Giriş
(1)

Ankara'da TAT-CAT Eğitimi veya Başka Eğitimler?

Para biriktiriyorum yine yeni yeniden. Madalyon'a mı gidelim illa? Nursen Hoca çok süper de Madalyon dışında alternatif olmaması beni rahatsız ediyor.Güvenilir başka TAT eğitimi var mı bildiğiniz sevgili sayın meslektaşlar?Hatta genel olarak eğitim de önerirseniz sevinirim. Cüzdanım kaşınıyor, nered
Para biriktiriyorum yine yeni yeniden.
Madalyon'a mı gidelim illa? Nursen Hoca çok süper de Madalyon dışında alternatif olmaması beni rahatsız ediyor.
Güvenilir başka TAT eğitimi var mı bildiğiniz sevgili sayın meslektaşlar?

Hatta genel olarak eğitim de önerirseniz sevinirim. Cüzdanım kaşınıyor, neredeyse bir senedir eğitime gitmedim, eğitime para vermek bağımlılık yaptı. Düzgün eğitim önerin, yoksa 20 saatlik oyun terapisine gidip ortamlarda "oyun terapistiyim yhaa" diye dolanmaya başlıycam ehe.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(22.08.19)
CAS alabilirsin


westblack
(22.08.19)
(6)

(Ankara) Konya Yolundan Dikmen'e Dolmuş?

Armada'nın oradan yukarı çıksam, Dikmen Caddesindeki 19 Mayıs hastanesine gitmek istesem var mıdır dolmuş?Teşekkür ederim.
Armada'nın oradan yukarı çıksam, Dikmen Caddesindeki 19 Mayıs hastanesine gitmek istesem var mıdır dolmuş?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(21.08.19)
konya yolundan öveçler-ulus hattı geçiyor son durağı dikmen caddesine yakındı diye hatırlıyorum. son durakta inip 10-15 dakika yürüyerek ulaşabilirsiniz. (ama gene de binmeden şöföre bi sorun)


genc irisi
(21.08.19)
Peki bu Ulus hattı Ankamall'ın oradan geçer mi, yoksa daha geriden mi dönüyor?


mor bembombom
(21.08.19)
Genç irisi'nin dediği Karapınar dolmuşları, son durakta inersen Dikmen caddesine çıkıp aşağı yönde 10 dakika yürüme mesafesi, yağmur yoksa yürünür, varsa yine Dikmen caddesinden kızılay istikametine giden dolmuşa bin, 2 dakika sürmez.

Ankamall'in önünden geçiyor evet, ilk durak eski 19 mayıs stadyumu.


tangoalfa
(21.08.19)
19 Mayıs hastanesi Dikmen Caddesi'nde değil İlker Caddesinde. Sadece Kızlay'dan binerek ulaşabilirsin. Dikmen Caddesi'nde olan 29 Mayıs Hastanesi.


helenart
(21.08.19)
Helenart doğru dedi


19 29 karışmış haklısınız, 19 mayıs da 29 mayısın altındaki karakol kavşağına 250 metre, yazdıklarım geçerli hala.


tangoalfa
(21.08.19)
(6)

Salağa Anlatır Gibi (SAG)- Mühendislik

Milletin ELI5'i var, bizim niye SAG'ımız olmasın?Neyse, gerçekten hiç bilmediğim ve anlamadığım işler, lütfen vurmayın.Şehirlerarası yolları yaparken nereden, nasıl geçileceğine hangi mühendisler ve nasıl karar veriyor?Yani neden dağları aşırı dolambaçlı şekilde gidiyoruz, neden yolu azıcık daha kıs
Milletin ELI5'i var, bizim niye SAG'ımız olmasın?

Neyse, gerçekten hiç bilmediğim ve anlamadığım işler, lütfen vurmayın.

Şehirlerarası yolları yaparken nereden, nasıl geçileceğine hangi mühendisler ve nasıl karar veriyor?
Yani neden dağları aşırı dolambaçlı şekilde gidiyoruz, neden yolu azıcık daha kısaltıp yokuşu arttırmıyoruz?
Bir de şu an direkt dağları dele dele içinden geçeceğimiz bir teknoloji kullanılıyor mu? Şu yeni açılan bilmem kaç yüz liralık yol böyle mi yapıldı?

Evet internet diye bir şeyden haberim var ama ben insandan duymak istiyorum, anlayacağım dille.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(20.08.19)
Karayolları ve demiryollarının belirli eğim sınırları vardır. Bu eğimleri geçemezsiniz. Karayollarında sınır biraz daha yüksek. Malum araçla, yol yüzeyi arasında sürtünme fazla.

O eğim kısıtı karşısında karşınızda 2 seçenek var. Ya o dağı dolaşa dolaşa çıkacaksınız ( düşeyde tırmanacağınız mesafe sabit, dağ ne kadarsa o yüksekliği tırmanacaksınız, ama yataydaki mesafeyi arttırarak eğimi düşürmüş oluyorsunuz).

Ya da tünel kazıp ya da tepeleri traşlayıp (toprağı kazıp oradan uzaklaştıracaksınız).

Tahmin edersiniz ki yol projelerinin bir de bütçe kısıtı var. Atıyorum 100milyon dolar bütçeniz varken gidip her yeri tünelle, viyadükle geçmeye kalkınca maliyet 500milyon dolar oluyorsa o iş saçma.

Bütçenizin yettiği ölçüde tünel ve diğer sanat yapılarını yapıyorsunuz.

Direkt dağları dele dele geçmekten kastınızı anlayamadım. Belki de TBM denen aletten bahsediyorsunuzdur.

TBM denen alet tünel kazmak için kullanılan bit alet. Fakat dezavantajı şu. Projede kazılacak olan tünelin kesitine göre tasarlanıp kullanılır. Yani bir karayolunun tüneli için tasarladığın TBM’i başka kesit için kullanamıyorsun. Alet de pahalı bir alet.

TBM daha çok metro gibi aynı kesitte çok fazla kazanın olduğu yerlerde müthiş avantajlı. He tabii bunlar çok farazi konuşmalar. Belki aynı kesite sahip 20 tünelin olduğu bir karayolu projesinde de toplam maliyeti düşürüyordu. Bu binlerce etkene bağlı.


levpontryagin
(20.08.19)
Buna tabii ki inşaat mühendisleri karar veriyor.


levpontryagin
(20.08.19)
aslinda hemen hemen tüm mühendislerin katkisi oluyor jeolojisinden topografina çevre muh'unden inşaatçisina ziraatinden meteorolojisine, yani olmasi gereken bu cogu vakit de boyle yapiliyor.
her yeri delmek mumkun degil, tunelin krectasi olsun ortalama 2 serit 100 metresini 1 milyon liraya delemiyoruz. eskiden deliyordur.
her kayaç delinmez maliyet hesabi yapilir. dumduz yol da yapilamaz, insanlar uykusu gelir ve belirli egim kurallarina uymak zorundasiniz.
bazi seylerde ise ozel alanlar bulunur oranin etrafindan dolasirsiniz. bazen yabani hayvanlarin gecislerine icin vermek icin ackapa tuneli yaparsiniz. yol durumuna da bakilir, nerede olursa en az don olur.

bircok faktor var. diger yollardan uzakligi yerlesim yerlerine katkisi yeni yerlesim yerlerini besleyebiligi. yollarimiz fena degil guzel yollarimiz var. idare eder diyelim ancak daha cooook karayolu yapilmasi gerekiyor. netten arastirin cidden otoban km uzunlugu olarak yukarilarda degiliz.

bir yere once yol yapilir. once yol gider sonrasi gelir.


turbo sadık
(20.08.19)
levpontryagin da dediği gibi karayolları tasarım şartlarına uyulması gerekmektedir. senin az yol çok eğim olarak düşündüğün yoldan senin gibi sedan araç da geçecek 10 tonluk damperli kamyon da geçecek. yollar tasarlanırken her sınıfa uygun olabilecek şekilde tasarlanır. zaten tasarlanan yoldan belli bir sınıfın geçmesi istenmiyorsa kamyon-tır vb. araçlar için zorunlu istikamet tabelaları vardır.

hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bazı yollarda yolun en sol şeridinden en sağ şeride çekilmiş kablo görürsünüz. o kablo aslında merkez bilgisayara günlük ortalama falanca aks aralıklı kamyon, minibüs, normal araç, motosiklet geçiyor bunun istatistiğini tutar. bu rutinlerin değişkenliklerine göre uzun vadeli yolun tekrardan dizayn edilmesi ya da revize edilmesi gerekebilir. konudan uzaklaşmamak adına her yerde dağı delmek mantıklı değildir. hem maliyet, hem çevresel hem de vatandaşın ekonomisi düşünülür. yol eğim açıları, viraj açıları, dever tespiti bölgeseldir. karadenizin sarp dağlarının arasından geçireceğiniz yolla, iç anadolunun düzlüklerinden geçireceğiniz yolların parametreleri farklıdır. tbm denen delik açıcı makineler vardır. devasa boyutlarda 1 ayı bulan kurulumlarla yapılır aylarca koca dağda, yer altında günde birkaç metre açarak ilerler. metro ve tünel inşaatı bu yüzden zor ve pahalıdır. ülkenin her yerine bundan yapmak hem ekonomik değildir hem de çevresel yıkımlar fazlasıyla yaşanır.


Yukarıdakilere ek olarak bu işleri optimizasyon mühendisleri yapar. Ekseriyetle inşaat mühendisi temelli olurlar.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, teknoloji bu seviyede değilken, bu işte eşekler kullanılıyordu.


mekaniker
(20.08.19)
İki kriter var:
1. Toprak işlerinin en ekonomik şekilde çözülmesi
2. Her tür aracın, güvenli bir şekilde, tasarıma uygun hız limitleri içerisinde, yaz kış zorlanmadan ve ekonomilerini bozmadan yol alabilecekleri rota seçiliyor.

Örneğin, A'dan B'ye düz bir yolda gidemiyorsan (mesela Konya'da gidebilirsin ama Bolu'da gidemezsin) düşey ve yatay Kurplar (Viraj) yaparak yolu bağlıyorsun. Onda da mesela yatay kurp yaptın ama çok toprak işi çıktı, bu sefer viyadük yaparsın, baktın viyadük 200m yükseiğinde çıkıyor, ekonomisi hesaplanır gerekirse yardırarak tünelle geçilir falan.

Kısaca yol için kriterler veriliyor: Kaplama tipi + Araç tipleri + Max Hız vb. Ona göre inşaat mühendisleri A-B arasında projesini en ekonomik ve güvenli olacak şekilde hazırlıyorlar.

Mesela şehir içinde böyle bir şey yok, şehir planlamamız süper ileri olduğu için. İstanbul'daki eşek osurtan yokuşları falan tamamen saçma sapan işler.


malheiros
(20.08.19)
(8)

FPS Oynamak İstiyorum

God of War, Assains Creed (miydi neydi), CoD, DOTA vs izlemeyi çok severim. Abim, eşim vs oynarken de mutlaka izlerim, yorumlarım AMA ben oynayamıyorum; çünkü kriz yönetimi sıfır.Kaçma, savaşma, donma tepkilerinden "bütün tuşlara basıp bağırma" tepkisini veriyorum. Oyun oynarken çok geriliyorum yav.
God of War, Assains Creed (miydi neydi), CoD, DOTA vs izlemeyi çok severim. Abim, eşim vs oynarken de mutlaka izlerim, yorumlarım AMA ben oynayamıyorum; çünkü kriz yönetimi sıfır.
Kaçma, savaşma, donma tepkilerinden "bütün tuşlara basıp bağırma" tepkisini veriyorum. Oyun oynarken çok geriliyorum yav. Üstüme düşman, yaratık gelinve çok panikliyorum, kaçamıyorum.
Değil ki SNES'le büyümüş insanım, Legend of Zelda'nın çoğu oyununu oynadım. Killer Instict'te (zenginmişiz küçükken, öyle sıtrit faytır değil de killer instict oynadım hep) çılgın atardım. Acaba üç boyutlu oyunlara mı ısınamadım?

Nasıl kazanıcam ben bu oyun kontrolü olayını? Ne önerirsiniz? Beni de alın aranıza ya, ben de oynıycam! Ha DOTA'ya bulaşmam çünkü gerçek hayattan kopmak istemiyorum ama çocukluktaki gibi eve gelip oyun oynama hayali kurmayı özledim

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(18.08.19)
god of war gibi saçmalık oyunlarda zaten hangi tuşa basacağını ekranın ortasında ekran kadar boyutta gösteriyo abi, fps oyunlar bu arada half-life kantır gibi silahın namlusunu görebildiğin oyunlar.


nahtoderfahrung
(18.08.19)
@nahtoderfahrung, o kadar bilgisizmişim demek ki, pardon. Peki benim saydıklarım hangi kısaltmaya giriyordu? Kantır da dahil bu arada, onu da oynamak istiyorum.
Ya demeye çalıştığım o kriz anını nasıl yönetebileceğim, daha sakin kararlar verebileceğim kısmı.

Bir de rahatça oynayabildiğim tek oyun Portal çünkü sessiz sakin düşünebiliyorum ve bu ayrıca hoşuma gidiyor.


mor bembombom
(18.08.19)
Sessiz sakin sniper elite var pusup oynamalık. Paniklemek ve heyecan normal. oynadıkça üstesinden geliyorsun.


bahoho
(18.08.19)
gow veya AC için doğrusu action (belki action adventure) demek.

FPS'nin tanımı için (bkz: sen bi silahsın gidiyosun)

alışkın olmayan biri için counter strike bence kolay bir oyun değil.

portal sevdiyseniz the talos principle'a bir bakın.


celeron 300a
(18.08.19)
Fps demenize ragmen DotA'ya cok vuegu yapmanizdan mutevellit LOL'u deneyebilirsiniz. sirf rts (real time strategy) istegi korelsin diye. yoksa çöp. kadinlar cokca counter strike oynuyorlar. cok da oynanan eglenceli bir oyun aslinda deneyebilirsiniz. tam olarak ne istiyorusnuz acaba, baska insanlarla oynamak mi, yoksa oyun turu olarak silahli falan bir sey mi istiyorsunuz acabağ?


sparkle kiddle
(18.08.19)
Fps oynamak istiyorsan Half-life 2. Harika bir yol hikayesi :D Üzerine düşmanlar geliyor ama atmosfer ve sürekli oradan buraya gitmek oyuna çok güzel yedirildiği için daralmazsın :)

Fps mantığına devrim yaptıran, fps oyunları değiştiren ise modern warfare 1-2. Burada full aksiyon full çatışma var ama eskiden fps oyunları basit hikayeli ve sadece vur kaç yaptığın oyunlardı ama modern warfare serisi bunu değiştirip işin içine güzel bir hikaye ve sinematik öğeler kattı. Hiç oyunlarla alakası olmayan bile modern warfare 1-2 ve 3. oyunu sever :)

Hee yok fps oynamak istiyorum ama çatışma istemiyorum diyorsan. Walking simülator oyunlar var. Bunlar, güzel yeri geliyor duygusal, sonunu merak ettiğin güzel hikayeleri sana bir şey yapmadan oynatıyor. Arada 2-3 bulmaca çözüyorsun ama mantık olarak sadece yürüyğp hikayeyi tamamlıyorsun.

Mesela:
Dear esther
Gone home
firewatch
what remains of edith finch

gibi.


eazy
(18.08.19)
@sparkle kiddle, oyunlarda krizle başa çıkabilmek diyelim. Yoksa illa şöyle diye belli bir kısıtlamam yok. Esas olay kontrolleri sağlamakta bitiyor, ben kontrollere alışana kadar defalarca ölüp de oynamaktan soğumayım deyim.
Mesela Battlefield oynadım az önce (yaklaşık üç saattir), gayet hoşmuş. Kontrollere de alıştım gibi.

Yazılan her oyuna bakıcam, ucuzsa deniycem. Teşekkür ederim.


mor bembombom
(18.08.19)
Doom 3, Quake 4 gibi 2000'ler klasikleri yine yukarıda tavsiye edilen Half Life 2 ve episodları unutulmaz oyunlar. Half-Life tarzı oyunlarda bulmaca çözme yeteneği de işin içine giriyor. Battlefield 1942 ücretsiz, hemen her makinede çalışır bir WW 2 oyunu. Güzeldir. İlk Red Faction oyunu ve delice arena kapışmaları için Quake III de listede bulunsun.


rosencruz
(18.08.19)
(5)

En Kafa Meslekler Grupları?

Benim mi dikkatimi çekti, bana mı denk geldi bilmiyorum ama özellikle veterinerler ve diş hekimleri hep güzel mizah anlayışına sahip oluyorlar sanki. Bu aşırı bilimsel tespitimi, yaklaşık 4-5 veteriner ve 4-5 diş hekiminden yola çıkarak yaptım.Mesela psikologlar espri yapmaya çalışınca "komik ama ço
Benim mi dikkatimi çekti, bana mı denk geldi bilmiyorum ama özellikle veterinerler ve diş hekimleri hep güzel mizah anlayışına sahip oluyorlar sanki. Bu aşırı bilimsel tespitimi, yaklaşık 4-5 veteriner ve 4-5 diş hekiminden yola çıkarak yaptım.
Mesela psikologlar espri yapmaya çalışınca "komik ama çok acımasızca" diye ağlıyor insanlar eheh.

Hadi ülkenin son konumundaki gibi en ufak cümleden kavga çıkarmadan, ayrıştırmadan, kötü niyet yüklemeden, saygı sınırlarını aşmadan meslek gruplarına sataşalım!
Sizce nasıl mizah anlayışları?
mor bembombom
(15.08.19)
En eğlenceli matematik öğretmenleri bence -_-


üğpoıuy
(15.08.19)
Öğretmenler +1


Delay Fuze
(15.08.19)
Benim gördüğüm kadarıyla hemşireler kadar gamsız, dertsiz bir meslek grubu daha yok.
Hep "hadi şurada eğlenelim", "dur biraz da burada coşalım" tarzında takılıyorlar.
Çok da güzel muhabbet edilen, komik, eğlenceli insanlar.


Doktor. Ben doktorlarla iyi anlasiyorum genelde. Erkek doktorlardan artist cikabiliyor ama kadin doktorla simdiye kadar sikinti yasamadim, aksine gayet iyi oluyorlar. Muhabbetleri guzel oluyor. Kafa meslek grubu.


stavro
(15.08.19)
Saymadigimiz meslek kaldıysa elden ele ulastiraljm arkadaslar

Öğretmen, mühendis, diş hekimi, doktor, hemsire, veteriner


üğpoıuy
(15.08.19)
(7)

Tahammül Azlığı

Yahu ben dünyanın en sakin, en anlayışlı, en raad yedinci insanıydım. Geçtiğimiz iki senede zorlu şeyler yaşadım, o şekil şu şekil toparladım ve şimdi iyiyim AMA tahammülsüzlüğüm geçmiyor arkadaş. Antidepresanı her ay bırakmaya meylediyorum, zaten çok düşükteyim şu an ama iki gün almayınca millete k
Yahu ben dünyanın en sakin, en anlayışlı, en raad yedinci insanıydım. Geçtiğimiz iki senede zorlu şeyler yaşadım, o şekil şu şekil toparladım ve şimdi iyiyim AMA tahammülsüzlüğüm geçmiyor arkadaş. Antidepresanı her ay bırakmaya meylediyorum, zaten çok düşükteyim şu an ama iki gün almayınca millete kafa göz dalasım geliyor. Günlük bir planım işlemeyince "ULAN BU BÖYLE Mİ OLUR?!" diyesim geliyor, kendime de çok kızıyorum.
Yarın soruşturucam ama yine de buraya sorasım geldi.

E şimdi benim kişiliğim mi değişti? Psikologlar bunu da açıklasın!!1!bir!
Şaka bir yana, nasıl düzelicem? Ben eski halimden memnundum. E şimdi eskiden beri tahammülsüz biri olsam anlarım ama aradaki değişimi bizzat görüyorum ve çok rahatsız oluyorum.
Davranışçı mı gideyim?
Ekleme: Mesela yürüyen merdivenden çıkıp duran insana, dar yolun tam ortasınfa yavaşça yürüyen insana sövüyorum içimden gibi.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(14.08.19)
Aynı sıkıntı bende de var son 2 yıldır. Antidepresan kullanmıyorum ama önümüzdeki günlerde bi doktora görünmeyi ve uygun görürse başlamayı planlıyorum. Ota boka kavga eder oldun, hayat konforunu çok bozan bir durum.


en bi orijinal
(14.08.19)
E ilacı veren doktora bir danissana @morbe?

Regl öncesi gibi mi


üğpoıuy
(14.08.19)
psikolog olan sen değil misin, bizim sana sormamız lazım :)

sen yine iyi içinden sövüyorsun, ben kalabalıkta yürümeyen insanları itiyorum. veya ben metrodan vs inmeye çalışırken yol vermeyip üstüme çıkmak suretiyle binenleri söylenerek itiyorum. bence bu tahammülsüzlük değil, yani tahammül edilecek gibi değil ki insanlar. sokaktan motoru bağırtarak geçenlere geber diye bağırıyorum (motorun sesinden duyulmuyor). hele davul zurna sesine... sokak düğünü... neyse o konuya girmeyeyim :@@@

neyse sorun sende değil demeye gelmiştim. sabır taşı olsa çatlar. tabi psikolog olan sensin, benim bakışım tamamen yanlış olabilir.


pati
(14.08.19)
Ekşiyi azalt. Bir süre gündemden uzak dur. Avrupa seyahatlerinde gördükleri görgü kurallarını, nezaketi bizde niye yok!1!!1!11 diye pompaladılar millete sonra sokakta, caddede kendi insanına düşman oldu millet. Evet benim de hoşuma gitmiyor ama kabullenmek gerek. Daha o seviyeye var.


mekaniker
(14.08.19)
velkam tu törkiy. aynı şeyi yaşayan baya bir insan varmış demek ki, kendi adıma sevinsem de kolektif açıdan üzüldüm. sebebi bazılarının inadına medeniyeti kabul etmemekteki inadı. ayrıca hatalı olup da hatasını kabul eden insana rastlamayalı bi beş yıl olmuştur herhalde.

mekanikerin tavsiyesine ben de uyacağım. onun dışında şöyle ormanda ağaç ev yapıp yaşamak mantıklı gelmeye başladı. Ne kadar az insan o kadar az saçmalık, gürültü, huzursuzluk.


windows95
(14.08.19)
Yaşadıklarımız sanırım bize bir süre sonra yol su olarak dönüyor. Bazı şeyler birikmiştir,kaldıracak enerjiniz,sabrınız kalmamıştır. Burada mesele sadece insan ların davranışları değil,kendinize de istediğiniz şeyi yerine getiremeyince kızdığınızı yazmışsınız. İmkanınız varsa terapi alın derim,kaygı bozukluğuna filan dönüşmesin. Yazılanlara bakılırsa psikologsunuz,hele bir de terapi filan yapıyorsanız kendinizi özellikle korumanız lazım. Spor,dans gibi fiziksel bir etkinliği hayatınıza katın derim,tabii eğer halihazırda yapmıyorsanız.


asteriks
(14.08.19)
aslında tahammülsüzlük değil de, asıl sorunun stres gibi. Stres insanı buna benzer bişeye dönüştürür. Stresli olduğum zaman “bokumla kavga” ederim. Stressiz olduğum zaman da dünyanın en “yav aman ölmicez mi beeee, takma” insanı olurum.


