Bu birkaç saat içinde kur farkının artmasıyla yattığımız yerden 1 lira daha kazandık. Görüyorsunuz şöleni, evet, anlatmaya gerek yok.


Cok hosuma gidiyor boyle ornekler. Solen cesmesinden ben de tad aldim.


dunal
(23.05.18)
(4)

Kediseverler

Gecenizi şenlendirecek 5,5 dakika: https://www.youtube.com/watch?v=5530I_pYjbo
Gecenizi şenlendirecek 5,5 dakika: www.youtube.com
bu reyçıl ve cun videolarını çok severdim ama bu adamın videoları sanat resmen. yemek pişirme videoları falan da harika video atınca eteğimi tutarak havaya zıplıyorum resmen dizlerimi kırarak.


Ben bunu izlemistim, tipik anne gibi konuscam ama; kedileri de sevmeme ragmen o mutfakta yapilan yemekten yemem valla. Kedi tezgahin direkt ustunde, hem de uzun tuylu... Hele orda bi arka bacaklariyla kasinasi gelse adami anca Ugur Dundar paklar.


common of demons
(20.05.18)
kedinin mutfağa girmesine ben de karşıyım. Muhtemelen ben de huylanırdım ama kedileri çok güzel. Çok akıllı. Benim her hayvanım sayko çıktı :(


Ben yanlarinda bir insan varken mutfaga girebilmelerine karsi degilim, zaten boyle acik(kapisiz?) bir mutfakta yapilabilecek hicbir sey yok. Gene de en azindan tepelere cikmasi engellenebilir gibi.

Ama evet baya guzeller, hele turuncu uzun tuylu olan.


common of demons
(20.05.18)
(5)

Anlatım bozukluğu

merhabalar,aklım çok dağınık, bir türlü cğmleye yoğunlaşıp, kulağımı tırmalayan bozukluğu bulamıyorum: "bazı uzmanlar, kuş dışkısının sütunu tahrip ettiğini ve yuvanın kaldırılması gerektiğini söyleyip, başarılı da oldular maalesef."bir yardım etseniz.
merhabalar,
aklım çok dağınık, bir türlü cğmleye yoğunlaşıp, kulağımı tırmalayan bozukluğu bulamıyorum: "bazı uzmanlar, kuş dışkısının sütunu tahrip ettiğini ve yuvanın kaldırılması gerektiğini söyleyip, başarılı da oldular maalesef."

bir yardım etseniz.
bazı uzmanlar(virgül opsiyonel) kuş dışkısının sütunu tahrip ettiğini, bu yüzden de yuvanın kaldırılması gerektiğini söylediler ve maalesef bunu yaptırtmakta(yaptırtmakDa mı yoksa?) başarılı da oldular.


common of demons
(20.05.18)
Virgülden sonraki yani başarılı oldular kısmı çok saçma olmuş. Zannedersem orda nesne eksikliği var. Bu giderilirse anlatım düzelebilir. Ya da söyledi (Nokta) Bu konuda başarılı da oldular malesef. Şeklinde olabilir.

Edit: Böyle de olabilir :
bazı uzmanlar, kuş dışkısının sütunu tahrip ettiğini ve kuş yuvasının kaldırılması gerektiğini söylediler. Yuvanın kaldirilmasinda başarılı da oldular maalesef.


Amaranta ursula
(20.05.18)
Soyleyip, degil de "soylediler." olsa orada bir surec gectigi belli edilse daha guzel olur. Soyleyip malesef basarili oldular biraz kulak tirmaliyor.


ykyt
(20.05.18)
fiili "söylediler" yaptım. son kısımda da başarmak fiiliyle kurdum cümleyi. Şu an bana normal gözüküyor cümle: "bazı uzmanlar, kuş dışkısının sütunu tahrip ettiğini ve yuvanın kaldırılması gerektiğini söylediler, bunu da başardılar maalesef".

Her iki cümle de -di'li geçmiş zamanla kurulduğu için daha akıcı oldu gibi.

@don't eat me'yi şimdi gördüm, 2. seçenek hoşuma gitti.
Bu arada maalesef dememin sebebi, uzmanlar için büyük ama insanlık için küçük bir adım olması. yuvanın kaldırılması olumlu bir şey değil yani.


söylediler ve malesef başarılı oldular.

baştaki virgül gereksiz vurgu katıyor gibi, onu kaldırabilirsin belki.


Adramelekhh
(20.05.18)
(13)

Veganlara soru

Anne evine gittiğinizde, anneniz size özel yemek yapıyor mu? Sürekli sizi "şunu da ye" diye darlıyor mu? Anne evinde ne yiyonuz siz allah aşkına?Bizim evde herhangi bir yemeğe "yemiyorum" dediğimiz noktada yeminle annem ayağının altına alır. O lüksü bize hiçbir zaman tanımadı. "Yemiyorum" diye bir k
Anne evine gittiğinizde, anneniz size özel yemek yapıyor mu? Sürekli sizi "şunu da ye" diye darlıyor mu? Anne evinde ne yiyonuz siz allah aşkına?
Bizim evde herhangi bir yemeğe "yemiyorum" dediğimiz noktada yeminle annem ayağının altına alır. O lüksü bize hiçbir zaman tanımadı. "Yemiyorum" diye bir kelime yok bizim evde.
Earthlings'i izlettim, üstüne de Gary Yourovski'nin konuşmasını. Kurbanlık dışında et almıyor ve yemiyor artık annem. 66 yaşında abdestli namazlı kadın. Saygı gösteriyor ve bir şey demiyor. Sağlıksız olmadığını da gördü zaman içinde sağlığım ve vücudum daha da iyi hale gelince.

Ulan sigara değil, alkol değil. Kumar değil yüz kızartıcı bir şey değil. Anneniz babanız değil kendiniz olun, birey olun. 18 yaşımdan beri ailemden yardım almadan yaşıyorum, yemiyorsun defol git dese anam vurur kapıyı giderim, kendi paşa gönlü bilir. Bende geri vites yok.


vegan değilim, yemek de seçmem
ama 1 kardeşim vejateryan, diğeri çok seçer, en başta zaten annem epey seçer, daha doğrusu beğenmez başkasının yaptığını. ama herkesin gönlüne göre tek tek düşünür, yapar, şahane de yemek yapar. eve gelen misafir çocuklar, kendinden 50 yaş küçükler için bile ayrı yemek yapar.
60 olacak neredeyse, hala yapıyor efendim, durduramıyoruz.


niye ama
(17.05.18)
Su an vegan degilim, ama veganken evde vegan yemek yapiliyordu evet. Tek bana ozel yemek degil de, tum yemekler oyle hazirlaniyordu, onlar isterlerse ayri olarak et pisirirlerdi. Yilda en fazla 1 ay falan ziyaret ettigim icin biraz simariklik yapabilirdim. Ama mesela tatli-hamur isi vs. vegan yapilmazdi, ben de onlardan yemezdim. Onlar "ye" diye darlamazdi, ben de propaganda yapmazdim.

Kardesimin maydanoz sevmemesi disinda hic yemek ayirt etmedik ama buyurken, o konuda bir sikinti yoktu.


common of demons
(17.05.18)
İlk başta sinirlenmişti ama sonra hep ayrı bir şeyler pişiriyordu.


phoenixboy
(17.05.18)
Annemin yüzüne kapı vurucam :D ahsghdjks
Beni "evil spawn" olarak lanetler, peşimden koşup sokakta yakalar, bir daha ağzıma zıçar. O tarz bir ahlakla büyütülmedim maalesef. Kadın odaya girince, kalkıp yerimi veriyorum hala, atar gider yapıcam bir de :D

Ben vegan değilim. Yemek seçmem. Taştan yumuşağı misali...
Merak ettiğim, işte anne yemeği yememek, anne için de ekstra iş çıkması genelde zor olmuyor mu?
Yani bir çoğu nasıl vegan yemek yapılır onu da bilmez muhtemelen.
Siirtli arkadaşım var, ramo, annesi "inek misin oğul sen? al et ye" diyip, kahvaltıya büryan sarıyordu. Kadın ot tanımıyor ki, ot pişirmeyi bilsin. Benim anneannem de ot tanımaz ki, yemeğini biri yemezse de cidden üzülür yani. Anlatamazsın, o da anlamaz zaten. Kadın anlam veremez, direkt bireysel algılar.
Toplumsal normları çözmek çok zor bence veganlar için.
Hele bir de misafirlikte verilen yemeği yememek falan, uff... buyrun paparaya.


Evvela yemeği kendin yapacaksın. Yaşın 14 değilse ve halen anan yemek yapıyorsa anana yazık. Birey olmayı öğrenecek, kendi paranı kazanacak, kendi saygınlığını oluşturacaksın. Sonra diyeceksin ki ben veganım, ya yemeğe çağırmayın veya çağırıyorsanız ona göre çağırın misafirlikte. Sizinkisi ahlak da bizimkisi ayakkabı köselesi mi?

Alkol tüketmeyen birine zorla alkol servis edip zorla içirmiyorsanız aynı şey. Gittiğim arkadaş toplantılarına kendi yemeğimi götürüyorum yemekli ise. Yok piknikse atıştırmalık herkese götürüyorum vegan yiyeceklerden. Kimse de mesele çıkartmıyor.


vegan değilim ama vejetaryenim. annem evdeyken etli bişey yapmaz. ablam eniştem falan gelince rerörerö yapıyorlar ama onları da annem bir şekilde hallediyor sağolsun.


ron dennis
(17.05.18)
Vegan değilim ama doğuştan vejetaryen olduğum söylenebilir. Çocukluğumdan beri et yiyemiyorum. Annem eskiden çok ısrar ederdi yemem için, çocukken etli sarmayı zeytinyağlı diye yutturup yedirdiğini de hatırlıyorum ama artık eskisi gibi zorlamıyor. O da alıştı senelerdir yemememe ve bir daha asla yemeyecek olduğum fikrine.

Hatta bütün çevresinde mantısıyla ünlü kadın mantı yaparken sırf kardeşimle benim için de ayrıca nohutlu mantı yapmaya başladı yakın zamanda.


ms brownstone
(18.05.18)
Anne evine gittiğinize göre, diğer zamanlarda başka bir yerde yaşayabilecek yaştasınız; haliyle yemeğin annenin yapması gereken bir şey olduğunu düşünüyorsanız, o üzücü. Orada sadece vegan olmayan yemekler olacağını biliyorsanız, kendiniz herkesin yiyebileceği bir iki kap vegan yemek yapıp onlardan yiyin, ikram edin. Anneniz de yemeğe çağırdıysa eğer salata malata yapmıştır, meyve vardır birşey vardır elbet, ona da tamamen sırt çevirmemiş olursunuz.

Bir de, ben de yukarıda yazılan bir noktaya kısmen katılıyorum. Yani, anneniz "yok yemiycem" dediğinizde ağzınızın ortasına bir tane terlik yapıştırmayacağına göre "yememek gibi bir alternatifim yok" demek doğru değil. Daha önce bir şeye itiraz ettiğinizde ne oldu mesela? Dövdü mü? Çok mu söylendi? Kolunuzdan tutup evden mi kovdu? Ağzınıza zorla yemeği mi tıktı?Trip mi yaptı? Gerçekten yaptığı şey ne ise, ona tahammül etmeniz mümkün mü? (misal söyleniyorsa, "söylensin yav banane" diyebilir misiniz?)

Yok eğer, ağzınızın ortasına terliği yiyecekseniz, belki zaten hazır yetişkin bir birey olmuşken ailenizle ilişkilerinizi seyreltmenizde fayda var yavaş yavaş.

Eğer öf pöf yapsanız da neticede annenizin gönlü olsun diye et veya hayvansal ürünlü herhangi bir şey yiyecekseniz, demek ki veganlık sizin için o kadar da önemli değil, eh o zaman düşünmeyin, yiyiverin arada sırada gittiğinizde. Yok hiçbir koşulda yemeyecekseniz, eh o zaman da düşünmeyin, zira yapacağınız şey belli, yemeyeceksiniz.

Benim en yakın arkadaşım da vegan, o kesinlikle yemiyor. Ama karşılığında "laf anlatmak" zorunda kalacağını biliyor, o da o riski almış. Misafirlikte kendisine "aa bir tane olsun ye şu etli sarmadan" diyene yok teşekkürler diyor on yedi defa, ben et yemiyorum sağolun diyor on beş defa, hehheh böyle işte diyor yüz defa, eziyet ama neticede yemiyor. Kendi yiyebileceği şeyleri yanında taşıyor.

