Giriş
(7)

Roman veya öykü yazarken...

Az önce bir yazarın şu demecine denk geldim: "Kağıt kaleme dokunmadan tamamen dijital ortamda gerçekleşen kitap yazım süreçleri çok hızlı geliştiğinden artık cümleler eski berraklığında değil"Kağıt-kalemle ya da bilgisayarla roman yazmanın anlatım zenginliğini, yalınlığını veya yazarın üslubunu etk
Az önce bir yazarın şu demecine denk geldim:

"Kağıt kaleme dokunmadan tamamen dijital ortamda gerçekleşen kitap yazım süreçleri çok hızlı geliştiğinden artık cümleler eski berraklığında değil"

Kağıt-kalemle ya da bilgisayarla roman yazmanın anlatım zenginliğini, yalınlığını veya yazarın üslubunu etkilediğini düşünüyor musunuz?
levent bilgen
(5 saat)
kağıt kalemle yazmaya alışmış insanı etkileyebilir ama bunun tek sebebi alışkanlık; keramet kalemde değil ya da suç dijitalde değil.

ben dijitalde yazmaya alıştım mesela, elle yazmaya çalışınca cümle bile tamamlayamıyorum. alışamayan kalemle yazsın, o yazar eski kafalılık etmiş.


Bruce
(5 saat)
sanırım neil gaiman dolma kalem kullanıyordu bu sebepten. cümleyi yazarken hızlı yazamıyorum bu da düşünmemi sağlıyor falan diyordu. ama ben çok mantıklı bir açıklama olarak görmüyorum.


kljgslsdkjsd
(5 saat)
Düşünmüyorum. Şu sürekli olarak teknolojiye bok atılması olayı da saçma geliyor. Millet eskiden de sadece kağıt kalemle yazmıyordu ki daktilo da kullanılıyordu eskiden. Daktilo ile yazarken de kaleme dokunulmuyordu. O yazarın mantığıyla eski cümleler de berrak değildi o vakit.


Dostoyevski Kumarbaz romanını kendisi bile kaleme almadı katip tuttu... Nice yazar daktilo kullandı. Mark Twain bunlardan biri. Saçma.


farabi
(4 saat)
ben katılıyorum buna. kalem tutmakla klavye kullanmanın çok farklı olduğunu düşünüyorum.


lisw
(4 saat)
Teknoloji düşmanlığından tamamen. Yoksa alakası yok.


[GODDARD]
(2 saat)
hastasıyım yahu şöyle saçma sapan çıkarımların. nedeni bu muymuş yani ? milyonlarca parametre, bu öss paragraf sorusu şıklarından bir tanesi şeklindeki bu cümlede, bildiğin yok edilmiş.
bu tarz x, y ise z ''olur ya da olmaz'' veya ''şu şöyle ise bu kesin böyledir'' gibi cümleler tamamen -konusundan bağımsız- saçma sapan şeyler olduğunu düşünüyorum.


paco de lucia
(2 saat)
(4)

Henry Kissinger’ı nasıl bilirsiniz?

Sb.
Sb.
levent bilgen
(10.12.18)
Diplomasinin babasıdır.


simderun
(10.12.18)
dünyada son 50 yilda ne kirli iş dönmüsse, kıyısından kösesinden parmagi vardir. savas sonrasi dünya tarihini yazan adamdir.


proteus
(10.12.18)
Adı henry kissinger diye yazılır. Anri kisincır diye okunur.


Delay Fuze
(10.12.18)
amerikayi super guc yapan adamlardan biri.


wang
(10.12.18)
(6)

En iyi kara mizah örnekleri

Kitap, film, resim, öykü veya herhangi bir türden olabilir.
Kitap, film, resim, öykü veya herhangi bir türden olabilir.
levent bilgen
(10.12.18)
bir numara: dr. strangelove
aksini iddia edeni yumruklarım.


Kelebekler, vavien


karayel
(10.12.18)
Persepolis.


simderun
(10.12.18)
kitap en iyi: the hitchhikers guide to the galaxy ve devam serileri

In the beginning the Universe was created. This has made a lot of people very angry and been widely regarded as a bad move.


neverlose
(10.12.18)
minister of silly walks monthy python's.


jactantia
(23 saat)
bu ylın türk filmlerinen anons iyiydi bu alanda. pardon da hatta kısmen neredesin firuze de girer bu türe güzel tabi ikisi de.

yabancı olarak coen kardeşler ve mcdonagh kardeşler (bunlar coenler gibi birlikte değil ayrı çalışıyor) iyidir bu alanda. coenlerin hemen her filmi bu kategoride çok sevmediğim için tek tek yazmıycam ama inceleyip bakabilirsin, son filmleri the ballad of buster scruggs iyiydi epey bence onu belirteyim. mcdonaghlardan seven psychopaths, in bruges türe çok iyi örnekler, the guard da fena değil, three billboards kara komedi sayılır mı pek emin değilim ama film olarak müyhiş orası ayrı. bu isimleri geçersek filth geldi aklıma o da iyiydi.


(5)

Paris olayları diğer ülkelere de sıçrayabilir mi?

Sarı Yelekliler başta çok hafife alınsa da hükümete birçok konuda geri adım attırıp bir sürü kazanım elde ettiler. Bu durum başka ülkelerdeki muhaliflere de cesaret ve özgüven verip muadili olayları başlatabilir mi diğer Avrupa ülkelerinde?
Sarı Yelekliler başta çok hafife alınsa da hükümete birçok konuda geri adım attırıp bir sürü kazanım elde ettiler. Bu durum başka ülkelerdeki muhaliflere de cesaret ve özgüven verip muadili olayları başlatabilir mi diğer Avrupa ülkelerinde?
levent bilgen
(07.12.18)
Nereye sıçrayacak ki Almanya'ya mı İngiltere'ye mi İtalya'ya mı, bu ülkelerinde böyle bi kültür yok çıkmaz yani; Doğu Avrupa ülkeleri zaten genetik olarak ezikler yıllarca baskı altında tutulmaktan otomatik olarak isyan etmezler; Kuzey Avrupa'da zaten isyan edecek bir olay yok, bir şey çıkmaz.


angelus
(07.12.18)
Fransız Baharı, oradan sıçrayıp Belçika Baharı olur mu diyorsun sanırım? :-)

Çevresindeki büyük ülkelerde büyük bir sosyal sıkışma yok gibi görünüyor, olacağını sanmam. Italya'nın durumlar biraz karışık ama Akdeniz ülkesi, geniş adamlar.

Ispanya'da son durumu bilmemekle birlikte, işsizlik %25'lere çıktığında dahi kimse ses etmedi.

Fransızlar da bir şekilde çözerler. Yayılacağını sanmadım.


fever
(07.12.18)
Brexit b.ka sardı, May'in AB ile yaptığı anlaşmayı parlamentodan geçemezse, May'i inderecekler. sonrasında eken seçim, Hard Brexitçi, no dealci g.tü kalkık adamlar gelecek yerine, bunun sonucunda AB ile hiç anlaşamayacaklar, al sana anlaşmasız çıkış. Sonrasında kaos, tüm faturanın halka kesilmesi, halkın da yeter lan başlayacam Brexitinize hepsi bize giriyor diye zıvanadan çıkması, hiç de mantıksız tarafı yok süreç iyi yönetilmezse


Aynı kesimden insanların çoğunluk olduğu bir yer yok Avrupa'da. Ya da aynı kesime ait insanların zorda olduğu protesto edeceği bir şey yok çoğu Avrupa ülkesinde.

Bu insanlar orta yaşlı, asgari ücretli, düzenli işi olan, bizim memleketin Akp'lileri veya merkez sağcıları.

Solcu değiller öyle, solculara da karşılar. Yani bu insanlar aslında göçmen standartlarının bir tık üstünde yaşayan zengin olmak isteyen varlıksız ve vasıfsız beyazlar. Tek dertleri biz fakiriz daha da fakirleşiyoruz derdi.

Bunlara solculardan destek çıkmaz, zengin/averaj sağcılardan da destek çıkmaz.

Aynı kesim Almanya'da, İngiltere'de o kadar sürünmüyor.


''Bir sürü kazanım elde ettiler.'' derken?

Bildiğim kadarıyla ortada şimdilik bir kazanım filan yok. En son akaryakıt zamlarının 6 ay sonraya ertelenmesi açıklamaları vardı ki bu zamların iptali söz konusu değil sadece ertelenme var. Bu açıklama da göstericileri tatmin etmemiş olacak ki yarın yine sokaklarda olacaklar.

Kaldı ki Macron göstericilerle doğrudan muhatap bile olmuyor. Yanılmıyorsam göstericilerin taleplerini yardımcılarına iletmelerini istemişti. Açıkçası ben bu taboda hükümetin geri adım attığını filan görmüyorum aksine gösterilerin giderek artabileceğini düşünüyorum çünkü mevzu sadece akaryakıt zamları değil.

Haliyle burdan bakınca soru biraz taraflı sorulmuş oluyor. Yine de soruya cevap vermek gerekirse domino etkisi olacağını pek sanmıyorum. Her ülkenin kendi içindeki dinamikleri farklı. Mevzu ekonomi ve kriz olursa sürprizin olmayacağını düşünmekle beraber büyük bir kitlesel hareket olmaz(önüne geçilir) diye düşünüyorum.


Amaranta ursula
(07.12.18)
(5)

Sean Penn'in Cemal Kaşıkçı filmi için İstanbul'a gelmesi

Sean Penn Cemal Kaşıkçı'nın belgeselini çekmek üzere İstanbul'a gelmiş. Birincisi yapımcı, yönetmen olarak değil oyuncu olarak tanıdığımız biri daha çok. Bizzat gelmeye neden ihtiyaç duydu bir ekip göndermek, ön araştırma yapmak yerine?İkinci olarak da bu ne hız, bu ne acelecilik, olay yaşanalı daha
Sean Penn Cemal Kaşıkçı'nın belgeselini çekmek üzere İstanbul'a gelmiş.

Birincisi yapımcı, yönetmen olarak değil oyuncu olarak tanıdığımız biri daha çok. Bizzat gelmeye neden ihtiyaç duydu bir ekip göndermek, ön araştırma yapmak yerine?

İkinci olarak da bu ne hız, bu ne acelecilik, olay yaşanalı daha yeni 2 ay oldu? Uluslararası kamuoyunda algı yaratma isteği mi?
levent bilgen
(05.12.18)
sean penn hakkında fazla bilgi sahibi olmadan çıkarımlarda bulunmuşsun


freebird5406_2
(05.12.18)
e 2 ay olmus iste? ne yapsin 6 sene sonra mi gelsin?


ezeriko
(05.12.18)
Bu adam El Chapo ile de röportaj yapmıştı, hatta sonrasında bu röportajın adamın yakayı ele vermesinde etkisi olduğu söylendi.

t24.com.tr

Ayrıca yapımcı/yönetmen kişiliği de var gayet, ben şaşırmadım.

www.imdb.com


chicha
(05.12.18)
@chicha Nevzat Aydın, Al Pacino ve Robert De Niro ile yemek yediklerinde Sean Peen'in de senaryo ile yanlarına geldiğini söylemişti. Oyunculuk kariyerinin yanında kayda değer bir yönetmenlik kariyeri olmadığı için "daha çok" ifadesini kullandım.


levent bilgen
(05.12.18)
Yanlış hatırlamıyorsam Penn Irak savaşında abd'nin yoğun propagandasına karşın Irak'a gelip bombalanacak yerlerdeki/tesisteki insanlarla görüşme de yapmıştı zamanında. Simdi açıp okumadım ama bu konuda aklımda sicili olumlu kalmış bir insandır Sean Penn.


o ben degilim
(05.12.18)
(7)

Son 5 yılda antidepresan kullanım oranının %27 artması

Aynı haberde yılda 9 milyon insanın psikiyatri servislerine başvurduğu, 10 ayda 33 milyon kutu antidepresan tüketildiği ve antidepresan satışının da neredeyse 2.5 kat arttığı bilgisi de var.Siz bunun sebeplerini neye bağlıyorsunuz? Kişisel ve çevresel gözlemleriniz durumun gerçekten bu kadar vahim o
Aynı haberde yılda 9 milyon insanın psikiyatri servislerine başvurduğu, 10 ayda 33 milyon kutu antidepresan tüketildiği ve antidepresan satışının da neredeyse 2.5 kat arttığı bilgisi de var.

Siz bunun sebeplerini neye bağlıyorsunuz? Kişisel ve çevresel gözlemleriniz durumun gerçekten bu kadar vahim olduğu yönünde mi?
levent bilgen
(05.12.18)
Psikoterapi gibi danışanın çabası ve emeğiyle ilerleme kaydetmenin mümkün olduğu, uğraştırıcı, sancılı, kişilerin hayatları boyunca kaçtıkları bir takım gerçeklerle yüzleşmelerini gerekli kılan yöntem ve teknikler bütününün yanında; sıklıkla semptomatik tedavinin bir bardak su ve hap şeklinde sıkıştırılmış mucize şifa biçiminde kullanılması oldukça kolaydır (tedavi kısmı da tartışılır zira psikiyatri tedaviden çok bireyi iş gücü olarak normalleştirme ve üretime dahil etme üzerine çalışan bir alan. Tabii ki vaka üzerinden konuşmak lazım. Psikiyatriyi komple gömdüğüm anlaşılmasın).


joker hakki
(05.12.18)
Durum vahim degil ama doktor-ilac firmalari arasi bag cok super kuvvetli demek daha dogru olur bence. Cogunlukta olan bir takim paragoz doktorlarimiz sayesinde her naneye anti-depresan kaktiran cok fazla hekim demeye dilimin varmadigi insancik mevcut.


superfluid
(05.12.18)
ben ruh sağlığı çalışanı olarak bunda tüm etkenlerin toplu olarak değerlendirilmesinden yanayım.
ilk olarak pfizer gibi güçlü şirketlerin sağlık sektöründeki güçlerinin etkisi, daha sonra sağlık sistemindeki doktorlara baskının ve insanların çabuk çözüm bulma isteğinin ve kötüye kullanımınla beraber değerlendirilmesi gerekiyor.

psikolojik rahatsızlıklarda çözüm odaklı çalışıldığında 8 seans terapi ortalaması beklenir. ancak insanlarımızın aceleciliği ve sorunlarını çözmek yerine ertelemeleri anti-depresan kullanımını artıyor.

ayrıca bu ortalamaları cezaevleri yükseltiyor, çoğu hükümlü tutuklu antidepresan kullanıyor.


mikahakkinen
(05.12.18)
Doktorların ilaç firmaları ile bağlantısı denilmiş de bu primer bir sebep değil. Bu ancak belli bir ilacın yazılma oranını etkiler. Her hekimin de arasının iyi oldugu farklı bir firma olabilir, ama 5 sene önceye göre bu ilişki neyse şimdi de odur, ilaç yazma oranını değiştireceğini sanmıyorum. (meşru olduğunu söylemiyorum, bence etik değil ama önlenebilir bir durum da değil).

Doktora sistem 10-15 dakikada bir randevu atıyor. 15 dakikada hastanın hangi sorunu anlaşılabilir, hangi sorunun kökenine inilebilir? Hekimlere sorsanız onlar da aldıları eğitimi kullanamamaktan, hastanın sorununu değil semptomları çözmekten şikayetçiler. Doktorun vakti yok, hastanın da özele gidecek parası yok. Hal böyle olunca antidepresan kullanımı artıyor tabii ki.

Diğer yandan yukarıda cezaevleri denilmiş, benim de aklıma fetöden alınanlar geldi. Açığa alınanlar, hapistekiler, bunların anası,babası, eşi, çocugu derken depresyonda olan insan sayısı da arttı.


curukturpkokusu
(05.12.18)
Mikahakkinen'e katılmakla birlikte diğer bir ruh sağlığı çalışanı olarak ülkenin durumunun kötüye gitmesinin, toplumsal olarak bozulma olmasının, insanların hayat şartlarının düşmesinin de etkisi olduğunu düşünüyorum; naçizane gözlemliyorum.

İnsanlar mutsuz, insanların kaçıp sığınabilecekleri bir alan yok, ülkece hobi diye bir şeyden haberdar değiliz; çünkü çalışmak zorundayız. Çalışmadığımız zaman yine çevrenin beklentisine göre hareket etmek zorundayız. Herkes her şeyi bilmeye çabalıyor, hiç kimse herkesin hayatına karışmakta beis görmüyor vs. Ben bu şekilde gözlemliyorum.

Birlikte çalıştığım psikiyatr iyice sorup soruşturup öyle ilaç yazıyor, özellikle yazma çabasında değil mesela. Yakınlarda bir hastanedeki psikiyatrın her gelene üçer beşer ne varsa yazdığını duyuyoruz.

Özellikle şu sihirli hap olayına aşırı katılıyorum. Yani insanlar çözüm değil, geçiştirme veya bastırma bekliyorlar. Bana ayaküstü "şöyle bir durum var, napalım" dediklerinde uzuuuuunca açıklamalar yapıp (zaten kısa açıklama yapmazsa ölecek hastalığım var) neden belli durumlarda ilacın yanında psikolog desteği olması gerektiğini anlattığımda genelde "neyse biz önce ilacı içelim" yanıtı alıyorum, gerçekten ilginç geliyor.


mor bembombom
(05.12.18)
her gün daha boktan bir güne uyanmamıza bağlıyorum. bir ülkede hiç mi güzel bir şey olmaz ya?

çevremdeki herkes kullanıyor kendim hariç, ben de Alain de Botton ekolünden geldiğim için kendimi idare ediyorum kendi kendime psikoterapi yaparak.


(gereksiz) dusunce tiryakisi olmaya bagliyorum.
bu tiryakiyi besleyen teknoloji ve sosyal medya oldugu gorusundeyim. bu tur nimetler, isimize yaramakla beraber, bagimlilik yaratma uzerine yaratilmis.

cevremde depresif insanlarin hepsi de aktif sosyal medya kullanicisi. bence bu artis durumunun sebeplerinden biri teknoloji/sosyal medyadir.

ikinci sebep, dusunce bagimliligidir. farkinda olmadan gereksiz cok fazla dusunce akisi insani gerceklikten alip baska diyarlara goturuyor.


(8)

Şeyma Subaşı, Feminizm ve Toplumsal İkiyüzlülükler

Öncelikle Şeyma Subaşı'na da kendisini sevenlere de takip edenlere de bir garezim yok. Samimiyetle anlamaya çalışıyorum:1) Kadınların son yıllarda sıklıkla dile getirdikleri ekonomik özgürlükleri ve kadının toplum içindeki konumuyla ilgili söylemlerine taban tabana zıt, çok kötü bir örnek olmasına r
Öncelikle Şeyma Subaşı'na da kendisini sevenlere de takip edenlere de bir garezim yok. Samimiyetle anlamaya çalışıyorum:

1) Kadınların son yıllarda sıklıkla dile getirdikleri ekonomik özgürlükleri ve kadının toplum içindeki konumuyla ilgili söylemlerine taban tabana zıt, çok kötü bir örnek olmasına rağmen kendini kadınlar nezdinde nasıl bu denli popülarize edebiliyor?

2) En sıradan bir ilişkide bile Şeyma Subaşı'na göre çok komik ve küçük sayılabilecek şeyleri aldatma addetip, aldatanı tefe koyan, terk eden, ötekileştiren, sonrasında travmatik bir psikolojik süreç yaşayan, aldatana karşı müthiş bir nefret ve düşmanlık besleyen kadınların bırakın ilişkiyi; evli bir erkeği, evli olduğunu bile bile şu anki noktaya getiren birine bu derece ilgi göstermesi ve tüm bunların toplum tarafından kabul görmesi büyük bir ikiyüzlülük değil mi?

Bakın muhafazakar ya da laik bir hassasiyetten bahsetmiyorum. Aldatmanın, terk etmenin, boşanmanın, kadının gururunu ve onurunu incitmenin böyle kavramlara hapsedilip anlamlanabileceğini düşünmüyorum.Feminizmi en holiganca savunan kadınların bile ilgisine mazhar olabiliyor. Bu korkunç bir çelişki değil mi?

3) Gerçekten samimiyetle soruyorum. Nesi ilginç geliyor? Amerika avamlarının gittiği 3. sınıf saçma sapan festivaller mi? Yüzüne gözüne sürdüğü yaldızlı pullar mı? Güzellik göreceli bir kavram olsa bile kendisinden kat be kat zarif ve çok daha güzel popüler kadınlar varken ortalama sayılabilecek güzelliği mi? Teşhirci ve son derece "kitsch" giyim tarzı mı?

4) Her tarafından kültürsüzlük ve görgüden yoksunluk akarken tamı tamına 3 milyon kişide kendini takip edecek motivasyonu nasıl uyandırabiliyor? Tek sebebi toplumsal kültürümüzle içkin dedikodu ve magazin kültürü mü?

5) Azalarak biter mi? Yoksa bu, kendisini popülarize eden yaygın vasatlığa rağmen çok mu iyi niyetli bir beklenti?
levent bilgen
(30.11.18)
1- Kadınların dile getirdikleri demişsiniz ama maalesef kadınların küçük bir kısmı böyle düşünüyor ne kadar yaygın sansak da. Ataerkil aile yapısı ülkemizde 5-10 kat daha yaygın halen. Haliyle popüler olması bu söylemle çelişmiyor bence. Holigan feministler bile ilgi gösteriyorsa bu onların sıkıntısı, zaten holigan olmak bile saçma bir konsept.

Çok bildiğim bir konu değil ama sanırım bu kadar sevilmesinin sebebi Külkedisi hikayesi kahramanı olması. Hiçbir şey iken kraliçe oldu, millet de kendi hikayesinin böyle olması hayaliyle tapıyor. Toplumsal ikiyüzlülüğümüzü her konuda gösteriyoruz zaten, bu da ondan farklı değil.

4- Biri gider biri gelir.


whoosie
(30.11.18)
1) Bilmiyorum. Benim de cok samimi oldugum bazi arkadaslarim bu kadini instagram'dan takip ediyorlar. Anlam veremiyorum.
2) Türk toplumu zaten asiri ikiyüzlü olmustur hep. Bu sadece bir örnegi.
3) Zerre ilginc gelmiyor. Gittigi yerlerin hepsine özel jet olmadan tarifeli ucakla gidebilecek ekonomik özgürlüge sahibim. 1 gram bile anlam veremiyorum bu kadinin yasadigi mantiga.
4) Kerameti kendinden menkul ünlülerden biri sadece. Sirf ünlü oldugu icin bu kadar popüler.
5) Umarim. Ama aklimdan gecen sey bundan sonra da yeni ünlü sevgilileriyle gündemde kalacagi yönünde.