(2)

Mesai Geçirmelik Oda Kaçış Oyunu

Son altı saat, sonra ver elini güzel tatil.Oda kaçış oyunu manyağı olarak play store'daki gözüme kaliteli gelen hemen her oyunu oynadığımı düşünürken dün Agent A diye bir oyuna başlayıp bugün bitirdim.Artık aramaktan sıkıldığım için soruyorum. Üstüme android'de oynamalık kaçış/bulmaca oyunu önerisi
Son altı saat, sonra ver elini güzel tatil.
Oda kaçış oyunu manyağı olarak play store'daki gözüme kaliteli gelen hemen her oyunu oynadığımı düşünürken dün Agent A diye bir oyuna başlayıp bugün bitirdim.
Artık aramaktan sıkıldığım için soruyorum. Üstüme android'de oynamalık kaçış/bulmaca oyunu önerisi atıversenize. Bunun bir kaynağı, takip edebileceğim bir mecrası varsa o da olur.

Oynadığım oyunlar:
Room Serisi (benim bebişim, benim kıymetlim)
House of Da Vinci
Rusty Lake'in bütün oyunları (zaten cube escape serisini keşfettikten sonra bir hafta kimse bana ulaşamadı)
Cage mi, Bird mü ne escape. Kuşu altın kafesten kurtarıyoruz, "vatanım" diyor falan (beğenmedim)
Agent A (kontrollerde biraz gıcık ama esprilerine ve bulmacalarına bayıldım)
Isoland 1-2
Machinarium
Bilimum "50 doors escape" gibi saçma sapan ve oyun zevkini öldüren oyunlar. Yolluktan zorunda kaldım.
Limbo'yu ve Monument Valley'i beğenmedim ya da anlayamadım.

Şey oyunlarını bulmaca gibi görmüyorum. Hani bu boru döşeyen, yok sonraki adımda daha farklı boru çeşitleri gelen falan nıç.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(09.08.19)
pugb oyna istersen çok zevkli. hele biz arkadaşlarla oynuyoruz ayrı zevkli oluyor.


sizofren06
(09.08.19)
@sizofren06, pubg'de inanılmaz geriliyorum, o yüzden oynayamıyorum. Ben sessiz sakin, kendi kafasında oyun seviyorum.


mor bembombom
(09.08.19)
(3)

Kediye Sonradan Alerji Geliştirmek

Bunu daha dün öğrendim ve resmen bütün kaygılarım tetiklendi. Karganın yavrusu kendine kuzgun misali aşırı çok sevdiğim, dünyanın en tatlısı bir kedimiz var (anlatım bozukluğu nedir, nerede yetişir) ve şu an "her an alerjik olabilirim" diye kendi kendimi yemeye başladım. Sorularım şunlar:1) Durduk y
Bunu daha dün öğrendim ve resmen bütün kaygılarım tetiklendi. Karganın yavrusu kendine kuzgun misali aşırı çok sevdiğim, dünyanın en tatlısı bir kedimiz var (anlatım bozukluğu nedir, nerede yetişir) ve şu an "her an alerjik olabilirim" diye kendi kendimi yemeye başladım. Sorularım şunlar:

1) Durduk yere niye alerji olsun ki yav? Çok saçma. Çocukken de hayvanla büyüdüm, ev arkadaşlarımın kedi ve köpeklerine de baktım. Çok büyük haksızlık gibi geliyor gelecek dönemde alerji çıkması ihtimali. Yaygınlığı ne bunun? Kediyi öpmeyim/ısırmayım mı artık?

2) Çıkarsa tek çözüm alerji ilacı kullanmak mıdır? Tabiy ki yavrumu evden göndermiycem ama olası bir durumda alerji ilacı her şeyi çözer mi?

3) Bende de eşimde de hiçbir şeye alerji yok. İleride çocuğumuzda olma olasılığnı düşürür mü bu ya da alakasız biçimde çocuğumuz kediye alerjik doğabilir mi? E öyle durumda ne yapılır? Cidden dillendirmek bile istemiyorum ama kediyi göndermek zorunda mı kalırız?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(05.08.19)
Bende de sonradan çıktı, evde iki yetişkin kedimiz var. 2 3 senedir bunu çekerek yaşıyorum. Bazen artıyor bazen azalıyor.

Yatak odasına girmelerine izin vermeyin, evi sık sık havalandırın-yaz kış- , koltuklara örtü serin sık sık bunları yıkayın, gardroba zinhar girmesinler. Kabanlarınızı atkılarınızı ortada bırakmayın üstüne oturmasınlar. Kedi sevdiğiniz elinizi gözünüze değdirmeyin. Göz için patanol damla, diğer semptomlar için çok kötü olursam ancak alerji ilacı içiyorum. Bu arada tatile gidip dönerseniz mesela dönüşte tekrar alışana kadar alerji artar. Sürekli birlikteyken daha az hissediliyor.


mabesa
(05.08.19)
Kedi ile büyüdüm. Sarmaş dolaş uyurduk. Önce 27 yaşlarında ablamda alerji oldu. So ra aynı yaşlara geldiğimde bende oldu. Kaldı ki o zaman kendi evimde 2 kediyle yaşıyordum.

Önce antihistaminiklerle ko trol altına almaya çalıştım. Eve dyson süpürge ve yine dysonun el süpürgesini aldım. Kurutma makinası aldım. Koltuklara örtüler serdim ve günlük değiştirip yıkadım. Yatak odasına girmelerine izin vermedim, kumlarını eşim temizledi ben dokunmadım. Ev temizliğini de günlük olarak eşim haftalık olarak da yardımcı ile hallettik ben tüylerle mümkün olduğunca az temas ettim ama işe yaramadı.
Eşinle ayrılık dönemine denk geldi, kedileri eski eşime bırakıp çıktım. Bütün bu önlemlere rağmen ağır astım krizleri geçiriyordum. Yıllar oldu hala evinde kedi köpek kuş besleyen birine ziyarete gidersem yarım saat sonra astım krizine giriyorum.
Lanet gibi bir şey benim için, artık uzaktan sevmek zorundayım.


balik kraker
(05.08.19)
Başıma geldi ne yazık ki,

Öncesinde kedileri deyim yerindeyse ağzıma sokardım. evimde kedim vardı. her yerde kedi besler kedi severdim. Fakat 2014 yılında bir grip geçirdim. O sıra ne olduysa astım belirtileri göstermeye başladım. Nefesim tıkanmaya başladı. Gripten sandım. Sonra fark ettim ki kedilere alerjim çıkmış. Grip geçip astım geçmeyince bunu anladım. (Daha önce astımım yoktu). Neyse idare etmeye çalıştım, evi temiz tutmaya kediyle olabildiğince az ilişkiye girmeye çalıştım. Fakat ölümün eşiğinden döndüm. Semptomlar giderek arttı. Önce solunum yolu, sonra vücutta kaşıntılar, sonra gözlerde kızarıklıklar derken arttı. Mecbur kedimi başka birine sahiplendirdim. Sonra kademe kademe geçti. Sahiplendirmemek için çok uğraştım ama olmadı. Aklına gelecek her ilacı denedim.

Şimdi bir evde bir kedi 1 saatten fazla kalmışsa ve ben kediyi görmesem bile o eve o odaya girdiğim gibi alerjik belirtiler göstermeye başlıyorum. Nefes alamama, ciğerlerde hırıltı, gözlerim kızarıyor, göz bebeklerim küçülüyor, derim kaşınıyor. Dediğim gibi kediyi fiziki görmeme gerek yok, belirtiler sayesinde bu evde kedi varmış diyebilir hale geldim. İlaçlar işe yaramıyor. Kedilerin 2 başını seviyorum dışarıda nefes sorunu yaratmasada kediyi sevdiğim elim ve onun dokunduğu yerler kaşınmaya başlıyor. Bir çözüm aradım doktor gördüm ama bir çare bulamadım.

Özetle böyle bişi olursa çok zor. Ama sen yine evrene iyi mesaj yolla ve bunları aklına getirerek çağırma :) kedi güzel şeydir


ManikD
(05.08.19)
(8)

Neden Yaz Dizisi Yok Yav?

Hayır tabii ki sadece belgesel izliyorum. Arada kedi kumandada 24'ü tuşluyor, üstüne sıradan tek tek kanalları geçiyor diye denk geliyorum.Neyse dizilerin ilk bölümlerini izleyip sonra fragmandan takip etmeyi ya da beyin hücrelerimi öldürmek için ara ara izlemeyi seviyordum ben ya. Şimdi fark ettim,
Hayır tabii ki sadece belgesel izliyorum. Arada kedi kumandada 24'ü tuşluyor, üstüne sıradan tek tek kanalları geçiyor diye denk geliyorum.

Neyse dizilerin ilk bölümlerini izleyip sonra fragmandan takip etmeyi ya da beyin hücrelerimi öldürmek için ara ara izlemeyi seviyordum ben ya. Şimdi fark ettim, iki tane mi ne var. Onlar da benim için bile düşük seviyeli. Erkenci Kuş'u hiç izlemedim, pişman değilim ama beş senedir kesinlikle modayla ilgili işine tutkun, genç, başarılı ve -bakın burası çokomelli- kaslı abiler ile minnoş, şirin, bir iki halk dilinden konuştuğu için "doğal" geçinen ablaların aşırı kavuşamamalı aşkını konu alan diziler milli servetimizdi.

Niye yok bunlar yav bu yaz? Hayır beynim doluyor, allah korusun akşamları kitap falan okuyup sinapsları arttırırım falan. Korkuyorum.
mor bembombom
(03.08.19)
Netflix ne diye var Allah askina


olaylar olaylar
(03.08.19)
Türk dizisi izleyen kalmadı çünkü de ondan. Bazı türk dizileri bile internet ortamına kaydı. Margarinci hanımlar için yaz dizileri pek çekilmiyor. Günlük diziler veya Teve 2 gibi kanallarda yayınlanan eski diziler iş görüyor diye düşünüyorlar.


Psycho Mantis
(03.08.19)
ben izlemediğim için.


bonanza
(03.08.19)
@olaylar olaylar, netflix'ten bir şey açtığımda pür dikkat izlemek zorunda hissediyorum kendimi. Oradan boş bir şey izleyince sanki zamanım boşa gitmiş gibi geliyor ama yaz dizisi izlerken bulmaca çözüyorum, burada gereksiz başlıklar açarak eğlenebiliyorum bari. Zaten Netflix'ten gerçekten boş şeyler izleyemiyorum. Derdimi sevebilirsiniz.

@üğpoıy, tam şu anda göremedim. Galiba belli günlerde tek tük diziler var ama cumartesi evde oturan ezik insanlar için dizi yapmamışlar galiba. Not: Atv'yi en son Hatırla Sevgiliyle izlediydim (gerçekten), onu hiç saymıyorum.


mor bembombom
(03.08.19)
afili aşk mı ne var sürekli denk geliyorum aradığınız tarz olabilir.


tabirimekruh
(03.08.19)
her yerde sen diye bi dizi reklami goruyorum ara ara fox'ta. yaz dizisi mi kistan beri devam mi ediyor bilmiyorum ama yaz dizisi tipi var. bi bak istersen


in vino veritas
(03.08.19)
afili aşk
kanal d
çarşamba 20:00

sanırım3-4 bolum oldu, arayı kapatırsın.

nedir:
guzel kız
yakışıklı erkek
şık mekanlar ve araçlar
birkaç artı daha eklenebilir

sonuc: guzel bir yaz dizisi


efemsradyo
(03.08.19)
Egenin hamsisi


olaylar olaylar
(04.08.19)
(5)

Çocuğunuzu Gönderdiğiniz Okula Bakıyor Musunuz?

Ekleme: Oha destan yazmışım, pardon. Bir de lütfen "ay yeter" gibi yazmayın, belli ki destek veya yapıcı eleştiri istiyorum diye açtım soruyu. "Bırak şu patronların peşini" diyenin elden maaş verdiğini düşünürüm. Kırmayın şu zararsız kardeşinizi.Biraz ben de iç dökeyim çünkü yetiştirmem gereken bir
Ekleme: Oha destan yazmışım, pardon. Bir de lütfen "ay yeter" gibi yazmayın, belli ki destek veya yapıcı eleştiri istiyorum diye açtım soruyu. "Bırak şu patronların peşini" diyenin elden maaş verdiğini düşünürüm. Kırmayın şu zararsız kardeşinizi.

Biraz ben de iç dökeyim çünkü yetiştirmem gereken bir sürü şey var, neden olmasın?
Neyse, Doğa Kolejiyle biraz daha duyuldu ama ben uzun süredir bunu sormak istiyordum.
6-7 senedir buradayım, iş yeriyle ilgili maruz kaldığım her türlü saçma durumu yazdım ve çok destek gördüm (sağ olun).

Anaokulunda da çalıştım, özel eğitimde de. Bir daha buralarda çalışmaktansa işsiz kalmayı yeğlerim, o derece lanet ediyorum eğitim sektörüne.
En çok da canımı acıtan şey şu: Acayip Atatürkçü takılan, of böyle nasıl ilerici gözüken patronun, .alıştığım süre boyunca pislik gibi hissettirmesiydi galiba. Yani tam mobbing değildi ama orada böcek gibi olduğunuzu hissediyordunuz ama çok modernlerdi, yerseniz.

Beş sene geçti, ben hâlâ anaokulu deyince ürperiyorum. Bizzat patron olacak yavşak meslektaşım sağ olsun, o kadar güzel ikiyüzlü olunabileceğini gösterdi ki benim de şemalarım değişti.

Çocuklarla bir arada olmayı sevmediğimi bütün çevrem bilir. Çocuk görünce "aha ehe ben de x, aaa burada bak ne vaaar?" gibi eğlenceli bir insan olamadım. Çocukla çalışmayı da hiç sevmem ama şimdiye kadar işimden nefret ettiğim seneler boyunca hiçbir çocuğa maddi manevi zararım olmadı, olamaz da.
Bununla birlikte veliler tarafından aşırı sevilen, velilerle bal börek olan ama çocuğa kuytuda vuran öğretmen gördüm. Kanıtım yok, yeni mezunken şikayet etsem dinlemezler diye söyleyemedim. Şimdi olsa ağızlarına sıçardım, zaten şimdi bana böyle davranacak herhangi bir insanı mahvederim.
Diğer taraftan (çok gömdüm ama hak yememek lazım) çocuklara aşık, mesleğine aşık bir öğretmen vardı. Resmen çocuklarına tapıyordu ve çocuğumun onunla olmasını çok isterdim mesela. Keşke her öğretmen o şekilde olsa (veya olmasına izin verilse).
Bu arada ekleyim, lütfen "bütün öğretmenler kötü, of berbat" gibi algılamayın. Lafım asla işini yapanlara değil, sadece kendi yaşadıklarımdan ister istemez etkilendiğim için yazıyorum.

Ben artık ister istemez şunu düşünüyorum. İleride çocuğum olduğunda nasıl güvenicem? Hadi ilkokul ve sonrasında çocuk derdini anlatabilir ya da kısmen daha kontrol edebilirim gibi; ama özellikle anaokulunda nasıl güvenebilir ki bir insan? Çocuğum olursa muhtemelen idarenin başını ağrıtan o manyak velilerden olucam.
Bütü bu duyuruyu niye yazdım? Çünkü yeğenim seneye anaokuluna başlayacak, harıl harıl okul arıyorlar memlekette ve ben onları ürkütmemek için çok karışmıyorum ama olay en nihayetinde şuna geliyor: Yeni mezunun köpek gibi çalıştırıldığı yerde çocuk ne hayır görecek? Velilerle bal börek geçinen kişilerin, çocuğa zarar vermediğini nasıl bilicez?
Bizzat kendimden biliyorum. İlk girdiğimde çok çabaladım, araştırdım, çocuğa ulaştım falan. Sonra baktım beni kimse sallamıyor, maaşa zammı 100 tl yapıyor. Artık o kadar da uğraşmamaya başladım. Baktım (çalıştığım yerde) bizzat öğretmenler "aman 2+2'yi öğreteceksin, ne var bunda?" diyor, ben de çok kasmamaya başladım. E çocuk daha iyisine layık, niye bu konuda eğitim almamış insandan eğitim alıyor ki? Neyse.

Kafamda biraz manyakça ama bence güzel bir plan var. Yeğenim için okul seçtiklerinde gidip oradaki yeni mezun öğretmeni veya psikologu kafalasam ve ağzından laf alsam diyorum. En sağlam bilgiyi onun söyleyemediklerinden alırım gibi geliyor. Hatta bana kalsa MMPI doldurturum, belli sonuçlara göre çocuğu çat diye çekerim vs. Manyakça ama ciddiyim.

Ben eğitim sektöründen (üç sene çalışarak) teğet geçen bir insan olarak oradakilerden bu kadar illallah etmişken ileride veli olarak nasıl güvenicem ve siz nasıl güveniyorsunuz?

Hâlâ benim gereksiz sistem eleştirilerime katlandığınız için teşekkür ederim.
mor bembombom
(01.08.19)
bakıyorum. hem de nasıl bakıyorum.

anaokuluna verirken gittim, öğretmenlerin birkaçına kaç yıldır o okulda olduklarını rastgele sordum, çocuklarla iletişimlerine baktım, çocuğumla oynamalarını, kucaklamalarını istedim, geçmiş yıllarda çocuk göndermiş insanlarla konuştum.

bununla kalmadım, maaşlarını öğrendim, tam rakam üzerinden sigorta ödüyorlar mı, öğrendim. öğretmenleri hangi okullardan mezun, kaç yıl tecrübeli, meslekte kaçıncı yılları falan hep öğrendim.

işe yeni giren bir öğretmeni kafaladım, bir kahve ısmarlayıp bir güzel okulun içini döktürdüm, diğer öğretmenlerin ve yöneticilerin dedikodusunu yaptım. maaşlar düzenli yatıyor mu, izinler düzenli veriliyor mu, öğretmenlere nasıl bir alan tanınıyor, çalışan insanlar kendilerini iyi hissediyor mu çatır çatır anlattırdım. hatta bu aşamada teraziyi kaçırıp kadına biraz kur yapmış bile olabilirim, ehm. çocuğu verince sınıf arkadaşları ile parkta oyun grubu gibi bişey kurdum, öğretmenleri nasıl yaklaşıyor, nasıl şakalaşıyor, ne yapıyor hepsini döktüm.

okuldaki tüm öğretmenlerle sosyal medya arkadaşı oldum, evli olanların eşleri ile tanıştım, çocuğu olanlara hayırlı olsun demeye evlerine gittik. orada daha da derin dedikodular yaptık.

sahibinin kızı ile tanıştım, hobisini öğrenip onunla muhabbeti kurdum. ne var ne yok bir de onun ağzını aradım. anası babası okulda ne yapıyor, öğretmenlere bağırıyor mu, mobbing yapıyor mu, çocuklarda bir sıkıntı olunca sümenaltı ediyorlar mı, elimden geldiği kadar konuşturdum kızı.

baktım ki kurum gerçekten düzgün, rahat rahat gönderdim. epey abarttığımın farkındayım, burayı okuyorlarsa lütfen kusura bakmasınlar. çocuk emanet ediyorum, ne yapaydım!?


babilbaligi
(01.08.19)
haha babil’e katılıyorum benim annem de beni 1.sınıfa (devlet okuluna) göndermeden önce böyle şeyler yapmıştı :D sonra sınıf annesi diye bişey vardı, hala var mı bilmiyorum. annem 5 sene boyunca sınıf annemiz olmuştu. ondan başka olmak isteyen veli de yoktu zaten. habire sebep yaratır okula gelirdi. beni değil, okulu kontrole gelirdi.

çok da iyi bir eğitim hayatım oldu ve bence annem sayesinde oldu. yani okulu hiçbir zaman çok sevmedim ama hep başarılıydım. aile bu kadar ilgi gösterip önemseyince çocuk da önemsiyor bence. asla abartı gibi görmüyorum. ben de ileride bir çocuğun eğitim hayatından mesul olursam kesin didik didik araştırırım. internetten bluutuut hoparlör alırken bile günlerce araştırıyoruz. ya da onu geç, yemek yaparken bile minimum 4 farklı yerden tarif bakıyorum ben. çocuğun geleceği için en önemli şeylerden birini mi araştırmayacağım.


sorduğun soruya teşekkür ederim. beni uzak durulması gereken insan tipleriyle tanıştırmış oldun. ikisini de tek tek not aldım. muhatap olmayız umarım bir daha.

manyak mısınız olm? bir tek sizin çocuğunuz mu paşa ya da prenses? neden paşa ayrıca? neden prens değil?

neyse bir baba olarak bunu sağlıklı bulmuyorum.

allah bu manyakların hepsine yurtdışı göstersin diliyorum. çocuğun okuluna randevuyla bile almıyorlar. veli karıştırmıyorlar. para istemiyorlar. eğitim on numara. iletişim on numara. çocukların yetiştirilmesi gayet iyi.

allah hepinize nasip etsin inşallah da böyle psikopat takılmayın. burada herhalde intihar ederdiniz okula alınmayınca..


ozdek
(01.08.19)
Paşalıktan ya da prenseslikten dolayı değil @ozdek. Sadece bizzat gördüklerimden sonraki güvensizliğimden bahsediyorum.
Yurt dışında denetim hakkıyla yapılıyordur diye düşünüyorum (en azından bizden iyidir) ama ben çalışırken denetim geldiğinde "cnm sen bi dolaş, çağırınca gel" deniyordu.