Edit: ben lacto-vegetarian denenlerdenim. Annemi ziyaret ediyorken "köfte yer misin?" falan dediğinde "yok annem sağol, mucuk" diyorum, iki saat oturup kalkıyorum.


sopiro
(18.05.18)
Benim yapamadığım şeyleri pişirir. Hatta vegan tatlı tarifi bile araştırıyor. Bir revani yapıyor, uu beybi.


auroraaurora
(18.05.18)
Valla anne yüzüne kapı çarpmaktan bahsediyorsunuz, sonra sizinki ahlak bizimki ayakkabı köselesi mi diyorsunuz. Bilmiyorum, siz söyleyin. Belki daha rahat ailede büyümüşsünüzdür. Ben böyle bir şeyi bu yaşıma dek yapmadım, yapmam da. Her ailenin dinamikleri farklı sonuçta(bakın öğrenmeye çalıştığım noktaya geldik). Beraber akşam yemeği sofrasına oturmayan aile de gördüm, tepsi üstünde kanepede yiyen; dünya yıkılıyor olsa o sofranın kurulduğu aile de bilirim. Bana göre biri ters gelir, size göre öteki ters gelir ama bunun üstünde "ah ben çok birey oldum" diye ego kasmam.
Bir yemek yüzünden de kimseyi kırmam yani, oturur yerim. Nedir allasen.
Ben kültürel sebeplerden karadeniz balıklarını yemem, aynı müslümanların domuz etine yaptığı muameleyi görür benim nezdimde ama misafirlikte önüme gelirse onu da yerim. sofradan aç kalkıp milleti huzursuz edeceğime.. Misafir, zehir olsa tadına bakar denir.
Birinin yüzüne kapı çarpmanın ya da kırıcı söz söylemenin birey olmakla alakasını da çözemedim. Madem öyle ben diyeyim, birey olun, yetişkin olun, iyi bir insan olun önce, kalp kırmadan, güzel sözle anlatın derdinizi.
Bir de ısrarla, vegan olmadığımı söylüyorum, vegan olanların toplumsal normları nasıl yıktığını öğrenmeye çalışıyorum, açıkça yazdım, örnekledim, kendi ailemden siirtli arkadaşıma kadar örnek verdim, hala “birey ol, yemeği sırf annen mi yapıyor” muhabbeti dönüyor. Para kazan muhabbetine bile gelmiş garip şekilde. Ne biliyorsunuz hakkımda? Beni tanımıyor, hayatımı bilmiyor ya da aile içinde kimin ne tür sorumluluklar aldığını bilmiyorsunuz ama ilginç bir şekilde yargılara varmış öğüt vermeye çalışıyorsunuz. bir tek siz zorları başardınız, birey oldunuz, tebrikler. Şu konuyu nereye taşıdınız. He evet, biz evde tüm işi ana sırtına attık, camış gibi yatıyoruz.
Hasbinallah...

Anne yemeği diye bir olay var. Ne kadar sen kalkıp yapsan da insan annesinin yemeğini de yemek ister. Kadın senede iki kere bizi görüyor. Bir de bize yemek yaptıracağını mı sanıyorsunuz. En azından iki eli kanda olsa ilk on gün kendi pişirmek ister. Biz misafiriz o evde artık. Ama sorun bizim aile içinde ne yaptığımız değil. Veganların “toplumsal normları” nasıl yıktığını, aile içinde bu sorunları nasıl çözdüğünü anlamaya çalışıyorum. Biz böyle bir aileyiz, size ters gelir, bilemiyorum. Siz öylesinizdir, bana ters gelir, bilemem; ama, en azından anlamaya çalışıyorum.


Asiri ama asiri yemek secerim. Vegan degilim. Hatta et disinda sevdigim cok bir sey yok.
Her turlu yemege laf soylerim evde, bizde sikinti olmuyor. En azindan annem evden kovana dek.


stavro
(18.05.18)
Zaten anne evimde hep zeytinyagli yemek vardir, sürpriz yapip gittigimde de ac kalmam. 12 yasimdan beri vejetaryendim, 18 yasima kadar da ailemle yasadim, o nedenle de annem zamanla yemek pisirme aliskanliginda zaten degisiklikler yapmisti.

Anne evine gittinizde, yukarida soylendigi gibi simarikliga izin var biraz. Benim en sevdigim yemekler yapilir, hangi mevsim olursa olsun zeytinyagli barbunya ve sarma vardir masada, sevdigim sebzeler dondurucaya atilmistir kesin.

Uzlasma ve yardimlasma onemli. Birkac gun kalsam bile mutfaga girerim, hem yardim ederim hem de ogrendigim yeni bir tatliyi/yemegi yaparim, beraber yeriz.

Yemek masasi ozel bir yer bence, savasa donusturmeden huzurla oraya oturmanin tadi ayri. Bir yolunu bulun, net olmaktan korkmayin, sonucta 100 kez yemek yapip, siz hicbir sey yemediginizde o da kotu hissedecek.


buf-e kür
(18.05.18)
(5)

Türkiye'de vücut dili

Selamlar,hani bilmediğimiz bir şey olduğunda alt dudağımızı dışarı doğru kıvırırız ya, ben bu hareketi senelerdir yurtdışında yaşamama rağmen kimseden görmedim. Bu sadece Türklere mi özgü, yoksa başka milletlerde de var mı?
Selamlar,

hani bilmediğimiz bir şey olduğunda alt dudağımızı dışarı doğru kıvırırız ya, ben bu hareketi senelerdir yurtdışında yaşamama rağmen kimseden görmedim. Bu sadece Türklere mi özgü, yoksa başka milletlerde de var mı?
Hiç düşünmemiştim. Şu an izlediğim filmleri zihnimde hızlıca yokluyorum ama filmlerden de bir örnek bulamadım. Amerikalılar ellerini iki yana açıp hafif yukarıya bakarlar genelde. "Tanrı bilir" dercesine.


amortisman
(12.05.18)
Sanki friends ' de chandler yapıyordu. Tam emin değilim ama.


Amaranta ursula
(12.05.18)
Bazı tabancılar o hareketi daha çok “deme ya”, “vay anasını bu da böyleymiş demek” gibi bir şaşkınlıkla anlama halinde kullanıyorlar sanki.
Bilmiyorum anlamında şu emojisi de olan elleri iki yana açmayı görüyorum ben.


sopiro
(12.05.18)
yani her milleti gördüm diyemem ama fransa'da gördüm en azından.

yalnız misal biz hayır derken kafamızı yukarı sallayıp "çık" diyoruz ya. onu anlamıyorlar işte, ne diyon lan oluyo :)


logisticsmanager
(12.05.18)
Bu soruyu soruyorsan su kitabi tavsiye ederim:
Yalan soyledigimi nasil anladin? - Paul Ekman


stavro
(12.05.18)
(2)

Beyoğlu'nda mekan

bir ocakbaşı vardı. hasırdan tabureleri, çelikten yemekhane bardakları vardı. servisi kağıt üstünde açarlar, tabakta gelmezdi. dürümcü ama yok böyle güzel bir dürüm. zaten lavaş arasında değil, pide üstünde gelir et. bol yeşillikli. çok basit, çok sade ama mükemmel bir yerdi. Adı aklıma gelmiyor bir
bir ocakbaşı vardı. hasırdan tabureleri, çelikten yemekhane bardakları vardı. servisi kağıt üstünde açarlar, tabakta gelmezdi. dürümcü ama yok böyle güzel bir dürüm. zaten lavaş arasında değil, pide üstünde gelir et. bol yeşillikli. çok basit, çok sade ama mükemmel bir yerdi. Adı aklıma gelmiyor bir türlü, bilen var mı acaba? burgerdan aşağı giderken, mcdonalds'tan önce, minik büfenin bir alt sokağından giriyorduk. uffff, tarif edemem ki, görmem lazım.
Evet Hayri Usta :)


polynikes
(11.05.18)
hala duruyor mu orası :) iyi hatırlattın ben de bir gideyim :)


fernandoenes
(11.05.18)
(22)

Kin beslediğiniz insanlar var mı?

Evet. Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz. Sb. Ve neden?Ben kendimi kindar bilmezdim. Her zaman, iyi kalpli, pamuk gibi biri olduğum da söylenir. Kimseye de bir zararım dokunmamıştır şimdiye kadar, vallahi. Ama sonra, canımı çok yakmış 2 kişi var. Onlardan sonra inanılmaz değiştim. Bazen kendimi tanıy
Evet. Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz. Sb.
Ve neden?

Ben kendimi kindar bilmezdim. Her zaman, iyi kalpli, pamuk gibi biri olduğum da söylenir. Kimseye de bir zararım dokunmamıştır şimdiye kadar, vallahi. Ama sonra, canımı çok yakmış 2 kişi var. Onlardan sonra inanılmaz değiştim. Bazen kendimi tanıyamıyorum.
Önümde boğuluyor olsalar, zevken bira açıp izlerim. Herkese de bir tane ısmarlarım ki, oturup beraber izleyelim diye. Kurtarmaya çalışan olursa, yemin ederim, onu da kendim vururum.
www.youtube.com
Yok.


Amaranta ursula
(10.05.18)
Var. O kadar uzun sürüyor ki, bir süre sonra nedenini unutuyorum.

edit: şimdi düşününce aklıma the grudge ve reflection geldi. beslemiyorum kin falan. iç huzurumu bulmaya gidiyorum.


rahip janick
(10.05.18)
hayir yok
anlik sinirlendigim, hatta cok sinirlendigim insanlar olabiliyor. o an nefret edebiliyorum ama asla kin tutmam
beddua dahi etmem. gerek yok olumlu dunya


exlibris
(10.05.18)
Var, eniştem. Nedeni uzun hikaye ama bazen öldüresim geliyor.


eazy
(10.05.18)
kin besleyecek kadar onemsedigim bir insan yok hayir.


robokot
(10.05.18)
Yok. Aşırı öfke duyduğum anlar ve kişiler oldu ama zamanla kendimi kontrol edebilmeyi öğrendim, daha doğrusu öğrenmek durumunda kaldım. Keskin sirke küpüne zarar.


fırt
(10.05.18)
var. ilkokul öğretmenimden bu yana gelen bir sürü kişi var. arya gibi saymayayım şimdi listeyi. yamuk yapıyorlar, anlatmaya gerek yok. unutmuyorum. mesela o öğretmen bozuntusuna olan nefretim 20 küsür sene geçti ama ilk günkü kadar taze, ne zaman aklıma gelse anasına söverim ayıptır söylemesi.


olutaklidi
(10.05.18)
Var. Çok güzel kullanıldım ve enayi yerine koyuldum çünkü.


ms brownstone
(10.05.18)
var. ölmelerini istemiyorum aci cekmeden gitmesinler diye. bi ömür surunerek yasasinlar, hayat her gun kahrolmalari icin yeni bi neden cikarsin karsilarina istiyorum. cok yandi canim, affedemiyorum. ayni dedigin gibi iyi kalpli pamuk ciciko bi insanim ama o üçü icin ne beddua etsem az kalir. seytan gorsun yuzlerini. tum sevdiklerinin acilarini yasarlar umarim.


in vino veritas
(10.05.18)
Yok. Ben çok çabuk unutan bir insanım. Bugün biri bana kötü bir şey yapsa üç gün üzülür kızarım. Sonra biri gelip 'ya fraise x de çok hastaymış, başına şunlar gelmis' dese üzülürüm. Bana yaptıkları aklıma bile gelmez. Sadece bir kişiye sahiden çok kızgınım ama ona karşı da kin güdüyorum denemez. Ailemden sayılacak biri olmasına rağmen görüşmüyorum, konuşmuyorum. Benden uzak mutlu mesut yaşasın diyorum.


fraise
(10.05.18)
var bir-iki kisi, yagmurlu gunde su vermem. ama insanlara karsi genel tavrimi 1-2 curuk elma degistirmez.


cooperr
(10.05.18)
Kinden sayılır mı bilmiyorum, canıma okumuşlukları taze olan iki kişi var. Kötü olmalarını veya başlarına kötü şeyler gelmesini istemem ama “Yolda, geliyor” dediklerini düşündüğümde bile korkuyorum, elim ayağıma dolaşıyor ve tansiyonum hafiften düşüyor. Başlarına bir şey gelmesin ama benden de uzak olsunlar. Bunun dışında, affederim. Affetmek ama en derinden affetmek hemen hemen refleks gibi bende. İlişkimiz ilk günkü gibi olmasa da, eskiye dönülmese de, kırgın ya da kızgın olmam. Birine karşı uzun süreli ve güçlü olumsuz şeyler hissetmek bana büyük ağırlık veriyor, onu kaldıramıyorum.


aychovsky
(10.05.18)
Bir yerim yese neler yapacağım. O derece kinim olanlar var.


fatih baker
(10.05.18)
Yok.


Var. Gayet gönül rahatligiyla kinadarim diyebilirim.
İlkokulda el kadar gariban cocuklara resmen sitematik iskence eden paikopat gaddar ogretmene kinim bitmesi hala mesela.
İsyerindeki haddini bilmeyen aptal is arkadasina keza oyle. Var boyle birkac kisi. Unutmam kesinlikle, firsatini bulursam keserim cezasini.


battal gemalmaz
(10.05.18)
hayir yok.

kendimi sevdigim icin kimseyi icimde beslemiyorum. kendi iyiligim icin.


tomcruise
(10.05.18)
Gidip gelir. Bazen tamamen yok olur. Bazen sendeki gibi gelir zihnimin başköşesine oturur. Bence kin senin bulunduğun konumunla alakalı. Şuanki yerin seni mutlu ederse kimseye kin duymazsın. Sıkıntılı olursan suçlayacak adam ararsın. Mutlu olmaya bak. Hayatımdan geçmiş hemen tüm insanlara kin duyduğum olur bazen mutsuz olduğumda. Özellikle hasta insanlar hemen en yakınındakileri suçlamaya başlarlar. Onlar yüzünden bu halde olduklarını filan söylerler. Bu yanlış bir düşünce. Ha kompleksleriyle sana belli dönem rahatsızlık vermişlerdir ama senin buna takılman tamamen anlık ruh halinle alakalı. Bir duan kabul olsa, sevinçten uçacağın bir haber alsan kin dediğin şey de uçar gider. Sevdiğim bir yemeğin başında tüm insanları da çok sevdiğimi hissederim gibi bir şey okumuştum. Bunun gibi işte.


for day to break
(10.05.18)
Hayır, en ağır sinirlenme halim 3 günden fazla sürmüyor


rakicandir
(11.05.18)
Yukarıda the grudge ve reflection dedim, ic huzur dedim. Sonra aklıma şu geldi: www.youtube.com

kindarım ben.


rahip janick
(11.05.18)
Kin tutarim. Zaman asimina da ugramaz, tutarim. 22 yil oncesinden kalma kinim bile var.


stavro
(11.05.18)
1 kişi var. 8 yıldır kin tutuyorum ona karşı. Bi 6 yıldır görmüyorum onu ama kinim, öfkem hala soğumadı. Ölene kadar da sürecek korkarım ki.