Benim de eski sevgilimden soguma konusunda bir basamak olmustu bu kadin. Cocuk Acun'dan takdirle bahsederken bu kadindan da bahsetmisti. "Cok iyi etti valla. Cocuk da yapti adamdan. Simdi artik gezer durur!" diye. :O


chitosan
(30.11.18)
Kadınlar ekonomik özgürlükten, toplum içindeki yerinden dem vururken nasıl bu kadını takip ediyorlar diyosun, Türkiye’de bilinçli insan oranı bak kadın demiyorum insan oranı yüzde 1 falan. Cahilleri zaten saymıyorum okumuşu da ayrı cahil. Bir doktor kadın arkadaşım tıp okumanın en iyi yanı doktor koca bulmak demişti mesela. Ülkedeki durum bu yani. Ne yazık ki genç kızlarımızın da çoğu metres olmak pahasına zengin erkeklerle böyle bir hayat yaşamak için her şeyi yapar. Milyonların hayalini gerçekleştirmiş bu kadın da ilgi çekiyor haliyle.
Benim asıl gıcık olduğum noktalardan biri de Şeyma düşmanlığı ama acuna laf söylenmemesi. Adam da en az kadın kadar karaktersiz hem de sadece özel hayatı konusunda değil. Ama nefret eden de şeymadan ediyo sadece. Bu da erkeklerin de hayalinin zengin olup karı kızla takılmak olduğunu gösteriyor herhalde. Zaten dikkat edersen ne kadar kadınlar zenginliğe bakar sadece diyen erkek varsa hepsinin baktıkları böyle paraya gelecek kadınlar. Yarın olur da zengin olurlarsa şeymalarla takılmak istiyolar. Yani sözün özü acun da Şeyma da ne yazık ki Türk toplumunun hayalini yaşıyor. Bunun aksini düşünen insan sayısı zannettiğinizden de az.


pastörizesüt
(30.11.18)
eksisozluk.com

Takip edenler genelde orta sinif alti, soruna cevap olmustur biraz.


acemi
(30.11.18)
İlk kez @pastörüzesüt'e katılıyorum. Kendisini tebrik ediyorum.


datnet
(30.11.18)
ilk defa şeyma subaşı'nı savunacağım, inanamıyorum kendime. açlığınız başlık ve sorduğunuz sorulardan yanlılık akıyor. eleştirmeye çalıştığınız şeyin tam içindesiniz, üstelik bundan haberiniz yok.

acun ılıcalı ve şeyma subaşı boşandığı günden beri kadına "yuva yıkanın yuvası olmaz" yazanlarla doldu ortalık. yahu, en başta evli olan adam acun ılıcalı değil mi? karısını aldatan, karısına karşı sorumluluğu olan taraf da acun, ee o zaman şeyma subaşı nasıl yuva yıkan taraf olmakla suçlanabiliyor? acun'un aklı fikri yok mu, kadın ona büyü mü yaptı da yuvasını yıktı? hayır.

şeyma subaşı'nın "boşanıyorlar:)))" diye yüzüklü fotoğraf paylaşması gibi yaptığı her şey çiğlik örneği.

1) bir şeyin popüler olması, onun sevildiği anlamına gelmez. trump'ı milyonlarca insan takip ediyor, kaç kişi seviyor? takipçi sayısının bir anlamı yok.

2) zengin ve ünlü olduğun müddetçe her kapının yolu açılır. yeşilçam dönemlerinde herkes dost hayatı yaşıyordu. türkan şoray'dan fatma girik'e kadar. para ve ünün borusu her dönemde öter. paran yoktur, popüler değilsindir, sana ev bile vermezler bekarsın diye. cinsiyetten bağımsız bir ikiyüzlülük bu.

3) kadın kötü giyinmiyor, siz modadan anlamıyorsunuz.


nice tnetennba
(30.11.18)
@nice tnetennba

Ben Acun sütten çıkmış ak kaşık demedim. Konunun öznesi Şeyma Subaşı olduğu için onun üzerinden ilerledim. Çünkü 3 yıl önce kimsenin tanımadığı biri, hiçbir somut vasfı ve yeteneği olmadan şu an tüm ülkede ilgilenmeseniz bile sürekli maruz kaldığınız, peşine 3 milyon insanı takmış bir popüler kültür ikonuna dönüştü.

Moda mı? Etimolojik kökü Fransızcadaki “mode” kelimesinden geliyor: “Güncel” olan usül ve davranış biçimi. Yani bir çeşit güncel olana ayak uydurma.

İyi giyinmek “modaya uygun giyinmek” değildir. Türkiye’de ve dünyada öyle şık ve iyi giyinen kadınların var ki; bakmaya doyamazsınız. Onların estetik ve zarafet ölçeği yanında Şeyma Subaşı çuval skalasına bile yaklaşamaz. Şık giyinmenin de estetik duygu, kültür ve görgüyle ilgisi var. Modayla değil.


levent bilgen
(30.11.18)
Mesela joker karakterini seven çoktur, ama yan komşusu olsa kimse katlanmak istemez. Bu da öyle. Sozkonusu olan bir film karakteri değil, ama bir film karakterini izledigiyle aynı mesafeden izliyor onu insanlar.


dafaisss
(30.11.18)
(7)

Koç Ailesine Dair...

Gazeteleri tararken Hürriyet'ten Vahap Munyar'ın Vehbi Koç ile ilgili köşe yazısına denk geldim.http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/vahap-munyar/vehbi-koc-vakfinda-daha-cok-is-yapmaya-paramiz-yetmiyor-41033338Haberdeki resim düşündürdü bir an. Sadece Semahat Arsel değil,Ömer Koç ve onun şahsında tüm
Gazeteleri tararken Hürriyet'ten Vahap Munyar'ın Vehbi Koç ile ilgili köşe yazısına denk geldim.

www.hurriyet.com.tr

Haberdeki resim düşündürdü bir an. Sadece Semahat Arsel değil,Ömer Koç ve onun şahsında tüm Koç ailesi kendini batılı değerlerle tanımlayan bir hayat tarzına ve siyasi görüşlere sahipken, dekorasyon tercihlerinde sıklıkla Arapça ve Osmanlıca motiflere başvuruyorlar.

Bu aristokrat, şehirli kültürün getirdiği bir şey mi? Ki aile eski İstanbul'u yaşamamış, kökleri Ankara'ya dayanan bir aile. Değilse konumları gereği sergilemeleri gereken duruşun gerektirdiği bir çeşit "balance" ayarı mı?

www.youtube.com
levent bilgen
(28.11.18)
ailenin kökeni hacı bayram-ı veli'ye dayanıyor. arapça ve osmanlıca'dan ziyade anadolu kültürüne sahip çıkan bir yaklaşımları var. 80'lerden beri açık olan sadberk hanım müzesinde bu sahiplenmeyi görebilirsiniz.

sadece islam ve osmanlı odaklı da değil, anadolu'da bir çok bizans eserini de yenileyip müzeye dönüştürdüklerini biliyorum. cunda'da taksiyarhis antalya'da aya yorgi kiliseleri gibi.

yeni çok şekilci bir ilgiden ziyade kendi coğrafyasının kültürüne sahip çıkma demek lazım. vehbi koç vakfı altında olan akmed, anamed gibi araştırma merkezlerinin yaptıklarını inceleyin derim.

bu arada bildiğim kadarıyla ömer koç'un da çok sağlam bir sanat koleksiyonu var.


murdock
(28.11.18)
Koç Ailesi, Ertuğrul Osman Efendi vefat ettiğinde de cenaze namazında en ön sıradaydı.

Bu türden ailelerin "royal family" yakınsaması da beklenen bir durum aslında.


fever
(28.11.18)
Nihat genc'in guzel bir yazisi vardi, 1 nesil once koylu olanlar gecmisini elit bi yere dayandirmaya calisiyor gibi biseydi. Cok ugrasiyorlar ama gecmisleri belli.

Ben en cok yazida suna guldum.

"Vakfı’nı kurabilmek için 19 sene çalıştı. Kanunun çıkması için çok uğraştı. Nihayet VKV, 17 Ocak 1969’da ülkemizin ilk özel vakfı olarak kuruldu."

Amerikada gordugu vakiflarin vergi avantaji icin 19 yil ugrasmis ashsjs


acemi
(28.11.18)
"Cok ugrasiyorlar ama gecmisleri belli." bu kafanizda yarattiginiz bir imge cunku cokkulturlulugu kavramayamiyoruz. Evini Anadolu eserleriyle susleyip, Batili giyime devam edebilir. Asil sorun aslinda ikisinden birini tumuyle dislamak ve otekilestirmek.


Traveller
(28.11.18)
bir de şuna bak..
www.youtube.com

rotary kulübünün üst kadrosundan izin almadan iş yapamazdık vs diyor.

balance.


güneyli çocuk
(28.11.18)
osmanlıda ve türkiye tarihinde kökten zengin elit aileler yoktu. örneğin ingilizlerin kontları kontesleri, krallığa yakın aileleri mevcuttur. mesela italyanlardada mediciler borgesler vs kültürden gelen soylu elit aileler vardı. osmanlıda zade oğlu tarzında iyi aileler vardı ancak merkezcil aile yapısına sahip osmanlıda yükselen aileler törpülendi. neyse koç ailesi 3 4 kuşak önceye kadar en fazla esnafmıştır. öyle kont seçkin bir aile falan değildi. geçmişini soyluya dayandırma çabaları mevcut.


mikahakkinen
(28.11.18)
fotoğrafta Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü de bulunuyor. böyle bir röportaj için arka planı da eminim o belirlemiştir,

göstermelik buldum.


füt
(28.11.18)
(29)

Aile bağlarınız ne kadar sıkı?

10 üzerinden bir değer biçseniz kaç olurdu?
10 üzerinden bir değer biçseniz kaç olurdu?
levent bilgen
(27.11.18)
8


chitosan
(27.11.18)
10.


10


8.


simderun
(27.11.18)
5


kronik
(27.11.18)
10


eazy
(27.11.18)
5


fever
(27.11.18)
Ailemin 8, benim 6.


kobuzchu kiz
(27.11.18)
9


10


blue serenity
(27.11.18)
8


eylul
(27.11.18)
Çekirdek ile ise 7/10.


pike
(27.11.18)
5


Delay Fuze
(27.11.18)
karşılıklı 6,5'ten 7.


olutaklidi
(27.11.18)
Çekirdek aile 3 görünümlü 10
Sülale 1 .


photo85
(27.11.18)
Cekirdek aile icin 10


aquarium
(27.11.18)
Herhalde 1 derdim. Tabii sevgilimi aileden saymıyorum.

- Babamı aldatan annem, sevgilisine babamı ve beni öldürmekten bahsetmemiş olsaydı,
- Kendisini aldatan annemle barışmaya çalışan babam, ilkokul 5'ten beri her türlü cemaat yurtlarında büyüttüğü ve yılda 1-2 hafta kalmama izin vermediği evimiz için "Bizim aile olduğumuzu hissedemedin çünkü bu çocuk evde değildi, akşam eve gelince ebeveyn gibi hissedemiyorduk, suçlusu ne sensin ne ben, suçlusu bu çocuk, aile gibi hissetmemizi önleyen o." şeklinde saçmasapan bir argüman sürüp, sanki küçüklükten beri seçme şansım varmış gibi, istemiyor olmama rağmen cemaat yurtlarında beni büyüten kendisi değilmiş gibi davranmasaydı,
- Üniversite okurken "Baba, anne, açım, evde 3 paket makarna kaldı, vallahi geçinemiyorum." dediğimde "Ne halt yersen ye" deyip yüzüme telefonu kapatıp, tam 4-5 ay telefonlarımı açmazlık etmeselerdi ve tam olarak ne hatam vardı veya ne yapmıştım söyleselerdi,
(Ve ben parasızlıktan evden atılıp, sokaklarda ve otogar/hastane gibi yerlerde uyumak zorunda kalmasaydım),
- Yılda 1-2 kere eve gittiğimde, "Dur çocuğumuz eve geldi onu görelim" demek yerine ben gelmeden 1 gün önce kaplıcalara yatılı tatile gitmeselerdi. Ben evde aç bir şekilde Bim'den alınmış noodle'lar, bulgurlar ve spagettilerle geçinmeye çalışırken; Facebook'ta et kavurmalı, Antep baklavalı, ne bileyim serpme kahvaltılı fotoğraf paylaşmıyor olsalardı ve dönmeden önce babam beni arayıp "git artık" dememiş olsaydı,
- Henüz yurtlara atılmadığım, ilkokul 5 öncesi zamanlarımda, sabah kendi kahvaltımı hazırlayan, öğle yemeğinde eve gelince kendi yemeğimi yapan ben ve akşamları erkenden gelip yattıkları ya da bir yere gittikleri zaman akşam yemeğini yapan ben olmasaydım (ve mavi öğrenci önlüğümle pijamalarımı yıkamak, bir de kitap defter çanta almak dışında da bana hayırları dokunsaydı),
- "Çok fazla kitap okuyor, romanlar, tarih vs. Olmaz böyle, ilmihal okumaya da zaman ayırması lazım" diyen cemaat hocam yüzünden beni ebeveynlerim falakaya yatırmasaydı (evet ayakları bağlayıp, kanayana dek 1.5 metrelik sopayla dövmekten bahsediyorum) veya sırf babam benim evde olduğum bir gün Ramazan ayı olduğu için "hadi teravih'e gidiyoruz kalk" dedi diye benim "Ama daha 1.5 saat var baba teravih'e" şeklinde çok ayıp çok fena bir cümle (!) kurduğum için, mutfaktan kapıp geldiği içi dolu plastik çöp kutusunu kafama fırlatmasa idi, saatlerce kanamasa idi ve hala şu anda bile onun yara izini taşımıyor olsa idim,
- Ebeveynlerimle iletişimde olduğum nadir zamanlarda, müteahhit olan babamın, çimentocu ile veya demirci ile telefonda kavga etmesi üzerine, telefonu kapatınca favori silahı olan plastik su borusu ile bana girişmesi veya sevgili anneciğimin babamla kavga edince buzdolabının yan tarafına sakladığı tahta oklavası ile bana girişmesi mevzuları yaşanmamış olsa idi,
- Şu anda dahi sevgilimle kalıyorken ve koca Eskişehir'de iş bulamıyor ve geçinemiyorken, -1'inci katta nem ve küf içerisindeki dairemizde astım hastası sevgilimle yaşamaya çalışırken ve evimizde çöpten bulduğum bir karyola, komşunun verdiği iki koltuk, eski bir komidin, çöpten bulduğum halı, ocak ve sevgilimle benim toplam 1 telefonunuz ve 1 ortak numaramız (ki o da bu satırları yazdığım telefon) ile yaşamaya çalışıp, hiçbir beyaz eşyamız veya başka bir şeyimiz olmadan ve iş bulamadan dururken, yine de şansımı denemek için anne ve babama ulaşıp arayınca "Sana bizden 5 lira çalışmaz ne yaparsan yap" demeselerdi, hele bunu kendi dubleks villalarında (bahçeli hem de) otururken ve 2 daireleri varken ve 1 araba, 1 kamyonet ve 5 tarlaları varken demeselerdi...

Böyle olmasaydı bu puanı verecek değildim. Çünkü her şeye rağmen ebeveynlerim onlar derdim. Ama böyle olunca olmuyor bir yerde. 1 veriyorum içim acıyarak.

İnsan en azından ne yaptığını bilse.
Bugüne dek gördükleri en efendi, en uslu, en akıllı çocuk olduğunu söylemedi mi herkes.
Anne babamla telefonda konuştuğumu görüp, "oha ne kadar kibar ne kadar güzel konuşuyorsun, ben anneme babama bağırıyorum valla" demiyor muydu arkadaşlarım.
Annemle babam kavga ederken onları telefonda sakinleştirmedim mi, araları düzelsin diye otobüse atlayıp yanlarına gitmedim mi, her türlü barıştırmadım mı diye düşünüyor insan.

İnsan çocuk yaparken iki kere düşünmeli.
Bakmak istemiyorsa asla yapmamalı.
Gerçi ben planlanarak yapıldığımı dahi düşünmüyorum ama. Sanki hayatlarındaki bir pişmanlık gibi... Ve bu yükün benim omuzlarıma inmesi.

İçimi yazıya bile olsa dökmem güzel oldu. İnsan rahatlıyor gerçekten.


eksi was here
(27.11.18)
ekşi was here'dan dolayi 3 verdim.


opitseri
(27.11.18)
10


biravekahve
(27.11.18)
1


theseachange
(27.11.18)
10


sorumatik
(27.11.18)
ailemin 10 benim 5. geniş aile ile(amcateyzedayıhalakuzenler) vakit geçirmeyi bayramlarda seyranlarda seviyorum ama çok uzak olmamalarına rağmen anne-babamı 2-3 ayda 1 ziyaret ederim. bana çok düşkünlerdi, o yüzden biraz uzaklaştırmak zorunda kaldım kendimi; ben kontrolü bıraksam hemen müdahil olmaya başlarlar hayatıma. zaten benim genel olarak hiçbir kimse/şeyle bağlarım sıkı değil pek; bu durum benim bahanem de olabilir, bilemedim.


Bruce
(27.11.18)
eksi waw here dan önce 3 diyecektim. şimdi 6-7 vardır diyorum. (annem-babam ayrı, büyük kavgalar, görüşülmeyen bir anne, sevgisiz bir çocukluk vs.. rağmen)


benaslinda
(27.11.18)
anam hariç 3, anne 10.


ravenclaw
(27.11.18)
2,5


datnet
(28.11.18)
9


eksimeksi
(28.11.18)
çekirdek aile 9, geri kalanlar 4-5


(2)

Bir Garip Rotschild Tevazusu

Evet, hepsi zerre kadar övülmeye değer olmayan aşağılık birer kan emici olabilir belki. Ama videonun 02:25 saniyesine gelerek göreceğiniz üzere Jacob Rotschild ve beraberindeki aristokrat ve İngiliz asilzadesi muadilleri, resmen ‘yarım otobüs’ diye tabir edilen bir araçla İngiliz Kraliçesini ziyaret
Evet, hepsi zerre kadar övülmeye değer olmayan aşağılık birer kan emici olabilir belki. Ama videonun 02:25 saniyesine gelerek göreceğiniz üzere Jacob Rotschild ve beraberindeki aristokrat ve İngiliz asilzadesi muadilleri, resmen ‘yarım otobüs’ diye tabir edilen bir araçla İngiliz Kraliçesini ziyarete gidiyorlar.

Serveti trilyonlarca dolarlarla ifade edilen bir zümre bir tarafta, diğer tarafta da ülkemiz ve çevre coğrafyalarda babadan kalma miraslarıyla, marka kıyafetlerle, orta sınıf lüks arabalarıyla, 3-5 bin liralık cep telefonlarıyla benliklerini tatmine kalkışan aldanmış insanlar, şaşalı konvoyları olan siyasetçiler, metres kültürünü karikatürize ederek kadınları parayla ulaşılan bir eşiğin nesnesi haline getiren sonradan görme zenginlerimiz ve bu tüm kültürün bayalığı, pespayeliği, aşağılık oluşu...

Kimseyi yargılamıyorum. Sadece ilkesel bir duruştan bahsediyorum.

youtu.be
levent bilgen
(26.11.18)
Ne kan emecekler ak bu kadar it kopuğa iş güç, yaşama hakkı verdiklerine şükretmek gerek. Ben yerlerinde olsam dünya savaşı çıkarıp nüfusu 1 milyona indirtirdim.


Delay Fuze
(26.11.18)
(12)

Bizzat tanıdığınız en fazla dil bilen insan kaç dil biliyor?

Bu diller hangileri ve bu dillere ne kadar hakim?
Bu diller hangileri ve bu dillere ne kadar hakim?
levent bilgen
(23.11.18)
türkmenistanlı bir arkadaş var. ingilizcesi iyi. doğduğu ülkeden kaynaklı bazı şansları var. rusça biliyor. üniversiteyi çin'de okumuş, oradan da çince tamam. türkçe tarafında biraz zorlansa da işini görecek kadar biliyor.


lazpalle
(23.11.18)
Bir Afrikali arkadasim muhendis, Ingilizce ve birkac dil anadili, bir de burada Bogazici ve ITU'de okudu, Turkcesi de cok iyi.


Traveller
(23.11.18)
Dayım Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce, Norveççe, Rusça biliyor. İsveççe falan da diyor onları saymıyorum. Bu saydıklarım simultane çeviri yapabildikleri.


vazife
(23.11.18)
tsk'dan emekli bir eski subay. natoda görev almış falan. 7 dil biliyordu. ingilizce, almanca, fransızca, ispanyolca, türkçe, diğer ikisini unuttum şimdi.


yemrem
(23.11.18)
Çok sevip saydığım bir hoca.Millet hani biraz çat pat derdini ifade edince biliyorum diyor ya, bu adam o ülkenin dil sınavlarına girerek ispatlıyor kendisini. İngilizce ( toefl 119/120) bir önceki girişinde 118 almış, fransızca aynı şekilde. Yunanca ve türkçe anadil, çince en son öğreniyordu, eminim öğrenmiştir de. Fransızcadan ötürü az da ispanyolca.


noeldayın
(23.11.18)
Azeri bir arkadaşım. İngilizce, Almanca,Rusça,İspanyolca ve Portekizce biliyor. Kendisi birkaç yıldır Türkiye'de ingilizce öğretmeni. Haliyle çok iyi düzeyde Türkçe konuşuyor.


veys zimmer
(23.11.18)
rusların dil öğrenme hızına hayranım. rus arkadaşım var türkçe anadili gibi, öyle iyi biliyor. bunun yanında ingilizce, sırpça çok iyi, almanca, ispanyolca ve fransızcayı iyi, arapça ve finceyi orta düzeyde biliyor.


prasinos
(23.11.18)
Öğrencilerim arasında annesi italyan babası rus olup bu dilleri anadili olarak konusup da çin’de büyümüş, inglizce eğitim veren okulda okuduğu için ingilizce, türkiyede yaşadığı için türkçe bilen, okulda ispanyolca öğrenen vs gibi profiller çok var.


sopiro
(23.11.18)
Babam 7 dil bilirdi rahmetli.
Türkçe, Özbekçe, Farsça, Arapça, İngilizce, Fransızca, Rusça. Fransızcası biraz bozuk fakat diğerleri akıcı düzeydeydi.

Eşim de bir sürü dil biliyor ama çoğuna pek hakim değil. İsveççe, İngilizce, İspanyolca oldukça hakim bunlara. Türkçe biraz anlar ama konuşamaz. Danca Norveççe anlar zaten. Yunanca biraz biliyor. G Kore dilini de hobi olarak öğrendi biraz, okuyabiliyor biraz muhabbet edebiliyor. Aileden Fransızcası var biraz.


Fransız 60 yaşlarında bir müşterimiz 20 civarı dil biliyordu. Babası Babası Belçikalı, annesi Japon olduğu ve Fransa’da doğduğu için küçük yaşlarında 3 dili öğrenmiş. İngilizce, Almanca ve İtalyanca’yı öğrenim hayatı boyunca öğrenmiş. 10 sene Uzakdoğuda, 5 sene G. Amerika’da, 10 seneye yakın Türkiye dahil Avrupa’nın Doğusunda ve Orta Doğu’da çalışmış. Fazla mütevazı ama Türkçesi bile neredeyse ana dili seviyesinde diyebilirim.


İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Portekiz'ceyi ana dili seviyesinde biliyor. Bunların dışınca Almanca dışında hemen hemen her dilde muhabbet edebileceğini söylemişti.


ms brownstone
(23.11.18)
İngilizce, fransızca, rusça, kazakça, türkçe. Hepsine hakim


eylul
(24.11.18)
(3)

Türkiye’nin en iyi müzik yazarları

Ortalık film, tiyatro ve sanat eleştirmenlerinden geçilmiyor. Nicelik fazla olsa da çok azı gerçekten okumaya değer yazılar yazıyor. Yok mu ülkemizde gerçekten kaliteli müzik yazarları? Sözgelimi 80’ler müzikleri, Klasik Batı, Jazz, Türk Sanat Musikisi üzerine kayda değer yazılar yazan?
Ortalık film, tiyatro ve sanat eleştirmenlerinden geçilmiyor. Nicelik fazla olsa da çok azı gerçekten okumaya değer yazılar yazıyor.

Yok mu ülkemizde gerçekten kaliteli müzik yazarları? Sözgelimi 80’ler müzikleri, Klasik Batı, Jazz, Türk Sanat Musikisi üzerine kayda değer yazılar yazan?
levent bilgen
(23.11.18)
murat beşer çok iyidir.


ilhan mimaroğlu


lesmiserables
(23.11.18)
İlhan Mimaroğlu +1


(8)

Hollywood’un Yahudi propagandası ve Almanya

Her yıl bir dolu film ve belgesel, 2-3 senede bir de dünya çapında ses getirecek yüksek bütçeli 2. dünya savaşı, Hitler ve Nazi temalı filmler çekiliyor. Almanya uluslararası ölçekte bu yaftadan kurtulmak, bu şekilde anılmamak ve izlerini silmek isterken Hollywood’un ve dünyadaki Yahudi lobisinin sü
Her yıl bir dolu film ve belgesel, 2-3 senede bir de dünya çapında ses getirecek yüksek bütçeli 2. dünya savaşı, Hitler ve Nazi temalı filmler çekiliyor.