Çocuğun başına gelecekleri %100 kontrol edemeyiz ama niye elimizden geldiğince dikkat etmeyelim ki? Yeterli iş tatmini sağlanmayan öğretmenin, hırsını çocuklardan çıkarmayacağını nereden bilelim?


mor bembombom
(02.08.19)
@özdek: devlet düzgün denetledi de, biz mi salça olduk? keşke kurumlar işlerini yapsa, biz de böyle şeyler yapmak zorunda kalmasak. fakat bu gözler neler gördü neler...

yurtdışı için de, inş cnm ya.


babilbaligi
(14.08.19)
(4)

Hangi Hocadan Referans?

Bu son, valla son. Daha önce 5824727 kere duyurusunu açtığım iki önemli hocadan biri kabul etti, diğeri çok güzel reddetti ama bana iki tane referans mektubu lazım.Şimdi birinci adayımız, kırmızı köşede profesör ve otuz üç mü ne senelik doktor. Beni sever, sayar sağ olsun. Zaten annemden çok onu gör
Bu son, valla son. Daha önce 5824727 kere duyurusunu açtığım iki önemli hocadan biri kabul etti, diğeri çok güzel reddetti ama bana iki tane referans mektubu lazım.

Şimdi birinci adayımız, kırmızı köşede profesör ve otuz üç mü ne senelik doktor. Beni sever, sayar sağ olsun. Zaten annemden çok onu görüyorum, iyiyiz ama sonuçta benim alanım psikiyatri değil, psikoloji.

Diğeri alandan, bizim camiada tanınan ve bilinen biri. Henüz doktorası var sadece, önü çok açık yaldır yaldır gidiyor. Şu an bir üniversitede akademik mi çalışıyor bilmiyorum.
O da beni sever sağ olsun AMA benim çalışmak istediğim alandan çok farklı alt alanda, hatta sosyal hizmete kaydı gibi. Yine de başvuracağım okulun hocaları onu iyi tanıyor, sözüne güvenirler diye düşünüyorum.

E alakasız alt alan ama aynı meslek mi, yoksa ilgili alt alan ama faklı meslek mi daha geçerlidir akademik camiada?

İstemeye çekindiğim (ve iyi halt ettiğim) için önce emin olmak istiyorum. Arada kaldım. Teşekkür ederim.
mor bembombom
(31.07.19)
prof


İkisinden de alsan olmuyo mu? Fazla mektup göz çıkarmaz :D

Ama illa birini seçiyorsak prof


lcha
(31.07.19)
Türkiye'de referans mektubu sadece bir kriter. Ne yazmış diye dikkatli okuduklarını düşünmüyorum. Bence kimden alabiliyosan ondan al.


integrative
(31.07.19)
(11)

Hava Çok Güzel Değil Mi Ya?

Hep dert yanıyorum. Bu sefer mutluluk paylaşıcam. Evet klasik muhabbet, her türlü geyiğe açığım ama "of bıkmadınız" muhabbetiyle bozmazsanız sevinirim; çünkü bıkmadım.Hava Ankara'da mükemmelin de ötesinde, tam benim aradığım hava. Güneşin ağırlığını, yakıcılığını, baskınlığını hissettiğimiz; akşamüs
Hep dert yanıyorum. Bu sefer mutluluk paylaşıcam. Evet klasik muhabbet, her türlü geyiğe açığım ama "of bıkmadınız" muhabbetiyle bozmazsanız sevinirim; çünkü bıkmadım.

Hava Ankara'da mükemmelin de ötesinde, tam benim aradığım hava.
Güneşin ağırlığını, yakıcılığını, baskınlığını hissettiğimiz; akşamüstü yanık lastik, asfalt ve çiçek kokularının geldiği; hafif ve sıcak esen rüzgar ve bu saatte dışarı çıkmak için on beş kat giyinmeye gerek olmayan, giyinmenin bir dakika aldığı bir hava.
Açık havaya çıktığınızda nefes alırken hissettiğiniz o boğukluk ve hatta güneşte kalmış arabaya oturduğumdaki kemik ısınması hissi of. Var mı arttıran?

Eeeey sevgili yaz insanları, bence eylem yapıp bu havayı yaz kış devam ettirelim. Kış insanları mağaradan çıkmasın, pis kış insanları! Yallah Sibirya'ya!
Enerjisini güneşten benden fazla alan bi Avatar'daki ateş kralı herhalde.

Tikler yarına gelecek, teşekkür ederim.
mor bembombom
(29.07.19)
aşırı sıcak. sporda götüm çıkıyo. hava soğusa keşke şöyle -15lere falan düşse


(s)AINT
(29.07.19)
Ben de bu havaları seviyorum. Kışı hiç sevmem.


rock n roll
(29.07.19)
Tatilde olmayan bir insanın yazı sevmesini anlayamıyorum.


kardeşim havanızın tadını çıkarın işte, bize niye bulaşıyorsunuz? biz -yallah ekvatora- diyor muyuz? kışı seviyorum çünkü insanı diri tutuyor, yaz hımbıllaştırıyor, ayrıca yaz daha fazla pis koku, daha fazla sinek, mikropların ürediği ortam ve gürültü demektir. neyse keyfini çıkar, şurada birkaç ay kaldı zaten.


night train
(29.07.19)
@night train, neden bulaşıyorum?
Çünkü eğlenceli. Ülkede en fazla böyle ayrımcılık olmasını özledim ve kış insanlarını tek tek tespit edip pis pis suratlarına gülmektense en güzel sataşma yöntemi bu.
Gidip gidip eşimin ensesine hohluyorum ki kış insanı olarak en çok onun siniri bozulsun.


mor bembombom
(29.07.19)
Tuhaf gelebilir belki sana ama ben kışın takvimden gün sayıyorum yaza kaç gün kaldı diye. Kışın anksiyetem de azıyor. Yazın biraz daha rahat ediyorum.


rock n roll
(29.07.19)
yazın böyleysen, kışın nasıl bir insana dönüyorsun merak ettim.


AlsterWasser
(29.07.19)
+36derecenin nesi guzel? Mumkunse bi sibirya bileti alairim.
Gunesten kollarimiz yuzumuz basimiz yandi. Kavrulduk. Bir insan sahil kenarinda degilse yazi nasil sevebilir anlamiyorum.
Yasasin kis insanlari! Yasasin sibirya, kar, soguk.


nax
(29.07.19)
@alster, mutsuz, pislik ve üşüyen bir insana dönüşüyorum. Rock n roll'un dediği gibi gün sayıyorum, gördüğüm en ufak güneş parçasında durmaya çalışıyorum.


mor bembombom
(30.07.19)
iç anadolunun yaz havası iyidir. sahil kesiminde 36 derece iyi bir şey değil. yine de kıştan daha iyi. => ilkbahar wins. (-_-)


Jesus Christ
(30.07.19)
@cizız kırayst, ben de deniz kenarında doğma büyümeyim. Memlekette de bu havaları severim. Hatta oradaki nemin, ağzı burnu sarmasını daha çok severim. Nemden, havayı içiyor gibi olmayı. Ha daha az terliyor olmak bir artı ama sıcak olsun da ne olursa olsun diye düşünüyorum.

İlkbaharın benim nezdimde tek özelliği, yazın habercisi olması. Öyle ya da böyle havalar ısınacak diye beklentiyle mutlu ediyor olması.


mor bembombom
(30.07.19)
(8)

Hocaya Mail Attım, Görmedi

Bana referans olur mu diye kendimi uzuunca açıkladığım bir mail attım (Beni tanıyor diye sorun etmedim ve uygun bir dille açıkladım).Görmediğine eminim, özellikle yanıt vermedi değil yani.E şimdi görene kadar her üç günde bir görgüsüzce mail mi atayım, napayım? İzin alsam yanına gidicem de gidemiyor
Bana referans olur mu diye kendimi uzuunca açıkladığım bir mail attım (Beni tanıyor diye sorun etmedim ve uygun bir dille açıkladım).

Görmediğine eminim, özellikle yanıt vermedi değil yani.
E şimdi görene kadar her üç günde bir görgüsüzce mail mi atayım, napayım? İzin alsam yanına gidicem de gidemiyorum.
Mezun olurken hepimize kişisel mailini de verdiydi sağ olsun. Ona da mail atıcam AMA ya onu da görmezse? Nasıl ulaşıcam ben bu kadına?

Nasıl yapayım eey sayın akademikler ve akademik kalanlar?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(26.07.19)
bölümü arayın. belki izindedir bilgi almış olursunuz izinde olup maillerine bilhassa bakmıyor olabilir. gerçi öyle olsa kesin otomatik mail olurdu da yine de bilgi bilgidir.


AlsterWasser
(26.07.19)
fakülteye yanına git bence.


görmediğine ya da göz ardı etmediğine nasıl emin olabiliyorsun ki
unutmuş bile olabilir yani

telefon aç dahiliden


bir soru sorcam
(26.07.19)
Yaz dönemi akademisyenlere ulaşmak için en berbat zaman dilimidir. Haziran ve temmuz aylarının bir kısmı doktora ve yüksek lisans tez savunmaları ve yeterliliklerle falan geçer, o zamanlar maillerine bile doğru düzgün kontrol etmedikleri olur. Sonra da ortadan kaybolurlar çoğunlukla, tatil yaparlar vs. Tabii ki bu genel izlenimim. Yine de yazın akademisyene mail ile ulaşmak zayıf bir olasılık.

Bence de önce bir üniversiteyi arayarak kendisine ulaşmaya çalış. Fakültede olduğu anlaşılırsa ne yap ne et yanına git kısa ve öz meramını ilet. Eğer dediğim şekilde tatil işlerine girdiyse bir süre daha bekleyeceksin demektir. /;


brena
(26.07.19)
@herkes, bölümü aramaya korkuyorum çünkü niyeyse psikoloji bölümüne yakışmayacak kadar garip bir sekreter var. Bağırıyor, azarlıyor falan. Koskoca insanım, hiç görmediğim o adamdan geriliyorum. O yüzden aramayı hiç düşünemedim bile. Ama dediğiniz gibi en azından okulda olduğunu öğrenirsem gitmeye çalışırım.


mor bembombom
(26.07.19)
Belki de referans olmak istemiyordur. Bir defa daha at istersen mail.


horowitz
(26.07.19)
Santralden sonra direkt hocanın dahilisini arayamıyor musun, sekreterle filan uğraşmadan?

Kişisel e-maili verdiyse ve eğer görmediğimden eminsen ona da aynı maili atıp başına da hocam okulun Mail adresinden yazdım ama görmediğinizi düşündüğüm için bir de buradan yazmak istedim yaz.


şubatsonrası
(26.07.19)
Çook büyük ihtimalle şehir dışında görevli veya izinlidir (herkes otomatik mail kullanmıyor). Oda numarasını biliyorsanız arayın, açmazsa yakın arkadaş olduğu birilerini aramayı deneyin.


cosmicstring
(26.07.19)
(4)

Başıma Bir Şey Gelmeyecekse Hakan Muhafız'ı Beğendim?

Aksiyon filmleri/dizileri bence baştan çok saçma, İstanbul'u nasıl tanıtmışlar diye başlamıştım. Bence Netflix'te Türk dizisi olması güzel bir olay.Millet habire gömüp durunca önyargılı başlamıştım, ikinci sezonun yedi bölümü bitti. Millet neye bu kadar gömüyor? Ortalama aksiyon filmi/dizisi saçmalı
Aksiyon filmleri/dizileri bence baştan çok saçma, İstanbul'u nasıl tanıtmışlar diye başlamıştım. Bence Netflix'te Türk dizisi olması güzel bir olay.

Millet habire gömüp durunca önyargılı başlamıştım, ikinci sezonun yedi bölümü bitti. Millet neye bu kadar gömüyor? Ortalama aksiyon filmi/dizisi saçmalığında bir dizi işte. Türk karakterler izlemek benim hoşuma gidiyor, yoksa yabancı olsa hayatta izlemezdim.

Ha bir kötü eleştirim var: Diyaloglar ve karakterler biraz daha bizden olabilir diye düşünüyorum. Yani biz "senin derdin ne, biliyor musun?" demeyiz mesela. O biraz düzelmiş, en azından küfürlerde falan daha bir doğal olmuş. Yine de tam değil gibi. Genel olarak güzel ama.

Bana biraz şey gibi geliyor. Ülkecenek, kendi insanımızın yaptığı şeyi, kötü olsa bile, destekleyip iyi bir şey yapmaya yöneltmek yerine her deneyeni kötülediğimiz için bir bok yapamıyoruz. E adamlar deniyor, tabii ki eksiği olacak. Yabancı dil konuşanı eleştirmek, trafikte arabayı stop ettireni dat dat dat taciz etmek falan. Bana aynı yapıda geliyor.

Günlük gereksiz sinirimi de boşalttığıma göre soruya geleyim: Siz ne düşünüyorsunuz?

--- İÇ BİLGİ / SPOILER / OKUMAYIN ---




Bence senaryo fena gitmiyor, ana karakter sayılan insanların öldürülmesi de güzel gidiyor. Ben Leyla'nın ölümünü beklemiyordum mesela. İleride belki gözümden düşer ama şimdilik güzel. Faysal'ın "iyi" tarafa geçmesini bekledim; ama esas kötü karakterin Rüya olması fikri hoşuma gitti.

--- İÇ BİLGİ / SPOILER / OKUMAYIN ---
mor bembombom
(24.07.19)
valla iyi güzelde bazı basit durumlar can sıkıcı. hepsini hatırlamıyorum ama, mesela köprüde çatışma sahnesi, faysal ölmüyor niye köprüde hepsine sıkmadı yanlarına gidip tek tek. Ölümlüler ölümsüze silahla sıkıyor sanki bişey olacak.

dediğinize de katılıyorum. İyi yerlere getirebilmek için mevcut olanı desteklemeliyiz.
Edit:ekleme


fezagezgini
(24.07.19)
Hah işte o saçma ayrıntılar her aksiyon filminde olan şeyler diye çok takılmamaya çalışıyorum. Yani dört kurşun yiyip dövüşmeye devam edebiliyor millet filmlerde.
Faysal'ın derdi başkaydı orada da, o yüzden yapmadı diye anladım ben. Hep "fani seviyor" diye dışlanıyor zaten. Maksat caydırıcı olsun falan.


mor bembombom
(24.07.19)
Ana karakteri muhafız diye böyle süper diye tanıttılar başta, mal çıktı. Bir numarası yok.
Sadık olanları muhafıza sadık diye tanıttılar, onlar da mal ne yapacağını bilmez çıktı. Tutarsız, senaryosu kötü, kurgusu kötü bir dizi.


Bok gibi abi ya. Hani renkler zevkler tartışılmaz ama ciddi ciddi oturup izleyenin aklına şaşarım. Herhangi bir liseye girip 5 çocuk çevirsek daha iyi senaryo ve diyaloglar yazarlar. Netflix yapımlarının kalitesi genelde düşük ama bu kadarı da inanılır gibi değil yani.

Allahtan baş rolü yarı kürt yarı laz, dedesi çerkez bir gay zenci yapmamışlar, şaşırtıcı yani netflix'ten bunu beklerdim.


(2)

Trol Meselesi

Bu troller sanki başka başka bireylermiş gibi davranılmıyor mu? Bana mı öyle geliyor?100 tane trol hesap varsa 4 kişi 25 hesabı gayet güzel yönetebilir. Diğer hesaplardan da destek cevabı atabilir. Toplasanız zaten yarım günlük iş olur bence. Aşağıdaki trol sorusundan sonra aklıma geldi.Bir de bu ad
Bu troller sanki başka başka bireylermiş gibi davranılmıyor mu? Bana mı öyle geliyor?
100 tane trol hesap varsa 4 kişi 25 hesabı gayet güzel yönetebilir. Diğer hesaplardan da destek cevabı atabilir. Toplasanız zaten yarım günlük iş olur bence. Aşağıdaki trol sorusundan sonra aklıma geldi.

Bir de bu adamların (en azından siyasi trollerin) ya malum gençlik parti kollarından ya da o civar bir şeyden günlük parasını çıkaran öğrenci olduklarını düşünüyorum şahsen. Zaten mantıklı yazmak zorunda olmadıkları için kafalarına göre eski siyasi durumları da yazabiliyorlar.
Doğrusunu bilen varsa bu konuyu merak ediyorum. İnsanlar niye laf tıkmaya çalışıyor ki? Bir deli kuyuya taş atmış hesabı, niyeyse peşinde koşturuyorlar.

Genel olarak bu konularda merak içerisindeyim, siz ne düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(04.07.19)
Sözlükte 50 binden fazla ak troll varken duyuruda hiç olmaması düşünülemezdi zaten. Bence üye alımı açıldığından beri en az 100 kişi demir atmıştır buraya da.


blue serenity
(04.07.19)
Troller hep olacaktir. Cevap olarak dogrusu yazilmayinca bir sure sonra sanki yazdiklari dogruymus gibi kabul gormeye basliyor.

Bu her iki guruh icin de gecerli ama. Zirvede erdoganin danismanlari not tutmuyor diye dalga gecen bir troll paylasim yapildi. Sonrasinda cevap olarak isin oyle olmadigini anlatan fotolar da geldi. Gelmeseydi herkes oyle oldu sanacakti.

Akparti'nin yaptiklarini yazmiyorum, burdan koye yol olur zaten.


brkylmz
(04.07.19)
(1)

Ankara'da Şu Çiçeklerden Bulabilir Miyim?

Varsa nerededir? İlla bu renk olması gerekmiyor ama kocaman olmasını istiyorum.Teşekkür ederim.Mobiller için: https://i.hizliresim.com/Lvam51.jpg
Varsa nerededir? İlla bu renk olması gerekmiyor ama kocaman olmasını istiyorum.
Teşekkür ederim.

Mobiller için: i.hizliresim.com
mor bembombom
(24.06.19)
www.euroflora.com.tr ankara birlik mahallesinde kocaman dukkanlari var boyle seyler genelde orada oluyor.


dem10
(25.06.19)
(4)

Akademik Referans İstemece

1) Bana referans vereceğini söyleyen, alanda adı geçen bir hocayla geçen sene iletişim kurmuştum; ancak sonrasında o programlara (ekonomik sorunlar kaynaklı) başvuramadım ve bunu açıklayan mail attım. Hoca hiçbir şekilde dönüş sağlamadı. Acaba bana kızdı mı, diye düşünmedim değil.Şimdi bir sene sonr
1) Bana referans vereceğini söyleyen, alanda adı geçen bir hocayla geçen sene iletişim kurmuştum; ancak sonrasında o programlara (ekonomik sorunlar kaynaklı) başvuramadım ve bunu açıklayan mail attım. Hoca hiçbir şekilde dönüş sağlamadı. Acaba bana kızdı mı, diye düşünmedim değil.
Şimdi bir sene sonra tekrar mail atsam en kötü ne olabilir?

2) Referans vereceğini neredeyse emin olduğum ve beni tanıyan bir hocayla illa yüz yüze mi görüşeyim? Mail olarak ayrıntılı biçimde kendimi anlatsam, "işten izin alamıyorum hocam" desem olur mu, yoksa ciddiyetsiz mi kaçar?

İki hoca da benim çalışmak istediğim alanda çalışıyor.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(18.06.19)
1) Geçen yıl referans yazdığını ve durumu kısaca hatırlatın. O referansı biraz değiştirip verir. Söyleyeceği bir şey yoksa veya meşgulse mail'inize cevap yazamamıştır. Çok büyük ihtimalle kızmamıştır.

2) Eminseniz ve sizi iyi tanıyorsa mail atabilirsiniz.


cosmicstring
(18.06.19)
Bence yüz yüze görüşmek daha iyi, gerekirse yıllık izin kullanın.


1) tekrar mail at. o an yoğundur veya cevap vermesini gerektirecek bir mail atmadığını düşünmüştür. ok tamam mı deseydi yani? kızdığını zannetmem.

2) yüz yüze konuşmak daha iyi oluyor çünkü diğer türlü hocalar savsaklayabiliyor, mailini görmezden gelebiliyor, ama bu hoca kesin referans verecek diye düşünüyorsan mail atabilirsin. yeter ki b planın olsun, hani olur da hoca referans vermez veya mailine dönmezse.


mail at referansını iste, "gerek görürseniz ofisine gelebilirim" vs diye de ekle. ben hep böyle yaptım ve sıkıntı çıkmadı. bir adet çok tembel amerikalı vardı onun ofisine gitmek zorunda kalmıştım çünkü maillerini adam gibi takip edemeyecek bir özürlüydü, ki ondan aldığım referansla başvurduğum okul reddetti.


slhmlr
(18.06.19)
(6)

Girişi Güzel Parça Önerir Misiniz?

Türkçe, yabancı, eski, yeni fark etmez. Pop olmasın ve anlamlı olsun. Barış Manço'nun Kara Sevdası gibi.Eğer yelpaze çok genişse eski ve/ya Türkçeyi tercih ederim.Teşekkür ederim.
Türkçe, yabancı, eski, yeni fark etmez. Pop olmasın ve anlamlı olsun. Barış Manço'nun Kara Sevdası gibi.
Eğer yelpaze çok genişse eski ve/ya Türkçeyi tercih ederim.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(16.06.19)
Dark tranquillity - the treason wall
youtu.be

The heartless bastard- only for you
youtu.be

Kadebostany - save me
youtu.be

Madrugada- salt
youtu.be

Türkçe aklıma gelmedi ne yazık ki:/


Amaranta ursula
(16.06.19)
Amorphis- My kantele
youtu.be

Metallica - No Leaf Clover
youtu.be

Rolling Stones - Paint it black
youtu.be


janavarorion
(16.06.19)
Yavuz çetin- dünya


japon askeri
(16.06.19)
veyasin parçalarına bakabilirsin hocam.


(3)

Dün Modern Sabahlar'da Ne Oldu?