Onun haricinde yok. Çabuk unutan, pek takmayan bir yapım var genel olarak.


Ben sevgi pıtırcığı bir insan değilimdir ve sevmediğim ve bana kötülüğü dokunan, canımı çok yakan insanlar oldu elbette. Olayı unutmasam bile zamanla olayın üstümdeki duygusal reaksiyonu hafifler. Yine de olabildiğince uzak durmaya çalışırım bu kişilerden. Canım cicim olamam bir daha ancak başlarına kötü şeyler gelsin canları yansın istemem. Önümde bir kaza geçirseler koşar yardım ederim hastaneye götürürüm. Affetmek insanı hafifletiyor.

Bir de bir söz vardı "herkes kendi kafasının içinde haklı" diye. Biz sanıyoruz ki bize kötülük olsun diye yapıldı ama genelde öyle olmuyor. O anki durum veya o insanın kişiliği, zayıflığı o şekilde davranmasına neden oluyor.


(5)

Diyalog üstüne kurulmuş filmler

İSPANYA YAPIMI olması şart. Uzun diyalogların yer aldığı filmeler arıyorum. Eski ya da yeni fark etmez. Var mı bildiğiniz bu tarz filmler?Bakın kocaman "İspanya yapımı" yazdım; Meksika, Arjantin, Peru filmlerini falan yazmayın lütfen.
İSPANYA YAPIMI olması şart. Uzun diyalogların yer aldığı filmeler arıyorum. Eski ya da yeni fark etmez. Var mı bildiğiniz bu tarz filmler?
Bakın kocaman "İspanya yapımı" yazdım; Meksika, Arjantin, Peru filmlerini falan yazmayın lütfen.
habla con ella var. hatta almadovar'in hemen hemen tum filmlerinde uzuuun uzun diyaloglar olur. isini gorur bence.


in vino veritas
(09.05.18)
izlemiştim onu.


diger filmlerinden izlemediklerin varsa onlara da bakabilirsin o zaman iyidir onun filmleri.


in vino veritas
(09.05.18)
los lunes al sol eğer izlemediysen. bayılırım. konusu çok tatlı. öyle tamamen diyalog üzerine kurulu bir film değil ama bıdır bıdır sürekli konuşuyorlar yani, manzara seyretmeli sanat filmi gibi değil.


der meister
(09.05.18)
Mar adentro
Los lunes Al sol+1
Goya's Ghosts
All about my mother
La voz dormida
Even the rain
Sleep tight
Biutiful(meksika- İspanya gerçi izlemişsinizdir)


Amaranta ursula
(09.05.18)
(24)

Türkiye'de çekilmiş en iyi dizi

bugüne değin çekilmiş en iyi Türk yapımı dizi nedir sizce? Tek bir dizi seçebilirsiniz. Mesela yabancı bir arkadaşınıza tavsiye edeceksiniz. Ben hala Yeditepe İstanbul diyorum.
bugüne değin çekilmiş en iyi Türk yapımı dizi nedir sizce? Tek bir dizi seçebilirsiniz. Mesela yabancı bir arkadaşınıza tavsiye edeceksiniz.
Ben hala Yeditepe İstanbul diyorum.
Avrupa yakası.


Dram: Behzat Ç.
Komedi: 7 Numara


avrupa yakası


Photographer
(28.04.18)
ikinci bahar ve avrupa yakası.


false pretension
(28.04.18)
Çekilmiş en iyi dizi sınıfına avrupa yakası yazmak ilginçmiş, en beğendiğiniz dizi olarak yazabilirsiniz tabi ama en iyi dizi sanırım biraz daha yan faktörleri de içinde barındırması gereken birşeydir.


Behzat Ç. mesela avrupa yakasından daha ''iyi'' örnek teşkil edebilir, şahsiyet yine bu konuda örnek gösterilebilir. Yine muhteşem yüzyıl bazı sebeplerle örnek gösterilebilir.

Yabancı bir arkadaşıma tavsiye edecek olsam da; Gümüş'ü tavsiye edebilirdim, yine alacakaranlık'ı tavsiye edebilirim. Hikayeye aşina olabileceği med cezir-duvar, avrupa yakası, çocuklar duymasın gibi dizilerini de tavsiye edebilirim.

Daha bi yabancı mahalle dizisi arıyorsa 7 numara, ekmek teknesi,beş kardeş de olabilir ama çok yavaş ilerlediği için bunlardan sıkılabilir.


mete kudur
(28.04.18)
Kurtlar Vadisi ilk 90 küsür bölüm.


ssiradanbirigibi
(28.04.18)
Kurtlar vadisi 97 bolumluk ilk seri


baldur2
(28.04.18)
Batı konseptli bir komediyi (Avrupa yakası) neden yabancı arkadaşıma tavsiye edeyim ki? İlginç gelmez. Evet ben de bayılarak izledim ama yabancı arkadaşıma önermezdim.

Yeditepe İstanbul, yedi numara daha isabetli seçimler bence.


bu konuda biraz duygusal davranıyoruz gibi. özellikle komedi dizilerindeki yerel göndermelerle vs yurt dışında ilgi görmesi zor gibi görünüyor.

mesela behzat ç benim için özeldir. ankara özeldir, pilli bebek özeldir, erdal b. özeldir ancak bir polisiye dizi olarak global ölçekte iş yapabileceğini zannetmem çok iyi oyunculuklar sergilendiği yerler vardır tv'nin el verdiği kadar grift senaryolar vardır ama genel ölçekte olmaz.

en iyi dizi midir bilmem ama prodüksonundaki özen, sinematografisi ve evrensel bir konu olan insan ilişkileri, hırs vs gibi temaları işleyen fi dizisi bir çok ülkede yayınlanabilir ve hiç sırıtmaz bence.
hakeza ezel'in de gideri var (ki o da monte kristo kontundan nüveler içerdiği için evrensel bir intikam hikayesi)

abd yapımı olanlar dışında izlediğim yabancı dizileri düşünüyorum da
mesela son dönemde ülkemizde la casa del papel çok popüler oldu ispanyol dizisi. özelliği cürektar bir fikir olması matematiğinin iyi kurulup gerilimi heyecanı twist endlerle koruyabilmesi.

blutv'de var ve kısa diye deutschland 83 diye bir dizi izlemiştim alman yapımı bizim vatanım sensin'i çok sündürmeseler kalite açısından hiç farkı olmazdı.

ingiliz komedileri ya da kraliyetli dizileri dışında broadchurch'e sarmıştım o da hollywooddan tanıdık simalar olmasına rağmen ingiliz tarzını da koruyan psikolojik öğeler ve katmanlı gizemin çözülmesine dair bir polisiye dramdı.

bu noktada blutv'nin dizisi masum da yurtdışında gösterilebilir iyi işti.

kaliteli iş yapılırsa dil bariyeri dışında seyire pek engel kalmıyor.

tabi yabancıdan yabancıya da değişir çoğu arap ülkesi neredeyse yayınlanma gününde takip ediyor bizim kıytırık dizileri soap operalarımız güney amerikayı bile bastırdı.


Ufuk
(29.04.18)
Şahsiyet


titanyum
(29.04.18)
masum.

şahsiyet de olabilir.


Fusha
(29.04.18)
"şahsiyet" gibi görünüyor şimdilik.


nathanieltroy
(29.04.18)
Avrupa Yakası
Bütün ailenin ortak izlediği tv dizisiydi.
Afilli laflar ediyim, olmadı tabancam konuşur dizileri pek izlenmezdi gerçi bizim evde.


sadegazoz
(29.04.18)
Ezel.
Muhteşem yüzyıl.


Ezel


eazy
(29.04.18)
Haha su dizilere bakin Ingilizlerin 100 yil once yaptigi dizilerin kopyasi.


Traveller
(29.04.18)
behzat ç den sonra hala dizi yazanlar var inanılmaz


liriamer
(29.04.18)
Kurtlar Vadisi ilk 97
Ezel
Leyla ile Mecnun


siyah giyen adam
(29.04.18)
orijinal kurtlar vadisi
ezel

ezel burun farkıyla daha iyi.

herkesin zevkine saygım sonsuz ama burada ezel demeyen arkadaşlar muhtemelen ezel'i seyretmedi hiç. zira seyreden birinin aksini söylemesi pek mümkün değil.


se se ge
(29.04.18)
Kurtlar vadisi 1-97.


brad pitt
(29.04.18)


Kimse de Fi dememiş.


MaNOfTheYear
(29.04.18)
behzat ç. o kadar iyi bir dizi değil. prodüksiyon anlamında zayıf, konuşmalar ve karakterler arası diyaloglar zayıf, sadece türkiyede yaşamış bir bireyin anlayabileceği diyaloglar ve olaylar mevcut. Ben de izledim bir süre. Severek izledim fakat sonrasında aşırı baydı. Yabancıya göstersen bu ne lan diyip kapatır.


false pretension
(29.04.18)
@false pretension, katılıyorum, harunun babasını iki oyuncu oynamıştı, ikinci baba, ilk bölümlerde cevizin içinde kokain kaçıran birini de oynuyordu :) böyle bizim için ufak tefek ama uluslararası açıdan bakınca büyük hataları vardı dizinin. Genel olarak Türk izleyiciye, özel olarak Ankaralılara hitap eden bir dizi idi :) güzeldi. Devamı gelecek dense oturur izlerim :)


Fusha
(29.04.18)
bıçak sırtı. net.


imnotsureabout
(29.04.18)
(30)

doğum yeriniz nasıl yazıyor nüfusta?

il olarak mı, ilçe olarak mı?
il olarak mı, ilçe olarak mı?
Yeni kimlikte yazmıyor. Eskisinde şehir olarak yazıyor.


Amaranta ursula
(25.04.18)
İlçe yazıyor. İzmir’in bir ilçesinde doğdum.


aychovsky
(25.04.18)
ilde (merkez ) doğmama rağmen ilçe yazıyor.


@aycho, bende de ilçe yazıyor ve herkes şaşırıyor. Anlamadım, bir benmişim gibi sanki.


İlçe (Eminönü) yazıyor. Hatta bu ilçe daha sonra başka bir ilçeye (Fatih) bağlandı.


elitist
(25.04.18)
Benimkinde il, anne ve babaminkinde ilçe yazıyor.


fraise
(25.04.18)
İlçe yazıyor.


eazy
(25.04.18)
ilçe yazıyor. Yeni kimlikte olmaması daha iyi.


noeldayın
(25.04.18)
ilçe


olutaklidi
(25.04.18)
ilçe


elorelia
(25.04.18)
il yazıyor


İlçe.


battal gemalmaz
(25.04.18)
ilçe


burya
(25.04.18)
Ilçe, Bakırköy.


perfectum
(25.04.18)
bende il (ankara)
eşimde ilçe (ürgüp)
çocuğumda da ilçe (çankaya)

yazıyordu. yeni kimliklerde yazmıyor.

ama yeni kimlikte yazmaması, kayıtlarda bir doğum yeri bilgisi olmadığı anlamına gelmiyor.


kibritsuyu
(25.04.18)
ilçe yazıyor.


theseachange
(25.04.18)
İl yazıyor.


ms brownstone
(25.04.18)
ilçe


fragile lady
(25.04.18)
ilçe, beşiktaş.


fleur du mal
(25.04.18)
İlçe. Sanırım İstanbul dışındaki yerlerde İl, İstanbul'da ilçe. Aksi iddia edilebilir diğer büyük şehirler için, emin değilim.


nawar
(25.04.18)
Istanbul dogumluyum ve il yaziyor, boylece ustteki teoriyi curutuyorum.


rockinside
(25.04.18)
mahalle yazmiyor mu hicbirinizde? bende bir mahalle yaziyor, babam dahi neresi oldugunu bilmiyor ama polisler "he, demek o mahalleee" diyor. bilmiyorum.


e haliyle
(25.04.18)
Abimin eski nufus cuzdaninda "Vezirköprü devlet hastanesi" yaziyordu. Nüfus memurunun kafa güzeldi zaar.


japon askeri
(25.04.18)
şehir - ülke


helenart
(25.04.18)
istanbul doğumluyum ama ilçe yazıyor.


pinkpeony
(25.04.18)
ilçe,bahçelievler.


biravekahve
(25.04.18)
İl yazıyor, İstanbul.


tabirimekruh
(25.04.18)
İstanbul doğumluyum ve ilçe yazıyor.


pike
(25.04.18)
ilçe, ankara doğumluyum.


wilhelmwasmuss
(25.04.18)
Üsküdar (ilçe)


guitarissimo
(25.04.18)
(2)

Latince phrase

mesela, tayyip erdoğan çok yapıyor.X'in doğru olduğunu biliyor ama bir tartışma esnasında kanıtlayamasa bile "x yanlıştır" diyor. gerçeği çarpıtıyor ve muhabbeti başka yöne çekmeye çalışıyor. straw man değil, ignoratio elenchi değil.çok anlatamadım :(
mesela, tayyip erdoğan çok yapıyor.
X'in doğru olduğunu biliyor ama bir tartışma esnasında kanıtlayamasa bile
"x yanlıştır" diyor. gerçeği çarpıtıyor ve muhabbeti başka yöne çekmeye çalışıyor.
straw man değil, ignoratio elenchi değil.
çok anlatamadım :(
Petitio Principii olabilir.


aslında bu da olur bir kaç açıdan ama sorduğum bu değildi.