Almanya uluslararası ölçekte bu yaftadan kurtulmak, bu şekilde anılmamak ve izlerini silmek isterken Hollywood’un ve dünyadaki Yahudi lobisinin sürekli bu tarz yaklaşım sergilemesi ve bu yapımların sürekli desteklenmesi Almanya’yı hiç rahatsız etmiyor mu?

Devlet, hükümet ya da halk nezdinde bu duruma bir tepkileri yok mu?
levent bilgen
(21.11.18)
neden etsin? tam anlayamadım.
yahudi propagandası doğrudan tehdit barındırmayan bir ülkeyi neden rahatsız etsin.


jimjim
(21.11.18)
valla ben olaya ''ortaya konulmuş bir ürün ve bu üründen nemalanan çevre'' olarak bakıyorum.

ww2 süper bir ürün, oyunundan tut belgeseline belgeselinden tut filmine müthiş bi product.

ve kimsenin penisinde değil ırkçılık falan. Devir ürünleştirme devri.


binder dandet
(21.11.18)
Olan olmuş, ölen ölmüş artık izleri silinsin demek art niyetlilik asıl. Senin dedelerini de böyle katletseler bu kadar rahat bunları söyleyebilir miydin?

Bugünün Alman toplumuna nazi gözüyle bakanlar cahildir. Öte yandan faşizm asla unutulmaması gereken bir kara lekedir. Nitekim Avrupa'da aşırı sağın ve ırkçılığın yükseldiği şu zamanlarda daha da iyi hatırlanması gerekir geçmişte yaşananların.

Almanya'da ırkçı parti hiç olmadığı kadar yüksek oy aldı geçen seçimde.

İsveç'te 2 ay önce ırkçı parti yine %19 civarı oy aldı, tarihinin en yüksek oranı.

Unutulsun da bir daha olsun öyle mi?


En son wonder women'da vardi, almanin biri yazmisti yeter lan bari 1. Dunya savasini bize itelemeyin diye.

Bu tarz seyler ters tepiyor aslinda, 90larda bayagi film yaptilar da artik biraz ara vermeleri lazim.
Millet "good old days" yazip dalga geciyor, turk sayfalarinda da goruyorum.


acemi
(21.11.18)
Bunu soylemek istemezdim ama Turkiye'de hatali anlatilarla, komplo teorileriyle, carpik kavramlar ve ahlaki bozukluklarla beyinlerinizi maalesef cok feci yikiyorlar. Normlarinin arasinda ultra milliyetcilik ve ultra devletcilik yerine ifade ozgurlugu ve orgutlenme ozgurlugu gibi kavramlar olunca bu sorular tamamen anlamsizlasiyor. Turkiye'nin de dahil oldugu Avrupa Insan Haklari Sozlesmesi'nde bu temel haklar yazar. Ne rahatsizligi bekliyorsun, film yapma mi diyecekler?


dunal
(21.11.18)
herkesin bakış açısından detaylıca incelenmesinde bir sakınca görmüyorum. zaten özgün olmayan filmler tarih içinde elenip yok olacaklar. piyanist gibi schindler'in listesi gibi ya da hayat güzeldir gibi filmler yuz yıl sonrasına dahi kalacaklar.


bohr atom modeli
(21.11.18)
Kimse değinmemiş, Almanya devleti Nazileri reddediyor sahiplenmiyor. “O dönem kendi içinde hatalı kararların alındığı ve yanlış işlerin yapıldığı bir dönemdir, Almanya ayrıdır, Naziler ayrıdır” tezini işliyorlar. Bu sebeple üzerlerine alınmıyorlar.


dougsampson
(21.11.18)
mağduriyet, acı, gözyaşı her zaman prim yapar. uzaklarda arama, siyasi olarak birileri de prim yaptı geçmişte çektikleri acılardan(!)


silah taciri
(22.11.18)
(16)

Size en anlamlı gelen, içinize işlemiş bir şiir dizesi...

Varsa paylaşır mısınız?
Varsa paylaşır mısınız?
levent bilgen
(20.11.18)
Ben içeri düştüğümden beri

güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine,

ben içeri düştüğüm sene

ONLAR için yazdığımı:

“Onlar ki toprakta karınca

suda balık

havada kuş kadar çokturlar,

korkak, cesur,

cahil, hakîm

ve çocukturlar,

ve kahreden

yaratan ki onlardır,

şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır.”


zxcd
(20.11.18)
ÖNDEYİŞ

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...

Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.

Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.

Omuzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.

Ah kavaklar, kavaklar...
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

Metin ALTIOK

sezen aksu'nun bestesiyle tanidigim siir. bestelenmis hali de guzel.


tabudeviren
(20.11.18)
Kimi sevsem sensin.

Herkes şiir yazmış ama soruda "dize" sorulunca ne kadar klasik ve kısacık bir dize olsa da bana hissettikleri sebebiyle bu dize geldi aklıma ilk.


ms brownstone
(20.11.18)
bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
herşeyi, adımı bile unutup
uyusam...

kalktığımda yatağım hala lavanta koksa
kekikli zeytinli bi kahvaltı hazırlasalar
nerde olduğumu hatırlamasam
hatta adımı bile unutsam...


Senin ağzın tarçın kokardı,
Benimki karanfil.
Birbirine karışırdı
Soluklarımız.
Tek başınayız şimdi ikimiz.
Bende karanfil,
Sende tarçın kokusu
Yapayalnız, kimsesiz.

Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.

İkimiz de yıldız düşkünü;
Bakmaya doyamazdık
Gökyüzüne.
Koynunda terli ferman
Bir atlı geçerdi
Samanyolundan,
Kimsenin göremediği
Kibrit çakımı bir an.


biravekahve
(20.11.18)
dize denmiş yeni farkediyorum o halde: değerli adnan yücel'in suskunum sana adlı şiirinden,

''yürek boşluğunda bir of kadar suskun''


biravekahve
(20.11.18)
sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.

pablo neruda - bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim


"en" diyerek hiçbir şiire haksızlık etmeyeyim, fakat yeri ayrı olan birkaç dize paylaşabilirim:

Haydar Ergülen- Sis
"...Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?"

Ferhan Şensoy- Vira Demir
"...kenefleri denize akan dünyanız varsın sizin olsun"

Turgut Uyar- Su Yorumcularına- 1
"bir sürekli kaşınmadır yaşadığım
törelere ve alışkanlığa karşı"


reavelyn
(20.11.18)
süreya’nın “20 şiir”ine bakınız.


e haliyle
(20.11.18)
Bağır bağır bağırıyorum


new day new life
(20.11.18)
"Güneşi özledim, sonra seni"


monogram
(21.11.18)
Ben seviyorsam sen bahanesin


insomnia
(21.11.18)
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım


kablelvuku
(21.11.18)
unutmaya yaşıyoruz günleri, doğru mu?


superb
(21.11.18)
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti


foster
(21.11.18)
Sensiz nar çatlamaz, bebek gııı demez.


dialecticchaos
(21.11.18)
(10)

Sizce Beatles'ı efsane yapan en önemli şey neydi?

Ve varsa eğer en sevdiğiniz Beatles şarkısı...
Ve varsa eğer en sevdiğiniz Beatles şarkısı...
levent bilgen
(19.11.18)
ingiltere abartmasi, pr.


acemi
(19.11.18)
Yeni bir çağ başlatmaları. Yoksa aslında müzikleri ve sözleri gayet basit şarkılar yapıyorlardı istisnalar hariç. Strawberry fields forever en sevdiğim şarkıların başında geliyordur.

www.youtube.com


ao12
(19.11.18)
öncü olmaları, yesterday.


tabirimekruh
(19.11.18)
Teknik boyutuna cok girmeden sunu soyleyebilirim.bu arkadaslar bugun digital sistemlerle cok basit gibi gozuken pek cok olayi o zaman analog tapeler uzerinde yapmislardir.onlari asil onemli hale getirende muzige katmis olduklari degisikliklerdir.
Kisaca soyle kayit ustu kayit gibi bir uygulamayi ilk gerceklestiren abiler bunlar.ayni sistemi uygulayan Abba da zengin bir muzigi yakalamis ve basarili olmustur.

Erkekte uzun saci normal hale getirenlerde bu arkadaslar,oncesinde beatles saci denen bir akiminda baslangici bunlar.ilk stadyum konseri verende bu arkadaslar.

Sosyal olaylarada her zaman yakin durmuslardir.bugun ku U2 nun rol modeli bu arkadaslardir aslinda.

Teknik acidan masterpiece olarakta bu sarkiyi verelim.

youtu.be


duptıs
(19.11.18)
-Basit ve akılda kalıcı melodiler ve sözler.
-İyi pazarlama, tarz yaratma.
-Tabi bir de çağın ruhu.

Favori şarkı: Hey Jude


bazilika
(19.11.18)
ilk olarak yeni bir çağ başlatmaları. müziğin şekillenmesine yön vermeleri.
ikinci olarak ve bence en önemlisi çok basiti çok güzek uygulamaları. yani less is more.

favori şarkım come together.


teritori
(20.11.18)
Çok klişe olacak ancak Let It Be diyorum. Canım sıkkın, moralim bozuk olduğunda beni rahatlatan ender şarkılardan.

@ao12 +1


simderun
(20.11.18)
müzik anlamında öncü olmaları
iyi beste yapmaları
grup üyelerinin her birinin güçlü karakter olması
dünya görüşleri
başlı başına john lennon
pr (paul is dead, şarkılara albüm kapaklarına koydukları easter egg'ler, vs.)

a day in the life, norwegian wood, girl, across the universe, strawberry fields forever. birini seçmem gerekirse a day in the life.


sir gawain
(20.11.18)
Rolling Stones'un kötü çocuklar olması. Başka bir izahı yok. Rolling stones'un karşısında beyaz çocuklar gerekiyordu, beatles da bu isteği karşıladı.


john lennon markası bence.
bence eleanor rigby


neverlose
(20.11.18)
(6)

İlişkilerde ideal yaş farkı(Kadınlar)

Twitter'da birkaç gündür şöyle bir görsel paylaşılıp kadınlardan ciddi etkileşim alıyor.https://hizliresim.com/4jYbLpKadınların genel olarak böyle bir eğilimi olduğu söylenebilir mi? Burda "older men" denilen yaş aralığı kaç yaştan başlıyor? 3-4 yaş değildir herhalde! Kadınlar ne düşünüyor bu konuda
Twitter'da birkaç gündür şöyle bir görsel paylaşılıp kadınlardan ciddi etkileşim alıyor.

hizliresim.com

Kadınların genel olarak böyle bir eğilimi olduğu söylenebilir mi? Burda "older men" denilen yaş aralığı kaç yaştan başlıyor? 3-4 yaş değildir herhalde! Kadınlar ne düşünüyor bu konuda?

Erkeğin 10+ yaş büyük olduğu ilişkiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
levent bilgen
(19.11.18)
Tüm genellemeler yanlıştır diyerek bir yanlış da ben yapayım.

Valla eğer kadın 15-25 arasıysa bu durum çok var. ve yaş farkı için yaklaşık 10 denebilir


kişisel fikrimi sorarsan 3-5 yaş büyük olması iyidir. Ama ben genelde hep yaşıtlarıma denk geldim.


lcha
(19.11.18)
yaş farkı çok olmasını ben sevmiyorum. erkekler geç olgunlaşır, büyük olmalı vs gibi geyiklere de inanmıyorum. erkek arkadaşım benden iki yaş küçük. 25-27.


elorelia
(19.11.18)
şu sıralar benim etrafımdaki ilişkilerde hep kadınlar büyük.
erkeğin büyük olduğu ilişki türü ise hep vardı --ne bu sanki yeni çıkmış gibi?
kırsal kesim %99 böyledir. muhafazakarlar bayılır özellikle. 16 yaşında hatun alan uzman doktor adam(!) filan var bildiğim.
bir taraf diğerini sömürmediği, taraflar reşit ve olgun olduğu sürece (zira yaş 18 olur olmaz olgun filan olunmuyor) bir şey düşünmüyorum. taraflardan birinin fazla zengin olup bilerek sömürülmesi durumu oluyor genelde :) keyfi bilir onun da bana ne.


niye ama
(19.11.18)
Valla bence 10 yaşa kadar normaldir. Üstü sıkıntı ama.

Bu dediğim, aklı başında, normal insanlar baz alınarak yazılmıştır. Yoksa, sorunlu olduktan sonra 40 yaşında bile olsa sorunludur.

Edit: +10 dan kastım, erkeğin büyük olduğu durum.


skooma
(19.11.18)
Kadın 10+ büyükse olmaz ancak erkek büyükse olabilir. Yaşıtım hiçbir erkek hala toyluğunu atamamışken ve olgun değilken, 30+ erkekler çoğu şeyi aşmış, kendini yetiştirmiş ve hem ilişkiden hem de genel olarak hayattan ne istediklerini bilen insanlar oluyor.


blue serenity
(19.11.18)
kadının küçük olması idealdir.

max 10 yaş sınırı güzel,

kadın 25- erkek 35 normal.

ama kadın 35 erkek 25 komik bu bana biraz değişik bir ilişki türü olarak geliyor.


erkek arkadaşımla aramda 10 yaş fark var. bir sıkıntı yaşamıyoruz.


buiret
(19.11.18)
(13)

Neden son 40 yılda Orhan Pamuk, Tanpınar ya da Yaşar Kemal ölçeğinde...

Bir romancı çıkmadı ülkemizde? Sizce bu durumun sebebi ya da sebepleri nedir?
Bir romancı çıkmadı ülkemizde? Sizce bu durumun sebebi ya da sebepleri nedir?
levent bilgen
(16.11.18)
Orhan pamuk 40yil once mi cikti?


fasulyek
(16.11.18)
Çok fazla Türkçe okumamakla birlikte aklıma ilk gelen ornek Hasan Ali Toptaş. Bence o ayarda bir yazar.


rahip janick
(16.11.18)
Romanin modasi gecti. Sonucta 100 yillik bir gecmisi var, azalarak tukendi.


acemi
(16.11.18)
kim demiş çıkmadı diye, İhsan Oktay Anar var bence şu an yaşayan en iyi Türk yazar. Tahsin Yücel de saydığın yazarlar kadar güçlüdür. Ayrıca Orhan Pamuk hakkında yorum yapmasam da adam 20-30 yıldır piyasada zaten.


Esasında son 40 yılda çıkan romancılar var ama dünya genelinde böyle, mesela son 40 yılda bi Dostoyevski de çıkmıyor, iletişim daha farklı bir noktaya kaydı. Bundan 50 sene önce bi şairin yeni bi şiiri bi dergide yayınlandığında yer yerinden oynarmış mesela onun üstüne incelemeler tartışmalar vs olurmuş, o zaman bu işin başka bir yolu yokmuş, şimdi o noktanın çok ötesindeyiz. Fahrenheit 451'in yeni çevrimini izledin mi bilmiyorum, normalde kitapta itfaiyeciler kitapları yakarken filmde harddiskleri parçalıyorlardı, öyle düşün.


angelus
(16.11.18)
@fasulyek 23 yaşında yazarlığa başladı. O da 1975 yılına tekabül ediyor.


levent bilgen
(16.11.18)
orhan pamuk kim kardeş bu adamların yanında? bitti romanın devri.


ya ben lan neyse
(16.11.18)
Cagin degisimiyle alakasi vardir da bu "roman bitti abi" diyen arkadaslar neye dayanarak bunu soyluyorlar anlamadim dogrusu.


dougsampson
(16.11.18)
Yaşar Kemal de Orhan Pamuk da eski yazarlar değil ki. Gayrt güncel yazarlar. Bunun dışında İhsan Oktay Anar var. Romanın azalarak bittiğini söyleyen de zaten kitap okumayan kesim. Instagram ya da Facebook mu bitirdi roman devrini?


cemallamec
(16.11.18)
Yazilabilecek her sey bittigi icin roman bitti.

Adana'da cakirdikenliklerin arasindan agaya isyan edip daga cikan bir koylunun hikayesi kimsenin ilgisini cekmez. 1950lerde cekiyordu. Ben de 13 yasinda okuyunca 2 gunde bitirmistim.
Su an o yasta bir cocuk okusa guler gecer.

Ihsan oktay anar gibiler cikarsa devam eder, o da zaten roman yazarindan cok bilim adami felsefeci.

klasik hikaye olayi bitti zaten. Koskoca holivud bile donup donup ayni filmleri cekiyor. Bir kahramanin basina biseyler gelmesinin her kombinasyonu yazildi.


acemi
(16.11.18)
Tanpınar ve Yasar Kemal ile Pamuk’u ayni cümlede gecirmesek lütfen?


fever
(16.11.18)
@cemallamec: sinema yaygınlaştıkça roman da bitti.


ya ben lan neyse
(16.11.18)
romanın bittiği falan tabii ki yok. edebiyatın tüketiliş biçimi değişti yalnızca. bahsettiğin isimlerde büyük edebiyatçılar oldukları gibi, yazdıkları dönem edebiyatın tüketiliş biçimine de uygun içerik(roman) üretiyorlardı. dijitalleşen dünyayla birlikte edebiyat adına da bir geçiş dönemi yaşıyoruz. misalen artık mektup yazma duygusu üzerine içerik üretemezsin, sahte olur. o yüzden saydığın isimlerin benzerleri de çıkmaz. şimdi ki yeraltı edebiyatçıları bir zaman sonra büyük edebiyatçı olarak lanse olacak ve bu sorunun benzeri gelecekte bir gün, türkiye'de neden hakan günday, emrah serbes gibi yazarlar çıkmıyor olarak birileri tarafından sorulacak. şuan kulağa komik geliyor evet.


(19)

Etkisinden uzun süre kurtulamadığınız, yüreğinizi darmadağın eden...

Filmler ve romanlar hangileri? Uzun zamandır çok iyi bir filme ya da romana denk gelmedim. Önerilerinizi bekliyorum.
Filmler ve romanlar hangileri? Uzun zamandır çok iyi bir filme ya da romana denk gelmedim. Önerilerinizi bekliyorum.
levent bilgen
(15.11.18)
Dr jivago
Rüzgar gibi geçti
İmkansızın şarkısı
İngiliz hasta
İçimizdeki şeytan
Kürk mantolu madonna
Demian

Hepsi kitap. İlk aklıma gelenler bunlar. Aklıma başka gelirse eklerim


puc
(15.11.18)
beyaz gemi
uçurtma avcısı


bu film beni mahvetmişti, erkek halimle sümüklerim aka aka hönkürdüm ağlarken
www.beyazperde.com


bu ise daha yeni bir film, gerilim. ancak 100 yıllık gerilim filmi izleyicisi olarak ilk 3e girer benim fikrim.
www.imdb.com


winston
(15.11.18)
requiem for a dream


martin eden
veba

film olarak
shining


Coyote
(15.11.18)
www.kitapkoala.com

bu romanı hazırlıktayken, izmir'e ilk geldiğim zaman okumuştum. kendi hayatımdan da benzer şeyler bulmuştum kitapta sanırım biraz da ondan öğle arası çimlerde gizli gizli ağlamışlığım var.


havana
(15.11.18)
-Blue Valentine ve Trainspotting.
-İçimizdeki Şeytan.


Roman=hakkaride bir mevsim
Film=her zaman için schindlers list


kablelvuku
(15.11.18)
Diyet, kasagi.
Bacak kadar cocuk oldugum icin haliyle etkisinden cikamadim bir sure. O kitaplari yazanin ds okutanin da aklina tukureyim.


stavro
(15.11.18)
Kitap olarak Kuyucaklı Yusuf ve bir de Susuz Yaz'daki bir hikaye özellikle çok etkilemişti ki okuyalı on sene olmuştur.
Ayrıca etkileyicilik açısından Necati Cumalı'yı öneririm.

Film olarak Requem for a Dream'i allah kahretsin zaten, rüyalarıma girdi, mahvoldum. Bu kadar mı gerçekçi işlenir bir konu?
Dedemin İnsanları da çok üzmüştü.


mor bembombom
(15.11.18)
KİTAPLAR

Onlar da İnsandı
Nietzsche Ağladığında
Uçurtma Avcısı
Gün Olur Asra Bedel
Kürk Mantolu Madonna
Küçük Ağa

FİLMLER

The Invisible Guest
El Cuerpo
The Best Offer
Arrival
Hacksaw Ridge

(Filmler yüreğini darmadağın etmez muhtemelen. Sadece son dönemde izleyip hoşuma gittikleri için yazdım.)


içimizdeki şeytan
kürk mantolu madonna
uçurtma avcısı
doğu yakası (jack london)
paris ve londra'da beş parasız


film
fareler ve insanlar 1992
requirem for a dream
babam ve oğlum
awakenings


EasyTiger
(15.11.18)
Manchester by the Sea
Capharnaüm


noluyo yaa
(15.11.18)
Ölümün Gölgesi Yok- Adnan Binyazar

kitabın sonunda ağlamıştım.


biravekahve
(15.11.18)
Incendies - yazılmamış olmasına şaşırdım (film)


curukturpkokusu
(15.11.18)
"momo kız kardeşim" beni darma duman eden bir film. hakan günday ve oğuz atay kitapları da derinden etkilemiştir beni.


martin eden (kitap)

büyük defter/kanıt/yalan (kitap)


adivar
(16.11.18)
film: mr nobody
kitap: eroin güncesi - kanat güner
dizi: louie - louis ck


blackbuker
(17.11.18)
get out. yüreğimi değil ama kafamı allak bullak etmişti.


for day to break
(17.11.18)
(8)

Yabancı Diziler

1) Bir diziyi takip ederken bir oturuşta ortalama kaç saat geçiriyorsunuz ya da kaç bölüm izliyorsunuz? 2) Üst üste en fazla kaç bölüm izlediğiniz oldu? 3) İzlediğiniz diziler arasında en zekice yazılmış senaryo hangi diziye ait?4) İzlediğiniz en akıcı/sürükleyici dizi hangisiydi? 5) Son 10 yılın en
1) Bir diziyi takip ederken bir oturuşta ortalama kaç saat geçiriyorsunuz ya da kaç bölüm izliyorsunuz?

2) Üst üste en fazla kaç bölüm izlediğiniz oldu?

3) İzlediğiniz diziler arasında en zekice yazılmış senaryo hangi diziye ait?

4) İzlediğiniz en akıcı/sürükleyici dizi hangisiydi?

5) Son 10 yılın en iyi yabancı dizisi sizce hangisiydi?
levent bilgen
(14.11.18)
1- 2 saat civarı
2- 6 bölüm izlemiştim
3- -
4- unabomber
5- breaking bad


nodrama
(14.11.18)
1 günde 8 bölüm izlediğim oldu. Bir oturuşta 3 bölüm izlerim. Bu da 2 saat yapar. Game of thronesu 10 günde falan bitirdim, günlük ortalama 7-8 bölüm.

Çok sık dizi takip eden biri değilim, uzun süre izlemekten sıkılıyorum. O yüzden dizi konusunda düz mantık adamıyım. The walking dead, game of thrones, narcos ve la casa de papel izlemekten keyif aldım.

Bence SHERLOCK 1 numaraya oynar, favorim.