Dün dinleyemedim, poskes de bulamadım. Bugün "dün dinleyicimiz nasıl bağırdı ama" muhabbeti üzerine "dinleyicilerinin parasını takır takır yatıran program" muhabbeti oldu.Biri arayıp itham mı etti?
Dün dinleyemedim, poskes de bulamadım. Bugün "dün dinleyicimiz nasıl bağırdı ama" muhabbeti üzerine "dinleyicilerinin parasını takır takır yatıran program" muhabbeti oldu.
Biri arayıp itham mı etti?
mor bembombom
(12.06.19)
Hangi meslegi yapmak isterdiniz diye bir soru soruldu. Herkes pilottur, ivirdir zivirdir derken doktorun biri de "ankara'dan kenan bey" olmak isterdim dedi. Baya bi eglendiler.

Onun uzerine cikti sanirim "dinleyiciye maas" muhabbeti


brkylmz
(12.06.19)
ya affiniza siginarak, bu son donemdeki yayinlarin poskesti nerde yayinlaniyor acaba, bulamadim ben :(


hjarteblod
(12.06.19)
@hjarteblod buyruuun: soundcloud.com


tannen
(12.06.19)
(16)

Hiç Algılayamadığınız Bir Alan Var Mı?

Yahu ben herhangi bir hukuk metnini algılayamıyorum. Yani yan yana kelimeleri anlıyorum ama birleştiremiyorum. Instagram'da hukuki terimleri salağa anlatır gibi açıklayan bir sayfa takip ediyorum, e açıklamayı da algılayamıyorum ki. Zaten o neyce olduğu belirsiz bir sürü eski kelime iyice kafamı bul
Yahu ben herhangi bir hukuk metnini algılayamıyorum. Yani yan yana kelimeleri anlıyorum ama birleştiremiyorum. Instagram'da hukuki terimleri salağa anlatır gibi açıklayan bir sayfa takip ediyorum, e açıklamayı da algılayamıyorum ki. Zaten o neyce olduğu belirsiz bir sürü eski kelime iyice kafamı bulandırıyor. KPSS çalışırken de zar zor üç sayfa okuyabiliyordum.

Bu arada "boş işler" demeye çalışmıyorum, çarpıtma ihtimaline karşı ben söyleyim en baştan. İyi ki hukukçular var ve iyi ki mesleklerini anlıyorlar, ay lav mesleğini seven insan.

Bir de ekonomik zımbırtıları hiç anlamıyorum. Birikimmiş, yatırımmış, devaülasyonmuş falan. Eşime parayı verip harçlığımı alıyorum, kafam rahat. O ne öyle anlaşılmaz terimler, altı yüz bin tane değişkenli olaylar falan. Vallahi denedim ama anlayamıyorum yahu.

Akşam akşam dolmuşum valla. Siz neyi bir türlü anlayamıyorsunuz?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(11.06.19)
askeri rutbeler konusunda tam bi kafasizim. daha anlatilirken bi taraftan unutmaya basliyorum. beynim ogrenmemek icin direniyor.


pide
(11.06.19)
Başıma bir iş gelmeyecekse kuran.
Okumaya çalışıyorum kopuk kopuk metinler, alakasız kıssalar... Bir türlü içine giremedim.


prizmatik
(11.06.19)
uçağın uçması :/


yons
(11.06.19)
İnşaat terimleri ve yapılara kafam basmaz.


(s)AINT
(11.06.19)
grafik yorumlayamıyorum bir türlü. İleri seviye olanları falan demiyorum ha. İçinde sadece iki eğri olanları bile anlamıyorum bayağı.


evandro roncatto
(11.06.19)
banka hesabıma para gelmesi,
her geldiğinde şaşırıyor, algılayamıyorum.


yazılım kodlama uygulama geliştirme kütüphane github vs çince gibi geliyor bunlar. geçen gün 8 kişilik bir bilgisayar mühendisi grubunda bir hukukçu olarak bulundum ve adeta granül kahvenin suya karışması gibi instant bir şekilde muhabbete dahil olamamaya konuşmaları anlamamaya başladım. sanki uzaylıyım.

halbuki ilkokul 5. sınıftayken kuzenimin üniversitedeki textbooklarından kendi kendime html öğrenmiş not defterinden web sayfası yapıyordum, neredeeeen nereye nereeden nereye neredeeen nereye geldi türkiye


Yazılım demeye geldim :)
Çince gibi gelse yine dildir kasar öğrenirim derim ama yazılım söz konusu olunca beynim donuveriyor. Sistemi asla ama asla anlayamıyorum.


sana hemen hemen katılıyorum.

yazan kişi özet geçemediği için hukuk metinlerini anlamıyor, ekonomi terimleri türkçeye güzel çevrilemediği için benimseyemiyoruz. mesela şu mevduat kelimesi mevduat ne yaa ? katibimin setresi uzun eteği çamur te allahım :(


heidi'nin dedesi
(11.06.19)
matematik, geometri vb.


sutlu nescafe
(11.06.19)
cennet&cehennem


natallica
(11.06.19)
mikroekonomi, makroekonomi, binaenaleyh ekonomiden anlamıyorum.


tarih dersi, tarihi olaylar, siralamalari. bir kulagimdan giriyor birkulagimdan cikiyor. beynimde kalamiyor.

bir de borsayi takip etmek falan.

bir de uzayda zaman, bukulmesi vs...


batlegolas
(11.06.19)
ekonomi +1.. turkiyedeki 80 milyon anlarken bir bizler kalmisiz anlamayan :(


twq
(11.06.19)
entel dantel konuların hepsi.


Elduinnnn
(11.06.19)
inşaat mühendisiyim ama elektrikten hiç anlamam.


megacracker
(17.06.19)
(4)

Kedimin Nesi Var?-Eklemeli

https://i.hizliresim.com/VQymQq.jpghttps://i.hizliresim.com/jqYmmW.jpgBugün eve bi geldim, gözü kızarmış ve şişmiş. Hemen veterinere götürdüm, enfekte olmuş dedi. Az önce de ilk fotoğraftaki ısırık gibi bir izle karşılaştım.Hemen acile götürmeye gerek var mı? Ne olabilir bu? Saçkıran olabilir mi? Ya
i.hizliresim.com
i.hizliresim.com

Bugün eve bi geldim, gözü kızarmış ve şişmiş. Hemen veterinere götürdüm, enfekte olmuş dedi. Az önce de ilk fotoğraftaki ısırık gibi bir izle karşılaştım.
Hemen acile götürmeye gerek var mı? Ne olabilir bu? Saçkıran olabilir mi? Ya da gözü ve sırtındaki iz birbiriyle bağlantılı mıdır kesin?
Yemesi, uyuması ve dışkılaması normal.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(07.06.19)
sokağa çıkıyorsa sokaktaki bir kediden dayak yemiştir. aşıları tamamsa mesele yok. değilse de yarın veterinerini arayıp sorabilirsin.


tururo
(07.06.19)
Son bir karması ya da paraziti eksik galiba hocam ama evden hiç çıkmadı şimdiye kadar (veteriner dışında).
Hastalık olmasından o yüzden korkuyorum.


mor bembombom
(07.06.19)
hastalık olabilir elbette. ayakkabıyla bile eve mikrop girmesi mümkün. o ısırığa boynundaki abajur nedeniyle de olabilir. yarın veterinere bir sormak en iyisi.
geçmiş olsun.


tururo
(07.06.19)
sırtındaki oluşum bana mantar gibi geldi. bizim kedide de yıllar önce olmuştu, kremle tedavi ettik. her yıl da mantar aşısını yaptırıyoruz hiçbir şey olmuyor artık. ama bi veteriner görsün tabii benimki tahmin :)


theseachange
(07.06.19)
(4)

Suyun Temizleyiciliği Ne Kadar?

Alttaki hamam sorusundan aklıma geldi. Mesela anneannemler zamanında hamamda yıkanıyormuş ve kendi yıkanacakları yeri önce kaynar suyla yıkayıp sonra oturuyorlarmış, bu yeterli mi hijyen için? Ya da mesela meyvenin sebzenin üstündeki ilaçlar sadece suyla ovulunca gidiyor mu? Tuvaleti yine kaynar suy
Alttaki hamam sorusundan aklıma geldi.

Mesela anneannemler zamanında hamamda yıkanıyormuş ve kendi yıkanacakları yeri önce kaynar suyla yıkayıp sonra oturuyorlarmış, bu yeterli mi hijyen için?

Ya da mesela meyvenin sebzenin üstündeki ilaçlar sadece suyla ovulunca gidiyor mu? Tuvaleti yine kaynar suyla temizlesek ne kadar yeterli olur? Mesela elimi kestiğimde önce yıkayıp sonra tentürdiyot falan sürüyoruz gibi gibi.

Lütfen bilgilendirici yanıt vermeyecekseniz dalga da geçmeyin, teşekkür ederim.
Kafamda deli sorular.
mor bembombom
(06.06.19)
yeterli değil


dismainpula
(06.06.19)
Bildiğim kadarıyla suyun tek başına antiseptik etkisi ya da dezenfektasyon sağlama özelliği yok. Sıcaklık sayesinde su içinde var ise bir takım mikroorganizmalar öldürülebilir keza aynı şekilde uygulanan yüzeyde de arındırma ve varsa bakteri, mikrop gibi zararlılardan kurtulmak için kullanılabilir.

Meyve ve sebzelerin sadece suyla yıkanması, elbette ki yeterli değil. Böcek, bakteri, mikropları geçtim bazı tarım kimyasallarının kalıntıları illa ki olacaktır. Tuvalet konusunda ise yine belirli sıcaklığın üzerinde, ilk anda temizleyici etki yapacaktır ancak bu amaçla üretilmiş deterjanlar gibi uygulama sonrasında koruyucu etki yapmayacaktır. Yani kaynar suyla yıkadıktan dakikalar sonra yeni bakteriler oraya yerleşmeye ve orada çoğalmaya başlayacaktır.


yazarcik
(06.06.19)
Bütün bakterilerin ölmesi için yeterli değil ancak bütün bakterilerin mikropların virüslerin ölmesini istemek de mantıklı değil..
Bedenimiz gerçekten bir coguyla savasabilir. Gidip tuvaleti yalamayacaksaniz çamaşır suyu ve su ile yapılan temizlik fazlasıyla yeterli.
Meyve sebze ise bambaşka bir konu, ona hiç cevap vermedim sayın.


kisa
(06.06.19)
sadece su yeterli olsaydı buharlı temizleyiciler piyasaya çıkmazdı. tuvaletleri klozetleri onlarla temizlersen faydalı olabilir. meyve sebze yıkamak için üretilen beyaz sirkeler var artık. millet onunla yıkıyor.


sutlu nescafe
(06.06.19)
(16)

Çalışıyor Muyuz?

Millet dokuz günlük tatile çıkmışken iş olmadığını patronların bile bilmesine rağmen şu an işe gidenler var mı?Hayır ağlamıyorum, gözüme acil çıkış valfi kaçtı.
Millet dokuz günlük tatile çıkmışken iş olmadığını patronların bile bilmesine rağmen şu an işe gidenler var mı?
Hayır ağlamıyorum, gözüme acil çıkış valfi kaçtı.
mor bembombom
(01.06.19)
Köpek gibi


iyi karpuz
(01.06.19)
işim var, hastayım ve çalışıyorum. patron da benim işçi de benim :)


tukenmez adam
(01.06.19)
@tükenmez adam, patron olsam ben de çalışırdım ya. Patron olan eşim de çalışıyor zaten. Benim derdim daha çok iş olmadığını bile bile işe çağıran patronda.

@üğpoıuy (klavyede ne güzel yazılıyormuş nickiniz), özel sektör öğretmenliği di mi hocam? Hele anaokuluysa abaov. Vallahi kolaylıklar dilerim.


mor bembombom
(01.06.19)
iş var ama 1-2 saate bitecek. senin işin yoksa bütün gün dizi/film izle işte negzel!


'
(01.06.19)
Gidiyorum ben de işe. Ama haftaya pazartesine kadar gitmeyeceğim


show must go on :(


alaimisema
(01.06.19)
Cumartesi ise mi gidilir...


crown
(01.06.19)
Ben de yarın ve salı nöbetçiyim. :(


ms brownstone
(01.06.19)
sadece bugün evet
yollar boştu herkes istanbul'dan kaçmış gitmiş ne güzel trafik yok diye kendimle sohbet ettim . erken çıkacağım sonra 10 haziran'a kadar tatil


devilone
(01.06.19)
Çalışmaya devam ya, bayram mayram değişen bir şey yok bana :)


doxanikee
(01.06.19)
ev sınırları içerisinde olduğum için sayılmaz demezsen evet, çalışıyorum. final kağıtlarını okuyorum ki bütün hafta sonu devam etmek durumundayım, kaldı 157. (:


brena
(01.06.19)
Nein. Gün itibariyle 16 gün yatıcam


(s)AINT
(01.06.19)
Persembeden pazara 4 günlük tatil. 22 hazirani bekliyorum 3 hafta izin icin...


logisticsmanager
(01.06.19)
Tüm bayram boyunca çalışıcam. Evden en azından diye kendimi avutmaya çalışıyorum : /


inawen
(01.06.19)
çalışıyorum..


çalışmıyorum. bizim şirket 19 mayıstan sonraki pazartesi bile tatil yaptı.


iamnotarobot
(01.06.19)
(8)

Saçı Griye Boyatmak Ama Nasıl?

Eey bayan bireyler!Yahu kendimi bildim bileli gri rengine hastayım, çocukluk kahramanım x men'deki storm zaten.Şimdi bu yaşta tüm saçı griye boyatacak ne param var, ne bakacak halim ama saçımda mutlaka gri istiyorum.Ben böyle bakamıyorum ama saçım şu renk: https://www.google.com/search?q=açık+kestan
Eey bayan bireyler!
Yahu kendimi bildim bileli gri rengine hastayım, çocukluk kahramanım x men'deki storm zaten.
Şimdi bu yaşta tüm saçı griye boyatacak ne param var, ne bakacak halim ama saçımda mutlaka gri istiyorum.
Ben böyle bakamıyorum ama saçım şu renk: www.google.com

Balyaj mı yaptırayım? Aralara gelişigüzel attırsam nasıl olur sizce? Yine x-men'deki rouge gibi önden komple bir tutam mı yaptırsam? www.google.com

Diplere çok boya istemiyorum diye bu kısımdan çekiniyorum.

Fikirlerinize açığım, teşekkür ederim.
mor bembombom
(31.05.19)
şu rengi gerçekten tutturan kadınlar çok çekici oluyor.


dismainpula
(31.05.19)
dismainpula++
Lütfen yap.


iamnotarobot
(31.05.19)
bunu kendine yakıştırabilen kişi sayısı çok az. ayrıca çok fazla bakım gerektiriyor ki bunlar hep para demek ve paran olmadığını söylüyorsun. muhtemelen iki günde çingeneye döneceksin. bence yapma kendine ve çevrendekilere bunu.


Görüntüsünün iyi kötü olmasını geçtim, saçlarınıza yazık. O renge ulaşmak için kimyasallar saçınızı, saç derinizi mahvedecek... Şimdiyi değilse bile sonraki yılları düşünün, yapmayın.


luin 41
(31.05.19)
Kestane ve kahve tonlarıyla gei çok çirkin duruyor. Bir olmamışlık...
önden birkaç balyaj attırıp geri kalan saçı siyaha boyatırsanız harika olur yalnız kuaför çokkk önemli bu konuda. Para biriktirip kıyın.


Sacini mahvedeceksin +1


hot potato
(31.05.19)
Ben koyu kestaneden griye döndüm.
Saçlarımın daha önce hiç işlem görmemesi; çok kalın telli ve gür olması benim avantajım oldu. Yoksa kafamda saç kalmayabilirdi. 2 kere açma yapıldı renk ancak oturdu. Ayda bir de yine açma istiyor. Mavi şampuan yeterli rengi korumaya.
Benim kuaförün kullandığı boya ve kimyasallar oldukça iyiydi. Ne açmada ne boyamada en küçük bir sızı, yanma, kaşıntı bir şey hissetmedim. Kaldı ki saçlarım kısa olduğu için direkt saç derisi ve diplere temas ediyor. Uçları boyatma şansım yok.


balik kraker
(01.06.19)
Mobil edit:yapılan işlem sonrası saçlarımın keçeleşmesi vvb olmadı aksine incelen saç tellerim sayesinde hayatımda ilk defa yumuşacık saçlarım oldı.
Kremleme ya da bakım vb hiç yapmadım.


balik kraker
(01.06.19)
(2)

Kapalı Kum Kabı

Pet shop satmak için mi çok övdü bilmiyorum ama şunu önerdi: https://urun.gittigidiyor.com/evcil-hayvan/xxl-buyuk-kapali-tuvalet-kabi-kurekli-plastik-paspasli-65x50x45-cm-431165511?utm_source=google-pla&utm_medium=paid-search&utm_content=58375859247&utm_term=22324008927&ga_prodid=431165511&ga_mercha
Pet shop satmak için mi çok övdü bilmiyorum ama şunu önerdi: urun.gittigidiyor.com

Kullanıp beğendiğiniz ve kedinizin de rahat ettiği neler var?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(30.05.19)
kapalı kum olayı muazzam bir şey. ancak bu ürünler bana pahalı gelmişti. gidip şöyle bir şey aldım www.hepsiburada.com önünü kestim ve oldu. mahalledeki milyoncularda falan vardır.


denek hayatım
(30.05.19)
evet bunlar güzel, kapalı al


neo
(30.05.19)
(10)

Psikolojiden YL'ye Başvuracak Psikolog Var Mı?

Başvuracak mısınız? Hangi okul ve alanlara başvuruyorsunuz? İdealist olanları şöyle köşeye alalım. Onlara Ege'nin 320 kişilik, Hacettepe'nin 210 kişilik sınav ve mülakatlarında başarılar diler, Ankara'nın beş senenin ardından ve hoca eksiğine rağmen YL açması için dua ederim.Neyse gerçekçi olarak dü
Başvuracak mısınız? Hangi okul ve alanlara başvuruyorsunuz? İdealist olanları şöyle köşeye alalım. Onlara Ege'nin 320 kişilik, Hacettepe'nin 210 kişilik sınav ve mülakatlarında başarılar diler, Ankara'nın beş senenin ardından ve hoca eksiğine rağmen YL açması için dua ederim.
Neyse gerçekçi olarak düşününce sırf unvan almak için gidip ıvır zıvır okullara başvurmayı düşünüyor musunuz? Ben artık bezdim çünkü. Artık "bana psikolog önersene" diyene "eğitimine bak" diyemiyorum ve bu çok can acıtıyor; çünkü nice insan gördüm ıvır zıvır okuldan mezun olup güzelce işini yapan.
Daha da can acıtanı, sahaya çıkmak gerçekten de teorik eğitim gibi değilmiş. Artık sağda solda İletişim mezunu olup "davranış uzmanı" geçinenlerdense bari 40 bini verip huzur içinde çözesim var. O 40 bini nasıl vereceğim kısmını hiç bilmiyorum. En son eylülde bir hocaya sorduğumda "süpervizör bul" dedi, buldum. Mis gibi sağlam süpervizyonluk alıyorum, zaten teorik eğitimim var; ama bu unvan meselesi gerçekten çok sinir bozuyor.

Neyse siz ne düşünüyorsunuz? Daha geniş açıdan düşündüğünüzde çözümü var mıdır bu işin?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(24.05.19)
İşin kötü tarafı o mülakatları geçsen, o parayı versen de sonucunda buna değecek bir şey elde edemiyorsun. Bunun yerine iyi maaş veren kurumsal bir iş kovalamak (farklı sektörde olabilir) daha iyi.


integrative
(24.05.19)
ortalama bir özel okuldan mezun oldum. idealist değildim ancak yl yapmak istedim ilerde işime yarar diye. ancak derslerde iki lafı bir araya getiremeyen, sınavlarda dökülen insanların instagramdan falan iyi bir uzmanmış gibi reklam yapması sektörden tamamen beni soğuttu. geç olsa da bu bölümü okuduğuma pişmanım ne hedefim var ne beklentim. ayrıca bu kadar sahte ve pragmatist meslektaşlarımı görünce soğuyorum. adam zar zor paralı master yapıp gelip her alanda eğitimim var diye artislik yapıyor. yaklaşık 10 senedir sektördeyim benim bile terapi tecrübem az.

yani sektörün yüzde 70i yalan.


mikahakkinen
(24.05.19)
Bir de şöyle bir döngüye gireceksin yüksek lisans bitse bu sefer bir o kadar daha eğitime para vereceksin. Sürekli para vermeye dayalı bir süreç. Mesleğe başlasan kazandığın paranın büyük bir bölümünü reklama harcamalısın.

Psikodimamik ağırlıklı masterlarda bir de hocaların süpervizyonluğunu yaptığı kişilere danışan bulma maksatlı "senin de terapiden geçmen gerekir" sömürüsü ile karşılaşabilirsin.


integrative
(24.05.19)
kardeşim psikolog. biri sosyal diğeri de endüstri psikolojisi ile alakalı iki yl yi yarıda bıraktı çünkü ideali klinik psikolog olmaktı. dediğiniz yüzlerce kişilik mülakatlar ve dönmesi muhtemel torpillerden bıktığı için bir tabela üniversitesine girdi klinik psikoloji yl sini yaptı. ettiğimiz sohbetlerden bayapı aşinayım piyasanın durumuna. şimdi kardeşim olduğu için övmüyorum yanlış anlamayın ama bu çocuk kendi sınıf arkadaşları laylaylom üni. okurken daha birinci sınıftan itibaren yığınla okuma yapıyordu. bitidiği yl nin ona hiç bir şey katkısı olmadığını bildiğinden 2 senedir sürekli eğitimlere katılıyor aldığı 3 kuruş maaştan ayırarak. sırf instagramda süslü laflar ve paylaşımlarla kendi reklamını yapanlar, devlet kurumunda çalışırken hastaları dışardan kendisine yönlendirenler, bir şehirde iyi bir danışan portföyüne sahip olup kardeşim gibi idealist gençleri sigorta bile yapmadan çalıştıran kodomanlar....

yani dışardan ama yakından gören biri olarak şunu diyebilirim, niteliğin en belirsiz olduğu alan sizinkisi. düzgün bir meslek kanunuzun olmayışı da buna büyük etken. neredeyse çevresi olan herkesin yapabileceği bir meslek haline getirdiler.

kendisi yine de ümitli kendi ofisini açma konusunda lakin içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar bu hedefini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel.


issiz karga
(24.05.19)
@mikahakkinen, valla benim lisans mezunu olup uzman gibi davranan arkadaşım da var. İki senelik mezun olup YL'ye yeni başlayan ve Roşa yeterliliği olduğunu iddia edeni de aşsldsj. Benim de canım sıkılıyor işte etik etik diye kasmaya ama öbür türlü ismini vermek istemediğim o birtakım aşkısı maşkısı adamlara benzemek istemiyorum.