(4)

matematikçi var mı aranızda? (biraz aslında bulmaca gibi)

Buyrun o zaman. ben anlamadım. anlayan varsa lütfen anlatsın. Soru eksik değil, yanlış değil, şaşırtmacalı değil, yanlış anlaşılmış değil.Bir küp var elinizde. soru şu: Bir çocuğun eline oynaması için 12 adet zar verdiğinizde yeterince sabrederse bunları yapıştırarak birleştirebilir ve büyük kübü bi
Buyrun o zaman. ben anlamadım. anlayan varsa lütfen anlatsın.
Soru eksik değil, yanlış değil, şaşırtmacalı değil, yanlış anlaşılmış değil.

Bir küp var elinizde.
soru şu: Bir çocuğun eline oynaması için 12 adet zar verdiğinizde yeterince sabrederse bunları yapıştırarak birleştirebilir ve büyük kübü bir araya getirebilir ancak büyük kübün içini göremeyiz. Büyük küp içinde kaç küçük küp olabilir?

Doğru cevap 729.
12 değil.
her 4 küp bir küp daha yapar. burdan yürüyebilirsin, formülasyona dökemedim ama.


rhan
(02.04.18)
bence sorun zaten en başında yatıyor. 12 zardan(yani minik küpten), tek bir büyük küp elde edemeyiz diye düşünüyorum. her 4 küp bir küp daha yapmıyor bu sebeple çünkü matematiksel olarak dikdörtgen prizma yapıyor. yanılıyor muyum?


Küp yapabilmek için 12 zar içerisinden 1,4 ya da 9 zar seçmen lazım. 12'nin 1'li, 4'lu ve 9'lu kombinasyonları toplamı 727. 12 zarın hepsini birleştirdiğinde, bu kombinasyonlara dahil edilmeyen 3 tekil kup daha kalacak, bu 3 kupu geriye kalan 3x3'luk kupe yapıştırırsan 1adet yeni 2x2 ve 1adet yeni 3x3 kup elde edersin: 729


slhmlr
(03.04.18)
@maleficent doğru diyor, yukarıda ben de demiştim. Arkadaşlar 4 zardan nasıl küp yapıyorsunuz allahaşkına? ben mi yanılıyorum, anlamıyorum.
4 zardan yaptığınız dikdörtgen prizma oluyor.


(6)

The wand chooses the wizard

Garrick Ollivander'ın sözüydü. Peki ya ilk asasını almak isteyen büyücünün asası henüz daha yapılmadıysa? Daha henüz biraraya getirilmedi ya da gereken malzemeleri dahi toplanmadıysa? Ya hiçbir asa seçmezse büyücüyü?Büyücünün özelliklerine göre ısmarlama asa mı yapıyor asa ustaları? Ne oluyor?Kitapt
Garrick Ollivander'ın sözüydü.
Peki ya ilk asasını almak isteyen büyücünün asası henüz daha yapılmadıysa? Daha henüz biraraya getirilmedi ya da gereken malzemeleri dahi toplanmadıysa? Ya hiçbir asa seçmezse büyücüyü?
Büyücünün özelliklerine göre ısmarlama asa mı yapıyor asa ustaları?
Ne oluyor?
Kitapta bunun bilgisi yoktu.
"için yapılmak" durumu yok bence, neticede asalar sahip arayan, sahibi olmak zorunda olan şeyler. Bir görevleri var ve bunu yerine getirmek zorundalar. Senin eline değdiğinde seni istemiyor olabilir ama başkasını illa ki isteyecek. Tam olarak neye göre seçiyor, kriterleri nelerdir, o kadar yaratıcı bir fikrim yok hemen şu an söyleyebileceğim ancak elbet birini seçecek olması nihayetinde bir büyücüde karar kılacağını gösteriyor.

Belki de bir noktadan sonra evde kalmış insanlar gibi beklentilerini düşürüp mantık evliliği yapıyorlardır. Bak bundan güzel absürt kısa hikaye çıkar...

edit: "için yapılmak" custom olarak var ama yer yüzündeki her büyücü/cadı için ayrı bir asa yok neticede, sen de herhangi biri için sormuşsun. irlandalı küçük mcallister için bir asayı kimse yapmazsa asasız mı kalacak çocuk?
ünlü veya güçlü bir büyücü/cadı olmanın şartlarından biri asa ile olan özel bağ olabilir ama hepsi için geçerli olduğunu sanmıyorum.


Bruce
(24.03.18)
asa büyücüyü seçince daha iy oluyor; ama asanın çalışması için illa birini seçmesi gerekmiyor.


Asalar sahiplenilmek için yapılan şeyler ama hiç bir zaman "aman vaktim geldi geçiyor, artık beni ilk isteyene gideyim" demiyorlar. Asanın tabiatına aykırı bu durum. Harry'nin asası Harry'i seçmek için 50 sene bekledi. Yani bir zaman kısıtlaması yok.
"İçin yapılmak" durumu var bir de; Dobby, Malfoy Malikanesi'nden Luna'yı ve beraberindekileri kurtarıp Shell Cottage'a getirdiğinde Ollivander orada Luna için yeni bir asa yaptı.
Voldemort, Elderwand'ın peşine düşmeden önce, Ollivander'ı tutsak alarak Gregorovitch'in yerini araştırıyor. Bu tutsaklığı esnasında Ollivander'ı Peter Pettigrew'a brittle adını verdiği asayı yapmaya zorluyor.
Custom made asalar var yani.
Ama sorun 11 yaşındaki büyücünün doğru asayı bulamadığında da bu tip bir asaya kavuşup kavuşamadığı.


kavuşuyor sanırım. şöyle ki ron asasını kırdıktan sonra, sene sonunda ya da sonuna doğruydu sanırım, ailesi ona yenisini alıp gönderiyor. artık costum made sayılmasa da rastgele asa alınabiliyor.


air
(24.03.18)
Valla asa olayını bu şekilde düşünmedim ben, güzel yere değinmişsin. Merak edip biraz bakındığımda önemli olan şeyin asanın neyden yapıldığı ve kullanılan diğer malzemeler olduğunu gördüm. Yani asanın kişiyi seçmesi olayı her zaman için çok da keskin çizgilerle olmuyor, özel malzemelerin kullanılması sonucunda asa sahibini tam olarak seçiyor. Diğer durumlarda bol bol deneme ile kendisine en yakın olanı seçiliyor. Yani kişiyi hiçbir asanın seçmemesi gibi bir durum olmuyor.


arkadaşlar şimdi şöyle, tabii ki her büyücü her asayı kullanabiliyor, illa birini seçmeden de çalışabiliyor. ancak bir büyücünün tam verim alabilmesi için asanın onu seçmesi gerekiyor.
Ollivander kimseye asayı "ah ya seni de seçen asa olmadı, neyse şunu al kullan" demiyor.
Yani Ron en başta Bill'in eski asasını kullanıyordu. Mesela Voldemort, Lucius Malfoy'u küçük düşürmek için ondan zorla asasını istiyor çünkü Harry'nin asası ile kendi asası arasındaki özel bağı fark ediyor (kendi asası ile Harry'i öldüremeyeceğini). Zaten, asa kurallarına göre, bir büyücü düelloda karşı tarafın asasını kaparsa asanın yeni sahibi oluyor (Malfoy'un Dumbledore'u safdışı bırakarak Elderwand sahibi olması, Harry'nin sonrasında Malfoy'un asasının kaparak Elderwand'ın son sahibi olması gibi).

Yani cevaplarınız varsayım üstünden oluşuyor ama bunun illa bir yerde Rowling tarafından açıklanması gerekir. Rowling'in bu konuya değinmediğini düşünmüyorum. Asasız kalma gibi bir durum yok elbet.
Ben diyorum ki, şayet asa büyücüyü bulamazsa elbet custom made oluyordur. Ancak ben de sizin gibi varsayımsal düşünebiliyorum. Yani benim bu yaklaşımım ile, sizinki arasında bir fark yok. Farklı şeyler diyor olabiliriz ama hepimiz varsayımsal yaklaşıyoruz. Benim aradığım cevap varsayımsal cevaplar değil.

Twitter'ım olsa Q&A esnasında Rowling'e sorardım. Ben bunu Rowling'e sorucam sanırım. Öncesinde biraz blog karıştarayım.


(8)

Harry Potter

ben harry potter'ı çok özledim ya. yerine hiç bir şeyi koyamıyorum yıllardır. geçen sene Rowling'in Fantastic Beasts and Where To Find Them, The Tales of Beedle the Bard ve Quidditch Through the Ages kitaplarını aldım. tamam güzel ama harry potter değiller tabii. bugün tüm gün double trouble dinledi
ben harry potter'ı çok özledim ya. yerine hiç bir şeyi koyamıyorum yıllardır.
geçen sene Rowling'in Fantastic Beasts and Where To Find Them, The Tales of Beedle the Bard ve Quidditch Through the Ages kitaplarını aldım. tamam güzel ama harry potter değiller tabii. bugün tüm gün double trouble dinledim :(
çok mutsuzum. derdimi sevelim mi?

www.youtube.com
kimse mi özlemiyor ya.
ben harry potter okurken aldığım o zevki, heyecanı özlüyorum. muhtemelen yaşla ilgisi var, şimdi sıfırdan okusam o moda giremem kesin. bu sebeple ne yaparsak yapalım yeri dolmayacaktır diye düşünüyorum.

ben 2-3 sene hiç yüzüne bile bakmam ki unutayım, sonra açıp okurum. sürekli okuyunca, izleyince eskimiyor unutulmuyor; halbuki unutup sonradan hatırlamanın zevki de ayrı. fantastik canavarlar filmi hiç heyecanlandırmadı beni mesela, yeni filmi de beklemiyorum.

keşke filmleri de kitap kadar güzel olsaydı, mesela lotr filmlerini izleyince bi oh çekiyorum rahatlıyorum ama hp filmleri böyle hissettirmiyor. 7 kitabı da çot diye okuyamıyorsun ki!


Bruce
(20.03.18)
Ben de özlüyorum :(
Gelsene Quiz Up'ta Harry Potter oynayalım


kobuzchu kiz
(20.03.18)
Ben Fantastik canavarlar filmini izledim. devamı geleceğini bilmiyordum, film bitince son film sanıp ağladım. "Bu da bitti" diye. filme beraber gittiğim arkadaşım söylemişti de devamı gelecek diye, çok sevinmiştim.


kitaplarını okuduktan sonra filmleri saçma geldi bana. ilk filmini izlediğimde tam bir hayal kırıklığıydı hissettiğim. kitap Türkiye'de patladığında lise 3'teydim. Yani şu anda yaşım biraz var :) bu seriyi belki 3-4 kez okumuşumdur ve her okuyuşumda aynı zevki aldım.

not: harbi delikanlı adammışsın severus snape...


silah taciri
(20.03.18)
ben de çok özlüyorum yalnız değilsin, arada baştan sona bir daha okurum kitapları, hatta şu ara yine okuyorum.. filmlerde hiç o tat yok ama onları da izliyorum.. ama aynı hisleri lotr için de duyuyorum onları da bir iki sene durup baştan okurum illa.


ben de bu konu hakkinda cok uzgunum. yerine bir sey konulmuyor gercekten.

farkli dillerde okumayi deneyebilirsin. ben kitaplarin ingilzcelerini okudum yakin zamanda, mutlu etti baya :)


bütün kitaplarını en başından beridir ingilizce okudum. Sonra hızımı alamayıp türkçe de okudum. arkadaşımdan ödünç almıştım türkçe kitapları, zaten türkçe serisi elimde ilk ve son kitap harici yok.
Sonra almanca denedim ama o kadar iğrenç, o kadar robotik bir dil ki, otuz sayfa dayanabildim.
belki GOT okumaya başlayabilirim.
yalnız olmadığıma seviniyorum aslında.


rüzgarın adını oku hele.


Apocalypse
(20.03.18)
(22)

Hangi takımlısınız? (tik garantili ankete koşun)

Ortaokuldaydım, hoca hastaymış yerine başka bir öğretmen girdi. Derbi sonrası muhabbetleri dönüyor sınıfta, bir gün önce derbi varmış, sanırım 6-0'lık maçtı. Emin değilim. Erkek çocuklar "hocam hangi takımlısınız?" dedi; ama, millet acayip gaz, ya alkış tutacaklar ya makara saracaklar. Adam "Denizli
Ortaokuldaydım, hoca hastaymış yerine başka bir öğretmen girdi. Derbi sonrası muhabbetleri dönüyor sınıfta, bir gün önce derbi varmış, sanırım 6-0'lık maçtı. Emin değilim. Erkek çocuklar "hocam hangi takımlısınız?" dedi; ama, millet acayip gaz, ya alkış tutacaklar ya makara saracaklar. Adam "Denizlispor" dedi. Bizimkiler "hhh?" diye, fısss bir söndüler, ahsjdakja.
Troll olsa adam ancak o kadar olur :D

Siz hangi takımlısınız?
Ben Beşiktaşlıyım.

Tikler gece gelecek, şimdi tiner çekmeye gidiyorum.
Fenerbahçe.


ms brownstone
(17.03.18)
tiner 2 oldu (beşiktaş)


freebird5406_2
(17.03.18)
Galatasaray.


Siyah-beyaz


Amaranta ursula
(17.03.18)
Beşiktaş.