Cesario
(14.11.18)
Oncelikle dizi izlemem. 3-5 bolum bir seyler izlemisligim var. Onlar uzerinden ilerlersem:

1- En fazla 1 bolum bir oturusta. Yani 40-60dk gibi.
2- 20dk lik sitcomun pespese 3 bolumunu izlemistim ingizlce deyimleri ogrenmek icin
3- zekice dedigim olmadi. Pek dizi izlmeisligim olmadigi icindir belki.
4- Dexter. bir sezonu komple izledim. dizi 7-8 sezon falan var galiba ama 1 sezon bile benim icin cok fazla. Epey surukleyici geldigi icin 1 sezon dayanabldim.
5- Hustle (aa bak 3. sorunun cevabini verdim simdi)


stavro
(14.11.18)
1-) 2-3 bölüm izlediğim oluyor. 60 dakika ile 2 saat arası değişiyor.
2-) Bir sezonu izlediğim olmuştur, 10-12 saat belki.
3-) House MD
4-) Buffy the Vampire Slayer
5-) Person of Interest


hayirsiz
(14.11.18)
1 gunde 8-9 bolum izlemistim 24 izlerken. bi oturusta da ara vermeden 3-4 bolum izlemistim. geri kalan cevaplar person of interest.


xenophobe
(14.11.18)
1) ortalama 2 saat/3 bölüm civarı
2) 8 bölüm
3) black mirror/damages
4) prison break/broen
5) game of thrones/breaking bad


contavolta
(15.11.18)
1- Eskiden bir oturuşta 3-4 bölüm izleyebiliyordum.
2- How I Met Your Mother'in 1 sezonunu 1 günde izlemiştim.
3- Breaking Bad
4- Dexter.
5- Dexter ve Breaking Bad arasında gidip geliyorum.


matilda
(15.11.18)
1) Normal bir günse ortalama 2 bölüm. boş günümse ortalama 1 sezon.

2) Bölüm sayısı konusunda net değilim ama şöyle bir şey olmuştu, eskiden CNBC-e vardı hatırlarsınız :) 12 saat aralıksız (kısa reklamlar hariç) Prison Break yayınlamıştı. Ben o güne kadar izlemiyordum diziyi yeni sezon gelmeden önce bir şey yaptılar.
Ve oturup izledim.

3) Bilemiyorum belki Black Mirror ya da farklı ve teknolojik diye öyle geliyor.

4) Prison Break

5) Breaking Bad


mutekebbir
(15.11.18)
(8)

Çok çalışkan ve çalışma ahlakı olan insanların ortak özellikleri

Çevrenizden ve şu ana kadarki hayatınızdan gözlemleyebildiğiniz kadarıyla nelerdir?
Çevrenizden ve şu ana kadarki hayatınızdan gözlemleyebildiğiniz kadarıyla nelerdir?
levent bilgen
(13.11.18)
iş alanında sıkıntı yaşamamaları


basond
(13.11.18)
pek sosyal olmuyorlar/olamıyorlar.


tabirimekruh
(13.11.18)
işleri zamanında yapıyorlar.


sopiro
(13.11.18)
İş planı. Sosyal olamamak değil, çok da güzel sosyalleşebilirsiniz.

Hangi işin ne kadar zaman gerektirdiğini biliyorsanız, elinizdeki işleri haftalık takviminize yerleştirirsiniz. Bir iş geldiğinde ya da verildiğinde hemen uygun boşluğa koymalısınız ki sonrasında sıkıştırmak ve bölmek zorunda kalmayın. Dolu olduğunuz saatte başka birinin bir talebi olması durumunda o işi erteleyebilme durumunuza bakarsınız. Erteleyemiyorsanız "hayır" diyebilmelisiniz.

Ben böyle yaparak 9 saatlik mesaide sık sık mola verebiliyorum. İşler de zamanında yetişiyor.


desdenova34
(13.11.18)
bu alışkanlıklarını çok ufak yaşta ailelerinden ediniyorlar sonradan oluşan bir şey değil. anasına babasına bakıyorsun onlar da böyle.


benim çalışma ahlakım möthiştir, adeta bir püriten gibi, protestan work ethic'in sadık bir kulu gibi verilen görevli layıkıyla yapmaya özen gösteririm. lakin çalışkan bir insan değilimdir, çalışmayı sevmem. bir sebeple yapmam gerekmiş şeyi iyi yaparım ama kendime iş çıkarmam, işim bitince kıçımı döner yatarım. bu yüzden ikisini bir değerlendirmemek lazım bence.

çok çalışkanların ortak özelliği kendilerini işe yarar hissetme ihtiyacı bence. sosyal olarak dışlanmış veya belirli noktalarda işe yaramaz hissettirilmiş insanların kendini yine kendilerine kanıtlama çabası olarak görüyorum ben. bir başka ortak nokta ise çalışmayı bir kaçış olarak görmeleri, hayatlarındaki sorunlarından kaçmak için de çok çalışabiliyorlar.

çalışma ahlakı olanlar ise sorumluluk sahibi tipler oluyor. genelde büyüme çağında hayatını idame ettirmesi gereken sorumluluklar konusunda yetiştirilmiş oluyorlar. öte yandan bazıları sorumlu insan olma baskısı altında büyüyüp verilen işi başarı ile tamamlamayı refleks haline getirmiş tipler oluyor.


Bruce
(13.11.18)
Vicdanlı olması,Yaptığı işe yüzde yüzünü vermesi gerektiğini düşünmesi,kimsenin hakkını gasp etmemek için çabalaması. İş söz konusu olduğunda küçük hesap yapması... bunlar benim gözlemlerim.


denef
(13.11.18)
Disiplin, işine, karşıdakine ve kendisine saygı, ailede verilen temel. Bunlar ileriyi yönlendiriyor.


insomnia
(14.11.18)
(6)

Sizi kıskandığını hissettiğiniz insanlara karşı...

Nasıl bir refleks geliştiriyorsunuz? Soğukkanlılığınızı nasıl koruyabiliyorsunuz? İş yerinde, üniversitede sınıfta, ailede hatta bazen en yakınlarınız bile...Böyle küçük hesaplara girmesi ona bakışınızı etkiliyor mu yoksa son derece sıradan, insanî bir zaaf olarak mı görüyorsunuz?
Nasıl bir refleks geliştiriyorsunuz? Soğukkanlılığınızı nasıl koruyabiliyorsunuz? İş yerinde, üniversitede sınıfta, ailede hatta bazen en yakınlarınız bile...

Böyle küçük hesaplara girmesi ona bakışınızı etkiliyor mu yoksa son derece sıradan, insanî bir zaaf olarak mı görüyorsunuz?
levent bilgen
(13.11.18)
Gelistirmiyorum.


baldan kaymak
(13.11.18)
bana nasil davranirlarsa ben de oyle davraniyorum, olumluya da olumsuza da. kinci biriyim yapilan iyiligi de kotulugu de unutmuyorum ama ikisinin de hakkini veriyorum. he bi de beni kiskandiklarina uzuluyorum, onlar icin yani. imkansiz yuksek bir cita, ben kendime daha ulasilabilir bir hedef secerdim onlarin yerinde olsam :)


in vino veritas
(13.11.18)
Cevabimi tiklememissinzi ama cidden yanitim gelistirmemekti. Yani birsey yapmamak. :) neyse


baldan kaymak
(13.11.18)
Hayatımda hiç, "Beni kıskanıyor" tribine girmedim. Kulağa çok garip geliyor. Çok kibirli bir hissiyat değil mi? Belki de ben yanlış anladım, örnekleyebilir misiniz?


rahip janick
(13.11.18)
Üzülüyorum ben. Keşke refleks geliştirebilsem. Geliştiremediğim için psikolojik şiddet yediğimle kalıyorum. Sonradan kafama dank ederse ve yakın biri yaptıysa birkaç gün karnım ağrıyor. Bazen yakın arkadaşlarım, kendileri aslında daha çoğuna sahip olduğu halde benim ufak tefek mutluluklarımla ilgili kinayeli ve kıskanç şeyler söylüyor veya oradan ne kadar şanslı ve avantajlı olduğumu kafama kakıyor mesela. Bir zaman sonra söylenenin anlamı nihayet dank ettiğimde arkadaşlığımı sorguluyorum refleks sayılırsa.


Boyle kucuk insanlar icin yokmus gibi davranmak en mantiklisi geliyor. Camura bulasmamak lazim.


superfluid
(13.11.18)
(9)

Neden Twitter fenomenlerinin/ünlülerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da?

8 yıllık Twitter kullanıcısı olarak bir çırpıda aklıma gelenlerin neredeyse tamamına yakınının İstanbul’da yaşadığını fark ettim. Bunun sebebi ne olabilir sizce? Genellikle mizah, sanat ve fikirsel paylaşımlarla ön plana çıkılabilen bir platformda kendini popülarize edenlerin tamamının burdan olması
8 yıllık Twitter kullanıcısı olarak bir çırpıda aklıma gelenlerin neredeyse tamamına yakınının İstanbul’da yaşadığını fark ettim.

Bunun sebebi ne olabilir sizce? Genellikle mizah, sanat ve fikirsel paylaşımlarla ön plana çıkılabilen bir platformda kendini popülarize edenlerin tamamının burdan olmasının sebebi ne olabilir?

Aralarında yüzeysel sayılabilecek paylaşımları yapanlar da var. Ama onlar da İstanbul’da yaşıyor.
levent bilgen
(13.11.18)
değişik bir kaygı. istanbuldaki insan çeşitliliği çok olduğu için "fenomen" dediğimiz kişilerin onların arasından çıkması yüzdesi falan. bak cümle bile kuramadım.

bu nasıl bir merak lan?


kablelvuku
(13.11.18)
çünkü bu işler biraz da network işi ama istanbul dışında yaşayıp da fenomen olanlar da az değil.


sta
(13.11.18)
@kablelvuku Kalbel sen bari burdaki saçma azınlık gibi garip tepkiler verme ya! Belki sosyoloğum abi ya da bir yüksek lisans tezine atıf, alıntı için geçerli bir argüman arıyorum ya da bir kısmıyla zorunlu ticari ilişki kurarken onları daha fazla tanıma peşindeyim ya da ya da ya da.....

Sonuç?


levent bilgen
(13.11.18)
özür dilerim taam :(

İnsan çeşitliliğinden yürümek istiyorum.


kablelvuku
(13.11.18)
çok çeşitli salata gibi, her türlü sebze hatta meyve bile mevcut.

diğer şehirler bile kendinden vermiş bu ülkenin en metropol şehrine. ve sürekli gelişmekte.

kışın özellikle başka ülkelerden gelen turistlerde kendi rengini katmakta.

ama ünlü bile olsa hepsi en son egenin köylerine, doğallığa kaçmakta. çünkü istanbul şişirilmiş yapaylıkta iyice bitmiş durumda.


redeath
(13.11.18)
Benim takip ettiklerimden izmir ve Ankara'da yaşayan çok var ya. Hatta ege'nin ufak kasabalarinda yaşayan orta yaş üstü tuzu kuru kesim de var. Şimdi düşününce İstanbul azinlik kalmış gibi hissediyorum.

Ha onun dişinda ülkenin 4'te 1'i İstanbul'da yaşiyor zaten. Ki okul için gidenlerle falan artiyodur oran. Bi de sosyal medya erişimi az olan nüfus daha az İstanbul'da Türkiye ortalamasina göre. Bu yuzden sosyal medyada İstanbul ağırlığı olmasi olağan


nundu
(13.11.18)
bu şey gibi. yılbaşı ikramiyesinin büyük ölçüde nimet abla biletlerine çıkması gibi. gişenin uğuru mu? hayır, türkiye'deki biletlerin önemli kısmını o gişenin satması.

zaten türkiye nüfusunun kabaca beşte biri istanbul'da yaşıyor. bütün nüfusun internete, bilgisayara, telefona erişimi eşit dersek bile, basit bir istatistik hesabıyla 100 tane fenomenin zaten sadece 20 tanesi sadece istanbul'da, kalan 80 tanesi diğer illerde olur. anadolu'da bu imkanların azlığı faktörünü de eklersek istanbul'un payı daha da artar.


kibritsuyu
(13.11.18)
80milyonluk ülkenin 15milyonu istanbulda yaşıyor. her 5 kişiden birisi istanbulda yani. normal değil mi böyle olması?


trajikomix
(13.11.18)
ulkenin yarisi Istanbul'da yasadigi icin olabilir mi?


crucio
(13.11.18)
(3)

Duyurunun günlük tekil kullanıcı sayısı ortalama kaç civarında?

Sb.
Sb.
levent bilgen
(12.11.18)
40k diyorum


imelih
(12.11.18)
1228


brkylmz
(12.11.18)
Siteye toplam giriş: 18501711 kere.
Siteye en az 1 kere girmiş yazar sayısı: 51273 kişi.
Siteye 1 gün içinde en az 1 kere login olmuş kişi sayısı: 490 + 738 kişi.
Siteye 2 gün içinde en az 1 kere login olmuş kişi sayısı: 608 + 935 kişi.
Siteye 3 gün içinde en az 1 kere login olmuş kişi sayısı: 701 + 1073 kişi.
Siteye 1 hafta içinde en az 1 kere login olmuş kişi sayısı: 952 + 1522 kişi.
İnternet kullanıcılarının sayısı: 21629 kişi.
Kuş sayısı: 3487 kişi.


sutlu nescafe
(12.11.18)
(7)

Hırsızlar kameralara ve güvenlik önlemlerine rağmen nasıl cüret bulabiliyor

Kameraların ve güvenlik önlemlerinin olduğu apartmanlara, sitelere, dükkanlara yakalanma ihtimalleri yüksek olduğunu bile bile nasıl bu kadar rahatça girebiliyorlar?Gelecekten ümidi olmayan, ipsiz sapsız bir kısmı küçük suçlar işleyip kışı hapiste geçirmeye çalışıyor ya güya; peki ya diğerleri? Bir
Kameraların ve güvenlik önlemlerinin olduğu apartmanlara, sitelere, dükkanlara yakalanma ihtimalleri yüksek olduğunu bile bile nasıl bu kadar rahatça girebiliyorlar?

Gelecekten ümidi olmayan, ipsiz sapsız bir kısmı küçük suçlar işleyip kışı hapiste geçirmeye çalışıyor ya güya; peki ya diğerleri?

Bir de girdikleri ev ya da dükkanlarda gözü kara birine denk gelip yaralanmaktan ya da ölmekten korkmuyorlar mı?
levent bilgen
(12.11.18)
suratini kapatiyorlar.
Etraftakiler icin de onlem aliyorlar gozculeri oluyor disarida falan. Her turlu senoryaya da hazirlar, hepsine planlari var inanamazsin.
ve hepsinden sonra da cesaretliler zaten cesaretli olmasa o ise girismezler.


stavro
(12.11.18)
Çünkü geçerli bu cezası yok. Eve hırsız girdi polis tutanak bile tutmadı. Bulsakta geri birakicaz dedi.ne polis uğraşmak istiyor nede yakalasa cezası yok.

Yani hırsızlarda bunun rahatlığı var.


brnbrs
(12.11.18)
es kaza nüfuslu birinin evine girmedikçe bir şey olmuyor da ondan

polis lojmanlarının, bak polis lojmanı hem de ankarada müdavimi olan hırsızı bile yakalamadılar. polis eşleri dalga geçiyor birbiriyle "tanıdık polis de yok, ne yapsak" diye...


niye ama
(12.11.18)
Çünkü cezası yok, en baba 2-3 ay yatar çıkarlar herhalde.

De bakalım "hırsızlık yapanın kolunu keseceğim" diye, kaç kişi yapmaya cesaret edecek görelim?


John Bloor
(13.11.18)
o yüzden buradaki benzer sorularda hep diyorum ya, kameraymış, yok efendim merkezi haber almalı, polisi arayan abonelikli alarm sistemleriymiş bilmemneymiş hepsi traş diye.

nereden cesaret buluyorlar? tabii ki yakalayacak adam yok. polis yok polis. 2014 yılında babamın evine hırsız girdi. 4 kişi, 4 tane kadın. apartman kamerasından hem girişte hem çıkışta dördünün de görüntülerini polise verdik, 4 yıl geçti, tıss.

show habere falan göndermezseniz ya da 100k falovırı olan tivitır fenomenine yayınlatmazsanız, götürüp polise verirseniz o kameradan bi bok çıkmıyor arkadaş. o hassasiyet sadece arka sokaklar ve rıza baba'nın ekibinde kaldı.

yaralanmaktan ölmekten korkan hap atıp öyle giriyor. korkmayan evi dikizleyip evdeki çıkınca giriyor. iyice korkan adam da zaten hiç bulaşmıyor.

hırsızı caydırmak istiyorsanız yapabileceğiniz en güzel şey öncelikle sağlam bir kilit ve kapı. sonralıkla da hırsızı algıladığında cayır cayır ötüp bütün mahalleyi ayağa kaldıracak bir alarm. sadece ötse yeter.

alarm şirketlerinin yok efendim alarmımız şöyle güvenli, yok aküsü vari, yok enerjisi bilmemne, yok ayda 30 dolara haber alma merkezini arıyor polis göndertiyor falan. boşa para. kamera desen anca komik görüntü falan yakalar, oynat bakalım'a malzeme çıkarırsınız.

cakcakcak diye öten 5 liralık kapı alarmı hepsini tokatlar.


kibritsuyu
(13.11.18)
Polislerde yılmış yakalamaktan. "Ben yakalıyorum, hırsız adliyeden benden önce çıkıyor" diyorlar. Haklılar da...

Suç, poliste değil. Yeterince ceza veremeyen hukuk sisteminde. Adam yakalamak için bir sürü uğraşıyor, adliyeye girip çıkması bir oluyor. Çıkınca da polisi tehdit ediyor üstüne. Yüzlerce hırsızlık davası olan kişiler, elini kolunu sallayarak geziyor.

Polisin tek fonksiyonu sigorta varsa, tutanak tutuyorlar. Ağır bir abi değilseniz, o hırsızı yakalamak için kıllarını kıpırdatmıyorlar.


.


çünkü kanunen caydırıcı bir yaptırım yok.

bizim eve de hırsız girmişti. hem de alarm takılı eve. hırsızlar evi tarumar etmişti. sonra polis geldi her yeri bi toza buladılar güya parmak izi alacaklarlar. bi de onlar evin içine ettiler. gittiler. sonuç: 0


yemrem
(13.11.18)
(13)

En beğendiğiniz yabancı şairler?

Tüm ülkelerden olabilir.
Tüm ülkelerden olabilir.
levent bilgen
(12.11.18)
Rilke


efreet sultan
(12.11.18)
Edgar Allen polle


zxcd
(12.11.18)
Rimbaud


i had dreams
(12.11.18)
robert frost


iddaaci
(12.11.18)
Puşkin


battal gemalmaz
(12.11.18)
federico garcia lorca
pablo neruda


biravekahve
(12.11.18)
alfred lord tennyson


cedex
(12.11.18)
Şair olarak seviyorum diyemem ana Walt Whitman’ın Leaves of Grass’ını severim. Dövmesini de yaptırdım hatta Song of Myself’ten.

Warsan Shire’ı da seviyorum.


sopiro
(12.11.18)
Allen Ginsberg


vonkhar
(12.11.18)
Mendoza, William black, Shakespeare elbette, neruda.


kljgslsdkjsd
(12.11.18)
rimbaud. neruda


galandar kostumu
(12.11.18)
Allen ginsberg, emily dickinson, walt whitman, edgar allan poe,t.s elliot


Ve robert frost.


(10)

Cehalette suç cahil kalanda mı cahil bırakanda mı?

Sb.
Sb.
levent bilgen
(11.11.18)
15 yıllık öğretmenim. Çocuğun profilini biliyorsun. 1-2 ay sonra ailesi bir geliyor. Hah diyorsun çocuk ailenin kopyası.


advest
(11.11.18)
5-6'yı bırak 3-4'ten sonra bile çocuğun karakterinin temellerini değiştiremiyorsun. o yaşa kadar aile ne verirse o. o yaşa kadar itlik serserilik görürse cahil bırakmaktan başka çaren yok. kısırlaştırabilirsin belki.


%100 bi tarafa yüklemek haksızlık. Herkesin sorumluluğu var. Bırakanın da cahil kalanın da öğretmeyenin de. Şunun suçu şu kadardır demek mümkün değil.


Delay Fuze
(11.11.18)
Şu soruyu sorma ihtiyacı hasıl oluyor o zaman: Cahil bırakanın cahil kalışında suç kimde? Yine mi onu cahil bırakanlarda, toplumda veya Tanrı'da mı? Ben ortada bir suç görmüyorum çünkü başka insanlar üzerinde yargıç değilim. Neden bazı insanlar cahildir dersek, gen ve edinilmişlik derim. Bu ikisinde de hiçbir insan pay sahibi değildir.


farabi
(11.11.18)
bu çok uzun soluklu bir tartışma hakkında bir sürü kaynak var. bence ikisinin kombinasyonu.

scholar.google.com.tr


cahillik zaten sorduğunuz sorunun tanımı??? imkan varken kendisini geliştirmemek için direnç gösteren ya da başkasının baskısıyla geride kalanlara cahil diyoruz.


balik kraker
(11.11.18)
cehaletin nedeni aile cahil olsa bile çevre etkisidir. aile cahilse bile çevre okumaya düşünmeye, bilmeye itiyorsa çocuk cahil olmaz. param yok cahil kaldım lafı çok sersemce. kütüphaneler bedava, internet bedava cahil kalmak bu devirde, kişinin tasarrufudur.


illegalstar
(11.11.18)
her iki tarafta suçlu ancak @proletarier +1 aile çok önemli.


mikahakkinen
(12.11.18)
cahil birakilmak diye bir kavram pratik olarak yok. zaten sozcuk anlami olarak da baskasini suclar nitelikte.

cahil kalmakta israr edende dolayisiyla cahil kalandadir suc.


eindaclub
(12.11.18)
(8)

Evlilikte ailelerin de anlaşması ya da benzer kültürlerden gelmesi

Ne derece önemli? İlişkiye, evliliğe giden sürece ve evliliğin kendisine somut etkileri oluyor mu?
Ne derece önemli? İlişkiye, evliliğe giden sürece ve evliliğin kendisine somut etkileri oluyor mu?
levent bilgen
(11.11.18)
Kizin memelerinden bile daha onemli. Hatta disi olmasindan bile onemli.


acemi
(11.11.18)
türkiyede çoğu zaman aile kavramı kişi kavramından önce geldiği için önemli,

daha bireysel yaşayan bireylerseniz kim takar ailesini..


vhs kaseti
(11.11.18)
Kişisine göre değişir. Çiftler ailesine pek bağımlı yaşamıyorsa dert değil. Ama yok benim anam babam çok önemlidir diyen varsa aranızda olmaz o iş.


Çok önemli. Oldukça fazla.


Delay Fuze
(11.11.18)
Geleneksel ailelerde onemli, yoksa benim ailem Turk olmayan biri ile evlensen hic umursamazlar. Sanki ben kucukken oyle degillerdi ama zamanla degistiler sanirim.

Zaten benim ya da erkek kardesimin ceyiz, nisan, kina gibi dertleri olmadigini biliyor, eve perde alma konusunda bile annesinin sozunden cikamayacak biri ile iliski kuramayacagimizi biliyor. O nedenle bizim icin onemi gidiyor.

Kardesimin iliskisi 3 yil oldu, benimki 7. Ikimize de evlenin sozu falna gecmiyor ki ikimizde zaten sevgilileriyle birlikte yasiyoruz.

Diger taraflarin da aileleri de bizimkine benzer. Herbir aile ayri sehirlerde yasiyor.

Zaten benzer aileler birbirini buluyor. Sen bu islere cok onem veriyorsan buna onem veren bir es buluyorsun.


Traveller
(11.11.18)
Bence kesinlikle ailelerin durumu ile alakalı. Yani aileler anlayışı bireyler ise sorun yaşanmaz. Ben de aynı süreçteyim


Cok onemli. Mesela klasik turk ailesi ve cagdas bir aileyi ele alalim. Birincisi her dini bayram tatilinde aile eli opmeye gitmek istecek. Gitmese ailesi bozulacak bidibidi yapacak. Cagdas olan bu gunleri tatil yaparak vs gecirmek isteyecek. El opmeye gitmek istemeyecek. Catisma cikacak vs her bayram ayni gerginligi yasadigini dusunsene
Veya diyelim iki aile oturmuslar.. ilgi alanlari farkli oldugundan merhaba nasilsindan sonra ilk 3 dk icinde konusacak bir sey kalmaz. Ortam yine gergin bir havaya burunur.


nax
(11.11.18)
çoooooooooooooooooooooooooooook önemli...

sadece bu kadar diyeyim.

bi de, eşinin ailesiyle çocukluk döneminden itibaren ilişkisi, iletişimi nasılmış, bunu çok iyi gözlemle ve öğren.