@integrative, zaten şu ana kadar yaklaşık 8-9 binlik bir eğitim aldım son sene ve mezun olalı beri. Devam da edicem seneye.
Neyseki dinamikçi değilim, ehe. Hatta BDT'nin önde bayrak tutanıyım. Watson'ın, Beck'in askeriyim. Hieeyt! BANA ÇOCUK VERİN, HER MESLEĞİ YAPTIRIRIM EVELALLAH!
Neyse eğer becerebilirsem emekli olmadan önce BDT'den şematerapiye kaymak gibi bir planım var.

Ekleme: @ıssız karga, haklısınız. Yani her alan çok kötü ülkede ama ben de az bir şeyler çektiğimi düşünmüyorum. Şu an ben de kardeşiniz gibi gelişine YL yapıp geçmek istiyorum, bari kısmen nitelikli bir okul olsun derdindeyim. Niteliksiz okul ismi özellikle vermiyorum, sonradan sorun çıkmasın diye.


mor bembombom
(24.05.19)
hayır çözümü yok. +2 yıl eğitim almazsan rüştünü ispatlayamazsın. neden uzmanlık eğitimi almamış biri almış gibi alan kişiyle denk olsun? geciktirme, eğitimine başla :) o 40 bin verilecek maalesef.


xvyz
(24.05.19)
@xvyz, teoride doğru ama 300 kişilik yl açan okullar var işte. O ikilem ve etik olayları beni geren şey.
Yoksa Bilkent de özel/vakıf sonuçta.

Oraya beni alsalar ağlardım zaten. Bilkent de ne bileyim, "kesin sevgilisi vardır" diye denenmeyen hoşlaşılan kişi gibi, eheh.


mor bembombom
(24.05.19)
Büyük ideallerle başladım psikolojiye. Büyük ideallerle de tamamladım. İşe başladıktan sonra da bir süre ideallerim devam etti. Hacettepe Üniversitesi klinik psikolojiye başvurmaya giderken ring otobüsünde başka bir öğrenci ve hocasının "mülakattaki her hocanın aslında belli bir öğrencisi olduğunu" duyduğumda biraz hevesim kırıldı. Bir zaman sonra Uludağ Üniversite'sinin 1'i yabancı uyruklu olmak üzere 2 kişilik klinik psikoloji kontenjanını gördükten sonra ümidim, hevesim hiç kalmadı. Artık yüksek lisans ilanlarını takip bile etmiyorum. Eğer ruh sağlığı yasası çıkarsa ve Sağlık Bakanlığı'na bağlı çalışanların görüşme alması ön koşulu olarak "klinik psikoloji yüksek lisansı yapmış olmak" yasalaşırsa sırf ünvan için bir özel üniversitede yüksek lisans yaparım. Onun dışında sırf ünvan için para vermeyeceğim. Yeni idealim bu oldu sayelerinde, sağ olsunlar. Eğitimler ve kitaplarla bilgimi destekliyor, artıyor ve canlı tutuyorum elimden geldiğince. Mevcut şartlarda elimden başka bir şey gelebileceğini sanmıyorum.


@siyah noktalı film, hacettepeyi bilmem de ben ege'nin öyle dedğiniz gibi yaptığını duydum. Hiç açıklamadı, çat diye o 300 tane bilim sınavı okundu falan. İnsan kıllanıyor haliyle.

Bir de istanbul'la hacettepe arasında bir çekişme mi artık ne varsa birbirlerinin öğrencilerini almadıklarını duymuştum ama ne kadar doğru bilemiyorum. Doğruysa galiba ekol kaynaklı bir durumdur diye düşünüyorum.


mor bembombom
(24.05.19)
Ben de öyle bir şey duymuştum; ama hiç almadıklarını sanmıyorum. Belki önceliği diğer üniversitelerden mezun olanlara tanıyorlardır.

Özetle, devlet üniversitelerinden bize hayır yok. Torpille, kayırmayla alımlar bitmeden de olmayacak gibi duruyor.


(4)

Peki Kuzey Kore'deki Aydın Kesim?

Muz cumhuriyetindeki bir arkadaşım için merak ettim. Mesela herkes aşırı tapmıyordur di mi başganlarına, e tapmayan kesim ne yapıyor? Kendi alıştıkları yaşam biçimini sürdürebiliyorlar mı? Zamanında bir şekilde ülkeden çıkamamış olanlar masıl yaşıyor? Dünyadan izole biçimde medyaları nasıl? Sosyal m
Muz cumhuriyetindeki bir arkadaşım için merak ettim.
Mesela herkes aşırı tapmıyordur di mi başganlarına, e tapmayan kesim ne yapıyor? Kendi alıştıkları yaşam biçimini sürdürebiliyorlar mı? Zamanında bir şekilde ülkeden çıkamamış olanlar masıl yaşıyor? Dünyadan izole biçimde medyaları nasıl? Sosyal medya kullanabiliyorlar mı, rahatça ülkelerinden çıkabiliyorlar mı, atıyorum ithal bir mal tüketebiliyorlar mı Pringles gibi? falan filan.
Hatta soruyu genelleştireyim, böyle diktatöryalarda halkın aydın kesimi genel olarak nasıl yaşıyor o baskıyla?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(22.05.19)
zamanında güney kore'ye geçmişlerdir diye tahmin ediyorum. doğu almanya-batı almanya gibi.


Aydın kesim öldürülmüştür. Kaypak olanları eklemlenmiştir. Aydından kastın üst düzey bürokratlarsa muhtemelen onlar dediğin şeylerden yararlanıyorlardır ama çıkarları gereği sistemi ayakta tutmak için rollerine devam ediyorlardır.


un
(22.05.19)
aydınları bilmiyorum ama en yalakaları gösterebilirim sana

timursumer.files.wordpress.com


Fodera
(22.05.19)
bilmedigimiz yasamadigimiz seyler degil ne oldugunu tahmin etmek zor degil. kacan kacmistir bir sekilde. kacamayan ya tahtali koyu boylamistir ya da yalakalik pesindedir.


cooperr
(22.05.19)
(4)

Dünya Yemekleri

Hani her ülkenin imza yemeği vardır falan da günlük hayatta ne yiyor bu insanlar? Kahvaltılar da tamam, hep gördük sosyal medyalardan.Biz her gün kebap, imam bayıldı falan yemiyoruz en nihayetinde. Mantıken İtalyanlar da her gün pizza ya da makarna yemiyordur. Pazar işsizliğiyle merak ettim.Yani biz
Hani her ülkenin imza yemeği vardır falan da günlük hayatta ne yiyor bu insanlar? Kahvaltılar da tamam, hep gördük sosyal medyalardan.
Biz her gün kebap, imam bayıldı falan yemiyoruz en nihayetinde. Mantıken İtalyanlar da her gün pizza ya da makarna yemiyordur. Pazar işsizliğiyle merak ettim.
Yani biz günlük olarak işte zeytinyağlı sebzeler, pilav, çorba falan yiyoruz. Avrupadaki ortalama bir insan ne yiyor mesela?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(19.05.19)
Avrupayı bilmiyorum ama amerika ekmek arası fast food türevleri yiyor evde pişiren pek yok. Pişse de yumurta omlet domuz makarna vs


photo85
(19.05.19)
Italyanlar makarna pizza çok yiyorlar bu arada. Şirket yemekhanesinde primi olarak fiks makarna çeşitleri risotto ya da çorba yemek karışımı mercimek vs çıkıyordu. Secondi ise balık tavuk tavşan hindi domuz türevi etler bunlarin yaninda haslanmis sebze ya da patates. Peynir çeşitleri salata ile birlikte ek olarak.


gelire gore degisir. ama genel itibari ile bizim kadar agir degil. ortalama avrupa'linin evde yediklerini formulize edersek,

kendi orjinal yemekleri + balkan lokantasinda pisen yemeklerin salcasiz, sogansiz, margarinsiz farkli formlari diyebiliriz.

makarna, salata, corba, et, balik, tavuk, sebze'nin yukaridaki kriterlerde pisirilmesil.

bu arada ortalama avrupalidan kastim, tek yasayan, iskolik, gurme, dunya mutfagina merakli, vejeteryan vs.. gibi istisnalar degil, bizim gibi evde anne, baba, cocuklar olan cekirdek aileler.


mayeskuel
(19.05.19)
İtalyanlar her gün makarna yiyor +1. Arkadaşlarım günde en az 1 tabak makarna yemezse doymadıklarını söylüyorlardı. Marketten alınan her malzeme makarna sosu oluyor, ya da secondo'nun (et,tavuk vs.) contornosu yani yan ürünü oluyor, karışık sebze ızgara falan gibi yavan şeyler. Çorba kültürü de yok, mesela kuşkonmaz çorbası istediğinde blenderdan geçirilmiş kuşkonmaz getirirler, makarna çorbası var mesela lapa gibi. Her sokağın kendine özel 20 tane makarna/risotto sosu var ama hepsi birbirinin varyasyonu, içine zeytin koyuyo adı değişiyor falan.


igorrosa
(19.05.19)
(1)

Pasaport Tarihi Uzatma

Ben beş senelik aldım, bunu on senelik yapmam için en baştan on senelik mi ödemem lazım? Yoksa o kalan beş seneliği ödeyip yeniden başvurmam yeterli olur mu?Sanki görevli kadın ikincisini söylemişti, yarın tekrar arıycam ama yine de sormak istedim.Teşekkür ederim.
Ben beş senelik aldım, bunu on senelik yapmam için en baştan on senelik mi ödemem lazım? Yoksa o kalan beş seneliği ödeyip yeniden başvurmam yeterli olur mu?
Sanki görevli kadın ikincisini söylemişti, yarın tekrar arıycam ama yine de sormak istedim.
Teşekkür ederim.
mor bembombom
(15.05.19)
Pasaportun çeşidine göre değişmiyorsa 4 ile 10 yıl arası için ödenmesi gereken ücret zaten aynı (bordo pasaport en azından). Ve artık pasaport süresi uzatma gibi bir işlem yapılmıyor. Yeniden sıfırdan yeni defter alınıyor. Yani en baştan 10 senelik ödeyip 10 senelik almanız gerekiyor.


(2)

Bilindik Bir Pırlanta Markasının Yaptığı Şey

Konu annem olunca ben aşırı sinirleniyorum. Gözünüzü seveyim sinirli insana suçlayıcı şeylerle gelmeyin. Yardımcı olmayacaksanız hiç yazmayın lütfen.Annemler bir pırlanta markasından tam tur yüzük alıyor paraya kıyıp. Annemin parmağına biraz küçük geliyor, bunu söylemesine rağmen adam "oldu oldu" di
Konu annem olunca ben aşırı sinirleniyorum. Gözünüzü seveyim sinirli insana suçlayıcı şeylerle gelmeyin. Yardımcı olmayacaksanız hiç yazmayın lütfen.

Annemler bir pırlanta markasından tam tur yüzük alıyor paraya kıyıp. Annemin parmağına biraz küçük geliyor, bunu söylemesine rağmen adam "oldu oldu" diye ısrar edip satıyor. Satınca da "küçük gelirse istediğiniz zaman değiştiririz" diyor.
Sonrasında gerçekten küçük gelince ertesi gün gidiyor annem, "maalesef %40 eksiğine alırız" diyorlar. E nasıl olur falan derken "şirket politikası" diyorlar. Arayınca da aynı yanıtı alıyorlar bu arada.
Bu olay olalı bir ay falan olmuş, ben şimdi öğrendim ve hayatımda hiç yapmadığım şekilde gidip adamlara bağırıp çağırasım var.

Bizim yapabileceğimiz bir şey var mı? Tüketici mahkemesi falan bir şey yapabilir mi?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(13.05.19)
Gecikmeden şikayetvar.com'a çok detaylı biçimde bu şikayetinizi yazın. Pırlanta markasının hangi şubesinde sorun yaşadığınızı vs her şeyi yazın.

Muhtemelen sorununuzu çözmek ve karşıığında şikayeti kaldırmanız için iletişime geçeceklerdir. Sizi aradıklarında kesinkes ücretsiz değişim istediğinizi, bu değişim sağlanmadan şikayetinizi kaldırmayacağınızı söyleyin.

Görüşmeye gittiğinizde de kesinlikle size vadettiklerini almadan, şikayeti kaldırmayın.


chihirovekohaku
(13.05.19)
üzgünüm bu tür şikayetler kuyumcular için geçerli değil, yasal olarak bahis mevzu haklarınız da maalesef yok ama yinede merkezini arayıp ricada bulunmak etkili olabilir, en başta alırken dikkat etmek önemli çünkü sıralı yüzüklerde boy ayarlaması yapılamıyor, makineyle yapacağını söylerse sakın izin vermeyin, yarım numara büyütüp başından savacak ama tüm taşlar düşmeye başlayacaktır


Big bada bum bum
(14.05.19)
(6)

Yetişkinlere Yönelik Oyun Parkı Neden Yok?

Ankapark demeyin, kalbinizi kırarım.Biz niye koşup coşup eğlenemiyoruz? Çocukları görünce içim gidiyor be.Ben de boyuma göre salıncak istiyorum, tırmanıp top havuzunda boğulmak istiyorum. O kaydırak hiç bitmesin istiyorum. Nolur olm işe gitmeden iki dakika sallanıp öyle gitsek?Niye büyüyünce bunlar
Ankapark demeyin, kalbinizi kırarım.
Biz niye koşup coşup eğlenemiyoruz? Çocukları görünce içim gidiyor be.
Ben de boyuma göre salıncak istiyorum, tırmanıp top havuzunda boğulmak istiyorum. O kaydırak hiç bitmesin istiyorum. Nolur olm işe gitmeden iki dakika sallanıp öyle gitsek?
Niye büyüyünce bunlar "çocukça" geliyor yahu? Karizma çizdirmemek için artistlik yapan içi geçmişleri ayırın, gerçekten belediyenin parkı olsa gelmez misiniz?

Ankara'da her kuşu öptük, bir oyun parkımız kaldı. Mansur Amca duy sesimi!

Teşekkürler, teşekkürler.
mor bembombom
(08.05.19)
Ben kaydırağa falan gelmem de, saklambaç ve bilimum yakalamaca oyunlarına gelirim.


Ben gelirim. Olsa mükemmel olur.


mekaniker
(08.05.19)
Neee? O parklari yeiskinler kullanamiyor muydu simdi?!! E ben her aksam eve donerken sitenin yanindaki parkta stres atip oyle giriyorum eve ne yapcaz =D?! Zaten cocuklardan cok yetiskinler parkta oynuyor burda =D

Konum, Izmir.


superfluid
(08.05.19)
@superfluid, bir şişko olarak salıncak gördüğümde sadece "bu beni taşır mı, şimdi durduk yere facia yaratmayım" diyorum. Hadi sığdım ve salıncak beni taşıyor, e bu sefer de üç büklüm oluyorum yere değmeyim diye.
Kaydırağı zaten kullanamıyorum, on beş santim kayınca kaydırak bitiyor.

Sizin adınıza gerçekten çok sevindim, keşşşke bizde de olsa.


mor bembombom
(08.05.19)
Güzel olabilirdi.


(s)AINT
(08.05.19)
salıncak falan değil de şöyle büyük bir kitleyle geniş bir alanda saklambaç oynamak ya da şunun biraz daha hafifletilmiş www.youtube.com versiyonu olacak şekilde bir ebelemece güzel olabilir.


Efoody
(08.05.19)
(25)

Boykot Aşırı Saçma Olmaz Mı?

E zaten kazanmışınız, o zaman daha iyi örgütlenmek farkı daha net çıkarmaz mı?Karşı taraf boykottan anlayacak olsa zaten iptal olmazdı. Niye millet boykot diyor ki? Ben mi bir şeyler kaçırıyorum?
E zaten kazanmışınız, o zaman daha iyi örgütlenmek farkı daha net çıkarmaz mı?

Karşı taraf boykottan anlayacak olsa zaten iptal olmazdı. Niye millet boykot diyor ki? Ben mi bir şeyler kaçırıyorum?
mor bembombom
(06.05.19)
Boykot kitlesel yapılırsa mantıklı. CHP yönetimi ve İmamoğlu'ndan öyle bir açıklama gelmediği takdirde(ki %99.99 ihtimalle gelmez) boykot sınırlı sayıda kalır ve oy verenlerin emeğine zarar vermekten başka işe yaramaz.

Ha ama bence tam tersi bu akşamdan itibaren boykot edelim diyenlerin sayısı çok daha az asıl seçimden öncesine göre. Twitter'da benim gördüğüm pek çok hesap vardı "boykot abi yaa" diyen 31 Mart'tan önce. Şimdi hepsi "sandıklara gideceğiz ne olursa olsun" diyor.


nundu
(06.05.19)
Ortada hiçbir hukukî gerekçe yokken keyfi olarak seçim iptal ettirmenin vahametini kavrayabildiğinizden emin misiniz?

İkinci seçimi de iptal ettirmeyeceğine dair bir güvence var mı elinizde?

İstanbul'u boş verin, bugünkü karar ileride Cumhurbaşkanlığı seçimini muhalefet kazanınca neler olacağına dair ipuçları vermiyor mu?

"Seçimi biz kazandık ama saymadılar, n'apalım tekrar gider oy kullanılırız" fazla nahif bir düşünce değil mi?

Bugünkü kararı sineye çekersek ileride başımıza neler geleceğini tahmin etmek zor olmasa gerek?

Muhalefet bu ülkede bir daha seçim kazanabilir mi sizce?


pardonan
(06.05.19)
ben akp'nin boykottan mesaj alacağını sanmıyorum, enayiler seçime girmediler biz de girdik kazandık derler geçerler, çünkü siyasal islam

diğer yandan ysk kararını bile siyasi olarak etkileyen bir yapının, ayarlamalar yapmadan seçimi de rahat bırakacağını düşünmüyorum

işte bu yüzden şaibeli bir seçime girmek bu şaibenin de meşrulaştırılmasına neden olur

kararsızım


freebird5406_2
(06.05.19)
boykot ettik oy vermedik akp kazandı. sonra?


sutlu nescafe
(06.05.19)
İyi, hoş haklısınız da ne öneriyorsunuz @pardonan?


olmaz olur mu tabi ki saçma olur.tüm bu usülsüzler,hukuksuzluklar...bir de boykot.daha alkol zamlarını boykot edemeyen yığınlar...abesle iştigal!


natallica
(06.05.19)
@pardonan, size katılıyorum. Zaten ben de o yüzden soruyorum. Boykot olunca siyasi olarak ne olacak?

Vahametin farkındayım, 31 martta da istanbul'u yedirmeyeceklerine emindim zaten ki söylüyordum. E her türlü üçüncü, dördüncü vs onlar kazanana kadar devam edecek. Şimdiki seçimlerde de mesela bayağı biçimde chp'li gibi davranan birileri kameraya el sallayarak oy çalacak, kaybetme ihtimaline karşı "bakın uslanmadılar" diye vs. Her türlü bel altı oynayacaklar, palalıları salacaklar falan filan. Bunların hepsi tamam.

Benim merak ettiğim diğer nokta da şu; e madem oyun onların kurallarıyla oynanıyor, en nihayetinde ilk defa kazanamama ihtimallerini herkes gördü ve bunun üstüne gitmek varken boykot ne işe yarayacak?

Bence tek mantıklı yol chp'nin örgütlenmesi ve seçmenin de onu yapması zaten.

Umarım anlatabilmişimdir.


mor bembombom
(06.05.19)
Sevgili sutlu nescafe ve somethinginthewayshemoves,

Muhalefet partilerinin liderliğinde kitlesel bir boykottan bahsediyorum. (Buna meclisten çekilmek de dahil.)

Ve bu 1 günlük değil ülkemiz normale dönene kadar sürmeli. Ve Batı'dan da destek istemeliyiz. Durum çok çok ciddi. Güzelim ülkemiz elimizden kayıp gidiyor. Ortadoğu rejimlerine hızla gidiyoruz.

Binalı Yıldırım tek başına seçime girsin. %100 ile kazansın ama aldığı oy sayısı 4.149.656'nın (Şu anki resmi sonuç) altında olsun mesela. Bu bile çok büyük bir başarı bizim için.


pardonan
(06.05.19)
@pardonan, tam olarak bunu soruyorum ve amacım tartışmak değil, gerçekten bilmediğimden soruyorum. Lütfen yanlış anlamayın.
Boykot yapılıp 20 milyonluk şehirden 4 milyon oy alacak tamam. Peki sonrası?


mor bembombom
(06.05.19)
işte türkiye normal bi ülke olmadığı için 4 milyon değil 3 milyon oyla kazansa bile kimse noluyo demez aha keriz belediyesi aldık diyip 5 yıl yiye yiye yönetirler.

Mecliste sine-i millet yapsa muhalefet. Ona da oh keriz meclisi derler. Bu ülke bu şekilde, halk da böyle. Halk demez ki bunlar niye seçime girmiyo. "Heh heh heh kerizler" der.


nundu
(06.05.19)
@mor bembombom,

Boykotun hukukî değil siyasi sonuçları olur. Haliyle determinist açıklamalarda bulunamayız. Somut olarak şu olur, sonra bu olur diyemem. Siyaset böyle bir şey değil.

Başarılı bir boykot politikası durumunda Erdoğan'ın meşruiyeti hem ulusal hem de uluslaraarası alanda yeniden tartışmaya açılacaktır. Bu Erdoğan'ı köşeye sıkıştırır, manevra kabiliyetinizi azaltır ve geri adım atmak zorunda bırakabilir.

Daha da önemlisi bir göz dağı olur. İlerde cumhurbaşkanlığı seçimini kaybederse benzer mızıkcılığı yapamaz.