Bir de çocukluğumdaki Henry & Bergkamp faktörü yüzünden Arsenal'i de çok severim. Yazmasam olmaz.


ravenclaw
(17.03.18)
PES'te Real Madrid alıyorum.
Takım tutmam. Futbol takip etmem.
Zaman zaman Snooker izlemeyi seviyorum. Şu aralar izlemeye de vaktim yok.


idexo
(17.03.18)
Beşiktaş +1903


Coyote
(17.03.18)
Maalesef fener.


Galatasaray.


Fenevbahçe


Ben de Beşiktaşlıyım ama ben futbolu takip ederken Sergen hâlâ Beşiktaş'ta oynuyordu, o kadar Beşiktaşlıyım.


kobuzchu kiz
(17.03.18)
Beşiktaş


dead and broken
(17.03.18)
Beşiktaş

kobuzchu kiz +1


duyond
(17.03.18)
Los Angeles Lakers.

Her hafta maç beklemek zorunda da değilim iki gecede bir maç var.


trabzonspor


jamswety
(17.03.18)
beşiktaş.


misterturist
(17.03.18)
Fenerbahçe.senelerdir İyi takip ederim ama ben hep 1988-1989 sezonunda kaldım


sl78
(17.03.18)
BullsSpor.

i.cdn.turner.com

tankingi bile beceremiyoruz. kanser olacağım.


AlsterWasser
(17.03.18)
Beşiktaş.

İzmir faktöründen dolayı Göztepe ve Altınordu'yu da seviyorum türkiye'den.

Avrupadan da Barcelona. NBA'de de Celtics.

Anket böyle doldurulur!!!


nundu
(17.03.18)
10 BJK
4 FB
4 GS
4 diğer

ile BJK önde gidiyor.


Beşiktaş diyorum ve artırıyorum.


theconqueror
(17.03.18)
Fenerbahce


battal gemalmaz
(18.03.18)
(8)

Bir köyün eski adını arıyorum Vol.2

orijinal duyurum: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1268090/bir-koyun-eski-adini-ariyorumBu duyuruda uşağı/uşak kelimesinin kökenini sorgulamaya kadar geldik ama sonuç çıkmadı. Duyurumu takip eden suserler de Kürtçe bilmiyorlar muhtemelen.Bu "uşağı/uşak" kullanımının kökeni hakkında, şayet yerel bir
orijinal duyurum: www.eksiduyuru.com

Bu duyuruda uşağı/uşak kelimesinin kökenini sorgulamaya kadar geldik ama sonuç çıkmadı. Duyurumu takip eden suserler de Kürtçe bilmiyorlar muhtemelen.
Bu "uşağı/uşak" kullanımının kökeni hakkında, şayet yerel bir ağızsa anlamı hakkında beni bilgilendirebilecek olan var mıdır? (illa Kürtçe midir ya da Zazaca mıdır bilemiyorum ama hep Kürt köylerine ve hep Malatya çevresinde verilmiş bu isim).
E orijinal duyuru pasta olmus? Yoksa internet kullanicilarina kapali mi?


Haldamir
(13.03.18)
hep Malatya'daki yerler cikmiyor. Bir onceki duyurunuzda arkadas sanirim sehven il/ilce kismina Malatya yazmis Nisanyan haritasinda. O sebeple sadece Malatya'yi gostermis.

Buyurun: nisanyanmap.com

Burada epey yerde oldugunu gorebilirsiniz. Dolayisiyla sadece Kurt koylerine verildigini bu ismin soylemek mumkun degil.

Ben usagi/usak kelimesinin Kurtce oldugunu dusunmuyorum. Pekala direkt bildigimiz, eski Turkce'den cocuk/oglu manasiyla kullaniliyor olabilir: lugatim.com


siradan bir adam
(13.03.18)
Ben de şöyle bir belge buldum. Başka yörelerde de kullanılmış sahiden. hbvdergisi.gazi.edu.tr


ben kurt ya da turkmen'den cok, acaba usagi ile alevi koyleri arasinda bir bag var mi onu merak ettim aslinda dusununce. Ama bilemiyorum. Tamamen spekulasyon.


siradan bir adam
(13.03.18)
@siradan bir adam Haklisiniz, nasil oldu bilmiyorum ama Malatya iline daraltilmis arama uzerinden konusmusum ben sadece. Bana da bir garip gelmisti. :)

Fakat bu 177 yerlesimden de en az 150si Kurt yeri gibi duruyor.


common of demons
(13.03.18)
@siradan bir adam, ben de şu an onu araştırmaya başlamıştım tam. :)


@ common of demons, 150'si sonucuna ben varamadim. Soyle kabaca bakinca 60 civarinin Kurt koyu ya da Kurtce konusulan nufusun da oldugu koy olarak kategorize edildigini saydim. Ama kabaca dedigim gibi.

Birkacinda Sunniler de var denmis ama sanirim geneli hakikaten Alevi. Osmanli Yer Adlari Sozlugu'nde cok fazla Usagi diye aratinca bir yer cikmiyor. Oradan hesapla bunun daha cok Cumhuriyet doneminde yayginlasan -belki yeni idari yapilanma ile koylere verilen adlar oldugu gibi?- bir isim oldugunu dusunmek de mumkun.

ve yahut bu gruplar konar gocerdi, sonra iste ya kendi istekleriyle ya da devlet zoruyla 1800lerde parca parca bir yerlere yerlestirildiler; isim olarak da hep usak verildi.

bu da spekulasyon elbette.


siradan bir adam
(13.03.18)
(7)

Bir köyün eski adını arıyorum

Malatya'nın bir Ermeni köyü ama internette hakkında hiç bilgi bulamadım. Köyde kalıntılar mevcut, ama toplum hafızasında da yeri yok maalesef. Acaba Agos gazetesine mail atsam şu adresten: agos@agos.com.tr yanıt alabilir miyim? Başka bir önerisi olan?
Malatya'nın bir Ermeni köyü ama internette hakkında hiç bilgi bulamadım. Köyde kalıntılar mevcut, ama toplum hafızasında da yeri yok maalesef. Acaba Agos gazetesine mail atsam şu adresten: agos@agos.com.tr yanıt alabilir miyim? Başka bir önerisi olan?
Belediye ve kaymakamlığı arayabilirsiniz. Ben de buna benzer bir iş için malatya'nın kurumsal yerleriyle görüştüm, pek bir şey çıkmadı ama siz yine de şansınızı deneyin. Eski isimleri bulmak zor oluyor, kütüphanelerin arşivlerine de bakabilirsiniz.


tabirimekruh
(12.03.18)
books.google.com şurada yeni adıyla bir arayın, bir ihtimal geçtiği kitaplardan önizlemelerde eski adı bahsediliyor olabilir.


@tabirimekruh ve @ atom karincanin torunu,
maalesef link de yardımcı olmadı.
Kaymakamlıklar uğraşmıyor dediğiniz gibi ya :/
Bilmiyoruz diyip geçiştiriyorlar.
Köyün günümüz adı Alhanuşağı bu arada. Alhan Uşağı ve Alhan diye de bakılabilinir.
Bu şekilde aradığım bir iki köy daha var ama şu an için bu köye yoğunlaştım.


nisanyanmap.com

Nisanyan'in haritasinda 1928'de verilmis bu isim cikti en eski, ilginc. Normalde daha cok ise yarar.

*uşağı diye aratinca ama hep Malatya'daki yerler cikiyor, baska sehirde kullanilmamis bu tamlama.
nisanyanmap.com

edit: Ustteki diger "uşağı'lar" Kurt yerlesimi hep, bu da oyle olabilir, Ermeni oldugunu nerden anladin?


common of demons
(13.03.18)
Kalıntılardan ötürü Ermeni köyü olduğunu düşünüyorum. Tabii bölge hiç köy olmamış olabilir o dönemde, bir süre terk edildilmiş, viran kalmış ve bir kaç on sene/yüz sene sonra kalıntı yakınlarına Kürtler yerleşmiş olabilir. Belki bir durak yeri, bir tür ruhani yer, yakınlardaki köylerin kullandığı mevsimlik tarım konaklama bölgesi de olabilir. Şu an bakınıyorum yani. Bölgenin Ermeni geçmişi olduğu kesin ama köy olması ve kaynaklara girmesi Kürtlerin bölgeye gelmesiyle de olmuş olabilir tabii. 1894 senesinde Alhanuşağı adıyla anılıyormuş ve köymüş: www.yumpu.com

Bu Kürt yerleşimi dediğiniz bölgelere "uşağı/uşak" denmesinin sebeb nedir? Kürtçe bir anlamı var mı acaba bu kelimenin?


Ben Kurtce bilmiyorum, bilen iki arkadasima sordum fakat anlamini -eger varsa- bilemediler.


common of demons
(13.03.18)
Uşak ilinin adındaki uşak Arapça aşıklar anlamındaki uşşâk mesela. Türkçede de uşak kelimesi var, oğul anlamında. Alhan'a odaklanın bence. Heraklesi Ereğli yapan bir dilimiz var. O da Ortadoğu'da hüküm sürmüş İlhanlıları aklıma getiriyor ama çok da sağlam bir tahmin değil.


(7)

uçak kazalarında ne zaman ölünüyor?

Mesela yangın esnasında insanlar şayet alevlerin arasında değilse, daha öncesinden zehirlenerek ölürlermiş. Bu sebeple yanmayı hissetmezlermiş.Uçak kazasında peki? Ani basınç değişiminden, oksijen sebebiyle falan havada mı ölüyorlar, yoksa uçak yere çakıldığı anda mı?
Mesela yangın esnasında insanlar şayet alevlerin arasında değilse, daha öncesinden zehirlenerek ölürlermiş. Bu sebeple yanmayı hissetmezlermiş.
Uçak kazasında peki? Ani basınç değişiminden, oksijen sebebiyle falan havada mı ölüyorlar, yoksa uçak yere çakıldığı anda mı?
Oksijensizlikten ölecek kadar uzun sürmüyor düşüş, çarpışmada ölüyorlar.


angelus
(12.03.18)
Ama öncesinde bayıldıkları için, bilinçleri kapalı oluyor değil mi çarpma anında?


Bayıldıysa teknik olarak dediğin gibi ama illa bayılacaklar diye de bir kural yok.


angelus
(12.03.18)
Yere cakildiginda zaten ucak ve insan vucutlari parçalanıyor.

Govde parcalanmayan ve hemen hemen ic dis tek parca halinde kaldigi kazalarda da carpma anindaki cilgin g kuvvetinden dolayi ic kanamadan oluyorlar vucutlarinda cizik olmasa bile. Orn Isparta atlasjet kazasi.

Onun disinda yine govdenin tek parca halinde kaldigi kazalarda kabin icinde sagdan soldan kopan cesitli parcalar yolculari olumcul derecede yaraliyor.

Yolcularin carpmadan sag ciktigi yanginli kazalarda da evet, dumandan zehirlenerek oluyorlar yanmaya kalmadan. Bu cogu vaka icin ev ve isyeri yanginlarinda da gecerli.

Ani basinc degisiminden hava olme yok havada ucagin parcalandigi kazalar disinda. Kazalarin buyuk cogunlugunda olum yerde ve carpma aninda.


stavro
(12.03.18)
Kabin ici basinc sistemi arizalari haric havada bilinç kaybetme de yok. Cogu zaman carpma anina kadar herkesin bilinci acik. Yani olumu goruyorlar kisa bir sure oncesinden. O korkuyu yasarayak oluyor kurbanlar cogu zaman.


stavro
(12.03.18)
Yolcuların havadayken kabin içi basınç sistemindeki arızadan dolayı bayıldığı kazaya örnek olarak: Ağustos 2005 helios uçak kazası.

Uçak yere çakılmadan önce kendilerinde değillerdi.
www.google.se


İçin el verirse @bir fincan kahve ile film izlemek'in bahsettiği kazanın olay sonrası görüntüleri var internette. Bir fikir verebilir.


(3)

ısıtıcı

İş yerinde çalıştığım odada bir ısıtıcı var, sıcak hava üflüyor. Hep de çalışmıyor ama dışarısı -17 derece falandı geçen hafta sık sık açıyorduk.Çalıştığım yerde iki kişiyiz ve en az 60 m2'lik bir oda. Kocaman. İkimiz de ısıtıcıdan çok memnunuz. Ben açmamışsam veya mesaim daha geçç saatte başlıyorsa
İş yerinde çalıştığım odada bir ısıtıcı var, sıcak hava üflüyor. Hep de çalışmıyor ama dışarısı -17 derece falandı geçen hafta sık sık açıyorduk.

Çalıştığım yerde iki kişiyiz ve en az 60 m2'lik bir oda. Kocaman. İkimiz de ısıtıcıdan çok memnunuz. Ben açmamışsam veya mesaim daha geçç saatte başlıyorsa oda arkadaşıma göre, görüyorum, oda arkadaşım açmış oluyor ve direkt ayaklarımıza doğru tutarız.
Yan odadaki tip de, gelip gidip, "bu ısıtıcı rahatsız etmiyor mu?, çok sıcak olmuyor mu? biraz kapamak istemez misiniz? havası çok kuru bu odanın, değil mi? bu kuru hava gözlerinizi rahatsız etmiyor mu? Nefes alırken burnunuzda batma yaratmıyor mu bu sıcak hava? Bu kadar sıcak hava gözlere ve burna iyi değil" falan diyor. Gün içinde, her geldiğinde. Odanın ısısı da 24 derece falan, sanki 30 derece yaptık içeriyi.
Ben de başta, "bizi rahatsız etmiyor. biz iyiyiz. bir sorun yok" falan diyordum. Keza arkadaşım da öyle diyordu.
En sonunda uyuz oldum, tam "ısıtıcı çok...." dedi gene bir gün içeri girdiğinde, "kırkıncı kere soruyorsun ama cevabımız değişmedi. Biz ısıtıcıdan memnunuz ve hayır, kapamayı düşünmüyoruz. Artık bu cevabın değişmeyeceğini anladıysan, lütfen işine bak. kes artık." dedim.