(7)

1990 sonrası çekilmiş en iyi filmler

Hangileri?
Hangileri?
levent bilgen
(10.11.18)
2015e kadar: www.listchallenges.com

inceledim, güzel liste.


xiii
(10.11.18)
bunu burda saymak çok zahmetli. xii nin linki güzel.


ya ben lan neyse
(10.11.18)
@ya ben lan neyse

Ben listeleri değil, insanların ayrı ayrı şahıs olarak, subjektif tercihlerini soruyorum zaten. Ortalıkta listeden bol bir şey yok.


levent bilgen
(10.11.18)
boyhood


freebird5406_2
(10.11.18)
schindler's list
forrest gump
leın
jurassic park
pianist
the green mile
hearts in atlantis
the others

benim izledigim ve aklima gelenler bunlar

ek
you've got mail


exlibris
(10.11.18)
valla en azindan tur deseniz, ona gore sikistirilabilir, fakat kendi jargonunu yaratmis filmler var, misal matrix serisi, home alone serisi, american pie serisi, bunlar cok populer, kitap uyarlamasi seriler var, lotr, harry potter vs valla yaz yaz bitmez.

bir de bagimsiz denemeyecek ama daha kenarda kosede kalmis filmler var, sadece woody allen filmografisi tek bir film saysan yani, onlara bir bakmak lazim, match point guzel bir ornek, yine tamamen farkli ama benzer bir his yaratan atonement var. bunlar hep boyle insanliktan nefret ettiren falan filmler. agora vardi mesela, film cok guzel cok etkileyici ama insanliktan umudun kalmiyor yani izlediikten sonra.

bir de komedyenlerin filmleri var, light komediler, steve carell'den 40 year old virgin, adam sandler in filmleri hemen hemen hepsi ayni sekilde oldugu icin cok ayirmaya gerek yok, bir tanesini zeyret begenirsen baskalarini da izlersin, ayni sekilde ben stiller var, fockers serisi eglenceli.

yani yaz yaz bitmez, daha turk sinemasi, avrupa sinemasi, iran sinemasi, ingiliz sinemasi falan var.


mavicorap
(10.11.18)
(7)

Orta yaşlar yaklaştıkça düşmeye başlayan mizah seviyesi

Özellikle 40’lı yaşlar ve sonrasında çok zeki, eğitimli, kültürlü, entelektüel olanların bile güldüğü, mizahi olarak başarılı gördüğü şeylerde ciddi bir kalite düşüklüğü ve yavanlaşma olmaya başlıyor. Bunu çok sıklıkla gözlemlemeye başladım. Sizce sebebi ya da sebepleri ne olabilir bu durumun?
Özellikle 40’lı yaşlar ve sonrasında çok zeki, eğitimli, kültürlü, entelektüel olanların bile güldüğü, mizahi olarak başarılı gördüğü şeylerde ciddi bir kalite düşüklüğü ve yavanlaşma olmaya başlıyor.

Bunu çok sıklıkla gözlemlemeye başladım. Sizce sebebi ya da sebepleri ne olabilir bu durumun?
levent bilgen
(02.11.18)
Soruyu doğru anladıysam 'Yooo, Yanılıyorsun.' diye cevap verebilirim.


oguz altun
(02.11.18)
Jenerasyon farki. +yoo


30 yasindayim/ dead joke seviyorum simdiden.


stavro
(02.11.18)
Ben tam tersi yeni neslin "ince görmediğini" düşünüyorum bazen. Normal, çoğunun yaşının iki katı kadar okumuşluğum var. Bir de günceli takip ederim. Ama günceli takip etmiyorsa kişi zor tabii espriyi anlaması, yapması...


SiyamkedisiZorro
(02.11.18)
Valla sebebi çevrendekilerdir. Benim tanıdıklarımda böyle bir durum yok.


ben annem ve teyzemde gordugum kadariyla cevaplayayim genellemeden kacinarak. kafa dagitma sebebiyle tv izliyor, izledigi seyler cop haliyle. mizahinin "ince gorme" seviyesinde olmasi icin buna gore seylere maruz kalmasi lazim. ama o sacmasapan programlari izlediginden mizahi birakin algisi da dustu. sonu ohaaa amk dedirten film izliyoruz mesela, sonrasinda ne oldugunu bize soruyor, acikliyoruz.


pide
(02.11.18)
Yaşlanıyoruz. Zaman değişiyor, ama sevdiğimiz mizah tartı değişmiyor. Dolayısıyla gençlere komik gelmiyor bizim mizah tarzımız. Bu yüzden her nesil kendi arasında takılmayı seviyor.

Ben gayet memnunum 2000 ve sonrası grup ile aynı mizah tarzını beğenmediğime. Yoksa onalrca yıl aynı tarz mizah hüküm sürer...


babilbaligi
(02.11.18)
(6)

Push back’ler onlarca ton ağırlıktaki uçakları nasıl geri çekebiliyor?

Fiziksel açıklaması nedir bunun?
Fiziksel açıklaması nedir bunun?
levent bilgen
(01.11.18)
onbinlerce ton mu gemi mi abi bu uçak uçak.

krmgk.com

ona bakarsan 300bin tonluk gemiyide ufacık römorkor çekiyor ama 20.000hp x 2 motor var.


killerbee
(01.11.18)
Şöyle düşün, 2 tonluk bir kütleyi tek başına hareket ettiremezsin ama otomobili boşa aldığında 2 tonluk aracı sen de hareket ettirebilirsin, aynı şey. Tekeri var aracın sürtünme azalıyor hareket ediyor; Newton'un hareket yasaları madde 1. Onun dışında yeterli ivmelenme yapılırsa bir insan da hareket ettirebilir; Newton'un hareket yasaları madde 3.


angelus
(01.11.18)
touareg'le bile çekilebilir.
www.youtube.com


sutlu nescafe
(01.11.18)
uçak park frenindeyken tow car geliyor ön dikmeyi kaldırıyor, park frenini bırakıyorsun itiyor. Tekerlekler üzerinde gidiyor işte çok da zor bir şey değil. Üstelik onbinlerce ton diye bir şey yok. Dar gövde uçak en fazla 89 ton oluyor.


catch the arrow
(01.11.18)
Tir cekicileri 40 tonla daga cikiyor. Bu dumduz asfaltta cekiyor.


acemi
(01.11.18)
fiziksel açıklaması aslında o pushback aracı uçak lastiklerindeki sürtinme kuvvetini yeniyor sadece öyle 200 ton ittirmiyor. Ha aletler çok güçlü ve özellikle ağırlar(uçağın momentumunu karşılayabilmek ve durabilmek için) ancak öyle inanılmaz bir durumfalan sözkonusu değil zaten açıklamış arkadaşlar.


basond
(01.11.18)
(3)

Yoğun çalışmanız gerek dönemlerde internetle ilişkiniz nasıl oluyor?

Üniversite sınavı, Ales, Kpss, Vize, Final, şahsi ve ticari işleriniz, kendi işinizle ilgili kanalize olmanız gereken dönemlerde internetle ilgili belli bir kısıt koyuyor musunuz?Sosyal medya hesaplarını kapatmak, uygulamaları silmek ya da herhangi bir şey?
Üniversite sınavı, Ales, Kpss, Vize, Final, şahsi ve ticari işleriniz, kendi işinizle ilgili kanalize olmanız gereken dönemlerde internetle ilgili belli bir kısıt koyuyor musunuz?

Sosyal medya hesaplarını kapatmak, uygulamaları silmek ya da herhangi bir şey?
levent bilgen
(29.10.18)
sürekli yoğun çalışıyorum
facebook'tan başka sosyal medya hesabım yok. orada da bir şey paylaşmam.
eksi sözlüğü 17 senedir okuyorum, yine de yazmam. çok eskiden gazete filan okurdum artık onu da okumuyorum. ekşi de açmasam dünyadan haberim olmayacak..çünkü home-office çalışıyorum. o yüzden buradan kısmıyorum. zaten kısmışım artık kısacağım kadar.
duyuruda yazıyorum bir tek o da iş yoğunluğu görece azsa. kalan yerleri ihtiyaca binaen kullanıyorum genel olarak.
internette vakit ziyan etmiyorum da ekşi-iş-film-tez/kod-makale hep bilgisayar başındayım kalkıp hareket etmem lazım, onu yapamıyorum.


niye ama
(29.10.18)
Koymuyorum hatta onumde acik hep :D Kafayi dagitiyorum 5dk bakip, sonrasi daha iyi odaklaniyorum. Ama bu kisiden kisiye degisebilir.


superfluid
(29.10.18)
Neredeyse 7/24 çalışıyorum ve yüksek lisans yapıyorum. Bütün sosyal medya hesaplarımı kapattım. Canım instagrama bakmak istediğinde telefondan pdf okuyorum alanımla ilgili video izliyorum vs. Üniversite dönemi yoğunlukları dönemsel olduğu için ihtiyaç duymamıştım ama şu an zaten hiç vaktim yok azıcık bi boşluk bulursam da boşa harcamamam lazım :/


jazzabel
(29.10.18)
(15)

Herkesin sevdiği ama sizin sevmediğiniz/sevemediğiniz şeyler?

Her konuda, her başlıkta, herhangi bir şey ile ilgili olabilir. Yeter ki genel bir kabul görmüş olsun.
Her konuda, her başlıkta, herhangi bir şey ile ilgili olabilir. Yeter ki genel bir kabul görmüş olsun.
levent bilgen
(29.10.18)
-müslüm
-prime timeda yayınlanan bütün diziler
-2000'lerde ünlenen popçular
-futbol
-spotify


heidi'nin dedesi
(29.10.18)
Parfüm, sigara, sıcak hava, pop müzik, yapılı erkek vücudu ilk aklıma gelenler


(29.10.18)
Rakı.
Herkesin demeyeyim de, çevremden gördüğüm kadarıyla büyük çoğunluğun sevdiği bir içki.


pike
(29.10.18)
dondurma
sinema/film izlemek
house müzik
yaz mevsimi


hobareyy
(29.10.18)
sezen aksu,yıldız tilbe,elektronik müzik
Kış ayları.


biravekahve
(29.10.18)
futbolu bi türlü sevemedim,.


lata
(29.10.18)
müslüm gürses
Teoman
Türk kahvesi
Ayran


-Prime time'da yayinlanan "Ufak Tefek Cinayetler" disindaki diziler
-Popcular
-Futbol
-Sigara


chitosan
(29.10.18)
Yaz mevsimi
Sezen Aksu
Hindistan cevizi ve vanilya kokulu kozmetik ürünler
Sütlü kahve


fotrsapka
(29.10.18)
- yaz mevsimi +1
- spor müsabakaları
- milf pornoları


Çocuklar
Kısır
Konuşkan, bıcır bıcır, aşırı sosyal insanlar
Arabalar
Esmer ve maço erkekler
Takım sporları ve maçları
Komedi dizileri
Dedikodu
Taba rengi
Allık
Kahve
Kedi
Deniz tatili
Yaz mevsimi +1

Edit:
Konser, festival gibi müzikli, gürültü ve kalabalık ortamlar


- Leyla ile Mecnun
- Somebody that i used tp know


baal
(29.10.18)
-dışarı çıkıp gezmek
-futbol
-boş konuşanlar
-kalabalık ortamlar

belki başka vardırda şimdilik bunlar geldi aklıma =)


0zzy
(29.10.18)
yıldız tilbe, müslüm gürses, leyla ile mecnun, behzat ç, balık-meyve yemek, waffle, rakı, meyhaneye gitmek, breaking bad, friends, bütün şerbetli tatlılar, futbol, sezen aksu vs vs kusucam :')

edit: denize gitmek-yüzmek gibi aktiviteler, kamp/çadır


nice tnetennba
(29.10.18)
Raki, Votka.
Kahve
Yzuklerin efendisi, starwars, game of thrones falan
Romanlar
Yeryuzundeki yerli-yabanci herhangi bir dizi
Futbol ve tum spor karsilasmalari
Despacito sarkisi
Cikolata
Cikolatali tatlilar.
18+ videolarda Lezbiyen kategorisi
Yeni yetme yapmacik isimli yerli rak gruplari.
Kopek
Cem yilmaz
Volkswagen golf ve diger tum vw modelleri
Kis mevsimi (benim cevremde kisi seven cok valla)
Anime
Online oyunlar
Populer yerli sinema filmleri.


stavro
(29.10.18)
(3)

Cemal Kaşıkçı’yı böyle acımasızca katledecek hıncın sebebi neydi?

Sadece muhalif olması ya da Washington Post’ta yazması olamaz herhalde. Başka bir ülkede böyle bir tezgah kurmayı göze alacak kadar kendisinin varlığını tehdit olarak ortaya koyan sebepler neydi?
Sadece muhalif olması ya da Washington Post’ta yazması olamaz herhalde.

Başka bir ülkede böyle bir tezgah kurmayı göze alacak kadar kendisinin varlığını tehdit olarak ortaya koyan sebepler neydi?
levent bilgen
(27.10.18)
sade cemal kaşıkçı değil yakın geçmişte 10 a yakın gazeteciyi öldürmüş suudiler.

hepsi de ülke dışında, fransa, almanya hatta amerika.

araştırırsan var bir sürü yazı bunlarla ilgili.

cemal kaşıkçı tek değil yani.

hatta 2016 da amerikan istihbarat teşkilatları twitter da çalışan suudi bir mühendisi yakalayıp twitter a bildirmişler, işten atmışlar, şu an da suudi sarayıında çalışıyormuş.

bu suudiler hakkında twit atan ve dışarıda yaşayan suudi vatandaşlarının ip adreslerini ve diğer bilgilerini iletiyormuş suudi arabistana.

tabi bundan sonra yaptıkları ilk şey, bu twit falan atanların suudiarabistandaki akrabalarını yakalayıp onları bir şekilde ülkeye getirmeye zorlamak. (cüneyt özdemir'in son videosunu izle suudi troller ile ilgili.)

bu öldürülen gazetecilere böyle yapılmış ve adamlar gelmeyince sınır ötesine gidip alenen öldürüp gelmişler.

tam bilmiyorum belki de bu öldürülen gazetecilerin bir kısmı suudi vatandaşı kökenli de değil.

bu cinayetlerin işlendiği ülkelerin bunlardna haberi yok sanma. hepsinden haberdarlar, kimse suudilerle ters düşmek istemiyor çünkü adamlarda para var ve sürekli bişeyler ithal ediyolar. olay bizim ülkede olduğu için bu kadar kıyamet koptu. dikkat edersen bu suudiler de bir plan program yapmamışlar, gizlenme ihtiyacı bile duymadılar, öteki cinayetlerde de böyle olmuş. alenen suudi pasaportuyla kimlikleri alenen belli şekilde elini kolunu sallayıp, adamı yakalayıp öldürüp aynen suudi arabistana geri dönmüşler.


killerbee
(27.10.18)
iktidarını tehdit altında gören muktedir o tehdidi ortadan kaldırmak için her şeyi yapar.
veliaht prens salman da yaptığı reformlarla batıya göz kırpıyordu
kendisinin reformlarına da kuşkuyla yaklaşan hatta karşı olan bir gizli muhalefet de var arabistanda
en son olarak diğer prensleri (aralarında kendisine muhalif olanlar da vardı) tutuklatıp bi otele kapatıp servetlerinin bir kısmı karşılığında serbest bırakmıştı
bu bahsi geçen prensler veliaht prens sellmanın amca çocukları nerdeyse kardeş gbi bişi aslında
onlara bile bu muameleyi yapan adam diğer herkes için her şeyi de yapar.
bizde yok muydu benzer şeyler (bkz. kardeş katli vaciptir fetvası)
sözün özü game of thrones...


rentts
(27.10.18)
İslami/vahabi dünya algısı. "tüm evreni senin için yarattım" sözüyle şekillenmiş ve buna göre yaşayan insanlar bunlar.


olivia
(27.10.18)
(3)

"İdrakiyle" mi "idrakıyla" mı?

Hangisi doğru kullanım?
Hangisi doğru kullanım?
levent bilgen
(25.10.18)
ikisi de doğru. tdk bile karar veremedi. tıpkı an itibariyle mi an itibarıyla mı diye bile tartışılıyor. her iki kullanım da doğru.

aslında idraki ile demek yerine idrakiyle deniyor ama türkçe kelime olmadığından çok ta şey yapılmıyor.


illegalstar
(25.10.18)
idrakıiyle

ı'yı okuyup, y'yi sanki bir önceki harf i imişçesine okumak.


güneyli çocuk
(26.10.18)
İdrâkıyla. zaten idrâkiyle diye okur veya söylersen ısırdığını hissedersin.


biravekahve
(26.10.18)
(3)

Video Kesme

Eski duyuruları tarayıp, cevaplardaki programları indirdim. Kimisi kestikten sonra hiçbir programın okumadığı garip bir formata çevirdi, kimisi videonun üstüne logosunu koyup anlamsız hale getirdi, kimisi karmakarışık, işlevsellikten uzak bir arayüze sahip. Bir MP4 videosunun 1 dk'sını kesip okunabi
Eski duyuruları tarayıp, cevaplardaki programları indirdim. Kimisi kestikten sonra hiçbir programın okumadığı garip bir formata çevirdi, kimisi videonun üstüne logosunu koyup anlamsız hale getirdi, kimisi karmakarışık, işlevsellikten uzak bir arayüze sahip.

Bir MP4 videosunun 1 dk'sını kesip okunabilecek bir formatta kaydetmek gibi basit bir işlemi yapacabilecek bir program yok mu 2018'in internet vahasında ulaşabileceğimiz?

Movie Maker mp4 okumuyor, Shotcut formatta çıkışsız noktaya getiriyor, Bandicam'de reklam var....
levent bilgen
(25.10.18)
after effects ya da premiere, adobe media encoder(4k ise)

imovie de var en basit olarak


killerbee
(25.10.18)
telefonda inshot var. kesinlikle başarılı.


patronaj
(25.10.18)
format factory, kesme süreleri için ayarları kurcalamanız lazım.


inheritance
(25.10.18)
(5)

Avukatlar

Baro levhasına iletişim numaranızı, iş adresinizi yazmak önemli bir şey mi?Oradan sizi bulan müvekkiller oluyor mu? Yazmasanız ne gibi bir kaybınız olur?
Baro levhasına iletişim numaranızı, iş adresinizi yazmak önemli bir şey mi?

Oradan sizi bulan müvekkiller oluyor mu? Yazmasanız ne gibi bir kaybınız olur?
levent bilgen
(23.10.18)
Muvekkil oradan pek bulmaz ama gizleyenlerin amacini hic anlamiyorum. Ulasilabilir olmak onemlidir avukatlikta. Adresi veya hic degilse sabit telefonu olmayanlari daha ciddiyetsiz buluyorum.


Güvenlik nedeni ile alenen paylaşmıyorum. Her türlü manyak sizi hedef haline getirebilir. Telefon başka bi konu.


isimmisimyok
(23.10.18)
artıları: önemli durumlarda (duruşma ertelenmesi, sulh teklifleri vs) karşı tarafın avukatı rahatça ulaşabiliyor.

eksileri: baro seçimlerinde telefon folloş oluyor.

eksileri her türlü ağır basıyor ama bir kere numaramı vermiş olduğum için artık silsem de bir şey fark etmez diyerek silmiyorum. müvekkil filan gelmez oradan ama


starborn
(24.10.18)
-müvekkil oradan bulmaz.
-artısı duruşma, kalemde yapılacak iş, karşı vekille haberleşmeyi kolaylaştırıyor.
-eksisi bir kere herhangi biriyle tanışsanız size erişebilmesinin çok kolay olması. özel hayat içinde bu kadar kolay erişilebilir olmak hoş değil.


@her girişte şifresini.. +1


aquarium
(24.10.18)
(8)

Türkiye ve Mafyalar

Türkiye’de 90’lı yıllardaki anlamıyla hala “mafya” var mı? Siyasilerin araçsallaştırdığı ya da kendileri için baskı unsuru olabilen, parasal güce ve derin siyasî ilişkilere sahip, eli silahlı adamları olup kendince infazlar yapan, adam kaçırma, tehdit, şantaj vs. gibi çeşitli eylemsel karşılıkları o
Türkiye’de 90’lı yıllardaki anlamıyla hala “mafya” var mı?

Siyasilerin araçsallaştırdığı ya da kendileri için baskı unsuru olabilen, parasal güce ve derin siyasî ilişkilere sahip, eli silahlı adamları olup kendince infazlar yapan, adam kaçırma, tehdit, şantaj vs. gibi çeşitli eylemsel karşılıkları olan bir yapılanmadan bahsediyorum.

Ya da siz var diyorsanız gücünün eylemsel karşılığı ve toplumsal iktidarı var mı bunların?
levent bilgen
(19.10.18)
Feto bir mafya değil miydi mesela? Polis ve asker de silahlı gücü değil miydi? Şu an mafya yapılanmalarına rahmet okutacak durumdayız.


Toplumun dinamiğini bozan şeyler yasaklanıyor, bu yasakları delmek de para kazandırıyor. Uyuşturucu ticareti, fuhuş, insan kaçakçılığı, piyasaya sahte para sürme... Mafya'dan kasıt bu işleri örgütlü bir şekilde yapan topluluklarsa tabi ki vardır. İllegal iş yapan adam devletin kendisini korumasını bekleyemeyeceğine göre kendini ve çıkarlarını korumak için adam besler, silahı ve askerleri olur, içinde bulunduğu süreçler rakiplerini ortadan kaldırmasını gerektirir, politikacılarla aynı masada oturur, çıkar ilişkileri kurar...


salihdt
(19.10.18)
ismini verip yeğenlerinin hışmına uğramak istemediğim şahsı tarif etmişsiniz (öyle de korkağım).
açık havada konuşma yapıp yüzlerce kişiye dinletebilen birinin toplumsal iktidarı ve bu iktidar sonucunda eylem gücü olması beklenen bir sonuçtur.


g7mor
(19.10.18)
90'lı yıllardaki gibi çok ve büyük ölçekte yok, o zamanlar (ve o zamanlara kadar) birbirinden farklı ve birbirine rakip bir çok babanın kendi örgütü vardı. Yanlış hatırlamıyorsam sadettin tantan zamanında bir çoğu çökertildi, akp iktidarı ile birlikte de neredeyse isim soyisim anlamında mafya babası kalmadı.

90'lı yıllardan beri mafya babaları bitirildi ama ciddi örgütlenen adları hepimizce bilinen bazı örgütlerin gücü bölgesel olarak hala devam ediyor.

İstanbul'da belirli bazı bölgelerde sevgi pıtırcığı olan ve siyasi partileri de bulunan bu arkadaşlara haraç vermeden ticaret yapabilmeniz çok zor.

Adına haraç demiyorlar ama, küçük esnafı gazete abonesi yapıyorlar, dergi satıyorlar. Büyük tüccarlardan da doğrudan "partiye bağış" adı altında yüklü ödeme alıyorlar.