Siyaset bilimi bize bunu söylüyor.


pardonan
(06.05.19)
Ve Batı'dan da destek istemeliyiz. Durum çok çok ciddi. Güzelim ülkemiz elimizden kayıp gidiyor. Ortadoğu rejimlerine hızla gidiyoruz.


hangi batıdan bahsediyoruz acaba?


sutlu nescafe
(06.05.19)
@pardonan
"batidan destek istemeliyiz"
rte ve fanları zaten her sucu ülkeyi kıskanan batıda bulurken bunu da kendi lehlerine kullanmazlar mi?
tek basına secime giren Binali sandık basında kimsecikler yokken sadece 4 milyon oy mu alır gercekten?
"erdoğanı geri adim atmak zorunda birakabilir"
com naif bir düsünce degil mi bu?


pilav
(06.05.19)
batı'dan yardım istesek bile batı ne yapacak elin ülkesine? Irak, Suriye, Afganistan mıyız biz de demokrasi getirecekler ülkemize? Ya da böyle bi şeyde "Batı" kendi kazancı olmadan kılını kıpırdatır mı? Son olarak Reisçi AKP seçmeni için Batı çok büyük bir düşmanken bu nasıl bir mantık?

Bak ben ki en Avrupa dostu, Batı yanlısı bir insanımdır. "Batı'dan yardım isteyelim" gibi bi düşünce kurmam.

Ha ayrıca RTE ne zaman kısıtlanmış hissetti de şimdi hissetsin. Dolar 6'yı bulmuşken YSK'ya seçimi iptal ettirdi, bu saatten sonra aksini yapar mı?


nundu
(06.05.19)
Boykot moykot yok. O şov yapmak için oy kullanmayanlar dahil herkes gidip oyunu kullanacak ve bunlara yaz ortasında kış yaşatacağız. Nundu'nun dediği gibi, bu tiplere ne boykotu allah aşkına. Arkamızdan enayi derler, ohhhh zahmetsiz oldu derler. Adamlar bile dua ediyordur keşke boykot etseler diye.

chp üyeleri teşkilatla iletişime geçip seçimde nerede ihtiyaç varsa orada görevli olacağını iletsin.


eazy
(06.05.19)
Elinde baska hicbir arac yok arkadasim hala anlamdin mi? Normal demokrasilerde demokratik katilimin icin elinde bin tane aracin varken (stklar, mahalle meclisleri vs vs) senin elindeki tek sey bu secim bu kadar, elinden tum araclari aldilar, ayrik laf eden herkese terorist diyorlar, elli kere de yapsalar elli kere gideceksin ya da bu rezillige boyun egeceksin, bu kadar.


kassiopeia
(06.05.19)
bence boykot olmaz. ancak ortam kizisacak.

soruyla biraz alakasiz bir degerlendirme yapmak istiyorum:
onumuzde daha 46 gun var. bu surec coook uzun. siyasette perde arkasinda ne pazarliklar donecek bilmiyoruz. her sey ihtimal dahilinde. secimin sonucunu bence tayyip'in plani belirleyecek. mhp ile olmadiysa -ki olmadi kazanamadilar- tayyip'in baska planlari vardir mutlaka. mhp ile devam edecekse bence buyuk ihtimalle kaybedecek yine.
cehepe bence boykottan ziyade kendine bir plan yapmali. bu ilimli ve birlestirici diline devam etsin. zira insanlar bu dili ve yaklasimi sevdiler. ancak erdogan'in gazina gelip onlarin seviyelere inerlerse, usluplrini sertlestirirlerse -erdogan gibi- secimi kaybedebilirler. buna da dikkat etmek lazim.


Boykot saçma olmaz mı demişsin ama ben şunu sormak istiyorum. Tekrar seçime girdiğinde sana kazanacağını düşündüren nedir? Seçimin iptal sebebi sana mantıklı geliyor mu? Bu sebeple iptal edilen bir seçimin tekrarında kazansan da iptal edilmeyceğine gerçekten inanıyor ve güveniyor musun?


respect
(06.05.19)
Cem başgan durumu tek tweet'te özetlemiş: twitter.com

Bu arada sözlükte muhalifler birbirlerine aktroll, vatan haini diye hakaret ederken buradaki muhabbetin seviyesinin gözlerimi yaşarttığını söylemeden edemeyeceğim :)


bruce mclaren
(06.05.19)
@respect, ben de çaresizlikten yazıyorum aslında. Sadece oyunu onların kurallarıyla kazanırsak bir umut belki bir şeyler olur diye. Hiçbir dayanak yok, şu anda Ankara bile değişebilir.
Belki haziranda seçimi kaybedecekler ama oraya giden paranın yolunu kesmek için zaman kazanıyorlardır.

Benim demeye çalıştığım şey şu; hiçbir şey yapmamaktansa her türlü savaşmak daha cazip geliyor çünkü zaten herkes, aslında kazanamayacaklarını gördü. Bunun üstüne gidilebilir diye düşündüydüm sadece.


mor bembombom
(06.05.19)
türkiye de boykotu anlayacak kesim çok az. sine-i millet yapmak için en az yüzde 40 oyun olmalı ve sana destek veren 2 3 parti olmalı. yani boykot sinei millet bunlar romantik düşünceler. rakibin ne kadar ataksa sen de o kadar atak olacaksın. onlar bu yolda ülkelerini ekonomilerini düşünmüyorsa sen düşüneceksin. ilk defa chp bu kadar halka yakınlaşmış oy alamadığı kesimlerden dahi oy almıştır. bunu koruyup seçime girmelidir. kazansa da kaybetse de mağdur bellidir. bizim ülkemiz mağduru sever.


mikahakkinen
(07.05.19)
ustte yazilanlari okumadim.Kitlesel olarak ne karar alinirsa uyulmali.Boykotsa boykot, secim ise secim.Bireysel karar cok hatali, direk rakibe calismak olur


turkuaz
(07.05.19)
ne chp'de ne kitlesinde o omurga yok zaten neyin muhabbeti bu? halen öğrenememeniz garip chp diklenir ama dik duramaz. iki senede bir sinei millet goygoyu yaparlar ama mayışlar yattığı sürece sıkıntı değildir onlar için. seçmeni de sormaz lan olm siz sinei millet falan diyorsunuz periyodik olarak ama hep oradasınız ne iş diye.
boykot karşı taraf tüh ulan biz ne hıyarmışız ne kötü insanlarmışız demesi için yapılmaz yeşil çam filmi mi bu?
batıdan destek istemek fikri de güzelmiş baya nasıl akıl edemedi ki bunu bu kadar insan. aynı gün ankara'da nato toplantısı vardı ne kadar bi' haber olabilir batı bu olaylardan bunu düşündünüz mü? iki otobüs afgan suriyeliyi beslemektensen yanı başlarında böyle bir idareyi tercih ettiler oradan bir şey çıkmaz.


denek hayatım
(07.05.19)
Boykot mu? Boykot kitlesel olursa bir anlam taşıyabilir belki. Ama mantıklı olmaz.

Ayrıca batıdan yardım istemek falan komik laflar. Ben neden batıdan yardım istiyorum, kendi ülkemdeki seçim için?

"Başarılı bir boykot politikası durumunda Erdoğan'ın meşruiyeti hem ulusal hem de uluslaraarası alanda yeniden tartışmaya açılacaktır. Bu Erdoğan'ı köşeye sıkıştırır, manevra kabiliyetinizi azaltır ve geri adım atmak zorunda bırakabilir."

Böyle bir durumda kimse köşeye sıkışmaz. Geri adım atmak zorunda kalmaz. Çalamayacaklarını anlayınca, kaçtılar, korktular der.

Yapılması gereken, inadına yine kazandık demek. Saymıyor musun, yine sayma, biz yine kazanırız demek. Seçimleri iptal mi edecek o zaman? Kazanacaksa öyle kazansın, yarıştan çekildiği için kazanmasın.

Bu vahameti görmemek değil, daha vahim olmasını engellemek için uğraşmak. İnadına kazanmak sineye çekmek değil.


karşı taraf hiçbir şey anlamayacağı gibi yüzsüz yüzsüz biz demokrasiden yanayız ama cehape zihniyeti bundan kaçtı diyecek. ülkenin yarısı da buna inanacak maalesef. bu sebeple boykottur odur budur bizim ülkemizde hiç işlevsel protestolar değil. bunu kabullenmek gerek. erdoğan'ın meşrutiyetini batılılar sorgulayacak ve bir de üstüne iç işlerimize daha da çok müdahale edilecek (hiç edilmiyormuş gibi), bunun suçu da muhalefet partilerine kalacak hatta belki de boykot sonucunda bu işten erdoğan çok daha güçlü çıkacak.


(9)

Hangi Bankadan Kredi Kartı?

Bir tane bulunsun istiyorum ve seçenekler arasında dört banka var. Birine karar verdikten sonra diğer iki bankayla ilişiği kesicem.İş, Ziraat, Finans ve Garanti. Sizce hangisi ve neden?Teşekkür ederim.
Bir tane bulunsun istiyorum ve seçenekler arasında dört banka var. Birine karar verdikten sonra diğer iki bankayla ilişiği kesicem.
İş, Ziraat, Finans ve Garanti. Sizce hangisi ve neden?

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(29.04.19)
Enpara = )


anarsik kurbaga
(29.04.19)
maaşınızı nerden alıyorsanız ordan alın.
ya da enpara'dan alın, ömür boyu aidatsız.


taurina
(29.04.19)
maaş +1

enpara bi ihtimal

eğer statünüz çok iyi ise YK Platinum. Ben acayip memnunum bu karttan.


baldan kaymak
(29.04.19)
en para aidatsız iyi he en kullanışlısı bence bonus garanti maximum işbank.


mikahakkinen
(29.04.19)
enpara'ya basvur, vadesiz hesabi da cok kullanisli hem de hic bir ucret almiyor havale eft'den,


exlibris
(29.04.19)
Enpara kalsın.


lcha
(29.04.19)
O dördünden biri olacaksa Garanti'yi tercih ederdim. Bunların dışında Akbank'ı tercih ederim


Tutkun
(29.04.19)
FinansBank


since1907
(29.04.19)
Enpara en iyisi


mkrk
(29.04.19)
(6)

Düğüne İş Arkadaşı Davet Etme Adabı

100 kişilik yer, herkesi tabii ki davet etmek istemiyorum ama mesela yakın çalıştıklarımı davet etmek istiyorum. Nasıl yapılmalı?Bir de üstleri nasıl davet etmeli ya da etmeli mi?Genel olarak yol gösterirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
100 kişilik yer, herkesi tabii ki davet etmek istemiyorum ama mesela yakın çalıştıklarımı davet etmek istiyorum. Nasıl yapılmalı?
Bir de üstleri nasıl davet etmeli ya da etmeli mi?

Genel olarak yol gösterirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
mor bembombom
(23.04.19)
ben sadece kendi birimimdekileri davet etmiştim. bir de iki patrona davetiye bırakmıştım. zaten gelmeyip hediyelerini göndermişti patronlar.


al sana nick it
(23.04.19)
ben birlikte calistiklarima (mecburiyetten) davetiye yolladim. patron ve genel mudure de birer tane fiziki davetiye verdim. birlikte calistiklarim sanirim gelecekler (cok memnun olmasam da durumdan). patron ve genel mudur de gelir buyuk ihtimalle.

kucuk bi sirketteysen o gelsin bu gelmesin diye ayrim yapmak ayip olur, herhangi bir tartisma yasamadigin, mevcut küslüğünün olmadigi insanlara yarin yine yuzyuze bakicaz mantigiyla cagirmak gerekiyor. ama buyuk sirketteysen kendi departmanini ve digerlerinden de samimi olduklarini davet edip kalanini bosverebilirsin. ben buyuk sirketteyken insanlar bu dedigimi yapiyor, kalani icin de soylememis olmamak adina davetiyesini ik'ya gonderip mail atilmasini istiyorlardi. o da bi yontem.


in vino veritas
(23.04.19)
mobilden editleyemiyorum eklemesi: davetiyeyi yolladim derken maille yolladim. sayi gerektigi icin de dugunden 10 gun oncesine kadar katilim durumunu bildirmelerini de mailde rica ettim.


in vino veritas
(23.04.19)
@in vino, işte maalesef öyle kurumsal bir şirkette değilim. Mesela yakın olduğum (hem birlikte çalıştığım hem de gerçekten iyi anlaştığım) sekreter arkadaşlar var, onların iki tanesini çağırıp diğer on sekreteri çağırmazsam ayıp olur gibi ama o kadar kişi için yer de yok. Sekreterler arası sorun da çıkabilir falan filan.

IK da yok, nerde o kurumsallık. Hatta öyle mail falan atsam "aa bizi yüz yüze çağırmadı" bile diyebilirler, o biçim kurumsal değil.


mor bembombom
(23.04.19)
ustlerini cagir (kesinlikle), kendi seviyende ve altlarindan da sevdiklerini cagir. yari politik yari kafana gore yani. herkesi cagiramazsin, missal benim de cagirilmadigim oldu.

bir d,e ne kadar az kisiyi cagirirsan cagirilmayanlar o kadar az bozulur ( cagirilmayanlar "e az kisi cagirmis zaten" der). denge tutturman lazim yani.


hot potato
(23.04.19)
o zaman hot potato'ya katiliyorum. mumkun oldugunca iletisimde oldugun ve sevdigin kisileri cagir bu durumda. toplamda 12 sekreter olan yerde herkesi cagiramazsin zaten insanlarin da bunun bilincinde olmasi lazim. ama o "aa yuzyuze cagirmadi" diyeceklerin oldugunu tahmin ediyorum ama ne yaparsan yap insanlar konusacak bi sebep bulur. bu durumda senin canin ne istiyorsa onu yapman en onemlisi, ben de oyle yapmani tavsiye ederim.


in vino veritas
(23.04.19)
(1)

Malum Medyaların İletişim Araçları

Bunlara asgariyle günde 47237 saat çalıştırılan kişiler bakıyordur muhtemelen ama ülkenin en önde geldiği iddia edilen "medya" kuruluşunun montajlı fotoğrafı hiç araştırmadan koyması da abartı geldi.Ne olur biz bu adamların Whatsapp ihbar hattına montajlı görsel atsak, arayıp "haber varmış, bildiğin
Bunlara asgariyle günde 47237 saat çalıştırılan kişiler bakıyordur muhtemelen ama ülkenin en önde geldiği iddia edilen "medya" kuruluşunun montajlı fotoğrafı hiç araştırmadan koyması da abartı geldi.

Ne olur biz bu adamların Whatsapp ihbar hattına montajlı görsel atsak, arayıp "haber varmış, bildiğiniz haber kanalı varsa haber verin" falan desek. Küfür zaten etmeyiz de hakaret yok, ne bileyim hesap sormak yok. Sadece tiye almak var, mizah var.

Yasal olarak başımız belaya girer mi? Yerine ulaşır mı?

Not: Bu soru kendini imha edebilir.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(18.04.19)
Hiçbir şey olmaz. Ciddiye de almazlar mahkemelik de olmazsın.Öyle boşlukta kaybolur.


lcha
(18.04.19)
(5)

Sosyal Medya Tespiti "Yapıyorum"

Duyuru silinmiş, silen moddan özür diliyorum argo için. Daha zararsız biçimde tekrar açıyorum (umarım olmuştur bu defa).Çünkü sıkıldım, ona buna sataşasım var ve anonim ortam bunun engizeli. "O zaman takip etme"; diyenler haklılar ama o kadar ayıklanamıyor maalesef. Tespitception yapıcam şimdi.Hepim
Duyuru silinmiş, silen moddan özür diliyorum argo için. Daha zararsız biçimde tekrar açıyorum (umarım olmuştur bu defa).

Çünkü sıkıldım, ona buna sataşasım var ve anonim ortam bunun engizeli. "O zaman takip etme"; diyenler haklılar ama o kadar ayıklanamıyor maalesef. Tespitception yapıcam şimdi.

Hepimiz komikli şeyler takip ediyoruzdur. Bazen burada tespitler de çıkıyor ya, bunlara sinir olmuyor musunuz?

Bak algoritmayı yazıyorum: Aslında herkesin yaptığı/yaşadığı şeyi sanki az kişi yapıyormuş/yaşıyormuş gibi yaz + "bilenler bilir", "anlayan anladı", "yaşayan bilir" gibi aşırı itici laflar ekle.

Örnek:
"Çorbaya limon sıkarken çekirdeği düşer ya, bilenler bilir o çaresizliği"
"Hani sevgilinden ayrıldığında dinlediğin şarkı yarıda kalır ya ilişki gibi. İşte onu yaşayan bilir sadece"
"Hani ayakkabıyı giyerken çekecek bir türlü oturmaz ya, ayakkabı bükülür. O üzüntüyü ancak yaşayan bilir"

Of yazarken kendimden soğudum. Bunlara gıcıklanan sadece ben olmayım lütfen. Evet banane; evet madem hoşuma gitmiyor, o zaman takip etmeyim ama maalesef o zaman hepten sosyal medyayı bırakmam lazım. Gözünüzü seveyim ciddiye almayın.
Kurallara tam uyayım: Ne düşünüyorsunuz?

Beğendiyseniz bir laykı çok görmeyin, sağ alt köşeden kanalıma üye olabilirsiniz arkadaşlar.
mor bembombom
(15.04.19)
tam cevap yazdıktan sonra duyuru silinir ya yaşayan anlar o boşa giden emeklerin hissini


ben de sinir oluyorum


Coyote
(15.04.19)
aynı ülkenin insanlarıyız, yaşadıklarımız birbirine benziyor. birbirine benzeyen şeylerin sık sık önümüze çıkması olayı klişeleştiriyor. klişeden herkes gıcıklanır. bence durum bu. sosyal medyayı bırakmak yerine kendimize filtreler koyucaz ya da kendimize yeni alanlar yaratıcaz.


heidi'nin dedesi
(15.04.19)
Yukarıdaki tarz tespitler bana da itici geliyor.


Amaranta ursula
(15.04.19)
en nefret ettiğim ve şu aralar popüler olanlardan örnekler.

"pes oynayan kız arkadaşımı, allahım sen nasip et" yada "....neyse hayal etmeyelim şimdi"


false pretension
(15.04.19)
iticiymiş hakikaten.

ama hiç rastlamadım ben. sanırım sosyal medya kullanmadığım için. ekşi'de beyle tespitler yok.


dont eat me
(15.04.19)
(3)

Bir Yeni Anne Baba Hediyesi

Şimdi çok tatlış bir çift var, kadın bu ay doğum yapacak.Ben bu ikisine birden anneler ve babalar günü hediyesi almak istiyorum ama böyle anlamlı, şirin bir şey olsun istiyorum. Zaten çok duygusallar, hediyemi görüp iyice ağlasınlar istiyorum. İki hediyeyi aynı anda anneler gününde vereyim diyorum.H
Şimdi çok tatlış bir çift var, kadın bu ay doğum yapacak.
Ben bu ikisine birden anneler ve babalar günü hediyesi almak istiyorum ama böyle anlamlı, şirin bir şey olsun istiyorum. Zaten çok duygusallar, hediyemi görüp iyice ağlasınlar istiyorum. İki hediyeyi aynı anda anneler gününde vereyim diyorum.
Hediye bebeğe yönelik olsun istemiyorum bu arada. Anne ve baba vurgusu yapsa yeter.
Şu "yılın en iyi annesi" ödülü olmaz, çok basit.

Ne olabilir? Bütçem en fazla 150 tl.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(11.04.19)
Valla bez alın. İlk bir iki ay o kadar s.çıyor ki bebeler, bize boş boş hediye getiriceğimize işinizi görecek birşey olsun dedik bez getirdik diyenlerin gözlerinden öpesim geliyordu :D


fotograflarindan puzzle, masa takvimi (gerci puzzle yapacak zamanlari artik yok)


jimicik
(11.04.19)
Instagramda gelince fikirler adinda ki sayfaya göz atin. Ben cok alis veris yaptim bu sayfadan ve her hediyeyi verdiğim kişi cok mutlu oldu. Ama su anda sayfa sahibi bebek beklediği icin siparis alamiyor. Sizin de aceleniz yokmus 1 aya kadar siparis alir gibime geliyor.


brnbrs
(11.04.19)
(5)

Maskot Olmak İstiyorum

Bir markanın maskotunun kıyafetini giyiyorlor ya kocaman dolanıyorlar etrafta. Hatta Amerikanya dizilerinde/filmlerinde böyle sosisli ekmek, taco falan oluyorlar. Ben de olmak istiyorum.İnternetten nasıl arayacağımı bile bilmiyorum. Nereden bulunur ki böyle zevkine iş? Bir de deneyimi olanlar var mı
Bir markanın maskotunun kıyafetini giyiyorlor ya kocaman dolanıyorlar etrafta. Hatta Amerikanya dizilerinde/filmlerinde böyle sosisli ekmek, taco falan oluyorlar. Ben de olmak istiyorum.

İnternetten nasıl arayacağımı bile bilmiyorum. Nereden bulunur ki böyle zevkine iş?
Bir de deneyimi olanlar var mı? Kıyafet çok terletiyor mu, kokuyor mu? vs
Olursam bence çok eğleniriz çevre halkı olarak, eheh.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(05.04.19)
nerden bulursun bilmiyorum da, kesin kokuyodur ve terletir.


spirit crusher
(05.04.19)
Komedi filmi ve anime tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki terletiyor ve aşırı hantal oluyorsun.

Çevre halkı eğlenir de sen o koca kıyafetin içinde eğlenir misin meçhul.


dont eat me
(05.04.19)
amerigalıların ki astronot kıyafeti gibi. içinde kliması fanı falan var. burada bulsan bulsan 275 defa giyilmiş ikinci el tiyatro kostümü bulursun. onda da artık sarı humma mı olursun, veba mı, yoksa aids mi bilemedim şimdi.


killerbee
(05.04.19)
Palyaço ve animatör işlerini arayabilirsin. Genelde bu organizasyon firmaları eleman sağlıyor bu işlere.


diyanet takvimi
(05.04.19)
hemen hemen tüm reklam ajansları yapıyor bu işi. ayrıca üniversite öğrencileri de küçük gruplar halinde kartvisiz falan dağıtıp güzel de bir gelir elde ediyorlar. herhangi bir anaokulunun ara palyaço telefonu var mı diye sor.


ground
(06.04.19)
(8)

İğrenç Esprileri Yarıştıralım Mı?