Lan, bir insan, çalışmadığı odadaki havaya, ısıtıcıya ne bokuma karışır ki? Faturayı babası ödüyor sanki pezevengin.
Kaldı ki, ısıtıcı en fazla böyle soğuk günlerde çalışıyor. Uyuz oldum.
Adamın günlük motivasyonu, bizim odaya girip ısıtıcımızı kapattırmaya çalışmak.
çok uyuz oldum ama öyle böyle değil.
Anlatayım dedim.
Canım ısıtıcım.
Cayır cayır yak geç. Laf edene de he hee de.

Ben de severim sıcacık ortamı. Bir de kadınların hemoglobini daha düşük oluyor, hele de regl dönemine yaklaşırken daha çok üşüyor insan.


old possum
(10.03.18)
bizim çaycı abla da böyle; çayı bırakıyor, "üff çok sıcak olmuş burası" diyip kapıyı sonuna kadar açıp gidiyor. lan biz üşüyoz belki? kaç kere söylüyorsun, 2-3 gün sonra yine aynısı.
takıntılı hasta tipler bunlar, kendine göre doğru varsa illa onu uygulayacak. control freak, o ısıtıcının orada olması onu rahatsız ediyor.

bir ihtimal sohbet kurmaya çalışan ama konu bulamayan tiplerden de olabilir. ben paramı hastaya koyuyorum ama.


Bruce
(10.03.18)
mikro-kontrol delisi insanlar işte.


sopiro
(10.03.18)
(19)

En sevdiğiniz

ama en en en sevdiğiniz çorba hangisidir? Tek bir tane seeceksiniz :DBenim şöyle sarımsaklı tarhana çorbası. ♥
ama en en en sevdiğiniz çorba hangisidir? Tek bir tane seeceksiniz :D
Benim şöyle sarımsaklı tarhana çorbası. ♥
Süzme mercimekli


benaslindayohum
(03.03.18)
kelle paça. ama terbiyeli olmalı. daha besleyici bir çorba olmayabilir.


alperz
(03.03.18)
evde: mercimek.
dışarıda: kelle paça (yağsız ve temiz olacak, her yer güzel yapamıyor)


tabudeviren
(03.03.18)
düz, kremasız domates çorbası, kaşar yerine kekik serpilmiş


freebird5406_2
(03.03.18)
Evde benim veya annemin yaptigi yogurtlu corba. Yayla corbasi diyor insanlar da biz yogurt corbasi diye ogrendik, un filan da koymayiz icine. Yarma bugday olacak icinde, yogurt su ve nane.
Her gun yesem bikmam. Sicak/soguk, kahvalti, aksam yemegi... hic farketmez. Her zaman her an yerim.


kuehles blondes
(03.03.18)
Anne tarhanasiyla bol acılı, bol sarımsaklı , borülceli tarhana çorbası. kiracaksin kuru yufkayı gömeceksin.

+9 hastalık savar.


westblack
(03.03.18)
Mercimek.


oxyden
(03.03.18)
mercimek çorbası


nice tnetennba
(03.03.18)
dışarıda mercimek
evde kremalı sebze


basond
(03.03.18)
Ezogelin çorbası.


Tarhana


Delay Fuze
(03.03.18)
Süzme mercimek.


mutekebbir
(03.03.18)
Ezogelin


poncikkurabiye
(03.03.18)
Normalde mercimek. Ama şirketin yemekhanesinde bir havuç çorbası yapıyorlar, içmeye doyamıyorum. Yok böyle bir lezzet.


auroraaurora
(03.03.18)
Ezogelin


ms brownstone
(03.03.18)
Mısır çorbası= tarhana


Amaranta ursula
(03.03.18)
asiri limonlu sebze corbasi.

lahanali, havuclu, brokolili...


e haliyle
(03.03.18)
Mantar


beyaztenlikiz
(03.03.18)
(4)

Uzay-savaş

uzaya roket istasyonları kurmak, bu istasyonları roketler ve nükleer silahlarla yüklemek ve olası bir tehlikede düşmanları roketleyip, nükleerlemek mümkansız mıdır? Bu düşmanlar da dünyada bu arada. mesela amerika, uzay istasyonu kuruyor ve kuzey kore'yi roketliyor bu şekilde. neden dünyadan değil d
uzaya roket istasyonları kurmak, bu istasyonları roketler ve nükleer silahlarla yüklemek ve olası bir tehlikede düşmanları roketleyip, nükleerlemek mümkansız mıdır? Bu düşmanlar da dünyada bu arada.
mesela amerika, uzay istasyonu kuruyor ve kuzey kore'yi roketliyor bu şekilde.
neden dünyadan değil de uzaydan derseniz, mesela öyle gerekmiş olsun.
ben daha çok teknik olasılığını merak ediyorum.
Uzayda sürekli radyasyon var ve sıcaklık değişimleri çok fazla. Uzay bu tip silahların bozulmadan uzun süre bekleyebileceği bir yer değil. ISS'de bile bir sürü arıza çıkıyor içinde insan yaşamasına rağmen.


dissendium
(28.02.18)
dünyanın etrafı çöplüğe dönmüşken, öyle riskli bir uyduyu yukarı göndermek mantıklı değil.
www.kozmikanafor.com
www.youtube.com


rhan
(28.02.18)
Reagan zamani dusunulmustu bu: en.wikipedia.org


common of demons
(28.02.18)
Saatte 36000 km/h ile sabit yörüngede dönen bir uyduyu teleskopla bile görebilirken o uyduyu vururlar sonra da allah allah kontesi kim sikti derler. Kim vurduya gider yapanı bile bulamazsın :)


(6)

En beğendiğiniz İspanyalı

Yakşamlar. En beğendiğiniz İspanyalı yazarlar kimlerdir? İspanyalı olması kaydıyla, Bask olur, Katalan olur, Galiçyalı olur... O kısmı fark etmez yani.
Yakşamlar.
En beğendiğiniz İspanyalı yazarlar kimlerdir?
İspanyalı olması kaydıyla, Bask olur, Katalan olur, Galiçyalı olur... O kısmı fark etmez yani.
İspanyol/Latin edebiyatı adı altında bir sürü sevdiğim yazar var ama İspanya doğumlu birini bulmakta baya zorlandım. Şöyle bir düşününce bir tek Miguel De Unamuno'yu okudum sanıyorum. Güzel bir abimizdi.


ravenclaw
(24.02.18)
carlos puyol


eksimeksi
(24.02.18)
ispanyolca yazan buyuk isimler var da... ispanyali bilemedim. cervantes?


e haliyle
(24.02.18)
Carlos Ruiz Zafon


aychovsky
(25.02.18)
Gabriel Garcia Marquez. Ama başka İspanyol bilir misin diye sorsan, ona da hayır derim.


reyals
(25.02.18)
Cervantes evet, herkesin ilk aklına gelen :)
Marquez, İspanyalı değil bu arada, Kolombiyalı.


(5)

homo sapiens vs. neandertal (bilim insanlarına bu sorum)

benim bu konuda aklım karışık.Homo sapiens denen bir tür var. Bir de bundan daha farklı olan Neandertal var ve soyları tükendi. Bu durumda, atalarımız Neandertallerle çiftleştiğinden, doğan bebekler yeni bir tür olmaz mı? Karışıyor işte ya? Ben mesela 316 neandertal variantı taşıyormuşum. Bu oran no
benim bu konuda aklım karışık.

Homo sapiens denen bir tür var. Bir de bundan daha farklı olan Neandertal var ve soyları tükendi. Bu durumda, atalarımız Neandertallerle çiftleştiğinden, doğan bebekler yeni bir tür olmaz mı? Karışıyor işte ya?
Ben mesela 316 neandertal variantı taşıyormuşum. Bu oran normal bir homo sapienste 0 olmalıydı. Mesela Afrikalılarda bu oran 0. Avrupa insanının %90'ından daha fazla Neandertal variantı taşıyorum. Amcam'da 220 variant ile Avrupa populasyonunun sadece %6'sından daha fazla variant taşıyormuş.
Bu taşıdığım komponent ile belli ki benim atalar farklı bir tür ile birbirlerini becermişler yani.

Bu neandertal DNA'sı taşıyanlar neden hala homo sapiens olarak adlandırılıyor? Ayrı bir tür olarak adlandırılmamasının bilimsel açıklaması nedir(diğer h.sapiensler ile sağlıklı döller üretebilmesi mi? yoksa yeni bir tür olarak adlandıramayacağımız kadar ufak bir komponent oluşu mu? ya da başka bir sebebi mi var?)
Homo sapiens diye bir tür var, bir de onun alt türleri var. Homo sapiens sapiens (şu anki insanlar) ve neandertaller. İki tane daha var. Yani bunlar farklı tür değil, aynı türün iki farklı alt türü. Senin diğer alt türden biraz parçan olması seni o alt türe ait yapmıyor, seni başka bir alt tür de yapmıyor.


evrimagaci.org

"Modern genetik veriler, biz modern insanlar ile Neandertaller'in Avrupa'da karşılaşması sonrası çiftleştiklerini net olarak gösteriyor. Asya ve Kafkas toplumlarının genlerinin %4 civarı Neandertal genlerinden oluşmaktadır (buradaki yüzde, spesifik bir genin birebir Neandertaller'den alınma oranını göstermektedir, genetik benzerliği değil).

Eğer ki evrim-öncesi tür tanımlarını (liselerde kullanılan "biyolojik tür tanımı" gibi) kullanıyor olsaydık, farklı türlerin birbiriyle çiftleşip verimli döller vermesini bekleyemezdik. Bu nedenle Neandertaller uzun bir süre Homo sapiens neanderthalensis olarak anılmıştır. Ancak bu saçmaydı, çünkü Neandertaller bizden ciddi anlamda farklıdır.

Evrimsel biyolojinin daha iyi anlaşılması ve tür tanımlarının daha kapsamlı hale gelmesi sayesinde, farklı türler olup da birbiriyle yakın akraba olanların da verimli döller verebileceğini keşfettik.

Türlerin sadece çiftleşme kapasitesine göre ayırt edilemeyeceğini öğrendik. Her ne kadar bu önemli bir ölçüt olsa da, genlerin söylediklerinin çok daha güçlü bilgiler verdiğini fark etik. Böylece bu sorun ortadan kalktı: Neandertaller Homo neanderthalensis, biz modern insanlar Homo sapiens olarak iki gruba ayrıldı."


AlsterWasser
(19.02.18)
"... Irk Karışımı Teorisi'ne göre, Sapiens'i Neandertal topraklarına yayılınca, iki insan nüfusu tamamen birleşene kadar birbirleriyle karıştılar. Eğer gerçek buysa, bugünkü Avrasyalılar saf Sapiens değil, Sapiens ve Neandertallerin karışımıdır.

...

Buna karşılık "Yerine Geçme Teorisi" başka bir kurgu anlatır: uyumsuzluk, tepki ve hatta belki de soykırım. Bu teoriye göre Sapiens ve diğer insanların farklı anatomileri vardı ve muhtemelen çiftleşme alışkanlıkları hatta vücut kokuları bile farklıydı, dolayısıyla birbirlerine cinsel ilgi duyma ihtimalleri düşüktü. Yanı sıra Neandertal bir Romeo ve Sapiens bir Juliet aşık olsalar bile üretken çocuklar yapamazlardı, çünkü iki tür arasındaki genetik uçurum çok büyüktü. Bu yüzden iki tür birbirinden tamamen ayrışmış olarak var oldular ve Neandertaller tamamen ölünce veya öldürülünce, genleri de onlarla birlikte yok oldu. Bu görüşe göre Sapiens diğer türlerle hiç karışmadan onların yerine geçti.

...

Modern Ortadoğu ve Avrupa insanı DNA'sının yüzde 1 ila 4'ünün Neandertal DNA'sının olduğu ortaya çıktı. Bu büyük bir oran değil ama önemli.

...

Eğer bu sonuçlar gerçekse - bu arada araştırmaların hala sürdüğünü ve gelecekte de bu bulguların doğrulanacağını veya değişeceğini öngörmekte fayda var- Karışım Teorisi taraftarları en azından bazı konularda haklı çıkmıştır denebilir. Yine de bu bulgulara göre, Yerine Geçme Teorisi tamamen yanlış anlamına gelmez. Günümüzdeki insanın genomunda sadece küçük bir miktar Neandertal ve Denisova DNA'sı bulunduğundan, Sapiens ve diğer türler arasında tam bir "karışım" bulunduğunu iddia edemeyiz. Her ne kadar aralarındaki farklar üretken bir cinsel ilişki kurmalarına engel olacak kadar büyük değilse de, bu tür ilişkilerin nadiren gerçekleşmesini sağlayacak kadar da büyüktü.


...