John Bloor
(20.10.18)
Var. ORnek cete lideri Sedat Peker.


stavro
(20.10.18)
fetö mafyaysa tayyip marul heralde. fetö şamaroğlanından başka hiçbişey değildir. gerçek anlamda mafya yok, mafyalaşmış devlet var. İnfazlar yapan, adam kaçırma, tehdit, şantaj vs. hepsi iktidar tarafında icra ediliyor, bayağı da ustalaşıyorlar artık. Ak Parti sağolsun mafya ya gerek kalmadı yerli ve milli mafya olarak oraya da kendilerini atadılar. hayaldi gerçek oldu.


firemanjonny
(20.10.18)
90'lardaki anlamıyla yok. akp neredeyse hepsiyle anlaşıp gelirlerinin belirli ölçüde kaybolmayacağı garantisi karşılığında faaliyetlerini durdurmasını sağladı. anlaşamadıklarını pasifize etti, ellerini kollarını bağladı. bir kısım sonradan akp ile anlaşmak durumunda kaldı, diğerleri elini eteğini çekmek zorunda kaldı.

kısmen istanbul, doğu marmara, batı karadeniz ve eskişehir bölgeleri için konuşacak olursam; gerek büyüdüğüm çevrede gerekse akrabalık ilişkilerinde ülkenin en babalarıyla bağlantısı olan insanlar oldu hep. zaten bu adamlar çekirdekten büyüyüp yetiştiği için bilinen noktalara gelene kadar çok insanın işini görmüş, sosyal bağlantılar kurmuş ve bu sayede etki alanlarında saygı görmüş insanlar. mafyaları bitirmek de bu yüzden kolay değil, en tepesini içeri atınca faaliyetler durmuş olmuyor. haliyle akp işi kökten çözmek için halihazırda teşkilatlanmış ve çoğunluğu sağcı-muhafazakar olan bu kesimleri kendi "davasına" katmaya çalıştı. akp kendi başına güçlü bir teşkilat olunca bir kısım mafyöz teşkilatlar akp'ye yanaşmakta bir sorun görmediler. akp gerek tatlılıkla gerekse devletin gücünü kullanarak bu teşkilatları yavaş yavaş içten çözdü. tabii bu sırada ekmeğinden ve gücünden olan babalarla masa başında anlaşmalarını yaptı. açıkçası çoğu akp'nin maşası olmayı bırak, adlarının yanında anılmasını bile istemedi. tabii bahsettiğim bu tipler daha önceden de hükümetlerle birlikte çalışmış insanlar değil, bağımsız mafya diyebiliriz.

herkesin bildiği sedat peker var işte akp'ye yanlayan, onun haricinde benim gerçek hayattan bildiklerimden kimse açıkça yanında durmadı. zaten çoğu mafya usulünün eskisi kadar rahat yürümeyeceğinin farkındaydı. büyükleri hapiste ölümü bekledi, nispeten küçükleri etki alanlarını ve sosyal bağlarını kullanarak "esnaf" ya da "iş adamı" oldular. kafe işletmecisi olup çoluk çocuğa karışanı bile var.


Bruce
(20.10.18)
Eskinin mafyaları bugünün müteahhitleri, faktoring şirketi sahipleri, buralardan kazandıkları parayla futbol kulübü başkanı vs. oldular. İşlerini kılıfına uydurdular. Eski fedailerinin adı silahlı yakın koruma oldu.


yemrem
(20.10.18)
(7)

Ara Güler fotoğraflarının sırrı

Sizce Ara Güler'in fotoğraflarını diğerlerinden daha farklı yapan, insanı bakarken daha müteessir kılan ve teknik anlamda da daha ehil yapan şeyler neler?Neden yeni nesilde onun çıtasına yaklaşabilecek nitelikte fotoğrafçılar çıkmıyor?
Sizce Ara Güler'in fotoğraflarını diğerlerinden daha farklı yapan, insanı bakarken daha müteessir kılan ve teknik anlamda da daha ehil yapan şeyler neler?

Neden yeni nesilde onun çıtasına yaklaşabilecek nitelikte fotoğrafçılar çıkmıyor?
levent bilgen
(18.10.18)
Kendisi, fotoğrafını yaşamasıyla fotoğrafa bir ruh kattığına inanıyor. Bilimsel açıdan da hem fotoğrafçının hem de fotoğrafı çekilen objenin motivasyonlarınıh artmasına bağlanabilir diye düşünüyorum bu. Eline makine alıp bir köye gidip çobanı fotoğraflamak yerine o köyde konaklıyor, çobanla hasbihal ediyor, beraber hayvan otlatıyor ve en son çobanı fotoğraflıyor. Bu minvalde açıklamaları var hatta çoban örneği kendisine ait.


farabi
(18.10.18)
Fotoğrafçı olduğu kadar tarihçi ve hikaye anlatıcıydı ara güler, fotoğrafı tarihi kaydetmek için bir araç olarak kullanıyordu. Ve tabii gazeteciydi de, bu anları sadece tarihin bir kısmını kaydetmek için değil, haber vermek, anlatmak, başkalarına aktarmak için de kullanıyordu. Bunların hepsini yapması yetmiyormuş gibi üzerine bir de şairine bir anlatım katıyordu. fotoğraflarını hikayesiyle dinleyince film izlemiş gibi oluyorsun, yakalanan o anın öncesi ve sonrası zihninde canlanıyor.


Bruce
(18.10.18)
bu işi eskiden yapan yoktu. 100 sene önce fotoğraf makinası bile nadir bulunan bişeydi. adam çok yetenekli değil sadece bu işi yıllarını vermiş, bu iş için parasız kalmış, eziyete katlanmış falan.

günümüzde ara güler den kat kat iyi fotoğrafçılar var ama işte rolling stones gibi. bu işi ilk başlayanlardan. rolling stones şarkılar o yıllara göre olağanüstüydü. son dönem şarkıları çer çöp ama saygı duyuluyorlar ve hak ediyorlar.

ara güler e de bu yüzden saygı duyuyoruz. Allah rahmet eylesin.


yuyu
(18.10.18)
psikolojik. sırf güzel olduğu söylendiği için güzel olduğu düşünülüyor. ara güler ayarında ve çok daha iyi binlerce insan var. ha bu demek değil saygı duymayalım, bence bir işe böyle ömür veren herkes saygıyı hak ediyor. ama gökten inme ulvi bi varlık değil. abartılacak bir durum olduğunu düşünmüyorum.


bir başka unsur da şu: adam çok çalışmış. yüzbinlerce kare çekmiş ve arşivlemiş.

kimi fotoğrafları çekebilmek için (bkz: picasso) gidip adamların kapısında yatmış.

çok çalışmış, bu konudaki "zanaatini" ince ince geliştirmiş.


fever
(18.10.18)
Ara Güler'den çok daha iyi fotoğrafçılar var. Hatta ara Güler günümüz şartlarında çok iyi bir fotoğrafçı bile değil.

Zamanında kimsenin yapmadığı bir işi yapıp o işin zamanla popülerleşmesinin ekmeğini iyi yemiş biri.


ne çıtası arkadaşım? ara güler türk fotoğrafçılığının sırtındaki en büyük kamburdur.

buruşuk yaşlı, sümüklü çocuk, yük taşıyan hammal fotoğrafı çekmekle iyi fotoğrafçı olunmuyor.

senlerce fotoğraf yarışmalarında jüri oldu güler milletin hakkını yediler, nerede sümüklü çocuk, buruşuk yaşlı fotoğrafı var verdiler ödülü.

günümüzde türkiyede fotoğraf yarışması kazanmak aşırı kolay. boktan fotoğraf çeken herkes ödül alabilir, klişeleri taklit eden herkes ödül alabilir.

bu tür insanlar bırak fotoğraf değerlendirmeyi, fotoğrafı yorumlamaktan aciz insanlar.

sözlükte oku hakkında yazılanları.

ara gülerin ne kadar klişe olduğu şuradan belli.

nerede kezbanca, çomarca, arabesk yazılmış facebook postu varsa bu adamların fotoğrafları üzerine yazılmıştır.

varoşun/ popüler kültürün tuttuğu insanların hiç birinden de bi cacık olmaz.

nasıl sinema tv okuyan ya da eline dslr alan herkez küçük küçük nuri bilge ceylan taklidi yapmaya çalışıyorsa bu adamı da taklit etmeyi kendine görev edinenler yüzünden türk fotoğrafçılığı bir gram ilerleme kaydedemedi.

ayrıca dünyanın en güzel coğrafyasına ve en geniş kültürüne sahip bir ülkeyiz.

elin patagonyasında olsan neyse


killerbee
(18.10.18)
(3)

Hiç dijital detoks yaptınız mı?

1) Ortalama kaç saatiniz telefon ya da internette geçiyor?2) Dijital detoksa neden ihtiyaç duydunuz? Ne kadar sürdü?3) Ne gibi sonuçları olduğunu gördünüz? 4) Bir şeylerden geri kaldığınızı hissettiniz mi?5) Sosyal medya ve internet bağını azaltan biri bir şey kaybeder mi?
1) Ortalama kaç saatiniz telefon ya da internette geçiyor?
2) Dijital detoksa neden ihtiyaç duydunuz? Ne kadar sürdü?
3) Ne gibi sonuçları olduğunu gördünüz?
4) Bir şeylerden geri kaldığınızı hissettiniz mi?
5) Sosyal medya ve internet bağını azaltan biri bir şey kaybeder mi?
levent bilgen
(17.10.18)
Çok fazla saatim telefonda ve internette geçiyor (4 saat çalışırken internetteyim, sonra gün içinde 4 saat daha bence yine bakıyorumdur)

Detoks olarak 1 ay boyunca Instagram'da hiçbir şey postlamamıştım, story ve post olarak (sürekli paylaşım yapan biri için kişisel bir çelinç oldu) O süre içinde ne zaman fotoğraf çekip paylaşmasam kendimi garip hissettim ve Instagram'ı insanlara ne kadar eğlendiğimizi ve mutlu olduğumuzu göstermek için ne denli kullandığımızı fark ettim.

Azaltan biri bir şey kaybetmez bence,önemli olan bağımlılık aşamasına getirmemek. Ben de dahil çoğumuzda bağımlılık bence. Bknz: ifi/ data kaybedince kendini dünyadan soyutlanmış hissetmek.


EyLüL Kizi
(17.10.18)
askere gidince mecburen yaptım.

1-şu aralar internette 12 saatten fazladır.
2-ihtiyaç duymadım. zorunluluktan yaptım. fena değildi. bir süre sonra alıştım.
3-internetsiz de yapılabiliyormuş ama hayat biraz daha zorlaşıyor. özellikle uçak bileti alırken zorlandım baya. adres bulmakta sorun yaşadım. (yaşasın gps!)
4-başlarda evet. sonra düşünmedim bile.
5-arkadaşlarıyla iletişimini koparmadıkca birşey kaybetmez. birde askerde olduğum için tv izleyemedim fazla. internet de olmadığı için gündemden geri kaldım. endonezyada deprem olmuştu 1 hafta sonra haberim oldu mesela.


false pretension
(17.10.18)
tüm günüm bilgisayar başında geçiyor. sosyal medya olarak duyuru ve sözlük var kullandığım sadece. hatta sadece telefondan kullanıyorum artık sözlüğü. günlük 1 saat var yok. bazen haftasonu internette kaybediyorum kendimi, zamanımı.

yıllardır hep yapacağımı söylesem de tam anlamıyla bir diyet yapamadım hiç. ancak gereksiz ve lüzumsuz kullanımdan kendimi soyutladığım çok oldu. gereksiz internet kullanımım arttıkça bir detoksa girerek kendimi frenliyorum.

daha mutlu oldum, oluyorum interneti az kullanınca.

internet kullanımımı azalttığım için bir şeylerden geri kaldığımı hissetmedim. varsayılan düşünce biçimim zaten geride olduğuma ve geç kaldığıma dair. sosyal medya ya da internetten ayrı kalmak bu düşünceyi oluşturmadığı gibi tam tersi bir olumlu etki yaptı. (zaman daha yavaş aktığı için hayata dair daha net durum değerlendirmesi yapabildim)

hayır. bir şey kaybetmez. kısa süreli olarak böyle bir düşünce oluyor ama kolayca üstesinden geliniyor. ne kadar bağlı olsan da zaten haberdar olmadığın o kadar çok şey var ki, bunların üstüne yenisi de eklense bir şey kaybetmediğini farketmek uzun sürmüyor.


biseysorcaktim
(17.10.18)
(10)

Bir solukta izlenecek filmler

İzlerken zamanın nasıl geçtiğini düşünmediğiniz, belli bir kalite ve zeka taşıyan; zamanın keyifle, gerilimle, hüzünle ya da merakla akıp gittiği filmler var mı?
İzlerken zamanın nasıl geçtiğini düşünmediğiniz, belli bir kalite ve zeka taşıyan; zamanın keyifle, gerilimle, hüzünle ya da merakla akıp gittiği filmler var mı?
levent bilgen
(17.10.18)
blood diamond


datnet
(17.10.18)
American hustle


stavro
(17.10.18)
LOTR 1-2-3.


Predestination.


himmet dayi
(17.10.18)
(bkz: don't breathe)


Bruce
(17.10.18)
la cara oculta


lcha
(17.10.18)
L.a Confidential
Rush
Master and Commander


Burada bana k-pax filmini önermişlerdi. İzledim. Tam tarif ettiğiniz gibi zamanın nasıl geçtiğini anlamadım ayrıyeten bir çok duyguyu bir arada yaşadım. Filmin felsefesini de sevdim. Güzeldi, ben de size tavsiye edeyim.


noraliya
(17.10.18)
napoleon dynamite


eksimeksi
(17.10.18)
(12)

Big Data yok edilebilir mi?

1) Big Data bir şekilde yok edilebilir mi? 2) Rusya, Çin, Fransa, Japonya ya da bir başka dünya ülkesi bu kadar verinin Amerika’da bir merkezde toplanmasından rahatsız değil mi? Diğer ülkeler de aynı nicelikte veriye sahipler mi?3) Bilinen amaçlar(istihbarat, marketing, seçim manipülasyonları vb.) d
1) Big Data bir şekilde yok edilebilir mi?

2) Rusya, Çin, Fransa, Japonya ya da bir başka dünya ülkesi bu kadar verinin Amerika’da bir merkezde toplanmasından rahatsız değil mi? Diğer ülkeler de aynı nicelikte veriye sahipler mi?

3) Bilinen amaçlar(istihbarat, marketing, seçim manipülasyonları vb.) dışında ne gibi çalışmalar, deneyler, amaçlar için kullanılıyor olabilir?

4) Big Data’nın güvenliği ne şekilde sağlanıyor? Yedekleniyor olma ihtimali ne ölçüde gerçekle ilintili?

5) Fazla sci-fiction gelse de büyük bir savaşta bir ülkenin otonom sistemlerine, köprülerine, haberleşme araçlarına saldırılması gibi saldırılabilecek bir konumda mı?
levent bilgen
(16.10.18)
1- big data dediginiz sey nedir? dunyadaki tum verilerin toplandigi yere big data denmez :) bi kavram karistirmasi var sanirim.

vikipedi aciklamasiyla: Büyük veri; toplumsal medya paylaşımları, ağ günlükleri ,bloglar, fotoğraf, video, log dosyaları gibi değişik kaynaklardan toparlanan tüm verinin, anlamlı ve işlenebilir biçime dönüştürülmüş biçimine denir.

2- onlar da topluyor. cin'de facebook filan yasakli. her uygulamanin cin'li versiyonunu kullaniyorlar.

3- trump - secim - rusya seklinde aratabilirsiniz. xxx analytics rezaleti de vardi, zukenberg yargilandi hatta bu sebeple. sirketin adini unuttum.

4- sirketler veri tabanlarini mumkun oldugunca guvenli hale getirirler. sizma her zaman mumkun.

5- kim bu konumda mi?

edit: yuzeysel & ortalama google bilgisi :) insanlari tanimadan boyle sozler soylemek degisik. kolay gelsin, umarim aradigin cevaplari bulursun.


fakyoras
(16.10.18)
@fakyoras Hiçbir şekilde bir kavram karışıklığı yok. Big Data dijital anlamda soyut. Silikon vadisi ve türevi yerlerde ciddi anlamda üzerinde çalışılan, belli merkezlerde depolanan, bilfiil mekansal karşılığı olan ve tek bir kuruma ait olmayan verilerin bütünü. Nicelik olarak en büyük ölçekli veri Amerika’da. Diğer ülkelerin verileri onunkinin yanında işlevsel anlamda oldukça komik.

Siz çok yüzeysel ve ortalama google bilgisiyle olayı okuyorsunuz ya da bu konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip değilsiniz.

Facebook ve bağlı şirketleri(Whatsapp, Instagram) Twitter, Google ve daha birçok şirketin bu bilgileri donanımsal olarak depoladığı yerlerin tümü ya da bir kısmı için mekansal bir tanım da “Big Data”yı içine alıyor.


levent bilgen
(16.10.18)
3) google aramalarından grip salgını ve etki alanını doğru bir şekilde hesapladıklarına dair birşeyler izlemiştim, eğitimli kitlenin mesai saatlarinde dizi izlemesinden falan ekonomik durgunluk kriz gibi durumlar arasında bağlantı kurduklarını duymuştum.

4)en basitleri bile genelde 2 farklı kıta 3 farklı merkez de yedekli oluyor


@fakyoras Cambridge Analytica olayında kabaca 50 milyon Facebook hesabı kullanıldı. Big Data için 50 milyon kişi komik bir sayı bile değil. Bu kullanım Big Data’nın gerçek işlevselliği ve asıl gücünü anlatmakta da yetersiz ve sönük.


levent bilgen
(16.10.18)
Fikir vermesi açısından:

m.imdb.com


mirty
(16.10.18)
1- hayır. çok merkezde biriktiği, birikmeye de devam ettiği için yok edilemez.

2- hayır, herkes kendi datalarını biriktiriyor.

3- çok çeşitli.

4- siber güvenliğin bilinen yöntemleri ile.

5- evet. çok daha fazlası da yapılabilir.


babilbaligi
(16.10.18)
kavramların birbirine girdiğine katılıyorum,

babilbaligi+1

5'e ilaveten şu anda zaten böyle, rusya'nın virusleri ameriganın nükleer santrallerini, askeri tesislerini hedef alıyor, ameriganın firüsleri rus bürokratlar/devlet tesislerini hedef alıyor (neye göre tabii ki ip to location vs. gibi şeylere göre) hatta tek bir hedefi olan hedefe ulaşıncaya kadar yayılan ama bir eylemde bulunmayan wormlar vs. de mevcut, yani hali hazırda bizler mışıl mışıl uyurken birileri birbirlerine saldırıyor, savunuyor falan. misalen şu anda usa suudi arabistana saldırıyor.

Ek kaynaklar:
threatmap.checkpoint.com
map.norsecorp.com
www.digitalattackmap.com&color=0&country=ALL&list=0&time=17819&view=map


selam
(16.10.18)
1) "Bir şekilde" lafzı bize istemediğimiz kadar özgürlük veriyor. Madem verinin fiziksel karşılığı var, sırf Google'ın tuttuğu veriyi değil, android cihazda telefon rehberimize kadar erişebilen programların tuttuğu veriyi de yok edebilirsek... Neden olmasın?

2) Bilinen internetteki içeriği derleme konusunda Google neredeyse bir tekel ve onay mercii olduğuna göre muhtemelen aynı nicelikte veriye kimse sahip değil. (Diğer ülkelerin rahatsızlığı konusunda: Yandex'i, Vk'yı vs. bu tekeli kırmaya yönelik girişimlerden sayabiliriz.) Ek olarak Google ve benzeri şirketler yoluyla toplanan bu verinin -analytics, adsense benzeri uygulamalarla dünyanın geri kalanınının kulanımına sunulan kısmı müstesna- büyüklüğünü ve gizli kullanım alanlarını, skandallarla bir bir ifşa olmadıkça tahmin etmek de imkansız.

Ek olarak ticaret savaşı ile de anlamlanabilecek bir veri savaşı Çin ile ABD arasında uzun süredir sürüyor. Son büyük gelişme de şu: www.bloomberg.com

3) Durum böylesine açıkken gizli kalan amaçların bir önemi var mı ki? Sanki bundan sonrası bize sadece işleri komplo teorisyenliğine vardıracak bir gizemciliği getirecek. Elbette bu soru; kamuoyunun, bilgi tekelleri ve emperyalist devletler üzerinde kuracağı olası bir baskıya dönüştüğü takdirde anlam kazanacaktır.


hikmet iv
(16.10.18)
@fakyoras+1
Bence de bir kavram karışıklığı var. Big datayı somut tek bişeye indirgemek ve ona sadece belli ülkelerin sahip olduğunu düşünmek yanlış.

1) Tüm sunucuları, depolama aletlerini, cihazları vs yok edersen belki.
2) Veriler sadece Amerika'da bir merkezde toplanmıyor. Evet, amerikan şirketleri fazla ancak onlar bile sadece bir merkezde toplamıyor verilerini. Dünyanın dört bir yanında sunucu merkezleri var.
3) Görüntü, ses işleme alanlarında da çok çok büyük ilerlemeler kaydediliyor. Bu sayede birçok alanda önemli gelişmeler oluyor. Sağlık, güvenlik vs gibi.
4) Veriler farklı merkezlerde saklanıyor ve bir bütün halinde de değil. Verilerin belli bölümleri belli merkezlerde vs gibi.
5) O konumdalar.


hem kavram karmasasi var hem yok diyebilirim. bu durumu ozetle su sekilde aciklarim, dunyadaki tum kuslarin sesleri "data" dir. bu datayi mikrafon sahibi herkes toplayabilir ve bir yere saklayabilir, buna "database" denir. "big data" isleme ise bunun bir adim otesi yani bu saklanan datanin islenip, bize rasgele civilti ve gurultu gibi gelen kus seslerinin anlamini, yani ne konustuklarinin bulunmasi, kus dilinin cozulmesi, bu sonuca gore gelecek konusunda tahminde bulunulmasi dir. yani bu iste datanin bir yerde saklanmasi ve fiziksel olarak sahip olunmasi isin kucuk bir kismi, asil onemli ve zor kismi ise bu datayi isleyip anlamli bir sonuc cikaracak fiziksel teknoloji, ve algoritma sahibi olabilmektir.

ornegin twitterda datalari dunyadaki bircok noktada serverlar uzerinde saklanir, isteyen bu data yi twitterin sunmus oldugu API uzeriden alabilir. bunu evde sen de yapabilirsin, sonra bir yere saklayabilirsin. artik senin de bir "data base" in var. ama bu datayi ne yapacaksin, cok buyuk bir data ve insanlar ornegin turkiyede son zamanlarda "papaz brunson", "arda turan" ve "enflasyon" konularinda bir suru konusmuslar. bu konusulanlari bir bolumu goygoy, bir bolumu cok ciddi, bir bolumu ise konusulmus ama bir amaca hitap etmiyor. boyle yiginla data sahibi oldugunu dusun. burada asil zor kisim bu konusmalardan cesitli anlamlar cikarabilmek, degersizlerini ayristirmak, degerlilerini bir istatistik hesabina sokabilmektir. ornegi "arda turan" meselesi "papaz brunson" meselesinin halk uzerindeki etkisini istatistiksel olarak ne oranda maskelemis. ilerde boyle bir durum oldugunda bu durum ile benzerligini eslestirmek icin bir sablon (pattern) cikarilabilir mi, bu pattern cikartilir ise bunun sonuclari ne olur, tum bu olasiliklar icinde abd nin bize "fethullah guleni" iade etmesi orani ne kadar mumkun. iste eger bu datayi isleyip boyle bir olasilik hesabi yapacak teknoloji, istatistik, matamatik, algoritma kurabiliyor ise big dataya hukmediyorsundur. yoksa data ile ne yapacagini bilmedikten sonra elinde tutmanin anlami yok.

bu durumda amarikanin elini guclendiren ne peki? adamlarin datayi tutmasi bir sonuc, cunku bu data ile ne yapabileceklerini biliyorlar ve onun icin tutuyorlar. eger biz de bilseydik biz de internet uzerinde "crawler" yapip bilgiyi toplayip biz de tutabiliriz ama tutsak ne olacak ki, islemeyi bimiyoruz. bu tamamen isletme ve universite isbirligi ile olabilecek birsey.

ozetle big data olayinda dataya fiziksel olarak sahip olmak isin proseduru, en onemlisi bu data ile ne yapabildigin.


emrahday
(17.10.18)
1) Big data sanki bilgisayar ve ağ teknolojileriyle ortaya çıkmış gibi bir algı var. Bilgi ve belge yönetimi tarihine biraz bakınca aslında insanlığın yazmaya başladığı andan itibaren data topladığı görülebilir. Sadece veriyi saklama ve yorumlama yöntemleri değişti. Çok yakın tarihe kadar var (2010'lar) olan kümülatif bilginin büyük çoğunluğu hala "hard copy" denen materyallerde saklanıyordu.
Şimdi dijital olarak tutuluyor. Haliyle bu depolama imkanları, veri aktarım olanakları hem yeni enformasyon üretme hızını artırdı, hem de datayı yorumlama hızını. Her ülke kendi verilerini saklar. Kimi analog olarak kimi dijital. Artık çoğu dijital. Yani TUIK'in verileri de "büyük veri", holdinglerin satış rakamları vb de. Big data deyince bilimkurgu gibi bir dünya canlanıyor insanların zihninde ama bildiğin veri işte. Sadece yeni teknolojilerle daha fazla veriye daha hızlı ulaşıp enformasyon üretmen mümkün. Haliyle bu veri düzgün arşivlenip yönetilmeyince ve korunmayınca kaybolabilir. Dünya tarihinde ne arşivler gitti.