Ben bayılıyorum ortamda espri yapıp tek başına gülen kişi olmaya. Komik gelmeyecek size, lütfen çok vurmayın.Geçen televizyonda "Kaçış Planı 2" diye bir film vardı, aniden dedim ki "ilkinde kaçamayınca ikincisini çekmişler herhalde eheh mehehe mehheheeh".Bu ikincisi SPOILER içeriyor Sherlock dizisi
Ben bayılıyorum ortamda espri yapıp tek başına gülen kişi olmaya.
Komik gelmeyecek size, lütfen çok vurmayın.

Geçen televizyonda "Kaçış Planı 2" diye bir film vardı, aniden dedim ki "ilkinde kaçamayınca ikincisini çekmişler herhalde eheh mehehe mehheheeh".

Bu ikincisi SPOILER içeriyor Sherlock dizisi hakkında.

Ev arkadaşlarım izlerken ben odamdan çıktım. Tam da Sherlock'un öldüğü bir sahneye denk geldim. Çok şaşırdım derken "E dizi nasıl devam edecek? Adamın adına yapılan dizide öldü, şimdi ne olacak? Watson'ın Yolu yapsınlar bari ahuauha hauhaua" ve annemi, nişanlımı, liseden arkadaşımı falan herkesi arayıp anlattım.
Evet hâlâ gülüyorum.

Lütfen siz de anlatın, keyiflenelim azıcık.
Teşekkür ederim.
mor bembombom
(02.04.19)
Adamın biri o kadar şişkoymuş ki şiş koyacak yeri kalmamış ehuhe


sydney
(02.04.19)
Yalniz ben kacis plani espirisine guldum


you
(02.04.19)
ben de çok gülüyorum bunlara. arkadaşlarım da öyle. bi arkadaşım var hatta üç dört aydır falan "napıyosun" sorusuna hafif bagırarak "SENİ" diyoruz her seferinde de gülüyoruz. en son biz gerizekalı mıyız diye bi konuştuk falan, sonra yok lan komik dedik devam ettik.


Geçen whatsappta bir arkadaşım upuzunca bir dert yandı. En sonda uzun lafın kısası yazınca dayanamayıp UL yazdım yolladım. Grupta epey bi Amaranta iğrençsin lafları döndü ama bence komikti:)


Amaranta ursula
(02.04.19)
soğuk savaş diye bi konsept buldum süper!
www.youtube.com

burada yapılmışı var, izle izle gül.


Jux
(02.04.19)
Arkadas olalim mi hepimiz:)

Espri yapmayacam benimkileri siz bile kaldiramazsiniz.
Sunu yerlestireyim ama bahar gelmisken: shareitsfunny.com
Takip.


stavro
(02.04.19)
kaçış planı esprisini yanımda yapsaydın gülerdim kesin. :D

geçenlerde odada babamla oturuyoruz. tv açık. belgesel miydi haber miydi bişi vardı. zebraları gösteriyorlardı. babam bana "bunlar yük taşıyor mu?" diye sordu. ben de bilgim falan yok, neblim elin zebrasını. ama anlık olarak cahil gözükmeyim, lafın altında kalmayayım öööle diye düşünmüş olacağım ki ağzımdan şu yanıt çıktı:

enayiler mi taşısınlar?

sonra iki saat güldük. :D


dont eat me
(05.04.19)
(1)

Drive'da Şunu Yapabilir Miyim?

Öncelikle yeni açtığım ve yazı içeren her şeyin belli bir fontta ve puntoda olmasını istiyorum. Her açtığımda o arial 11'i değiştirmekle uğraşmak istemiyorum.Bir de mesela rapor yazıcam, standart olarak "isim soyisim" gibi kısımlar olsun istiyorum, her seferinde başkasından kopyalamayım. Taslak gibi
Öncelikle yeni açtığım ve yazı içeren her şeyin belli bir fontta ve puntoda olmasını istiyorum. Her açtığımda o arial 11'i değiştirmekle uğraşmak istemiyorum.

Bir de mesela rapor yazıcam, standart olarak "isim soyisim" gibi kısımlar olsun istiyorum, her seferinde başkasından kopyalamayım. Taslak gibi hazırlayabiliyor muyum öyle?
Mesela "raporlar" dosyasını açıp içindeki word'ü açtığımda karşıma "xyz raporu" diye gelse olmaz mı?

Umarım anlatabilmişimdir.
Teşekkür ederim.
mor bembombom
(02.04.19)
Docs için, varsayılan yazı ayarlarını değiştirmek mümkün. Aşağıdaki link'te "Change your default font/style" başlığı altında ekran görüntüleri ile anlatılıyor:

support.smartcloud.ie

Şablon hazırlamak için de: support.google.com


crown
(02.04.19)
(4)

Evrimsel Açıdan Çocuk Kaybı

Evrimsel açıdan neden bu kadar ağır? Çocuğum yok; ama çevremde pek çok örneğini gördüm ve profesyonel anlamda gamsız bir pislik olduğumu iddia etmeme rağmen çocuğunu kaybetmiş bir anneyle konuştuktan sonra başımın ağrıdığını, o annenin ağırlığı altında ezildiğimi hissetmiştim. Ki bu duyuruyu açma se
Evrimsel açıdan neden bu kadar ağır? Çocuğum yok; ama çevremde pek çok örneğini gördüm ve profesyonel anlamda gamsız bir pislik olduğumu iddia etmeme rağmen çocuğunu kaybetmiş bir anneyle konuştuktan sonra başımın ağrıdığını, o annenin ağırlığı altında ezildiğimi hissetmiştim. Ki bu duyuruyu açma sebebim de bundan etkilenmiş olmam galiba.
Ki engelli çocuğu olan annelerin muğlak yasları apayrı ilginç bir konuydu. Fiizksel olarak çocuk var ama zihinsel olarak kayıp var gibi gibi.

Teoride evrimsel olarak üreme temel amacımızı, çocuk kaybıyla kaybedişimiz tamam.
Peki neden bu kadar ağır yaşanıyor? Yakın akrabalarımızın (goriller vs) yine yoğun yas tuttuklarını anlatmıştı antropoloji hocası. Peki diğer canlılar nasıl yaklaşıyorlar? Bir batındaki yavru sayısı arttıkça yasın azaldığı gibi bir durum var mı? En nihayetinde diğer yavrular için anne ayakta kalmak zorunda (mı?).
Bizi diğerlerinden farklı yas tepkisine iten tek şey kültür mü?

Aşırı kafama takıldı. Yasla ilgili pek çok kitap okudum ama evrimsel sürecini de öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.
Var mı önerebileceğiniz bir kaynak?
mor bembombom
(29.03.19)
Birçok canlı türünde, sakat doğan ya da en güçsüz yavru ebeveynleri veya sürü tarafından öldürülür çünkü harcanacak enerji çok kıymetlidir. İnsanda ise böyle bir davranış gözlemlenmez, bunun nedeninin toplum baskısı ve yerleşmiş kültür olduğu iddia ediliyor. Din, topluma karşı iyi görünme vb. bunda büyük etken taşıyor.

Zaten canlılığın öncelikli amacı hayatta kalmak diğeri de genlerini sonraki nesillere aktarmak. Bu durumda çocuk kaybının verdiği acının ağır olması en doğal şey. Mesela ahtapotlar ömürleri boyunca yalnızca bir kere yumurtlarlar. Çünkü dişi ahtapot yumurtalarını gözlerden uzak bir yerde muhafaza etmek zorundadır, aylar boyunca yemek yiyemez ve o süreçte açlıktan ölür. Doğada birçok canlı kendi canı pahasına yavrularını korur. Evrim bunu gerektirir. Aksi halde bizler olmazdık.


Evrimi devrimi bilmem de; bir is icin sporla hayata tutunmus kisilerle konusmamiz gerekiyor. Kanser hastalari sunlar bunlar hic biri zor gelmedi. Herseyi konusabildik. Aralarinda bir tane bir tane sehit annesi vardi. Bizden kimse onunla konusmak istemedi. Zarzor birimiz ikna oldu. Onda da asil konu ile ilgili hicbirsey soramadik. Birkac ayak ustu soru sorup gectik kadini. Ben de hayatimda gordugum en vurdumduymaz adam olarak bilsem de kendimi, cocugunu kaybetmis annenin acisi karsisinda duramiyorum. Toplumsal bir yani da olmali tabi ama ben annenin cocuguna karsi duydugu sevgiyi kutsal bir olay olarak goruyorum.


yas ne kadar ağır yaşanıyorsa bundan kaçınmak için daha fazla çaba sarf ediyorsun sonuçta yavrusunun üzerine titreyen genler, saldım çayıra mevlam kayıra diyen genlere göre havuzda daha şanslı oluyorlar, üreme hızı düştükçe çocuk başına ilgi artıyor ve kaybı daha fazla etki ediyor, yanında yatan iki haftalık çocuğunun uykuda üstüne yatan ölümüne sebeb olup ertesi gün tarlaya çalışmaya giden kırsal bölge insanları tanıyorum, çocuk ölürse diye 1 sene bekleyip kimliğini sonradan alan insanlar vardı 10,15 sene öncesi.


Dünyadaki yalnızlığımızla yüz yüze kaldığımız andır sevdiğimiz birinin ölümü. Üzüntü bu yüzdendir. ' vah sen nerelere gittin!' ' beni nasıl bırakıp gidersin!' gibi ağıtlar olayın aslında ölen kişiden daha çok ağıdı yakan kişiyle ilgili olduğunu bize söyler. Üzüntü ölünün yarattığı boşlukla, nasıl mücadele edeceğini bilememekten kaynaklanır. Sürekli yanında olan birinin ölümünü gören İnsanoğlu tıpkı doğal ahlak ve öğretilerin eğitimini almadığı bebeklik dönemlerindeki gibi bencilliğini günyüzüne çıkartır. Bu bağlamda sevdiğini kaybeden bir insanın bencil dürtülerde olduğunu kavradıysak; çocuğunu kaybeden bir insanda da aynı durumu gözlemleyebiliriz. evrimsel nihai amaci(genlerini sonrakine aktarmak) yaralanan insan tabiki de üzüntü duyacaktır. Eğer modern toplum hayatının çok içinde, eğitimli bir bireyse güçlü duygusal bağlar kurarak olayı olduğundan farklı anlamlara taşıması çok normaldir. Bu da onu daha ağır bir pozisyona sokar. Çünkü çocukluğundan beri bu ahlaka gore egitildi.


(15)

İş Yerinin Instagram Hesabını Bana Verdiler

Instagram'da bilgisayardan girince paylaşım yapılamadığını daha dün öğrendim. Kendi hesabımda toplam takipçim 50 filan, zaten onlar da akraba. Ne paylaşsam beğeniyorlar.Neyse dün hastanede toplantı yaptılar "nasıl parasız reklam yapalım?" diye. didim ki "bu iş uzmansız olmaz, sosyal medya önemli", d
Instagram'da bilgisayardan girince paylaşım yapılamadığını daha dün öğrendim. Kendi hesabımda toplam takipçim 50 filan, zaten onlar da akraba. Ne paylaşsam beğeniyorlar.
Neyse dün hastanede toplantı yaptılar "nasıl parasız reklam yapalım?" diye. didim ki "bu iş uzmansız olmaz, sosyal medya önemli", dediler ki "o zaman al, paylaşım yap". Bu kısımda, bütün sosyal medya uzmanlarından özür diliyor ve bu sorumluluğu alıyorum.

Neyse ben özel gün ve haftaları zaten severim, ona göre de ayarlamalarımı yaptım. Dil bilgisine ayrıca dikkat ediyorum.

Peki sizce neye dikkat edeyim? Ne görmek istersiniz bir hastanenin Instagram sayfasından?
Mesela personelle yapılan ufak röportajlar, "doktorumuz şunu öneriyor" kısımları falan olsa hoşunuza gider miydi? Neden hastaneleri takip edesiniz ki? Galiba işi yanlış kişiye verdiler, hadi hayırlısı.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(27.03.19)
bir hastanenin instagram profilini niye takip edelim ?


İşte benim de sorum bu hocam. Ne olsa takip ederdiniz mesela?


mor bembombom
(27.03.19)
normal şartlarda düzenli kontrole gittiğim 3 farklı özel hastane var, üçü de türkiyenin en iyilerinden ama dur girip instagramlarına bakayım demedim çünkü instagram o işin mecrası değil. hastanenin sitesi olur, doktor listesi olur, doktor çalışma çizelgesi olur, klinik listesi olur, odalarının fotoğrafı olur ne bileyim bunlar instagramdan olacak şeyler değil özetle.

ismi aklıma gelmeyen istanbulda bir özel hastane vardı, youtube kanalları var ve ara ara doktorlara hastalıklarla ilgili sorular sorup 3er5er dakikalık videolar çekiyorlar vs. instagramın sadece zaman sınırı bile bunun için yeterli değil, onu geçtim kimse 'xx hastalığında neye dikkat edilmeli' diye instagram araması yapmaz, onların mecrası web/youtube çünkü..

işiniz çok zor..


@vladimir

adamlar "nasıl parasız reklam yapalım?" derdinde.. instagram twitter takılsınlar işte boşver :)


strobist
(27.03.19)
Eğer bir sosyal medya ajansıyla çalışmak isterseniz mesaj atabilirsiniz.


scudman1
(27.03.19)
@strobist

literatür der ki parasız reklam olmaz, reklamsız da para olmaz. haliyle acısı bi' yerden çıkacak. özel hastanelerin bi çoğu çılgın reklam bütçeleri harcıyorlar. özellikle ankara'ada billboard'ların büyük kısmı çoğu dönem hep özel hastane reklamı.

aklı başında birisi, 1-2 fikir sunsa düşük bütçeli bile olsa bu iş çözülür. çok atla deve bir durum değil. tabi bu 'düşük bütçeli' kısmı :) yükselirse at,deve ve lama bile olabilir


doktorların resmini çek güzelce. altına özgeçmişini, uzmanlık alanlarını filan yazıp paylaş. hastane çevresinden güzel fotolar çek, kedili, köpekli. onları paylaş. resmi günlerin kutlamasını yap. bir de yeni doğan bebekleri aileleri izin verirse paylaş. onlar da dikkat çeker.


xephyr
(27.03.19)
sağlıkla ilgili faydalı bilgiler, yine sağlıkla ilgili karşılaştırmalı istatistiki veriler olabilir. bu daha çok kamu spotu gibi bir sayfa olacaktır, paylaşılacak görsellerin altında da hastane ismi ve logosu yer alabilir.


çekiliş yapın, instagram üzerinden instagram kullanıcılarına hastane sayfasının veya bir gönderinin reklamını yapın. reklamını yaptığınız gönderi bir çekiliş kampanya içersin. takip eden, arkadaşının etiketleyen, gönderiyi beğenen 2 kişiye ücretsiz check up gibi ödüller verin.2 haftada bir yapın çekiliş artar takipçi. Diyetisyen haftalık genel bir diyet versin. her öğün için ayrı post yapın bir hafta sürsün.


slava
(27.03.19)
(bkz: tamer bey takipçilerime merhaba der misiniz)

böyle bi reklam yap asdasdaf


nahtoderfahrung
(27.03.19)
Hastanede diyetisyen varsa her gün onun tavsiyeleri olabilir, diyetisyenlik bölümüne davet de olur.
Diğer branşlar için de tavsiyeler olabilir. Mesela kalp hareketi önerir bi gün onu yazarsınız, atıyorum ürolog çişinizi tutmayın der onu yazarsınız. Tabii bunun için stock fotoğraflar gerekebilir, yoksa yalnız yazı paylaşımı pek hoş olmaz.


senolll
(27.03.19)
@herkes, bu işin profesyonellik gerektirdiğini ve yatırım yapmaları gerektiğinin ben de farkındayım.
Bunu belirttim dün ama "buna ayıracak paramız yok" dediler, "madem sen söyledin, al sana hesap" dediler ve yığdılar üstüme. Ben de dediğiniz gibi özel günleri paylaşıyorum falan.


mor bembombom
(27.03.19)
"madem sen söyledin, al sana hesap" dediklerine ve bu işe yatırım yapmadıklarına göre çok da önemsemiyorlar gibi. o yüzden kafana göre takıl bence. diğer cevaplara ek olarak estetik operasyonlar, lazer epilasyon, saç ekimi gibi hizmetler varsa onlarla ilgili kampanya, uygulanan yeni yöntemler hakkında bilgi vs paylaşabilirsin. Ama gerçekten kim hastanenin instagram hesabına girip doktorlar ne tavsiye vermiş vs diye bakar ki :/ yani ne paylaşırsan paylaş çok işlevsel olmayacak sanki.


aquarium
(27.03.19)
instagramda bilgisayardan girip paylaşım yapabilirsiniz.

Chrome'da açıp sağ tık incele -> responsive'e bas -> iphone vs bir model seç -> sayfayı yenile.

artık telefondaki gördüğün gibi kullanabilirsin.


eeb
(27.03.19)
Hastaneler arada kampanya yapıyor (valla laboratuvar bile yapıyor, hastaneler de yapar) onları bilmek isterdim.
Anlaşmalı firmalar hakkında bilgi verilebilir.


SiyamkedisiZorro
(27.03.19)
(12)

İş Saati Değişimi

Şimdi 08.30-17.30 şeklinde çalışıyorum, cumartesi de 08.30-13.30 şeklinde.Kendi şahsi evlilik durumumdan dolayı sürekli bir hafta sonu izin almam, memlekete gidip gelmem vs gerekiyor ve izin alıp durmak istemiyorum. Saat değişiminde sorun olacağını sanmıyorum yönetim açısından ama yorgunluk açısında
Şimdi 08.30-17.30 şeklinde çalışıyorum, cumartesi de 08.30-13.30 şeklinde.
Kendi şahsi evlilik durumumdan dolayı sürekli bir hafta sonu izin almam, memlekete gidip gelmem vs gerekiyor ve izin alıp durmak istemiyorum.
Saat değişiminde sorun olacağını sanmıyorum yönetim açısından ama yorgunluk açısından düşündüğünüzde hafta içi 08.30-18.30 çalışmak kahreder mi sizce?
Bir yandan cumartesileri kurtarmak (dört senedir hiç cumartesim olmadı, o yüzden ihtimalinde bile çok coşkuluyum) hoş gibi geliyor, diğer yandan hafta içi hiçbir şeye zaman ayıramayacak olmak ikileminde kalıyorum.

Sizce 5,5 gün ve 17.30'da çıkmak mı, yoksa 5 gün 18.30'da çıkmak mı?

Teşekkür edeirm.
mor bembombom
(23.03.19)
5gün çalış 2 gün dinlen kanka. O son 1 saat zaten boş boş otururmaz mısın?


Hakan1980
(23.03.19)
Son bir saat oturma olasılığım yüksek, hatta boşsam erken de çıkabilirim ama yoğunluğum hiç belli olmuyor.
Bir yandan da diyorum ki ulan gencim, tabii ki şimdi çalışıcam.


mor bembombom
(23.03.19)
hem ayranım dökülmesin hem...

olmuş sizin durum. şahsen saçma bir soru olmuş. cumartesiyi kurtarmak isteyip hala daha bunun sorusunu sormak ne bileyim..


yapabiliyorsan 2 gün dinlen. cuma akşamı önünde iki tam tatil günü olması değerli bir şey.


unabomber
(23.03.19)
kahreder ama cuma gecesi yola çıkabileceğini düşünürsek buna değebilir 2 günün oluyor sonuçta


cenkist1903
(23.03.19)
8-18 mumkunse en iyisi o bence


pofudukayi
(23.03.19)
Normal şartlarda zaten cumartesi gitmemeniz gerekiyor ama iş veren bu durumu öyle normalleştirmiş ki siz cumartesi gitmemek için fazla çalışmayı düşünüyorsunuz.

Patronunuz büyük adammış.


katoba
(23.03.19)
17.30 da çıkıp yaptıklarınla 18.30 da çıkıp yapamadığın şey nedir gerçekten merak ettim. 1 saat ile nası günü öldürüyorsun hacıt. Maden de falan mı çalılıyosun. Düşünmeye gerek bile yok


karayel
(23.03.19)
haftasonu tatil yapmak güzeldir, haftaiçi 1 saat fazla çalışmaya bir süre sonra alışırsın.


facebook
(23.03.19)
bizzat benzer durum yaşamış biri olarak söyleyeyim.

üst üste 2 gün işe gitmemek, 2 gün erken kalkmamak oluyor. gerçekten dinlenmeni sağlıyor.
seve seve hafta içi 1 saatini feda edebilirsin.

kaldı ki cumartesi işe git gel yolda geçirdiğin vakti de düşünürsen amorti ediyor.


ocanal
(23.03.19)
istanbul'daysan eğer 18:30'da trafik coşmuş oluyo. diğer yandan zaten çoğu firma hafta sonu tatil olması için 08:00 - 18:00 çalıştırıyor. seni çok yoracağını sanmıyorum.


spirit crusher
(23.03.19)
Günler uzuyor hava kararmamış oluyor o saatte. Diyelim izin rapor vs aldın. 1 günlük izinle daha çok saat işten yırtıyorsun. 5 günlük izinle haftayı kapatıyorsun vs.


Hakan1980
(23.03.19)
(5)

İşle İlgili Hep Kötü Şeyleri Yazdım

Sağ olun, o kadar sağlıksız şeye rağmen çok yardımcı oldunuz. Teşekkür ederim bunun için. O yüzden teşekkür bâbında bir de güzel bir şey yazmak istedim.Öncelikle (o kadar sağlıklı değil, biliyorum) ama eski iş yeri çok zor durumdaymış, maaşları düzenli alamamaya başlamışlar ve çalışma saatleri çok i
Sağ olun, o kadar sağlıksız şeye rağmen çok yardımcı oldunuz. Teşekkür ederim bunun için. O yüzden teşekkür bâbında bir de güzel bir şey yazmak istedim.

Öncelikle (o kadar sağlıklı değil, biliyorum) ama eski iş yeri çok zor durumdaymış, maaşları düzenli alamamaya başlamışlar ve çalışma saatleri çok işlevsiz olarak değişmiş filan. Oradan hâlâ görüştüğüm güzel insanlar var, onlar adına üzülüyorum ama tam zamanında orayı terk ettiğim için seviniyorum.
Bana sorarsanız eski işverenler, bu güzel insanları hakketmiyorlar çalıştırmak için. Neyse.