"

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

(bkz: copy paste değil alınteri)


Bunlar hala benim kafa karışıklığımı gidermiyor. Evrim Ağacındaki bilgileri zaten biliyorum.
Anlamadığım şu; bir english cocker spaniel ve amerikan cocker spaniel çiftleştiğinde, doğan döllere ne english, ne american diyoruz. Kırma diyoruz. Bu durumda neandertal dna'sı taşıyan modern insan neden hala homo sapiens diye geçiyor?(Avrupalılar ve Orta Doğulular)
Aynı şekilde Denisova dna'sı taşıyanlar da homo sapiens oluyor?(Malenezyalılar ve Aborijinler).
Hiçbirini taşımayanlar da homo sapiens oluyor(Afrikalılar, Uzak Doğulular, Amerikan Yerlileri, Güney ve Orta Asyalılar).
Burada bir hata var gibi.


Selam, diger cevaplara hizla goz attim ama tekrara dusersem affedin. Neandertallerin ayri bir tur olmmasi durumu biraz karisik. Gecenlerde bir antropologla ayakustu tartistigimda "aslinda neden ayri tur olarak saymaliyiz ki?" diyordu. Ama genetik veriler de antropolojik veriler de ayri tur sayilmasi gerektigini dogruluyor ama bu durum alisilagelen tur tanimini bozuyor. Bu noktada bilim insanlari genel olarak tur tanimini gozden gecirmek gerektigini dusunuyor diyebilirim.

Karisma olayina gelecek olursak, AFRIKA DISINDA YASAYAN TUM Homo sapiens TOPLUMLARI NEANDERTAL DNASINI FARKLI ORANLARDA TASIYOR. Bunun sebebi Homo sapiens Afrika'dan cikar cikmaz bu karismanin gerceklesmis olmasi. O karismayi tasiyan insanlar tum dunyaya yayilmislar. Ancak Neandertal Afrika'ya ugramadigindan orada bir karisma gerceklesmemis. Lakin orada da baska turlerle karisma oldugu yakin zamanda tespit edildi. (www.youtube.com - 2. dakikada basliyor.)

Bu ciftlesmenin cocuklari ayri bir tur olarak adlandirilmiyor, cunku tur tanimi dedigim gibi su an icin sorunlu. Zaten soyle bir durum da var, Neandertallerden gecen DNA parcalarinin buyuk kismi negatif secilime ugramis ve yok olmus durumda. Su an bizde bulunan parcalar ise cogunlukla pozitif secilimin sonucu. Mesela bu parcalar bagisiklik sistemi genlerinde bol bulunuyor. Cunku Neandertaller Avrupa ve Asya'daki patojenlere karsi halihazirda direncli idiler. Afrika'dan gelen Homo sapiens ise bu patojenleri tanimiyordu. Neandertallerden aldigi bu parcalar ise yaradi ve genomda kaldi. Ama mesela ureme ile iliskili genlerde negatif secilim goruluyor. Cunku muhtemelen Neandertal varyantlari ureme konusunda sikinti cikariyordu.

Kopek ornegini vermissin ama bu ornekte iki sorun var. Birincisi, kopek evcillestirilmmis bir tur, yani dogal bir populasyon degil. Ikincisi kopekler zaten bir biyolojik tur olarak sayiliyor. Yani biyolojik olarak hepsi ayni tur olmus oluyor.

Bu konuda yakin zamanda yaptigim bir sunum ve birkac sene once yazdigim bir yazi var. Mail adresini yollarsan, gonderebilirim.


evrim halkasi
(19.02.18)
(4)

First World Problems

günlük yaşamda sizi sinir eden first world problemleriniz nelerdir? Mesela, ben başlayayım; her makarna yapışımda kettle’a su koyup kaynamasını beklemekten nefret ediyorum.
günlük yaşamda sizi sinir eden first world problemleriniz nelerdir?
Mesela, ben başlayayım; her makarna yapışımda kettle’a su koyup kaynamasını beklemekten nefret ediyorum.
mesela durakta otobüs bekliyoruz. o ara durağa başka otobüslerde giriyo. bizim bineceğiimiz otobüs de bu yüzden bayaa bi geride duruyo. inenecekler için de kapıyı açıyo haliyle. bu arada bu otobüse binecek herkes başlıyo otobüsün durduğu yere koşmaya. biri koşunca öbürü de koşmaya başlıyo filan. millet 150 metre geriye gidiyo. e ben gitmesem ibne şoför bi daha durağa girmicek nası olsa yolcu geldi diye. mecbur bende gidiyorum nefret ede ede. tabi bu arada öndeki otobüsler çoktan gitmiş oluyo. böle 150 metre geride yolun ortasında yolu alan bi otobüs kalıyo geriye. arkadaki arabalar küfrediyo, korna çalıyo vs vs. tam bir kaos mk. hayata küstürdü bu olay beni. köyüme dönmeyi düşünüyorum.


spirit crusher
(07.02.18)
Ya yemin ediyorum, dün bununla ilgili duyuru açacaktım. Hatta en başta kendi derdimi paylaşıp buraya soracaktım. Gecikmeli telepati oldu herhalde :D

Bende bunlardan çok fazla ama bana acımanızı istemiyorum. Bu yüzden birkaçı yeterli olur zannedersem:

-WhatsApp'ta sohbet ederken iki taraf da yazıyor ama sonra iki taraf da yazmayı bırakıp diğerini bekliyor ya, buna çok sinir oluyorum.

-Jelibonu çok sevdiğim için çok yiyorum ama çok yiyince de dişlerim kamaşıyor.

-Telefonumda müzik dinlerken silmeye kıyamadığım ama çıkınca da direkt atladığım onlarca şarkı var. Boş yere de yer kaplıyor birçoğu :(

-Yatakta iken, şarjda olan telefonumla oynamayı seviyorum ama priz olan tarafa doğru yatmak zorunda kalıyorum, bu da sağ omzumu ağrıtıyor.

-Sol kulağım sağır. Sağ tarafıma yatınca tüm seslerden izole oluyorum ve daha rahat uykuya dalıyorum ama uykum gelene kadar o şekilde yatmak yine sağ omzumu ağrıtıyor.

Burada keseyim en iyisi.


m e b
(07.02.18)
montun cebinde biriken fisler/kredi karti slipleri.


hot potato
(07.02.18)
@m e b - Rossmanlarda vegan jelibonlar satılıyor, onları deneyin derim. Normalden pahalı biraz ama kamaşma yapmıyor.

Benim FWP listem şöyle:

İşten güçten gelip, ev işlerini halledip, kahvemi yapıp "ya şöyle iki dakika oyalanayım" diye laptopımı alıp oturduğumda, şarjının %3 falan kaldığını görüp tekrar kalkmak zorunda olmak

Personal Trainer, taksi şöförü vs gibi insanların sunduğu hizmete ihtiyacım olması ama bunu yaparsam onlarla sohbet etmek zorunda kalmam (hizmet sektörüne gıcık değilim, genel olarak insanlarla iletişim kurmak beni geren nokta)

Telefonda okunmamış mesaj, email, güncelleme, Instagram hikayesi gibi şeylerin işaretlerinin durması... Her şey sıfırlanmış olsun istiyorum, hiçbir bildirim olmasın. Sanki telefonum dağınıkmış gibi geliyor diğer türlü.


sopiro
(07.02.18)
(13)

Hamile olduğunu fark etmeyen kadınlar

hakkında ne düşünüyorsunuz? Hani şu, "karın ağrısıyla gitti, doğum yaptı" tarzı, 9 ay 10 gün boyunca hamileliği fark etmediğini söyleyenler hakkında. Bu bana imkansız geliyor ve sahiden inanmıyorum bunlara. Kilodan ötürü ya da yapısından ötürü hadi karnı şişmeyebiliri bunu anlarım da; bebek tekme at
hakkında ne düşünüyorsunuz? Hani şu, "karın ağrısıyla gitti, doğum yaptı" tarzı, 9 ay 10 gün boyunca hamileliği fark etmediğini söyleyenler hakkında.
Bu bana imkansız geliyor ve sahiden inanmıyorum bunlara.
Kilodan ötürü ya da yapısından ötürü hadi karnı şişmeyebiliri bunu anlarım da; bebek tekme atarken ne düşünüyorlar acaba, bağırsağı ve karaciğerinin yer
değiştirdiğini falan mı?
doktorlara tabii sorum: böyle bir şey nasıl mümkün?
bizimle billur geçtiklerini.


eeb
(29.01.18)
9 koca ay regl olmayan kadın "hayırdır" demiyorsa ben hiç bir şey bilmiyorum arkadaş. millet 10 gün gecikince doktora koşuyor.

ilave olarak bebeğin döndüğünü insan hissetmeyebilir mi, bilmiyorum. zira karnının içinde 3-4 kiloluk bir herif lambur lumbur dönüyor bildiğin. tekme atıyor, dönüyor falan. bilemiyorum. ben hamilelikte sırf bu yüzden uykudan uyanan kadınlar biliyorum.

galiba bizi yiyorlar.


babilbaligi
(29.01.18)
regl olmama konusu nedeniyle bana çok garip geliyor. düzensiz regl olanlar ilk birkaç ay anlamayabiliyor ama 9 ay "neler oluyor" dememek için çok uzun bir süre.


ofelia
(29.01.18)
Ben ilk başta bu konuda "5-6 ay adet görmeyince şüphelenmiyorlar mı?" diye düşünüyordum. Sonra 9-10 ay adet göremeyen insanlar gördüm. Bunun dışında hamilelikte ufak kanamalar olup adet zannedilebiliyormuş. Bebeğin içerde büyüdüğünün farkedilmemesi bazen şişmanlıktan, bazen de genetik/hormonal koşullardan dolayı bebeğin gelişme problemlerinin olmasındanmış.

Cryptic pregnancy diye aratabilirsin meseleyi. 2500 hamilelikten birinde oluyormuş.

Tabi bunun dışında bariz yalan söyleyen ve gerçeği inkar edenler varmış, bunların oranı %10-20 arasıymış bu olaylarda.


cleric
(29.01.18)
ben erkek halimle aaa aylardır regl olmuyorum diyorum. saçmalık. saklama amaçlı.


carabelli
(29.01.18)
Bazı kadınların çok ciddi adet düzensizliği oluyor genelde eğitimsiz ve sosyokültürel düşük kesimde bunu hiç takip etmeyen kadınlar da var. Psikolojisi bozuksa, hormonal bozukluğu varsa, beslenme yetersizliği varsa regl olmayıp üstüne aylarca fark etmeyebilir. Sıkı diyete giren ve hatalı beslenen bir kadının 3-4 aylık diyet sonucu adet düzensizliği ve amoneresi başlayabilir. Düzenli regl olmak her kadının sahip olduğu bir durum değil, dünyada bir sürü kadın hastalığına sahip kadınlar var ancak belki tedavi olmuyorlar ya da oluyorlar bilemeyiz. Burada bilinçlilik devreye giriyor. Bebek gelişimi normal olduğunda kilolu değilse fark ederler ama kiloluysa ve bazı kadınların genetik olarak karın içi esnekliği fazlaysa kilo aldı zanneden oluyor. Tabiki bunların hepsi bilinçsizlik ama yok değil. Bu arada kadın doğumcu bit arkadaşım çok nadiren de olsa hamile olmasına rağmen 7-9 ay az miktarda regl olmaya devam eden kadınların da olduğunu söylemişti. Akıl sağlığı yerinde olmayan kadınlar da oluyor.


neferkitty
(29.01.18)
hamile olduğun fark etmediğini söyleyen kadınlar, içinde bulundukları şartlarda hamile kalması mümkün olmayan kadınlar. yani daha yaşı küçük, evli değil, ailesiyle yaşıyor, dar bir çevrede yaşıyor vs.

hamile olduğunun bal gibi de farkında. ama ne desin, baba beni hamileyim mi desin? saklıyor. anasına babasına çevresine kilo aldım diyor. %99'u eminim bu şekilde. sadece çevresinden saklamak için.

yoksa evli barklı bir yaşam içinde hamileliğini fark etmeyen kadın ben hiç görmedim.


kibritsuyu
(29.01.18)
kuzenim 4. ayında hamileliğini fark etti. 4. ayda aldırmaya falan kalkıştı. nasıl anlamadı hala ben de anlayamıyorum.

toplu yanıt: aldırmadı, hamileliğini öğrendiğinde evliydi, yeni doğum yaptı. fazla kilosu yok, hatta zayıf. regl düzensizliği olup olmadığını bilmiyorum, sormadım. ama oluyormuş.


pinkpeony
(29.01.18)
Almanyada, erkek arkadaşıyla birlikte yaşayan, Alman, herhangi bir "gebe olduğumu anlarsa abim vurur babam gömer" durumu olmayan kız da hamile olduğunu anlamayabiliyor. Anlamamış yani, bildiğim örnek. Esas tr'de herkes herkesin ailesinin içini, kilosunu, cinsel hayatını maşallah pek yakın takip ettiği için, evlenene 3. ayda bebek sormaya başladıkları için vb. Tr'de anlaşılmaması tuhaf olur. y.dışında daha normal. bilinçsiz kadın oralarda da var.
"Çocuk kımıldmaz mı nasıl anlaşılmıyor" diyenler için de:
annem 5 gebelik geçirmiş bir kadın. hepimizin hareketlilik oranları farklı farklıymış. Ortanca kardeşim en az hareketli olanmış. annem bazen korkarmış hatta çocuğa bir şey mi oldu kımıldamıyor diye. öyle tekme filan da atmaz annemin deyimiyle "seyirirmiş" sadece.
Hiç gebe kalmadım ve adetlerim de saat gibi düzenlidir ama mesela ben bağırsaklarımdan hastayım. Senelerdir karnımda bando çalıyor :P Bir de adet düzensizliği veya kilo sorunum olsaydı ve biyolog olup her haltı takip eden bir kadın olmasaydım belki de anlamayacak olabilirdim. Her mevsim geçişinde ben kusmaktan bulantıdan ölüyorum mesela, bu gebelikten değil, akla bile gelmez. Böyle insanlar var. Ya da ağır spor yapan var, o kadar ki karın kasından normal doğum yapamayan var. O kadınlar fark etmeyebilir. Var da var.


niye ama
(29.01.18)
Bazi kadinlar hamile olsalar bile adet görmeye devam edebiliyorlarmis. Hormonal bozukluk galiba. Bir tane yumurta döllenmis, rahimde gelisiyor olsa bile her ay yeni bir yumurta daha atiliyor. Bana da cok ilginc gelmisti ilk duydugumda.


chitosan
(29.01.18)
100 kiloysa ve adet düzensizliği yaşıyorsa gayette mümkün.


for day to break
(29.01.18)
Annem bana hamile olduğunu ben dört buçuk aylıkken öğreniyor. Annemin ablası çok erken (39 yaş) menapoza girmiş. Annem de bana hamile kaldığında (39 yaş) tıpkı anladı gibi menazpoza girdi sanmış. Dördüncü ayda kilo aldığını fark edince şüphelenmiş ilk olarak.