2)Veri bir merkezde toplanmıyor. Farklı farklı kurumların kendi verileri var. Şirketler satış rakamlarını, sosyal uygulamalar kullanıcı bilgilerini vb saklıyor. Tabii ki devletler kendi topraklarındaki şirketlerin verilerinden yararlanabilir. Ya da farklı iki kurum iş birliği yapabilir. Mesela adidas facebook'la reklam işbirliği yapıp kendi marketing verileriyle facebook verilerini kullanıp reklam maliyetini düşürüp daha verimli reklamlar yapabilir. Bunun askeri boyutu da var. Haliyle birçok ülke başka ülkelerden data toplamaya çalışır. Bu geçmişte de vardı. Bugün de var. Sadece ABD özel sektörünü destekleyip elindeki teknoloji gücünü kullanarak daha iyi yapıyor bu veri toplama işini. Mevzu sadece sosyal medya değil, kredi kartı bilgilerinden tut hizmet sektöründeki şirketleriere kadar....
Veri toplamak mesele değil, bu verinin ürettiği enformasyonun kalitesi önemli. Veri toplama işini her zaman her devlet yapar. Biz de yapıyoruz.

3)Tarih boyunca ne için kullanıldıysa: Aklına gelebilecek her şey için. Ama tekrar söylüyorum. Data tek başına bir şey ifade etmez. İstersen tüm verileri topla. Doğru yorumlamadığın sürece anlamı yok.

Mesela sağlık. İngiltere organ bağışı sistemini daha verimli kullanmak için ülkedeki "organ havuzunu" tıpçı ve matematikçilerinin geliştirdiği bir algoritmayla yönetiyor. Böylece doğru organ doğru insana ulaşıyor. Bizde de aynı veri var. Bizdeki algoritma farklıdır. O yüzden bizim eşleşme oranlarımız da farklı olabilir. Belki daha iyiyizdir hatta.

Mesela ekonomi. Diyelim ki ülkenin demografik verileri ve sağlık verileri 59 yaşında ölüm oranının yüksekliğini gösteriyor. O zaman emeklilik yaşını 60'a çekip ciddi bir kamu tasarrufuna gidebilirsin. Biraz tatsız görünüyor ama böyle.

Mesela hava durumu. İklim yönetimi. Elinde ciddi bir iklim verisi olduğunu düşünelim. Ülkende ekilecek ürünleri yönetebilirsin. Ya da başka bir ülkede yaşayan çekirge popülasyonunun artış oranlarını biliyorsun. Bu veriyle çekirgenin patlama yapacağı senelerde o ülkeye tarım ilacı ihracatını artırabilirsin.

Mesela deprem tahminleri. Bir coğrafyadaki deprem sıklığını, şiddet aralığını biliyorsun. Bu sana bir sonraki depremin hangi yıllarda olacağını gösteriyor. Bu veriyle önlemler de alabilirsin, bölgede sigorta şirketlerini de zengin edebilirsin.

Mesela eğitim. Ülkende matematik konusunda zayıflık var diyelim. Bunu çözebilirsin. Ama bunun için beslenme verilerini, genetik verileri vb de analiz etmen gerekebilir.

Gördüğün gibi veriden ziyade verinin yorumlanması ve kullanılması fayda sağlıyor.

Marcus de sautoy'un belgesellerini izleyebilirsin verinin kullanımına güzel örnekleri var. Mesela yukardaki çekirge örneğini ondan aldım.

4) Basılı materyal arşivlerde korunuyor. Dijital veri de zaten bildiğin it güvenlik yöntemleriyle. Tabii ki yedekleniyor da. Yani her kurum kendi verisini kendi yöntemleriyle saklıyor aslında. Kimi daha güvenli kimi daha dikkatsiz.

5) Dediğim gibi bir merkezde toplanan bir veri söz konusu değil. Her kurumun kendi verisi var. Bu verilerin kümülatif kullanımı "big data" olarak adlandırılıyor. Her zaman birileri bu verilere ulaşmak isteyebilir. Ama net olarak bu konumda tüm veriler bulunuyor diye bir şey söz konusu olmadığı için nereyi hedef alabilirler ki? Kredi kartı şirketleri mi, nüfus idaresi mi... Veri her yerde. Her kurumun bir veri yığını var.


anten
(17.10.18)
@anten @emrahday @hikmet iv

Verdiğiniz bilgiler çok ufuk açıcı oldu ama:

Ben yaklaşım olarak Snowdenvarî bir bakışla “insanların özel hayatlarıyla ilgili istihbarî değer taşıyabilme potansiyeli” olan verileri kastediyorum.

Gelecekle ilgili büyük hedefleri olan, ileride siyasete girecek, ülke yönetecek insanların tüm özel hayatı, gününün 24 saati de bu verilerin içinde. Sizin verdiğiniz örnekler masumane ve yapıcı örnekler.

Sanki ABD verileri insanlığı daha iyiye, daha müreffeh bir dünyaya, anlamlı bir ülküye taşımak için kullanıyor gibi bahsediyorsunuz.

20 yıl sonraki muhtemel ABD Başkanının, Rusya, Çin, Türkiye vs. tüm dünya ülkelerinin muhtemel yöneticilerinin her türlü görüntü, ses, video ve özel hayat verileri de bunun içerisinde. Günü geldiğinde tıpkı Instagram’ın yeni doğan fotoğraf uygulamalarını satın alıp yutması gibi gelecek vaat eden ve parlamaya başlayan genç siyasileri kendileriyle bu tür yöntemlerle uzlaşmaya zorlayıp zorlayamayacaklarını, aksi halde bunun olası sonuçları olup olmayacağını kastediyorum.


levent bilgen
(17.10.18)
(4)

Sizce dünyanın ya da Türkiye’nin en iyi senaristleri kimler?

Özellikle beğendiğiniz bir senarist var mı?
Özellikle beğendiğiniz bir senarist var mı?
levent bilgen
(15.10.18)
charlie kaufman diye bir adam vardı sanki. o iyidir bak


usesoap
(15.10.18)
Lars von Trier, Anders Thomas Jensen. Aklıma ilk gelen iki isim bunlar, sanırım Kopenhag'ta bir sokak itiyim :(


farabi
(15.10.18)
Benim de aklıma bunlar geldi gerci çoğunun işi salt senaristlik değil.

Trier+1
Nolan
Ruben Östlund
Kübrick
Bergman
Tony gatlif
Ghobadi
Abbas Kiyarüstemi

Nbc
Zeki Demirkubuz
Metin Erksan


Amaranta ursula
(15.10.18)
komedi olarak selçuk aydemir ve burak aksak.


(5)

Christopher Nolan sevmeyen var mı?

Varsa ondan sinematografik derinlik, kurgu, akıcılık ve senaryo olarak daha iyi olduğunu iddia ettiği yönetmeni paylaşsın lütfen. Sevdiğiniz değil, daha iyi olduğunu iddia ettiğiniz! (Dunkirk’ü saymayın. Öyle bir film hiç çekilmedi farz edin.)
Varsa ondan sinematografik derinlik, kurgu, akıcılık ve senaryo olarak daha iyi olduğunu iddia ettiği yönetmeni paylaşsın lütfen. Sevdiğiniz değil, daha iyi olduğunu iddia ettiğiniz! (Dunkirk’ü saymayın. Öyle bir film hiç çekilmedi farz edin.)
levent bilgen
(10.10.18)
Dunkirk nolan filmlerine kıyasla ortalamanın altındaydı. Tarihteki yeri yine çok iyi. Nolan tüm zamanların en iyisi. Dahi.


sen böyle dersen elmayla armutu karşılaştırırım, sonunda üzülen sen olursun. ne demek "varsa daha iyi olduğunu iddia ettiğiniz", nolan olsa olsa endüstriyel blockbuster hollywood sinemasının "en iyisi" olabilir. işin içinde milyarlarca dolarlık yapım şirketlerine para aktarmak varken nasıl bir en iyilikten bahsedebilirsin ki? nolan olsa olsa hapishanede özgürlük oyunu sahneleyen hırsızlıktan hüküm giymiş bir mahkum olur. gerçek tiyatro, gerçek özgürlük için gerçek dünyaya bakman lazım.

öyle ahkam kesmekle kalmayacağım tabii. iyi niyetini ve gelişmeye açık olduğunu anlıyor ve şuradaki yönetmenleri bırakıyorum.

www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com
www.imdb.com


Bruce
(10.10.18)
@Bruce kardeşim, benim duyuru yazarken takındığım jargon biraz kışkırtmak ve daha özgün fikirleri ortaya çıkarmak için. Söylediklerine zaten kanîyim.

Tarkovsky, Bergman falan örneklemişsin :) Bu tarzı ayrı tutun diyecektim de demedim. Çok uzun bir konu ama kısaca: Mainstream, Indie, Sanat filmi, Festival filmi gibi sonsuz türde ve kendine has başlıkta toplanabilecek “niş”leri var sinemanın.

Ben onun sınıfında, onun maddi imkanlarına sahip, değilse bile ondan görece daha iyi film çeken biri var mı diye soruyorum. -Bence yok.- Scorsese, Speilberg, Fincher, Tarantino vb. ya da yetkinlik olarak başka ülkede muadili cevaplar bekliyordum.


levent bilgen
(10.10.18)
Ama ben ne bileyim onları ayrı tuttuğunu, geçen biri daha yazmıştı böyle bir şey, gayet de ciddiydi; görünce hey heylendim. Ben başta elmayla armutu karşılaştıracağımı söyledim neyse ki kehkeh.

Cronenberg, fincher gibi kendini çok filmde kanıtlamış amcalar varken nispeten "taze" nolan'a en iyi diyemem ben.Coen biraderler gerçeği var mesela(joel derdim ama ayıp olmasın öbürüne) onlar da attığını vurur şekilde çekiyorlar ve sanatsal açıdan bence daha başarılılar. Daha bunun inarritu'su var, çok sevmesem de wes anderson'ı var. İlk akla gelenler bunlar, bence nolan bunları bir çırpıda silip geçip en iyi koltuğuna oturabilecek kadar ileride değil. Severim ben de nolan filmlerini ama en iyi diyemem.


Bruce
(10.10.18)
simdi soru biraz yanlis sorulmus.

once christopher nolan sevmeyen var mi? diye sorup sevmeyenlerden nolan'dan daha cok sevdigi degil, daha iyi oldugunu iddia ettigi birini ornek vermesini istemen biraz garip.

ben sevmiyorum nolan'i. ondan daha cok sevdigim yonetmenler var. ama cogu nolan'dan daha iyi degil.

begenide yetkinlik bir etmen ama tek degil.

bir de zaman var tabi. nolan kendi zamaninin en iyilerinden hatta en iyisi evet. ama mesela mallick var.

coenler ve innarritu zaten bahsedilmis ama mesela ben bahsedilen tum kriterlerde degilse de bazilarinda fincher olsun, efendim almodovar olsun, nolan'dan daha iyi olabileceklerini yani tartismaya acik oldugunu dusunuyorum.


tanaka
(11.10.18)
(4)

Orhan Pamuk

https://youtu.be/CtmdP_VwcWIAlman medyasına verdiği mülakatın 8:10, 8:30-8:42, 14:20 ve 15. dakikalarında ısrarla muhabiri politik soru sormaya teşvik ediyor. 15:45’te muhabir özellikle o toplara girmek istemezken bu denli direterek neyi amaçlıyor?Politik meselelerden ağzı yanmış, can korkusu yaşamı
youtu.be

Alman medyasına verdiği mülakatın 8:10, 8:30-8:42, 14:20 ve 15. dakikalarında ısrarla muhabiri politik soru sormaya teşvik ediyor.

15:45’te muhabir özellikle o toplara girmek istemezken bu denli direterek neyi amaçlıyor?

Politik meselelerden ağzı yanmış, can korkusu yaşamış, bir dönem devlet korumasıyla gezmiş, hatta baskılardan kaçıp dönem dönem yurt dışında yaşamış biri genelde bu tarz sorulardan imtina eder.

Üstelik kitapları 62 dile çevrilmiş biri olarak Orhan Pamuk’un ne daha fazla popülariteye ihtiyacı var ne de kendini politize ederek varacağı bir ülkü var.

Amacı ne tam olarak?
levent bilgen
(10.10.18)
Röportajin hepsini simdi izledim. Ben aksine popüleriteye ihtiyaçtan dolayı siyasete girdiğini zannetmiyorum. Nitekim kendisi de böyle bir yola ihtiyaç duymadığını biliyordur. Bence tamamen ülkenin ve dünyanın ünlü bir yazari olarak mensubu olduğu ulkenin politikası hakkında söz sahibi olmanin bilincinde olarak görüşlerini söylüyor. Kaldı ki röportaj 2 yil onceye ait yani Türkiye siyasi gündeminin özellikle yazar ve gazeteciler için kıyıma uğradığı zamanlardan biri. Haliyle herhangi bir vatandaş kadar Orhan Pamuk' un gündem hakkındaki düşüncelerini dile getirmesi çok normal. Bir sanatçı içinse hayli hayli normal ve olması gereken bir durum. Çünkü bana göre sanatçı sadece eserlerinden mürekkep olmamalı; toplumun iktidarin çarpik yönlerini ve bunlara ilişkin çözümlerini dile getirmeli. Özetle dixi et salvavi animam meam


Amaranta ursula
(10.10.18)
Ibnelik.


stavro
(10.10.18)
@amanta ursula

Çetin Altan ve Yaşar Kemal kendisine bizzat apolitikliği ile ilgili eleştiri getirdiğinde “ben edebiyat için edebiyat yapıyorum” dediğini de söylüyor Nebil Özgentürk’e. Bahsettiğiniz değerler şimdi mi umrunda oluyor?

İzlediğiniz röportajda da “Türkiye’de her zaman durum böyleydi. Sadece son yıllara has değil.” diyor bir de. Yazarlığının 40. yılına varınca mı birden politize olası geldi?

Çok çelişkili geldi bana. Kendisiyle ilgili bir derdim de yok. Kitaplarını da okuyorum ve yakından da takip ediyorum belli olduğu üzere ama maalesef durum böyle.


levent bilgen
(10.10.18)
Bence cevap Pamuk'un geçmişinde yatıyor.

Nişantaşı'nda büyümüş, Amerikan robert college mezunu sanatçı olmayı hayal eden bir itülü gazeteci.

85-88 arası Columbia Üni. visiting scholar.

Ne demek istiyorum? Yani apaçık, daha ne olacaktı bu şekilde bir geçmişe sahipken?


binder dandet
(10.10.18)
(7)

Ahmet Ümit

Edebî kimliği, yazarlığı, romanları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Edebî kimliği, yazarlığı, romanları hakkında ne düşünüyorsunuz?
levent bilgen
(09.10.18)
Polisiye yazan herkesi sevdiğim gibi onu da seviyorum ama son dönem eserleri hep birbirinin tekrarı, o beni üzüyor. Yani bi Patasana'ya ne bileyim Kavim'e bakıyorum bir de Kırlangıç Çığlığı'na bakıyorum, muazzam farklılıklar var, kitabın 50. sayfasına gelmeden tüm kurguyu çözebiliyorsun, bir önceki kitabın kopyası neredeyse, biraz yazayım da para kazanayım kaygısıyla yapılmış gibi.


angelus
(09.10.18)
Kitapları birbirine benzemeye başladı. Ben de severek okurdum, patasana en efsane kitabıydı ama sonu mesela fiyasko. Bir de kitaplarına tarihten geçmişten bir şeyler katması güzel oluyor. Eskiye oranla beğenmesem de okumaya devam ediyorum.


eylul
(09.10.18)
kitaplarının tümünü okudum. kötü birine benzemiyor. kitapları da hoş. edebi yönü güzel(bence).


lata
(09.10.18)
Hikayelerini okudum. Üç beş sayfada anlatılan polisiye hikayenin pek bir heyecanı olmuyor fakat güzel. Dili kullanımı kötü değil. Çeviri, ne idüğü belirsiz polisiye okuyacağıma kendisini tercih ederim.


Çok iyi başladığını, Ninatta'nın Bileziği'nden sonra ise bir düşüşe geçtiğini düşünüyorum.


buf-e kür
(09.10.18)
Polisiye romanları sevdiğim için seviyorum. Ancak pek çok yabancı polisiye roman edebi olarak Ahmet Ümit romanlarından kurgusal açıdan daha güzel. Ben de işin içinde yerel motifleri kullanmasını, biraz tarih, biraz lokasyon bilgisi vermesini seviyorum. Pozitifim yani.


SiyamkedisiZorro
(09.10.18)
Son kitabı çok aceleye gelmiş belli.
Ayrıca birde "kadim" kelimesini çok fazla kullanıyor.
Birde kitapların kurguları birbirine benziyor.
Spoiler
vermek gibi olmasın ama mutlaka en yakınlardan çıkacak o katil. Kavimde de böyleydi, İstanbul hatırasında da, son kitabında da ..


etna
(09.10.18)
(5)

Google rafine bilgiye ulaşmada yeterince yetkin mi?

İnterneti rafine bilgiye ulaşmada yeterli görüyor musunuz? Sözgelimi Google'dan araştırılan herhangi bir konu başlığının verdiği sonuçların, insanı kitap, makale, akademik bilgi vb. kadar yeterli ve gerekli bilgiyle donatması mümkün mü? Sağlık konusunda tam bir panayır yeri mesela. Tıp bilimi "kişi
İnterneti rafine bilgiye ulaşmada yeterli görüyor musunuz? Sözgelimi Google'dan araştırılan herhangi bir konu başlığının verdiği sonuçların, insanı kitap, makale, akademik bilgi vb. kadar yeterli ve gerekli bilgiyle donatması mümkün mü?

Sağlık konusunda tam bir panayır yeri mesela. Tıp bilimi "kişiye özel tıp" gibi spesifik başlıklarda toplanacak kadar subjektif, genetik, beslenme ve çevresel eksenli aslında son derece kişisel süreçlerle ilerleyen bir alanken; internette herhangi bir hastalıkla ilgili bilgi aradığınızda bir sürü gerçek dışı ve son derece şahsi yorumlar ve bilgi kirliliği var.

Erhan Erkut da yakın geçmişte buna benzer bir şeyler söylemişti ama pek inandırıcı gelmemişti. Halihazırda İngilizce bilen biri için kendini donatacak yeterlilikte rafine bilgiye ulaşmak mümkün gibi.

Sizce durum nedir? Böyle bir bariyer varsa aşmanın yolu nedir?
levent bilgen
(08.10.18)
nasil arayacagini bilirsen Google ile ulasamayacaign bilgi yok. Google bilgileri filtrelemiyor. internette olan herseyi indeksliyor. bu indekslerin icinden isine yarayacak bilgiyi bulmak sana kalmis. eger akademik bilgilere ulasmak istiyorsan scholar.google.com uzerinden akademik yayinlara ve makalelere ulasabilirsin.


crucio
(08.10.18)
Merak ettiğim her şeyi İngilizce arattığım için Türkçe için bir şey diyemeyeceğim ama İngilizce için bence istediğin sağlıklı bilgiye ulaşmanı sağlıyor. Crucio'nun dediği gibi biraz arayan kişiye de kaliyor bu durum ama sonuçta doğru bilgiye ulaşmayi biliyorsan ulaşıyorsun


nundu
(08.10.18)
Gayet yeterli goruyorum. Google'i kullanmayi bilerek her seye ulasabiliyorsun.

Ayrica Google bilgileri gayet de filtreliyor olmasini gectim, halihazirda muhtemelen bu filtreme isini en iyi yapan uygulama. Ve bu konuda yillardir oncu.

Ingilizce kaynak sayisi kat kat daha fazla oldugu icin hicbir seyi Turkce aratmiyorum Google'da. Tukce icin o kadar iddaali konusamam ama Ingilizce olarak bulamayacagin sey yok gibi bir sey.


stavro
(08.10.18)
Rafine bilgiden kast ettiğiniz ne, ben tam olarak anlayamadım. Burda bence kaynakları eleştirmekten önce kaynağı arayan insan profili daha tartışılmaya açık. Sonuçta derya deniz bir bilgi deposu var ne arayacağını bilen biri ićin bilgiye ulasmak çok da sıkıntı değil bence. Bir arkadaşım aynı şeyi arayan ama farklı biçimlerde (imla hatalariyla, eksik ön ve son eklerle, yanlış anahtar kelimelerle) Google'da arama motoruna yazmalari sonucunda google un tahmin sonuçlari arasindaki uçurumu bir caps haline getirmişti. Buraya da eklemek için demin telefonuma baktim ama bulamadim, silmişim galiba. Haliyle bilgiyi arayan insan profili esasında incelemeye daha değer diye düşünüyorum.


Amaranta ursula
(08.10.18)
Google'ın indeksleme ve sıralama sistemi yoğun olarak suistimal ediliyor. SEO dediğimiz uzmanlık alanı tamamen Google'ı kafalamak üzerine çalışıyor zaten. Aradığınız bilgiye ulaşmak için konuyla ilgili ticari ürünleri ve birbirinden çalıntı blog yazılarını geçmek gerekiyor. Nasıl arayacağını bilmek yetisi çöp bilgiyi filtreleyecek doğru anahtar kelimeleri kullanabilmek anlamına da geliyor.


zombi
(09.10.18)
(8)

Kadın ve erkek giyimi üzerine...

1) Çevrenizdeki erkeklerin yüzde kaçının giyimini gerçekten orijinal, zevkli ve kendine has buluyorsunuz?2) Çevrenizdeki kadınların yüzde kaçının giyimini gerçekten orijinal, zevkli ve kendine has buluyorsunuz?3) Son yıllarda insanların dış görünüş, giyim-kuşam gibi konularda çok fazla aynîleşmesini
1) Çevrenizdeki erkeklerin yüzde kaçının giyimini gerçekten orijinal, zevkli ve kendine has buluyorsunuz?

2) Çevrenizdeki kadınların yüzde kaçının giyimini gerçekten orijinal, zevkli ve kendine has buluyorsunuz?

3) Son yıllarda insanların dış görünüş, giyim-kuşam gibi konularda çok fazla aynîleşmesini neye yoruyorsunuz?

4) Giyim kuşamla ilgili tercihlerinizi en çok ne etkiliyor? (Kendi gözlemleriniz, sosyal medya, reklamlar, bloglar vs.)

5) Sizce en şık giyinen ünlü ya da ünlüler kimler?

6) Kendi giyiminize objektif bir puan verseniz 10 üzerinden kaç verirsiniz?