Gelelim güzel kısma. Şimdiki iş yeri, performansımı beğenip bana zam yapmış bu krizde. Afedersiniz hayvan gibi çalışıyorum, bazen 7'yi buluyor çıkmam çünkü işlerin ertesi güne kalmasını istemiyorum (istesem çıkarım yani, sorun yok) ve gerçekten çalışmak, iş yerinde vakit geçirmek ne kadar güzel bir şeymiş! Resmen yeni farkına vardım. İnanmazsınız, ısıtıyorlar bir de. Haliyle içeride içlikle, polar ceketle durmak zorunda kalmıyorum. Daha profesyonel ve düzgün giyinebiliyorum; çünkü insanlar psikologa geliyorlar, "bembombom örtmen"ine değil. Güzel giyinmek çok hoş bir şeymiş, hiç söylemiyorsunuz.
Eski iş yerinde giydiğim aşırı günlük (yemin ederim pijamanın üstüyle gitsem kimse fark etmezdi) şeyleri attım, dolabım hafifledi. Saçımı fönlüyorum, hafif önleri boyattım vs. Çirkin Betty hikayesinden evrildim resmen!

Een önemli kısım mesleğimi yapıyorum ama gerçekten mesleğimi yapıyorum, severek yaptığım için de hayvan gibi yorulmak koymuyor. Hep bi araştırıp üstüne daha ne yapabileceğime bakıyorum. Hayvan gibi sertifikam var, hepsini kullanıyorum. Bazen sırf kendimi geliştirmek için (insanlardan onay alıp) para almadan test yapıyorum. Erken çıkmama bir şey demiyorlar. İşim bittiğinde 16.00'da da çıkabiliyorum çünkü o karşılıklı güveni sağlamış olmak ne güzel!

Bu sefer güzel biçimde içimi döktüm. Öncelikle teşekkür ederim, sonra usulüne uyayım. Ne düşünüyorsunuz?
mor bembombom
(20.03.19)
çok çalışıyorum, hayvan gibi çalışıyorum bağlamında kurduğun çıkmam bazen 7yi buluyor'a istemsizce kahkaha attım. onun dışında tebrik ederim, insanın sevdiği şeyi tatmin olarak yapması güzel bir şey.


Bizi salarsin artik diye dusunuyorum.


acemi
(20.03.19)
İşyerinde mutlu olmak gibisi yok, sevindim adına.


mavibalık
(20.03.19)
Karşılığını alıyorsan, bir de mutluysan güzel ancak işyerine duygusal olarak bağlanma çok da iyi bişey değil bence.


Yazdıklarının arka planı ve öncesi de var galiba, yani açtığın başka duyurularda falan da ben onları bilmiyorum, bilmeden yazdığımı belirtmek istedim.

Standart mesai saatleri nasıl işyerinin bilmiyorum, ama diyelim 17.00 ya da 18.00 olsun, eğer bir gün bu saatlerden fazla calisiyorsan ya diğer gün erken çıkacaksın zaten, ya da fazla mesai ücreti almalısın, bu kanunen böyle.

Herhalde önceki işinin kotu şartları simdikine dair algini değiştirmiş, hoş ne yazık ki Türkiye'de sigorta yatırmak bile işveren tarafından bir lütuf gibi sunulup kabul görebiliyor. Yani demek istediğim önceki şartlara nazaran çok iyi bir iş bulmuş olabilirsin, ancak sana "ömür boyu" oradaki yerini garanti etmiyorlarsa ya da kendi adına böyle bir şey planlamiyorsan kendini bu kadar kaptırmak olası bir aksilik ya da aksiliklerde seni daha çok kıracak, dağıtacak bir şeye dönüşme riskini yükseltiyor senin için.

Neyse biraz felaket tellalligi yaptım gibi geldi ama böyleyken böyle, tebrik ederim^^


(15)

Sigara İçmeyenlere Bir Soru

Hayatımda hiç ağzıma bile sürmedim bu mereti, varlığından bile iğreniyorum. Zaten sigaralı mekanlara oturunca bile başım ağrır, eve gidince bütün üst başı direkt kirliye atıp kendim de yıkanırım ki en ufak kokusuna tahammülüm yok. Klasik içmeyen rahatsızlıkları yani.Ama arada (son zamanlarda arttı d
Hayatımda hiç ağzıma bile sürmedim bu mereti, varlığından bile iğreniyorum. Zaten sigaralı mekanlara oturunca bile başım ağrır, eve gidince bütün üst başı direkt kirliye atıp kendim de yıkanırım ki en ufak kokusuna tahammülüm yok. Klasik içmeyen rahatsızlıkları yani.

Ama arada (son zamanlarda arttı diye ilgimi çekti) böyle fosur fosur sigara içtiğimi görüyorum rüyamda. Sonra "aa sigara, ne zaman başladım ki ben? e insanlar böyle içiyormuş demek ki, peki niye öksürmüyorum?" diye sorgulayıp sonra "e nasıl bırakıcam şimdi bunu? Bari bir nefes daha çekeyim" diye iyice geriliyorum. Bir de akciğerlerime giden o zehri görüyorum bazen ve garipsemiyorum, ehe. Sonrasında da uyanıyorum zaten.

Sizde de bu şekil tekrarlayıcı rüyalar oluyor mu?

Teşekkür ederim.

Ekleme: Yanıtlara göre bakarsam bende ve rüyalarımda bir tekrarlayıcılık var galiba. Yetiş ya Freud, yetiş ya Jung!
mor bembombom
(15.03.19)
olmuyor. hiç sigara içmedim rüyamda.


sutlu nescafe
(15.03.19)
Hiç sigara içmedim. Rüyamda da hiç sigara içtiğimi görmedim.


battal gemalmaz
(15.03.19)
hic olmadi.


pilav
(15.03.19)
sigarayı bıraktığım dönemde, rüyamda sigara içtiğimi görmüştüm. rüyamda sigara içerken ulan o kadar zorluk çektik sigarayı bıraktık şimdi işin gücün yoksa bütün o zorluklarla baştan mücadele et diye düşünüyordum.

galiba bir nevi ya tekrar sigaraya başlarsam korkusu idi galiba.

sizin de içten içe ya sigara içersem korkunuz olabilir.


belkider
(15.03.19)
sigarayı bıraktığım dönemde nerede ise her gün görüyordum. Her gece Marlboro light içip duruyordum. İşin garibi bu sigarayı da içnezdim.


ground
(15.03.19)
Sanki bana da "ya sigara içme iradesizliği gösterirsem" korkusu gibi geldi. Rüyadaki o telaş vs. normal değil çünkü. :D


piremses
(15.03.19)
ben de senin gibiyim sigara konusunda ve arada görüyorum öyle ben de içtiğimi.
sanırım korku odaklı, annem küçükken yemin ettirmişti içmeyeceğime dair :)
gerçi bende irade olayı da değil istesem de içemem zaten artık, kokudan tiksiniyorum.


Sigarayı bir süre içip bırakmışlığım var ama çok uzun süredir düzenli içici değilim. Bıraktığımdan beri içtiklerim bir paketi az geçer. Çok ender de olsa canımın çektiği oluyor.

Buna karşın hayatımda bir kez bile kendimi rüyamda sigara ya da başka bir tütün ürünü kullanırken görmüşlüğüm yok. Sen mhtemelen kafayı fazla takmışsın ve o yüzden sürekli bunu görüyorsun.


hic icmedim, konuyla alakali ruya da gormedim.


cooperr
(15.03.19)
Sigarayla gerçekte de rüyalarımda da zerre kadar yakınlığım olmadı bu yaşıma kadar.


ms brownstone
(15.03.19)
Hiç bağımlı olmadan ara sıra ver bi dal deyip içmişliğim var. Normalde sürekli içici olmadığım için içerken çok da rahat içmem, aman başlarsam gibi bi korkum hiç olmadı demir gibi irademden dolayı... Ve ben de rüyamda sık sık görürüm sigara içtiğimi fosur four, keyifli keyifli. Neden diye ben de düşünüyorum ertesi günü.


olutaklidi
(15.03.19)
sigara ile alakalı değil ama genelde normal hayatta yapmadığım şeyleri rüyamda görmüyorum. Amma uçtuğumu falan gördüm ne alaka o kısmını bilmiyorum beyin işte de geç. takıldıkça saplantı haline gelir.

Ha bazende birkaç bölüm dizi izleyip yattığımda o dizi konusu ile alakalı rüya görebiliyorum. Bu şekilde son zamanlarda takıldığın bir durum olmuş olabilir. Geçer zamanla.


basond
(15.03.19)
hiç olmadı. hiç de içmedim hayatımda sigara.

ama içki için aynı şeyi yaşadım. bin kez rüyamda şarap içtiğimi gördüm, sonra denemek için şarap satın aldım. bir yudum içtim, midem bulandı. bir daha içeyim dedim belki şimdi güzel gelir diye. yok olmadı. :D bir daha da görmedim rüyamda.


dont eat me
(15.03.19)
Sağlıkli olmaya ilişkin kaygılarının bir uzantısı olabilir o rüya.


Psikiyatri hocam şöyle bir şey söylemişti " Bir anne hep çocuğunun başına bir şey gelecek diye düşünüyor, Allah korusun ya merdivenden düşerse ya araba çarparsa, diye korkular barındırıyorsa aslında içten içe bu durumun olmasını istiyor olabilir" Yani senin durumunda biri bir şeyi ne kadar çok red ediyor kötülüyorsa içten içe onu istiyor da olabilir. Ben demiyorum hocam söylüyor. Ben zaten hocanın verdiği örneği hala kabullenemiyorum :) tekrar eden rüyaya gelirsek, ben yükseği çok seven, yüksek yerlerde huzur bulan biriyim. Geçen aylarda tekrar tekrar yükseklere çıktığım ve aşırı derecede korktuğum, huzursuz olduğum rüyalar görüyordum. O zamanlar çok belirsizlik vardı okul hayatımda, işsiz kalmıştım yeni yeni şimdi belirsizlik kalmadı ve artık rüyalarımda huzursuzluk ve korku yok. Bununla ilgili bir şeyler olabilir.


askywalker
(16.03.19)
(1)

Şöyle Bir İnstagram Etiketi/Sayfası vs Arıyorum

Evcil hayvanların veterinerlerdeki halleri çok hoşuma gidiyor. O şekil, şirin olmak için kasmayan bir etiket/sayfa falan var mıdır?Buna benzeyen insan-hayvan etkileşimli sayfalara da açığım. Yeter ki şirin olacak diye abartılı profesyonel işlere girmesinler. Samimi olsunlar, canımı yesinler.Teşekkür
Evcil hayvanların veterinerlerdeki halleri çok hoşuma gidiyor. O şekil, şirin olmak için kasmayan bir etiket/sayfa falan var mıdır?

Buna benzeyen insan-hayvan etkileşimli sayfalara da açığım. Yeter ki şirin olacak diye abartılı profesyonel işlere girmesinler. Samimi olsunlar, canımı yesinler.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(12.03.19)
zeusun atasını biliyosun dimi?


windows95
(12.03.19)
(7)

Artık Kış İnsanları Gidebilir Mi?

Tamam sakinim, tutmayın beni.Umut Sarıkaya'nın karikatürünün tersi olarak geldim. Artık lütfen on beş dakika giyinmeyi (içlik, çorap, kazak, hırka, mont vs) bıraksak, uyandığımızda köpekler tarafından parçalanma korkusu olmadan işe gitsek, sürekli üşümesek, akşamları hipotermi tehlikesi olmadan raha
Tamam sakinim, tutmayın beni.
Umut Sarıkaya'nın karikatürünün tersi olarak geldim. Artık lütfen on beş dakika giyinmeyi (içlik, çorap, kazak, hırka, mont vs) bıraksak, uyandığımızda köpekler tarafından parçalanma korkusu olmadan işe gitsek, sürekli üşümesek, akşamları hipotermi tehlikesi olmadan rahatça dışarı çıkabilsek, şlap şlup terliklerle bakkala gidebilsek, işten çıkınca hava aydınlık olsa...

Zamanı gelmedi mi ha? Sorarım size, artık bu kaşe montlar sizi de bıktırmadı mı? Lütfen kış insanları yavaşça Kuzey'e doğru gidebilir mi?
Yaz insanları olarak birleşelim ve kış insanlarının suratına güneş kremi sıkalım bence. Onlar da bize salep atsınlar, hahhaay!

Evet çok doldum ve evet hava çogzel. Teşekkür ederim.
mor bembombom
(07.03.19)
Gidemeyiz, daha zamanı gelmedi.
(bkz: mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır)


kıştan nefret ederim. şu havalar ısındığından beri öyle keyifliyim ki anlatamam. aşık olmuş gibiyim. umarım soğuklar geri gelmez de kabana trikoya elveda deriz.


catch the arrow
(07.03.19)
havalar biraz ısınınca beliren şortluyu görene kadar gitmeyeceğiz.daha zamanı gelmemiştir.
www.egonomik.com


kitik
(07.03.19)
her yaz kış aynı muhabbet


koela
(07.03.19)
azılı bir kış insanı olarak mart-nisan aylarını çok seviyorum. doğa yeniden canlanıyor, güneş yüzünü gösteriyor, ISISISISI diye ısınıyoruz, ölü salih kıvamında adamlar bile (benim gibi) yaşam enerjisiyle dolup taşıyor. ilkbahar muazzam bir şey.

öte yandan bana yazı överseniz çok sert tepki gösteririm. on beş dakika giyinmiyoruz da ne oluyor? on beş dakikada bir iç çamaşırı değiştirmek zorunda kalıyoruz, iğrenç bir şekilde terliyoruz, biz istediğimiz kadar duş alıp deodorant kullanalım her şekilde ya biz ya da çevremizdekiler sayesinde bir şekilde iğrenç kokular her zaman kendine bir yol buluyor.

valla imkânım olsa kuzeye gitmeyi çok isterim, moskova ya da petersburg dururken ankara'da yaşayacak değilim ama artık oralar bile ısınıyor, kış bitti maalesef, en fazla 15-20 günü kaldı.

bu "kış çok kötü yea" insanlarını 8-10 sene sonra göreceğim ben. italya'da zeytin hasadı %57 oranında azalmış iklim değişikliği yüzünden. kar yağmasın, yağmur yağmasın, kış olmasın, sıcaktan kavrulun da göreyim ben sizi. bakliyat, sebze, meyve vs. yerine de güneşi falan yersiniz artık. YARGILANACAKSINIZ.


der meister
(07.03.19)
Ben 5-6 kilo yağ vermeden gelmezse daha makbul olur. Zamanı var. Dursun şimdilik.


(s)AINT
(07.03.19)
@der meister +1


sutlu nescafe
(07.03.19)
(6)

Ankara'da Tiramisu Nerede Yiyelim?

Araba var, merkezi yerlere gidebiliriz. En beğendiğiniz yerleri atın üstümüze lütfen.Teşekkür ederim.
Araba var, merkezi yerlere gidebiliriz. En beğendiğiniz yerleri atın üstümüze lütfen.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(24.02.19)
Tepe prime num num veya
Filistin louisse


photo85
(24.02.19)
Next level big chefs


photo85
(24.02.19)
bosco. tiramisu çeşitleriyle ünlü.


theseachange
(24.02.19)
tchibo magazalarinda satiyorlar guzel gorunuyor.


exlibris
(24.02.19)
turta home


kablelvuku
(24.02.19)
liva.

yukarıdakileri çok da şey etme. livadan ye. sonra diğerlerini denersin.


mistikla
(24.02.19)
(6)

Kurtçuk

Of yazarken bile gerildim ve kaşınıyorum.Çarşafları değiştirirken siyah üzerine kırmızı çizgili bir şey gördüm. Nedir bu? Yaygın mıdır? Nerden gelmiş olabilir?Şu an tek korkum ya bunlardan bir sürü varsa? Bütün nevresim, çarşaf, kılıf falan yıkayım desem odaya bile giremiyorum. Uyku zaten yalan oldu
Of yazarken bile gerildim ve kaşınıyorum.
Çarşafları değiştirirken siyah üzerine kırmızı çizgili bir şey gördüm. Nedir bu? Yaygın mıdır? Nerden gelmiş olabilir?

Şu an tek korkum ya bunlardan bir sürü varsa? Bütün nevresim, çarşaf, kılıf falan yıkayım desem odaya bile giremiyorum. Uyku zaten yalan oldu.

Lütfen dolabı açtığımda bunlardan yüzlercesinin üstüme gelmeyeceğini söyleyin, vallahi evi yakıcam şimdi.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(22.02.19)
çayır çimende olur o. tırtıldır büyük ihtimal. camdan girmiş olabilir ya da üsütnüzle gelmiştir eve


oscar
(22.02.19)
dışarıdan üzerinizde gelmiştir ya da aldığınız sebze-meyveden +1 kendi başına kolay kolay eve girebileceğini sanmıyorum ya tırtılın.


theseachange
(22.02.19)
Bağırarak üstüne taş gibi kitabı fırlattım, nasıl esnekse ölmemiş yavşak.
Ev arkadaşım sevgilisindeydi, bağır çağır zorla eve getirtip üstüne küfür yedim. Bütün nevresimleri indirtip kontrol ettirdim.
Geliş gidiş taksisi de 30 tl bana patladı. Fobik olmak zor zanaat azizim. Eski fobiklerden kim kaldı hehheeey?

Yalnız odada yemek yemiyoruz ve nevresimler yıkanır yıkanmaz direkt katlanıp dolaba konuyor. Nasıl gelmiş olabilir ki? Yani içeride mi üremiş (ki korkum bu)? Çamaşır dışarıda asılıyken üstüne mi yapışmış (ki mantıklı olan ve benim azıcık uyku uyumamı sağlayacak olan bu)?


mor bembombom
(22.02.19)
@retorique korkutmasana ya :D:D o zaman cam kenarında ağaç falan varsa oradan gelmiştir. yani böyle evde yaşayacak bir hayvan değil tırtıl cidden. yolunu şaşırmıştır.


theseachange
(22.02.19)
balkondan falan gelmiştir, çete gibi üremezler sorun yok.


biravekahve
(22.02.19)
Fobik olmak zor ama fobik ile ev arkadaşı olmak daha zor.
Bir daha böyle bir durumla karşılaştığında ev arkadaşını arama çünkü uygun bir davranış değil.
Fobi üzerinden sevimlilik de yapma başkalarının hayatını da zorlaştırmaya başladığına göre terapi almalısın.
Üstünden gelmiş olabilir ya da dışarda çamaşır asıldığında da olabilir.


fasulyek
(23.02.19)
(11)

Klasik Giyinmek İstiyorum Ama Ayakkabıyı Nasıl Yapayım?

Malum eski iş yerimde pijamayla gidip makyaj yapmıyordum. Arada saçımı taramayı unuttuğum oluyordu bile. Bakkala bile daha şık gittiğim oldu.Neyse şimdi büyüdüm, bari biraz daha düzgün giyiniyorum. O kıyafetler, o ağırlık çok hoşuma gidiyor. Büyüyünce ben de iyi giyinicem ama şık görünen ve rahatsız
Malum eski iş yerimde pijamayla gidip makyaj yapmıyordum. Arada saçımı taramayı unuttuğum oluyordu bile. Bakkala bile daha şık gittiğim oldu.
Neyse şimdi büyüdüm, bari biraz daha düzgün giyiniyorum. O kıyafetler, o ağırlık çok hoşuma gidiyor. Büyüyünce ben de iyi giyinicem ama şık görünen ve rahatsız ayakkabı giymek fikri beni çok rahatsız ediyor. Spor ayakkabı çok rahat lan, işe giderken motivasyon sebebi resmen.

Dişi Steve Jobs olsam camiada kabul görür müyüm sizce?
Var mı öneriniz?

Ekleme: Allah başka dert vermesin, evet.

Teşekkür ederim.
mor bembombom
(20.02.19)
günümüz modasında altına spor ayakkabı giyilemeyecek kıyafet yok neredeyse. tam olarak ne giydiğini yazmamışsın ama bence spor ayakkabıya devam. ayak sağlığı çok mühim, kahrolsun rahatsız ayakkabılar.


bxgx
(20.02.19)
Topuklu giymesen de oxford model giyebilirsin.


adidas stan smith tarzı beyaz sporlar düz elbiseye bile gidiyorlar. oxford tarzı şeyler de ara sıra giyilebilir. kumaş pantolonun altına ben de spor giyiyorum, kötü durmuyor. önemli olan doğru modeli ve rengi seçebilmek.


tabirimekruh
(20.02.19)
Her şeyin bir bedeli var ya malesef. Biz de bayılmıyoruz sabah kalk wax sür, pantolon kemer saat uydur, gömlek giy üstüne kazak giy ne bileyim blazer giy iç mekanda sıcaktan öl falan ama napıcan şık görünmenin bedeli de bu. O bedeli ödemek istemiyorsan eşofman skechers ayakkabı devam. Tercih meselesi.


Dar pantolon blazer spor ayakkabı
Mini siyah elbise babet
Blue jean stiletto
Bunların her türlü gideri var üç beş de aksesuar ekledin mi oldu bitti
Babaanne veya bankacı abla takımına gerek yok


photo85
(20.02.19)
Dip not : ceket giy ceket iyidir


photo85
(20.02.19)
Bir oxford ve bir beyaz spor ayakkabıyı dar paça veya havuç pantolonlarla, üstüne gömlek, bluz ceket veya hırka ile birleştirip çok güzel kombinler yapılabilir. Keşke home office çalışmasam da ben de giysem :)


curukturpkokusu
(21.02.19)
Ayağımda ve kalçamda sorun var, kısa toplantılar haricinde maalesef artık stilettolar benim için hayal. Ama hafif kalın topuklu, oxford tipi ayakkabılar candır. stansmith'ler yazlık elbise altına iyi gider. Kışın az topuklu bot bütün pantolonların altında klas durur.


SiyamkedisiZorro
(21.02.19)
Topuklu ayakkabi giymek zorunda degilsin.
Tabani ortopedik olan klasik ayakkabi modellerinden al.


chitosan
(21.02.19)
(bkz: zara) (bkz: mango)


fragile lady
(21.02.19)
2-3 tane ayakkabı mağazası gezsen zaten aradığın modeli bulursun. smart casual giyim için genelde kulanılan tipler belli. kanvas pantolon+ ceket altına yarı klasik taban ıyumuşak ayakkabı yada kot pantolon+blazer ceket altına abartı olmayan spor ayakkabı olabilir mesela. inci hotç gibi mağazalara bak bence.


sarlatan
(21.02.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.