4 ayda fark etmek abartı, şaşılacak bir durum değil. 5 ay bile abartı değil bence duruma göre. Menopoza girdim zannedilir yaşı varsa, bir düzensizlik varsa normalde de o beklenebilinir, vs. Çocuk daha oynamaz 4 ayda; bu sebeple anlaması için tek etken, şayet bulantı gibi belirtiler de yaşamıyorsa, kilo ve regl kontrolü.
Yani kontrol de etmese, kilo aldım zannetse de, bu çocuk illa ki 5. aydan sonra oynayacak. öyle anlar.

9 ay boyunca regl görmenin de bu kadınların hepsinin ortak noktası olduğunu zannetmiyorum. 9 ay boyunca regl gören de yok esasen.
O kanamalar regl ile karıştırılan, "yerleşme kanaması", bazı durumlarda da "sporodic" denen belli sebepleri olan kanamalar.
Yerleşme kanamaları da genelde 3 ay sürüyor, 9 ay değil ve oldukça yaygın. yukarıda bahsettiğim "üstüne görme" durumu genelde bu yerleşme kanaması oluyor.
Diğer sebep de(sporodic denen), plasentada sorun olması, seks, servikste değişmeler sebepli kanamalar oluyor ve regl ile karıştırılıyor. Bir doktor gelse de şu soruya "yok aslında regl de olunur" dese bari.

Kilo bile ancak görüntüyle alakalı bir durum; kilo, hormon, üstüne görme, düzensizlik,... bunların hiç biri karındaki plasenta ile birlikte en aşağı 5-6kilo gelen sertliği ve oynamasını engelleyen, bu hissiyatı imkansız kılan durumlar değil.
Ben hala inanmıyorum bu sakillere.

"niye ama" inan, hamile kalsan, kaburgalarına ayaklarını dayayan, kafasını komple sağ tarafından sol tarafına sadece bir iki saniyede götüren(bazen ışığa, bazen sese göre) , canı sıkılınca karnında gerinmeye çalışıp sana "işte yırtılıyorum galiba" hissini yaşatan, arada sırada hıçkırık bile tutan canlıyı fark edersin. Gaz ile ya da başka bir şeyle karıştırmak bence sahiden mümkün değil.


(6)

çaydanlık

demliği cam olan çaydanlıklardan almak istiyorum. böyle bir şey: https://cdn.tekzen.com.tr/images/product/korkmaz/2237772/korkmaz-a074-luna-cam-demlikli-caydanlik_500x500_1.jpgKullanan varsa bana hem marka tavsiyesinde bulunup, hem de cam demlikten memnun olup olmadığını söyleyebilir mi?(Elektrikli
demliği cam olan çaydanlıklardan almak istiyorum. böyle bir şey: cdn.tekzen.com.tr
Kullanan varsa bana hem marka tavsiyesinde bulunup, hem de cam demlikten memnun olup olmadığını söyleyebilir mi?
(Elektrikli çaycı istemiyorum).
Tantitoni nin caydanliklarina bak derim. Ben kullaniyorum memnunum


goochie goochie
(28.01.18)
tantitoni gördüm amahiç kulanmadım önceden. Ateş kararma yaptı mı altında?


Cam ocagim var 6 aydir kullaniyorum henuz bir kararma olmadi.


goochie goochie
(28.01.18)
Ben kullandım altı da üstü de camdı. Alt kısmı kireç tutuyordu sık sık temizlemek gerekiyordu. Üst kısmının da ucu kırılmıştı çok ince bir camdı. Çok şık duruyorlar ama o kadar kullanışlı değiller.


Benim fikrim çelikten bir yukarı porselenden bir aşağıda cam demlik efendim.


hedep
(28.01.18)
o görseldeki çaydanlığı kullanıyorum 10 gündür. Öncesinde porselen kullanıyordum porselenden çok memnundum. Camı çok ince 2. günü kapağını kırdım parça istedim. Ayrıca tadı porselendeki gibi değil porselen daha hoş bi tat veriyor. Tek artısı ibrik kısmı porselen gibi damlatmıyor.


Angelismeee
(29.01.18)
(17)

Bu ne? (koşun anketçiler)

Mor lahana mı? Kırmızı lahana mı?Ben ne düşünüyorum? Göz var, izan var şimdi Allah için. Bu mor. Ama, çoğu kimse kırmızı lahana dediğinden sanırım, kırmızı lahana benim de ağzımdan daha rahat, daha doğal çıkıyor.
Mor lahana mı? Kırmızı lahana mı?

Ben ne düşünüyorum?
Göz var, izan var şimdi Allah için. Bu mor.
Ama, çoğu kimse kırmızı lahana dediğinden sanırım, kırmızı lahana benim de ağzımdan daha rahat, daha doğal çıkıyor.
ben mor diyorum bir sıkıntı yaşamadım şimdiye kadar.


AlsterWasser
(26.01.18)
Mor lahana.


kara lahana diyoruz biz


frankie
(26.01.18)
mor lahana. kara da bu ayrıca i.milliyet.com.tr


Mor lahana diyorum


cabiday
(26.01.18)
kara lahananın sarması olur ya(bayılırım), pazıya benzer yapraklı, koyu yeşil bir bitki. Siz hepten kopmuşsunuz frankie :)


Ben de mor lahana diyenlerdenim.


fraise
(26.01.18)
mor. kırmızı lahana dendiğini hiç duymadım


ladyinblack
(26.01.18)
eskiler kırmızı diyor gibi bir intiba oluşmuş bende, bilemedim.

kırmızı lahana için 1.220.000, mor lahana için 424.000 sonuç çıkıyor google'da. ben ne dediğime karar veremedim, bir arkadaşım çok sevdiği için mor lahana diye tutturur hep, ondan geçen bir mor aşinalığım var ama kırmızı lahana bana da daha yaygın geliyor.


Bruce
(26.01.18)
Mor lahana diyoruz biz valla.


kuehles blondes
(26.01.18)
Kırmızı lahana diyoruz.
Mor diyen de olduğunu görünce google'ladım 422000 mor,1360000 kırmızı lahana sonucu buldu.


mor lahana derim. kırmızı dendiğini duymadım.


theseachange
(26.01.18)
Bizim burada kırmızı kelem derler. Karadeniz'in en buyuk ovasından bildiriyorum


sl78
(26.01.18)
bunun ismi kırmızı lahanadır, evet mordur ama kırmızıdır ve burda yorum yapanların hepsi hayatı boyunca buna kırmızı lahana demiştir şuan hepsi mala bağlamış vaziyette mor ne abi


docrivers
(26.01.18)
kırmızı lahana. bu kadar mor lahana diyen olduğunu görünce şaşırdım.


mungojerry
(26.01.18)
ilk aklıma gelen kırmızı lahana oldu ama evet mor:(


hep mor lahana dedim kırmızı çok tuhaf geldi şu an yani belki duymuşumdur öyle dendiğini ama anımsayamadım :/


nundu
(26.01.18)
(5)

vapurdan inmemek

Ben uzun zamandır vapura binmyorum da, hatırlamıyorum şahsen. Mesela Kadıköy'den Kabataş'a geçtim ama inmeden tekrar aynı vapurla Kadıköy'e dönebilir miyim? Sonra tekrar Kabataş'a? Bu şekilde tur yapabilir miyim sayısız?
Ben uzun zamandır vapura binmyorum da, hatırlamıyorum şahsen. Mesela Kadıköy'den Kabataş'a geçtim ama inmeden tekrar aynı vapurla Kadıköy'e dönebilir miyim? Sonra tekrar Kabataş'a? Bu şekilde tur yapabilir miyim sayısız?
çalışanlar görürse anlayıp uyarıyorlar sizi inip bir daha basmanız lazım diye. yine bir yerlere saklanırsanız bilemiyorum.


tuvalete saklan.


Bazen çalışanlar uyarıyor. Görmezlerse Evet


çalışanların zorla indirieceğini sanmıyorum, denk de gelmedim. sadece varılacak noktaya gelince çoğunluk indikten sonra bi kadıköy diye filan ortaya sesleniyolar. ama bazen de vapur değişimi gibi bişey oluyor. yani geldiğin vapurun seferi bitmiş oluyor vs. o zaman boş hareket eder filan diyolar, indiriyolar. yoksa sorun olmaz.


Kadıköyden kalkıp eminönüne giden ve tümm adaları gezen bi şehir hatları vapuru var. Yolculuk 1.5 saat sürüyor. Gayet tur gibi olur tüm adalardan yolcu alıyor


photo85
(20.01.18)
(19)

Hayal kuruyoruz

Avusturya'dan yetkili biri gelip size vatandaşlık vermeyi teklif ediyor ama 300 euro para ödemeniz gerek. Parayı o an çıkarıp verseniz(ya da altın, bilezik gibi muadilini) hemen o an vatandaş olacaksınız. Kabul eder miydiniz? Yoksa çok mu seviyorsunuz bu ülkeyi? :DNot: Avusturya çift vatandaşlığı ka
Avusturya'dan yetkili biri gelip size vatandaşlık vermeyi teklif ediyor ama 300 euro para ödemeniz gerek. Parayı o an çıkarıp verseniz(ya da altın, bilezik gibi muadilini) hemen o an vatandaş olacaksınız.
Kabul eder miydiniz?
Yoksa çok mu seviyorsunuz bu ülkeyi? :D
Not: Avusturya çift vatandaşlığı kabul etmiyor; kabul ederseniz TC vatandaşlığını bırakmanız gerekecek.
Para çıkmazsa telefonumu satar öderim, ne düşünücem.


kobuzchu kiz
(16.01.18)
kabul ederim. oranin vatandasligina gecince sinirdisi mi edecekler hemen... suriyeliler bile yasarken bizim ulkede :)


tabudeviren
(16.01.18)
@tabudeviren, Türkiye açısından sıkıntı yok çift vatandaşlıklarda. Avusturya kabul etmiyor çift vatandaşlığı.
Avusturya tespit ederse hala TC vatandaşlığını tuttuğunu, Avusturya vatandaşlığını elinden alır. Yoksa TC seni sınırdışı etmez.


Avusturya olmasından ötürü bi an düşünürdüm ama sonra ki an "lets do this" olurdu..


MandMs
(16.01.18)
kendi vatandaşlığımı niye iptal ettireyim..

paran varsa zaten tüm dünya vatandaşıısın, yoksa ezik gibi sığınmak akıl işi değil.


redeath
(16.01.18)
Etmezdik. Evet çok seviyoruz bu ülkeyi.


1adam
(16.01.18)
yav tamam iste turkiye'de yasayan bir avusturya vatandasi olursun. avusturya vatandasi oldun diye seni kovmazlar demek istiyorum :)


tabudeviren
(16.01.18)
2 tane 300€ verirdim. Net.


baldan kaymak
(16.01.18)
Hayallerde kabul ederim hiç düşünmeden ama iş gerçeğe dönerse kesin kalırım buralarda birçok sebepten. :/


ms brownstone
(16.01.18)
300 euro kopegi olsun.


babilbaligi
(16.01.18)
kabul etmem turk vatandasligindan cikacaksam. aileden kalacak olan 5-10 tane ev var :D


baldur2
(16.01.18)
Napıcam ama orda onu da sölicekler. Dil mil bilmiyom. Zengin olcan falan derlerse babamı vururum gerekirse.


brad pitt
(16.01.18)
bizzat 1800euro verdim, kimse de teklif etmemisti sglkja
keske boyle gelisseydi olaylar :D :D


kuehles blondes
(16.01.18)
Hemen veririm. Ailenin tümü için veririm.
Nihayetinde TR pasaportunun sıkıntısını çekiyoruz.


SiyamkedisiZorro
(16.01.18)
götümü satar yine verirdim o parayı.


contavolta
(16.01.18)
hemen kabul ederim. adımıda bastiyan şıvanştayger yapardım.


mikahakkinen
(16.01.18)
Uçarak kabul ederim


Erensq06
(16.01.18)
Şu an 1000€ param var. Anında çıkarır veririm. Avusturya çifte vatandaşlığı kabul etmiyor ama Türkiye çifte vatandaşlığı kabul etmeyen ülkelerin vatandaşlığına geçen vatandaşlarına "mavi kart" veriyor. Mavi kart ile normal bir TC vatandaşından farkınız oy kullanamamak ve askere gitmemek. Bu yüzden hiç düşünmeden kabul ederim. Allah'ım keşke böyle bir şey olsa.


buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.