7) Sizce şık giyinmenin tanımı ve tarifi nasıldır?
levent bilgen
(08.10.18)
1) %10
2) %60
3) aynılaştığını çok düşünmüyorum çeşit çok ama moda akımlarına uyma oranı fazla tabii
4) bilinç altına işlenmiş reklamlar olduğunu düşünüyorum, sosyal medyanın da etkisi vardır mutlaka
5) isim aklıma gelmedi
6) 10 üzerinden 7 veririm
7) şık giyinmek bence giydiğimi kendime yakıştırdığım olarak tanımlarım. spor şık, abiye şık vs vs olabilir.


karjalainen
(08.10.18)
1- İnsanların kıyafetlerine çok dikkat etmiyorum. Eğer ortada bir davet, ne bileyim toplantı, düğün falan yoksa, herkesin aynı giyindiğini düşünüyorum.
2- Yukarıdaki cevabım burası için de geçerli.
3- Globalleşme, kapitalizm, beğeni algısı, cinsiyetçilik, toplumsal cinsiyet rolleri ve çevresel alt kültür bağlantıları bu duruma direkt olarak etken.
4- Fiyat, rahatlık, çok yönlü kullanılabilirlik ve paça genişliği. Evet paça genişliği! Neden? Çünkü son yıllarda nedense el bileğimden geçmeyen paçaları, ayak bileğimden geçirmem isteniyor benden!
5- Bunu pas geçiyorum yeterli bilgim yok.
6- Ortalama bir puan alırım sanırım. Objektif olamayacağım için buna da cevap veremedim.
7- Şık giyinmek, modaya uygun giyinmek demek. Yok öyle değil diyenler olacaktır. Ama öyle. Kağıt üzerindeki tanım da bu. Kocaman bir sektör tarafından yön verilen beğeni algısına uygunsa, şıktır. Bunu kendi tecrübelerim de doğruluyor.


1- %5
2- %20
3- markalar hep aynı ürünleri çıkarıyor. pazardan, lüks markaya bakıyorsun, tutturmuşlar bi çizgi gidiyorlar. bu yüzden doğru düzgün kıyafet almıyorum artık.
4- kendi gözlemlerim
5- aklıma gelmedi. gelirse editliim.
6- 7
7- zamana, ortama, konsepte ve tabii ki kendine yakışanı giymek.


lcha
(08.10.18)
1- Hic farketmedim oyle orjinal adam
2- %40 civari. Arkadaslarim genelde orjinaller:)
3- Son yillarda boyle bir sey ldugunu dusunmuyorum, hep boyleydi herhangbi bir degisiklik yok.
4- Disaridan nasil gorunurum, bana yakisir mi yakismaz mi.
5- Hic takip etmiyorum inan. Unlulerin kendine has giyim tarzi var mi onu da bilmiyorum.
6- Yuzde veremem, duruma gore iyi giyinip duruma gore gayet siradan giyiniyorum. Dissal ve icsel bircok degiskene bagli.
7- Genel olarak ortalama estetik algisina uygun estetigi yakalayabilmis kesimler, renkler ve kombinasyonlar. Bir yere kadar goreceli olsa da ortada bir genel estetik normu var. Pacavra ile sik olamazsin mesela, bazi renk kombinasyonlari birbirini acar, bu gibi seyler.


stavro
(08.10.18)
1 umursamıyorum.
2 umursamıyorum.
3 sosyal medya.
4 rahatlık,sadelik ve iyi hissetmek.
5 barış manço, cem karaca.
6 5
7 tarifim yok.


Apocalypse
(08.10.18)
1- Yüzde 5
2- Yüzde 30
3- İnsanlar artık bir modayı, akımı takip ediyor. Ona bağlıyorum.
4- Gözlem.
5- Asap Rocky
6- 1
7- Tarz olmak, modaya uymak ve orijinal giyinmek.


eazy
(08.10.18)
1- 0 erkekler önemsemiyor bence bu işleri

2- çok fazla değil. çevremdeki kadınlar kıyafetlerinde işlevsellik (daha çok kombin yapabilme+rahatlığa önem veriyor.

3- sosyal medyaya bağlıyorum.

4- kalite çok önemli. marka maalesef önemli. (olmasın isterdim ama giyemiyorum.) renkler de önemli benim için.

5- aklıma gelmedi gelirse editlerim.

6- 8

7- kişinin kendine yakışanı giymesidir. :)


naksidil
(08.10.18)
1-0
2-yüzde kaç yok. sadece bir arkadaşım özenli giyiniyor, özel dikim giyinir, kendi tasarlar büyük çoğunlukla.
3-sosyal medya
4-rahatlık ve kendime yakışanı giymem.
5-aklıma kimse gelmiyor.
6-5
7-insanın vücudunu tanıyarak giyinmesi derdim.


(12)

Kendimizi çok mu abartıyoruz? Mckinsey, ekonomi, sanat ve bilim üzerine...

1)80 milyona varan nüfusun olduğu ülkemizde mevcut ekonomik durumla ilgili danışılabilecek, söz söyleyebilecek, durumun nasıl iyileştirilebileceğine dair esaslı kanaatlere sahip, eğitimli, yetkin, dünya ve ülke ekonomisine hakim 20 insan yok mudur?2)Var da siyaseten başka mahalleden diye mi konuya d
1)80 milyona varan nüfusun olduğu ülkemizde mevcut ekonomik durumla ilgili danışılabilecek, söz söyleyebilecek, durumun nasıl iyileştirilebileceğine dair esaslı kanaatlere sahip, eğitimli, yetkin, dünya ve ülke ekonomisine hakim 20 insan yok mudur?

2)Var da siyaseten başka mahalleden diye mi konuya dahil edilmediler?

3)Bu konu dışında biz hakikaten kendimizi dev aynasında mı görüyoruz? Edebiyatta, sanatta, bilimde sadece son 15-20 yılda değil, hiçbir zaman dünyada ses getirecek ve varlığını sürdürücek bir kültür oluşturamadık.

Her konuda dış kaynaklı şikayeti de yersiz buluyorum. Devlet bireye her imkanı sağlamalıdır ideali dünyada çok az ülkede var olan bir olgu. Bence gerçekten isteyen ve kabiliyeti olan biri için bunlar birer detaydan ibaret şeyler.

Siz ne düşünüyorsunuz?
levent bilgen
(02.10.18)
Yetkin insanların önce partisine cenahına bakıldığından bence. Yöneticiler kendi sözlerinden çıkacak kimseye tahammül edemiyor, ekonomi de öyle ben dedim olduya gelmiyor sonuçta. Eğitimli insanlar uzun ve tayfasıyla çalışmak istemiyor çünkü kellen alınıyor herhangi bir şeye karşı çıkarsan.


whoosie
(02.10.18)
McKinsey Türkiye ofisi de var, bir sürü çalışanları da var. Onlar da çalışıyordur elbette bu projede. Fakat uluslararası bilgi birikimi ve tecrübe başka bir şey.

Ayrıca ABD şirketi dendiğine bakmayın, dünyanın her yerinden adam alıp dünyanın her yerine iş yapıyorlar.


captainobvious
(02.10.18)
1- Vardır tabii hatta ne yirmisi çok daha fazladır. Bu kadar küçümsememek gerek insanları.
2- Çeşitli sebepleri vardır ancak doğru söyleyeni 9 köyden kovdukları için pek dinleyemiyorsun.
3- Valla edebiyat, sanat, bilim falan pek teşvik edilmediğinden, desteklenmediğinden doğal olarak pek ilerlemedi ancak kişisel olarak geliştirenler de yok değil.


Evet.


sopiro
(02.10.18)
Mckinsey'i aracı gibi düşün. Vericekler 20-30 milyon dolar danışmanlık ücreti TR iyidir hoştur diye rapor yazıcak +kredi +yatırım imkanı şansın olucak.

senin para birimin yarıya düşmüş. faiz olmuş %27. Mckinsey rapor yazmasa kim yatırım yapar sana?

''ülke ekonomisine hakim 20 insan yok mudur?''
elbette var ama bu insanlara görev verse tüm hatalar ortaya çıkacak. verir mi adam görevi? üç gün önce kriz falan yok demedi mi bu adam?
Mckinsey ile bir NDA yaparsın verirsin parasını sır gibi tutar senin açıklarını senin ülken için. kendi kullanır tabi.


1- var.
2- evet.
3- oluşturmak bir yana sahip olduğumuzu da kaybettik.

iktidarı elinde bulunduranların sorunu kibir ve bilgi - iyi niyet eksikliği. genel anlamda gerçekliğe karşı bir mücadele yürütülüyor. dış politikadan ekonomiye kadar çeşitli alanlarda deneme yanılma yöntemiyle hareket ediliyor. genel geçer doğruları yaşayarak ve bize de sonuçlarını yaşatarak öğreniyorlar.


zgrydn
(02.10.18)
o değil de şu mckinsey ne para kaldıracak. 20-30 milyon ne demek? 3 yıl sanırım. 3 ayda bir denetim. yılda 10 milyon proje başına ortalama 2.5 milyon dolar. partner falan ne para kazanıyor.


nick bulamadim
(02.10.18)
1- mckinsey bir marka olduğu için tercih ediliyor sanırım.

2- olabilir ama akp içinde de kalifiye insanlar var zaten.

3-katılıyorum. hiçbir zaman dünya'da ses getirecek bir şey yapamadık tek tük istisnalar dışında bunun akp ile de alakası yok. ama bu kötü olduğumuz anlamına gelmez. ürettiğin kültürü dünya'ya satabilmek başka bir şey. bunun için de güçlü bir ülke olmalısın ki insanlar seni takip etsin.


nick bulamadim
(02.10.18)
mckinsey bir nevi üst düzey kalite standardı. bir proje veya incelemenin altında imzaları varsa uluslararası camiada o iş itibar görür. yoksa değil 20 tane nice 20ler çıkar.

3. ne doğulu olabildik ne batılı, ne doğulular bizi doğulu olarak gördü ne de batılılar batılı gördü. biz de hem kültürel hem sosyoljik olarak arada kaldık, verdiğimiz sanatsal ürünler de bu nedenle piç kaldı.

ve son paragrafınız hakkında ise: devlet herkese asgari düzeyde eşit şartlar sunmalı. mesela eğitime bakacak olursak, evime 200 metre uzaktaki okulda 1. sınıfların mevcudu 55 kişiyken 4 km uzaktaki okulda sınıf mevcudu 31 kişi. devlet okullarında ek kaynak kullanımı yasak iken (bizim meb yayınları yeterli diyorlar ama keşke yeterli olsaydı) özel kolejlerde sınırsız ek kaynak kullanabiliyorlar.


yemrem
(02.10.18)
1- vardır.
2- şu anki siyasilere akıl vermeye kalkarlarsa ilk zıtlaşmada ne olacağını herkes adı gibi biliyor. kimse o sulara girmez.
3- bence biz kendimizi fazla küçümsüyoruz. birçok konuda güçlü olmamıza rağmen güçlü yanlarımızla ilerlemek varken macera arıyoruz.

eğitimin içine sıçarsan, geri kalan her şeyin içine sıçmış olursun. bunu düşünüyorum.


babilbaligi
(02.10.18)
1) 20 degil cok daha fazla vardir.

2) AKP'li olmayan sen ben memur bile olamiyoruz. Böyle adamlar hak ettikleri yerlere gelebilseydi zaten mevcut durumda ekonomi, sanat, bilim bu durumda olmazdi.

3) Diger alanlari bilmem ama bilimde ses getirebilecek calismalari yapanlar bizden de cikabilir eger yeteneklerini köreltmeyip onlari iclerindeki cevheri cikartmaya tesvik edebilirsek. Benim okudugum üniversiteden yurtdisina giden ögrenciler hep el üstünde tutuluyor gittikleri arastirma grubunda. Doktorasini Avrupa'da alaninda en iyilerden olan bir arastirma labinda yapip Amerika'ya giden Post Doc. arkadaslarim var.
Biz elimizdekini degerlendirmeyi bilmiyoruz ve hak eden insanlar o pozisyona gelmiyorlar genelde. Bir arkadasim anlatmisti Ankara Üniversitesi Biyoloji departmaninda Evrim'i reddeden bir profesör hocalari varmis :O


chitosan
(02.10.18)
1. Vardır da onlar da biatçı değilir. Kaldı ki ekonomiden anlayan iktisatçımız çok ama mesele bu değil.
2. Şu an ekonomimizi yönetenlerin bilgisi olsa dahi ekonomiyi de Erdoğan yönetiyor. O nedenle bu haldeyiz, sistem bozuk.
3. Türkiye büyük bir ülke nüfusuyla, askeri gücüyle, ekonomisiyle. Dünya siyasetine etki eden de bir ülke. Ama bilim, kültür, sanat vb konularda evet kendimizi dev aynasında görüyoruz. 20 sene önce de çok iyi değildik ama iyi olmak için çırpınıyorduk. Niyetimiz iyiydi. Şimdi hem niyetimiz bozuk, hem zaten kötü durumdayız.

Kendi haline bırak Türkiye'yi, hani bir Macaristan gibi, Yunanistan gibi, İspanya gibi takılsın yani kendi kendine zaten Avrupa'da bu nüfusa sahip üç büyüğün arkasından İtalya ile beraber geliriz seviye olarak. Globalleşmeye karşı biz içimize kapanıyoruz.

Rahat bırakacaksın insanları, teşvik etmesen de olur. Çıkar bikaç birileri yine içimizden. Ama şu an o potansiyelin kırıntısına sahip olan herkes basıp gidiyor. İran olduk.


(11)

Duyuru kullanıcılarının profilleri

1) Ekşi Duyuru deyince zihninizde nasıl insan profilleri beliriyor?2) Sizce insanlar ne için burada? 3) Duyurulardaki geri dönüşler ve cevaplar yeterince tatmin edici mi?4) Kullanıcı kalitesini yüzdeye vursanız sizce yüzde kaçı kişisel parametrelerinize göre “kaliteli” addedilir?5) Burası da sözlük
1) Ekşi Duyuru deyince zihninizde nasıl insan profilleri beliriyor?

2) Sizce insanlar ne için burada?

3) Duyurulardaki geri dönüşler ve cevaplar yeterince tatmin edici mi?

4) Kullanıcı kalitesini yüzdeye vursanız sizce yüzde kaçı kişisel parametrelerinize göre “kaliteli” addedilir?

5) Burası da sözlük gibi 5-10 yıl önce görece daha kaliteli bir yer miydi?

Şahsen cevabı çok net, köşeli sorulara bile zaaflarını ve aşağılık komplekslerini ortaya döken bir üslupla cevap veren, cevaplarında zerre kadar zeka pırıltısı olmadığı halde kendini “troll” zanneden, kendi yaşının ve tecrübesinin çok ötesinde ve büyük büyük, peşin hükümlerle kendince insanlara akıl veren kullanıcıların sayıca daha da arttığını görüyorum.

Bu sadece tespit, duyuru istediği yere gidebilir. Ülkede her şey ortalama altı bir ekosistemin yoğunlukta olduğu bir yere evriliyor zaten.

Sizce durum ne?
levent bilgen
(01.10.18)
1) bence ekşiduyurunun tanınmış simaları mesai saatlerinde boşluğu çok olan insanlar. gündelik hayatta da sosyal hayatı eh işte olanlar.

2) zaman öldürmek. ortam yapmak.

3) her zaman değil.

4) yüzde 25 falan

5) bu geyikten bıktım.


kablelvuku
(01.10.18)
1) asosyal insanlar zihnimde canlaniyor.

2) farkli bir havasi var buranin, ondan buradalar. bir de yardimlasma, fikir danisma yeri burasi. guzel ortam aslinda.

3) yeterince degil. bakis acilari birbirine yakin.

4) cogu lisans mezunu veya okuyor, bilincli insanlar. ama kaliteli diyemem. benim kalite standartlarimda egitim seviyesi cok fazla onem arzetmiyor.

5) bu sorunun cevabini bilmiyorum.

ek olarak, bence insanlar kendileri olmali. yani eksi duyuru tranine binip kendi dusuncelerine zincir vurmamalilar.


Genelde boş yapan insanlar canlanıyor gözümde. Yüzeysel, derinliği olmayan gerçek üstü sorular, cevaplar. Ben dahil.


[GODDARD]
(01.10.18)
Benim en çarpıcı bulduğum özellik “şöyle bir şey alayım mı” diye sorduğumda sürekli “o para ona verilmez git şunu al” diyen insanlar. Böyle bir yer canlanıyor.


1. Belli bir insan tipi belirmiyor. Çok çeşitli insanlar var burada. Zekisi, komiği, asosyali, eziği, cool'u, aptalı çok farklı insan var.

2. Yine değişik sebeplerden burada herkes. Kimisi yalnız, kimisi asosyal, kimisi sorusuna cevap arıyor, kimisi trollemek istiyor.

3. Cevapların % 60'ı tatmin edici.

4. % 30'u kaliteli.

5. 5-10 yıl öncesini bilmiyorum ama iki sene öncesinde bile daha kaliteli bir yerdi.


fragile lady
(01.10.18)
1- eksici dediğimiz insan profili.
2- vakit oldurmek icin. Face gibi.
3- degisken
4- %20-30
5- bir nebze


stavro
(01.10.18)
1- Özel bi profili yok. Sokakta gördüğün kişiler işte buradakiler de

2- Vakit geçirmek için.

3- Pek değil.

4- Yüzde 15.

5- Öyleymiş diyorlar. Ben 4 yıldır buradayım ama eskiden spesifik sorulara cevap oranı daha fazlaydı. 5-10 yıl önce çok daha kaliteli kullanıcılar varmış.


1)Her türden insan var. bir profil belirmiyor.
2)bazı insanların orjinal fikirleri var kimsenin göremediğini görüyorlar.
3)tatmin edici değil. genelde popi kullanıcılara, trollere ve kadın yazarlara daha çok geri dönüş oluyor.
4)her zaman aynıydı.

Duyuru kullanıcıları genelde trollere ve aşağılık kompleksli insanlara daha çok cevap veriyorlar benim gördüğüm.


1. Cok degisik bir insan panoramasi var safariye cikan da var metrobuse binen de :D

2. Temelde sorunlarini yahut teknik problemlerini cozmek icin burada bulunan yalniz insanlar var.

3. Ozellikle gonul iliskileri konusunda asiri sabit fikirli fikrini insanlara alttan alta dikte etmeye calisan tipler de gordum fakat nokta atisi tespitleri ve cok ciddi analizleri olanlar da var.

4. 3% Buraya bir parantez acmak isterim. 'Kaliteli' seklinde siniflandirma yapmak benim haddime degil ancak benim kafamdaki profile uyan ancak yuzde 3 luk bir kesim vardir.

5. Hayir.


perfectum
(01.10.18)
1-2) Normal insanlar da var, çok garip insanlar da. Ama bir kısmının evde otururken falan, hayatta mutsuz oldukları için, buradan gelecek ilgiyle tatmin olmak amacıyla "ya dur gireyim de bir karım bakire olsun istiyorum, ama solcu kadınların hepsi gerizekalı, bu durumda çocuğumu dövmem normal mi?" falan diye, muhtemelen "random insult generator" kullanılarak yarattıkları fikirleri yazdıklarını düşünüyorum. Aksi halde, yani normal fikri bu olan insanların varlığını rahatsız edici buluyorum. Tabii bir yandan da banane. "İyiki bu insanları sadece online olarak biliyorum, günlük hayatta sohbetim olan kişiler falan değiller" diye mutlu oluyorum, o açıdan güzel. Çok hoş, kibar insanlar da var tabii.

3) İçeriğe göre değişiyor, tutarlı değil.

4) Kaliteli insan söylemini çok doğru bulmuyorum ben. Yukarıda dediğim gibi rahatsız edici olan kişiler şüphesiz var da, ben kimim ki kaliteli kalitesiz diyeyim başkasına.

5) Ben 8-9 yıldır burdayım herhalde, bir değişim olduğuna dikkat etmedim.


sopiro
(02.10.18)
1- Az sayıda yardımsever, bilgili, bol miktarda da trollerin bulunduğu bir platform aklıma geliyor.

2- Bir kısım kullanıcıyı tanımasa bile sırf laf sokmak için yorum yazıyor, bir kısımda gerçekten yardım ediyor, 8 yıldır buradayım hiç yorumlarını görmediğim kullanıcılar bir sıkıntım olduğunda yardımcı oldular.

3- Evet.

4-Troller dışında bence çoğu kişi kaliteli,iyi eğitim almış kişiler.
5-Sözlüğü çok takip etmediğim için karşılaştırma yapamadım.


(8)

Koç Ailesi

İnternette ve çeşitli kaynaklarda birbirinden çok farklı söylemler ve büyümelerine dair akıl yürütmeler mevcut. Vehbi Koç’un Ankara’da “bir bakkal dükkanından” başlatıp holdingleşmeye varan ölçüde büyüyen, 3. nesline ulaşan ve varlığını daha da konsolide eden, farklı sektörlerde söz sahibi olan bu a
İnternette ve çeşitli kaynaklarda birbirinden çok farklı söylemler ve büyümelerine dair akıl yürütmeler mevcut.

Vehbi Koç’un Ankara’da “bir bakkal dükkanından” başlatıp holdingleşmeye varan ölçüde büyüyen, 3. nesline ulaşan ve varlığını daha da konsolide eden, farklı sektörlerde söz sahibi olan bu aile sizce nasıl bu noktaya geldi?

Sizce hikayeleri her yerde anlatıldığı kadar masum mu? Yoksa uçuk kaçık olanların dışındaki komplo teorilerininin küçük de olsa gerçeklik payı var mı?
levent bilgen
(01.10.18)
Vehbi Koç sıfırdan bakkal dükkanı kurarak filan başlamadı. Ailesi de o dönem ankara'nın varlıklı ailelerinden zaten, babası iş adamı onun işlerini devralarak başlıyor. Hayat hikayesini anlattığı kitabı var, orda detaylı bilgiler mevcut.


battal gemalmaz
(01.10.18)
kendileri lastik ya da otomotiv sektörüne girdikten sonra, türkiyede demiryolu ulaşımı tamamen bitirilmiştir, neden? devlet bu sektör gelişsin diye, demiryolu ağı inşaa etmek yerine otoyol yapımına önem vermiştir.


füt
(01.10.18)
çomar bir akrabamız koç ailesinin sabetaycı olduğunu, israil desteğiyle bugünlere geldiğine inanıyordu ciddi ciddi. şu anki amaçları da reyizi zayıflatmakmış. aklıma geldi yazayım dedim.


sir gawain
(01.10.18)
Nerdeyse 100 yillik topluluk. Dogru zamanda iyi ortkliklar kurmuslar. Sanayilesme zamanindaki firsatlari iyi degerlendirmisler. Sirketlerinin insana verdigi onem ortada. Universiteleri ve okullarinda verilen egitim kaliteli.

Kisacasi dedeleriniz tarlada calisirken, bu adamlar yurt disindaki sirketlerle ortaklik kurup, makina ve uretim pesindeler.

Komplo diyerek neyi kastettiginizi bilmiyorum ama meyve veren agacin taslandigi kesin.


@sir gawain Yahu ben nesnel bilgi diyorum, siz akrabam siyasî saiklerle bir şeyler gevelemişti diyorsunuz.

Komplo teorisi ifadesi daha uç bilgileri bilen birini tatlı tatlı provake etmek için kullanıldı. 3. sınıf, yerli üretm komplo teorileri değil söylediklerim.

Henry Kissenger, Bilderberg, Mustafa Koç’un da üyesi olduğu CFR ve daha çok yarı emperyal yarı ticari ilişkiler üzerine dış kaynaklı ifade edilen bilgileri söylüyorum.


levent bilgen
(01.10.18)
goo.gl

bu kitabi oku.
cok uzun zaman oldu hatirlamiyorum, ama baslarda bir yerde yahudi ortagi oldugundan bahsediyordu. sonra onun payini almisti (?) galiba. evde olsam bakardim. nette belki pdfsi vardir bi bak.


tabudeviren
(01.10.18)
@tabudeviren YKY yeni Vehbi Koç kitabı çıkardı 2-3 hafta önce. Bunu da eklerim, teşekkürler.


levent bilgen
(01.10.18)
Yalnız her şeyi anlarım da kimse bana Koç şirketinin çalışanına önem verdiğini yazmasın. İlk krizde anında kapının önüne konulma korkusuyla yaşıyorlar. Sabancı falan öyle değil en azından.


Mcfly
(01.10.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.